BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Hazine ve Maliye Bakanı sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Hazine ve Maliye Bakanı sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

26 Ağustos 2020 Çarşamba

Türkiye'nin En büyük kaybı dışa bağımlı Muhalefetin olması

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


İNSANLIK DERSİ

Ama muhalefetin bu patolojik hali benim için artık bir yazı konusu olamayacak kadar banal ve kötücül. Oturup bunları bir de ben sayıp vaktinizi öldürmeye niyetim yok.
Herkes konuştu, ben sustum.
Aslına bakarsanız söylenecek çok şey de yoktu.
Oturdum ve bu büyük müjdeyi içime çektim.
Yüz yıllık sorunu enerji olan bir ülkenin insanı olarak ülkemde bir anda hatırı sayılır miktarda doğal gaz bulunmasının mutluluğunu yaşadım.
Daha güzel ne olabilirdi? Buna sevinmeyecek aklı başında bir Türk olabilir miydi?
Tabii ki o kadar naif değilim. Muhalefetin bu kadar büyük bir müjdeyi bile hazmedemeyeceğini biliyordum.
Nitekim “doğal gaz bir paket çikolata etmiyor”dan, “doğal gaz halka yaramaz”a kadar yüzlerce karın ağrısı dinledik. Maduro göndermesi yapan ahlaksız profesör elbet bulur müstehakını..
Ama muhalefetin bu patolojik hali benim için artık bir yazı konusu olamayacak kadar banal ve kötücül. Oturup bunları bir de ben sayıp vaktinizi öldürmeye niyetim yok.
İçimden tam “Allah kimseyi milletinin sevinciyle sevinemeyecek kadar fesat etmesin” diyordum ki, hepimizin tercümanı yine Sayın Cumhurbaşkanı oldu.
“Rabbim kimseyi teröriste terörist diyemeyen, darbeye darbe diyemeyen, düşmana düşman diyemeyen, milletinin sevinci ile sevinemeyen, üzüntüsüyle üzülemeyen mankurtlardan eylemesin diliyorum.” dedi.
Ben Sayın Cumhurbaşkanının bu konuşmasının önemli bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum.
Anlayana oldukça radikal ama bir o kadar da insani bir konuşmaydı.
Zaten Sayın Cumhurbaşkanı hiçbir zaman retorik özentisine düşmemiş, politikacı ağzıyla konuşmamıştır. Kendisine sunulan tüm konuşma taslaklarına rağmen eninde sonunda konuşmayı kendi insani diline çevirir.
Bu konuşmada “Bak beyim, sana bir çift sözüm var” diyen Yaşar Usta’nın samimiyeti, insaniyeti vardı ama onun ezikliğinden eser yoktu.
Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı hayatının hiçbir döneminde Batı’yı büyük görmedi. Ama aşağılamadı da. Onların “standart” saydıkları tüm reformları gerçekleştirmekte bir an bile tereddüt etmedi. Çünkü Türk insanının da bu standartları hak ettiğini çok iyi biliyordu. Türkiye bu hükümet döneminde AB’ye girmeye geçmişte hiç olmadığı kadar yakınlaştı.
Bakmayın siz yıllardır “muasır medeniyet” diye ağlaşanlara. O seviyeye ulaşmak için en ufak bir şey yapmayıp, darbe üstüne darbe ile ülkeyi demokraside patinaj yaptırdılar.
Bu hükümet döneminde ise AB’nin tüm kurum ve kuruluşlarına üye olduk, bir tek AB hariç…
Sayın Cumhurbaşkanının bu konuşmasından anlıyorum ki; artık bu yolun sonuna geldik. Muasır medeniyet üyesi olmaktan vazgeçtiğimiz için değil, bugüne kadar “muasırın” ne olduğunu belirleyenlerin artık tüm foyaları ortaya çıktığı için. Osmanlı'dan itibaren 200 yıldır içinde yer almaya çalıştığımız “…

Batı’nın bize hiçbir zaman aynı yaklaşmadığını da kabul edelim, hangi adımı atarsak atalım bizi hiçbir zaman kendisi gibi görmedi…”
Bu çok ağır bir laftır ve ciddi bir kırılma noktasıdır. Gerçi Sayın Cumhurbaşkanı buna benzer cümleleri ilk kez kurmuyor ama konuşmanın tamamına bakarsanız bunun artık “sepeti koluna, herkes kendi yoluna” olduğunu sonuna kadar hissedersiniz. “Türkiye’ye karşı sergilediği bu ikiyüzlü tavır AB’nin sonunun da ilanı olmuştur” cümlesinden bizim için AB’nin bittiği dışında başka ne anlam çıkar?
Beni duygusal olarak en çok etkileyen cümlesi Joe Biden’e yönelik “Ya, dostluğumuz var ya! En azından oturup çay içmişliğimiz var ya!” cümlesi oldu. Bu cümleyi hiçbir uluslararası jargonda duyamazsınız, tıpkı “one minute”i duyamayacağınız gibi.
Ha, Biden Türkler için beraber bir çay içmenin anlamı nedir, kahvenin hatırı ne kadardır bilir mi? Bilmez elbette, tercüme edenler de epey bir güçlük çekecektir.
Ama biz biliyoruz.
Ne mi biliyoruz? Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Biden’a insanlık dersi verdi.
Tabi en ağır dersi de muhalefete verdi:
“Hayatlarının hiçbir döneminde umutlarını millete bağlamamış, gözleri hep dışarıya dönük olan bu siyasi anlayış Türkiye’nin en büyük ayıbı ve kaybıdır. (…)  Türkiye için kalplerinde hiçbir hayali, kafalarında projesi olmayanların tek yapabildikleri onun külahını buna bunun külahına ona giydirmek suretiyle illüzyon peşinde koşmaktır. Harbi olun, hasbi olun, mert olun, delikanlı olun, yenileceksiniz, şerefinizle yenilin be!”
Ben muhalefet adına utandım… Şerefin ne anlama geldiğini bilen her insan gibi…
CHP doğalgaz aramasını maliyetli ve gereksiz bulmuştu Karadeniz'den tarihi müjde geldi
Başkan Recep Tayyip Erdoğan Fatih Sondaj Gemisi'nin Karadeniz'de 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervi bulduğunu açıkladı. Tarihi müjdenin ardından akıllara CHP'li Ali Mahir Başarır'ın sözleri geldi. CHP'li Başarır, Akdeniz'deki çalışmaları maliyetli göstererek yapılmasını gereksiz bulmuştu.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "cuma günü sürpriz açıklayacağım" dedikten sonra dünyanın gözleri Türkiye'ye dönmüştü.

CHP DİNLENSEYDİ DOĞALGAZ BULUNAMAYACAKTI

Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde basın karşısına çıkan Başkan Erdoğan, Karadeniz'de çalışan Fatih Sondaj Gemisi'nin doğalgaz bulduğunu açıkladı. Başkan Erdoğan'ın duyurduğu müjdenin ardından akıllara CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın sözleri geldi.
Türkiye'ye damga vuran birçok projeye karşı çıkan CHP, aramalara da karşı çıkmıştı. Akdeniz ve Karadeniz'deki çalışmaların maliyetli olduğun dile getiren CHP'nin sözleri dinlenseydi, Türkiye bugün Karadeniz'de doğalgaz bulamamış olacaktı.

CHP yandaşı Yılmaz Özdil'in tarihi keşif hazımsızlığı! Karadeniz'de bulunan doğalgaza inanmadı
Dünya Türkiye'nin Karadeniz'de keşfettiği doğalgaz rezervini konuşurken CHP yandaşlığı ile bilinen Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil'den skandal bir yorum geldi.
Türkiye, Karadeniz'de 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervi keşfetti.
Fatih sondaj gemisinin yaptığı keşif, Türkiye tarihinin en büyük keşfi olarak kayıtlara geçti.
Müjdeli haberi Başkan Recep Tayyip Erdoğan verdi.
Erdoğan'ın bu açıklaması dünya medyasında da geniş yer buldu.
Yaz aylarının ilk günlerinde Bodrum'daki kaçak villasıyla gündeme gelen Yılmaz Özdil de konuya ilişkin açıklamalar yaptı.

"10 SENE DESEYDİ İNANDIRICI OLURDU"
Bir televizyon kanalının konuğu olan Özdil, "Karadeniz'de doğalgaz bulunduğunu 2002'den beri neredeyse açıklamayan enerji bakanı yok. Petrol ve doğalgaz dünya çapında ses getiren ve dünyada teyidi çok kolay bilgiler. 'Doğalgazı buldum' dediğinde iki tane seçenek var ya doğalgazı bulmuş oluyorsun gerçekten, ya da dünyada alay konusu oluyorsun. Dolayısıyla 2023 yılında dedi sayın Cumhurbaşkanımız. 2023 demeseydi, yani 'biz bulduk bunu çıkarması da deniz imkanlarında minimum 10 senedir. Biz bütün imkanlarımızı zorlayacak ve bunu 10 senede çıkaracağız' bile deseydi bana göre daha inandırıcı olurdu." ifadelerini kullanarak skandala imza attı.

CHP'li Selin Sayek Böke'den Türkiye'nin Karadeniz'deki doğalgaz rezervleri ile ilgili şok sözler
CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Karadeniz'de doğalgaz bulunmasının Türkiye'ye hiç bir faydasının olmayacağını iddia etti.

CHP'li Gökçen: Karadeniz'de bulunan doğalgazı çıkarmadan yüzde 11'ini kaybettik
CHP'li Gökçe Gökçen, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘doğalgaz bulundu’ açıklamasının ardından doların 7.19 kuruştan 7.39 kuruşa yükseldiğini belirtti, “Gazı daha çıkarmadan yüzde 11’ini kaybettik" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘gaz bulundu’ açıklamasının ardından doların 7.19 kuruştan 7.39 kuruşa yükseldiğine dikkati çekti. Gökçen, “Gazı daha çıkarmadan yüzde 11’ini kaybettik. Müjdenin açıklandığı günden bugüne kadar 20 kuruş artan dolar, bize kabaca 86 milyar lira kaybettirdi" dedi.
Gökçen, döviz kurunu hızla arttığını ve artan döviz karşısında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın konuyla ilgili şov yapmak yerine önlem alması gerektiğini belirtti. "Şimdiden çıkaracağımız doğalgazdan kazanacağımız 65 milyar doların yaklaşık 7.1 milyar dolarını kaybettik bile" diyen Gökçen, "Bu gidişle de daha doğalgazı çıkarmadan, doğalgazdan gelecek parayı kaybedeceğiz gibi görünüyor. Sayın Berat Albayrak’ı bu içi boş şovlardan kurtulup bir an önce geleceğimizi erimekten kurtarmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

CHP'de Türkiye'nin doğal gaz keşfini görmezden gelme talimatı! AK Parti'den tepki geldi
Başkan Erdoğan, Karadeniz'deki sondajda 320 milyar metreküp doğal gaz rezervinin keşfedildiğini belirterek, "Yani bu ilk kuyuda bulunan rezerv, çok daha zengin bir kaynağın bir parçasıdır. İnşallah devamı da en kısa sürede gelecek." dedi. Türkiye bu açıklama ile sevince boğulurken, CHP sessizliğe büründü. Sessizliğin nedeni daha sonra ortaya çıktı. Partililere konuyla ilgili görüş bildirmeme, açıklama yapmama talimatı gönderildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, tarihi keşfi görmezden geldi

Türkiye, tarihinin en büyük doğal gaz rezervini Karadeniz'de keşfetti. Başkan Erdoğan, müjdeyi "Karadeniz'de 320 milyar metreküp doğal gaz keşfettik. Araştırmalar devamının da geleceğini gösteriyor. Bu keşif çok daha zengin enerjinin yalnızca bir parçası..." sözleri ile duyurdu.

