BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
ülkücü sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
ülkücü sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

2 Ekim 2017 Pazartesi

MHP BİTTİ DİYENLERE "BİNLERLE" CEVAP



Milliyetçi Hareket Partisi Mersin İl Başkanlığı 12'nci Olağan Kongresi, eski-yeni binlerce partiliyi bir araya getirdi. MHP Genel Başkan'ı Devlet Bahçeli'ye bağlılığını bildiren il teşkilatındaki birliktelik, MHP'nin kan kaybı yaşadığını söyleyenlere net bir mesaj niteliği taşırken, tek liste ile seçime girdiği seçimde 11'i geçersiz sayılan 521 oydan 510'unu alan mevcut İl Başkan'ı Zeynel Uğur Gölgeli ise yaptığı konuşmada çarpıcı mesajlara imza attı.

7'DEN 70'E TÜM MHP'LİLER KONGREDE
Bir süre önce MHP Genel Merkezi tarafından atanan Mersin İl Başkanlığı, 12'nci Olağan Kongresini Edip Buran Spor Salonu'nda gerçekleştirdi. Genel Kurula tek liste ile giren mevcut İl Başkan'ı Zeynel Uğur Gölgeli, delegelerin oyları ile güven tazelerken, binlerce partilinin katılımıyla şölen havasında geçen kongre, Milliyetçi Hareket Partisi'nin parçalandığını söyleyenlere net bir mesaj verdi. Salona sığmayarak sokağa taşan partililer, genel merkezin Başkan Gölgeli tercihinin doğruluğunu tescilledi.
Kongrenin yapılacağı alana konvoylarla gelen partililerin yanısıra, partinin geçmiş dönemlerinde görev almış isimlerin de kongrede bir arada olması dikkat çeken ayrıntılardan olurken, MHP'nin kalesi olarak adlandırılan Mersin'deki kongreye; Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, MHP Genel Merkez MYK üyeleri Kürşat Türker Ercan ile Tamer Ağaosmanoğlu, MHP Adana İl Başkanı Sertan Duran, MHP Hatay İl Başkanı Lütfi Kaşıkçı, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Taş Medreseli Ülkücüler Genel Başkan'ı Naim Yanık ve yönetimi, Ülkü Ocakları İl Başkanı Gökhan Demir, MHP İlçe Başkanları, İlçe belediye başkanları, Ülkü Ocakları İlçe Başkanları, Ülkücü İşçiler il ve ilçe başkanları, TÜRKAV ve Kamu-Sen yöneticileri, MHP eski il başkanları ve binlerce partili katıldı.

GÖLGELİ'DEN ÇARPICI MESAJLAR

Şölen havasında geçen kongrede konuşma yapan MHP Mersin İl Başkan'ı Zeynel Uğur Gölgeli, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sözlerine genel kurulun hayırlı olmasını dileyerek başlayan İl Başkan'ı Gölgeli, "Karşılıksız sevdanın, hedefe saplanmak için ok gibi bekleyen yiğit neferleri olarak, bizleri böylesine kutsal bir maneviyatta buluşturan Allah'a şükürler olsun. Kongremizin, ülkemize, milletimize, Mersinimize Milliyetçi-Ülkücü Harekete hayırlara vesile olmasını cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. Öncelikle ve özellikle, Partimizin Banisi, Ülkücü-Milliyetçi Hareketin kurucusu, hiçbir zulüm karşısında boyun eğmeyen, izinde ve yolunda yürümekten şeref duyduğumuz Cennet Mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş'i, ebediyete intikal eden dava arkadaşlarını, Ruhi Kılıçkıran'dan, Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na kadar bütün ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyor ve aziz hatıraları önünde bu kutlu davayı haykırmanın gururunu yaşıyorum" dedi.

MHP'NİN TANIMI ALKIŞ TUFANI KOPARDI

Başkan Gölgeli'nin "Milliyetçi Hareket Partisi, kurulduğu günden  bu güne Müslüman Türk Milletinin  umudu, son kalesi olmuştur. Bu kalenin temelinde iman, Harcında Şüheda kanı, Türk Milletinin azmi, iradesi ve baş eğmeyen kararlılığı vardır. Bedir Ordusu'ndaki iman, Çanakkale savaşlarındaki azim, güç ve kararlılık bizimledir. Sultan Alparslan'ın cesareti, Fatih Sultan Mehmed Han'ın, kararlılığı ve inanmışlığı, Başbuğ Atatürk'ün  kırılamayan iradesi adımlarımıza yön tayin etmiştir. Tabutluklarda, işkencelerde Allah davasının sancaktarlığını elinden, dilinden ve yüreğinden düşürmeyen cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in emaneti bizimledir. Bu emanet namusumuzdur. Ülkücü-Türk Milliyetçiliğini siyasi arenada temsil  eden Milliyetçi Hareket Partisi, Türk Milletinin geleceğidir, övünç kaynağıdır. Türk Milletinin, maddi manevi değerler ve kutsalları üzerine bina edilen, Ülkücü Hareket, bu değerler uğruna mücadele etmekten asla geri durmamıştır. Ruhi Kılıçkıran ile başlayan Ülkücü Şehitler kervanı her  hal ve şart altında, namusumuz, şerefimiz ve vazgeçilmezimiz olmuştur. Ülkücü Şehitlerimiz, Süleyman Özmen'in kanlı gömleği, Ciğerleri parçalanan Dursun Önkuzu'nun hatıraları birlik ve beraberliğimizin mihenk taşlarıdır. İdam sehpasına tebessümle yürüyen şehidimiz, Mustafa Pehlivanoğlu'nun son mektubu çağlar ötesine seslenişimizdir. Allah davası  yolunda idam sehpalarına korkusuzca yürüyen Halil Esendağ, Selçuk Duracık kardeşlik bağlarımızın nişaneleridir. Ege Üniversitesinde, vatan hainlerine karşı Bozkurtça, Yiğitçe dik durduğu için bölücü  teröristlerce, kahpece şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu asla dinmeyecek olan yürek sızımızdır. Onun Şehadeti "Fıtrat Değişir sanma, bu kan yine o kandır" sözünün emsalidir ve ölene kadar parolamızdır. Bütün ömrünü, Allah Davasına adamış, bu vatana "Amasız, Fakatsız, Lakinsiz" sevdalanmış, nefsi ve şahsi bütün ikballeri elinin tersiyle itmiş Genel Başkanımız, Bilge Liderimiz sayın Devlet Bahçeli yolbaşçımızdır. "Önce Ülkem ve Milletim, sonra Partim ve ben" cümlesi ile özetlenen, Türk Milletine hizmeti en kutsal görev bilmiş bu uğurda kendi istikbalini, Milletinin ve devletinin istiklaline feda etmiştir. Genel Başkanımız sayın Devlet Bahçeli 21.yüzyılın Bilge Kağan'ıdır.
O'nun devlet adamlığı, ileri görüşlülüğü ve  eksiksiz liderlik vasıfları Ülkücü-Türk Milliyetçilerinin gururudur. Özellikle 1 Kasım seçimleri sonrası başlatılan, iftira, dedikodu ve eyyamcılıkla yıpratılmaya çalışılan Genel Başkanımız;  bütün saldırıları göğüslemiş davaya olan adanmışlığı ile bütün kirli oyunları bozmuştur. O'nun emperyalist oyunlar karşısındaki dik duruşu, zafere olan inancı, cesaretimizin membasıdır" şeklindeki Milliyetçi Hareket Partisi tanımı, salonu dolduran binlerce partilinin alkış tufanı koparmasına sahne oldu.

"OYUNLAR BOZULDU, PLANLAR ALT ÜST OLDU"

Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin ileri görüşlülüğü ile uyarılarında ve attığı adımlarda hep haklı çıktığını anımsatarak genel Başkan üzerinden Milliyetçi camiayı bölmek ve ayrıştırmak isteyenlere seslenen Gölgeli, "Çözüm süreci günlerinde; hendekler kazılıp, teröre prim verildiği günlerde, Garnizonlarda gönderdeki bayraklar indirildiği günlerde, Valilerin operasyon izni vermediği, veremediği günlerde, BOP eşbaşkanlığı günlerinde, askere sınır ötesi operasyon yetki tezkerelerinin verilmediği zamanlarda, FETÖ cinayet örgütünün henüz hiç kimse tarafından konuşulmadığı, hatta övgülere mazhar kılındığı günlerde, Bilge liderimizin yaptığı uyarılar, tavsiyeler hala hafızalarımızda olduğu gibi tarihe de not olarak düşülmüştür. "Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" diyecek kadar devletine ve milletine karasevdalı, sığ siyasetten uzak bir lider olduğunu defalarca ortaya koymuştur. Nihayetinde 15 Temmuz 2016 akşamı 21. yüzyılın Bilge Kağanı'nın ne kadar haklı olduğu, yıllardır yaptığı uyarıların ne kadar yerinde olduğu dost düşman her kesim tarafından anlaşılmıştır. 15 Temmuz Gecesi, siyasilerin bir çoğu ortada yokken, Genel merkezini "Karargaha" çeviren ve gerekirse "çarpışmayı" dahi göze alıp Türk Milletine cesaret ve direnme gücü aşılayan, kararlı duruşu ile "Size Öyle bir vatan bırakıyorum ki, ebediyen sizin olacak" diyen Sultan Alparslan'ın sözünü Büyük Türk milletine hatırlatan, bilge liderimiz hepimizin gurur vesilesi, övünç kaynağıdır. İkbal günlerinde, el öpmek, göze girmek için sıra bekleyenler, parti içerisinde veya dışında makam mevki sahibi olabilmek için kapı aralayanlar ise 1 Kasım seçimlerinden sonra başlattıkları işgal ve değişim hareketinde hezimete uğramışlar, bu gün partilileşmek için toplanarak gerçek yüzlerini göstermişlerdir. Parti parti gezenler, ABD'nin, AB'nin, FETÖ'nün figüranlığına soyunanlar Milliyetçi Hareket Partisine genel  başkan olma hayali kurmuşlardır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin, Siyasi Partiler Kanunu ile kurulduğunu, ancak özünde Türk Töresinin hakim olduğunu her ne hikmetse unutmuşlar ya da asla öğrenememişlerdir. "Genel Başkan" değişmezse, partinin "baraj altında" kalacağını ve bu gidişatın "Ülkücü Hareketi Bitireceğini" iddia eden bu soysuzlar; emperyalist güçlere biat etme konusunda adeta yarışmış, üst düzey rol üstlenmişlerdir. Bölücü terör örgütü ile aynı saflarda yer almaktan ar etmemişler,"Ülkücüyü Ülkücüye Kırdırmak" için ellerinden geleni yapmışlardır.
Devletin yok etmek için üzerine yürüdüğü FETÖ'nün açık veya kripto bütün unsurları tarafından maddi manevi desteklenen, düzenbaz, "Topuklu Takunyalı" ve yandaşları MHP'de fitne rüzgarları estirmiş, Türkeş'siz, Bahçeli'siz "Türk Milliyetçiliği" hayali ile ellerinden geleni arkalarına koymamışlardır. Hayatı zikzaklarla dolu bu düzenbazlık ve hile çetesi ömürlerinde dik durmak nedir bilmemiş, yamuk haline bakmadan parti içerisine nifak tohumları ekmeye çalışmıştır. Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin; tavizsiz, vakarlı ve cesaretli duruşu sayesinde, bu karaktersizler ve yandaşlarının bütün planları alt-üst olmuş bozulmuştur" diye konuştu.

