BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

25 Ocak 2019 Cuma

MHP Lideri Bahçeli: Biz Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz, biz Türklüğün ve Türkiye’nin beka davasıyız

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "31 Mart seçimleri, yeni hükümet sisteminin ilk demokratik imtihanıdır. Bu imtihandan alnımızın akıyla çıkmamız aynı zamanda beka meseledir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yeni darbe senaryoları dillendirenlerin, bunun için el ovuşturanların başına dünyayı yıkacağız. Seçimi itibarsızlaştırmaya kalkışanlar, sandığın meşruiyetini lekelemeye yeltenenler, yalanlarla hayali seçmen üretildiğini iddia edenler beyhude yere çırpınmasın, alayının oyununu bozacağız." dedi.
Bahçeli, partisinin Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen Aday Tanıtım Toplantısı'nda konuştu.
Bahçeli, konuşmasına, "'Beka için milli karar, cumhur için istikrar' diyor, adımlarımızı hızlandırıyoruz. 'Sağduyunun birlikteliği, Cumhur İttifakı' diyor, anılarımızı atiye taşımak, parlak bir geleceğin kilidini açmak için çalışıyoruz. Çünkü işimiz çok, hedeflerimiz büyük, yükümüz ağırdır. İnanıyorum ki 31 Mart 2019'da Türkiye ehline emanet edilecektir. İnanıyorum ki Türkiye'nin önünü kesmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir." diyerek başladı.
Bahçeli, 9 Ocak 2019'un Ülkü Ocaklarının kuruluşunun 50. yılı olduğunu anımsatarak, 24 Ocak 1993'te de Milliyetçi Çalışma Partisi'nin dördüncü Olağanüstü Kongresi'nde MÇP-MHP'nin bütünleşmesinin sağlandığınıaktardı.
Bahçeli, 9 Şubat'ta MHP'nin 50. yıl dönümünü şölen havasında ve çok görkemli bir şekilde kutlayacaklarını bildirdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşması şu şekilde:
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Değerli Belediye Başkan Adaylarımız,
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,
Maşallah heyecanınız hayranlık uyandırıyor.
Allah nazardan saklasın, coşkunuz muazzam bir uyanışı müjdeliyor.
Sizleri selamların en güzeliyle selamlıyorum.
Hepinize hoş geldiniz diyorum.
Ankara Kapalı Spor Salonu’na teşrif eden her kardeşimi hasretle kucaklıyorum.
Yurdumun dört bir köşesinde hayat mücadelesi veren değerli vatandaşlarıma sevgi ve şükranlarımı sunuyorum.
Cenab-ı Allah’tan hepinize sağlık, afiyet ve esenlikler diliyorum.
Ülkemizin en hassas döneminde yapılacak olan 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine 67 gün kala belediye başkan adaylarımızın takdim ve tanıtımını yapmak maksadıyla toplandık.
Ne mutlu bizlere ki, inançlıyız, ilkeliyiz, iradeliyiz, istekliyiz, itibarlıyız, elbette sonuna kadar Ülkücüyüz.
Buna karşılık ihanetin, işgal ve istila emellerinin iki cihanda da can ve kan düşmanıyız.
“Beka İçin Milli Karar, Cumhur İçin İstikrar” diyor, adımlarımızı hızlandırıyoruz.
Çünkü yapacaklarımız pek çoktur.
“Sağduyunun Birlikteliği, Cumhur İttifakı” diyor, anılarımızı atiye taşımak, parlak bir geleceğin kilidini açmak için çalışıyoruz.
Çünkü işimiz çok, hedeflerimiz büyük, yükümüz ağırdır.
İnanıyorum ki 31 Mart 2019’da “Türkiye Ehline Emanet” edilecektir.
İnanıyorum ki, Türkiye’nin önünü kesmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.
Bayrakla dertleşen, toprakla birleşen, can verip devleşen kahramanlar olduktan sonra, ölürsem şehit kalırsam gazi diyen inanç kaleleri bulunduktan sonra hangi melun kuvvet, hangi kudurmuş niyet Türk milletini durduracaktır?
Hiçbir zalim, hiçbir hain aklından çıkarmasın ki, sınırda nöbete ihtiyaç varsa, bir sela yeter bu aziz ve necip millete.
Ateş bacayı sarmışsa, ne gam ne tasa, söndürecek cesaret vardır.
Belalar kol geziyorsa silip atacak dirayet vardır.
Karamsarlık bulutları birikiyorsa dağıtacak kifayet vardır.
Zalimler toplanıp yıkım için fırsat kolluyorlarsa hepsini def edecek hamiyet vardır, heyecan vardır.
Bunların hepsi buradadır, bu salondadır, hamd olsun zafere inanmış, sefer için de son hazırlıklarını tamamlamışlardır.
Milliyetçi-Ülkücü Hareket kahramandır, korkusuzdur, fedakârdır, sabırlıdır, vicdanlıdır, tutarlıdır, akıl doludur, nitekim vatan ve millete sevdalanmış yüreklerin muhteşem mecmudur.
Değerli Dava Arkadaşlarım,
İçinde bulunduğumuz zaman kesiti, aynı zamanda kutlu davamızın üç önemli gelişmesinin yıldönümüne tekabül etmektedir.
Bunlardan ilki 9 Ocak 2019’da Ülkü Ocaklarımızın kuruluşunun 50’inci yılıdır.
Kurumsallaşma ve olgunlaşma seviyesine nice badireleri geçerek ulaşan Ülkü Ocaklarımızla her daim iftihar ettik, varlığının devamı, daha da güçlenip Türk gençliğinin sesi olması hususunda üzerimize düşen sorumlulukları harfiyen yerine getirdik.
Ülkü Ocakları Türk-İslam ülküsünün bereketli yurdu, Türklüğe mensubiyet şuuru, İslam ahlak ve faziletine bağlılık ve sadakat yuvasıdır.
İkinci olarak, tam 26 yıl önce, yani 24 Ocak 1993’te, Milliyetçi Çalışma Partisi’nin 4’üncü Olağanüstü Kongresi yapılmıştı.
Bu Kongrede MÇP-MHP bütünleşmesi sağlanmıştı.
Elbette üç hilal amblemi altında partimizin ismi tekrar MHP olarak kabul ve tasdik görmüştü.
Rahmetle andığımız merhum Başbuğumuz Türkeş Bey bu vesileyle demişti ki:
“Artık dedelerimizin azamet ve ihtişam sembolü diye isimlendirdiği şanlı üç hilalimiz, yine şerefli bir mücadelenin adı olarak tarih sayfalarına yazılan Milliyetçi Hareket ismi, 12 Eylül’den bu yana olduğu gibi, sadece gönüllerimizde yaşayan bir sevgi unsuru olmaktan çıkarak, hukuken ve fiilen de siyasi hayatımızdaki yerini alma imkânına kavuşmuştur.”
Birleşip bütünleştik, ayrılık yok, birlik var dedik, Milliyetçi Hareket Partisi’ni ülkü ve ilkelerine uygun şekilde Türk siyasetindeki onurlu mevkiine bir kez daha taşıdık.
27 Aralık 1992 Kongremizde partimizi bölüp parçalamak istemişlerdi.
Türkeş’siz bir parti planlamışlardı.
Aynı isimler 12 Eylül sonrası bu işin bittiğini, boş işlerle uğraşıldığını, gayretlerin boşuna olduğunu söylemişler, üstelik farklı siyasi partilere postu sermişler, kapağı atmışlardı.
Benzerlerine yakın bir dönemde de şahit olunmadı mı?
Yükseliş Koleji’ndeki oyunların, Türkeş’siz MHP peşine düşenlerin çok değil, birkaç yıl önceye kadar farklı isimlerle aynı tür komplolara heves ettikleri görülmedi mi?
Ancak unuttukları veya bilmedikleri bir gerçek vardı:
Bu dava dualıdır, bu dava ihlaslıdır, bu dava kutludur, bu dava şehitlerin kanı üzerinde imanlı kalplerin feragatleriyle yükselmiş, bugünlere gelmiştir.
Biliniz ki, mert kovalar, namert kaçar.
Davamıza gölge düşürenler kaçmaya mahkûmdur.
Bunlar kaçtıkça biz kovalamaya mecburuz. Bunu da seve seve yapacağız.
Acizler için imkânsız, korkaklar için müthiş gözüken şeyler kahramanlar için idealdir.
Milliyetçi-Ülkücü Hareket için imkânsız diye bir şey yoktur.
Böyle bir şey kitabımızda yazmaz, yazmamış, asla da yazmayacaktır.
Türk milletine hizmet yolunda zorluk varsa aşacağız, imkânsızlık varsa mutlaka üstesinden geleceğiz.
Hep söyledim, yine söylüyorum, iman varsa imkân vardır, irade diriyse istiklal güvendedir, istikbal güvence altındadır.
Gerisi masaldır, hikâyedir, palavradadır.
Bir Türk dünyaya, inanmış bir Ülkücü asırlara bedeldir.
Allah’ın izniyle önümüzdeki yüzyıllarda da üç hilal tıpkı ecdadımızın zaferlerine mihmandarlık ve müşahitlik yapar gibi gururla dalgalanacak, Türk milletinin gelecek umudu olacaktır.
Sözümüz sözdür, başarmaktan başka seçeneğimiz yoktur.
Üçüncü olarak, önümüzdeki 9 Şubat günü, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 50’inci yıldönümünü şölen havasında ve çok görkemli bir şekilde kutlayacağız.
50 yıla neler sığmadı ki?
50 yılda neler yaşanmadı ki?
50 yılda hangi çileler çekilmedi ki?
50 yılda sevdalar birbirine eklemlendi, gönüller tutuşup Türk-İslam ülküsüyle yandı.
Yandıkça yükseldik, yandıkça güçlendik, yandıkça hamlıktan olgunluğa geçiş sağladık.
Mücadelemiz kolay değildi, ucuz değildi, uyduruk hiç değildi.
1948’de Millet Partisi’yle başlayan doğuş, Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’yle doğruluşa, buradan da 9 Şubat 1969’da Milliyetçi Hareket Partisi’ne adım adım, aşama aşama, perde perde ulaşmıştır.
Siyasi hayatımızın yol haritasını çizen, elden ele mücadeleyi sürdüren, demokrasiye ve millete muhabbetten bir an olsun ayrılmayan dava ve siyaset büyüklerimizi, tüm şehitlerimizi hürmetle anıyorum.
Merhum Mareşal Fevzi Çakmak’a, merhum Osman Bölükbaşı’na, elbette merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.
Partimizin yaşı 50’dir, siyasetimizin yaşı 71’dir, davamızın yaşı Türklüğün yaşıyla eştir, eşittir.
Atilla kırbacını Roma’ya vururken biz şahittik.
Hunlar Avrupa’yı titretirken biz vardık.
Orhun Anıtları dikilirken biz oradaydık.
Ötüken’den çıkıyor, Bozkurtla yürüyor, Issık Gölü’nde soluklanıyor, Orhun’dan kana kana içiyor, Tanrı Dağı’nın eteklerinde güneşe buz veriyorduk.
Bedir’in aslanlarıyla aynı mevzideydik.
Müşriklerle boğuşan mümin kalplerin hemen dibindeydik.
Haçlıları boğan kudrettik, rezil akınları durduran kuvvettik.
Söğüt’te çadır kuran bizdik, İstanbul’u fetheden yürek ve yüksek vasıf bizdendi.
Çanakkale’de iman siperi, Sakarya’da istiklal mihveri, Büyük Taarruzda ileri atılan kurtuluş hedefiydik.
Devleti kuran, vatanı kurtaran, milleti kucaklayıp mihnetleri ve müşkülatları yere seren cesaret bizdik.


YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ


1 Mayıs 2018 Salı

Türkiye'de Siyasi Partiler MHP

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türkiye siyaset sahnesinin milliyetçi partisi, Alparslan Türkeş tarafından kuruldu. 12 Eylül 1980'in ardından kapatılan parti, en yüsek oy oranına Devlet Bahçeli liderliğinde 1999'da ulaştı.

MHP'nin sembolleri

Partinin amblemi kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilalden oluşuyor ve üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nu sembolize ediyor. Hilal içinde bozkurt ise MHP’nin gençlik kolları tarafından kullanılıyor. Ergenekon Destanı’nda bozkurtun Türklere Ergenekon’dan çıkarken yol gösterdiğine inanılıyor.
Türkiye’yi 12 Mart (1971) ve 12 Eylül’e (1980) götüren süreçte sağ-sol çatışmalarında ön saflarda bulunan önemli partilerden birisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, siyasi söylemine komünizm karşıtlığı ile başladı. Türkiye’de 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından güçlenen milliyetçi taban, kurulduğu 1969 yılından itibaren MHP çatısı altında toplandı.
Komandoları ve ülkü ocaklarıyla, öğrenci eylemleri gibi toplumsal çatışmaların odağında yer alan MHP, onlarca kişinin ölümüne neden olan kanlı çatışmaları tetiklediği gerekçesiyle 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatıldı.
Partinin yargılanan lideri Alparslan Türkeş, dört buçuk yıl süren tutukluluğun ardından 1985’te beraat etti. Kadro, Milliyetçi Çalışma Partisi adı altında 1987’de siyaset hayatında yeniden kendini gösterdi. Parti, 1992 yılında eski ismine tekrar kavuştu. Bugün, Türkiye’nin önde gelen partilerinden biri olan MHP’nin Genel Başkanlığını Devlet Bahçeli yürütüyor.

Dokuz Işık Doktrini

Günümüzde ılımlı bir milliyetçilik sergileyen MHP, zaman içinde çizgisinde çeşitli kaymalar yaşadı. Partinin yola çıkışında benimsediği ideoloji ise Türkçü-Turancı ideolojiydi.
Kurucu Alparslan Türkeş, ideolojisini Milliyetçilik, Ülkücülük, Ahlakçılık, İlimcilik, Toplumculuk, Endüstri ve Teknikçilik, Köycülük, Gelişmecilik ve Halkçılık, Hürriyet ve Şahsiyetçilik olmak üzere dokuz ilkeyle açıkladı.
Türkeş, MHP’nin öğretisini, “Türk milletinin özelliklerine uygun Müslüman ve Türk realitesini göz önünde bulunduran, modern ilim ve tekniği yol gösterici olarak kabul eden milli bir doktrin” olarak tanımladı.
MHP’nin kurucusu, Türklerin bir bayrak altında toplanmasının uzak ama mümkün olan bir hedef olduğu görüşündeydi.
MHP, emekli albay Alparslan Türkeş tarafından kuruldu.
[MHP]

Türkçü-Turancı ideoloji

Türkeş’in bu Türkçü-Turancı vizyonunun ilk yansımalarına, memleketi Kıbrıs’ta Türklerin azınlık muamelesi görmesine duyduğu tepkiye karşı kaleme aldığı yazılarda rastlanıyor.

Çeşitli dergilerde Pantürkist ideolojiyi savunan yazılar yazan Türkeş’in düşünceleri, 2. Dünya Savaşı sırasında öne çıkan radikal milliyetçilik akımından da etkilendi. Türkiye’de Türkçülüğün yükselişine büyük katkı sağlayan unsurlardan biri de Sovyetler Birliği’nin (SSCB) yıkılacağı ve Türki cumhuriyetlerin bağımsız kalacağı düşüncesiydi.
Türkeş’in ideolojisinin gelişmesinde dönemin önde gelen yazar, şair ve tarihçisi Nihal Atsız’ın da büyük etkisi var. Cumhuriyet devri Türkçülüğü’nün öncüsü olan Atsız’ı takip eden Türkeş, 1944’te Atsız ve arkadaşlarıyla birlikte Türkçülük-Turancılık davasında yargılandı.
Türkeş’in ismi kamuoyunda ilk olarak bu davayla duyuldu. İlerleyen yıllarda ise önce darbecilerin arasında, daha sonra da sivil bir parti lideri olarak Türk siyaset sahnesinde yerini aldı. Lideri olduğu MHP ise yıllar içinde değişen iç ve dış konjonktüre göre şekil aldı.
TARİHÇE
Türkiye siyasetinde 1960’tan itibaren öne çıkan isimlerden biri olan Alparslan Türkeş’in kurduğu Milliyetçi Hareket Partisi, 1969 yılından itibaren siyasi yelpazenin sağ tarafında, milliyetçi bir parti olarak yerini aldı.
27 Mayıs 1960 darbesini Türkiye’ye duyuran bildiriyi okuyan isim olan Alparslan Türkeş, Türkçü-Turancı ideolojisini bu partiyle Türk siyasetine tanıttı.
Darbenin ardından yaşanan süreçte sürgüne gönderilen ve siyaset sahnesinden bir süre uzak kalan Türkeş, önce Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP) üye oldu. 1965’te Osman Bölükbaşı’nın ölümüyle lidersiz kalan CKMP’nin başkanlık koltuğuna aynı yıl içinde oturmayı başardı. 1969’da partinin ismi MHP olarak değişti. Böylece, Türkiye’nin önde gelen milliyetçi partisinin temeli atılmış oldu.

12 Mart Muhtırası


Türkeş’in partisi CKMP’nin sözcüsü Rıfat Baykal, partinin kamplarda gençlere komando eğitimi vereceğini açıkladı. Bu dönemde sol ideolojideki gençler ise İsrail’e karşı gerilla yetiştiren Filistin kamplarında eğitim görüyordu.
1971’e giden dönemde sağcı ve solcu bu gruplar arasında çok sayıda çatışma yaşandı. Bunların ilki, 1969’da ABD Altıncı Filosu'nun ülkeye gelişini protesto etmek isteyen gruplar arasında yaşandı. Solcu gençler meslek kuruluşlarıyla birlikte İstanbul Taksim Meydanı'nda buluştu. Sağcılar ise Dolmabahçe Sarayı önünde toplandı. İki grup Gümüşsuyu’nda karşı karşıya geldi. Olaylarda iki kişi öldü, 114 kişi ise yaralandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 12 Mart 1971 muhtırasında MHP, nasyonal sosyalistlikle, ırkçılık ve faşistlikle suçlandı. Bu tarihte solcuların Dev-Genç örgütü ve sağcıların Ülkü Ocakları kapatıldı.
Türkeş, 1980'in ardından dört yıl, yedi ay hapis yattı. [AA]

Milli Cephe hükümetleri

Muhtıranın ardından MHP, 1977 yılına kadar oylarını yüzde yedinin üzerine çıkarmayı başardı. Parti, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi ile oluşturduğu koalisyon olan Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleriyle iki kez iktidar ortağı olma fırsatı yakaladı.
Alparslan Türkeş, 31 Mart 1975’te kurulan birinci MC hükümetinde Başbakan Yardımcısı oldu, MHP’li M. Kemal Erkovan ise Devlet Bakanı olarak görev aldı. Bu hükümet 21 Haziran 1977’ye kadar görevde kaldı.
Türkeş, 21 Temmuz 1977’de göreve başlayan ikinci MC hükümetinde de Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi ve bu kez MHP hükümete dört bakan daha gönderdi. 5 Ocak 1978’de ikinci MC hükümetinin dağılmasının ardından Türkiye’de sağ-sol çatışmaları hızla yükselişe geçti. Parti, toplumsal gerilimi tırmandırmakla suçlandı ve 1980 darbesinin önünü açan en önemli aktörlerden biri olarak görüldü.
Türkeş, darbe sonrası tutuklanarak dört yıl yedi ay 25 gün hapis yattı. Sağlık sebeplerinden ötürü 1985’te tahliye edildi ve 4 Ekim 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanlığı'nı Abdülkerim Doğru’dan devralarak siyaset sahnesine geri döndü.

