BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Anap sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Anap sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Nisan 2019 Pazartesi

Bu hayalet milliyetçiler hangi fabrikada üretiliyor?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ









Bu isimlerin tamamı bu seçimlerde oyunu CHP’ye vermiş ve
CHP’nin başarısı için çalışmış kişiler… Hepsinin ortak özelliği MHP’de siyasete başlaması ve daha sonra parti parti gezmeleridir. Bu öyle sıradan bir gezme değil, pervaneyi bunlarla yarıştırsan pervane bunların hızına erişemez. Bu isimler içinde biri televizyonda konuşsa, gazete ve dergide yazı yazsa yahut bir röportaj verse direkt diğer dördü gözümün önüne gelir. Hep de kendi kendime sorarım. ‘Acaba bunlar bir fabrikada tek tip özel mi üretildiler?’ diye… Önce MHP’ye sızdırılmışlar, sonra hepsi Türkeş düşmanı olmuş ve ömürlerinin büyük bölümünü MHP düşmanı olarak geçirmişlerdir. Bunları tek yahut toplu gördüğümde aklımdaki oluşan kanaat budur. “Yanlış düşünüyorsun” diyen de varsa buyursun bu konuda atomu parçalamaktan daha zor bir işe girişsin…

Hepsinin ortada “kutsanmış ağabey” gibi dolaşmasını sağlayan da MHP’de kazandıkları eski kimliklerdir. Aslında bunların ideolojisi, siyasi kimlikleri bir hayaletten ibarettir. Parti parti gezen adamın bir ideolojisi, kimliği mi olur? Sadi Somuncuoğlu: MHP, ANAP, MHP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Namık Kemal Zeybek: MHP, ANAP, DYP, MHP, DP, BBP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Yaşar Okuyan: MHP, Anavatan, DYP, MHP, Hürriyet ve Değişim Partisi, Halkın Yükselişi Partisi, Vatan Partisi, CHP Agâh Oktay Güner: MHP, ANAP, DYP, Doğu Perinçek yanaşması, #İP, CHP Yılma Durak: MHP, ANAP, DYP, İP, CHP Hayatımızın son demlerinde “edebimizle, adabımızla oturalım” da demiyorlar. “Ne yaparız, ne ederiz de son nefesimizi MHP düşmanlığı yaparak veririz” diye çırpınıyorlar. Geçmişte “MHP ve Alparslan Türkeş düşmanlığı” bunları motive ediyordu, günümüzde de “MHP-Devlet Bahçeli düşmanlığı” motivasyonlarını sağlıyor. MHP’ye zarar verecek hangi oluşum varsa anında zehirli ot gibi orada yeşeriyorlar, Devlet Bahçeli düşmanlığı için de, o ne yaparsa tersini yaparak misyonlarını yerine getiriyorlar.
Bir zamanlar gördüğü düşmanlıklar yüzünden Başbuğ Türkeş’in bile “Sadi Somuncuoğlu’nu genel başkan yardımcısı yapan benim. Sadi Somuncuoğlu yanlış yoldadır” diye tarif ettiği Sadi Somuncuoğlu’nun düşünme sağlığı nasıl bir perişan haldeyse Yeniçağ gazetesinde “CHP-İP güzellemesi, MHP düşmanlığı yapacağım” diye “Ancak MHP’yi, Türkiye sıralamasında İYİ Partinin gerisine, 4. Sıraya düşmekten kurtaramadı.” gibi cümleler kurarak yine malum misyonunu sürdürmüştür. Oysa yağlama ve güzelleme yaparak şişirdiği İP isimli parti, Türkiye genelinde hiçbir Büyükşehir ve il belediyesi kazanamamış, toplamda 21 ilçe ve belde belediyesi kazanmış partidir. MHP ise 1 Büyükşehir, 10 il, 125 ilçe, 89 belde belediyesi kazanmış bir partidir. MHP İl Genel Meclisinde 1.976. 353 oyla % 18.81 oy oranıyla AKP’den sonra Türkiye’nin en yüksek oyu alan ikinci partisi iken, Sadi Somuncuoğlu’nun şişirmeye çalıştığı İP isimli parti 852.630 bin oyla % 8.12 oy oranıyla CHP’den sonra dördüncü partidir. Sadi Somuncuoğlu bu bilgileri vermeden aklınca kurnazlık yapıyor. MHP’nin başarısını gösteren asıl bu bilgidir.
“MHP 4. Sıraya düştü” diyen Sadi Somuncuoğlu’nun karakteri MHP düşmanlığı uğruna 80 yaşında yerlere düştükçe düşüyor. Sadi Somuncuoğlu’nun Başbuğ Türkeş’ten bugüne MHP düşmanlığı yapması huyudur. Sadi Somuncuoğlu’nun 6 Ekim 1992 tarihinde Tercüman’a verdiği demeçte; “Türkiye’nin en güçlü kadrolarına sahipken, bunların küçük bir kısmını çatısı altında bulundurabilmek. Sayıca üstün, vasıfça yüksek değerde olan milliyetçi kadroların bir araya gelemeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroların bir araya gelmeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroları, sırf kendileriyle beraber değil diye hain, satılmış, ajan gibi haksız, yakışıksız ve ağır sözlerle itham etmek. Suçlamadan, asılsız ithamda bulunmadan konuşamaz bir ruh halinde bulunmak. Yüzde 2.9’luk oy oranıyla #Türkiye’nin en küçük partisi olmak” cümleleriyle nasıl Başbuğ Türkeş düşmanlığı yaptığını hafızalarımız unutmadı. O günlerde Başbuğ Türkeş’e düşmanlık zemini hazırlamaya çalışan Sadi Somuncuoğlu’na cevabı MÇP Genel Sekreteri olan Sayın Devlet Bahçeli “MÇP’nin oyları 1989 yerel seçimlerinde 4.1’e çıkmıştır. Hali hazırda yüzde 7 ile 8 arasındadır. Somuncuoğlu ve arkadaşları mücadele azim ve kararlılığından yoksun kişilerdir.” cümlesiyle vermişti.
Yıl 2019 Sadi Somuncuoğlu yine aynı… Son nefesine kadar da öyle olacaktır. Sadi Somuncuoğlu ve diğerlerini üreten fabrikanın bir ürünü de Namık Kemal Zeybek isimli şahıstır. Onun ismini ne zaman duysam kusasım gelir. Böyle basit adamlar nasıl olur da ortada “kutsanmış ağabey” olarak dolaşır aklım almaz. O da Sadi Somuncuoğlu’ndan geri kalır mı? Seçim değerlendirmesinde “MHP diye bir parti kalmadı” demiş… %18.81 oy oranıyla il genel meclisinde Türkiye’nin ikinci partisi olmuş, toplamda 235 belediye kazanmış MHP’ye bunu diyen bir adamın sizce çalışan beyin hücresi kalmış mıdır?
Gerçi Namık Kemal Zeybek’in özelliği budur. 3 Temmuz 1988 günü “Pazar Sohbeti” adı altında Emin Çölaşan’la yapmış olduğu bir söyleşide de “MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı diye bakıyorum. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum.
MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir.” cümlesini de kuran aynı Namık Kemal Zeybek idi. 31 yıl önce bu cümleyi kurmuş, bugün o cümlesini tekrarlıyor. Dün Başbuğ #Türkeş zamanı MHP düşmanlığı yapıyordu, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli zamanı bu düşmanlığı sürdürüyor. Beynine ne yükledilerse 31 yıl geçse de değişen bir şey yok… Kamuoyuna bu tür açıklamalar yapıyor ama yüz yüze geldiğin vakitte çok değişik bir kimliğe bürünüyor. 2014 yılında Ankara kalesinde tesadüfen karşılaşıp, tanıştığım ve 15 dakikalık sohbetimizde bana “Devlet Bey milli her konuda haklı çıktı.
Biz onu anlayamadık. Bol bol selamlarımı götür” diyen de bu Namık Kemal Zeybek’ti. Bu sözlerinden sonra televizyon ve gazetelerde #MHP ve Sayın Devlet Bahçeli hakkında yine abuk sabuk açıklamalar yapmaya devam etti. Bakın tek tornadan çıkmış, aynı fabrika ürünü bu isimlere bir tanesi bile #CHP-PKK ittifakı hakkında bir kelime eleştiri yapamadılar. Yapamadıkları gibi hepsi oyunu CHP’ye verdi, CHP’ye çalıştı. Yaşar Okuyan ise bizzat CHP’ye katıldı.
Agâh Oktay Güner 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce “MHP’li akrabalarım HDP’ye oy verdi” diye MHP’nin niye HDP ile beraber hükümet kurmadığını sorguluyor ve saldırıyordu. Şimdi böyle bir adamdan CHP-PKK ittifakına yönelik tepki beklemek de elbette gereksizdir. Bunlar asla “kutsanmış ağabey” değil, ömürleri MHP, Başbuğ Türkeş ve Devlet Bahçeli düşmanlığıyla geçmiş elma kurtlarıdır. Sürekli kin, nefret, takıntı ve saplantıları sadece bu düşmanlıkları için diridir. Bunların milliyetçiliği hayalettir. Dün Başbuğ Türkeş’i beğenmiyorlardı, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin milliyetçiliğini, Ülkücülüğünü beğenmiyorlar. Ama PKK ile ittifak yapan, YPG avukatı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si başarılı olsun diye birbiriyle yarışıyorlar.
Bunları tek tip üreten fabrika bulunmalı ve imha edilmelidir. Aksi halde yine Sadi Somuncuoğlu, Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Agâh Oktay Güner, Yılma Durak gibi benzerlerinin üretilmesi demek Türk milliyetçileri içinde fitne, Ülkücü Hareket içinde fesat olacaktır. Biz bunların fitnesi, fesatı ve düşmanlıklarıyla uğraştık bizden sonraki Ülkücü nesilleri koruyalım bari… Hayalet milliyetçiler, hayalet avcılarından kaçamazsınız siciliniz ve arşiviniz ortadadır.

