BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Darbe girişimi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Darbe girişimi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Temmuz 2018 Pazar

15 Temmuz’un bilinmeyenleri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Akıncı’nın yanı sıra Çankaya Köşkü’ndeki Muhafız Alayı’nı üs olarak kullanan darbeci hainlerin, o gece darbe girişiminde kullanmak üzere 8 bin mermiyi kaçırdıkları belirlendi.



15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sırasında Ankara'da bulunun iki yer darbeci hainlerin karargâhı haline gelmişti. Ankara dışında Akıncı Hava Üssü'nü kullanan hainler, Ankara içinde ise Çankaya Köşkü'nde bulunan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nı harekete geçirdi. Muhafız Alayı da 15 Temmuz'da yapılacak darbenin hazırlıklarına yaklaşık 10 gün önceden hız verdikleri 8 bin adet mermiyi de kullanmak için götürdükleri tespit edildi. İşte 15 Temmuz öncesi FETÖ'cülerin Çankaya Köşkü'ndeki hazırlıklarına ilişkin bilinmeyenler:

BAHANE LAHMACUN

O dönem Muhafız Alayı Komutanı olan Albay Muhsin Kutsi Barış, EDOK Komutanı Org. Kamil Başoğlu gibi alınacak üst düzey isimler için sık sık Köşk'ün yan tarafındaki lojmanlara gitti. Darbeciler, burada kantinde çay içme ve oradaki restoranda lahmacun yeme bahanesiyle bölgede sık sık inceleme yaptı.
 Muhafız Alayı Komutanı Kutsi Barış ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yaveri olan Albay Ali Yazıcı darbe girişimi yaklaşınca spor yapma bahanesiyle sık sık Çankaya'daki lojmanlarda bir araya geldi. İkilinin darbe hazırlıkları kapsamında yoğun şekilde görüştükleri belirlendi.

FETÖ'NÜN AŞAĞILIK ASKERLERİ

Hainler ayrıca Çankaya Köşkü'nde giriş çıkışları rahat yapabilmek için bazı kapılara kendi adamlarını yerleştirdi. TRT'ye baskına gidecek araçlar bile önceden ayarlandı.
 Muhafız Alayı Komutanı Kutsi Barış, darbe girişimi başlamadan saat 16.00 sıralarında emrindeki askeri döviz bürosuna gönderdi. Elindeki bir miktar parayı postasına veren Barış, bunu 4 bin dolara çevirttirdi. Barış darbe girişiminin başlamasıyla dövizin sert şekilde yükselmesiyle para kazanma hesabı da yaptığı öğrenildi.

ÇANKAYA'DA 8 BİN MERMİ

 Muhafız Alayı Komutanı Albay Kutsi Barış, çarşamba günü emrindeki askerlere talimat vererek cephanelikten 8 bin G-3 silah mermisi çıkartılmasını istedi. Mermileri kendi odasına koydurtan Barış, 15 Temmuz günü Çankaya Köşkü'ne gelen siyah Renault marka araca 8 bin mermiyi yükletti.

DRONE İLE TANKLARI YÖNLENDİRDİLER

DARBE girişiminin en sıcak anlarında Çankaya Köşkü'nde kalan Muhafız Alayı'ndaki bazı askerler, mini insansız hava aracı Drone'lar uçurarak, Köşk'ün etrafını izlemeye çalıştı. Drone'lar ile izleme yapan darbeci askerler, Kızılay yönünden gelen tanklara bilgi aktararak hangi kapıdan gelmeleri gerektiği, etrafta polislerin nasıl tedbirler aldığını söyleyerek yönlendirme yaptı. O gece Çankaya Köşkü'nde darbecilere karşı direnişe geçen polisler, havada Drone olduğunu fark edince silahla vurup düşürdü.

DARBECİLER 35 UÇAK 74 TANK KULLANDI

İHANET girişimine yönelik İstanbul'daki davada gerekçeli karar açıklandı. 15 Temmuz darbe girişimine yönelik İstanbul'daki ana darbe davasının karara bağlandığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi davayla ilgili gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda FETÖ'nün darbe girişimindeki parmak izlerine yönelik önemli ayrıntılar yer aldı. FETÖ'nün 1 Kasım 2015'teki sonuçlarının açıklanmasının ardından 2016 yılı içerisinde dış güçlerin de desteğini arkasına alarak darbe girişimine karar verdiği vurgulandı. Kararda darbeci hainlerin 35 uçak, 3 gemi, 37 helikopter, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı araç ve 4000'e yakın silah kullanıldığı generaller ve amirallerin de bulunduğu 8 binin üzerinde askeri personelin girişime katıldığı vurgulandı.

Rakamlarla 15 Temmuz kanlı darbe girişimi

15 Temmuz 2016’daki kanlı darbe girişimi, halkın ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı duruşuyla bertaraf edildi. Türk halkı hep birlikte bir kere daha istikbalini kurtardı.
Darbecilerin “Yurtta Sulh Harekatı” adını verdikleri kalkışma, 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde kendilerine “Yurtta Sulh Konseyi” veren kökü dışarıda bir grup asker tarafından gerçekleştirildi. Türk halkının tanklar ve silahlar önünde kendilerini siper etmesi neticesinde akim olan bu girişim, bu yönüyle sadece Türkiye Tarihi’nde değil, Demokrasi Tarihi’nde de yerini almıştır.
15 Temmuz-16 Temmuz tarihleri arasında Ankara, İstanbul, Malatya ve Marmaris’te ciddi çatışmalar yaşanmış, diğer pek çok ilde de halkın sivil araçlarla yolları, pistleri kapatarak tankların ve uçakların hareketini engellemesi, tarihin ölümsüz karelerini teşkil etmiştir.

KANLI DARBE GİRİŞİMİNİN PANAROMASI

65. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve Türkiye Cumhurbaşkanı’nı hedef alan, Fethullahçı Terör Örgütü’yle bağlantılı olduğu defalarca belgelerle açıklanan bir oluşumun ülkeyi ele geçirme, bu da olmazsa kaosa sürükleme çabalarının önü kesildi. Türk halkının, emniyet güçlerinin, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ve darbecilere geçit vermeyen idarecilerin kararlı tutumu, karanlık planların boşa çıkmasında en önemli etken oldu.

15 - 16 TEMMUZ'DA NELER OLDU



Özellikle Ankara, İstanbul, Malatya ve Marmaris’te sıcak çatışmalar yaşandı, sivil halka ateş açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Darbe teşebbüsünde bulunan 1. Ordu, 2. Ordu, Türk Hava Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı içerisinden bazı grupların çağrısına, kahraman Türk ordusunun şerefli neferleri karşı koyması da önemli bir etkendir.
Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevliyken, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın vur emriyle, komutanlığı ele geçirmeye çalışan darbe yanlısı Tuğgeneral Semih Terzi’yi alnından vurarak öldüren, ardından darbecilerce şehit edilen Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir, demokrasi mücadelesinin sembol ismi olarak hafızalara silinmez şekilde kazındı.
İstanbul’da Boğaziçi (şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü jandarma tarafından kapatıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve yaklaşık 50 kadar milletvekili mecliste bulunduğu sırada F-16 savaş uçakları meclis üzerinde uçuş yaparak meclisi dört defa bombaladı.
Ankara'nın Beştepe semtindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yönelik bombalama girişiminde bulunuldu. Darbe girişimi esnasında Muğla'nın Marmaris ilçesinde bir otelde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı suikast girişiminde bulunuldu. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi darbeciler tarafından rehin alındı. Darbeciler eliyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmî internet sitesi ve TRT'de yayınlanan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek ülkede sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

TÜRKİYE'NİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN ANLAR!

Daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CNN Türk'te FaceTime aracılığı ile gerçekleştirdiği bağlantı ile darbecilere hiçbir şekilde imkan tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için meydanlara ve havalimanlarına çıkmaya davet etti. Çağrının ardından Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlenmeye başladı. Halk sokağa inerek askeri araçların önünü kesti.
16 Temmuz sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda darbe girişimi bastırıldı, askerler silahları ile birlikte teslim oldu. Pek çok ülkeden Türkiye ve Türk demokrasisine destek mesajı yağdı, destek amaçlı protesto gösterileri düzenlendi.

