BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Cumhurbaşkanı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Cumhurbaşkanı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Yeni sisteme geçiş günü 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TBMM'deki yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyada öne çıkan törenler arasında yer alacak.





Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki (TBMM) yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyada öne çıkan törenler arasında yer alacak.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 26 milyon 330 bin 823 oy ile kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de yapılacak yemin töreninin ve Anıtkabir ziyaretinin ardından, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne Süvari Birliği eşliğinde giriş yapacak ve mehter marşlarıyla karşılanacak.
Erdoğan'ın süvari birliğiyle Külliye'ye girişi sırasında 101 pare top atılışı yapılacak. Ayrıca hava, kara ve deniz komutanlıklarına bağlı ordu karargahlarında da 101'er pare top atışı gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyadaki en önemli devlet başkanlığı törenlerinden biri olacak.

Törene 22 devlet başkanı katılacak

Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün Beştepe'de düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne 22 devlet başkanı, 28 başbakan ve parlamento başkanı ile 6 uluslararası örgütün genel sekreteri iştirak edecek.
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.30'da TBMM Genel Kurulu'nda yemin edecek, ardından Anıtkabir'i ziyaret edecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, saat 18.00'de çok sayıda yabancı devlet, hükümet, meclis ve heyet başkanlarının yanı sıra Türkiye'nin tüm kesimlerini temsilen davet edilen hazirunun katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni yapılacak.
Bu törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, misafiri olan devlet, hükümet ve meclis başkanlarına akşam yemeği daveti verecek.
Aynı gece düzenlenecek basın toplantısıyla Cumhurbaşkanlığı Kabinesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna ilan edilecek.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro da gelenler arasında



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın göreve başlaması münasebetiyle düzenlenecek törene, 22 devlet başkanı iştirak edecek.
Bu kapsamda, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelashvili, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Moldova Cumhurbaşkanı Igor Dodon, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad El Sani, Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooranbay Jeenbekov, Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Jose Mario Vaz, Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obıang, Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullahi Muhammed Farmajo, Moritanya Cumhurbaşkanı Mohamed Ould Abdel Aziz, Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo Ondimba, Çad Cumhurbaşkanı Idriss Deby Itno, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro Türkiye'ye gelecek.

Devlet başkan yardımcıları ve başbakanlar da hazır bulunacak

Törene katılacaklar arasında, devlet başkan yardımcıları, parlamento başkanları ve başbakanlar olmak üzere toplam 28 ülkeden üst düzey isim de bulunuyor.
Bun göre, Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdusselam Kejman, Afganistan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Orgeneral Raşid Dostum, Afganistan Cumhurbaşkanı İkinci Yardımcısı Server Daniş, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi, Özbekistan Ali Meclis Senatosu Başkanı Nigmatilla Yuldşev, Azerbaycan Başbakanı Nevruz Memedov, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Selim Cuburi, Kuveyt Meclis Başkanı Marzouq Al-Ghanim, Fas Meclis Başkanı Habib El Malki, Belarus Millet Meclisi Cumhuriyet Konsey Başkanı Mihail Misanikovich, Gambiya Ulusal Meclis Başkanı Mariam Jack Denton, Kongo Cumhuriyeti Meclis Başkanı Isidore Mvouba, Rusya Federasyonu Başbakanı Dmitry Medvedev, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Ukrayna Başbakanı Vladimir Grosyman, Kazakistan Başbaşkanı Bakitjan Sagintayev, Filistin Başbakanı Rami Hamdallah, Cezayir Başbakanı Ahmed Ouyahia, Senegal Başbakanı Mahammed Dionne, Nijer Başbakanı Brigi Rafini, Moldova Gökoğuz Yeri Özerk Bölgesi Başkanı İrina Vlah, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, İtalya Eski Başbakanı Silvio Berlusconi, Almanya Eski Şansölyesi Gerhard Schröder, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, Kırım Tatar Türkleri Milli Lideri Mustafa Kırımoğlu, Yunanistan Eski Dışişleri Bakanı Theodora Bakoyannis, Libya Dışişleri Bakanı Muhammed Tahir Siyala da törende hazır bulunacak.
Öte yandan Agit Genel Sekreteri Thomas Gremınger, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Halil İbrahim Akça, D-8 Genel Sekreteri Ku Jaafar Ku Shaarı, Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, Türksoy Genel Sekreteri Düsen Kaseınov ve AB Göç İşleri Komiseri Dımıtrıs Avramopoulos'ın bulunduğu 6 uluslararası örgütün temsilcisi de törene katılacak.

Misafirlere, özel bastırılan "1 Lira" hediye edilecek

Görevli ve davetlilerle yaklaşık 10 bin kişinin katılım sağlayacağı törene öğretmen, itfaiye eri, muhtar, esnaf, maden işçisi, diş hekimi gibi toplumun değişik kesimlerinden vatandaşlar da davet edildi.
Dini cemaatlerin ruhani liderlerinin de katılacağı törende, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Armoni Mızıkası, TSK Mehteran Takımı ile TSK Tarihi Birlik de yöresel kıyafetlerle hazır bulunacak.
Misafirlere, darphane tarafından özel bastırılan ve arka yüzünde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve törene ilişkin enstantanelerin bulunduğu 1 liralardan hediye edilecek. Bu özel paraların bir kısmı da tedavüle sokulacak. Ayrıca, tören gününe özel pul bastırılacak.
Konuk devlet başkanları onuruna verilecek akşam yemeğinde, eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder ve Tunus Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi gibi Erdoğan'ın özel dostları da yer alacak.
Törene ayrıca Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'dan soydaş ve akraba toplulukların siyasi ve dini temsilcileri de iştirak edecek.

Cumhurbaşkanlığı törenine katılacak yabancı konuklar gelmeye başladı



"Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılacak yabancı konuklar, Ankara'ya gelmeye başladı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılacak yabancı konuklar, Ankara'ya gelmeye başladı.
Törene katılmak için Türkiye'ye gelen ilk devlet başkanlarından biri Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodore Obiang oldu.
Ceiba Intercontinental adlı uçakla saat 08.35'te Ankara'ya varan Obiang, Esenboğa Havalimanı'nda askeri törenle karşılanarak havalimanının şeref salonunda misafir edildi.
Kongo Cumhuriyeti Meclis Başkanı Isidore Mvouba da törene katılmak için sabahın erken saatlerinde Ankara'ya ulaştı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün Beştepe'de düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni'ne 22 devlet başkanı, 28 başbakan ve parlamento başkanı ile 6 uluslararası örgütün genel sekreterinin iştirak etmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, saat 18.00'de çok sayıda yabancı devlet, hükümet, meclis ve heyet başkanlarının yanı sıra Türkiye'nin tüm kesimlerini temsilen davet edilenlerin katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni yapılacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'de yemin etti

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün TBMM Genel Kurul'unda yemin etti ve yeni hükümet sistemi resmen başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, saat 16.43'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yemin etti.ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başlamış oldu. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan misafir devlet, hükümet ve meclis başkanlarına akşam yemeği verecek. Akşam saatlerinde ise Erdoğan kameraların karşısına geçecek ve yeni dönemin ilk kabinesini Türkiye'ye ilan edecek.

ERDOĞAN NOKTAYI KOYDU: BAŞKAN DİYEBİLİRSİNİZ

16:54: Cumhurbaşkanı Erdoğan, yemin töreninin ardından, "Her şey gayet güzel oldu milletin önünde. İnşallah bundan sonraki daha güzel olur. Duygularımı akşam Külliye'deki konuşmamda aktaracağım" dedi. Gazetecilerin "Size nasıl hitap edelim? Cumhurbaşkanı mı? Başkan mı" sorusuna ise "Başkan diyebilirsiniz" diye yanıt verdi.
16:50 Cumhurbaşkanı Erdoğan Anıtkabir ziyaretini gerçekleştirmek üzere TBMM'den ayrıldı.

DAKİKALARCA AYAKTA ALKIŞLANDI

16:47: Cumhurbaşkanı Erdoğan dakikalarca ayakta alkışlandı. Yemin töreninin ardından İstiklal Marşı okundu.
16:42: Cumhurbaşkanı Erdoğan alkışlar eşliğinde Genel Kurul'a giriş yaptı.ve Kürsüde yemin etti. Erdoğan'ın ettiği yemin şöyle: “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
16:31: Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'de resmi törenle karşılandı.