İktidar düşürmek için, vatan düşürmeye razı olanlar


31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrası bazı il ve ilçeler dışında neredeyse belediye başkanlarının büyük çoğunluğu mazbatasını alarak görevine başladı. İstanbul’da, bazı il ve ilçelerde ise itiraz odaklı yargı süreci devam ediyor. İlk defa bir yerel seçim, bu derece de terör örgütü pkk odaklı ve onun siyasi taşeronu HDP’nin gölgesinin düştüğü bir seçim olmuştur. Türk milletini bu konuda çok uyardık. Özellikle İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin, Antalya özelinde uyarı yazılarımızla tehlikelere dikkat çekmeye çalıştık. Ama sonuç itibarıyla bu illerde HDP ile ittifak yaparak sonuç elde eden CHP olmuştur. Bu illere yönelik “Biz yöneteceğiz” mesajını seçimlerden önce veren HDP, bu illerin belediyelerinde nasıl konumlandırılacak onu da zamanla göreceğiz.
Aslında bu seçimin özetini, merhum Necip Fazıl Kısakürek’in “Bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme pahasına, vatanı düşürmeye razıdır” sözü özetlemiştir. Şu an terör örgütü PKK’nın, teröristbaşı Öcalan’dan sonraki sözde önderi durumunda olan teröristbaşı Murat Karayılan seçimlerden önce “Türkiye’deki ‘demokrasi güçleri’ (CHP-SP-HDP-İP) demokratik kimseler, çevreler, sanatçılar, yazarlar Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı durmaları gerekiyor” açıklamasını yaparak; Cezaevindeki HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş “Sizi tarihin çöp sepetine göndermek için batıda CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz” açıklamasını yaparak; HDP Eş başkanı Sezai Temelli “Kürdistan’da kazanacağız. Batıda da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” ve “Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu seçilmişse bilecek ki HDP oylarıyla seçilmiştir. HDP’lileri yok sayarak, Kürtleri yok sayarak siyaset yapamaz” açıklamasını yaparak; PKK ve HDP’nin alacağı konumu göstermişti.
Kemal Kılıçdaroğlu da seçimlerden 3 ay önce Ahmet Türk ile gizlice buluşarak bu konumda kendi rolünü üstlenmişti. Sonradan deşifre olan görüşme için Ahmet Türk, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu biliyorsunuz, çok açık konuşmaz ama söylediklerimi onayladı. Karşı çıkışı olmadı. Yerel seçimlerde doğru adaylarla daha başarılı olunacağının kaçınılmaz olduğunu herkesin görmesi gerekir. Ortak bazı çözümler olması gerekir” açıklamasını yapmıştı. Bu kirli ittifakı ortaya seren daha o kadar örnek var ki, yaz yaz gazetenin sayfaları yetmez. Bu kirli iş birliği her yönüyle deşifre olduğu halde CHP, İP, SP hala inkâr etmeye çalışıyor. Bu ittifakı gizlemeden, saklamadan PKK’lılar, HDP’liler ve CHP’den Barış Yarkadaş çok net bir şekilde itiraf etmektedir.
Seçimlerden sonra CHP’li Barış Yarkadaş “Sağolsunlar CHP’ye Küçükçekmece’de 65 bin oy, Esenyurt’ta 106 bin oy vererek iki belediyeyi de kazanmamızı sağladılar. Adana’da, Mersin’de, İstanbul’da ve Ankara’da bütün siyasi ayrımları bir kenara bırakarak iktidara da bir uyarıda bulundular. (...) Bu seçimlerin en etkili aktörlerinden birisi Selahattin Demirtaş’tır” açıklamasıyla; HDP Eş Başkanı Sezai Temelli “Batı’daki hedeflerimizde başarılı olduk” diyerek; kayyum atanarak görevden alınan HDP’li Batman Belediye Başkanı Sabri Özdemir “HDP olarak beş büyükşehire kayyum atadık. Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya, Adana” sosyal medya paylaşımıyla; HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de “Kobani düşmedi. İstanbul düştü düşecek” mesajıyla, HDP eski Eş Başkanı terörist Selahattin Demirtaş “Muhalefet bloğu bu seçimlerle birlikte demokratik bir seçeneği ete kemiğe büründürmeyi başardı” açıklamasıyla tavırlarını netleştirdiler ve CHP, İP, SP gibi siyasi dansözlük yapmadılar.
İlginçtir 16 Nisan referandumunda kendileri yanında “Hayır cephesinde” yer aldığı için “üst düzey yöneticileri hapiste olmasına rağmen HDP’ye” şeklinde teşekkür eden Kemal Kılıçdaroğlu seçimlerden bu yana yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen, CHP’ye İstanbul( belli değil) Ankara, Antalya, Adana, Mersin, Hatay gibi illeri kazandırmasına rağmen hala HDP’ye teşekkür etmedi. Biliyorsunuz sinsi bir siyasetçi olan Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ile ittifak kurma tezgâhını 2014 tarihinde de denemişti. Bunu da şu an cezaevinde bulunan HDP’li Sırrı Süreyya Önder, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bizi destekleyin ama kimse görmesin kamuya açık olmasın, bu bize zarar verir” dediğini söyleyerek zaten yıllar önce deşifre etmişti. Velhasıl “Mustafa Kemal’in askerleri” olarak yanlış bildikleriniz yıllar önce “Öcalan’ın siyasi militanları” haline dönüşmüştür. Bu konu gerçekten çok uzun değerlendirilecek bir konudur. Yaz yaz bitiremeyiz. Ama çok açık ve net olarak 2014 yılından bugüne CHP’nin terör örgütü PKK güdümüne girdiği, içine HDP’nin kaçtığı tartışılmaz bir gerçektir. Gelelim asıl konumuza… Kendisine Türk milliyetçisi, ülkücü, eski MHP’li diyen, MHP’nin milliyetçiliğini, ülkücülüğünü beğenmeyerek ayrılanlar böyle bir CHP’nin güdümüne nasıl girmiştir? HDP, Kandil’den ve cezaevinden aldıkları talimatla oylarını CHP’ye akıtarak tavizsiz bir duruş sergilerken, Meral Akşener’in adı İYİ olan ama kötü projelerin taşeronu partisinin Genel Sekreteri Cihan Paçacı seçim sonuçlarını değerlendirirken diyor ki: “CHP’ye ilk kez sağdan oy akışı sağladık.”
Yani PKK’nın siyasi taşeronu HDP ile ittifak yapan CHP’ye oy akışı sağladığını söyleyerek bununla övünen ve HDP’li Sezai Temelli’nin “Kürdistan’da kazanacağız. Batı’da da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” sözüne omuz veren eski bir DYP’li, eski MHP’li yeni İP’li... Utanmıyorlar, yüzleri kızarmıyor… Bir tane il belediyesi kazanamadılar ama AKP ve MHP’ye kaybettirmekle övünüyorlar. Gerçi kazanmalarının önündeki engeli “Partimizin sarı güneş amblemi siyah göründü. Vatandaş gitmiş, siyah güneşin altına değil de üstüne mühür basmış” açıklamasıyla komedyen üretkenlikle izah yapıyorlar. Terör örgütünün güdümündeki HDP ile aynı hedefte, aynı partiye oy toplamakla görevlendirilmiş bu İP’in gerçek yüzü budur. Bu yüzü tanıyan herkes, tanımayanlara anlatsın…
HDP’lilerin, PKK’lıların bayram havası estirdiği bazı büyükşehir belediyelerinin CHP’ye geçmesi demek, HDP’nin buralarda hücre evi oluşturacağının ön sinyalidir. Zaten seçimlerden önce bunu da çok açık herkese duyurdular. Bu İP’çilerde işte buna garsonluk yapmıştır. Ölmek ve öldürmek için kurulmuş bir terör örgütünün kurduğu bir parti olan HDP neyin karşılığında CHP’ye kendini adak etti? Önümüzdeki günlerde bunun kokusu her boyutuyla ortaya çıkacaktır. HDP’nin gücünü arttırmak için elimden gelen desteği vereceğim” diyen Tunç Soyer İzmir’de ne yapacak? “İttifakımızda HDP de var” diyen Ekrem İmamoğlu (eğer kazanırsa) İstanbul’da ne yapacak?

“Ajans izin verirse HDP ile görüşürüm” diyerek yola koyulan, HDP’nin tehdidi karşısında anında “Dilim sürçtü” duruşuna geçen Mansur Yavaş Ankara’da ne yapacaktır? Ne yapacaklar, hepsi HDP’ye diyet ödeyecektir… PKK’nın en büyük şansı ve umudu Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kemal Kılıçdaroğlu diyetini ödeyecek kadar gönlü geniştir, HDP de CHP’den diyetini alacak kadar CHP’nin içine girmiştir.

24 Ekim 2017 Salı

AKŞENER'İN PARTİSİNDE ÜLKÜCÜLERE YER YOK

Yeni partide ülkücüler OUT, solcular, Sorosçular, siyasi atıklar İN: "Değişim dedik, nerelere geldik?"Ülkücü bir parti kurmayacaklarını açıklayan Akşener’in yeni partisi, taşıyıcı kolon olacakları söylenen ve çantada keklik gibi gördükleri ülkücülerden de ilişkisini kesiyor. Akşener’i destekleyen ülkücüler soruyor: “Değişim dedik, nerelere geldik?”

