BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Külliye sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Külliye sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Başkan göreve başlıyor!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistem için yapılacak tören için Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geldi. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, Türkiye'nin ilk defa bir yol ayrımında, darbelere ve zorlamalara maruz kalmadan tercihini milletin özgür iradesiyle yaptığını vurguladı.

Yeni hükümet sisteminin ilk cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve başlaması dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görkemli bir tören düzenlendi.

10 BİN KİŞİ KATILDI

Türkiye’nin bu tarihi gününe yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda davetli tanıklık ederken, yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı törene TBMM Geçici Başkanı Durmuş Yılmaz, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin yanı sıra sanat, spor, iş, hukuk ve siyaset dünyasından çok sayıda isim ve din alimleri katıldı.

MEHTER VE CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KONSER VERDİ

Geniş güvenlik önlemleri altında yapılan tören öncesinde konuklara mehter birliği ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından konser verildi.

ÖZEL ROZETLER

Güne özel yapılan ve üzerinde “Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni” yazılı rozetler davetlilerin yakalarına takıldı. Külliye binasına dev Türk bayrağı ve Atatürk resmi asıldı.

FETİH MARŞI'YLA KARŞILANDI

TBMM’deki yemin töreni ve Anıtkabir ziyaretinden sonra atlı birlikler eşliğinde 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nın bulunduğu giriş kapısından tarihteki 16 Türk devletini simgeleyen askerlerin arasından top atışları eşliğinde eşi Emine Erdoğan ile birlikte Külliye’ye gelen Başkan Erdoğan, tören alanında bulunan davetliler tarafından coşku ile karşılandı. Başkan Erdoğan’ın Külliye’ye girişinde mehter takımı tarafından Fetih Marşı seslendirildi.

BAŞKAN ERDOĞAN DUA İLE BAŞLADI

Burada bir konuşma yapan Başkan Erdoğan, konuşmasına “Ülkemiz tarihinin bu en önemli gününde bizimle beraber olduğunuz için şükranlarımı sunuyorum. 24 Haziran seçimlerinde oyları ile duaları ile destekleri ile şahsımızı bu göreve layık gören vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Erdoğan, şöyle dua etti:
“Rabbim göğsümüzü genişlet, hayır işlerimizi kolaylaştır. Bugün Rabbimize ve onun yarattıklarına yani halka hizmet için bir yolculuğa hazırlanıyoruz. Ya Rab bizi kibirden muhafaza eyle, hasetten muhafaza eyle, haksızlıktan, adaletsizlikten, zulümden beri eyle. Bizi ailemizi, yol arkadaşlarımızı, yolların tuzaklarından koru. Sen ki her şeye gücü yetensin. Bu mübarek günde dileğimiz o dur ki, bu milleti bir kez daha zaferle müjdele ya Rabbi. Bu kutlu yolculuğu Türkiye için, milletimiz için, insanlık için hayırlara vesile eyle. Allah’ım yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Amin, amin, amin.”
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

"HAYIRLARA VESİLE EYLE YA RAB"

Burada bizzat bulunarak sevincimizi paylaşan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis başkanları, devlet başkanı yardımcıları değerli ülke temsilciler yurt içinden ve yurt dışından gelen değerli dostlar sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum
Bugün çıktığımız kutlu yolculuğu Türkiye, milletimiz, insanlık için hayırlara vesile eyle Ya Rab.

"BİZ 40 YILDIR SİYASETİ ALLAH RIZASI VE MİLLETE HİZMET İÇİN YAPIYORUZ"



Rabbim, milletimize ve tüm insanlığa yapacağımız hizmetlerde yolumuzu aydınlatsın, işimizi kolaylaştırsın.
40 yılı aşkın siyasetin içindeyim. Biz siyaseti hep Allah rızası için, milletimize hizmet için yaptık. Efendiliğe değil, milletimize hizmet için geldik.

"MİLLETİMİZ BİZİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADI, YOLDA KOYMADI"

Hamdolsun, milletimiz bizi hiç yalnız bırakmadı, yolda koymadı. 24 Haziran'da bir kez daha kendisine hizmet etmek üzere bizi seçti.
Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamına değişen yönetim sisteminin gereği olarak yürütme organının tüm yetkileriyle geldik, Allah bizi milletimize mahcup etmesin.

"SADECE BİZE OY VERENLERİN DEĞİL, 81 MİLYONUN TAMAMININ CUMHURBAŞKANI OLDUĞUMUZUN BİLİNCİNDEYİZ"

Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle milletimize layık olmaya çalışacağız.

"OSMANLI'DAN BERİ BU İLK KEZ OLUYOR"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir.
Türkiye Osmanlı'dan beri tarihinde ilk defa yol ayrımında tercihini darbe veya zorlamalarla değil milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir.

"ÜLKEMİZE ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDETEN SİSTEMİ ARTIK GERİDE BIRAKIYORUZ"

Geçmişte yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik kaoslar sebebiyle ülkemize çok büyük bedeller ödeten sistemi artık geride bırakıyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz.

"MİLLETİN, DOĞRUDAN YETKİ VERDİĞİ VE HESAP SORMA HAKKINA SAHİP OLDUĞU CUMHURBAŞKANI"

Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir.
Bundan sonra milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı, çalışmalarını yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir.

"BİZE DÜŞEN, KAYBETTİĞİMİZ ZAMANI GERİ KAZANMAK İÇİN ÇOK AMA ÇOK ÇALIŞMAKTIR"

Bugün burada, milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şanlandırmanın sözünü veriyoruz.
Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır ama çok çalışmaktır.
Millet olarak bir olduk, iri olduk, diri olduk, kardeş olduk, her birlikte Türkiye olduk ve böylece tüm engelleri aştık, tüm tuzakları bozduk.

"BİSMİLLAH DİYEREK ADIMI ATTIK"

Bugün 'Bismillah' diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır.
Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir.
Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut örneğidir.

"BÜROKRASİ DEĞİL, HİZMET ÜRETEN BİR DEVLET YAPISI İNŞA ETMİŞ DURUMDAYIZ"

Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve işbirliği olduğuna inanıyoruz.
Yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız.
Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısını inşa etmiş durumdayız.
Türkiye'yi savunma sanayinden sınır güvenliğine kadar her türlü alanda güçlendireceğiz.
Makro ekonomik dengelerden yatırımlara kadar her alanda çok büyük hamleler yapacağız.

"HER TÜRLÜ HAK VE ÖZGÜRLÜKTEN, TÜM VATANDAŞLARIMIZ YARARLANACAK"

Yeni dönemde ülkemizin sosyal devlet niteliğini çok daha güçlü hale getireceğiz.
Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız.

"YENİ KABİNE İLK TOPLANTISINI CUMA NAMAZINDAN HEMEN SONRA"



Cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde kılacağımız cuma namazını müteakip kabinemizin ilk toplantısını gerçekleştireceğiz.
Tüm alanlarda, milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde Türkiye'yi büyütmenin, güçlendirmenin çabasında olacağız.

"O GÜNLER İNŞALLAH BİR DAHA GELMEMEK ÜZERE GERİDE KALMIŞTIR"

Bu ülkede, insanların herhangi bir sebepten ötürü dışlandığı, ötekileştirildiği, zulme maruz kaldığı dönemler inşallah bir daha gelmemek üzere geride kalmıştır.
En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız.
En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır.

10 Temmuz 2018 Salı

Yeni dönem hayırlı olsun!..

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Külliye’de tarihi an... Sessiz devrimler kurumlaştı

24 Haziran seçimlerinde Türkiye toplumu tercihini kuyumcu titizliğiyle yaparak siyasete çok anlamlı mesajlar verdi. CumhurbaşkanıErdoğan'ı ilk turda seçerek yürütmede istikrar, Meclis'te ise hiçbir partiyi güçlü kılmayarak "denetim görevi" için partilerin "işbirliği" yapmasını istedi.
Siyaset mühendisleri istese bile böyle anlamlı bir sonuç ortaya koyamazdı. Millet görevini yaptı, şimdi sıra siyasilerin bunu nasıl hayata geçireceğinde... Meclis'te milletvekilleri yemininden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da yemin ederek göreve başladı.
Talihsiz tren kazası nedeniyle biraz hüzünlü de olsa Meclis'teki o tarihi anda heyecan doruktaydı. Ama ne yazık ki, Meclis'te yaşanan o tarihi anı, CHP ve HDP siyaseten anlamsız oturma eylemleriyle gölgelerken, halkın onlara verdiği mesajı da anlamadıklarını gösterdi.
Oysa halk seçim sonuçlarıyla partilere "uzlaşın" mesajı vermişti. Aslında bu, sistemi kurgulayanların da öngörüsüydü. O öngörüde şöyle deniyordu: "Halkın farklı tercihte bulunmasının siyasete yüklediği görevleri anlamak gerekir. Eğer halk farklı mecralardan hükümeti ve meclisi oluşturuyorsa, bu farklı mecraları dengeleyerek bir anlamda makul bir işbirliği üzerinden ve birbirini gözeterek iş yapılmasını istediği sonucuna ulaşmak gerekir."
Ama ne mümkün, CHP ve HDP'nin başını çektiği muhalefet, bir yandan kutuplaşmadan şikâyet edip, "uzlaşma ve işbirliği"nin önemine değiniyor, öte yandan ise ucuz bir gerekçeyle Meclis'teki havayı geriyordu. Bu muhalefet etmek değildi.
Türkiye, böyle bir muhalefeti hak etmiyor. Seçim gecesini bile yönetemeyen, kayıplara karışan muhalefet aktörleri halkın tepki göstermesini bile anlamış değil. Hiçbiri seçim sonucundan ders çıkarmadıkları gibi değişmiyorlar da...
Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu'nun şu sözü bir kez daha doğrulanıyor: "Sizin değişimi savunmanız yetmez, muhatabınızın da değişime hazır olması gerekiyor." Ne yazık ki CHP ve HDP bir kez daha değişmeyeceğini gösterdi.
Onlara destek veren "çamur medyası" da farklı değil. Daha ilk günden Meclis'in işlevsizleştiğinden, reform yapılmayacağından söz ediyor ve yayıyordu. Adeta her yazar kendi beklentisini gerçekmiş gibi sunuyordu. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan her konuşmasında ısrarla "reform ve değişim" diyordu:
"Biz Türkiye'yi 16 yıldır kesintisiz reformlarla yönettik. Reformları devam ettirmek zorundayız. Bir tarafı zihniyeti değiştirmekse, diğer tarafı da anayasadan yasalara kadar mevzuatı düzenlemektir."
Türkiye halkı bunu bildiği için de her seçimde değişime destek verdi. Bu gerçeği dün bir kez daha Meclis'ten sonraki ikinci durağımız Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde de gördük. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Külliye'de dünyanın 50'yi aşkın ülkesinden gelen devlet başkanlarını, siyasi aktörleri ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen konukları ağırladı. Sonra da herkesin heyecanla beklediği o an geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da, yardımcılarını ve bakanlardanoluşan "teknik hükümet" üyelerini açıkladı.
O an isimler okundukça hem alkış kopuyor hem de "Aaa..." sesleri yükseliyordu. Sürpriz de vardı beklenen de. Liyakat ve ehliyet eksenli yeni bir sentezdi. Liste tamamlandığında Türkiye'nin yeni yolculuğu da başlıyordu.
Yeni sistemin ilk hükümet üyelerini kutluyor, başarılar diliyorum.