ERDOĞAN'A SEVGİ SELİ

16:25 :Yoğun güvenlik önlemleri ile Meclis'e geçen Erdoğan'a güzergahta vatandaşlar büyük sevgi gösterilerinde bulundu. Erdoğan'ın makam aracının üzerine gül dökülmesi de dikkat çekti.
16:21: Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurbaşkanlığı yemin töreni için Külliye'deki resmi konutundan TBMM'ye hareket etti.
16.20: MHP Lideri Devlet Bahçeli, Genel Kurul salonuna girdi. Bilal Erdoğan, Sümeyye Erdoğan, Esra Albayrak ve Sümeyye Erdoğan’ın eşi Selçuk Bayraktar da salona girdi. Erdoğan’ın çocukları, Şeref Locası’nda Erdoğan’ın Genel Kurul’a geldiği zaman oturduğu bölümden töreni izleyecek. Erdoğan’ın iki torunu da Şeref Locası’nda oturuyor.
15.55 : Genel Kurul’da şu anda yabancı misyon temsilcileri, davetliler ve medya temsilcileri yer alıyor. Milletvekilleri yavaş yavaş salona gelmeye başladı.

HDP'li milletvekilleri İstiklal Marşı okumadı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin etmesinden sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu, HDP'liler ağzını bile oynatmadı.

PARLAMENTER SİSTEME VEDA

Erdoğan'ın yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin ettikten sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu.

HDP SIRALARI SESSİZ

Meclis'te büyük bir gururla İstiklal Marşı okunurken terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı HDP sıraları sessizdi.
CHP'den gelen oylarla Meclis'e giren HDP'li milletvekilleri, İstiklal Marşı'nı okumadı.


Meclis'te CHP sıraları boş kaldı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Meclis'te yemin etti, CHP ise sıraları boş bıraktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis'teki yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.

CHP'LİLER YEMİN TÖRENİNE KATILMADI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TBMM Genel Kurulunda yapacağı yemin törenine katılacaklarını, ancak salonda ayağa kalkmayacaklarını açıklamıştı.
Yemin törenine katılmayan CHP'liler, koltukları boş bıraktı.

25 Haziran 2018 Pazartesi

TÜRKİYE SEÇİMİNİ YAPTI

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Recep Tayyip Erdoğan ilk turda Cumhurbaşkanı seçildi. MHP, bütün kamuoyu yoklamalarını bir defa daha yanıltarak Meclis'in kilit partisi oldu



CUMHURBAŞKANLIĞ'ı Hükümet sisteminin ilk seçimi Cumhur İttifakı'nın büyük başarısına sahne oldu. İttifakın adayı Erdoğan, ilk turda yüzde 50'yi geçerek Cumhurbaşkanı seçildi. MHP, üzerinde oynanan bütün oyunları, kamuoyu yoklamaları ile oluşturulmak istenen algı operasyonlarını yerle bir ederek Meclis'te kuvvetli bir temsil imkanı kazandı. Cumhur İttifakı Meclis'te ezici bir çoğunluk kazandı. MHP Lideri Erdoğan'ı arayarak tebrik etti.

56 milyon 322 bin 632 seçmen Türkiye genelinde kurulan 180 bin 65 sandıkta oylarını kullandı. Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde güvenliği sağlamak amacıyla 264 bin 526 polis, 195 bin 695 jandarma, 50 bin 793 güvenlik korucusu, 19 bin 993 gönüllü güvenlik korucusu olmak üzere 531 bin 7 güvenlik personeli görev yaptı. 34 ülkeden 635 yabancı gazeteci ve uluslararası 8 kuruluştan 415 kişi, seçimi izledi.

AĞRI, Şırnak, Batman ve Diyarbakır'da seçime ilişkin akreditasyonu bulunmadığı ve AGİT gözlemcisi olmadığı halde kendisini gözlemci olarak tanıtarak seçimlere müdahale girişiminde bulundukları belirlenen 20 yabancı hakkında yasal işlem başlatıldı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin ilk seçimi Cumhur ittifakının büyük başarısına sahne oldu. İttifakın adayı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda yüzde 50'yi geçerek Cumhurbaşkanı seçildi. MHP üzerinde oynana bütün oyunları, kamuoyu yoklamaları ile oluşturulmak istene algı operasyonlarını yerle bir ederek mecliste kuvvetli bir temsil imkanı kazandı. Cumhur ittifakı mecliste ezici bir çoğunluk kazandı.

CUMHURBAŞKANI ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde dün yurt içinde 56 milyon 322 bin 632 seçmen, 180 bin 65 sandıkta oy kullandı ve  Cumhurbaşkanı ile Meclis'in yeni üyelerini seçti.

 Cumhurbaşkanlığı seçimi için 6 aday, 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için 8 siyasi parti yarıştı. AK Parti ve MHP'nin kurduğu "Cumhur İttifakı" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, CHP Muharrem İnce'yi, HDP ise Selahattin Demirtaş'ı cumhurbaşkanı adayı olarak göstermişti. Seçmenlerin imzasıyla cumhurbaşkanı adayı olmak üzere başvuran ve gerekli 100 bin imzayı toplayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de cumhurbaşkanı olabilmek için yarıştı. Vatandaşlar, bu seçimde 550 yerine 600 milletvekili için oy kullandı.. 

Seçime AK Parti, CHP, HDP, HÜDAPAR, İYİ Parti, MHP, Saadet Partisi ile Vatan Partisi katıldı. BBP'nin adayları AK Parti, DP'nin adayları ise İYİ Parti listelerinden seçime girdi.Siyasi partilerin ittifak yaparak seçime katılmasına olanak tanıyan yeni yasa değişikliği sayesinde ittifaklar da kuruldu. AK Parti ve MHP "Cumhur İttifakı", CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ise "Millet İttifakı" adı altında oy pusulasında yer aldı. Seçmenler, iki oy pusulasını tek zarfa koyarak seçimini yaptı.

531 BİN 7 GÜVENLİK PERSONELİ GÖREV YAPTI



Seçimde güvenliği sağlamak amacıyla 264 bin 526 polis, 195 bin 695 jandarma, 50 bin 793 güvenlik korucusu, 19 bin 993 gönüllü güvenlik korucusu olmak üzere 531 bin 7 güvenlik personeli görev yaptı.

34 ÜLKEDEN 635 YABANCI GAZETECİ SEÇİMLERİ TAKİBETTİ

 Öte yandan 34 ayrı ülkeden 635 yabancı basın mensubu, dün yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ni izlemek için Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'ne (BYEGM) akreditasyon yaptırdı.Yabancı basın mensuplarının seçim sonuçlarını takip edebilmesi için BYEGM tarafından Ankara, İstanbul ve Diyarbakır'da basın merkezleri de kuruldu. Buralardaki ekranlardan, BYEGM ve Anadolu Ajansı (AA) iş birliğiyle sağlanan bilgilerle seçim sonuçları anlık takip edilebildi. BYEGM, gazetecilerin alandaki faaliyetlerini kolay yürütebilmesi için de ekipler oluşturdu.

SEÇİMİ 415 ULUSLARARASI GÖZLEMCİ İZLEDİ

Uluslararası 8 kuruluştan 415 kişi, dün yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ni izlemek üzere görevlendirildi.
Seçimler için 8 uluslararası kuruluş ve parlamenter oluşumdan toplam 415 gözlemcinin Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) akreditasyonu sağlandı.
Seçimlerin adil, özgür ve şeffaf bir ortamda yürütülüp yürütülmediğini gözlemlemek için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'ndan (AGİT) 234, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi'nden (AGİTPA) 72, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nden (AKPM) 35, Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nden (AKDENİZPA) 10, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi'nden (KEİPA) 5, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi'nden (TÜRKPA) 15, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nden (Türk Konseyi) 21 ve Şanghay İşbirliği Örgütü'nden (ŞİÖ) 23 olmak üzere 415 kişi süreci takip  etti.

Akreditasyonu sağlanan gözlemciler, özellikle seçim günü oy verme ve oyların sayım-döküm ve tutanaklara geçirme işlemlerini sandık kurulunun görevini aksatmayacak şekilde izleyebildi. Gözlemciler, seçimlerde uluslararası seçim standartlarının sağlanıp sağlanmadığını, propaganda sürecini, seçime katılımı, seçim iş ve işlemlerini izleyerek, bu çalışmalar hakkında rapor hazırlayacak.

YENİ SİSTEM NELER GETİRİYOR?



