BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Milli Savunma Bakanı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Milli Savunma Bakanı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Temmuz 2018 Pazar

7 yeni Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı Çok Önemli Değişiklikler var

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

7 yeni Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı. YAŞ'ın yapısı yeniden şekillendirildi. Devlet denetleme kurulu, MGK Genel Sekreterliği, Adli Tıp ile ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Kararnameyle, Hazine ve Maliye Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı YAŞ üyesi oldu.

KARARNAMENİN TÜM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ 
Resmi Gazete'de 7 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) yapısı yeniden düzenlendi.

Resmi Gazete'de yayımlanan kararnameye göre, YAŞ üyeleri Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarından oluştu.
Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde Yüksek Askeri Şura toplantılarına katılıp başkanlık edecek. Cumhurbaşkanının katılmadığında durumlarda toplantıya görevlendireceği yardımcısı başkanlık yapacak.
YAŞ'ın görevleri, "Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan askeri stratejik ana fikrin (konseptin) tespiti ve gerektiğinde yeniden gözden geçirilmesi hususları ve Silahlı Kuvvetlerin ana program ve hedefleri ile ilgili konularda görüş bildirmek, Silahlı Kuvvetlerle ilgili olup önemli görülen mevzuat taslaklarını inceleyip görüş bildirmek, Cumhurbaşkanının lüzum gördüğü hallerde Silahlı Kuvvetlerle ilgili diğer konular hakkında görüş bildirmek ve mevzuatla verilen görevleri yapmak" olarak belirlendi.
YAŞ, Cumhurbaşkanının başkan olarak belirleyeceği Cumhurbaşkanı Yardımcısının çağrısı ile yılda en az bir kez toplanacak. Cumhurbaşkanı gerektiğinde Şura'yı toplayabilecek.

KARARLAR, SALT ÇOĞUNLUKLA ALINACAK

Şura, bütün üyelerin katılması ile toplanacak. Ancak özürü olanlar "toplantıya katılamayacaklarını" toplantı gününden önce Şura sekreteryasına bildirecek.
Kararlar, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile alınacak. Oylarda eşitlik olması halinde Başkanın katıldığı tarafın oyları geçerli sayılacak. Oylama işlemi aksine bir karar alınmadıkça açık olarak yapılacak.
Toplantıya katılamayan üyeler, gündemdeki konular hakkında görüşlerini yazılı olarak bildirebilecek. YAŞ kararları, Cumhurbaşkanının onayı ile tekemmül edecek.

TOPLANTILAR GİZLİ YAPILACAK

Şura'nın sekretarya hizmetlerini, Cumhurbaşkanınca belirlenecek merci yürütecek.
YAŞ üyeleri, kendileri, kendilerinden kıdemli veya eşiti olan general ve amirallerin yükselme veya emeklilikleri ile ilgili konularda toplantılara katılamayacak.
Gizli olarak yapılacak YAŞ toplantılarında görüşmelerin ve alınan kararların açıklanması veya yayımlanması yasak olacak. Açıklanmasına Şura'nın kararıyla müsaade edilen konular, Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanacak.

GİZLİLİĞİN KALDIRILMASI YÖNETMELİKTE GÖSTERİLECEK

Şura'da görüşülen mevzuat taslakları ile alınan kararların gizliliğinin ne şekilde ve ne zaman kaldırılacağı yönetmelikte gösterilecek.
Yüksek Askeri Şura'nın yönetimi ve çalışma usulleri ile sekretarya hizmetlerine ilişkin iş ve işlemler, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek.
Yayımı itibarıyla yürürlüğe giren kararnamenin hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.