Yeni bir devrin başlangıcı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Meclis'te yemini ile yeni bir devir başladı. Külliye'de görkemli törenle de yeni başlangıç taçlandırıldı. Bir numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yeni yönetim sisteminin çatısı oluşturuldu.
Böylece, 9 Temmuz 2018 günü büyük bir değişimin vakti olarak siyasi tarihimizin sayfalarına işlendi.
Cumhuriyet döneminin tarihi yazılırken "kritik dönemeçleri" adlandırmada farklılıklar görürüz. Kimi araştırmacılar 1961 ve 1982 anayasaları dönemini 2. ve 3. Cumhuriyet olarak adlandırmayı tercih ederler.
AK Parti'nin on altı yıllık iktidarının ülkemizi dönüştürme anlamında müstesna bir yere sahip olduğu da aşikâr. Bu dönemin laikçi Kemalist düzende ciddi bir dönüşüm yarattığı konusunda geniş bir uzlaşma bulunuyor. Ancak yine de cumhurbaşkanlığı sistemine geçişe kadar yapılan değişimin dirençleri kırma ve hazırlık mahiyetinde olduğu söylenebilir.
Yeni sisteme geçişle birlikte üçüncü bir devreye ayak bastığımızı düşünenlerdenim. İlki 1923, Cumhuriyet'in kuruluşuydu.
İkincisi 1950 Demokratik hayata geçişti. Üçüncüsü de kuşkusuz 2018, cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş oldu. Bundan sonra üniversitelerimizde Türk siyasi hayatını anlatan hocalarımızın bu üç ana dönemleme üzerinden gitmesini uygun bulurum.
Yeni sistemin kurucu cumhurbaşkanı 9 Temmuz günü yemin eden Erdoğan oldu.
Sistem değişimi Erdoğan'ın içte ve dışta verdiği siyasi mücadele ile mümkün olduğu gibi, yeni sistemin kurumsallaşması da Erdoğan'ın karizmatik liderliği ile sağlanıyor.
Yeni sistem, seçilen her cumhurbaşkanının kendi modelini getirmesine müsait ise de teamül oluşturan bir başlangıcı yine Erdoğan yaptı. Bu başlangıç ile Erdoğan aynı anda iki fırsatı değerlendirebilir.
Hem eski parlamenter sistemin sorunlarını aşan bir hükümet sistemini kurumsallaştırır.
Böylece, yetki çekişmesini ortadan kaldıran ve bürokratik vesayete son veren verimli bir yönetim modelini hayata geçirir. Hem de AK Parti'nin on altı yıllık iktidarının getirdiği yüklerden kurtaracak bir yenilenme sağlayabilir.
Revizyona açık yeni modelle stratejik planlama ve koordinasyona ağırlık verilir.
Aktif, etkin ve risk alan üst düzey yönetim anlayışı yerleştirilir. Yapı kadar yönetim zihniyetinin de dönüşmesi gündeme alınır.
Ne de olsa yeni sistem politika oluşturmada aktörlerin rekabetine de alan açtığından statik, hantal ve vesayetçi bürokrasiyi performans ve liyakat temelinde dönüştürebilir.
Yeni sistemin köklü dönüşümlere yol açması zaruridir.
Hedef, Erdoğan'ın 24 Haziran seçim manifesto ve beyannamesinde vaat ettiği "daha fazlarefah, daha fazla demokrasi ve özgürlük" olduğuna göre toplumun her kesimine ulaşan bir seferberliğe ihtiyaç var.
Terörle mücadele aksatılmadan yeni devrin geleceğe dair umutları yeşertmesi asıldır.
Yapılması gerekenlerin başında mikro alanlara eğilme zorunluluğu bulunuyor. Ekonomide yapısal dönüşüm, kültür, eğitim, yükseköğretim, tarım, gıda ve hayvancılık alanları politikaların yeniden ele alınması gereken alanlar.
Yine yereli güçlendirmek AK Parti'nin öncelikleri arasında olmalı. Türkiye bugünlere gelmek için son beş yılda çok bedel ödedi.
Ülkemizi tekrar türbülansa sokmamak için geleceğimizi kapsamlı politikalarla kurma zamanı.
Bu kutlu başlangıç milletimize hayırlı olsun.

Kâbus bitti

Durumdan hoşnut olmayan CHP’liler ve Fetullahçı liberaller, hükümet modeli değişikliğini “cumhuriyetin tasfiyesi” olarak değerlendiriyor, daha ılımanları “ikinci cumhuriyet” yakıştırmasında bulunuyor ama değişen sadece “model”dir.
Bir diğer ifadeyle, darbe üreten ve vesayet odaklarının işini kolaylaştıran “sistem” ortadan kalkmıştır.
Kâbus bitmiştir.
Bundan sonra “konvansiyonlar”ın ve bürokrasinin değil, milletin değdiği olacaktır.
İlle numaralandırmak ve isim vermek gerekecekse (bence gerekmez), “dördüncü cumhuriyet” diyebiliriz.
Birinci cumhuriyet, 1946’da, “çok partili parlamenter sistem”in ilanıyla birlikte ortadan kalkmıştır.
Menderesdönemi cumhuriyetin ikinci evresidir ve Türkiye’nin çehresini değiştirmiştir. En yüksek “kalkınma” bu dönemde sağlanmıştır.
Süreç, 1960 darbesiyle noktalandı. Menderes “endüstriyel kalkınma” dediği ve Sovyetler Birliği’yle (enerji ve demir çelik alanında) kredi anlaşmaları imzaladığı için, ABD destekli bir darbeyle gönderildi. Bir anlamda, “Madem bir NATO ülkesisin, bizim çizdiğimiz sınırlar içinde hareket etmelisin, bir tarım ülkesi olarak kalmalısın”denilmiş oldu.
Menderes’i alaşağı edip darağacına yollayanlar, getirdikleri modele “ikinci cumhuriyet”adını verdiler... (Darbe destekçisi gazetelerin tümünde “ikinci cumhuriyet” ifadesi yer alıyordu...) Oysa “üçüncüsünü” idrak ediyorduk.
Daha doğrusu, 61 anayasasıyla birlikte “üçüncü cumhuriyet” kuruldu.
Evet, görece “demokratik” bir anayasa yapıldı, kuvvetler ayrılığı ilkesi tahkim edildi, işçiye “sendikal örgütlenme” hakkı getirildi, bireysel özgürlükler tanındı ama bunlar sadece “görüntü”den ibaretti.
Süreç içinde, kuvvetler ayrılığı ilkesi “kuvvetler hiyerarşisi”ne dönüştü ve hiyerarşinin en tepesine “yargı” yerleştirildi. Sendikal örgütlenme hakkı ve bireysel haklar yargının inhisar alanına girdi, icra heyetinin üzerinde birtakım “konvansiyonlar” oluşturuldu ve hükümetlerin icra yetkisi konvansiyonların iznine tabi kılındı. Bir anlamda, vesayet “kurumsallaştı” ve “millet iradesi”nin önünde görünür görünmez barikatlar kuruldu. (Bir “Senato” uygulaması vardı mesela. “Paralel parlamento” işlevi görüyordu... Görevi, birinci parlamentonun yaptıklarını yıkmaktı.)
Üçüncü cumhuriyetle birlikte, ayrıca, darbe üreten sistem, anayasal güvenceye kavuşturuldu... (Bkz. Kenan Evren’in yaptığı anayasa...)
İkinci cumhuriyetin “yıktıklarını” tahkim etme hedefiyle gelen üçüncü cumhuriyet, darbenin kurumsallaştığı ve sistematik hale geldiği bir “kâbus dönemi”dir. Bu dönemde dört konvansiyonel darbe, bir postmodern darbe, yürürlük imkânı bulamamış onlarca darbe girişimi ve sayısız muhtıra yaşadık...
İlaveten iç savaş, binlerce yargısız infaz, gözaltında kayıplar, düşünce yasağı, inanç yasağı, dil yasağı, açlık, işsizlik, enflasyon, ağır seyreden ekonomik kriz, büyük devalüasyonlar, kısa ömürlü hükümetler ve “vesayet altında” tutulan bir parlamento.
Bazılarının gönlü hoş olacaksa tekrarlayalım:
Dün itibariyle kurulan (ille bir isim vermemiz gerekecekse) dördüncü cumhuriyettir.
Dolayısıyla yenisiyle birlikte üçüncü cumhuriyet, yani darbe üreten sistem sona ermiş, halkın iktidarına imkân tanıyan yepyeni dönem başlamıştır. Ve “68 yıllık kâbus” sona ermiştir.
Milletimizin gözü aydın!

