BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Ysk sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Ysk sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

23 Mayıs 2019 Perşembe

Devlet Bahçeli'den önemli açıklamalar

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açıklamasında "Milliyetçi Hareket Partisi, YSK'nın gerekçeli kararını tartışmasız şekilde doğru ve isabetli bulmaktır. YSK, şaibeleri teyit etmiş, sandık yolsuzluğunu ortaya çıkarmıştır" dedi. 

Bahçeli ayrıca Tunceli Belediye Başkanı TKP'li Fatih Mehmet Maçoğlu'nun 'Dersim' hamlesine tepki gösterdi.



Devlet Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde;
Ülkemiz günbegün ağırlaşan iç ve dış sorun alanlarının çok yönlü baskı ve dayatması altındadır. 

Türkiye’ye şantaj oklarını yönelten küresel odaklar bir yanda egemenlik haklarımızı diğer yanda da milli ve tarihi kazanımlarımızı tehdit etmektedir. Milli bekamız çok cepheli risk ve tehlikelere maruzdur. 

Türk milletinin varlığını, birliğini ve refahını hedef alan karanlık çevreler, bunların yerli işbirlikçileri ve siyasi uzantıları son zamanlarda tahrik kampanyalarına hız vermişlerdir. 

Türkiye S-400 Füze Savunma Sistemi bahanesiyle siyasi ve ekonomik kuşatmaya alınmış, boyun eğmesi amaçlanmıştır.

'BEDELİ ÇOK YÜKSEK OLACAK SKANDALIN FAİLİ OLACAKLARDIR'

Bu kapsamda, 22 Mayıs 2019’da ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen; “ABD-Türkiye ittifakına yönelik endişelerin ifade edilmesi” başlıklı karar çifte standart olmasının ötesinde, tamamıyla art niyetin ve müttefiklik hukukunu hiçe sayan bir zihniyetin ürünüdür. 


Türkiye Cumhuriyeti tam bağımsız bir devlettir. NATO üyeliği, dostluk hukuku ve stratejik ortaklık gibi iki taraflı işlemesi gereken sorumluluk mekanizması, devamlı bir tarafın geri adım atması, taviz vermesi, adeta tutsak alınması şeklinde okunamayacak, asla bu şekilde yorumlanamayacaktır. 

Türkiye’nin iradesine kilit vurmaya teşebbüs eden, bağımsızlık azmini kırmak için tevessüle yeltenen kim olursa olsun tarihi bir hatanın, vahim bir yanlışın, bedeli çok yüksek olacak bir skandalın faili olacaklardır.

KOMÜNİST BAŞKAN'A SERT 'TUNCELİ' TEPKİSİ: GEREĞİ YAPILMALIDIR!

Türk milleti zalimce sahnelenen, sinsice sürdürülen, sinir bozucu şekilde ilerletilen kalleş oyunları, kirli tertipleri açıkça bilmektedir, alenen görmektedir. 


Bilhassa Türkiye ekonomisinin içine çekilmek istendiği anafor ve anarşik yapının hangi mahfillerce projelendirildiği, hangi mihraklarca servis edilip günden güne dozunun arttırıldığı gizlenemez ölçüde meydandadır. 

Nitekim Türkiye düşmanlığı tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. 

Bu esnada Tunceli Belediye Meclisi’nin Dersim kararı tam anlamıyla yangına körükle gitmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne meydan okumaktır. 

Söz konusu Belediyenin hizmet binasında bulunan tabelalarda yazılı bulunan ''Tunceli'' ifadesinin yerine Dersim yazılmasıyla ilgili karar yok hükmündedir, ayaklarımızın altındadır, gereği de mutlaka yapılmalıdır.

Türkiye’de resmi olarak Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, olamayacaktır. 


Komünist ve bölücü komploya göz yummak, alttan almak, sessiz kalmak feci akıbetlere davetiye çıkaracak, beka düzeyinde tehlikelere kapı aralayacaktır. 

Hiç kimse aldığı oy ve desteğe güvenmemelidir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamaya kalkışmamalıdır. 

Yanlış hesap mutlaka dönecek, namlu ters tepecek, muhatapları elbette mahcup ve millet nezdinde mahkum olacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.

'MHP YSK KARARI TARTIŞMASIZ ŞEKİLDE DOĞRU VE İSABETLİ BULMAKTADIR'

İhmal ve inkarı imkansız olan bu ilke ve kurala aykırı hareket eden çürümüşler elbette hukuki ve idari sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaklardır. 


Adalet insan haysiyetine bağlılık ve sadakat, hakka ve haklıya maşeri vicdan nezaretinde hürmet ve riayettir. 

Türkiye kapanın elinde kalan sahipsiz bir ülke değildir, önüne gelenin keyfi olarak milli ve manevi değerlerimize hakaret ettiği yeni yetme bir devlet hiç değildir. 

Birlikte yaşamanın altın kuralı hukuka saygı duymak, ortak akıl ve iradede buluşmak, buna da muvafık hareket etmektir. 

Yüksek Seçim Kurulu, 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimini iptal eden ve arkasından da 23 Haziran’da yenilenmesine hükmeden kararının gerekçelerini açıklamıştır. 

Milliyetçi Hareket Partisi Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararını tartışmasız şekilde doğru ve isabetli bulmaktır.

Bilinmelidir ki, seçim hukuku özü itibariyle bir şekil hukukudur. Bu nedenle kanun hükümlerine uygun davranmak esastır, herkes için bağlayıcıdır. 


Seçimle ilgili kurulların teşkilinde kanunun amir hükümlerine bağlılık seçim hukukunun temeli ve vazgeçilmez ilkelerindendir. 

Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararında özet olarak; 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçiminde 108 sandığın sayım-döküm cetvellerinin düzenlenmediği, bu durumun seçim sonucunun güvenirliğini önemli oranda zedelediği, ayrıca sandık kurulu başkanlarının ilgili kanuna aykırı biçimde tesis edildiği tespit edilmiştir. 

754 sandığın sandık kurul başkanları kanuna aykırı olarak belirlenmiş, bu çerçevede oy kullanan İstanbullu kardeşlerimizin sayısı da 212.276 olmuştur. Oy kullanma hakkı olmayan 706 kişi yerine haksız ve hukuksuz olarak oy kullanıldığı belgelenmiştir.

YSK, şaibeleri teyit etmiş, sandık yolsuzluğunu ortaya çıkarmıştır. 31 Mart seçimlerinin sonuçlarına müessir ölçüde etki edecek hukuksuzluk ve sandık usulsüzlüklerinden dolayı YSK’nın 6 Mayıs 2019 tarihli seçim iptal kararının ne kadar gerçekçi ve vicdanları rahatlatan bir karar olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir.


CHP sözcülerinin gerekçeli karara yönelik kaba ve saygısız ifadeleri ise bir defa millet iradesine ve hukukun temel ilkelerine tahammülsüzlüktür. 

250 sayfalık gerekçeli kararda işlerine gelen kısımları kullanan ve siyaseten istismar eden müflis CHP zihniyeti hak ettiği cevabı 23 Haziran’da İstanbullu kardeşlerimizden alacaktır. 

Milliyetçi Hareket Partisi, 23 Haziran günü İstanbul’da bekanın, umudun, huzurun, kardeşliğin, sağduyunun kazanacağına inanmaktadır. İstanbul ehline emanet edilecektir.

Kaldı ki gayemiz, gayretimiz kesinlikle budur. Alınan işaretler, İstanbullu kardeşlerimizin eğilimleri bunu göstermektir. Partimiz 23 Haziran seçimi için sahadadır. 


Cumhur İttifakı’nın başarısı için ihtiyaç duyulan ve lazım gelen yoğun çalışmalar beş ayaklı stratejimize uygun şekilde durmaksızın icra edilmektedir. 

Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul’un her yerinde, her köşesindedir. Kalplere girmek, gönülleri kazanmak, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Binali Yıldırım’a destek vermek maksadıyla üzerimize düşen ahlaki ve siyasi görev harfiyen yerine getirilmektedir. İstanbul’da başlattığımız “Hemşeri Harekâtı” kapsamında, en çok hemşerisi bulunan illerimizin il başkanlarıyla ikinci etap toplantımız bugün yapılacaktır.