Dünkü seçimle birlikte vekil sayısı 600'e çıktı. Ülkede tüm yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı başkanlığındaki Bakanlar Kurulu'nda olacak. Cumhurbaşkanı bürokrasiden uzak, hızlı çalışabilecek nitelikli yöneticileri bakan olarak görevlendirecek. Kamu yönetimi mimarisi, bu temelle yenilenecek.
Bakanlar da Cumhurbaşkanı yardımcıları da Meclis dışından olacak.

 Kaç yardımcı atayacağına Cumhurbaşkanı karar verecek. Onunla ilgili bir sayı anayasaya koyulmadı. 
Tarihi Başbakanlık binası ve Bakanlar Kurulu toplantıları tarihe karıştı. Yeni sistemde ekonomi, güvenlik, adalet gibi temel alanlarda 3 ila 5 Cumhurbaşkanı yardımcısı olması öngörülüyor. Şu anda 26 olan bakanlık sayısı da azaltılacak.

YENİ SİSTEMDE KABİNE

Yeni sistemde bakanlar, Meclis dışından seçilecek. Milletvekili olan birinin bakan yapılması gerekirse vekillikten istifa etmesi gerekecek.  Bazı bakanlıkların birleştirilmesi hedefleniyor. Parlamenter sistemde kabine Başbakan'a bağlı olarak çalışıyordu. Yeni sistemde kabinenin başı Cumhurbaşkanı olacak. Bir de ABD'deki gibi ofis yönetimi planlanıyor. Bakanların dışında Cumhurbaşkanı'na bağlı birimer olacak. Tüm bu değişiklikler için Cumhurbaşkanı, kararname yetkisini kullanacak.

29 Ekim 2018 Pazartesi

İstanbul Yeni Havalimanı açılıyor

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



İstanbul Yeni Havalimanı'nın ilk etabı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve çok sayıda devlet başkanının katılımıyla saat 16.30'da hizmete açılıyor.


CANLI YAYIN


İstanbul Yeni Havalimanı açılıyor




İstanbul Yeni Havalimanı'nın ilk fazı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılacağı programla bugün saat 16.30'da uçuşa açılıyor.


Tamamlandığında dünyanın en büyük havalimanı olacak İstanbul Yeni Havalimanı'nın ilk etabının açılışına geri sayım başlarken, açılış törenine saatler kaldı. 

Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşecek açılış törenine, dünyanın dört bir yanından gelecek 50'nin üzerinde üst düzey konuk şahitlik edecek.


Açılışa katılmak isteyen vatandaşlar havalimanına gelmeye başlarken, açılışın yapılacağı alanda son hazırlıklar devam ediyor.

 Havalimanı güzergahındaki yolların çevresinde ve terminal içinde Türk bayrakları, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğraflarının bulunduğu afişlerin yer aldığı görüldü.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bu sadece bir havalimanı değil, bir zafer anıtıdır" sözünün yer aldığı panolar da havalimanının çeşitli noktalarına yerleştirildi.


"İstanbul'un yeni, dünyanın en büyük havalimanı hizmetinizde" ve "Yeni Havalimanı'mız vatana, millete hayırlı olsun" yazılı afişler de havalimanı içi ve çevresine asıldı.


Platform önüne katılımcı ülke bayrakları da konuldu.


Havalimanı girişinde oluşturulan özel alanda, açılışta görevli ve daha önce akredite olan personel, basın mensubu ve diğer ilgililere yaka kartları dağıtıldı. 

Basın mensupları, yaka kartlarını almalarının ardından servislerle terminal içindeki basın bölümüne taşındı. 

Otopark alanında açılışta görevli personelleri taşıyan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait "HAVAİST" servis otobüsleri de yer aldı.

Terminal içi ve dışında geniş güvenlik önlemleri alınırken, havalimanı girişinde Türkçe ve İngilizce "İstanbul Havalimanı" ile birçok dilde "Evinize Hoş Geldiniz" yazıları dikkati çekti.

Terminal içindeki ekranlarda İstanbul Yeni Havalimanı'nın yapım sürecini gösteren videolar gösteriliyor. 

Açılış töreni terminal binası içinde kurulan platformda gerçekleştirilecek.

Tören, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın konseriyle başlayacak ve canlı yayınlarla dünyanın dört bir yanından takip edilebilecek.

"İlk faz 42 ayda tamamlandı"
KDV dahil 26 milyar 140 milyon avroluk yapım, işletme ve devir bedeliyle ihalesini kazanan Limak/Kolin/Cengiz/Mapa/Kalyon Ortak Girişim Grubu'nca inşa edilen, yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli havalimanının ilk fazda, 1.4 milyon metrekarelik ana terminal binası, 2 pist, Hava Trafik Kontrol Kulesi ve destek binaları bulunuyor. 42 ayda tamamlanan ilk fazda yaklaşık 200 bin işçinin çalıştığı bildirildi.


Toplamda 76,5 milyon metrekarelik alan üzerine kurulan havalimanının ilk fazının açılması için 6 milyar avroluk yatırım yapıldığı belirtilirken, havalimanının diğer etaplarının da yolcu artışlarına bağlı olarak 2023'e kadar tamamlanacağı bildirildi.


Özel sektör kaynaklarıyla yap-işlet-devret (YİD) modeliyle inşa edilen havalimanı, tamamlandığında 6 bağımsız pisti, 500 uçak kapasitesi, 70 bin araçlık açık ve kapalı otoparkı ve yıllık 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havalimanı olacak.


Bu arada, Ortak Girişim Grubu, 25 yılda, yıllık KDV dahil 1,1 milyar avro olmak üzere 26 milyar avro kira ödeyecek.

Açılış törenine çok sayıda devlet başkanı katılacak


Açılışa, Arnavutluk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ilir Meta, Katar Devleti Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad Al-Thani, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov, Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Makedonya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Moldova Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Igor Dodon, Pakistan İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Arif Alvi, Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Sudan Cumhurbaşkanı Feldmareşal Omar Hassan Ahmad Al Bashir, Bosna Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı (Başbakan) Denis Zvizdic, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Altyapı Bakanı Alenka Bratusek, Gürcistan Dışişleri Bakanı David Zalkaliani, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Moldova Cumhuriyeti Gagauz Özerk Yeri Başkanı Irina Vlah katılacak.

İngiltere Dışişleri Bakanlığının Avrupa ve ABD'den Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan'ın da açılışa katılacağı aktarıldı.

 Ayrıca, birçok ülkenin ulaştırma bakanları ile konuk devlet ve hükümet başkanlarına eşlik edecek dışişleri bakanları da açılışta yer alacak.

Havalimanı 250 havayolu şirketine hizmet verecek
İlk etapta günlük 5 kalkış ve 5 inişin olacağı havalimanında, THY iç hatlarda 31 Ekim'de Ankara, 1 Kasım'da Antalya, 2 Kasım'da İzmir'e ilk uçuşu gerçekleştirecek. İlk yurt dışı uçuş ise 1 Kasım'da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve 8 Kasım'da Azerbaycan'a yapılacak.

Yıl sonuna kadar taşınmanın tamamlanmasının ardından piste günde 2 bin uçak iniş-kalkış yapabilecek, 350'den fazla noktaya uçuş gerçekleştirilecek. Havalimanı, 250 havayolu şirketine hizmet verecek.

Temeli atıldığı günden bu yana birçok alanda ödül alan havalimanı, veri merkezindeki elektrik sistemleri 2N ve soğutma sistemleri N+1 yedekli yapıyla dizayn edilirken, Uptime Institute tarafından "Design (Tasarım)" belgesiyle sertifikalandırıldı. 

Uluslararası alanda rüşdünü ispat eden, adını sivil havacılık tarihine altın harflerle yazdıracak ve pek çok özelliğiyle ilklere imza atan İstanbul Yeni Havalimanı, Airbus A380 ve Boeing 747-8 gibi süper jumbo uçaklarının rahatlıkla yanaşabileceği ve yolcu deneyimi konusunda dünyada çığır açacak bir terminale sahip. 

Robotlar, yapay zeka, yüz tanıma ya da diğer kişisel bilgilerle işlem yapabilmeye olanak sağlayan havalimanı, yolcuların rahatı ve konforu için akıllı sistem, kablosuz internet, telsiz ve yeni nesil GSM altyapısı ile LTE, sensör ve konuşan 'nesneler' gibi son teknolojilerle donatıldı.

