BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Wagner sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Wagner sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

30 Mayıs 2020 Cumartesi

Wagner'in Trablus'tan çekilmesi bir son mu yoksa taktiksel bir manevra mı?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Rus güvenlik şirketi Wagner'e mensup paralı askerlerin başkent Trablus'taki ön cephelerden çekilmeleri, Trablus etrafındaki saldırı ekseninde hızlı bir çöküşe yol açtı.




Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter saflarındaki Rus güvenlik şirketi Wagner'e mensup paralı askerlerin başkent Trablus'taki ön cephelerden çekilmeleri, Hafter milislerinin hükümet güçlerinin ilerlemesini engellemek için cadde, sokak ve evleri el yapımı patlayıcı (EYP) ve mayınlarla tuzaklamalarına rağmen, Trablus etrafındaki saldırı ekseninde hızlı bir çöküşe yol açtı.

Wagner'e bağlı paralı askerlerin Trablus'taki cephelerden ayrılmasıysa akıllara söz konusu hamlenin gerçek bir çekilme mi yoksa taktiksel bir manevra mı olduğu sorusunu getirdi.

Rusya'nın, Libya'ya bu kadar kolay çıkmak için girmediği görüşünü savunanlar, çıkacak olsaydı Libya'ya dördüncü nesil 14 savaş uçağını neden gönderdi? sorusunu yöneltiyor. Cezayir'in Soğuk Savaş dönemi Cumhurbaşkanlarından Huari Bumedyen'in, Rusların ülkesinden deniz üssü istemesi konusunda "Sovyetler bir yere giriyorsa oradan ebediyen çıkmazlar" sözleriyle bu isteği reddetmesi Kuzey Afrika coğrafyasının ortak belleğinde tazeliğini koruyor.

Libya hükümetinin, ülkenin batısındaki Zuvara kentinin 50 kilometre güneyinde, Trablus'un ise kuş bakışı yaklaşık 140 kilometre güneybatısında stratejik önemdeki Vatiyye Üssü'nden Hafter milislerini çıkarmasının ardından, Hafter milisleri ülkenin batısında peş peşe kayıplar vermeye başladı. Hafter'in sözcüsü Ahmed el-Mismari, Trablus'un güneyinde yeni pozisyonlara konuşlandıklarını ve tüm cephelerden 2-3 kilometre çekildiklerini duyurmuştu.

Wagner paralı askerlerinin Trablus'un 180 kilometre güney doğusundaki Beni Velid Havalimanı'na topluca çekildiğine dair görüntülerin ortaya çıkmasıyla, Mismari'nin söz konusu adımın tam manasıyla çekilme değil "taktiksel bir manevra" olduğu yönündeki açıklamaları ikna edici olmadı.

Öte yandan Libya'nın nüfuzlu kabilelerinden Verfalli kabilesinin Beni Velid şehrindeki ileri gelenlerinin, Rus paralı askerler ve Hafter milislerinin kendi kentlerinde kalmalarına karşı çıkmaları sebebiyle, Wagner'e mensup paralı askerler, 24 Mayıs'tan itibaren havayoluyla henüz bilinmeyen bir noktaya transfer edildi.

Beni Velid'e çekilen unsurların sayısının 1500'den fazla olması ve kentteki kabile baskısı artması sebebiyle hava yolunun yetersiz kalmasının ardından, Hafter milisleri ve Wagner'e mensup paralı askerler bu kez 26 Mayıs'ta 4 Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemi ve yüzlerce araçla karayoluyla ülkenin batısından çekildi.

Yerel kaynaklar Hafter milisleri ve paralı askerlerin Libya'nın orta kesiminde yer alan ve Trablus'un 650 kilometre güneyindeki Cufra Hava Üssü'ne çekildiğini belirtirken, söz konusu çekilmenin ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı'nın (AFRICOM), Rusya'nın Libya'ya Wagner paralı askerlerine destek için gönderdiği savaş uçaklarının görsellerini paylaşması ile eş zamanlı gerçekleşmesi ise dikkati çekti.