Türkiye'ye sevince boğan haber bazı illerde davul zurna ile kutlandı, bazı illerde ise mutluluk gözyaşları karşılandı. CHP'nin milletin değerlerinden ne denli uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne serildi.
ÖNCE İTİBARSIZLAŞTIRMAK İSTEDİLER
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdeyi açıklamasına saatler kala CHP'nin kanalı Tele1'de Gökhan Çapoğlu isimli profesör bilimden ve gerçeklikten uzak ekonomi yorumları ile Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı ve istifası ile doların 5 TL'ye düşeceği gibi küstah sözler kullandı.

Yine CHP'nin diğer kanalı Halk TV'de ise Parti Genel Sekreteri Selin Sayek Böke benzer bir yola başvurdu. Böke, doğal gaz çıkarılmasının Türkiye'ye hiçbir faydası olmayacağını savunarak halkın tepkisini çekti.

MÜJDE SONRASI SESSİZLİK

CHP, milleti sevince boğan, mutluluk gözyaşları döktüren doğal gaz müjdesini sessizlik ile karşıladı. Konuşanlar da itibarsızlaştırma yoluna başvurdu.


24 Mayıs 2020 Pazar

“Ne işin var senin bu topraklarda?”

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Tamer Ashraf

Soruyorlar… 
Bizi kastederek kendilerine soruyorlar. “Sen kendini ne zannediyorsun da aslında olman gereken yerde, mesela Orta Asya’da değil de buralarda, Hıristiyan Batı’nın egemen olması gereken topraklardasın?”


“Nasıl bir aymazlık içindesin ki Türk ve Müslüman kimliğine bakmadan, bizimle bizim oyunumuzu oynamaya çalışıyorsun?!

 “Ekonomini ve siyasî yönetimi bize bağladığın sürece bir sıkıntı yok da, bir de kalkmış ‘millî bağımsızlık’ şiarıyla dökülüyorsun ortalığa! Haddini bildirmek lazım senin!”

Köpekleri sevmesek, doğaya saygımız olmasa “Hoşt!” demek işten bile değil!


Hâlâ bilmeyenlerimiz, anlamayanlarımız kaldıysa tam zamanıdır… Batı’nın bize bakışı budur… 

Kendinden olmayanlara, siyahlara, Müslümanlara, Orta Doğululara, Afrikalılara, Asyalılara karşı tavrı hep buydu… 

Bazen Haçlı Seferleri’nde olduğu gibi yedi düvel bir araya gelerek bizzat… 

Bazen “Bizim çocuklar başardı” diyerek, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde olduğu gibi aracılar vasıtasıyla… 

Bazen de son bir yıldır olduğu gibi finansal enstrümanları devreye sokarak daha sofistike yollarla…

Bunlar Batı’nın oyun kurucu, hükmedici ya da kısaca ‘sömürgeci’ pozisyonunu sağlam tutmak için dönemin koşullarına göre dönüştürerek uyguladığı yollardır… 

Kendi itibarlarına da çok düşkün oldukları için kullandıkları terminoloji kadar taktik ve stratejileri de özenle seçerler…

İnsanları yüzyıllarca köleleştirir… 

Gider ülkesine çöreklenir… Zanaatına kadar her şeyinin üstüne konar… 

Hindistan’ı işgal eder… 

Sonra da Hint kumaşlarının kendi ürünlerine rakip olmaması için el tezgâhlarında kumaş dokuyan Hintli ustaların ellerini keser…

Afyon kullanmıyor diye Çin’e savaş açar…

1600’lü yıllardaki vahşetini bugün tekrarlayabilmesi mümkün müdür? 
Hayır… 

Artık daha sofistike araçlara ihtiyaç duymaktadır Batı… 

Yoksa MS 500 ile 1500 yılları arasında karanlık çağında hayvandan beter bir yaşam ve vahşet sürse de bugün evrensel ‘insan haklarının mucidi ve yılmaz uygulayıcısı’ kimliğine halel gelir…

Peki ne yapar? Yeni yöntemler dener…

Böyle bir tabloda ekonomiden savunmaya pek çok alanda bağımsızlığını korumak için bütün tedbirleri alan, ihracatı, yerli üretimi destekleyen politikalar güden ülkemiz, elbette ki bu ‘vahşilerin’ ve onların ülkemiz içindeki iz düşümlerinin canını sıkacaktır… O zaman da finansal savaş baltalarını devreye alarak yolumuza taş koymak isterler…

13 Ağustos 2018’den beri yaşanan çeşitli finansal saldırıları hatırlayalım… Yeni taktikleri budur işte…

Hepsi dirayet ve disiplinle finansal savunma enstrümanlarını devreye sokan hükümetimiz tarafından defedilmişti. 

Son saldırı da geçen hafta, ‘13 Ağustos finansal darbe girişimi’nde olduğu gibi yine Londra kaynaklı yaşandı…

2019, tabir yerindeyse ‘yalanın bininin bir para’ olduğu bir yıldı… “Dolar 10 TL olacak, faizler artacak” diye yırtınanlara cevap, etkin ekonomi yönetimi tarafından verildi… 

Hem kur hem enflasyon hem de faizler düştü. Faizler 10 puandan fazla düştü ama kur yukarı yönelmedi… 

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) meyveleri toplandı…

Bu arada Koronavirüs salgını ise aniden tüm dünyayı etkisi altına aldı. Ticareti yavaşlattı… 

Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları yaşanmaya başladı... Türkiye ekonomisine saldırmak için fırsat kollayan Londra da bunu kullandı tabii… 

Hızla düşen faizin, yakalanan özgüvenin ve değişen küresel ticaret dengesinin en büyük potansiyel oluşturduğu Türkiye’yi sıkıştırıp iktidarı devirmek, yerine kendi adamlarını getirmek için hamlesini yaptı.
Piyasaları ve vatandaşı tedirgin etmek için “Rezervler eridi” spekülasyonu ortaya atıldı. 

Bakan Albayrak tarafından rezervlerle ilgili bir sıkıntı olmadığı dile getirilse de tezvirata ara vermediler.

SWAP kanalları kapanan Londra, olası döviz ihtiyacını fırsata çevirmek ve ülkemizde yeniden yüksek faiz ile enflasyona neden olmak için TL cephanesine ihtiyaç duyuyordu. Bunun için yüksek faizle Türkiye’de mevduatlarda duran ya da kredi kanallarında bekleyen TL’yi Londra’ya taşımaya çalıştı.

Vatandaş gelirini korusun, sanayici, esnaf, çalışan işini kaybetmesin diye en düşük maliyetlerle verilen destekleri baltalamak için piyasalara sunulan 200 milyar TL’yi Londra’ya çekmek amacıyla Türk Lirası’na Londra’da yüzde 25’lerde faiz verdiler. 

Yabancı firmalara kredi çektirerek Londra’da hesap açtırıp, içerdeki işbirlikçileri ile TL mevduatları Londra’ya taşımak için türlü kurnazlığı yaptılar.

Bu hikâye durup durup yeniden yazılmaya, tezgâhlar sürekli yeniden kurulmaya çalışılıyor… 

Ancak tüm melanet girişimleri gelip bir yere çarpıyor… 

Çarptığı yer, işte millet iradesi ve onu temsil edenlerin vazgeçmedikleri mücadele gücü, hani şairin “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dediği kırmızı çizgileri, kesin sınırlarıdır…

YORUMLAR


  • Ferhat Gündoğdu 1 hafta önce Şikayet Et
    Benim beynimi yakan hep şudur, içerideki iş birlikçi lerin ifşa olmaması. Yüreğinize sağlık.

  • MİSAFİR 1 hafta önce Şikayet Et
    BC Partners, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde satın alma ve satın alma finansmanı konusunda uzmanlaşmış bir özel sermaye şirketidir. Firma tüm sektörlere yatırım yapmaktadır. BC Partners 1986 yılında kuruldu ve New York, Paris, Milano ve Hamburg'da ek ofisleri bulunan Londra'da bulunuyor.

  • MİSAFİR 1 hafta önce Şikayet Et
    Bu işe karışan dünyanın en büyük bankaları açıklandı ama o büyük gıda şirketi hala açıklanmadı.

  • Altar 1 hafta önce Şikayet Et
    Batı’nın bakışı budur… Kendinden olmayanlara, siyahlara, Müslümanlara, Orta Doğululara, Afrikalılara, Asyalılara karşı tavrı hep buydu.İnsanları yüzyıllarca köleleştirir. 

  • Gider ülkesine çöreklenir. Zanaatına kadar her şeyinin üstüne konar. Hindistan’ı işgal eder… Sonra da Hint kumaşlarının kendi ürünlerine rakip olmaması için el tezgâhlarında kumaş dokuyan Hintli ustaların ellerini keser. Kısa ve öz ...Kalemine kuvvet aklına fikrine ve bedenine sağlık Ali Saydam hocam. Afyon kullanmıyor diye Çin’e savaş açar
  • yedük 1 hafta önce Şikayet Et
    ama biz hala kuyruk sevdasından vaz geçmedük demekki ecdat doğri demüş it dögüldügi yeri sever








30 Eylül 2019 Pazartesi

Berat Albayrak Yeni Ekonomi Programını açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Yeni Ekonomi Programı'nın bu yılki ana temasına "Değişim başlıyor" dedik." ifadelerini kullandı.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Değişim Başlıyor" ana temasıyla hazırlanan Yeni Ekonomi Programı'nı (2020-2022) (YEP) bakanlıkta düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
Yeni Ekonomi Programı'nın ilk yılını tamamladıklarını ve bir yıllık performansın sonunda programı revize ederek, ikinci yılın başlangıç vuruşunu yaptıklarını belirten Albayrak, 2019-2020 yıllarını "dengelenme dönemi" olarak adlandırdıklarını anımsattı. 

Albayrak, tarihin en büyük iki kur saldırısı, küresel piyasalardaki türbülanslar, Avrupa ekonomisinde küçülme gibi gelişmelerin yaşandığı zor bir dönemde dengelenme hedeflerinin başarıyla uygulandığını ve felaket senaryolarıyla toplumda hakim kılınmaya çalışılan saldırı döneminin yaşandığını söyledi. 
Ülkenin potansiyeline ve sahip olduğu altyapıya her zaman güvendiklerine dikkati çeken Albayrak, doğru hamleler sonucu kötümserliğin yerini günün ilk ışıklarıyla iyimserliğe bırakacağına hep inandıklarını dile getirdi.
Albayrak, bu yılki programın ana temasını "Değişim Başlıyor" olarak belirlediklerini aktararak, şöyle devam etti:
"Artık ülkemizin bir üst lige çıkması için zaruret haline gelmiş bu değişimi hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Önümüzde yapacak çok ama çok işimiz var. Yaşanan kur ataklarının ardından büyük bir resesyon beklentisine rağmen, eksi 2'ler, 3'ler, 5'ler, 'Türkiye küçülecek' beklentilerine rağmen, kuvvetle muhtemel yıl sonunu pozitif büyümeyle kapatmaya hazırlanıyoruz. 2019'da ekonomide daralma beklentileri genel kabuldü. Ekonominin raydan çıkacağına ilişkin tezvirata, kredi daralmasına şahit olduk, büyüme hedeflerinin bu durumdan etkilendiğini gözlemledik. Ekonominin en büyük kırılganlığı olan cari açıkta önemli başarı elde ettik. Yıllık bazda cari fazlada Cumhuriyet tarihi rekoru kırdık. 'Ekonomi daralırken cari fazla verilmesi normal' diyenlerin de buradan bazı şeylerin payını alacaklarını düşünüyorum. '2009 yılında neden bu kadar küçülürken cari fazla vermedik?' diye her ortamda soruyorum. Bunun için sürecin adına 'Dengelenme' dedik, daha fazla büyümeyi hedeflemedik. Sağlıklı ve sürdürülebilir büyüyerek orta gelir tuzağından kurtulmayı hedefledik. Ekonominin her alanında, her parametrede ideali yakalamaya çalıştık."