"KAPILAR SONSUZA KADAR KAPANDI"

Bir takım oyunlarla Milliyetçi Hareket Partisi'ne yönelik operasyon başlatanların bir daha ebediyete kadar MHP çatısı altında yer bulamayacaklarını ifade eden Gölgeli, "Ellerinde Ülkücü kanı olanlarla omuz omuza yürüyenlerin, Ulusal Kanal'da boy gösterip Perinçek ağzı ile liderimize dil uzatanların ve netice de Ülkücü Hareket'in başarısı için harcamadıkları gayretin on katını parçalanması için gösterenlerin, her iki cihanda da elimiz yakalarında olacaktır. Bu karakter yoksunları, il ve ilçe teşkilatlarımız hakkında dedikodulara, fitne ve fesada yeniden başlamışlardır. Böylesi hainlerin affı mümkün değildir. Milliyetçi Hareket Partisi'nin çatısı altında bundan sonra hiçbir haine yer yoktur. Partiyi bölme hevesi güdenler, bunun için fırsat kollayanlar emperyalizmin maşalığına gönüllü  soyunanlar, hassas olduğumuz konularda alay edercesine iftira atanlar için bu partinin kapıları sonsuza kadar kapanmıştır. Bilinsin ki, "Ülkücü, ülkücünün öz kardeşidir". Üç  beş "kurt görünümlü" çakal, karaktersizliği tescilli "Topuklu Takunyalının" yakınındaki alçaklar bu kardeşliği asla bozamayacaktır. Tavsiyemiz sabrımızın taşırılmamasıdır. Eğer  bir gün sabrımız taşarsa "akan kan, Ülkücü Kanı, Yanan Can Ülkücü Canı olmayacaktır." Şeref bildiğimiz, namusumuz olarak savunduğumuz ve onurumuz olarak haykırdığımız Ülkücü Hareketin kendini bilmez alçakların ağızlarına meze olmasına asla izin vermeyeceğiz. Genel Başkanımız, Bilge Liderimiz sayın Devlet Bahçeli'ye söylenmiş her söz, yapılan her hakaret bize söylenmiş, bize yapılmış demektir. Kelimesi kelimesine, harfi harfine hesap sormak da boynumuzun borcudur. "Nush ile uslanmayana etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın Hakkı kötektir"  cümlesini,  fitne, fesat ve nifak ehline hatırlatıyor, "Kadife eldiven içinde Çelik yumruk" olabileceğimizin de bilinmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
Sözlerini "Devlet hiçbir zaman yaşlanmaz" ifadeleriyle sürdüren Gölgeli, "Ülkücü Türk Milliyetçileri var oldukça Türk Devleti daima genç ve dinamik olarak ebediyete kadar yaşayacaktır. Nitekim, "Sırtımda Hançerlenmedik yer kalmamıştı. Saplanan her hançeri Ülkücü Gençlik olarak siz çıkardınız" diyen hareketimizin liderine samimiyet ve sadakat konusunda asla taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Devlet geleneğini asırlar ötesine miras bırakmak için yılmadan, yıkılmadan mücadele edeceğiz. Biz Üç Hilalli sancağı ebediyete kadar Mersin burçlarında dalgalandırmanın kaygısını taşıyacağız. Ülkücü şehitlerimizin, ebedi aleme göçmüş büyüklerimizin emeklerini, kanlarını, canlarını hiçbir nefse heba ettirmedik, ettirmeyeceğiz. Bu sebeple siyaset kulvarında yapılan yarışmaların "kırmadan, dökmeden, bir birini öteleyip itelemeden" yapılması için cana başla çalışacak bu tür davranışlara asla müsaade etmeyeceğiz. Kazanılan zaferlerin kolay kazanılmadığını, uğruna ömürlerden vazgeçildiğini, kanlar döküldüğünü ve canlar feda edildiğini asla unutmayacak, bu şuuru akıllara mıh gibi çakacağız. Bütün bu fedakarlıkların bir kısım insanlar "nefislerini tatmin etsinler" diye yaşanmadığının bilincinde olacağız. Herkes bilmelidir ki; hiç bir ikbal, makam, koltuk beklentisi olmadan şehadet şerbetini seve seve içen Ülkücü şehitlerimizin daha fazla kemiklerini sızlatmak, onların sırtımızda olan veballerinin sorumluluğunu yok saymak kimselerin hakkı ve haddi değildir" dedi.

"BİR OLACAĞIZ… DİRİ OLACAĞIZ… İRİ OLACAĞIZ"

Konuşmasını Mersin'de birlik içinde olmak, üç hilalli sancağı Mersin burçlarında dalgalandırmak için yılmadan, yorulmadan çalışacaklarının sözünü vererek sonlandıran İl Başkanı Gölgeli şunları söyledi;
"Bu kutlu yolda Mersin bizimle midir? Torosların başı dik evlatları fitne ve fesada karşı birliğin ve dirliğin yanında mıdır? Helalden gayrısında gözü olmayan yörükler Türkmenbeyimiz Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey ile aynı safta mıdır? Ülkücülüğün çilesine takip olup Allah'ın rızasından başka beklentisi olmayan yiğit Bozkurtlar, hanım Asena'lar, dualarıyla ve yürekleriyle bizimle beraber midir? Bu "Evetler" Mersin'in teslim alınamayacağının teminatı, hainlerin ve çıkarcıların korkusudur. Sizlerden aldığımız güç ve milletimize olan hizmet aşkıyla, böylesine zor ve çetin bir dönemde, bizlerde Mersin'e yakışan bir duruş sergileyeceğiz. Genel Başkanımızın emrinde, Üç Hilal Sancağını bu şehrin burçlarında dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bir olacağız… Diri olacağız… İri olacağız. Mersin'de el ele vereceğiz, kırgınlıklara son vererek, Yenice den, Kaladran köprüsüne kadar Ülkücü rüzgarı estireceğiz. Belediyelerimiz, Ülkü Ocaklarımız ve Teşkilatlarımızla bir olacağız, gönüllere dolacağız. Türk Milletini yok etmek isteyen, gelenek ve göreneklerimize zarar vermek isteyenlere karşı; Ali Bülent Orkan'ın duruşu olacağız. Uyuşturucu tüccarları, fuhuş şebekeleri, kumarcılar, tetikçiler, tefeciler ve hain odakları hariç partimizin kapılarını her kese sonuna kadar açık tutacağız. Bu çatı cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in emanetidir.
Bu emaneti namus bilip koruyacak sonsuza kadar yaşatacağız. Türk-İslam Mührünü, ne pahasına olursa olsun Mersin'e vuracağız. Her ilçemizde, her mahallemizde Ülkücü Milliyetçi Hareketi anlatacağız. Lidere sadakat konusunda zerre taviz vermeyeceğiz. Teşkilatçılık anlayışımızı bir an olsun aklımızdan çıkarmadan, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan çalışacağız. Benimle birlikte bu zor ve çetin yolda yürüyecek olan, menfaat gözetmeksizin, mücadelemize omuz vermek için saflarımıza katılan her bir ülküdaşıma şimdiden teşekkür ediyorum.

Dünyevi ikballeri bir yana bırakıp, Türk Milletinin istiklali ve istikbali için gecesini gündüzüne katacak olan her bir ülküdaşımdan Allah şimdiden razı olsun. Cenab-ı Hak, hiçbir Ülkücünün emeğini boşa çıkarmasın. Ülkücü hareketi daim kılsın, dünya durdukça yaşatsın. "Türklüğün düşmanı çok, ancak Türklüğü savunanların düşmanlarının daha da çok"  olduğunu biliyor ve tüm hainlere "Dün az değildik, bugün çoğuz, yarın daha çok olacağız" diye haykırıyoruz. Yastığımız Mezar Taşı, Yorganımız Kar olsun. Biz bu yoldan dönersek, namus bize ar olsun. Ne mutlu Türk'üm diyene!"

8 Şubat 2018 Perşembe

Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Türk milleti yeni destanlar yazmaya devam ediyor. Türk tarihinde 7 düvele meydan okumuş milletimiz bugün de 7 düvele meydan okumaktadır.

Ülkücüler enerji kaynaklarını Türk tarihinden alır. Ülkücülerin kaynakları türk tarihidir. Türk islam tarihine bakarak geleceği okurlar. Türk tarihinde yaşanan iyi kötü halleri tecrübelerle sabitleyerek günümüzün Türk dünyasında neler olması gerektiğini ve nasıl olması icap ettiğini ortaya koyarlar.

45 numaralı ayakkabısı ya dar gelmiş ya da bol

Türk Milletinin hassasiyetlerini, istek arzu ve hayallerini en iyi okuyan ülkücülerdir. Türk milletinin istek arzu ve hayallerine göre kurulan sistemler çalışmaz, öngörüler yürümez, düşünceler cılız kalır ve çürür gider. Düne kadar milletin taleplerine, istek arzu ve düşüncelerine göre hareket edemeyen hükümetlerin projeleri ortaya koydukları sistem veya düşünceleri hep cılız kalmış ve yürümemiştir.alemin 45 numaralı ayakkabısı ya dar gelmiş ya da bol. Milli meziyetleri ortaya çıkarmayan ve milli unsurlarla birlikte hareket etmeyen her aksiyor ölmeye ve çürümeye mahkum olmuştur.