YÖK ÜYELİĞİNE VE ALTI ÜNİVERSİTEYE ATAMA

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliğine ve altı üniversiteye atamalar yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yer aldı.
Buna göre, YÖK üyeliğine ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik getirildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Fatma Seniha Nükhet Hotar, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Akın Levent, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Nuri Aydın, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Erol Özvar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Hüseyin Çiçek, Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Fatih Savaşan atandı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA BAĞLI AFAD KURULDU



Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle İçişleri Bakanlığı'na bağlı Afet ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı kuruldu.
"Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, İçişleri Bakanlığı'na bağlı AFAD Yönetimi Başkanlığı kuruldu.
Kararnamede, merkez ve taşra teşkilatlarından oluşan Başkanlık hizmet birimlerine yer verildi.
Başkanlık, afet ve acil durumlarla sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve risk azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması, yurt içinde ve yurt dışında insani yardım operasyonlarının yapılması ve koordine edilmesi ile bu konularda politika önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanması hususlarını yürütecek.
Başkanlık bünyesindeki Afet ve Acil Durum Danışma Kurulu, başkan veya başkan yardımcısı başkanlığında, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Kızılay Derneğinden daire başkanı düzeyinde birer temsilci ve alanla ilgili çalışmaları bulunan ve Yükseköğretim Kurulu tarafından bildirilecek en az on üniversite öğretim üyesi arasından Başkanın belirleyeceği üç üyeden oluşacak.
Kurul, yılda en az iki kez toplanacak. Ayrıca başkanın çağrısı üzerine olağanüstü de toplanabilecek. Kurulun görevleri arasında afet ve acil durumlardan korunmak, afet ve acil durum risklerini azaltmak, afet ve acil durum sonrası yapılacak faaliyetler hakkında öneriler sunmak, politikaları ve öncelikleri belirlemek bulunuyor.
İllerde de valilere bağlı il afet ve acil durum müdürlükleri kuruldu.

GENELKURMAY MİLLİ SAVUNMA BAKANI'NA BAĞLANDI

Genelkurmay Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Milli Savunma Bakanına bağlandı.
"Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kararnameyle 10 Temmuz'da yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Kuvvet komutanlıklarının bağlılığı" başlıklı 338'inci maddesi, "Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları" başlığıyla yeniden düzenlendi.
Buna göre, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarının görev ve sorumluluklarında birtakım düzenlemeler yapıldı.
Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanına bağlılığını düzenleyen maddede değişikliğe gidilerek maddeye Genelkurmay Başkanlığı da eklendi.
Buna göre, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanına bağlandı. Söz konusu düzenleme sonrası ilgili madde, "Genelkurmay Başkanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları Milli Savunma Bakanına bağlıdır. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğünde genelkurmay başkanı ile kuvvet komutanları ve bağlılarından doğrudan bilgi alabilir, bunlara doğrudan emir verebilir. Verilen emir herhangi bir makamdan onay alınmaksızın derhal yerine getirilir" olarak düzenlendi.
Bu kapsamda, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları Milli Savunma Bakanına ayrı ayrı bağlı ve sorumlu olacak. Genelkurmay Başkanlığı ile kuvvet komutanlıklarının teşkilatı Milli Savunma Bakanlığı kadro ve kuruluşunda gösterilecek.

