BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'de yemin etti

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün TBMM Genel Kurul'unda yemin etti ve yeni hükümet sistemi resmen başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, saat 16.43'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yemin etti.ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başlamış oldu. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan misafir devlet, hükümet ve meclis başkanlarına akşam yemeği verecek. Akşam saatlerinde ise Erdoğan kameraların karşısına geçecek ve yeni dönemin ilk kabinesini Türkiye'ye ilan edecek.

ERDOĞAN NOKTAYI KOYDU: BAŞKAN DİYEBİLİRSİNİZ

16:54: Cumhurbaşkanı Erdoğan, yemin töreninin ardından, "Her şey gayet güzel oldu milletin önünde. İnşallah bundan sonraki daha güzel olur. Duygularımı akşam Külliye'deki konuşmamda aktaracağım" dedi. Gazetecilerin "Size nasıl hitap edelim? Cumhurbaşkanı mı? Başkan mı" sorusuna ise "Başkan diyebilirsiniz" diye yanıt verdi.
16:50 Cumhurbaşkanı Erdoğan Anıtkabir ziyaretini gerçekleştirmek üzere TBMM'den ayrıldı.

DAKİKALARCA AYAKTA ALKIŞLANDI

16:47: Cumhurbaşkanı Erdoğan dakikalarca ayakta alkışlandı. Yemin töreninin ardından İstiklal Marşı okundu.
16:42: Cumhurbaşkanı Erdoğan alkışlar eşliğinde Genel Kurul'a giriş yaptı.ve Kürsüde yemin etti. Erdoğan'ın ettiği yemin şöyle: “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
16:31: Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'de resmi törenle karşılandı.

ERDOĞAN'A SEVGİ SELİ

16:25 :Yoğun güvenlik önlemleri ile Meclis'e geçen Erdoğan'a güzergahta vatandaşlar büyük sevgi gösterilerinde bulundu. Erdoğan'ın makam aracının üzerine gül dökülmesi de dikkat çekti.
16:21: Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurbaşkanlığı yemin töreni için Külliye'deki resmi konutundan TBMM'ye hareket etti.
16.20: MHP Lideri Devlet Bahçeli, Genel Kurul salonuna girdi. Bilal Erdoğan, Sümeyye Erdoğan, Esra Albayrak ve Sümeyye Erdoğan’ın eşi Selçuk Bayraktar da salona girdi. Erdoğan’ın çocukları, Şeref Locası’nda Erdoğan’ın Genel Kurul’a geldiği zaman oturduğu bölümden töreni izleyecek. Erdoğan’ın iki torunu da Şeref Locası’nda oturuyor.
15.55 : Genel Kurul’da şu anda yabancı misyon temsilcileri, davetliler ve medya temsilcileri yer alıyor. Milletvekilleri yavaş yavaş salona gelmeye başladı.

HDP'li milletvekilleri İstiklal Marşı okumadı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin etmesinden sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu, HDP'liler ağzını bile oynatmadı.

PARLAMENTER SİSTEME VEDA

Erdoğan'ın yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin ettikten sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu.

HDP SIRALARI SESSİZ

Meclis'te büyük bir gururla İstiklal Marşı okunurken terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı HDP sıraları sessizdi.
CHP'den gelen oylarla Meclis'e giren HDP'li milletvekilleri, İstiklal Marşı'nı okumadı.


Meclis'te CHP sıraları boş kaldı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Meclis'te yemin etti, CHP ise sıraları boş bıraktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis'teki yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.

CHP'LİLER YEMİN TÖRENİNE KATILMADI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TBMM Genel Kurulunda yapacağı yemin törenine katılacaklarını, ancak salonda ayağa kalkmayacaklarını açıklamıştı.
Yemin törenine katılmayan CHP'liler, koltukları boş bıraktı.

8 Ocak 2018 Pazartesi

Devlet Bahçeli medya buluşmasında

MHP Genel Başkanı Bahçeli, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. 2019 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili aday göstermeyeceklerini ifade etti.
1
MHP lideri Devlet Bahçeli gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, 2019 yılında gerçekleşecek seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı destekleyeceklerini açıkladı.

"CUMHURBAŞKANI ADAYI GÖSTERMEYECEĞİZ"

Bahçeli, "MHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecektir. MHP'nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır.
Anayasada beraber hareket ettiğimiz parti ile beraber sonuç almak Türkiye'nin hayrına olacağı inancındayız. Herhangi bir sebeple sayın Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan vazgeçerse, başka türlü gerekçeler ortaya konulursa kendisinin bileceği iştir. 7 Ağustos'ta başlatılan ruha MHP sadıktır.
Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Yenikapı ruhuyla Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğiz." dedi.

Bahçeli: MHP Cumhurbaşkanlığına aday göstermeyecek VİDEO



MHP lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:

"HER ŞEYİ AÇIK AÇIK SORUN"

"Anında cevap verme imkanı her an mümkün olmuyor. Olsa da o toplantının havasını bozmamak için arkadaşlarımıza tavsiyemiz sessiz kalmasıdır. Yeri geldiğinde cevap verilir.
Olayları saptıran konuşmalar olmakta. Şimdi burada aklınızda ne varsa, neyi merak ediyorsanız açık açık sorun, dürüst ve ilkeli bir üslupla cevap verme niyetindeyim. Sözü size bırakıyorum, her şeyi sorabilirsiniz.
2018 siyasette çok hareketli olacak. 3 Kasım yeni bir dönemin başlangıcı olacak.

"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE GÖRÜŞMEMİZ OLMADI"

SORU- AK Parti-MHP ittifakı
"MHP olarak şuan AK Parti'nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Bey ile ittifak konusunda ve siyasetin gelişmeleriyle ilgili herhangi bir görüşmemiz olmamıştır. Ancak kamuoyunda tartışılan konular Cumhurbaşkanının da bizim de gündemimize de düşmüştür. Bir görüşme talebi olduğunda görüşülür, olmadığı taktirde biz görüşlerimizi açıklayarak sorumluluğumuzu yerine getirme gayretinde olabiliriz.

SEÇİM BARAJI

12 Eylül ara rejimi sonrası veya darbe sonrası Türkiye'nin yeniden siyasi yapılanma sürecine girdiği ortamda seçim mevzuatı üzerinde görüşmeler olmuş ve bazı kararlar oluşmuştur. Arzulanan neydi? 12 Eylül ruh ve felsefesini edvam ettirebilecek bir siyasi yapının oluşması amacıyla bu düşünülmüştür. Bir matris düşünün, dikey kısmında 1977'nin TBMM'de temsil edilen partilerin adları yazılı; AP, CHP ve MHP. Yatay kısmında ise bilinen ve Türkiye'de uygulanan seçim sistemleridir.
Türkiye genelinde yüzde 10 barajı, seçim çevrelerinde ise yüzde 20-25 barajı öngören bir barajlı dHont sistemi uygulamaya geçirilmiştir.

"YÜZDE 10 TURGUT ÖZAL DÖNEMİNDE YÜKSEK GÖRÜLDÜ"

12 Eylül yönetiminin kadrosunda bulunan bir şahsiyet, merhum Turgut Özal Bey Anavatan Partisi'ni kurmak suretiyle siyasi hayata girmiştir. Seçim sonucunda MHP ve Milli Selamet Partisi dışında partilerle bir sonuç alma gayretine girilmiş ve sonuç alınmıştır. O zaman yüde 10 çok yüksek görülmüştür. Seçim çevrelerinde de 20-25 gibi çok ağır baraj konulmuştur. Siyaset bilimciler yorumlarlarsa çok değişik sonuçlar elde edildiği görülecektir. Partiler büyük oranda parlamentoda temsil edilememişlerdir. Seçim beyannameleri incelendiğinde birçok parti barajın aşağıya çekilmesi konusunda vaatlerde bulunmuşlardır.
91 yılında Refah Partisi, MHP ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) bir araya gelerek bir ittifak oluşturmuşlardır. Bu ittifak yasal olarak oluşamamıştır. Bu ittifak 62 vekil ile Meclis'te temsil edilmiştir. Sonuç itibarıyla seçimden Refah Partisi adıyla girildiği için seçim sonuçları Refah Partisi adına yazılmıştır. Hazine yardımından da mahrum kalmışlardır.
Siyasi bilimlerin analizlerinde de MHP ve IDP hiç konu edilmeden Refah Partisi oyları üzerinden siyasi yorumlar ve siyasetin geleceğini belirleme gayreti içine girmişlerdir. Bu tecrübeyi yaşayan biri olarak siyasi yapının normalleşmesi açısından bir deneyimi yaşamış bir kişi olarak özellikle önümüdeki yılları da göz önüne aldığımız takdirde MHP bir ittifak olayı söz konusu olacaksa bu yasal olmalıdır. Bugünkü imkanı nedir? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulamaya geçeceği süreç içinde uyum yasalarından seçim ve siyasi partiler gibi kanunlar olacaksa o zamana siyasi partilere ittifak yapma imkanı, seçim sistemine de maddelerin konulması gerekmektedir. MHP çok pratik bir çözüm olarak üzerinde tartışılması mümkün olabilecek bir yaklaşımı ortaya koymuştur.
Seçim sisteminde ittifakın nasıl yapılacağına dair maddelerin konulması gerekir.

"15 GÜNLÜK PARTİ BARAJI AŞIYOR..."

Bir cümle sarfetmişizdir ve hala doğru bir cümledir. Yüzde 10 barajı ağır bir barajdır. Bu ifadeyi kullandığımız zaman basında yer alıralmaz televizyonda daimi personel halinde gelmiş yorumcular, 'MHP barajı aşamama endişesine sahiptir. Onun için yüzde 10 ağır' demektedirler. Sanki 15 günlük parti barajı aşıyor, muhtemelen olabilecek siyasi oluşumlar barajı aşabilecek ama MHP aşamayacak gibi ters bir yorum içerisine giriyor. Bu haksızlıktır.

"MHP'NİN BARAJ SORUNU YOKTUR"

MHP'nin baraj diye bir sorunu yoktur. Türkiye'nin içine düştüğü durumları dikkate alan yorumlar yaptığınızda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulama sürecine girdiğimizde uyum yasaları da gündeme gelecekse MHP diyor ki, bugün veya yarın, bazı gelişmeleri de göz önüne alarak siyasi partiler ve seçim kanununda "Acaba bir 'ittifak' kavramı yer alabilir mi, nasıl olabilir?" sorusunu soruyor, tartışılmasını öneriyor.