MHP'nin Hakkı İnkar Edilemez

Özellikle 15 Temmuz sonrasında bu konu daha iyi anlaşılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin 15 Temmuz'da darbecilere karşı tutumu ve 15 Temmuz sonrasında ortaya koyduğu tavır tüm milletimiz tarafından taktir toplamıştır. Birlik ve beraberlikten taviz vermeyen ülkücülerin partisi MHP, siyasi olarak sergilediği tavırla da Türkiye'nin birliği ve beraberliği konusunda ne kadar duyarlı olduğunu göstermiştir. özellikle MHP'nin terör ve dış politikadaki kararlı duruşu sayesinde Türk tarihinde önemli bir kariyer oluşturmuştur. Seçilmiş hükümet ve seçilmiş Cumhurbaşkanı ile Türk Milletinin menfaatine olan müştereklerde bir ve beraber hareket ederek Türkiye'nin çıkmaz sokaklara girmesine müsade etmemişlerdir. Bu anlamda da Milliyetçi hareket Partisi'nin hakkı inkar edilemez.

Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Gerçekten Türk milleti yeni destanlar yazıyor. Türk tarihinde 7 düvele meydan okumuş milletimiz bugün de 7 düvele meydan okumaya devam ediyor. dış ve iç düşmanların bütün gayretine rağmen Türk varlığı kendini en net şekilde gösteriyor. Ülkücülerin yıllar öncesinde vurguladığı ve altını kalın bir şekilde çizdiği kızılelma ve Turan Türk dünyasına müjdeler veriyor. Evet, Tarih Ülkücüleri Haklı Çıkarıyor

Meral Akşener’den sürpriz transferler

İYİ Parti sürpriz transferler yaptı. Ülkücü camia içinde ‘’Doğu’nun Başbuğ’u’’ olarak tanınan ve yıllardır MHP hareketi içinde yer alan Yılma Durak ile, MHP’li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, 1 Mart tezkeresi öncesi Kuzey Irak'a yapılacak harekâtın komutanı Emekli Tümgeneral ve MHP eski Milletvekili Erdal Sipahi İYİ Parti’ye katıldı.

İYİ Parti sürpriz transferler yaptı. Ülkücü camia içinde ‘’Doğu’nun Başbuğ’u’’ olarak tanınan ve yıllardır MHP hareketi içinde yer alan Yılma Durak ile, MHP’li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, 1 Mart tezkeresi öncesi Kuzey Irak'a yapılacak harekâtın komutanı Emekli Tümgeneral ve MHP eski Milletvekili Erdal Sipahi İYİ Parti’ye katıldı.
İYİ Parti Merkez Danışma Kurulu üyeliğine getirilen Yılma Durak, 1961-1962 yıllarında Osman Bölükbaşı'nın Genel Başkanı olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde Gençlik Kolları başkanlığı yapmış, daha sonra da MHP'de ülkücü teşkilatları kurmuştu. Alparslan Türkeş ile beraber Türk-İslam Araştırmaları Vakfını da kuran Durak, halen bazı vakıf ve derneklerin de yönetimde bulunuyor.

SİPAHİ PAŞA DA GİRDİ

İYİ Partiye katılanlar arasında MHP İzmir eski Milletvekili ve Emekli Tümgeneral Erdal Sipahi de bulunuyor. Sipahi, 1 Mart 2003 tezkeresi öncesi Kuzey Irak’a harekât yapacak kuvvetlerin komutanı olarak görevlendirilmişti. Sipahi de partinin Merkez Danışma Kurulu üyesi oldu.
İYİ Parti üyesi olan ve Merkez Danışma Kurulunda görev alanlar arasında MHP'li Devlet eski Bakanı Reşat Doğru, Enerji Bakanlığı eski Müsteşarı Ahmet Gökçen, Ülkü Ocaklarının ilk Genel Başkanı Aytekin Yıldırım ve Turizm Bakanlığı eski Müsteşarı Haluk Akar da bulunuyor.
Ayrıca, ANAP eski Milletvekilleri Mehmet Kocabaş, Necati Güllülü, Yaşar Dedelek ve Beyhan Aslan, MHP eski Milletvekilleri Mümin İnan, Şaban Kardeş, Mehmet Serdaroğlu ve Cemalettin Şimşek, Cumhuriyet Kadınları Güzelbahçe Başkanı Mesude Öney, DYP eski milletvekili ve TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu, DSP eski Milletvekili Boray Baycık da İYİ Parti'ye geçti.

Bu Haberi okuyunca Küçük Bir Araştırma yaptım;




Doğunun Başbuğu cemaati övdü
13 Şubat 2014 Perşembe günü YILMA DURAK'ın açıklamaları

Doğu'nun başbuğu' olarak bilinen Yılma Durak, ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, yargı, emniyet ve medyaya yapılan müdahalelerin Türkiye'nin itibarını yok ettiğini ifade etti.

Doğu'nun başbuğu' olarak bilinen Yılma Durak, ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, yargı, emniyet ve medyaya yapılan müdahalelerin Türkiye'nin itibarını yok ettiğini ifade etti.
12 Eylül darbesinde ağır işkence gören insanlardan biri olan Erzurumlu Yılma Durak, "Devletin çivisi çıktı. Ne hak, ne adalet, ne hukuk kalmıştır. Şimdi kendilerine hizmet etmeyen, haksızlıklarını örtmeyen savcıları alaşağı ediyorlar. Haksızlık ve yanlışlıklarını örtmeyen, 'bu yanlışı yapma' diyen polisleri top yekün yok ediyorlar." dedi.
Yılma Durak, Fethullah Gülen Hocaefendi ile öncülük ettiği Hizmet’in, Başbakan Erdoğan tarafından hedef alınmasını yakışıksız bulduğunu söyledi. Durak, yurt dışında Türkiye’yi en başarılı şekilde temsil eden Türk okullarına yardım etmek yerine, bunları büyükelçilerimiz aracılığıyla ihbar etmenin ise vatana ihanet olduğunu ifade etti.
Cihan Haber Ajansı muhabirinin sorularını cevaplayan Yılma Durak, kendisi de bir Erzurumlu olan İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın, Erzurumlu Hocaefendi’yi hedef alan yaptığı konuşmasının kendisini çok üzdüğünü ifade etti. Efkan Ala ve ailesini yakından tanıdığını ifade eden Durak, "Makamların tarif ettiği insanlardır bunlar, emin olun. Bunlar makamları değil, makamlar bu insanları tarif ediyor.
Hocaefendi ile çok eskiden beri tanıştıklarını dile getiren Durak, aralarında bir veya iki yaş farkı bulunduğunu, aynı muhitte, aynı kültür muhitinde yetiştiklerini ifade etti. Hiç kimsenin belki tahammül edemeyeceği bir hayatın içerisinde okuduğunu, seviye kazandığını, hayatını, inançları doğrultusunda tanzim eden nadide inanlardan bir tanesidir olduğunu söyledi.

AH BE YILMA DURAK AH

(Hepimizin içinde birikip de söyleyemediklerimizi söylemeye çalıştık. Sakın ola ki hadsizlikle, edepsizlikle suçlamaya kalkmayın. Sindire sindire okuyun, düşünün, yorumlayın… Kimsenin adamı olmadık, Hareket’in adamı olduğumuza göre gerisine razıyız… Başbuğ’umun kutlu davası için…)

Türk milliyetçilerinin ve Ülkücü Hareket’in Başbuğ’u Alparslan Türkeş’tir.
Partinin başındaki, Ülkücü Hareket’in siyasi kuruluşunun Genel Başkanı’dır.
Siyasi hareketin lideridir.
Nereden çıkıyor bu “Doğunun Başbuğu” lakabı?
Nereden çıkıyor bu “Taşmedreseliler” etiketi?
Nereden çıkıyor bu eski “Ocak Başkanı”, eski “Bakan”, eski “reis” ünvanları?
Nereden çıkıyor bu mafya bozuntularına “Ülkücü abi” madalyası?
Nedir bu falanın oğlu, filanın kızı, falancanın damadı mirasları?
Nedir bu sanatçı maskeli, omuzlarına basa basa “ülkücü hissiyatı”nı konser rantına çeviren “ozan” savrulması?
Ülkücülüğü rant elde edilen “meslek” mi bellediniz mübarekler?
Ülkücünün seçtiği adam, bir daha dönüp yüzümüze bakmazken, ikbal söz konusu olunca takındığı el ayak öpen ikiyüzlülük nedir?
Seçim dışında bir kere parti binasına çıkmamış, bir paket çay, kahve alıp ikram etmemiş, üzerinde taşıdığı siyasi etiketin kaymağını yemeğe alışık tipler nedir?
Başbuğ Türkeş, bir kere “Ben sizin için hapis yattım, hakkım olanı isterim” dedi mi ağalar?
Yanlıştan emsal olmaz, gençlere kötü örnek oluyorsunuz…
Ülkücü gençliği Ocaklar yerine ağabeylerin tekkelerine yönlendirenler utanın!
Allah’tan korkun, yağlı urganlarda şehadete ermiş yiğitlerden utanın…
Yeter artık, yeter!
“Ülkücü” olmak için ille çile mi çekecek bu çocuklar, bu millet?
Ülkücü olmak için ille hapis mi yatacak bu gençler?
Oy toplamak için cemaat-tarikat tuzaklarında parça pinçik olup Türklüğünü mü unutacak bu gençler?
Bıktık bu asimetrik propaganda yapan medyada eskilerin boy göstermesinden…
Bıktık bu MHP’ye akıl vermeye kalkan İsrail devşirmesi ayrık otlarından…
Bıktık bu din simsarı ve havuz yosması medyanın uyduruk ve algı operasyonu yapan yayınlarından…
Ve siz ey Ülkücü Hareket…
Ve siz Atatürkçü, Türk milliyetçisi Başbuğ’un askerleri…
MHP, bizim siyasi kuruluşumuz…
MHP bizim evimiz…
Her evde hır-gür olur…

