BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Cumhurbaşkanlığı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Cumhurbaşkanlığı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Yeni sisteme geçiş günü 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TBMM'deki yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyada öne çıkan törenler arasında yer alacak.





Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki (TBMM) yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyada öne çıkan törenler arasında yer alacak.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 26 milyon 330 bin 823 oy ile kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de yapılacak yemin töreninin ve Anıtkabir ziyaretinin ardından, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne Süvari Birliği eşliğinde giriş yapacak ve mehter marşlarıyla karşılanacak.
Erdoğan'ın süvari birliğiyle Külliye'ye girişi sırasında 101 pare top atılışı yapılacak. Ayrıca hava, kara ve deniz komutanlıklarına bağlı ordu karargahlarında da 101'er pare top atışı gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek tören, katılımcı sayısı ve çeşitliliği bakımından dünyadaki en önemli devlet başkanlığı törenlerinden biri olacak.

Törene 22 devlet başkanı katılacak

Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün Beştepe'de düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne 22 devlet başkanı, 28 başbakan ve parlamento başkanı ile 6 uluslararası örgütün genel sekreteri iştirak edecek.
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.30'da TBMM Genel Kurulu'nda yemin edecek, ardından Anıtkabir'i ziyaret edecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, saat 18.00'de çok sayıda yabancı devlet, hükümet, meclis ve heyet başkanlarının yanı sıra Türkiye'nin tüm kesimlerini temsilen davet edilen hazirunun katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni yapılacak.
Bu törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, misafiri olan devlet, hükümet ve meclis başkanlarına akşam yemeği daveti verecek.
Aynı gece düzenlenecek basın toplantısıyla Cumhurbaşkanlığı Kabinesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna ilan edilecek.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro da gelenler arasında



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın göreve başlaması münasebetiyle düzenlenecek törene, 22 devlet başkanı iştirak edecek.
Bu kapsamda, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelashvili, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Moldova Cumhurbaşkanı Igor Dodon, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad El Sani, Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooranbay Jeenbekov, Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Jose Mario Vaz, Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obıang, Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullahi Muhammed Farmajo, Moritanya Cumhurbaşkanı Mohamed Ould Abdel Aziz, Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo Ondimba, Çad Cumhurbaşkanı Idriss Deby Itno, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro Türkiye'ye gelecek.

Devlet başkan yardımcıları ve başbakanlar da hazır bulunacak

Törene katılacaklar arasında, devlet başkan yardımcıları, parlamento başkanları ve başbakanlar olmak üzere toplam 28 ülkeden üst düzey isim de bulunuyor.
Bun göre, Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdusselam Kejman, Afganistan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Orgeneral Raşid Dostum, Afganistan Cumhurbaşkanı İkinci Yardımcısı Server Daniş, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi, Özbekistan Ali Meclis Senatosu Başkanı Nigmatilla Yuldşev, Azerbaycan Başbakanı Nevruz Memedov, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Selim Cuburi, Kuveyt Meclis Başkanı Marzouq Al-Ghanim, Fas Meclis Başkanı Habib El Malki, Belarus Millet Meclisi Cumhuriyet Konsey Başkanı Mihail Misanikovich, Gambiya Ulusal Meclis Başkanı Mariam Jack Denton, Kongo Cumhuriyeti Meclis Başkanı Isidore Mvouba, Rusya Federasyonu Başbakanı Dmitry Medvedev, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Ukrayna Başbakanı Vladimir Grosyman, Kazakistan Başbaşkanı Bakitjan Sagintayev, Filistin Başbakanı Rami Hamdallah, Cezayir Başbakanı Ahmed Ouyahia, Senegal Başbakanı Mahammed Dionne, Nijer Başbakanı Brigi Rafini, Moldova Gökoğuz Yeri Özerk Bölgesi Başkanı İrina Vlah, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, İtalya Eski Başbakanı Silvio Berlusconi, Almanya Eski Şansölyesi Gerhard Schröder, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, Kırım Tatar Türkleri Milli Lideri Mustafa Kırımoğlu, Yunanistan Eski Dışişleri Bakanı Theodora Bakoyannis, Libya Dışişleri Bakanı Muhammed Tahir Siyala da törende hazır bulunacak.
Öte yandan Agit Genel Sekreteri Thomas Gremınger, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Halil İbrahim Akça, D-8 Genel Sekreteri Ku Jaafar Ku Shaarı, Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, Türksoy Genel Sekreteri Düsen Kaseınov ve AB Göç İşleri Komiseri Dımıtrıs Avramopoulos'ın bulunduğu 6 uluslararası örgütün temsilcisi de törene katılacak.

Misafirlere, özel bastırılan "1 Lira" hediye edilecek

Görevli ve davetlilerle yaklaşık 10 bin kişinin katılım sağlayacağı törene öğretmen, itfaiye eri, muhtar, esnaf, maden işçisi, diş hekimi gibi toplumun değişik kesimlerinden vatandaşlar da davet edildi.
Dini cemaatlerin ruhani liderlerinin de katılacağı törende, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Armoni Mızıkası, TSK Mehteran Takımı ile TSK Tarihi Birlik de yöresel kıyafetlerle hazır bulunacak.
Misafirlere, darphane tarafından özel bastırılan ve arka yüzünde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve törene ilişkin enstantanelerin bulunduğu 1 liralardan hediye edilecek. Bu özel paraların bir kısmı da tedavüle sokulacak. Ayrıca, tören gününe özel pul bastırılacak.
Konuk devlet başkanları onuruna verilecek akşam yemeğinde, eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder ve Tunus Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi gibi Erdoğan'ın özel dostları da yer alacak.
Törene ayrıca Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'dan soydaş ve akraba toplulukların siyasi ve dini temsilcileri de iştirak edecek.

Cumhurbaşkanlığı törenine katılacak yabancı konuklar gelmeye başladı



"Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılacak yabancı konuklar, Ankara'ya gelmeye başladı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılacak yabancı konuklar, Ankara'ya gelmeye başladı.
Törene katılmak için Türkiye'ye gelen ilk devlet başkanlarından biri Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodore Obiang oldu.
Ceiba Intercontinental adlı uçakla saat 08.35'te Ankara'ya varan Obiang, Esenboğa Havalimanı'nda askeri törenle karşılanarak havalimanının şeref salonunda misafir edildi.
Kongo Cumhuriyeti Meclis Başkanı Isidore Mvouba da törene katılmak için sabahın erken saatlerinde Ankara'ya ulaştı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün Beştepe'de düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni'ne 22 devlet başkanı, 28 başbakan ve parlamento başkanı ile 6 uluslararası örgütün genel sekreterinin iştirak etmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, saat 18.00'de çok sayıda yabancı devlet, hükümet, meclis ve heyet başkanlarının yanı sıra Türkiye'nin tüm kesimlerini temsilen davet edilenlerin katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni yapılacak.

15 Temmuz 2018 Pazar

7 yeni Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı Çok Önemli Değişiklikler var

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

7 yeni Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı. YAŞ'ın yapısı yeniden şekillendirildi. Devlet denetleme kurulu, MGK Genel Sekreterliği, Adli Tıp ile ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Kararnameyle, Hazine ve Maliye Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı YAŞ üyesi oldu.

KARARNAMENİN TÜM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ 
Resmi Gazete'de 7 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) yapısı yeniden düzenlendi.

Resmi Gazete'de yayımlanan kararnameye göre, YAŞ üyeleri Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarından oluştu.
Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde Yüksek Askeri Şura toplantılarına katılıp başkanlık edecek. Cumhurbaşkanının katılmadığında durumlarda toplantıya görevlendireceği yardımcısı başkanlık yapacak.
YAŞ'ın görevleri, "Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan askeri stratejik ana fikrin (konseptin) tespiti ve gerektiğinde yeniden gözden geçirilmesi hususları ve Silahlı Kuvvetlerin ana program ve hedefleri ile ilgili konularda görüş bildirmek, Silahlı Kuvvetlerle ilgili olup önemli görülen mevzuat taslaklarını inceleyip görüş bildirmek, Cumhurbaşkanının lüzum gördüğü hallerde Silahlı Kuvvetlerle ilgili diğer konular hakkında görüş bildirmek ve mevzuatla verilen görevleri yapmak" olarak belirlendi.
YAŞ, Cumhurbaşkanının başkan olarak belirleyeceği Cumhurbaşkanı Yardımcısının çağrısı ile yılda en az bir kez toplanacak. Cumhurbaşkanı gerektiğinde Şura'yı toplayabilecek.