Havalimanının güvenliği 3 bin 500 güvenlik görevlisi ve son teknoloji 9 bin kamera ile sağlanacak. Güvenlik aynı zamanda terminal içinde bulunan sanal kuleden idare edilecek.

Dünyanın en iyi bagaj sistemine sahip

İstanbul Yeni Havalimanı'nda bagaj bekleme süresi de azalacak. Saatte 10 bin 800 bagaj işletme kabiliyeti olan 42 kilometre uzunluğundaki bagaj sistemiyle 13 check-in adasından toplanacak bagajlar uçaklara ve yolculara vakit kaybettirmeden ulaşacak. Erken gelen bagajların depolanması için EBS (Erken Bavul Sistemi) devrede olacak.

14 Aralık 2017 Perşembe

İstanbul’da tarihi Filistin kararı: Doğu Kudüs başkenttir!.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT Zirvesi’nde “Bağımsız Filistin talebinden asla vazgeçmeyeceğiz. İsrail terör ve işgal devletidir. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyalım” çağrısı yaptı. Zirvenin sonuç bildirgesinde de “Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir. Dünya Filistin devletini tanısın” vurgusu yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da ev sahipliği yaptığı Kudüs başlıklı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi'nde ABD'nin Kudüs kararını çok sert sözlerle eleştirdi. 

İsrail'in işgalci ve terörist bir devlet olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs'ün Filistin'in başkenti olarak tanınması çağrısı yaptı:

BU TAKSİMİ KURT BİLE YAPMAZ


- "Hiç uzun söze gerek yok. Kudüs sokaklarında birkaç dakika dolaşan herkes orasının işgal altında olduğunu anlayacaktır. Zaten işgal altında olan bu şehirle ilgili böyle bir kararın hiçbir hükmü olamaz. 

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 1980'de aldığı karara göre, hiçbir ülke Kudüs'te büyükelçilik bulunduramaz. Nitekim Amerika'nın bu hukuksuz kararına sadece Kudüs'ü işgal altında tutan İsrail destek vermiştir. 

Sayın Papa dahil şu ana kadar yaptığım tüm görüşmelerde Kudüs'le ilgili kararlı duruş teyit edilmiştir. İslam ülkeleri de ilk andan itibaren ve en açık şekilde ABD'nin kararını külliyen reddetmiştir.

- Bu karar şiddet yerine barıştan yana tavır koyan Filistinliler'in cezalandırılmaları anlamına geliyor. 1947'de İsrail ne ise, şimdi de Filistin ne yazık ki aynı duruma getirildi. Böyle bir taksimi inanın kurt-kuzu mücadelesinde kurt bile yapmaz.

- İsrail bir işgal devletidir. İsrail aynı zamanda bir terör devletidir. 

Erdoğan niye böyle söylüyorsun? 

Nasıl söylemeyeyim. 10 yaşında çocukları demir kafeslerin içine yığıyorlar. 14 yaşında çocukların gözleri bağlanıyor, dipçikleniyorlar.

'HAKLI OLAN GÜÇLÜDÜR'


- Siz tek başınıza böyle bir karar alabilirsiniz ama dünya sadece sizden ibaret değil. Sadece BM'nin üyesi 196 üye var. Ben 196 dünya ülkesinin buna tavır koyacağına inanıyorum. Güçlü bir ülke olabilirsiniz. Silahlarınız olabilir. Ama bunlar sizin güçlü olduğunuzu ifade etmez. Eğer haklıysanız güçlüsünüz.

- Barışı isteyenlerin değil, imkânsız hale getirenlerin yanında duran ABD, terörizmle yoğun mücadele yürütülen böyle bir dönemde tüm fanatiklerin ekmeğine yağ sürmüştür. Suriye'de DEAŞ'a karşı mücadele etmek üzere, YPG ve PYD terör örgütlerini yanına almıştır. Sadece Kuzey Suriye'ye 4 bin TIR'ı aşkın mühimmat nakledilmiştir. Peki bu silahlar acaba niçin geldi? Demek ki orada bulunan terör örgütlerine bu destekler verildi.


TEHDİTLERİN KAPISINI AÇMIŞTIR


- Kudüs kararıyla ateşlenen fitil, ABD ve İsrail'le birlikte tüm insanlığa yönelik tehditlerin kapısını açmıştır. ABD'nin kararı uluslararası hukuku çiğnemenin yanında medeniyetimize de indirilmiş ağır bir darbedir. Bugün Kudüs'ün mahremiyetini hiçe sayan kararlara imza atanların, Hz. Ömer'in büyük bir tevazuyla girerek mukaddes bir emanet olarak teslim aldığı Kudüs'ten alacakları çok ders vardır. Kudüs'ün tüm inançlar için taşıdığı öneme saygı duyan sayın Papa'ya, adil bir barış için gayret eden aklıselim sahibi Musevilere, Kıptilere, tahkir edilseler de muhkem duruşlarından taviz vermeyen herkese şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

- Buradan uluslararası hukuka sahip çıkan tüm ülkeleri, Kudüs'ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum. Artık daha fazla geç kalamayız. İslam ülkeleri olarak başkenti Kudüs olan, egemen ve bağımsız Filistin talebinden asla vazgeçmeyeceğiz. İsrail askerlerinin, Amerika'nın kararını protesto eden Filistinli kardeşlerimize uyguladığı zulmü lanetliyoruz. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir.

- Mescid-i Aksa ve Kubbetüs Sahra'nın içinde bulunduğu Haremi Şerif Müslümanlara ait kalacaktır. 

Haremi Şerif hedef alan ve giderek artan adeta ırkçı bir kampanyaya dönüşen yerleşimci saldırılarına karşı, buranın hamiliğini üstlenen Ürdün Kralı II. Abdullah kardeşimizle dik duruşumuzu sürdüreceğiz. Filistinli kardeşlerimizin de kendi aralarındaki sorunları çözmeleri zorunluluk haline gelmiştir. Kudüs fatihi Selahattin Eyyubi'nin şu altın tavsiyesi hepimize rehber olmalıdır. Dostlarıyla uğraşanlar hasımlarını yenemez.

FİLİSTİN'İN TANINMASI ŞARTTIR


- Henüz Filistin devletini tanımamış ülkelerin artık bu önemli adımı atmaları şarttır. Özellikle Avrupa'nın İsrail'in bir taraftan yerleşimleri genişletirken, diğer taraftan Filistin devletini tanımayın, çünkü barışa mani olur söylemine esir olmaktan vazgeçmesi gerekiyor. İşgal edenle işgal edilen arasında tarafsız kalmak zulme destek vermektir."

'KUDÜS HAKLARIMIZ EBEDİDİR'


- Ürdün Kralı 2. Abdullah: "ABD'nin almış olduğu karar çok tehlikelidir. Bunun hem barışı hem istikrarı etkileyeceğinden eminiz. Kudus'ün Arap Müslüman ve Hıristiyan kimliğini değiştirmeye çalışmanın, terörizmi, ekstremizmi destekleyeceğinden eminiz. Filistin halkını hakkı olan, doğu Kudüs'ün başkenti olan bağımsız bir devlet kurma konusunda desteklememiz lazım. Müslümanlar ve Hıristiyanlar olarak Kudüs'teki haklarımız ebedidir."

'KORUMAYA HAZIRIZ'


- İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani: "İran olarak Müslüman ülkelerin her biriyle işbirliğine hazırız. Kudüs'ü korumaya hazırız. Bu konuda hiçbir çekincemiz ve ön koşulumuz yoktur. Filistin'in kaderini belirleme çabası içindeler. Eğer bu çabalar ses getirirse siyonistler Filistin'i daimi olarak işgal eder. ABD maalesef yıllarca müzakerelerde bir hakem olarak tayin edildi. Halbuki ABD hiçbir zaman dürüst bir aracı olmamıştır, olmayacak da. Görünen o ki sadece maksimum çıkar elde etmeye çalışıyor."

BASIN ORDUSU TAKİP ETTİ


- Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'ndeki zirve 11.00'de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın açılış konuşmasıyla başladı.

- Zirveye 16'sı lider düzeyinde 48 ülkeden temsilciler katıldı.
- Zirveye, 650 civarında yerli ve yabancı basın mensubu akreditasyon yaptırdı. Türkiye dışında 37 ülkeden yayın kuruluşu zirveyi takip etti.