Evin halleri sokakta konuşulmaz…
Siz nasıl bir ailesiniz ki, iç meselelerinizi MHP’yi kumpasa almış medyada çarşaf çarşaf ortalığa döküyorsunuz?
Hadi mahkemelik olduk, kardeş kavgasına düştük, bari sokağa düşürmeyin Başbuğ Alparslan Türkeş’in davasını?
Ve sen Yılma Durak…
Kendine “Doğunun Başbuğu” dedirten Durak… “Ülkücü Hareketin öncülerinden” denilen Durak…
Başbuğ’un partisini değişime, dönüşüme sokan medyada nedir bu hallerin?
Medyatik olmak çok mu hoşuna gidiyor Yılma Bey?
Değer mi?
Hatıraları zehirleme… Kirletme Türkeş’in anılarını… Yapma, MHP’ye “baş” tayin etmeye kalkma!
Azıcık düşünün ağalar… Bu kimliksiz medya, aylardır MHP’yi neden konuşturuyor, neden 1 Kasım’dan beri lider kavgasına tutuşturuyor, hayra yorabilir misiniz?
Sermayenin, Türklük husumetli iktidar ve cemaatin bu MHP sevdası nereden hortladı Allah aşkına?
Ve siz bir soru:
Gerçekten bu çevreler MHP’yi iktidar yapabilir mi?
Ablalarını genel başkan yapsalar, MHP’ye Türk milliyetçileri dışında DYP’li, ANAP’lı, CHP’li, cemaatçi çevrelerin oy vereceğine gerçekten inanıyor musunuz?
Hadi iktidar oldular, bu partinin paradigma değişikliğinden sonra ayakta kalacağını ve sonraki seçimde darmadağınık olacağını da düşünüyor musunuz?
Yeter artık…
Bir susun… Çekilin kenara… 47 yıldır konuşuyorsunuz, bir susun…
Mevcut şartlarda ölüsü bile iktidar ümidi olan MHP’nin silkinememe sebeplerinden biri sizlersiniz…
Alıştığınız gibi hep önde, söz sahibi ve eli öpülen olsun istiyorsunuz, esirgediler mi?
İlçeyi, ili, genel merkezi şekillendirirken dediğiniz olsun istiyorsunuz, dinlemediler mi?
“İkinci bahar”ınızı yaşadığınız bir devirde…
Üstelik Başbuğ Türkeş’in kemiklerini sızlatırcasına…
Ülkücü Hareket, geçmişin kahramanlarının egemenliğinden kurtulmadıkça, birilerinin efsanelerinden sıyrılmadıkça ileriye bakamayacak…
Dün Yılma Durak, CNN Türk’te Sakallı’nın programında, Cemal Enginyurt ile laf yarışına giriyor…
Ah Yılma bey ah… Ne işin var orada…
Eskiliğine, hapis yatmışlığına, Başbuğ’u tanımış olmana sığınıp Meralcilik yapmaya kalkacak ne vardı? Susamadın, propagandaya soyundun, yakıştı mı?
“Bedel ödedik” deyip duruyordun, bunun için miydi ödediğin bedel?
Mustafa ÖNDER

Mustafa Öndermustafa125@asikurtlar.com

6 Ekim 2017 Cuma

ÜLKÜCÜLÜK NEDİR ?

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ’E GÖRE ÜLKÜCÜLÜK

Ülkücülük batı dillerinden dilimize giren idealistlik kelimesiyle aynı olan bir anlam belirtmektedir. Ülkücülük veya idealizm insan kafasının içinde elde edilmesi, varılması en mükemmel, en güzel, kendisini mutlu edecek hedeflerin tasarlanması ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için arzu gösterilmesi ve çalışılması anlamını taşır. İnsanlar arasında idealistler yetişmeseydi insanlık bugün dünyayı aydınlatan birçok gelişmelerini, birçok alanlardaki yükselişlerini sağlayamazdı. Her gerçek, her fikir önce insanların kafasında bir hayal olarak doğar. İnsanlar hayal ederler. Hayal kurarlar. Bu hayalleri kendileri için iyi olan, kendilerinin özledikleri, elde etmekle mutluluk duyacakları birtakım istekleri, birtakım özleyişleri belirtir. İnsanlar hayalleriyle büyük ölçüde insan olurlar. İnsanlar hayalleriyle diğer canlılardan bir ayrıcalık gösterirler ve gerçekten insanlık vasfını kazanmış olurlar.
İşte ülkücülük de yani idealizm de insanların ve insan toplulukların kendileri için varılması mutluluk sağlayacak, varılmasıyla en gelişmiş, en yükselmiş bir durum sağlayacak, bir hayalin düşünülmesi ve insan beyninde tasarlanarak şekillendirilmesidir. Her toplumda idealistler vardır, ülkücüler vardır ve ülkücülerin, idealistlerin bulunuşu toplumlar için bir saadettir; büyük bir talihtir! Türk milleti için bizim düşündüğümüz ülkü nedir? Türk milleti için tasarladığımız ideal nedir? Her şeyden önce Türk milletinin ahlâkta, maneviyatta, insanlık duygularında en yüksek seviyede bulunması, yaşaması ve ilimde, teknikte dünyanın en ileri gitmiş varlığı hâline gelmesi ve ekonomik açıdan kalkınmış, tarımını modern tekniğe göre geliştirmiş ve modern sanayii kurulmuş, refahlı bir toplum hâline gelmesi, Türk toplumu için bir Türk milliyetçisinin düşüneceği ülkünün esaslarından mühim bir kısmını teşkil etmektedir.
Türk milliyetçiliğini, ülkücülüğünün sınırları içinde sadece bunlar mı vardır? Sade bunlar değil başka düşünceler, başka hedefler de vardır. Bu hedefler Türk milletinin hiç kimseden merhamet dilenmeyecek bir duruma gelmesi, kendi gücüyle ayakta duran, kendi gücüyle varlığını koruyabilen ve sözünü dünyanın her yerinde saydırabilen bir varlık hâline gelmesi düşüncesidir. Bunun yanı sıra Türk milletinin haklarını her zaman dünyaya tanıtabilmesi, dünyaya duyurabilmesi düşüncesidir ve bunun yanı sıra bütün Türklerin kölelikten, yabancıların buyruğu altında yaşamaktan kurtulmaları ve Self Determination, yani kendi mukadderatına kendilerinin hâkim olması kutsal prensibine göre, hepsinin bağımsız hâle gelmeleri, bağımsız olmaları Türk ülkücülüğünün bir diğer görüşü, düşüncesidir.

Ülkücülüğümüzün içerisinde her mesleğe mensup Türk milliyetçilerinin kendi mesleklerinde en ileri, en yüksek ve gerek kendi milletimiz için gerek insanlık için en çok yararlı neticeleri elde etmek görüşü de yer alacaktır. Bir Türk Milliyetçisi kendi toplumu için, kendi milleti için idealizmi daima göz önünde bulunduracak, bu genel idealizm prensipleri ile birlikte kendi sahası, kendi branşı ile ilgili çalışmalarında da bu temel ve genel mahiyetteki ülkücülüğün esaslarına uygun, onunla bütünleşmiş bir hâlde kendi branşı ile ilgili ülkücülüğünü de tespit edip güdecektir.
Ülküler uzak hedeflidir, uzun vadelidir. Bir ülkünün hemen yarın gerçekleşmesi mümkün olmayabilir. Ülküler önümüzdeki yılları, önümüzdeki yüzyılları kapsayabilir. Ama ülkü insanının kalbini aydınlatan bir ışıktır. Ülkü insanlara yönünü tayin etmesini sağlayan bir kılavuzdur. Milletler için de millî ülkü, milletin kılavuzu, milletin yolunu aydınlatan güneşidir. Ülküsüz insan çamurdan bir varlık gibidir. Ülküsüz insan dümensiz, pusulasız bir gemi gibidir.
Bunun için her Türk milliyetçisi, her Dokuz Işıkçı mutlaka ülkücü olacaktır, mutlaka ülkü sahibi bulunacaktır. Hem milli ülkü sahibi olacaktır, hem insanî ülkü sahibi olacaktır, hem de kendi mesleğiyle ilgili ülkücü bir kişiliğe sahip olacaktır ki, hem de kendi mesleğinde başarılı, yararlı bir kişi olarak gelişsin hem de mensup olduğu topluma, milletine yararlı hizmetler yapsın, insanlığa yararlı faaliyetler gösterebilsin. Bunun için Dokuz Işık doktrininin çok önemli ilkelerinden olan ülkücülüğe büyük değer vermekteyiz. Ülkücüyüz! İnsanlık ailesi, yeryüzünde yaşayan bütün insanlar, milletler denen aynı aynı üyelerin bir araya gelmesinden meydana gelir.
Bir insan, insan olmak isterse, insanlığa hizmet etmek isterse, evvelâ kendi milletine hizmet etmeli, kendi milletini yükseltmeye, kendi milletini mutlu kılmaya çalışmalıdır. Bunu yaptığı takdirde aynı zamanda insanlığa da hizmet etmiş olur.
Çünkü bir insan kendi ailesini düşünür ve ona karşı vefalı kalırsa, insanlık duygulan en olgun seviyeye erişeceği için, kendi ailesi dışındaki insanlara karşı da yaranı ve vefalı olur. Bir insan kendi milletine faydalı olamaz, kendi milletine karşı bağlılık duymazsa, onun insanlığı düşünmekten bahsetmesi nihayet bir fantazi olur. İnsan, yetiştiği toprağın, yetiştiği milletin refahını, iyiliğini, saadetini ve şerefini temin etmelidir. Bunu yaptığı takdirde, o millet insanlığın bir parçası olduğu için, dolayısıyla insanlığa da hizmet etmiş olur.

Ülkücülüğümüz nedir?

Ülkücülüğümüz; Türk milletini en kısa yoldan en kısa zamanda modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak; mutlu, müreffeh hale getirmek; bağımsız, özgür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır.  Kişilere hürriyet, milletlere istiklâl başta gelen prensiplerimizdendir. İnsanlar hür ve eşit haklara sahip olarak doğarlar. Kabiliyet ve görevlerinin dışında insanlar haklarına tam olarak sahip kılınmalıdırlar. Toplum içerisinde insanlar kişisel liyakat ve kabiliyetlerine göre görevlendirilmeli ve bir sıraya konulmalıdır. Bütün bunlarla beraber ayrımsız olarak herkese bir imkân eşitliği sağlanmalıdır. İmkân eşitliği derken mücerret anlamda bir eşitlik anlaşılmamalıdır. Bu ülkücülüğümüzün içine bu günkü sınırlarımızın dışında bulunan Türklere ait herhangi bir şey girer mi? Türk adı taşıyan herkes bizim sevgi ve ilgimizin çevresi içindedir. Bundan vazgeçemeyiz. Bu her milletin tabiî hakkı olduğu gibi Türk milletinin de tabii hakkıdır.Bu günün Birleşmiş Milletler Anayasası, yeryüzünde yaşayan her millete ?kendi mukadderatına hâkim olma? (şelf determination) dedikleri prensibi kutsal bir prensip olarak ilân etmiştir. Bugün Afrika’da yaşayan ve bugüne kadar hiçbir bağımsız devlet kuramamış olan Zencilere dahi, kendi mukadderatına hâkim olma (şelf determination) hakkı kutsal bir hak olarak tanınır ve bunların her biri yabancı boyunduruğundan, sömürgecilerin elinden kurtulup bağımsızlığını alırken, başkalarının boyunduruğu altında tutsak bulunan Türklerin tutsaklıktan kurtulmasını istemek, dilemek, bunun için iyi niyetler taşımak, Türk olan herkes için en tabiî ve kutsal bir haktır. Fakat biz ülkücülüğümüzde daima gerçekçi olmayı ve girişilecek faaliyetlerde Türkiye’yi hiçbir zaman tehlikelere, risklere, , maceralara sürüklemeyecek bir yol üzerinde bulunmayı esas kabul ederiz.