Hayırlı olsun



Dünden itibaren Türkiye’de “Başkanlık Sistemi” başlamış bulunuyor.
Recep Tayyip Erdoğan da “Cumhuriyetin 1. Başkanı’dır.”
Gerçi MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin isteği üzerine “Cumhur-başkanlığı Sistemi” gibi bir ifade kullanılmıştı.
Ama...
Gerçek bunun “Başkanlık Sistemi” olduğuydu.
Kamu hukuku literatüründe -zaten- “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” diye bir tanım ve uygulama yok.
Bununla beraber, “Yeni sistem Türkiye’ye özgü olacak” denilerek inşa edildiği için literatüre girebilirdi.
Gene de -teoride- tartışılacaktı.
Sonuç...
Noktayı gene yeni sistemin “telif sahibi” koydu.
Meclis kürsüsüne eski sistemin Cumhurbaşkanı, yeni sistemin seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak gelip ant içtikten sonra “ismi koydu.”
Gazetecilerin “Size nasıl hitap etmeliyiz? Cumhurbaşkanı mı, Başkan mı?” sorusuna “Başkan diyebilirsiniz” cevabını verdi.
Evet.
“Başkanlık sisteminin 1. Başkanı Recep Tayyip Erdoğan.”
95 yıl sonra artık Türkiye “Başkanlık Sistemi”ne geçiyor.
Siyaset tarihimizde yeni bir cildin ilk sayfasıdır.
Türkiye için hayırlı olmasını diliyorum.
Sistemin teorik irdelemeleri ve uygulamada görülecek analizler sonra...
Dünden gözlemler...
Saat 16.00 sıralarında TBMM’nin -geçici- Başkanı Durmuş Yılmaz milletvekillerine ve balkonlardaki konuklara anons yaptı:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın salona girmek üzere olduğunu, kendisinin ayakta karşılanması, ant içme süresince de ayakta kalınması gerektiğini” söyledi.
Ancak...
CHP ve HDP ne ayakta karşıladı ne de ant içme sürecinde ayakta oldu.
Koltuklarında oturarak izlediler.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu salonda yoktu.
İYİ Partililer ise karşılama dakikalarında ayaktaydılar. Ancak yemin süresince oturdular. Üç parti milletvekilleri de alkışlamadılar.
AK Parti ve MHP ise hem karşılama hem de ant içme süresince ayaktaydılar ve uzun süre alkış tuttular.
“Gelenekler” devletlerin ve demokrasilerin manevi değerleridir.
DNA hafızalarıdır.
“Cumhurbaşkanları, sancak ve cenaze geçerken” oturulmaz.
HDP başkan vekili Ayhan Bilgen bu konuda gerekçelerini şöyle açıkladı:
“1- İç tüzükte ayağa kalkmak diye bir hüküm yok. MHP’li Başkan Durmuş Yılmaz sanki böyle bir hüküm varmış gibi emrivaki yaptı ve kamuoyunu yanılttı.
2- Beştepe’deki davete Meclis’teki diğer partili milletvekilleri davet edildiği halde, HDP dışlandı. Bize doğrudan doğruya suçlamalarda bulunuldu.”
Sanıyorum HDP “kendisine terör örgütüyle iltisak” söylemlerine tepkili ama bunu sistemin ve geleneklerin gereğini getirerek, “siyasi söylemlerle” dile getirmesi doğru olanıdır.
CHP grup başkan vekili Özgür Özel ise şöyle bir açıklama yapmıştı:
“Burası yasama Meclisi’dir ve bugüne kadar yürütmenin başı karşısında hiç ayağa kalkmadık, kalkmamak gerekiyor, artık tarafsız bir cumhurbaşkanı yok.”
Eğer 81 milyonun devletin zirvesi tarafından ayrımsız kucaklanması isteniyorsa Meclis’te temsil edilen partilerin milletvekilleri de oy aldıkları milyonlarca seçmen adına bunun gereğini simgesel olarak yapmalılar.
Ki...
81 milyonun “muhalefete oy vermiş” bireyleri için de “kucaklayıcı” tavrın takipçisi olsunla

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Ulusalcı yazar Nihat Genç isyan etti!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türkiye’deki Ulusalcı ve Kemalist çevrelerin sembol isimlerinden biri olan yazar Nihat Genç, Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe” söylemini yerden yere vurdu. 15 Temmuz’un Türk milletinin destanı olduğuna vurgu yapan Nihat Genç “Erdoğan’a suikast başarılı olsaydı, Türkiye’ye FETÖ’ye teslim edilseydi mutlu mu olacaktınız” dedi.

İŞTE NİHAT GENÇ'İN YAZISINDAN BAZI BAŞLIKLAR 

 15 TEMMUZ'DA FETÖ, AB VE ABD TÜRK HALKINDAN TOKAT YEMİŞTİR. NOKTA! 

İçerden-dışardan bir 'kontrollü darbe' fırtınası kopartılıyor ki inanılacak bir aptallık değil akıllara seza. Lami cimi yok, kafayı yemişiz. …15 Temmuz gecesi Türk halkı Amerika Nato ve Avrupa işbirliğiyle kalkışılan Fetö darbesini yenmiştir, bu kadar. Bu gerçeği neden aklımız almıyor? Halkın direnişi darbecileri püskürtmüştür, nokta, bunun gururunu yaşayın ve keyfini çıkartın ve şanlı tarihini yazın.

O GECENİN KAHRAMANI POLİS VE MEHMETÇİKLER

Yaralı gazimiz, o umutsuz işgal gecesinin umutsuzluğunu çok iyi ifade eden şu sözlerle karşılık veriyor: "İyi bak o mermi deliğinden kanka, vatan görünüyor mu?"
O gece vatan görülmedi. O gece vatan sadece kahpe mermi deliklerinden göründü!
Mesela o gecenin asıl kahramanları Türk Ordusu'nun 'erleridir' yani Mehmetçik. Bir şaşkınlık anı sonrası olup biteni anlayıp 'silahlarını bıraktı'.
"Bir TOMA'yla iki polis arkadaş duvarı yıkıp içeri girdik, önümüzde binden çok asker, silah bıraktı ve teslim olmak için kuyruğa girdi, içimden şu soruyu sordum, şimdi kim inanır, biz iki kişiydik…"

15 TEMMUZ GECESİ SAVAŞ TARİHİNE GEÇECEK OLAYLAR YAŞANDI



O gece mesela savaş tarihine girecek ve derslerde okutulacak olağanüstü şeyler oldu. Misal, Ankara Sıhhiye'de halkımız bir tankı durdurmak için tankın üzerine nerden bulduysa bir branda çekti, tank önünü göremedi. Emniyetin önünde tankın paletlerine trafik levhaları sokuldu, tanklar zınk diye kaldı. Kızılay'da tankın tüfeklik deliklerinden itfaiye hortumuyla su basıldı, tankın içindeki hainler boğulmamak için dışarı çıktı. Ve emniyetin önünde tankın tüfeklik deliklerinden gaz sıkıldı, tankın içinden öksüre öksüre Fetöcü subaylar kendini dışarı attı.

ERDOĞAN'IN UÇAĞI VURULSA TÜRKİYE'YE FETÖ'YE TESLİM EDİLSE RAHAT MI EDECEKTİNİZ!

Bunlara niye inanmıyorsunuz, videoları ortada, şahitleri hala yaşıyor ve çoğu hikayesini ekranlardan anlatıyor, işte özel hareketin kahramanları hala görev başında…
Efendim, Tayyip Erdoğan'ın uçağını nasıl olur da vuramazlarmış…
Acemiydiler, beceriksizdiler, şuurları, iradeleri ve muhakemeleri yerinde değildi, vuramadılar.
Vursalar mıydı, Türkiye, Nato Amerika ve işbirlikçisi Fetö'ye teslim olsaydı rahat mı edecektiniz?

KÜLLİYE'NİN BOMBALANMA VİDEOLARINI İZLEYİN!

İşte videosu hala jeneriklerde dönüyor, Külliye'nin önünde iki tane camii, özel hareket camilerden birinin arkasında mevzilenmiş, savaş uçağı vurmak için konum istiyor, bu video her gün ekranda dönüyor, gelin görün ki, savaş uçağı yanlış camiiyi vuruyor. Özel hareketin başındaki Eraslan Er, o gecenin en büyük kahramanlarındandır, yanlış camiiyi vurmasalardı, hepimiz ölmüştük ve şansımız kalmamıştı, diyor.

BOMBA YANLIŞ YERE DÜŞMESEYDİ "KONTROLLÜ DARBE" DİYEMEYECEKTİNİZ!

Yanlış camiyi vurmasalardı bugün hiç biriniz 'kontrollü darbe' diyemeyecektiniz, çünkü elinizde hareket halinde tek silahlı güç bertaraf edilecek ve darbe gerçekleşecekti.
Bu 'kontrol' işi zıvanadan çoktan çıktı, öyleyse, Balyoz - Ergenekon davaları da kontrollüydü, çünkü Fetö, Anayasa Mahkemesi, Hakimler Kurulu'nu, yüzlerce savcı ve hakimi ve bütün medyayı ele geçirdiği halde, altı-yedi yıl içinde Balyoz-Ergenekon davaları çöktü. O halde soralım, efendim niye çöker, niye anlayamıyorsunuz bu Fetöcü zavallılar hiçbir şeyi başaramaz. Bu sütunlardan defalarca yazdık, milyonları aşan sayfalık iddianameleri var ancak delil kanıt gösteren yarım sayfalık belgeleri yok diye.

FETÖ'CÜLER BAŞARISIZ OLDU ÇÜNKÜ HİÇBİRİNDE İNSİYATİF ALACAK KİŞİLİK YOK!

Kozmik odalardan binlerce subayın yatak odasına onlarca operasyon ve yedi uzun yıl giriyorsunuz ama tek bir delil bulamıyorsunuz.
İnsan bir köy, bir sıradan gecekondu kahvesini bassa elli tane suç unsuru ve suçlu bulur, ama yedi uzun yıl ülkenin altını üstünü getirip bir yarım sayfalık 'suç, kanıt' oluşturmadılar.
Bu eşyanın tabiatına da aykırı bu kadar subayın içinde hain ajan değilse de manşetlere çekilip suçlanacak adi suçlardan birkaç kişi pekala bulunabilirdi.
Neden bulamadılar?
Çünkü Fetöcü savcılar bir projenin genel talimatıyla ve emir alarak safha safha iş tutuyorlar, hiç biri 'insiyatif' alacak kişilik özelliğine sahip değil.