KARARLAR, SALT ÇOĞUNLUKLA ALINACAK

Şura, bütün üyelerin katılması ile toplanacak. Ancak özürü olanlar "toplantıya katılamayacaklarını" toplantı gününden önce Şura sekreteryasına bildirecek.
Kararlar, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile alınacak. Oylarda eşitlik olması halinde Başkanın katıldığı tarafın oyları geçerli sayılacak. Oylama işlemi aksine bir karar alınmadıkça açık olarak yapılacak.
Toplantıya katılamayan üyeler, gündemdeki konular hakkında görüşlerini yazılı olarak bildirebilecek. YAŞ kararları, Cumhurbaşkanının onayı ile tekemmül edecek.

TOPLANTILAR GİZLİ YAPILACAK

Şura'nın sekretarya hizmetlerini, Cumhurbaşkanınca belirlenecek merci yürütecek.
YAŞ üyeleri, kendileri, kendilerinden kıdemli veya eşiti olan general ve amirallerin yükselme veya emeklilikleri ile ilgili konularda toplantılara katılamayacak.
Gizli olarak yapılacak YAŞ toplantılarında görüşmelerin ve alınan kararların açıklanması veya yayımlanması yasak olacak. Açıklanmasına Şura'nın kararıyla müsaade edilen konular, Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanacak.

GİZLİLİĞİN KALDIRILMASI YÖNETMELİKTE GÖSTERİLECEK

Şura'da görüşülen mevzuat taslakları ile alınan kararların gizliliğinin ne şekilde ve ne zaman kaldırılacağı yönetmelikte gösterilecek.
Yüksek Askeri Şura'nın yönetimi ve çalışma usulleri ile sekretarya hizmetlerine ilişkin iş ve işlemler, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek.
Yayımı itibarıyla yürürlüğe giren kararnamenin hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.

YÖK ÜYELİĞİNE VE ALTI ÜNİVERSİTEYE ATAMA

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliğine ve altı üniversiteye atamalar yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yer aldı.
Buna göre, YÖK üyeliğine ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik getirildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Fatma Seniha Nükhet Hotar, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Akın Levent, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Nuri Aydın, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Erol Özvar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Hüseyin Çiçek, Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Fatih Savaşan atandı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA BAĞLI AFAD KURULDU



Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle İçişleri Bakanlığı'na bağlı Afet ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı kuruldu.
"Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, İçişleri Bakanlığı'na bağlı AFAD Yönetimi Başkanlığı kuruldu.
Kararnamede, merkez ve taşra teşkilatlarından oluşan Başkanlık hizmet birimlerine yer verildi.
Başkanlık, afet ve acil durumlarla sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve risk azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması, yurt içinde ve yurt dışında insani yardım operasyonlarının yapılması ve koordine edilmesi ile bu konularda politika önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanması hususlarını yürütecek.
Başkanlık bünyesindeki Afet ve Acil Durum Danışma Kurulu, başkan veya başkan yardımcısı başkanlığında, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Kızılay Derneğinden daire başkanı düzeyinde birer temsilci ve alanla ilgili çalışmaları bulunan ve Yükseköğretim Kurulu tarafından bildirilecek en az on üniversite öğretim üyesi arasından Başkanın belirleyeceği üç üyeden oluşacak.
Kurul, yılda en az iki kez toplanacak. Ayrıca başkanın çağrısı üzerine olağanüstü de toplanabilecek. Kurulun görevleri arasında afet ve acil durumlardan korunmak, afet ve acil durum risklerini azaltmak, afet ve acil durum sonrası yapılacak faaliyetler hakkında öneriler sunmak, politikaları ve öncelikleri belirlemek bulunuyor.
İllerde de valilere bağlı il afet ve acil durum müdürlükleri kuruldu.

GENELKURMAY MİLLİ SAVUNMA BAKANI'NA BAĞLANDI

Genelkurmay Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Milli Savunma Bakanına bağlandı.
"Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kararnameyle 10 Temmuz'da yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Kuvvet komutanlıklarının bağlılığı" başlıklı 338'inci maddesi, "Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları" başlığıyla yeniden düzenlendi.
Buna göre, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarının görev ve sorumluluklarında birtakım düzenlemeler yapıldı.
Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanına bağlılığını düzenleyen maddede değişikliğe gidilerek maddeye Genelkurmay Başkanlığı da eklendi.
Buna göre, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanına bağlandı. Söz konusu düzenleme sonrası ilgili madde, "Genelkurmay Başkanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları Milli Savunma Bakanına bağlıdır. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğünde genelkurmay başkanı ile kuvvet komutanları ve bağlılarından doğrudan bilgi alabilir, bunlara doğrudan emir verebilir. Verilen emir herhangi bir makamdan onay alınmaksızın derhal yerine getirilir" olarak düzenlendi.
Bu kapsamda, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları Milli Savunma Bakanına ayrı ayrı bağlı ve sorumlu olacak. Genelkurmay Başkanlığı ile kuvvet komutanlıklarının teşkilatı Milli Savunma Bakanlığı kadro ve kuruluşunda gösterilecek.

GENELKURMAY BAŞKANININ GÖREVLERİ

Cumhurbaşkanı namına silahlı kuvvetlerin komutanı olan genelkurmay başkanı savaşta başkomutanlık görevlerini cumhurbaşkanı namına yerine getirecek. Genelkurmay başkanı, silahlı kuvvetlerin savaşa hazırlanmasında personel, istihbarat, harekat, teşkilat ve eğitim hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ile ana programları hazırlayarak Milli Savunma Bakanının onayına sunacak; bunlardan istihbarat, harekat, teşkilat ve eğitim hizmetlerinin Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığına bağlı kuruluşlar vasıtasıyla uygulanmasını sağlayacak. Personel hizmetleri ise özel kanunlarına ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre yürütülecek.
Genelkurmay başkanı, lojistik ve tedarik hizmetleri için tespit etmiş olduğu ilke, öncelik ve ana programlar ile askeri okullardaki eğitim ve öğretim hizmetlerine ilişkin önerilerini, bu hizmetleri yürütecek olan Milli Savunma Bakanlığına bildirecek. Uluslararası yapılacak anlaşma ve antlaşmaların askeri yönlerinin tayininde ve uygulama esaslarının tespitinde Genelkurmay başkanının mütalaası alınacak. Genelkurmay başkanı gerektiğinde bu toplantılara katılabilecek veya temsilci gönderebilecek.
Genelkurmay başkanı şahsen veya yetkili kılacağı kişi ve kuruluşlarla, görev ve yetkilerine ait konularda ilgili bakanlıklar, daireler ve kurumlarla doğrudan yazışma yapabilecek, temaslarda bulunabilecek.
Milli Savunma Bakanlığının görevlerini yürütmesine ilişkin maddede yapılan değişiklikle de kuvvet komutanlıklarının yanına Genelkurmay Başkanlığı ifadesi eklendi. Madde, "Milli Savunma Bakanı görevlerini, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşları vasıtasıyla yerine getirir" olarak düzenlendi.
Kararnameyle, Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki Harita Genel Müdürlüğünün kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslara ilişkin de düzenleme yapıldı. Savunma, güvenlik, istihbarat ve kalkınma maksatlı çalışan kurum ve kuruluşların temel coğrafi veri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Harita Genel Müdürlüğüne bağlı olarak Coğrafi Veri Merkezi kuruldu.

TİKA VE YTB, KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NA BAĞLANDI



TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlandı.

MGK'NIN YAPISI YENİDEN DÜZENLENDİ

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle, Cumhurbaşkanına bağlı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği'nin yapısı yeniden düzenlendi.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Cumhurbaşkanına bağlı Genel Sekreterliğin teşkilat, görev, yetki, çalışma usul ve esasları yeniden düzenlendi.
İki ayda bir toplanacak MGK'nın üyeleri, gerektiğinde doğrudan Cumhurbaşkanının çağrısıyla da bir araya gelebilecek.
Kurul toplantıları Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılırken, Kurula Cumhurbaşkanının katılmadığı zamanlarda Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek.
Kurul toplantılarına üyeler dışında, gündemin özelliğine göre ilgili bakan ve kişiler de çağrılarak bilgi ve görüş alınabilecek.
MGK kararları çoğunlukla alınacak, eşitlik halinde Kurul Başkanının bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılacak. Kurul kararları, Genel Sekreterlik tarafından Cumhurbaşkanlığına gönderilecek.
Kurulun gündemi Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenecek. Cumhurbaşkanı yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının gündeme girmesini istedikleri konular, Genel Sekreter vasıtasıyla Cumhurbaşkanına iletilecek.