İslamcılarla görüş ayrılığı

MÇP, 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi (RP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile ittifak kurdu. Sonuçlar, 19 MÇP üyesinin meclise girmeyi başardığını gösterdi, ancak parti mecliste grup kurmak için gerekli 20 sandalyeyi elde edemedi. Bu arada üyeler arasındaki ideolojik farklılıklar çeşitli bölünmelere yol açtı. Bunların en önemlisi 9 Aralık 1991’de yaşanan ayrılık oldu. Parti içindeki İslamcı kesim, Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde gruptan ayrıldı.
Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997'de hayatını kaybetti. [AA]
Türkeş’in partisi bu arada yeniden MHP ismini aldı ve 1995 seçimlerine tek başına katıldı. Ancak parti yüzde 8,18 oranında oy alarak yüzde 10 olan seçim barajının altında kaldı ve meclise giremedi. Partinin kurucusu Alparslan Türkeş ise 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Türkeş sonrası

Destekçileri tarafından ‘Başbuğ’ olarak adlandırılan Alparslan Türkeş’in ardından MHP’de yeni bir dönem başladı. 6 Temmuz 1995 Genel Kurultayı’nda Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş ile yarışan Devlet Bahçeli partinin ikinci genel başkanı oldu.
Parti, 1999 yılında yapılan genel seçimlere Bahçeli liderliğinde girdi ve yüzde 17,98’la Demokratik Sol Parti’nin (DSP) ardından en çok oy alan ikinci parti oldu. 129 milletvekili çıkardı ve DSP-ANAP-MHP koalisyonunda 12 bakanlık elde ederek hükümetin ikinci büyük ortağı oldu.

İdam cezasının kaldırılması

Koalisyon, iktidarı süresinde Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü kazanan Türkiye ile örgüt arasındaki müzakereler gereğince ilk üç uyum paketini yasalaştırdı. Bunlar uyarınca ana dilde öğrenim ve yayın hakkı ile idam cezasının kaldırılması uzun tartışmalara neden oldu, ancak MHP'nin muhalefetine rağmen kabul edildi. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da bu kanundan yararlanarak idam edilememesi ise tartışmaları iyice tırmandırdı. Hükümet bu süreçte yaşanan sürtüşmeler nedeniyle zayıfladı.
MHP, 1999 seçimlerinde tarihindeki en yüksek oy oranına
ulaştı. [AA]
3 Kasım 2002’de yapılan erken seçim ise MHP’nin beklentisinin altında oranlarla sonuçlandı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dışındaki partiler ile birlikte MHP, yüzde 10'luk seçim barajının altında kalarak meclise giremedi. AKP tek başına iktidar oldu.

Meclis'e geri dönüş

MHP, 2007 seçimlerinde ise oy oranını yüzde 6 civarında arttırarak yüzde 14,29 ile 71 milletvekilliği kazandı ve yeniden mecliste grup kurdu. Parti, 2009 yerel seçimlerinde ise biri büyükşehir, 10 ilin belediye başkanlığı ile toplam 490 belediye başkanlığı kazandı. MHP, 2011 seçimlerinde ise yüzde 13,01 oranında oy aldı. Partinin TBMM'deki şu anki sandalye sayısı ise 52.
4 Kasım 2012’de yapılan 10. Olağan Büyük Kurultay’da Devlet Bahçeli, 1241 delegeli seçimde 725 oy alarak en yakın rakibi Koray Aydın’ı geride bıraktı. Bahçeli daha önce 2000, 2003, 2006 ve 2009 yıllarındaki kurultaylarda da koltuğunu korumuştu.
PARTİNİN TEMEL KONULARDAKİ DURUŞU

Temel hak ve özgürlükler


MHP'nin kurucusu Alparslan Türkeş'e göre toplum ve birey arasındaki ilişkide milletin menfaatleri öne çıkar, bireyin hak ve özgürlükleri ikinci planda kalır. Bu düşünce totaliter ve hiyerarşik bir ideolojinin önünü açtığı gerekçesiyle çeşitli kesimler tarafından eleştirilmiştir.
MHP'nin parti programında yer alan açıklamada insan hak ve özgürlükleri “Her insanın insan olması sıfatından kaynaklanan, şahıslara bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez niteliklere sahip temel hak ve özgürlükleri bulunur" şeklinde ifade edilmiştir.
Ancak kişisel hak ve özgürlüklerin sınırı olması gerektiğinin altını çizen MHP, “Partimiz, bireyin haklarını kullanma özgürlüğünün sınırını aynı zamanda diğer bireylerin haklarını kullanma özgürlüğünün de sınırı olarak kabul eder” demektedir.
MHP, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almayı amaçlayan evrensel hukuki normların geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamayı benimsediğinin altını çizer. Parti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı davranış ve uygulamaları ise bu kişisel hak ve özgürlüklerin dışında tutuyor.

Hukuk ve adalet

MHP'nin parti programında haklıyı koruyan bir adalet sisteminin önemine vurgu yapılıyor. Parti, adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak gördüğünü ifade ediyor.
Bu bağlamda, MHP, hukukun üstünlüğü prensibinin hâkim kılınmasını, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını, çeşitli güç unsurlarının hukuk devleti kurallarına göre sınırlandırılmasını devletin temel görevi olarak görüyor.
MHP'ye göre hukuk ve adalet alanında yargı hizmetlerinde etkinlik, hızlı ve adil yargılanma, yargı bağımsızlığı, suç ve ceza arasında denge sağlanması, kesin hüküm olmadan suçlu gösterilmenin önlenmesi, suçlunun topluma kazandırılması gibi esaslar öne çıkmalı.

'Milli demokrasi'

'Milli demokrasi'yle her bireyin kendi sosyal sınıfı çerçevesinde temsil edileceğini söyleyen Türkeş'e göre Türk halkı için en uygun yönetim şekli ise başkanlık seçimi. Türkeş bununla ilgili olarak “Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık yetkileri tek şahısta toplanarak temelinde otorite, güven, disiplin olan bir hükümet doğacaktır" demişti.

Demokratikleşme ve sivil toplum

Parti programında MHP'nin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünün, insan hak ve özgürlükleri ile fikir, teşebbüs ve vicdan özgürlüğünün en geniş anlamda teminat altına alındığı bir sistem olarak gördüğü belirtilmekte. MHP'nin kurucusu Alparslan Tükeş, 'Türkiye'nin Meseleleri' adlı kitabında milli devlet ve milli demokrasi anlayışını anlatmıştır. Türkeş'e göre Batılı anlamda temsili demokrasi belirli bir sınıfı temsil etmesinden dolayı Türk milletine uygun değil. Ona göre, Türk milletine en uygun demokrasi, milli demokrasidir.
MHP'ye göre ideal bir demokrasi ancak vatandaşların hak ve menfaatlerinin korunması, siyasi ve sosyal katılımlarının sağlanması, fırsat eşitliği tanınması ve ekonomik değerlerin eşit paylaşımı halinde gerçekleşebilir.
MHP, yine parti programındaki açıklamalarına göre çoğunluk iktidarı prensibinin çoğunluk diktasına dönüşme ihtimalinin önlenmesi gerektiğini savunuyor.

Medya ve basın

MHP, tutuklu gazetecilerin de içinde bulunduğu sorunların tespit edilmesi için TBMM’ye CHP tarafından 2011 yılında sunulan araştırma önergesine destek verdi.
Önergede, tutuklu gazeteciler ve basın özgürlüğüne engel olan diğer sorunların tespiti, bunların ortadan kaldırılarak basın özgürlüğünün iyileştirilmesi için bir komisyon kurulması teklif edilmişti.
MHP'li Şandır Parlamento Muhabirleri Derneği'nde.[AA]
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, önergeyle ilgili mecliste yaptığı konuşmada Türkiye’de basın özgürlüğünün gittikçe gerilediğini savundu. Ergenekon Davası kapsamında tutuklanan gazetecilerle ilgili olarak, silahlı örgüt kurmak ve darbecilik yapmakla suçlanan gazetecilerin tutukluluklarının cezalandırmaya dönüşmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Şandır, TBMM’de yaptığı konuşmada “Milletin iradesini savunalım, terörle mücadeleye koşulsuz destek verelim ama bu iki ortak değer adına biz basın özgürlüğünü kısıtlamayı bir yol olarak görürsek yanlış yapmış oluruz” ifadelerini kullandı. CHP tarafından sunulan bu önerge TBMM Genel Kurulu tarafından reddedildi.

Azınlıklar ve Kürt Sorunu

Dokuz Işık Doktrini'nin birinci ilkesi olan milliyetçilik Türkeş’in ideolojisinin temelini oluşturur. Bunun diğer parti programlarındaki milliyetçilikten farkı Türk’ün nasıl tanımlandığıyla alakalıdır.
Türkeş'e göre "Türküm diyen ve Türk milletinin çıkarları için çalışan herkes Türktür. Yine de Türküm demekle Türk olunmamaktadır, ona göre Türk milleti aynı tarihten gelen ve tarih bilincine sahip olan, aynı dinden olan, aynı kültürde yoğurulmuş, aynı devleti kurmuş ve yaşatmış, bugün de aynı devletin sahibi ve aynı bayrağın altında yaşayan insan topluluğudur."
Bu anlayışa göre farklı dinlerdeki Türkiye vatandaşları Türk olarak görülmez yani Türkiye’de yaşayan azınlıklar bu tanımlamanın dışında kalır.
Ancak Türkeş'in görüşünde katı İslamcı tutum yoktur. Türkeş'in İslamiyete mesafeli olmasının nedeni Türk milliyetçiliğini de içinde eriten ümmetçilik anlayışının İslamı benimsemesidir. Türkeş, almış olduğu askeri eğitimin de etkisiyle dinin siyasete karıştırılmasına karşıdır.