Moskova yönetimi Hafter'in kendisini Libya'nın tek hakimi olarak ilan etmesini kabul etmemişti. Bununla eş zamanlı, Hafter yanlısı Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Rusların nisan ayı sonunda Hafter ile temasa geçerek durumun uçurumun eşiğinde olduğunu değerlendirdiğini ve Hafter'den ateşkes çağrısında bulunmasını talep ettiklerini söyledi.

Wagner Libya'nın geleceğine bir Rus kancası mı?


Wagner'in geri çekilmesi akıllara Moskova'nın Libya'dan tamamen geri çekilme kararı mı aldığı yoksa taktiksel bir hamle mi yaptığı sorusunu da beraberinde getiriyor.

Rusya'nın, Libya'ya bu kadar kolay çıkmak için girmediği görüşünü savunanlar, çıkacak olsaydı Libya'ya dördüncü nesil 14 savaş uçağını neden gönderdi? sorusunu yöneltiyor. Cezayir'in Soğuk Savaş dönemi Cumhurbaşkanlarından Huari Bumedyen'in, Rusların ülkesinden deniz üssü istemesi konusunda "Sovyetler bir yere giriyorsa oradan ebediyen çıkmazlar" sözleriyle bu isteği reddetmesi Kuzey Afrika coğrafyasının ortak belleğinde tazeliğini koruyor.

Akdeniz'in güneyinde bir Rus deniz veya hava üssünün kurulması Moskova'nın eskiden beri peşinde olduğu stratejik hedefler arasında gösteriliyor. Fransa'nın Hafter yanlısı tavrıyla birleşik bir Avrupa politikasını zora soktuğu, ABD'nin yaklaşan seçime odaklandığı ve uluslararası düzenin de küresel salgınla meşgul olduğu bir dönemde Libya, Rusya'nın NATO'yu Akdeniz'in güneyinden abluka altına alması için tarihi bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Wagner ile Hafter arasında mali sıkıntılar nedeniyle sorunlar var

Rusların şu anda Libya'dan çekilmesi abartılı bir beklenti gibi görünüyor. Fakat Wagner'e bağlı paralı askerlerin başkentin güneyinden ayrılmasının, Hafter'e Rusların desteği olmaksızın Libya hükümeti güçleri karşısında Trablus saldırısının başarılı olma şansı bulunmadığını göstererek "darbeci generali" Moskova'nın şartlarına razı etmek amacı taşıdığı yorumu yapılıyor.

Rusya, 2016'da Suriye'deki Beşşar Esed rejimine de aynı şekilde yaklaşmış ve askerlerinin ülkesinden kısmi olarak çekildiğini duyurarak rejim üzerinde baskı kurmuştu.

Moskova yönetimi Hafter'in kendisini Libya'nın tek hakimi olarak ilan etmesini kabul etmemişti. Bununla eş zamanlı, Hafter yanlısı Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Rusların nisan ayı sonunda Hafter ile temasa geçerek durumun uçurumun eşiğinde olduğunu değerlendirdiğini ve Hafter'den ateşkes çağrısında bulunmasını talep ettiklerini söyledi.

Arap basınında, Wagner'in Hafter'den ödeme alma konusunda sorunlar yaşadığı, Wagner'in, Trablus'a girememesi sebebiyle "darbeci generalin" askeri kabiliyetine güveninin sarsıldığı, paralı askerler arasında çok sayıda can kaybı olduğu ve ölenlerin ailelerine ödenmesi gereken ek bir maliyet oluşturduğu yönünde haberler çıkmıştı.
ABD'nin Rusya'nın Libya'daki varlığını "terör örgütü DEAŞ'tan daha tehlikeli" görmesine rağmen Wagner'in Libya'dan tamamen ayrılması şu an için uzak bir ihtimal olarak görülüyor. Rusya'nın Akile Salih'i Hafter'in önüne geçirme planında Wagner itici güç olarak görev alabilir.

Libya hükümetine bağlı SİHA'lar Wagner'in etkinliğini kırdı

Hükümete bağlı silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Beni Velid bölgesindeki Hafter milislerinin yakıt kamyonlarını, silah ve mühimmatlarını hedef almasıyla milisler ve paralı askerlerin ikmal hatları kesildi. Havadan sıkı tutulan bu ambargo, Wagner unsurlarının savaştaki etkinliğini belirleyici biçimde düşürdü.