GENELKURMAY BAŞKANININ GÖREVLERİ

Cumhurbaşkanı namına silahlı kuvvetlerin komutanı olan genelkurmay başkanı savaşta başkomutanlık görevlerini cumhurbaşkanı namına yerine getirecek. Genelkurmay başkanı, silahlı kuvvetlerin savaşa hazırlanmasında personel, istihbarat, harekat, teşkilat ve eğitim hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ile ana programları hazırlayarak Milli Savunma Bakanının onayına sunacak; bunlardan istihbarat, harekat, teşkilat ve eğitim hizmetlerinin Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığına bağlı kuruluşlar vasıtasıyla uygulanmasını sağlayacak. Personel hizmetleri ise özel kanunlarına ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre yürütülecek.
Genelkurmay başkanı, lojistik ve tedarik hizmetleri için tespit etmiş olduğu ilke, öncelik ve ana programlar ile askeri okullardaki eğitim ve öğretim hizmetlerine ilişkin önerilerini, bu hizmetleri yürütecek olan Milli Savunma Bakanlığına bildirecek. Uluslararası yapılacak anlaşma ve antlaşmaların askeri yönlerinin tayininde ve uygulama esaslarının tespitinde Genelkurmay başkanının mütalaası alınacak. Genelkurmay başkanı gerektiğinde bu toplantılara katılabilecek veya temsilci gönderebilecek.
Genelkurmay başkanı şahsen veya yetkili kılacağı kişi ve kuruluşlarla, görev ve yetkilerine ait konularda ilgili bakanlıklar, daireler ve kurumlarla doğrudan yazışma yapabilecek, temaslarda bulunabilecek.
Milli Savunma Bakanlığının görevlerini yürütmesine ilişkin maddede yapılan değişiklikle de kuvvet komutanlıklarının yanına Genelkurmay Başkanlığı ifadesi eklendi. Madde, "Milli Savunma Bakanı görevlerini, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşları vasıtasıyla yerine getirir" olarak düzenlendi.
Kararnameyle, Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki Harita Genel Müdürlüğünün kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslara ilişkin de düzenleme yapıldı. Savunma, güvenlik, istihbarat ve kalkınma maksatlı çalışan kurum ve kuruluşların temel coğrafi veri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Harita Genel Müdürlüğüne bağlı olarak Coğrafi Veri Merkezi kuruldu.

TİKA VE YTB, KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NA BAĞLANDI



TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlandı.

MGK'NIN YAPISI YENİDEN DÜZENLENDİ

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle, Cumhurbaşkanına bağlı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği'nin yapısı yeniden düzenlendi.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Cumhurbaşkanına bağlı Genel Sekreterliğin teşkilat, görev, yetki, çalışma usul ve esasları yeniden düzenlendi.
İki ayda bir toplanacak MGK'nın üyeleri, gerektiğinde doğrudan Cumhurbaşkanının çağrısıyla da bir araya gelebilecek.
Kurul toplantıları Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılırken, Kurula Cumhurbaşkanının katılmadığı zamanlarda Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek.
Kurul toplantılarına üyeler dışında, gündemin özelliğine göre ilgili bakan ve kişiler de çağrılarak bilgi ve görüş alınabilecek.
MGK kararları çoğunlukla alınacak, eşitlik halinde Kurul Başkanının bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılacak. Kurul kararları, Genel Sekreterlik tarafından Cumhurbaşkanlığına gönderilecek.
Kurulun gündemi Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenecek. Cumhurbaşkanı yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının gündeme girmesini istedikleri konular, Genel Sekreter vasıtasıyla Cumhurbaşkanına iletilecek.

MGK GENEL SEKRETERLİĞİ'NİN GÖREVLERİ

MGK Genel Sekreterliği görevleri kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının, gündeme girmesini istedikleri konular Cumhurbaşkanına sunulacak. MGK Genel Sekreterliği'nin görevleri şöyle belirlendi:
"Cumhurbaşkanınca düzenlenen gündemi Kurul üyelerine dağıtmak. Kurul toplantıları için toplantı yerinin hazırlanmasını sağlamak, toplantı tutanaklarını Cumhurbaşkanının belirleyeceği usule göre tutmak. Toplantı sonucunda alınacak karar ve basın bildirisi taslağını hazırlayarak Kurula sunmak ve Kurul tarafından onaylanmasının ardından Kurul kararlarını imzalatarak bir nüshasını Cumhurbaşkanına sunmak. Kurul kararlarının bir nüshası ile görüşme tutanaklarını Genel Sekreterlik arşivinde muhafaza etmek, basın bildirisini basın ve yayın kuruluşlarına dağıtmak.
Kurulun her türlü yazı işlerini yürütmek. Kurul tarafından verilen görevleri yerine getirmek, bu çerçevede söz konusu görevlere ilişkin araştırma ve değerlendirme yapmak ve yaptırmak. Bu araştırma ve değerlendirme sonuçlarını Kurul üyelerine ulaştırmak ve bu konuları kapsayan bir dokümantasyon merkezi oluşturmak. Milli güvenliğin sağlanması ve milli hedeflere ulaşılması amacıyla Kurulun belirlediği görüşler dahilinde iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları kapsayan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek. Diğer mevzuatla Genel Sekreterliğe verilen görevleri yerine getirmek. Cumhurbaşkanı tarafından verilen diğer görevleri yapmak."