RAKAMLARLA 15 TEMMUZ KANLI DARBE GİRİŞİMİ

Resmi kaynaklardan alınan verilere göre darbe girişimine 8651 asker, 3992 hafif silah, 246 zırhlı araç, 74 tank, 37 helikopter, 24 F-16, 11 uçak, ve 3 savaş gemisi katıldı. Ayrıca Türk Donanması’nın yüzde 70’ini oluşturan, fırkateyn, korvet, hücumbot ve 29 ana muharip gemisinin de darbe faaliyetlerine katılmak üzere hazır hale getirildiği ifade edildi. 16 Temmuz’da Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün başarılı operasyonları neticesinde darbe girişimi bastırıldı.
Darbeciler 15-16 Temmuz’da, pek çok insanın hayatına ve demokrasiye kast etmek başta olmak üzere bir dizi suça ve yasa dışı eyleme imza attı. Bunları hatırlamak gerekirse;
-Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bir grup Jandarma Genel Komutanlığı mensubu tarafından araç trafiğine kapatıldı.
-Orgeneral Akın Öztürk'ün emriyle 4. Ana Jet Üs Komutanlığındaki 141. Filo'dan kalkan F-16 tipi savaş uçakları ile destek kuvvet olarak jandarma ve kara havacılığa bağlı AH-1 Super Cobra tipi helikopterler Ankara üzerinde alçak uçuş yaptı.
-Savaş uçaklarının uzun süre havada kalmasını sağlamak için İncirlik Hava Üssü’nden havada yakıt ikmali yapılmasını sağlayan KC135R tanker uçaklar kullanıldı
-4. Ana Jet Üs Komutanlığında bulunan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar rehin alındı. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal ile bazı üst düzey Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları da alıkonularak bilinmeyen bir yere nakledildi.
-Millî İstihbarat Teşkilatı binasına askeri helikopterden ateş açıldı.
-İstanbul’da Atatürk Havalimanı, hava trafik kontrol kulesini işgal eden 1. Ordu Komutanlığına bağlı darbeci askerlerce sadece iniş yapacak uçaklara izin verilmesi kaydıyla hava trafiğine kapatıldı.
-Türk Silahlı Kuvvetlerinin e-posta adresinden akredite basın mensuplarına “ülke yönetimine bütünüyle el konulmuştur” şeklinde mesaj gönderildi. Darbecilerce zapt edilen TRT’de silah zoruyla Yurtta Sulh Konseyi adına darbe bildirisi okundu.
-Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesinden darbecilerce sıkıyönetim ilanı edilerek sokağa çıkma yasağı duyuruldu.
-Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü binası zırhlı askerî araçlar ile kuşatıldı.


-İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bulunan polislerin silahlarının alınmasına teşebbüs edildi.
-Ankara'da da olaylara müdahale etmek üzere hazırlanan Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Özel Harekat Daire Başkanlığının binası iki F-16 savaş uçağı tarafından bombalandı. Emniyet Müdürlüğü de bombalı saldırıya uğradı, aynı saldırı bir saat sonra tekrar vuku buldu.
- Adalet ve Kalkınma Partisinin genel merkezi önünde toplanan gruba darbecilerin kontrolündeki helikopterden açılan ateş sonucu ölü ve yaralılar oldu
- Türkiye Büyük Millet Meclisine havadan bomba atıldı ardından bu saldırı dört kez tekrarlandı. Saldırı sırasında Şeref Kapısı, Dikmen Kapısı ve ziyaretçi girişlerinin yapıldığı bölgeler hasar gördü. O esnada mecliste dört partiden yaklaşık yüz milletvekili bulunuyordu. Bombalama sonucu ikisi ağır olmak üzere on iki polis yaralandı.
-İstanbul'da da savaş uçakları alçaktan uçuş gerçekleştirdi. Darbeciler Harbiye Orduevi'ni ele geçirdi, Doğan Medya Merkezini basarak CNN Türk'ün yayınını ve Hürriyet'in basımını durdurdu, Digiturk'ü basarak platformun yayınını durdurdular.
-Darbeciler Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı ele geçirmeye çalıştılar.
-TÜRKSAT'ın Gölbaşı tesislerini havadan helikopter ile ateşe tutup karadan da tesisi ele geçirmeye çalıştılar. Bu esnada iki TÜRKSAT çalışanı şehit edildi.
-15 Temmuz gecesi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik darbecilerce suikast girişiminde bulunuldu. Yurtta Sulh Konseyi’nin kontrolünde Çiğli 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timi üyelerince, Marmaris’te Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele bombalı ve silahlı saldırıda bulunuldu. Yaralanan kişileri hastaneye kaldırmak üzere bölgeye gönderilen sağlık ekiplerine de ateş açıldı, 1 polis memuru ve 1 cumhurbaşkanlığı koruma polisi bu esnada şehit oldu.
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Vezneciler'deki hizmet binasını ele geçiren darbeciler sabaha kadar silahla kolluk güçlerine mukavemet gösterdi.
-Darbeci askerler Çengelköy Karakolu'nu ele geçirmeye çalıştı.
-Boğaziçi Köprüsü üzerinde darbe güçlerinin kontrolündeki bir tank emniyete ait TOMA'yı hedef alarak atış yaptı.
-Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Jandarma Genel Komutanlığının yakınlarına bir savaş uçağı tarafından bombalı saldırı düzenlendi.
-Kadıköy'deki Türk Telekom binası ve Kuleli Askeri Lisesi de darbecilerce zapt edildi.
-Genelkurmay Başkanlığı yerleşkesini kontrol altında tutan darbeciler barikat olarak kullanılan kamyonlara tanklarla ateş açtı.
-Jandarma Genel Komutanlığı, Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, Akıncı Üssü ve Kara Havacılık mıntıkaları yine darbecilerce zapt edildi.
-Adana’da 10. Hava Tanker Üs Komutanlığında otuz askerin bölge ve il jandarma komutanlıklarının bulunduğu yerleşkeye hareket etme girişiminde bulundu.
-Bitlis, Tatvan’da Tugay Komutanı Arif Seddar Afşar'ın emriyle Tatvan semalarında helikopterler dolaştırıldı ve şehre fişekler atıldı.
-Kocaeli’nde Turkcell'in Gebze'de bulunan veri merkezi darbe girişimine katılan askerler tarafından basıldı. Operatör tarafından sağlanan internet hizmetini kesmeye çalıştılar.
-Malatya’da 2. Ordu üssünde bir tank altı araca hasar verip etrafa ateş açtı.
-Mersin’de Mersin Garnizon ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan, Mersin İl Emniyet Müdür Vekili Yakup Usta ve Jandarma Albay Mustafa Bakçepınar'ı arayarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğunu söyleyerek kendisini sıkıyönetim garnizon komutanı sıfatıyla tanıttı. Mersin Valisi Özdemir Çakacak ile kaymakamların gözaltına alınmasını talimatını verdi. Mersin Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Eski Müdürü Hasan Basri Dağdelen'den edindiği polis telsizi ile aynı anonsu geçtiler.
-Sakarya’da Kocaeli'ye bağlı Kandıra ilçesindeki askerî birlikten gelen zırhlı personel taşıyıcı, askerî kamyon ve çok sayıda askeri jeep Sakarya Valiliği’ni zapt etti. Onlara takviye olarak Sakarya merkez tümen komutanlığından iki askerî jeep dolusu asker geldi. Olaylar esnasında darbecilerin açtığı ateş sonucu sekiz sivil vatandaş yaralandı.
-Şırnak’ta Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan ile ikisi binbaşı üçü yüzbaşı üç yüz dokuz asker darbeye katıldı.
-Denizli’de de bir grup darbeci asker darbe teşebbüsüne iştirak etti.

Türkiye 15 Temmuz şehitlerini anıyor


Türkiye'nin en uzun gecesi 15 Temmuz'da yaşananlar

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Başkent, FETÖ mensubu askerlerin 15 Temmuz 2016'da düzenlediği ve yurt genelinde 251 vatandaşın şehit olduğu darbe girişimi sırasında olayların merkez üssü oldu.



Ankara, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi askerlerin 15 Temmuz 2016'da düzenlediği ve ülke genelinde 251 vatandaşın şehit olduğu darbe girişimi sırasında olayların merkez üssü oldu.

Milli İstihbarat Teşkilatına (MİT) 15 Temmuz'da gelen ihbarla başlayan süreçte Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın da arasında bulunduğu birçok komutan darbecilerce Akıncı Üssü'nde alıkonuldu.
Birçok birlikteki tank ve zırhlı araçlar kışla dışına çıkarken Ankara üzerinde FETÖ mensubu pilotların kullandığı savaş uçakları TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Emniyet ve TÜRKSAT'ı bombaladı, çok sayıda vatandaşın şehadetine neden oldu. Vatandaşların kahramanca direnişine sahne olan başkentteki olaylar, ertesi gün öğle saatlerinde tamamen sona erdi.
Darbe girişimi günü saat 16.16'da Kara Havacılık Komutanlığında görevli subayın MİT Müsteşarlığına giderek FETÖ üyesi askerlerin Müsteşar Hakan Fidan'ı almak üzere kuruma saldırıda bulunacağını ihbar etmesinin ardından MİT yetkilileri, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'i telefonla bilgilendirdi. Sonrasında bir MİT Müsteşar Yardımcısı ve MİTMüsteşarı Hakan Fidan da ayrı ayrı Genelkurmay Başkanlığına geldi.
Karargahtaki hareketliliğin dikkatlerini çektiği FETÖ mensupları paniğe kapılarak, 16 Temmuz saat 03.00'te başlamasını planladıkları girişimi 15 Temmuz saat 20.30'a çekme kararı aldı.
MİT Müsteşarı Fidan'ın Genelkurmaydan ayrılmasından bir dakika sonra karargahtan yaklaşık 50 kilometre uzaktaki Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığında darbe hazırlıkları için toplanan 33 Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personeli Genelkurmaya doğru otobüsle yola çıktı.
Karargaha dönen dönemin Genelkurmay Stratejik Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli, saat 21.00'de makam odasına girdiği Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a, "Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar tugaylar yola çıktı." sözleriyle darbeyi tebliğ etti. Söylenenlere tepki göstererek, girişimi desteklemeyeceğini belirten Akar'ın ağzı ve burnu içeri giren diğer darbecilerce kapatıldı, elleri plastik kelepçeyle bağlandı.
Akıncı Üssü'nden gelen darbeci ÖKK personeli, karargaha dönen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, beraberindeki Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral İhsan Uyar ve emir subayı Yunus Can'ı derdest etti. Çolak'ın koruma astsubayı Piyade Başçavuş Bülent Aydın, olaya müdahale etmeye çalışırken şehit edildi.
Hemen hemen aynı dakikalarda darbeci pilotların havalandırdığı uçaklar, Ankara semalarında alçak uçuşa başladı.
Ankara'daki Polatlı 58. Topçu Er Eğitim Tugayı ve Topçu Füze Okulu, Mamak 28. Mekanize Piyade Tugayı, Beytepe Jandarma Eğitim ve Okullar Komutanlığı, Kara Havacılık Komutanlığı, Harp Okulları Komutanlığı, Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki darbeciler de aktif olarak harekete geçti. Birçok tank, zırhlı personel taşıyıcı ve diğer araçlarla binlerce asker kışlaların dışına çıktı. Kuvvet Komutanlıklarındaki darbeciler de hareketlendi.

