BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Bahçeli sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Bahçeli sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

5 Ekim 2017 Perşembe

HEDEFTEKİ ASIL ÜLKE TÜRKİYE

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Kaosu fırsata çeviren Barzani ateşle oynamaktadır. Bu işin sonu, kendisi için hayırlı olmayacak. Kendi kazdığı kuyuya düşecek, ısrara devam ederse kahredici azabı tadacaktır" dedi.
Irak'ın kuzeyinde 25 Eylül'de yapılan korsan referandumla ilgili konuşan Bahçeli, sert sözlerle Barzani'ye tepki gösterdi. Bahçeli, "Türkmen kardeşlerimiz üzerinde baskı oluşturanlar yanlıştadır. Şunu kimse aklından çıkarmasın; Türkmen kardeşlerimiz asla yalnız değilsiniz. Oldu bittilerle kurban verecek tek bir soydaşımız yok. Bunun için gözümüz kara, kararımız kesin, duruşumuz nettir." diye konuştu.
 MANİSA Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi'nin açılışında konuşan Bahçeli, "hedefteki asıl ülkenin Türkiye olduğunu ve bu referandumun ardında 4 parçalı Kürdistan'ı kurma hayalinin bulunduğunu söyledi. Referandumu onaylamadıklarını söyleyen Avrupa ülkelerine de seslenen Bahçeli, "Esas amaç dört parçalı Kürdistan'ı kurmaktır. Sözde referandumun ana gerekçesi de budur" diye konuştu.
BAHÇELİ, "Hedefteki ana ülke de Türkiye'dir. Irak ve Suriye'deki gelişmelerle sabrımızı sınayanların bir sonraki durağı aziz vatanımızın olacaktır. Kerkük'te zulme ses çıkarmazsak, yarın kendi topraklarımızda olacaklara mecbur bırakılırız. Kimsenin bizi test edemeyeceğini, kudretimizi ortaya koyarak göstermenin zamanı geldi. MHP üzerine ne düşüyorsa, sonuna kadar yapacak, ülkesinin ve milletinin yanında olacaktır" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan katı atık bertaraf tesisinin açılışı için geldiği Manisa'da belediyeyi ziyaret etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Manisa Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi'nin açılışı için karayoluyla geldiği Manisa'da, ilk olarak belediyeyi ziyaret etti. Kent girişinde Aşağıçobanisa Mahallesi'nde karşılanan Bahçeli, konvoy eşliğinde Manisa Büyükşehir Belediyesi'ne geldi. Bahçeli'yi partililer 'Dik dur eğilme, evlatların seninle', 'Hareketin lideri Devlet Bahçeli' sloganları ile Manisa Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı ve Zabıta ekipleri de marşlarla karşıladı.
Aracından inen Bahçeli'ye belediye çalışanları çiçek verdi, partililer gökyüzüne güvercin saldı. Kendisini karşılayanları selamlayan Bahçeli, MHP'li Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ile birlikte belediye binasına girdi. Karşılamanın ardından basına kapalı olarak yapılan toplantıda Başkan Ergün, belediyenin hizmetleri hakkında Bahçeli'ye bilgi verdi.
AÇILIŞ TÖRENİNE KATILDI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Manisa Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaretten sonra Yunusemre İlçesi Uzunburun Mevkii'nde yapılan katı atık tesisinin açılış törenine katıldı. Partililer, saatler öncesinden açılışın yapılacağı alanı doldurdu. Manisa merkezden ve ilçelerden açılışa katılacak olan vatandaşlar, otobüslerle alana taşındı. Tesise Mustafa Kemal Atatürk, Devlet Bahçeli ve merhum Alparslan Türkeş'in resimlerinin bulunduğu dev bir pankart asıldı. Açılışa katılanlar ellerinde Türk bayrağı taşıdı, ülkücü işareti yaptı. Bahçeli'nin alana gelişi öncesinde Mustafa Yıldızdoğan konser verdi. Manisa Büyükşehir Belediyesi halk dansları ekibi geleneksel halk danslarını sergiledi.
MEHTER MARŞI'YLA ALANA GİRDİ
MHP Genel Başkanı Bahçeli, alana mehter takımının marşları eşliğinde giriş yaptı. Vatandaşlar kendilerini selamlayan Bahçeli'ye, çiçek verdi, elini öptü, fotoğraf çektirdi. Açılış törenine Bahçeli'nin yanı sıra MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, MHP Genel Başkan Yardımcıları Şefkat Çetin, Sadir Durmaz, Oktay Öztürk, MHP Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay, MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural,  Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, MHP'li ilçe belediye başkanları ve Manisa protokolü katıldı.
'MİLLETE RAĞMEN SİYASET YAPILAMAYACAĞINI BİLİRİZ'
Törende konuşan Bahçeli, Manisa'da olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. Katı atık bertaraf tesisi ile kentin çöp sorununun ortadan kalkacağını ifade eden Bahçeli, projenin hayata geçmesinden dolayı Belediye Başkanı Cengiz Ergün'ü kutladı.
Bahçeli, "MHP tüm kadroları ile gecesini gündüzüne katmakta, sizlerin yaşadıkları sorun üzerine kafa yormaktadır. Bizler günübirlik siyasi kazanımlar peşinde değiliz. Bizim için vatandaşlarımızın huzuru, refahı her şeyden önce gelir. Milletimiz mutsuzsa, biz geleceğe umutla bakamayız. Millete rağmen siyaset yapılamayacağını bilir, buna inanırız. Milletin duası olmadan hiçbir siyasi hedef başarıya ulaşamayacaktır. Halden, dertten anlamayan yüksek hedeflere varamayacaktır. En büyük arzumuz, milletimiz layık olduğu şekilde temsil etmek, sorunlarını çözmektir. Her insanın beklentilerini karşılamak, tok karın, mutlu yarın amacına ulaşmak için çalışıyoruz. Yaşadığınız tüm sıkıntıları takip ediyoruz" dedi.
'ÜZÜM EN AZ 5 LİRA OLMALI'
Bahçeli, üzüm üreticilerinin sorunlarını bildiğini ve her zaman gündeme getireceklerini söyledi. 4 liranın altında alınmayacağı açıklanan kuru üzümün taban fiyatının düşük olduğunu söyleyen Bahçeli, en az 5 lira olması gerektiğini ifade etti. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Manisalı çiftçilerin son dönemde yaşadığı sorunlara odaklanmış bulunuyoruz. Üzüm Manisa'nın gözbebeği, hatta kalbidir. Çiftçilerin geçim kaynağı, sofraların vazgeçilmezleri arasındadır. Ancak, üzüm üreticisi kardeşlerim üzgündür, hüzünlüdür, kaygılıdır. Maliyetler artmakta, emekler boşa gitmektedir. Çiftçi kardeşlerim durumunuz zordur. Halinizin farkındayım. Gözlerine bakınca anlıyorum, mağdursunuz, yardım bekliyorsunuz. Sorununuzu görecek, tutunacak bir dal arıyorsunuz. İşte MHP buradadır. Sesinizi duyurmak için elimizden geleni yapacağız.
Bu MHP sözüdür, içiniz rahat olsun. Her seviyede ve mümkün olan her yerde çaba göstereceğiz. Bu sene kuru üzümün maliyeti çiftçi için ortalama 3 lira 75 kuruş seviyesindedir. Ancak üzüm taban fiyatı 4 olarak açıklanmıştır. Bu fiyat ne yazık ki üzüm üreticilerini hayal kırıklığına uğratmıştır. Belirlenen fiyat üzerinden üzüm alımının yapılması belki uzun vadede fiyatları artırabilir. Ama bizim çiftçilerimizin bu kadar bekleyecek zamanı yoktur, sabır taşı çatlamıştır. Kuru üzümde taban alım fiyatı bugün için en az 5 lira olmalıdır."
'BARZANİ ATEŞLE OYNUYOR'
Kuzey Irak'ta 25 Eylül'de yapılan referandumla ilgili konuşan Bahçeli, sert sözlerle Barzani'ye tepki gösterdi. MHP lideri şunları dedi:
"Irak'ın kuzeyinde peşmerge yönetimi tarafından yapılan sözde referandum yok hükmündedir. Yapılan tüm çağrılara kulak tıkayanlar sadece Irak değil, tüm bölgenin kaosa sürüklenmesine neden oluyor. Hukuksal olan Irak anayasasına göre tartışmalı bölgeleri de kapsaması asıl niyeti açığa vurdu. Kaosu fırsata çeviren Barzani ateşle oynamaktadır. Bu işin sonu, kendisi için hayırlı olmayacak. Kendi kazdığı kuyuya düşecek, ısrara devam ederse kahredici azabı tadacaktır. Irak'ta bulunan tüm topluluklara saygımız var. Tavrımızın esası, Irak'ı iç çatışmaya götürecek bölgesel fay hatlarının kırılmasına yol açacak gelişmelere kapı aralayan sorumsuzluğa. Türkmen kardeşlerimiz üzerinde baskı oluşturanlar yanlıştadır. Şunu kimse aklından çıkarmasın; Türkmen kardeşlerimiz asla yalnız değilsiniz. Oldu bittilerle kurban verecek tek bir soydaşımız yok. Bunun için gözümüz kara, kararımız kesin, duruşumuz nettir."
'ESAS AMAÇ 4 PARÇALI KÜRDİSTAN'I KURMAKTIR'
MHP Genel Başkanı Bahçeli, hedefteki asıl ülkenin Türkiye olduğunu ve bu referandumun ardında 4 parçalı Kürdistan'ı kurma hayalinin bulunduğunu söyledi. Referandumu onaylamadıklarını söyleyen Avrupa ülkelerine de seslenen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Esas amaç dört parçalı Kürdistan'ı kurmaktır. Sözde referandumun ana gerekçesi de budur. Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü PKK ve PYD'nin palazlandırılması da bu yüzdendir. Bölgede hesabı bulunan devletlerden gelen çelişkili açıklamalara aldanacak değiliz.

Görünürde hepsi korsan referandumu uygun bulmadıklarını ifade ediyorlar, ama arka planda Barzani'nin sırtını sıvazlıyorlar. Etnik ve mezhep temellerinde ayrışma ve çatışmaların şiddetlenmesi istenmektedir. Hedefteki ana ülke de Türkiye'dir. Irak ve Suriye'deki gelişmelerle sabrımızı sınayanların bir sonraki durağı aziz vatanımızın olacaktır. Kerkük'te zulme ses çıkarmazsak, yarın kendi topraklarımızda olacaklara mecbur bırakılırız.
Kimsenin bizi test edemeyeceğini, kudretimizi ortaya koyarak göstermenin zamanı geldi. Varsın şer odakları her türlü sorunu çıkarsın. Varsın tüm hainler karşımıza dizilsin. Allah'ın izniyle Türk milletinin gücü bunların alayına yetecektir. Asırlık kasveti sonlandırma zamanı gelmiştir. Varsın tüm hainler, öbek öbek karşımıza dizilsin. Türk milletinin gücü bunların alayına yetecektir. Her türlü tehdit, bu birlikteliğin karşısında yenilmeye mahkumdur. Mühim olan devlet ve millet arasındaki güveni en üst seviyede tutmaktır. MHP üzerine ne düşüyorsa, sonuna kadar yapacak, ülkesinin ve milletinin yanında olacaktır."
ÇÖPTEN ELEKTRİK ÜRETİLECEK
 1.5 yılda yapımı tamamlanan tesisin açılışında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ise kentin 40 yıllık çöp sorununun çözüldüğünü ifade etti. Manisa merkezdeki çöp alanının daha önce patlamalarla gündeme geldiğini hatırlatan Ergün, çöplükten kurtulduklarını ve elektrik üreten, ülke ekonomisine katkı sağlayan modern bir tesisi hayata geçirdiklerini anlattı. Türkiye'nin ilk çevrecisi Tarzan'ın hayalini gerçeğe dönüştürdüklerini kaydeden Ergün, tesis hakkında bilgi verdi.
Konuşmaların ardından Bahçeli ve protokol üyeleri, tesisin açılış kurdelesini kesti. Ergün, Bahçeli'ye üzüm yaprağı figürlü tablo hediye etti. Ardından tesisi inceleyen Bahçeli, makineleri çalıştıran butona bastı. Bahçeli, tören alanından Manisa İl Başkanlığı'na geçti. Bahçeli, buradaki programının sonrasında Turgutlu ve Salihli ilçelerini ziyaret edip kentten ayrılacak.
TESİSİN ÖZELLİKLERİ
Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi, 110 milyona mal oldu. Günlük kapasitesi 650 ton, toplamda da 3 milyon ton olarak planlandı. Tesis 440 dönümlük arazi üzerine kuruldu. Mekanik biyolojik ayrıştırma tesisi kapasitesi yıllık 233 bin 600 ton, kompost alanı kapasitesiyle yıllık 85 bin ton ile sızıntı suyu arıtma bölümünün kapasitesi günlük 60 metreküp, yakma sisteminin kapasitesi saatte 2 bin 500 metreküp, depolama sahasının atık depolama kapasitesi 2 milyon 211 bin metreküp olarak belirlendi.