Ülkücülüğümüz bir macera fikri değildir. Ülkücülüğümüz, Türk milletinin en kısa, yoldan, en kısa zamanda modern uygarlığın en üst kademesine yükseltilmesi, müreffeh, mutlu bir hayata erdirilmesi, kendi gücüyle ayakta durabilecek bir hâle getirilmesi ve her çeşit korkudan, baskıdan uzak olarak, hür, müstakil yaşaması ülküsüdür. Bu ülkü aynı zamanda Türk olan herkese karşı ilgi ve sevgi göstermeyi, onların mutluluğunu dilemeyi ve onların mutluluğunu, Türkiye’yi risklere, tehlikelere maruz bırakmadan, bırakmaksızın, bırakmamak şartıyla sağlamaya çalışmayı içine alan bir ülkücülüktür.??

GALİP ERDEM'E GÖRE ÜLKÜCÜLÜK

Ülkücünün Çilesi
Gün olur, ülküsüz insanlara gıpta ile bakasınız gelir. Rahat yaşarlar. Tıpkı Şairin söylediği gibi: “Akl-ı şuur” ları vardır, güzel severler. “Bade” içerler ve nihayet göçüp giderler.
Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daimi bir mücadele içinde ömür tüketirler. Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür. Arkadaşları ile, aileleri ile, hatta sevdikleri ile.. Belli bir ülkünün esaslarından ziyade politikanın değişen icaplarına uymayı tercih eden kudret sahipleri ile de sık sık ihtilafa düşerler. Çok defa, başları belaya girer; gene de sinmezler. Bu halleri ” kalabalık” a göre uslanmamaktır; kendilerine göre de, yılmamak.
Ülkücü dünya nimetlerinden yana nasipsizdir. Gözü yoktur ki, nasibi olsun. Bir lokma, bir hırka ona yeter. Paraya karşı o kadar müstağnidir ki, halkın hayretine sebep olur. Herkesin istediğini istemez, ne istediğini de herkes anlayamaz. Kendi zevkleri dışında zevk tanımayanların gözünde “zevksiz” bir adamdır! Küçümserler onu, hayatı anlamamakla, üç günlük dünyanın hakkını vermemekle itham ederler. Böyle davranışlara hiç önem vermez. Elverir ki, inandığına dokunulmasın!

Kalabalığın nazarında o, zavallı bir hayalperesttir. Olmayacak fikirlerin rüyasına dalmış öylece uyumakta, başkalarını da uyumaya teşvik etmekte…
Bir gün fikirlerinin gerçekleştiği görülse bile, Ona hiç kimse “aferin” demez. Üstelik, “böyle olacağı zaten belli idi” buyurulur.
Ülkücünün, ülküsü ile münasebeti, hakiki bir aşkta sevenle sevgilinin münasebetine benzer. Hep verir, hiç almaz. Sevgili nazlıdır, sitemi eksik etmez, incinmeğe de hiç gelemez. Diğer sahalarda umumiyetle dikkatsiz hareket eden Ülkücü, sevgili bahis konusu oldu mu baştan başa haysiyet kesilir. Şahsına fenalık yapanlara pek aldırmaz ama, ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur. Sadakati için karşılık beklemez, mükafat istemez, bir garip kişidir… Ülküsüne hizmet edenlere son derece hürmetkardır. Gerçek aşıklar gibidir; kıskanmaz. Sevgilisinin sevildikçe güzelleşeceğini bilir. Sevmenin gururu yegane süsüdür Ülkücünün en çok dinlediği “nasihat” tır. “Yapma ” derler, ” hayatını heba etme” derler, “gününü gün et ” derler. O kadar çok şey söylerler ki, hiç bitmez. O hepsini dinler, ama hiçbirini tutmaz, gene bildiği gibi yaşar.
Ülkücülerin en amansız düşmanları “eyyamperest” lerdir. Menfaatlerine tapan bu adamlar, daha çok kazanmalarına, daha rahat yaşamalarına mani olacak sanırlar da, ülkücüleri ezmeğe çalışırlar! Ne garip tecellidir ki, ülkücünün gayretlerinden en çok faydalananlar da “eyyamperest” lerdir.
Gün gelir, ecel hükmünü icra eder, ülkücü dünyasını değiştirir. “Kalabalık” o’na acır, daha iyi yaşamış olmasını temenni eder. Halbuki o, inançları uğrunda yaşamanın hazzını tadamadıkları için ömrü boyunca “kalabalık” a acımıştır.??
Başbuğ Alparslan Türkeş?in bir kordan alevlendirdiği ülkücülük Türk milletinin fikrinde ve zikrinde yerini bulmuştur. Kendini,?Türk milletini en ileri, en medeni, en kuvvetli bir varlık haline getirme ülküsü?için çalışmaya adamış ülkü neferlerinin karşılaşacağı zorlukları ise ?Ülkü devi? olarak bilinen Galip Erdem kaleme almıştır;
Bedava Ülkücülük
Samimiyetinizden asla şüphe etmiyorum. «Domuzdan yana» değilsiniz, biliyorum! Doğruluğuna inandığınız fikirlerin ezilmek istenmesine üzülüyorsunuz. Fazilet temeli üstüne kurulacak mesut ve müreffeh bir Türkiye’yi şiddetli özlüyorsunuz. Davanızın başarıya ulaşması için sık sık dua ettiğinize, hatta zafer rüyaları gördüğünüze bile eminim. Ama ne yazık ki, bundan başka hiçbir şey yapamıyorsunuz. Mücadele ile yegâne ilginiz «Allah vere de bizimkiler kazansa» diyerek, tehlikeli kulakların duyamayacağı bir sesle dua ederek seyirci kalmaktan ileri gidemiyor. Tanınmağa cesaret edemiyorsunuz. Saflarınızı kuvvetlendirmek üzere aralarına katılmaktan korkuyorsunuz. Böylece bir çetin dâvanın bütün yükü bir avuç adamın omuzlarına yükleniyor. O bir avuç adam mücadeleyi kazanırsa ne âlâ, avuçlarınız patlayıncaya kadar alkışlayacaksınız. Onları olduklarından daha büyük gösterecek, olağanüstü vasıflar tanıyacak, şımartacaksınız. Ama yenildikleri vakit, ama her yönden saldıran çeşitli düşmanların üstün kuvvetine dayanamayıp ezildikleri vakit hiçbiriniz ortalıkta görünmeyecek, âdeta hep birden «toz» olacaksınız. Artık o yenilmişlerle karşılaşmamak için sokakta yolunuzu değiştirecek, selâm vermekten çekineceksiniz. Yalnızlığın çilesini dolduran, ihanetin ıstırabı ile kahrolan o bir avuç insan yine size darılmayacak, umudunu kesmeyecek. Mücadelesini devam ettirecek.
Rahatınızın kaçmaması, düzeninizin bozulmaması uğruna her şeye katlanacaksınız. Yanlış anlamayın: O bir avuç adam elbette ki, sizin hesabınıza değil, gönül verdikleri bir ülkünün hizmetinde çalışıyorlar. Hak yolunun yolcuları, siz olsanız da olmasanız da, yollarından dönmeyeceklerdir. Yalnız, bir noktayı unutmayınız: Bu oyun daima böyle oynanmaz. İmkânla iman birleşmediği müddetçe dâva kazanılamaz. Kazanılsa bile, zaferde sizin en ufak bir payınız olmaz. Hiç değilse olduğunuz gibi görününüz, bedava ülkücülükten vazgeçiniz. Bu kadarı bile, kazanmasını istediğiniz taraf için bir hizmettir. Sizi hesaba katmamış, yardımınıza bel bağlamamış olurlar. Hep seyirci kalacağınızı, hiçbir zaman sahaya çıkmayacağınızı bilirlerse, ona göre hazırlanırlar.
Sizi haksız bulmuyorum. İnsanoğlu’nun önce nefsinin hizmetçisi olduğunu unutmuyorum. Sadece, sırf nefslerine hizmet etmek isteyen bir insanın bile, zaman zaman nefsinden fedakârlık yapmak zorunda kalacağını hatırlatmak istiyorum. Tarih, hiçbir şey kaybetmeyeyim derken her şeyi kaybedenleri çok görmüştür.??
Ülkücü iman konusunda görüşleri açık ve yararlı olan kişilerin arasında itibarlı bir yere sahip olan Galip Erdem  yine bir başka yazısında ülkücüğün tasdikine ve hayat boyu süren bir sınav olduğuna olan inancına dikkat çekmiştir. Ara ülkücüler diye nitelendirdiği grupların içinde en önemli grup olarak belirttiği ?gerçek ülkücü olabilme ülküsü? grubu hakkındaki fikirlerini neşrettiği yazısı ise şüphesiz okunmaya değerdir;
Genç Bir Ülkücü İle Sohbetler
Ülkü son hedeftir. Son hedefe varılmasını kolaylaştıracak ara hedeflerin seçilmesi şarttır. Ara hedefler gibi, ara ülkücüler de olacaktır. Sohbetimize, ara ülkücülerin en önemlisini anlatmağa çalışarak başlıyorum: Ara ülkücülerin en önemlisi, gerçek bir ülkücü olabilmek ülküsüdür. Kırılma ve üzülme. ?anlayamadım gerçek bir ülkücü değil miyim sanki!? diye de şaşırma. Bilirsin: Seni çok severim. Bir insanın çok sevdikleri üzerinde çok hakkı vardır. Evet, henüz gerçek bir ülkücü değilsin. Ruhunun zenginliği, yüreğinin büyüklüğü, ülkü yolunda verdiğin mücadeledeki yiğitliğin sonucunu değiştirmez. Gençsin. İnsanoğlu, gençlik çağında, her şeye olduğu gibi, ülkücülüğe de adaydır. Hiç unutma: Bugün, tamamen haklı olarak, ülkücülüğe aykırı davranışlarından ötürü kınadığın ağabeylerin, senin yaşında iken, ülkücülüklerine asla toz kondurmak istemezlerdi. Ama hayat adını verdiğimiz düşmana yenildiler. Şimdi sapmalarını bağışlatmak için, münasip bir bahane aramanın peşine düşmüşlerdir. Sana, kendi neslimin durumunu anlatayım: Çoğumuz ülkücülük imtihanını kazanamamış, sınıfta kalmışızdır; kaydımız silinmiştir! Pek azımızın adaylığı hâlâ devam ediyor. Dikkat etmelisin: Adaylık kelimesini kullandım. Çünkü hiçbirimiz, bütün gayretlerimize rağmen, tam bir ülkücü olamamışızdır. Daha bir kısmımız yarı yolda tükeneceğiz. Gerçek ülkücülüğe ne kadar yaklaşabildiğimizin hesabı son nefeslerimizi verdikten sonra çıkarılacaktır.
Neden böyle oluyor? Sorunun cevabını daha önce de vermiştim: Hayat dediğimiz en büyük düşmana yenilmemiz yüzünden böyle oluyor. Yapımız çıkarlarımızdan vazgeçebilmeye müsait değildir. Hele çağımıza hükmeden maddecilik, belki de hiç kavuşulmayacak bir sevgili uğruna zahmet çekmemize, acılara katlanmamıza imkân vermiyor. Ancak bir müddet, özellikle hiçbir sorumluluğu yüklenmediğimiz gençlik yıllarında her türlü baskıya dayanabiliyor, biraz yaşlanıp çoluk çocuğa karışınca dökülüyoruz.
Senden istediğim, gerçek bir ülkücü olmağa çalışmanın, aynı zamanda bir ülkü değeri taşıdığını bilmendir. En büyük düşmanını şimdiden tanımalısın. Hayatın boyunca, ülküsüne ihanet etmen için sayısız tuzaklar kurulacağını daima hatırında tutmalı, yenik düşmemeğe hazırlanmalısın. Gerçek ülkücülüğü ülkü edinecek, çağımız şartları içinde, adaylığı korumanın bile büyük bir şeref sayılması gerektiğini öğreneceksin. Yenik düşmemenin ülkü kavgasını bir ömür boyu yürütebilmenin sırrı nedir? Yenilmemenin tek sırrı vardır: Nefsini yenmek! Ama nefsini yenmek, söylendiği kadar kolay bir iş değildir. Nefsini yenebilen bir yiğit, bütün dünyayı yenmiş sayılır.??