Türk azınlığa bakış

MHP, AB’nin Türkiye’ye tam üyelik müzakereleri süresince dayattığı tüm uygulamaların Yunanistan gibi Türk azınlığın yoğun olarak bulunduğu ülkelerde aynen uygunmasını istiyor. Bahçeli, Haziran 2012'de Batı Trakya’ya yaptığı ziyaret sırasında "Türkiye'ye [AB tarafından] dayatılan ne varsa, [aynı haklar] Batı Trakya'da da kabul edilmeli. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın hakları Yunanistan tarafından garanti altına alınmalı, geliştirilmeli" diye konuşmuştu.

Partinin günümüzdeki çizgisini ise şimdiki lideri Devlet Bahçeli'nin 4 Kasım 2012’de MHP 10. Olağan Kurultayı’nda Kürtlerle ilgili söylediği sözlere bakarak anlayabiliriz:
Bahçeli kurultayda, “Sözde Kürt Sorunu kanlı emperyalistlerin tuzağıdır. Sözde Kürt Sorunu bölücü terörün hain ve kanlı eylemlerini sakladığı ihanet kılıfıdır” diye konuştu.
Bahçeli ve MHP’nin bakış açısıyla Türkiye’de Kürtlerin durumu bir ‘sorun’ teşkil etmiyor. Aynı konuşmada Kürtlerin siyaset, iş hayatı, ticaret, spor, sanat gibi toplumun hiçbir alanında haklarının yenmediğini öne süren Bahçeli, hakkı yenen vatandaşlar için MHP’nin de sonuna kadar mücadele edeceğini söyledi.
Ancak Bahçeli, AKP hükümetinin 'demokratik açılım' konusunda attığı adımları da bu konuşmada sert şekilde eleştirdi. Kürtlerin silahlı örgütü PKK’nın İmralı Adası’nda ev hapsinde bulunan lideri Abdullah Öcalan için ‘İmralı canisi’ hitabını kullanan Bahçeli, Öcalan’ın ev hapsine alınması ve ardından serbest bırakılması ihtimalinden duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Türkiye’nin yakın vadede Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı yoluyla federatif yapı kazanacağını ve anayasa değişikliğiyle Türklük kavramının tasfiye edileceğini söyleyen Bahçeli, bu şekilde ortaklık devleti tesis edileceğini öne sürdü. Anadilde eğitim hakkının verilmesinin ‘Türk milletinin kanını emecek’ bir adım olduğunu söyleyen Bahçeli, PKK üyelerini kapsayacak genel affın da Türkiye’yi karanlığa sürükleyeceğini öne sürdü.
Bahçeli “Ve nihayet sözde Kürt Sorunu yakıtıyla dört parçalı Kürdistan'ın kurulması kaçınılmaz olacaktır" ifadelerini kullandı.

Ekonomi

MHP’nin ekonomi programı içinde önem verdiği hususlar arasında, yerli üretimin desteklenmesi ve dış kaynaklara bağımlılığın azaltılması önde geliyor. MHP bunu, "ihracatın ithalat bağımlılığını azaltmak amacıyla ithal girdilerin yurtiçinde üretiminin teşvik edilmesi" olarak formüle ediyor.
Parti, “Türk Malı” imajının yerleşmesi için moda-marka oluşturulması ile tanıtım ve tasarım faaliyetlerinin desteklenmesini de istiyor.
Parti programında ekonomi hedefi olarak, kamu ve özel sektör borç stoğunu sürdürülebilir bir seviyeye indirmek, rekabetçi piyasa ekonomisini güçlendirmek, küçük yatırımcının korunması, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, tarım sektörünün modernize edilmesi, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması maddeleri yer alıyor.
Vergi siteminin de daha adaletli hale gelmesi gerektiğini savunan MHP, bu sistemin, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını dikkate alan dinamik bir yapıya kavuşturulmasını öngörüyor. Bu çerçevede yatırım yapanlara, istihdam, üretim ve ihracat artışı sağlayanlara yönelik vergi indirim ve kolaylıklarını içeren bir program uygulamaya konulmasını planlıyor.

Kamu yönetimi



MHP kadroları, yerel yönetimlerin hizmet kapasitesinin artırılması ile bu hizmetlere erişimin kolaylaştırılması, bunların kalitesinin ve etkinliğinin arttırılması gerektiğini düşünüyor. Parti, bu alanda denetimin daha iyi yapılması, alternatif politikalar üretilmesi, vatandaşın kendisiyle ilgili karar süreçlerine iştirakının sağlanması gerekliliğini öne çıkarıyor.
Uluslararası normlarda sendikalaşma, çalışanların uluslararası normlara uygun şekilde sendikal haklara sahip olması da MHP’nin bu alanda öngördüğü öncelikler arasında.
Bu bağlamda parti, nüfuz ve güç kullanımının önlenmesi ile yolsuzluk ve adam kayırmanın önüne geçilmesini istiyor ve sivil oluşumların kamu hizmetlerinin denetimine iştirakının gerekliliğine inanıyor.
Bahçeli, Ülkü Ocakları'nın yaptırdığı ilkokulun açılışında. [AA]

Eğitim

MHP’nin ideolojisi gereği eğitim alanında en fazla önem verdiği konu eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olması. Parti programında bu, “Eğitimin her kademesinde eğitim dili Türkçe olup, Türkçe’den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” şeklinde ifade ediliyor.
MHP’nin eğitim alanındaki hedefleri arasında okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması, zorunlu temel eğitim süresinin arttırılması, mesleki ve teknik eğitime ağırlık verilmesi var.
Parti, e-öğretim imkanlarının geliştirilmesi, şehit ve gazi çocuklarının eğitim harcamalarının devlet tarafından karşılanması, yurtdışındaki Türk çocukları için eğitim imkanlarının artırılmasını da istiyor.

Sağlık

MHP, sağlık ücretlerinin hizmetsiz olması ve bu alandaki hizmetlerin kolay ulaşılabilir, kullanılabilir ve hasta haklarına saygılı hale getirilmesini hedefliyor.
Aile hekimliği uygulamasının yaygınlaştırılmasını isteyen MHP, hastanelerin teknolojik alt yapısı ve insan gücünün arttırılarak tam gün tam kapasite çalışmasının sağlanmasını istiyor. Özel sağlık kurumlarının teşvik edilmesi gerektiğini savunan MHP, sağlık turizminin geliştirilmesi için serbest bölgeler oluşturulmasını da planlıyor.
Sağlık sigortasının bütün nüfusa yaygınlaştırılması ve tüm vatandaşların hastane ile hekim seçme hakkına sahip olması da MHP’nin hedeflerinden.
MHP, ilaç, aşı, serum ve tıbbi araç üretimine destek vererek, bunların Türkiye’de üretilmesi konusunda yapılacak AR-GE çalışmalarının teşvik edilmesi gerektiği görüşünde.

Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik

MHP’nin çalışma hayatının düzenlenmesiyle ilgili önde gelen hedefleri arasında sosyal sigorta sistemini ‘uygulanabilir’, ‘sürdürülebilir’ ve ilgili taraflarca ‘kabul edilebilir’ hale getirmek başta geliyor.
Sigortasız çalışmayı ve kayıtdışı istihdamı önlemek ve ücret dengesizliğini gidermek isteyen MHP, sendikal haklar ile sosyal güvenlik sisteminin bilgi teknolojileri altyapısını çağa uygun hale getirmeyi hedefliyor.

Dış politika

‘Lider Türkiye Ülküsü’nden yola çıkan MHP, Türkiye’nin Kafkasya ve Balkanlar bölgesinde lider ülke olmasını hedefliyor. MHP’nin dış politika hedefleri ağırlıklı olarak Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Kıbrıs, Kafkasya coğrafyasında kurulacak stratejik ve ekonomik ortaklık ile kültürel ve siyasi işbirliği yapılması üzerinde yoğunlaşıyor. MHP, Orta Doğu’da ise işbirliği ve istikrar sağlayıcı politika üretilmesini amaçlıyor.
Kıbrıs’ı ‘Türkiye’nin en önemli milli meselesi’ olarak değerlendiren parti, siyasi çözüm kapsamında Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. MHP, Kıbrıs’ta tek gerçekçi uygulanabilir ve yaşayabilir çözümün iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanma olduğu görüşünde.
Bahçeli 2012'de Batı Trakya'daki Türklerle bir araya geldi. [AA]
MHP, Türkiye-AB ilişkilerinin “kimlik ve kader sorunu” olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Parti, Türkiye’nin AB'nin yörüngesinde sürüklenmeye mecbur, mahkum ve muhtaç olmadığı görüşünde. Tam üyelik dışındaki yaklaşımların kabul edilmemesi gerektiğini savunan MHP, birliğin Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan konularındaki yaklaşımının da Türkiye’nin çıkarlarına zarar vermemesi gerektiğini, ancak bu koşulla müzakerelerin sürdürülebileceğini söylüyor.
ABD ile ilişkilerde ‘karşılıklı çıkar’ ilkesini savunan MHP, ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında bu esasa bağlı kalınmasını hedefliyor.
Rusya ve İran gibi Karadeniz ve Hazar havzası ülkeleri ile Balkan ve Orta Doğu ülkeleriyle ortak projeler geliştirilmesini savunan MHP, Afrika, Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilerek ekonomik işbirliğinin sağlanmasını önemsiyor.
MHP, Irak’ın toprak bütünlüğünün ve bu ülkedeki Türkmenlerin haklarının korunması gerekliliğine dikkat dikkat çekiyor. Parti, bu ülkeyle ilgili politikasının temelinin buradaki durumun Türkiye için güvenlik tehdidi oluşturmaması üzerine kurulu olduğunu belirtiyor. MHP, Bu gibi tehditler karşısında Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanması gerektiğini savunuyor.
Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar








Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.