 MHP LİDERİ BAHÇELİ'YE TÜRKMEN KILICI HEDİYE EDİLDİ
Manisa Büyükşehir Belediyesi'nin yatırımlarından Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi'nin açılışına gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, açılış sonrası partisinin il başkanlığını ziyaret etti. MHP Manisa İl Teşkilatı Binası önünde coşkulu bir kalabalık tarafından karanfiller ve Türk bayraklarıyla karşılanan Bahçeli, "Kerkük Türk'tür, Türk kalacak" sloganları eşliğinde il binasına çıktı.
Bahçeli'ye ziyaretinde, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile MHP'li belediye başkanları eşlik etti. Ziyaretin sonunda Bahçeli'ye üzerinde 'Türkmen Beyi' yazan bir kılıç hediye edildi. Kılıcı yakından inceleyen Bahçeli, il yönetimine teşekkür etti. Ziyaret, il yönetimiyle birlikte çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu. DHA

18 Mart 2018 Pazar

Bahçeli, MHP Genel Başkanlığına yeniden seçildi

MHP'nin 12. Olağan Büyük Kurultayında, Devlet Bahçeli, MHP Genel Başkanlığına yeniden seçildi.

"Milli Duruş, Şühedaya Vefa Millete Beka" temasıyla düzenlenen kurultayı izlemek için gelenler, yoğun güvenlik önlemleri altında salona alındı. Salon dışında atlı polisler de güvenlik önlemlerine eşlik etti.
Kurultayın gerçekleştirileceği salona, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile MHP'nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in fotoğrafları asıldı.
Balonlarla süslenen salonda, Türk bayraklarının yanı sıra "Yüreğin, vatan olsun", "Vatanımız, var olsun", "MHP'nin sevdası, milletin bekası", "Milliyetçi Hareket, beka için var elbet", "Vefası olmayanın, bekası olmaz", "Milli duruş, şühedaya vefa, millete beka" pankartları asıldı.

Tek liste ile gidilmesi planlanıyor

Bahçeli'nin tek aday olacağı kurultayda, MHP'yi 2019 seçimlerine taşıyacak yönetim kadroları şekillenecek.
Bin 207 delegenin oy kullanması beklenen kurultayda, önce Genel Başkan ardından Merkez Yönetim Kurulu üyeleri seçilecek. Kurultaya, tek listeyle gidilmesi planlanıyor.
Seçimlere, AK Parti ile yapılacak "Cumhur İttifakı" adı altında girme kararı alan Bahçeli'nin, partisinin hem MYK'de hem de Başkanlık Divanında yeni isimlere yer vermesi bekleniyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin salona gelişinde "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganları atıldı.
Devlet Bahçeli, "bozkurt" işareti ile salondakileri selamlamasının ardından kendisi için ayrılan yere oturdu.



Divan Başkanlığına Semih Yalçın seçildi

Kurultayda, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin salona gelmesinin ardından, MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, kurultayın açılışını yaptı.
Açılışın ardından Divan Başkanlığı için seçim yapıldı. MHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Edip Semih Yalçın, divan başkanlığına seçildi.
MHP kurultaylarında şimdiye kadar farklı isimler divan başkanlığı yaparken, Semih Yalçın bu görevi ikinci kez üstlendi.
Divan Başkanlığı seçiminin ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Kuran-ı Kerim tilavetinden sonra dua okundu.

"Ederi 1 dolar olan şerefsizlere verilecek bir karış toprağımız yok"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kurultayda yaptığı konuşmada, "Ederi 1 dolar olan şerefsizlere verilecek ne bir karış toprağımız ne de bir tek insanımız vardır." dedi.

"12. Olağan Büyük Kurultayımıza gelesiye kadar ne kadar kepazelik, ihanet, skandal, travma varsa maruz kaldık. Hamdolsun hepsinden alnımızın akıyla çıktık, oyunları tümden bozduk." diyen Bahçeli, "CHP’nin Çin malı başbakanlık teklifini kabul etmiş olsaydık, HDP’yi yanımıza yöremize kazara alıp FETÖ’nün tuzağına düşseydik, bilinsin ki Türkiye iç savaşa sürüklenecek, bekamız hepten, tümden çökecek, çürüyecekti. Düşman evin içine girecek, kaleyi içten yıkacaktı." şeklinde konuştu.
"CHP, İP, HDP, PKK, FETÖ, PYD, YPG, IŞID, DHKP-C ve küresel cinayet şebekesinden müteşekkil ihtilaf ve ihanet bloku, cumhurun karşısında tel tel dağılacak, kaybetmekten başka seçeneği olmayacak." ifadelerini kullanan Bahçeli, konuşmasında şunları kaydetti:
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Baraj altında kalacakmışız, bu nedenle kurtarılmışız. Tabanımız kaymış, bu sebeple can simidi uzatılmış. MHP dağılmış, ciddi sorunlarımız varmış. Harici destekle toparlanmamız için çaba sarf ediliyormuş. Hep aynı masal, hep aynı hava hep aynı ezber. Kim bu müfteriler? CHP, İP, HDP ve Perinçekgiller familyası. Bir lafa bakın laf mı diye bir de söyleyene bakın adam mı diye?"
"Cumhurbaşkanı seçiminde adayımız aksi ve arızi gelişme olmadıktan sonra Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır." diyen Bahçeli, "Cumhur ittifakı Türkiye Cumhuriyeti'ni kuruluş felsefesine müzahir biçimde geleceğe taşıyacaktır. Hiçbir odak, hiçbir mahfil, hiçbir güruh, hiçbir siyasi düşük, Cumhur İttifakını çatlatamayacaktır." şeklinde konuştu.

"Bu CHP ki FETÖ'nün yörüngesindedir, PKK'nın hizasındadır"

Bahçeli, "Bu CHP ki FETÖ'nün yörüngesindedir, PKK'nın hizasındadır, PYD'nin emeline hizmetle meşguldür. Çiftlik Bank dolandırıcılığıyla CHP'nin tevatür, tezgah ve tezviratları birdir, aynıdır." dedi.
"Anamuhalefet, anavatana ihanet içindedir. 'Cumhur' diyoruz, CHP'nin kafası bozuluyor, şaftı kayıyor, şanzımanı dağılıyor. 'İttifak' diyoruz, milli iradeye hürmet gösterin ikazını yapıyoruz, CHP çıldırıyor, İP ve HDP ile birlikte patırtı gürültü çıkarıyor." ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:
"MHP yürür, CHP sürünür. MHP yapar, alayı birden ölü balık gibi bakar. Bugünkü CHP'nin Atatürk’ün kurduğu siyasi parti ile hiçbir benzerliği, hiçbir ilgisi, hiçbir ilişkisi kalmamıştır. Bunlar hayırsız mirasyedidir. Miras sonunda tükenmiştir."
Devlet Bahçeli, "Önümüzdeki dönemde, AB üyelik sürecinin, ABD'yle devam eden sancılı seyrin, yaralı NATO ittifakının milli hassasiyetler kapsamında yeniden değerlendirilmesi kaçınılmaz olabilecektir. MHP buna vardır, devlet ve milletiyle bir ve bütündür." şeklinde monuştu.
FETÖ ile ilgili olarak da Bahçeli şunları kaydetti:
"Bu terör örgütünün kripto damarı kesilmeli, iyi organize edilmiş devlet aklıyla, etkili planlanmış mücadele stratejisiyle bu musibet gündemden çıkarılmalıdır. Suçluyla suçsuz ayırt edilmelidir. Hukukun üstünlüğüne, adalet ilkelerine riayet gösterilmelidir."
Bahçeli, "Bundan yüz yıl sonra, yani 2123'de, Türkiye Cumhuriyeti, uzay araştırmaları yapan, genetik ve teknolojik kalkınmayı başarmış, her vatandaşını insanca yaşatan, dünyada hükmü geçen ilk üç devletten birisi olmalıdır, bizler göremesek de imanla söylüyorum ki bu uzak hedef gerçekleşecektir. Gelecek Türk asrı, geleceğin gücü Türkiye'dir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'ın mesajı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP'nin 12. Olağan Büyük Kurultayına mesaj gönderdi. Erdoğan'ın mesajını Semih Yalçın okudu.
Kurultayın MHP ile birlikte ülke, millet ve demokrasi için de hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Erdoğan, mesajına şöyle devam etti:
"Kurultaya teşrif etmiş tüm delegelere, Milliyetçi Hareket Partisine gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza, yurt içinden ve yurt dışından gelerek heyecanınızı paylaşan tüm misafirlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin kurucusu, Türk siyasi hayatının saygıdeğer ismi, Milliyetçi Hareket Partili kardeşlerimin başbuğu merhum Alparslan Türkeş'i de bu vesileyle rahmetle yad ediyorum."
Erdoğan, Türkiye'nin en köklü siyasal geleneklerinden birini temsil ettiğini belirttiği MHP'nin 15 Temmuz darbe teşebbüsü başta olmak üzere terörle mücadelede ve ülkenin bekasına yönelik tüm saldırılara karşı milli birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyulan her dönemde devletin ve demokrasinin yanında saf tuttuğunu vurguladı.
MHP'nin ülkenin menfaatlerini siyasi farklılıkların üzerinde tutan tavrını daima takdirle karşıladığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Nitekim 7 Ağustos 2016 tarihinde Yenikapı Meydanı'nda vücut bulan dayanışma ve ardından 16 Nisan halk oylamasında kabul edilen cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi, ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Uzlaşmayı, kenetlenmeyi, ortak değerler etrafında buluşabilme erdemini gerektiren bu yeni süreç, 2019 seçimlerine yönelik başlatılan Cumhur İttifak ile bir adım daha öteye taşınmıştır. 2019 seçimleri ve seçimde ortaya konulacak birlik ve beraberlik ruhu ülkemizin 2023 hedefleriyle 2053 ve 2071 vizyonu doğrultusunda yapması gereken atılımlar bakımından da son derece önemlidir. İnşallah Türkiye bu kritik süreci başarıyla atlatacak, çok daha güçlü, çok daha müreffeh, çok daha kararlı bir şekilde kutlu yürüyüşünü devam ettirecektir. Bu duygularla, 12. Olağan Büyük Kurultayınızın hayırlara vesile olmasını diliyor, şahsınızda kurultay salonunda bulunan tüm Milliyetçi Hareket Partisi mensuplarına en kalbi selam, hürmet ve muhabbetlerimi iletiyorum."
Erdoğan'ın mesajı salonda bulunanlar tarafından uzun süre alkışlandı.
MHP 12. Olağan Büyük Kurultayı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilen MHP 12. Olağan Büyük Kurultayı'na katılarak konuşma yaptı. ( Fatih Aktaş - Anadolu Ajansı )

Bahçeli tek aday

Bahçeli'nin konuşmasının ardından, genel başkanlık seçimlerine geçildi.
Divan Başkanı Semih Yalçın, Devlet Bahçeli'nin, MHP'nin 12. Olağan Kurultayı'nda, salonda hazır bulunan 1176 delegenin tamamının imzasıyla genel başkanlığa tek aday gösterildiğini duyurdu. Daha sonra Merkez Yönetim Kurulunun (MYK) faaliyet ve mali raporları okundu, ardından oylamaya sunularak ibra edildi.
Kurultaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Nuri Efe, BBP Genel Sekreteri Üzeyir Tunç partilerini temsilen katıldı.
Öte yandan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay başkanlığında partililerden oluşan bir heyet, Anıtkabir ve Alparslan Türkeş'in mezarını ziyaret etti.