Meral Akşener’in yeni partisi 25 Ekim’de Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde kuruluşunu ilan edecek. MHP’den ihraç edilenlerin başlattığı “hareket”, Akşener’in başkanlığında siyasi hayatına ilk adımını atacak.MHP Genel Başkanlığı’na adaylığını koyan ancak, MHP’den ihraç veya istifa ederek yeni bir parti kurma girişimini başlatan Meral Akşener “yeni oluşumu” yarın kuruluşunu ilan edecek.

ÜLKÜCÜLERE YER YOK
Akşener’in partisine kurucu olacağı açıklanan isimlere bakıldığında Ümit Özdağ’ın “ülkücü bir parti kurmuyoruz” sözünün gerçekten anlamını bulduğu görülüyor.Akşener’in yeni partisinde siyaset yapacağını ilan edilenlerinden bazıları şöyle:Aytun Çıray, CHP İzmir Milletvekili, DYP Kökenli, 15 Temmuz’dan sonra kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu Üyesi.Taylan Yıldız, Google’ın reklam pazarlama müdürü, Kardeş Türkülerin darbukacısı “dahi” Türk. Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığında Obama gibi tanıtım hazırlamaya çalışmış.Onur Aydın, solcu gömleğini çıkarmayan yönetmen. Akşener’in partisinin kurucularından.Ömer Kayır, ANAP döneminde Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, 28 Şubat sürecinde Başbakanlık Takip Kurulu'nda önemli görevler üstlenmiş. Halen Başbakanlık Müşavirliği gibi kızak bir kadroda görev yapan Kayır, bugün Meral Akşener’in yeni partisinin programını hazırlayan ekibin başında.Yaşar Yazıcıoğlu, ANAP döneminde Başbakanlık Müsteşarı, Hurşit Tolon’un Ankara koordinatörü, Abdurrahim Karslı’nın Genel Başkanlığını yaptığı Merkez Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı.Suat Çağlayan, Siyasi ömrünü tamamlamış DSP’nin eski Bakanı.Aydın Tümen, DSP’nin bakanı, Abdurrahim Karslı’nın Genel Başkanlığını yaptığı Merkez Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı.Murat İde, eski tüfek solcu, MHP’nin kanalı olan Bengü Türk’ün eski genel yayın yönetmeni. Şimdi ise Meral Akşener’in basın danışmanı.Ayfer Yılmaz, İktisatçı 21. Dönem'de DYP'den İçel Milletvekili seçildi. Yılmaz, 53 ve 54. hükümette devlet bakanı olarak görev yaptı.Ahad Andican, tıp doktoru, 20 ve 21. dönemde ANAP'tan İstanbul Milletvekili 1997-1999 yılları arasında da devlet bakanı olarak görev yaptı.
MÜCADELEYE DEĞİL CV’YE BAKIYORLAR
Meral Akşener’in yeni partisine katılmak için Türkiye’nin pek çok yerinde çok sayıda kişi MHP’den istifa etti. Ancak, partinin kurucular kurulunda ve yönetiminde istifa eden ve destek veren ülkücülere pek yer bırakılmadığı hemen göze çarpıyor. Siyaseten tasfiye olmuş, ismi namı unutulmuş pek çok isim Akşener’in yeni partisinde “merkeze” geliyoruz söylemiyle yer buluyor.MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin CV düşkünlüğünün yeni partiye de sirayet ettiği görülüyor. Ülkücüler, sokakta, üniversitede hayatın her alanında verdikleri mücadele ile “sicili bozulurken”, etliye sütlüye karışmayan baba parasıyla yurt dışında okuyan, sicili temiz olanların CV’leri baba kontenjanından yeni partinin kadrolarını dolduruyor.
ÜLKÜCÜLERDEN “PARLAK ÇOCUK” ÇIKMIYOR
MHP’de ve ocaklarda mücadele vermiş bugün Akşener’i “değişim” sloganıyla destekleyen pek çok ülkücü şu soruyu soruyor:“Bizler okullarda, sokaklarda, hayatın içinde Türk Milliyetçiliği için mücadele verdik. Sicilimizi inandığımız, ömrümüzü verdiğimiz davamız için bozduk. Mesela, Dün Dil Tarih Fakültesinde 150 tane PKK’lıya 8 ülkücü ile okulu dar ettik. Bu 8 ülkücünün hakkını, hukukunu bugün kim savunacak? Gençler yeni partiye dolacak diyorlar ama partiye doldurdukları etliye sütlüye karışmamış, CV’leri dolu ‘parlak’ çocuklar. Ne yapalım, biz ülkücülerden ‘parlak’ çocuk çıkmıyor işte.
”“DEĞİŞİM DEDİK NEREYE GELDİK?”
MHP’de değişim adıyla yola çıkan, Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyenler bugün kuracakları yeni partiyi “merkeze” konumlandırırken, Türk Milliyetçiliğini de “vatanseverlik” sloganına indirmiş durumdalar. Vatanseverlik, Türkiye’nin siyaset üstü kavramı ve ortak bileşkesi iken, siyasi bir kimliğe büründürmenin vereceği tahribatı görmezden gelmek mümkün değil. Bugün merkeze gelmek için Türk Milliyetçiliğinden vazgeçenlerin yarın hedeflerine ulaşmak için vatanseverlik kavramını da gündemlerinden çıkartmayacaklarının garantisi var mı?Hayatında hiçbir bedel ödememiş, altlarında arabaları, sırtlarında evleri, ceplerinde paralarından başka yükü olmayanların; Türk Milliyetçilerini ve ülkücüleri, bostanında karpuz gibi görmelerine oluşan tepki giderek büyüyor. Akşener’in “değişim” sloganıyla peşine düşen birçok ülkücü, tepkilerini ortaya koymaya başladı. Facebook ve Twitter gibi sanalda yapılan paylaşımlara bakıldığında artan rahatsızlık çok net şekilde görülüyor. Akşener’i destekleyen ülkücüler artık açıkça soruyor: “Değişim dedik nereye geldik?”Ancak, bu çıkışlar şimdilik bir ortak tepkiye de dönüşmemiş durumda. Bunun en önemli nedeni ise, "ülkücü kimliklerine" güvendikleri kişilerin Akşener’in yeni partisinin kuruluşunun öncesinde ortalarda gözükmemesi. Akşener’e ümit bağlayan ülkücü tabanda, yaşanan bu sahipsizliğin sonuçlarının yeni partinin kuruluşunun ardından büyük bir tepkiye dönüşeceği çok kesin.
SİYASİ ATIKLARLA “UMUT” OLMAK
Görülen o ki, Türk Milliyetçilerinin ve ülkücülerin büyük umutlarla başlattığı “değişim” hareketi bugün Meral Akşener’in liderliğinde çok farklı bir kulvara savrulmuş durumda.Siyasi atıklarla ülkenin geleceğinde söz sahibi olması da oldukça zor gözüküyor. Türkiye’nin gerçeklerinden uzak, "hazırlanmış" veya "servis" edilmiş "paket" programlarla siyaset yapmak, Türk Milletine yeni bir ufuk açmak mümkün değil.Sonuç olarak, Akşener’in yeni partisi de girdiği yeni kulvarda "vazifesini" tamamlayıp, siyasi partiler mezarlığında yerini şimdiden garantilemiş.Bugün eleştirilere, değerlendirmelere kızan, köpürenler yarın ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaklar.

Meral Akşener'den HDP bombası!

Meral Akşener ve yeni partisi gündemden düşmüyor. Akşener'le ilgili bugün ilginç bir iddia ortaya atıldı. CHP'den bir milletvekili transfer eden Akşener'in bu kez HDP için hamle yapmaya hazırlandığı konuşuluyor. Meral Akşener ise yarın partisinin kuruluşunu ve adını duyuracak. Peki Akşener'in görüştüğü sürpriz isim kim?
Meral Akşener'in ekibinden etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştüğü iddia edildi.
Meral Akşener ekibi yeni partinin kuruluş hazırlıklarını yaparken HDP ile de temasa geçti. Yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü.

HDP'DE SİYASET YAPAN KÜRT SİYASETÇİYLE GÖRÜŞÜYOR

Akşener ekibinin görüş alışverişi yaptığı isimlerin içinde içinde Kürt 
siyasetinde yer almış öne çıkan bazı isimler de yer aldı. Kulislere göre yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü.

HDP'Lİ SİYASETÇİNİN CEVABI NE OLDU?

Görüşmenin yeni partiye bir davet olmadığının altı çizilirken bölgedeki gelişmeler ve kurulacak partiyle ilgili görüş alışverişi yapıldığı kaydedildi. HDP'li siyasetçinin detaylı bir değerlendirme için partinin programının ortaya çıkması gerektiği görüşünü ilettiği öğrenildi.

8 Şubat 2018 Perşembe

Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Türk milleti yeni destanlar yazmaya devam ediyor. Türk tarihinde 7 düvele meydan okumuş milletimiz bugün de 7 düvele meydan okumaktadır.

Ülkücüler enerji kaynaklarını Türk tarihinden alır. Ülkücülerin kaynakları türk tarihidir. Türk islam tarihine bakarak geleceği okurlar. Türk tarihinde yaşanan iyi kötü halleri tecrübelerle sabitleyerek günümüzün Türk dünyasında neler olması gerektiğini ve nasıl olması icap ettiğini ortaya koyarlar.