Wagner paralı askerleri, Aralık 2019'da savaşa katıldıkları sırada Trablus'un güneyindeki hassas noktalara girdikten sonra belirli mevzilerde Hafter lehine askeri katkı yapmıştı. Ancak Mayıs ayına gelindiğinde paralı askerler savaşın ön hatlarından tamamen çekildi.

Wagner'in 1500 ile 2 bin arasındaki unsuru ile cephelerden çekilmesinin ardından Hafter sözcüsü Mismari'nin Trablus'un güneyinde yeniden konuşlanacakları konusundaki açıklaması, Hafter milislerinin savaş alanında dengesiz olarak yerleştirildiğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

Akile Salih ve Rusya Hafter'i devirecek mi?

Libya'nın doğusundaki bazı kabilelerin, çocuklarının batı bölgesindeki cephelere gönderilmesi konusunda rahatsız olduğu ülke içinde sıkça zikrediliyor.
Hafter'in ülkenin batısında arka arkaya aldığı yenilgiler, ülkenin doğusunda sahip olduğu otoritesine de darbe vurdu. Barka bölgesindeki kabileler, Ruslara Hafter için alternatif olan güvenilir bir müttefik olarak sundukları Akile Salih'in etrafında toplanmaya başladı.

Hafter'in henüz Vatiyye Askeri Üssü'ndeki yenilgisi ortaya çıkmadan önce kendi taraftarlarını sokağa çağırarak ilan ettiği darbe girişiminin arkasında Akile Salih'in Ruslarla daha yakın temasa geçmesinin olduğu belirtiliyor. 

Akile Salih'in sözde "Libya Ulusal Ordusu Başkomutanı" sıfatıyla sözde Libya Ulusal Ordusunun Genelkurmay Başkanı Abdurrazık en-Nazuri ve Hava Kuvvetleri Komutanı Sakr el-Caruşi ile birlikte, Hafter'in olmadığı bir toplantıda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesi, Rusya'nın, Wagner'in desteğiyle Hafter'in yerine Akile Salih'i getirme niyeti olarak görülüyor.

Sonuç olarak ABD'nin Rusya'nın Libya'daki varlığını "terör örgütü DEAŞ'tan daha tehlikeli" görmesine rağmen Wagner'in Libya'dan tamamen ayrılması şu an için uzak bir ihtimal olarak görülüyor. Rusya'nın Akile Salih'i Hafter'in önüne geçirme planında Wagner itici güç olarak görev alabilir.



6 Eylül 2018 Perşembe

İdlib'de endişeli bekleyiş

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Esad rejiminin saldırılarına karşı kendi imkanlarıyla önlem almaya çalışan halk, yemek ve su stoklamaya başladı.




Suriye'de 7 yıldır devam eden iç savaşta rejime bağlı birlikler birçok kez kimyasal saldırılarla katliamlar yaptı.

KATLİAM YAPACAKLAR

Esad rejiminden kaçarak İdlib'e sığınanlar, yine büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.
Tüm dünyanın uyarılarına rağmen rejime bağlı birlikler İdlib'e doğru ilerleyişte.

Tehlike çanlarının çaldığı kentte endişe hakim. Halk, kendi imkanlarıyla önlem almaya başladı.

SIĞINAKLARA STOK

Neredeyse her evin altında bulunan sığınaklara, yemek ve su stoklanmaya başladı.

KİMYASAL SALDIRI ÖNLEMİ

Kimyasal saldırılara karşı da önlem almaya çalışan İdlibliler, basit çözümler üretmeye çalışıyor.
Hiçbir şeyin farkında olmayan küçük çocukları tehlikeli günler bekliyor...

PKK da İdlib'e saldıracak

Muhaliflerin kontrolündeki İdlib’i 1,5 aydır kuşatma altında tutan Esed rejimi, PKK’lı teröristlerin de içinde yer aldığı 23 bin kişilik “terör ordusu” kurdu. PKK’lılar, Cemiyet Zehra ve Handarat hattına konuşlandı. Rejim harekete geçince, PKK’lı teröristler de bu hattan İdlib’deki muhaliflere saldıracak.