Afrin sevinci

Bahçeli'nin konuşmasının ardından Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Afrin şehir merkezinde kontrolü sağladığı yönündeki anonsu salonda sevinçle karşılandı.
Partililer, Ankara Spor Salonu dışına kurulan dev ekrandan da Bahçeli'nin konuşmasını izledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kurultaya gönderdiği mesaj, salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı. Öte yandan, Genel Başkanlık seçimi için salonda sandıklar kurulmaya başlandı.

Oy verme işlemi başladı

MHP'nin 12. Olağan Büyük Kurultayı'nda oy verme işlemi başladı.
Ankara Spor Salonu'ndaki kurultayda, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin konuşmasının ardından delegelerin oy kullanacağı kabinler kuruldu.
Daha sonra seçim işlemine geçildi. Kurultayda, tek aday olan Bahçeli de oyunu kullandı.
Bahçeli'nin oy kullanması sırasında partililer, "Lidere sadakat şerefimizdir", "Hareketin lideri Devlet Bahçeli", "Devletin başına Devlet gelecek", "Vur de vuralım, öl de ölelim", "Durma ilerle, evlatların seninle", "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde sloganlar attı.

Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi

MHP'nin 12. Olağan Büyük Kurultayı'nda, Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi.
Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilen kurultayda, sandıkların kapanmasından kısa süre sonra oy sayımı tamamlandı.
Seçimlere tek aday olarak giren Devlet Bahçeli, kullanılan bin 169 oyun, geçerli olan bin 167'sinin tamamını olarak Genel Başkanlığa yeniden seçildi.

27 Şubat 2019 Çarşamba

Samimi Ülkücülük riyasız siyaset

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



6 Temmuz’da yapılan kongrede Devlet Bahçeli 697 oy alarak Genel Başkan seçildi. O artık Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in koltuğunda oturacaktı. Başbuğ’un, “Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin” talimatına, o koltukta oturduğu sürece sadık kalacak, kirletmeye kalkışanları da asla affetmeyecektir.
 MİLLİYETÇİ-ülkücü hareketin, Türk dünyasının efsanevi Başbuğu, MHP’nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997 Cuma günü beka âlemine irtihal etti. 8 Nisan 1997 Salı günü yapılan cenaze törenine milyonlar katıldı. Atatürk’ün cenaze töreninden sonra, karlı ve soğuk havaya rağmen Türkiye’nin gördüğü en kalabalık cenaze töreniydi. Lakin hayat devam edecek, MHP kendisine bir genel Başkan seçerek siyasi hayatını sürdürecekti. 18 Mayıs 1997’de toplanan kurultayda, başlangıçtaki diğer adayların sonradan Devlet Bahçeli lehine adaylıktan çekilmeleri üzerine iki aday kaldı: Devlet Bahçeli ve Tuğrul Türkeş. Devlet Bahçeli’nin kazanacağı belli olmuştu. Siyaset mühendisleri bir kere daha devreye girdiler. Ülkü Ocakları Eski Başkanlarından Azmi Karamahmutoğlu, “Kongreyi tanımıyoruz” diyerek kürsüyü devirtti. Kongre ertelendi. 6 Temmuz’da yapılan kongrede Devlet Bahçeli 697 oy alarak Genel Başkan seçildi. Başbuğun, “Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.” talimatına o koltukta oturduğu sürece sadık kalacak, her şeyden önce bir Ülkücü olarak, Türk milliyetçilerinin ve ülkücülerin lideri olarak, bayrağı lekelemeyecek, kirletmeyecek, yere düşürmeyecek daima gönderde tutacaktır. Bayrağı lekelemeye, kirletmeye ve düşürmeye kalkışanları da asla affetmeyecektir. 23 Kasım 1997’de yapılan Başbuğsuz ilk olağan kongre olan 5. Olağan MHP Kurultayı’nda dört adayla yarışan Bahçeli ikinci turda 671 oyla yeniden Genel Başkanlığa seçildi. Tuğrul Türkeş ise 483 oy almıştı. Bu kongrede söylenen bir slogan, bundan sonraki süreci de, Bahçeli’nin liderliğini de devlet adamlığını da işaret ediyor, Ülkücülerin iktidara yürüyüşünü haykırıyordu: “Devletin Başına Devlet Gelecek!” Lider Devlet Bahçeli, Kurultay konuşmasını, “Ben sizleri ülkemizin zenginliklerini ortaya çıkarmaya, önce dürüst, ilkeli, seviyeli siyaseti inşa etmeye çağırıyorum. Ben sizleri 21. yüzyılın güçlü Türkiyesi’ni kurmaya çağırıyorum” diyerek tamamladı. (s. 35) Semih Yalçın’ın ifadesi ile, “MHP lideri Devlet Bahçeli, burada verdiği sözü daima tuttu; dürüst, ilkeli ve seviyeli siyaseti şiar edindi… O zaman (bu iki kurultayda A. G.) Devlet Bahçeli’nin karşısında yer alan isimlerin çoğu, partiden kopsalar da sonraları yine Devlet Bahçeli’nin onayıyla MHP’ye katıldılar. Bununla birlikte bazı muhalif isimler her fırsatta Devlet Bahçeli’nin liderliğini içlerine sindirememiş olmalarının sevkiyle muhalefetten geri durmadılar. Zaman zaman partinin altını oyan gizli ve açık faaliyetlerde bulundular; nifak, tefrika ve fitne saçan adımlar atmaktan geri durmadılar.” (s. 35). Evet, Başbuğ sonrasında onun koltuğuna oturmak da kolay olmadı. Devlet Bahçeli, hareketin hafızasına sahip bir akademisyen-siyasetçi olarak her Başbuğ’un emanetine sahip çıkacak, milliyetçi Hareket gemisini en sıkıntılı, en çalkantılı günlerde dahi sağ salim karaya demirlemesini bilecektir.

DEVLET BAHÇELİ LİDERLİĞİNDE

MHP İKTIDAR OLUYOR Semih Yalçın’ın eserinde ağırlıklı bölümlerden biri de Devlet Bey liderliğinde MHP’nin iktidar ortağı olduğu “57. Hükümet”le ilgili gelişmelerin anlatıldığı bölümdür. (s. 37-84). Türkiye’nin 80 öncesi ve sonrasındaki kutuplaşma, gerilim ortamından çıkması, 28 Şubat sürecinde siyasete, siyaset dışı müdahalenin yarattığı tahribat ve ekonomik sıkıntıların ortadan kaldırılabilmesi, toplumun normalleşmesi için önemli bir fırsatın hayata geçirildiği 57. Cumhuriyet Hükümeti’nden bahsediyoruz. 18 Nisan 1999 Genel Seçimleri’nde Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, önemli bir hamle yapmış, yaklaşık %18 oy alarak 129 milletvekili çıkarmıştır. %22.2 oy alarak 136 milletvekili çıkaran Merhum Bülent Ecevit’in DSP’sinin ardından 2. parti olmuştur. “Türkiye’nin cepheleşmeye değil, güçlü bir hükümete ihtiyacı var.” mesajını veren Bahçeli, seçimlerden iki gün sonra (20 Nisan 1999) Hürriyet Gazetesi’ne verdiği söyleşide, MHP’nin DSP’den gelebilecek bir koalisyon teklifine açık olduğunu ortaya koyuyordu. Devlet Bey, o söyleşi ve daha sonra mayıs ayı başında (1 Mayıs 1999) yaptığı basın toplantısında, 28 Şubat süreci dahil toplumsal yarılmayı, kutuplaşmayı besleyen ordu-siyaset ilişkileri, demokrasinin geleceği, irtica konusu, türban meselesi, MHP’nin Türk siyasetindeki konumu, cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması gibi temel konularda çok açık ve samimi değerlendirmelerde bulundu. Devlet Bahçeli, sonraki yıllarda “vesayet tartışmaları” olarak önümüze gelecek olan ordunun konumu ve “demokrasinin işletilmesi” konularında 28 Şubat tartışmalarını merkeze alarak, bugün de önem taşıyan şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“28 Şubat sürecine nasıl bakıyorsunuz?

Tabii, 28 Şubat süreci belli kurum ve çevrelerin hassasiyetlerini ifade ettiği bir süreçtir. Burada ölçü önemlidir. Eğer irticai faaliyeti yakın bir tehdit olarak değerlendiriyorlarsa, irticanın tarifi ve kapsamı ve bu kapsam içine girenlerle samimi, inançlı kitleyi ayırmak lazım. Samimi Müslüman kitleyi incitecek, kıracak davranışları tasvip etmemek lazım. Bunu artık Türkiye’nin gündeminden çıkarmak lazım…

İrtica tehdidi konusunda hemfikirsiniz, ama bunun tarifinin iyi yapılmasını istiyorsunuz…

Evet. cumhuriyetin temel nitelikleri üzerinde MHP’nin hassasiyeti var.

Siz ordunun Türkiye’de oynadığı rolü nasıl görüyorsunuz?