KİŞİLİKSİZ OLDUKLARI İÇİN DARBE GECESİ FETÖ'CÜ ÖDLEKLERİN HEPSİ TESLİM OLDU

Darbe gecesi de böyleydi, Fetöcü subaylar 'insiyatif' alamadılar, böyle bir yetenekleri kişilikleri yoktu.
Subay, insiyatif alabilendir, bir arazide merkezle telsiz irtibatınız kopar ve artık ölümcül kararları bir teğmen vermeye başlar, teğmen şehit düşer, insiyatifi çavuş alır, askerliğin kanunu budur.
Yakın tarihteki savaşlarımız saniye saniye ortada, subayları vuruldu ya da subaylarıyla irtibat koptu diye teslim olan askerimiz yoktur, kim hangi cephedeyse kaldığı yerden savaşına kahramanca şehit oluncaya kadar devam eder.
Bu Fetöcü ödleklerin yüzlercesi ise halk sokağa çıkınca ve birkaç yerde önlerini kesilince korkudan teslim oldu.

İNSİYATİF ALABİLEN KİŞİLİKLİ TEK BİR FETÖ SUBAYI ÇIKMADI!



Tankları çıkarttılar olmadı, savaş uçaklarını kaldırdılar olmadı, TRT'yi bastılar olmadı, birkaç saat içinde, iradeleri çözüldü, birkaçı vuruldu bir kaçı gizlendi kaçtı ve insiyatif alabilen tek bir yüksek subay bulamadılar.
Ancak buna rağmen sabahın sekizine kadar savaşı kudurmuş bir hain iştahla sürdüren ve sonik patlamalar yapan uçakları havadaydı, yani sabahın sekizine kadar kertenkelenin kopan ayakları hala canlı canlı kıpırdıyordu.
Size ne oluyor, bırakın Amerikası Natosu Avrupası aptallığına doymasın, kırk yıldır hazırladıkları kırk bin üstündeki ajanla darbeyi başaramayıp rezil oldular, kendileri düşünsün.
Bırakın bu utanç dolu hüsranı, sınav soruları çalarak terfi alan, himmetle (hırsızlıkla) çeteleşmiş, bir sümüklü mehdiye tapacak kadar zavallı, ilk gençlik yıllarında TV dahi seyretmemiş bu cahillere bel bağlayan Amerika Nato düşünsün.

BIRAKIN BU "KONTROLLÜ DARBE" AYAKLARINI!

Bırakın kontrollü darbe ayaklarını, bu dünyada ve öbür dünyada her şeyi Mehdi'den bekleyen bu Fetöcü zavallılarla yola çıkanlar bunlara para basanlar kucağına, yatağına alanlar, dert edinsin.
Ulan, adam Mehdi, şu kontrollü darbe diyenlerden bir tanesi bile çıkıp, neden sen ne biçim Mehdisin demiyor, kendini kainat efendisi ilan ediyorsun ama mucizen, kerametin, öngörün sıfır, diyemiyor.
Fetö şeytanı kırk yıldır Amerika'yı Avrupa'yı kandırmış, Amerikalılara Nato'ya boş umutlar vermiş, Amerika ve Nato'yu yalanlarıyla kendine bağlamış, ve sonunda Amerika ve Nato'nun desteğini almayı başarmış ama iş 'darbe'yi yapmaya gelince, elindeki malzeme bu, çuvallamış.

FETÖ'CÜLER KORKAK VE ÖDLEK OLDUĞU İÇİN BU HALKA YENİLDİLER!

İnsan malzemesi kişilik malzemesi sıfır olduğu için çuvalladı.
Bu meczuplar ordusunun modern bir toplumu yenmeleri mümkün mü?
Müridleri korkak ödlek olduğu için çuvalladı.
Birisi emir verir onlar da yapar düşüncesine inanacak kadar zavallı dünya dışı yaratıklar oldukları için yenildiler.
Müridleri himmet paralarını toplarken ekranlardan twitlerden palavralar sıkarken hepsi kahramandı ancak göğüs göğüse dövüşe gelince, pısss.
Fetö'nün gerçekte tek şeytani gücü vardır, onu da başarmıştır: O da 'gizlilik'.
İkinci bir şeytani gücü vardır. O da iftira ve manipüle.
Onu da başardılar.
Saklanmayı bilirler, kamufleyi, örtmeyi, karanlığı, kriptoyu, sır içinde kalmaya bayılırlar.
Ama er meydanında dövüşe gelince, sıfır…

"KONTROLLÜ DARBE" DİYENLERE DELİ BİLE DEMEYECEĞİM!

Fetö'nün tek bir adam ayartamadığı, para yediremediği, tarafına çekemediği, manipüle edemediği, Silivri'ye tıkmakla bitiremediği, tehdit ve iftiralarla yıldıramadığı kim varsa, bu soylu vatansever insanları suçlamayı hala sürdürüyorlar.
Ve darbe gecesi ekrana çıkıp kitlesini teyakkuza geçirememiş, hatta darbe gecesi, kanlı Fetö katillerinin bildirisini okumuş..
Ve şimdi: 'kontrollü darbeymiş?'…
Size deli bile diyemeyeceğim.

FETÖ'CÜLERLE BİRLİK OLMAK HİÇ Mİ AĞRINIZA GİTMİYOR?

17 yaşımdan beri okuyorum, iyi bir kitaplığım var, benim gibi, bu ülkede yüzbinlerce okumuş bilgili dünyayı takip eden insan var…
Amerika ve Avrupası, işte bu yüzbinlerce okumuş insanı yönetmesi için başımıza sümüklü bir Mehdiyi bize reva görüyor.
Yüzlerce akademisi olan, yüzlerce kurumu olan, bağımsızlık savaşı ve cumhuriyeti olan, yüzlerce şehri, on binlerce sanayisi ve on binlerce batı üniversitelerinde okumuş insanı olan, bu ülkenin başına, bir sümüklü Mehdi'yi layık görüyorlar.
Bu meczuplar, bu hırsızlar, bu yalancılar ordusu ve başlarında sümüklü bir mehdi bu ülkeyi yönetmesi için Amerika ve Avrupa tarafından düğmeye basıldı.
Hiç mi ağrınıza gitmedi!

BATILILAR TÜRKİYE GİBİ BİR ÜLKENİN BAŞINA SÜMÜKLÜ BİR SAHTE MEHDİ'Yİ Mİ UYGUN GÖRDÜ!



Bu koskoca tarih ve kültürü olan bir ülkenin başına Amerika ve Avrupası bir sümüklü mehdiyi uygun gördü.
Batılılar'ın partilerinize, meclisinize, işadamlarınıza, insanınıza verdikleri değer bu, sizi bu sümüklü Mehdi yönetsin, dediler.
Bu ülkenin bir partisi, bir yazarı, bir insanı olarak Batılılar'ın sizi bu denli aşağılamasından hiç mi utanmadınız!

"KONTROLLÜ DARBE" DİYENLER HER KÜFRÜ HAK EDİYOR

Bu muhteşem toprakları sümüklü Mehdi yönetsin diye düğmeye basmışlar karar vermişler, bu emperyalist dünyaya söyleyecek tek bir lafınız dahi yok mu?
Ve bugün, bu manyak Mehdi'yi ülkenizin başına layık görenlerin davaları ve dünyadaki algısını değiştirmek için ortaya sürdüğü 'kontrollü' lafını sürdürüyorsunuz.
Be mübarek ne diyelim sana, darbeye ve ihanete karşı koymaya çalışan bu soylu insanların her türlü aşağılaması ve küfrünü ve isyanını hak ediyorsunuz. (odatv.com)

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'de yemin etti

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün TBMM Genel Kurul'unda yemin etti ve yeni hükümet sistemi resmen başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, saat 16.43'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yemin etti.ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başlamış oldu. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan misafir devlet, hükümet ve meclis başkanlarına akşam yemeği verecek. Akşam saatlerinde ise Erdoğan kameraların karşısına geçecek ve yeni dönemin ilk kabinesini Türkiye'ye ilan edecek.

ERDOĞAN NOKTAYI KOYDU: BAŞKAN DİYEBİLİRSİNİZ

16:54: Cumhurbaşkanı Erdoğan, yemin töreninin ardından, "Her şey gayet güzel oldu milletin önünde. İnşallah bundan sonraki daha güzel olur. Duygularımı akşam Külliye'deki konuşmamda aktaracağım" dedi. Gazetecilerin "Size nasıl hitap edelim? Cumhurbaşkanı mı? Başkan mı" sorusuna ise "Başkan diyebilirsiniz" diye yanıt verdi.
16:50 Cumhurbaşkanı Erdoğan Anıtkabir ziyaretini gerçekleştirmek üzere TBMM'den ayrıldı.

DAKİKALARCA AYAKTA ALKIŞLANDI

16:47: Cumhurbaşkanı Erdoğan dakikalarca ayakta alkışlandı. Yemin töreninin ardından İstiklal Marşı okundu.
16:42: Cumhurbaşkanı Erdoğan alkışlar eşliğinde Genel Kurul'a giriş yaptı.ve Kürsüde yemin etti. Erdoğan'ın ettiği yemin şöyle: “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
16:31: Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'de resmi törenle karşılandı.

ERDOĞAN'A SEVGİ SELİ

16:25 :Yoğun güvenlik önlemleri ile Meclis'e geçen Erdoğan'a güzergahta vatandaşlar büyük sevgi gösterilerinde bulundu. Erdoğan'ın makam aracının üzerine gül dökülmesi de dikkat çekti.
16:21: Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurbaşkanlığı yemin töreni için Külliye'deki resmi konutundan TBMM'ye hareket etti.
16.20: MHP Lideri Devlet Bahçeli, Genel Kurul salonuna girdi. Bilal Erdoğan, Sümeyye Erdoğan, Esra Albayrak ve Sümeyye Erdoğan’ın eşi Selçuk Bayraktar da salona girdi. Erdoğan’ın çocukları, Şeref Locası’nda Erdoğan’ın Genel Kurul’a geldiği zaman oturduğu bölümden töreni izleyecek. Erdoğan’ın iki torunu da Şeref Locası’nda oturuyor.
15.55 : Genel Kurul’da şu anda yabancı misyon temsilcileri, davetliler ve medya temsilcileri yer alıyor. Milletvekilleri yavaş yavaş salona gelmeye başladı.