"Özel tüketimde ivmelenme bekliyoruz"

Enflasyonda hem TÜFE hem de ÜFE'de beklentilerin çok ötesinde performans ortaya koyduklarına işaret eden Albayrak, tüketimde dipten dönüşü oldukça kısa sürede gerçekleştirdiklerini ve yılın ikinci yarısında ertelenen özel tüketimde de ivmelenme beklediklerini vurguladı. 
Albayrak, swap piyasasının ülkeye taşınmaya başlaması, Merkez Bankasının piyasalarda finansal istikrar politikasını önceliklendirmesi, faizin öngörülebilir olması, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi ile finansal güvenliğin kalıcı hale gelmesi için çok önemli adımlar atıldığını aktararak, makroekonomik göstergelerin hemen hemen hepsinde kur ataklarının yaşandığı ağustos ayı öncesine gelindiğini bildirdi. 
Türkiye'nin bu dönemde kurda, faizlerde, borçlanma oranlarında ve Hazine tahvillerine olan ilgide en iyi ülke performansını gösterdiğine işaret eden Albayrak, tüketim talebinde daralma ve yatırımlarda erteleme gibi gelişmelere rağmen ihtiyatlı para ve maliye politikalarından taviz vermediklerini söyledi. 
Bakan Albayrak, alınan önlemlerle ekonomide yumuşak iniş sağladıklarına dikkati çekerek, "Şimdi önümüzde yeni bir dönem başlıyor. Dengelenme dönemi kazanımlarını koruyacağız ve bunun ötesinde bir süre daha bu süreci sürdürdükten sonra değişim sürecine başlayarak programımızı 2020 içinde ikinci faza taşıyacağız. YEP çerçevesi içinde 112 maddeden oluşan eylem planı hazırlamıştık. 112 maddenin 53'ünün 2019, 26'sının 2020 ve 33'ünün 2021'de hayata geçirileceğini takvime bağlamıştık. Şu anki durumda Eylül 2019 itibarıyla 53 eylemin yüzde 40'ını yani yaklaşık yüzde 75,3'ünü hayata geçirdik, diğer 13 eylemde de önemli ölçüde ilerleme kaydettik. 3 yıl boyunca hayata geçirilmesi planlanan 112 eylemin 44'ü yapılırken, 68'inde ilerleme kaydetme süreci devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
Albayrak, bu dönemde ekonomide temel mücadele alanlarının başında yine enflasyonun geleceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Eğer ekonomide güçlü Türkiye idealini ortaya koyuyorsak, eğer büyük sıçramayı ve bir üst lige çıkmayı hedefliyorsak enflasyonu yüzde 5'in altına çekmeden bunların gerçekleşmesi çok zor. Enflasyonu yüzde 5'in altına indirmek bizim temel hedefimiz olmayı sürdürüyor. Geçen yıl, 2019 yılı için yüzde 15,9'luk enflasyon hedefi koymuştuk. Enflasyonla mücadelede sağlanan başarıyla 2019'u yüzde 12'lik enflasyon tahminiyle geride bırakmayı hedefliyoruz. 2020 için 9,8 olarak konulan hedefi yüzde 8,5 olarak revize ettik. 2021 yılında yüzde 6, 2022 yılında da yüzde 4,9'luk enflasyon hedefliyoruz. Bu hedefler doğrultusunda para ve maliye politikaları eş güdümlü olmaya devam edecek. Merkez Bankasına enflasyonla mücadelede bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hükümetimiz ve bakanlık olarak güçlü destek vermeyi sürdüreceğiz. Mal ve hizmet piyasalarında rekabeti ve derinliği artıracak yapısal dönüşüm adımlarını sürdüreceğiz." 

"2020 yılına yüzde 5 büyümeyle başlayıp yıllık yüzde 5'lik büyümeyi devam ettirmeyi hedefliyoruz"

Albayrak, Enflasyonla Mücadele Programı ile "enflasyon yapışkanlığına karşı tarihte eşine ender rastlanan çok önemli bir başarı elde edildiğini" söyledi.
Belli bir süre enerji fiyatları ve ÖTV oranları gibi kamu tarafından yönetilen fiyat ve vergi ayarlamalarıyla fiyatlama davranışlarında olabilecek aşırı bozulmalara karşı çok sağlam bir duruş sergilendiğini belirten Albayrak, enflasyonun başarıyla düşmesi ve para politikasının etkinliğini kazanmasıyla fiyat ve vergi desteklerinin sona erdiğini hatırlattı. Albayrak, ÜFE ve TÜFE arasındaki makası beklentilerin çok ötesinde bir performansla kapatarak süreci tamamladıklarını bildirdi.
Buradaki kazanımları çok daha ileriye taşımak durumunda olduklarını vurgulayan Albayrak, mal ve hizmet fiyatlarındaki kur geçişgenliğini azaltmak için bazı ithal ürünlerin yerlileştirilmesi, alım garantili enerji kontratlarının yerlilik oranı da dikkate alınarak Türk lirası bazlı olmasını sağlayacaklarını dile getirdi. Albayrak, ayrıca bu alanda fiyatlarda düşüşü getirecek, rekabet ve verimliliği artıracak politika setini devreye alacaklarını kaydetti.
Gıda enflasyonuyla mücadele kapsamında gıda üretimini artırmak için sulama yatırımları yapılacağını, sebze-meyve fiyatlarında dönemsel dalgalanmaların önlenmesi amacıyla sera yatırımlarının teşvik edileceğini ifade eden Albayrak, Hal Yasası ve Perakende Yasası'nı en kısa sürede hayata geçirmeye çalışacaklarını anlattı.
Albayrak, "Kamunun yönlendirdiği bazı fiyat ve ücretlerde geçmiş enflasyon yerine YEP enflasyon hedeflerine göre ayarlamalar yaparak enflasyondaki atalet etkisini sınırlandıracağız." dedi.

"Yılı cari fazla vererek kapatacağız"

Dengelenme döneminin en başarılı alanlarının başında cari denge konusunun geldiğine işaret eden Albayrak, şöyle konuştu:
"Bu alan önümüzdeki dönem politikalarımızın en öncelikli meselesi olmaya devam edecek. 2019 yılı için cari açığın milli gelire oranında yüzde 3,3'lük hedef koymuştuk. Az rastlanır bir başarı ortaya koyarak yılı cari açık değil, inşallah cari fazla vererek kapatacağız. Büyüme hedefimiz ve ekonomideki toparlanmanın sonucu olarak talepteki değişimle birlikte cari dengede açık vereceğimizi önümüzdeki süreçte biliyoruz ama bu açığı dış finansman ihtiyacını makul düzeyde kalmasını sağlayacak bir seviyede tutacağız. Bu çerçevede 2020 yılı için cari açıkta milli gelire oranla yüzde 1,2'lik bir seviye hedefliyoruz. Bunu 2021'de 0,8'e ve 2022'de bu yapısal yapısal dönüşümlerle sıfıra indirmek için çalışacağız."
Albayrak, dış ticarette sağlanan değişim ve dönüşümün, cari açıkta sağlanan ve sürdürülecek kazanımların temelini oluşturduğunu söyledi.
Lüks tüketim mallarının ithalatına yönelik tedbirlerin 2020'de devam edeceğini, ithal ara malların üretimine yönelik çalışmaların yoğun şekilde süreceğini anlatan Albayrak, İVME Paketi ile başlatılan ihracatı ve yerlileştirmeyi destekleyen ölçülü ve sektör odaklı kredi politikasının 2020'de çok daha genişleyerek ve artarak devam edeceğini bildirdi.
Albayrak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan Sanayi Strateji Belgesi'nin bu alanda önemli bir görev ifa edeceğini aktardı. 
Bakan Albayrak, Türkiye Varlık Fonu'nun cari dengeyi güçlendiren, ülkenin stratejik hedeflerini destekleyen ve özel sektör iş birliklerine dayanan sabit sermaye yatırımlarıyla bu sürece katkıda bulunacağını, Turizm Strateji Belgesi'nin de önemli desteğini göreceklerini vurguladı.
Tüm yatırım ve teşvik uygulamalarında cari denge öncelikli uygulamaları artırarak devam ettireceklerini belirten Albayrak, Lojistik Master Plan ile ihracat ve sanayi alanındaki hedeflere büyük destek sağlayacaklarını aktardı. Albayrak, bu alanda oldukça kapsamlı bir politika ve tedbir setini detaylı şekilde çalıştıklarını kaydetti.

Vergi reformu

Bu yıl bütçe dengesinde program hedefinin biraz üzerinde kalındığına işaret eden Albayrak, şu değerlendirmede bulundu:
"Ekonomideki yavaşlama nedeniyle gelirlerimizin hedeflerimizin altında kalması bu sonuçtaki önemli faktörlerden birisi oldu. Böylesi zor bir dönemde ekonomiyi desteklemek, cari açığı azaltmak, enflasyonla mücadelede hedeflerimize ulaşmak için özellikle ithalatı frenlemeye yönelik adımlar atmamız da kaçınılmazdı. Önümüzdeki dönemde de gerek duyulduğunda üretime dayalı ekonomik dönüşümü finanse etmek için bütçe imkanlarını yine gerekirse kullanacağız ancak bunları yaparken her halükarda bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3'ün altında tutacağız. Bütçe açığının milli gelire oranında 2019'u yüzde 2,9 ile kapatmayı hedefliyoruz. 2020 ve 2021'de aynı oranı sürdürmeyi, 2022'de ise yüzde 2,6'ya düşürmeyi amaçlıyoruz. Bu kapsamda vergi adaleti sağlayacak, çok kazanandan çok, az kazanandan daha az vergi alınmasının önünü açacak ve gelirleri artıracak, uluslararası uygulamaları örnek alan bir vergi reformuyla ilgi adımları atmaya başlıyoruz. Ayrıca kamuda giderleri azaltmaya yönelik güçlü bir politika setini uygulayacağız. KİT'leri verimlilikleri artacak, kamu maliyesine yükleri azalacak şekilde yapılandırıyoruz."
Albayrak, kamu kaynaklarının kullanımının etkinliğini takip etmeyi kolaylaştıracak şeffaflığı ve hesap verebilirliği artıracak program bazlı, performans esaslı bütçelemeyi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile birlikte hayata geçireceklerini söyledi.
Berat Albayrak, mali açıdan sürdürülebilirliği sağlamak ve kamu maliyesine olan yükü azaltmak amacıyla Sosyal Güvenlik Sistemi'nin aktüeryal dengesini güçlendirici politikaları sosyal adaleti gözeterek hayata geçireceklerini ifade etti.
Vergi tahsilat performansını artırmak amacıyla çok önemli değişiklikler yaptıklarını anlatan Albayrak, denetçilere sektör bazlı eğitimler verdiklerini, vergi tahsilat performansının haftalık olarak takip edilmesine imkan veren bir sistem kurduklarını, kamu yatırım harcamalarının ve teşvik programlarının etkinliğini artırıcı bir değişim programı başlattıklarını bildirdi. 