AVRUPA BİRLİĞİ (AB) BAŞKANLIĞI, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN BAĞLI KURULUŞU OLDU

Resmi Gazete'de yayımlanan "Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"ne göre AB Başkanlığı'nın görevi, "5 Mayıs 1969 tarihli 1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla Türkiye'nin AB üyeliğine hazırlanmasına yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, izlenmesi ve koordinasyonu ile üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmek" olarak tanımlandı.
Kararnamede, merkez ve yurt dışı teşkilattan oluşan AB Başkanlığının, Dışişleri Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olduğu belirtildi.
Buna göre, başkanlığın üst amiri AB Başkanı olacak. "AB Başkanlık görevi" de bakan tarafından görevlendirilen bakan yardımcısınca yürütülecek ve başkan, AB'den sağlanan katılım öncesi mali yardımlara ilişkin "Ulusal Yardım Koordinatörü" de olacak.
Kararnamede, AB Başkanlığı'nın hizmet birimleri ise şöyle sıralandı:
"AB ile İlişkiler Genel Müdürlüğü, Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürlüğü, Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği."

AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMLARI MERKEZİ BAŞKANLIĞI

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle ayrıca, AB Başkanlığı ile ilgili AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı da kuruldu.
Kararnamede, söz konusu başkanlığın görev ve yetkileri, AB'nin eğitim ve gençlik programlarını Türkiye'de duyurmak, bu programlara katılım çalışmalarını yürütmek, koordine etmek, izlemek ve Avrupa Komisyonu'na rapor halinde sunmak, bu programlar hakkında Avrupa Komisyonu ile gerekli görüşmeleri yapmak ve uygulama sözleşmelerini imzalamak olarak yer aldı.
Başkanlığın, başkan, genel koordinatörler, program koordinatörleri, destek hizmetleri koordinatörleri ile yeterli sayıda uzman, uzman yardımcısı, mütercim, rehber, denetçi, danışman ve destek hizmetleri personelinden oluştuğu belirtildi.

TAEK'İN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI BELİRLENDİ



Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, nükleer enerji, iyonlaştırıcı radyasyon ve hızlandırıcı teknolojilerinin barışçıl amaçlarla ülke yararına kullanılması için teknik çalışmaları yapmak, yaptırmak ve koordine etmek üzere çalışan TAEK, bu kapsamda izlenecek ulusal politika ve strateji önerilerini hazırlayarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sunacak.
TAEK, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ile özel sektörün nükleer enerji, radyasyon ve hızlandırıcı teknolojileriyle ilgili bakanlığın uygun gördüğü öncelikli alanlarda; ekipman, malzeme ve yazılım dahil olmak üzere araştırma, geliştirme, teknoloji edinme, yenilik, tasarım, üretim, test ve yerlileştirme faaliyetlerine katılım sağlayacak teşvik ve destek sistemleri oluşturacak.
Ayrıca, görev alanıyla ilgili insan kaynağı oluşturmak amacıyla burs vermekle yükümlü olan TAEK'in yürütme kurulu Cumhurbaşkanınca atanacak başkan ve dört üyeden oluşacak.
Kurum başkanına çalışmalarında yardımcı olmak üzere üç başkan yardımcısı atanacak ve başkan yokluğunda başkan yardımcılarından birini yerine vekil olarak bırakacak.
TAEK, Teknoloji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Radyoaktif Atık Yönetimi Dairesi Başkanlığı, Radyasyon ve Hızlandırıcı Teknolojileri Dairesi Başkanlığı, Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Denetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği olmak üzere dokuz hizmet biriminden oluşacak.
TAEK tarafından her yıl sonunda çalışma raporu hazırlanarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sunulacak.

SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI'NIN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI BELİRLENDİ

Kararname ile Savunma Sanayii Başkanlığı'nın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi. Kararnameyle Cumhurbaşkanına bağlı ve tüzel kişiliği haiz kurulan Savunma Sanayii Başkanlığı, başkan, başkan yardımcıları ve hizmet birimlerinden oluşacak. Yurt dışı ve taşra teşkilatı kurmaya yetkili olacak. Başkanlığın en üst amiri olan başkan, kararnamede belirtilen hizmetlerin yürütülmesinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacak.
Savunma Sanayii İcra Komitesi cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanının görevlendireceği Cumhurbaşkanı Yardımcısı, İçişleri ve Milli Savunma bakanları, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanından oluşacak. Cumhurbaşbanının katılmadığı toplantılarda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı vekaleten Komiteye başkanlık edecek.
Komite Cumhurbaşkanının daveti üzerine toplanacak. Komitenin sekreterya hizmetlerini Başkanlık yürütecek. Komite toplantılarının gündemi Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.

KARARNAMENİN TÜM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ


2 Mart 2018 Cuma

Başbakan Yıldırım Harekat, Afrin'le sınırlı değil


BAŞBAKAN Binali Yıldırım, "Uluslararası hukuktan ve meşru haklarımızdan kaynaklanan bu harekat, sonuna kadar devam edecek. Burada herhangi bir gün herhangi bir miat söz konusu değildir. Miat ve süre ancak ve ancak terör örgütünün tam anlamıyla yok edilmesi ve etkisiz hale getirilmesine bağlıdır. Bu harekatı Afrin'le sınırlı olarak düşünmemiz de söz konusu değildir" dedi.



MİLLİ Savunma Üniversitesi  Harp Enstitüleri Karargah Subaylığı 1. Dönem Eğitimi Mezuniyet Töreni'nde konuşan Yıldırım, "Türkiye olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir ülkenin toprağında gözümüz olmadı, olmayacak. Hiçbir ülkeyi yönetmek gibi bir hevese de sahip değiliz. Bölgesel, küresel barışa Türkiye kadar önem veren başka bir ülke yok. Biz Gazi Mustafa Kemal'in de en güzel şekilde ifade ettiği gibi, 'Yurtta sulh cihada sulh'istiyoruz. Bunu tesis etmek için çalışıyoruz. Yurtta ve cihanda sulhu istemek, sınırlarımızı dahili veharici düşmanlara karşı korumakla mümkündür"  açıklaması yaptı.


Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Harp Enstitüleri Karargah Subaylığı 1'inci Dönem Eğitimi Mezuniyet Töreni'nde konuşan Başbakan Binali Yıldırım, , Türkiye'nin son derece zor bir coğrafyada yer aldığını anlatarak, sadece coğrafi olarak değil, tarih olarak, kültürel değerler olarak da bu coğrafyanın merkezinde yer alan ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika'nın yaklaşık 200 yıldır dünyanın en dinamik, en çalkantılı coğrafyası olduğuna dikkati çeken Yıldırım, stratejik açıdan hayati öneme sahip bu bölgede, aynı zamanda zengin yeraltı kaynaklarının da bulunduğunu ifade etti.

Yıldırım, bölge halklarına siyasi ve ekonomik imkanlar sağlaması gereken bu durumun,  anlaşmazlıkların, krizin, iç savaşların temel sebebi haline dönüştüğünü dile getirerek, bugün ciddi sıkıntıların yaşandığı, Suriye, Filistin, İsrail, Lübnan, Irak, Yemen ve diğer bölgelerdeki olayların, Türkiye'nin tarihinden, Türkiye'nin geleceğinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

"YURTTA SULH, CİHADA SULHU İSTİYORUZ" 
Kafkasya, Balkanlar ve Kuzey Afrika'da yaşanan olayların, Türkiye'nin dışında ele alınamayacağını anlatan Yıldırım, şöyle konuştu: "Burada şunu söylemekte, tekrar etmekte fayda görüyorum, Türkiye olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir ülkenin toprağındagözümüz olmadı, olmayacak. Hiçbir ülkeyi yönetmek gibi bir hevese de sahip değiliz. Bölgesel, küresel barışa Türkiye kadar önem veren başka bir ülke yok.