45 numaralı ayakkabısı ya dar gelmiş ya da bol

Türk Milletinin hassasiyetlerini, istek arzu ve hayallerini en iyi okuyan ülkücülerdir. Türk milletinin istek arzu ve hayallerine göre kurulan sistemler çalışmaz, öngörüler yürümez, düşünceler cılız kalır ve çürür gider. Düne kadar milletin taleplerine, istek arzu ve düşüncelerine göre hareket edemeyen hükümetlerin projeleri ortaya koydukları sistem veya düşünceleri hep cılız kalmış ve yürümemiştir.alemin 45 numaralı ayakkabısı ya dar gelmiş ya da bol. Milli meziyetleri ortaya çıkarmayan ve milli unsurlarla birlikte hareket etmeyen her aksiyor ölmeye ve çürümeye mahkum olmuştur.

MHP'nin Hakkı İnkar Edilemez

Özellikle 15 Temmuz sonrasında bu konu daha iyi anlaşılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin 15 Temmuz'da darbecilere karşı tutumu ve 15 Temmuz sonrasında ortaya koyduğu tavır tüm milletimiz tarafından taktir toplamıştır. Birlik ve beraberlikten taviz vermeyen ülkücülerin partisi MHP, siyasi olarak sergilediği tavırla da Türkiye'nin birliği ve beraberliği konusunda ne kadar duyarlı olduğunu göstermiştir. özellikle MHP'nin terör ve dış politikadaki kararlı duruşu sayesinde Türk tarihinde önemli bir kariyer oluşturmuştur. Seçilmiş hükümet ve seçilmiş Cumhurbaşkanı ile Türk Milletinin menfaatine olan müştereklerde bir ve beraber hareket ederek Türkiye'nin çıkmaz sokaklara girmesine müsade etmemişlerdir. Bu anlamda da Milliyetçi hareket Partisi'nin hakkı inkar edilemez.

Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Gerçekten Türk milleti yeni destanlar yazıyor. Türk tarihinde 7 düvele meydan okumuş milletimiz bugün de 7 düvele meydan okumaya devam ediyor. dış ve iç düşmanların bütün gayretine rağmen Türk varlığı kendini en net şekilde gösteriyor. Ülkücülerin yıllar öncesinde vurguladığı ve altını kalın bir şekilde çizdiği kızılelma ve Turan Türk dünyasına müjdeler veriyor. Evet, Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Meral Akşener’den sürpriz transferler

İYİ Parti sürpriz transferler yaptı. Ülkücü camia içinde ‘’Doğu’nun Başbuğ’u’’ olarak tanınan ve yıllardır MHP hareketi içinde yer alan Yılma Durak ile, MHP’li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, 1 Mart tezkeresi öncesi Kuzey Irak'a yapılacak harekâtın komutanı Emekli Tümgeneral ve MHP eski Milletvekili Erdal Sipahi İYİ Parti’ye katıldı.

İYİ Parti sürpriz transferler yaptı. Ülkücü camia içinde ‘’Doğu’nun Başbuğ’u’’ olarak tanınan ve yıllardır MHP hareketi içinde yer alan Yılma Durak ile, MHP’li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, 1 Mart tezkeresi öncesi Kuzey Irak'a yapılacak harekâtın komutanı Emekli Tümgeneral ve MHP eski Milletvekili Erdal Sipahi İYİ Parti’ye katıldı.
İYİ Parti Merkez Danışma Kurulu üyeliğine getirilen Yılma Durak, 1961-1962 yıllarında Osman Bölükbaşı'nın Genel Başkanı olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde Gençlik Kolları başkanlığı yapmış, daha sonra da MHP'de ülkücü teşkilatları kurmuştu. Alparslan Türkeş ile beraber Türk-İslam Araştırmaları Vakfını da kuran Durak, halen bazı vakıf ve derneklerin de yönetimde bulunuyor.

SİPAHİ PAŞA DA GİRDİ

İYİ Partiye katılanlar arasında MHP İzmir eski Milletvekili ve Emekli Tümgeneral Erdal Sipahi de bulunuyor. Sipahi, 1 Mart 2003 tezkeresi öncesi Kuzey Irak’a harekât yapacak kuvvetlerin komutanı olarak görevlendirilmişti. Sipahi de partinin Merkez Danışma Kurulu üyesi oldu.
İYİ Parti üyesi olan ve Merkez Danışma Kurulunda görev alanlar arasında MHP'li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, Enerji Bakanlığı eski Müsteşarı Ahmet Gökçen, Ülkü Ocaklarının ilk Genel Başkanı Aytekin Yıldırım ve Turizm Bakanlığı eski Müsteşarı Haluk Akar da bulunuyor.
Ayrıca, ANAP eski Milletvekilleri Mehmet Kocabaş, Necati Güllülü, Yaşar Dedelek ve Beyhan Aslan, MHP eski Milletvekilleri Mümin İnan, Şaban Kardeş, Mehmet Serdaroğlu ve Cemalettin Şimşek, Cumhuriyet Kadınları Güzelbahçe Başkanı Mesude Öney, DYP eski milletvekili ve TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu, DSP eski Milletvekili Boray Baycık da İYİ Parti'ye geçti.

Bu Haberi okuyunca Küçük Bir Araştırma yaptım;




Doğunun Başbuğu cemaati övdü
13 Şubat 2014 Perşembe günü YILMA DURAK'ın açıklamaları

Doğu'nun başbuğu' olarak bilinen Yılma Durak, ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, yargı, emniyet ve medyaya yapılan müdahalelerin Türkiye'nin itibarını yok ettiğini ifade etti.

Doğu'nun başbuğu' olarak bilinen Yılma Durak, ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, yargı, emniyet ve medyaya yapılan müdahalelerin Türkiye'nin itibarını yok ettiğini ifade etti.
12 Eylül darbesinde ağır işkence gören insanlardan biri olan Erzurumlu Yılma Durak, "Devletin çivisi çıktı. Ne hak, ne adalet, ne hukuk kalmıştır. Şimdi kendilerine hizmet etmeyen, haksızlıklarını örtmeyen savcıları alaşağı ediyorlar. Haksızlık ve yanlışlıklarını örtmeyen, 'bu yanlışı yapma' diyen polisleri top yekün yok ediyorlar." dedi.
Yılma Durak, Fethullah Gülen Hocaefendi ile öncülük ettiği Hizmet’in, Başbakan Erdoğan tarafından hedef alınmasını yakışıksız bulduğunu söyledi. Durak, yurt dışında Türkiye’yi en başarılı şekilde temsil eden Türk okullarına yardım etmek yerine, bunları büyükelçilerimiz aracılığıyla ihbar etmenin ise vatana ihanet olduğunu ifade etti.
Cihan Haber Ajansı muhabirinin sorularını cevaplayan Yılma Durak, kendisi de bir Erzurumlu olan İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın, Erzurumlu Hocaefendi’yi hedef alan yaptığı konuşmasının kendisini çok üzdüğünü ifade etti. Efkan Ala ve ailesini yakından tanıdığını ifade eden Durak, "Makamların tarif ettiği insanlardır bunlar, emin olun. Bunlar makamları değil, makamlar bu insanları tarif ediyor.
Hocaefendi ile çok eskiden beri tanıştıklarını dile getiren Durak, aralarında bir veya iki yaş farkı bulunduğunu, aynı muhitte, aynı kültür muhitinde yetiştiklerini ifade etti. Hiç kimsenin belki tahammül edemeyeceği bir hayatın içerisinde okuduğunu, seviye kazandığını, hayatını, inançları doğrultusunda tanzim eden nadide inanlardan bir tanesidir olduğunu söyledi.

AH BE YILMA DURAK AH

(Hepimizin içinde birikip de söyleyemediklerimizi söylemeye çalıştık. Sakın ola ki hadsizlikle, edepsizlikle suçlamaya kalkmayın. Sindire sindire okuyun, düşünün, yorumlayın… Kimsenin adamı olmadık, Hareket’in adamı olduğumuza göre gerisine razıyız… Başbuğ’umun kutlu davası için…)

Türk milliyetçilerinin ve Ülkücü Hareket’in Başbuğ’u Alparslan Türkeş’tir.
Partinin başındaki, Ülkücü Hareket’in siyasi kuruluşunun Genel Başkanı’dır.
Siyasi hareketin lideridir.
Nereden çıkıyor bu “Doğunun Başbuğu” lakabı?
Nereden çıkıyor bu “Taşmedreseliler” etiketi?
Nereden çıkıyor bu eski “Ocak Başkanı”, eski “Bakan”, eski “reis” ünvanları?
Nereden çıkıyor bu mafya bozuntularına “Ülkücü abi” madalyası?
Nedir bu falanın oğlu, filanın kızı, falancanın damadı mirasları?
Nedir bu sanatçı maskeli, omuzlarına basa basa “ülkücü hissiyatı”nı konser rantına çeviren “ozan” savrulması?
Ülkücülüğü rant elde edilen “meslek” mi bellediniz mübarekler?
Ülkücünün seçtiği adam, bir daha dönüp yüzümüze bakmazken, ikbal söz konusu olunca takındığı el ayak öpen ikiyüzlülük nedir?
Seçim dışında bir kere parti binasına çıkmamış, bir paket çay, kahve alıp ikram etmemiş, üzerinde taşıdığı siyasi etiketin kaymağını yemeğe alışık tipler nedir?
Başbuğ Türkeş, bir kere “Ben sizin için hapis yattım, hakkım olanı isterim” dedi mi ağalar?
Yanlıştan emsal olmaz, gençlere kötü örnek oluyorsunuz…
Ülkücü gençliği Ocaklar yerine ağabeylerin tekkelerine yönlendirenler utanın!
Allah’tan korkun, yağlı urganlarda şehadete ermiş yiğitlerden utanın…
Yeter artık, yeter!
“Ülkücü” olmak için ille çile mi çekecek bu çocuklar, bu millet?
Ülkücü olmak için ille hapis mi yatacak bu gençler?
Oy toplamak için cemaat-tarikat tuzaklarında parça pinçik olup Türklüğünü mü unutacak bu gençler?
Bıktık bu asimetrik propaganda yapan medyada eskilerin boy göstermesinden…
Bıktık bu MHP’ye akıl vermeye kalkan İsrail devşirmesi ayrık otlarından…
Bıktık bu din simsarı ve havuz yosması medyanın uyduruk ve algı operasyonu yapan yayınlarından…
Ve siz ey Ülkücü Hareket…
Ve siz Atatürkçü, Türk milliyetçisi Başbuğ’un askerleri…
MHP, bizim siyasi kuruluşumuz…
MHP bizim evimiz…
Her evde hır-gür olur…