Siirt, Bitlis, Van, Diyarbakır, Adıyaman, Ağrı, Amasya, Çorum, Muş, Kayseri, Konya, Çankırı, Elazığ, Yozgat, Bingöl, Batman il başkanlarımızla 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi değerlendirilecek, İstanbul’daki hemşerileriyle temas kurmaları konusunda son çalışma ve hazırlıklar gözden geçirilecektir. 


İstanbul Türkiye’nin buluşma ve kaynaşma potası; tarih, kültür, kardeşlik ve medeniyet beşiğidir. Milli Mücadele İstanbul’dan Anadolu’ya ilk adımla ve cesur intikal sonucunda başarılmıştır. 

Bugün de Anadolu’dan İstanbul’a geçilerek yeni bir Milli Mücadele ruhuyla bu aziz kentimizin üzerindeki kabus bulutları dağıtılacak, milli irade eksiksiz tezahür edecek, istikbal ve istiklal haklarımız tescillenecektir. 

CHP’nin asabi, acemi, hazırlıksız, hırçın, denetimsiz, frensiz, maskeli, gizli gündemli adayının eriyişi ve irtifa kaybı sürerken Cumhur İttifakı yükseldikçe yükselecek, Allah’ın izniyle, İstanbullu kardeşlerimizin takdiriyle Sayın Binali Yıldırım Büyükşehir Belediye Başkanı olacaktır.

Mücadelemiz ve kararlı duruşumuz sonuna kadar vakarını ve varlığını muhafaza edecektir. 


İstanbul’un geleceği yabancı başkentlerde, terör örgütlerinin yuvalandıkları ihanet merkezlerinde belirlenemeyecek, buna bizatihi İstanbullular izin vermeyeceklerdir. 

İstanbul Türkiye’dir, Türk milletinin cevheri, mukaddes emanetidir. Bu emanete gölge düşürülmeyecek, tertemiz ve milli bir irade İstanbul’u inşallah ayağa kaldıracaktır. 

Türk milleti müsterih olsun ki, Cumhur İttifakı bunu başarmaya muktedirdir.








HDP, Kürt partisi değildir!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

19 Mayıs’ta HDP Şişli örgütünün yayınladığı mesaj:
“19 Mayıs Pontus Rum Soykırımı Anma Günü. 353 bin Rum öldürüldü, 1 milyon 250 bin Rum mübadeleyle sürgün edildi. #BuAcıHepimizin”
TBMM’de yer alan bir partinin örgütü yayınlıyor bunu…
Y-CHP’nin PKK sevicisi İstanbul İl Başkanı'nın şu mesajından farkı yok:
“23 Nisan’dan bir sonraki gün neydi? Bilmek istemeyenler için ipucu: 1915”.
El ele, kol kola bir ihanet ve utanç!
19 Mayıs’ta Samsun’da Atatürkçülük gösterisi yapan İmamoğlu’nun müttefiki…
HDP, Kürt olmayan ve Kürtçe bile bilmeyen Marksist-Leninistlerin, DHKP-C’lilerin yönettiği bir parti…
PKK uzantısı HEP’ten ÖZDEP’e, ÖZDEP’ten HADEP’e, HADEP’ten DEHAP’a, DEHAP’tan DTP’ye, DTP’den BDP’ye ve BDP’den HDP’ye uzanan bölücü bir siyasî hareket…
Bu militan hareketi Meclise taşıyan da Y-CHP… 1991’de SHP listelerinden seçilip sonra istifa ettiler… DEP, Meclise giriverdi…
Y-CHP, o tarihî hatasını şimdi de PKK’yı belediyelere taşıyarak tekrarlıyor ve aldıkları sonucu da halkın iradesi olarak ilan ediyor…
Bu PKK uzantısı hareketin ilk başkanı Yaşar Kaya idi. Bir süre Almanya’da kaldı, Erbil’de öldü, Özgür Gündem’in sahibi idi…
HADEP kongresinde PKK paçavraları ve bebek katilinin posterlerini astıran Murat Bozlak tutuklandı, sonra vekil oldu, sonra da kanserden öldü.
Ahmet Turan Demir, defalarca tutuklandı, hapis cezası aldı.
DTP’nin eş başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’tu.
Sonra piyasaya Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ve Sabahat Tuncel çıktı.
ÖDP’li fırıldak Ufuk Uras, Mehmet Metiner, Altan Tan, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder, Osman Baydemir ve Figen Yüksekdağ yeni figüranlardı…
Kürtçe konuşamayan ve belediye başkanlığı yapan Kışanak ve Tuncel yargılanıp hapse gönderildi. Şimdi açlık grevi yapan Tuncel, bir ara şu nutukları atıyordu:
“Türkiye halklarına da çağrımız 'Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz.' Bu sadece bir slogan değil, bir gerçekliktir. Eğer bugün Kürtler özgür değilse Türkler de özgür değildir.”
Figen Yüksekdağ, Kürtçe bilmeyen bir Marksist-Leninist… Şimdi hapiste… HDP eş başkanı idi ve şu küstahlığı unutulmayacak:
“Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz!”
Ne Ertuğrul Kürkçü ne de Sırrı Süreyya Önder, Kürt… Kürkçü Dev-Genç’li… Çayan’ın öldürüldüğü olayda samanlıkta saklanmış biri. Kürt olmayan Kürtçü solcu Önder ise şimdi hapiste…
HDP, hiç Kürt halkının derdi ile dertlenmedi. Ne aş, ne iş, ne huzur…
Çözüm sürecinde kirli emelleri için Güneydoğu’yu köstebek yuvası yapıp kan gölüne çevirdiler… Bölge esnafını tehdit ederek sürekli kepenk kapattırdılar.
Yasa dışı eylemlerinde sürekli polisle çatıştılar…
Halkın kendilerine teslim ettiği belediyelerin imkânlarını PKK’ya taşıdılar, yataklık yaptılar…
Mesela eş başkan kızıl Sezai Temelli Kürt değil ve KHK ile İstanbul Üniversitesinden atılanlardan… ÖDP’den ayrılıp HDP’nin kuruluşunda yer aldı. HDP’nin eş başkanı…
“23 Haziran’da CHP’ye oy verirseniz Kandil’in yolu açılır” itirafı ile “Bugün Türkiye’nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Geldiler bu toprakları da kuruttular” küstahlığı ona ait…
Bu kızıl Temelli, 31 Mart sonrası “İstanbul ve Ankara’yı İmamoğlu ve Yavaş değil HDP yönetecek” diyen adam…
Şimdi de “Kayyımları nasıl süpürdüysek İstanbul’u da süpüreceğiz” diyor…
Kürtçü Buldan, Hakkari’de memur iken daha sonra öldürülen, teyzeoğlu eski bir uyuşturucu kaçakçısı PKK’lı ile evlendi…  İstanbul’da “cumartesi anneleri”nin elebaşılarındandı. HDP eş başkanı…
Kürtçü Buldan demokrasi ittifakı dediği “zillet ittifakı”nın adayı İmamoğlu’nun aldığı oy için şöyle diyor: “İmamoğlu'nun başkanlığında 'Kürdistani partiler’in payı var.”
Kürdistani partiler kim? Müttefikleri Y-CHP/İP/SP…
HDP, asla bir Türkiye partisi olmadığı gibi asla Kürt kardeşlerimizi de temsil edemez…
Bunlar, TBMM araçları ile terörist ve silah taşıma ihanetini gösteren taşeronlar…
Birçok Ermeni'yi barındıran PKK’nın siyasî uzantısı ve maşası…
19 Mayıslarda  “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” çığlığı atan Y-CHP’liler nasıl bir kirli iş birliğinin içindeler?
Kürtçü Sakık’ın kendilerine yaptığı “İt sürüleri” hakaretine razılar mı?
Ve Y-CHP’ye bir uyarı daha:
Zırt pırt başvurduğunuz meşhur “367 mucidi” Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, 2002’de DEHAP'ın seçimlere girmesini engellemek için başvurmuş ancak YSK, DEHAP'ın seçimlere katılmasına karar vermişti…

Haberiniz ola!

Türk milleti bu tuzağa düşmez


Türk milleti üzerinde oyun oynayanların, sonu hep hezimet, hep bozgun, hep de acı olmuştur. Bir seçim kazanmanın telaşında değiliz. Ülkemize, milletimize, bekamıza, geleceğimize sahip çıkmanın derdindeyiz.

