BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
MHP sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
MHP sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

3 Ağustos 2017 Perşembe

TÜRKİYE'DE HEDEF MHP'Yİ BİTİRMEK

MHP Türkiye'nin vicdanı ve sigortasıdır...
Tamer ASHRAF
Türkiye Cumhuriyetinde Tüm şer odakları birleşmiş iken Bu odaklar karşısında tarafını Millet ve Devletten yana seçen,MHP yurt içi ve yurt dışı mihraklar tarafından milletin gözünde itibarsızlaştırma ve algı operasyonlarına başlamıştır.
MHP'nin ideolojisinde siyasi iktidar hırsı,İktidar olmak için şer güçleriyle ittifak yapmak yoktur.Alparslan Türkeş'in Ülkücü gençliği bu tarz oyun ve safsatalara prim vermez.Ülkenin çıkarları,Milletin çıkarları söz konusu olduğunda hiç tereddüt etmez,siyasi hesaplar yapmaz,gereğini yapar.
Neden MHP bu kadar önemli,neden MHP değişmeli,neden MHP bitirilmeli sizce.?
MHP biterse Türkiye'de geri kalanları yönlendirmek,kullanmak,dediğini yaptırmak daha kolay.

MHP siyasi Partiden çok daha fazlasıdır.Bilinçli bir nesil yetiştiren,Ülke ve millet sevdalısı gençler yetişdiren bir ocaktır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin,Atatürk İlkelerinin,Türk Milletinin gerçek kalesi MHP bitmemelidir.......
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, son günlerde MHP ile ilgili sosyal medya ve basında yer alan istifa iddiaları ile ilgili iddialara cevap vererek, "250 istifa, 300 istifa gibi asılsız mesnetsiz haberlerle kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir. Bu sayıda elimize ulaşan bir istifa söz konusu olmadığı gibi bahsi geçen yerlerdeki müstafilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir" dedi.Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, son günlerde MHP ile ilgili sosyal medya ve basında yer alan istifa iddialarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
MHP için "Gazete sütunlarında "MHP'de istifa çatlağı" sözlerini silah gibi kullanan döneklere, sağı solu arayıp içimizi bulandırmaya çalışan müflis emellere eyvallahımız olmaz"
Son günlerde MHP ile ilgili sosyal medya ve basında yer alan istifa haberleri ile ilgili iddialar, "250 istifa, 300 istifa gibi asılsız mesnetsiz haberlerle kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir. Bu sayıda elimize ulaşan bir istifa söz konusu olmadığı gibi bahsi geçen yerlerdeki müstafilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir"
MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Milliyetçi Hareket sahipsiz değildir. Okyanus ötesinden beslenen kökü içerideki dış mihraklar, bedeli ne olursa olsun amaçlarına ulaşamayacaklardır" değerlendirmesinde bulundu.
"Son günlerde sosyal medya ve basında çıkarılan partimizden sözde istifa iddialarına" ilişkin yazılı basın açıklaması yapan Büyükataman, "Gölcük ilçe teşkilatı yönetimi ve üyelerinden 410 kişi, Bursa'nınYenişehir ilçesinde 215 kişi istifa etti." şeklinde asılsız haberlerin yayıldığını belirtti. Söz konusu rakamların gerçeği yansıtmadığını ve istifa edenlerin sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olduğuna vurgu yapan Büyükataman, "Aramızda bulunuyorken partimizin lehine hiçbir hayırlı çalışma ve gayret göstermeyenlerin, şimdilerde istifa etmeleri nezdimizde hiçbir anlam ifade etmez"dedi.
ESKİ TÜFEK MARKSİSTLERİN KALEMLERİNDEN MHP'YE ADETA KİN AKMAKTADIR
Büyükataman şunları kaydetti: "Son günlerde sosyal medya başta olmak üzere bazı eski tüfek Marksistlerin köşelerinde kalemlerinden MHP'ye adeta kin akmaktadır.
Bu eski tüfek Marksist kalıntıları, paslı ve bayağı namlularına fitne mermilerini sürerek kontrolsüzce ateşlemektedirler.
Milliyetçi Hareket her devirde siyasi saldırıların hedefi olmuş, fitne ve fesatlarla içten çökertilmeye çalışılmıştır.
Her dönemde birilerinin elleri sürekli Ülkücü Hareket'in içinde olmuştur. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler hafıza kayıtlarımızda durmaktadır.
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Ülkücü Hareketin yeni bir siyasi parti çatısı altında varlığını sürdürmesinin engellenmesi için başvurulan oyunlar ve tezgâhlar unutulmamıştır.
Türk milletinin tarihi varlığını hazmedemeyen, Türk'ün vatanını çekemeyen ne kadar sicili bozuk, suç dosyası kabarık, fikriyatı bulanık, zihni karışık varsa ellerini ovuşturmaktadır.

İSTİFA HABERLERİ ASILSIZ VE MESNETSİZ
Şimdi de çıkmışlar "MHP Kocaeli Gölcük İlçe Teşkilatı yönetimi ve üyelerinden 410 kişi ve MHP Bursa'nın Yenişehir ilçesinde 215 kişi istifa etti." 250 istifa, 300 istifa gibi asılsız mesnetsiz haberlerle kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir. Gazete sütunlarında yalan devleşmiş, aldatma derinleşmiştir. Bu sayıda elimize ulaşan bir istifa söz konusu olmadığı gibi bahsi geçen yerlerdeki müstafilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. 
SÖZDE ANKETLERLE MHP HAKKINDA OLUMSUZ ALGI OLUŞTURULUYOR
Bu sözde istifalarla birlikte bir de sözde anketlerle kamuoyu yanlış yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
Bu güruhun anlayamadığı şey; halkın yalanı, iftirayı, entrikayı sevmemesidir. Bunların MHP aleyhinde algı oluşturmaya dönük propaganda ve kampanyaları ters tepecektir.
Sözde, halkın genel temayülünü belirlemek maksadıyla faaliyet gösteren anket kuruluşları MHP hakkında olumsuz algı yaratma çabasındadır. Bunlar, hiçbir objektif kritere ve veriye dayanmayan hayali kamuoyu araştırmaları ile algı yönetimi yapmaya çalışmaktadır. Oysa çoğu seçmen temayülünü yanlış tespit etmekten sabıkalıdır.
MHP'Yİ YOK ETMEYE KILIÇ ARTIĞI ESKİ MARKSİSTLERİN GÜCÜ YETMEZ
Yaşanan son süreçte, dost düşman herkes bir kez daha görmüştür ki MHP; Türk siyasetinin önemli ve vazgeçilmez bir aktörüdür. MHP'nin temsil ettiği ve uğrunda mücadele verdiği fikir ve dava, bu gibilerin fevkalade maksatlı şekilde kullandığı o maşeri vicdana bir daha çıkmamacasına işlemiştir. MHP'nin Türk milletinin vicdanında edindiği yeri yok etmeye kılıç artığı eski Marksistlerin gücü yetmez.
Yapılan bütün yorumların, uygulanan algı yönetimi metotlarının arkasında kirli bir hesap yatmaktadır. Çünkü siyaset ve medya, MHP tabanına gözünü dikmiştir.
Aramızda bulunuyorken partimizin lehine hiçbir hayırlı çalışma ve gayret göstermeyenlerin, şimdilerde istifa etmeleri nezdimizde hiçbir anlam ifade etmez. Nefisleri hesabına partimizden istifade edemeyenler istifa etmiş ne gam?
FİTNE ÇIKARMA GAYRETLERİ
Hayatlarında MHP'ye hayrı dokunmamış, anılarımızı paylaşmamış, ülkülerimizi anlamamış, mücadelemize katılmamış, katılsa bile hep kenarda durmuş zihniyeti kömürleşmiş, kalbi taşlamış güruh kendilerine başka meşguliyet bulmalıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi'nin birlik ve bütünlüğünü çekemeyenlerin fitne çıkarma gayretleri, tartışma ve hizip çıkarma arayışları beyhude bir çabadır. Ve mutlaka da terse dönüp sahibini vuracaktır. Milliyetçi Hareket, ağır tahribatlara rağmen Türk milletinin dimdik ayakta kalmış son kalesidir.
MİLLİYETÇİ HAREKET SAHİPSİZ DEĞİLDİR
Ülkücüler bu siyaset kalpazanlarının ve siyasi kapkaççıların arkasındaki çirkin yüzü gayet iyi bilmektedir.