"ALFABEDE 29 HARF VAR"

Buyurun Meclis'te bir ittifakın nasıl yapılabileceğine dair yasal ve ahlaki durumunu ortaya koyalım. A Partisi seçime girecek, B Partisi seçime girecek, C Partisi seçime girecek. diğer partilerden de varsa alfabe 29 istediğinizi koyabilirsiniz. A Partisi seçime girecekse, MHP, C Partisi'ni ittifak olarak takdim ediyor. A ve B partisi bir tarafta, bir tarafta da C ittifakı var. C ittifakının altında ittifakı oluşturan hangi parti var ise, bu E ve F Partisi olabilir. O zaman ittifak E ve F Partisi olarak gerçekleşecektir. Bahçeli olarak sandığa gittiğimde önce MHP'ye oyumu vereceğim, sonra da C ittifakına oyumu vereceğim. İki partinin aldığı oylar belli olacak ama ikisi ile beraber ittifakın oyu da belli olacak. Bu temsilde adalete bir kapı açmak demektir.
Bugün veya yarın bazı gelişmeleri de göz önüne alarak seçim kanununda acaba bir ittifak kavramı yer alabilir mi nasıl olabilir sorusunu soruyoruz.
Partilerin siyasi kimliği ortadan kalkmadan, seçim haklarını kaybetmeden ittifak olmalı.
Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi vardır. Cumhuriyet tarihinin 3. evresi oluşmuştur.

"MHP ADAY GÖSTERMEYECEK"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi halk oylaması ile kabul edilmiştir. Bu süreç 3 Kasım 2019'daki seçimlerle uygulamaya bütün kurum ve kuralları ile beraber geçecektir. Böyle bir süreci gölgelemek, ayrımlarla her türlü kaosu davet etmek doğru bir şey değildir. Anayasayı değiştirip yeni sisteme geçmeye katkı sağlayanlar, siyasi şartlar değişti, ben şunu düşünüyorum deme şansına sahip değildir.
MHP, Cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir. Anayasada beraber hareket ettiğimiz parti ile beraber sonuç almak Türkiye'nin hayrına olacağı inancındayız. Herhangi bir sebeple sayın Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan vazgeçerse, başka türlü gerekçeler ortaya konulursa kendisinin bileceği iştir. 7 Ağustos'ta başlatılan ruha MHP sadıktır. Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır.

"DÜŞÜNCEMİZ CUMHUR İTTİFAKIDIR"

Türkiye'de yeni bir kapı açılmıştır. Bu uygulamalardan doğan aksaklıklardan özetlenerek gelinmiş olan bir yapıdır. Türkiye'nin geleceğini dikkate alarak, dirliğini, birliğini göz önüne alarak, kaosçu faaliyetlerini de göz önüne alarak, yeni sürecin başlaması tarihi 3 Kasım 2019 olacaksa o zaman MHP Cumhurbaşkanlığı seçimi veya milletvekilliği seçiminde bu yönü ile hareket edecektir.
Düşüncemiz Cumhur ittifakıdır. Bu partileri ilgilendiren bir konudur. Büyük bir birlik, yani anayasa değişikliğindeki birlik devam etmesi gözüküyorsa o zaman Cumhurbaşkanlığının ittifakı da bu olur. Artık o 5 televizyoncu bugün akşam birkaç programa başlıyorlar. Acaba Bahçeli ne dedi? Erdoğan kabul eder mi, etmez mi? Bunlara benim aklım ermez. Benim aklım Türkiye'dir.

"ERDOĞAN'I DESTEKLEYECEĞİZ"

MHP'nin Cumhurbaşkanı adayı yoktur, MHP Genel Başkanı aday olmayacaktır. MHP olursa ittifakla, olmazsa kendi partisi olarak milletvekilliği seçimine girer. Cumhurbaşkanı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleme kararı alır.
Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Yenikapı ruhuyla Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğiz.

FETÖ VE PKK TERÖRÜ İLE MÜCADELE

(Terörle mücadele) MHP, terörle kesintisiz mücadelenin gerçekleştirilmesi için bugünkü siyasi iktidara tam destek vermektedir. Terörün kökü kazınmalıdır. Bu PKK terörü için geçerli olduğu kadar FETÖ terörü olarak da geçerlidir. Terör odakları tamamen tüketilmek üzere yok edilmek gibi bir faaliyetin içinde sürdürülmektedir. Bunun sonucu mutlaka alınmalıdır. 15 Temmüz bir yüz karasıdır. Milletimizin kabul etmeyeceği bir davranıştır. Buna sebep olan her unsur tamamen yargı önünde hesap vermelidir. FETÖ'nün bütün unsurlarının yargı yolu ile cezalandırılması kararı sürdürülmektedir. ABD dost ve müttefik olarak Türkiye ile birlikte değerlendirmeler yapmayı tercih ediyorlarsa, 15 Temmuz felaketini anlayıp görüp Pensilvanya'yı Türkiye'ye göndermeli. Amerika'nın takip ettiği yol bunun haricinde yol değildir. Bu davranışlarla fazla bir huzur bulacağına da ihtimal vermiyorum. Suriye'yi, İran'ı, FETÖ'yü, terörü karıştıran Amerika.

"HOLDİNGLERE EL AÇAN BİR PARTİ OLMASIN"

Ben çok net ifade ediyorum. MHP'nin barajı aşma, aşamama gibi bir meselesi yoktur. İnandığı yolda yoluna devam etmektedir. Sadece bizimle alakalı değil, Türkiye'de barajın getirmiş olduğu, her partiye sıkıntısı var. Bazı ittifakların normal olması isteniyorsa o zaman ittifak yapılabilir diyoruz, geçmiş dönemde kaygılarımızı dile getiriyoruz.
Kendinin oyunun ne olduğu belli değil, bu belli olsun, bunda bir kötülük var mı? Arkadaşlarımız diyecek ki şu kadar oy aldım. Türkiye'de partiler hazineden yardım alıyor. Aldığı yardım da alınan oy oranına yaklaşmışsa o da hazineden yardım alsın. Holdinglere el açan bir parti olmasın. MHP bugüne kadar holdinglere el açmayan tek partidir. İYİ Parti gibi bir partiyi kurar, bir hanımefendinin koluna sepeti takar gönderir. İyiler onların olsun.

"MHP'NİN HÜKÜMETİN OLUŞMASI SIRASINDA BİR TALEBİ OLMAZ"

Bizim yüzde 7 gibi bir oy oranının ittifak içinde olsun olmasın, değişsin değişmesin gibi bir kaygısı yok. MHP pazarsa satılanmaz, pazarlanamaz bir partidir. Yüzde 5'le 3 gibi bir hazine yardımı talebimiz yok. Önceki anayasa değişikliği ile bu yüzde 3'e düşmüş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiği anda MHP kimin Cumhurbaşkanı olması ile alakalı, önceki sözlerinin arkasında durarak eğer Recep Tayyip Erdoğan veya herhangi birisi Cumhurbaşkanı olduğunda, kuracağı hükümetin içerisinde biz şu kadar bakan isteriz gibi bir ahlak dışı davranışın içinde olamaz. Seçilecek olan kişi yürütmeyi kendisi kurar, nasıl kuracaksa kendisinin bileceği iştir. Kendisine destek verdik diye ortaklık şeklinde, koalisyon devam edermiş gibi bir anlayışla sağdan soldan sapmaları kabul etmez.
Cumhurbaşkanı'ndan da bunu kabul etmemesini isterim. MHP'nin hükümetin oluşması sırasında bir talebi olmaz.

"ERKEN SEÇİM DOĞRU DEĞİL"

Biz her zaman hedefteyiz, hedefte olmaktan da zevk duyarız. O çevreler bizi hedef dışı tutarlarsa bir arıza var demektir. Bu süreci başlatmış olan kişi bu konuda bir hak elde etmek arzusu taşıyor, öyleyse Cumhurbaşkanı adayı olmak en tabii hakkıdır. Anayasa değişikliği, halk oylamasındaki, Yenikapı ruhu ile hareket ederek destek vereceğimizi söylüyoruz. Erken seçim zaten doğru değil. İran karışıyor, Suriye, Irak şu...

"SİSTEMİ NİYE ZEHİRLİYORSUN?"

Türkiye'nin normal sürece geçinceye kadar onu gölgeleyecek bir yola sapmak doğru değildir. Tekrar parlamenter sisteme döneceğim diyor. 400 vekile sahip olursan döneceksin. 400 vekile sahip olursan Cumhurbaşkanı sen ol, sistemi niye zehirliyorsun?
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile TBMM seçimi aynı gün olmakla beraber iki ayrı kurul, kavram, unsurdur. Milletvekilliği seçimlerinde MHP, TBMM'de anayasada yer alan temsilde adalet ilkesinin hayata geçirilebilecek bir konumda olmasını istiyor. Biraz sabırlı olalım. Bundan sonra bu konuyu tartışmaya açan kimse, bu kadar net ifadeye göre bu tartışmayı taşıyorsa hayatı boyunca soru işareti taşır.

"ABDULLAH GÜL DOLDURUŞA GELMEMELİ"

Abdullah Gül'ün Ak Parti'de özel ve önemli bir konumu var. Bugünkü konjoktürde herhangi bir yanlış yaşamamasında ve dolduruşa gelmemesinde fayda var.
Sayın Abdullah Gül Bey, AK Parti içinde özel ve önemli yeri olan bir şahsiyettir. Recep Tayyip Erdoğan ve parti kurucuları ile önemli çalışmaları olmuştur. Cumhurbaşkanı olmuştur. Bugünkü konjonktürde herhangi bir engelleyici yanlışı yaşamamasında fayda var. Adayım diye ortaya çıkması izah edilebilecek bir durum değildir. Sağın solun dolduruşuna gelmemesi lazım.

YEREL SEÇİMDE DE İTTİFAK GÜNDEMDE Mİ?

(Yerel seçimde ittifaklık olacak mı?) Henüz daha ittifak konusu seçimlerle alakalı olarak. Hayatın bundan sonra her alanında olacaktır anlamı taşımaz. Bunun yanına çok daha değişik şeyler ilave etmenin bugün için manası yoktur. İttifak olur ama ittihata doğru gidecek bir durum söz konusu hiçbir zaman olmaz.