Yıldırım, kalkışmayı duyurdu

Ankara'da herkes olan biteni anlamaya çalışırken, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, saat 23.02'de televizyon kanallarına bağlanarak, "Bir kalkışma ihtimali üzerinde durduklarını" bildirdi ve "Bu kanunsuz eylemin içerisinde olanlar en ağır şekilde bedelini ödeyecekler." dedi.
Darbenin başına geçme önerilerini reddeden GenelkurmayBaşkanı Akar, saat 23.03'te Genelkurmay Başkanlığı bahçesinde bulunan helikopterle Akıncı Üssü'ne götürüldü.
Darbecilerin çeşitli planlarıyla derdest ettikleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ile Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral İhsan Uyar, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Kamil Başoğlu'nun da arasında bulunduğu birçok general Ankara, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal ve bazı komutanlar ise İstanbul'dan alınarak Akıncı Üssü'ne götürüldü ve alıkonuldu.
TSK içinde hareketlilik olup olmadığını öğrenmek için akşam saatlerinde Jandarma Genel Komutanlığına giden Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan ve koruması da derdest edilerek komutanlıkta tutuldu.
Şehirde bombalar
Ankara'da bu gelişmeler yaşanırken, Gölbaşı ilçesi dolaylarından patlama sesi yükseldi. FETÖ mensubu darbecilerin kullandığı F-16'dan saat 23.18'de Gölbaşı'ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığına atılan bomba 7 kişiyi şehit etti, 5 kişiyi yaraladı.
Vakit gece yarısını 33 saniye geçtiği sırada bu kez Gölbaşı'ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı bombalandı. Burada da 44 polis şehit oldu, yaralanan 36 kişi hastaneye kaldırıldı.
Darbecilerin bulunduğu helikopterler, Yenimahalle'deki MİT yerleşkesini tararken Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndan TRT'ye giden darbeciler saat 00.13'te canlı yayında zorla darbe bildirisi okuttu.

Erdoğan'ın çağrısı karşılık buldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan saat 00.24'te CNN Türk kanalına bağlanarak, "Bu gelişme gerçekten Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içindeki bir azınlığın, ne yazık ki kalkışma hareketidir ve bu malum yapıya ait paralel yapılanmanın teşvik ettiği üst akıl olarak onların kullandığı bir harekettir." dedi. Erdoğan, milleti, darbecilere karşı durmak üzere meydanlara çağırdı.

Çağrının ardından Ankara'nın her semtinden vatandaşlar 

Genelkurmay Başkanlığının çevresindeki İnönü Bulvarı ve Milli Müdafaa Caddesi ile Kızılay Meydanı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, AK Parti Genel Merkezi ve Jandarma Genel Komutanlığı civarı başta olmak üzere meydan ve caddelerde toplanmaya başladı. Vatandaşlar, darbe girişimi için kışladan çıkan askerlere tepki gösterdi, hatta mücadeleye girişti.



Polatlı'da kışlalarından çıkarak Ankara'ya doğru hareket eden askeri araçların önü vatandaşlarca kesildi. Bunların bir kısmı kışlalarına döndü. Aynı sıralarda Erdoğan'ın çağrısını duyan Kazan halkı da Akıncı Üssü çevresinde toplanmaya başladı. Ancak FETÖ mensubu darbecilerin kullandığı ateşli silahlarla 8 vatandaş şehit oldu.
Darbenin yönetim merkezi Akıncı Üssü'nden mühimmat yüklü halde kalkan uçaklar, sonik patlamalarla vatandaşları ürkütmek için ses hızının üzerinde seyretmeyi sürdürdü. Darbeciler bir yandan da Kara Harp Okulunda eğitim gören kursiyer askerleri helikopterlerle Genelkurmay Başkanlığına taşıdı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü bombalandı
Bu sıralarda, uydu yayınlarını durdurmak isteyen ve arasında sivillerin de olduğu darbeci grup, helikopterle TÜRKSAT'ın Gölbaşı'ndaki tesislerine gitti. Darbecilere karşı tedbir amacıyla kuruma gelen 2 TÜRKSAT görevlisi, FETÖ mensubu darbecilerce ateş açılarak şehit edildi.
Yenimahalle'deki Ankara Emniyet Müdürlüğü binasına saat 00.56'da 2, 01.08'de ise bir bomba daha atıldı. Saldırı sonucunda 2 vatandaş şehit oldu, 39 kişi yaralandı. Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde zırhlı araçlarda bulunan darbecilerin faaliyetleri sonucu da 8 vatandaş şehit oldu.
Darbe faaliyetleri için Özel Kuvvetler Grup Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi ve beraberindeki ÖKK askerlerini Diyarbakır'dan taşıyan uçak, saat 01.13'te Etimesgut Havalimanı'na indi. Terzi ve ekibi, buradan helikopterlerle Gölbaşı'ndaki ÖKK karargahına hareket etti.
Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın, "Sana tarihi bir görev veriyorum. Semih Terzi darbeci bir haindir, vatan ve millet adına Semih Terzi'yi öldür. Bunun sonunda şehadet var. Hakkını helal et." dediği ÖKK'da görevli Astsubay Ömer Halisdemir, beraberindeki askerlerle Ankara'ya ulaştıktan sonra ÖKK karargahına gelen Tuğgeneral Semih Terzi'yi vurarak öldürdü. Ancak Halisdemir de Terzi'nin ekibindeki darbeci askerlerce şehit edildi.

TBMM toplandı

TBMM'de temsil edilen tüm siyasi partilerden milletvekilleri, demokrasi ve Meclise sahip çıkmak üzere TBMM Genel Kurul salonunda saat 01.39'da toplandı.
Darbe girişimine karşı çıkmak üzere Genelkurmay önünde toplanan, tanklar ve zırhlı araçların önüne kesen ve üstlerine çıkan vatandaşlar, saat 02.21'de Genelkurmaya girdi. Ancak darbeciler, vatandaşlara ateş açtı.
Genelkurmay Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı civarında seyreden helikopterlerden de vatandaşlara ateş açıldı. Genelkurmay Başkanlığının içi ile karargah çevresinde darbecilere karşı koymaya çalışan 38 kişi ateşli silah ve helikopter saldırıları sonucu şehit oldu.
Ayrıca Akay Kavşağı'nda tankın üzerinden düşen 2, Dikimevi'nde ise ateşli silahla vurulan bir vatandaş hayatını kaybetti.
Havada bulunan F-16'ların birinden saat 02.35'te Genelkurmaya birkaç yüz metre mesafedeki TBMM'ye bomba atıldı.
Aynı dakikalarda, TRT Genel Müdürlüğü binasını ele geçirmeye çalışan FETÖ mensubu askerler gözaltına alınmaya başlandı. Kurumun yayını saat 03.00'te normale döndü.
Darbeci pilotlarlar Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT tesislerine 4, TBMM'ye 2 bomba daha attı. TBMM'ye atılan bombalar 32 kişiyi yaraladı. Darbe girişiminin ardından yapılan tespite göre, Meclis'te yaklaşık 20 milyon liralık hasar meydana geldi.
Bu sırada Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Meclis kürsüsünden, "Meclis burada dursun, burayı kapatıp aşağıya (sığınağa) gidersek bu millet meydana gelmez, bu millet 'Meclis bunlardan korktu' der. Bizim burada yapacağımız şey burada ölmektir." dedi.
Jandarma Genel Komutanlığı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve AK Parti Genel Merkezi civarındaki eylemler sırasında biri tankın üzerinden düşen, diğerleri ateşli silahlarla vurulan 14 vatandaş şehit oldu.
Darbeci askerlerden bir kısmı gözaltına alınmaya başlanırken, darbenin idare merkezi konumundaki Akıncı Üssü'nün elektrikleri saat 04.29'da kesildi.