Birkaç belediye ele geçirdiler ya, gerisini getirip ülkeyi kaosa sürükleyeceklerine olan inançları iyice arttı. Şimdi çok daha hevesli saldırıyor, akla hayale gelmeyecek yalanlara başvuruyor, gafletten ihanete her yolu deniyorlar. 23 Haziran İstanbul seçimlerinde istedikleri sonucu elde etmeleri durumunda daha da azacak ve ülkeyi kilitleyeceklerdir.

SİZİ BİRARAYA GETİREN ŞEY NEDİR?

  Bütün bunları yapıyorlar, sonra da dönüp büyük bir pişkinlikle, erdemden, ahlaktan, davadan, dürüstlükten, samimiyetten dem vuruyorlar. Kendilerine, “bırakın işbirliği yapmayı, bir araya gelmeyi aynı havayı bile teneffüs etmeye tahammül gösteremediğiniz halde, sizi bir araya getiren şey nedir?” diye soruyoruz, duymazdan geliyorlar. Sicillerinin büyük bölümünü oluşturan belgeli yalanlar, hukuk kararları ile kesinleşmiş hırsızlıklar sanki kendilerinin değilmiş gibi, üste çıkıyorlar. Yaptıklarını gizlemek ve ihanetlerini milletten kaçırmak için de, arkadan dolanıyor, “MHP geçmişte şunları söylemişti, AK Parti şöyle yapmıştı” gibi ezberleri tekrarlayıp zihin bulandırmaya uğraşıyorlar.

BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜK

  Bin defa anlattık, aslında çok da iyi anladılar, ama işlerine gelmediği için aynı sakızı çiğneyip duruyorlar. Be hey gafiller, MHP hangi söylediğini inkar etti, hangi yaptığından vazgeçti? MHP’nin tarihi şan ve şerefle yazılmıştır. Geçmişte söylediklerinin hepsi kendi sitesinde duruyor. Ülkemizin ve milletimizin menfaatleri o zaman onu gerektiriyordu. Söylenenlerin doğruluğu ve haklılığı ispatlandı.Sonra 15 Temmuz gibi dünya tarihinde görülmemiş bir ihanet yaşandı. Türkiye ile meselesi olan içeride ve dışarıda her kim varsa, saldırıya geçti. MHP gibi bu ülkenin teminatı olan bir parti, AK Parti’nin gitmesi uğruna memleketimizin felakete sürüklenmesini göze alacak mı zannettiniz?Bunu siz yapabilirsiniz, zaten yapıyorsunuz, ancak MHP için ülkenin bölünmez bütünlüğü her şeyin önünde ve üstündedir. Anlamadığınız, anlasanız da işinize gelmeyen şey tam olarak budur. MHP siyasi menfaatlerinin, küçük oy hesaplarının peşinde koşmuyor, bekamıza sahip çıkıyor.

BİRBİRİNİZE YAKIŞIYORSUNUZ

  Hadi sizde çıkın, ne dünya görüşü, ne siyaset gerçekleri, ne geçmişte, ne gelecekte hiçbir şekilde aynı hedefte olmadığınız halde, sizi bir araya getiren şeyin ne olduğunu bu millete bir anlatın. İhanet derseniz, alası sizin aranızda yaşandı. PKK’dan başlayıp FETÖ’ye uzanan terör örgütlerini temize çıkarma gayretini büyük bir fedakârlıkla yapanlar sizler değil miydiniz? Selahattin Demirtaş’a güzellemeler için aranızda yarışa girmediniz mi? Hakaret derseniz, su katılmamışını birbirinize karşı kullandınız. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu PKK ve uzantılarına kol kanat germekte bir sakınca görmüyor, ama ortaklık kurdukları İP’in Genel Başkanı için, “Kişisel olarak ben, Meral Akşener’in geçmişte namussuz ve aktif siyaset yaptığı, devlet yöneticiliği yaptığı dönemlerdeki duruşunu unutmayanlardanım. Meral Akşener gibi geçmişin kirli siyasetçilerinden Türkiye’nin merkez sağını dolduracak gibi çok umut vadeden cümleler kurmayı da siyasetçi olarak her şeyden önce kendime yakıştıramıyorum.” diyebiliyor. Kim kime ne yakıştırır onu bilemem, ama birbirinize çok yakıştığınız muhakkak.

İSTANBUL’UN KAYBA TAHAMMÜLÜ YOK

  Erdemden uzaklaşmış, utanma duygusundan mahrum kalmış, doğruluğu kaybolmuş siyasi ihtiras sahiplerinden dürüstlük ve samimiyet beklemek beyhudedir. İstanbul gibi, fethi Peygamber Efendimiz tarafından müjdelenmiş bir mübarek şehir böyle bir zihniyete, böyle bir kirli ortaklığa teslim edilemez. Bir defa daha altını çizerek söylüyorum, İstanbul’un zilletin eline geçmesi kaybın ötesinde, çok büyük bir yıkım olur. Zaten büyük sorunları olan bu müstesna şehrimizin 5 yıl gibi bir zamanı kaybetme lüksü yoktur. İddia edilenin tersine, İstanbul’un zillete teslimi halinde çok, ama çok kötü şeyler olacak.

HUKUK GEREĞİNİ YAPTI

  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleri, bir ilin alanıyla sınırlı değildir. Bu seçimler aynı zamanda geleceğimizin seçimidir. Sayın Bahçeli’nin belirttiği gibi, İstanbul iftiharımızın mihveri, istiklal haklarımızın mektebidir. Bu aziz kenti hukuksuzluklara rehin bırakamayız. Bu aziz kenti ihanet senaryolarına, sandık yolsuzluklarına kurban veremeyiz. Unutmayalım ki, 31 Mart’ta İstanbul’un önü kesilmek için hesap üstüne hesap yapıldı. İstanbullu kardeşlerimizin iradeleri gasp edilmek için tezgah kuruldu. Sahada kazanamayanlar, sandık oyunlarına teşebbüs ettiler. Sonuç itibariyle İstanbul seçimlerine şaibe karıştığı netleşti, teyit edildi ve hukuk gereğini yaptı.

YİNE ÖYLE OLACAK  


  Zilletin hesapları, bu kirli oyunun içinde olanların beklentileri kendilerini bağlar. Türk milleti bu tuzağa düşmeyecektir. Türk milleti üzerinde oyun oynayanların, sonu hep hezimet, hep bozgun, hep de acı olmuştur. Yine öyle olacaktır. Bir seçim kazanmanın veya kaybetmenin telaşında değiliz.Ülkemize, milletimize, bekamıza, geleceğimize sahip çıkmanın derdindeyiz. Ve bu yoldan hiçbir şekilde, hiçbir şartta dönmemiz mümkün değildir.