Büyüme hedefleri

Tüm alanlardaki hedeflerle uyumlu, kazanımları riske atmayacak büyüme planlamasını da tamamladıklarını vurgulayan Albayrak, şunları kaydetti: 
"Büyümede geçtiğimiz sene YEP çerçevesinde koyduğumuz yüzde 2,3'lük hedefin biraz uzağında kalacağız. Özellikle ikinci çeyrekle birlikte yaşanan, tekrar seçimle ötelenen ekonomideki bir çeyreklik kaymanın büyümeye etkisini bu yıl görmüş olduk. Yüzde 2,3'lük hedefin altında kalmanın baz etkisini de dikkate alarak 2020 yılını bir önceki yıldaki yüzde 3,5'lik rakamı güncelleyerek yüzde 5 büyümeyle başlayıp program boyunca, ülkemiz için sürdürülebilir ve doğal oran olan yıllık yüzde 5'lik büyümeyi devam ettirmeyi hedefliyoruz. Nitekim öncü veriler özellikle üçüncü çeyrekle birlikte ekonomik aktivitedeki toparlanmayla iş gücüne katılım ve istihdam oranlarında iyileşme sinyallerini vermeye başladı. 2020 yılında bunu daha da ileriye taşıyacağız. Başta enflasyon olmak üzere hedeflerimizde yakaladığımız başarı, faizlerde ve risk primimizde düşüşü beraberinde getirdi ve 2020 yılında bu düşüş güçlenerek devam edecek."
Yılın ikinci yarısından itibaren kapasite artırıcı yatırımların başlamasının, düşen faizlerle birlikte görülmeye başladığını belirten Albayrak, yapılan çalışmaların sadece bu sürecin başlı başına yüzde 4'lük bir büyümeyi doğal seyrinde sağlayacağını gösterdiğini söyledi.
Albayrak, proje bazlı yatırım teşvik sistemi başta olmak üzere Ar-Ge, yenilikçilik ve teknolojik dönüşümle yüksek katma değerli ürünlerin üretimine ekstra destek vereceklerinin altını çizerek, "11. Kalkınma Planı'nda yer alan kimya, ilaç, tıbbi cihaz, makine, elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları olarak belirlenen imalat sanayi sektörleri, yeni ekonomik programın ruhunda da öncelikli alanımız olacak." ifadesini kullandı.
İvme finansman paketi ve benzeri araçlarla cari açığın düşürülmesine katkı veren katma değerli ve teknolojik üretim yapan firmaları ve projeleri öncelikli teşvik edeceklerine değinen Albayrak, "Varlık Fonu, petrokimya, madencilik ve yerli kaynağa dönük enerji üretimi alanları başta olmak üzere özel sektör iş birliklerinde sabit sermaye yatırımlarında daha etkin rol oynayacak. Sanayide kapasiteyi artıracak, maliyetleri düşürecek, rekabet potansiyeli kazandıracak Ulusal Verimlilik Planı'nı devreye alacağız. Ayrıca kapsamlı olarak bir mevzuat taramasını başlattık. Şirketleri, büyümeme yönünde teşvik eden, büyümeden kaçındıran düzenlemeleri de gözden geçirecek, yenileyeceğiz." diye konuştu.
Albayrak, büyümeyle ilgili çok kapsamlı çalışma yaptıklarına dikkati çekerek, "Yüzde 5’lik bu büyümeyle bütçeye baskı oluşturmayacak, biriken reel durgun alanı da hesaba katarak, fiyat artışına da neden olmayacağız." dedi.

"İşsizlikte iyileşme görülecek"

Büyüme hedefleri ve politikalarının hızlıca tesis edilmesinin istihdamdaki artışı da beraberinde getireceğini vurgulayan Albayrak, şunları kaydetti:
"2019'u yüzde 12,9'luk bir işsizlik oranıyla kapattıktan sonra, işsizlik oranını 2020'de yüzde 11,8'e, 2021'de yüzde 10,6'ya ve 2022'de 9,8'e düşürmeyi hedefliyoruz. Ekonomik aktivitedeki toparlanma ile iş gücüne katılım ve istihdam oranlarında iyileşmeyi göreceğiz. Program dönemi boyunca istihdamdaki kişi sayısının yıllık ortalama 1 milyon 66 bin kişi artarak işsizlik oranının kademeli gerilemesi sağlanacak. İstihdam teşviklerinin etki analizleri yapılarak, teşviklerin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanmasını sağlayacağız. İstihdamda, kredi şartlarının uygun hale gelmesi, inşaatta da talebin canlanmasını ve arz fazlasının azalmasını göreceğiz. Nitekim son bir yıldaki istihdam kaybının yaklaşık üçte ikisi inşaat sektöründen kaynaklandı. Tamamlanmaya yakın yapıların bitirilmesinin desteklenmesiyle kısa dönemde bu alandaki istihdama olumlu katkı sunacağını göreceğiz."
Albayrak, sulama ve sera yatırımlarının desteklenmesiyle tarımda arzı artırmaya yönelik zamanında verilen uygun fiyat ve yapılan alımlarla tarım sektöründe de işsizliğin azalmasının sağlanacağını belirterek, bireysel tüketimin artmasının, uygun kredi şartlarının, stok ve revizyon yatırımlarının, sanayi ve hizmet sektöründe ve turizm alanında istihdamı artıracağını dile getirdi.
"Gençlerde işsizlik, istihdam piyasasında talep edilen mesleklere yönelik, özellikle yoğun anlamda talebi olan, kodlama, bilgi işlemci, satış elemanı gibi benzeri alanlardaki hedef odaklı sertifika ve meslek edindirme programlarıyla maksimum genç istihdam edilerek bu rakamları da azaltacağız." diyen Albayrak, orta yaş gruplar, kadınlar ve gençlere yönelik girişimcilik ve meslek kazandırma programlarıyla orta vadede de işsizlikle mücadele edileceklerini söyledi.

Dolarizasyona karşı tedbir seti

Albayrak, programın son alanını, finansal istikrar için devreye alınacak politika setleri ve aksiyonların oluşturduğuna işaret ederek, program dönemi boyunca, finansal istikrarın güçlendirilmesi, dolarizasyonun azaltılması ve tasarrufların artırılması öncelikli hedeflerin başında olacağını kaydetti.
Finansal sistemin sermaye piyasası bacağını güçlendirilmek için çalışacaklarına da dikkati çeken Albayrak, uygulanacak olan vergi, teşvik ve kamu finansman politikaları yoluyla ülke kaynaklarının cari dengeyi güçlendirecek, yerli ve katma değeri yüksek üretime yöneleceğini ifade etti.
Albayrak, belirlenen hedefler doğrultusunda kredi kanallarının açılmasını sağlayacaklarına değinerek, şöyle devam etti:
"Dolarizasyona karşı bir tedbir setini devreye alacağız. BIST'de yeni oluşturulacak alternatif ürünler, Omnibus ile Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) piyasasının uluslararası teminat özelliği getirilmesi başta olmak üzere, hisse senedi piyasasında hisselerin gruplandırılarak yatırımcının kolay seçiminin sağlanması, halka açılmanın vergi indirimleriyle derinleştirilmesi, döviz piyasasının kurulmasıyla birlikte ilave tedbirler getirilmesi önümüzdeki süreçteki önemli planlarımız arasında yer alıyor.
Bankacılık sektörü için sık sık gündeme getirilen NPL'lerle ilgili reform niteliğinde bir adım atıldı. Bankalarımız için artık temiz bir sayfa başlangıcı önümüzdeki dönemde göreceğiz. Artık bankaların, gerçek meseleleri olan, finansman sağlama işine döneceklerini düşünüyoruz. Birçok defa vurguladığım hedeflerle uyumlu finansman modellerini tıpkı kamu bankalarının yaptığı gibi özel enstrümanları yeni ürünleri devreye alarak sektörde daha etkin rol oynayacaklarını bekliyoruz."

Sermaye piyasaları için reform paketi

Albayrak, yılda 60 ila 100 milyar lira büyüklük sağlayacak Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) sosyal tarafların mutabakatıyla kurulacağını ve sermaye piyasalarını derinleştirecek kapsamlı bir reform paketinin devreye sokulacağını söyledi. 
Berat Albayrak, İstanbul Finans Merkezi'nin de 2021'in sonuna doğru devreye alınacağını kaydetti.

"Bu sene çok daha etkin şekilde sahada olacağız"

Geçen sene YEP'i açıkladıklarında, ekonomideki sorunları doğru tespit eden bir program olduğuna dair geri dönüşler aldıklarını belirten Albayrak, "Bugün bir kez daha sağlam adımlar ve aksiyonlarla yeni bir program ortaya koyduğumuzu tüm kalbimle söylüyorum. Çok zor bir süreci milletimizin ve paydaşlarımızın desteğiyle geride bıraktık." diye konuştu.
Albayrak, oluşturulmak istenen tüm panik ve korku havasını dağıttıktan sonra artık kolları yeniden sıvadıklarına işaret ederek, uluslararası piyasalara güven ve kredibilite açısından her türlü şeffaf iletişim noktasında bu süreci yönetmeye devam edeceklerini vurguladı.
Bu sene farklı olarak, çok daha etkin şekilde sahada olacaklarını aktaran Albayrak, şöyle devam etti: 
"Değişim tüm Türkiye olarak hepimizden başlıyor. Türkiye yeni bir ekonomik modele geçiyor bu programın ruhunda. Bir üst lige çıkmak istiyorsak tüm paydaşlar olarak değişmek zorundayız. Reel sektörümüz ve bütün paydaşlarımız ülkemizin her yerinde artık sahada. Bu bilinçle bu süreci gerek bizler gerek paydaşlarımız hep birlikte yaşayacağız. Bu programın yürütülmesi, gerekirse değişiklerle ilgili istişareler yapacağız, görüşlerimizi paylaşacağız. KOBİ'lerimize ayrı bir önem vereceğiz. Etkili olabilmeleri için beklentilerini, sorunları dinleyeceğiz. Ülkemizin yeni bir başarı hikayesini milletimizin desteği, reel sektörümüzün, yani sanayicimizin, tarımın, hizmet sektörünün ve finans sektörünün tam kapasiteyle çalışması, bunlarla birlikte, yeni YEP'le birlikte gerçekleştireceğiz."
Albayrak, programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. 


30 Temmuz 2019 Salı

Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak: Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, "Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek. Yıl sonu hedefine yakınsayacak bir büyüme bekliyorum." dedi.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, haber ajansları, gazete ve televizyonların ekonomi haber müdürleriyle bir araya geldiği toplantıda ekonomide son bir yıldaki gelişmeleri değerlendirdi, gelecek döneme ilişkin beklentileri aktardı, soruları yanıtladı.