Evin halleri sokakta konuşulmaz…
Siz nasıl bir ailesiniz ki, iç meselelerinizi MHP’yi kumpasa almış medyada çarşaf çarşaf ortalığa döküyorsunuz?
Hadi mahkemelik olduk, kardeş kavgasına düştük, bari sokağa düşürmeyin Başbuğ Alparslan Türkeş’in davasını?
Ve sen Yılma Durak…
Kendine “Doğunun Başbuğu” dedirten Durak… “Ülkücü Hareketin öncülerinden” denilen Durak…
Başbuğ’un partisini değişime, dönüşüme sokan medyada nedir bu hallerin?
Medyatik olmak çok mu hoşuna gidiyor Yılma Bey?
Değer mi?
Hatıraları zehirleme… Kirletme Türkeş’in anılarını… Yapma, MHP’ye “baş” tayin etmeye kalkma!
Azıcık düşünün ağalar… Bu kimliksiz medya, aylardır MHP’yi neden konuşturuyor, neden 1 Kasım’dan beri lider kavgasına tutuşturuyor, hayra yorabilir misiniz?
Sermayenin, Türklük husumetli iktidar ve cemaatin bu MHP sevdası nereden hortladı Allah aşkına?
Ve siz bir soru:
Gerçekten bu çevreler MHP’yi iktidar yapabilir mi?
Ablalarını genel başkan yapsalar, MHP’ye Türk milliyetçileri dışında DYP’li, ANAP’lı, CHP’li, cemaatçi çevrelerin oy vereceğine gerçekten inanıyor musunuz?
Hadi iktidar oldular, bu partinin paradigma değişikliğinden sonra ayakta kalacağını ve sonraki seçimde darmadağınık olacağını da düşünüyor musunuz?
Yeter artık…
Bir susun… Çekilin kenara… 47 yıldır konuşuyorsunuz, bir susun…
Mevcut şartlarda ölüsü bile iktidar ümidi olan MHP’nin silkinememe sebeplerinden biri sizlersiniz…
Alıştığınız gibi hep önde, söz sahibi ve eli öpülen olsun istiyorsunuz, esirgediler mi?
İlçeyi, ili, genel merkezi şekillendirirken dediğiniz olsun istiyorsunuz, dinlemediler mi?
“İkinci bahar”ınızı yaşadığınız bir devirde…
Üstelik Başbuğ Türkeş’in kemiklerini sızlatırcasına…
Ülkücü Hareket, geçmişin kahramanlarının egemenliğinden kurtulmadıkça, birilerinin efsanelerinden sıyrılmadıkça ileriye bakamayacak…
Dün Yılma Durak, CNN Türk’te Sakallı’nın programında, Cemal Enginyurt ile laf yarışına giriyor…
Ah Yılma bey ah… Ne işin var orada…
Eskiliğine, hapis yatmışlığına, Başbuğ’u tanımış olmana sığınıp Meralcilik yapmaya kalkacak ne vardı? Susamadın, propagandaya soyundun, yakıştı mı?
“Bedel ödedik” deyip duruyordun, bunun için miydi ödediğin bedel?
Mustafa ÖNDER

Mustafa Öndermustafa125@asikurtlar.com

8 Şubat 2019 Cuma

MHP siyasette yarım asrı devirdi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor.



Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor. 1969 yılının 8-9 Şubat tarihlerinde Adana'da yapılan büyük kurultayla Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CMKP) olan adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştiren parti, amblemini "üç hilal" olarak seçti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, MHP'nin kuruluşunun 50. yıl dönümüne ilişkin TDP  muhabirinin sorularını yanıtladı.

MHP 50 YAŞINDA FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN

Yalçın, MHP'nin tarihinde özel bir yeri olduğunu için 50. yılı Adana'da kutlayacaklarını belirterek, "50. yılımızı hem Adana'nın bu hususi mevkisine hem de MHP'nin 50 yıllık kutlu beka, bağımsızlık, hürriyet, demokrasi mücadelesine yaraşır bir şekilde kutlamak istiyoruz. Bir bakıma Adana'da 1969'un ihtişamlı, heyecanlı ve coşkulu atmosferine geri dönmüş olacağız." ifadesini kullandı.


"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ VATAN HAİNLERİYLE AYNI KEFEYE KONULDU"


Yalçın, MHP için bu 50 yıllık sürede Türk siyasetinde yaşanan gelişmeler çerçevesinde en zor olayın 12 Eylül olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu süre zarfında MHP'nin geçtiği en önemli dönemeç 12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasıdır. 

Milliyetçi ülkücü hareket 12 Eylül öncesinde Türkiye'yi uydulaştırmayı ve hür dünyadan koparmayı amaçlayan komünist ve ayrılıkçı saldırıların odağındayken, her gün birkaçı şehit edilen ülküdaşlarımız ve parti mensuplarımızın mazlum ve mağdur addedilmesi gerekirken kıyamet MHP'nin başına koptu. 

Kurucu Genel Başkanımız Alparslan Türkeş dahil, MHP'nin ve ülkücü kuruluşların yöneticileri bir ihanet şebekesiymiş gibi toplanıp hapishanelere, zindanlara atıldı. Ülkesi uğruna canını vermekten kaçınmayan Türk milliyetçileri, vatan hainleriyle aynı kefeye konuldu."
Bir "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası" ihdas edilerek ülkücülerin yargılandığını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Kimi idama kimi de yıllarca hapse mahkum edildi. 

Ülküdaşlarımız daha mahkum edilmeden en ağır işkencelere ve gaddarlıklara maruz kaldı. 12 Eylül öncesinin bütün hastalık ve problemlerinin hesabı bizden soruldu. Partimiz ve ülkücü kuruluşlar darmadağın edildi. 

Kısacası hepimizin iliklerimize kadar hissettiği 12 Eylül sonrası bizim için tam bir fetret dönemiydi. Bedeli camiamız için çok ağır olsa da bu menhus dönemi atlattık ama hepimiz çok acılar çektik, mağduriyetler yaşadık. Ben de o çileli günlerin yakın şahitlerinden ve fetreti yaşayanlardan biri olarak birkaç kez hapse girdim."


MHP'NİN KURULUŞU


Adana'da 8-9 Şubat 1969'da yapılan CKMP kurultayında partinin adı MHP oldu, genel başkanlığa Alparslan Türkeş getirildi. Kurultaydan sonra toplanan ilk genel idare kurulunda da partinin ambleminin "üç hilal" olması kararlaştırıldı. 

MHP'nin Gençlik Kolları (Ülkü Ocakları) için de "hilal içinde kurt" amblemi benimsendi.
12 Ekim 1969 seçimlerinde yüzde 3 oy alan MHP, oyunu artırmış olmasına rağmen milli bakiye sistemi kalktığı, yerine nispi temsil sistemi getirildiği için sadece kurucu lider Alparslan Türkeş'i Adana'dan milletvekili çıkardı.

14 Ekim 1973 seçiminde yüzde 3,4 oy alarak 3 milletvekili kazanan MHP, Süleyman Demirel'in başbakanlığında kurulan birinci Milliyetçi Cephe (MC) hükümetine 2 bakanlık alarak dahil oldu. Bu hükümette Alparslan Türkeş Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı, Mustafa Kemal Erkovan ise Devlet Bakanı oldu.
MHP, 5 Haziran 1977 seçimlerinde yüzde 6,4 oy alarak 16 milletvekili çıkardı ve yine Süleyman Demirel'in başbakanlığında ikinci MC hükümetinde 5 bakanlık aldı. Türkeş yine Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı oldu.


12 EYLÜL SÜRECİ


12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatılan MHP çizgisi, 1983 yılında yeni siyasal partiler kurulmasına izin verilince Mehmet Pamak tarafından kurulan Muhafazakar Parti tarafından temsil edildi. Bu parti 1985'de adını Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) olarak değiştirdi. 

1987 referandumundan sonra Türkeş'in siyasi yasağı kalkınca, MHP'nin kurucu lideri, MÇP Genel Başkanı oldu. MÇP'nin 24 Ocak 1993'teki Genel Kurulu'nda delegelerin oy birliği ile partinin adı yeniden MHP oldu ve genel başkanlığa tekrar Alparslan Türkeş seçildi.
Alparslan Türkeş'in 4 Nisan 1997'de vefat etmesinin ardından 6 Temmuz 1997’de yapılan olağanüstü kurultayda Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş ile Devlet Bahçeli arasında yapılan seçim yarışını Devlet Bahçeli kazandı ve MHP Genel Başkanlığına seçildi.