8 Eylül 2017 Cuma

ABD’NİN BOP PROJESİ VE MHP ÜZERİNE OYNANAN OYUN

Tamer Ashraf
Önce Ülkücülük ile başlıyalım,Bugün Kominisler,Solcular,Sağ partiler,Hatta Pkk'nın siyasi kanadı Hdp bile Milliyetcilik,Ülkücü söylemler ile Mhp tabanı üzerinde kafa karışıklığı yapmak 1 oy dahi alsak kardır anlayışı ile hareket ediyorlar.CHP Genel başkanı bizde milliyetciyiz,Bizde Ülkücüyüz deyip bozkurt işareti yapıyor,Doğu Perincek Pkk lideri Apo ile boy boy resimlerini unutup gercek ülkücü biziz diyor,Akp Eski genel başkanı,Başbakan Binali Yıldırım Bozkurt İşareti yapıyor,Yani bugün herkes ülkücü Herkes Mhp'li.Fakat şunu unutuyorlar,Ülkücüler bilinçli kimin ne olduğunu biliyor,bu oyunlara gelmiyeceklerdir.

Ülkücü kime denir?

İslâm’ı hayat nizamı olarak seçen, bu nizamı tavizsiz bir şekilde yaşamaya çalışandır.

Türk olmanın gururunu, İslâm fazileti ile bütünleştiren, Türk-İslâm ülküsünü yaşayandır.

Günü birlik siyasi menfaatleri aşarak, asırlar sonrasını görebilen ve asırlar sonrası için hazırlık yapan kimsedir.

Allah için seven, Allah için savaşan, Allah rızasına koşan, Allah nizamı için yanan, Allah için buğz eden kahramandır.

Semalarda dalga dalga yayılan ezan susmasın diyerek toprağın kara bağrına düşen candır.

Türk’ün töresini, Türk’ün ilini, İslâm la kaynaştıran Ahmet Yesevi Ocağında kaynayan, pişen, kavrulandır.

Bayrağa kan gerek, solmasın diye bayrak için dökülen kandır.

Liderine, ocağına, fikir sistemine bağlı tefrikaya çanak tutmayandır.

Kimi zaman Derviş Yunus, kimi zaman Yavuz, kimi zaman surlarda üç hilal elinde Ulubatlı Hasan’dır.

“Ben”i aşarak “biz”i hisseden, “biz” diyerek nefsini kör kuyulara çıkmamak üzere atandır.

Dağlarıyla, taşlarıyla, ırmaklarıyla, yollarıyla bir kara parçasını vatan yapandır.

Türklük deyince 300 milyonluk Türk dünyasını kucaklayan, anne şefkatiyle evlatlarını bağrına basan; kimi yerde Kerkük, Bişkek, Bakü, Doğu Türkistan; kimi yerde Kıbrıs, Kırım, Kazak, Kırgız… velhasıl kocaman bir vatandır.

Haksızlık karşısında susmayan, davasından taviz vermeyen, korkaklığı, pısırıklığı, nemelazımcılığı lügatinden alıp çıkarandır.

Hürriyet kavgasında kırk yiğidin başında Kürşad; il derleyip vatan tutan İlteriş; bilgelikte Tonyukuk, Akşemsettin; Malazgirt Ovası’nda ak kefen içerisinde Alparslan’dır.

Bir bozkurt silkinişi ile esaret zincirini kırandır,

Rehberi iki cihan güneşi Hz. Muhammed (s.a.s.) ; kaynağı, ilhamı, düsturu Kur’an-Kerim olandır.

Ülkücü budur,

Haçlı oyunları binlerce yıldır TÜRK’lerin üzerine oynan bir oyun oldugu ve bu oyunun çok kanlı dönemlerden geçtiği tarih sayfalarında açık ve net bir şekilde yer almıştır. Bu Türk milleti ve haçlı torunları tarafından bilinmektedir. Peygamber efendimiz malumuznuz üzere ARAPLARA elçi olarak gönderilmiştir. Ve yine malumunuz üzere yüce kitap azan ve helek olan kavimler için derki hatalı beyanımdan ALLAHA sıgınırım hiç bir helak olan kavim yoktur ki helak olmadan önce onlara doğru yolu bulsunlar diye elçiler göndermemiş olalım… Yüce Allahıma sığınarak derim ki Araplarda azan bir kavimdi Dünyaya nur ve rahmet olara yüce yaradanımın habim dediği son Peyğamber olarak Efendimiz HZ. MUHAMMET (sav) efendimiz gönderilmiştir.
Yüce efendimizin vefatından sonra halifelik dönemi ve en son Allahın Aslanı hz. Ali efendimiz ile son bulmuştur… İşte bütün herşey bana göre o dönem muafiye ve yezit’in ihtirasları ve siyasi hırsları ile halifelik hırsı Arapları ikiye bölmüş butperesler ve ateşe tapanların kışkırtması ile iç çekişmeler ve nifak müslümanları birbirene düşürmüş ve dağılmışlardır. ALLAH’IN lütfu ile Halifelik TÜRK milletine geçmiş ve İslam şancağını şahlandırmış OĞUZ soyunun TÜRK evlatları dünyaya hükmetmiş ve İSLAMİYETİ dünyaya ALLAHIN izni ile yaymış ve hakim kılmıştır.
İşte bu süreçle birlite haçlılar bir araya gelmiş her dönem TÜRK milleti üzerine oyunlar oynamış Selçuklu ve Osmanlı içinde müslüman görünümlü münafıklarla her yolu denemiş, oyun oynamışlardır ve Türk milleti özünden ve töresinden ayrıldığı her dönemde dağılmış, yok oldular diye avuçlarını oğuşturdukları her dönem olduğu gibi TÜRK MİLLETİ ALLAHIN izni ile tekrar küllerinden doğmuştur. Osmanlının parçalanması ile ATATÜRK’ÜN önderliğinde yeniden küllerinden doğan TÜRKİYE CUMHURİYETİ tüm dünyaya Türk milletinin kudretini Allahın izniyle tekrar göstermştir. Ve dünyaya haykırmıştır Atatürk’ün sesinden NE MUTLU TÜRKİM DİYENE DİYEREK tarihe altın harflerle ve haçlılarında hafızalarına kazımıştır. Atatürk’ün ölümü ile haçlı oyunları tekrar hız kazanmış ve Cumhuriyet tarihi boyunca ATATÜRK den sonra milli bir iktidarın geçmesine asla izin vermemişlerdir.Başa gelenlere şöyle bir bakın hepsinin dış bağlantıları ya direk yada dolaylı olarak vardır. Türk akımının başladığı dönemler 1944 yılları ile hız kazanmış TÜRKÇÜLER bir araya gelmiş ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, Milliyetçi hareket partisi yasaklanır sonrasında Milliyetçi Çalışma Partisi ve yasak kalkar tekrar Milliyetçi hareket partisi kurulur. Ancak bu dönemler vatanın adının TÜRK oldugu bir ülkede Milliyetçi oldukları için tutuklanırlar işkenceler tabutluklara konulur ve gencecik körpe TÜRK YİĞİTLERİ İDAM edilirler. İşte burda tarih tekerür eder Haçlılar hertürlü oyunu oynar ancak haçlı torunları yani Türk düşmanları, Türk Devletine düşman olanlar anlarlar ki, TÜRK devletinin omurgasını kırmadan TÜRKLERİ yok etmek mümkün değildir.
SON BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ VE MHP YOK EDİLMELİDİR YADA ELE GEÇİRİLMEDİR. İşkencelerle sindiremedikleri BAŞBUĞ TÜRKEŞ’i haçlı oyunları ile ele geçirmek isterler ve ANAP yani ÖZAL döneminde düğmeye basarlar o dönem BAŞBUĞ yaşlandı dedikosu yayılmaya başlatılır ve rahmetli Muhsin yazıcıoğlu üzerinden BAŞBUĞU zayıflatmak ve binbir etrikalarla kendi kurduğu partisinde ve o partinin çizgilerini oluşturan TÜRK TÖRESİNİ İÇİNE ALAN GELECEĞE IŞIK TUTAN DOKUZ IŞIK DOKTİRİNİ yok etmek yada elegeçirmek için başbuğu DİNSİZLİKLE BİLE SUÇLAYACAK KADAR İLERİ GİDERLER. O dönemi yaşamış abilerim tabiki benden daha iyi biliyorlardır. Sonuç haçlı torunları için hüsran olur ve BAŞBUĞ HAYKIRIR BU PARTİYİ BEN KURDUM DOKIZ İŞIKLADA ŞEKİLLENDİRDİM HERKEZ HADDİNİ BİLSİN ÜLKÜCÜ MHP DE OLUR DER VE RESTİNİ ÇEKER. Oyun tutmayınca Muhsin yazıcı oğlu MHP den kopan bugünün yenilikçi pardon değişimcileri gibi yeni parti yani Büyük Birlik Partisini kurar ve MHP o dönem ciddi bir kan kaybeder. Bugün gelinen noktaya bakacak olursak aynı seneryo ve aynı söylemler ile bu sefer TOBUKLU LEYDİ LAKABI İLE MHP İÇİNDE MERAL AKŞENER parlatımış ve oyunu gören TÜRKMEN beyi oyunu bozmuş MİLLETVEKİL adayı göstermemiştir ve herşey o an HAÇLILARIN OYUN BOZULDU TELAŞI İLE düğmeye basarak oyun başlamıştır. PARADİGMA değişimi diyerek bana göre en büyük hata ve açık verilmiş büsbütün BAŞBUĞU VE DOKUZ IŞIK DOKTİRİNİNİ İNKAR edici bir değişim süreci istedikleri beyan edilmiştir. Ve söylemler tanıdıktır hakaretlerin biri bin paredir. Yaşlandı genç biri gelmeli MHP iktidar olmalı değişim şart Bahçeli mit ajanı gibi söylemler ile saldırı başlamıştır. Tabi süreci iyi okuyan BAŞKURT MHP LİDERİ BAHÇELİ HER HAMLELERİNİ GÖRMÜŞ SAĞDUYU İLE OYUNLARINI BAŞLARINA GEÇİRMİŞTİR VE MHP’Yİ ELE GEÇİREMEYECEKLERİNİ ANLAYAN HAÇLI TORUNLARI B PLANINI YANİ DAHA ÖNCE YAPTIKLARI GİBİ YENİ SÖZÜM ONA DEMOKRAT MİLLİYETÇİ BİR PARTİ KURMA SÜRECİNE GİRMİŞLERDİR.
Evet şimdi neden MHP ve ABD’nin BOP ile ne alaksı vardiyeceksiniz. Kendimce bunu anlatmak isterim. TÜRK düşmanlarının malumunuz AKP ile bir süreç başlattılar BOP projesi bana göre aslında BBP ile hayata geçirmek istemişerdi olmadı…

Neden MHP?