Rus uçaklarının bombaladığı Suriye’nin İdlib kenti, Esed rejimi ve müttefikleri tarafından 1.5 aydır 3 cepheden kuşatma altında tutuluyor. İdlib’de savaşan Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı grupların sözcüsü Naci Ebu Huzeyfe, önceki gün çok sayıda çocuğun ölümüne yol açan bombardıman sonrası uçakların gece boyunca gözlem, keşif ve taciz amaçlı uçuşlara devam ettiğini söyledi. ÖSO sözcüsü Huzeyfe, 4 farklı noktadan saldırı hazırlığı yapan Rejim güçlerinin 23 bin kişi olduğunu ve bu sayının 8 bin 500’ünü PKK, Mukaveme Suriye (Acilciler), Liva İskenderun, Hareket El-Nüceba, Fatımiyyun, DHKP-C, Asaeb Ehlül Hak ve Wagner Tugayları’na mensup militanların oluşturduğunu kaydetti.

MEHMETÇİK TEHDİT ALTINDA

İdlib merkezli saldırı krizini değerlendiren Binbaşı Huzeyfe, bölgede Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait gözlem üslerinin de tehdit altında olduğunu vurguladı. “Münbiç, Ayn el-Arab, Ayn İsa ve Rakka’dan İdlib için PKK’lı gönderilmeye devam ediyor. 

Türk gözlem üsleri teyakkuz halinde. Olası bir kara saldırısında özellikle Morek bölgesindeki Türk gözlem noktasının PKK’lılar ve Mihrac Ural’a bağlı çeteler tarafından hedef alınacağı istihbaratı aldık” diyen Huzeyfe, Rusya ve rejimin saldırı için önceliklerinin farklı olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri verdi:

TAHRAN’I BEKLİYORUZ

“Rusya öncelikle Hmeymim Askeri Üssü’nü garantiye almak adına Cisr’eş Şuğur bölgesini ve Şam-Halep, Halep-Lazkiye Otoyolu’nu ele geçirmek istiyor. Rejim ise Rusya kalkanını kullanarak tüm muhalifleri ezmeyi ve otoritesini pekiştirmek istiyor. Esed-Rusya-İran bloku İdlib’deki gücümüzün farkında değiller. Burada işleri öyle kolay olmayacak. Ancak biz Türkiye ile eşgüdüm halindeyiz ve herhangi bir taarruz girişiminde bulunmadan Tahran zirvesinin sonuçlarını beklemeyi tercih ediyoruz.”

İŞTE SALDIRI NOKTALARI

“Halep’in batısı, Cisr’eş Şuğur, Türkmen Dağı, Hama-Morek cepheleri tahkim edilen yerler arasında. Saldırıların olacağı birinci cephe, Halep batısındaki Handarat ve Cemiyet’ül Zehra hattı. İkinci cephe ise Gab Ovası-Bahardiy-Curin bölgesi. Üçüncü cephe Cisr’eş Şuğur, Kinsibbe, Rabia, Atıyra, Hamrat, Bahsa arasında kalan hat. Dördüncü cephe hattı da Hama, Hilfeya, Soran, Mahardey, Kıbeybat... Soran bölgesinde Rus Wagner Tugayı mensupları ile İran destekli Şii militanlar bulunuyor. Rabia, Bahsa, Hamrat cephelerinde Afgan Şii milisler ve Mihrac Ural yönetimindeki Mukaveme Suriy teröristleri ile DHKP-C’liler bulunuyor. Şam’da rejimle gizlice İdlib konusunda anlaşan PKK ise Cemiyet’ül Zehra, Handarat hattında konuşlandı.”

DURMAK YOK

Kara saldırısının artık an meselesi olduğu İdlib’e Türkiye’den zırhlı araç sevkiyatı aralıksız sürüyor. Gece gündüz devam eden intikaller, bölgede Mehmetçiğin kapsamlı hazırlığını gözler önüne seriyor. Modernize tanklar, zırhlı personel taşıyıcılar, zırhlı müdahale araçları, obüsler, iş makinaları Kilis caddelerinden geçerek önce sınır birliklerine daha sonra da Suriye’deki üslere teslim ediliyor. Bölgeye takviye olarak gönderilen obüs ve tanklarla yüklü TIR’lar önceki gün Kilis’te görüntülendi.