BAHÇELİ DÖNEMİ


Bahçeli genel başkanlığında MHP, 1999 genel seçimlerin yüzde 17,98 oy alarak DSP'nin ardından en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı. Kurulan DSP-ANAP-MHP koalisyonunda, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık alan MHP, ikinci büyük koalisyon ortağı oldu.

Bu dönemde Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit ile sorun yaşayan MHP, yine de koalisyonda uyumla çalıştı ancak yaşanan ekonomik kriz üzerine Dünya Bankası'ndaki görevinden ayrılarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş ile uyuşamadı.

Bu süreçte Bahçeli'nin "3 Kasım'da seçim" çıkışı ile Türkiye 2002'de seçime gitti. MHP'nin, bu seçimlerde oy oranı yüzde 8,3'e düştü ve parti Parlamentoya giremedi.
2007 genel seçimlerinde yüzde 14,29 oy alarak 71 milletvekilliği kazanan MHP, TBMM'de yeniden grup kurdu. MHP, 2011 genel seçimlerinde yüzde 14,27 oy alarak Mecliste 53 milletvekili, Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde 16,29 oy alarak 80 milletvekili ile temsil edildi. 


 MUHALİFLER HAREKETE GEÇTİ


MHP'nin, yüzde 11,94 oy alarak 40 milletvekili çıkardığı 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin ardından partide muhalif sesler yükselmeye başladı.
Bahçeli, 15 Kasım 2015'te seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere il başkanlarını Ankara'da topladı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada "birlik" mesajı verilmesine rağmen Sinan Oğan, Koray Aydın ve Meral Akşener, partide değişim istediklerini belirterek genel başkanlığa aday olduklarını açıkladı.

MHP tüzüğü, olağanüstü kongrelerde genel başkan seçimine izin vermediği için tüzük tadilatı kongresi düzenleyerek, arkasından genel başkan seçmek isteyen muhalifler, birlikte hareket ederek kayıtlı bin 232 delegeden imza toplamaya başladı.

Bahçeli ise parti içinden yükselen "olağanüstü kurultay taleplerini" reddederek, kurultayın 2018'de yapılacağını açıkladı.

Daha sonra yaşanan bir dizi hukuki süreç çerçevesinde, "Çağrı Heyeti"nin olağanüstü kongrenin yapılacağını duyurduğu tarih olan 15 Mayıs'ta, partililer Büyük Anadolu Oteli'ne gitmek üzere toplandı ancak polisin aldığı önlemler nedeniyle otele ulaşamadı.

Kongrenin yapılacağı otelin önüne Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ aynı araçla geldi. Hazırlanan ortak basın bildirisi eski MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından okundu.

Bahçeli, muhaliflerin bu girişimini "tarla kongresi" olarak nitelerken, Akşener'in başını çektiği muhaliflerin bir kısmı daha sonra İyi Parti'yi kurdu.


CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ekim 2016'daki grup toplantısında yaptığı "Başkanlık sistemi" çıkışıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 16 Nisan 2017'deki anasaya değişikliğine giden yolu açan isimlerden biri oldu. Türkiye, bu referandumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti.

MHP, 24 Haziran 2018'de erkene alınan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi'ne AK Parti ile kurduğu "Cumhur İttifakı" ile girdi. MHP bu seçimde yüzde 11,1 oy oranı ile 49 milletvekili çıkardı.





11 Ekim 2017 Çarşamba

Meral Akşener ve yeni kurulacak Parti taslağı

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER

Eğer becerebilirlerse Türk siyasetinde yeni bir parti daha yer alacak. Ama daha kurulmadan siyasi eğlence olmaya başladılar. İsmi, logosu, kurucuları, destekçileri, tüzüğü herşeyi tartışmalı başladı.
Onlar malzeme verdikçe bizde bu köşeden değerlendirmeye çalışıyoruz.
En son bombaları da kuracakları partinin program taslağı üzerinden olmuştur. Bursa'da bir çalıştay yaptılar ve o günlerde parti tüzüğü ve programı adı altında bir taslak haber sitelerine sızdırıldı. İlk yayınlayan haber sayfası da Oda Tv olmuştur. Oda Tv'yi biliyorsunuz Soner Yalçın gibi Doğu Perinçek yetiştirmelerinin kurduğu bir haber sayfasıdır. PKK'lı kimliğiyle bilinen Mahmut Alınak'ta Oda Tv'nin yazarları arasındadır. Oda Tv yazarları arasında yeralan bir başka isim DSP'nin eski bakanlarından Suat Çağlayan'da Meral Akşener'in kuracağı yeni partinin kurucular kurulunda yer aldı.
Yani Meral Akşener'e bu kadar yakın olan bir haber sayfası o taslağı yayınlamıştır. "Parti programımızda bu taslak olmayacak" diye inkâr etselerde, nihayetinde kendi bünyelerinde bulunan bazıları o düşüncelerini taslağa yansıttı. Aranızda bulunup, o taslağı hazırlayan kimdir?
En çok desteği CHP'lilerden, komünistlerden, devrimcilerden alıyorsunuz. Böyle bir bünyeden elbette öyle taslak çıkar.
O taslağa dışarıdan gelen tepkileri bırakın, ilk tepki "FETÖ'nün medya karargâhı" diye adı çıkan ve Meral Akşener'e sonsuz destek veren Yeniçağ gazetesinden gelmiştir. Yeniçağ yazarı Arslan Bulut "Yeni partiye yönelik yeni bir provokasyon mu?" başlıklı bir yazı yazmak zorunda kalmıştır. Sızdırılan taslaktaki ifadelerin sözde Kürdistan'a giden yolun yürüyüş taşları olduğunu örnekleriyle yazmış ve temennisini de "Meral Hanım'ın bu tür bir çalışmaya onay vermesi mümkün değildir. Herhalde bu işte bir yanlışlık olmalı, değil mi?" şeklinde ifade etmiştir.
Arslan Bulut gibi bir başka Meral Akşener destekçisi Nihat Genç'te Ulusal Kanal'daki Veryansın programında Meral Akşener'in yeni kuracağı partinin tüzük/program taslağı ile ilgili Türk milliyetçilerin kandırıldığını ve her Türk milliyetçisinin bu taslağa karşı çıkacağını ifade etti. Nihat Genç, taslağın Amerikancı bir taslak olduğunu ve ayrıca taslakta teröristbaşı Öcalan'ın fikirlerinin yer aldığını söyledi. Nihat Genç, "Akşener bu taslağı reddetmesi lazımdı ama sessiz kaldı" diye de tepkisini gösterdi.
Bugün, bu şekilde tepkisini gösteren Nihat Genç aylar önce "Ben de yeni kurulacak milli merkez partiyle flört aşamasındayım, fena bakışıyoruz. Hatta pastanede limonata kuru pasta oturup 'niyetin ciddi mi' diye birbirimize sormaya başladık. Şüphesiz bir aşk evliliği değil Türk milletinin arayışı gibi benim de şimdilik niyetim bir 'mantık evliliği'. Türkiye'nin kilitlenmiş siyasetini açacak tek anahtar milli merkez partidir ve akıl sağlığı ve gücü kuvveti yerinde her memleket evladı bu 'cici partinin' bir ucundan tutmalı, düşüncesindeyim. " cümleleriyle Meral Akşener'e ilk destek verenler kervanına katılmıştı.
Nihat Genç daha parti kurulmadan, kısa sürede gerçek yüzlerini gördüğünü ifade etmiştir. Elbette yarın ne yapacağı yine belli olmaz. Ama şu an geldiği nokta budur.
Bazıları taslakta "Kürtlersiz bir Türkiye asla düşünülmemelidir. Böyle bir durumda, Fırat'ın ötesinin Kürdistan, batısının da Türkiye olarak kalmayacağını asla akıldan çıkarılmamalıdır." İfadeleri için "nasıl olur" diye hayretlerini yansıtıyor.
Niye hayret ediyorsunuz ki?
Ben, geçen sene Meral Akşener'in akıl hocası, danışmanı olan, Taraf gazetesinde "kürt açılımını" öven yazılar yazan ve  "Kürd Daily" adı verilen ve hizmet felsefesini "Kürdistan'dan en güvenilir haberler için... " olarak belirleyen bir haber sitesinde yazarlık yapan Ali Serim'i yazdığımda Meral Akşener o ismi "Sayın Ortadoğu yazarları, öyle yazıp duruyor. Ali Serim benim bir öğrencimdir. Sevilen bir gençtir. ANAP çizgisinden geliyor. İyi bir ailenin oğludur. Yazık olan benim talebe oldu. Bu işlerle alakası olmayan kişidir." diye savunup, övmemiş miydi?
Meral Akşener, bu kişiyi dönemin ABD Dışişleri Bakanı olan Hillary Clinton ile yaptığı görüşmeye götürüp, yanında oturtmamış mıydı?
Kürdistan haber sitesi yazarından akıl hocası, danışman yaptığını görüyorsun da, buram buram kürdistan kokan taslağa mı hayret ediyorsun?

Bunları neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacaktır. Bizde elde kalan parçaları deşifre etmeye devam edeceğiz

Yıldıray Çiçek / 2017-10-11 09:Ortadoğu Gazatesi

25 Haziran 2018 Pazartesi

Devlet Bahçeli'nin Türkiye'de Son 16 Yılda Siyasete Yön Veren Kararları

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hükümet ortağı olduğu 2002'de, AK Parti'yi iktidara taşıyan genel seçimin yapılmasını isteyen Devlet Bahçeli, bu yıl da erken seçim isteyerek siyasetin seyrini değiştirdi. İşte Bahçeli'nin 16 yılda siyasete yön veren kararları.. 

