Geçtiğimiz hafta İYİ Partinin çok güzel bir tiyatrosuna
şahit olduk. Aslında bu tiyatro oynanırken düşen maskeleri de bir kez daha
görme ve gösterme fırsatı yaşadık. Köşeye sıkışmış adamların çaresizliklerini,
zavallılıklarını ve yalana nasıl sarılabildiklerini izledik.
Adına "İyi" dedikleri parti, Türk siyasetine dâhil
olduğu günden itibaren kurucuları, programı, hedefi, ilişkileri gündemde
tartışılır haldedir. Bu tartışmaları "Reklamın iyisi, kötüsü olmaz"
sözüyle değerlendiren de var, "İyi" adı altında kötülüklerin nasıl
yanyana geldiğinin görülmesi açısından önemli olduğunu vurgulayanlarda var. Ama
ben, geçen hafta sonu özellikle İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ'ın
oynadığı tiyatroyu ve seri şekilde yalanlara başvurduğunu görünce durumlarının
hiçte iyi olmadığını gördüm.
Ümit Özdağ öyle bir tiyatro oynadı ki, İyi parti içinde
üzerinin kapatılması gereken çok kötülük olduğunu bir kez daha anladım. Ümit
Özdağ bir yazılı açıklama yaptı. İçinde yalan olmayan cümle hemen hemen hiç yok
gibiydi.
Öncelikle yalanlarından en önemlisi olan
"Başdanışman" meselesiyle başlayalım.
Ümit Özdağ, Turuncu devrimlerin finansörü NED'in
desteklediği Denge Denetleme Ağı'nın önde gelen ismi Selda Tandoğan Demirel'in
"başdanışman" yapılmadığını, yazılı açıklaması içinde şu cümlelerle
inkar etmeye çalıştı : Öncelikle, Sayın Meral Akşener'in başdanışmanı olarak
atandığı iddia edilen Selda Tandoğan Demirel'in hiçbir şekilde başdanışmanlık
ya da danışmanlık kadrosuna atanması söz konusu değildir.
Ümit Özdağ'ın "Başdanışman değil" dediği Selda
Tandoğan kim peki biliyor musunuz?
Ümit Özdağ'ın Genel Başkan Yardımcılığı yaptığı İYİ isimli
partinin kurucusu… "Başdanışman olamaz" ama İYİ partide kurucu
olabilir? Kafalar İYİ olunca, böyle oluyor demek ki…
Ümit Özdağ'ın "Selda Tandoğan Başdanışman değil"
sözü baştan sona yalandır ve amacı "CIA'nin yasal penceresi" ile
ilişki ağı olanların üzerini kapatmaktır.
Selda Tandoğan kurucusu olduğu partide aynı zamanda
başdanışman olduğunu "Sayın Genel
Başkanımızın şahsıma tevdi ettiği, büyük onur olan Genel Başkan Başdanışmanlığı
görevi için takdirlerine şükranlarımı sunuyorum" sözleriyle duyurmuştu.
Meral Akşener'in gazetesi Yeniçağ'da bu durumu
"Akşener'in başdanışmanı Selda Tandoğan Demirel oldu" başlığı ve İYİ
Parti de Genel İdare Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve Divan üyelerinin
görevlerinin açıklanmasının ardından Genel Başkan Meral Akşener'in başdanışmanı
da belli oldu. Kurucular kurulu üyesi Selda Tandoğan Demirel, Akşener'in
başdanışmanı oldu." içeriğiyle haber yapmıştı. Hatta uzunca biyografisini
yayınlamıştı.
Ümit Özdağ bu şekilde rezil olacağını bile bile niçin yalana
ve inkâra başvurmuştur?
Büyük ihtimal Selda Tandoğan Demirel'i İYİ Parti'ye getiren,
onu kurucu yapan, ona referans olan Ümit Özdağ'dı. Parayı seven Meral
Akşener'de "belki bize de fon gelir" diye kendine Başdanışman
yapmıştı.
Selda Tandoğan Demirel'in CIA'nin yasal penceresi olarak
bilinen National Endowment for Democracy (NED) adlı kuruluşla bağlantılı Denge
Denetleme Ağı'nda etkili ve yetkili biri olmasının haber yapılması her ikisini
de panikletip, inkâr yoluna götürmüştür.