Üç soruda dağıldı gitti

Ekrem İmamoğlu’nun gerçek yüzü Ahmet Hakan’ın sunduğu programda tamamen ortaya çıktı. Yani maskesi düştü. 31 Mart seçimleri öncesi “herkesi kucaklayan, sevgi pıtırcığı, hoşgörülü” diye pazarlanan Ekrem İmamoğlu’na dikkat ederseniz mazbatası elinden alındığı günden bu yana çok gergin, çok stresli, sesini gereğinden çok yükseltiyor, kızıyor, bağırıyor, sinirlerine hâkim olamıyor.
Belli ki bir kaygısı var. Rahat değil…
Ahmet Hakan’ın programı Ekrem İmamoğlu’nun bugüne kadar nasıl rol yaptığının ispatı olmuştur. Ben kendisini tanıdığım ilk günden itibaren “yapmacık, sinsi, kurnaz” diyordum ama tam tanıyamamış olanlar için bu program bir ölçü olacaktır.
Şişirilen bir balon ve hormonlu kahramanlık yüklenilen biri olduğu çok net görülmüştür.
Programda olmayanları “oldu” diye, olanları “olmadı” diye sunması ve bugüne kadar inkâr ettiklerini kabul etmesi en çok göze batanlar olmuştur.
Esenler Belediye Başkanı ve İBB Meclisi AKP Grup Başkanvekili Tevfik Göksu Yunan medyasında çıkan haberleri hatırlatarak aynen şunları demişti:  “Yunan medyası İstanbul’u Yunan kazandı diyor! Bir dakika ya bu arkadaş nereli? CHP’nin adayı nereli? Trabzonlu! Ee nasıl olur, Yunan medyası İstanbul’u Yunan kazandı dedi. Bunlardan bir ses çıkmadı?”
Ahmet Hakan da Ekrem İmamoğlu’na programda bu konuyu sordu.
Bu konuyla ilgili Ahmet Hakan ve Ekrem İmamoğlu arasında geçen diyalog aynen şöyle:
Ekrem İmamoğlu :‘’Uydurma bir yerel gazete, bana diyorlar ki niye cevap vermiyorsun? niye cevap vereceğim? Yunansa yunandır, Rumsa Rumdur, bu ülkede Rum var mı? Var, Yunanlı var mı? Var, işte ne biliyim Ermeni vatandaşımız var mı? Var, herkes var benim de secerem belli yani. İmamoğlu ailesini kime sorsan Trabzon’da tanırlar. Seceresinin nereden geldiğini, ben şimdi oturup da seceremi mi anlatacağım? Kime? Aklı kıt bir belediye başkanına, “aklı kıt”, “cahil”, iftira atıyor ya. Kim derse ona “aklı kıt” derim, kim derse bakın.
Ahmet Hakan: Diyor ki “Bir Yunan medyasında bir haber çıkmış, Ekrem İmamoğlu İstanbul’u fetheden Yunanlı diye, Ekrem İmamoğlu nereli? Trabzonlu, e niye cevap vermiyor bu habere? Ben Trabzonluyum kardeşim bana nasıl böyle bir şey dersin” diye.
Ekrem İmamoğlu: Siz anladınız ne demek istediğimi diyor böyle göz işareti yapıyor, iyi izleyin o zaman.
Ahmet Hakan: Ben izledim, 80 defa izledim.
Ekrem İmamoğlu: Yani “Yunanistan’daki bir yerel gazeteye Ekrem İmamoğlu ne için cevap vermedi? Anladınız onu.”
Ahmet Hakan: Anladınız onu demiyor.
Ekrem İmamoğlu: İzleyin, izleyin.
Ahmet Hakan: Peki beraber izleyelim programdan sonra.
 Ekrem İmamoğlu hem hakaret ediyor, hem de söylenenler ortada iken resmen yalan söylüyor. Buyurun o videoyu tekrar tekrar herkes izlesin. Bakın bakalım Ekrem İmamoğlu’nun dediği gibi mi?
 Ahmet Hakan, “maddi hataların neden büyük bir çoğunluğu Binali Yıldırım’ın aleyhine?” diye sorduğunda Ekrem İmamoğlu itiraf gibi  “O bilgisayar başındaki insanların hatası.” açıklamasını da yaparak aslında oyların çalınma sistemini de göstermiştir.
CHP geçersiz oyların yeniden sayılması için AKP'nin yaptığı başvurunun kabulünün hukuka aykırı olduğu ve durdurulmasını talep ettiği halde bunu inkâr eden şu diyaloğu yaşattı.
Ahmet Hakan: Neden "oylar yeniden sayılsın" demediniz, neden itiraz ettiniz oyların tümünün sayılmasına?
Ekrem İmamoğlu: İtiraz etmedik biz.
Ahmet Hakan: Siz dilekçe vermediniz mi tümü sayılmasın diye?
Ekrem İmamoğlu: Tabii ki.
Ekrem İmamoğlu’na niye güvenilmez gözüyle baktığımı bu programda bir kez daha anladım.
Ekrem İmamoğlu “kazanan” olmak için her yola başvuracak, her türlü karanlık odaklarla işbirliği yapacak karakterde birisidir. Mazbatasını alır almaz “Demirtaş’ın çizgisini çok beğeniyorum” demesi aslında onun çakma bir Trabzonlu ve Karadenizli olduğunun ispatı olmuştu. Trabzon’a HDP giremezken “HDP aday çıkarmıyor beni destekliyorsa, HDP seçmeninin başımın üstünde yeri var” diyen Ekrem İmamoğlu üzerinden Trabzon ve Karadenizlilik tartışması bile zaman kaybıdır.
Ekrem İmamoğlu bir projedir. Ama kendinin dediği gibi “Ben bir projeyim. Tümüyle bir proje aslında, bu proje Atatürk Cumhuriyeti’nin projesi.” şeklinde değil…
Ekrem İmamoğlu Atatürk’ün miras bıraktığı Türkiye Cumhuriyetini bölmek ve parçalamak isteyenleri başının üstünde taşıyan, onların çizgisini çok beğenen bir projedir.
Öyle bir proje ki Ahmet Hakan gibi 2-3 gazeteci daha soru sorarsa dağılıp gidecek…
Ne diyordu o meşhur şarkının sözlerinde…
Of bu ne sinir bu öfke
Aman bir telaş bir acele
Herkes birbirini boğacak
Bu gidişle sonumuz ne olacak
Şişt şişt sakin ol sinirlerine hâkim ol
Şişşt Şiişt sakin ol sinirlerine hâkim ol

Sana armağan ediyoruz bu şarkıyı Ekrem İmamoğlu…





22 Mayıs 2019 Çarşamba

YSK İstanbul seçiminin iptalinin gerekçeli kararını açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


YSK'nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin 4'e karşı 7 üyenin oy çokluğuyla aldığı kararın gerekçesi açıklandı. İşte YSK'nın açıkladığı gerekçeli kararın tamamı...



Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 6 Mayıs’ta iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi kararının gerekçesini açıkladı.

GEREKÇELİ KARARIN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ


YSK'nın gerekçeli kararından önemli başlıklar;

754 SANDIK KURULU BAŞKANI KAMU GÖREVLİSİ DEĞİL


754 sandıkta kanuni zorunluluğa karşın sandık başkanı olarak görevlendirilenlerin bir kısmının emekli memur, bir kısmının özel hastane çalışanı, bir kısmının emekli öğretmen, bir kısmının özel eğitim kurumları öğretmeni, bir kısmının mali müşavir, bir kısmının şirket/sektör çalışanı, bir kısmının muhasebeci, bir kısmının kargo şirketi çalışanı, bir kısmının özel banka çalışanı, bir kısmının avukat ve hukuk bürosu çalışanı, bir kısmının sürücü kursu çalışanı, bir kısmının mühendis, bir kısmının çalışmadığı ve bir kısmının ise bireysel başvuru üzerine görevlendirildiği ve mesleklerinin belirtilmediği tespit edilmiştir.

OY FARKININ 20 KATINDAN DAHA FAZLA OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI


Seçmen listesinde yapılan bütün maddi hatalar ve/veya kasti yanlışlıklar ve kanuna
aykırılıklar sebebiyle gerçek durumu tespit edilemeyen şüpheli oy sayısını 300.000’den fazla olduğu, bu sayının Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi adayları arasındaki fark olan 13.742 (Oy farkının yaklaşık 20 katı)'den fazla olduğu tespit edilmiştir."
Sayım döküm cetveli boş olan sandıklara ilişkin olarak yapılan incelemede:Ataşehir 1. İlçe 1340 numaralı sandığa ait, Beykoz İlçesinde 1312 numaralı sandığa ait, Beylikdüzü İlçesinde 1300 numaralı sandığa ait, Esenyurt 1. İlçe 1289 numaralı sandığa ait, Esenyurt 2. İlçe 2086 ve 2129 numaralı sandıklara ait, Gaziosmanpaşa 3. İlçe 3302 numaralı sandığa ait, Kadıköy 1. İlçe 1195 numaralı sandığa ait, Kartal 1. İlçe 1006 numaralı sandıklara ait, Sancaktepe 1. İlçe 1266 numaralı sandığa ait, Sarıyer 1. İlçe 1122 numaralı sandıklara ait, Şile İlçesinde 1001 numaralı sandığa ait, Zeytinburnu 1. İlçe 1040, 1043, 1044, 1057, 1114 ve 1212 numaralı sandıklarda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ait sayım döküm cetvellerinin boş olduğu tespit edilmiştir.