Milliyetçi hareket sahipsiz değildir. Okyanus ötesinden beslenen kökü içerideki dış mihraklar bedeli ne olursa olsun amaçlarına ulaşamayacaklardır. 48 yıldır vatan, millet, bayrak sevdasıyla her türlü eza ve cefaya dayanmış, her türlü kayıp ve acıya göğüs germiş, Türk milletinin ahlaki ve milli temellerinden Türk milliyetçiliğinin muazzam şuuruna yükselmiş Milliyetçi Hareket Partisi var oldukça, düşmanlar çatlayacak, tasmalı hainler deliye dönüp nifak yangında kül olacaklardır.
Bugün karşımızda mevzi oluşturanlar; bugünün Türkiye'si ile Cumhuriyet'in kuruluş yılları arasındaki sosyal, siyasal ve hukuksal bağları ve kökleri kopartma tehlikesini bünyelerinde bir virüs gibi taşıdıklarını göremeyecek kadar cehaletin kayalıklarına toslamışlardır.
YENİ TAKTİK VE OYUNLARINA DİRENDİK
CHP'sinden HDP'sine; oradan Perinçekgillere; PKK'sından FETÖ'süne kadar kim ne yaparsa yapsın, Türk milletinin kendi kaderine sahip çıkma hakkına operasyon yapamayacaklardır.
Dün Türkeş'siz MHP, MHP'siz Türkiye planlayanların yeni taktik ve oyunlarına direndik; MHP'siz hükümet, MHP'siz Meclis isteyen şerefsizlerle sonuna kadar mücadele ettik. Şimdi de oyunları bozacağız, oyuncuları perişan edeceğiz.
MİLLİYETÇİ HAREKET SURDA GEDİK AÇTIRMAZ
Milliyetçi Hareket'te iradenin sahibi Milliyetçi-Ülkücü dava arkadaşlarımızdır. Bunların dışında bize empoze edilen senaryolara itibarımız yoktur. Gazete sütunlarında "MHP'de istifa çatlağı" sözlerini silah gibi kullanan döneklere, sağı solu arayıp içimizi bulandırmaya çalışan müflis emellere eyvallahımız olmaz. Milliyetçi Hareket surda gedik açtırmaz. Ülkücüler ona buna pabuç bırakacak, onun bunun dümen suyuna girecek aciz, yetersiz ve zoru görünce sıvışacak bir gevşeklikte hiç olmamış, hiç de olmayacaktır.
ÜLKÜCÜLÜĞÜN PATENTİ MHP'DEDİR
MHP, nemelazımcılığın, vurdumduymazlığın, köşe dönücülüğün hâkim hale getirildiği bir toplum yapısında "Ülkücülük" fikrini ve inancını siyasi felsefesinin temeli yapan tek partidir. Ülkücünün yeri ve partisi MHP'dir. Ülkücülüğün patenti MHP'dedir. MHP, Ülkücülüğün mütemmim cüzüdür. Türk milliyetçiliği ve Ülkücülük MHP'nin tekelindedir, çünkü milliyetçiliğin mücadelesini Ülkücülüğün fikriyatını ortaya koyan MHP'dir.

BANKER BİLO FİLMİNDEKİ GİBİ

Eski bir Yeşilçam yapımı olan Banker Bilo filmindeki gibi, Maho köylüleri Almanya'ya götüreceğim diyerek, günlerce kamyon kasasında gezdirdikten sonra nasıl İstanbul'un bir dağ yamacında bıraktıysa, peşinden gittikleri zatın istifacıları sizi iktidara götürüyorum deyip uçurumun kenarına bırakacağı aşikârdır. Bu onların meselesidir, ancak bu müstafilerden tek isteğimiz gittikleri yerin yenisi olmalarıdır."  

8 Şubat 2019 Cuma

MHP siyasette yarım asrı devirdi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor.



Türk siyasetinin yarım asrına damga vuran MHP, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutluyor. 1969 yılının 8-9 Şubat tarihlerinde Adana'da yapılan büyük kurultayla Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CMKP) olan adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştiren parti, amblemini "üç hilal" olarak seçti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, MHP'nin kuruluşunun 50. yıl dönümüne ilişkin TDP  muhabirinin sorularını yanıtladı.

MHP 50 YAŞINDA FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN

Yalçın, MHP'nin tarihinde özel bir yeri olduğunu için 50. yılı Adana'da kutlayacaklarını belirterek, "50. yılımızı hem Adana'nın bu hususi mevkisine hem de MHP'nin 50 yıllık kutlu beka, bağımsızlık, hürriyet, demokrasi mücadelesine yaraşır bir şekilde kutlamak istiyoruz. Bir bakıma Adana'da 1969'un ihtişamlı, heyecanlı ve coşkulu atmosferine geri dönmüş olacağız." ifadesini kullandı.


"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ VATAN HAİNLERİYLE AYNI KEFEYE KONULDU"


Yalçın, MHP için bu 50 yıllık sürede Türk siyasetinde yaşanan gelişmeler çerçevesinde en zor olayın 12 Eylül olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu süre zarfında MHP'nin geçtiği en önemli dönemeç 12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasıdır. 

Milliyetçi ülkücü hareket 12 Eylül öncesinde Türkiye'yi uydulaştırmayı ve hür dünyadan koparmayı amaçlayan komünist ve ayrılıkçı saldırıların odağındayken, her gün birkaçı şehit edilen ülküdaşlarımız ve parti mensuplarımızın mazlum ve mağdur addedilmesi gerekirken kıyamet MHP'nin başına koptu. 

Kurucu Genel Başkanımız Alparslan Türkeş dahil, MHP'nin ve ülkücü kuruluşların yöneticileri bir ihanet şebekesiymiş gibi toplanıp hapishanelere, zindanlara atıldı. Ülkesi uğruna canını vermekten kaçınmayan Türk milliyetçileri, vatan hainleriyle aynı kefeye konuldu."
Bir "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası" ihdas edilerek ülkücülerin yargılandığını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Kimi idama kimi de yıllarca hapse mahkum edildi. 

Ülküdaşlarımız daha mahkum edilmeden en ağır işkencelere ve gaddarlıklara maruz kaldı. 12 Eylül öncesinin bütün hastalık ve problemlerinin hesabı bizden soruldu. Partimiz ve ülkücü kuruluşlar darmadağın edildi. 

Kısacası hepimizin iliklerimize kadar hissettiği 12 Eylül sonrası bizim için tam bir fetret dönemiydi. Bedeli camiamız için çok ağır olsa da bu menhus dönemi atlattık ama hepimiz çok acılar çektik, mağduriyetler yaşadık. Ben de o çileli günlerin yakın şahitlerinden ve fetreti yaşayanlardan biri olarak birkaç kez hapse girdim."


MHP'NİN KURULUŞU


Adana'da 8-9 Şubat 1969'da yapılan CKMP kurultayında partinin adı MHP oldu, genel başkanlığa Alparslan Türkeş getirildi. Kurultaydan sonra toplanan ilk genel idare kurulunda da partinin ambleminin "üç hilal" olması kararlaştırıldı. 

MHP'nin Gençlik Kolları (Ülkü Ocakları) için de "hilal içinde kurt" amblemi benimsendi.
12 Ekim 1969 seçimlerinde yüzde 3 oy alan MHP, oyunu artırmış olmasına rağmen milli bakiye sistemi kalktığı, yerine nispi temsil sistemi getirildiği için sadece kurucu lider Alparslan Türkeş'i Adana'dan milletvekili çıkardı.