Biz Gazi Mustafa Kemal'in de en güzel şekilde ifade ettiği gibi, 'Yurtta sulh cihada sulh'istiyoruz. Bunu tesis etmek için çalışıyoruz. Yurtta ve cihanda sulhu istemek sınırlarımızı dahili ve harici düşmanlara karşı korumakla mümkündür" 
Başbakan Yıldırım, bir ülkede yaşanan istikrarsızlık, ekonomik veya siyasi kaosun bütün bölgeyi hatta dünyayı etkisi altına alabildiğine vurgu yaptı.
"AFRİN İLE SINIRLI OLARAK DÜŞÜNMEMİZ SÖZ KONUSU DEĞİL" 
Suriye'de 7 yıldır yaşananlara hep birlikte şahit olduklarını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:  "Var olan iç savaş yüzünden milyonlarca insan evinden, barkından oldu.

Bir milyona yakın insan hayatını kaybetti. Türkiye olarak bu sorunun, bu iç savaşın, bu otorite boşluğunun en büyük bedelini ödeyen ülkeyiz. Bugün Fırat Kalkanı bölgesinde, Afrin bölgesinde bizim mücadelemiz, sadece ülkemizin sınırlarını güvence altına almak değil, aynı zamanda vatandaşımızın can ve mal güvenliğini korumak, bunun ötesinde de o bölgede Suriye'de, Irak'ta yaşayan mazlum, mağdur insanları terör örgütünün zulmünden kurtarmaktır. Uluslararası hukuktan ve meşru haklardan kaynaklanan bu harekat, sonuna kadar devam edecek.

Burada herhangi bir gün, herhangi bir miat söz konusu değildir. Miat ve süre ancak ve ancak terör örgütünün tam anlamıyla yok edilmesi ve etkisiz hale getirilmesine bağlıdır. Bu harekatı Afrin ile sınırlı olarak düşünmemiz de söz konusu değildir. Sınırlarımıza vaki tehdit, tehlike, terör nerede varsa orası bizim için hedeftir ve orada gerekli mücadeleyi yapmaktan da asla tereddüt etmeyiz.

Yıldırım, PKK/PYD ve DEAŞ, terör örgütlerinin hem Türkiye'de hem Suriye'de faaliyetleri sona erinceye kadar bu çalışmaları, bu operasyonları sürdüreceklerini ifade ederek, askerlerin terör karşısında gösterdiği başarı ve cesaretin de takdire şayan olduğunu aktardı.

 15 YILDA SAVUNMA SANAYİİNE 35 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM 
Savunma sanayi ve silah sistemlerinde sahip olunan milli teknoloji, bilgi, tecrübe birikiminin ulusal güvenliğin en önemli unsuru olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Son 15 yılda savunma sanayiine 35 milyar dolar yatırım yaptık ve savunma sanayinde ihraç eden ülke konumuna geldik. Bugün, 2 milyar doların üzerinde ihracat hacmine ulaştık. Daha yolun başındayız. Devletimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne her türlü teknolojik imkanı sunuyor, sunmaya da devam edeceğiz."  dedi.