Külliye yakını bombalandı

Günün aydınlanmasıyla darbecilerin hedefi bu kez Cumhurbaşkanlığı Külliyesi oldu. Darbe girişimi içinde yer alan pilotların kullandığı F-16'ların birinden saat 06.19'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yakınındaki köprülü kavşak ve otoparka 2 bomba atılarak 15 kişi şehit edildi. Darbecilerin saldırısında 7 kişi yaralandı.
Darbeci pilotların Ankara üzerindeki uçuşlarının sabah saatlerinde de devam etmesi üzerine darbe girişiminde yer almayan uçaklar, üsteki çeşitli noktaları vurarak darbecilerin uçaklarının kalkışının önüne geçti.
Halk ve polisin mücadelesi sonucu darbecilerin mukavemetlerinin kırılmasının ardından Akıncı Üssü'nde tutulan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, saat 08.26'da helikoptere binerek, Çankaya Köşkü'ne hareket etti.
Özel harekat polisleri sabah saatlerinde Jandarma Genel Komutanlığını ele geçirdi. Ancak bundan kısa süre önce, akşam saatlerinden o saate kadar burada alıkonulan Turgut Aslan ve koruması Hasan Gülhan, yemekhane bölgesinin arka tarafında başlarından vuruldu. Gülhan şehit olurken, Aslan ağır yaralandı.
Darbe girişiminin başarısız olacağını anlayan askerler, sabah saatlerinde Genelkurmay karargahından çıkarak polise teslim olmaya başladı. Kısa süre sonra özel harekat polisleri de Genelkurmay kışlasına girdi.
Başbakan Binali Yıldırım, saat 12.57'de Çankaya Köşkü'ne geldi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile kameraların karşısına geçen Yıldırım, teşebbüsün bastırıldığını resmen duyurdu.

İstanbullular, FETÖ üyelerine, adeta diz çöktürdü

Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY mensubu ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8 binin üzerinde askeri personelin, savaş uçakları da dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank 246 zırhlı aracın ve 4 bine yakın hafif silahın kullanıldığı kanlı darbe girişiminde örgüt, İstanbul'da stratejik bölgeleri hedef aldı.
Bir grup asker Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerini saat 22.00 sıralarında tek taraflı trafiğe kapattı. Anlam verilemeyen askeri hareketlilik, televizyon kanallarında haber oldu. Sosyal medyada Ankara ve İstanbul başta olmak bazı şehirlerde patlama ve silah sesleri duyulduğu haberleri yer aldı.
Diyanet İşleri Başkanlığının emriyle camilerden selalar okutuldu. Darbeci askerlerin yönetimindeki uçaklar kent üstünde alçak uçuş yaparak sonik patlamalarla halkı sindirmeye ve halkın dışarıya çıkmasını engellemeye çalıştı.
Buna karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı üzerine binlerce kişi Boğaziçi Köprüsü'ne adeta akın etti. Bazı darbeci askerler, köprüyü geçmeye çalışan vatandaşların üzerine ateş açtı. Tankın da kullanıldığı saldırılarda aralarında polis memurları Münür Alkan, Kemal Tosun, reklamcı Erol Olçok, 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un da bulunduğu 34 kişi şehit oldu. Halkın direncini kıramayan askerler, sabaha karşı teslim olmak zorunda kaldı.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün Anadolu Yakası tarafı giriş kısmında meydana gelen olaylarda ise Hasan Kaya ateşli silahla mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı, İsmail Kefal kafa travması sonucu, Şükrü Bayrakçı Ümraniye Çakmak Köprüsü civarında tankla ezilme nedeniyle genel beden travması sonucu şehitlik mertebesine ulaştı.

Çengelköy'de darbeciler polisle çatıştı



Kuleli Askeri Lisesi'nde saat 20.00 sıralarında alarm verildi. Hazırlıkların ardından 2 unimog 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne, 2 unimog Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne hareket etti. Bir grup darbeci asker de Kandilli-Beykoz istikametine gitti. Okul önünden yaya olarak geçen bazı vatandaşları darbeci askerler derdest etti. İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın kolluk kuvvetlerine bulundukları noktaları korumaları, darbecilere direnç göstermeleri konusundaki talimatı üzerine Çengelköy Polis Merkezi Amirliğindeki görevli polisler, polis otolarıyla karakolun kapısını kapatacak ve yolu kesecek şekilde park ederek tertibat aldı.
Çengelköy Polis Merkezinden kalkışmanın hukuksuz olduğu yönündeki çağrılara rağmen çöp konteynerlerini siper alan darbeciler, ihtilal yaptıklarını belirterek polislere teslim olmalarını isteyip ateş açtı. Polisler de ateşe karşılık verdi.
Darbeciler, Çengelköy Işıklar Bölgesi'nde sivil vatandaşlara uzun namlulu silahlarla ve etkili mesafeden ateş etmeye devam etti. Polis ve vatandaşın direnci ile darbeciler, darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını anlayınca saat 05.48 sıralarında geri çekilme kararı aldı. Kelepçelenen vatandaşlar polisler tarafından serbest bırakıldı. Olaylar sonucunda gazeteci Mustafa Cambaz, Kader Sivri, Burak Cantürk, Fatih Dalgıç, Gökhan Esen, Halil Kantarcı ve Osman Yılmaz şehit oldu, 62 kişi de yaralandı.

24 Ocak 2019 Perşembe

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Nerede bir darbe girişimi varsa hepsinin karşısındayız

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın neresinde olursa olsun, nerede bir darbe girişimi varsa ayırt etmeksizin biz hepsinin karşısındayız." dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu'nda düzenlenen Kara Harp Okulu HGM Atlas ve HGM Küre Uygulamaları Tanıtım Töreni'nde yaptığı konuşmada, uygulamaların Türkiye'ye hayırlı olmasını temenni etti. 
Belediye başkanlığı döneminde özellikle harita çalışmalarında Milli Savunma Bakanlığı haricinde müracaat edilecek bir yer olmadığına değinen Erdoğan, "Bir taraftan Google, bir taraftan Yandex aracılığıyla şimdi yaygınlaşmaya başladı. Fakat bizim çok daha ileriye gitmemiz gerekiyordu. Harita Genel Müdürlüğümüzün, Milli Savunma Bakanlığı çatısı altında şimdi güçlü bir şekilde ortaya çıkmış olması bizler için bir iftihar vesilesidir. Her türlü takdirin üzerindedir." diye konuştu. 

"Dünyanın en değerli 5 şirketi dijital teknolojiye dayalı çalışıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl dünyanın en değerli 5 şirketinin tamamının, ilk 10 şirketin de 7'sinin dijital teknoloji veya bu altyapıya dayalı çalışan hizmet şirketleri olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Ülkemizin geçmişte çok uzun bir süre bu gelişmelere adeta seyirci kalması, hatta devri geçmiş teknolojilerin çöplüğüne dönüşmesi gerçekten üzüntü vericidir. Başbakanlığım döneminde himayem altına aldığım, projelerini yakından takip ettiğim, toplantılarına düzenli olarak katıldığım alanlardan biri de bilim ve teknolojidir, özellikle savunma sanayisidir. Göreve geldiğimiz de savunma sanayinde yüzde 20 gibi bir ihtiyacı karşılarken hamdolsun şu anda yüzde 65 seviyesine çıkmış durumdayız, yeterli değil. Bunu daha da yukarılara çıkartacağız. Bilim ve teknolojideki gayretlerimiz sadece savunma sanayisinden ibaret değildir. Ülkemiz her alanda teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanmıştır. Geniş bant internet abone sayısının 16 yılda 3 binden 74 milyona yaklaşması, mobil telefon abone sayısının 23 milyondan 80 milyonun üzerine çıkması bu devrimin işaretleridir. Bu sayede kamu elektronik devlet uygulamalarıyla özel sektörümüz de kendi çalışmalarında hizmetlerini büyük ölçüde dijital hale getirmiş ve bunu başarmıştır. Milletimiz de bu devrime sıkı sıkıya sahip çıkmıştır."