14 Ekim 1973 seçiminde yüzde 3,4 oy alarak 3 milletvekili kazanan MHP, Süleyman Demirel'in başbakanlığında kurulan birinci Milliyetçi Cephe (MC) hükümetine 2 bakanlık alarak dahil oldu. Bu hükümette Alparslan Türkeş Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı, Mustafa Kemal Erkovan ise Devlet Bakanı oldu.
MHP, 5 Haziran 1977 seçimlerinde yüzde 6,4 oy alarak 16 milletvekili çıkardı ve yine Süleyman Demirel'in başbakanlığında ikinci MC hükümetinde 5 bakanlık aldı. Türkeş yine Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı oldu.


12 EYLÜL SÜRECİ


12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatılan MHP çizgisi, 1983 yılında yeni siyasal partiler kurulmasına izin verilince Mehmet Pamak tarafından kurulan Muhafazakar Parti tarafından temsil edildi. Bu parti 1985'de adını Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) olarak değiştirdi. 

1987 referandumundan sonra Türkeş'in siyasi yasağı kalkınca, MHP'nin kurucu lideri, MÇP Genel Başkanı oldu. MÇP'nin 24 Ocak 1993'teki Genel Kurulu'nda delegelerin oy birliği ile partinin adı yeniden MHP oldu ve genel başkanlığa tekrar Alparslan Türkeş seçildi.
Alparslan Türkeş'in 4 Nisan 1997'de vefat etmesinin ardından 6 Temmuz 1997’de yapılan olağanüstü kurultayda Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş ile Devlet Bahçeli arasında yapılan seçim yarışını Devlet Bahçeli kazandı ve MHP Genel Başkanlığına seçildi.


BAHÇELİ DÖNEMİ


Bahçeli genel başkanlığında MHP, 1999 genel seçimlerin yüzde 17,98 oy alarak DSP'nin ardından en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı. Kurulan DSP-ANAP-MHP koalisyonunda, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık alan MHP, ikinci büyük koalisyon ortağı oldu.

Bu dönemde Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit ile sorun yaşayan MHP, yine de koalisyonda uyumla çalıştı ancak yaşanan ekonomik kriz üzerine Dünya Bankası'ndaki görevinden ayrılarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş ile uyuşamadı.

Bu süreçte Bahçeli'nin "3 Kasım'da seçim" çıkışı ile Türkiye 2002'de seçime gitti. MHP'nin, bu seçimlerde oy oranı yüzde 8,3'e düştü ve parti Parlamentoya giremedi.
2007 genel seçimlerinde yüzde 14,29 oy alarak 71 milletvekilliği kazanan MHP, TBMM'de yeniden grup kurdu. MHP, 2011 genel seçimlerinde yüzde 14,27 oy alarak Mecliste 53 milletvekili, Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde 16,29 oy alarak 80 milletvekili ile temsil edildi. 


 MUHALİFLER HAREKETE GEÇTİ


MHP'nin, yüzde 11,94 oy alarak 40 milletvekili çıkardığı 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin ardından partide muhalif sesler yükselmeye başladı.
Bahçeli, 15 Kasım 2015'te seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere il başkanlarını Ankara'da topladı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada "birlik" mesajı verilmesine rağmen Sinan Oğan, Koray Aydın ve Meral Akşener, partide değişim istediklerini belirterek genel başkanlığa aday olduklarını açıkladı.

MHP tüzüğü, olağanüstü kongrelerde genel başkan seçimine izin vermediği için tüzük tadilatı kongresi düzenleyerek, arkasından genel başkan seçmek isteyen muhalifler, birlikte hareket ederek kayıtlı bin 232 delegeden imza toplamaya başladı.

Bahçeli ise parti içinden yükselen "olağanüstü kurultay taleplerini" reddederek, kurultayın 2018'de yapılacağını açıkladı.

Daha sonra yaşanan bir dizi hukuki süreç çerçevesinde, "Çağrı Heyeti"nin olağanüstü kongrenin yapılacağını duyurduğu tarih olan 15 Mayıs'ta, partililer Büyük Anadolu Oteli'ne gitmek üzere toplandı ancak polisin aldığı önlemler nedeniyle otele ulaşamadı.

Kongrenin yapılacağı otelin önüne Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ aynı araçla geldi. Hazırlanan ortak basın bildirisi eski MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu tarafından okundu.

Bahçeli, muhaliflerin bu girişimini "tarla kongresi" olarak nitelerken, Akşener'in başını çektiği muhaliflerin bir kısmı daha sonra İyi Parti'yi kurdu.


CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ekim 2016'daki grup toplantısında yaptığı "Başkanlık sistemi" çıkışıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 16 Nisan 2017'deki anasaya değişikliğine giden yolu açan isimlerden biri oldu. Türkiye, bu referandumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti.

MHP, 24 Haziran 2018'de erkene alınan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi'ne AK Parti ile kurduğu "Cumhur İttifakı" ile girdi. MHP bu seçimde yüzde 11,1 oy oranı ile 49 milletvekili çıkardı.





1 Mayıs 2018 Salı

Türkiye'de Siyasi Partiler MHP

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türkiye siyaset sahnesinin milliyetçi partisi, Alparslan Türkeş tarafından kuruldu. 12 Eylül 1980'in ardından kapatılan parti, en yüsek oy oranına Devlet Bahçeli liderliğinde 1999'da ulaştı.

MHP'nin sembolleri

Partinin amblemi kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilalden oluşuyor ve üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nu sembolize ediyor. Hilal içinde bozkurt ise MHP’nin gençlik kolları tarafından kullanılıyor. Ergenekon Destanı’nda bozkurtun Türklere Ergenekon’dan çıkarken yol gösterdiğine inanılıyor.
Türkiye’yi 12 Mart (1971) ve 12 Eylül’e (1980) götüren süreçte sağ-sol çatışmalarında ön saflarda bulunan önemli partilerden birisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, siyasi söylemine komünizm karşıtlığı ile başladı. Türkiye’de 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından güçlenen milliyetçi taban, kurulduğu 1969 yılından itibaren MHP çatısı altında toplandı.
Komandoları ve ülkü ocaklarıyla, öğrenci eylemleri gibi toplumsal çatışmaların odağında yer alan MHP, onlarca kişinin ölümüne neden olan kanlı çatışmaları tetiklediği gerekçesiyle 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatıldı.
Partinin yargılanan lideri Alparslan Türkeş, dört buçuk yıl süren tutukluluğun ardından 1985’te beraat etti. Kadro, Milliyetçi Çalışma Partisi adı altında 1987’de siyaset hayatında yeniden kendini gösterdi. Parti, 1992 yılında eski ismine tekrar kavuştu. Bugün, Türkiye’nin önde gelen partilerinden biri olan MHP’nin Genel Başkanlığını Devlet Bahçeli yürütüyor.

Dokuz Işık Doktrini

Günümüzde ılımlı bir milliyetçilik sergileyen MHP, zaman içinde çizgisinde çeşitli kaymalar yaşadı. Partinin yola çıkışında benimsediği ideoloji ise Türkçü-Turancı ideolojiydi.
Kurucu Alparslan Türkeş, ideolojisini Milliyetçilik, Ülkücülük, Ahlakçılık, İlimcilik, Toplumculuk, Endüstri ve Teknikçilik, Köycülük, Gelişmecilik ve Halkçılık, Hürriyet ve Şahsiyetçilik olmak üzere dokuz ilkeyle açıkladı.
Türkeş, MHP’nin öğretisini, “Türk milletinin özelliklerine uygun Müslüman ve Türk realitesini göz önünde bulunduran, modern ilim ve tekniği yol gösterici olarak kabul eden milli bir doktrin” olarak tanımladı.
MHP’nin kurucusu, Türklerin bir bayrak altında toplanmasının uzak ama mümkün olan bir hedef olduğu görüşündeydi.
MHP, emekli albay Alparslan Türkeş tarafından kuruldu.
[MHP]

Türkçü-Turancı ideoloji

Türkeş’in bu Türkçü-Turancı vizyonunun ilk yansımalarına, memleketi Kıbrıs’ta Türklerin azınlık muamelesi görmesine duyduğu tepkiye karşı kaleme aldığı yazılarda rastlanıyor.