Albayrak, Türkiye'nin son bir yılda çok güçlü bir politika başarısı ortaya koyduğunu, reform niteliğinde bir yılı geride bıraktığını söyledi.
Bağışıklık sistemini, altyapısını çok daha güçlü inşa etmiş bir Türkiye olduğunu aktaran Albayrak, spekülatif adım atanların 100 kere düşünmesi gereken bir sürece girildiğini bildirdi.

"Faizlerde düşüş olacak"

Türkiye'de önümüzdeki dönemde faizlerde düşüş trendi olacağını belirten Albayrak, "Kamu bankalarında bunu daha kısa sürede izleyeceğiz." diye konuştu.
"Enflasyonu yıl sonunda Yeni Ekonomi Programı'ndaki (YEP) hedefin altında kapatacağımızı ifade edebilirim." diyen Albayrak, özetle şu mesajları verdi:
"Mayıstan bu yana 10 milyar dolardan fazla yabancı yatırımcı girişi var. Türkiye'ye güvenen yatırımcı kazandı. Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek. Yıl sonu hedefine yakınsayacak bir büyüme bekliyorum. Konut sektörünü yakından takip ediyoruz. Bugün itibarıyla sıkıntı oluşturan bir resim olduğunu düşünmüyorum. (Petrol ve gaz aramaları) Türkiye, Doğu Akdeniz'de çok önemli adımlar atıyor. İnşallah olumlu haberleri de yakında duyarız. İşsizlikle ilgili en kötüyü yüzde 14,7 ile geride bıraktık. Yaz aylarıyla birlikte yüzde 11-12'lere geldik."

"Faizlerdeki her türlü iyileşme ve gevşemeye olumlu bakacağım"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz konusundaki adımları benzer örneklere, iktisadi faaliyete, enflasyondaki iyileşmelere dayalı değerlendirmelerine göre attığını anlatan Albayrak, kendisinin de reel sektörün maliyetlerinin düşmesi açısından faizlerdeki her türlü iyileşme ve gevşemeye olumlu bakacağını söyledi.
Albayrak, faizlerde aşağı yönlü sürecin daha net şekilde devam edeceğini gördüklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: 
"Bizler de politika yapıcılar ve işin teknik ayağı olarak uyum noktasında, gerek bütçe ve vergi politikalarıyla eş güdümü yürütüyoruz. 2019 için ortaya koyduğumuz Yeni Ekonomi Programı'ndaki yüzde 15,9 enflasyon hedefini göz önünde bulundurarak, bu hedefin altında enflasyonla bu yılı kapatacağımızı çok net ifade edebilirim. Temmuz ayında baz etkisine dayalı hafif yükselme görsek de tahmin ediyorum, ağustos, eylül ve ekimdeki baz etkisinin güçlü cereyan edeceğinden kaynaklı, önümüzdeki süreç bu trendin daha da aşağı olduğunu gösteriyor. Burada kendisini rahat hissettiği marj nedir? Reel faiz noktasındaki benzer örneklere dayalı Merkez Bankası nasıl bir para politikası uygular? Bunu süreç içinde göreceğiz." 

"Önümüzdeki süreç ekonominin genelinde çok daha pozitif cereyan edecek"

Türkiye'nin 1 yıllık dengelenme sürecinde artık enflasyon ve faizlerde aşağı yönlü trendin içine girdiğini vurgulayan Albayrak, "Özellikle büyüme, iktisadi faaliyet, her türlü politik belirsizliğin geride kalmasından da kaynaklı, bundan sonra artık talepten, iç tüketim dinamiklerinden başlayarak, yılın ikinci yarısında bunların da etkisiyle, ekonomideki dengelenmenin de başlamasıyla önümüzdeki yılın ikinci yarısının daha pozitif bir döneme gireceğini ifade edebiliriz. Önümüzdeki süreç beklenti ve gelecek açısından, istikrarlı sürecin sadece kur ve faizler üzerinde değil ekonominin genelinde çok daha pozitif cereyan edeceğinin delili." diye konuştu. 
Albayrak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulan yedek akçenin Hazineye aktarılmasına yönelik soruya, "Biraz bu konudan anlayan herkes, sadece Merkez Bankası bilançosuna bakıp, bilançodaki bir kalemin yer değiştirmesinde kaynaklı bu sürecin para basmayla yakından uzaktan alakası olmadığını, bunun tamamen normal iktisadi faaliyet içindeki bir adım olduğunu çok net görür. Bu işlem tamamen normal ekosistem içindeki işlem. Para basmayla yakından uzaktan alakası yok." yanıtını verdi. 

"Vergi reformuyla ilgili çalışmalar çok yoğun şekilde devam ediyor"

Albayrak, Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, ilgili paydaşlarla iletişim halinde "Hal Yasası" konusunda çalışmaların sürdüğünü anımsatarak, "Takip ediyoruz, yetişirse bu yıl, olmazsa önümüzdeki yıl bununla ilgili önemli adımlar atacağız." dedi. 
Vergi hususuna yönelik sürecin de devam ettiğine işaret eden Albayrak, "Yapılandırma başka, af başka bir şey. Af dönemini artık geride bıraktık. Farklı dönemlerde farklı ihtiyaçlara dayalı adımlar atılabilir. Talepler geliyor değerlendiriyoruz. Burada olumsuz bir süreç yok. Vergi reformuyla ilgili çalışmalar çok yoğun şekilde devam ediyor. Sonbahara bununla ilgili bir paketi hazırlamaya çalışıyoruz. Türkiye'deki vergi sisteminin küresel örneklere, gelişmekte olan ülkelere göre daha rekabetçi bir mimariye kavuşması için çok detaylı ve titiz bir çalışma yürütüyoruz. Koordineli toplantılarla güncelleyerek süreci yürütüyoruz ve ciddi mesafe kat ettik." diye konuştu.
Albayrak, otomotiv sektörüne yönelik yapılan ÖTV indirimlerine değinerek, "Büyüme noktasında olumsuz etkilendiğimiz bu dönemde ekonomide attığımız adımların faydasını gördük. Yılın ikinci yarısının çok daha olumlu olmasını bekliyoruz. Sektör ve temsilcileriyle iletişimimiz devam ediyor. Süreci yakından takip ediyoruz, bu noktada atılması gereken bir adım olursa atarız." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin son bir yılda çok güçlü bir politika başarısı ortaya koyduğunu vurgulayan Albayrak, yatırım ortamının iyileşmesiyle ilgili belirsizliklerin ortadan kaldırıldığını, ekonomik istikrarın ortaya çıktığını, faizlerde ve enflasyonda dengelenmeye dayalı iktisadi faaliyetlerin ciddi şekilde iyileştiğini aktardı.

"10 milyar dolardan fazla yabancı yatırımcı girişi oldu"

Albayrak, mayıs ayından bu yana Türkiye'ye 10 milyar dolardan fazla yabancı yatırımcı girişi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Özellikle mevcut potansiyeli açısından baktığımızda rekabetçi sektörler başta olmak üzere Türkiye'nin yeni bir büyüme modeline geçeceğinden bahsetmiştik. İhracat ve üretim odaklı bir süreçten bahsediyoruz. Türkiye'nin yurt dışındaki cari açık kaynaklı oluşacak finansman ihtiyacını minimize edecek stratejik bir dönüşümden bahsetmiştik. Bir yıl önce bu kadar hızlı bir iyileşmeyi ben bile beklemiyordum. Beklediğimizden iyi gerçekleşti. Bu dengelenme süreci 2009, 2001 gibi süreçlere benzemiyor. Özellikle üretim ve ihracat açısından pozitif yöndeki seyrin güçlenerek devam ettiği, özellikle 'köpük ithalatın' ciddi anlamda düşmeye başladığı, ihracatın ithalatı karşılama oranının cari dengeye pozitif katkı açısından başka bir dönem."
Albayrak, son bir yılın hem Türkiye hem de kendisi açısından tarihi bir yıl olduğunu söyledi.

Berat Albayrak, "Bir önceki bakanlık dönemimde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevine başladığım gün, resmi anonsun yapılmasından 30 dakika önce başlayan Rusya jet krizi ile 'hoş geldin kriz' algısıyla hakikaten çok değişik bir tecrübe olmuştu." diye konuştu.

Ekonomi tarafında daha farklı bir tecrübe olduğunu aktaran Albayrak, küresel süreçteki gelişmeler ve Türkiye ekonomisine yönelik saldırı veya spekülatif ataklarla son bir yıllık sürecin "tarihi bir yıl" olduğunu belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, "İlginç bir yıl geçirdik ama geriye dönüp baktığımızda tüm bu yaşananlar üzerinde Türkiye açısından, Türkiye'nin ekosistemi açısından, Türkiye'yi çok güçlü bir noktaya taşıyan engin tecrübeleri edindiğimiz bir yıl oldu. Tüm paydaşlar ile çok kıymetli başarılara imza attığımız bir süreç oldu." şeklinde konuştu.

Türkiye ekonomisinin yapısal anlamda reform niteliğinde bir yılı geride bıraktığını anlatan Albayrak, "Bölgesel olsun, kendi ekonomisine has olsun, küresel anlamda olsun, oluşabilecek mevcut ve potansiyel ataklara karşın çok güçlü bir direnç altyapısı geliştirdiği bir yıl oldu. Geçmiş bir yılın muhasebesini bir cümle ile özetleyip, gelecek bir yıl nasıl gerçekleşecek diye baktığımızda, Türkiye açısından önümüzdeki bir yıl, yaşananların meyvelerini topladığımız, sürecin çok daha iyi ve başarılı bir yıl beklendiğini ortaya koyuyor." ifadesini kullandı.

Yeni Ekonomi Programı'nın (YEP) ilk fazı ekonomide dengelenme sürecinin çok güçlü bir şekilde, beklentilerinin, hedeflerinin de ötesinde neticelendiğini aktaran Berat Albayrak, "Burada dengelenmeden kastettiğimiz nedir? Dönem dönem farklı yorumlarla karşı karşıya kalıyoruz ama bunun da altını açmak lazım. Sadece cari dengelenme değil, bugün itibarıyla Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bütün bu risklerin bertaraf edilerek dengelenmeyi vurguluyoruz. Bu sadece cari anlamda değil, aynı zamanda enflasyon, faizler, büyüme anlamında dengelenmenin de altını çizdiğimiz bir süreç." değerlendirmesinde bulundu.

"Hiçbir 'en kötü senaryo' gerçekleşmedi"

Albayrak, 2019 hedefleri açısından bakıldığında, temmuz ayı itibarıyla birçoğunun çok daha ötesinde bir netice ile yılı kapatacaklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

"İnşallah beklentinin de ötesinde başarılı bir yıl olarak ortaya koyacağız ve 2020 ve 2021 özelinde 3 yıllık güncellenmiş Yeni Ekonomi Programı'nı da eylülde inşallah açıklayacağız. Özellikle değişim sürecinin önümüzdeki yılın dengelenmesinin daha güçlü oturması ile birlikte 2020 ve 2021'de hem enflasyon, hem faizler, hem büyümede çok daha güçlü bir şekilde hayata geçeceğini göreceğiz. Dolayısıyla çok şeyler yaşandı, çok engin tecrübeler edindik, çok zor bir yıl oldu, kolay bir yıl olmadı. Ama tüm bu resme geriye dönüp baktığımda, çok hayatiyet addedeceğimiz birçok gelişme ışığında Türkiye açısından başarılı bir yıl olduğunu ifade edebiliriz tüm yaşananlara rağmen. Gerçekten tüm yaşananlara kıyasla çok daha etkin bir şekilde bu süreci başarılı bir şekilde yönettiğini, çok daha hızlı bir şekilde bu süreci bertaraf ettiğini görebiliriz. Gerek büyümede, gerek istihdamda, gerek ekonomik iktisadi faaliyette birçok negatif tahminleri bir kenara olacak şekilde, beklenen hiçbir 'en kötü senaryo'nun gerçekleşmediğini de şükürler olsun çok daha iyi bir neticeyle bu bir yılı kapatacağımızı ifade edebilirim."