"Türkiye Uzay Ajansı ile yeni bir aşamaya geçtiğimize inanıyorum"

"Ülkemizde elektronik devlet kullanıcı sayısı 41 milyonun üzerine çıkmıştır." bilgisini paylaşan Erdoğan, fiber hatların uzunluğunun 345 bin kilometreye dayandığını, abone sayısının 2,7 milyonu bulduğunu anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın çevresine yerleştirdiğimiz yeni uydularla, halen hazırlığını sürdürdüğümüz 3 yeni uyduyla bu yarışta yerimizi almanın gayreti içindeyiz." diye konuştu. 
"Kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz Türkiye Uzay Ajansı ile uzay çalışmalarında yeni bir aşamaya geçtiğimize inanıyorum." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Gerek Küre gerekse Atlas, bize ülkemizin en ince noktalarına varıncaya kadar, hatta benim ilçeme, köyüme kadar her şeyi gösteriyor ve yeni yapılmakta olan Artvin-Rize Havalimanı'nı seyrediyoruz, Rumelikavağı'ndaki 3. köprüyü de en güzel şekliyle gayet net görme mutluluğuna erişmiş vaziyetteyiz. Tabii bu koordinatlarıyla çok farklı bir yere, işte Münbiç'te, Afrin'de bütün bunların gayet net bir şekilde gösteriliyor olması bizim heyecanımızı daha da artırıyor. Neticeye ulaşmada bunların bize sağlayacağı imkanlar çok çok büyük. Araştırma geliştirme merkezlerimizin sayısı, şu an itibarıyla bini geçti, tasarım merkezlerimizin sayısı 300'e yaklaştı. Teknopark sayımız 81'i buldu. Gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisinin her geçen gün arttığını görüyoruz. Türkiye'nin sanayi ve teknolojide katettiği mesafe diğer alanlardaki gayretlerimizin alt yapısını oluşturmuştur. Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde kurulan bir sistemle 81 ilimizin tüm yatırımlarını takip ediyoruz. Devlet Bilgi Koordinasyon Merkezi ile tüm kurumlarımızla acil durum bilgi akışını koordine ediyoruz. 
Her biri kendi alanında iftihar verici başarılara imza atan teknoloji, yazılım ve üretim şirketlerimizi yakından izliyoruz. Bugün tanıtımını yaptığımız harita programlarımız da işte bu gayretlerin bir örneğidir. Dünya, 18. yüzyıldan beri bilim ve teknolojinin iç içe geçerek, insanların günlük hayatlarında çok büyük değişimlere yol açtığı bir dönemi yaşıyor. Sanayi Devrimi, insanlık tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı. Önce su ve buhar gücü ile ardından elektrik gücüyle yükselişe geçen Sanayi Devrimi, geçtiğimiz asırda bilgi teknolojileriyle zirve yaptı, zirveye ulaştı. Üretim süreçlerinin otomasyonu, bilgisayar ve yazılım teknolojilerinin önünü açmıştır."  

"Verinin değere dönüşmesi yerli ve milli bir anlayışla mümkündür"

Geçen yüzyılın belirleyicisinin üretim gücü ve buradan elde edilen katma değer olduğunu belirten Erdoğan, "Bugün artık gücün belirleyicisi, sahip olunan veri ve bunları işleme kabiliyeti olarak ifade ediliyor. Verinin değere dönüşmesi ise ancak yerli ve milli bir anlayışla sahiplenilmesiyle mümkündür. Nasıl ülkemizin her karış toprağı canımız pahasına bir değere sahipse her bayt veriye aynı gözle bakmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, amaçlarının sadece mevcut veriyi muhafaza etmek, anlık veriyi takip etmek değil, asıl olarak bu veriyi işleyerek, anlamlı hale getirecek ve kullanılabilir hale getirecek adımların atılmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Verinin işlenmesinde zaman, konum ve harita bilgisi gibi hususların kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
"İşte bugün tanıtımını yaptığımız Harita Genel Müdürlüğü Atlas ve Harita Genel Müdürlüğü Küre uygulamaları bu bakımdan hayati öneme sahiptir. Daha önemlisi bu süreçte yapay zekanın öne çıkmasının kaçınılmaz hale gelmesidir. Yapay zeka her alanda dünyanın geleceğine damga vuracak yepyeni bir devrimdir. Bu büyük değişim sürecini kontrollü şekilde yürütmemiz gerekiyor. Gerekli hazırlığı yapmadan böyle bir değişim seline kapılmak bizi yeniden çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya getirecektir. Bilginin ve teknolojinin sunduğu imkanları ülkemizin ve milletimizin hedefleriyle harmanlayarak özel, kamu ayrımı yapmadan tüm kurumlarımızı bu büyük değişime hazırlamalıyız."

"İnsan her şeyin merkezinde olmaya devam edecektir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yapay zeka konusunda nereye varılırsa varılsın, insan her şeyin merkezinde olmaya devam edecektir. İnsan varsa bütün bu gelişmeler, bu eserler var. İnsan yoksa bunların hiçbiri yok. Bunun için biz tüm çalışmalarımızı insan merkezli bir anlayışla yürütmeyi sürdüreceğiz. İnsanı metalaştıran, eşyayı ve bilgiyi insana değil, insanı eşyaya ve bilgiye hizmet eder hale getiren anlayış bizim medeniyetimizle ve kültürümüzle bağdaşmaz. Bizim mutlak sorumlu olduğumuz tek güç Rabbimizdir. Onun dışındaki her şey her faaliyet, her üretim insan içindir. Türkiye olarak bizi orta üst ve üst gelişmişlik derecesine sahip ülkelerden ayıran en önemli özellik bana göre işte bu anlayışımızdır. Biz asla Batı dünyasının mültecilere kapılarını kapatmasına, her gün Akdeniz'in karanlık sularında onların ölümünü seyretmesine yol açan zihniyetle hareket etmedik, edemeyiz." 

"Bize 780 bin kilometre karelik vatan topraklarımız yeter"

Suriye'de yürütülen askeri operasyonların bir amacının kendi sınırlarımızı güvenlik altına almaksa diğer amacının da oradaki insanların huzurunu sağlamak olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"İşte dün Rusya ziyaretimizin ana ekseninden birini bu oluşturuyordu. Attığımız adımlar bunun için. Buradaki huzuru nasıl sağlarız. Afrin'de nasıl sağlarız, İdlib'de nasıl sağlarız, Cerablus'ta nasıl sağlarız? Suriye'nin özellikle bize yakın olan bölgesindeki Sayın Trump'ın ifadesiyle o 20 mil yani açarsak 30-32 kilometre derinlikte bunu nasıl sağlarız? Bütün bu çalışmalar bunun için. Yoksa bizim 'Suriye'de işgal' diye bir derdimiz yok. Bize 780 bin kilometre karelik vatan topraklarımız yeter. Ama biz buraya nereden geldik. Biz buraya 20 milyon kilometrekarelik topraklardan kaybede kaybede kaybede 780 bin kilometrekareye geldik. Biz sıradan bir kabile devleti değildik. Şu anda da biz bir kabile devleti değiliz. Biz anlı şanlı bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Burada topraklarımızda en ufak bir parselasyona müsade etmeyiz. Açık söylüyorum, Suriye'de insani amaçlarla bulunan tek ülke Türkiye'dir. Bölgedeki diğer tüm güçlerin ajandalarında başka hesaplar, başka projeler vardır." 

"Ne olursa olsun ayakta kalmanın önemini çok iyi biliyoruz"

Erdoğan, Irak'ın 1991 ve 2003 işgallerinin Türkiye'ye etkilerinde, Avrupa'da vatandaşlara yönelik ırkçı saldırılarda ve ayrımcı uygulamalarda da bu gerçeğin görüldüğünü hatırlattı.
Avrupa Birliği üyelik sürecinde diğer tüm üyelerden farklı muamelelere maruz kalındığını anımsatan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
"Suriye'de 2011 yılından beri süren krizde bu gerçeği gördük. Sınırlarımıza dayanan DEAŞ ve PKK/YPG teröristlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sırasında bu gerçeği gördük. Ülkemizdeki terör örgütleriyle mücadelemizin önü sürekli kesilmeye çalışılarak bu gerçeği gördük. İşte bunun için 16 yıldır Türkiye'yi her alanda güçlendirmenin, büyütmenin, kendi ayakları üzerinde durabilmenin mücadelesini veriyoruz. Düştüğümüzde tekme atmak için bekleyen o kadar çok kesim var ki. Ne olursa olsun ayakta kalmanın önemini çok iyi biliyoruz. 
Türkiye'nin son 5-6 yılda başına gelen her hadise, ülkemizi tökezletip düşürme projesinin birer parçasıdır. Avrupa Birliği süreci budur, şu anda Suriye'de yaşanan olaylardaki durum budur." 

Adana Mutabakatı

Erdoğan, 1998'de Suriye ile Türkiye arasında Adana Mutabakatı imzalandığını anımsatarak, bunun altında bölücü terör örgütünün tesliminin yattığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünkü seyahattan sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığımız görüşmelerle yeniden gündeme gelen Adana Mutabakatı üzerinde ısrarlı şekilde durmamızın gerekliliğini daha iyi anlıyoruz. Milletimiz bu gerçeği gördüğü için ülkesine ve devletine sımsıkı sarılmış, birlik ve beraberlik içinde tüm saldırıları boşa çıkarmıştır." diye konuştu.
15 Temmuz 2016'dakinin, bu saldırıların en alçağı ve kanlısı olduğuna işaret eden Erdoğan, daha önce çeşitli bahanelerle sokakları karıştırmak veya çukurlarla bölmek isteyenlerin, emniyeti, yargıyı, bürokrasiyi, medyayı kullanarak gizli darbeler peşinde koşanların amaçlarına ulaşamadığını ifade etti. 
Recep Tayyip Erdoğan, "Sonunda en kaba şekliyle darbe teşebbüsüne kadar işi vardırdılar." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz'da devlete darbe girişimi yapıldığına işaret ederek, "Biz demokrasiye inanmış bir ülke olarak, demokrasiye inanmış Cumhurbaşkanı olarak tüm heyetimle, ekibimle dünyanın neresinde olursa olsun, nerede bir darbe girişimi varsa ayırt etmeksizin biz hepsinin karşısındayız. Zira sandıktan gelene herkes saygı duymak zorundadır." değerlendirmesinde bulundu. 