İstanbul'da sandık kurulu başkanlığı için ihtiyaç duyulanIn 7 katı kadar kamu görevlisi var. Hal böyleyken ilçe secim kurullarının mülki amirden gelen liste dışından sandık kurulu başkanı seçmesi seçimin güvenilirliğini ortadan kaldırmıştır.

ÖLÜLERİN YERİNE OY KULLANILMIŞ




İlçe seçim kurullarınca yapılan incelemeler sonucunda 377 kısıtlının oy kullandığı, 6 sandıkta ölülerin yerine oy kullanıldığı, 41 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 58 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin oy kullandığı tespit edilmiştir. Bu şekilde oy kullanma hakkı olmamasına karşın oy kullandığı tespit edilen kişi sayısının 706 olduğu görülmüştür."
İstanbul genelinde, sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde 108 sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30 bin 281'dir.

TUTANAĞA YAZILANLAR TORBADA ÇIKMADI


YSK, seçim tutanaklarına yazılan geçersiz oyların çoğunun oy torbalarından çıkmadığını tespit etti.



GÜVENİNİRLİĞİ CİDDİ BİR ŞEKİLDE ZEDELEMİŞTİR


Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir.
Sandık kurulu başkanlarının kanun hükümlerine aykırı görevlendirilmesi ve bu kurulların yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesinin mümkün bulunmaması ile diğer kanuna aykırılık ve usulsüzlükler, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldıran ve seçim sonucuna müessir olay ve haller kapsamında görülmüş, bu nedenle seçimin iptali ve yenilenmesine karar verilmesi gerekmiştir.

KHK'LI 6 KİŞİ SANDIK KURULU BAŞKANI


KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişilerden 6'sı sandık kurulu başkanı, 3'ü sandık kurulu kamu görevlisi üyesi olarak görevlendirilmiştir.
Sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı belirlenmesiyle ilgili YSK'nin daha önceden vermiş olduğu emsal oluşturacak içtihadı bulunmamaktadır.

YSK açıkladı! İstanbul'da şüpheli oy sayısı

Yüksek Seçim Kurulu, iptal edilip yenilenmesine karar verilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda "Şüpheli oy sayısı 300 binden fazla ve bu sayı AK Parti ile CHP arasındaki oy farkının yaklaşık 20 katı" ifadeleri dikkat çekti.
YSK'nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin 4'e karşı 7 üyenin oy çokluğuyla aldığı kararın gerekçesi açıklandı.
YSK kararında, şüpheli oy sayısının 300 binden fazla olduğu ve bu sayısının AK Parti ile CHP arasındaki oy farkının 20 kat fazla olduğuna dikkat çekildi.

'MEVCUT OY FARKININ 20 KATI'


"Seçmen listesinde yapılan bütün maddi hatalar ve/veya kasti yanlışlıklar ve kanuna aykırılıklar sebebiyle gerçek durumu tespit edilemeyen şüpheli oy sayısını 300.000’den fazla olduğu, bu sayının Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi adayları arasındaki fark olan 13.742 (Oy farkının yaklaşık 20 katı)'den fazla olduğu tespit edilmiştir.
Sayım döküm cetveli boş olan sandıklara ilişkin olarak yapılan incelemede:Ataşehir 1. İlçe 1340 numaralı sandığa ait, Beykoz İlçesinde 1312 numaralı sandığa ait, Beylikdüzü İlçesinde 1300 numaralı sandığa ait, Esenyurt 1. İlçe 1289 numaralı sandığa ait, Esenyurt 2. İlçe 2086 ve 2129 numaralı sandıklara ait, Gaziosmanpaşa 3. İlçe 3302 numaralı sandığa ait, Kadıköy 1. İlçe 1195 numaralı sandığa ait, Kartal 1. İlçe 1006 numaralı sandıklara ait, Sancaktepe 1. İlçe 1266 numaralı sandığa ait, Sarıyer 1. İlçe 1122 numaralı sandıklara ait, Şile İlçesinde 1001 numaralı sandığa ait, Zeytinburnu 1. İlçe 1040, 1043, 1044, 1057, 1114 ve 1212 numaralı sandıklarda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ait sayım döküm cetvellerinin boş olduğu tespit edilmiştir.

İstanbul'da sandık kurulu başkanlığı için ihtiyaç duyulanIn 7 katı kadar kamu görevlisi var. Hal böyleyken ilçe secim kurullarının mülki amirden gelen liste dışından sandık kurulu başkanı seçmesi seçimin güvenilirliğini ortadan kaldırmıştır."


22 Nisan 2019 Pazartesi

Devlet Bahçeli'den Kılıçdaroğlu açıklaması!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Bahçeli: Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı kabul edilemez

Saldırıya uğrayan Kılıçdaroğlu ile ilgili bir açıklama daha yapan Bahçeli, "HDP ile aynı kareye girenlerin, tedbir almadan şehit cenazesine gitmesi gaflet değilse, gizli gündemdir" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Ankara'nın Çubuk ilçesinde yapılan saldırının ardından siyasi parti liderlerinden de açıklamalar gelmeye devam ediyor.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırının kabul edilemez nitelikte olduğunu belirterek CHP için "HDP ile aynı kareye girenlerin, tedbir almadan şehit cenazesine gitmesi gaflet değilse, gizli gündemdir" açıklamasında bulundu.

Bahçeli'nin açıklamasında öne çıkan satır başları:

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinden hemen sonra düşmesi ve yatışması beklenen siyasi tansiyon bilakis günden güne artış göstermiş, kışkırtılan ve kutuplaşmayla birlikte yaygınlık kazanan gerginlik süreci tehlikeli bir noktaya gelmiştir. 

Gelişmeler esef ve endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İç barış ortamımız ve toplumsal huzurumuz açıktan hedef alınmıştır. Türkiye kontrollü şekilde tırmandırılan, sistematik biçimde genişletilen siyasi anlaşmazlıkların ve sertleşen görüş ayrılıklarının yörüngesine çekilmiştir.

Milli beka, milli kimlik, milli varlık ve kardeşlik için duyduğumuz kaygı verici gelişmelerin tamamı ve öngörülerimiz maalesef gerçekleşme yolunda hız kazanmıştır. Bugünkü ülke tablosunda milletimizin sinir uçlarıyla oynanması şöyle dursun, milli sabır ve tahammül sınırları vahim derecede tahrip edilmiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri üzerindeki sis perdesi, şirazesinden çıkan şaibe iddiaları, devamlı kamçılanan ihtilaflar, devamlı körüklenen husumet ve cepheleşmeler Türkiye’yi bir yol ayrımına kadar getirmiştir.

"CHP'NİN SORUMSUZ POLİTİKALARI GÜVENLİK SORUNUNA DAVETİYE ÇIKARMIŞTIR"


31 Mart seçimlerinden önce HDP ve PKK’yla siyasi emel ve hedef birlikteliği içine girerek tarihi istikametinden sapan, kuruluş ilkelerinden savrulan CHP’nin, doğrudan kargaşa ve kriz anlayışına saplanması, ülkemizin demokratik imajını karalama hevesi tevili olmayan bir akıl tutulması olarak karşımıza çıkmıştır. 

Türkiye’nin suhulete, uhulete ve sükûnete ihtiyacı varken, milli birlik ve kardeşliğimizin kuvvetlenip temel meselelerin ortak akıl ile kavranması gerekiyorken CHP’nin sancılı ve sorumsuz politikalara meyletmesi bir güvenlik sorununa davetiye çıkarmıştır.

31 Mart öncesi yaptığımız uyarıların hemen hepsi ne hazin ve ibretlik bir vakıadır ki, yaşanmaya, birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. CHP’nin sırf daha fazla belediye kazanmak için PKK’ya umut bağlaması, HDP’yle aynı hizaya girmesi milletimizde beklendiği gibi büyük bir tepki ve itiraza neden olmuştur. 

Açıktır ki, kaleme alınan karanlık bir senaryo adım adım icra edilmektedir. Meydana gelen zincirleme olaylar CHP’nin öz eleştiri yapmasını zorunlu hale getirmiştir. İstanbul merkezli derinleşen tahrik kampanyasının, bardağı taşıran sandık yolsuzluklarının, izahı olmayan hak gasplarının, hukuka giydirilmek istenen deli gömleklerinin ülkemizin meflûç hale gelmesi için planlandığı bir vehim değil, bir vakadır.