Ordunun bu rolü herkes tarafından biliniyor. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlerliği noktasında da bir toplumsal talep var. Artık bu talebin karşılanması lazım. Demokrasiyi de tam işler hale getirmek lazım. Bu işlediği takdirde ordu kendi mevziine çekilir zaten.” (s. 42-43). Bahçeli, basın toplantısında MHP’nin siyaset ve fikir hayatımızdaki duruşunu, misyonunu ve ekonomik konulara bakışını da şu şekilde açıklıyordu: “Bu çerçevede sık sık gündeme getirilen ‘MHP değişti mi, değişmedi mi?’ sorusunu da anlamlı bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Milliyetçiliğimizi besleyen, şekillendiren ve var eden vatan ve millet sevgimiz, milli kültürümüzü ve değerlerimizi koruma anlayışımız, dünyada etkin ve saygın bir ülke olma hedefimiz değişmemiştir. Tabii ki, her canlı organizma gibi partimiz de yeni ihtiyaçlara, yeni sorunlara yeni cevaplar ve çözümler üretmekte, dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmektedir… Partimiz Türkiye’de kardeşliğin, barışın karşılıklı anlayış ve hoşgörünün hâkim olmasını, demokratik hukuk devletinin standardının mutlaka yükseltilmesi gerektiğini savunmaktadır. Milletimizin her mensubunun refah ve mutluluk içinde yaşamasını arzulamaktadır. Sosyoekonomik gelişmesini, rekabetçi piyasa ekonomisi çerçevesi içinde sürdürmesinin gerekliliğine inanmaktadır. MHP’nin farkı, rekabetin sağlanması ile toplumsal duyarlılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Dünyanın her yerinde kalıcı bir istikrar ve iş birliğinin hâkim olmasını savunmaktadır. MHP, içe kapanmacı değil, bilakis dünya ile rekabet edebileceğimiz alanların tespitini ve yatırımların bu yönde teşvikini öngören bir yaklaşıma sahiptir. Zaten lider ülke Türkiye hedefimiz, kendi milli kimliğini ve onurunu koruyarak dünyaya açılmış, güçlü, etkin bir Türkiye’yi inşa etmektir.” (s. 46). Aslında MHP’nin temel meselelere bakışını özetleyen bu konuşma, Türkiye’nin o zamana kadar olan siyasi hayatı içinde nasıl bir rol oynadığını ve bundan sonraki siyasi hayatı içinde nasıl bir misyon üstleneceğini de göstermekteydi. Devlet Bahçeli ve onun liderliğindeki MHP, demokratik Parlamenter sistem ne zaman içeriden ve dışarıdan veya iç-dış mihrakların birlikteliği ile sıkıntıya girse, demokrasimiz ne zaman tıkansa, vesayet odakları ne zaman Türk milletine tasalluta yeltense, devreye girecek ve millet iradesi esaslı demokratik sistem işletilecektir. Bu misyon, ülkenin ve milletin beka sorunları ne zaman gündeme gelse harekete geçecek ve Türk milletinin var olma mücadelesi Devlet Bahçeli ve MHP tarafından başarıya ulaştırılacaktır. MHP, DSP ve ANAP arasında yürütülen ve 40 gün süren koalisyon görüşmeleri, bütün engellemelere rağmen nihayet başarıya ulaşmış ve üç parti 28 Mayıs 1999’da 57. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurmuşlardır. 57. Hükümet, 1999-2002 yılları arasında ekonomi, bölücü terör, anayasa kitapçığı krizi, ABD’nin Irak’ı işgali gibi Türkiye’nin çok temel sorunları ile mücadele etmiştir. Sonuçta, “MHP’siz bir hükümet” senaryolarının dayatıldığı, yeni bir siyaset mühendisliğinin uygulamaya konulduğu bir ortamda Sayın Devlet Bahçeli bütün oynanmak istenen oyunları bozacak bir çıkış yapmıştır. 7 Temmuz 2002 günü Kocayayla Türkmen Kurultayı’nda yaptığı konuşmada milletin iradesini işaret etmiş, 3 Kasım 2002 tarihini vererek erken seçim çağrısı yapmıştır. Devlet Bahçeli, bazıları tarafından sonradan çok eleştirilen bu çıkışı ile aslında partisinin baraj altında kalması riskini de üstlenerek Türk demokrasisini kurtarmıştır. O zaman anlaşılamayan bu Devlet Bahçeli tavrı, bugün için milletimizin vicdanında küresel mahfillerin ve yerli uzantıları olan vesayet odaklarının “oyunlarının bozulduğu, milletin iradesinin kurtarıldığı” şeklinde saygın yerini almıştır. Millete rağmen siyaset yapmaya çalışanlar, iradesini, siyasetini kendilerini var eden milletin iradesine değil, küresel sisteme ve taşeronlarına bağlayanlar her siyaset mühendisliği faaliyetlerinde karşılarında Devlet Bahçeli ve MHP misyonunu bulacaklardır. Semih Yalçın Bey eserinde 57. Hükümet döneminde MHP ve Sayın Bahçeli’ye yöneltilen en önemli eleştirilerden biri olan bebek katili A. Öcalan’ın idamı meselesini, “Bölücübaşı Öcalan’ın İdam Meselesi ve Devlet Bahçeli” başlığı altında ayrıntıları ile anlatmaktadır. (s. 73-84).

ÖNCE ÜLKEM VE MİLLETİM, SONRA PARTİM VE BEN

Prof. Dr. E. Semih Yalçın tarafından kaleme alınan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Devlet Bahçeli” (Berikan Yayınevi, Ankara, 2019, 1-110 s.) isimli eser de bundan sonraki yazılarımızda tanıtacağımız eserler arasında olacaktır. Bu vesile ile Sayın E. Semih Yalçın Bey’i tebrik ediyor, teşekkürlerimizi iletiyorum. Yazımızı Semih Hoca’nın şu satırları ile bitirmek istiyorum: “MHP lideri Devlet Bahçeli; hayatı boyunca gösterişsiz bir mücadeleyi, riyasız bir siyaseti, samimi ama sade bir ülkücülüğü tercih etti. Peygamber Efendimizin, ‘Dinini gösterişten uzak tut. Az amel sana yeter’ sözüyle çerçevesini çizdiği gibi; Müslümanlıkta da ülkücülükte de ihlas, dürüstlük, tevazu ve sadeliği seçti. Müslümanlıkta işlediği hayrı Allah için başkalarından gizlediği gibi, siyasette de yaptığı başarılı işleri, muvaffakiyetleri çevresinin ve başkalarının görüp idrak ve takdir etmesini yeğledi; bunu insanların gözüne sokmaktan daima imtina etti. ‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ sloganını, hem MHP’nin prensibi hem de ülkücü hareketin ideolojik umdesi haline getirdi. Bu kuvvetli ilkenin toplum bilincine, maşeri vicdana sirayeti sayesinde; Türkiye’nin zorlu, badireli günlerinde MHP’nin fedakârlıkları milletimize ilham, ümit, ışık ve şevk kaynağı oldu. Bu yönleriyle Devlet Bahçeli, klasik siyasi parti lideri tanımlamasının ötesinde hususi evsaf ve hasletlere sahip olduğunu ispatladı…” BİTTİ

‘VER ELİNİ ÖPECEĞİM, DEVLETİN SAHİBİ GELDİ’

Devlet Bey, 24 Haziran 2018 seçimleri sırasında bir yere giderken veya Ankara’ya dönerken mola yerlerinin birinde çay içmek için duruyor. Tesisin kapısında yaşlıca, başı örtülü bir Anadolu kadını Devlet Bey’i görüyor. Merdivenlerde kenara çekilerek, “Devletin sahibi geldi. Ver elini öpeceğim” diyor. Devlet Bey her zamanki tevazuu içinde “olmaz, öptürmem” diyerek takılıyor. Teyzemiz, parmağını da sallayarak, “olmaz, öpeceğim” diyor.
Devlet Bahçeli ve liderliğini en iyi anlatan sözlerden biri bu Türk anasının sözlerdir: “Devletin sahibi.” Türk milletinin Devlet Bahçeli ile ilgili bu algısı nasıl oluştu? Diye merak edenlerin Semih Bey’in kitabını okuması lazımdır.

Prof. Dr. E. Semih Yalçın tarafından kaleme alınan “Davaya Adanmış Bir Ömür: Devlet Bahçeli” isimli kitabı bundan sonraki yazılarımızda tanıtmaya devam edeceğiz. Burada şunu söyleyelim ki, Semih Bey’in çalışması şimdiye kadar yazılmış en iyi Devlet Bahçeli biyografisi olma özelliğini taşıyan bir eserdir. Bu eser aynı zamanda MHP tarihi bakımından da önemli bir eserdir.


25 Kasım 2018 Pazar

MHP Genel Başkanı Bahçeli: MHP Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin aktif öğesidir

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


MHP Genel Başkanı Bahçeli, "MHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin aktif bir öğesidir. Hükümet sisteminin muhafazası için her fedakarlığı seve seve yaparız." dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya'nın Serik ilçesindeki bir otelde düzenlenen partisinin İl Başkanları ve Belediye Başkanları Toplantısı'nın kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, milliyetçiliğin bir millete mensubiyet şuuru olduğunu söyledi.

Türk milliyetçilerinin Türk milletine hem şuurla hem de emsalsiz bir sevdayla bağlı olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Klasik politik şablonlara uymayız, çıkar hesabı yapmayız. Türkiye'nin pek çok sorunu varken, yeni bir hükümet sisteminin tesis ve temin çalışmaları sürüyorken, hele hele cumhuriyetin üçüncü evresine henüz geçmişken hiçbir gelişmeye ilgisiz kalamayız, olaylar karşısında duyarsız ve sorumsuz hareket edemeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin teoriden pratiğe kadar her aşamasında içindedir, aktif bir ögesidir. Mimarisinde pay sahibi olduğumuz hükümet sisteminin muhafazası için ihtiyaç duyulan her fedakarlığı elbette seve seve yaparız. Bundan gocunmayız."

Ülkeyi savunmanın zahmete katlanmadan, bedel ödemeden mümkün olmayacağını ifade eden Bahçeli, ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini ve bu ortak aklın da Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbal haklarının emniyetli kulvarı ve halaskar kudreti olduğunu vurguladı.

MHP'nin hem davanın hem de davasında erimiş feragat timsallerinin ana karargahı, ana kucağı, ana çatısı olduğunu söyleyen Bahçeli, ülkücülüğün, dava adamlığının hasletlerine sahip olmayanların, irade gösteremeyenlerin, bedel ödemeyi göze alamayanların, kararının arkasında duramayanların, fikrini ve mücadelesini savunamayanların, soluğu kesilince geleceği reddedenlerin, zoru görünce kuytuya sinenlerin sahip olabilecekleri bir unvan olmadığına dikkati çekti.

"İstikbalin güvencesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"
Ülkücülüğün özünün de sözünün de bir olduğunun altını çizen Bahçeli, şöyle konuştu:

"Gelecek gevşeklikle inşa edilemez. Korkaklardan Fatih çıkamaz. Bugünün Türkiye'si geçmişin fedakarlıkları üzerine bina edilmiştir. Geleceğin Türkiye'si de bugünün faziletli fedakarlıklarıyla oluşacaktır. Tarih olmakla tarihi olmayı, tarihe geçmekle tarihin geçmesini çok iyi yorumlamak, aralarındaki farkı çok iyi okumak lazımdır. Biz bir tarih yazıyoruz. Türk milliyetçiliği hem kurucu hem de kurtarıcı vasfıyla tarihe altın harflerle geçmişti. Rahmetle andığımız Milli Mücadele kahramanları üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardı. Sıra bizdedir, sıra ecdadın bu çağdaki varislerine gelmiştir. Türkiye'nin ve Türk milletinin son yıllarda yaşadığı beka düzeyindeki tehditler, bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu olan milliyetçilere ve ülkücülere yeni ve çok daha önemli bir görev yüklemektedir."

İlhamını ve sevgisini Türk milletinin köklü tarihinden alan milliyetçi, ülkücü hareketin, devletin ve milletin bekası için bugün dünden daha önemli görevlerle karşı karşıya olduğunu belirten Devlet Bahçeli, "Unutmayınız ki bütün kindar gözler üzerimizdedir. Bütün dikkatler bize çevrilmiştir. Uyursak mezarımızı kazarlar. Uyuşursak zulüm oklarını fırlatırlar. Bu kapsamda ön almalıyız, beka düzeyindeki tehditleri analiz edip lazım gelen stratejik müdahaleleri zamanlama hatasına düşmeden yapabilmeliyiz. Bir gerçek vardır, o da şudur: Türkiye Cumhuriyeti'nin istikrarlı yönetimi, istikbalinin güvencesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Bunu sağlayacak siyasi imkan ve irade ise Cumhur İttifakı'dır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin önüne hendek kazan, sandıktan umudunu kesip sokağa oynayan, demokrasi dışı arayışlara gülücükler saçan bir blok olduğuna işaret eden Bahçeli, bu odakların bütün mel'un niyet ve eylemleriyle ortada olduğunu söyledi.