Çünkü HAÇLI zihniyeti Milliyetçi TÜRK milletinin omurgasını kırması ama dagıtmadan küçülerek ele geçirilmesini arzu etti… ORTADOĞU’YU ele geçirmek için TÜRK’lere itiyacı vardı. Bunu Araplarla yapayacagını biliyordu çünkü araplar hep güce göre hareket etmişler ve dönemin Osmanlısını da arkadan vurmuşlardı. TÜRK milleti ortadoğuda bir araya geldiklerinde tekrar ortadoğuya hakim olacaklarını bilen haçlı torunları MHP üzerinde BAŞBUĞ döneminde başaramadıkları oyunu tekrar oynadılar. Neden tekrar MHP’ye döndüler çünkü AKP ile gelen RABİA akımı ve Arap milliyetçiliği sözüm ona ümmetcilik adı altında empoze edilmek istendi ancak görüldiki bu ARAPLARLA olmuyor TÜRKLERİDE Erdoğan ortadoğuda kendi emrine sokamadı Çünkü TÜRK demek TURAN HAYALİ DEMEKTİ VE BU HAYALİ KURAN VE ALLAH İÇİN MÜCADELE VEREN ŞEHİT VEREN PARTİ MHP İDİ. MHP’Yİ ELE GEÇİREN TÜRK DÜNAYASINI ELE GEÇİRECEK VE BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ HEDEFİNE ULAŞACAK DIR. AMAÇ ELE GEÇİRİLMİŞ MHP’Yİ TEK BAŞINA İKTİDAR YAPMAKDI.

Yaşadığımız süreç bunun ürünüdür.
Yıllarca beraber yürüyen Fetullah gülen, Erdoğan ve akp ile neden ters düşsün?
ABD her ikisinide desteklemiyormu?
Gülen pensilvanya da MALİKANE de sefa sürmüyormu?
Erdoğan Başbakan olmadan önce Belediye başkanlığı döneminde ABD li ağır abileri ile görüşmedimi?
Erdoğan bir şiirle kahraman olduktan sonra yasaklı iken ABD’YE GİTMEDİMİ?
NE KONUŞTUĞU NE GİBİ SÖZLER VERİLDİĞİ HALA MUAMMA DEĞİLMİ?
Bu üç saç ayağı nasıl düşman olur?
Hepinizi düşünmeye davet ediyorum?
Yalandan düşman kutuplar oluşturdular kedindilerine, milleti kandırıyorlar.
Kafanızdan şimdi şu geçiyor ee kardeşim bu kadar tutuklama bu kadar felakete uğrayan hayatlar ne peki….? Onlar için maşa ve piyonların ne olduğu yada harcandığı önemli değil. Haçlı torunlarının hedefi ORTADOĞUYU ELE GEÇİRMEK VE BUNUUNUN ÖNÜNDE TEK ENGEL MHP.
Evet şuan topuklu leydiyi destekleyenler MHP nin ele geçiremeyeceğini anlayınca yıpratma ve gözden düşürme politikası ile yeni partinin düzeneklerini kurmaya başladılar.
Soruyorum!
1- MHP’nin Türk töresini bilmiyorlarmı kazan kaldırıldı?
2- İnatla direterek neden mahkemeye verildi?
3- Mahkeme kararı sonuçlanmadan polisle karşılaşmayı göze alıp kongre yapmaya neden kalktılar?
4- Mahkeme karını verdi kongre tarihi 10 Temmuz lider tarfından açıklanmasına rağmen neden 19 haziran korsan kurultaya diretildi?
5- 19 haziranda korsan kurultay toplandı, tek maddenin değişmemesi gerektiğini bile bile iptal sebebi olacağını bile bile neden 13 madde değiştirildi?
6-Hala inatla neden tekrar imza toplar gibi tabansız söylemlerle saldırıyorlar?
7-MHP’nin bayramlaşma gün ve saatini bilerek, neden aynı saate bayramlaşma tertip ediyorlar?
Bana göre bunların derdi MHP’yi ele geçiremedikleri için milliyetci sözüm ona demokrat bir parti kurup ABD-GÜLEN ve ERDOĞAN üçünün kurguladığı Milliyetçi bir parti ile yeni bir akım oluşturp Mevcut piyonların Yönettiği AKP’ninde üzerini çizerek sözüm ona tek başına yeni bir maşa parti kurarak hem MHP’yi bitirmek hemde Ülkeyi ele geçirmek istiyorlar,
BU VESİLE İLE TÜRKİYE’NİN PARÇALANMA SÜRECİ RESMİ OLARAK BAŞLAYIP YENİ ANAYASA İLE DESTEKLENECEK VE TÜRK MİLLETİNİ ORTADDOĞUDA SÖZÜM ONA KULLANMAK İÇİN BİRLEŞTİRİP HAÇLILARA ASKER YAPMAK İSTİYORLAR…

BEN YAZDIM İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.

8 Şubat 2019 Cuma

MHP siyasette yarım asrı devirdi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor.



Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor. 1969 yılının 8-9 Şubat tarihlerinde Adana'da yapılan büyük kurultayla Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CMKP) olan adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştiren parti, amblemini "üç hilal" olarak seçti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, MHP'nin kuruluşunun 50. yıl dönümüne ilişkin TDP  muhabirinin sorularını yanıtladı.

MHP 50 YAŞINDA FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN

Yalçın, MHP'nin tarihinde özel bir yeri olduğunu için 50. yılı Adana'da kutlayacaklarını belirterek, "50. yılımızı hem Adana'nın bu hususi mevkisine hem de MHP'nin 50 yıllık kutlu beka, bağımsızlık, hürriyet, demokrasi mücadelesine yaraşır bir şekilde kutlamak istiyoruz. Bir bakıma Adana'da 1969'un ihtişamlı, heyecanlı ve coşkulu atmosferine geri dönmüş olacağız." ifadesini kullandı.


"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ VATAN HAİNLERİYLE AYNI KEFEYE KONULDU"


Yalçın, MHP için bu 50 yıllık sürede Türk siyasetinde yaşanan gelişmeler çerçevesinde en zor olayın 12 Eylül olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu süre zarfında MHP'nin geçtiği en önemli dönemeç 12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasıdır. 

Milliyetçi ülkücü hareket 12 Eylül öncesinde Türkiye'yi uydulaştırmayı ve hür dünyadan koparmayı amaçlayan komünist ve ayrılıkçı saldırıların odağındayken, her gün birkaçı şehit edilen ülküdaşlarımız ve parti mensuplarımızın mazlum ve mağdur addedilmesi gerekirken kıyamet MHP'nin başına koptu. 

Kurucu Genel Başkanımız Alparslan Türkeş dahil, MHP'nin ve ülkücü kuruluşların yöneticileri bir ihanet şebekesiymiş gibi toplanıp hapishanelere, zindanlara atıldı. Ülkesi uğruna canını vermekten kaçınmayan Türk milliyetçileri, vatan hainleriyle aynı kefeye konuldu."
Bir "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası" ihdas edilerek ülkücülerin yargılandığını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Kimi idama kimi de yıllarca hapse mahkum edildi. 

Ülküdaşlarımız daha mahkum edilmeden en ağır işkencelere ve gaddarlıklara maruz kaldı. 12 Eylül öncesinin bütün hastalık ve problemlerinin hesabı bizden soruldu. Partimiz ve ülkücü kuruluşlar darmadağın edildi. 

Kısacası hepimizin iliklerimize kadar hissettiği 12 Eylül sonrası bizim için tam bir fetret dönemiydi. Bedeli camiamız için çok ağır olsa da bu menhus dönemi atlattık ama hepimiz çok acılar çektik, mağduriyetler yaşadık. Ben de o çileli günlerin yakın şahitlerinden ve fetreti yaşayanlardan biri olarak birkaç kez hapse girdim."


MHP'NİN KURULUŞU


Adana'da 8-9 Şubat 1969'da yapılan CKMP kurultayında partinin adı MHP oldu, genel başkanlığa Alparslan Türkeş getirildi. Kurultaydan sonra toplanan ilk genel idare kurulunda da partinin ambleminin "üç hilal" olması kararlaştırıldı. 

MHP'nin Gençlik Kolları (Ülkü Ocakları) için de "hilal içinde kurt" amblemi benimsendi.
12 Ekim 1969 seçimlerinde yüzde 3 oy alan MHP, oyunu artırmış olmasına rağmen milli bakiye sistemi kalktığı, yerine nispi temsil sistemi getirildiği için sadece kurucu lider Alparslan Türkeş'i Adana'dan milletvekili çıkardı.