Çeşitli dergilerde Pantürkist ideolojiyi savunan yazılar yazan Türkeş’in düşünceleri, 2. Dünya Savaşı sırasında öne çıkan radikal milliyetçilik akımından da etkilendi. Türkiye’de Türkçülüğün yükselişine büyük katkı sağlayan unsurlardan biri de Sovyetler Birliği’nin (SSCB) yıkılacağı ve Türki cumhuriyetlerin bağımsız kalacağı düşüncesiydi.
Türkeş’in ideolojisinin gelişmesinde dönemin önde gelen yazar, şair ve tarihçisi Nihal Atsız’ın da büyük etkisi var. Cumhuriyet devri Türkçülüğü’nün öncüsü olan Atsız’ı takip eden Türkeş, 1944’te Atsız ve arkadaşlarıyla birlikte Türkçülük-Turancılık davasında yargılandı.
Türkeş’in ismi kamuoyunda ilk olarak bu davayla duyuldu. İlerleyen yıllarda ise önce darbecilerin arasında, daha sonra da sivil bir parti lideri olarak Türk siyaset sahnesinde yerini aldı. Lideri olduğu MHP ise yıllar içinde değişen iç ve dış konjonktüre göre şekil aldı.
TARİHÇE
Türkiye siyasetinde 1960’tan itibaren öne çıkan isimlerden biri olan Alparslan Türkeş’in kurduğu Milliyetçi Hareket Partisi, 1969 yılından itibaren siyasi yelpazenin sağ tarafında, milliyetçi bir parti olarak yerini aldı.
27 Mayıs 1960 darbesini Türkiye’ye duyuran bildiriyi okuyan isim olan Alparslan Türkeş, Türkçü-Turancı ideolojisini bu partiyle Türk siyasetine tanıttı.
Darbenin ardından yaşanan süreçte sürgüne gönderilen ve siyaset sahnesinden bir süre uzak kalan Türkeş, önce Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP) üye oldu. 1965’te Osman Bölükbaşı’nın ölümüyle lidersiz kalan CKMP’nin başkanlık koltuğuna aynı yıl içinde oturmayı başardı. 1969’da partinin ismi MHP olarak değişti. Böylece, Türkiye’nin önde gelen milliyetçi partisinin temeli atılmış oldu.

12 Mart Muhtırası


Türkeş’in partisi CKMP’nin sözcüsü Rıfat Baykal, partinin kamplarda gençlere komando eğitimi vereceğini açıkladı. Bu dönemde sol ideolojideki gençler ise İsrail’e karşı gerilla yetiştiren Filistin kamplarında eğitim görüyordu.
1971’e giden dönemde sağcı ve solcu bu gruplar arasında çok sayıda çatışma yaşandı. Bunların ilki, 1969’da ABD Altıncı Filosu'nun ülkeye gelişini protesto etmek isteyen gruplar arasında yaşandı. Solcu gençler meslek kuruluşlarıyla birlikte İstanbul Taksim Meydanı'nda buluştu. Sağcılar ise Dolmabahçe Sarayı önünde toplandı. İki grup Gümüşsuyu’nda karşı karşıya geldi. Olaylarda iki kişi öldü, 114 kişi ise yaralandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 12 Mart 1971 muhtırasında MHP, nasyonal sosyalistlikle, ırkçılık ve faşistlikle suçlandı. Bu tarihte solcuların Dev-Genç örgütü ve sağcıların Ülkü Ocakları kapatıldı.
Türkeş, 1980'in ardından dört yıl, yedi ay hapis yattı. [AA]

Milli Cephe hükümetleri

Muhtıranın ardından MHP, 1977 yılına kadar oylarını yüzde yedinin üzerine çıkarmayı başardı. Parti, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi ile oluşturduğu koalisyon olan Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleriyle iki kez iktidar ortağı olma fırsatı yakaladı.
Alparslan Türkeş, 31 Mart 1975’te kurulan birinci MC hükümetinde Başbakan Yardımcısı oldu, MHP’li M. Kemal Erkovan ise Devlet Bakanı olarak görev aldı. Bu hükümet 21 Haziran 1977’ye kadar görevde kaldı.
Türkeş, 21 Temmuz 1977’de göreve başlayan ikinci MC hükümetinde de Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi ve bu kez MHP hükümete dört bakan daha gönderdi. 5 Ocak 1978’de ikinci MC hükümetinin dağılmasının ardından Türkiye’de sağ-sol çatışmaları hızla yükselişe geçti. Parti, toplumsal gerilimi tırmandırmakla suçlandı ve 1980 darbesinin önünü açan en önemli aktörlerden biri olarak görüldü.
Türkeş, darbe sonrası tutuklanarak dört yıl yedi ay 25 gün hapis yattı. Sağlık sebeplerinden ötürü 1985’te tahliye edildi ve 4 Ekim 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanlığı'nı Abdülkerim Doğru’dan devralarak siyaset sahnesine geri döndü.

İslamcılarla görüş ayrılığı

MÇP, 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi (RP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile ittifak kurdu. Sonuçlar, 19 MÇP üyesinin meclise girmeyi başardığını gösterdi, ancak parti mecliste grup kurmak için gerekli 20 sandalyeyi elde edemedi. Bu arada üyeler arasındaki ideolojik farklılıklar çeşitli bölünmelere yol açtı. Bunların en önemlisi 9 Aralık 1991’de yaşanan ayrılık oldu. Parti içindeki İslamcı kesim, Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde gruptan ayrıldı.
Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997'de hayatını kaybetti. [AA]
Türkeş’in partisi bu arada yeniden MHP ismini aldı ve 1995 seçimlerine tek başına katıldı. Ancak parti yüzde 8,18 oranında oy alarak yüzde 10 olan seçim barajının altında kaldı ve meclise giremedi. Partinin kurucusu Alparslan Türkeş ise 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Türkeş sonrası

Destekçileri tarafından ‘Başbuğ’ olarak adlandırılan Alparslan Türkeş’in ardından MHP’de yeni bir dönem başladı. 6 Temmuz 1995 Genel Kurultayı’nda Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş ile yarışan Devlet Bahçeli partinin ikinci genel başkanı oldu.
Parti, 1999 yılında yapılan genel seçimlere Bahçeli liderliğinde girdi ve yüzde 17,98’la Demokratik Sol Parti’nin (DSP) ardından en çok oy alan ikinci parti oldu. 129 milletvekili çıkardı ve DSP-ANAP-MHP koalisyonunda 12 bakanlık elde ederek hükümetin ikinci büyük ortağı oldu.

İdam cezasının kaldırılması

Koalisyon, iktidarı süresinde Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü kazanan Türkiye ile örgüt arasındaki müzakereler gereğince ilk üç uyum paketini yasalaştırdı. Bunlar uyarınca ana dilde öğrenim ve yayın hakkı ile idam cezasının kaldırılması uzun tartışmalara neden oldu, ancak MHP'nin muhalefetine rağmen kabul edildi. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da bu kanundan yararlanarak idam edilememesi ise tartışmaları iyice tırmandırdı. Hükümet bu süreçte yaşanan sürtüşmeler nedeniyle zayıfladı.
MHP, 1999 seçimlerinde tarihindeki en yüksek oy oranına
ulaştı. [AA]
3 Kasım 2002’de yapılan erken seçim ise MHP’nin beklentisinin altında oranlarla sonuçlandı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dışındaki partiler ile birlikte MHP, yüzde 10'luk seçim barajının altında kalarak meclise giremedi. AKP tek başına iktidar oldu.