SİVİLLER PLANLI ÖLMÜŞ!

İdlib’de salı günü 20’den fazla noktanın Rus uçaklarınca bombalanması sonucu çoğunluğu çocuk 17 kişi katledildi. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov ise ülkesinin İdlib’de ‘hedefi belli operasyonlar yaptığını’ savundu. İdlib’deki sorun çözülmeden Suriye’nin normalleşemeyeceğini iddia eden Ryabkov, sürecin 7 Eylül’deki Rusya-Türkiye- İran zirvesinden sonra belli olacağını, ayrıca ABD ile temas halinde olduklarını kaydetti. 

Bombardımanla ilgili dikkat çeken bir iddia ise Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov’dan geldi. Salı Hmeymim’den kalkan 4 Rus uçağının İdlib’de ‘El Nusra’ cephaneliklerini vurduğunu ileri süren Konaşenkov, vurulan noktalar arasında, Hmeymim Üssü’ne saldıran İHA’ların saklandığı depolar da olduğunu ileri sürdü. Konaşenkov’a göre Rusya son bir ayda Hmeymim’e saldıran 47 İHA’yı imha etti.

TOPÇU TACİZİ

Çoğunluğu sığınmacı yaklaşık 4 milyon Suriyelinin barındığı İdlib diken üstünde. Salı günü Rusya’nın hava bombardımanı sonrası dün de rejim birlikleri Cisr’eş Şuğur ilçesine havan ve top atışlı tacizde bulundu. Cisr’eş Şuğur’un yanısıra Hayş kasabası ile Hama kentinin kuzeyi de rejimin topçu ateşiyle vuruldu. Aralıklarla yapılan atışlarda yaralananlar olduğu iddia edilirken, muhalifler ise rejim güçlerine ait araçların girişini engellemek için güneydeki Madik Kalesi’ne yakın Tuveyniye Köprüsü’nü havaya uçurdu. Özellikle sınır hattında hazırlıklarını sürdüren muhalifler, rejim ve Şii milislere kapsamlı cevap için 7 Eylül’deki Tahran zirvesinin sonucunu bekliyor.

MOREK DUVARI

Esed ordusunun İran’ın gönderdiği Şii milisler ve PKK’lılarla birlikte saldırıya hazırlandığı noktalardan biri, İdlib güneydoğusundaki Morek Dağı. Burada Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir adet gözlem noktası bulunuyor. Morek çevresine önceki günden bu yana rejim tarafından taciz atışları yapıldığı, ÖSO güçlerinin ise saldırılara anında karşılık verdiği öğrenildi. 

Türkiye’den sevkiyatın sürdüğü bölgede, gözlem üssünün çevresine iş makineleriyle dev beton bloklar yerleştirildi. Araç ve personel takviyesi yapılan üssün çevresi beton bloklar ve barikatlarla güçlendirilerek olası saldırılara karşı daha güvenli hale getirildi. Türk birliklerine yönelik muhtemel bir provokasyonun bölgeyi felakete sürükleyebileceği yönünde uyarılar yapılıyor.

28 Şubat 2018 Çarşamba

ABD’nin Suriye’deki ‘Kırmızı Çizgisi’

Terör örgütü DAEŞ ’in Irak’tan sonra Suriye’de de yenilgiye uğramasını takiben 7 yıldır kanın durmadığı Suriye’de sürecin nasıl devam edeceği ortaya çıktı.
Tamer Ashraf
Bu savaşa sahada ya da siyasi olarak taraf olan bazı ülkelerin diplomatlarından duyuyoruz ki Amerikalılar bu hususta iyi kafa yormuşlar. Söylenen o ki, ABD ve diğer bazı oyuncular Fırat’ın doğusunda kalarak savaşın süresini uzatmaya ve ülkeyi bölecek detaylı bir plana göre hareket etme kararı almışlar. Öyle ki ABD Suriye’ye yönelik yeni projeksiyonuna dair bazı ülkeleri bilgilendirmiş bile. Yeni sürecin özeti aslında şu: Amerikan savaş uçaklarının Fırat’ın batısından doğusuna geçmeye çalışan Rus güçlerini ve on bağlı Suriye güçlerini vurmasının ardından ABD, Fırat’ın doğusu ile batısı arasına “iki Suriye” oluşturacak kırmızı çizgisini artık fiilen çizdi.
İŞLER SAHADA SERTLEŞECEK