Yerli ve yabancı iş birlikçilerin emperyalizmin tetik çeken eli olmaya çoktan hazır olduklarını vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bir yanda cumhurun huzur ve güvenliği için kurulmuş bir ittifak duruyorken, diğer yanda cumhurun kaos ve kargaşaya düşmesi için el ovuşturan ihanet ve ihtilaf oluşumu pusudadır. Zafer cumhurun olmaz ise zillet altın vuruşunu yapacak, öldürücü darbeyi indirecektir. CHP-HDP-İP aynı çizgidedir. 24 Haziran'da sonuç alamayan bu güruh, 31 Mart'a umut bağlamıştır. Ancak hevesleri Allah'ın izniyle kursaklarında kalacak, Türkiye'nin doğruluşuna, yeni hükümet sisteminin doğasına zarar veremeyeceklerdir. Sadece dileyerek, sadece bekleyerek, sadece ümit ederek amacımıza ulaşamayız, tehlikeleri bertaraf edemeyiz. Önce tedbir almalıyız, sonra tevekkül etmeliyiz. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri'ni bir sistem oylamasına, bir hükümet tartışmasına, bir rejim krizine dönüştürmek isteyenlerin senaryolarını başlarına geçirmek, alayıyla mücadele etmek boynumuzun borcudur, milletimizin bize yüklediği tarihi bir vazifedir. Vazife kutsaldır, vazife kutludur, ihmali veya inkarı acıklı sonuçlara sebebiyet verecektir."

Terör örgütlerinin devrede, Türkiye'nin yıkımı için kuyruğa giren faaliyet içinde olduklarını söyleyen MHP Genel Başkanı Bahçeli, CHP ile İP'in kaos bekçiliğine soyunduklarını savundu.

AİHM'nin Demirtaş hakkındaki kararı
HDP'nin ise PKK'yı tekrar belediyelere taşıma amacında olduğuna işaret eden Devlet Bahçeli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Selahattin Demirtaş ile ilgili kararına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"PKK'lı Demirtaş'ın serbest kalmasını isteyenler zillet ittifakının çarpık ortaklarından başkası değildir. HDP'ye 'Kürt siyasi hareketi' diyen ipsizler sahadadır. Türkiye'yi yabancılara ihbar eden, yabancı sefirlerle masalar kurup gelecek hayallerine dalan zilletin ana aktörleridir. İşte PKK'lı Demirtaş ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararı gördünüz, duydunuz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi skandal bir karara imza atmıştır. Terörü öven, terör saldırılarını provoke eden tescilli bir bölücünün siyasi nedenlerle cezaevine sokulduğu iddia edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 20 Kasım'da ülkemize PKK'lı Demirtaş'ı 'derhal serbest bırakın' çağrısı yapmış, üstelik utanmadan tazminata mahkum etmiştir. Elinde 53 insanın kanı bulunan Demirtaş'ı adeta mağdur ve hakkı yenmiş birisi gibi göstermek ayıptır, ahlaksızlıktır, hukuksuzluktur, Türk milletine hakarettir."

AİHM'in Türk adaletini hiçe saydığını ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin yabancı başkentlerden değil, Ankara'dan yönetildiğini belirtti. Bir mahkeme kararının önce vicdanlara uygun olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, İspanya'da bölücü ve teröre bulaşmış bir partinin kapatılmasını onaylayan, konu Türkiye olunca bölücü ve teröristleri aklamaya kalkışan AİHM'nin ihanet mahkemesi olmaktan başka bir işe yaramadığını dile getirdi.

"31 Mart'a ne kazanıp ne kaybederiz gözüyle bakmıyoruz"
"Gezi olaylarını övüp yerli Sorosların arkasında duranların, FETÖ'yü masum görüp FETÖ'cülere sığınma hakkı tanıyanların, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne hala inanmayanların, Türkiye'nin baskı ve dayatmalarla geri adım atmasını bekleyenlerin, PKK'yı yıllarca destekleyip Türkiye'ye saldırtanların hukuku da batsın, kararı da batsın, demokrasisi de batsın, özgürlük ve insan hakları anlayışları da yerin dibine geçsin." diyen Bahçeli, MHP'nin Türkiye'nin içine düşürülmeye çalışıldığı çıkmazı gördüğünün altını çizdi.

Önlem alınmazsa, milli fedakarlık yapılmazsa 31 Mart'ta Türkiye'yi siyasi kara kış beklediğine işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Biz 31 Mart'a 'Ne kazanıp, ne kaybederiz?' gözüyle bakmıyoruz. Biz 31 Mart'a 'Şu kadar belediye benim olsun, bu kadar Adalet ve Kalkınma Partisi'nde bulunsun.' diye de yaklaşmıyoruz. 31 Mart'ı Türkiye'nin beka mücadelesi açısından dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Ülke gitmişken, çarşı karışmışken, yeni hükümet sistemine hain bir sefer düzenlenirken belediyelerin hepsini biz alsak ne olacak almasak ne çıkacak? Yarın olacakların, geçmişte olanlar ile ilişkisini kavramış bir gönül ve görüş derinliğine ulaşmak zorundayız. Dün söyledik haklı çıktık, bugün yine söylüyoruz, eğer önlem alınmazsa gene haklı çıkacağız. Cumhur İttifakı'nda bir ara sorun çıkaran gelgitleri kenara bıraktık. Yanlış anlamaları, maksadını aşan söz ve değerlendirmeleri milli beka için yok saydık."

İstanbul, Ankara ve İzmir'de büyükşehir belediye başkan adayı göstermeyeceklerini yineleyen Bahçeli, bu illerde AK Parti'nin istediği adayı çıkarabileceğini söyledi. MHP olarak müsterih bir vicdanla ve ön şartsız adayı destekleyeceklerini belirten Bahçeli, "Zillet ittifakı bu büyükşehirler dışında ortak aday çıkardığı her yerde de Cumhur İttifakı'nın gereği her neyse onu yapacağız, onun yanında olacağız. Milliyetçi Hareket Partisi milleti için vardır. Milliyetçi Hareket Partisi geleceğin güçlü Türkiye'si için üzerine düşeni yapacaktır. Biz kiracı değiliz, yolcu değiliz, konargöçer değiliz, gelip geçici değiliz, devlet de bizimdir millet de biziz, vatan da bizimdir, bayrak da bizim. Böyle diyor ve inanıyorsak üstlendiğimiz milli görev ve fedakarlığı yapmak bizim için şereflerin şerefi olacak, Türk milleti bu kutlu ve haklı davayı sonsuza kadar hayırla yad edecek, tarih hayranlıkla anacaktır." ifadesini kullandı.

"24 Haziran'ın gerisine düşmeyelim"
31 Mart seçimlerinde partililerinden çok çalışmalarını isteyen Bahçeli, 24 Haziran'ın gerisine düşülmemesi için gereken çabanın gösterilmesi gerektiğini bildirdi. Adaylığını açıkladıkları kişilerin şevkle ve inanmışlıkla sahada olacaklarını vurgulayan Bahçeli, henüz adayı belli olmayan belde, ilçe, il ve büyükşehirlerle ilgili de çalışmaların sürdüğünü anlattı.

Partililerine sonuna kadar güvendiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar yerel yönetimlerde partimizin marka olmasına, imrenilecek seviyelere gelmesinde, vatandaşlarımızın takdirini kazanmasında büyük emekleriniz ve hizmetleriniz geçti. Üretken belediyeciliğin hakkını layıkıyla verdiniz. Hepinizi tebrik ediyorum. Aynı heves, aynı heyecan, aynı azim, aynı kararlılıkla yolunuza devam ediniz. Yozlaştırıcı, yıpratıcı telkin ve tesirlere karşı, fikir istikrarını, hayat biçimini ve çalışma çizgisini ısrarla sürdürebilecek yalın, ilkeli ve düzgün bir özel hayata sahip olmaya dikkat ediniz. Günlük hayatın ve dış tesirlerin yıkıcı etkisini süzecek ve ülküdaşlarımızın etkilenmelerini önleyecek koruyuculuğa sahip olunuz."

"Siyasi tarihimizin akışına yön verecek kararlar alındı"
İki gün boyunca devam eden toplantıların son derece verimli, doyurucu ve ufuk açıcı geçtiğini söyleyen Bahçeli, "Toplantımızda siyasi tarihimizin akışına yön verecek kararlar alınmıştır." diye konuştu.

MHP'yi mazlumların tercümanı, gariplerin kalp atışı olarak nitelendiren Bahçeli, MHP'nin Türkiye'nin son kalesi, son direniş hattı olduğunu söyledi. MHP'nin gelecek yıl 8-9 Şubat'ta 50'nci yılını gururla kutlayacağını belirten Bahçeli, "Adana'da başlayan muazzam hareket, muhteşem diriliş hamlesi önümüzdeki yıl Allah'a şükürler olsun ki yarım asrı geride bırakmış olacaktır. Dile kolay tam yarım asırdır millet hizmetindeyiz. Tam yarım asırdır ülkü ve ülke mücadelesi veriyoruz. Kurucu Genel Başkanımız ve Başbuğumuz Türkeş Bey'in açtığı yolda, belirlediği ilkeler doğrultusunda, gösterdiği istikamet boyunca yılmadan, yıkılmadan yürüyüş halindeyiz." dedi.

Arkalarına bakmadan, tuzaklara takılmadan, oyunlara aldanmadan Türk milletini yüceltmek, hak ettiği yükseklere taşımak için çalıştıklarını anlatan Bahçeli, hak, hakikat ve Allah yolunda ilerlediklerini kaydetti. Yükleri ağır olsa da kaldıracak iradeye sahip olduklarını dile getiren Bahçeli, heyecanlarının sıcaklığının ise buz dağlarını eritecek kadar yoğun olduğunu ifade etti.

Yıllar içinde kurumuş toprağın suyla buluşması gibi milletle buluştuklarını, yatağına sığmayan taşan ırmaklar gibi Anadolu'nun her yerine ulaştıklarını belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimi zaman unutulduk, kimi zaman unuttu sandılar. Yeri geldi can evimizden vurulduk, yeri geldi cana can kattık. Sabır, akıl, iman ve ülkücü şuurla nice zorluğa katlandık. Yine de pes etmedik, yine de umudumuzu kaybetmedik. Haklıydık, hakkımızın teslimini bekledik. Haysiyetliydik, bunun görülüp takdim ve tescilini arzu ettik. Karamsarlık bulutlarının, kötümserlik salgınının, kötülük akımının hakimiyetine direndik, hücumuna karşı dik durduk. 'Önce ülkem' dedik, 'önce millet' diye seslendik. 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözünden beslendik. 'Türküz' dedik, 'Türkçüyüz' dedik, elbette Turan'ın ülküsüyle bezendik. Kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk milliyetçileri olarak Türk'e kefen biçecek kadar aklını oynatmış karanlık çevrelere gerekirse siyaseten, gerekirse can feda diyerek meydan okuduk."

"Terör saldırılarıyla susacağımızı sandılar, rezil rüsvaya döndüler"
Kozmopolit azgınlıklara, komünist akımlara, küreselci, bölücü ve sömürgeci alçaklara direne direne, şeytanları taşlaya taşlaya, yılanın deliğini yıka yıka bugünlere geldiklerini anlatan Bahçeli, "Terörizmle sineceğimizi, terör saldırılarıyla susacağımızı, iddia ve irademizin kırılacağını zannettiler. Ekonomik tetikçilerini kışkırttılar. FETÖ iblisini 15 Temmuz'da üzerimize saldılar. 251 insanımızın şehadetine neden oldular. İşgali denediler. İstilayı özendirdiler. Etnik ve mezhep kutuplaşmasını teşvik ettiler. Ancak ihmal ettikleri, görmezden geldikleri milli cesaretin, milli ruh ve azametin karşısında her seferinde mahv-ı perişan oldular, rezil rüsvaya döndüler." diye konuştu.