Meclis'e geri dönüş

MHP, 2007 seçimlerinde ise oy oranını yüzde 6 civarında arttırarak yüzde 14,29 ile 71 milletvekilliği kazandı ve yeniden mecliste grup kurdu. Parti, 2009 yerel seçimlerinde ise biri büyükşehir, 10 ilin belediye başkanlığı ile toplam 490 belediye başkanlığı kazandı. MHP, 2011 seçimlerinde ise yüzde 13,01 oranında oy aldı. Partinin TBMM'deki şu anki sandalye sayısı ise 52.
4 Kasım 2012’de yapılan 10. Olağan Büyük Kurultay’da Devlet Bahçeli, 1241 delegeli seçimde 725 oy alarak en yakın rakibi Koray Aydın’ı geride bıraktı. Bahçeli daha önce 2000, 2003, 2006 ve 2009 yıllarındaki kurultaylarda da koltuğunu korumuştu.
PARTİNİN TEMEL KONULARDAKİ DURUŞU

Temel hak ve özgürlükler


MHP'nin kurucusu Alparslan Türkeş'e göre toplum ve birey arasındaki ilişkide milletin menfaatleri öne çıkar, bireyin hak ve özgürlükleri ikinci planda kalır. Bu düşünce totaliter ve hiyerarşik bir ideolojinin önünü açtığı gerekçesiyle çeşitli kesimler tarafından eleştirilmiştir.
MHP'nin parti programında yer alan açıklamada insan hak ve özgürlükleri “Her insanın insan olması sıfatından kaynaklanan, şahıslara bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez niteliklere sahip temel hak ve özgürlükleri bulunur" şeklinde ifade edilmiştir.
Ancak kişisel hak ve özgürlüklerin sınırı olması gerektiğinin altını çizen MHP, “Partimiz, bireyin haklarını kullanma özgürlüğünün sınırını aynı zamanda diğer bireylerin haklarını kullanma özgürlüğünün de sınırı olarak kabul eder” demektedir.
MHP, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almayı amaçlayan evrensel hukuki normların geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamayı benimsediğinin altını çizer. Parti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı davranış ve uygulamaları ise bu kişisel hak ve özgürlüklerin dışında tutuyor.

Hukuk ve adalet

MHP'nin parti programında haklıyı koruyan bir adalet sisteminin önemine vurgu yapılıyor. Parti, adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak gördüğünü ifade ediyor.
Bu bağlamda, MHP, hukukun üstünlüğü prensibinin hâkim kılınmasını, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını, çeşitli güç unsurlarının hukuk devleti kurallarına göre sınırlandırılmasını devletin temel görevi olarak görüyor.
MHP'ye göre hukuk ve adalet alanında yargı hizmetlerinde etkinlik, hızlı ve adil yargılanma, yargı bağımsızlığı, suç ve ceza arasında denge sağlanması, kesin hüküm olmadan suçlu gösterilmenin önlenmesi, suçlunun topluma kazandırılması gibi esaslar öne çıkmalı.

'Milli demokrasi'

'Milli demokrasi'yle her bireyin kendi sosyal sınıfı çerçevesinde temsil edileceğini söyleyen Türkeş'e göre Türk halkı için en uygun yönetim şekli ise başkanlık seçimi. Türkeş bununla ilgili olarak “Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık yetkileri tek şahısta toplanarak temelinde otorite, güven, disiplin olan bir hükümet doğacaktır" demişti.

Demokratikleşme ve sivil toplum

Parti programında MHP'nin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünün, insan hak ve özgürlükleri ile fikir, teşebbüs ve vicdan özgürlüğünün en geniş anlamda teminat altına alındığı bir sistem olarak gördüğü belirtilmekte. MHP'nin kurucusu Alparslan Tükeş, 'Türkiye'nin Meseleleri' adlı kitabında milli devlet ve milli demokrasi anlayışını anlatmıştır. Türkeş'e göre Batılı anlamda temsili demokrasi belirli bir sınıfı temsil etmesinden dolayı Türk milletine uygun değil. Ona göre, Türk milletine en uygun demokrasi, milli demokrasidir.
MHP'ye göre ideal bir demokrasi ancak vatandaşların hak ve menfaatlerinin korunması, siyasi ve sosyal katılımlarının sağlanması, fırsat eşitliği tanınması ve ekonomik değerlerin eşit paylaşımı halinde gerçekleşebilir.
MHP, yine parti programındaki açıklamalarına göre çoğunluk iktidarı prensibinin çoğunluk diktasına dönüşme ihtimalinin önlenmesi gerektiğini savunuyor.

Medya ve basın

MHP, tutuklu gazetecilerin de içinde bulunduğu sorunların tespit edilmesi için TBMM’ye CHP tarafından 2011 yılında sunulan araştırma önergesine destek verdi.
Önergede, tutuklu gazeteciler ve basın özgürlüğüne engel olan diğer sorunların tespiti, bunların ortadan kaldırılarak basın özgürlüğünün iyileştirilmesi için bir komisyon kurulması teklif edilmişti.
MHP'li Şandır Parlamento Muhabirleri Derneği'nde.[AA]
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, önergeyle ilgili mecliste yaptığı konuşmada Türkiye’de basın özgürlüğünün gittikçe gerilediğini savundu. Ergenekon Davası kapsamında tutuklanan gazetecilerle ilgili olarak, silahlı örgüt kurmak ve darbecilik yapmakla suçlanan gazetecilerin tutukluluklarının cezalandırmaya dönüşmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Şandır, TBMM’de yaptığı konuşmada “Milletin iradesini savunalım, terörle mücadeleye koşulsuz destek verelim ama bu iki ortak değer adına biz basın özgürlüğünü kısıtlamayı bir yol olarak görürsek yanlış yapmış oluruz” ifadelerini kullandı. CHP tarafından sunulan bu önerge TBMM Genel Kurulu tarafından reddedildi.

Azınlıklar ve Kürt Sorunu

Dokuz Işık Doktrini'nin birinci ilkesi olan milliyetçilik Türkeş’in ideolojisinin temelini oluşturur. Bunun diğer parti programlarındaki milliyetçilikten farkı Türk’ün nasıl tanımlandığıyla alakalıdır.
Türkeş'e göre "Türküm diyen ve Türk milletinin çıkarları için çalışan herkes Türktür. Yine de Türküm demekle Türk olunmamaktadır, ona göre Türk milleti aynı tarihten gelen ve tarih bilincine sahip olan, aynı dinden olan, aynı kültürde yoğurulmuş, aynı devleti kurmuş ve yaşatmış, bugün de aynı devletin sahibi ve aynı bayrağın altında yaşayan insan topluluğudur."
Bu anlayışa göre farklı dinlerdeki Türkiye vatandaşları Türk olarak görülmez yani Türkiye’de yaşayan azınlıklar bu tanımlamanın dışında kalır.
Ancak Türkeş'in görüşünde katı İslamcı tutum yoktur. Türkeş'in İslamiyete mesafeli olmasının nedeni Türk milliyetçiliğini de içinde eriten ümmetçilik anlayışının İslamı benimsemesidir. Türkeş, almış olduğu askeri eğitimin de etkisiyle dinin siyasete karıştırılmasına karşıdır.

Türk azınlığa bakış

MHP, AB’nin Türkiye’ye tam üyelik müzakereleri süresince dayattığı tüm uygulamaların Yunanistan gibi Türk azınlığın yoğun olarak bulunduğu ülkelerde aynen uygunmasını istiyor. Bahçeli, Haziran 2012'de Batı Trakya’ya yaptığı ziyaret sırasında "Türkiye'ye [AB tarafından] dayatılan ne varsa, [aynı haklar] Batı Trakya'da da kabul edilmeli. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın hakları Yunanistan tarafından garanti altına alınmalı, geliştirilmeli" diye konuşmuştu.