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, değerlendirmesinin ardından soruları da yanıtladı.

"Merkez Bankasının faiz indirimi kararı sonrası bankalardan faiz indirme konusunda bir beklentiniz var mıdır?" şeklinde soru üzerine Albayrak, referans olacak datalara bakıldığında faiz indiriminin olduğu gün öncesinde bile bir faiz indirimi sürecinin, enflasyona dayalı reel faizlerin aşırı yüksek olmasından kaynaklı bir trende girdiğini gözlemlediklerini söyledi.

Albayrak, "En yakın dönemde zannediyorum bu hafta bu çerçevede kamu bankaları başta olmak üzere bu indirimleri çok net göreceğiz. Tabii ki özel bankalar özellikle son bir kaç gündür kredi kullandırım miktarlarına ve cinslerine baktığımızda onlarda da ciddi bir hareketlenme başladığını görüyoruz. Sanki bu hafta değil, önümüzdeki haftada faizlerdeki düşüş trendinin daha da iyileşme yönünde olacağını çok daha somut göreceğiz. Kamu bankalarından zannediyorum ağustos ayı itibarıyla çok daha somut, net adımları daha kısa sürede göreceğimizi ifade etmek istiyorum." şeklinde konuştu.

"Merkez Bankasının 425 baz puanlık indirimini nasıl değerlendiriyorsunuz, totalde ne kadarlık daha bir indirim beklentisi içerisindesiniz?" şeklindeki soru üzerine Berat Albayrak, Merkez Bankasının bu çerçevede ciddi anlamda data setine dayanarak faiz kararını verdiğini söyledi.

"Türkiye'de özellikle son dönemde faizlerin ciddi anlamda gevşemesiyle önümüzdeki süreçte faiz trendinin daha da net ve sert bir şekilde aşağıya geleceği gerçeğinden hareketle bir faiz indirimi sürecine girdik." diyen Albayrak, şöyle devam etti:

"Ama zaten bu süreçte de resme baktığımızda, uluslararası birçok çalışmaya baktığımızda, gelişmekte olan ülkelerin reel faiz marjına baktığımızda, Türkiye açık ara çok büyük bir reel faiz marjıyla önde görünüyor. Dolayısıyla Türkiye'nin bu süreçte özellikle ciddi bir faiz indirimine gideceğini de enflasyonda yaşanacak iyileşmelere dayalı bu çerçevede bir trende girdiğini çok net görüyoruz. Bunun makası, marjı nedir, ne değildir bunları bizim belirlememiz, bilmemiz, karar vermemiz mümkün değil. Merkez Bankası bu çerçevede gerek benzer örneklere bakarak, gerek Türkiye'deki iktisadi faaliyet, enflasyondaki kalıcı iyileşme, enflasyondan çıkış süreci ile ilgili değerlendirmelerine dayalı olarak bu adımları atıyor. Ben işin icra tarafında, siyaset tarafında olan biri olarak reel sektörün bu resme baktığında maliyetlerinin düşmesi açısından ortaya çıkacak olan her türlü iyileşme, gevşemeye olumlu bakarım. Buna Türkiye'de zannetmiyorum ki bir kişi olumsuz baksın. Ama bunun doğru bir dengelenme içerisinde cereyan etmesi önemli."

Albayrak, farklı medya, sosyal medya mecraları üzerinden, "Dolar 10 lira olacak, 20 lira olacak" diyenler, negatif algı yaratmaya çalışanlar bulunduğunu belirterek, bunları yakından takip ettiklerini söyledi. Albayrak, farklı ülkelerin istihbarat altyapısına hizmet eden kişilerce de bu sürecin yürütüldüğünü aktardı.

Kurda olduğu gibi büyüme konusunda da negatif algı yürütmeye çalışanların bulunduğunu anlatan Albayrak, "Türkiye bu yıl pozitif büyüyecek. Büyüme 2019 yılı hedefine yakınsayacak çerçevede olacak." diye konuştu. Albayrak, yılın 3 ve 4. çeyreğinde çok daha olumlu döneme girilmesini beklediklerini dile getirdi. 

"ÖTV artışı gündemde değil"

ÖTV artışıyla ilgili şu anda spesifik bir artışın gündemlerinde olmadığını ifade eden Albayrak, bütçe ile büyüme dengelerinin hassas bir şekilde yürütülmesinin zorunluğuna dikkati çekti.

Albayrak, istihdam ve üretimin bir tarafta, Türkiye'nin uyguladığı bütçe disiplini politikalarının diğer tarafta olduğunu ama bunlardan birini tercih etme lükslerinin bulunmadığını kaydetti.

İkinci yarıyıldaki iyileşmeyle bütçe performansındaki beklentinin, çok daha dengeli cereyan edeceğini belirten Albayrak, bu konuda bir endişe taşımadığının altını çizdi.

Albayrak, 2019'un, bütçedeki faiz rakamının altında bir faiz ödemesiyle kapatılacağını ifade ederek, bu konuda borçlanma stratejisinin katkısının görüldüğünü dile getirdi.

"Türkiye çok iyi bir şekilde süreci püskürttü"

Albayrak, algı ve iletişim açısından negatif hava yaratılmaya çalışılmasına rağmen Türkiye'nin çok iyi bir şekilde süreci püskürttüğünü söyledi.

Bütçe performansı açısından bakıldığında, dengelenme sürecinin neticelerinin çok daha somut bir şekilde görülmeye başladığını anlatan Albayrak, söz konusu sürecin 2020'de çok daha güçlü bir şekilde görüleceğini bildirdi.

Bu yılın yüzde 3'ün altında bir büyüme rakamıyla bitirileceğini dile getiren Albayrak, büyüme, istihdam ve üretim dengesini eş güdümle yürütecek hassas terazide 2019'u nihayete erdirmeye çalışacaklarını söyledi.

"Yapılandırma bankacılık sektörüne ciddi bir alan açtı"

Albayrak, yapılandırmayla ilgili çıkan yasal düzenlemenin, bankacılık sektörüne ciddi bir alan açtığına işaret ederek, sektörün düzenlemeyi çok olumlu karşıladığını söyledi.

Albayrak, her sektörün talebine, reel gerçeklik içinde, dengeli şekilde destek vereceklerini dile getirerek, "Kimse bu noktada kolaycılığa kaçmasın. Bankacılık sektörü de kolaycılığa kaçmasın. Bankacılık sektörü de yeni dönemde zaten bu manada hakiki bankacılık yapma noktasında çok daha meydan okuyucu, çok daha rekabetçi döneme girecek." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, bankacılık sektörünün hem küresel hem de iç piyasadaki rekabet açısından çok daha etkin olacağını, bankacılık sektörünü daha ileriye taşıyacak yeni bir döneme girileceğini bildirdi. 

Olası yaptırım kararı

Rusya'dan S400 hava savunma sistemi almıyla ilgili ABD'den gelecek olası yaptırımların ekonomiye etkisinin sorulması üzerine Albayrak, "Yapılan açıklamalarda, görüşmelerde artık sürecin daha pozitif cereyan ettiğini, olası etkilerin artık minimize olduğunu ve bu etkilerin ekonomimize de çok daha düşük düzeyde olacağı yönünde genel oluşmuş bir beklenti var. Sayın Trump ile Cumhurbaşkanımızın ilişkileri açısından daha pozitif bir sürece girdiğimizi söyleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, işçi ve memur sendikalarıyla yürütülen toplu iş sözleşmesiyle ilgil soruyu yanıtlarken de süreci Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürüttüğünü söyledi.

Tüm toplu sözleşmelerde adaletli bir süreç yürüttüklerini vurgulayan Albayrak, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye enflasyon noktasında bakıldığında bugüne kadar ne işçisini ne memurunu hiç ezdirmedi. Bu görüşmelerde mümkün olduğunca nasıl iyileştirme yapılabilir noktasında görüşmeler devam ediyor, edecek. Adaletli bir şekilde yani Türkiye'nin içinden geçtiği durumu da göz önünde bulundurarak, Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor, mümkün olduğu kadar, elimizden geldiği kadar yapabileceğimiz kadar, Bakanımız zaten bu görüşmeleri yürütüyor. Enflasyondaki iyileşmenin de göz önünde bulundurulduğu çerçevede orta yolda buluşulacağını temenni ediyorum." 

Albayrak, ekonomik verilerdeki iyileşmeye dikkati çekerek, "Bugünkü datalarla Türkiye'ye yatırım yapan bir yıl sonra yine kazanacak. Faiz trendinin daha da aşağı indiği böyle bir ortamda Türkiye bu anlamda çok büyük bir potansiyel ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.

AB tarafından Türkiye'ye verilmesi beklenen finansal yardımlara ilişkin bir soru üzerine Albayrak, "Suriyelilerle ilgili verilen sözler, ekonomik sözler, rakamlar maalesef ortada. Gönül istiyor ki daha samimi siyaset güdülsün ve Türkiye'ye verilen vaatler yerine getirilsin, finansal yardımlar yapılsın. Bu süreci yakından takip ediyoruz." ifadesini kullandı.

Albayrak, Merkez Bankasının rezerv artış politikasına kendilerinin de olumlu bakacağına işaret ederek, "Keşke çok eski dönemlerde Merkez Bankalarımız, başkanlarımız daha fazla rezerv biriktirselermiş." diye konuştu.

Kur politikalarına yönelik soru üzerine Albayrak, "Ne yüksek ne düşük, şahsi kanaatim rekabetçi kur politikası olmalı." dedi.

Albayrak, Kurban Bayramı tatilinin uzatılıp uzatılmayacağına ilişkin ise "Açıkçası şahsi kanaatim sorulursa, ben bayram tatilinin uzatılmasına çok olumlu bakmıyorum. Benim tasarrufum değil, hükümetin genel tasarrufu olur. Zaten tatil döneminden geçiyoruz. Tam tersine üretim odaklı süreç oluşturursak şahsi kanaatim daha uygun olur." ifadesini kullandı.

Eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'ya bir görev verilip verilmeyeceği konusunda ise Albayrak, Atilla'nın şu anda dinlendiğini ve dönüşünün ardından bu konunun oturulup konuşulabileceğini söyledi. Albayrak, "Bugüne kadar kamuda çok farklı pozisyonlarda çalıştı, performansı malum. Bununla ilgili en güzel şekilde değerlendirilir." dedi.

Türkiye'ye güvenip gelen yatırımcıların son bir yıl içinde gerek Türk lirası gerek döviz bazında yüzde 20 ila yüzde 60 arasında kazandıklarını anlatan Albayrak, "Ama birileri de Türkiye'nin çok daha kötü gideceği yönünde bir senaryo çizerek farklı yatırım tavsiyelerinde bulundu, Türkiye’ye güvenmeme yönünde bir oyun oynadı. Peki bunlar ne kaybetti? Yüzde 10 ila 15 arasında." ifadesini kullandı.