Bu topraklardan Türk milletinin mührünü sökmeye, Türklüğün izini silmeye hiç kimsenin, hiçbir zulmet odağının gücü yetmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, bu milletin bileğini hiçbir vahşi emelin, vandal hedefin bükemeyeceğini kaydetti. Türk Milletinin hıyanet ve husumete karşı etten duvar öreceğini belirten Bahçeli, istiklalin Türk milletinin ezeli ve ebedi hakkı olduğunu söyledi. Bahçeli, aksini iddia edenlerin aslını da neslini de yok sayan haramzadeler olduğunu aktardı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, elleri nasırlı dedelerin, elleri kınalı anaların, duvağı yeni açılmış gelinlerin, kundağa düşen sabilerin, zikreden diliyle, şükreden kalbiyle, sabreden bedeniyle nefes alan tüm insanların umudu olmak için samimiyetle, safiyetle, şereflice çaba sarf ettiklerini, doğru olduklarını ve doğru hedeflere kilitlendiklerini bildirdi.

Üstlendikleri sorumluluğun büyük, kutlu ve bir o kadar ağır olduğuna işaret eden Bahçeli, dünyadaki gelişmeleri doğru ve Türkçe okuyabilen bir görüş derinliğine sahip olduklarının altını çizdi.

"Lider ülke ve süper güç Türkiye" hedefi
Cumhuriyetin 100'ncü yılı 2023 yılında "Lider ülke Türkiye"ye ulaşma inancı ile çalıştıklarını kaydeden Bahçeli, İstanbul'un fethinin 600'üncü yılı 2053 yılında da "Süper Güç Türkiye'ye" varmayı gaye edindiklerini bildirdi.

Bir amaca sahip olmadan, yalnızca yaşıyor olmaktan başka bir gaye taşımayan toplumların tarihin acımasız çarkında nasıl öğütüldüğünün geçmişte görüldüğünü ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

"Bizim gayemiz vardır, ülkümüz vardır, hiç kimse şüphe etmesin ki tertemizdir. Ülkücü, zamanı, yaşanan anın dar kalıpları içinde yorumlayamaz. Yaşanmış geçmişi yaşanacak geleceği inşa etmekte bir ibret ve övünç dönemi olarak görür. Ülkücünün gelecek vizyonu, Türk milletinin dünya üzerinde olmasını arzuladığı en üst mertebeyi hedef alan ve uzun vadeyi kapsayan ufuk ötesi bir arayışı olmalıdır. Ülkümüz, 'Büyük Türk milletini, Ona farklılık, anlam ve değer kazandıran; tarihin derinliklerinden terkip yaparak getirdiği, dil, gönül, ahlak, inanç, akıl ve vicdanda taşınan muhteşem değerler manzumesini, bir kutlu emanet olarak köklerinden kopartmadan, anlayıp, kavrayıp koruyup, geliştirerek, insanlık var oldukça sonsuza kadar yaşatmak; bu yüksek değerleri temsil etmesini hedeflediğimiz milli devletimizin, Türklük, İslamlık ve insanlığın barış, huzur, adalet ve esenliği için, yeryüzünün en güçlü devleti olmasına çalışmaktır."


22 Eylül 2018 Cumartesi

MHP Genel Başkanı Bahçeli: ABD'nin amacı kaostur

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin Suriye'de siyasi istikrar diye bir derdi yoktur. ABD'nin amacı kaostur, krizdir, siyasi buhrandır." dedi.



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İdlib krizinin çözümü için katil Esad'la görüşülmesinin zorunlu olduğunu söyleyenler akıllarını başlarına almalıdır. Terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye'yi eli kana bulaşmış bir katille aynı masaya oturtmak heves ve densizliği, eğer ihanet ve iş birlikçilik değilse kesinlikle gafilliktir." dedi.
Bahçeli, partisinin kadın kolları tarafından "Kadınlar Güçlensin, Türkiye Büyüsün" temasıyla düzenlenen Genişletilmiş İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, kadınların hayatın her alanında aktif, eşit, etkin ve katılımcı olmalarının, vazgeçilmez değer ve önem taşıdığını belirtti.
"Kadın hakları" denildiğinde insan haklarını anladıklarını anlatan Bahçeli, "31 Mart 2019'da yapılacak olan mahalli idareler seçimlerinde daha fazla kadınımızın faal katılım ve yoğun adaylığı, inanıyorum ki Türkiye'nin gücüne güç katacaktır. Arzu ve beklentimiz de budur." diye konuştu.
Kadın belediye başkanlarının sayısı ve oranındaki artışların hem demokratik kültürü zenginleştireceğini, hem de millete hizmeti büyüteceğini vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnancımız ve umudumuz bu şekildedir. Ayrıca 20 bin 498 belediye meclis üyesi, bin 251 il genel meclis üyesi, 18 bin 143 köy muhtarı, 31 bin 635 mahalle muhtarı, 80 bin 696 köy ihtiyar meclis üyesi, 137 bin 781 mahalle ihtiyar meclis üyesi arasında kadınlarımızın hak ettiği sayı ve temsile ulaşmaları konusunda üzerimize ne düşüyorsa yapacağımızın sözünü kararlı şekilde veriyoruz.

"Cumhur İttifakı'nın şuuruyla temellenmesini hedeflediğimiz..."

 Bahçeli, "Cumhur İttifakı'nın şuuruyla temellenmesini ve teminini hedeflediğimiz önümüzdeki mahalli idareler seçimleri kadınlarımızın gücüyle Türkiye’nin önünü açacak, ilave olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni kökleştirecektir. Kimin ne dediğinin önemi yoktur. Kimin hangi oyunları oynadığının, hangi karanlık senaryolardan medet umduğunun bir kıymet-i harbiyesi olmayacaktır." ifadesini kullandı.
Kadınlar güçlendikçe milli uyanışın yaygınlaşacağını, milli diriliş ve dayanışma ruhunun Türkiye'yi büyüteceğini belirten Bahçeli, "Kadın zayıf kalırsa medeniyetimiz sekteye uğrayacak, ülkemiz belirsizliklere sürüklenecektir. Kadın atıl ve hareketsiz kalırsa, dahası ilgi ve destekten mahrum bırakılırsa istikbalimiz riske girecektir. Kadınlarımızın önündeki bariyerler kaldırılmalıdır." dedi.

"Suça tevessül kapısını aralayan 3. sayfa haberlerine dikkat" 

Bahçeli, kadın ve şiddet kelimelerinin yan yana gelmesinin toplum açısından endişe ve kaygı verici bir durum olduğunu, yan yana gelmeyecek şekilde rafa kaldırılması gerektiğini bildirdi.
Türkiye'nin geleceğinin, kadınların üstleneceği yapıcı role, yapacakları çalışmalara ve fedakarlıklara yakından bağlı olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları söyledi:
"Milletimizi içten çürütecek, geleceğini karartacak, kaos ve kriz aşılayacak her türlü sosyal, siyasal ve ekonomik tahribatın karşısında set olacağız, buna müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda gazete ve televizyonların adeta özendirici nitelik taşıyan, suça tevessül kapısını aralayan üçüncü sayfa haberlerine de dikkat etmesini yararlı görüyoruz. 
Toplumda artan şiddet sarmalını yaymaktansa konunun uzmanlarının bir araya gelip çözüm önerileri sunmasının sosyolojik ve psikolojik açıdan daha faydalı olacağı kanaatindeyiz. Kadına şiddet, istismar, eşitsizlik gibi yüz kızartıcı gelişmeler ülkemiz için bir beka meselesi olduğunu dün söyledik bugün de tekrarlıyoruz. Bu sorunun ertelenmesi, geciktirilmesi, savsaklanması çok ciddi mahsurlara yol açacaktır. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır."

"Erdoğan'ın ateşkes çağrısı önemlidir"

Türkiye, Rusya ve İran'ın katılımıyla 7 Eylül'de Tahran'da gerçekleşen toplantıyı anımsatan Bahçeli, İdlib'de Rusya ve Suriye rejiminin sivil halkı tehdit eden saldırıları durdurması yönünde bir kararın alınmamış olmasının, Tahran Zirvesi'nden istenen sonucun tam anlamıyla çıkmadığını gösterdiğini kaydetti.
Bahçeli, "Televizyonların canlı yayınladığı Tahran Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib’de yaşayan sivil halkın zarar görmemesi ve Türkiye’ye yönelik muhtemel bir göçün başlamasının önüne geçilmesi için yaptığı ateşkes çağrısı önemlidir, değerlidir. Kaldı ki 20 Eylül 2018 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulunda alınan kararlar da son derece yerindedir, doğrudur, desteğimiz tamdır." değerlendirmesini yaptı.
Gerek İdlib gerekse de Suriye'nin diğer bölgelerinde yapılan operasyonlarda sivil halkın can güvenliğinin korunmasının, Türkiye'nin hazmedemeyeceği göç dalgasının önüne geçilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin yeni bir göç akının üstesinden gelemeyeceğini belirtti.
Bahçeli, Suriye'de bulunan diğer ülke güçlerinin aynı hassasiyeti göstermesi ve Türkiye'yi anlamaları gerektiğini bildirdi.
"PKK'nın, Akdeniz'e zehirli koridor açma emeli zorlaştı"
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Soçi’de gerçekleştirdiği görüşmeden çıkan mutabakatın, hem Türkiye hem de bölge açısından memnuniyet verici olduğunu anlatan Bahçeli şöyle devam etti:
"İdlib çatışmasızlık bölgesine düzenlenen saldırıların durdurulması hususunda Rusya Federasyonu'yla varılan uzlaşma müspet bir sonuçtur. İdlib'de oluşturulan 20 kilometrelik güvenli bölge Suriye'den gelebilecek muhtemel göç dalgasını kaynağında engellemiş ve İdlib halkının huzuru için kapı aralamıştır. Sonunda ve şimdilik İdlib'de yaşayan sivil halk rahat bir nefes almıştır. Görünen budur. PKK/YPG terör örgütlerinin Akdeniz'e şirret ve zehirli koridor açma emeli daha da zorlaşmış, daha da engele takılmıştır. Suriye'deki barış ve huzur arayışlarına önemli katkılar sağlanmıştır."

"Türkiye'nin eli güçlenmiştir"

Soçi Mutabakatı'nda alınan kararların, dünya kamuoyuna net mesajlar verdiğini kaydeden Bahçeli, "Tahran Zirvesi'nde görüş ayrılığı olduğu spekülasyonu son bulmuş, Cenevre'de yapılacak görüşmeler için Türkiye'nin eli güçlenmiştir. Rusya'nın askeri müdahale ile yapmaya çalıştığını, Türkiye diplomatik girişimler sonucunda sağlamıştır. Türkiye, Suriye'nin istikrarı için samimiyetle mücadele ettiğini bir kez daha ilan etmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Soçi Mutabakatı'nın hemen ardından Suriye’de Rus uçağının vurulması ve 15 asker kaybının yaşanmasının dikkatlerden kaçmadığına işaret eden Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:
"Görünen odur ki Suriye'deki vahim süreç devletler arası bir kriz için kaynama noktasına ulaşmıştır. 
ABD ise her ne kadar İdlib için alınan bu kararı desteklediğini ifade etmiş olsa da ve YPG'nin Menbiç'in bir parçası olmayacağını söylemiş bulunsa da terör örgütlerine yaptığı silah desteğini hala kesmemiştir. ABD gerçekten bölgede kalıcı barış ve istikrar istiyorsa terör örgütlerinin hamiliğini yapmaktan vazgeçmelidir. Anlaşıldığı kadarıyla ABD’nin Suriye'de siyasi istikrar diye bir derdi yoktur. ABD’nin amacı kaostur, krizdir, siyasi buhrandır. Üstelik bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle iş birliği yaparak samimiyetsizliğini açıkça göstermiştir."