Partinin günümüzdeki çizgisini ise şimdiki lideri Devlet Bahçeli'nin 4 Kasım 2012’de MHP 10. Olağan Kurultayı’nda Kürtlerle ilgili söylediği sözlere bakarak anlayabiliriz:
Bahçeli kurultayda, “Sözde Kürt Sorunu kanlı emperyalistlerin tuzağıdır. Sözde Kürt Sorunu bölücü terörün hain ve kanlı eylemlerini sakladığı ihanet kılıfıdır” diye konuştu.
Bahçeli ve MHP’nin bakış açısıyla Türkiye’de Kürtlerin durumu bir ‘sorun’ teşkil etmiyor. Aynı konuşmada Kürtlerin siyaset, iş hayatı, ticaret, spor, sanat gibi toplumun hiçbir alanında haklarının yenmediğini öne süren Bahçeli, hakkı yenen vatandaşlar için MHP’nin de sonuna kadar mücadele edeceğini söyledi.
Ancak Bahçeli, AKP hükümetinin 'demokratik açılım' konusunda attığı adımları da bu konuşmada sert şekilde eleştirdi. Kürtlerin silahlı örgütü PKK’nın İmralı Adası’nda ev hapsinde bulunan lideri Abdullah Öcalan için ‘İmralı canisi’ hitabını kullanan Bahçeli, Öcalan’ın ev hapsine alınması ve ardından serbest bırakılması ihtimalinden duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Türkiye’nin yakın vadede Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı yoluyla federatif yapı kazanacağını ve anayasa değişikliğiyle Türklük kavramının tasfiye edileceğini söyleyen Bahçeli, bu şekilde ortaklık devleti tesis edileceğini öne sürdü. Anadilde eğitim hakkının verilmesinin ‘Türk milletinin kanını emecek’ bir adım olduğunu söyleyen Bahçeli, PKK üyelerini kapsayacak genel affın da Türkiye’yi karanlığa sürükleyeceğini öne sürdü.
Bahçeli “Ve nihayet sözde Kürt Sorunu yakıtıyla dört parçalı Kürdistan'ın kurulması kaçınılmaz olacaktır" ifadelerini kullandı.

Ekonomi

MHP’nin ekonomi programı içinde önem verdiği hususlar arasında, yerli üretimin desteklenmesi ve dış kaynaklara bağımlılığın azaltılması önde geliyor. MHP bunu, "ihracatın ithalat bağımlılığını azaltmak amacıyla ithal girdilerin yurtiçinde üretiminin teşvik edilmesi" olarak formüle ediyor.
Parti, “Türk Malı” imajının yerleşmesi için moda-marka oluşturulması ile tanıtım ve tasarım faaliyetlerinin desteklenmesini de istiyor.
Parti programında ekonomi hedefi olarak, kamu ve özel sektör borç stoğunu sürdürülebilir bir seviyeye indirmek, rekabetçi piyasa ekonomisini güçlendirmek, küçük yatırımcının korunması, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, tarım sektörünün modernize edilmesi, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması maddeleri yer alıyor.
Vergi siteminin de daha adaletli hale gelmesi gerektiğini savunan MHP, bu sistemin, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını dikkate alan dinamik bir yapıya kavuşturulmasını öngörüyor. Bu çerçevede yatırım yapanlara, istihdam, üretim ve ihracat artışı sağlayanlara yönelik vergi indirim ve kolaylıklarını içeren bir program uygulamaya konulmasını planlıyor.

Kamu yönetimi



MHP kadroları, yerel yönetimlerin hizmet kapasitesinin artırılması ile bu hizmetlere erişimin kolaylaştırılması, bunların kalitesinin ve etkinliğinin arttırılması gerektiğini düşünüyor. Parti, bu alanda denetimin daha iyi yapılması, alternatif politikalar üretilmesi, vatandaşın kendisiyle ilgili karar süreçlerine iştirakının sağlanması gerekliliğini öne çıkarıyor.
Uluslararası normlarda sendikalaşma, çalışanların uluslararası normlara uygun şekilde sendikal haklara sahip olması da MHP’nin bu alanda öngördüğü öncelikler arasında.
Bu bağlamda parti, nüfuz ve güç kullanımının önlenmesi ile yolsuzluk ve adam kayırmanın önüne geçilmesini istiyor ve sivil oluşumların kamu hizmetlerinin denetimine iştirakının gerekliliğine inanıyor.
Bahçeli, Ülkü Ocakları'nın yaptırdığı ilkokulun açılışında. [AA]

Eğitim

MHP’nin ideolojisi gereği eğitim alanında en fazla önem verdiği konu eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olması. Parti programında bu, “Eğitimin her kademesinde eğitim dili Türkçe olup, Türkçe’den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” şeklinde ifade ediliyor.
MHP’nin eğitim alanındaki hedefleri arasında okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması, zorunlu temel eğitim süresinin arttırılması, mesleki ve teknik eğitime ağırlık verilmesi var.
Parti, e-öğretim imkanlarının geliştirilmesi, şehit ve gazi çocuklarının eğitim harcamalarının devlet tarafından karşılanması, yurtdışındaki Türk çocukları için eğitim imkanlarının artırılmasını da istiyor.

Sağlık

MHP, sağlık ücretlerinin hizmetsiz olması ve bu alandaki hizmetlerin kolay ulaşılabilir, kullanılabilir ve hasta haklarına saygılı hale getirilmesini hedefliyor.
Aile hekimliği uygulamasının yaygınlaştırılmasını isteyen MHP, hastanelerin teknolojik alt yapısı ve insan gücünün arttırılarak tam gün tam kapasite çalışmasının sağlanmasını istiyor. Özel sağlık kurumlarının teşvik edilmesi gerektiğini savunan MHP, sağlık turizminin geliştirilmesi için serbest bölgeler oluşturulmasını da planlıyor.
Sağlık sigortasının bütün nüfusa yaygınlaştırılması ve tüm vatandaşların hastane ile hekim seçme hakkına sahip olması da MHP’nin hedeflerinden.
MHP, ilaç, aşı, serum ve tıbbi araç üretimine destek vererek, bunların Türkiye’de üretilmesi konusunda yapılacak AR-GE çalışmalarının teşvik edilmesi gerektiği görüşünde.

Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik

MHP’nin çalışma hayatının düzenlenmesiyle ilgili önde gelen hedefleri arasında sosyal sigorta sistemini ‘uygulanabilir’, ‘sürdürülebilir’ ve ilgili taraflarca ‘kabul edilebilir’ hale getirmek başta geliyor.
Sigortasız çalışmayı ve kayıtdışı istihdamı önlemek ve ücret dengesizliğini gidermek isteyen MHP, sendikal haklar ile sosyal güvenlik sisteminin bilgi teknolojileri altyapısını çağa uygun hale getirmeyi hedefliyor.