14 Ekim 1973 seçiminde yüzde 3,4 oy alarak 3 milletvekili kazanan MHP, Süleyman Demirel'in başbakanlığında kurulan birinci Milliyetçi Cephe (MC) hükümetine 2 bakanlık alarak dahil oldu. Bu hükümette Alparslan Türkeş Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı, Mustafa Kemal Erkovan ise Devlet Bakanı oldu.
MHP, 5 Haziran 1977 seçimlerinde yüzde 6,4 oy alarak 16 milletvekili çıkardı ve yine Süleyman Demirel'in başbakanlığında ikinci MC hükümetinde 5 bakanlık aldı. Türkeş yine Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı oldu.


12 EYLÜL SÜRECİ


12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatılan MHP çizgisi, 1983 yılında yeni siyasal partiler kurulmasına izin verilince Mehmet Pamak tarafından kurulan Muhafazakar Parti tarafından temsil edildi. Bu parti 1985'de adını Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) olarak değiştirdi. 

1987 referandumundan sonra Türkeş'in siyasi yasağı kalkınca, MHP'nin kurucu lideri, MÇP Genel Başkanı oldu. MÇP'nin 24 Ocak 1993'teki Genel Kurulu'nda delegelerin oy birliği ile partinin adı yeniden MHP oldu ve genel başkanlığa tekrar Alparslan Türkeş seçildi.
Alparslan Türkeş'in 4 Nisan 1997'de vefat etmesinin ardından 6 Temmuz 1997’de yapılan olağanüstü kurultayda Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş ile Devlet Bahçeli arasında yapılan seçim yarışını Devlet Bahçeli kazandı ve MHP Genel Başkanlığına seçildi.


BAHÇELİ DÖNEMİ


Bahçeli genel başkanlığında MHP, 1999 genel seçimlerin yüzde 17,98 oy alarak DSP'nin ardından en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı. Kurulan DSP-ANAP-MHP koalisyonunda, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık alan MHP, ikinci büyük koalisyon ortağı oldu.

Bu dönemde Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit ile sorun yaşayan MHP, yine de koalisyonda uyumla çalıştı ancak yaşanan ekonomik kriz üzerine Dünya Bankası'ndaki görevinden ayrılarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş ile uyuşamadı.

Bu süreçte Bahçeli'nin "3 Kasım'da seçim" çıkışı ile Türkiye 2002'de seçime gitti. MHP'nin, bu seçimlerde oy oranı yüzde 8,3'e düştü ve parti Parlamentoya giremedi.
2007 genel seçimlerinde yüzde 14,29 oy alarak 71 milletvekilliği kazanan MHP, TBMM'de yeniden grup kurdu. MHP, 2011 genel seçimlerinde yüzde 14,27 oy alarak Mecliste 53 milletvekili, Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde 16,29 oy alarak 80 milletvekili ile temsil edildi. 


 MUHALİFLER HAREKETE GEÇTİ


MHP'nin, yüzde 11,94 oy alarak 40 milletvekili çıkardığı 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin ardından partide muhalif sesler yükselmeye başladı.
Bahçeli, 15 Kasım 2015'te seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere il başkanlarını Ankara'da topladı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada "birlik" mesajı verilmesine rağmen Sinan Oğan, Koray Aydın ve Meral Akşener, partide değişim istediklerini belirterek genel başkanlığa aday olduklarını açıkladı.

MHP tüzüğü, olağanüstü kongrelerde genel başkan seçimine izin vermediği için tüzük tadilatı kongresi düzenleyerek, arkasından genel başkan seçmek isteyen muhalifler, birlikte hareket ederek kayıtlı bin 232 delegeden imza toplamaya başladı.

Bahçeli ise parti içinden yükselen "olağanüstü kurultay taleplerini" reddederek, kurultayın 2018'de yapılacağını açıkladı.

Daha sonra yaşanan bir dizi hukuki süreç çerçevesinde, "Çağrı Heyeti"nin olağanüstü kongrenin yapılacağını duyurduğu tarih olan 15 Mayıs'ta, partililer Büyük Anadolu Oteli'ne gitmek üzere toplandı ancak polisin aldığı önlemler nedeniyle otele ulaşamadı.

Kongrenin yapılacağı otelin önüne Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ aynı araçla geldi. Hazırlanan ortak basın bildirisi eski MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından okundu.

Bahçeli, muhaliflerin bu girişimini "tarla kongresi" olarak nitelerken, Akşener'in başını çektiği muhaliflerin bir kısmı daha sonra İyi Parti'yi kurdu.


CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ekim 2016'daki grup toplantısında yaptığı "Başkanlık sistemi" çıkışıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 16 Nisan 2017'deki anasaya değişikliğine giden yolu açan isimlerden biri oldu. Türkiye, bu referandumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti.

MHP, 24 Haziran 2018'de erkene alınan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi'ne AK Parti ile kurduğu "Cumhur İttifakı" ile girdi. MHP bu seçimde yüzde 11,1 oy oranı ile 49 milletvekili çıkardı.





8 Şubat 2018 Perşembe

Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Türk milleti yeni destanlar yazmaya devam ediyor. Türk tarihinde 7 düvele meydan okumuş milletimiz bugün de 7 düvele meydan okumaktadır.

Ülkücüler enerji kaynaklarını Türk tarihinden alır. Ülkücülerin kaynakları türk tarihidir. Türk islam tarihine bakarak geleceği okurlar. Türk tarihinde yaşanan iyi kötü halleri tecrübelerle sabitleyerek günümüzün Türk dünyasında neler olması gerektiğini ve nasıl olması icap ettiğini ortaya koyarlar.

45 numaralı ayakkabısı ya dar gelmiş ya da bol

Türk Milletinin hassasiyetlerini, istek arzu ve hayallerini en iyi okuyan ülkücülerdir. Türk milletinin istek arzu ve hayallerine göre kurulan sistemler çalışmaz, öngörüler yürümez, düşünceler cılız kalır ve çürür gider. Düne kadar milletin taleplerine, istek arzu ve düşüncelerine göre hareket edemeyen hükümetlerin projeleri ortaya koydukları sistem veya düşünceleri hep cılız kalmış ve yürümemiştir.alemin 45 numaralı ayakkabısı ya dar gelmiş ya da bol. Milli meziyetleri ortaya çıkarmayan ve milli unsurlarla birlikte hareket etmeyen her aksiyor ölmeye ve çürümeye mahkum olmuştur.

MHP'nin Hakkı İnkar Edilemez

Özellikle 15 Temmuz sonrasında bu konu daha iyi anlaşılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin 15 Temmuz'da darbecilere karşı tutumu ve 15 Temmuz sonrasında ortaya koyduğu tavır tüm milletimiz tarafından taktir toplamıştır. Birlik ve beraberlikten taviz vermeyen ülkücülerin partisi MHP, siyasi olarak sergilediği tavırla da Türkiye'nin birliği ve beraberliği konusunda ne kadar duyarlı olduğunu göstermiştir. özellikle MHP'nin terör ve dış politikadaki kararlı duruşu sayesinde Türk tarihinde önemli bir kariyer oluşturmuştur. Seçilmiş hükümet ve seçilmiş Cumhurbaşkanı ile Türk Milletinin menfaatine olan müştereklerde bir ve beraber hareket ederek Türkiye'nin çıkmaz sokaklara girmesine müsade etmemişlerdir. Bu anlamda da Milliyetçi hareket Partisi'nin hakkı inkar edilemez.

Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Gerçekten Türk milleti yeni destanlar yazıyor. Türk tarihinde 7 düvele meydan okumuş milletimiz bugün de 7 düvele meydan okumaya devam ediyor. dış ve iç düşmanların bütün gayretine rağmen Türk varlığı kendini en net şekilde gösteriyor. Ülkücülerin yıllar öncesinde vurguladığı ve altını kalın bir şekilde çizdiği kızılelma ve Turan Türk dünyasına müjdeler veriyor. Evet, Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Meral Akşener’den sürpriz transferler

İYİ Parti sürpriz transferler yaptı. Ülkücü camia içinde ‘’Doğu’nun Başbuğ’u’’ olarak tanınan ve yıllardır MHP hareketi içinde yer alan Yılma Durak ile, MHP’li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, 1 Mart tezkeresi öncesi Kuzey Irak'a yapılacak harekâtın komutanı Emekli Tümgeneral ve MHP eski Milletvekili Erdal Sipahi İYİ Parti’ye katıldı.

İYİ Parti sürpriz transferler yaptı. Ülkücü camia içinde ‘’Doğu’nun Başbuğ’u’’ olarak tanınan ve yıllardır MHP hareketi içinde yer alan Yılma Durak ile, MHP’li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, 1 Mart tezkeresi öncesi Kuzey Irak'a yapılacak harekâtın komutanı Emekli Tümgeneral ve MHP eski Milletvekili Erdal Sipahi İYİ Parti’ye katıldı.
İYİ Parti Merkez Danışma Kurulu üyeliğine getirilen Yılma Durak, 1961-1962 yıllarında Osman Bölükbaşı'nın Genel Başkanı olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde Gençlik Kolları başkanlığı yapmış, daha sonra da MHP'de ülkücü teşkilatları kurmuştu. Alparslan Türkeş ile beraber Türk-İslam Araştırmaları Vakfını da kuran Durak, halen bazı vakıf ve derneklerin de yönetimde bulunuyor.