"Irak, teröristlerin imha edilmesinden neden rahatsızdır"

Bahçeli, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden kanun ve insanlık dışı her örgütle kararlı mücadelenin şart ve kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Teröristlerin sınır ötesinin hangi bölgesinde bulunursa bulunsun imha edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Hangi isim altında yer alırsa alsınlar kafaları koparılmalıdır. ABD'nin kurnazlığı hiçbir fayda etmeyecek ve kahraman Mehmetçik teröristlerin inlerini başlarına yıkmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin sınır dışı operasyonlarla teröristleri etkisiz hale getirmesinin, bu operasyonlarla sözde elebaşlarının imha edilmesinin memnuniyet verici olduğunu kaydeden Bahçeli, son 45 günde yurt içi ve sınır ötesinde 366 teröristin etkisiz hale getirildiğini hatırlattı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığı bu operasyonların, bölgede hiçbir terör örgütünü barındırmama kararlılığının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, Irak'ın Türkiye sınırı boyunca asker konuşlandırmasının ise dikkat çekici olduğunu belirtti.
"Irak, teröristlerin imha edilmesinden neden rahatsızdır?" ,"Irak’ın sınırlarımız boyunca asker konuşlandırmasında ABD'nin rolü var mıdır?" sorularını yönelten Bahçeli, bu soruların cevaplarının aynı zamanda bölgesel istikrar açısından kimlerin samimiyetle mücadele edip etmediğinin de delili olacağını kaydetti.

"Akıllarını başlarına almalılar"

Bahçeli, İdlib krizinin çözümü için katil Esad ile iş birliği ya da görüşülmesinin zorunlu olduğunu söyleyenler bulunduğunu aktararak, bu kişilerin "akıllarını başlarına alması" gerektiğini ifade etti.
"Terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye'yi eline kan bulaşmış bir katille aynı masaya oturtma heves ve densizliği eğer ihanet ve iş birlikçilik değilse kesinlikle gafilliktir." diyen Bahçeli, Suriye'nin huzur ve istikrarı için Türkiye'nin tüm gayretiyle mücadele ettiğini anlattı.
Bahçeli, milli bekanın savunulmasının kararlı ve tavizsiz ölçüde sürdürüldüğüne değinerek, "İdlib'de oluşturulan gözlem noktaları da bu kapsamda görevini başarıyla icra etmektedir. Suriye'nin geleceğinde ise tek söz sahibinin Suriye halkı olduğu asla unutulmamalıdır. Ve de zalim Esad'la gidilecek hiçbir yer yoktur, olamayacaktır." diye konuştu.

4 Aralık 2018 Salı

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türk düşmanlarına omuz vermek İslam'ın neresine sığacak

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


MHP Genel Başkanı Bahçeli, Suudi Arabistan, BAE ve bazı Körfez ülkelerine tepki göstererek, "Türk ve Türkiye düşmanlarına omuz vermek, teröristlere destek sağlamak İslam'ın neresine sığacak?" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, engelli olmanın insani ve her insanının maruz kalacağı bir durum olduğunu söyledi. Engellilerin çözülmesi gereken problemlerinin bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, engellilerin toplumla bütünleşmeleri, başkalarının yardımına muhtaç olmadan hayatlarını idame ettirebilmelerinin, fiziki ve sosyal çevrenin oluşturduğu engellerin kaldırılmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Bahçeli, engellilerle ilgili atılacak her adımın, yapılacak her kanuni düzenlemenin yanında ve arkasında önşartsız duracaklarını bildirdi.

Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 84. yıl dönümünün yarın kutlanacağını anımsatan Bahçeli, kadının siyasette temsilinin gecikmiş olmakla birlikte, dönemin sosyal ve siyasal iklimini göz önüne aldığında alınan kararın reform niteliğinde ve çığır açan bir stratejik hamle olduğunu söyledi.

Bir tarafta kadınların seçme ve seçilme haklarıyla ilgili 84 yıllık kazanımı överken, diğer yanda bitmeyen, dinmeyen, bir türlü eksilmeyen kadına yönelik şiddeti konuşuyor olmanın "hüsran verici bir çelişki" olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Meşhur bir kadına yönelik şiddet günlerce medyada yer buluyorken, nice talihsiz ve tanınmayan kadınımızın yaşadığı ızdırap maalesef gün yüzüne çıkmıyor, çıkamıyor. Kadınlar kadar medeniyiz, kadınlar kadar insanız, kadınlar kadar güçlüyüz, kadınlar kadar haysiyetliyiz. Şiddet seli bitmeden, akan kan durmadan, cinayetler, istismarlar, tacizler, tecavüzler son bulmadan kadınlarımızın seçme ve seçilme haklarını konuşuyor olmamız gerçekten de bir avunmadır." değerlendirmesini yaptı.

"Türkiye tüm dikkatleri üzerine çekti"
"Adil ve Sürdürülebilir Gelecek" temasıyla toplanan G-20 Zirvesi’ne Türkiye'nin haklı ve meşru duruşuyla damga vurduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 Aralık’ta düzenlediği basın toplantısındaki sözlerinin "etkili ve isabetli olduğunu" belirten Bahçeli, Türkiye'nin, G-20 Zirvesi'nde hakkın ve haklının sözcüsü mertebesine çıkarak tüm dikkatleri üzerine çektiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hak ve adaleti gözetmeyen bir sistemin ilanihaye devam etmeyeceğine vurgu yapmasının, terör örgütlerinin arkasında duran müttefiklerin gözlerinin içine baka baka eleştirilerini dile getirmesinin çok değerli, çok önemli olduğunu kaydeden Bahçeli, "Toplantıda, terörün her türlüsü güçlü şekilde kınanarak 7-8 Temmuz 2017’de yapılan Hamburg G-20 Zirvesi’ne hakim olan terörle mücadele kararlılığının arkasında durulmuştur. Peki, G-20 Zirvesi’ne katılan ülkelerden bazılarının teröre verdiği destek nasıl izah edilecektir?" diye sordu. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye ile ABD müttefiktir. Bunun yanında müttefik olmanın karşılıklı ahlaki ve hukuki sorumlulukları vardır ve taraflar için de bağlayıcıdır. Ancak ABD müttefiklik hukukuna duyarsızdır, kayıtsızdır, biganedir. Terör örgütleriyle sürekli olarak yan yana, yanak yanağadır. Türkiye sınırının hemen dibinde, Suriye’nin kuzeydoğusunda ABD’nin gözlem noktaları kurmak için harekete geçmesi tam bir rezalettir. ABD kimi kimden korumakta, neyi gözlemlemek için hazırlık yapmaktadır? Müttefik olduğumuz ülkenin PYD-YPG lehine gözcülük yapması, PKK/YPG’yi alenen muhafaza altına alması ne hukukla, ne adaletle, ne de ittifak onuruyla bağdaşmaktadır.

Açıklamalara yüzeysel ve üstünkörü baktığımızda ABD’nin Türkiye’yi korumaya çalıştığı izlenimi karşımıza çıkacaktır. Kimden, PKK/YPG’den, başka, IŞİD’ten. Büyük Türk milletini korumaya alacak, bilinsin ki henüz doğmamıştır. Türkiye hiç kimsenin himayesine, hiç kimsenin gözetim ve koruyuculuğuna ihtiyaç duymayacak kudret ve kuvvete haiz bir devlettir. ABD PKK/YPG’nin gözcüsü olmanın ayıbını asılsız ve fuzuli bahanelerle örtmeye çalışmasın, çünkü her şey ortadadır. Saklayacak, gizleyecek bir şey de yoktur; nitekim gözlem noktaları kurulmasının amacı, Fırat’ın doğusuna kilitlenmiş Türkiye’yi teröristlerin nam ve hesabına izlemek, perdelemek ve gerekirse de karşı tedbir geliştirmektir. Bunun adı terör ajanlığıdır, terörist seviciliktir. ABD, PKK/YPG’nin dümen suyuna çoktan girmiştir. Ancak hevesler beyhude, çabalar boşunadır. Fırat’ın doğusu temizlenesiye kadar, hainler ya inlerinde teslim alınıp ya da sığınaklarında imha edilesiye kadar mücadeleden taviz yoktur, tavsama yoktur, tehir yoktur, geri adım ise haramdır. Ok yaydan çıkmış, mızrak çuvalı delip geçmiştir. Gözlem noktalarından Türkiye’yi izleyen ABD, derin bir çukurdadır. YPG’li teröristler ABD’li askerlerle nöbetleşe gözcülük yapsalar da bu milletin ayranı bir kabarırsa, bu devletin sabrı bir taşarsa, alimallah herkes kaçacak delik, canını kurtaracak yer arayacaktır."

"Emperyalizmin tutsağı ülkeler..."
Suriye’nin kuzey ve doğu sınırlarında teröristlerden oluşturulacak sözde sınır muhafızlarının parasal, eğitim, silah ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve bazı körfez ülkelerinin ABD’yle ortak hareket edeceğinin söylendiğini aktaran Devlet Bahçeli, "anlaşılan, Kaşıkçı cinayetinin altından kalkamayan Suudi Arabistan yönetiminin, Türkiye husumetini gizleyemeyen Birleşik Arap Emirliklerinin, ABD’ye olan diyet borçlarını, bu şekilde ödeyeceklerini" söyledi.

"Emperyalizmin tutsağı olmuş bu ülkelerin neresi İslam, nereleri doğrudur?" diye soran Bahçeli, "Türk milletine tuzak kuran, günahla kol kola giren, batıla mihmandarlık yapan iradesiz ve icazetli yönetimler, biliniz ki İslam’ın sırtına saplanmış zehirli hançerden başka bir şey değildir. Suudi Arabistan Allah’tan korkuyor, kuldan utanıyorsa önce işlediği vahşi cinayetin hesabını versin, bedelini ödesin. Türk ve Türkiye düşmanlarına omuz vermek, teröristlere destek sağlamak imanın, İslam’ın neresine sığacaktır? Kudüs’ün karışmasından sonra, Kabe’nin de karışması ve kaosa girmesi mi isteniyor? Yoksa Türk-Arap cepheleşmesi tırmandırılarak yeni bir sıcak çatışma mı planlanıyor?" dedi.

Gerek Suudi Arabistan’ın gerekse de Birleşik Arap Emirlikleri’nin 15 Temmuz ihanetine nasıl baktıkları, hangi gizli kapaklı ilişkilerin içinde sürüklendiklerinin artık sır olmadığını belirten Bahçeli, "Şimdi de Türk düşmanlığıyla ve ABD’nin gözüne girebilmek için bölücü terör örgütlerine destek vermeleri alçaklıktır, ahlaksızlıktır, su katılmamış kepazeliktir. Türk milleti oyunları görmektedir. Ruhu esir düşmüş, şuuru kapanmış ülke ya da ülkelerin hazımsızlıklarına tamam demeyecek, göz yummayacaktır." diye konuştu.

"Etme bulursun, inleme ölürsün"
Ukrayna ile Rusya arasındaki kutuplaşmaların yumuşaması, aklıselimin galip gelmesi, uluslararası hukuka uygun hareket edilmesini temenni ettiklerini dile getiren Bahçeli, her iki ülkenin sabırlı ve soğukkanlı politika takip etmelerinin tarihi önemde olduğunun altını çizdi.

Bahçeli, Doğu Akdeniz’de sular ısınmışken, hidrokarbon kaynakları üzerinde güç mücadeleleri sürdürülüp Kıbrıs Türklüğünün hakları yok sayılırken, bu defa da Karadeniz’in yeni bir çatışma girdabına sürüklenmesinin bölgesel huzur ve barış çabalarını temelden dinamitleyeceğini kaydetti.

Son zamanlarda her yerin karışık, her tarafın kaos içinde olduğunu belirten Bahçeli, Fransa'daki protestolara da değindi. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Şu feleğin işine bakınız ki 17 Kasım’dan bu tarafa Fransa sarsılmaktadır. Hatta ikinci Fransız devriminden bile bahsedilmektedir. Akaryakıt zammı bahanesinin yanı sıra Macron’un politikalarına tepki göstermek amacıyla sokaklara çıkan Sarı Yelekliler her yeri yakıp yıkmaktadır. Bugüne kadar iki kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış, bir o kadarı da gözaltına alınmıştır. Hasta çocuğuna ekmek ve süt almaya giderken polis saldırısıyla ağır yaralanan kadının dramı bütün Fransa’yı ayağa kaldırmıştır.