- Yoğun güvenlik önlemleri kapsamında İstanbul Kongre Merkezi'ne çıkan yollar sabah saatlerinden itibaren araç ve yaya trafiğine kapatıldı. İTÜ öğrencileri ve çevrede çalışanlar arama yapılarak içeri alındı. Ambulanslar dahil tüm araçlar detaylı aramadan geçirildi. Polis, bölgede kuş uçurtmadı.
- İİT üyesi ülkelerin bayraklarını taşıyan ve Mescid-i Aksa resimlerinin olduğu maskeler takan göstericiler, binanı önünde ABD ve İsrail aleyhinde sloganlar attı.



AİLE FOTOĞRAFI


1- Nicolas Maduro (Venezüella Devlet Başkanı), 
2- Mansur Hadi (Yemen Cumhurbaşkanı), 
3- Michel Aoun (Lübnan Cumhurbaşkanı), 
4- Ömer El Beşir (Sudan Devlet Başkanı), 
5- Şeyh Tamim (Katar Emiri), 
6- Kral Abdullah (Ürdün Kralı), 
7- Hasan Ruhani (İran Cumhurbaşkanı), 
8- Eşref Gani (Afganistan Devlet Başkanı), 
9- Şeyh Sabah (Kuveyt Emiri), 
10- Mahmud Abbas (Filistin Devlet Başkanı), 
11- İlham Aliyev (Azerbaycan Cumhurbaşkanı), 
12 Joko Widodo (Endonezya Devlet Başkanı), 
13- Hasan El Bolkiah (Brunei Sultanı), 
14- Alpha Conde (Gine Cumhurbaşkanı), 
15- Mustafa Akıncı (KKTC Cumhurbaşkanı)

LİDERLERLE GÖRÜŞTÜ


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi'nin ardından Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü'nde konuk liderlerden İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir ile ayrı ayrı görüştü. Görüşmeler basına kapalı gerçekleşti.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, misafir olarak toplantıda bulundu.

1 Mayıs 2018 Salı

Türkiye'de Siyasi Partiler AKP

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Adalet ve Kalkınma Partisi 

2002'den bu yana tek başına iktidar olan AKP, 'muhafazakâr demokrat' kimliğiyle ülkenin temel meseleleriyle ilgili radikal değişikliklere imza attı. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Davutoğlu'nun tek aday olduğu olağanüstü kongreyle yeni döneme başladı. Ancak Davutoğlu, genel başkanlık görevinde iki yılı tamamlayamadan yine olağanüstü bir kongre ile koltuğunu devrediyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik açıdan son derece çalkantılı bir dönemi olan 2000’li yılların başında kuruldu.
Önderliğini Necmettin Erbakan’ın yaptığı 'Milli Görüş' hareketinin, 28 Şubat süreci ve sonrasında peş peşe gelen parti kapatma kararlarının ardından zayıflamasıyla, oluşum içindeki yenilikçi kanat daha merkez tabanlı bir siyasi parti arayışına girdi.
Bu arayışın sonucunda, Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, ağırlığını Milli Görüş tabanının oluşturduğu ancak merkez sağ siyasetçilerinin de yer aldığı bir çalışmayla yeni bir teşkilat oluşturuldu.

Parti, kurulduktan yalnızca bir yıl sonra 2002’de yapılan genel seçimleri kazanarak, cumhuriyet tarihinin çok partili döneminde tek başına iktidarı elde eden dördüncü parti olmayı ve devam eden süreçte girdiği tüm seçimleri kazanmayı başardı.
Siyasi duruşunu, ‘muhafazakâr demokrat’ olarak belirleyen partinin amblemindeki ampul, ışığı, aydınlığı ve şeffaf yönetimi temsil ediyor.
AK Parti’nin 12 yıldır devam eden iktidarında, ekonomik istikrar, darbe davaları, Kürt Sorunu, laiklik tartışmaları ve sivil-asker ilişkileri gibi konular ön plana çıktı.
TARİHÇE
Türkiye’de 2002’den bu yana tek başına iktidar olan AKP, 14 Ağustos 2001’de Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kuruldu.
AKP, 1972’de kurulan ve Necmettin Erbakan’ın liderliğini yaptığı Milli Selamet Partisi’nin (MSP) ardından, ‘Milli Görüş’ hareketini temsil eden Refah Partisi (RP) ve Fazilet Partisi’nin (FP) ‘yenilikçi mirasçısı’ olarak ortaya çıktı.
Erdoğan, partinin kuruluş çalışmalarına, okuduğu bir şiirden dolayı aldığı hapis cezasının infaz edildiği Kırklareli Pınarhisar Cezaevi'nde başladı.
Fazilet Partisi’nin 2000’de, Refah Partisi’nin devamı olduğu gerekçesiyle kapatılmasının ardından, partinin içindeki ‘yenilikçi’ kanat yeni siyasi parti arayışının parçası oldu.
AKP, 2001'de Erdoğan'ın önderliğinde kuruldu. [AA]
Erdoğan hapisten çıktıktan sonra 'Milli Görüş'ün yanı sıra, farklı görüşlerden insanları bir araya getirecek bir siyasi parti kurmayı hedefledi. Aralarında Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu ve Hayati Yazıcı gibi isimlerin yer aldığı grup, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yeni oluşum için halkın nabzını yoklamaya başladı.
Bu yeni oluşum, uzun süren planlama sürecinin sonunda, 14 Ağustos 2001’de partinin kurulduğunu ilan etti. Parti içinde Milli Görüş’ün yenilikçi yüzlerinin yanı sıra, özellikle merkez sağ ve Anavatan Partisi kökenli isimler yer aldı. Yeni çizgisini ‘muhafazakâr demokrat’ olarak belirledi.
Partinin 16 Ağustos 2001’deki ilk genel kongresinde Erdoğan genel başkan seçildi.
Bu dönemde iktidarda olan koalisyon hükümetinde yaşanan siyasi kriz ve ekonomik bunalım nedeniyle, AK Parti, 2002 Genel Seçimleri için kısa süre içinde anketlerde öne çıkan parti konumuna geldi.
Seçimlerden 10 gün önce, dönemin Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, ‘Siyasi Partiler Yasası’nı ihlal ettiği gerekçesiyle AKP’nin kapatılması istemiyle dava açtı.
Ancak davaya rağmen kuruluşunun üzerinden yaklaşık 14 ay geçtikten sonra 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimlere katılan AKP, yüzde 34,29 oyla tek başına iktidar oldu.
İş başına geldikten sonra ekonomik gelişime ağırlık veren parti, bu alanda önemli bir ilerleme sağladı. 2001 ekonomik krizinin etkileri zamanla hafiflerken işsizlik ve enflasyonda düşüş yaşandı.
Ekonomide sağlanan bu ilerleme sonrasında AK Parti, 2004’te yapılan yerel seçimlerde de sandıktaki başarısını sürdürdü.
Parti, kritik seçimlerde oy oranını yüzde 42’ye yükselterek, İstanbul, Ankara ve Adana gibi önemli şehirlerde belediye başkanlıklarını elde etti. Üst üste ikinci seçimi de kazandıktan sonra ekonomi ve dış politika ağırlıklı siyasetini sürdürdü.
Bu süreçte laiklik tartışmaları, siyasette askerin rolü gibi konular, partinin özellikle ilk döneminde sık sık gündeme geldi; AKP bu konularda yoğun biçimde eleştirildi.
Siyasi taraflar arasındaki gerginlik 2007’de en üst noktaya ulaştı. Geniş katılımla farklı şehirlerde gerçekleştirilen Cumhuriyet mitinglerinde hükümete sert tepki gösterilirken, Erdoğan ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkıldı.
Aynı yılki genel seçimler öncesinde 'e-muhtıra' olarak bilinen, 27 Nisan tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde hükümete karşı yayınlanan bildiri seçimleri farklı bir boyuta taşıdı.
Erdoğan liderliğinde AKP, bu gergin ortamda 22 Temmuz 2007 yılındaki genel seçimlerde de zafer kazandı ve oylarını yüzde 47'ye yükseltme başarısı gösterdi.
Parti için kritik eşiklerden biri 2007'deki 'Köşk krizi' oldu. [AA]
2007’deki seçim zaferinin ardından da laiklik tartışmaları devam etti. 2008’de ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu’ gerekçesiyle AK Parti’nin kapatılması istemiyle dava açıldı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, kapatılması ve Başbakan Erdoğan başta olmak üzere, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahil 71 kişinin 5 yıl süre ile siyasetten uzaklaştırılması istemiyle hazırladığı iddianameyi Anayasa Mahkemesi'ne sundu.
Mahkeme, 30 Temmuz 2008 tarihinde açıkladığı kararında, partinin kapatılmasını 5'e karşı 6 oyla reddetti, ancak hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesine hükmetti.
2008 yılının kapatma davası dışındaki diğer önemli gelişme başta ABD olmak üzere çok sayıda ülkeyi etkileyen küresel mali kriz oldu.
Krizin etkileri Türkiye’ye belirgin bir şekilde yansımadı, ancak 2009 yerel seçimlere söz konusu krizin gölgesi altında gidildi.
AK Parti bu seçimde, daha önce sürdürdüğü oy artışını kaybetti ve seçim sonuçlarına göre oyların yüzde 39’una ulaştı.
Buna rağmen iktidar partisi, seçimlerde birincilik unvanını korurken, büyükşehirlerdeki belediyeleri de korumayı başardı.
AKP, 2010’da bazı anayasal değişikliklerini öngören paketi gündeme getirdi. Anayasa Mahkemesi ve Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını değiştiren, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı getiren, askerlerin sivil mahkemede yargılanmalarını sağlayan ve daha birçok değişiklik içeren paket referadumdan yüzde 58 oyla geçti. (Anayasa değişikliğinin tam metni)
Eylül 2012’de, iki yıllık siyasi geçmişi olan Halkın Sesi Partisi (HAS Parti), AKP’ye katılma kararı aldı.
2013 yılındaki Gezi Parkı eylemleri AK Parti iktidarının karşılaştığı en büyük toplumsal hareket oldu.
Erdoğan liderliğindeki AKP, daha önce kendisine destek veren Gülen Cemaati ile 2012 yılından itibaren ayrışmaya başladı. Hükümet ile Cemaat arasındaki kavga 17 Aralık 2013'te yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla iyice su yüzüne çıktı. Erdoğan ve AK Parti, operasyonu "komplo" ve "darbe girişimi" olarak niteledi. Cemaati de devlet içinde "paralel yapı" olarak adlandırılan Erdoğan, hükümet olarak bu yapıyla sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi. Bu dönemde AKP'den yedi milletvekili istifa etti.