"8 MİLİTAN VEKİLLE ORTALIĞI KARIŞTIRIYORSUNUZ"

Aşağılık davranışı 15 Temmuz'da karşı direniş ile durduranlardan hesap sordurabilecek bir konuma gelebileceklerini görmezlikten gelip bu sözü söyleyenler 4 Nisan 2012'deki paşalar davasını bir hatırlasın da. Devrimcileri yine yalnız bırakan o ana faktör denilen unsurdur. Kurun ayrı ayrı parti. Meclis'te temsil edin. Niye CHP'nin içine giriyorsunuz, 8 militan vekille ortalığı karıştırıyorsunuz?

"ÜLKÜCÜLERİN SOKAKTA OLMAMALARI GEREKİR"

Ülkücülerin sokakta olmamaları gerekir. Bu kesin bir talimattır. Bunun burnu dik olursa bozkurt, şöyle olursa heavy metalci olur. Ülkücü kadro bu işin içinde olmayacaktır. Sokağa dökmek isteyen hiçbir unsur uyumaz. 24 saat Türkiye uyanık kalmak mecburiyetindedir.
Tek tip kıyafet konusu daha sonra hülümetle yetkililer arasında konuşulur, karara bağlanır.
İttifaklaşma cepheleşmeyi de kutuplaşmayı da önler. Zaten çatışma olmaz. Onun için yasal zemine çekmekte yarar var.

"ABD SARRAF'I PAKETLEYİP BİZE YOLLASIN"

Suç ABD'de işlenmişse ABD, Türkiye'de işlenmişse Türk yargısı bakmalı. ABD elindeki delillerle paketleyip Sarraf'ı bize yollasın."

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Başkan göreve başlıyor!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistem için yapılacak tören için Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geldi. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, Türkiye'nin ilk defa bir yol ayrımında, darbelere ve zorlamalara maruz kalmadan tercihini milletin özgür iradesiyle yaptığını vurguladı.

Yeni hükümet sisteminin ilk cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve başlaması dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görkemli bir tören düzenlendi.

10 BİN KİŞİ KATILDI

Türkiye’nin bu tarihi gününe yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda davetli tanıklık ederken, yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı törene TBMM Geçici Başkanı Durmuş Yılmaz, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin yanı sıra sanat, spor, iş, hukuk ve siyaset dünyasından çok sayıda isim ve din alimleri katıldı.

MEHTER VE CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KONSER VERDİ

Geniş güvenlik önlemleri altında yapılan tören öncesinde konuklara mehter birliği ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından konser verildi.

ÖZEL ROZETLER

Güne özel yapılan ve üzerinde “Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni” yazılı rozetler davetlilerin yakalarına takıldı. Külliye binasına dev Türk bayrağı ve Atatürk resmi asıldı.

FETİH MARŞI'YLA KARŞILANDI

TBMM’deki yemin töreni ve Anıtkabir ziyaretinden sonra atlı birlikler eşliğinde 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nın bulunduğu giriş kapısından tarihteki 16 Türk devletini simgeleyen askerlerin arasından top atışları eşliğinde eşi Emine Erdoğan ile birlikte Külliye’ye gelen Başkan Erdoğan, tören alanında bulunan davetliler tarafından coşku ile karşılandı. Başkan Erdoğan’ın Külliye’ye girişinde mehter takımı tarafından Fetih Marşı seslendirildi.

BAŞKAN ERDOĞAN DUA İLE BAŞLADI

Burada bir konuşma yapan Başkan Erdoğan, konuşmasına “Ülkemiz tarihinin bu en önemli gününde bizimle beraber olduğunuz için şükranlarımı sunuyorum. 24 Haziran seçimlerinde oyları ile duaları ile destekleri ile şahsımızı bu göreve layık gören vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Erdoğan, şöyle dua etti:
“Rabbim göğsümüzü genişlet, hayır işlerimizi kolaylaştır. Bugün Rabbimize ve onun yarattıklarına yani halka hizmet için bir yolculuğa hazırlanıyoruz. Ya Rab bizi kibirden muhafaza eyle, hasetten muhafaza eyle, haksızlıktan, adaletsizlikten, zulümden beri eyle. Bizi ailemizi, yol arkadaşlarımızı, yolların tuzaklarından koru. Sen ki her şeye gücü yetensin. Bu mübarek günde dileğimiz o dur ki, bu milleti bir kez daha zaferle müjdele ya Rabbi. Bu kutlu yolculuğu Türkiye için, milletimiz için, insanlık için hayırlara vesile eyle. Allah’ım yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Amin, amin, amin.”
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

"HAYIRLARA VESİLE EYLE YA RAB"

Burada bizzat bulunarak sevincimizi paylaşan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis başkanları, devlet başkanı yardımcıları değerli ülke temsilciler yurt içinden ve yurt dışından gelen değerli dostlar sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum
Bugün çıktığımız kutlu yolculuğu Türkiye, milletimiz, insanlık için hayırlara vesile eyle Ya Rab.

"BİZ 40 YILDIR SİYASETİ ALLAH RIZASI VE MİLLETE HİZMET İÇİN YAPIYORUZ"



Rabbim, milletimize ve tüm insanlığa yapacağımız hizmetlerde yolumuzu aydınlatsın, işimizi kolaylaştırsın.
40 yılı aşkın siyasetin içindeyim. Biz siyaseti hep Allah rızası için, milletimize hizmet için yaptık. Efendiliğe değil, milletimize hizmet için geldik.

"MİLLETİMİZ BİZİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADI, YOLDA KOYMADI"

Hamdolsun, milletimiz bizi hiç yalnız bırakmadı, yolda koymadı. 24 Haziran'da bir kez daha kendisine hizmet etmek üzere bizi seçti.
Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamına değişen yönetim sisteminin gereği olarak yürütme organının tüm yetkileriyle geldik, Allah bizi milletimize mahcup etmesin.

"SADECE BİZE OY VERENLERİN DEĞİL, 81 MİLYONUN TAMAMININ CUMHURBAŞKANI OLDUĞUMUZUN BİLİNCİNDEYİZ"

Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle milletimize layık olmaya çalışacağız.

"OSMANLI'DAN BERİ BU İLK KEZ OLUYOR"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir.
Türkiye Osmanlı'dan beri tarihinde ilk defa yol ayrımında tercihini darbe veya zorlamalarla değil milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir.

"ÜLKEMİZE ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDETEN SİSTEMİ ARTIK GERİDE BIRAKIYORUZ"

Geçmişte yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik kaoslar sebebiyle ülkemize çok büyük bedeller ödeten sistemi artık geride bırakıyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz.

"MİLLETİN, DOĞRUDAN YETKİ VERDİĞİ VE HESAP SORMA HAKKINA SAHİP OLDUĞU CUMHURBAŞKANI"

Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir.
Bundan sonra milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı, çalışmalarını yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir.

"BİZE DÜŞEN, KAYBETTİĞİMİZ ZAMANI GERİ KAZANMAK İÇİN ÇOK AMA ÇOK ÇALIŞMAKTIR"

Bugün burada, milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şanlandırmanın sözünü veriyoruz.
Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır ama çok çalışmaktır.
Millet olarak bir olduk, iri olduk, diri olduk, kardeş olduk, her birlikte Türkiye olduk ve böylece tüm engelleri aştık, tüm tuzakları bozduk.

"BİSMİLLAH DİYEREK ADIMI ATTIK"

Bugün 'Bismillah' diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır.
Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir.
Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut örneğidir.

"BÜROKRASİ DEĞİL, HİZMET ÜRETEN BİR DEVLET YAPISI İNŞA ETMİŞ DURUMDAYIZ"

Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve işbirliği olduğuna inanıyoruz.
Yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız.
Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısını inşa etmiş durumdayız.
Türkiye'yi savunma sanayinden sınır güvenliğine kadar her türlü alanda güçlendireceğiz.
Makro ekonomik dengelerden yatırımlara kadar her alanda çok büyük hamleler yapacağız.

"HER TÜRLÜ HAK VE ÖZGÜRLÜKTEN, TÜM VATANDAŞLARIMIZ YARARLANACAK"

Yeni dönemde ülkemizin sosyal devlet niteliğini çok daha güçlü hale getireceğiz.
Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız.

"YENİ KABİNE İLK TOPLANTISINI CUMA NAMAZINDAN HEMEN SONRA"



Cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde kılacağımız cuma namazını müteakip kabinemizin ilk toplantısını gerçekleştireceğiz.
Tüm alanlarda, milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde Türkiye'yi büyütmenin, güçlendirmenin çabasında olacağız.

"O GÜNLER İNŞALLAH BİR DAHA GELMEMEK ÜZERE GERİDE KALMIŞTIR"

Bu ülkede, insanların herhangi bir sebepten ötürü dışlandığı, ötekileştirildiği, zulme maruz kaldığı dönemler inşallah bir daha gelmemek üzere geride kalmıştır.
En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız.
En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tarihi gün

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

'Cumhuriyetimizi şahlandırmanın sözünü veriyoruz'
Yeni sistemin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuştu. Erdoğan, "Milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz." dedi.

Yeni sistemin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuştu.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz." dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, görevine başlaması dolayısıyla düzenlenen törendeki konuşmasına, "Bugün çıktığımız kutlu yolculuğu, Türkiye, milletimiz, insanlık için hayırlara vesile eyle Ya Rab." temennisiyle başladı.
Milletin kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını, yolda koymadığını, 24 Haziran'da bir kez daha hizmet etmek üzere kendilerini seçtiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamına değişen yönetim sisteminin gereği olarak yürütme organının tüm yetkileriyle geldik, Allah bizi milletimize mahcup etmesin... Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle milletimize layık olmaya çalışacağız... Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir."
Geçmişte yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik kaoslar sebebiyle ülkeye çok büyük bedeller ödeten sistemi artık geride bıraktıklarını ifade eden Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası"

"Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında, son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Türkiye, Osmanlı'dan beri tarihinde ilk defa kritik bir yol ayrımında tercihini darbe veya benzeri zorlamalarla değil, milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir... Bundan sonra milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı, çalışmalarını yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir... Bugün burada, milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz... Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır ama çok çalışmaktır."

"Sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız"

Erdoğan, bugün "Bismillah" diyerek adım attıkları yeni başlangıcın ilk imtihanının 2023 hedeflerine ulaşmak olacağına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir... Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve iş birliği olduğuna inanıyoruz. Yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız. Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısını inşa etmiş durumdayız. Türkiye'yi savunma sanayisinden sınır güvenliğine kadar her türlü alanda güçlendireceğiz."
Başkan Erdoğan, cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde kılacakları cuma namazını müteakip yeni kabinenin ilk toplantısını gerçekleştireceğini bildirdi.


"Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur"

Erdoğan, "Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut örneğidir." dedi.
"Bugün 'Bismillah' diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır." şeklinde konuşan Başkan Erdoğan, "Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir." dedi.
Erdoğan, "Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve işbirliği olduğuna inanıyoruz." diyerek yeni yönetim sistemini sürekli ileri taşıyacaklarını kaydetti.

"Çok büyük hamleler yapacağız"

Ekonomiye dikkat çeken Başkan Erdoğan, "Makro ekonomik dengelerden yatırımlara kadar her alanda çok büyük hamleler yapacağız." dedi.
Erdoğan, yeni dönemde sosyal devlet niteliğini de çok daha güçlü hale getireceklerini söyledi.

Başkan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız."
Erdoğan, "Tüm alanlarda, milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde Türkiye'yi büyütmenin, güçlendirmenin çabasında olacağız." ifadelerini kullandı.

"Tren kazası sebebiyle kutlama bölümlerini iptal ettik"

Başkan Erdoğan, "Elim tren kazası sebebiyle törenimizin halk oyunları, lazer ve ışık gösterileri gibi kutlama bölümlerini iptal ettik." dedi.

Başkan Erdoğan sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

"En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız."
Erdoğan, "En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır." şeklinde konuştu.

25 Kasım 2018 Pazar

MHP Genel Başkanı Bahçeli: MHP Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin aktif öğesidir

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


MHP Genel Başkanı Bahçeli, "MHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin aktif bir öğesidir. Hükümet sisteminin muhafazası için her fedakarlığı seve seve yaparız." dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya'nın Serik ilçesindeki bir otelde düzenlenen partisinin İl Başkanları ve Belediye Başkanları Toplantısı'nın kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, milliyetçiliğin bir millete mensubiyet şuuru olduğunu söyledi.

Türk milliyetçilerinin Türk milletine hem şuurla hem de emsalsiz bir sevdayla bağlı olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Klasik politik şablonlara uymayız, çıkar hesabı yapmayız. Türkiye'nin pek çok sorunu varken, yeni bir hükümet sisteminin tesis ve temin çalışmaları sürüyorken, hele hele cumhuriyetin üçüncü evresine henüz geçmişken hiçbir gelişmeye ilgisiz kalamayız, olaylar karşısında duyarsız ve sorumsuz hareket edemeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin teoriden pratiğe kadar her aşamasında içindedir, aktif bir ögesidir. Mimarisinde pay sahibi olduğumuz hükümet sisteminin muhafazası için ihtiyaç duyulan her fedakarlığı elbette seve seve yaparız. Bundan gocunmayız."

Ülkeyi savunmanın zahmete katlanmadan, bedel ödemeden mümkün olmayacağını ifade eden Bahçeli, ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini ve bu ortak aklın da Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbal haklarının emniyetli kulvarı ve halaskar kudreti olduğunu vurguladı.

MHP'nin hem davanın hem de davasında erimiş feragat timsallerinin ana karargahı, ana kucağı, ana çatısı olduğunu söyleyen Bahçeli, ülkücülüğün, dava adamlığının hasletlerine sahip olmayanların, irade gösteremeyenlerin, bedel ödemeyi göze alamayanların, kararının arkasında duramayanların, fikrini ve mücadelesini savunamayanların, soluğu kesilince geleceği reddedenlerin, zoru görünce kuytuya sinenlerin sahip olabilecekleri bir unvan olmadığına dikkati çekti.

"İstikbalin güvencesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"
Ülkücülüğün özünün de sözünün de bir olduğunun altını çizen Bahçeli, şöyle konuştu:

"Gelecek gevşeklikle inşa edilemez. Korkaklardan Fatih çıkamaz. Bugünün Türkiye'si geçmişin fedakarlıkları üzerine bina edilmiştir. Geleceğin Türkiye'si de bugünün faziletli fedakarlıklarıyla oluşacaktır. Tarih olmakla tarihi olmayı, tarihe geçmekle tarihin geçmesini çok iyi yorumlamak, aralarındaki farkı çok iyi okumak lazımdır. Biz bir tarih yazıyoruz. Türk milliyetçiliği hem kurucu hem de kurtarıcı vasfıyla tarihe altın harflerle geçmişti. Rahmetle andığımız Milli Mücadele kahramanları üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardı. Sıra bizdedir, sıra ecdadın bu çağdaki varislerine gelmiştir. Türkiye'nin ve Türk milletinin son yıllarda yaşadığı beka düzeyindeki tehditler, bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu olan milliyetçilere ve ülkücülere yeni ve çok daha önemli bir görev yüklemektedir."

İlhamını ve sevgisini Türk milletinin köklü tarihinden alan milliyetçi, ülkücü hareketin, devletin ve milletin bekası için bugün dünden daha önemli görevlerle karşı karşıya olduğunu belirten Devlet Bahçeli, "Unutmayınız ki bütün kindar gözler üzerimizdedir. Bütün dikkatler bize çevrilmiştir. Uyursak mezarımızı kazarlar. Uyuşursak zulüm oklarını fırlatırlar. Bu kapsamda ön almalıyız, beka düzeyindeki tehditleri analiz edip lazım gelen stratejik müdahaleleri zamanlama hatasına düşmeden yapabilmeliyiz. Bir gerçek vardır, o da şudur: Türkiye Cumhuriyeti'nin istikrarlı yönetimi, istikbalinin güvencesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Bunu sağlayacak siyasi imkan ve irade ise Cumhur İttifakı'dır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin önüne hendek kazan, sandıktan umudunu kesip sokağa oynayan, demokrasi dışı arayışlara gülücükler saçan bir blok olduğuna işaret eden Bahçeli, bu odakların bütün mel'un niyet ve eylemleriyle ortada olduğunu söyledi.

Yerli ve yabancı iş birlikçilerin emperyalizmin tetik çeken eli olmaya çoktan hazır olduklarını vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bir yanda cumhurun huzur ve güvenliği için kurulmuş bir ittifak duruyorken, diğer yanda cumhurun kaos ve kargaşaya düşmesi için el ovuşturan ihanet ve ihtilaf oluşumu pusudadır. Zafer cumhurun olmaz ise zillet altın vuruşunu yapacak, öldürücü darbeyi indirecektir. CHP-HDP-İP aynı çizgidedir. 24 Haziran'da sonuç alamayan bu güruh, 31 Mart'a umut bağlamıştır. Ancak hevesleri Allah'ın izniyle kursaklarında kalacak, Türkiye'nin doğruluşuna, yeni hükümet sisteminin doğasına zarar veremeyeceklerdir. Sadece dileyerek, sadece bekleyerek, sadece ümit ederek amacımıza ulaşamayız, tehlikeleri bertaraf edemeyiz. Önce tedbir almalıyız, sonra tevekkül etmeliyiz. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri'ni bir sistem oylamasına, bir hükümet tartışmasına, bir rejim krizine dönüştürmek isteyenlerin senaryolarını başlarına geçirmek, alayıyla mücadele etmek boynumuzun borcudur, milletimizin bize yüklediği tarihi bir vazifedir. Vazife kutsaldır, vazife kutludur, ihmali veya inkarı acıklı sonuçlara sebebiyet verecektir."

Terör örgütlerinin devrede, Türkiye'nin yıkımı için kuyruğa giren faaliyet içinde olduklarını söyleyen MHP Genel Başkanı Bahçeli, CHP ile İP'in kaos bekçiliğine soyunduklarını savundu.

AİHM'nin Demirtaş hakkındaki kararı
HDP'nin ise PKK'yı tekrar belediyelere taşıma amacında olduğuna işaret eden Devlet Bahçeli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Selahattin Demirtaş ile ilgili kararına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"PKK'lı Demirtaş'ın serbest kalmasını isteyenler zillet ittifakının çarpık ortaklarından başkası değildir. HDP'ye 'Kürt siyasi hareketi' diyen ipsizler sahadadır. Türkiye'yi yabancılara ihbar eden, yabancı sefirlerle masalar kurup gelecek hayallerine dalan zilletin ana aktörleridir. İşte PKK'lı Demirtaş ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararı gördünüz, duydunuz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi skandal bir karara imza atmıştır. Terörü öven, terör saldırılarını provoke eden tescilli bir bölücünün siyasi nedenlerle cezaevine sokulduğu iddia edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 20 Kasım'da ülkemize PKK'lı Demirtaş'ı 'derhal serbest bırakın' çağrısı yapmış, üstelik utanmadan tazminata mahkum etmiştir. Elinde 53 insanın kanı bulunan Demirtaş'ı adeta mağdur ve hakkı yenmiş birisi gibi göstermek ayıptır, ahlaksızlıktır, hukuksuzluktur, Türk milletine hakarettir."

AİHM'in Türk adaletini hiçe saydığını ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin yabancı başkentlerden değil, Ankara'dan yönetildiğini belirtti. Bir mahkeme kararının önce vicdanlara uygun olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, İspanya'da bölücü ve teröre bulaşmış bir partinin kapatılmasını onaylayan, konu Türkiye olunca bölücü ve teröristleri aklamaya kalkışan AİHM'nin ihanet mahkemesi olmaktan başka bir işe yaramadığını dile getirdi.

"31 Mart'a ne kazanıp ne kaybederiz gözüyle bakmıyoruz"
"Gezi olaylarını övüp yerli Sorosların arkasında duranların, FETÖ'yü masum görüp FETÖ'cülere sığınma hakkı tanıyanların, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne hala inanmayanların, Türkiye'nin baskı ve dayatmalarla geri adım atmasını bekleyenlerin, PKK'yı yıllarca destekleyip Türkiye'ye saldırtanların hukuku da batsın, kararı da batsın, demokrasisi de batsın, özgürlük ve insan hakları anlayışları da yerin dibine geçsin." diyen Bahçeli, MHP'nin Türkiye'nin içine düşürülmeye çalışıldığı çıkmazı gördüğünün altını çizdi.