MGK GENEL SEKRETERLİĞİ'NİN GÖREVLERİ

MGK Genel Sekreterliği görevleri kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının, gündeme girmesini istedikleri konular Cumhurbaşkanına sunulacak. MGK Genel Sekreterliği'nin görevleri şöyle belirlendi:
"Cumhurbaşkanınca düzenlenen gündemi Kurul üyelerine dağıtmak. Kurul toplantıları için toplantı yerinin hazırlanmasını sağlamak, toplantı tutanaklarını Cumhurbaşkanının belirleyeceği usule göre tutmak. Toplantı sonucunda alınacak karar ve basın bildirisi taslağını hazırlayarak Kurula sunmak ve Kurul tarafından onaylanmasının ardından Kurul kararlarını imzalatarak bir nüshasını Cumhurbaşkanına sunmak. Kurul kararlarının bir nüshası ile görüşme tutanaklarını Genel Sekreterlik arşivinde muhafaza etmek, basın bildirisini basın ve yayın kuruluşlarına dağıtmak.
Kurulun her türlü yazı işlerini yürütmek. Kurul tarafından verilen görevleri yerine getirmek, bu çerçevede söz konusu görevlere ilişkin araştırma ve değerlendirme yapmak ve yaptırmak. Bu araştırma ve değerlendirme sonuçlarını Kurul üyelerine ulaştırmak ve bu konuları kapsayan bir dokümantasyon merkezi oluşturmak. Milli güvenliğin sağlanması ve milli hedeflere ulaşılması amacıyla Kurulun belirlediği görüşler dahilinde iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları kapsayan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek. Diğer mevzuatla Genel Sekreterliğe verilen görevleri yerine getirmek. Cumhurbaşkanı tarafından verilen diğer görevleri yapmak."

AVRUPA BİRLİĞİ (AB) BAŞKANLIĞI, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN BAĞLI KURULUŞU OLDU

Resmi Gazete'de yayımlanan "Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"ne göre AB Başkanlığı'nın görevi, "5 Mayıs 1969 tarihli 1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla Türkiye'nin AB üyeliğine hazırlanmasına yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, izlenmesi ve koordinasyonu ile üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmek" olarak tanımlandı.
Kararnamede, merkez ve yurt dışı teşkilattan oluşan AB Başkanlığının, Dışişleri Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olduğu belirtildi.
Buna göre, başkanlığın üst amiri AB Başkanı olacak. "AB Başkanlık görevi" de bakan tarafından görevlendirilen bakan yardımcısınca yürütülecek ve başkan, AB'den sağlanan katılım öncesi mali yardımlara ilişkin "Ulusal Yardım Koordinatörü" de olacak.
Kararnamede, AB Başkanlığı'nın hizmet birimleri ise şöyle sıralandı:
"AB ile İlişkiler Genel Müdürlüğü, Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürlüğü, Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği."

AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMLARI MERKEZİ BAŞKANLIĞI

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle ayrıca, AB Başkanlığı ile ilgili AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı da kuruldu.
Kararnamede, söz konusu başkanlığın görev ve yetkileri, AB'nin eğitim ve gençlik programlarını Türkiye'de duyurmak, bu programlara katılım çalışmalarını yürütmek, koordine etmek, izlemek ve Avrupa Komisyonu'na rapor halinde sunmak, bu programlar hakkında Avrupa Komisyonu ile gerekli görüşmeleri yapmak ve uygulama sözleşmelerini imzalamak olarak yer aldı.
Başkanlığın, başkan, genel koordinatörler, program koordinatörleri, destek hizmetleri koordinatörleri ile yeterli sayıda uzman, uzman yardımcısı, mütercim, rehber, denetçi, danışman ve destek hizmetleri personelinden oluştuğu belirtildi.

TAEK'İN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI BELİRLENDİ



Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, nükleer enerji, iyonlaştırıcı radyasyon ve hızlandırıcı teknolojilerinin barışçıl amaçlarla ülke yararına kullanılması için teknik çalışmaları yapmak, yaptırmak ve koordine etmek üzere çalışan TAEK, bu kapsamda izlenecek ulusal politika ve strateji önerilerini hazırlayarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sunacak.
TAEK, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ile özel sektörün nükleer enerji, radyasyon ve hızlandırıcı teknolojileriyle ilgili bakanlığın uygun gördüğü öncelikli alanlarda; ekipman, malzeme ve yazılım dahil olmak üzere araştırma, geliştirme, teknoloji edinme, yenilik, tasarım, üretim, test ve yerlileştirme faaliyetlerine katılım sağlayacak teşvik ve destek sistemleri oluşturacak.
Ayrıca, görev alanıyla ilgili insan kaynağı oluşturmak amacıyla burs vermekle yükümlü olan TAEK'in yürütme kurulu Cumhurbaşkanınca atanacak başkan ve dört üyeden oluşacak.
Kurum başkanına çalışmalarında yardımcı olmak üzere üç başkan yardımcısı atanacak ve başkan yokluğunda başkan yardımcılarından birini yerine vekil olarak bırakacak.
TAEK, Teknoloji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Radyoaktif Atık Yönetimi Dairesi Başkanlığı, Radyasyon ve Hızlandırıcı Teknolojileri Dairesi Başkanlığı, Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Denetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği olmak üzere dokuz hizmet biriminden oluşacak.
TAEK tarafından her yıl sonunda çalışma raporu hazırlanarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sunulacak.

SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI'NIN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI BELİRLENDİ

Kararname ile Savunma Sanayii Başkanlığı'nın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi. Kararnameyle Cumhurbaşkanına bağlı ve tüzel kişiliği haiz kurulan Savunma Sanayii Başkanlığı, başkan, başkan yardımcıları ve hizmet birimlerinden oluşacak. Yurt dışı ve taşra teşkilatı kurmaya yetkili olacak. Başkanlığın en üst amiri olan başkan, kararnamede belirtilen hizmetlerin yürütülmesinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacak.
Savunma Sanayii İcra Komitesi cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanının görevlendireceği Cumhurbaşkanı Yardımcısı, İçişleri ve Milli Savunma bakanları, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanından oluşacak. Cumhurbaşbanının katılmadığı toplantılarda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı vekaleten Komiteye başkanlık edecek.
Komite Cumhurbaşkanının daveti üzerine toplanacak. Komitenin sekreterya hizmetlerini Başkanlık yürütecek. Komite toplantılarının gündemi Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.

KARARNAMENİN TÜM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ


10 Ocak 2018 Çarşamba

Devlet Bahçeli’nin kararı!..