AK Parti, Hükümet-Cemaat kavgası gölgesinde gidilen 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde yüzde 45 oy alarak yine birinci çıktı.
2014'teki cumhurbaşkanı seçimi AKP için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos'ta yapılan ilk turda yüzde 51,8 oy alarak Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.
AK Parti yönetimi, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından yeni genel başkan seçimi için olağanüstü kongre kararı aldı. Erdoğan, 21 Ağustos'ta yapılan Merkez Yönetim Kurulu'nun ardından yeni genel başkan ve başbakan adayının Dışişleri Bakanı ve Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu olduğunu açıkladı.
Davutoğlu, 27 Ağustos 2014'te yapılan yapılan 1. Olağanüstü Kongre'ye tek aday olarak girdi, geçerli 1382 oyun tamamını alarak AK Parti'nin ikinci genel başkanı oldu. Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan da AK Parti'ye bu kongre ile veda etti.
Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan'ın AK Parti'ye veda ettiği kongrede 
Davutoğlu geçerli oyların tamamını alarak genel başkan seçildi.
[[Fotoğraf: AFP/Getty Images]]
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı yeminini ettikten bir kaç saat sonra Davutoğlu'na yeni hükümeti kurma görevi verdi. 29 Ağustos2014’te de, Davutoğlu başkanlığındaki 62. hükümet kuruldu.
Ahmet Davutoğlu, Erdoğan sonrası dönemin ilk kabinesinde ve partinin üst yönetimi olan MYK'da sınırlı sayıda değişiklik yaptı.

9 aylık ilk Başbakanlık döneminde 'farklı' bir Cumhurbaşkanı olacağını söyleyen Erdoğan'ın pek çok konudaki müdahalelerine en azından kamuoyu önünde sessiz kaldı.
Şeffaflık Tasarısı'nın rafa kaldırılması, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın AK Parti milletvekili olmak için istifa edip sonra istifası geri almak zorunda kalması, Merkez Bankası yönetimi ve faiz politikası konusunda görüş ayrılığı, yolsuzlukla suçlanan bakanların Yüce Divan'da yargılanmaları konusunda Cumhurbaşkanı’yla yaşanan görüş ayrılığı, Çözüm Süreci'nin unsurlarından İzleme Kurulu'nun Cumhurbaşkanı’nın itirazıyla hayata geçirilememesi, 2005 Eylül ayında toplanan AK Parti 5.Olağan Kongresi'nde parti yönetimine girecek isimlerde Erdoğan ile yaşanan görüş ayrılıkları Beştepe-Çankaya ilişkilerinde ortaya çıkan belli başlı sıkıntılar oldu.

AK Parti, 7 Haziran 2015 seçimlerine ilk kez başında kurucu genel başkan Tayyip Erdoğan olmadan Davutoğlu'nun genel başkanlığında girdi. Bu seçimden AK Parti bir önceki genel seçime göre dokuz puan kayıpla yüzde 41 oyla çıktı. AK Parti, 2002 yılından beri girdiği seçimlerde ilk kez tek partili hükümet çoğunluğunu kaybetti. Bu sonuçla bile AK Parti, en yakın rakibinin 19 puan önündeydi, ancak seçim sonucu hükümet ancak bir koalisyon ile mümkündü.
Ahmet Davutoğlu, en çok oyu alan partinin başkanı olarak Cumhurbaşkanı’ndan aldığı hükümeti kurma göreviyle MHP ve CHP ile koalisyon arayışlarına girdi. Ancak MHP en başından itibaren bir koalisyon içinde yer almama kararından geri dönmedi.
AK Parti, haftalarca süren 'istikşâfi' görüşmelerden sonra CHP'ye 'kısa süreli' bir koalisyon önerdi. CHP'liler, bunun iş yapacak bir 'koalisyon' hükümeti değil, 'üç aylık' bir seçim hükümeti olduğunu belirterek, reddettiler. O dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'koalisyon' kurulması yerine yeniden seçime gidilmesini talep ettiği, koalisyon hükümetinin bu yüzden kurulamadığına dair yorumlar yapıldı.
7 Haziran seçimlerinden sonra bir hükümet kurulamayınca, Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı ülkeyi doğrudan seçimlere götürme yetkisini devreye soktu. Anayasa’nın belirlediği bakanlık kotalarına göre oluşan 'seçim hükümeti'nin başında en fazla oyu alan partinin genel başkanı olarak yine Ahmet Davutoğlu yer aldı.
Davutoğlu 1 Kasım 2015 seçimlerinden yaklaşık 40 gün önce yapılan AK Parti 5. Olağan Kongresi'nde geçerli oyların tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi. Genel başkan seçildi ama bunun karşılığında parti yönetimini oluşturan Merkez Karar Yönetim Kurulu ( MKYK) onun kontrolü dışında Erdoğan'ın yönlendirmesiyle şekillendi . Parti yönetimine kimlerin gireceğine dair tartışmalarda Eski Ulaştırma Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın o sıradaki başdanışmanı Binali Yıldırım'ın Davutoğlu'na karşı aday olabileceği haberleri yayıldı. Hatta Binali Yıldırım'ın 900 delegeden imza topladığı, Davutoğlu'nun MKYK listesinde inisiyatifi tümüyle Erdoğan'a bırakması üzerine adaylıktan vazgeçtiği şeklinde değerlendirmeler yapıldı.
Bu süreç Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında o zamana kadar yaşanan en önemli görüş ayrılığı olarak görüldü.