Dış politika

‘Lider Türkiye Ülküsü’nden yola çıkan MHP, Türkiye’nin Kafkasya ve Balkanlar bölgesinde lider ülke olmasını hedefliyor. MHP’nin dış politika hedefleri ağırlıklı olarak Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Kıbrıs, Kafkasya coğrafyasında kurulacak stratejik ve ekonomik ortaklık ile kültürel ve siyasi işbirliği yapılması üzerinde yoğunlaşıyor. MHP, Orta Doğu’da ise işbirliği ve istikrar sağlayıcı politika üretilmesini amaçlıyor.
Kıbrıs’ı ‘Türkiye’nin en önemli milli meselesi’ olarak değerlendiren parti, siyasi çözüm kapsamında Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. MHP, Kıbrıs’ta tek gerçekçi uygulanabilir ve yaşayabilir çözümün iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanma olduğu görüşünde.
Bahçeli 2012'de Batı Trakya'daki Türklerle bir araya geldi. [AA]
MHP, Türkiye-AB ilişkilerinin “kimlik ve kader sorunu” olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Parti, Türkiye’nin AB'nin yörüngesinde sürüklenmeye mecbur, mahkum ve muhtaç olmadığı görüşünde. Tam üyelik dışındaki yaklaşımların kabul edilmemesi gerektiğini savunan MHP, birliğin Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan konularındaki yaklaşımının da Türkiye’nin çıkarlarına zarar vermemesi gerektiğini, ancak bu koşulla müzakerelerin sürdürülebileceğini söylüyor.
ABD ile ilişkilerde ‘karşılıklı çıkar’ ilkesini savunan MHP, ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında bu esasa bağlı kalınmasını hedefliyor.
Rusya ve İran gibi Karadeniz ve Hazar havzası ülkeleri ile Balkan ve Orta Doğu ülkeleriyle ortak projeler geliştirilmesini savunan MHP, Afrika, Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilerek ekonomik işbirliğinin sağlanmasını önemsiyor.
MHP, Irak’ın toprak bütünlüğünün ve bu ülkedeki Türkmenlerin haklarının korunması gerekliliğine dikkat dikkat çekiyor. Parti, bu ülkeyle ilgili politikasının temelinin buradaki durumun Türkiye için güvenlik tehdidi oluşturmaması üzerine kurulu olduğunu belirtiyor. MHP, Bu gibi tehditler karşısında Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanması gerektiğini savunuyor.
Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar








Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.

16 Ocak 2018 Salı

DOĞU VE GÜNEYDOĞU OYLARI FİTNESİ!


Tamer Ashraf
AKP- MHP arasında belli konularda işbirliği başladığı günden bu yana ve geçtiğimiz hafta AKP-MHP arasında "Cumhur İttifakı" netleştiği andan itibaren, gerek AKP içinden bazıları, gerekse AKP-MHP ittifakından rahatsız olanlar, "AKP, MHP ile hareket ederse Doğu ve Güneydoğu oylarını kaybeder" fitnesini başlattılar ve halende bunu sürdürüyorlar.

Oysa bu tezlerinin yalan olduğunu 16 Nisan referandumunda Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki seçim sonuçlarından herkes görmüştü. Terör örgütü PKK'ya karşı tavizsiz tavrıyla bilinen MHP'nin Kürt düşmanı gibi gösterilmesi ve bunun üzerinden AKP'nin korkutulmaya çalışılması düpedüz alçaklıktır.

MHP'nin Kürt kökenli vatandaşlarımıza yönelik bir tane düşmanlığını göstermeleri mümkün değildir. O bölgede birçok Kürt kökenli vatandaşımız İl başkanı, ilçe başkanı olarak MHP'yi temsil etmektedir. 

Yüzbinlerce Kürt kökenli vatandaşımız MHP'ye oy vermektedir. Hepsi de gururla Türk bayrağına, üç hilalli bayrağa sahip çıkmaktadır. 

MHP'nin mücadelesi terör örgütüne karşı iken, bu ahmaklar her Kürt kökenli vatandaşımızı PKK'lı olarak görüyorsa onu elbette bilemiyoruz.

Doğu ve Güneydoğu'da terör örgütü PKK'nın bölge insanı üzerinde kurduğu baskı düzeni ortadan kalktıkça, insanlar devletine daha çok yakınlaşmaktadır. 

Son iki yıldır terör örgütü PKK'ya yönelik gerçekten tavizsiz bir mücadele yapılmaktadır. Bununla birlikte birçok PKK'lı terörist ortadan kaldırılmıştır. 

Bölge terörden temizlendikçe, bölgenin insanları daha çok nefes almakta ve devletinin yanında askere, polise yardımcı olmaktadır. 

AKP ve MHP'de şimdi bu konuda aynı düşünmektedir. Terörle mücadeledeki kararlılık bunun ispatıdır.

Hal bu iken "AKP, MHP ile hareket ederse Doğu ve Güneydoğu oylarını kaybeder" diye niçin propaganda yapılır ki? 

Tek sebep AKP-MHP arasında işbirliğini bozmak… Bu işbirliği elbette PKK açılımı değil, PKK'ya karşı mücadele olduğu için, birçok kripto PKK'lı AKP'yi eski günlere geri döndürmeye çalışmaktadır. 

Terör örgütü Hizbullah'a hizmet eden HÜDA-PAR'ın Genel Başkan Yardımcısı Erdal Elibüyük bile "MHP mi Ak Partilileşti, Ak Parti mi MHP'lileşti, bu soruyu sormak lazım. Ak Parti, MHP'lileşiyor. 

Şuanda Ak Parti'nin ortaya koyduğu söylemde Ak Parti MHP'lileşiyor. Bu Ak Parti'ye kaybettirir. Şuanda Ak Parti'ye bu siyaset kaybettirir. 20 milyondan fazla Kürt var." Açıklamasını yaparak diğer terör örgütleri PKK ve FETÖ ile aynı ağzı kullanıyor.

"Yine teröristbaşı Öcalan'dan akıl alınsın, yine PKK yol kontrollerini yapsın, yine özerklik, federasyon tartışılsın, yine bölge otoritesi terör örgütü PKK'ya bırakılsın" diye hayal ediyorlar. MHP işte bunların oyununu bozduğu için "Kürt düşmanı" gösterilme alçaklığına uğramaktadır.

Geçtiğimiz günlerde tescilli MHP düşmanı, FOX TV'nin haber sunucusu Fatih Portakal çıkmış "AK Parti bir karar vermek zorunda. 

MHP ile yapılacak ittifak fayda mı getirir zarar mı getirir? Ben fayda getirmeyeceğini düşünenlerdenim. Özellikle Güneydoğu ve Doğu'daki oylarda, MHP ile bir ortaklığın ve ittifakın oradaki seçmeni rahatsız edeceğini düşünmekteyim" diyerek buna bir örnek olmuştur.

Bunu diyen Fatih Portakal, geçmişte de "Türkmenleri IŞİD'ten ABD, Peşmerge, PKK. Onlara teşekkür etmeliyiz" yorumunda bulunmuştu. 

Fatih Portakal'ın zekâ düzeyi işte bu derecede…
MHP'ye "Niçin AKP ile hareket ediyorsun?" diye her programda saldırıyor saldırıyor, bakıyor etkili olmayınca bu sefer AKP'yi "Güneydoğu oyları" fitnesiyle etkilemeye çalışıyor. 

Fatih Portakal gibi bunu yapan Abdülkadir Selvi, Oral Çalışlar gibi birçok yazar ve yorumcu vardır. Bunların çoğu kripto FETÖ'cü ve PKK'lıdır. AKP içinde de hala bunların izleri de vardır. AKP'yi korkutarak, ürküterek MHP ile ittifakını bozmaya çalışıyorlar.

Oysa MHP Lideri Devlet Bahçeli bu fitneleri çıkaranlara bir yıl önce yine şöyle cevap vermişti : Anlamını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk milliyetçiliği milli ve manevi ahlakla bezenmiş, vatan ve millet sevdasıyla varlığını tescillemiştir.

Bu millet ki; kökeni, dili, yöresi ne olursa olsun herkesin ortak paydası, ortak değeri, haysiyet ve ümit vahasıdır.
Biz Türk-Kürt diye ayırmaz, ötekileştirmeyiz.

Herkes eşittir Türkiye deriz, herkesi Türk milleti üst kimliğinde görürüz.

Irkçı değiliz, hiç olmadık.

Milleti biyolojik analizlerde, laboratuvar deneylerinde bulmadık.

Biz milletimizin her evladını; doğulusunu batılısını, kuzeylisini güneylisini Cenab-ı Allah'ın bir emanet ve manevi kıymeti kabul ederiz.

Kürt kökenli kardeşlerimiz, Türk milletinin asli, eşit, onurlu fertleridir; onlarsız ne vatanın, ne milletin, ne de gelecek hayallerimizin anlamı vardır.

Türk-Kürt arasına nifak sokan ya teröristtir, ya casustur, ya şerefsizdir, ya da zalimlerin kuklası,  zulmün oyuncağıdır.
Sait Mollalar başlarını kaldıramayacaktır.