Önlem alınmazsa, milli fedakarlık yapılmazsa 31 Mart'ta Türkiye'yi siyasi kara kış beklediğine işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Biz 31 Mart'a 'Ne kazanıp, ne kaybederiz?' gözüyle bakmıyoruz. Biz 31 Mart'a 'Şu kadar belediye benim olsun, bu kadar Adalet ve Kalkınma Partisi'nde bulunsun.' diye de yaklaşmıyoruz. 31 Mart'ı Türkiye'nin beka mücadelesi açısından dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Ülke gitmişken, çarşı karışmışken, yeni hükümet sistemine hain bir sefer düzenlenirken belediyelerin hepsini biz alsak ne olacak almasak ne çıkacak? Yarın olacakların, geçmişte olanlar ile ilişkisini kavramış bir gönül ve görüş derinliğine ulaşmak zorundayız. Dün söyledik haklı çıktık, bugün yine söylüyoruz, eğer önlem alınmazsa gene haklı çıkacağız. Cumhur İttifakı'nda bir ara sorun çıkaran gelgitleri kenara bıraktık. Yanlış anlamaları, maksadını aşan söz ve değerlendirmeleri milli beka için yok saydık."

İstanbul, Ankara ve İzmir'de büyükşehir belediye başkan adayı göstermeyeceklerini yineleyen Bahçeli, bu illerde AK Parti'nin istediği adayı çıkarabileceğini söyledi. MHP olarak müsterih bir vicdanla ve ön şartsız adayı destekleyeceklerini belirten Bahçeli, "Zillet ittifakı bu büyükşehirler dışında ortak aday çıkardığı her yerde de Cumhur İttifakı'nın gereği her neyse onu yapacağız, onun yanında olacağız. Milliyetçi Hareket Partisi milleti için vardır. Milliyetçi Hareket Partisi geleceğin güçlü Türkiye'si için üzerine düşeni yapacaktır. Biz kiracı değiliz, yolcu değiliz, konargöçer değiliz, gelip geçici değiliz, devlet de bizimdir millet de biziz, vatan da bizimdir, bayrak da bizim. Böyle diyor ve inanıyorsak üstlendiğimiz milli görev ve fedakarlığı yapmak bizim için şereflerin şerefi olacak, Türk milleti bu kutlu ve haklı davayı sonsuza kadar hayırla yad edecek, tarih hayranlıkla anacaktır." ifadesini kullandı.

"24 Haziran'ın gerisine düşmeyelim"
31 Mart seçimlerinde partililerinden çok çalışmalarını isteyen Bahçeli, 24 Haziran'ın gerisine düşülmemesi için gereken çabanın gösterilmesi gerektiğini bildirdi. Adaylığını açıkladıkları kişilerin şevkle ve inanmışlıkla sahada olacaklarını vurgulayan Bahçeli, henüz adayı belli olmayan belde, ilçe, il ve büyükşehirlerle ilgili de çalışmaların sürdüğünü anlattı.

Partililerine sonuna kadar güvendiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar yerel yönetimlerde partimizin marka olmasına, imrenilecek seviyelere gelmesinde, vatandaşlarımızın takdirini kazanmasında büyük emekleriniz ve hizmetleriniz geçti. Üretken belediyeciliğin hakkını layıkıyla verdiniz. Hepinizi tebrik ediyorum. Aynı heves, aynı heyecan, aynı azim, aynı kararlılıkla yolunuza devam ediniz. Yozlaştırıcı, yıpratıcı telkin ve tesirlere karşı, fikir istikrarını, hayat biçimini ve çalışma çizgisini ısrarla sürdürebilecek yalın, ilkeli ve düzgün bir özel hayata sahip olmaya dikkat ediniz. Günlük hayatın ve dış tesirlerin yıkıcı etkisini süzecek ve ülküdaşlarımızın etkilenmelerini önleyecek koruyuculuğa sahip olunuz."

"Siyasi tarihimizin akışına yön verecek kararlar alındı"
İki gün boyunca devam eden toplantıların son derece verimli, doyurucu ve ufuk açıcı geçtiğini söyleyen Bahçeli, "Toplantımızda siyasi tarihimizin akışına yön verecek kararlar alınmıştır." diye konuştu.

MHP'yi mazlumların tercümanı, gariplerin kalp atışı olarak nitelendiren Bahçeli, MHP'nin Türkiye'nin son kalesi, son direniş hattı olduğunu söyledi. MHP'nin gelecek yıl 8-9 Şubat'ta 50'nci yılını gururla kutlayacağını belirten Bahçeli, "Adana'da başlayan muazzam hareket, muhteşem diriliş hamlesi önümüzdeki yıl Allah'a şükürler olsun ki yarım asrı geride bırakmış olacaktır. Dile kolay tam yarım asırdır millet hizmetindeyiz. Tam yarım asırdır ülkü ve ülke mücadelesi veriyoruz. Kurucu Genel Başkanımız ve Başbuğumuz Türkeş Bey'in açtığı yolda, belirlediği ilkeler doğrultusunda, gösterdiği istikamet boyunca yılmadan, yıkılmadan yürüyüş halindeyiz." dedi.

Arkalarına bakmadan, tuzaklara takılmadan, oyunlara aldanmadan Türk milletini yüceltmek, hak ettiği yükseklere taşımak için çalıştıklarını anlatan Bahçeli, hak, hakikat ve Allah yolunda ilerlediklerini kaydetti. Yükleri ağır olsa da kaldıracak iradeye sahip olduklarını dile getiren Bahçeli, heyecanlarının sıcaklığının ise buz dağlarını eritecek kadar yoğun olduğunu ifade etti.

Yıllar içinde kurumuş toprağın suyla buluşması gibi milletle buluştuklarını, yatağına sığmayan taşan ırmaklar gibi Anadolu'nun her yerine ulaştıklarını belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimi zaman unutulduk, kimi zaman unuttu sandılar. Yeri geldi can evimizden vurulduk, yeri geldi cana can kattık. Sabır, akıl, iman ve ülkücü şuurla nice zorluğa katlandık. Yine de pes etmedik, yine de umudumuzu kaybetmedik. Haklıydık, hakkımızın teslimini bekledik. Haysiyetliydik, bunun görülüp takdim ve tescilini arzu ettik. Karamsarlık bulutlarının, kötümserlik salgınının, kötülük akımının hakimiyetine direndik, hücumuna karşı dik durduk. 'Önce ülkem' dedik, 'önce millet' diye seslendik. 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözünden beslendik. 'Türküz' dedik, 'Türkçüyüz' dedik, elbette Turan'ın ülküsüyle bezendik. Kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk milliyetçileri olarak Türk'e kefen biçecek kadar aklını oynatmış karanlık çevrelere gerekirse siyaseten, gerekirse can feda diyerek meydan okuduk."

"Terör saldırılarıyla susacağımızı sandılar, rezil rüsvaya döndüler"
Kozmopolit azgınlıklara, komünist akımlara, küreselci, bölücü ve sömürgeci alçaklara direne direne, şeytanları taşlaya taşlaya, yılanın deliğini yıka yıka bugünlere geldiklerini anlatan Bahçeli, "Terörizmle sineceğimizi, terör saldırılarıyla susacağımızı, iddia ve irademizin kırılacağını zannettiler. Ekonomik tetikçilerini kışkırttılar. FETÖ iblisini 15 Temmuz'da üzerimize saldılar. 251 insanımızın şehadetine neden oldular. İşgali denediler. İstilayı özendirdiler. Etnik ve mezhep kutuplaşmasını teşvik ettiler. Ancak ihmal ettikleri, görmezden geldikleri milli cesaretin, milli ruh ve azametin karşısında her seferinde mahv-ı perişan oldular, rezil rüsvaya döndüler." diye konuştu.

Bu topraklardan Türk milletinin mührünü sökmeye, Türklüğün izini silmeye hiç kimsenin, hiçbir zulmet odağının gücü yetmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, bu milletin bileğini hiçbir vahşi emelin, vandal hedefin bükemeyeceğini kaydetti. Türk Milletinin hıyanet ve husumete karşı etten duvar öreceğini belirten Bahçeli, istiklalin Türk milletinin ezeli ve ebedi hakkı olduğunu söyledi. Bahçeli, aksini iddia edenlerin aslını da neslini de yok sayan haramzadeler olduğunu aktardı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, elleri nasırlı dedelerin, elleri kınalı anaların, duvağı yeni açılmış gelinlerin, kundağa düşen sabilerin, zikreden diliyle, şükreden kalbiyle, sabreden bedeniyle nefes alan tüm insanların umudu olmak için samimiyetle, safiyetle, şereflice çaba sarf ettiklerini, doğru olduklarını ve doğru hedeflere kilitlendiklerini bildirdi.

Üstlendikleri sorumluluğun büyük, kutlu ve bir o kadar ağır olduğuna işaret eden Bahçeli, dünyadaki gelişmeleri doğru ve Türkçe okuyabilen bir görüş derinliğine sahip olduklarının altını çizdi.

"Lider ülke ve süper güç Türkiye" hedefi
Cumhuriyetin 100'ncü yılı 2023 yılında "Lider ülke Türkiye"ye ulaşma inancı ile çalıştıklarını kaydeden Bahçeli, İstanbul'un fethinin 600'üncü yılı 2053 yılında da "Süper Güç Türkiye'ye" varmayı gaye edindiklerini bildirdi.

Bir amaca sahip olmadan, yalnızca yaşıyor olmaktan başka bir gaye taşımayan toplumların tarihin acımasız çarkında nasıl öğütüldüğünün geçmişte görüldüğünü ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

"Bizim gayemiz vardır, ülkümüz vardır, hiç kimse şüphe etmesin ki tertemizdir. Ülkücü, zamanı, yaşanan anın dar kalıpları içinde yorumlayamaz. Yaşanmış geçmişi yaşanacak geleceği inşa etmekte bir ibret ve övünç dönemi olarak görür. Ülkücünün gelecek vizyonu, Türk milletinin dünya üzerinde olmasını arzuladığı en üst mertebeyi hedef alan ve uzun vadeyi kapsayan ufuk ötesi bir arayışı olmalıdır. Ülkümüz, 'Büyük Türk milletini, Ona farklılık, anlam ve değer kazandıran; tarihin derinliklerinden terkip yaparak getirdiği, dil, gönül, ahlak, inanç, akıl ve vicdanda taşınan muhteşem değerler manzumesini, bir kutlu emanet olarak köklerinden kopartmadan, anlayıp, kavrayıp koruyup, geliştirerek, insanlık var oldukça sonsuza kadar yaşatmak; bu yüksek değerleri temsil etmesini hedeflediğimiz milli devletimizin, Türklük, İslamlık ve insanlığın barış, huzur, adalet ve esenliği için, yeryüzünün en güçlü devleti olmasına çalışmaktır."