Kaynak:Hasan Taşkın Diriliş postası
Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne doğru gidiyor. 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ile yeni sisteme tam geçiş sağlanacak.
Bu sistemin ülkemizin geleceği adına ne kadar önemli olduğunu anlamak için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin duruşuna bakmak yeterli olacaktır.
Önceki gün, MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday göstermeyeceğini belirterek, "MHP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Yenikapı ruhuyla hareket ederek, Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleme kararı alır" dedi.
Bahçeli konuşmasında 2018 yılının siyaseten çok hareketli olacağını da söyledi.
AK Parti, CHP ve MHP’nin büyük kongreleri bu yıl yapılacak. Dolayısı ile ilçe ve il kongrelerinden sonra büyük kongrede de 2019 yerel, genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine taşıyacak kadrolar iş başına gelecek. Her partinin kongre çalışmaları da bu yönde yürüyor zaten.
MHP lideri Bahçeli, 15 Temmuz alçak işgal girişimi sonrası ülke içinde ve dışında terörle yoğun bir mücadele başlatan AK Parti’nin yanında durdu.
Bu duruş milli bir duruştur. Milli siyaset zaten MHP’nin yürüttüğü siyasettir. Dolayısı ile bugün iktidardaki AK Parti bu mücadeleyi vermektedir. MHP Genel Başkanı da bu çerçevede ayrıştırıcı değil, bütünleştirici rol üstleniyor ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a destek vereceğini söylüyor.
Bahçeli’nin bu duruşu, öncelikle ilk turda Erdoğan kazanmasın mantığını güdenlere bir darbe oldu. Dahası, Erdoğan’a partisi içinden eskilerden birilerini çıkarma cesaretine karşı bir duruştur.
2018 yılı siyaseten hakikaten çok hareketli olacak. Öncelikle 2019 yılında yapılacak olan yerel seçimler için tüm kozlar ortaya dökülecek. Belediyelerin performansları öne çıkacak. Görevden alınan CHP’li belediye başkanlarının FETÖ ve yolsuzluk bağlantıları ile ilgili iddialar daha da netleşecek. Soruşturmalar ve yargılamaların olabileceğini söyleyebilirim.
Bu nedenle önümüzdeki yerel seçimler için şimdiden adaylığa niyet edenlerin çalışmaya başladığını da belirtelim.
Ama esas mücadele Cumhurbaşkanlığı yarışında olacak. Daha öncede yazmıştım, CHP’den Kemal Kılıçdaroğlu, İyi Parti’den Meral Akşener şimdiden Erdoğan’a rakip olacakları açık. Ama esas merak edilen, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün aday olup olmayacağı konusu. Saadet Partisi’nin adayı olarak öne çıkacağı konuşulsa da henüz bu konuda net bir duyumum yok. Birileri bunun olması için çalışıyor.
Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı adayı göstermeme ve kendisinin de olmama kararının yanında Erdoğan’ı destekleme kararı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinin ülke menfaati açısından hayat memat meselesi olmasındandır.
Selam ve dua ile…

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tarihi gün

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

'Cumhuriyetimizi şahlandırmanın sözünü veriyoruz'
Yeni sistemin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuştu. Erdoğan, "Milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz." dedi.

Yeni sistemin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuştu.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz." dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, görevine başlaması dolayısıyla düzenlenen törendeki konuşmasına, "Bugün çıktığımız kutlu yolculuğu, Türkiye, milletimiz, insanlık için hayırlara vesile eyle Ya Rab." temennisiyle başladı.
Milletin kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını, yolda koymadığını, 24 Haziran'da bir kez daha hizmet etmek üzere kendilerini seçtiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamına değişen yönetim sisteminin gereği olarak yürütme organının tüm yetkileriyle geldik, Allah bizi milletimize mahcup etmesin... Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle milletimize layık olmaya çalışacağız... Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir."
Geçmişte yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik kaoslar sebebiyle ülkeye çok büyük bedeller ödeten sistemi artık geride bıraktıklarını ifade eden Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası"

"Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında, son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Türkiye, Osmanlı'dan beri tarihinde ilk defa kritik bir yol ayrımında tercihini darbe veya benzeri zorlamalarla değil, milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir... Bundan sonra milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı, çalışmalarını yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir... Bugün burada, milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz... Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır ama çok çalışmaktır."

"Sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız"

Erdoğan, bugün "Bismillah" diyerek adım attıkları yeni başlangıcın ilk imtihanının 2023 hedeflerine ulaşmak olacağına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir... Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve iş birliği olduğuna inanıyoruz. Yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız. Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısını inşa etmiş durumdayız. Türkiye'yi savunma sanayisinden sınır güvenliğine kadar her türlü alanda güçlendireceğiz."
Başkan Erdoğan, cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde kılacakları cuma namazını müteakip yeni kabinenin ilk toplantısını gerçekleştireceğini bildirdi.


"Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur"

Erdoğan, "Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut örneğidir." dedi.
"Bugün 'Bismillah' diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır." şeklinde konuşan Başkan Erdoğan, "Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir." dedi.
Erdoğan, "Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve işbirliği olduğuna inanıyoruz." diyerek yeni yönetim sistemini sürekli ileri taşıyacaklarını kaydetti.

"Çok büyük hamleler yapacağız"

Ekonomiye dikkat çeken Başkan Erdoğan, "Makro ekonomik dengelerden yatırımlara kadar her alanda çok büyük hamleler yapacağız." dedi.
Erdoğan, yeni dönemde sosyal devlet niteliğini de çok daha güçlü hale getireceklerini söyledi.

Başkan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız."
Erdoğan, "Tüm alanlarda, milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde Türkiye'yi büyütmenin, güçlendirmenin çabasında olacağız." ifadelerini kullandı.

"Tren kazası sebebiyle kutlama bölümlerini iptal ettik"

Başkan Erdoğan, "Elim tren kazası sebebiyle törenimizin halk oyunları, lazer ve ışık gösterileri gibi kutlama bölümlerini iptal ettik." dedi.

Başkan Erdoğan sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

"En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız."
Erdoğan, "En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır." şeklinde konuştu.

8 Ocak 2018 Pazartesi

Devlet Bahçeli medya buluşmasında

MHP Genel Başkanı Bahçeli, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. 2019 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili aday göstermeyeceklerini ifade etti.
1
MHP lideri Devlet Bahçeli gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, 2019 yılında gerçekleşecek seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı destekleyeceklerini açıkladı.

"CUMHURBAŞKANI ADAYI GÖSTERMEYECEĞİZ"

Bahçeli, "MHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecektir. MHP'nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır.
Anayasada beraber hareket ettiğimiz parti ile beraber sonuç almak Türkiye'nin hayrına olacağı inancındayız. Herhangi bir sebeple sayın Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan vazgeçerse, başka türlü gerekçeler ortaya konulursa kendisinin bileceği iştir. 7 Ağustos'ta başlatılan ruha MHP sadıktır.
Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Yenikapı ruhuyla Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğiz." dedi.

Bahçeli: MHP Cumhurbaşkanlığına aday göstermeyecek VİDEO



MHP lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:

"HER ŞEYİ AÇIK AÇIK SORUN"

"Anında cevap verme imkanı her an mümkün olmuyor. Olsa da o toplantının havasını bozmamak için arkadaşlarımıza tavsiyemiz sessiz kalmasıdır. Yeri geldiğinde cevap verilir.
Olayları saptıran konuşmalar olmakta. Şimdi burada aklınızda ne varsa, neyi merak ediyorsanız açık açık sorun, dürüst ve ilkeli bir üslupla cevap verme niyetindeyim. Sözü size bırakıyorum, her şeyi sorabilirsiniz.
2018 siyasette çok hareketli olacak. 3 Kasım yeni bir dönemin başlangıcı olacak.

"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE GÖRÜŞMEMİZ OLMADI"

SORU- AK Parti-MHP ittifakı
"MHP olarak şuan AK Parti'nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Bey ile ittifak konusunda ve siyasetin gelişmeleriyle ilgili herhangi bir görüşmemiz olmamıştır. Ancak kamuoyunda tartışılan konular Cumhurbaşkanının da bizim de gündemimize de düşmüştür. Bir görüşme talebi olduğunda görüşülür, olmadığı taktirde biz görüşlerimizi açıklayarak sorumluluğumuzu yerine getirme gayretinde olabiliriz.

SEÇİM BARAJI

12 Eylül ara rejimi sonrası veya darbe sonrası Türkiye'nin yeniden siyasi yapılanma sürecine girdiği ortamda seçim mevzuatı üzerinde görüşmeler olmuş ve bazı kararlar oluşmuştur. Arzulanan neydi? 12 Eylül ruh ve felsefesini edvam ettirebilecek bir siyasi yapının oluşması amacıyla bu düşünülmüştür. Bir matris düşünün, dikey kısmında 1977'nin TBMM'de temsil edilen partilerin adları yazılı; AP, CHP ve MHP. Yatay kısmında ise bilinen ve Türkiye'de uygulanan seçim sistemleridir.
Türkiye genelinde yüzde 10 barajı, seçim çevrelerinde ise yüzde 20-25 barajı öngören bir barajlı dHont sistemi uygulamaya geçirilmiştir.