Yeniçağ gazetesi yaptığı haberin linkini, Selda Tandoğan
Demirel'de sosyal medya hesabına yazdığı "Başdanışman" sıfatını apar
topar silmiştir.
İYİ Partiye kurucu yaptıkları kadına birden vebalı muamelesi
yaparak yok saymışlardır. Onun adına biz seslenelim : Meral hanım ve Ümit
efendi o bayan sizin partinin kurucusu…
Selda Tandoğan Demirel'in etkili ve yetkili olduğu kuruluş
hakkında özet bilgi şudur : 1983 yılında kurulan NED adlı kuruluş, eski CIA
ajanlarının çalıştığı ve özellikle Ortadoğu'ya Amerikan emperyalizminin
çıkarları doğrultusunda şekil veren politikaların yaygınlaşmasını sağlamasıyla
biliniyor. NED, Türkiye ve benzeri ülkelerdeki STK'lara finans desteği veriyor.
2012'de destek verdiği mali kuruluşlar arasında Taraf gazetesinin de yer aldığı
NED, Denge ve Denetleme Ağı'na da 700 bin dolar civarında finans sağlamıştı.
Şimdi soralım, böyle tarif edilen bir yerde etkili bir ismi
İYİ Parti'de kurucu ve başdanışman yaparak neyi hedefliyordunuz?
Türkiye üzerinde hangi operasyonu gerçekleştirmeyi
düşünüyorsunuz?
Bunlar, FETÖ'nün Türkiye'de operasyon gazetesi olarak
kullandığı TARAF'a 700 bin dolar verdiyse, İYİ Parti bu küresel pastadan ne
ölçüde pay beklemektedir?
Gelelim Ümit Özdağ'ın, başka bir yalanına…
O yalanda "İYİ parti programında NATO'ya bağlılık ve
eşit vatandaşlık kavramlarının olduğu iftirasıdır. Oysa parti programında eşit
vatandaşlıkla ilgili hiçbir ifade yoktur."
cümlesinin tamamıdır.
Meral Akşener'e Ahlat'ta NATO konusunu sorduklarında "O
bölümü Ümit Özdağ yazdı" demişti. Ümit Özdağ bu sebepten tutuşmuş olmalı
ki, "Başdanışman" konusunda ve "Eşit Vatandaşlık" konusunda
olduğu gibi, bu NATO konusunda da inkâr ve yalan yolunu tercih etmişti. İYİ
Parti programında NATO'ya resmen bağlılık ifade edilmiştir.
Hem de NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral
Curtis Scaparrotti'nin "NATO'daki görevlerinden uzaklaştırılan subayların
15 Temmuz'da yer aldığına inanmadığını" söylemesi biline biline bu
bağlılık ifade edilmiştir. Kendi gazeteleri Yeniçağ bile "NATO, FETÖ'ye
sahip çıktı" derken, İYİ Parti programında NATO güzellemesi niçin yapılır
ki?
"Türkiye'de farklı gelişmeler olacak" diye 15
Temmuz'dan aylar önce MHP'deki görevlerinden istifa edip, arkasına bile
bakmadan kaçan Ümit Özdağ'ın elbette bir bildiği vardır!
Ümit Özdağ'ın bir başka yalanı da teröristbaşı Öcalan'a ait
"Eşit Vatandaşlık" kavramının İYİ Parti programında yer almasıyla
alakalıdır.
"Parti programında eşit vatandaşlıkla ilgili hiçbir
ifade yoktur." diyerek rezil olmada sınır tanımayacağını göstermiştir.
Oysa İYİ Parti'nin kuruluş toplantısının yapıldığı gün medya
kuruluşlarına dağıtılan parti programında aynen şu ifadeler yer alıyordu :
Partimizin Doğu, Güneydoğu sorununa ilişkin öncelikle tüm ülkede eşit
vatandaşlık zeminine oturan sağlam bir demokrasi ve özgürlük ortamını
geliştirecektir. Çıkış noktamız demokrasi, bireysel hak ve özgürlük
taleplerinin karşılanması, demokrasinin tabana yayılması, ülkenin ve bölgenin
ekonomik kalkınmasının sağlanması, bölgeler arası gelişmişlik farkının
kapatılması ve refah toplumunun yaratılmasıdır."