25 Haziran 2018 Pazartesi

Devlet Bahçeli'nin Türkiye'de Son 16 Yılda Siyasete Yön Veren Kararları

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hükümet ortağı olduğu 2002'de, AK Parti'yi iktidara taşıyan genel seçimin yapılmasını isteyen Devlet Bahçeli, bu yıl da erken seçim isteyerek siyasetin seyrini değiştirdi. İşte Bahçeli'nin 16 yılda siyasete yön veren kararları.. 

 

24 Haziran'da gerçekleşen erken seçimin sonucunda Erdoğan, Türkiye'nin ilk yürütme yetkisine sahip cumhurbaşkanı seçilirken Cumhur İttifakı TBMM'de çoğunluğu sağladı. MHP de Meclis'teki sandalye sayısını artırırken Bahçeli'nin son 16 yılda Türk siyasetine yön veren kararlarını BBC derledi.

Hükümet ortağı olduğu 2002'de, AK Parti'yi iktidara taşıyan genel seçimin yapılmasını isteyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu yıl da beklenmedik şekilde erken seçim çağrısı yaptı. Hemen ertesi gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Haziran'da erken seçime gidileceğini duyurdu.

2002'DE KOALİSYON BİTTİ AK PARTİ İKTİDARA GELDİ

Devlet Bahçeli, 1999 seçimlerinde DSP ve ANAP'la kurulan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.
Koalisyon hükümetinde ilk kırılma, 13 Şubat 1999'da Abdullah Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinden sonra "idam tartışması" ile başladı.

ÖCALAN'IN İDAM CEZASI İÇİN DİRETTİ

Avrupa Birliği müzakere süreci nedeniyle Türkiye idam cezasını kaldırmaya hazırlanırken, Bahçeli Öcalan'ın idamı için diretti ancak dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in yoğun çabaları sonucu göstermelik olarak idam cezası verilse de bu sonra bu ceza müebbete çevrildi.
Koalisyon idam tartışması sınavını verse de, görünür gerekçesi, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Bülent Ecevit'e anayasa kitapçığı fırlatması olan 2001 ekonomik krizi ve arkasından da Mayıs 2002'de Ecevit'in artan sağlık sorunları koalisyon için sonun başlangıcını hazırladı.
Tartışmaların DSP içine de yansımasıyla Temmuz ayı içinde DSP grubunun sayısı, Ecevit'in görevden çekilmemesine tepki gösteren milletvekillerinin istifasıyla yarı yarıya düşmüştü.
Bu gelişmeler sırasında koalisyon hükümetinin ikinci büyük ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Temmuz 2002 günü, partisinin Bursa'nın Keles ilçesinde düzenlediği 11. Kocayayla Türkmen Kurultayı'nda yaptığı açıklamada 3 Kasım 2002 tarihinde erken seçim yapılmasını istedi.
16 Temmuz 2002'de koalisyon hükümetini oluşturan üç partinin genel başkanları arasında yapılan zirve toplantısında 3 Kasım'da erken seçim yapılması kararı alındı ve bu karar TBMM'de 31 Temmuz 2002'de onayladı.
Türkiye, böylece 3 Kasım'da 16 yıldır iktidarda olan AK Parti iktidarıyla tanıştı.

2007'DE ABDULLAH GÜL'E CUMHURBAŞKANLIĞI YOLUNU AÇTI

Devlet Bahçeli, Erdoğan'ın karşısına aday çıkma olasılığı ve KHK'lare yönelik eleştirileri nedeniyle bugün sert sözlerle eleştirdiği 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e 2007'de Cumhurbaşkanlığı yolunu açan isim oldu.
Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda Genel Kurul'da 367 milletvekilinin bulunması gerektiği yönündeki kararı sonrası Köşk seçimi yapılamayınca genel seçime gidildi.
Barajı aşarak Meclis'e giren MHP'nin lideri Bahçeli seçimden kısa süre sonra yaptığı açıklamada, "Eğer konu Anayasa Mahkemesi'nin son kararına göre 367 sayısı açısından değerlendiriliyorsa MHP cumhurbaşkanlığı seçiminde orada olacaktır" dedi.
MHP'nin Genel Kurul'daki oylamaya katılma kararı, Gül'e o zaman Cumhurbaşkanlığı'na temsil eden Çankaya Köşkü'nün yolunu açtı.
Gül, 28 Ağustos 2007'de 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

2015'TEKİ HÜKÜMETİ REDDETTİ YİNE AK PARTİ KAZANDI

AK Parti hükümeti, 7 Haziran 2015'de yapılan genel seçimlerde, iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra ilk kez, tek başına hükümet kuracak oy oranına ulaşamadı.
Devlet Bahçeli, daha resmi sonuçlar açıklanmadan, 7 Haziran akşamı kendisinin "hiçbir hükümet formülü içinde olmayacağını" ilan edip, kendilerine "ana muhalefet görevi verilmesini" talep etti.
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle, dönemin başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu koalisyon için arayışlara başladı.
Kapısı çalınan Bahçeli, AK Parti'nin koalisyon teklifini reddederken, koalisyon formülleri de önerdi.
Bahçeli, "Birinci koalisyon modeli, baştan bu yana birliktelikleri devam eden AK Parti-HDP arasında olması lazımdır. 2. bir koalisyon modeli. AK Parti-CHP ve HDP" diyerek, bir kez daha hiçbir hükümet formülünde yer almayacağını ilan etti.
AK Parti'nin ilk istediği formül olan "AK Parti-MHP koalisyonu"nun olmayacağı anlaşılınca, Erdoğan'ın hiç istemediği formül olan "AK Parti ile CHP koalisyonu" konusunda günlerce görüşmeler sürdü ancak sonuçsuz kaldı.
Erdoğan CHP'ye hükümeti kurma görevi vermeyince, geçici hükümet kurularak 1 Kasım 2015'te erken seçim kararı alındı.
Temmuz 2015'de PKK'nin çözüm sürecini bitirdiğini açıklaması ve arkasından Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerde yaşanan ve onlarca insanın yaşamını yitirdiği IŞİD ve PKK saldırıları ülkede büyük bir kaos ortamı yarattı.
"Güven" arayışındaki seçmen yüzde 49,5 oyla AK Parti'yi bir kez daha tek başına iktidara taşıdı.

2016'DAKİ ÇIKIŞIYLA PARLEMENTER SİSTEMİN SONUNU HAZIRLADI



Devlet Bahçeli 15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe girişimi sonrasında yapılan Yeni Kapı Mitingi'ne katılarak iktidara koşulsuz destek açıkladı.
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra gündeme getirdiği Başkanlık Sistemi'ne karşı olan Bahçeli, 15 Temmuz'dan sonra ise tutum değiştirdi. 11 Ekim 2016'da grup toplantısında yaptığı "sürpriz" açıklamayla, AK Parti'ye, dolayısıyla Erdoğan'a "başkanlık önerisini Meclis'e sunması" çağrısı yaptı.
Bahçeli, "Fiili duruma hukuki boyut kazandırmak gerek" diyerek başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini söyledi. Bundan sonraki süreç hızla ilerledi,
Ocak 2017'de adına iki partinin "cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" dediği, "Türkiye tipi başkanlık sistemini" içeren anaysa değişikliği TBMM'den geçti.
Referandum aralığında kabul edilen değişiklik 16 Nisan 2017'de halkoylamasına sunuldu.
Bahçeli, anayasa referandumda "Evet" diyeceklerini açıkladı ve anayasa değişikliği yüzde 51,4 "Evet" oyuyla kabul edildi.
Bahçeli, Türkiye'de "sistem değişikliği"nde de kilit rol oynadı.

MUHALEFETTEN CUMHUR İTTİFAKI'NA

15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi öncesi Erdoğan'a en sert eleştiriler yönelten, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan'a karşı, CHP ile birlikte çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu'nu destekleyen Bahçeli, darbe girişimi sonrasında başlayan başkanlık anayasası ortaklığını, yine kritik bir hamle ile "ittifaka" taşıdı.
Anayasa değişikliğinin kabul edilmesinin ardından Türkiye gündemine erken seçim tartışması girdi.
Bahçeli, 8 Ocak 2018'de medya temsilcilerine partisinin cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini ve Erdoğan'ı destekleyeceklerini açıkladı. Yapılacak uyum yasaları düzenlemesi ile önce yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesini talep eden Bahçeli, Erdoğan'la yaptığı görüşmeler sonrasında ittifak yapabileceklerini açıkladı ve bunun "cumhur ittifakı" olabileceğini bildirdi.
AK Parti'den de olumlu yanıt gelince, siyasi partilerin isimlerinin oy pusulalarında yer alacağı resmi ittifak düzenlemesi TBMM'de kabul edildi.
Düzenleme, ittifak yapan siyasi partilerden birinin yüzde 10'un üzerinde oy alması halinde "barajı geçmiş sayılacağı" hükmü içerdiği için, Bahçeli partisini TBMM'ye sokmayı da garantilemiş oldu.