Demokrasi, özgürlük ve insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayanların foyası meydana çıkmıştır. Fransa teyakkuzdadır, şaşkındır, tedirgindir, gergindir. Gezi olayları esnasında polisin göstericilere meşru ve hukuki müdahalesinden rahatsız olan Fransa, bugünlerde Türkiye’ye ne söylemişse yemiş yutmuş, olayları bastırmak amacıyla orantısız tepkiye tevessül etmiştir. Bir ara OHAL yönetimiyle ilgili ülkemize ayar ve akıl vermeye kalkışan Fransa’nın bizatihi OHAL ilanını tartışmaya başlaması da çok manidar bir gelişmedir. Temennimiz Fransa’daki olayların durulması, tansiyonun düşmesi, toplumsal sükunetin temin edilmesidir. Biz başkalarının yıkımından memnuniyet duyan, başkalarının krizinden el ovuşturan bir ülke, bir medeniyet, bir millet değiliz. Frenk dememiş, Fransuva dememiş, zamanında 'kanuni' vasfımızla cihana merhamet göstermiş ecdadın bugünkü asil varisleriyiz."

Bahçeli, şayet olaylar yayılırsa, sokak hareketlerinin bütün Avrupa’yı sarartacağını, köşeye sıkıştıracağını vurgulayarak, "Kaldı ki çatışmalar Belçika’ya çoktan sıçramış, Hollanda ise alarm vermeye başlamıştır. Göstericilerin giydiği yeleklerin sarı mı siyah mı olduğundan daha önce, şiddet olaylarını tetikleyen gizemli el ve emellerin deşifresi sanıyorum pek çok şeyi ortaya çıkaracak, Gezi Parkı’nın içyüzü daha da netlik kazanacaktır." dedi.

"Etme bulursun, inleme ölürsün" atasözünü hatırlatan Bahçeli, "Fransa’nın hali aslında ders almasını bildikten sonra ibret vesikasıdır. Türklüğü aşağılama, İslam’ı kötü gösterme çabaları aynısıyla ters tepecek, muhataplarını mahcup ve perişan edecektir." diye konuştu.

"Almanya için bir İslam sloganıyla toplanan konferans skandaldır" Bahçeli, konuşmasında, 2006'dan beri toplanan ve Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından dördüncüsü düzenlenen İslam Konferansı'nın geçtiğimiz günlerde Berlin'de yapıldığını anımsattı.

"Almanya'da ve 'Almanya için bir İslam' sloganıyla toplanan konferans skandaldır, aymazlıktır, inançlarımıza hakarettir." ifadesini kullanan Bahçeli, "Ne kadar Türkiye muhalifi varsa konferansa davet edilmiştir. Bizi daha da öfkelendiren husus ise açık büfede domuz etinin servis edilmesidir. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkışmak, İslam'ı yeniden tanımlama küstahlıklarıyla birlikte, Almanya için İslam projesini sahnelemek tek kelimeyle camiyi kiliseye hapsetme izansızlığıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"Ezanın hür sesini çanın gürültüsüyle bastırmak, İslam dinine hakaret seferleri düzenlemek Almanya'nın ne haddinedir?" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Almanya İçişleri Bakanlığı İslam Konferansı düzenleme yetkisini nereden almış, böyle bir hakkı kendisinde nasıl görmüştür? Almanya'nın ılımlı İslam taraftarlarının veya dinler arası diyalogcuların izinden giderek yüce dinimizi FETÖ'cülerin iş birliğiyle keyfi şekilde yorumlaması tüm Müslümanlara, tüm inananlara ihanettir."

Kılıçdaroğlu'na eleştiri
Almanya'yı ziyarete giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "PKK'lılardan ve FETÖ'cülerden fırsat bulup" fotoğraf karelerinden çıkarak, sözde konferansa tek bir söz edemediğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

"Bir Alman gazetesine yazdığı makalenin başlığına bakar mısınız: Neymiş, Türkiye'de demokratlar yalnız bırakılmamalıymış. Almanya'dan yardım dilenmek manda özlemi değil midir? Bununla da kalmıyor, hem kutuplaşmadan şikayet edip hem de ilerici halk kitlelerinin Türkiye'yi yeniden aydınlığa çıkarmak için mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini aklınca ileri sürüyor. Akıl akıl, gel çengele takıl, durum budur. Akıl olmayınca ne yapsın sakal, tablo aynen böyledir."

"Sayın Kılıçdaroğlu tavsiyem olsun, aklına geleni işleme, her ağacı taşlama, Allah muhafaza kamyon farı görmüş tavşana dönersin." ifadesini kullanan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Seni ve zihniyetini HDP de kurtaramaz, çürük İP de tutamaz. CHP Genel Başkanı, ilerici halk kitlelerini biliyorsa gerici halk kitlelerini de mutlaka hafızasında taşıyordur. Gerici diye kast ettikleri; makarnacı, kömürcü, bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar diye aşağılanan milyonlar ise halt ettiğini, yine mayına bastığını, yine sınıfta kaldığını kendisine hatırlatmak isterim. Gerici diye suçladığı vatan evlatları milli ve manevi değerlere sahip olanlar ise Kılıçdaroğlu ve çevresi unutmasın ki biz de gericiyiz, biz de geri kalmaya seve seve hazırız.

Zillet şemsiyesinin altında buluşanlar bu milletin değerlerine, bu milletin köküne, bu milletin ruhuna, bu milletin tarihine tamamen yabancıdır. İşleri güçleri istismardır, yalandır, aldatmadır, kandırmacadır. Devşirmelerle yola çıkmak, çıkarcıların yakasına rozet takmak, inkarcılarla ağız birliği yapmak edepsizliktir. Sırayla Meclis araştırma önergesi verirler, kendileri çalıp kendileri oynarlar, üç beş kişiyle siyasi amigoluk yaparlar, döner sosyal medyadan tezvirata heves ederler. Bre cahiller, solumuza flu bakıyoruz demedik mi? Zilletten gelen Allah'tan gelsin diye tavır göstermedik mi? Cumhur İttifakı'ndan başka her yere kapalı olduğumuzu söylemedik mi?

İP boşuna heves etmesin, CHP ve HDP'den aldığı suflelere boş yere güvenmesin, bizim nazarımızda günahtan kurtulmadıktan, tövbe ve pişmanlık yaşamadıktan, terör ittifakından dönmedikten sonra önergeleri yalnızca zaman israfı, buruşturulup atılacak kağıt parçalardır. Bu zilletin ortakları, yakında göğe direk denize kapak önergesi verirlerse, aya merdiven Mars'a otoban için Meclis'e önerge sunarlarsa hiç kimse şaşırmasın, şaşkınlık yaşamasın. Bir söz vardır; delilik şüphesiz aptallıktan daha iyidir. Delilik var olmuş bir zekanın yok oluşudur, aptallık ise var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişidir. Sanıyorum anlayan anladı, anlamayan da zillete çoktan daldı. CHP-İP verkaçıyla hazırlanan, HDP'nin tezahüratı eşliğinde varlık bulan Meclis araştırma önergeleri siyasi butlandır, bizim için doğmadan ölmüştür. Çünkü niyetleri kötüdür, hedefleri kirlidir, maksatları arızalıdır. Bizim onlarla işimiz yoktur ama meselemiz vardır, hesabımız vardır, 31 Mart 2019'da bu hesap sandıkta görülecektir."

"Şansınızı fazla zorlamayın"
Devlet Bahçeli, yeni bir çözüm süreci için "kendini akil sanan bazı akılsız ve zeka özürlülerin Oslo’da toplandıklarını" belirterek, "Bu kadar yolu tepip şu kış kıyamette niye Oslo'ya kadar giderler, anlamak zordur. Hemen sınırımızın diğer tarafına geçip Kandil'e gitseler, orada bir mağara deliğinde oturup çözüm gevişi getirseler, bir daha da geri dönmeseler hem zahmete katlanmazlar hem de kendilerini yormazlardı." dedi.

"Akil geçinen akılsızlar aramızda dolaşan terörist hayranlarıdır." diyen Bahçeli, "PKK’nın düdüğünü çalarlar, haçlıların bekçiliğini yaparlar, melanetin beşiğini sallarlar, her şey olurlar, her kılığa girerler, elbette sadece Türk olamazlar, olmaya da takatleri ve nefesleri yetmez. Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Bunlarda ne arar bu özellikler?" açıklamasını yaptı.

Yine bildik isimlerin sahnede olduğunu, yine malum ülkenin bir enstitüsünün ön planda bulunduğunu vurgulayan MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bakın yarım akıllı çürük akiller, anladığınız dilden değilse bile Türkçe konuşuyorum, kulak verin, sözlük varsa elinize alıp sözlerimi tercüme edin. Çözüm süreci gömüleli çok olmuştur, şansınızı fazla zorlamayın. İsterseniz PKK'ya katılın, isterseniz Avrupa kadrosuna karışın ama Türk milletinin sabrını zorlamayın, tahammülünü yanlışa yormayın. Milletin şamarını yerseniz Hanya'yı da Konya'yı da öğrenir, Oslo'yu da İmralı'yı da görür, kendinizi mekap giyerek dağda taşta bulursunuz. Akıllı olun, aklınızı başınıza alın, üstünü başınızı yırtmayın, çözüm çığlığı atmayın, zira meydan boş değildir, MHP'nin gözü üzerinizdedir."

Toplantının sonunda Bahçeli'ye, Bitlis İl Başkanı Turan Deniz ile Ahlat İlçe Başkanı Tahsin Gülsar tarafından bir tablo ile Ahlat'ı temsilen kümbet maketi verildi.

AK Parti ile ittifak görüşmeleri
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir görüşmesinin olup olmayacağı sorusu üzerine Bahçeli, AK Parti ve MHP'den iki saygıdeğer yöneticinin bir araya gelerek çalışmalarını devam ettirdiğini; önemli adımlar atıldığını söyledi.

"Çalışmalar olumludur, verimlidir." ifadesini kullanan Bahçeli, "Cumhurbaşkanımızın Türkiye'ye dönüşüyle birlikte, arzularlarsa kendi incelemelerini yaptıktan sonra, MHP ile görüşme isteği olursa görüşmeye hazır olduğumuzu geçmişte de ifade etmiştim, şimdi de ifade ediyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan randevu istenip istenmediğine ilişkin soruya Bahçeli, "Henüz yok. Venezuela'dan da randevu istenmez yani." karşılığını verdi.

Büyükşehirlerde AK Parti ile ortak bir çalışma yürütüldüğüne ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Bahçeli, "Şu anki çalışma 30 büyükşehirin, büyükşehir belediye başkanı ve onun altyapısını oluşturan belediyeler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Her şey dikkate alınmaktadır. 2014, 2018 verileri göz önünde bulundurulmakta, partizanca değil akıllıca bir yol izlenmektedir. Zannediyorum hayırlı bir sonuç elde edilecektir." değerlendirmesini yaptı.

"Meclis Başkanlığı iddiası"
"MHP'nin görüşmelerde TBMM Başkanlığını istediği" yönündeki iddialar hatırlatılarak "Böyle bir pazarlık söz konusu mu?" sorusuna Bahçeli, "Tekraren söylüyorum, MHP'de pazarlık söz konusu olmaz. Partimizin karşısında bir pazar vardır, her türlü sebze orada bulunmaktadır. İsteyen alıp, isteyen satar ama bizim partimizde olmaz." cevabını verdi. Bir gazetecinin, "MHP'nin böyle bir talebi olmadı mı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Meclis Başkanı henüz var." dedi.


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html