"YÜZDE 10 TURGUT ÖZAL DÖNEMİNDE YÜKSEK GÖRÜLDÜ"

12 Eylül yönetiminin kadrosunda bulunan bir şahsiyet, merhum Turgut Özal Bey Anavatan Partisi'ni kurmak suretiyle siyasi hayata girmiştir. Seçim sonucunda MHP ve Milli Selamet Partisi dışında partilerle bir sonuç alma gayretine girilmiş ve sonuç alınmıştır. O zaman yüde 10 çok yüksek görülmüştür. Seçim çevrelerinde de 20-25 gibi çok ağır baraj konulmuştur. Siyaset bilimciler yorumlarlarsa çok değişik sonuçlar elde edildiği görülecektir. Partiler büyük oranda parlamentoda temsil edilememişlerdir. Seçim beyannameleri incelendiğinde birçok parti barajın aşağıya çekilmesi konusunda vaatlerde bulunmuşlardır.
91 yılında Refah Partisi, MHP ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) bir araya gelerek bir ittifak oluşturmuşlardır. Bu ittifak yasal olarak oluşamamıştır. Bu ittifak 62 vekil ile Meclis'te temsil edilmiştir. Sonuç itibarıyla seçimden Refah Partisi adıyla girildiği için seçim sonuçları Refah Partisi adına yazılmıştır. Hazine yardımından da mahrum kalmışlardır.
Siyasi bilimlerin analizlerinde de MHP ve IDP hiç konu edilmeden Refah Partisi oyları üzerinden siyasi yorumlar ve siyasetin geleceğini belirleme gayreti içine girmişlerdir. Bu tecrübeyi yaşayan biri olarak siyasi yapının normalleşmesi açısından bir deneyimi yaşamış bir kişi olarak özellikle önümüdeki yılları da göz önüne aldığımız takdirde MHP bir ittifak olayı söz konusu olacaksa bu yasal olmalıdır. Bugünkü imkanı nedir? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulamaya geçeceği süreç içinde uyum yasalarından seçim ve siyasi partiler gibi kanunlar olacaksa o zamana siyasi partilere ittifak yapma imkanı, seçim sistemine de maddelerin konulması gerekmektedir. MHP çok pratik bir çözüm olarak üzerinde tartışılması mümkün olabilecek bir yaklaşımı ortaya koymuştur.
Seçim sisteminde ittifakın nasıl yapılacağına dair maddelerin konulması gerekir.

"15 GÜNLÜK PARTİ BARAJI AŞIYOR..."

Bir cümle sarfetmişizdir ve hala doğru bir cümledir. Yüzde 10 barajı ağır bir barajdır. Bu ifadeyi kullandığımız zaman basında yer alıralmaz televizyonda daimi personel halinde gelmiş yorumcular, 'MHP barajı aşamama endişesine sahiptir. Onun için yüzde 10 ağır' demektedirler. Sanki 15 günlük parti barajı aşıyor, muhtemelen olabilecek siyasi oluşumlar barajı aşabilecek ama MHP aşamayacak gibi ters bir yorum içerisine giriyor. Bu haksızlıktır.

"MHP'NİN BARAJ SORUNU YOKTUR"

MHP'nin baraj diye bir sorunu yoktur. Türkiye'nin içine düştüğü durumları dikkate alan yorumlar yaptığınızda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulama sürecine girdiğimizde uyum yasaları da gündeme gelecekse MHP diyor ki, bugün veya yarın, bazı gelişmeleri de göz önüne alarak siyasi partiler ve seçim kanununda "Acaba bir 'ittifak' kavramı yer alabilir mi, nasıl olabilir?" sorusunu soruyor, tartışılmasını öneriyor.

"ALFABEDE 29 HARF VAR"

Buyurun Meclis'te bir ittifakın nasıl yapılabileceğine dair yasal ve ahlaki durumunu ortaya koyalım. A Partisi seçime girecek, B Partisi seçime girecek, C Partisi seçime girecek. diğer partilerden de varsa alfabe 29 istediğinizi koyabilirsiniz. A Partisi seçime girecekse, MHP, C Partisi'ni ittifak olarak takdim ediyor. A ve B partisi bir tarafta, bir tarafta da C ittifakı var. C ittifakının altında ittifakı oluşturan hangi parti var ise, bu E ve F Partisi olabilir. O zaman ittifak E ve F Partisi olarak gerçekleşecektir. Bahçeli olarak sandığa gittiğimde önce MHP'ye oyumu vereceğim, sonra da C ittifakına oyumu vereceğim. İki partinin aldığı oylar belli olacak ama ikisi ile beraber ittifakın oyu da belli olacak. Bu temsilde adalete bir kapı açmak demektir.
Bugün veya yarın bazı gelişmeleri de göz önüne alarak seçim kanununda acaba bir ittifak kavramı yer alabilir mi nasıl olabilir sorusunu soruyoruz.
Partilerin siyasi kimliği ortadan kalkmadan, seçim haklarını kaybetmeden ittifak olmalı.
Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi vardır. Cumhuriyet tarihinin 3. evresi oluşmuştur.

"MHP ADAY GÖSTERMEYECEK"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi halk oylaması ile kabul edilmiştir. Bu süreç 3 Kasım 2019'daki seçimlerle uygulamaya bütün kurum ve kuralları ile beraber geçecektir. Böyle bir süreci gölgelemek, ayrımlarla her türlü kaosu davet etmek doğru bir şey değildir. Anayasayı değiştirip yeni sisteme geçmeye katkı sağlayanlar, siyasi şartlar değişti, ben şunu düşünüyorum deme şansına sahip değildir.
MHP, Cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir. Anayasada beraber hareket ettiğimiz parti ile beraber sonuç almak Türkiye'nin hayrına olacağı inancındayız. Herhangi bir sebeple sayın Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan vazgeçerse, başka türlü gerekçeler ortaya konulursa kendisinin bileceği iştir. 7 Ağustos'ta başlatılan ruha MHP sadıktır. Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır.

"DÜŞÜNCEMİZ CUMHUR İTTİFAKIDIR"

Türkiye'de yeni bir kapı açılmıştır. Bu uygulamalardan doğan aksaklıklardan özetlenerek gelinmiş olan bir yapıdır. Türkiye'nin geleceğini dikkate alarak, dirliğini, birliğini göz önüne alarak, kaosçu faaliyetlerini de göz önüne alarak, yeni sürecin başlaması tarihi 3 Kasım 2019 olacaksa o zaman MHP Cumhurbaşkanlığı seçimi veya milletvekilliği seçiminde bu yönü ile hareket edecektir.
Düşüncemiz Cumhur ittifakıdır. Bu partileri ilgilendiren bir konudur. Büyük bir birlik, yani anayasa değişikliğindeki birlik devam etmesi gözüküyorsa o zaman Cumhurbaşkanlığının ittifakı da bu olur. Artık o 5 televizyoncu bugün akşam birkaç programa başlıyorlar. Acaba Bahçeli ne dedi? Erdoğan kabul eder mi, etmez mi? Bunlara benim aklım ermez. Benim aklım Türkiye'dir.

"ERDOĞAN'I DESTEKLEYECEĞİZ"

MHP'nin Cumhurbaşkanı adayı yoktur, MHP Genel Başkanı aday olmayacaktır. MHP olursa ittifakla, olmazsa kendi partisi olarak milletvekilliği seçimine girer. Cumhurbaşkanı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleme kararı alır.
Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Yenikapı ruhuyla Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğiz.

FETÖ VE PKK TERÖRÜ İLE MÜCADELE

(Terörle mücadele) MHP, terörle kesintisiz mücadelenin gerçekleştirilmesi için bugünkü siyasi iktidara tam destek vermektedir. Terörün kökü kazınmalıdır. Bu PKK terörü için geçerli olduğu kadar FETÖ terörü olarak da geçerlidir. Terör odakları tamamen tüketilmek üzere yok edilmek gibi bir faaliyetin içinde sürdürülmektedir. Bunun sonucu mutlaka alınmalıdır. 15 Temmüz bir yüz karasıdır. Milletimizin kabul etmeyeceği bir davranıştır. Buna sebep olan her unsur tamamen yargı önünde hesap vermelidir. FETÖ'nün bütün unsurlarının yargı yolu ile cezalandırılması kararı sürdürülmektedir. ABD dost ve müttefik olarak Türkiye ile birlikte değerlendirmeler yapmayı tercih ediyorlarsa, 15 Temmuz felaketini anlayıp görüp Pensilvanya'yı Türkiye'ye göndermeli. Amerika'nın takip ettiği yol bunun haricinde yol değildir. Bu davranışlarla fazla bir huzur bulacağına da ihtimal vermiyorum. Suriye'yi, İran'ı, FETÖ'yü, terörü karıştıran Amerika.