SİPAHİ PAŞA DA GİRDİ

İYİ Partiye katılanlar arasında MHP İzmir eski Milletvekili ve Emekli Tümgeneral Erdal Sipahi de bulunuyor. Sipahi, 1 Mart 2003 tezkeresi öncesi Kuzey Irak’a harekât yapacak kuvvetlerin komutanı olarak görevlendirilmişti. Sipahi de partinin Merkez Danışma Kurulu üyesi oldu.
İYİ Parti üyesi olan ve Merkez Danışma Kurulunda görev alanlar arasında MHP'li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, Enerji Bakanlığı eski Müsteşarı Ahmet Gökçen, Ülkü Ocaklarının ilk Genel Başkanı Aytekin Yıldırım ve Turizm Bakanlığı eski Müsteşarı Haluk Akar da bulunuyor.
Ayrıca, ANAP eski Milletvekilleri Mehmet Kocabaş, Necati Güllülü, Yaşar Dedelek ve Beyhan Aslan, MHP eski Milletvekilleri Mümin İnan, Şaban Kardeş, Mehmet Serdaroğlu ve Cemalettin Şimşek, Cumhuriyet Kadınları Güzelbahçe Başkanı Mesude Öney, DYP eski milletvekili ve TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu, DSP eski Milletvekili Boray Baycık da İYİ Parti'ye geçti.

Bu Haberi okuyunca Küçük Bir Araştırma yaptım;




Doğunun Başbuğu cemaati övdü
13 Şubat 2014 Perşembe günü YILMA DURAK'ın açıklamaları

Doğu'nun başbuğu' olarak bilinen Yılma Durak, ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, yargı, emniyet ve medyaya yapılan müdahalelerin Türkiye'nin itibarını yok ettiğini ifade etti.

Doğu'nun başbuğu' olarak bilinen Yılma Durak, ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, yargı, emniyet ve medyaya yapılan müdahalelerin Türkiye'nin itibarını yok ettiğini ifade etti.
12 Eylül darbesinde ağır işkence gören insanlardan biri olan Erzurumlu Yılma Durak, "Devletin çivisi çıktı. Ne hak, ne adalet, ne hukuk kalmıştır. Şimdi kendilerine hizmet etmeyen, haksızlıklarını örtmeyen savcıları alaşağı ediyorlar. Haksızlık ve yanlışlıklarını örtmeyen, 'bu yanlışı yapma' diyen polisleri top yekün yok ediyorlar." dedi.
Yılma Durak, Fethullah Gülen Hocaefendi ile öncülük ettiği Hizmet’in, Başbakan Erdoğan tarafından hedef alınmasını yakışıksız bulduğunu söyledi. Durak, yurt dışında Türkiye’yi en başarılı şekilde temsil eden Türk okullarına yardım etmek yerine, bunları büyükelçilerimiz aracılığıyla ihbar etmenin ise vatana ihanet olduğunu ifade etti.
Cihan Haber Ajansı muhabirinin sorularını cevaplayan Yılma Durak, kendisi de bir Erzurumlu olan İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın, Erzurumlu Hocaefendi’yi hedef alan yaptığı konuşmasının kendisini çok üzdüğünü ifade etti. Efkan Ala ve ailesini yakından tanıdığını ifade eden Durak, "Makamların tarif ettiği insanlardır bunlar, emin olun. Bunlar makamları değil, makamlar bu insanları tarif ediyor.
Hocaefendi ile çok eskiden beri tanıştıklarını dile getiren Durak, aralarında bir veya iki yaş farkı bulunduğunu, aynı muhitte, aynı kültür muhitinde yetiştiklerini ifade etti. Hiç kimsenin belki tahammül edemeyeceği bir hayatın içerisinde okuduğunu, seviye kazandığını, hayatını, inançları doğrultusunda tanzim eden nadide inanlardan bir tanesidir olduğunu söyledi.

AH BE YILMA DURAK AH

(Hepimizin içinde birikip de söyleyemediklerimizi söylemeye çalıştık. Sakın ola ki hadsizlikle, edepsizlikle suçlamaya kalkmayın. Sindire sindire okuyun, düşünün, yorumlayın… Kimsenin adamı olmadık, Hareket’in adamı olduğumuza göre gerisine razıyız… Başbuğ’umun kutlu davası için…)

Türk milliyetçilerinin ve Ülkücü Hareket’in Başbuğ’u Alparslan Türkeş’tir.
Partinin başındaki, Ülkücü Hareket’in siyasi kuruluşunun Genel Başkanı’dır.
Siyasi hareketin lideridir.
Nereden çıkıyor bu “Doğunun Başbuğu” lakabı?
Nereden çıkıyor bu “Taşmedreseliler” etiketi?
Nereden çıkıyor bu eski “Ocak Başkanı”, eski “Bakan”, eski “reis” ünvanları?
Nereden çıkıyor bu mafya bozuntularına “Ülkücü abi” madalyası?
Nedir bu falanın oğlu, filanın kızı, falancanın damadı mirasları?
Nedir bu sanatçı maskeli, omuzlarına basa basa “ülkücü hissiyatı”nı konser rantına çeviren “ozan” savrulması?
Ülkücülüğü rant elde edilen “meslek” mi bellediniz mübarekler?
Ülkücünün seçtiği adam, bir daha dönüp yüzümüze bakmazken, ikbal söz konusu olunca takındığı el ayak öpen ikiyüzlülük nedir?
Seçim dışında bir kere parti binasına çıkmamış, bir paket çay, kahve alıp ikram etmemiş, üzerinde taşıdığı siyasi etiketin kaymağını yemeğe alışık tipler nedir?
Başbuğ Türkeş, bir kere “Ben sizin için hapis yattım, hakkım olanı isterim” dedi mi ağalar?
Yanlıştan emsal olmaz, gençlere kötü örnek oluyorsunuz…
Ülkücü gençliği Ocaklar yerine ağabeylerin tekkelerine yönlendirenler utanın!
Allah’tan korkun, yağlı urganlarda şehadete ermiş yiğitlerden utanın…
Yeter artık, yeter!
“Ülkücü” olmak için ille çile mi çekecek bu çocuklar, bu millet?
Ülkücü olmak için ille hapis mi yatacak bu gençler?
Oy toplamak için cemaat-tarikat tuzaklarında parça pinçik olup Türklüğünü mü unutacak bu gençler?
Bıktık bu asimetrik propaganda yapan medyada eskilerin boy göstermesinden…
Bıktık bu MHP’ye akıl vermeye kalkan İsrail devşirmesi ayrık otlarından…
Bıktık bu din simsarı ve havuz yosması medyanın uyduruk ve algı operasyonu yapan yayınlarından…
Ve siz ey Ülkücü Hareket…
Ve siz Atatürkçü, Türk milliyetçisi Başbuğ’un askerleri…
MHP, bizim siyasi kuruluşumuz…
MHP bizim evimiz…
Her evde hır-gür olur…

Evin halleri sokakta konuşulmaz…
Siz nasıl bir ailesiniz ki, iç meselelerinizi MHP’yi kumpasa almış medyada çarşaf çarşaf ortalığa döküyorsunuz?
Hadi mahkemelik olduk, kardeş kavgasına düştük, bari sokağa düşürmeyin Başbuğ Alparslan Türkeş’in davasını?
Ve sen Yılma Durak…
Kendine “Doğunun Başbuğu” dedirten Durak… “Ülkücü Hareketin öncülerinden” denilen Durak…
Başbuğ’un partisini değişime, dönüşüme sokan medyada nedir bu hallerin?
Medyatik olmak çok mu hoşuna gidiyor Yılma Bey?
Değer mi?
Hatıraları zehirleme… Kirletme Türkeş’in anılarını… Yapma, MHP’ye “baş” tayin etmeye kalkma!
Azıcık düşünün ağalar… Bu kimliksiz medya, aylardır MHP’yi neden konuşturuyor, neden 1 Kasım’dan beri lider kavgasına tutuşturuyor, hayra yorabilir misiniz?
Sermayenin, Türklük husumetli iktidar ve cemaatin bu MHP sevdası nereden hortladı Allah aşkına?
Ve siz bir soru:
Gerçekten bu çevreler MHP’yi iktidar yapabilir mi?
Ablalarını genel başkan yapsalar, MHP’ye Türk milliyetçileri dışında DYP’li, ANAP’lı, CHP’li, cemaatçi çevrelerin oy vereceğine gerçekten inanıyor musunuz?
Hadi iktidar oldular, bu partinin paradigma değişikliğinden sonra ayakta kalacağını ve sonraki seçimde darmadağınık olacağını da düşünüyor musunuz?
Yeter artık…
Bir susun… Çekilin kenara… 47 yıldır konuşuyorsunuz, bir susun…
Mevcut şartlarda ölüsü bile iktidar ümidi olan MHP’nin silkinememe sebeplerinden biri sizlersiniz…
Alıştığınız gibi hep önde, söz sahibi ve eli öpülen olsun istiyorsunuz, esirgediler mi?
İlçeyi, ili, genel merkezi şekillendirirken dediğiniz olsun istiyorsunuz, dinlemediler mi?
“İkinci bahar”ınızı yaşadığınız bir devirde…
Üstelik Başbuğ Türkeş’in kemiklerini sızlatırcasına…
Ülkücü Hareket, geçmişin kahramanlarının egemenliğinden kurtulmadıkça, birilerinin efsanelerinden sıyrılmadıkça ileriye bakamayacak…
Dün Yılma Durak, CNN Türk’te Sakallı’nın programında, Cemal Enginyurt ile laf yarışına giriyor…
Ah Yılma bey ah… Ne işin var orada…
Eskiliğine, hapis yatmışlığına, Başbuğ’u tanımış olmana sığınıp Meralcilik yapmaya kalkacak ne vardı? Susamadın, propagandaya soyundun, yakıştı mı?
“Bedel ödedik” deyip duruyordun, bunun için miydi ödediğin bedel?
Mustafa ÖNDER

Mustafa Öndermustafa125@asikurtlar.com
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html