HDP'li milletvekilleri İstiklal Marşı okumadı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin etmesinden sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu, HDP'liler ağzını bile oynatmadı.

PARLAMENTER SİSTEME VEDA

Erdoğan'ın yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin ettikten sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu.

HDP SIRALARI SESSİZ

Meclis'te büyük bir gururla İstiklal Marşı okunurken terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı HDP sıraları sessizdi.
CHP'den gelen oylarla Meclis'e giren HDP'li milletvekilleri, İstiklal Marşı'nı okumadı.


Meclis'te CHP sıraları boş kaldı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Meclis'te yemin etti, CHP ise sıraları boş bıraktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis'teki yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.

CHP'LİLER YEMİN TÖRENİNE KATILMADI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TBMM Genel Kurulunda yapacağı yemin törenine katılacaklarını, ancak salonda ayağa kalkmayacaklarını açıklamıştı.
Yemin törenine katılmayan CHP'liler, koltukları boş bıraktı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tarihi gün

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

'Cumhuriyetimizi şahlandırmanın sözünü veriyoruz'
Yeni sistemin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuştu. Erdoğan, "Milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz." dedi.

Yeni sistemin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuştu.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz." dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, görevine başlaması dolayısıyla düzenlenen törendeki konuşmasına, "Bugün çıktığımız kutlu yolculuğu, Türkiye, milletimiz, insanlık için hayırlara vesile eyle Ya Rab." temennisiyle başladı.
Milletin kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını, yolda koymadığını, 24 Haziran'da bir kez daha hizmet etmek üzere kendilerini seçtiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamına değişen yönetim sisteminin gereği olarak yürütme organının tüm yetkileriyle geldik, Allah bizi milletimize mahcup etmesin... Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle milletimize layık olmaya çalışacağız... Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir."
Geçmişte yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik kaoslar sebebiyle ülkeye çok büyük bedeller ödeten sistemi artık geride bıraktıklarını ifade eden Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası"

"Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında, son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Türkiye, Osmanlı'dan beri tarihinde ilk defa kritik bir yol ayrımında tercihini darbe veya benzeri zorlamalarla değil, milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir... Bundan sonra milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı, çalışmalarını yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir... Bugün burada, milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz... Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır ama çok çalışmaktır."

"Sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız"

Erdoğan, bugün "Bismillah" diyerek adım attıkları yeni başlangıcın ilk imtihanının 2023 hedeflerine ulaşmak olacağına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir... Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve iş birliği olduğuna inanıyoruz. Yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız. Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısını inşa etmiş durumdayız. Türkiye'yi savunma sanayisinden sınır güvenliğine kadar her türlü alanda güçlendireceğiz."
Başkan Erdoğan, cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde kılacakları cuma namazını müteakip yeni kabinenin ilk toplantısını gerçekleştireceğini bildirdi.


"Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur"

Erdoğan, "Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut örneğidir." dedi.
"Bugün 'Bismillah' diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır." şeklinde konuşan Başkan Erdoğan, "Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir." dedi.
Erdoğan, "Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve işbirliği olduğuna inanıyoruz." diyerek yeni yönetim sistemini sürekli ileri taşıyacaklarını kaydetti.

"Çok büyük hamleler yapacağız"

Ekonomiye dikkat çeken Başkan Erdoğan, "Makro ekonomik dengelerden yatırımlara kadar her alanda çok büyük hamleler yapacağız." dedi.
Erdoğan, yeni dönemde sosyal devlet niteliğini de çok daha güçlü hale getireceklerini söyledi.

Başkan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız."
Erdoğan, "Tüm alanlarda, milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde Türkiye'yi büyütmenin, güçlendirmenin çabasında olacağız." ifadelerini kullandı.

"Tren kazası sebebiyle kutlama bölümlerini iptal ettik"

Başkan Erdoğan, "Elim tren kazası sebebiyle törenimizin halk oyunları, lazer ve ışık gösterileri gibi kutlama bölümlerini iptal ettik." dedi.

Başkan Erdoğan sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

"En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız."
Erdoğan, "En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Yeni sisteme geçiş günü 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TBMM'deki yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyada öne çıkan törenler arasında yer alacak.





Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki (TBMM) yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyada öne çıkan törenler arasında yer alacak.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 26 milyon 330 bin 823 oy ile kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de yapılacak yemin töreninin ve Anıtkabir ziyaretinin ardından, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne Süvari Birliği eşliğinde giriş yapacak ve mehter marşlarıyla karşılanacak.
Erdoğan'ın süvari birliğiyle Külliye'ye girişi sırasında 101 pare top atılışı yapılacak. Ayrıca hava, kara ve deniz komutanlıklarına bağlı ordu karargahlarında da 101'er pare top atışı gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyadaki en önemli devlet başkanlığı törenlerinden biri olacak.

Törene 22 devlet başkanı katılacak

Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün Beştepe'de düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne 22 devlet başkanı, 28 başbakan ve parlamento başkanı ile 6 uluslararası örgütün genel sekreteri iştirak edecek.
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.30'da TBMM Genel Kurulu'nda yemin edecek, ardından Anıtkabir'i ziyaret edecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, saat 18.00'de çok sayıda yabancı devlet, hükümet, meclis ve heyet başkanlarının yanı sıra Türkiye'nin tüm kesimlerini temsilen davet edilen hazirunun katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni yapılacak.
Bu törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, misafiri olan devlet, hükümet ve meclis başkanlarına akşam yemeği daveti verecek.
Aynı gece düzenlenecek basın toplantısıyla Cumhurbaşkanlığı Kabinesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna ilan edilecek.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro da gelenler arasında



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın göreve başlaması münasebetiyle düzenlenecek törene, 22 devlet başkanı iştirak edecek.
Bu kapsamda, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelashvili, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Moldova Cumhurbaşkanı Igor Dodon, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad El Sani, Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooranbay Jeenbekov, Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Jose Mario Vaz, Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obıang, Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullahi Muhammed Farmajo, Moritanya Cumhurbaşkanı Mohamed Ould Abdel Aziz, Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo Ondimba, Çad Cumhurbaşkanı Idriss Deby Itno, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro Türkiye'ye gelecek.

Devlet başkan yardımcıları ve başbakanlar da hazır bulunacak

Törene katılacaklar arasında, devlet başkan yardımcıları, parlamento başkanları ve başbakanlar olmak üzere toplam 28 ülkeden üst düzey isim de bulunuyor.
Bun göre, Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdusselam Kejman, Afganistan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Orgeneral Raşid Dostum, Afganistan Cumhurbaşkanı İkinci Yardımcısı Server Daniş, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi, Özbekistan Ali Meclis Senatosu Başkanı Nigmatilla Yuldşev, Azerbaycan Başbakanı Nevruz Memedov, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Selim Cuburi, Kuveyt Meclis Başkanı Marzouq Al-Ghanim, Fas Meclis Başkanı Habib El Malki, Belarus Millet Meclisi Cumhuriyet Konsey Başkanı Mihail Misanikovich, Gambiya Ulusal Meclis Başkanı Mariam Jack Denton, Kongo Cumhuriyeti Meclis Başkanı Isidore Mvouba, Rusya Federasyonu Başbakanı Dmitry Medvedev, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Ukrayna Başbakanı Vladimir Grosyman, Kazakistan Başbaşkanı Bakitjan Sagintayev, Filistin Başbakanı Rami Hamdallah, Cezayir Başbakanı Ahmed Ouyahia, Senegal Başbakanı Mahammed Dionne, Nijer Başbakanı Brigi Rafini, Moldova Gökoğuz Yeri Özerk Bölgesi Başkanı İrina Vlah, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, İtalya Eski Başbakanı Silvio Berlusconi, Almanya Eski Şansölyesi Gerhard Schröder, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, Kırım Tatar Türkleri Milli Lideri Mustafa Kırımoğlu, Yunanistan Eski Dışişleri Bakanı Theodora Bakoyannis, Libya Dışişleri Bakanı Muhammed Tahir Siyala da törende hazır bulunacak.
Öte yandan Agit Genel Sekreteri Thomas Gremınger, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Halil İbrahim Akça, D-8 Genel Sekreteri Ku Jaafar Ku Shaarı, Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, Türksoy Genel Sekreteri Düsen Kaseınov ve AB Göç İşleri Komiseri Dımıtrıs Avramopoulos'ın bulunduğu 6 uluslararası örgütün temsilcisi de törene katılacak.

Misafirlere, özel bastırılan "1 Lira" hediye edilecek

Görevli ve davetlilerle yaklaşık 10 bin kişinin katılım sağlayacağı törene öğretmen, itfaiye eri, muhtar, esnaf, maden işçisi, diş hekimi gibi toplumun değişik kesimlerinden vatandaşlar da davet edildi.
Dini cemaatlerin ruhani liderlerinin de katılacağı törende, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Armoni Mızıkası, TSK Mehteran Takımı ile TSK Tarihi Birlik de yöresel kıyafetlerle hazır bulunacak.
Misafirlere, darphane tarafından özel bastırılan ve arka yüzünde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve törene ilişkin enstantanelerin bulunduğu 1 liralardan hediye edilecek. Bu özel paraların bir kısmı da tedavüle sokulacak. Ayrıca, tören gününe özel pul bastırılacak.
Konuk devlet başkanları onuruna verilecek akşam yemeğinde, eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder ve Tunus Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi gibi Erdoğan'ın özel dostları da yer alacak.
Törene ayrıca Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'dan soydaş ve akraba toplulukların siyasi ve dini temsilcileri de iştirak edecek.

Cumhurbaşkanlığı törenine katılacak yabancı konuklar gelmeye başladı



"Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılacak yabancı konuklar, Ankara'ya gelmeye başladı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılacak yabancı konuklar, Ankara'ya gelmeye başladı.
Törene katılmak için Türkiye'ye gelen ilk devlet başkanlarından biri Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodore Obiang oldu.
Ceiba Intercontinental adlı uçakla saat 08.35'te Ankara'ya varan Obiang, Esenboğa Havalimanı'nda askeri törenle karşılanarak havalimanının şeref salonunda misafir edildi.
Kongo Cumhuriyeti Meclis Başkanı Isidore Mvouba da törene katılmak için sabahın erken saatlerinde Ankara'ya ulaştı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün Beştepe'de düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni'ne 22 devlet başkanı, 28 başbakan ve parlamento başkanı ile 6 uluslararası örgütün genel sekreterinin iştirak etmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, saat 18.00'de çok sayıda yabancı devlet, hükümet, meclis ve heyet başkanlarının yanı sıra Türkiye'nin tüm kesimlerini temsilen davet edilenlerin katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni yapılacak.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Bugün Günlerden KUDÜS

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Dünya Kudüs hamlesi nedeniyle ABD'yi boykot ediyor.