 

24 Haziran'da gerçekleşen erken seçimin sonucunda Erdoğan, Türkiye'nin ilk yürütme yetkisine sahip cumhurbaşkanı seçilirken Cumhur İttifakı TBMM'de çoğunluğu sağladı. MHP de Meclis'teki sandalye sayısını artırırken Bahçeli'nin son 16 yılda Türk siyasetine yön veren kararlarını BBC derledi.

Hükümet ortağı olduğu 2002'de, AK Parti'yi iktidara taşıyan genel seçimin yapılmasını isteyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu yıl da beklenmedik şekilde erken seçim çağrısı yaptı. Hemen ertesi gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Haziran'da erken seçime gidileceğini duyurdu.

2002'DE KOALİSYON BİTTİ AK PARTİ İKTİDARA GELDİ

Devlet Bahçeli, 1999 seçimlerinde DSP ve ANAP'la kurulan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.
Koalisyon hükümetinde ilk kırılma, 13 Şubat 1999'da Abdullah Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinden sonra "idam tartışması" ile başladı.

ÖCALAN'IN İDAM CEZASI İÇİN DİRETTİ

Avrupa Birliği müzakere süreci nedeniyle Türkiye idam cezasını kaldırmaya hazırlanırken, Bahçeli Öcalan'ın idamı için diretti ancak dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in yoğun çabaları sonucu göstermelik olarak idam cezası verilse de bu sonra bu ceza müebbete çevrildi.
Koalisyon idam tartışması sınavını verse de, görünür gerekçesi, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Bülent Ecevit'e anayasa kitapçığı fırlatması olan 2001 ekonomik krizi ve arkasından da Mayıs 2002'de Ecevit'in artan sağlık sorunları koalisyon için sonun başlangıcını hazırladı.
Tartışmaların DSP içine de yansımasıyla Temmuz ayı içinde DSP grubunun sayısı, Ecevit'in görevden çekilmemesine tepki gösteren milletvekillerinin istifasıyla yarı yarıya düşmüştü.
Bu gelişmeler sırasında koalisyon hükümetinin ikinci büyük ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Temmuz 2002 günü, partisinin Bursa'nın Keles ilçesinde düzenlediği 11. Kocayayla Türkmen Kurultayı'nda yaptığı açıklamada 3 Kasım 2002 tarihinde erken seçim yapılmasını istedi.
16 Temmuz 2002'de koalisyon hükümetini oluşturan üç partinin genel başkanları arasında yapılan zirve toplantısında 3 Kasım'da erken seçim yapılması kararı alındı ve bu karar TBMM'de 31 Temmuz 2002'de onayladı.
Türkiye, böylece 3 Kasım'da 16 yıldır iktidarda olan AK Parti iktidarıyla tanıştı.

2007'DE ABDULLAH GÜL'E CUMHURBAŞKANLIĞI YOLUNU AÇTI

Devlet Bahçeli, Erdoğan'ın karşısına aday çıkma olasılığı ve KHK'lare yönelik eleştirileri nedeniyle bugün sert sözlerle eleştirdiği 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e 2007'de Cumhurbaşkanlığı yolunu açan isim oldu.
Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda Genel Kurul'da 367 milletvekilinin bulunması gerektiği yönündeki kararı sonrası Köşk seçimi yapılamayınca genel seçime gidildi.
Barajı aşarak Meclis'e giren MHP'nin lideri Bahçeli seçimden kısa süre sonra yaptığı açıklamada, "Eğer konu Anayasa Mahkemesi'nin son kararına göre 367 sayısı açısından değerlendiriliyorsa MHP cumhurbaşkanlığı seçiminde orada olacaktır" dedi.
MHP'nin Genel Kurul'daki oylamaya katılma kararı, Gül'e o zaman Cumhurbaşkanlığı'na temsil eden Çankaya Köşkü'nün yolunu açtı.
Gül, 28 Ağustos 2007'de 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

2015'TEKİ HÜKÜMETİ REDDETTİ YİNE AK PARTİ KAZANDI

AK Parti hükümeti, 7 Haziran 2015'de yapılan genel seçimlerde, iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra ilk kez, tek başına hükümet kuracak oy oranına ulaşamadı.
Devlet Bahçeli, daha resmi sonuçlar açıklanmadan, 7 Haziran akşamı kendisinin "hiçbir hükümet formülü içinde olmayacağını" ilan edip, kendilerine "ana muhalefet görevi verilmesini" talep etti.
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle, dönemin başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu koalisyon için arayışlara başladı.
Kapısı çalınan Bahçeli, AK Parti'nin koalisyon teklifini reddederken, koalisyon formülleri de önerdi.
Bahçeli, "Birinci koalisyon modeli, baştan bu yana birliktelikleri devam eden AK Parti-HDP arasında olması lazımdır. 2. bir koalisyon modeli. AK Parti-CHP ve HDP" diyerek, bir kez daha hiçbir hükümet formülünde yer almayacağını ilan etti.
AK Parti'nin ilk istediği formül olan "AK Parti-MHP koalisyonu"nun olmayacağı anlaşılınca, Erdoğan'ın hiç istemediği formül olan "AK Parti ile CHP koalisyonu" konusunda günlerce görüşmeler sürdü ancak sonuçsuz kaldı.
Erdoğan CHP'ye hükümeti kurma görevi vermeyince, geçici hükümet kurularak 1 Kasım 2015'te erken seçim kararı alındı.
Temmuz 2015'de PKK'nin çözüm sürecini bitirdiğini açıklaması ve arkasından Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerde yaşanan ve onlarca insanın yaşamını yitirdiği IŞİD ve PKK saldırıları ülkede büyük bir kaos ortamı yarattı.
"Güven" arayışındaki seçmen yüzde 49,5 oyla AK Parti'yi bir kez daha tek başına iktidara taşıdı.

2016'DAKİ ÇIKIŞIYLA PARLEMENTER SİSTEMİN SONUNU HAZIRLADI



Devlet Bahçeli 15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe girişimi sonrasında yapılan Yeni Kapı Mitingi'ne katılarak iktidara koşulsuz destek açıkladı.
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra gündeme getirdiği Başkanlık Sistemi'ne karşı olan Bahçeli, 15 Temmuz'dan sonra ise tutum değiştirdi. 11 Ekim 2016'da grup toplantısında yaptığı "sürpriz" açıklamayla, AK Parti'ye, dolayısıyla Erdoğan'a "başkanlık önerisini Meclis'e sunması" çağrısı yaptı.
Bahçeli, "Fiili duruma hukuki boyut kazandırmak gerek" diyerek başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini söyledi. Bundan sonraki süreç hızla ilerledi,
Ocak 2017'de adına iki partinin "cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" dediği, "Türkiye tipi başkanlık sistemini" içeren anaysa değişikliği TBMM'den geçti.
Referandum aralığında kabul edilen değişiklik 16 Nisan 2017'de halkoylamasına sunuldu.
Bahçeli, anayasa referandumda "Evet" diyeceklerini açıkladı ve anayasa değişikliği yüzde 51,4 "Evet" oyuyla kabul edildi.
Bahçeli, Türkiye'de "sistem değişikliği"nde de kilit rol oynadı.

MUHALEFETTEN CUMHUR İTTİFAKI'NA

15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi öncesi Erdoğan'a en sert eleştiriler yönelten, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan'a karşı, CHP ile birlikte çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu'nu destekleyen Bahçeli, darbe girişimi sonrasında başlayan başkanlık anayasası ortaklığını, yine kritik bir hamle ile "ittifaka" taşıdı.
Anayasa değişikliğinin kabul edilmesinin ardından Türkiye gündemine erken seçim tartışması girdi.
Bahçeli, 8 Ocak 2018'de medya temsilcilerine partisinin cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini ve Erdoğan'ı destekleyeceklerini açıkladı. Yapılacak uyum yasaları düzenlemesi ile önce yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesini talep eden Bahçeli, Erdoğan'la yaptığı görüşmeler sonrasında ittifak yapabileceklerini açıkladı ve bunun "cumhur ittifakı" olabileceğini bildirdi.
AK Parti'den de olumlu yanıt gelince, siyasi partilerin isimlerinin oy pusulalarında yer alacağı resmi ittifak düzenlemesi TBMM'de kabul edildi.
Düzenleme, ittifak yapan siyasi partilerden birinin yüzde 10'un üzerinde oy alması halinde "barajı geçmiş sayılacağı" hükmü içerdiği için, Bahçeli partisini TBMM'ye sokmayı da garantilemiş oldu.