Kongre sonrasında yapılan 1 Kasım seçimlerinden AK Parti yüzde 49 oyla büyük bir zaferle çıktı. MHP ve HDP iki seçim arasında geçen dört ayda büyük oy kaybına uğradı. İki partiden de kaçan oylar AK Parti'ye geldi. Böylece Davutoğlu başkanlığındaki AK Parti yeniden 'tek başına iktidar' imkânına kavuştu.
1 Kasım seçimlerinden sonra 24 Kasım 2015'te “Üçüncü Davutoğlu hükümeti” kuruldu.
Bu dönemde de Cumhurbaşkanı’yla ilişkiler kamuoyuna yansıtmamaya gayret etseler de sıkıntılı şekilde devam etti. 29 Nisan 2016'da toplanan MKYK, Cumhurbaşkanı - Başbakan ilişkilerinde yeni bir kırılmaya sahne oldu. Çoğunluğu Erdoğan'a yakın MKYK üyeleri, teşkilatlara atama yapma yetkisinin ilgili genel başkan yardımcısından alınıp yeniden MKYK'ya devredilmesini talep ettiler. Bu genel başkana yönelik bir darbe olarak nitelendirildi. Talebin altında Genel Başkan dışındaki 50 MKYK üyesinden 47'sinin imzası yer aldı. Metinde imzası olmayan üç isimden ikisi AK Parti'nin Davutoğlu'nun hemşehrisi olan iki Konya milletvekili Selçuk Öztürk ve Mehmet Babaoğlu ile Cemil Çiçek idi.
4 Mayıs 2016’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 1 saat 40 dakika süren bir görüşme yaptı. Bu görüşmenin ardından AK Parti tarihindeki ikinci olağanüstü genel kurul kararını aldı. Davutoğlu da 5 Mayıs 2016’da parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile genel başkan adayı olmayacağı kongrenin 22 Mayıs 2016’da gerçekleştirileceğini duyurdu.
Davutoğlu yaptığı duygusal konuşmada “Her cephede üzerimize düşeni yaptık. Amacım üzerimdeki bu ağır yükün hakkını vermekti. Cumhurbaşkanımız “Emanetçi bir başbakan istemiyorum” demişti. Son derece haklıydı. Emanetçi olmadım” dedi. Ahmet Davutoğlu kararını şu sözlerle duyurdu:
"'Er refik kable't tarîk', yoldan önce yol arkadaşı yani. Yola çıktığım arkadaşlarımızın benimle olup olmadığını bilmek isterim. Son MKYK’da ilk imzayı ben attım ama takip edilen yöntemi refik olmakla bağdaştıramadım. Bu anlamda hem refiklerin hem benim bir muhasebe yapması gerekiyordu.
Cumhurbaşkanım ile yaptığım görüşmede AK Parti’nin birliği için refik yerine genel başkanın değişmesinin doğru olacağına karar verdim. Onun içi aday olmayı düşünmüyorum."
Davutoğlu bu açıklamanın ardından veda ziyaretlerine, parti yönetimi de kongre hazırlıklarına başladı.
Partinin genel başkanlığına ve başbakanlığa gelecek isim konusunda karar verici olanın, kurucu genel başkan yani Cumhurbaşkanı Erdoğan olacağı kesin olmasına karşın, teşkilatta temayül yoklamaları yapıldı. Süreçte iki isim ön plana çıktı: Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Parti teşkilatı ve milletvekillerinin ağırlıklı tercihi ise Yıldırım yönünde oldu.
PARTİNİN TEMEL KONULARDAKİ DURUŞU

Temel hak ve özgürlükler


AKP’nin programındaki temel hak ve özgürlükler bildirisinde laiklik, dini değerler ve etnisitenin istismar edilerek siyaset malzemesi yapılmasının engellenmesi, işkence, gözaltında ölüm, kayıp, faili meçhul cinayetler gibi eylemlerin üzerine gidilmesi öne çıkıyor.
Parti, demokrasinin vazgeçilmez ilkesi olarak tanımladığı laikliğin, ‘din düşmanlığı şeklinde yorumlanmasına ve örselenmesine’ karşı olduğunu kaydediyor.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ''Kürtaj dediğimiz zaman, bir canlının,
anne rahminden kazınıp alınmasını, organlarının vücudunun kesil-
mesini konuşmuş oluyoruz'' demişti. [AA]
Kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı ve basın özgürlüğü de parti programında vurgu yapılan diğer unsurlar.
AK Parti döneminde, uzun yıllar Türkiye’de siyasetin temel tartışma konularından biri olan türban meselesinde de önemli ölçüde ilerleme sağlandı.
Türbanlı üniversite öğrencilerinin okula alınmamaları, dersten çıkarılmaları ve haklarında tutanak tutulması gibi uygulamalar sona erdi.
Kamuda çalışanların türban giymesi önündeki engellerin kaldırılması için de bazı çalışmalar başlatıldı.
Bunun yanı sıra özgürlükler konusunda Türkiye’de ve dünya kamuoyunda tartışılan girişimler de yaşandı.
Başbakan Erdoğan başta olmak üzere bazı bakanlar ve parti üyelerinin kürtajın yasaklanması yönündeki açıklamaları tepki çekti. Ancak kürtaj konusunda sınırlama ya da yasak getiren yasal bir mevzuat yürürlüğe sokulmadı.

Hukuk ve adalet

Partinin kuruluş programında Türkiye’nin hukuk devletinden ziyade kanun devleti görüntüsü verdiği eleştirisi yapılıyor. Bu durumda ‘Devletin Hukuku’ yerine ‘Hukuk Devleti’ anlayışının esas olması gerektiği öne sürülüyor.
Bu ilke çerçevesinde, evrensel hukuk ilkelerine uygun yeni bir anayasanın yürürlüğe girmesi gerektiğini kaydediyor.
2004 yılındaki anayasa değişikliği ile devlete karşı işlenen suçlarla ilgili yargılamanın yapıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi kaldırıldı.
Yargının yürütme üzerindeki kısıtlayıcı etkisini ülke yönetimi açısından önemli bir sorun olarak gören parti, 12 Eylül 2010 referandumuyla kritik önemde yeni anayasa değişikliklerine imza attı.
Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay ve Danıştay’ın yapısı değiştirildi.
Bunun yanı sıra, yargı paketleriyle uzun bir süre boyunca yoğun eleştiri alan bazı ağır cezalarda indirim ve anadilde savunma gibi konularda adım atıldı.
Ancak partiya yönelik, uzun tutukluluk süreleri, milletvekillerinin tutukluluk hali ve yargılamada usüllerle gibi bazı konularda eleştiriler devam ediyor.

Demokratikleşme ve sivil toplum

Parti programında, "vatandaşların siyasete katılımlarında asli işlevi gören ve demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak" tanımlanan siyasi partilerin hareket alanının genişletilmesi gerektiği belirtiliyor.
Demokratikleşme önündeki hukuki engellerin AB üyelerinin uyması gereken Kopenhag Kriterleri esas alınarak kaldırılmasının yanı sıra, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için gerekli anayasal ve yasal tüm düzenlemelerin yapılacağı öne sürülüyor.
Askeri vesayetin geriletilmesiyle ilgili önemli adımlar atılırken, çok uzun süredir TSK’nın siyasete müdahale etme durumu ortadan kaldırıldı.
Milli Güvenlik Kurulu’nda askerin ağırlığı azaltılırken, genel sekreter ve diğer bazı personelin siviller arasından seçilmesi uygulaması başladı.
Askeri mahkemelerin yetkileri daraltılırken, askeri harcamalara Sayıştay denetimi getirildi.

Medya ve basın

Basın özgürlüğü ve medya, AKP’nin 10 yıllık iktidar döneminde en çok eleştirildiği konulardan biri oldu.
İktidar, programında, yazılı ve görsel medyanın özgürlüklerinin titizlikle korunacağı ve "tekelleşmeye fırsat tanınmayacağı" ifade ediliyor.
Programda ayrıca, toplumun ihtiyaçlarını ön planda tutan yayınlar yapmasının ve "art niyetli" yayınların "doğal bir toplumsal muhalefet sayesinde kontrol edilmesinin özendirileceği" kaydediliyor.
Ancak basın özgürlüğü Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda en fazla eleştirildiği konulardan birisi haline geldi.
New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Ekim 2012’deki raporunda, "Türkiye'nin, gazeteci hapseden ülkeler arasında en kötüsü" olduğunu açıkladı ve 76 gazetecinin tutuklu olduğunu duyurdu. CPJ raporu, bu gazetecilerin 61'inin doğrudan, yayınlanan yazıları ya da gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapiste olduğu sonucuna vardı. (raporun Türkçe metni)
Uluslararası örgütler ayrıca, Türkiye’de gazetecilerin sansüre maruz kaldıklarını ve işlerini kaybettiklerini öne süren raporlar da hazırladı.