"HOLDİNGLERE EL AÇAN BİR PARTİ OLMASIN"

Ben çok net ifade ediyorum. MHP'nin barajı aşma, aşamama gibi bir meselesi yoktur. İnandığı yolda yoluna devam etmektedir. Sadece bizimle alakalı değil, Türkiye'de barajın getirmiş olduğu, her partiye sıkıntısı var. Bazı ittifakların normal olması isteniyorsa o zaman ittifak yapılabilir diyoruz, geçmiş dönemde kaygılarımızı dile getiriyoruz.
Kendinin oyunun ne olduğu belli değil, bu belli olsun, bunda bir kötülük var mı? Arkadaşlarımız diyecek ki şu kadar oy aldım. Türkiye'de partiler hazineden yardım alıyor. Aldığı yardım da alınan oy oranına yaklaşmışsa o da hazineden yardım alsın. Holdinglere el açan bir parti olmasın. MHP bugüne kadar holdinglere el açmayan tek partidir. İYİ Parti gibi bir partiyi kurar, bir hanımefendinin koluna sepeti takar gönderir. İyiler onların olsun.

"MHP'NİN HÜKÜMETİN OLUŞMASI SIRASINDA BİR TALEBİ OLMAZ"

Bizim yüzde 7 gibi bir oy oranının ittifak içinde olsun olmasın, değişsin değişmesin gibi bir kaygısı yok. MHP pazarsa satılanmaz, pazarlanamaz bir partidir. Yüzde 5'le 3 gibi bir hazine yardımı talebimiz yok. Önceki anayasa değişikliği ile bu yüzde 3'e düşmüş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiği anda MHP kimin Cumhurbaşkanı olması ile alakalı, önceki sözlerinin arkasında durarak eğer Recep Tayyip Erdoğan veya herhangi birisi Cumhurbaşkanı olduğunda, kuracağı hükümetin içerisinde biz şu kadar bakan isteriz gibi bir ahlak dışı davranışın içinde olamaz. Seçilecek olan kişi yürütmeyi kendisi kurar, nasıl kuracaksa kendisinin bileceği iştir. Kendisine destek verdik diye ortaklık şeklinde, koalisyon devam edermiş gibi bir anlayışla sağdan soldan sapmaları kabul etmez.
Cumhurbaşkanı'ndan da bunu kabul etmemesini isterim. MHP'nin hükümetin oluşması sırasında bir talebi olmaz.

"ERKEN SEÇİM DOĞRU DEĞİL"

Biz her zaman hedefteyiz, hedefte olmaktan da zevk duyarız. O çevreler bizi hedef dışı tutarlarsa bir arıza var demektir. Bu süreci başlatmış olan kişi bu konuda bir hak elde etmek arzusu taşıyor, öyleyse Cumhurbaşkanı adayı olmak en tabii hakkıdır. Anayasa değişikliği, halk oylamasındaki, Yenikapı ruhu ile hareket ederek destek vereceğimizi söylüyoruz. Erken seçim zaten doğru değil. İran karışıyor, Suriye, Irak şu...

"SİSTEMİ NİYE ZEHİRLİYORSUN?"

Türkiye'nin normal sürece geçinceye kadar onu gölgeleyecek bir yola sapmak doğru değildir. Tekrar parlamenter sisteme döneceğim diyor. 400 vekile sahip olursan döneceksin. 400 vekile sahip olursan Cumhurbaşkanı sen ol, sistemi niye zehirliyorsun?
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile TBMM seçimi aynı gün olmakla beraber iki ayrı kurul, kavram, unsurdur. Milletvekilliği seçimlerinde MHP, TBMM'de anayasada yer alan temsilde adalet ilkesinin hayata geçirilebilecek bir konumda olmasını istiyor. Biraz sabırlı olalım. Bundan sonra bu konuyu tartışmaya açan kimse, bu kadar net ifadeye göre bu tartışmayı taşıyorsa hayatı boyunca soru işareti taşır.

"ABDULLAH GÜL DOLDURUŞA GELMEMELİ"

Abdullah Gül'ün Ak Parti'de özel ve önemli bir konumu var. Bugünkü konjoktürde herhangi bir yanlış yaşamamasında ve dolduruşa gelmemesinde fayda var.
Sayın Abdullah Gül Bey, AK Parti içinde özel ve önemli yeri olan bir şahsiyettir. Recep Tayyip Erdoğan ve parti kurucuları ile önemli çalışmaları olmuştur. Cumhurbaşkanı olmuştur. Bugünkü konjonktürde herhangi bir engelleyici yanlışı yaşamamasında fayda var. Adayım diye ortaya çıkması izah edilebilecek bir durum değildir. Sağın solun dolduruşuna gelmemesi lazım.

YEREL SEÇİMDE DE İTTİFAK GÜNDEMDE Mİ?

(Yerel seçimde ittifaklık olacak mı?) Henüz daha ittifak konusu seçimlerle alakalı olarak. Hayatın bundan sonra her alanında olacaktır anlamı taşımaz. Bunun yanına çok daha değişik şeyler ilave etmenin bugün için manası yoktur. İttifak olur ama ittihata doğru gidecek bir durum söz konusu hiçbir zaman olmaz.

"8 MİLİTAN VEKİLLE ORTALIĞI KARIŞTIRIYORSUNUZ"

Aşağılık davranışı 15 Temmuz'da karşı direniş ile durduranlardan hesap sordurabilecek bir konuma gelebileceklerini görmezlikten gelip bu sözü söyleyenler 4 Nisan 2012'deki paşalar davasını bir hatırlasın da. Devrimcileri yine yalnız bırakan o ana faktör denilen unsurdur. Kurun ayrı ayrı parti. Meclis'te temsil edin. Niye CHP'nin içine giriyorsunuz, 8 militan vekille ortalığı karıştırıyorsunuz?

"ÜLKÜCÜLERİN SOKAKTA OLMAMALARI GEREKİR"

Ülkücülerin sokakta olmamaları gerekir. Bu kesin bir talimattır. Bunun burnu dik olursa bozkurt, şöyle olursa heavy metalci olur. Ülkücü kadro bu işin içinde olmayacaktır. Sokağa dökmek isteyen hiçbir unsur uyumaz. 24 saat Türkiye uyanık kalmak mecburiyetindedir.
Tek tip kıyafet konusu daha sonra hülümetle yetkililer arasında konuşulur, karara bağlanır.
İttifaklaşma cepheleşmeyi de kutuplaşmayı da önler. Zaten çatışma olmaz. Onun için yasal zemine çekmekte yarar var.

"ABD SARRAF'I PAKETLEYİP BİZE YOLLASIN"

Suç ABD'de işlenmişse ABD, Türkiye'de işlenmişse Türk yargısı bakmalı. ABD elindeki delillerle paketleyip Sarraf'ı bize yollasın."

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Başkan göreve başlıyor!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistem için yapılacak tören için Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geldi. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, Türkiye'nin ilk defa bir yol ayrımında, darbelere ve zorlamalara maruz kalmadan tercihini milletin özgür iradesiyle yaptığını vurguladı.

Yeni hükümet sisteminin ilk cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve başlaması dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görkemli bir tören düzenlendi.

10 BİN KİŞİ KATILDI

Türkiye’nin bu tarihi gününe yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda davetli tanıklık ederken, yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı törene TBMM Geçici Başkanı Durmuş Yılmaz, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin yanı sıra sanat, spor, iş, hukuk ve siyaset dünyasından çok sayıda isim ve din alimleri katıldı.

MEHTER VE CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KONSER VERDİ

Geniş güvenlik önlemleri altında yapılan tören öncesinde konuklara mehter birliği ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından konser verildi.

ÖZEL ROZETLER

Güne özel yapılan ve üzerinde “Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni” yazılı rozetler davetlilerin yakalarına takıldı. Külliye binasına dev Türk bayrağı ve Atatürk resmi asıldı.

FETİH MARŞI'YLA KARŞILANDI

TBMM’deki yemin töreni ve Anıtkabir ziyaretinden sonra atlı birlikler eşliğinde 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nın bulunduğu giriş kapısından tarihteki 16 Türk devletini simgeleyen askerlerin arasından top atışları eşliğinde eşi Emine Erdoğan ile birlikte Külliye’ye gelen Başkan Erdoğan, tören alanında bulunan davetliler tarafından coşku ile karşılandı. Başkan Erdoğan’ın Külliye’ye girişinde mehter takımı tarafından Fetih Marşı seslendirildi.