2018'DE BİR KEZ DAHA ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI



Devlet Bahçeli, son kritik çıkışını da yine partisinin grup toplantısında ve 16 Nisan 2017 referandumunun yıldönümünden bir gün sonra yaptı.
Tıpkı 2002'de olduğu gibi, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerine yaklaşık 1,5 yıl kala, seçimlerin 26 Ağustos 2018'e alınması çağrısında bulundu.
Bahçeli'nin bu kararında, Mart 2019'da yapılacak olan yerel seçimlerden çıkabilecek olumsuz sonuç ve AK Parti ile seçim kampanyası sürecinde tabanda yaşanabilecek kırılmaların yaklaşık 7 ay sonra yapılacak olan genel seçim ittifakına "olumsuz yansıyabileceği" endişesinin yattığı belirtiliyordu.
MHP beklentilerin aksine seçimden sandalye sayısını artırarak çıkmayı başardı.
24 Haziran'da gerçekleşen erken seçimin sonucunda Erdoğan, Türkiye'nin ilk yürütme yetkisine sahip cumhurbaşkanı seçilirken MHP de kesin olmayan sonuçlara göre Meclis'teki sandalye sayısını 35'ten 50'ye çıkardı ve Cumhur İttifakı TBMM'de çoğunluğu sağladı.
Kesin olmayan sonuçlara göre AK Parti'nin 293 milletvekiliyle temsil edileceği Meclis'te çoğunluğu bulunmayacak. Bu yüzden AK Parti yeni dönemde TBMM'de yasa çıkarmak için MHP'nin desteğine ihtiyaç duyacak.

1 Kasım 2017 Çarşamba

FETÖ Çırasına Bak Sen!



Ortadoğu Gazetesi 

DYP, ANAP, Demokrat Parti, CHP ve sonunda İP… Gezip dolaştığı ve en son kapağı attığı partiler bunlar… Sağdan- sola savrula savrula geziyor. Fikir omurgası olmadığı gibi, CHP'ye ve CHP'den de ideolojisi olmayan İYİ partiye de görevli gönderildiği anlaşılmaktadır.
Kimden bahsettiğimizi siyasi gündemi takip eden herkes anlamıştır. İYİ Parti Genel Sekreteri Aytun Çıray…
Adam koltuğuna oturur oturmaz, verdiği röportajdaki ilk sataştığı parti MHP olmuştur. MHP için diyor ki: MHP diye bir parti artık yok
***
İki gündür sosyal medyada yemediği küfür ve hakaret herhalde kalmamıştır. İYİ parti Genel Sekreterliğine iyi bir başlangıç yaptı anlayacağınız !
İYİ'liğin değil, KÖTÜ'lüğün anası olmak için çaba veren Meral Akşener'de herhalde Aytun Çıray'ın düştüğü bu halden oldukça memnundur. Çünkü onun tek derdi, 3 dönem milletvekili olduğu halde, sırf son seçimde aday yapılmadığı MHP'den intikam almak için, bunun gibi türlerin ipini bırakmıştır.
İpi bırakılan Aytun Çıray'da Meral Akşener'in gözüne girmek için koltuğuna oturur oturmaz ilk MHP'ye sataşmıştır.
Aynı röportaj içinde CHP'yi soruyorlar "Ben CHP ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum." diye cevap veriyor. 4 yıldır HDP ile nasıl yol yürüdüğünüzü, terör örgütü PKK için nasıl alan açmaya çalıştığınızı anlatsana Aytun Çıray…
CHP söz konusu olunca niçin dilin lal oluyor?
Aytun Çıray bu konuda konuşamaz çünkü CHP'nin PKK'yı ve HDP'yi masumlaştırma propagandasında kendisi de figüran olarak rol alıyordu.
"Daha biz bu ülkeye  Önder Apo'nun heykellerini dikeceğiz" ve "Kürdistan'ı kuracağız" diyen PKK'lı Selahattin Demirtaş için "Demirtaş'ın bu ülkenin birliği bütünlüğü, demokrasisi, özgürlüğü ve insanımızın kardeşliği için düşüncelerini dikkatle dinleyeceğim" diyen Aytun Çıray, MHP'ye "MHP diye bir parti artık yok" sataşıyorsa burada gerçekten büyük bir siyasi alçaklık ve kahpelik vardır.
Aslında bunları çıldırtan MHP'nin Türkiye'deki özgül ağırlığı, otoritesi, taviz vermez ve aşılmaz bir güç olmasıdır.
2007 seçimlerinden itibaren "MHP'nin oy oranı en fazla %3-4, MHP barajı geçemez" diye propaganda yapan alçak bir güruh peydah olmuştu. MHP bu alçaklara rağmen 2007, 2011, 2015 (Haziran ve Kasım)seçimlerinde hep TBMM'nde olmayı başardı. Bu propagandayı yapan hangi alçak olursa olsun, MHP bundan sonra da yine TBMM'nde olacaktır. Bu propagandayı yapanların akıbetini hep gördük. İlginçtir bunu en çok yapan ve bunun için MHP'ye kumpaslar kuranlarda hep FETÖ mensuplarıydı.
Aytun Çıray bu alçaklardan oldukça etkilenmiş görünmekte ve bu açıklamalarıyla onların safına düşmüştür.
İYİ Partililerin propagandası da aylardır zaten bu şekildedir.
İYİ Partiyi kuranların tamamı zaten 1 Kasım seçimlerinde MHP'ye "barajı geçmesin" diye oy vermeyenler olduğu gibi, CHP'ye oy veren ve oradan milletvekili olmuş olan Aytun Çıray'dan mı adamlık bekleyeceğiz?
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "MHP diye bir parti artık yok" diyebilecek kadar cüret ve küstahlık gösteren kripto simaların, karaktersiz fırıldakların, parti değiştirirken dillerinin ayarını da kaçırmaları kendilerini kurtarmaya yetmeyecektir. Yeni ve ısmarlama koltuklarına ısınmaya çalışan köhne, dönme ve siyasi tortuların çıra gibi yanacağı zaman elbet gelecektir." şeklindeki tarifi üzerine yorum bile yapmak anlamsızdır. Çünkü herşeyin özeti bu cümleler içindedir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli "Kripto simalar" deyince aklıma geldi.
Aytun Çıray'da da buram buram FETÖ'cülük kokmaktadır.
Şimdi tekrar başa dönelim. Aytun Çıray, CHP içinde güçlü konuma gelmişken, Kemal Kılıçdaroğlu'na çok yakınken niçin bir meçhule yola çıkan ve FETÖ'cülerin oy toplama merkezi olacağı bilinen İYİ Parti'ye geçer ki?
Ya Aytun Çıray'ın yeni görev yeri oraya çıkmıştır ya da Kemal Kılıçdaroğlu İYİ Parti'yi kontrol etmek için onu oraya göndermiştir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 2013 yılında Washington ziyareti yapmıştı. CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ve yanındaki heyet FETÖ'nün temsilcileriyle kahvaltıda buluşmuştu. Dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu "Kahvaltı konusunda değişik çevrelerin rahatsızlık duyacağı muhakkak. Bunu biz kimseden gizlemedik. Bunun yapılacağını açıkça söyledik. Gittiğimiz yer, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da kurumu. Faaliyetleri hakkında farklı değerlendirmeleriniz olabilir. CHP, herkesin partisiyse, biz bütün vatandaşlarımıza erişmek ve ulaşmak durumundayız. Onun için nasıl diğer Türk kuruluşlarıyla görüşüyorsak, bunlarla da görüştük." diye FETÖ ile yaptıkları toplantıyı anlatmıştı. Bu görüşmelerde Aytun Çıray'da CHP heyeti içindeydi.
Yine bir başka konu da, FETÖ'den tutuklanan Kavuklar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavuk'un seçimlerde Aytun Çıray'ın finansörlüğünü yaptığı iddiaları tüm İzmir'in gündemi olmasıdır. Geçmişte de Anavatan Partisi'nden Aytun Çıray 2. sıradan, Abdullah Kavuk 4. sıradan İzmir milletvekili adayı olmuşlardı. Yani anlayacağınız FETÖ'den tutuklanan Abdullah Kavuk ile çok yakın dostluğu vardır.
Yine bir başka konuda, Aytun Çıray'ın 15 Temmuz darbe girişimini sulandırmak için çabalara girmesidir.
CHP'nin "15 Temmuz darbe girişimi tiyatrodur" algısını başlatan ise Aytun Çıray'a gönderilen sahte FETÖ mektubudur. Aytun Çıray bu mektubu savcılığa vererek bu manada gündem başlamıştır.
"15 Temmuz bir tiyatrodur..-Darbe öncesinde işin medya planlaması MİT tarafından yapılmıştır..
-Adil Öksüz MİT elemanıdır..-Bu gerçeği CHP'nin kamuoyuna duyuracağına inanıyorum..https://www.ahaber.com.tr/gundem/2017/04/06/iste-fetonun-kilicdarogluna-gonderdigi-e-mail" içerikli mektubun Aytun Çıray'a gelmesi ve onun tarafından algı için kullanılması da onun üzerindeki şüpheleri artırmaktadır.
15 Temmuz ile ilgili bu propagandanın merkezi FETÖ'dür. Sonradan CHP'de bu propagandaya dört elle sarılarak 15 Temmuz şehitlerinin kemiklerini sızlatmıştır. Aytun Çıray'ın bu manada her taşın altında çıkması da "Kripto simalar" tarifini doğrulamaktadır.
Aytun Çıray'ın CHP gibi Ana muhalefet durumundaki bir partiyi bırakıp, Fethullah Gülen'in "Onu koruyun. Ona sahip çıkın" dediği Meral Akşener'in partisine geçmesi hep soru işaretidir. 
CHP'de yıllardır peşinde olduğu milletvekilliği sıfatını kazanmış, CHP içinde güçlenmiş ama bir daha milletvekili seçilemeyeceği İYİ Parti'ye Aytun Çıray gibi makam sevdalısı birisi geçtiyse herkes bunu sorgulamalıdır.
Aytun Çıray, MHP kıyamete kadar varolacaktır. Bakalım senin sonun ne olacak? Artık FETÖ çıraları bu ülkede yanmayacak Aytun Çıray… Farkında değil misin?
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html