KAYNAKÇA:Alparslan Türkeş,DOKUZ IŞIK( Burçak Yayınları, 2000),129,130,131,132,133
Galip Erdem,Tercüman Gazetesi,13 Ağustos 1961
Alparslan Türkeş,DOKUZ IŞIK( Burçak Yayınları, 2000),20
http://www.ulkuocaklari.org.tr/default.asp?CCC=YaziSistemi&UO=Bak&ID=319 Erişim Tarihi: 4 EKİM 2009

Galip Erdem,GENÇ BİR ÜLKÜCÜ İLE SOHBETLER 1(Bozkurt Dergisi 17.sayı 1974)

24 Ekim 2017 Salı

AKŞENER'İN PARTİSİNDE ÜLKÜCÜLERE YER YOK

Yeni partide ülkücüler OUT, solcular, Sorosçular, siyasi atıklar İN: "Değişim dedik, nerelere geldik?"Ülkücü bir parti kurmayacaklarını açıklayan Akşener’in yeni partisi, taşıyıcı kolon olacakları söylenen ve çantada keklik gibi gördükleri ülkücülerden de ilişkisini kesiyor. Akşener’i destekleyen ülkücüler soruyor: “Değişim dedik, nerelere geldik?”

Meral Akşener’in yeni partisi 25 Ekim’de Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde kuruluşunu ilan edecek. MHP’den ihraç edilenlerin başlattığı “hareket”, Akşener’in başkanlığında siyasi hayatına ilk adımını atacak.MHP Genel Başkanlığı’na adaylığını koyan ancak, MHP’den ihraç veya istifa ederek yeni bir parti kurma girişimini başlatan Meral Akşener “yeni oluşumu” yarın kuruluşunu ilan edecek.

ÜLKÜCÜLERE YER YOK
Akşener’in partisine kurucu olacağı açıklanan isimlere bakıldığında Ümit Özdağ’ın “ülkücü bir parti kurmuyoruz” sözünün gerçekten anlamını bulduğu görülüyor.Akşener’in yeni partisinde siyaset yapacağını ilan edilenlerinden bazıları şöyle:Aytun Çıray, CHP İzmir Milletvekili, DYP Kökenli, 15 Temmuz’dan sonra kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu Üyesi.Taylan Yıldız, Google’ın reklam pazarlama müdürü, Kardeş Türkülerin darbukacısı “dahi” Türk. Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığında Obama gibi tanıtım hazırlamaya çalışmış.Onur Aydın, solcu gömleğini çıkarmayan yönetmen. Akşener’in partisinin kurucularından.Ömer Kayır, ANAP döneminde Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, 28 Şubat sürecinde Başbakanlık Takip Kurulu'nda önemli görevler üstlenmiş. Halen Başbakanlık Müşavirliği gibi kızak bir kadroda görev yapan Kayır, bugün Meral Akşener’in yeni partisinin programını hazırlayan ekibin başında.Yaşar Yazıcıoğlu, ANAP döneminde Başbakanlık Müsteşarı, Hurşit Tolon’un Ankara koordinatörü, Abdurrahim Karslı’nın Genel Başkanlığını yaptığı Merkez Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı.Suat Çağlayan, Siyasi ömrünü tamamlamış DSP’nin eski Bakanı.Aydın Tümen, DSP’nin bakanı, Abdurrahim Karslı’nın Genel Başkanlığını yaptığı Merkez Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı.Murat İde, eski tüfek solcu, MHP’nin kanalı olan Bengü Türk’ün eski genel yayın yönetmeni. Şimdi ise Meral Akşener’in basın danışmanı.Ayfer Yılmaz, İktisatçı 21. Dönem'de DYP'den İçel Milletvekili seçildi. Yılmaz, 53 ve 54. hükümette devlet bakanı olarak görev yaptı.Ahad Andican, tıp doktoru, 20 ve 21. dönemde ANAP'tan İstanbul Milletvekili 1997-1999 yılları arasında da devlet bakanı olarak görev yaptı.
MÜCADELEYE DEĞİL CV’YE BAKIYORLAR
Meral Akşener’in yeni partisine katılmak için Türkiye’nin pek çok yerinde çok sayıda kişi MHP’den istifa etti. Ancak, partinin kurucular kurulunda ve yönetiminde istifa eden ve destek veren ülkücülere pek yer bırakılmadığı hemen göze çarpıyor. Siyaseten tasfiye olmuş, ismi namı unutulmuş pek çok isim Akşener’in yeni partisinde “merkeze” geliyoruz söylemiyle yer buluyor.MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin CV düşkünlüğünün yeni partiye de sirayet ettiği görülüyor. Ülkücüler, sokakta, üniversitede hayatın her alanında verdikleri mücadele ile “sicili bozulurken”, etliye sütlüye karışmayan baba parasıyla yurt dışında okuyan, sicili temiz olanların CV’leri baba kontenjanından yeni partinin kadrolarını dolduruyor.
ÜLKÜCÜLERDEN “PARLAK ÇOCUK” ÇIKMIYOR
MHP’de ve ocaklarda mücadele vermiş bugün Akşener’i “değişim” sloganıyla destekleyen pek çok ülkücü şu soruyu soruyor:“Bizler okullarda, sokaklarda, hayatın içinde Türk Milliyetçiliği için mücadele verdik. Sicilimizi inandığımız, ömrümüzü verdiğimiz davamız için bozduk. Mesela, Dün Dil Tarih Fakültesinde 150 tane PKK’lıya 8 ülkücü ile okulu dar ettik. Bu 8 ülkücünün hakkını, hukukunu bugün kim savunacak? Gençler yeni partiye dolacak diyorlar ama partiye doldurdukları etliye sütlüye karışmamış, CV’leri dolu ‘parlak’ çocuklar. Ne yapalım, biz ülkücülerden ‘parlak’ çocuk çıkmıyor işte.
”“DEĞİŞİM DEDİK NEREYE GELDİK?”
MHP’de değişim adıyla yola çıkan, Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyenler bugün kuracakları yeni partiyi “merkeze” konumlandırırken, Türk Milliyetçiliğini de “vatanseverlik” sloganına indirmiş durumdalar. Vatanseverlik, Türkiye’nin siyaset üstü kavramı ve ortak bileşkesi iken, siyasi bir kimliğe büründürmenin vereceği tahribatı görmezden gelmek mümkün değil. Bugün merkeze gelmek için Türk Milliyetçiliğinden vazgeçenlerin yarın hedeflerine ulaşmak için vatanseverlik kavramını da gündemlerinden çıkartmayacaklarının garantisi var mı?Hayatında hiçbir bedel ödememiş, altlarında arabaları, sırtlarında evleri, ceplerinde paralarından başka yükü olmayanların; Türk Milliyetçilerini ve ülkücüleri, bostanında karpuz gibi görmelerine oluşan tepki giderek büyüyor. Akşener’in “değişim” sloganıyla peşine düşen birçok ülkücü, tepkilerini ortaya koymaya başladı. Facebook ve Twitter gibi sanalda yapılan paylaşımlara bakıldığında artan rahatsızlık çok net şekilde görülüyor. Akşener’i destekleyen ülkücüler artık açıkça soruyor: “Değişim dedik nereye geldik?”Ancak, bu çıkışlar şimdilik bir ortak tepkiye de dönüşmemiş durumda. Bunun en önemli nedeni ise, "ülkücü kimliklerine" güvendikleri kişilerin Akşener’in yeni partisinin kuruluşunun öncesinde ortalarda gözükmemesi. Akşener’e ümit bağlayan ülkücü tabanda, yaşanan bu sahipsizliğin sonuçlarının yeni partinin kuruluşunun ardından büyük bir tepkiye dönüşeceği çok kesin.
SİYASİ ATIKLARLA “UMUT” OLMAK
Görülen o ki, Türk Milliyetçilerinin ve ülkücülerin büyük umutlarla başlattığı “değişim” hareketi bugün Meral Akşener’in liderliğinde çok farklı bir kulvara savrulmuş durumda.Siyasi atıklarla ülkenin geleceğinde söz sahibi olması da oldukça zor gözüküyor. Türkiye’nin gerçeklerinden uzak, "hazırlanmış" veya "servis" edilmiş "paket" programlarla siyaset yapmak, Türk Milletine yeni bir ufuk açmak mümkün değil.Sonuç olarak, Akşener’in yeni partisi de girdiği yeni kulvarda "vazifesini" tamamlayıp, siyasi partiler mezarlığında yerini şimdiden garantilemiş.Bugün eleştirilere, değerlendirmelere kızan, köpürenler yarın ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaklar.