Albayrak, yeni dönemde özellikle küresel süreçte yaşananları da dikkate alarak çok daha farklı etkin dengelenme sürecine girileceğini dile getirdi.

Faizlerin yüzde 20-25 civarında olduğu bir ortamda yatırım ve tüketim yapılamayacağını vurgulayan Albayrak, faiz trendinin yönü aşağı kırılarak yatırım ortamıyla küresel, politik ve bölgesel belirsizlik sürecinin geride bırakılacağını kaydetti.

Albayrak, Türkiye'de dövize ve piyasalara yönelik farklı manipülasyonlar yapılamayacağının altını çizerek, "Amacımız, istikametimiz ve niyetimiz istikrarlı bir Türkiye ekonomisinin oluşmasıyla birlikte makro, mikro politikalarla ekonomide dengeli bir sürecin yaşanması." diye konuştu.

Kurumların finansman ve borçluluk düzeyi itibarıyla Türkiye’nin birçok rakibine göre daha iyi durumda olduğunu söyleyen Albayrak, iç ve dış piyasada borçccedil;lanma konusunda bir sorun yaşanmadığını ifade etti.

Albayrak, cari açık konusunda da haziran ayında Türkiye’nin yıllık bazda cari fazla vereceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye cari dengeden kaynaklı finansman ihtiyacını da minimize edecek bir dengelenme süreci yaşıyor. Türkiye, dengelenme sürecinin finansman ihtiyacı, likidite ihtiyacı, iç piyasadaki üretim destekleri, teşvik politikası, üretim dönüşümüne dayalı uygulanan vergi, gümrük, hukuk süreçleri tüm bunların hepsinde bütünleşik bir yaklaşımla bu sürecin dönüşümünü çok daha güçlü yürüteceği bir sürece giriyor. En kötüsü geride kaldı."

"Bütçe performansı yüzde 3'ün altında gerçekleşecek"

Yılın ilk yarısında bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında, 2019 bütçesinde planlanan şekilde ilerlediklerini kaydeden Albayrak, "İlk 6 ayda bütçede planlanana göre giderlerde yüzde 50, gelirlerde yaklaşık yüzde 46 gerçekleşme var. Dengelenme sürecinin üzerine koyacağımız 3 ve 4. çeyrekteki iyileşmeyi somut bir şekilde görmeye başladığımızda gelir artışlarına dayalı olarak bütçe performansının her koşulda yüzde 3'ün altında gerçekleşeceğini söyleyebilirim." dedi.
Albayrak, ilk 6 ayda Türkiye'de iki seçim yapıldığına ve uluslararası gündemde kötü kriz senaryoların dillendirildiği bir sürecin yaşandığına dikkati çekerek, esas iyileşmenin yılın ikinci yarısında görüleceğini vurguladı.

Bütçede ortaya koyulan tablonun, kamunun ve reel sektörün yeni yatırımları fonlanması açısından, bankacılık ve finans sektöründe atılan adımların neticesi olduğuna işaret eden Albayrak, şöyle devam etti:

"Son bir yılda birçok yapısal dönüşümü ortaya koyduk. Türkiye bu yüzden bugün oluşan türbülanslara karşı çok daha farklı ve güçlü refleks veriyor. Birileri bundan rahatsız olabilir, yapacak bir şey yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 3. dünya ülkesi değil. Dünyada örnek aldığı ve benzerlik gösterdiği birçok ülkeye ve pazara göre en doğru metotları gözlemleyip ülkemizin menfaati için en iyisini bulmak durumunda olan bir ülke. Burada her geçen gün daha net karar alıp somut ve cesur bir şekilde adım atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz."

Türkiye ekonomisinin gelecek yıllarda daha da güçleneceğinin altını çizen Albayrak, toplumun bu güçlenmeyi gördüğünü söyledi.

Albayrak, küresel süreçte ekonomilerin zor bir döneme girdiğini belirterek, "Bu süreçte, Türkiye gibi hızlı hareket edebilen güçlü ve rekabetçi bir reel sektör üretim portföyüne sahip ve benzeri gelişmekte olan ülkeler açısından tehdit olduğu kadar fırsat olan resmi de daha iyi okuyoruz." dedi.

Doğu Akdeniz'de yaşanan sürecin önemine değinen Albayrak, "3 sene önce bu sürecin ilk temellerinin atılmasıyla birlikte atılan adımların ne kadar önemli olduğunu bugün ortaya çıkan resimde görmüş oluyoruz." diye konuştu.

Albayrak, Türkiye'nin bölgesinde en fazla enerji tüketen ülke olduğuna dikkati çekerek, ülkenin kendi kara suları başta olmak üzere enerji alanında etkin bir süreç yürüttüğünü anlattı.

Türkiye'nin gelecek dönemde gerek deniz gerek kara aramacılığı ve sondaj konusunda 2020'li yıllarda olumlu haberlere gebe bir sürece ilerlediğini altını çizen Albayrak, "Türkiye'nin son 10 yıllarda farklı anlamda oyun değiştirici bir konuma gelmesine de katkı sağlayacak bir süreci yürütüyoruz. Toplumumuz, paydaşlarımız ve ticaret ilişkisinde olduğumuz bütün kesim bunun farkında. Cesur ve uluslararası hukuk içinde hareket edeceksek, bu adımı atmalı. Doğu Akdeniz hususunda Türkiye çok önemli adımlar atıyor ve hakkını sonuna kadar kullanıyor ve kullanmak zorunda." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, Türkiye'de üretilen elektriğin yerlilik oranının yüzde 40'lardan yüzde 65'lerin üzerine çıktığına işaret ederek, "Bu müthiş bir rakam. Ne kadar yerli payı artarsa ithal payı düşer. Yerliliğe pozitif katkı yapar. Türkiye enerjide önemli gelişmeleri beraberinde yaşıyor. Bunun için Doğu Akdeniz konusu çok önemli." şeklinde konuştu.

"Türkiye'nin belki 100 yılını etkileyecek bir konu"

Kıdem tazminatına yönelik bir soruyu da yanıtlayan Albayrak, şöyle konuştu:

"Türkiye'deki emeklilik sistemi reformu uzun yıllardır süre gelen bir konu. Türkiye'nin belki 100 yılını etkileyecek bir konu. Bunu öyle bir sonuçla sona erdirmemiz lazım ki bütün paydaşların mutlu olacağı ve kazanacağı bir adım atılması gerekiyor. Yeni dönemde bununla ilgili somut adımlar atacağımız bir süreç var. Bu adımı attığımızda tüm paydaşların samimi olarak kazanacağı süreç olmalı."

Albayrak, konut sektörünün faizlerin düşmesiyle normalleşmesi sürecine gireceğini belirterek, "Yakından takip ediyoruz. Bu alanda bugün itibarıyla çok sıkıntı olan bir resim olduğunu düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.

"İstanbul finans piyasalarının merkezi"

Albayrak, İFM ile ilgili süreci özellikle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve sektör paydaşlarının yürüttüğünü ifade ederek, "Hedefimiz 2021'de projeyi bitirmek, bu süreci fiziki olarak tamamlamak. Hem fiziki hem de yasal düzenlemeler anlamında İstanbul Finans Merkezinin daha kapsayıcı olması için çalışıyoruz." diye konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanlığının bazı birimlerinin bölgesel ve küresel ihtiyaçlar kapsamında İstanbul'a taşınmasına olumlu baktıklarını dile getiren Albayrak, Bakanlığın İstanbul'a taşınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti. Albayrak, "Ankara'da olması gereken birimler var, İstanbul'da olması gereken birimler var. İstanbul finans piyasalarının merkezi. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de taşınmalar olabilir." dedi.
İşsizlikle ilgili en kötü dönemin geride bırakıldığını vurgulayan Albayrak, "İşsizlikle ilgili en kötüyü yüzde 14,7 ile geride bıraktık. Yaz aylarıyla birlikte yüzde 11-12'lere geldiğimiz gözüküyor." değerlendirmesinde bulundu. Albayrak, yılın ikinci yarısındaki pozitif gelişmelerin istihdama yansıyacağını tahmin ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile üstün performans

"Türkiye, son bir yılda yaşadığı olayları parlamenter sistemin olduğu dönemde yaşasaydı, bu kadar güçlü bir yönetim ortaya koyamazdı." diyen Albayrak, özellikle hızlı karar alma konusunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde daha iyi refleks gösterildiğini vurguladı. Albayrak, yeni sistemin etkisiyle ekonomide tüm paydaşların üstün performans sergilediğinin altını çizerek, son 1 yılda reform niteliğinde çok büyük adımlar atıldığını kaydetti.
Geçen yıl açıklanan Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) dengelenme sürecinin 2020'ye kadar süreceğini belirttiklerini anımsatan Albayrak, "2020 enflasyonun daha stabilize olduğu bir yıl olacak. Büyüme ve enflasyon tarafında dengelenmenin oturacağı bir dönem olacak. 2020 dengelenmenin daha güçlü oturacağını tecrübe edeceğimiz bir dönem olacak." diye konuştu.
Kabine değişikliğiyle ilgili soruyu da Albayrak, "Kabinenin üyelerinden biriyim. Dolayısıyla bu soruyu bana değil kabineyi kuran iradeye, yani Cumhurbaşkanı'na sormak lazım." diye yanıtladı.
Bankacılık sektöründe güçlü adımlar attığının altını çizen Albayrak, gelinen noktada, bugüne kadar yapılan sermaye enjeksiyonlarının ötesinde son dönemdeki adımlarla birlikte bankaların sermayelerini daha da güçlendirdiğini söyledi. Albayrak, bankacılık sektörünün son bir yıllık süreci, geçmiş dönemlerin hiçbirine benzemeyecek şekilde çok başarı şekilde geçirdiğini anlatarak, sektörün artık yeni ekonomik dönüşüme çok daha etkin katkıda bulunması gereken bir sürece girildiğini kaydetti.

31 Ekim 2018 Çarşamba

Cummhurbaşkanı Erdoğan Açıkladı: Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi Üretimine Başlıyoruz

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

TÜRKGÜN  HABER PORTALI




Son Dakika! Erdoğan Açıkladı: Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi Üretimine Başlıyoruz ve İsmi Siper Olacak 

Son dakika! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Teknoloji Geliştirme Töreni'nde müjdeyi verdi. 

Buna göre Türkiye, uzun menzilli hava savunma sistemi üretimi yapacak ve projenin adı 'Siper' olacak.




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Teknoloji Geliştirme Töreni'nde müjdeyi verdi. 

Erdoğan, "Milli uzun menzilli bölgesel hava savunma sisteminin oluşturulması Savunma Sanayi Başkanlığımız öncülüğünde başlatıldı. 
İlk teslimat 2021 yılında. Projenin ismi Siper olacak." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:


"HEDEFLERDEN BİRİ, UYDU AYNALARININ ÜLKEMİZDE ÜRETİLMESİYDİ"


Bugün burada birbirinden önemli milli teknoloji geliştirme teknolojileri altyapı çalışmaları için bir araya geldik. 

TSK'ya teslim edilen yeni nesil silahların ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Ortaya koyduğumuz hedeflerden biri de uydu aynalarının ülkemizde üretilmesiydi.