Türkiye ekonomisine yönelik organize saldırıların, 31 Mart’ı kaosa havale etmek isteyen iç ve dış odakların, bunlara çanak tutan maksatlı ve marazi siyasetçilerin yanan ateşe benzin döktükleri, bunu da pervasızca yaptıkları geldiğimiz bu aşamada barizdir, belgelidir. 

Milliyetçi HareketPartisi Türkiye üzerinde oynanan oyunları dikkatle takip etmektedir. Özellikle partimizi provokasyonlarına alet etmek isteyen ahlaksızlara karşı uyanık ve soğukkanlı vasfımızı da sonuna kadar koruyacağız.

"PARTİMİZİ HEDEF ALAN SALDIRILARIN KOMPLO OLDUĞU KESİNDİR"


Kaynağı ne olursa olsun, nereden gelirse gelsin, hangi bahaneyle yapılırsa yapılsın şiddeti tasvip etmek, şiddete göz yummak akıl ve vicdan ölçülerini inkar etmektir. 

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nde katıldığı şehit cenazesinden hemen sonra maiyetiyle birlikte karşı karşıya kaldığı saldırı ve kötü muameleler kabul edilemez niteliktedir. Milli kültürümüzün, inançlarımızın ve geleneklerimizin tamamen hilafına vasat bulan dünkü manzaraları Milliyetçi Hareket Partisi reddetmektedir.

Hiç kimse olayların gizli faili ve azmettiricisi olarak partimizi ve dava arkadaşlarımızı göstermeye kalkışmamalıdır. Partimizi hedef alan iğrenç iftiraların, sosyal medya aracılığıyla yapılan hayasız saldırıların, ilkesiz medya karalamalarının, ilkel isnatların alçak bir komplo olduğu katidir, kesindir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset ve üslubu kavga ve karışıklığa değil, kardeşlik ve kucaklaşmaya hizmet etmektedir. Sağduyu, sabır, sakinlik ve akıl davamızın harcıdır.

"GÜVENLİK GÜÇLERİNE BİLDİRMEDEN GELMELERİNİN SONUCUDUR"


Berat Kandili gecesi Türkiye-Irak sınırında 4 kahramanımız PKK’lı teröristlerin saldırılarıyla şehit olmuş, 6 kahramanımız da yaralanmıştır. 31 Mart seçimlerine kadar hiçbir eylemi görülmeyen katillerin, bugünkü nazik ve hassas dönemde hunhar saldırılarla tekrar gündem olmaları muhataralı bir tezgâhın tezahürüne işarettir.

Bir yanda YSK’nın İstanbul seçimleriyle ilgili olağanüstü itiraz sürecinin işlediği, diğer yanda 1 Mayıs gösterileriyle ilgili bugünden zorlama ve dayatmaların tedavülde olduğu bir zaman aralığında Çubuk hadisesi gerçekleşmiştir. 

Mehmetçik katilleriyle örtülü ittifak yapanların, HDP’yle aynı kareye girenlerin, YPG’ye terör örgütü demekten acziyet yaşayanların protesto edilmeleri neredeyse kaçınılmaz iken, adeta meydan okur gibi, hiçbir tedbir almadan, güvenlik güçlerini bilgilendirmeden, şehit ailesine bilgi vermeden şehit cenazesine katılmaları eğer gaflet değilse, kesinlikle bir gizli gündemin sonucudur.

Ne üzücüdür ki, şehidimiz Yener Kırıkcı’yı ne anan ne de hatırlayan olmuştur. Aziz vatan evlatlarına Berat Gecesi’nde saldıran hainler ikinci plana düşerken Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırılar ön plana geçmiştir. 

Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nün yüksek duyarlılığı, şehidimizin geride bıraktığı acı ve yası dikkate alınmamış, muhtemel provokasyonlar gözardı edilmiştir. Bize göre bunun izahı yoktur. CHP’nin, HDP ve PKK ittifakı sıcaklığını hala korurken yöre halkının infialini ve galeyana gelme ihtimalini hesaba katmamak hem ufuksuzluk hem de siyasi mağduriyet tesis etme hazırlığıdır.

"GİZLİ KAPAKLI HİÇBİR ŞEY KALMAMALIDIR"


Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırının failleri gözaltına alınmıştır. Her şey hukuk içinde yürütülmektedir. Kuşkusuz menfur saldırı bütün yönleriyle, bütün unsurlarıyla incelenmeli, adli ve idari soruşturma ve kovuşturma süreçleri derinleştirilerek temin ve takviye edilmelidir. Gizli kapaklı hiçbir şey kalmamalıdır. Provokasyon varsa, oyun varsa, tuzak varsa, organize bir tertip ve tezgah kurulmuşsa mutlaka deşifre edilip sonuçlar milletimizle paylaşılmalıdır.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın olay mahallinden Genel Başkanı’nı bırakıp kaçması titizlikle araştırılmalı, olayların içinde parmağının olup olmadığı analiz edilmelidir.

Siyasette farklı ittifak modellerinin konuşulup yeni hükümet sistemine siyasi sicilleri karanlık ve şaibeli isimlerden sosyal medya vasıtasıyla itirazların dillendirilmesi önümüzde ağır bir gündemin varlığına işarettir. 

Puslu ortamları siyasi çıkarları için devşirmeye kalkışan müflis siyaset eskilerinin; hem Cumhur İttifakı’na hem de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne kurnaz akınları Türkiye’nin uçuruma çekilme amacının en bariz delilidir. Türk milleti Cumhur İttifakı’na ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, inanıyorum ki, adanmışlıkla, inanmışlıkla sahip çıkacaktır. Mazileri yıkım ve çözülme olanların yeniden başlarını kaldırmaları beyhude bir çırpınmadır.

"TÜRK MİLLERİNİN CHP İLE PKK'NIN KURDUĞU TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİNE İNANIYORUM


Gazi Meclisimizin 99’uncu kuruluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, İlk Meclis’in aziz anıları, muhterem emanetleri, Milli Mücadele’nin eşsiz hatıraları milli vicdanda mahfuz tutulup, milli birlik ve kardeşliğimizin daha da güçlenmesine katkı verecektir. Beklentimiz budur, mücadelemiz buna yöneliktir. 

Bu vesileyle bütün çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten tebrik ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bize emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İlk Meclis’in tüm mebuslarını, kurucu kahramanları ve vatanımızın bekası için canlarını seve seve veren muhterem şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Vatan ve millet uğruna evlatlarını şehit veren, bu yolda gazi olan, yıllarını bu mücadeleye adayan bütün kardeşlerimden, ailelerinden, arkadaşlarından ve vatandaşlarımdan metanetlerini korumalarını temenni ediyorum. Türk milletinin, CHP ile PKK’nın kurduğu tuzağa düşmeyeceğine, birliğini ve beraberliğini bozmayacağına yürekten inanıyorum.


Partimiz ve kadrolarımız, milletimiz üzerindeki oyunu okumuş, görmüş ve bozmak için bir kez daha harekete geçmiştir. Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi karanlık şirret oyunun içinde asla yer almayacaktır. 

Aziz milletimizi de bu oyuna düşmemesi konusunda uyarmaya sonuna kadar devam edecektir. Kirli oyundaki aktörlerin partimize yönelik saldırıları ve yükselen öfkeleri ters tepecek, nihai olarak sağduyu kazanacak, Türk milleti emin adımlarla 2023 Lider Ülke Türkiye hedefine ulaşacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda yeminlidir, hiçbir tahrike prim vermeyecek, doğru bildiklerini haykırmaktan da vazgeçmeyecektir.








7 Nisan 2019 Pazar

Haftalık Haber Yorum ve Analiz

07.04.2019 / 14.04.2019

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




NATO’yu kim tehdit ediyor: Türkiye’nin S-400’leri mi, Beyaz Saray’ın Evanjelikleri mi?