Meral Akşener'den HDP bombası!

Meral Akşener ve yeni partisi gündemden düşmüyor. Akşener'le ilgili bugün ilginç bir iddia ortaya atıldı. CHP'den bir milletvekili transfer eden Akşener'in bu kez HDP için hamle yapmaya hazırlandığı konuşuluyor. Meral Akşener ise yarın partisinin kuruluşunu ve adını duyuracak. Peki Akşener'in görüştüğü sürpriz isim kim?
Meral Akşener'in ekibinden etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştüğü iddia edildi.
Meral Akşener ekibi yeni partinin kuruluş hazırlıklarını yaparken HDP ile de temasa geçti. Yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü.

HDP'DE SİYASET YAPAN KÜRT SİYASETÇİYLE GÖRÜŞÜYOR

Akşener ekibinin görüş alışverişi yaptığı isimlerin içinde içinde Kürt 
siyasetinde yer almış öne çıkan bazı isimler de yer aldı. Kulislere göre yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü.

HDP'Lİ SİYASETÇİNİN CEVABI NE OLDU?

Görüşmenin yeni partiye bir davet olmadığının altı çizilirken bölgedeki gelişmeler ve kurulacak partiyle ilgili görüş alışverişi yapıldığı kaydedildi. HDP'li siyasetçinin detaylı bir değerlendirme için partinin programının ortaya çıkması gerektiği görüşünü ilettiği öğrenildi.

8 Eylül 2017 Cuma

TÜRKİYE'DE HERKES ÜLKÜCÜ OLMAK İSTİYOR


KILIÇDAROĞLU'NDAN SONRA DOĞU PERİNÇEK'TE ÜLKÜCÜ ÇIKTI!

Siyasi ömrü PKK'nın söylem ve kavramlarıyla geçmiş, milli her davada düşmanın safında yer almış Doğu Perinçek "Türkiye'deki ülkücüler arasında bir seçim yapalım, Devlet Bahçeli de aday olsun ben de olayım, ben kazanırım o kaybeder"  diyerek Kemal Kılıçdaroğlu'ndan sonra Ülkücü olduğunu açıklayan bir başka solcu oldu.

CHP'yi son iki yıldır tamamen PKK'nın siyasi uzantısı HDP'ye dönüştüren Kemal Kılıçdaroğlu' da  "Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarıma şunu söyleyeyim. Siz ne kadar milliyetçiyseniz, biz de o kadar milliyetçiyiz. Siz ne kadar ülkücüyseniz, biz de o kadar ülkücüyüz." açıklamasıyla Doğu Perinçek'ten önce mizaha başlamıştı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli bunların hepsinin dengesini bozdu. Nerde nasıl duracaklarını bilemedikleri gibi, ne dediklerini de bilemiyorlar.
MHP'de sözde muhalif olduğunu söyleyen ama Doğu Perinçek ve Kemal Kılıçdaroğlu'na kuyruk olanlar, bu tartışmalarda Doğu Perinçek ve Kemal Kılıçdaroğlu safında onların nasıl "milliyetçi, ülkücü" olduklarını savunuyorlar. Utanmasalar bunların "Ülkücü Hareketin kurucusu" olduklarını da iddia edecekler…


MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "Buradan söylüyorum, bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan'ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi, dünkü sözlerini çiğnememiş, inkâr etmemiştir." sözleri bu tayfayı çıldırtmıştır. Yanyana "Hayır" kampanyası yapan ve şu an çıldırmış görüntü veren bu tayfa bu sözler üzerine Doğu Perinçek'e keramet uydurma yarışına girmiştir.
Nasıl olsa dertleri ne olursa olsun "Devlet Bahçeli düşmanlığı" olunca onun karşısında yer alan herkesi savunmaya geçiyorlar.
Bazılarına anlatamadığımız eğer MHP Anayasa Değişikliğine destek verince "AKP'nin koltuk değneği" oluyorsa, AKP-MHP'nin karşısına geçen CHP, HDP, PKK, FETÖ ve Doğu Perinçek birlikteliğini nasıl bir fantezi ile açıklamak durumunda kalacağız?


  Sen AKP-MHP birlikteliğini her türlü hakaretle yerden yere vururken, senin birlikte olduğun ve birbirine bağlı bu ekibi kutsal bir ittifak mı sanıyorsun?
"Camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar." sözünü hiç mi duymadınız?
CHP-HDP-FETÖ birlikteliğini kim inkâr edebilecek?
Cezaevinden çıkar çıkmaz "PKK'lılar affedilsin ve Öcalan serbest bırakılsın" demek için televizyonlara koşan ve geçmişinde PKK ilişkileri hafızalara kazınmış Doğu Perinçek nasıl unutulabilir?
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "Dün halklara özgürlük diyerek, oraç çekiçle poz vererek ülkücülere kurşun sıkan, pusu kuran Perinçgiller; şimdi kalkmışlar neredeyse bize davamızı öğretip ülkücülük anlatacaklar. Bu ne arsızlık, bu ne densizlik, bu ne ahlaksızlıktır?" sözündeki yatan anlamı idrak etmeden "Bizi nasıl Recep Tayyip Erdoğan ve Doğu Perinçek arasına sıkıştırır" diyen sözde dava, özde her yerin maşaları olanlar bu sözlerden "bir yere sıkışın" mantığını nasıl çıkarıyorsunuz?
Hem geçmişte hedef gösterdiği Ülkücüleri şehit ettiren Doğu Perinçek safında olacaksın, hem de "Devlet Bahçeli bizi tercih yapmaya zorluyor" diyecektir. Haysiyetsiz, zaten sen tercihini yapmışsın. Doğu Perinçek'in gazetelerinden, televizyonlarından çıkmıyorsun. MHP'ye Doğu Perinçek'in diliyle saldırıyorsun. Sonrada yüzsüzce "Bizi niye tercihe zorluyorsun Devlet Bahçeli" diye çemkiriyorsun…
Daha geçen gün "Hayır" cephesi için altında toplandığınız Sadi Somuncuoğlu'nun Doğu Perinçek'le ilişkisini göremeyecek kadar da ahmak olmanız ayrı bir yönünüzdür.
MHP Lideri Devlet Bahçeli "Doğu Perinçek'e vurunca" sesin sizden gelmesi doğal. Çünkü Doğu Perinçek'i önder olarak görüyor ve kabul ediyorsunuz.
Hadi biz sizin ifadenizle, Ülkücüye geçmişte hakaret etmiş Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında Anayasa Değişikliğine onay veriyoruz. Yahu sen direkt Ülkücü, asker, polis katilleriyle, onları şehit edenlerle berabersin… Bize bu suçlamayı yaparken dahi hiç mi şeref, hiç mi karakter kırıntısı kalmadı sizde?

Doğu Perinçek'in Aydınlık gazetesinde "MHP'nin katliam teşvikçisi" diye hedef gösterdiği ve şimdi Doğu Perinçek borazanlığı yapan Yaşar Okuyan gibi zavallı hale düşmek mi hepinizin derdi?
Ha son bir söz…
 Doğu Perinçek, MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye cevap verirken "Biz Türkiye'yi bir bölme planı olan Ermeni soykırımı yalanını yerle bir ettik. Hiçbir şeyi saymıyorsa onun hatırı için daha dikkatli bir dil kullansın. " demiş…
Doğu Perinçek sen geçmişte kullandığın "İttihatçı kompradorlar, milli azınlıklar üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı. Doğuda yüz binlerce Ermeni'yi katletti. Geri kalanlarını da yurtlarından sürdü. Arap ve Kürt milliyetçilerine çeşitli baskılar uyguladı. (TİİKP Savunma, s.154)"  sözlerinden dolayı Türk milletinden özür diledin mi ki?
Kendini Ülkücü de ilan eden Doğu Perinçek sen ancak ahmakları kandırırsın…
Devlet Bahçeli düşmanı tüm ahmaklarda seninle zaten…

11 Ocak 2018 Perşembe

ÜLKÜ OÇAKLARINDAN AÇIKLAMA

'ÜLKÜCÜ GENÇLİK BAŞBUĞUMUZUN İZİNDE, LİDERİMİZİN EMRİNDEDİR'

Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, yazılı basın açıklaması yaptı.
Açıklamasında;
"Türk Milleti; tarih sahnesine çıkmasıyla beraber günümüze kadar her dönem düşmanlarının saldırılarına maruz kalmıştır. Bu minvalde Anadolu coğrafyası içinde aynı şeyler söylenebilir. Bin yıldır hüküm sürdüğümüz bu topraklardan bizi çıkarmak ve yok etmek isteyen güçler hep var olmuştur ve var olacaktır. Haçlı zihniyeti bir an olsun emelinden vazgeçmemiş türlü ayak oyunları, açık ve gizli düşmanlıkla Türk’ün varlığına kastetmeye devam etmiştir. Avrupa’da hortlayan ve gün geçtikçe artan Türk düşmanlığının altında; hemen yanı başlarında Müslüman, töreli ve güçlü bir devlet istemiyor olmaları yatmaktadır. Türk Milleti Anadolu’yu vatanlaştırmış, binlerce yıllık töresi ve yaşam kaynağı olan İslam’ın harmanı ile büyük bir adalet ve ahlak nizamı kurarak asırlar boyu üç kıtada hüküm sürmüştür. Tarihler değişmiş, kişiler başkalaşmış ama gaye hep aynı kalmıştır. Türk’ün bu topraklarda olması Haçlıları çılgına çevirmiş, Türk düşmanlarında hazımsızlık yaratmıştır.