Kandil'den sufle alıp söz veya yazıyla servis edenler, MHP'ye Kürt karşıtlığı elbisesi giydirmeye çalışanlar ne bu dünyada ne de öteki dünyada yatacak yerleri olmayan günahkârlardır.
Şimdi anlandınız mı bay Selvi ve onun gibi düşünenler?
Kürt kökenli kardeşlerim oyuna gelmeyecek, kardeşliğimizi bozmaya çalışanlara aldanmayacaktır. 

MHP gibi bir partiyi her kim Kürt düşmanı olarak gösteriyorsa bilin ki, o ruhunda PKK'yı taşıyan bir şeytandır.
AKP-MHP'nin milli konularda beraberliğinden her kim rahatsız oluyorsa, bilin ki, o Türkiye düşmanıdır.

AKP'yi MHP üzerinden "Doğu ve Güneydoğu oylarını kaybedersin" diye korkutanlar MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin ifade ettiği gibi  "Kandil'den sufle alan" ve PKK'ya hayat öpücüğü verenlerdir.

MHP'nin varlığı Doğu ve Güneydoğu'nun güvencesidir. Emin olun fitne yaratanlar bu güvenceyi bozmak için bunu yapıyorlar.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU OYLARI FİTNESİ!

KÖŞE YAZILARI / 2018-01-16 09:39:46 YILDIRAY ÇİCEK-ORTADOĞU GAZETESİ

13 Ekim 2017 Cuma

Sen Kiminle Berabersin (Analiz)

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER

Tamer Ashraf
Türkiye Diriliş Postası
Uzun zamandır "MHP, AKP'nin koltuk değneği oldu" şeklinde propaganda yapan ve bu propagandayla kendilerine yol açmaya çalışan siyasi partiler ve bunların yancıları var. Bu propagandayı CHP yapıyor, bunu pkk'nın siyasi taşeronu HDP yapıyor, bunu Doğu Perinçek yapıyor, bunu Kandil'deki pkk'lı teröristler yapıyor, bunu FETÖ'cüler yapıyor, bunu Meral Akşener'in taraftarları yapıyor. Bunların hepsi de birbiriyle irtibatta olanlardır.
 Maalesef, MHP'nin içinde bunlardan ve bunların medyasından etkilenenler var. Bunlar MHP'yi sorgulamak ve  "MHP, AKP'nin koltuk değneği oldu" gibi art niyetli propagandalar altında ezilmek yerine, "Siz CHP, HDP, Perinçek, Meral Akşener, pkk, FETÖ olarak nasıl yanyana geldiniz?" diye soramıyor.
Zaten bu soruyu sorsa, karşı taraf bu propagandayı yapmayı fazla uzatamayacak…
MHP'nin Türk milletinin aleyhine olacak bir tane adım atmamıştır ve AKP ile bu manada yanyana gelişi olmamıştır.
CHP'nin son dört yıldır pkk'nın siyasi taşeronu HDP ile her manadaki beraberliğini göremeyenler, eğer MHP'nin "terörle mücadelede" AKP'ye destek vermesini diline doluyorsa burada zaten niyetler çok net anlaşılmaktadır.
MHP, milli her meselede seçilmiş hükümete destek vermektedir.
Irak ve Suriye'den gelen tehditlere karşı AKP hükümetine yol gösterip, yapacakları konusunda da sonsuz destek vereceğini belirtmesi mi koltuk değnekliği" olacak?
ABD ve Avrupa Birliğinden gelen baskı, dayatma ve şantajlara karşı devletin ve hükümetin yanında durmak mı "koltuk değnekliği" olacak?
İçinde federasyon, özerklik barındıran "ABD tipi başkanlık" isteyen CHP, HDP, pkk birlikteliği karşısında Anayasa'nın ilk dört maddesini koruyacak, yaşanan hukuksuzluğu ortadan kaldıracak bir düzen getirmesi mi "koltuk değnekliği" olacak?
Anayasa Değişikliği içindeki 18 maddeye bakın ve Türk milletinin aleyhine olabilecek bir tane madde gösterin?
MHP'nin karşı çıktığı CHP, HDP, pkk birlikteliğinin istediği tarzdaki başkanlık sistemiydi. Bir zamanlar AKP'de bu manada bunlara yakın düşünceler barındırıyordu. MHP 35 milletvekiliyle bir yanlış yolu ortadan kaldırmıştır.
CHP, HDP, pkk "Hayır" duruşu sergileyip, ABD tipi başkanlık isteyince MHP bu yüzden mi koltuk değneği olmuştur?
MHP, AKP'ye muhalefet konusunda da olması gerektiği zamanda en sert muhalefeti yapmadı mı?
Barzani'nin paçavrasının asılması konusunda, FETÖ'nün siyasi ayağıyla mücadele konusunda, Atatürk ve Cumhuriyet konusunda, AKP'li danışmanlar konusunda, Barzani'ye müdahale konusunda Türkiye'de MHP Lideri Devlet Bahçeli gibi kim muhalefet yapabilmiş, en üst perdeden sert eleştirileri kim yapabilmiştir?
O yüzden MHP içinde hiç kimsenin eziklik duyacağı bir konu yoktur. Bugün MHP 35 milletvekiliyle her kötü yoldan Türkiye'yi korumaya çalışmaktadır.
MHP'nin duruşu şahsi, siyasi hesaplar adına değil, Türk milletinin menfaatleri korumak ve kollamak adınadır.
Bunu anlamayanların, kimlerle yanyana geldiğine bakmayıp "MHP, AKP'nin koltuk değneği oldu" şeklinde propaganda yapması alçaklık ve basitlikten başka bir şey değildir.
AKP "Ben bu yanlışı, ihaneti yapacağım" dediğinde MHP'de "Ben bu yanlışa ve ihanete destek veriyorum" dediğinde ancak "MHP, AKP'nin koltuk değneği oldu" propagandasının bir geçerliliği olur. Böyle bir durum olmadığına göre yapılan her buna benzer propaganda basitliğini korumaktadır.
"Geçmişte Recep Tayyip Erdoğan MHP ve Ülkücülere neler söyledi neler" cümlesiyle propagandaya başlayan fitneciler, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin de en ağır ifadelerle cevabını verdiğini niye görmek istemiyor?
Çünkü işlerine gelmiyor.
MHP her sözünün, her davranışının arkasındadır.
Türkiye bugün her manada kuşatılmışken, devleti yönetenlerle sadece kavgaya dayalı muhataplık oluşturulmasını isteyenler, inanın Türkiye düşmanlarıdır. Zaten eleştiri yapılması gereken yerde eleştiri, destek verilmesi gereken yerde olması gereken yapılıyor.
MHP Türkiye'de en sağlıklı, en kararlı muhalefeti yapmaktadır. Konu vatansa zaten tüm varlığını ortaya koymaktadır.
MHP'nin ne denli güçlü, ne denli önemli bir parti olduğunu sürekli gündemde olmasından anlayabilirsiniz.
Dün "Milliyetçiliği ayaklar altına aldık" diyenler, bugün 'Tek millet demek milliyetçilikse, biz milliyetçiyiz. Tek bayrak demek, bayrağı sevmek milliyetçilikse, biz milliyetçiyiz. Tek vatan demek, vatanını sevmek milliyetçilikse, biz milliyetçiyiz. Tek devlet demek, devletin birlik ve bütünlüğünü korumak milliyetçilikse, biz milliyetçiyiz. Bizim milliyetçiliğimiz budur arkadaşlar" noktasına geldiyse buna MHP üzülmeli mi?
MHP bu duruma üzülmez elbette ama üzülen birileri var. MHP doğruları desteklediği gibi, yanlışları eleştirmiyorsa o zaman konuşmanız lazım.

Bir dönüp bakın, siz kiminle yol yürüyorsunuz… Ondan sonra MHP'nin ismini ağzınıza alın…
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html