Milli savunmayı, yeni teknoloji ürünü ve yerli savunma sistemleriyle güçlendirdiklerini aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:  "Savunma sanayimizi güçlendirmek için başta araştırma geliştirme faaliyetleri olmak üzere yerlileştirme ve millileştirme çalışmalarına da tüm hızıyla devam ediyoruz. Yüzde 24 ile aldığımız topyekun yerlileştirme oranını bugün yüzde 65 seviyesine çıkarmış bulunuyoruz. Ancak bununla yetinecek değiliz, en az yüzde 80'i hedefliyoruz. Tanklarımız, hava savunma sistemlerimiz, uydularımız, İHA, SİHA gibi caydırıcı silahlarımız, savaş gemilerimiz, uçak, helikopter gibi birçok araç ve gereci milli imkanlarla yapmaya başladık, geliştirmeye devam ediyoruz. Böylece Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerimize artık kendi gemimiz, tankımız, uçak ve silah sistemlerimizle donatılmaktadır. Bu milli harp araçlarının, gemi ve uçakların devletine, milletine, milli, manevi değerlerine ve demokrasiye sadakatinden şüphe duymadığımız sizlere emanet ediyoruz. Bunları sizler kullanacaksınız. Küresel barış ve istikrarın korunması, devletin bekası, milli menfaatlerimiz için içeride ve dışarıda bu onurlu mücadeleyi sürdüreceksiniz." 

Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasını şöyle tamamladı:  "Bu güzel ülkeyi bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bütün ecdadımızı, vatanımız için canlarını seve seve feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun. Gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Milli Savunma Üniversitesinin emsalleri içinde dünyanın en güçlü, en saygın üniversiteleri arasına katılacağına yürekten inanıyorum. Görüyorsunuz, 12 değişik ülkeden subaylar var, burada kurmaylık eğitimi alıyorlar. Önümüzdeki sene bu sayı daha da artacak, başka ülkeler de buraya katılacak. Bu vesileyle üniversiteye, üniversitenin kısa sürede 15 Temmuz darbe girişiminin verdiği olumsuz etkilerin kurtulmasında büyük emek ve gayret gösteren Rektörümüz Prof. Dr. Erhan Afyoncu başta olmak üzere bütün akademik personele, subaylara ve tabii bütün öğrencilere selamlarımı sevgilerimi sunuyorum, teşekkür ediyorum. Mezun genç subaylarımızı da yürekten kutluyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun."  Başbakan Yıldırım ayrıca, derece ile mezun olan dönem birincilerine hediyelerini verdi.


Törene, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, İstanbul Valisi Vasip Şahin, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile diğer davetliler katıldı.  (AA)

7 Haziran 2018 Perşembe

Savunma sistemlerinde millileşme hamlesi ve Deniz Kuvvetleri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türkiye, yürütülen milli gemi inşa faaliyetleri sayesinde dünya üzerinde harp gemisi inşa edebilen on devletten biri oldu.
Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayinin gurur kaynaklarından biri olan, Türk mühendislerin büyük oranda milli imkânlarla gerçekleştirdikleri Milli Gemi (MİLGEM) projesi çerçevesinde inşa edilmekte olan harp gemilerinden dört adedinin ihraç edileceğini söyledi. Muhtemel satıştan elde edilecek gelirin Türkiye’nin tarım ürünleri ihracından karşıladığı miktarın yaklaşık yüzde 25’ine tekabül edeceğini ifade eden Canikli, teknoloji ihracının önemini de ortaya koydu.