Bu cümleler aynı teröristbaşı Öcalan ağzı gibidir, aynı
PKK'nın siyasi taşeronu HDP ağzı gibidir, aynı PKK'lıların ağzı gibidir.
Hepsinin ortak propagandası bu cümlelerle aynıdır. Yani anlayacağınız
"Eşit Vatandaşlık" bir Öcalan üretimidir. Ümit Özdağ tutuştuğu için
bunda da doğal olarak inkâr yolunu tercih etmiştir.
"Eşit vatandaş kavramı parti programımızda vardı, gelen
tepkiler sonrası silmek zorunda kaldık" deseydi inanın bu kadar rezil olma
durumuna düşmezdi. Bir de utanmadan, bu konuyu eleştirenleri iftira atmakla
suçluyor.
İYİ Parti kurucusu Ali Türkşen, Nihat Genç'in eleştirilerine
cevap verirken "Eşit vatandaşlık" ifadesini içeren paragraf olduğu
gibi çıkarıldı." demedi mi?
Yeniçağ gazetesi yazarı Batuhan Çolak köşesinde "Parti
programında eleştirilen en önemli konu ise; "Doğu-Güneydoğu"
sorununun çözümü için sunulan "eşit vatandaşlık" tanımlaması. Parti
ön programında konu şu şekilde geçiyordu: "Partimizin Doğu Güneydoğu
sorununa ilişkin öncelikle tüm ülkede eşit vatandaşlık zeminine oturan sağlam bir
demokrasi ve özgürlük ortamını geliştirecektir." Buradaki sorunlu tanım,
parti programından çıkarıldı. Dolayısıyla partinin resmi tüzük ve programında
"eşit vatandaşlık" tanımı bulunmuyor." diye yazmadı mı?
Kendilerinin "sorunlu tanım" dediği, teröristbaşı
Öcalan'a ait kavramı, İYİ Parti'nin programına koyan ve tepkiler gelince silen
nihayetinde kendi aranızda olan birisidir. Onu da mı parti programına sen yazdın
Ümit Özdağ, tutuştun böyle?
Meral Akşener'in kuracağı partiye aylar öncesinden destek
olacağını açıklayan Nihat Genç'in "Apo'nun dile getirdiği, liberallerin
söylediği 'Türkiye'de etnik vatandaşlık' gibi tuhaf anlama çıkan, ayrı bir
federasyon kurulmasının önünü açan 'eşit vatandaşlık' diye birşey. Vatandaşlık
ayrı, eşit vatandaşlık ayrı. 30 yıl bunu pişirdiler şimdi programa koydular.
Daha program yayınlanmadan 'koymayın' dedik. Siz Türk milliyetçisi değil
miydiniz. Batı'nın 30 yıldır Türk milletine dayatması neydi. Bir FETÖ, iki PKK.
İkisine de imzanı atmışsın. İttifak haline gelmişsin, bunu söylemeyelim
mi?" şeklindeki tepkisi zaten herşeyin özeti olmuştur. Ümit Özdağ, hadi
biz sana göre "iftiracıyız". Ya kurucunuz Ali Türkşen, ya yazarınız
Batuhan Çolak ve size ilk desteğini açıklayan Nihat Genç'te mi iftiracı?
Meral Akşener'in evinde kahvaltı yapacak kadar ona yakın
olan Fatma Sibel Yüksek isimli yazar bile Ümit Özdağ'ın yalanları karşısında
dayanamayıp "Ümit Bey, kusura bakmayın ama doğru söylemiyorsunuz."
diyorsa, Ümit Özdağ'ın herhalde artık İYİ bir istifa metnini yayınlaması gerekiyor.
Gerçi, İP Genel Başkanı Meral Akşener bile "BİZE GELEN
GÖMLEĞİNİ ÇIKARMASIN" dedikten sonra, Ümit Özdağ bunca yalandan sonra niye
istifa etsin ki?
Tencere yuvarlanmış, kapağını İYİ bir şekilde bulmuştur.
Masonu var, HDP, PKK severi var, "FETÖ imamıyım"
diyeni var, solcusu, devrimcisi var, Soroscusu, CIA'cısı var… Hepsi gömleğini
çıkarmadan duruyor zaten…
Bunlara "İYİ" vurdukça dökülüyorlar… Vurun ha
vurun…