2018'DE BİR KEZ DAHA ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI



Devlet Bahçeli, son kritik çıkışını da yine partisinin grup toplantısında ve 16 Nisan 2017 referandumunun yıldönümünden bir gün sonra yaptı.
Tıpkı 2002'de olduğu gibi, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerine yaklaşık 1,5 yıl kala, seçimlerin 26 Ağustos 2018'e alınması çağrısında bulundu.
Bahçeli'nin bu kararında, Mart 2019'da yapılacak olan yerel seçimlerden çıkabilecek olumsuz sonuç ve AK Parti ile seçim kampanyası sürecinde tabanda yaşanabilecek kırılmaların yaklaşık 7 ay sonra yapılacak olan genel seçim ittifakına "olumsuz yansıyabileceği" endişesinin yattığı belirtiliyordu.
MHP beklentilerin aksine seçimden sandalye sayısını artırarak çıkmayı başardı.
24 Haziran'da gerçekleşen erken seçimin sonucunda Erdoğan, Türkiye'nin ilk yürütme yetkisine sahip cumhurbaşkanı seçilirken MHP de kesin olmayan sonuçlara göre Meclis'teki sandalye sayısını 35'ten 50'ye çıkardı ve Cumhur İttifakı TBMM'de çoğunluğu sağladı.
Kesin olmayan sonuçlara göre AK Parti'nin 293 milletvekiliyle temsil edileceği Meclis'te çoğunluğu bulunmayacak. Bu yüzden AK Parti yeni dönemde TBMM'de yasa çıkarmak için MHP'nin desteğine ihtiyaç duyacak.

10 Ekim 2017 Salı

ABD, ilk defa yargılanıyor!

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, ABD'nin Türkiye'den bütün vizeleri askıya almasına kadar nasıl gelindiğini anlatırken bunun, ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'ndaki bir kişinin tutuklanması ile başlayan sürecin ötesinde bir husus olduğunu söyledi.
Tamer Ashraf
Diriliş Postası
Öztürk Yılmaz, "Darbe girişimi sonrası yaşanan süreçte; siyasi iktidarın darbede ABD'nin rolü olduğu yönünde yaratmak istediği algı, FETÖ, Reza Zarrab, Halkbank dosyası, Astana'da başlayan Suriye süreci, S-400 füze savunma sistemlerinin alınması konusunda Rusya ile yakınlaşma, ABD'nin PYD'yi silahlandırma kararı, Cumhurbaşkanı'nın ABD ziyaretinde korumaların karıştığı münakaşalar ve son olarak ABD Büyükelçisi'nin giderayak yaptığı açıklamalar süreci buraya getirdi." dedi...
Bir defa darbe girişiminde ABD'nin rolü olduğu, "yaratılmak istenen bir algı" değil, gerçeğin ta kendisidir. Bu süreç Ergenekon, Balyoz davaları ve kozmik odaya giriş ile başlamıştır. Şimdi Türk subaylarına ve Türk aydınlarına kumpas kuranların hepsinin ABD ile bağlantıları ortaya çıkmaktadır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz'un,
17-25 Aralık 2013 darbe girişimini planlayıp icra eden eski emniyet müdürleri,
15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine katılan kişiler,
Ve FETÖ'ye üye olmak suçu sebebiyle hakkında soruşturma yürütülen 121 kişi ve ByLock kullanan çok sayıda kişiyle yüzlerce irtibatının tespit edildiği bildirildi.
Metin Topuz, ''Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs'', ''casusluk'' ve ''Türkiye hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'' suçlamasıyla tutuklandı!
İddiaya göre Metin Topuz, casusluğu hangi ülke yararına yaptı? ABD'nin değil mi?
Anadolu Ajansı'nın haberine göre Metin Topuz'un irtibat halinde olduğu darbeciler isim isim, sevk yazısında belirtiliyor. Ayrıca "17/25 Aralık girişiminin yargı ayağını yöneten" eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili firari sanık Zekeriya Öz ile ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz'un irtibatının tespit edildiği bildiriliyor.
Yine sevk yazısında, 1994-2017 yılları arasında 120 defa yurt dışına giriş çıkış kaydı bulunduğu belirtilen şüpheli Metin Topuz'un, 17-25 Aralık girişiminde emniyet ve yargı ayağını yürüten şüphelilerle, eylemin asıl faili konumundaki dış istihbarat servisleri ve ülkeler arasında "aracılık görevini" yürüttüğü ifade ediliyor.
Metin Topuz da ifadesinde Zekeriya Öz ve polis müdürleriyle görüşmelerini iki ülke arasındaki narkotik iş birliği çerçevesinde sürdürdüğünü ve Türkiye Cumhuriyeti aleyhine hiçbir yasa dışı işe girişmediğini belirtti.
Sevk yazısında ise "Şüphelinin, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimini yöneten Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarıyla ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan FETÖ lideri Fetullah Gülen arasındaki irtibatı sağladığı" iddia edildi.
Kısacası, Metin Topuz soruşturması, ABD'ye yönelik çok ciddi suçlamalar içermektedir. Sadece bu soruşturma bile ABD'nin panik yapmasının sebebi olabilir. Bu soruşturma, bir hesap görmedir. ABD'nin Ergenekon ve Balyoz davaları ile başlayan Türkiye'yi işgal girişimi, 15 Temmuz'dan itibaren geri püskürtülmektedir. Bir darbe girişimindeki ABD parmağı, ilk defa soruşturulmaktadır. Üstelik Topuz'un eşi ve oğlu da gözaltında ve bir başka Başkonsolosluk görevlisi de gözaltı kararı sebebiyle binadan çıkamıyor!
Diğer taraftan, Fars Haber Ajansı'nın haberine göre Amerikalı tarihçi Huan Cool, Ayetullah Hamaney'in Amerika'nın güvenilmez olduğu konusunda haklı çıktığını yazdı.

AKP iktidarı, şimdi bunu anladı ama ABD'ye çok açık verdiler. Bu yüzden kıvranıyorlar. "Metal yorgunluğu" denilen de budur!

15 Şubat 2018 Perşembe

ABD, Türkiye'nin güvenini neden kaybetti?

Tamer Ashraf
ABD, Türkiye'nin bekasını tehdit eden terör örgütleri PYD/PKK ve FETÖ'yü koruyup güçlendirerek, Türkiye'nin güvenini kaybetti.
ABD, Türkiye'nin bekasını tehdit eden terör örgütleri PYD/PKK ve FETÖ'yü koruyup güçlendirerek, Türkiye'nin güvenini kaybetti. Türkiye'nin eğittiği Suriyeli ılımlı muhaliflere sırtını dönen ABD, Suriye'nin dörtte birini PYD/PKK'ya kazandırdı. 

ABD, darbe tezgahlayan FETÖ elebaşının hamiliğini üstlenirken, bu örgütün Türkiye'ye yönelik yeni kumpaslarına alet oluyor. 

ABD'nin Türkiye'nin güvenini kaybetme süreci, Washington yönetiminin Suriye politikasındaki dönüşümle başladı.
Amerikalı karar alıcılar, terör örgütü DEAŞ ile mücadele üzerinden Suriye'de nüfuz alanı kurma peşine düştü. Bunun için de PYD/PKK'ya yöneldi.


2014'ün sonunda ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin desteğiyle Türkiye ve Ürdün'de ılımlı askeri muhaliflere yönelik eğit-donat programının hazırlıkları başladı. Bu sırada ABD, Aynularab'ın (Kobani) DEAŞ'tan kurtarılması için terör örgütü PYD/PKK'ya yoğun hava desteği sağladı.
Aynularab'taki (Kobani) işbirliği, "büyük ortaklık" için ilk adım oldu. Aynularab PYD/PKK'nın eline geçtikten sonra, ABD-PYD/PKK ortaklığının ikinci sahnesi, Tel Ebyad'da yaşandı. Eğit-donat'ın Türkiye ayağının devreye girdiği mayıs 2015'in sonunda PYD/PKK, Tel Ebyad'ı ele geçirerek, işgal alanını genişletmeye başladı.

Ilımlılara sırt dönüp, PYD/PKK'yı ana müttefik edindi
Ekim 2015'te Obama, ılımlı muhaliflere yönelik eğit-donat programının başarısız olduğunu ve PYD/PKK ile ilişkileri geliştireceklerini duyurdu.

Türkiye'nin tepkisini önlemek için PYD/PKK unsurlarına SDG adı koyarak paravan bir örgütlenme oluşturan ABD'nin Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, Temmuz 2017'de "SDG oyunu"nu Türkiye'den çekindikleri için icat ettiklerini itiraf etti.
Ankara'nın tüm uyarılarına rağmen, ABD ordusu PYD/PKK'nın büyümesine ve yayılmasına tüm imkanlarıyla yardımcı oldu.