ABD'nin hukuksuz bir biçimde büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması yalnızca İslam aleminin değil, Avrupa'nın da tepkisini çekti. Açılışa davet edilen 86 ülkeden 56'sının olumsuz cevap verdiği belirtildi.

Kudüs hakkında bilinmesi gereken 40 şey...

Kudüs yüzyıllardır olduğu gibi yine dünyanın bir numaralı gündem maddesi... Üzerinde her dinin, her medeniyetin ayak izlerini taşıyan Kudüs niçin bu kadar değerli? Bunu anlamak için Kudüs tarihindeki belirgin izleri bilmek gerekiyor.
1) Yüce Allah tarafından, etrafıyla birlikte kutsal kılınan Mescid-i Aksâ'nın bulunduğu kutlu şehir. Yeryüzünün en eski ikinci ve en mukaddes üçüncü mescidinin mekânı. Semâvi dinlerin, semâlara uzanan nebîlerin, bağrında dinlenen velîlerin beldesi. Her karış toprağında, nice peygamberlerin hâtırâsını ve izlerini taşıyan kutsal belde Kudüs.
2) Üç dinin atası Hz İbrahim, hanımı Hz Sârâ ile Kudüs yakınlarındaki Sebu'da yaşamıştı. İkinci oğlu Hz İshak burada doğdu ve 160 yaşında Kudüs yakınlarında vefât etti. Babası Hz İbrahim'in el-Halil kasabasındaki mezarının yanına defnedildi. İshak, Yakup, Yusuf peygamberlerin ve Sârâ Annemizin kabirleri de burada.
3) Hz Lut'un gençliği, Hz İbrahim'le birlikte Kudüs'te geçmiş, daha sonra Lut Gölü yakınındaki kavme elçi olarak görevlendirilmişti.
4) Hz Musa ve Hz Harun israiloğullarıyla Mısır'dan çıkıp Kızıldeniz'i geçince Yüce Allah, Kudüs'e gitmelerini emretti. Hz Muhammed Mekke'den Medine'ye, Hz Musa ve Hz Harun Kâhire'den Kudüs'e hicret etmişti. Hz Musa, mezarının Mescid-i Aksâ'ya yakın olması için niyazda bulunmuş ve duâsı kabul olunarak Mescid-i Aksâ yakınlarında vefât etmişti.
5) Hz Davut, sapanıyla zâlim Câlut'u öldürdü. Muzaffer bir asker olarak şehre girdi. ( Günümüzde de Filistinliler İsrâil'e karşı sapanla mücâdele veriyorlar ) Hz Süleyman, cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hâkimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu. Babasından aldığı taht şehrini yeryüzünün başkenti yaptı.
6) Hz Süleyman'ın devâsâ mâbedi, Hz. Süleyman'ın emriyle cinler tarafından inşâ edildi.
7) Hz Süleyman'ın mâmur ettiği bu kutlu şehir, Bâbil kralı Nabukadnezar tarafından yakıldı, yıkıldı, yağmalandı, talan edildi. Yıllarca isyanlara, işgallere, ihtilâllere ve kanlı savaşlara mâruz kaldı. Halkı sürgüne gönderildi defalarca.
8) Hz Zekeriya testerelerle doğrandı Kudüs'te, Hz Yahya'nın başı kesildi.
9) Hz Meryem, Mescid-i Aksâ'nın doğu tarafındaki hücresinde îtîkâfa çekildi. Odasındaki mihrapta Rabbinin meleklerle gönderdiği cennet meyvelerinden rızıklandı.
10) Hz İsa, komşu kent Beytüllahim'de bir mucize olarak babasız doğdu, daha bebekken konuştu. Evvelâ Celile'de sonra Kudüs'te insanları hak dine dâvet etti. Hem bedenlere, hem gönüllere hekim oldu. 33 yaşına gelince de tıpkı Resûlü Ekrem'in mîrâcı gibi O'da bu kutlu şehirden semâlar ötesine, Rabbinin katına yükseldi. Demek ki Rabbin makâmına yükseliş şehri Kudüs'tü.
11) Peygamber Efendimiz hicretten sonra 17 ay boyunca, namaz kılarken Mescid-i Aksâ'yı kıble edindi. Yüzünü Kudüs'e döndü.
12) Peygamber Efendimiz Miraç yolculuğunda Burak'a binip Mekke'den Kudüs'e, Kudüs'ten arş-ı âlâya yolculuk yaptı. Medine'den önce, Kudüs'e hicret etmişti. Kudüs, İsrâ (gece yolculuğu) mûcizesinin ikinci durağı, Miraç (yükseliş yolculuğu) mûcizesinin birinci durağı oldu.
13) Kendisini sırtına alıp ufuk ötesine uçuran, gözünün gördüğü yere adımını atan Burakını Mescid-i Aksa'nın bir duvarına bağlamıştı.
14) Ve yine Peygamberimizin, nebîler nebîsi olup tüm enbiyaya rehber olduğu yer de Kudüs'tü.
15) Bâbillilerden sonra, Romalılar tarafından da ikinci büyük işgâli yaşadı Kudüs. Halk tekrar sürüldü uzak diyarlara. Daha sonra Roma imparatoru Hadrian tarafından yeni baştan imâr edildi şehir.
16) Bizans imparatoru Constantin ise, Hıristiyanlaştırdı bu şehri, annesi Helen ile birlikte, putları yıktı, Kutsal Mezar kilisesini yaptırdı. Hz İsa'nın bebekken yıkandığı taş beşiği, İstanbul'a. Beşiktaş'a taşıdı.
17) Asırlar sonra Halife Hz Ömer'in tâyin ettiği İslam orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrah fethetti bu şehri. Patrik Sophronios şehrin anahtarlarını, Ebû Ubeyde'nin dâvetiyle Medine'den Kudüs'e gelen Hz Ömer'e teslîm etti.
18) Kudüs fâtihi olarak şehre giren Halife Hz Ömer, bir çöplük haline getirilmiş Mescid-i Aksâ'nın etrafını temizletti. Rasûlullah'ın ayak izinin bulunduğu o kutsal taşı (Hacer-i Muallak) bulmak için eteğinde taş taşıdı, işçilerle beraber çalıştı. Ve kendi ismiyle de anılan Mescid-i Aksâ'yı, Hacer-i Muallaka'nın kıble tarafına yaptırdı. Halka İslamı öğretmesi için Ubâde b. Sâmit'i kadı tâyin etti.
19) Ubâde bin Sâmit de burada medfun, Semân-ı Fârisî de.
20) Halife Hz Osman, Silvan bahçeleri gelirlerini şehrin fakir halkına vakfetti.
21) Hz Muaviye, Suriye vâlisi iken Halife Hz Osman'ın katillerinin bulunup cezâlandırılması için Mısır fatihi Amr b. As ile Kudüs'te bir antlaşma yapmıştı. Yine Kudüs'te halkın biatını alarak halîfeliğini îlan etti.
22) Abdülmelik b. Mervan ve Süleyman b. Abdülmelik'de biat almak için Kudüs'ü tercih etmişlerdi.
23) Emevi halifesi Abdülmekil b. Mervan, Peygamberimizin mîrâca çıkarken bastığı kaya (sahra) üzerine, Kubbetüs-sahra'yı inşâ ettirdi. O gün bu gündür çoğu kişi onu Mescid-i Aksâ zannetti. Oğlu Velid b. Abdülmelik ise Mescid-i Aksâ'yı yeniden inşâ eden halife oldu.


24) Depremlerle zarar görmüş olan Mescid-i Aksa'yı Abbasi halifesi Ebû Câfer Mansur, yeniden inşâ ettirdi.
25) Abdurrahman Evzâi, Süfyânı Sevrî, Leys b. Sa'd ve Muhammed b. İdris eş-Şâfiî gibi mezhep imamları Kudüs'te okuttular derslerini, talebelerini burada yetiştirdiler.
26) Râbiatül Adeviyye, Bişr-i Hafi, Seriyyüs Sakatî gibi mâneviyat âleminin kutupları, Peygamberimizin semâlara çıktığı bu şehirde, semâların ötesinden bahsettiler.
27) Sayısız işgâller, kıtlıklar, savaşlar, depremlerle zarar gören şehir, yeniden îmâr edilirken Kubbetüs-Sahra ve Mescid-i Aksâ'da Fâtımî halifesi tarafından yeniden îkâme edildi.
28) Selçukluların Kudüs'e hâkim oldukları 25 yıl içerisinde, Dünyanın dört bir yanından çok sayıda âlim, şehre akın akın gelmeye başladılar. İmam Gazzâli derslerinin bir kısmını burada verdi. Ebû Bekir İbnî Arabî 3 yıl boyunca burada kaldı. Kitaplarını burada yazdı. İbn-i Kayserâni Mescid-i Aksâ'da hadis dersleri verdi.
29) Kara bulutlar 1099 yılında Kudüs üzerinde göründü. Leş kargaları gibi şehre üşüşen haçlı orduları, Fâtımîlerin hâkimiyetindeki Kudüs'ü işgâl ettiler. Sokaklar et yığını hâline geldi. İnsanın başını ağrıtacak derecede kan kokusu, günlerce Kudüs semâlarından gitmedi. Haçlılar, tüm Müslüman ve Yahudileri katlettiler.
30) Nûreddin-i Zengi, Kudüs'ü esâretten kurtarmadan uyumayı kendisine haram etti. Mescid-i Aksâ için bir minber dahi hazırlamıştı. Kurtuluş hediyesi olarak kutlu mâbede takdim etmek üzere.
31) 1185 yılında Kudüs krallık ordusunun Kahire'den Şam'a giden bir Müslüman kervanına saldırmasıyla başlayan harekât, Selahaddin Eyyûbi'nin iki yıl sonra Kudüs'le birlikte 52 şehri fethetmesiyle sonuçlandı. Miraç kandilinde Selahaddin Eyyûbi Kudüs'e girdi.
32) İmam Nablûsi'den, Gazze'li İmam Şâfiî'ye kadar birçok dev âlim yetiştirmiş olan Filistin'in kutsal şehri Kudüs 1099 yılında Haçlıların ilk işgâlinden îtîbâren 145 yıl sonra Türklerin eline geçti.
33) Memlûk sultanı Muhammed b. Kalavun, 40 yıldan fazla hüküm sürdüğü için, şehri yeniden îmâr etti.
34) Memlûkler Kudüs'ü değil, kendilerini bile koruyamaz olunca 1517 yılında Kahire'deki Memlûk hâkimiyetine son veren Yavuz Sultan Selim, Kudüs'e de hâkim oldu.
35) Kânûnî Süleyman Han, Mescid-i Aksâ çevresine surlar, Hürrem Sultan'da bir külliye yaptırdı.
36) 1799 da Gazze, Remle ve Safed'i işgâl eden Napolyon, Cezzar Ahmed Paşa'ya mâğlup olunca arkasına bile bakmadan kaçmıştı.
37) 1870 lerden sonraki Yahudi göçleri, Kudüs'ün dengesini bozdu.
38) Sultan 2. Abdülhamid, siyonizmi ve Filistin'e Yahudi göçünü engellemek için yoğun çaba sarfetti. Bu arada şehri yeni baştan îmâr etti.
39) 1917 Kudüs için felâket yılı oldu. 11 Aralıkta İngiliz askerler Kudüs'e girdi. Böylece Kudüs'teki Müslüman hâkimiyeti de sona erdi.
40) Nihâyet 1948 de İsrail Devleti kuruldu. Böylece Ortadoğu'yu kan gölüne çevirecek Filistin-İsrail mücâdeleleri başlamış oldu.

Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın İslam'daki Yeri




50 yıldır süren bu işgale "hayır" demenin şimdi tam zamanıdır. Artık bütün bir İslam dünyasının sesini yükseltmesinin ve tüm cihana bu işgale son verilmesi ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşturulması mesajını vermesinin tam zamanıdır.
Tevhit inancının önderleri olan peygamberlerin Allah’ın dinini en yoğun olarak insanlara tebliğ ettikleri kutsal bir mekân olan Kudüs, tarih boyunca birçok devlet ve milletin ilgi odağı hâline gelmiştir.
Kudüs, imar edildiği günden bu yana Şam diyarının merkezi ve başkenti olagelmiştir. Hz. İbrahim ve Hz. Lut’un Filistin bölgesine gelip yerleşmelerinden itibaren bu bölgenin tümü mübarek kabul edilmiştir. “Biz onu (İbrahim’i) ve (yeğeni) Lut’u âlemler için mübarek kıldığımız arza (yere ulaştırıp) kurtardık.” (Enbiya; 71). Bereketli kılınan bu bölgenin mübarek olarak kabul edilmesinin nedeni, Cenab-ı Allah’ın hikmetiyle buradan pek çok peygamberin gelip geçmesi ve burada vefat edip defnedilmesi veya meyve ve sebzelerle etrafının bereketlendirilmiş olmasından ileri gelmektedir.
Hz. Peygamber; “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke’deki Mescidu’l-Haram’a, Medine’deki benim bu mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.” buyurmuştur. Resulullah’ın bu hadisi ile bu üç belde İslam’da kutsal ilan edilmiş ve bunların dışında kutsiyeti olan başka bir dördüncü şehirden söz edilmemiştir. Ancak Şam ve İstanbul da hadislerde zikredildiklerinden bir bakıma kutsiyetlerine işaret edilmiş beldelerdir.
İslam’ın Mekke’de ilk tebliğ edildiği günlerde bu dinin en önemli ibadetlerinden biri olan namazın Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılınması İslam’ın ilk kıblesinin bulunduğu Kudüs şehrinin önemini açıkça gösterir. Müslümanlar bu ilk kıblenin kutsiyetini idrak ederek tarih boyunca buraya sahip çıkılması gerektiğinin bilinciyle hareket etmiş ve bu mukaddes beldeyi her zaman koruyarak tevhit inancının bayrağı altında bulunması gerektiğine inanmışlardır. Kudüs ebediyen İslam’ın ilk kıblesi olma özelliğini koruyacak ve Müslümanlar buraya sahip çıkmak zorunda olduklarını hep idrak edecek ve bu beldenin Haçlı veya Yahudiler tarafından işgal edilmesi hâlinde tarihte olduğu gibi mutlaka kurtarılması gereğine inanarak çalışacaklardır.
Kudüs Yahudilerin değil, Hz. Âdem’den bu yana gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerin mirasıdır. Bu miras nesilden nesile Allah’a itaat eden salih kullara devredilmiş ve onlar buna sahip çıkmıştır.
Cenab-ı Allah bu kutsal toprakların daima salih kimselerin yönetiminde kalmasını irade buyurmuş, fasık ve zorbaların hâkimiyetine geçen bu toprakların tekrar peygamberlerin veya peygamber mirasçılarının eline geçmesini istemiştir. Bunun için de sık sık bu bölgeye peygamberler gönderip onları uyarmıştır. Hz. Musa’dan sonra gelen ve İsrailoğullarına mensup birçok peygamberin (Davud ve ardından Süleyman’ın) bu topraklarda Allah’ın şeriatıyla güçlü bir devlet olarak hükmetmelerinin sebebi budur. Davud öncesinde de Allah İsrailoğullarını tekrar küfre karşı cihat etme hususunda imtihan etmiş ve onlara Talut’u hükümdar olarak belirlemişti. Fakat onlar yine itaat etmeyip isyan ederek bu mukaddes topraklar uğruna savaşmaktan kaçınmışlardı. İşte bütün bu olaylar çerçevesinde, (Davud ve Süleyman’dan sonra) bu kutsal mekân ve toprakların mutlaka mümin ve muvahhidlerin yönetiminde olması gerektiğini anlıyoruz. Kâfir ve müşriklerin bu topraklar üzerinde velayet hakları olmamalıdır. Özellikle daha sonra Zekeriya ve Yahya’yı öldüren kitlenin bu topraklar üzerinde velayet hakkına sahip olamayacakları açıktır.
Yahudiler bu topraklara Hz. Musa zamanında sahip çıkmayıp, “Git, sen ve Rabbin savaşın…” demişler ve bu kutsal mekânları korumaya yanaşmamışlardır. Bu tutumlarının sonucunda da kutsal topraklar ellerinden alınmıştır. Hatta onlar bu yerleri koruma fırsatı ellerine birkaç kez geçmesine rağmen aynı isyan ve korkaklığı gösterdikleri için artık bu mescit ve çevresi hakkında hiçbir sahiplik iddiasında bulunamayacaklardır. Bu durumu Cenab-ı Allah onlara çeşitli vesilelerle defalarca bildirmiştir. Buna rağmen çağımızda dünyayı fesada boğarak Filistin’i işgal edip bunca insanın kanına girmeleri, boşuna günah çıkartma gayret ve ikiyüzlülüklerinden başka bir şey değildir.
Bu nedenle Cenab-ı Allah, salih bir kulu ve habibi olan son peygamber Hz. Muhammed (sav)’e bu kutsal mekânı teslim etmek ve bu yerlerin kıyamete kadar onun ve ümmetinin elinde kalmasını temin etmek için onu İsra ve Miraç vasıtasıyla alıp oraya götürmüştür. İsra olayında bir devir teslim merasimi vardır. Cenab-ı Allah, İsra ve Miraç gecesinde bu mekânı bütün peygamberlerin ruhlarının şahitliğiyle Resulullah (sav)’a teslim etmiş, o da bu mübarek şehri ümmetine bir miras olarak devretmiştir. Burada Cenab-ı Allah’ın bu devir ve teslimden sonra bu mukaddes şehir ve mescidi, peygamberlerini katleden ve yeryüzünü fesada boğan bir milletin elinden alarak Resulullah’a teslim ettiği gayet açıktır.
İşte bundan dolayı biz Müslümanlar inancımız gereği Hz. Peygamber’in İsra ve Miraç mekânı olan bu yere büyük bir kutsiyet izafe edip buranın ebedi kutsiyetine inanırız. İslam fetihlerinin ve İslam’ı bütün insanlığa tebliğ maksadıyla Hicaz bölgesinden çıkarak dünyaya açılmanın ilk günlerinde, ulaşılması ve fethedilmesi gereken bir mekân olarak görülen Filistin ve özellikle Beytu’l-Makdis (Kudüs), fetih hareketlerinin başlangıcında İslam toprağı hâline getirilen ilk yerlerdendir. Bu mirasa sahip çıkmak maksadıyla Kudüs, 638 yılında Hz. Ömer tarafından Bizanslıların elinden alınarak İslam devletinin topraklarına dâhil edilmiştir.
Hz. Ömer zamanında her gün genişleyen İslam fetihleri, Ecnâdeyn Zaferi’yle Bizans kapılarını iyice araladı. Hristiyanların kutsal merkezi olan Kudüs’ün de içinde bulunduğu Filistin bölgesi, Suriye orduları başkumandanı Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah’ın yönetiminde fethedildi. Şehri bizzat halifeye teslim etmek isteyen Kudüslülerin talebi üzerine Hz. Ömer İbnü’l-Hattab, İslam ümmetinin halifesi olarak başkent Medine’den çıkıp Filistin’e geldi. Son derece mütevazı elbiseler içinde Kudüs’e giren Hz. Ömer, şehre İslam’ın verdiği izzet ve şerefle girdiklerini, üzerindeki yamalı elbiselerin hiçbir değeri olmadığını hâl ve davranışlarıyla anlatıyordu. Büyük halife Hz. Ömer, şehrin anahtarını Patrik Sophronios’tan bizzat teslim aldıktan sonra, burada yaşayan ve Müslüman olmayan kimselere tam bir din hürriyeti ve güven içinde yaşayacaklarına dair yazılı bir eman verdi. Bu tarihten sonra Kudüs, Haçlı işgaline kadar sürekli İslam devletlerinin hâkimiyetinde kaldı.
Hz. Peygamberin 23 yıllık peygamberlik süresinde 14 yıl boyunca namazlarını Mescid-i Aksa’ya yönelerek kıldığı bu mukaddes mekânın -etrafı mübarek kılınmış mescit ve kutsal şehir Kudüs’ün- işgal altında olması bütün ümmet için bir zuldür. Şehir, tarihte zaman zaman Haçlı veya Yahudiler tarafından işgal edilmişse de bu işgaller kısa süreli olmuş ve Müslümanlar bu beldeyi kurtarmanın yolunu bulmuştur. Haçlılar büyük ordular hâlinde Filistin’e saldırıp bir asra yakın bir müddet buraya yerleşmişler ancak onların orada ebediyen kalacaklarına hiçbir Müslüman inanmamıştır. 638 yılından 1099 yılına kadar İslam beldesi olarak kalan bu mübarek şehir, 461 yıl süreyle el-Makdis gibi çok sayıda büyük ilim ve fikir adamı yetiştirmiş, büyük bir kültür merkezi hâline gelmiştir. 1099 yılına gelindiğinde Haçlı ordularınca işgal edilmiş ve 88 yıl gibi tarihte hiç önemi olmayacak kadar kısa bir süre işgal altında kalmıştır.
Selahaddin el-Eyyubi 1187 yılında Kudüs’ü kuşattığında Beytü’l-Makdis’e beslediği sevgi sebebiyle bu mübarek beldeyi savaş felaketinden korumak istemiş, bunun için de birkaç kez çok elverişli şartlarla Haçlıları teslim olmaya davet etmiş ancak netice alamamıştır. O, bu kutsal şehrin surlarını yıkmak, binalarını yok etmek ve en ufak bir taarruzla şehre zulüm yapmaktan çekiniyordu. Bu nedenle o da Hz. Ömer gibi barış yoluyla şehri teslim almaya çalıştı. Bunun için şehre elçiler gönderip, “Kudüs’ün Allah’ın kutsal saydığı beldelerden biri olduğuna büyük bir inancım vardır. Sizin de kutsallığına inandığınız bu beldeye muhasara ve savaşın gerektirdiği yollarla hücum etmek ve girmek istemiyorum.” dedi.
Kutsal mekânlar, salih kulların sahipliğinde kutsallıklarına paralel olarak korunurlar. Temennimiz, İslam dünyasındaki uyanış ve direniş hareketlerinin güç kazanması, bu kutsal mekânların tekrar Allah’ın kendilerinden razı olduğu salih kulların eline geçmesidir. Bunun ilk işaretlerinin görülmeye başlanmış olması bu ümidimizi arttırmaktadır. Her geçen gün güçlenen Müslümanlar, bir gün mutlaka işgal altındaki bu toprakları kurtaracak ve yeniden salih kimseler ve müminler yeryüzüne mirasçı olacaklardır. Korkak ve üzerlerine zillet vurulmuş Yahudilerin Filistin’i boydan boya bölen utanç duvarını yapmalarının sebebi, bu toprakların öte tarafında saklanmak içindir. Batı yakasında barınamayacaklarını anladıkları için bu duvarı inşa ettiler.
50 yıldır süren bu işgale “hayır” demenin şimdi tam zamanıdır. Artık bütün bir İslam dünyasının sesini yükseltmesinin ve tüm cihana bu işgale son verilmesi ve Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşturulması mesajını vermesinin tam zamanıdır. Kudüs için yapabileceğimiz çok şey var! 50 yıllık bu işgal sona ermeden İslam dünyasının başını dik tutması mümkün değildir!