"TÜRKİYE, SAVUNMA TEKNOLOJİLERİNİN HER ALANINDA HIZLA İLERLİYOR"


Kritik teknoloji olarak kabul edilen maliyeti yüksek parçaların maliyeti yüksekti. 

Bu proje sayesinden milli kabiliyet sayesinde geliştirme imkanı bulduk. Ödenen yüksek tutarların yurt içinde kalmasını sağlıyoruz. 
Türkiye; savunma, havacılık ve uzayteknolojilerinin her alanında söz sahibi olma yolunda hızla ilerliyor. 
Tesiste uydu kameralarının yanında yurt dışı tedarikinde sorun yaşanan hassas optik ve teleskop aynalarının üretimi gerçekleştirilecektir.


"İŞ DÖNÜP DOLAŞIP SAVUNMA SANAYİMİZE GELİYOR"


Dünyada sayılı laboratuarlardan biri oldu. 
Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye'ye yapılan saldırılardan biri de uyguladığımız bağımsız politikalara tepki olduğunu biliyorum. İş dönüp dolaşıp savunma sanayimize geliyor. Savunma sanayinde yüzde 65 olan yerlilik millilik oranını daha da yukarı taşıyacağız.


"ELEKTROMANYETİK FIRLATMA SİSTEMİNİ ÜLKEMİZDE ÜRETTİK"


Savunma sanayi sektörümüz bugün binden fazla şirket yanında kobilerin araştırma kuruluşlarının yanında milli bir yapıya ulaşmıştır. 

Elektromanyetik fırlatma sistemini ülkemizde üretmeyi başardık. Işın projesi kapsamında yerli imkanlarla üretilen lazer sistemlerimiz yüksek isabet oranına sahip.


"PROJENİN İSMİ 'SİPER' OLACAK"



Lazer silahlarımız kendi mühendislerimiz tarafından üretildi. Proje kapsamında millileştirildi. Günümüzde güvenlik kavramının anlamı değişti. 

Fiziki güvenlik siber güvenlikle tahkim edilmesi gerekiyor. Sınırlarımız içinde ve dışında operasyonlarda yerli savunma sanayi araçlarını aktif olarak kullanıyoruz. 
Uzun menzilli bölgesel hava füze savunma sistemi ihtiyacımız gündeme geliyor. 
Bu sistemin önemi ortada. Milli uzun menzilli bölgesel hava savunma sisteminin oluşturulması Savunma Sanayi Başkanlığımız öncülüğünde başlatıldı.
İlk teslimat 2021 yılında. Projenin ismi Siper olacak. 

Bakan Albayrak: 6 Başlık Altında KDV ve ÖTV İndirimlerini Devreye Sokuyoruz


Son dakika! Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, yeni vergi indirimlerini açıkladı. Otomotiv, beyaz eşya, mobilya ve konutta KDV ve ÖTV indirimleri yapılacak. İndirimler yarından itibaren geçerli olacak.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, vergi denetim kurulu toplantısı sonrası yeni vergi indirim paketini açıkladı. Bakan Albayrak, "6 başlık altında KDV ve ÖTV indirimlerini devreye alıyoruz" dedi. Buna göre;
  • Beyaz eşyada ÖTV sıfırlanacak
  • Motor hacmi 1600 cc altındaki araçlarda ÖTV 15 puan düşecek
  • Ticari araçlarda KDV yüzde 18'den 1'e düşecek
  • Mobilyada KDV yüzde 18'den 8'e inecek
  • Tapu harçlarının yüzde 4'den 3'e indirilmesi yıl sonuna kadar devam edecek.
  • Konut satışında KDV oranlarında yüzde 18'den 8'e indirim uygulamasını devam ettiriyoruz.

"ENFLASYONLA MÜCADELEYE DESTEK VEREN FİRMA SAYISI 2 BİN 500'Ü AŞTI"


"Yeni dönemde maliye alanında özellikle ortaya koyduğumuz hedeflere ulaşmak, reformları hayata geçirmek için Vergi Denetim Kurulunu yeniden kurgulayacağız.
Ekonomide tüm göstergelerde oldukça pozitif gelişmeler sağladık. Kurdaki köpük denilen seviyenin de Ekim ayı enflasyonu ile kırılmaya başladığını görüyoruz.
Fiyatlamalardaki negatif dalgalanmayı kırmak için enflasyonla mücadele programı başlatmıştık. Destek veren STK ve kurum sayısı 2 bin 500'ü aştı. Kurda ve faizdeki trend aşağı yönlü oldukça buradaki indirim oranlarının yüzde 10'un üzernie çıkmaya başladığını görmekten memnuniyet duyuyorum.
Kredi faizlerinde son bir ayda çok ciddi pozitif gelişmeler yakalandı. Yüzde 40-50'ler konuşulurken bugün itibariyle geldiği nokta ortalama yüzde 30'ların altına inmeye başladı. Mevduat faizleri yüzde 20'nin altına inmeye başladı. Bu trendin aşağı inmeye başladığını gösteren gelişmelerden biri."

9 Ekim 2018 Salı

Hazine Bakanı Berat Albayrak, Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı'nı Açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı açıklandı Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'nı açıkladı.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen toplantıda Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'nı açıkladı.

"Spekülatif ataklar püskürtüldü"

Albayrak, açıklayacakları programla yatırımcı güvenini çok daha ileriye taşıyacaklarını belirterek, "Girdi maliyetlerini düşürecek, fiyatlarda oluşan hareketliliğin firmalarımızı zarara sokmayacak ve işsizliği artırmayacak bir program üzerinde çalıştık." dedi.

Ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendiren Albayrak, "Spekülatif ataklar ağustos ve eylül ayı ile birlikte püskürtülmüştür." diye konuştu.

Albayrak, "Bugün kar artırma amacıyla yapılacak her girişim, yakın gelecekte daha büyük zararlara neden olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"Asgari yüzde 10 indirim uygulanacak"

Enflasyon mücadelesini firmaların da destekleyeceğine işaret eden Albayrak, şöyle devam etti:

"Bu mücadeleye katılacak tüm firmalarımız, belirlenen logo ile birlikte asgari yüzde 10 indirim uygulayacaklarını beyan etti.


VATANDAŞIMIZ İNDİRİM LOGOLU ÜRÜNLER TERCİH ETMELİ


Vatandaşlarımız indirim logosu taşıyan ürünler tercih etmeli. Bir yandan Türkiye'nin en güçlü yaygın ürünleri, bir yandan bankalarımız, sadece birkaç günlük görüşme ile binlerce firmamız kuruluşumuz bu topyekün mücadeleye bende varım dedi. 

81 milyon Türkiye olarak bu suni süreci de geride bırakacağız. Türkiye 'Büyük Güçlü Türkiye' yolculuğunda oku yaydan çıkmıştır. Tüm firma, marka, kamu kurum, şirketlerimizi ve bakanlarımızı hepinizi tebrik ederim.




Elektrik ve doğal gaza zam yok

Mücadeleye ilişkin detayları paylaşan Albayrak, "Yıl sonuna kadar elektrik ve doğal gaza zam yapılmayacak." dedi.

İşletmelere destek

Çalışmalar kapsamında işletmelerin de destekleneceğini bildiren Albayrak, "İşçi çıkarmalarının önüne geçilmesi aşamasında işletmelerimize destek vereceğiz" ifadesini kullandı.

Banka kredi faizlerinde indirim

Kredilerini de değerlendiren Albayrak, şöyle konuştu:

"1 Ağustostan itibaren geçerli olmak üzere bankalarımız yüksek faizle kullandırdığı kredilerde yüzde 10 indirim yapacağını söyledi."

"Fırsatçılıkla etkin mücadele sürecek" Albayrak, "Fırsatçılık ve stokçulukla etkin mücadeleye devam edeceğiz." diye konuştu.

Albayrak'ın konuşmalarından satır başları:


KURDAKİ HAREKETLİLİK GERİDE BIRAKILDI


Türkiye ağustos ayıyla birlikte spekülatif ataklarla karşı karşıya kaldı. Dengelenme süreci başlamıştır. Son dönemde kurdaki hareketlilik geride bırakıldı. Şimdiki amacımız kur dalgalanmalarının olumsuz etki yarattığı fiyatlanmalarda dengelenmeyi sağlamaktır. Bizim anlayışımızın temelinde insan var. Bizim ekonomi anlayışımızda topyekün kazanmak var. İlk günden beri Enflasyonla Topyekün Mücadele adını koymamızın sebebi bu. Sonunda Türkiye kazanacak.


TÜM FİRMALAR EN AZ YÜZDE 10 İNDİRİM UYGULAYACAK


Tüm firmalarımızdan asgari en az yüzde 10 indirim yapmalarını istedik. 

Topyekün mücadeleye katılanlar belirlenen logo ile asgari yüzde 10 indirim uygulayacaklarını açıkladılar. 

Vatandaşlarımızın yerli üretim logolarının bulunduğu mağazaları tercih etmelerini istiyoruz.


KULLANILAN KREDİLERİN FAİZLERİNDE BANKALAR YÜZDE 10 İNDİRİM YAPACAK


Bankacılık sektörüde enflasyonla mücadeleye destek vereceklerini açıkladı. Bankalar, 1 Ağustos'tan itibaren kullanılan kredilerde geçerli olmak üzere faizlerde yüzde 10 indirim yapacak.


ELEKTRİK VE DOĞALGAZA YIL SONUNA KADAR ZAM YOK


Elektrik ve doğalgaza yıl sonuna kadar zam yapmayacağız. Bekleyen KDV iadelerini hızlandıracağız, yıl sonuna kadar başvurular sonuçlanacak. Ekonomik olarak sıkıntı yaşayacak işletmelerimiz altyapısı ile düzenlemeyi anlayıp işverenimize destek vereceğiz. KDV iadesi başvurusunda ilk 10 günde yüzde 50 iade yapacağız.


KOMİSYONCULUK KALDIRILACAK


Komisyonculuk kaldırılacak. Yeni haller kurularak, satıcı ve alıcı korunacak. Fırsatçılık ve spotculukla doğrudan mücadele edilecek. Hal yasası da ekim ayı itibariyle Meclis'e gelecek. Vatandaşlarımızın bu konu hakkındaki şikayetleri daha yakından takip edilecek.

"TÜM FİRMALARIMIZ YÜZDE 10 İNDİRİM YAPACAK"


Tüm firmalarımızdan asgari yüzde 10 indirim yapmaları konusunda karara vardık. 

Katılanlara teşekkürler ancak katılmayanlara da bir şey diyemem. 

Gerek TOBB, gerek TÜSİAD tüm kurumlarımız olsun, firmalarla birlikte bu sürecin iletişimi içindeyiz. 

Topyekün mücadeleye katılanlar belirlenen logo ile asgari yüzde 10 indirim uygulayacaklarını açıkladılar.


"VATANDAŞLAR MÜCADELEYE DESTEK VEREN FİRMALARI TAKİP EDECEK"


Sene sonu yapılan indirimlere ek olarak yapılacak bir indirim olacak. Bu mücadeleye omuz verin, sahip çıkın. Bu logo ile dükkanlarımızı, AVM'lerimizi süsleyeceğiz.

Enflasyonlamucadele.org.tr internet sitesini kurduk. 

Bu süreçte BDDK, Merkez Bankası, Bankalar Birliği ile güçlü bir koordinasyon kurduk. 

Vatandaşlar sitemizden mücadeleye destek veren firmaları takip edecek.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html