Suriye sahasında önümüzdeki süreçte işler daha sertleşecek gibi gözüküyor. ABD’de geçtiğimiz günlerde gerçekleşen dikkat çekici özel Suriye toplantısı sırasında verilen mesajlar ve akabinde bazı ülkelerin Suriye politikaları karar vericilerine yollanan özel mektuplar konusu üzerinde düşünmek ve konuşmak gerekiyor. Söz konusu diplomatik telgrafın beş sayfadan oluştuğu ve Suriye’yi bölmeye yönelik yeni stratejisini özetlediği belirtiliyor. Tıpkı “Suriye Grubu” temsilcilerinin 11 Şubat tarihinde Washington’da gerçekleşen toplantıda İngiltere’nin Washington büyükelçisi, meşhur Orta Doğu Uzmanı Diplomat Benjamin Norman ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, ayrıca ABD’nin Orta Doğu politikasından sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield’in önerdiği şekilde...
ABD SINIRI GEÇTİ

ABD’nin Suriye’de Rus ordusuna bağlı şirketi Wagner’in paramiliter güçlerine yönelik direkt saldırı, Fırat’ın iki yakasının geleceğine dair sınırı da çizdi ABD. Nitekim Amerikalılar, yedi hafta önce “Suriye Grubu” içindeki müttefiklerine bir sonraki hedefin Suriye’nin doğusunu haritanın geri kalanından ayırmak olduğunu, Beyaz Saray’ın bölgede çalışan güçleri finanse etmek için yıllık 4 milyar dolar tahsis ettiğini, ayrıca doğudaki terör örgütü PKK çoğunluğunu hatta ana omurgasını oluşturduğu SDG içinde eritecek bir sınır muhafız gücüne eğitim verileceğini, bölgeyi temsil edecek ve Suriye ordusunun buraya dönüşünü engelleyecek bir siyasi muhalefet icat edilmesinin kolaylaştırılacağını bildirdiler. Kaynaklarım, bu paranın bir kısmının başta Rmeylan ve Kobani olmak üzere PKK/PYD’nin kontrolünde bulunan topraklardaki ABD üslerinin genişletilmesine de harcanacağını söylüyor.

Söz konusu tartışmalı toplantıya, Satterfield’in yanı sıra İngiltere Dışişleri Bakanlığı Suriye Ekibi Koordinatörü Hugh Clary, Fransız Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Jerome Bonnafont katıldığı belirtiliyor. Aynı toplantıda Washington’ın iki önemli Ortadoğu partneri de vardı: Ürdün Dışişleri Bakanı Müsteşarı Nawwaf Wasfi el Tell ve Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Güvenlik Sorumlusu Tuğgeneral Cemal el Akil.

Bu gizemli toplantı sonrası ortaya çıkan sonuç üzerinde çalışılması planlanan 5 hedefin olduğu söyleniyor:

Suriye’yi bölmek, Soçi’yi baltalamak, Türkiye’yi geri çekmek, Staffan De Mistura’ya Cenevre’nin yeniden canlandırılması talimatı vermek ve Suriye’de çözüm ile alakalı olacak sekiz maddelik belgeyi uygulamaya koymak.

Bu senaryoda BM’in, Amerika’nın Suriye’yi bölme planında büyük rol oynayacağı kesin gözüküyor. Zira öncelik Cenevre sürecinin güçlendirilmesi olacak. Hatta Amerikalılar, partnerlerine, bundan böyle Astana toplantılarına katılmayacaklarını ve buradaki diplomatik temsili en alt düzeye çektiklerini bildirdiler bile.