BAŞKAN ERDOĞAN DUA İLE BAŞLADI

Burada bir konuşma yapan Başkan Erdoğan, konuşmasına “Ülkemiz tarihinin bu en önemli gününde bizimle beraber olduğunuz için şükranlarımı sunuyorum. 24 Haziran seçimlerinde oyları ile duaları ile destekleri ile şahsımızı bu göreve layık gören vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Erdoğan, şöyle dua etti:
“Rabbim göğsümüzü genişlet, hayır işlerimizi kolaylaştır. Bugün Rabbimize ve onun yarattıklarına yani halka hizmet için bir yolculuğa hazırlanıyoruz. Ya Rab bizi kibirden muhafaza eyle, hasetten muhafaza eyle, haksızlıktan, adaletsizlikten, zulümden beri eyle. Bizi ailemizi, yol arkadaşlarımızı, yolların tuzaklarından koru. Sen ki her şeye gücü yetensin. Bu mübarek günde dileğimiz o dur ki, bu milleti bir kez daha zaferle müjdele ya Rabbi. Bu kutlu yolculuğu Türkiye için, milletimiz için, insanlık için hayırlara vesile eyle. Allah’ım yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Amin, amin, amin.”
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

"HAYIRLARA VESİLE EYLE YA RAB"

Burada bizzat bulunarak sevincimizi paylaşan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis başkanları, devlet başkanı yardımcıları değerli ülke temsilciler yurt içinden ve yurt dışından gelen değerli dostlar sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum
Bugün çıktığımız kutlu yolculuğu Türkiye, milletimiz, insanlık için hayırlara vesile eyle Ya Rab.

"BİZ 40 YILDIR SİYASETİ ALLAH RIZASI VE MİLLETE HİZMET İÇİN YAPIYORUZ"



Rabbim, milletimize ve tüm insanlığa yapacağımız hizmetlerde yolumuzu aydınlatsın, işimizi kolaylaştırsın.
40 yılı aşkın siyasetin içindeyim. Biz siyaseti hep Allah rızası için, milletimize hizmet için yaptık. Efendiliğe değil, milletimize hizmet için geldik.

"MİLLETİMİZ BİZİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADI, YOLDA KOYMADI"

Hamdolsun, milletimiz bizi hiç yalnız bırakmadı, yolda koymadı. 24 Haziran'da bir kez daha kendisine hizmet etmek üzere bizi seçti.
Bu defa Cumhurbaşkanlığı makamına değişen yönetim sisteminin gereği olarak yürütme organının tüm yetkileriyle geldik, Allah bizi milletimize mahcup etmesin.

"SADECE BİZE OY VERENLERİN DEĞİL, 81 MİLYONUN TAMAMININ CUMHURBAŞKANI OLDUĞUMUZUN BİLİNCİNDEYİZ"

Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle milletimize layık olmaya çalışacağız.

"OSMANLI'DAN BERİ BU İLK KEZ OLUYOR"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir.
Türkiye Osmanlı'dan beri tarihinde ilk defa yol ayrımında tercihini darbe veya zorlamalarla değil milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir.

"ÜLKEMİZE ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDETEN SİSTEMİ ARTIK GERİDE BIRAKIYORUZ"

Geçmişte yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik kaoslar sebebiyle ülkemize çok büyük bedeller ödeten sistemi artık geride bırakıyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışımızın ve 95 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca yaşadığımız denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçiyoruz.

"MİLLETİN, DOĞRUDAN YETKİ VERDİĞİ VE HESAP SORMA HAKKINA SAHİP OLDUĞU CUMHURBAŞKANI"

Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir.
Bundan sonra milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı, çalışmalarını yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir.

"BİZE DÜŞEN, KAYBETTİĞİMİZ ZAMANI GERİ KAZANMAK İÇİN ÇOK AMA ÇOK ÇALIŞMAKTIR"

Bugün burada, milletimize 95 yıllık Cumhuriyetimizi yeni bir yönetim anlayışıyla şanlandırmanın sözünü veriyoruz.
Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır ama çok çalışmaktır.
Millet olarak bir olduk, iri olduk, diri olduk, kardeş olduk, her birlikte Türkiye olduk ve böylece tüm engelleri aştık, tüm tuzakları bozduk.

"BİSMİLLAH DİYEREK ADIMI ATTIK"

Bugün 'Bismillah' diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır.
Yeni dönemde Türkiye demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileri gidecektir.
Bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut örneğidir.

"BÜROKRASİ DEĞİL, HİZMET ÜRETEN BİR DEVLET YAPISI İNŞA ETMİŞ DURUMDAYIZ"

Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve işbirliği olduğuna inanıyoruz.
Yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız.
Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısını inşa etmiş durumdayız.
Türkiye'yi savunma sanayinden sınır güvenliğine kadar her türlü alanda güçlendireceğiz.
Makro ekonomik dengelerden yatırımlara kadar her alanda çok büyük hamleler yapacağız.

"HER TÜRLÜ HAK VE ÖZGÜRLÜKTEN, TÜM VATANDAŞLARIMIZ YARARLANACAK"

Yeni dönemde ülkemizin sosyal devlet niteliğini çok daha güçlü hale getireceğiz.
Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız.

"YENİ KABİNE İLK TOPLANTISINI CUMA NAMAZINDAN HEMEN SONRA"



Cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde kılacağımız cuma namazını müteakip kabinemizin ilk toplantısını gerçekleştireceğiz.
Tüm alanlarda, milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde Türkiye'yi büyütmenin, güçlendirmenin çabasında olacağız.

"O GÜNLER İNŞALLAH BİR DAHA GELMEMEK ÜZERE GERİDE KALMIŞTIR"

Bu ülkede, insanların herhangi bir sebepten ötürü dışlandığı, ötekileştirildiği, zulme maruz kaldığı dönemler inşallah bir daha gelmemek üzere geride kalmıştır.
En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız.
En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır.

12 Şubat 2019 Salı

Mübarek'ten Sisi'ye Mısır'da otoriter rejimin kurumsallaşması

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



Mısır'da şeffaf ve demokratik seçim süreçlerinin olmadığı göz önünde bulundurulduğunda yeni yapılan anayasa değişikliklerinin Sisi’nin hayatta olduğu sürece cumhurbaşkanlığı görevine devam etmesini mümkün kıldığı söylenebilir.

Mısır’da 25 Ocak 2011'de başlayan devrim gösterilerinin 11 Şubat’ta Hüsnü Mübarek’i görevinden ayrılmaya zorlamasının üzerinden sekiz yıl geçti. Devrilmesine imkansız gözüyle bakılan 30 yıllık Mübarek rejiminin 18 günlük protestolar sonucunda ortadan kaldırılması Mısır’da demokratik bir yönetim isteyen milyonlarca insan için bir umut ışığının doğmasını sağlamıştı. 
Nitekim izleyen süreçte yaşananlar ülkede demokratik bir düzenin kurulması adına ümit vericiydi. Ancak bu bahar havası fazla uzun sürmedi. 2013’teki askeri darbe demokrasiye dair umutların sona ermesine neden oldu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Abdülfettah es-Sisi’nin kontrolünde gerçekleşen askeri darbe Mısır’da devrim süreci için sonun başlangıcı anlamına gelmekteydi.

Mısır’daki darbe aslında çok daha uzun soluklu bir projeksiyonun ürünüydü. Arap devrimleri sürecini sona erdirmek isteyen aktörler bu anlamda stratejik bir tercih yaparak Ortadoğu ve Arap coğrafyasının en önemli ülkelerinden olan Mısır’da rejimi kontrolleri altına alarak tüm bölgedeki demokratikleşme hamlesini sona erdirmeyi hedeflediler. 

Bu bağlamda Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi bölgesel, ABD ve Avrupa Birliği gibi küresel aktörlerin desteğiyle gerçekleştirilen Mısır darbesi, Ortadoğu tarihi açısından önemli bir dönüm noktasıdır.

Nitekim darbe sonrası süreçte yönetimi kontrolü altına alan Sisi, kısa sürede baskıcı ve otoriter bir rejimin kurumsallaşmasına yönelik adımlar attı. Askeri darbeye destek olan ülke içindeki aktörleri ikna etmek amacıyla ilk etapta cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıklayan Sisi, siyasi ve askeri kademelerde gücünü konsolide etmesine paralel olarak, iktidarda kalma konusundaki kararlılığını da göstermeye başladı. 