ABD’deki Evanjelik-Neocon yapılanma S-400 sistemlerinin Türkiye tarafından alımını bahane ederek, Doğu Akdeniz’de inşa edilen enerji yataklarını yağmalama ittifakının güvenliğini sağlama derdinde,
NATO dışişleri bakanlarının Washington’daki toplantılarında, F-35 projesinin Kuzey Atlantik İttifakı’nın hava gücünü modernize etme amacını aşarak, Türkiye başta olmak üzere Avrupalı müttefikler üzerinde bir baskı unsuru olma amacı taşıdığı artık uluslararası kamuoyunun malumu haline geldi. Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunma sistemi ihtiyacını karşılama konusundaki umursamaz tavrını yıllarca muhafaza eden ABD, bugün Rusya’dan tedarik edilecek S-400 füze sistemi ile F-35 projesi arasında kurduğu akıl dışı bağ ile Türkiye’yi projenin dışına itmeye çalışıyor. Peki, Türkiye’nin S-400 alması durumunda güvenilmez bir müttefik durumuna düşeceği, NATO’nun güvenliğini tehlikeye atacağı ya da F-35 uçaklarının sırlarının Rusya’nın eline geçeceğine dair korkular gerçeği yansıtıyor mu? 



ABD'nin Golan kararı bir uluslararası hukuk cinayetidir

Trump yönetiminin Golan kararı, uluslararası hukukta büyük mücadeleler sonucunda elde edilmiş kazanımların yok sayılmasıdır; saldırgan devletlerin cezalandırılması yerine ödüllendirilmesidir.

Uluslararası hukukun bugün en büyük sorunlarından biri olan devletlerin saldırganlığının önlenmesi hususu, geçmişte günümüzden de önemli bir sorundu. Uluslararası hukukun başlangıcı olarak genellikle 1648 Vestfalya Barışı kabul edilir. 1648’den başlatılan klasik uluslararası hukuk, Avrupalı devletlerin oluşturduğu ve onların arasında geçerli olan bir hukuktu. O nedenle, klasik uluslararası hukuk yerine, “Avrupa kamu hukuku” kavramı da kullanılır.



Mısır’da yargının zoru ne?

Mısır’da darbenin gerçekleşmesinden bugüne, yargı yoluyla ciddi bir baskı inşa edilmiş durumda. Yargının sürekli olarak idam kararları vermesi ve bu kararları aralıklarla uyguluyor olması toplumda ciddi bir baskı oluşturuyor.

Mısır son dönemlerde aldığı idam kararları ve idam ettiği gençler dolayısıyla yargı sistemi üzerinden sıklıkla gündeme geliyor. Yargının aldığı bu kararlar, Mısır’da hem yargı bağımsızlığının durumunu hem de siyasi otoritenin halka karşı acımasız tavrını tekrar dünya gündemine taşıyor. Aslında Mısır’da yargı sisteminin rejim açısından oynadığı rol yeni bir durum değil. Mısır’da yargının bugünkü misyonu, Nasır döneminde inşa edilen haliyle uyum içindedir.



Orta Afrika Cumhuriyeti’nde barış süreci ve yeni dengeler

Bağımsızlığından bu yana beş askeri darbeye maruz kalan ve 2012 yılından bu yana oldukça yıpratıcı bir iç savaş yaşayan Orta Afrika Cumhuriyeti’nde nihayet iç barış sağlanmak üzere.
Bağımsızlığını ilan ettiği 1960 yılından itibaren istikrarsız yapısıyla dikkatleri üzerine çeken, bu süreçte Fransa’nın güdümünde gerçekleşen beş askeri darbeye maruz kalan ve 2012 yılından bu yana oldukça yıpratıcı bir iç savaş yaşayan Orta Afrika Cumhuriyeti’nde nihayet iç barış sağlanmak üzere. Yıllardır uluslararası siyasetin gündemini yoğun olarak meşgul etmesine rağmen sorunlarının çözümü konusunda yeterli destek alamayan ülkede, hükümet kağıt üzerinde egemenliği altında görünen toprakların yaklaşık yüzde 80’inde fiili hâkimiyetini sürdüren çeşitli silahlı gruplarla anlaşmaya vardı. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde barışın tesis edilmesi ve ülkenin istikrara kavuşturulmasına yönelik çabalarda iki aktör ön plana çıkıyor: Komşu Sudan ve kıta dışından gelen Rusya Federasyonu.



Darbeci Sisi İslam’ın değerlerine savaş açtı! Skandal talimat

Mısır'da darbeyle başa geçen Sisi, ülkedeki belirli grupların veya cemaatlerin adını taşıyan camilerin adlarını bir ay içinde değiştirmelerini emretti.
Mısır'ın darbeci lideri Sisi, İslâm dini devletin tekeli altına almak için harekete geçti. Ramazan programlarına sansür getirme hazırlığı içinde olan Sisi; şimdi de, camilere el attı. Rejime yönelik tepkilerin giderek artmasından rahatsız olan Sisi yönetimi, ülkedeki belirli grupların veya cemaatlerin adını taşıyan camilerin adlarını bir ay içinde değiştirmelerini emretti.
"Bir grubun veya dini partinin ideolojisine yansıtılmamalı"
Mısır Vakıflar Bakanlığı tarafından geçen çarşamba günü yapılan açıklamada, isimlerin seçiminde herhangi bir grubun veya dini partinin ideolojisine yansıtmamasını istendi.
Vakıflardan sorumlu bakan Dr. Mohamed Mokhtar Gomaa yaptığı açıklamada, camilerin Allah'ın evleri olduğunu, belirli gruplara ait olmamalı veya belirli bir parti lehine veya hizip lehine kullanılmaması gerektiğini söyledi. Gomaa, camilerin kısmi, siyasi veya ideolojik ihtilaflarda kullanılmaması gerektiğini ileri sürerek, aşırılık yanlısı grupların şiddeti teşvik etmek ve sivilleri hedef almak için ibadet eden yerleri kullanmasının engellenmesi gerektiğini belirtti.
Bu arada Gomaa, camilerin mesajının vandalizm çağrısına karşı dünyada barışı yayması gerektiğini söyledi.


TÜRKİYE'NİN YAZARLARI NE DEMİŞ ?


YILDIRAY ÇİÇEK

İhanete yol verme Türkiye...

Ölmek, öldürmek, mayın, bomba, kurşun dışında başka bir özelliği olmayan terör örgütü niçin adapte olmuş bir şekilde kendilerini CHP, İP ve SP üzerinden yönetim üzerinde etkili konuma getirmek istiyor. Yarın Allah göstermesin Ankara, İstanbul gibi Türkiye’nin en büyük illerini HDP destekli CHP yönettiğinde Gezi gibi, Kobani gibi, hendek ve çukur gibi eylemler olduğunda buraların belediye başkanları kimin hesabına çalışacaktır?


AHMET ŞAFAK



Gönül seferberliği


Seçim bitti.
Milli irade, yerel seçim düzleminde tecelli etti.
Seçim sonuçları halkın tercihidir.
Bu demokratik bir yarıştır .

Elbette mevcut seçim sonucunun bir dili, bir söylemi vardır.
Halk, oyunu verirken şehrin, ilçenin, beldenin durumu kadar; ülke genelinin dalgalanmalarının etkisini de göz önünde bulundurur.



ORHAN KARATAŞ



YSK’daki ilginç durum

YSK Yüksek Mahkeme Üyesi ve İl ve İlçe Seçim Kurul Başkanları arasında bu kadar ihraç varken, çok daha yüksek sayıdaki İlçe Seçim Kurulu Üyesi ve Seçim Müdürlüklerinde ihraç sayısının sıfır olması çok dikkat çekicidir.


 Seçim sonuçlarının çok küçük farklar ortaya koyduğu yerlerde itirazların olması anlaşılabilir bir durumdur. İstanbul gibi 9 milyondan fazla seçmeni bulunan, 8,5 milyon oy kullanılan bir metropolde, binde 2’yi bile bulmayan birkaç bin oy fark ortaya çıkarsa, itirazlar olması son derece doğaldır. Kaldı ki, bu itirazları haklı çıkaran başka gelişmeler de yaşanmaktadır. 320 bin geçersiz oy vardır. Birleştirme tutanaklarında sonuçların yanlış işlendiği ortaya çıkmıştır. Sahte seçmene varan başka iddialar ortalıkta dolaşmaktadır. Her oy kıymetlidir ve değerlidir ve tek bir tanesinin bile ziyan olmaması gerekir. Sonuç ne olursa olsun, verilmiş helal oylara sahip çıkmak her partinin görevidir.