KUDÜS'TE BUGÜN İSYAN VAR 14.05.2018



Kudüs'te gergin bekleyiş!
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararının ardından Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği bugün işgal altındaki Kudüs'e taşınıyor.
1.14: Arap Birliği, ABD'nin elçiliğini Kudüs'e taşımasıyla ilgili çarşamba günü olağanüstü toplanma kararı aldı.
11.05: Uluslararası haber ajansları, İsrail-Gazze sınırında protesto gösterilerinin başladığını açıkladı.
11.00: Yarım asırdır işgal altındaki Kudüs bugün tarihinin en zor günlerinden birini yaşayacak. Filistinlilerin Nekbe olarak andıkları günde Kudüs’e taşınacak ABD Büyükelçiliği’nin açılışıyla şehirdeki işgal yeni bir boyut kazanacak. Girişim, başta Kudüs ve Filistin’in diğer şehirlerinde olmak üzere dünya genelinde 46 ülkede protesto edilecek.
10.50: ABD Başkanı Donald Trump’ın törende video bağlantısıyla bir konuşma yapması bekleniyor. Ivanka Trump ve Jared Kushner’in dışında, ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan da törene katılacak. Kushner daha sonra İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir görüşme yapacak.
Avrupa Birliği, ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararına itiraz etmişti ve çoğu AB ülkesinin büyükelçisi törene katılmayacak. Ancak, AB içinde de çatlaklar var. Çok sayıda yabancı diplomatın törene katılacağı ve bunlar arasında, AB’nin bu konuda bir ortak açıklama yapmasını engellediği belirtilen Macaristan, Romanya ve Çek Cumhuriyeti temsilcilerinin de bulunduğu kaydediliyor.
Trump’ın açıklamasından sonra kendi büyükelçiliklerini de Kudüs’e taşıma kararı alan Guetamala ve Paraguay devlet başkanları da törende yer alacak.
10.37: İsrail'in Haaretz gazetesi, dün akşam gerçekleşen büyükelçilik açılış galasına Ivanka Trump ve Jared Kushner'le birlikte 32 ülkenin temsilcilerinin katıldığını bildirdi. ABD'nin bu kararını 120'den fazla ülkenin kınamamıştı.
Açılışa katılacak ülkeler şöyle: Cezayir, Angola, Avusturya, Kamerun, Kongo, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahilleri, Çekya, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Etiyopya, Gürcistan, Guatemala, Honduras, Macaristan, Kenya, Makedonya, Myanmar, Nijerya, Panama, Peru, Filipinler, Romanya, Ruanda, Sırbistan, Güney Sudan, Tayland, Ukrayna, Vietnam, Paraguay, Tanzanya ve Zambia.
10.05: Kudüs'teki açılış öncesi ilk tepki İran destekli Hizbullah'tan geldi. Hizbullah, büyükelçiliğin Kudüs'e taşınması kararının değersiz olduğunu ve bir anlam ifade etmediğini duyurdu.
09.45: İsrail Gazze sınırında büyük gösterilerinin düzenlenmesinin istemeyen İsrail ordusu harekete geçti. İsrail basını, ordu güçlerinin Filistinlilerin sınıra yaklaşmaması konusunda havadan uyarı broşürleri attığını yazdı.
09.22: Gazze'nin Han Yunus kentindeki esnaf, ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararını protesto etmek ve düzenlenecek gösterilere katılmak üzere iş yerlerinin kepenklerini kapattı.
09.18: Açılışın yapılacağı günün sabahında Filistinli binlerce Müslüman, İsrail-Gazze sınırına doğru yürüyüşe geçti.

BÜYÜK GÖSTERİLER DÜZENLENECEK

Bugünkü tören öncesi şehirdeki hava oldukça gergin. Filistinlilerin yarın işgal altındaki Doğu Kudüs ve ablukanın sürdüğü Gazze'nin yanı sıra Filistin'in diğer şehirlerinde büyük gösteriler düzenlemesi bekleniyor.

BÜYÜKELÇİLİĞİ KIZI VE DAMADI AÇACAK

ABD Başkanı'nın kızı Ivanka Trump ile damadı ve danışmanı Jared Kushner'in de aralarında bulunduğu ABD heyeti açılış törenine katılmak üzere dün İsrail'e ulaştı. Büyükelçiliğin taşınacağı caddeye İsrail ve ABD bayraklarının yanı sıra "Siyon dostu Trump" ve "Trump İsrail'i büyük yaptı" yazılı billboardlar asıldı. ABD Başkanı Trump'ın ise törene telekonferans yoluyla katılması bekleniyor.

120 ÜLKE BU KARAR TEPKİ GÖSTERDİ

ABD bugün, 120'den fazla ülkenin kınama kararına rağmen İsrail Elçiliği'ni egemenliği tartışmalı Kudüs'e taşıyor. ABD Başkanı Trump, 6 Aralık 2017'de, Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıdığını ve ABD Büyükelçiliği'nin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması talimatı verdiğini açıklamıştı. ABD yönetimi büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e 14 Mayıs'ta taşıma kararı almıştı. Karar, bölgesel ve uluslararası düzeyde ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda büyük tepkiyle karşılanmıştı.

BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?



Müslümanlar kadar Hristiyan ve Yahudilerin en kutsal mekânlarına ev sahipliği yapan Kudüs'ün batısı 1948'de İsrail tarafından ele geçirildi. Filistinlilerin çoğunlukta olduğu Doğu Kudüs ise 1967'den beri İsrail işgalinde bulunuyor. Bu nedenle Doğu Kudüs, Filistin davasının kalbi niteliğinde. İsrail ise 1980'de aldığı tek taraflı bir kararla doğusuyla batısıyla Kudüs'ü "İsrail'in birleşik başkenti" ilan etti. Buna karşılık BM Güvenlik Konseyi (BMGK) 1980'de İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararı kabul etti. ABD Kongresi bu kararı 1990'lı yıllarda tanıdı ancak Donald Trump'a kadar hiçbir başkan Tel Aviv'deki büyükelçiliği taşımaya yanaşmadı.

KONSOLOSLUK ELÇİLİK OLDU

Eski kente hâkim konumdaki bir tepede bulunan yeni ABD büyükelçiliği, düne kadar konsolosluk binasıydı. Yaşlı Rus göçmenler için bakımevine dönüştürülen Diplomat Oteli yakınlarındaki binanın çevresindeki arsalar güvenlik gerekçesiyle boş tutuluyor. İşlerinin açılacağını ümit eden bölge esnafı taşınmadan memnun. Başkan Trump, Twitter'da, "Bu hafta Amerikan Büyükelçiliği Kudüs'e taşınacak. Herkesi tebrik ederim" mesajını paylaştı.

google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html