2014’ün ocak ayında yapılan anayasa referandumunda çıkan yüzde 98’lik evet oyunun halkın kendisine yönelik teveccühünü gösterdiğini iddia eden Sisi, yapılacak ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını açıkladı. 26-28 Mayıs 2014’te düzenlenen tartışmalı seçimler sonucunda Sisi oyların yüzde 96’sını alarak cumhurbaşkanı seçildi.

İzleyen süreçte ülke içinde artan terör eylemleri karşısında etkisiz kalan Sisi rejimi, bir taraftan da muhaliflere yönelik baskısını yoğunlaştırdı. İnsan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası kuruluşların yoğun eleştirisine maruz kalan Sisi bu süreçte ciddi bir meşruiyet krizi yaşadı. Bu durumu özellikle İsrail, ABD ve Batı ülkelerinin desteğiyle aşmaya çalışan rejim, kötüye giden ekonominin rayına oturtulabilmesi için hem Körfez ülkelerinden mali yardım aldı hem de Uluslararası Para Fonu ile masaya oturarak yeni bir anlaşma imzaladı.


Sisi'ye ömür boyu başkanlık imkanı


Öte yandan Mısır’da tarihsel olarak yöneticilerle özdeşleşen “karizmatik lider” vasfını taşımayan Sisi, silik ve etkisiz bir figür olarak Mısır’ın giderek dış aktörlerin güdümünde bir ülke haline gelmesine neden oldu. Mısır siyasetinde etkili olan bu dış aktörler ise Sisi’nin ülke siyasetindeki varlığının kalıcı olması konusunda her türlü desteği gösterdiler. Bu durum geçtiğimiz hafta gündeme gelen anayasa değişikliği sürecinde yeniden ortaya çıktı.

Mısır parlamentosundan bir grup Sisi yanlısı milletvekilinin girişimiyle başlatılan anayasal değişiklik süreci, ilgili komite tarafından 5 Şubat’ta kabul edildi. 

Değişikliğe göre cumhurbaşkanının dört yıl olan görev süresi altı yıl olarak belirlenirken, anayasada bir kişinin en fazla iki dönem cumhurbaşkanı seçilebileceğine dair hüküm de güncellenerek dörde çıkarıldı. 

Bu düzenlemelerden sonra Sisi’nin cumhurbaşkanlığı görevinde kalabileceği süre 2034’e kadar uzatılmış oldu. Ülkede şeffaf ve demokratik seçim süreçlerinin yaşanmadığı göz önünde bulundurulduğunda yeni değişiklikler Sisi’nin hayatta olduğu sürece cumhurbaşkanlığı görevine devam edebileceği şeklinde yorumlanmakta.

Bu, Mısır'ın yabancısı olduğu bir durum değil. Nitekim ülkede 1981’den 2011’e kadar görev yapan Hüsnü Mübarek döneminde cumhurbaşkanlığı için dönem şartı bulunmamakta ve aynı kişi sınırsız dönem bu görevde bulunabilmekteydi. Öyle ki 1981’den 2005 yılına kadar çok partili cumhurbaşkanlığı seçimi dahi düzenlenmemiş, Mübarek, büyük çoğunluğu kendi partisinin üyelerinden oluşan parlamentonun önermesi sonrasında yapılan referandumlarla sürekli olarak yeniden seçilmişti. 

Bu çerçevede Mübarek 1999 yılındaki referandumda yüzde 94, 1993’teki referandumda yüzde 96, 1987’deki referandumda yüzde 97 ve 1981’deki referandumda ise yüzde 98,5 oy alarak cumhurbaşkanı seçilmişti. 

Öte yandan ülkedeki demokrasi savunucularının eleştirileri sonrasında anayasa değişikliğine gidilerek çok adaylı başkanlık seçiminin yapılmasına imkan tanındı. 2005 yılında yapılan seçimde Hüsnü Mübarek Eymen Nur ile yarıştı ve oyların yüzde 88’ini alarak cumhurbaşkanı seçildi. 

2011 yılında yapılması planlanan seçimlerde yaşı ilerleyen Mübarek’in ya da oğlunun aday olabileceğine dair gelişmelerin yaşanması üzerine Mısır’da yönetime karşı tepkiler arttı ve 25 Ocak 2011’de başlayan protestolar sonrasında Mübarek rejimi devrildi.

Devrim sonrası dönemde Mısır demokratikleşme yönünde adımlar attı, ülkedeki ilk şeffaf ve özgür cumhurbaşkanlığı seçimleri Müslüman Kardeşler hareketinin parlamentoda üstünlüğü sağladığı dönemde yapıldı. 2012’nin haziran ayında gerçekleşen seçimlerde Müslüman Kardeşler adayı Muhammed Mursi oyların yüzde 51,7’sini alarak küçük bir farkla da olsa cumhurbaşkanı seçildi. 

Bu dönemde Mursi yönetimi ülkede siyasi sistemin demokratikleşmesi amacıyla ciddi bir çaba gösterdi ancak bu girişimler bölgesel ve küresel aktörlerin desteklediği bir askeri darbe ile sonuçsuz bırakıldı. 3 Temmuz 2013’te düzenlenen askeri darbe ile Mursi görevden alındı ve Mısır, Mübarek döneminden daha kötü bir baskı sürecine adım attı.

Bu dönemde demokratik kurumlar ve yapılar askıya alınırken, rejimin insan hakları ihlalleri normal bir pratik haline geldi. Askeri yönetimin baskıcı uygulamaları ve rejimin kontrolündeki yargı sisteminin keyfi yargılama süreçleri nedeniyle on binlerce sivil muhalif haksız yere hapis ve idam cezasına çarptırıldı. Tarihinin en baskıcı dönemini yaşayan Mısır’da bu süreç Sisi’nin 2014’te cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından daha da arttı ve kurumsal bir hale dönüştü.


Batı demokrasi yerine askeri yönetime destek verdi 


Darbeyi izleyen dönemde sadece bir dönem başkanlık yapma planı olduğunu belirten Sisi, izleyen dönemde halkın kendisine yönelik desteğini gerekçe göstererek 2018’deki seçimlerde de aday oldu ve mart ayında yapılan seçimlerde yüzde 97 oy alarak yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Seçimin üzerinden bir yıl geçmeden Sisi yeni anayasa değişikliğini gündeme getirerek, uzun yıllar ülke siyasetindeki başlıca aktör olma niyetini ortaya koydu. 5 Şubat’ta Mısır parlamentosu tarafından kabul edilen bu düzenleme ile Mısır’da Sisi rejiminin uzun yıllar görevde kalması garanti altına alınmış oldu.

Bu süreçte dikkat çeken husus Batılı ülkelerin Sisi tarafından önerilen anayasa değişikliği karşısında herhangi bir tepki göstermemesidir. 

Özellikle Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi Avrupa’nın önde gelen ülkeleri ve ABD’nin Sisi’nin koltukta “sınırsız süre” kalma girişimine sessiz kalmaları bu yönetimlerin Mısır’da gerçek anlamda demokratik bir yönetimin kurulmasına karşı samimiyetsiz tutumlarını gözler önüne sermektedir. Mısır’da baskıcı rejimin kurumsallaşması karşısındaki çekimser tutumu Batı’nın Ortadoğu’da demokratikleştirici değil, otoriterleştirici bir aktör olduğunu da ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Mısır’da Mübarek’in devrildiği 2011 yılından günümüze yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda ülkedeki siyasi atmosferin giderek daha baskıcı bir hal aldığı gözlemlenmektedir. 
Hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, insan hakları ihlallerinin yaygın bir pratik haline geldiği ve rejimin keyfi uygulama ve düzenlemelerle ülkeyi yönettiği Mısır, demokratik anlamda hiçbir ilkenin varlığından söz edilemeyeceği bir ülke haline geldi. 

Bölgenin en güçlü ülkesi olma potansiyeli taşıyan ve bir dönem bu özelliğiyle öne çıkan Mısır, gelinen noktada demokrasiden uzak, istikrarsızlıklarla boğuşan ve ekonomik kalkınma anlamında gelişme kaydedemeyen bir ülke olarak kalmaya mahkum edilmektedir.




google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html