8 Şubat 2019 Cuma

MHP siyasette yarım asrı devirdi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor.



Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor. 1969 yılının 8-9 Şubat tarihlerinde Adana'da yapılan büyük kurultayla Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CMKP) olan adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştiren parti, amblemini "üç hilal" olarak seçti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, MHP'nin kuruluşunun 50. yıl dönümüne ilişkin TDP  muhabirinin sorularını yanıtladı.

MHP 50 YAŞINDA FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN

Yalçın, MHP'nin tarihinde özel bir yeri olduğunu için 50. yılı Adana'da kutlayacaklarını belirterek, "50. yılımızı hem Adana'nın bu hususi mevkisine hem de MHP'nin 50 yıllık kutlu beka, bağımsızlık, hürriyet, demokrasi mücadelesine yaraşır bir şekilde kutlamak istiyoruz. Bir bakıma Adana'da 1969'un ihtişamlı, heyecanlı ve coşkulu atmosferine geri dönmüş olacağız." ifadesini kullandı.


"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ VATAN HAİNLERİYLE AYNI KEFEYE KONULDU"


Yalçın, MHP için bu 50 yıllık sürede Türk siyasetinde yaşanan gelişmeler çerçevesinde en zor olayın 12 Eylül olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu süre zarfında MHP'nin geçtiği en önemli dönemeç 12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasıdır. 

Milliyetçi ülkücü hareket 12 Eylül öncesinde Türkiye'yi uydulaştırmayı ve hür dünyadan koparmayı amaçlayan komünist ve ayrılıkçı saldırıların odağındayken, her gün birkaçı şehit edilen ülküdaşlarımız ve parti mensuplarımızın mazlum ve mağdur addedilmesi gerekirken kıyamet MHP'nin başına koptu. 

Kurucu Genel Başkanımız Alparslan Türkeş dahil, MHP'nin ve ülkücü kuruluşların yöneticileri bir ihanet şebekesiymiş gibi toplanıp hapishanelere, zindanlara atıldı. Ülkesi uğruna canını vermekten kaçınmayan Türk milliyetçileri, vatan hainleriyle aynı kefeye konuldu."
Bir "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası" ihdas edilerek ülkücülerin yargılandığını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Kimi idama kimi de yıllarca hapse mahkum edildi. 

Ülküdaşlarımız daha mahkum edilmeden en ağır işkencelere ve gaddarlıklara maruz kaldı. 12 Eylül öncesinin bütün hastalık ve problemlerinin hesabı bizden soruldu. Partimiz ve ülkücü kuruluşlar darmadağın edildi. 

Kısacası hepimizin iliklerimize kadar hissettiği 12 Eylül sonrası bizim için tam bir fetret dönemiydi. Bedeli camiamız için çok ağır olsa da bu menhus dönemi atlattık ama hepimiz çok acılar çektik, mağduriyetler yaşadık. Ben de o çileli günlerin yakın şahitlerinden ve fetreti yaşayanlardan biri olarak birkaç kez hapse girdim."


MHP'NİN KURULUŞU


Adana'da 8-9 Şubat 1969'da yapılan CKMP kurultayında partinin adı MHP oldu, genel başkanlığa Alparslan Türkeş getirildi. Kurultaydan sonra toplanan ilk genel idare kurulunda da partinin ambleminin "üç hilal" olması kararlaştırıldı. 

MHP'nin Gençlik Kolları (Ülkü Ocakları) için de "hilal içinde kurt" amblemi benimsendi.
12 Ekim 1969 seçimlerinde yüzde 3 oy alan MHP, oyunu artırmış olmasına rağmen milli bakiye sistemi kalktığı, yerine nispi temsil sistemi getirildiği için sadece kurucu lider Alparslan Türkeş'i Adana'dan milletvekili çıkardı.

14 Ekim 1973 seçiminde yüzde 3,4 oy alarak 3 milletvekili kazanan MHP, Süleyman Demirel'in başbakanlığında kurulan birinci Milliyetçi Cephe (MC) hükümetine 2 bakanlık alarak dahil oldu. Bu hükümette Alparslan Türkeş Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı, Mustafa Kemal Erkovan ise Devlet Bakanı oldu.
MHP, 5 Haziran 1977 seçimlerinde yüzde 6,4 oy alarak 16 milletvekili çıkardı ve yine Süleyman Demirel'in başbakanlığında ikinci MC hükümetinde 5 bakanlık aldı. Türkeş yine Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı oldu.


12 EYLÜL SÜRECİ


12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatılan MHP çizgisi, 1983 yılında yeni siyasal partiler kurulmasına izin verilince Mehmet Pamak tarafından kurulan Muhafazakar Parti tarafından temsil edildi. Bu parti 1985'de adını Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) olarak değiştirdi. 

1987 referandumundan sonra Türkeş'in siyasi yasağı kalkınca, MHP'nin kurucu lideri, MÇP Genel Başkanı oldu. MÇP'nin 24 Ocak 1993'teki Genel Kurulu'nda delegelerin oy birliği ile partinin adı yeniden MHP oldu ve genel başkanlığa tekrar Alparslan Türkeş seçildi.
Alparslan Türkeş'in 4 Nisan 1997'de vefat etmesinin ardından 6 Temmuz 1997’de yapılan olağanüstü kurultayda Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş ile Devlet Bahçeli arasında yapılan seçim yarışını Devlet Bahçeli kazandı ve MHP Genel Başkanlığına seçildi.


BAHÇELİ DÖNEMİ


Bahçeli genel başkanlığında MHP, 1999 genel seçimlerin yüzde 17,98 oy alarak DSP'nin ardından en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı. Kurulan DSP-ANAP-MHP koalisyonunda, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık alan MHP, ikinci büyük koalisyon ortağı oldu.

Bu dönemde Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit ile sorun yaşayan MHP, yine de koalisyonda uyumla çalıştı ancak yaşanan ekonomik kriz üzerine Dünya Bankası'ndaki görevinden ayrılarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş ile uyuşamadı.

Bu süreçte Bahçeli'nin "3 Kasım'da seçim" çıkışı ile Türkiye 2002'de seçime gitti. MHP'nin, bu seçimlerde oy oranı yüzde 8,3'e düştü ve parti Parlamentoya giremedi.
2007 genel seçimlerinde yüzde 14,29 oy alarak 71 milletvekilliği kazanan MHP, TBMM'de yeniden grup kurdu. MHP, 2011 genel seçimlerinde yüzde 14,27 oy alarak Mecliste 53 milletvekili, Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde 16,29 oy alarak 80 milletvekili ile temsil edildi. 


 MUHALİFLER HAREKETE GEÇTİ


MHP'nin, yüzde 11,94 oy alarak 40 milletvekili çıkardığı 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin ardından partide muhalif sesler yükselmeye başladı.
Bahçeli, 15 Kasım 2015'te seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere il başkanlarını Ankara'da topladı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada "birlik" mesajı verilmesine rağmen Sinan Oğan, Koray Aydın ve Meral Akşener, partide değişim istediklerini belirterek genel başkanlığa aday olduklarını açıkladı.

MHP tüzüğü, olağanüstü kongrelerde genel başkan seçimine izin vermediği için tüzük tadilatı kongresi düzenleyerek, arkasından genel başkan seçmek isteyen muhalifler, birlikte hareket ederek kayıtlı bin 232 delegeden imza toplamaya başladı.

Bahçeli ise parti içinden yükselen "olağanüstü kurultay taleplerini" reddederek, kurultayın 2018'de yapılacağını açıkladı.

Daha sonra yaşanan bir dizi hukuki süreç çerçevesinde, "Çağrı Heyeti"nin olağanüstü kongrenin yapılacağını duyurduğu tarih olan 15 Mayıs'ta, partililer Büyük Anadolu Oteli'ne gitmek üzere toplandı ancak polisin aldığı önlemler nedeniyle otele ulaşamadı.

Kongrenin yapılacağı otelin önüne Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ aynı araçla geldi. Hazırlanan ortak basın bildirisi eski MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından okundu.

Bahçeli, muhaliflerin bu girişimini "tarla kongresi" olarak nitelerken, Akşener'in başını çektiği muhaliflerin bir kısmı daha sonra İyi Parti'yi kurdu.


CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ekim 2016'daki grup toplantısında yaptığı "Başkanlık sistemi" çıkışıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 16 Nisan 2017'deki anasaya değişikliğine giden yolu açan isimlerden biri oldu. Türkiye, bu referandumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti.

MHP, 24 Haziran 2018'de erkene alınan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi'ne AK Parti ile kurduğu "Cumhur İttifakı" ile girdi. MHP bu seçimde yüzde 11,1 oy oranı ile 49 milletvekili çıkardı.