Suriye’yi bölme yolunda tereddütsüz gözüken Amerikalılar, geçiş hükümeti fikrine de bunun uygulanması ile ilgili 2254 sayılı Birleşmiş Milletler kararının uygulanmasına da aldırış etmeyeceklerdir. Kaldı ki Satterfield, toplantıda, “Muhaliflere geçiş hükümeti fikrini desteklememeleri çağrısında bulunduk” mesajı ile süreci sil baştan yürüteceklerini göstermiş oldu.


Amerikalılar tüm bu diplomatik girişimleri sürdürürken şunu gözetiyor: Bir tarafta imajlarını korurken diğer tarafta muhalefeti bu müzakerelerde görevlendirme hususunu abartmadan ve nihai hedef olan Suriye’yi bölme ve Esad’ı gönderme planından vazgeçmeden ne kadar esnek olduklarını göstermeye çalışacaklar.

Amerikalıların ayrıca kurumlar oluşturmanın ve Esad’ın kazanamayacağı seçim koşulları hazırlamanın da plan kapsamında olduğunu, bu sebeple de Esad’ın seçime katılmasına mani olmaya yönelik bir neden olmadığını konuştukları belirtiliyor .

Katılımcılar bu bağlamda Rusya’ya yönelik bir stratejiyi de kabul etmişler. Oldukça dikkat çekici bu stratejiye göre Rusya’nın Suriye’de seçimlerin BM gözetiminde yapılmasına yönelik şartları kabul etmesi, rejimi yeni anayasa üzerinde müzakereye çekmek gibi yumuşamaya paye verilmeyecek. Yani Amerikalılar bundan böyle Lavrov’un “tatlı sözleriyle” yetinmeyecek.

Amerikalılar, Güvenlik Konseyinde daha fazla toplantı yapmak ve medyadaki karşıt kampanyaları daha da genişletmek suretiyle Rusları Esad’dan vazgeçmeye ikna etmek için seçim sürecinde Vladimir Putin’in durumunun kırılganlığından faydalanmaya çalışacaktır.

KÜRTLERE DİPLOMATİK KANAL KURMA ÇABASI

William Roebuck’ı SDG elçisi tayin eden Amerikalılar, Fırat’ın doğusu ve Kürtlerle diplomatik kanal kurmaya bir adım daha yaklaşmış gözüküyor. ABD sahada daha sivil görüntü verme derdinde. Aynı zamanda müzakere sürecinde Türkiye’yi provoke etmeden PKK/PYD’nin temsil edildiği gruplara daha fazla diplomatik ağırlık verilmesi yönünde önerileri oldu. Oysa PYD, Amerika’nın bu yöndeki planlarından daha önce haberdardı nitekim Türkiye de Afrin operasyonunu bununla gerekçelendirdi. Amerikalılar, Cenevre müzakerelerinde PYD temsilcisini SDG bayraklarıyla kamufle etmeyi ve Fırat’ın doğusunu temsil edecek bir delegasyon oluşturmayı böylece hükümet heyetini kuşatmayı da önerdiler.

Bu arada Rusya’ya nasıl baskı kurulacağı hususunda da 3 sayfalık bir planlamanın hazırlandığı ifade ediliyor. Ki sanırım en zorlu süreç bu noktada başlayacak.

İDLİB'TE HAREKETLİ GÜNLER
Halep’in rejimin kontrolüne geçmesi ile birlikte Suriyeli muhalifler için en kritik ve yegane savuma hattı haline gelen İdlib’te de sıkıntılı bir süreç yaşanıyor. Zira Rejimin ve Rusya’nın baskıları ile güç kaybına uğrayan Suudi destekli Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ), İdlibli sivillerden de ciddi tepkiler görmeye başladığı belirtiliyor. HTŞ güç kaybederken Ahraru Şam grubu HTŞ’nin kalan boşluğu dolduruyor. HTŞ’nin Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu’nu başlattığı ilk günlerde HTŞ içinden ‘Zengi’ gibi önemli iki grubun Afrin’e geçişe sıcak bakmaması, hatta engelleme girişimi önemli bir tartışma yaratmıştı. HTŞ şimdilerde bir yandan içeriden gelen tepkilerl
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html