“Bu memleket tarihte Türk’tü, hala Türk’tür ve ebediyete kadar Türk kalacaktır” diyenler var oldukça bu hazımsızlık, bu düşmanlık devam edecektir. Günümüzde de bu zihniyet türlü tezgâhlarla, kirli kumpaslarla, terör örgütlerinin taşeronluğuyla bu kutsal vatandan Türk adını kazımaya, bu aziz ve kadim milleti hürriyetinden, istiklalinden ve istikbalinden mahrum bırakmaya çabalamaktadır.
Türk düşmanlarının bu çabası boşunadır. Gördükleri ise ancak rüyadır. Mukaddesatımıza kem gözle bakanların gözlerini çıkartır, bin yıldır hüküm sürdüğümüz Anadolu coğrafyasında varlığımıza kast edenlerin başlarını ezeriz.
Birlik ve beraberlik içinde, birbirine kenetlenerek, omuz omuza, gönül gönüle vererek her türlü ihaneti ve hainliği yerle bir edeceğiz. Devletimizin bekası ve milletimizin selameti adına akılları zorlayan mücadeleyi her şart altında ortaya koyacağız. Aydınlık yarınlara, parlak bir istikbale, bağımsız bir cumhuriyete yelken açan Türk milleti; dâhili ve harici düşmanlarına Türk’ün sillesini çarpacak kuvvet ve kudrettedir. Bu vatan kolay kazanılmamıştır. “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diye haykıran milli şairimiz Mehmet Akif bu toprakları kanlarıyla, canlarıyla vatanlaştıran ecdadımızın varlığına ve fedakârlığına işaret etmektedir. “Bu vatan toprağın kara bağrında, sıradağlar gibi duranlarındır” diyerek seslenen Arif Nihat Asya bir hakikate dikkat çekmekte şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaya davet etmektedir.
Bizler, Ülkü Ocaklılar, milliyetçi-ülkücüler, bu emanetin şerefli taşıyıcısı olmaya dün olduğu gibi bugün de hazır ve nazırız. “Önce Ülkem ve Milletim sonra partim ve ben” şiarını kendisine ilke edinen Bilge Liderimiz milli meselelerde her zaman olduğu gibi siyaset üstü bir tavır sergilemiş mukaddesatımıza yönelen saldırıları bertaraf etmiştir. Devlet Bahçeli Bey’in emrinde, Türk milletinin hizmetinde; isimsiz, beklentisiz, menfaatsiz, ikbal ve istikbal kaygısı gütmeden; meçhul askerler, vatan âşıkları olarak bu vatana hizmet, bu milleti yüceltmek ve yükseltmek gayesiyle mücadelemizi son nefer son nefes ve son damla kana kadar sürdüreceğiz. Gücümüzü Cenab-ı Allah’tan ve davamızdan alarak, kararlılığımızı Türklük ve İslamiyet’te bularak, önümüzde dağlar, denizler, okyanuslar olsa da hepsini aşıp, liderimizin önderliğinde muzaffer olacağız.


Büyük Türk milleti varlık kavgası verirken, Türk milleti ile aynı kaderi paylaşan Türk milliyetçileri , ülkücüler asla ve kat’a geri durmayacak hele hele küçük hesaplar peşine asla düşmeyecektir. Türk milletinin ruh kökünden doğan, şehitler kervanına binlerce yiğit veren Ülkü Ocakları ecdadından gördüğü üzere bu vatan uğruna mücadelesini sürdürecektir. Zamanında Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i anlamayanlar olduğu gibi şu anda da Liderimiz Sn Devlet Bahçeli Bey’i de anlamayanlar ve yahut anlamak istemeyenler olacaktır. İnandığımız değerler uğruna mücadelemizi belki de farklı anlamlarda yorumlayacaklardır. Ama Allah’a şükürler olsun ki biz kendimizden eminiz ve vazifemizin bilincindeyiz.. Kim ne derse desin yılmadan, yıkılmadan anamız, yârimiz, namusumuz olarak gördüğümüz vatanımızı ne pahasına olursa olsun ölümüne savunacağız. Malazgirt ovasında Alparslan, Kudüs önlerinden Selahattin Eyyubi, İstanbul surlarında Fatih, Samsun’da Mustafa Kemal Atatürk, tabutluklarda Başbuğ Türkeş iradesini yüreğimize, benliğimize ve kimliğimize kazıyacak; bu azim, inanç ve kararlılığı ömrümüz boyunca sürdüreceğiz.
Vatan uğruna baba ocağını bırakıp Yemen ellerine gidenleri, uğruna ağıtlar yakılan on beşlileri bilmeyenler bizi nasıl anlayacaklardır? Bebeğini kundakta bırakıp cepheye koşan Nene Hatun’u tanımayanlar bizi nasıl idrak edeceklerdir? Top mermileri ıslanmasın diye battaniyesini mermilerin üzerine örtüp kendisi donarak şehit olan Şerife Bacı’yı kavrayamayanlar bu millet uğruna devletin bekasına ömrünü vakfeden Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi ve O’na samimiyetle inanıp bağlanan ülkücü gençliği nasıl tasavvur edebileceklerdir? Vatan dardayken, millet zordayken dün binlerce şehit veren ülkücü hareket bugün de aynı fedakârlıkla yoğrulup aynı inançla mücadelesini devam ettirecektir.

Ömürlerini sadece muhalefet etmek ve fitne çıkarmak için harcayan “yoğurt beyaz” desek inatla “hayır siyah” diyecek menfaatperestlerle, memleket ve millet adına zerre kadar kaygısı olmayan sözde özgürlük ve demokrasi havarisi olan sakat zihniyetin ve miadını doldurmuş siyasi cambazların milletimiz üzerinde kurdukları sinsi oyunlara asla izin vermeyeceğiz. Milletimizin birliğine kast eden her fırsatta çatışma ortamına sokarak kaos yaratmaya çalışan bu şahıslardan toplumun her kesimi bıkıp usanmıştır. Milletimizin her zamankinde daha çok birliğe beraberliğe huzura ve mutluluğa ihtiyacı vardır. Kalpleri kararmış, iyi niyetten yoksun bu zevatın Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli’nin Türk Milleti’nin mukadder güvencesi olduğunu anlayabilecek zihniyete sahip olmalarını da beklemiyoruz. 

Ayrıca sözü sadece kendisini bağlamayan şahısların ağızlarından çıkan kelimelerin farkında olmaları ve sorumluluk duygularını elden bırakmamaları gerekmektedir. Bu sebeple o şahısları da aklıselim davranmaya ve olgunluğa davet ediyoruz. Dünyadaki en büyük varlığımız olan davamıza zarar verecek kim olursa olsun kimsenin yaptığının yanına kar kalmayacağının da bilinmesini isteriz. Çünkü binlerce şehidimizin maneviyatı ve emanetçileri asla yanlışa izin vermeyecektir.


Varlığını milliyetçi ülkücü harekete borçlu olan benliğine âşık bazı muhteremlerin kendi görüşlerinden başka hiçbir fikre değer vermeyen her fırsatta kazan kaynatarak felaket tellalığı yapanların nerede kiminle ne işler içinde olduğunu çok iyi bilmekte, sadakat ve samimiyetten dem vuran profesyonel oyuncuları da yakından takip etmekteyiz. Herkes kendisine yakışanı yapacaktır. Biz ülkücü Türk Gençliği olarak inadına değil tüm inancımızla ve tükenmek bilmeyen gücümüzle Türk Milleti’nin yol göstericisi Liderimiz Sn Devlet Bahçeli Bey’in emrindeyiz!
Biz Ülkücü gençlik olarak birbirimize duyduğumuz sevgi, muhabbet ve güveni çıkarsız bir şekilde Allah rızasını gözetip, hizmete dönüştürerek daha güzel daha müreffeh bir Türkiye’nin varlığı adına gece gündüz çalışacağız. Hiçbir şart altından yorulmadan, yılgınlık göstermeden kutlu davamıza ve kara sevdalısı olduğumuz yüce Türk Milleti’ne hizmet etmek aşkıyla varlığımızı birliğimizi ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Aksi takdirde Allah’ın huzurunda şühedaların karşısında yüzümüz olmayacak, bu mahcubiyet bizi bu dünyada da ahirette de yakıp kavuracaktır.
Bugün mukaddes saydığımız bütün değerlerimiz kuşatılarak milletimizin ikbali üzerinde onursuzca planlar yapılmaktadır. Meftunu olduğumuz Türk Devleti ve Türk Milleti pkk, pyd, fetö, işid gibi türlü türlü terör örgütlerinin, iç ve dış düşmanların entrikalarıyla karamsarlığa itilmeye, tarih sahnesinden çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu hainlere asla vatanımızı böldürtmeyeceğiz, bayrağımızı indirtmeyeceğiz. Milletimizi huzurlu ve mutlu bir şekilde ilelebet yaşatacağız. Ülkücü Türk Gençliği olarak imanlı, inançlı, çalışkan, samimi ve dinamik kadrolarla, kanımızın son damlasına kadar asla taviz vermeden inandığımız değerler uğruna liderimizin izinden bir milim şaşmadan fırtınalar gibi eseceğiz.
Kimse kendi ikbalini, istikbalini ve menfaatini vatanın ve milletin istikbalinden yukarıda görmemelidir. Hiç kimse devletin ve milletin bekasını günübirlik siyasi hesaplara kurban etmemelidir. Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bu süreçte kimse küçük hesaplar peşine düşmemelidir. Ecdadımızın yaptıkları ortadadır. Bu necip milletin devlet felsefesi ve telakkisi meydandadır.


Söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyen anlayış Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in şahsında, ülkücülerin çelikleşmiş iradesinde, vatan aşkıyla çarpan yüreklerde manasını kazanmış ve yolunu bulmuştur. Bu mananın içini boşaltmaya çalışanlar, bu yola set çekmeye gayret edenler; kükremiş sel gibi bentleri çiğneyip aşacak ülkücü iradeyi karşılarında bulacaklardır. Kurtkaya olup elini çözemeyenler bu vatan telakkisini idrak edemedikleri gibi Liderinin emrinde Kurtkaya olup tereddütsüz elini çözecek olan ülkücüleri de hiçbir zaman anlayamayacaklardır. Devşirilmemiş Türk çocukları olan Ülkücüler “kahrolsun Türk düşmanları” dedikçe, bu vatana bu millete hizmet aşkıyla yanıp tutuştukça, liderinin söylemlerini emir telakki ettikçe bu cephe sarsılmayacak, bu topraklarda bölücülük ve fitne tohumu yeşermeyecektir.
Büyük bir aşkla haykırıyoruz bu vatan bizim, bu millet bizim bu devlet bizim bu bayrak bizimdir. Türkiye Türk’tür, Türk kalacaktır." dedi.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html