19 Haziran 2018 Salı

Devlet Bahçeli:Türkiye'nin Yeni Yönetim Sistemini Anlattı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

NTV-Star TV ortak yayınında soruları yanıtlayan MHP lideri Bahçeli, "Türkiye yepyeni bir sisteme geçiyor. Bu 94 yıllık Cumhuriyet tarihimizde üçüncü evredir" diye konuştu. Türk askerinin Münbiç'te göreve başlamasına da değinen Bahçeli, "Münbiç sorununun diplomasiyle çözümü olumlu, arkası gelmelidir" ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, NTV-Star TV ortak yayınında Nazlı Çelik'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Nazlı Çelik: Bir yandan Kandil operasyonu gelirken bir yandan da bugün Münbiç gündeme geldi. Türk askerleri Amerikan askerleri ile Münbiç’teler.
Devlet Bahçeli: Öncelikle Star ve NTV televizyonuna teşekkürlerimi sunuyorum. Tabi ülkemizin gündemi çok ağır. Sorunlar gittikçe derinleşerek geliyor. Fakat son yıllarda özellikle bölücü terörle, FÖTE ile mücadelede ve Türkiye’yi yakından tehdit eden komşu ülkelerdeki gelişmeler karşısında bugünkü siyasi iktidar TSK ile birlikte çok azimli ve karralı bir tavır içine girmişlerdir ve bazı tehditleri ortadan kaldırmışlardır. Bunlardan birisi Afrin’dir. En son Menbiç bir çıban başı olarak durmaktaydı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle bir askeri müdahaleye gerek kalmaksızın diplomasi ile olayları takip etmek suretiyle ABD ile bugüne kadar aykırı bir politika takip eden ABD’yi ikna etmek suretiyle Münbiç’te Amerikalı askerlelr Türk askerlerinin güvencesini sağlayarak YPG’yi oradan uzaklaştırmışlardır. Bunlar önümüzdeki günlerde dış politikanın gelişimi sürecinde temel taşlar olarak tarihe kayıt düşecektir. O bakımdan ben tebrik ediyorum. Çok hayırlı bir teşebbüstür. Münbiç sorununun diplomasiyle çözümü olumlu, arkası gelmelidir diye düşünüyorum.
Nazlı Çelik: Kandil operasyonu sürerken muhalefet adayları zamanlamasını manidar buldular bu operasyonun ve bir seçim yatırımı olarak değerlendirdiler.
Devlet Bahçeli: Her biri Cumhurbaşkanlığı adayı olarak toplumun huzuruna çıkan şahsiyetler. Bazı konular vardır ki bunlar beka meselesidir, milletin temel güvenlik meselesidir ve önemli bir köklü sorunun çözümünde atılan hayırlı adaımlardır. Bunları 4 günlük seçimle ilişkilendirerek Türkiye’nin mücadelesinin önünü kesmeye kalkmak caydırıcı bir vasıfla bazı dış güçlere hoş görünmek, PKK’ya taviz vermek çok yanlış bir hareketttir. Bu tür davranışların gereği yoktur. Seçim olsa da olmasa da Kandil’e Türk bayrağı dikilmelidir. Bundan niye rahatsız oluyorlar. 4 gün daha sabretsinler seçim nasıl olsa olacak. Bunu Kandil’le ilişklendirerek caydırıcılık görevini üstlenmiş bir takım zumreler olmaları çok dikkat çekicidir. Milletimiz bunları affetmeyecektir.
Nazlı Çelik: Bir grup toplantısında erken seçim teklifinizi açıkladınız ve bir tarih verdiniz. Dönüp baktığımızda yaptığınız çıkışlarla hep kritik bir rol oynadınız. Belki de ülkenin kaderini tayin eden çıkışlar oldu bunlar hep. Neden bu erken seçime gerek duydunuz acaba?


Devlet Bahçeli:Erken seçim ihtiyacın ötesinde zaruri hale gelmişti. Onun için Türkiye’nin bekası, güvenliği, geleceği, açısından bir erken seçim uygulaması bana göre doğru bir yaklaşım olacağı kanaatini taşıdım. Arkadaşlarımla da bunu paylaştım. Yeni bir anayasa değişikliği arkasından halk oylamasıyla anayasa değişikliğinin milletçe kabulü dikkate alındığında önümüzde üç önemli siyasi olay bulunmaktaydı. Bunlardan birisi Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kurulması, 31 Mart 2019 tarihinde mahalli idareler seçimleri, üçüncüsü de 3 Kasım 2019’da Cumhurbaşkanlığı ve meclisin seçimine dayalı bir siyasi faaliyet. Bunları dikkate aldığımızda Türkiye’nin geçirmiş olduğu süreçler, terörle mücadele, FETÖ ve kalıntılarıyla sürdürülen mücadele ve çevremizdeki ateş çemberi dikkate alındığı vakit seçimin erkene alınması ve güçlü bir iktidarın ve güçlü bir meclisin oluşması ve bazı kararların daha etkin ve verimli şekilde alınmasının yolunun açılması gerekiyordu. Yerel seçimler nereden bakarsanız bakın 23-24 bin insanla ilişkili bir seçimdir. 11 partinin yerel seçimlere girme ihtimalini dikkate aldığınız vakit Türkiye’de neredeyse 200 bine yakın kişinin aktif siyasetle meşguliyeti söz konusudur. Her partiden insanın bulunduğu çevreden etkileme ve etkilenme gücünü dikkate aldığınızda Türkiye’deki siyasi kutuplaşmayı, kaosu, kargaşayı arttırabilecek bir konuma gelebilirdi. O sebepten bu sistem oturduktan sonda mahalli idareler seçimlerinin yapılması daha doğru olur düşüncesi ile hareket edilmiştir. 26 Ağustos 2018 tarihinde bir erken seçimi yapılması düşüncemizi kamuoyuyla paylaşmış olduk.
Nazlı Çelik: Neden 26 Ağustos efendim?
Devlet Bahçeli: Bir zaferin devamı, yeni  bir sistemin oturması, onu bir zaferle taçlandırmak, tarihimizdeki hem 1071 hem 26 Ağustos’u dikkate alarak bir anlam yüklemek için bu yapılmıştı. Bu önerimiz tabi biraz daha ayrıntılı şekilde düşündükleri takdirde Kurban Bayramı’nın sonuna veya önüne geliyor o tarihler. 100 bini aşkın bir hacca gitme arzusu taşıyan milletimizin evlatları var. Onları da dikkate aldığınız takdirde 26’sı belki de seçimlere katılım oranı açısından bir zafiyet yaratır düşüncesiyle bunun erkene alınması siyasi iktidar ve sayın Cumhurbaşkanı tarafından değerlendirmelerde bulunmuşlar. Sonra bizi davet ettiler erken seçim kararımızla ilgili çok yönlü araştırdıklarını, düşündüklerini fakat bunun belli sebeplere dayalı olarak 24 Haziran’da olmasının yararlı olduklarını ifade ettiler. Ben de, “Bu takdirinizi saygıyla karşılıyorum, bugün isterseniz hemen kamuoyuna duyurabilirsiniz” diye...
Nazlı Çelik: Siz ilk Salı günü yaptığınızda açıklamayı Cumhurbaşkanının haberi var mıydı efendim?
Devlet Bahçeli: Hayır haberi yoktu. Daha önceki görüşmeler sırasında seçimlerin ne zaman yapılması gerektiği konusunda karşılıklı görüş alışverişi oluyor. Zaten kamuoyunda da bu tartışılıyor. Televizyonlarda 60 günden buyana hiç değişmeyen bir kadro var. Bunlar Türkiye’nin, dünyanın bütün gelişimini yorumlayan, takdirini önceden bildiren ve Türkiye’de de zaman zihni kargaşalara sebebiyet veren bir zümre bu. Bunlar erken seçim olabilir, ittifaklar şöyle olabilir, ittifaklar bozulabilir, barajı aşıp aşmayacakları şüphelidir, bunlar şöyledir bunlar böyledirler zaman eritiyorlar. Bunu önlemek lazım. Şimdi 24 Haziran’da bütün 60 günlük düşünce birikimini beklesinler 25 Haziran’da ne kadar doğru ne kadar yanlış olduklarını anlasınlar.
Nazlı Çelik: Bugüne kadar olan sürece baktığınızda iyi ki erken seçim çağrısını yapmışım diyor musunuz yoksa belki de beklenebilir mi diyorsunuz?
Devlet Bahçeli: İsabet olduğu kanaatindeyim. Bu kararımızı olgunlukla karşılayan ve zamanlamasını da tabi devleti yöneten kişiler olarak sahip oldukları bilgiler ışığında değerlendirerek bizim 26 Ağustos düşüncemizi öne alma ihtiyacını da saygı ile karşıladık. Zannediyorum 24 Haziran Türkiye için hayırlı bir sonuç elde edecektir.
Nazlı Çelik: Acaba ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum aldığınız bu kararda etkisi var mı?