Fırat'ın batısı ve Menbiç yalanları


ABD, örgütün Fırat Nehri'nin batısına yayılmayacağı sözünü verdi. Ancak sözünde durmayıp örgütü, 2016 yazında nehrin batısına ilerletti. DEAŞ'ın Menbiç'ten çıkartılmasıyla PYD/PKK'nın buradan çekileceği şeklinde Türkiye'ye yeni güvence verdi. Ancak bu güvencesi de boşa çıktı.
Bununla yetinmeyen ABD, Fırat Kalkanı Harekatı'nın dayandığı Menbiç sınırlarında örgütü korumak adına kendi güçlerini konuşlandırdı.

Örgüte destek için üsler kurup binlerce tır silah verdi


ABD, terör örgütüne desteğini artırmak için Haseke ve Aynularab'ta iki hava üssü kurdu. 10 kadar askeri noktada konuşlandı. Nisan 2016'dan itibaren bu üslere inen kargo uçakları ve kuzey Irak'tan giren binlerce tır, PYD/PKK'ya silah ve mühimmat taşıdı.

Amerikalı yetkililerin PYD/PKK'ya doğrudan yardım yapmadıklarını iddia etmesine rağmen yoğun desteğinin sürmesi, Washington'a güveni hızla azalttı.
Obama'nın görevden ayrılmasıyla Türkiye-ABD arasındaki güven ilişkisinin onarılması için dikkatler Donald Trump yönetimine çevrildi.

"DEAŞ bitince destek kesilecek" sözü de yalan çıktı


Ocak 2017'de yönetimi devralan Trump, Obama'nın DEAŞ ve PYD/PKK meselelerinden sorumlu ekibini korudu. Amerikan güvenlik bürokrasisi, 2017'de PYD/PKK'nın Rakka ve Deyrizor'daki operasyonlarını yoğun biçimde destekledi.
Suriye'nin doğusundaki Rakka'nın tamamı ile Deyrizor'un doğusu DEAŞ'tan kurtarıldı ancak topraklar PYD/PKK'ya bırakıldı.

ABD, Suriye-Türkiye sınırının yüzde 65'ini, Suriye topraklarının yüzde 25'ten fazlasını PYD/PKK'ya teslim etti.
ABD, Menbiç için olduğu gibi örgütün Rakka'da da kalıcı olmayacağı sözünü verdi. Verilen silahların geri alınacağını açıkladı.
Ancak Trump yönetimi "DEAŞ'ın geri dönüş tehlikesi" söylemine sarılıp yalanlarını sürdürdü.

PYD/PKK'yı ordulaştırma süreci


ABD, DEAŞ'ın büyük ölçüde ortadan kaldırılmasının ardından PYD/PKK'yı Suriye'nin kuzeyinde kalıcı bir yapıya dönüştürme yoluna girdi.
ABD'nin "sınır güvenliği gücü" ve PYD/PKK'nın "kuzey ordusu" oluşumu dediği yapı, Türkiye ile yeni krizi tetikledi.
Amerikalı yetkililer, ilk olarak AA'nın haberiyle ifşa olan terör ordusu planına dair, içine düştükleri zor durumu izah etmeye çalışan çok sayıda açıklama yaptı.
Fakat ABD yönetiminin, 2019 bütçesinde PYD/PKK'nın ordulaştırmasıyla sonuçlanacak girişimlere 550 milyon dolar ayırdığının ortaya çıkmasıyla Washington'un gerçek niyeti ayan beyan görüldü.

ABD topraklarında FETÖ "karargahı"


Türkiye'nin stratejik müttefik olarak ABD'ye duyduğu güvene büyük darbe vuran diğer neden, Amerikan yönetiminin FETÖ'yü ısrarla himaye etmesi.
ABD'nin, FETÖ'nün Türkiye'deki 15 Temmuz 2016 darbe girişimine oldukça geç ve düşük dozda tepki vermesi Türk halkının kuşkularını artırmıştı. Darbe sırasında "bekle ve sonuca göre davran" duruşu gösteren ABD'li yetkililer, ancak girişimin başarısız kalacağını anlamalarından sonra seçilmiş hükümete destek demeçleri verebilmişti.

Darbe girişiminin ardından FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in ABD'den iadesiyle ilgili süreç başlatıldı. Türkiye, ABD'ye Gülen hakkında gerekli iade dosyalarını gönderdi. Tüm belgeler paylaşıldı. Gülen'in darbe girişimi nedeniyle geçici tutuklanması talebi de iletildi.
Türkiye ile arasındaki suçluların iadesine ilişkin anlaşmayı hiçe sayan ABD, darbe tezgahlayan FETÖ elebaşını iade etmek bir yana, ifadesine dahi başvurmayarak himaye ettiğini açıkça gösterdi.

FETÖ'yü Türkiye'ye karşı kullanmaya devam etti


2017'nin sonuna doğru ABD-Türkiye ilişkilerindeki güven bunalımını perçinleyen bir diğer gelişme de New York'taki Mehmet Hakan Atilla davası oldu.
Atilla'yı Halkbank Genel Müdür Yardımcısı görevinde bulunduğu dönemde ABD ziyaretinden Türkiye'ye dönüşü sırasında tutuklayan Amerikalı yetkililer, FETÖ üzerinden Türkiye'yi hedef aldı.

Davanın, başında ortaya atılan iddialar ile gelişimi, ABD'nin FETÖ'yü Türkiye'ye karşı yeniden kullanabileceğini gösterdi.
İş adamı Rıza Sarraf'ın sanıkken ABD'li makamların baskı ve teşvikiyle tanık konumuna geçirilmesi, FETÖ'cü firari komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ın davanın en önemli tanıklarından kabul edilmesi FBI'dan 50 bin dolar alması, davanın hakimi Richard Berman'ın FETÖ'yü destekleyen ve Türkiye karşıtı açıklamalarıyla bilinen kimliği, hadisenin FETÖ-ABD işbirliğinin yeni bir ürünü olduğunu netleştirdi.

20 Aralık 2017 Çarşamba

BM: Türkiye 2017'de inanılmazı başardı!

BM Dünya Turizm Örgütü Genel Sekreteri Talep Rifai BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, Türk turizmine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü Genel Sekreteri Talep Rifai, geçen yıl yaşanan başarısız darbe girişimi ve terör olaylarının ardından bu yıl Türk turizminin yüzde 30 büyüdüğünü belirterek, "Tüm bu yaşananlara rağmen Türk turizminin toparlanması inanılmaz. Özellikle 2017 inanılmaz bir yıl oldu" dedi.
"TURİZM ÇOK HASSAS BİR ENDÜSTRİ"
Turizmin 'oldukça hassas bir endüstri' olduğuna dikkati çeken Rifai, "Dışarıdan gelen herhangi bir şoktan hemen etkileniyor. Bununla beraber zorlukları yenme gücü olan bir sektör. Eğer bir ülkenin köklü turizm geçmişi varsa ne olursa olsun dışarıdan gelen etkilerden dolayı ayakta durmayı başarabiliyor ve kısa zamanda eski haline gelebiliyor. Türk turizmi buna en iyi örnek" diye konuştu.
"2017 İNANILMAZ BİR YIL OLDU"
Rifai, Türkiye'nin son 40 yılda dünyada en güçlü turizm ülkelerinden biri olduğuna işaret ederek, "Son iki yılda (başarısız darbe girişimi ve terörist saldırılar gibi) bazı hadiselerden etkilendi fakat tüm bu yaşananlara rağmen Türk turizminin toparlanması inanılmaz. Özellikle 2017 inanılmaz bir yıl oldu." değerlendirmesinde bulundu.
"TÜRK TURİZMİ 2018 ORTASINDA 2014 SEVİYESİNİ YAKALAYACAK"
Kendi verilerine göre Türk turizminin bu yıl ocak ayı başından ekime kadar yüzde 30 büyüdüğünü söyleyen Rifai, "Bunun anlamı, Türk turizmindeki toparlanma etkileyici bir şekilde güçlü." dedi. Rifai, büyük sıçramaya göre Türkiye'nin turizmde 3 yıl önceki seviyeye gelmesini arzuladıklarını belirterek, "Bundan yüzde yüz eminiz ve Türkiye'de turizmi yönetenlerle sürekli iletişim halindeyiz. Özellikle de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile. Tahminlerimize göre, Türk turizmi gelecek yılın ortasında 2014 seviyesini yakalayacak." tahmininde bulundu.
BAKAN KURTULMUŞ, 10 AYDAKİ TURİST SAYISINI 29.1 MİLYON OLARAK AÇIKLAMIŞTI
Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş,  TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının 2018 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, "Turist sayısı ekim ayı sonu itibarıyla 29.1 milyon seviyesinde gerçekleşmiştir. Bizim 2023 hedefimiz, 50 milyon turist ve 50 milyar dolar turizm sonucuna ulaşmaktır" ifadelerini kullanmıştı.


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html