Azınlıklar ve Kürt Sorunu

AK Parti, programında 'Kürt Sorunu'na 'Doğu ve Güneydoğu' başlığı altında değiniyor.
Parti, sorunun, Türkiye’nin bütünlüğü ve üniter devlet yapısını zaafa uğratmayacak şekilde çözülmesi gerektiğini savunuyor. "Resmi dil ve eğitim dilinin Türkçe olması şartıyla," Türkçe dışındaki dillerde yayın dahil kültürel faaliyetlerin yapılabilmesine sıcak bakılıyor.
AKP hükümeti, Aralık 2012'de PKK lideriyle görüşüldüğünü resmen
açıklamıştı. [AA]
"Terörün" uzun süredir dış destek sayesinde ayakta durduğu belirtilirken, sorunun bir "iç mesele" olarak ele alınması ve çözülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Parti, "teröre tepki olarak maksadını aşan ve bölge halkını rahatsız eden bazı uygulamaların terk edilmesi ve yıllardır devam eden olağanüstü hal uygulamasının tamamen kaldırılması" hedefini de ortaya koyuyor.
AKP hükümeti 2009’da başlayan, kamuyounda 'Kürt Açılımı' ve/veya 'Demokratik Açılım' olarak da bilinen politikalar kapsamında, sorunun çözümünde yol katedilmesi amacıyla bazı hamleler yaptı.
TRT bünyesinde ilk kez 24 saat Kürtçe yayın yapan TRT Şeş kanalı yayına girerken, daha önce 'olağanüstü hal' (OHAL) uygulanan bölgelerde güvenlik politkaları hafifletildi.
Ancak Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapan PKK’lıların karşılanması sonrası yaşananlar ve örgütün Silvan saldırısı üzerine açılım politikalarında ilerleme sağlanamadı.
2012’nin Aralık ayında ise İmralı Adası’ndaki örgüt lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler ve dolayısıyla müzakere süreci yeniden başlatıldı.

Ekonomi


Seçim bildirgesinde "Sürekli ve Sürdürülebilir Ekonomik Gelişim" programının uygulanacağı belirtilirken, pazar ekonomisi ilkeleri doğrultusunda, özel teşebbüsün teşvik edilmesi ve dış ticaret hacminin genişletilmesi üzerinde duruluyor.
Devletin ekonomide sadece düzenleyici ve denetleyici bir rol oynaması gerektiği de ifade edilen parti programında, özelleştirme polikalarının önemine de vurgu yapılıyor.
Parti, uluslararası bilgi birikimi ve tecrübenin transferinde önemli rol oynayan yabancı sermayenin, Türk ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunacağına inanıyor.
Ekonomide istikrarın sağlanması için önceliğin siyasi istikrar olduğunu kaydeden AKP, özellikle Anadolu'daki küçük ve orta ölçekli sermaye gruplarının yükselişini önemsiyor.
Altyapı çalışmaları ve yatırımları da ekonomi politikalarının önemli bir parçası niteliğinde.
Partinin ekonomi politikalarında kritik eşiklerden biri de, 2008'de tüm dünyayı etkileyen küresel mali krizden Türkiye'nin büyük oranda darbe almadan çıkması oldu.

Kamu yönetimi

AKP’nin parti programında kamu yönetimiyle ilgili temel prensipleri, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, bürokrasinin işleyişindeki hantal yapının ortadan kaldırılması ve yolsuzlukla mücadele olarak ön plana çıkıyor.
Sosyal devlet anlayışının benimsenerek, sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal hizmet programlarının etkin bir şekilde hayata geçirilmesi de partinin vaatleri arasında yer alıyor.
Kamu yönetimi anlayışını, demokratikleşme, yerelleşme ve sivilleşme eksenine oturtma hedefi de parti programında belirtiliyor.
İktidar süresi boyunca bürokratik işleyişin hızlanması ve devletin pratik bir şekilde hizmet sunması konularında başta sağlık olmak üzere çok sayıda alanda önemli gelişmeler sağladı.
AK Parti, Aralık 2012’de çıkardığı büyükşehir yasasıyla, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda kısmi bir adım atarken, belediye yetkilerinin daha da genişletilmesi için yeni anayasa kapsamında düzenlemeler yapılması planlanıyor.
Türkiye’nin yeni anayasayla beraber AKP’nin talep ettiği üzere başkanlık sistemine geçmesi halinde, kamu yönetimi anlayışı ve işleyişinin de temelden değişmesi bekleniyor.
Fatih Projesi kapsamında ilköğretim öğrencilerine tablet bilgisayar
dağıtımı Şubat 2012'de başlamıştı. [AA]

Eğitim

Parti programında eğitimde fırsat eşitliği, "kademeli, tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayan eğitim sistemi," meslek okullarına özel önem verilmesi ve okullarda teknolojik imkanların arttırılması gibi vaatler yer alıyor.
Bu doğrultuda okula başlama yaşını öne çeken 4+4+4 eğitim sistemi, meslek okullarından üniversiteye girişte katsayının kaldırılması, okullarda tablet bilgisayarın dağıtılması ve kıyafet serbestisinin getirilmesi gibi adımlar atıldı.

Sağlık

Sağlık sisteminin "sosyal güvenlik şemsiyesi tüm halkı kapsayacak şekilde düzenlenmesinin" öngörüldüğü parti programında, sağlık çalışanları ve hasta haklarının yeniden düzenlenmesi, devletin özel sektörle işbirliği yaparak halka sağlık hizmeti sunması, sağlık sektörünün tek merkezden kontrol edilmesi ve sağlık hizmetinin bilgi işlem esasına göre hızlı bir şekilde sağlanması gerektiği vurgulanıyor.
Parti, sağlık hizmetlerinde rekabetin kuralları belirlenmesi ve bunlarla ilgili yasal düzenlemeler yapılmasını vurgularken, kalite rekabeti teşvik edilmesinin ve sağlık sektöründe ISO kalite standardı çalışmalarına tüm yurt genelinde uygulanması gerektiğini öne sürüyor.
SGK'lıların özel hastanelerde tedavi olması, hastanelerde rehin kalınmasının sonlanması, Genel Sağlık Sigortası, randevu sistemiyle tedavi görmek gibi adımlar partinin sağlık alanında attığı adımlar oldu.
AKP'nin sağlık reformları arasında aile hekimliği ve performans sistemiyle daha fazla hastaya bakılması da yer alıyor.

Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik

AKP, sosyal politikalar sisteminin dağınıklığına vurgu yaparak, tüm alt sektörlerin tek bir bakanlığın çatısı altında toplanan ve konsolide bir sosyal güvenlik yapısı oluşturulması gerektiği vurgulanıyor.
Soma'da 13 Mayıs 2014'teki maden faciasında 301 işçi öldü.[Güray Ervin/AJT]
Özel sağlık ve hayat sigortası şirketlerinin yaygınlaştırılması; sosyal sigorta primlerinin düzenlenerek kayıtdışı çalışan sayısının azaltılması; işçi, işveren ve hükümet arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi ve işsizlik sigortasının sağlanması gibi konular parti programında yer alan vaatler arasında.
AK Parti, çalışma ve sosyal güvenlik alanında atılmayan bazı adımlar ve icraatlar nedeniyle sıklıkla eleştiriliyor.
Özellikle devlet kurumlarının taşeron şirketleriyle anlaşarak, sosyal güvenlikten, iş güvenliğinden ve kıdem hakkından mahrum işçileri çalıştırması söz konusu alandaki en büyük sorunlardan biri.
Hükümet, özellikle tersaneler ve maden ocaklarında iş güvenliği konusundaki büyük eksiklikler ve ölümlerin önüne geçilememesi nedeniyle eleştiri alıyor.

Dış Politika

AKP’nin dış politikadaki temel hedefleri, Türk dış politikasının temellerini uzun vadeli bir hedef doğrultusunda bölgesel konjonktüre uygun hale getirmek olarak ön plana çıkıyor.
Parti programında Türkiye çevresindeki kriz bölgelerinde daha fazla inisiyatif alınması ve krizlerin çözümüne daha somut katkı sağlanmasına özel önem veriliyor.
Programda ayrıca, Avrupa ülkeleri ile ilişkilere üst düzey önem verilmesi ve ABD ile süren stratejik işbirliğinin farklı alanlarda daha da güçlendirilmesi ön plana çıkıyor.
AK Parti döneminde Türkiye özellikle Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerini sıkılaştırdı. Ankara, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'yu etkisi altına alan Arap Baharı'nda farklı ülkelerdeki gelişmeleri yakından takip etti ve gelişmelerle ilgili BM gibi uluslararası örgütlerin çalışmalarının parçası oldu.
AB üyeliğinde adaylık statüsü elde edilirken, son yıllarda Avrupa ülkelerinde baş gösteren ekonomik krizlerin de etkisiyle müzakereler kapsamında başlıkların açılması durduruldu.
Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar


Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html