Devlet Bahçeli: Tabii ekonomik yönden de dikkate alınmıştır bu. Terör yönünden, uluslararası ilişkiler boyutunda dikkate alınmıştır, toplumsal kargaşa için, kaos için her şey dikkate alınarak seçimin yapılmasında yarar gördüğümüz kanaati bizde hakim olmuştur.
Nazlı Çelik: Siz bu Cumhur İttifakı’nı hangi gereklilikle kuruldu?
Devlet Bahçeli: Şimdi ittifak konusu geçmişten bu yana siyasi hayatımızın gündeminde olan bir konu. Fakat meşru ve yasal değil. Yine ittifak çalışmaları örtülü ve gizli şekilde gerçekleştirme yolu tercih ediliyor fakat kim kiminle kim ne kadar beraber belli olmuyor. Bunun yasal bir yola girmesinde yarar vardır diye düşündük. İttifak kurulması ve yasal bir çerçevede ele alınması ülkemiz için daha hayırlı olacağı düşüncesiyle bu Cumhur ittifakı kavramını toplumla paylaşmaya gayret gösterdik. Şu anda da gayet isabetli olduğu kanaatindeyim.
Nazlı Çelik: Peki hangi koşulda bozulur? Terörle mücadele farklı bir boyuta tanışırsa, çözüm süreci yeniden başlarsa bir ihtimal olarak o zaman Cumhur İttifakı riske girer mi?
Devlet Bahçeli: Cumhur İttifakı’nın iki tüzel kişiliği ve kendi dünya görüşüne sahip partilerle oluştuğunu dikkate aldığınız takdirde her partinin kendisine göre bir önceliği, hassasiyeti vardır. Onları dikkate aldığımız vakit ben geçmişteki açılım ve çözüm süreci yaşanarak bugünlere gelindiği için tekrar bunun gündeme taşınması çok zordur, hele hele terörün belinin kırıldığı, kökten kazındığı bir ortamda bunu gündeme taşımak, yeniden teröre bir umut bağlamak cesaretlendirmek anlamı taşır. Çok yanlış olur.
Nazlı Çelik: Kürt seçmene Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı olarak vereceğiz mesaj ne olur?
Devlet Bahçeli: İşte malum televizyonlardaki konuşmacı arkadaşlarımız seçim sürecine girildiği günden itibaren bazı çok akıllıca, sinsice kavramları arka arkaya koymak suretiyle Türkiye’deki kaosu, krizi, kargaşayı, kavgayı körükleyen hatalar işlemişlerdir. Bunlardan bir tanesi de Kürt oylarının eğer Cumhur İttifakı’nda dikkate alındığında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oy kaybına uğrayacağını, çünkü Güneydoğu ve diğer bölgelerde yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizin Milliyetçi Hareket Partisi’ne destek vermeyecekleri ve dolayısıyla Cumhur İttifakı’na destek vermeyecekleri şeklinde bir kavramı çok sık işlediler. Buradaki amacın ne olduğu bence malumdur. Bu insanlar bu anlayışın ne kadar yanlış ve sakat olduğunu bir gün anlayacaklar ve gereği geldiğinde de hesabını verecekler. PKK başka şey Kürt kökenli kardeşlerimiz başka şey. Milliyetçi Hareket Partisi PKK’ya karşıdır. PKK’nın bütün varlığını reddeder ve Türkiye üzerindeki tüm etkisini sıfırlayarak yok etmek ister. Ama Kürt kökenli kardeşlerimiz bizim partimizde de var. Teşkilatlarımız var. Toplumun içerisinde önemli şahsiyetler olarak var. Bunları Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy vermek diyerek ötelemek bir gruplaşmaya zemin hazırlamak ve PKK’yı sivil hayatta da destek veren bir zümre ile buluşturma çabalarıdır. Bu hatalıdır, bu ihanettir.
Nazlı Çelik: Size göre ilk turda bu işin biteceğini mi düşünüyorsunuz yoksa ikinci tura gidecek midir?
Devlet Bahçeli: Şimdi bunu çok yönlü değerlendirmemizde yarar var. Bir defa Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine inanmış ve hayata geçirilmesini çok arzulamaktadır. İkincisi, kendilerinin büyük kurultay süreciyle yaptıkları çalışmalar vardır. Bütün bunlarla Adalet ve Kalkınma Partisi’nin üst yönetici kadrosuyla sayın başbakan ve sayın Cumhurbaşkanı Türkiye’ye bugüne kadar siyasi hayatımızda görülmemiş şekilde açık hava toplantılarıyla düşüncelerini kamuoyuyla paylaştılar. Bu önemli bir çalışmadır. Onun haricinde yapılmış olan muhtarlar, STK’larla ilgili çalışmaları da dikkate aldığınızda bugüne kadar seçimi gerçekleştiremeyecek bir zafiyet içerisinde görülmediği anlaşılıyor. Milliyetçi Hareket Partisi ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini Cumhurİttifakı bünyesi içinde savunan ve bu konuda da üzerine düşen ne varsa yapmaya çalışan bir siyasi kurum olarak çok sayıda miting yapmadık. Kapalı toplantılarla meselenin özünü anlatmaya çalıştık. Yüz yüze temaslarla da kamuoyunda insanlarımıza ulaşma gayreti içinde olduk. Birlikte de miting yapmadık. Birlikte miting yapma bugünkü zemin içinde çok tartışmalara yol açabilir. Böyle tartışmalara sebebiyet vermemek lazım. Cumhur İttifakı iki siyasi partinin tüzel kişiliklerini koruyarak dünya görüşlerini koruyarak yaptıkları bir amaca yönelik faaliyettir. Bu ilerde gelişebilir, çok daha birbirlerini tamamlayan hale gelebilir. Ama şimdiki halde sanki Milliyetçi Hareket Partisi birilerinin söyledi gibi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin arka lastiği, hiçbir şey yapmıyorlar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mitinglerinde boy göstererek değerlendiriyorlar, baraj korkularını bu şekilde yeniyorlar, şunlar bunlar gibi bizim her şeyi çok yönlü düşünen fakat her düşüncesinde fitne yatan bir zümre bunu kullanabilir. Şimdi İstanbul’da muhteşem bir miting yapıldı. Bu mitinge eğer biz konuyu kendi partimiz açısından istismara yönelmiş olsak çok güzel bir zemin var. Cumhur İttifakı adı altında bizde orada bulunuruz, milletin huzuruna çıkarız bir miktar da alkış alırız. Ertesi gün, “Şunlara bak geldiler Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yalnız bırakmadılar” derler. Ama biz bir partinin imkanları, çalışmalarından yararlanarak kendi geleceğini belirleyecek kadarda alçalmadık. Her koyun kendi bacağından asılsın ondan sonra Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi hayata geçirildiği vakit daha yapılacak çok çalışmalarımız var bizim. 24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi milletçe kabul edilirse o zaman sistem bütün unsurlarıyla hayata geçmesi gerekir. Yürütmeyi oluşturan Cumhurbaşkanı ve hükümeti, yasamayı oluşturan milletvekilleri ve partiler ve ayrıca bağımsız yargıyı da dikkate aldığınızda Türkiye yepyeni bir sisteme geçiyor. Bu 94 yıllık Cumhuriyet tarihimizde üçüncü evredir. Bunun birinci evresi cumhuriyetin kuruluşudur. İkinci evresi çok partili hayata geçiş dolayısıyla parlamenter sistemin 71 yıldan beri uygulanmasına sebebiyet veren bir süreçtir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yeni bir sistemdir. Türkiye’nin geleceğini belirleyecek 21.yüzyılda lider ülke olmasına yol açabilecek bir etkenliği, kararlığı, azmi ortaya koyabilecek bir sistemdir. Bu sistemin hayata geçirilmesi 24 Haziran seçimlerine bağlıdır. Bunları dikkate aldığımız vakit ben şu an için halkımızla olan temasları da dikkate alarak herhangi büyük bir hata olmadığı takdirde sistem hayata geçer ve sayın Cumhurbaşkanı da görevine devam eder.


Nazlı Çelik: B planına bakarsak eğer Erdoğan’ın karşısında rakip olarak Muharrem İnce’nin mi Meral Akşener’in mi kalacağını düşünüyorsunuz?
Devlet Bahçeli: Onlara hiç şans tanımıyorum ben. Muharrem İnce bey çok hareketli bir mesajla toplumun huzuruna çıkıyor. Başka şeyler yaparken sürekli çatışmacı, kavgacı, üslubu sert ve karşılıklı atışmadan da zevk duyan, atışmalardan kendisine prim sağlayacağına inanan bir yapıda davranıyor. Her gün yeni bir şey ortaya koyuyor ve bazılarında da abartıyor. Milletimiz bu tür şeyleri çok sevmez. Şimdi durup dururken mesela sayın Cumhurbaşkanı kendisine göre bir toplumsal kurum olarak kıraathane açacağım diyor. Orada çay ile kek. Bunun içerisine dünya kadar şey ilave ediyor. Bunlarla hem olayı küçültüyor hem bir müesseseyi zedeliyor hem de toplumu bu konuyla kendisine çekeceğini zannediyor. Şuraya Muharrem İnce’yi şuraya sütlaca koysanız 18 yaşındaki çocuk hayatında yemediği sütlaca gelir. Bu da kıraathanede bedavaysa kuyruk olur. Siyaseti böyle seviyesini aşağı çeken tartışmalardan uzak tutmak lazımdır. Cumhurbaşkanlığı yeni bir sistemdir bu sistem takip olan kişinin de ağır başlı olması lazımdır. Programlarını çok yönlü ortaya koyması lazım. Halkla bütünleşmede bir takım bağırtı gürültüyle birtakım toplantılarla sonuç alacağını zannetmesin. Çünkü toplum bunu geçmişte hep yaşadı. O bakımdan ben şu an için kanaatim Recep Tayyip Erdoğan rakipsiz gözüküyor. 16 yıllık icraatının içinde yaptıklarını halkla paylaşıyor, yapacaklarını paylaşıyor. Şimdi ben bunu söylüyorum ama Recep Tayyip Erdoğan bey hem Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkanı hem başbakan olarak en fazla eleştiren, sert eleştirilerde bulunan kişilerden birisiyim. Ne söylemişsem aynısını muhafaza ediyorum altından imzamı da çekmiyorum. Ama 15 Temmuz’dan sonra çok şey değişmiştir Türkiye’de.
Nazlı Çelik: Aslında çok ağır eleştirilerde bulundunuz geçmişte gerek Adalet ve Kalkınma Partisi’ne gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve hatta seçim sürecinde de yeni Muharrem İnce meydanlarda sizin geçmişte kullandığınız bu kelimeleri de gösterdi. Ama şimdi baktığınızda bir ortaklık söz konusu.
Devlet Bahçeli: Geçmişte ne söylemişsem onun arkasında olduğumu söylüyorum. Bir yönetimdeki aksaklıkları, yanlışlıkları söylemek muhalefetin görevidir. Dün öyle söyledin diye bugün onları inkar ederek bugünkü Cumhur İttifakı’nda hepimiz kanka olacak halimiz yok. Onun için olayları doğru anlamak lazım. 15 Temmuz Türkiye’de herkesi bir araya getirebilecek çok büyük bir darbedir, çok büyük bir işkencedir, çok büyük bir ihanettir. Bu olaylar karşısında 15 Temmuz’u görüp, 251 şehidimiz 2 bin 194 yaralımız gazimizin olduğu bir dönemde hala kalkıp filan tarihte şunu söylemiştik filan tarihte bunu söylemiştik diye bir birlerimize husumeti geliştirmeni bir manası yoktur. Bu devlet adamlığı ile bağdaşmaz bu siyasetle de bağdaşmaz. Ama dün söylediklerimizi şimdi yanlıştır demiyoruz. O günkü şartlarda geçerli eleştirilerdir.
Nazlı Çelik: O zaman 15 Temmuz’da sizin için ne değişti de bugünkü Cumhur İttifakı’nı ve bu birlikteliği ortaya koydu?
Devlet Bahçeli: 15 Temmuz milletimizin beka meselesini korumaya vesile olmuştur. Milli direnç, karşı duruş. Ayrıca Türkiye’de birçok gerçekleri su yüzüne çıkartmıştır. Ayrıca bütün bu olaylar karşısında Türkiye’de yeni bir sistemin uygulama ihtiyacı kendisine hissettirmiştir. Dolayısıyla 15 Temmuz bir milattır. Bundan sonraki çalışmalarda geçmiştekileri de göz önüne alarak karşılıklı sevgi, saygı, üslup güzelliği içerisinde hem eleştirilerimizi yağmalıyız hem de birbirilerimize olan güzel projelerde de destek vermeliyiz.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html