MUSTAFA ÖNDER



AKP medyasının payı…


Bu seçimlerin en önemli mağlubu AKP medyasıdır…
Gazetelerinden televizyonlarına kadar…
Neresinden başlayalım anlatmaya?
“Yağcılık”tan başka hüneri olmayan ve Reis’in uçağından inmeyen…
Lüks hayatları ve evlilikleri göz önündeyken…
Gazete ve televizyonlarda bol paralı köşe başlarını tutmuş…
Birçok kanalda “assolist” olarak boy gösteren…
Birçok antipatik kadın ve erkek kalemşör-medya maydanozunun fikir üretmekten ziyade…
Devamlı ona buna saldırıp nefret saçan…
Korkak, ürkek, menfaatperest, egoist ve güç zehirlenmesinde birçok insan…
Zillet ittifakının değirmenine su taşıdıklarının farkına bile varamadılar!











2 Nisan 2019 Salı

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Bitti İşte Sonuçlar

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




Seçim sonuçları 2019 açıklanıyor - İstanbul'u kim kazandı?31 Mart Yerel Seçim sonuçları 

 

Türkiye, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için sandıklara giderek tercihlerini yaptı. 

YSK'nın seçim yasaklarını kaldırması ile beraber gerek televizyon gerekse internet üzerinden 31 Mart 2019 yerel seçim sonucu son dakika ve canlı olarak vatandaşlar tarafından takip edildi. 

Bu doğrultuda, YSK'nın kesin verileri açıklanana kadar yerel seçim partilerin oy oranları da büyük ölçüde belli oldu. 

Her yerel seçimde olduğu gibi bunda da Bursa, Ankara, İzmir, Antalya ve İstanbul seçim sonuçları en çok merak edilenler arasında öne çıktı. 

Peki, İstanbul'u kim, hangi parti kazandı? Haberimizin detaylarından, olarak Ankara, İzmir ve İstanbul seçim sonuçları bilgilerine ulaşabilir anbean son dakika yerel seçim oy oranları takibini gerçekleştirebilirsiniz.

31 Mart 2019 yerel seçim sonuçları için heyecan dorukta! 

Pazar sabahı sandıklara giderek oylarını kullanan vatandaşlar, akşam saatlerinden itibaren seçim sonucu ve oy oranları hakkında sorgulamalarına başladı. 

Dün, YSK yasaklarının 19.15'te son bulması ve yerel seçim sonuçları televizyon ve internette halka duyurulmaya başlaması ile birçok ildeki son durum canlı takip edildi.

31 MART 2019 YEREL SEÇİM SONUÇLARI


Bu doğrultuda, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Balıkesir, Trabzon, Muğla, Kayseri ve Diyarbakır gibi Büyükşehirler ile tüm illerin son dakika yerel seçim sonuçları için en doğru adres TDP

İSTANBUL'U KİM, HANGİ PARTİ KAZANDI?


Bu seçimde en çok merak edilen il ise hiç şüphesiz İstanbul oldu. Peki, İstanbul'u kim, hangi parti kazandı? 

Haberimizin detaylarından son dakika yerel seçim sonuçları bilgilerine ulaşabilir, Ankara, İzmir ve İstanbul seçim sonucu canlı takibini yapabilirsiniz.


İSTANBUL SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA


ANKARA SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA


 İZMİR SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA


YEREL SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA (GENEL)


31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için 32 ilde seçmenler, saat 07.00'den itibaren sandık başına giderken, diğer illerde de oy verme saat 08.00'de başladı. 17:00 itibariyle oy verme işlemi sona erdi.

 KAÇ SEÇMEN OY KULLANDI


Seçimde, yaklaşık 57 milyon 58 bin 636 seçmen, 194 bin 390 sandıkta oy kullandı

GÖZLER YSK'DA



17:00'da sandıkların kapanması ile birlikte gözler seçim sonuçlarına çevrilecek. 

Daha önceki seçimlerde 19:00 olarak belirlenen seçim yasakları kaldırılma saati YSK kararı ile öne çekilebilir. 

Bugün konu ile ilgili henüz resmi bir açıklama gelmedi. 

Yüksek Seçim Kurulu'nun seçim yasağını kaldırdığı saatten itibaren sonuçları Türkiye Diriliş Postası'ndan anbean takip edebilirsiniz.



*Türkiye geneli belediye seçim sonuçlarına göre



                                               
AK Parti:44.31 %     MHP :7.31 %            CHP:30.11 %           İyi Parti: 7.45 %       HDP :4.24 %         Diğer:6.58 %  
                              


Haber ve İstatistikler



01.04.2019 19:30
Anadolu Ajansı İstanbul'daki Sandıkların Yüzde Yüzünü açıkladı: Ekrem İmamoğlu 23 Bin 945 Oyla Önde

01.04.2019 13:11
Anadolu Ajansı verileri güncelledi. Buna göre İstanbul'da Ekrem İmamoğlu yüzde 48,79, Binali Yıldırım ise yüzde 48,51 oranında oy alıyor!

01.04.2019 11:54
CHP'den açıklama: Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimini 4 milyon 165 bin oyla kazanmıştır, Binali Yıldırım ise 4 milyon 138 bin oy almıştır!

01.04.2019 09:16
Resmi olmayan rakamlara göre Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni AK Parti'nin Adayı Alinur Aktaş kazandı.


Sandıkların Yüzde Yüzü Açıldı, 30 İl El Değiştirdi! İşte O iller


Anadolu Ajansı akşam saatlerinde sandıkların yüzde yüzünün açıldığını duyurdu. Kesin olmayan sonuçlara göre 30 il el değiştirdi
31 Mart yerel seçimlerinde kesinleşen sonuçlara göre birçok ilde belediye başkanlıkları el değiştirdi. Resmi olmayan sonuçlara göreAK Parti en az 14 ilde seçimi kaybetti. Bu illerin büyük çoğunluğu CHP'ye geçerken, bazıları ise MHP'ye geçti.

AK PARTİ 3 YENİ İL KAZANDI

AK Parti Kürt seçmenin en yoğun olduğu iller Şırnak, Ağrı, Bitlis'i HDP'den aldı. Bu illere İçişlerş Bakanlığı tarafından kayyum atanmış ve halkın kayyumun hizmetlerinden memnun olduğu belirtiliyordu.

AK PARTİ 14 ŞEHRİ KAYBETTİ

AK Parti 14 ilde ise kaybetti. Ak Parti'nin elinde bulunan illerin büyük çoğunluğu CHP'nin eline geçerken, bazıları ise MHP'ye geçti.

MHP 6 YENİ İL KAZANDI

Bu seçimin karlı çıkan partilerinden biri şüphesiz MHP oldu. MHP 6 yeni il kazanmış oldu.

İŞTE EL DEĞİŞTİREN İLLERİN LİSTESİ

1-İstanbul: AK Parti'den CHP'ye
2- Antalya: AKP'den CHP'ye
3- Ankara: AKP'den CHP'ye
4- Tunceli: BDP'den (HDP) TKP'ye
5- Ardahan: AK Parti'den CHP'ye
6- Ağrı: BDP'den (HDP) AK Parti'ye
7- Bitlis: BDP'den (HDP) AK Parti'ye
8- Artvin: AK Parti'den CHP'ye
9- Kars: MHP'den HDP'ye
10- Bilecik: AK Parti'den CHP'ye
11- Sinop: AK Parti'den CHP'ye
12- Bolu: AK Parti'den CHP'ye
13- Kırşehir: AK Parti'den CHP'ye
14- Amasya: AK Parti'den MHP'ye
15- Kastamonu: AK Parti'den MHP'ye
16- Erzincan: AK Parti'den MHP'ye
17- Karaman: AK Parti'den MHP'ye
18- Çankırı: AK Parti'den MHP'ye
19- Bayburt: AKP'den MHP'ye
20- Kırklareli: CHP'den bağımsız adaya
22- Mardin: Bağımsız'dan HDP'ye
22- Adana: MHP'den CHP'ye
23- Mersin: MHP'den CHP'ye
24- Şırnak: BDP'den (HDP) AK Parti'ye
25- Kayyum atanan Batman, Hakkari, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Van HDP tarafından kazanıldı.



google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html