MİLGEM ile tekne inşası ve sistem entegrasyonu konusunda dışa bağımlılık azaltılmış durumda. Fikri hazırlığı 1996’ya uzanan bu projede hedef, savunma teknolojilerinin bilgi birikimini sağlamak ve yerli savunma sanayi katkı payının yüksek tutulmasıydı. Burada önemli olan noktalardan biri de Türk askeri tersanelerinin, özel sektör tersanelerinin ve tersaneler dışında 50’den fazla Türk firmasının bu projede yer almak suretiyle savunma sanayimizin gelişimine katkı sağlamasıydı. Türk özel sektör tersanelerinin askeri gemi inşasında rol almaları Türk savunma sanayine yeni bir kapı da açmıştır. Proje yüzde 65 oranında yerli sanayi katkısıyla sürdürülüyor.
İnşa aşamasına 2004’te geçilen MİLGEM projesinde bugüne kadar ADA sınıfı dört korvetin inşası gerçekleştirildi. Bunların ilk ikisi olan F511 TCG Heybeliada ve F512 TCG Büyükada aktif görevde. Son ikisi olan F513 TCG Burgazada ve F514 TCG Kınalıada ise denize indirildi ve hazırlıkları sürüyor.
Milli korvetlerimiz, milli 3 boyutlu arama radarı, milli sensörler, milli lazer ikaz sistemi, milli sonar, milli torpido tespit ve karıştırma sistemleriyle milli top, milli savaş yönetim sistemi, milli kızılötesi iz yönetimi sistemi ve milli muharebe uydu sistemi gibi tamamen yerli imkanlarla donatıldı.
ADA sınıfı korvetler hizmete girdikten sonra birçok görevde yer aldılar. TCG Heybeliada 2014’de icra edilen Barbaros Türk Deniz Görev Grubu aktivasyonu kapsamında Afrika kıtasını çepeçevre dolaşarak 17 bin deniz mili mesafe kat etti, 16 ülkede 17 liman ziyareti icra etti. Güney Afrika açıklarında, okyanus şartlarında kapsamlı atış eğitimleri yaptı.
TCG Büyükada 2015’de Pakistan’a kadar uzanan coğrafyada 10 bin 500 deniz mili mesafe kat ederek 9 ülkede 13 liman ziyaret etti.
Her iki gemi de Aden körfezi ve Somali sularında deniz haydutluğuyla mücadele görevlerine, gerek milli gerekse NATO ve BM çerçevesindeki tatbikat ve görevlere katıldılar. Bu görev ve ziyaretler çerçevesinde, milli gemilerimiz onlarca yabancı heyet ve basın kuruluşu temsilcisi tarafından ziyaret edildi.
Projede bundan sonra firkateyn inşa edilecek. Gemilerin borda numaraları ve isimleri şöyle: TCG İstanbul (F-515), TCG İzmir (F-516), TCG İzmit (F-517), TCG İçel (F-518). Firkateynlerin ilki İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda, geri kalan üç firkateyn ise Türk özel sektör tersanelerinde inşa edilecek.
Korvetlere nazaran nispeten büyük, menzili daha uzun planlanan firkateynler bölgesel hava savunma kabiliyetine sahip olacak. Firkateynler daha etkin silahlarla donatılacak, daha etkin komuta kontrol ve savaş sistemlerine sahip olacak. 113 boyundaki gemi 14 metre genişlikte olacak. Sensörleri, silahları ve elektronik sistemleri milli imkanlarla hayata geçirilecek. Bu sistemler arasında satıhtan satıha güdümlü mermi dikey atım sistemi, 25 mm milli top, milli nokta hava savunma silah sistemi ve milli dekoy atım sistemi (sualtı yanıltma sistemi) bulunuyor.
Milli gemilerimizin inşasında, milli savunma sanayi şirketlerimiz olan ve elektronik sistemlerde teknoloji üreten ASELSAN ve HAVELSAN da yer alıyor.
Türkiye bu milli gemi inşa faaliyetleri sayesinde, dünya üzerinde harp gemisi inşa edebilen on devletten birisi oldu. Bu sayede, her bir gemisinin direğinin en tepesinde Kur’an-ı Kerim bulunan, demir almaktan, halat fora etmeye kadar her işini besmele ile gerçekleştiren Türk donanması personeli, kendi mühendisinin ve sanayicisinin ürettiği milli gemiler ve daha önemlisi milli atış kontrol ve silah sistemleriyle kendini daha güvenli hissedecek, çevre denizler başta olmak üzere bütün denizlerde, her türlü tehdide karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaatlerini koruyacaktır.


Türk Deniz Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliğinin sadece karasularımız içinde sağlanamayacağı bilinciyle başta Karadeniz, Ege ve Akdeniz olmak üzere dünya denizlerinde varlık gösteriyor. Uluslararası faaliyetlere, operasyonlara, tatbikatlara katılıyor. Bu gayretler milli imkanlarla daha iyi seviyelere geliyor. Bu çerçevede, sadece korvet ve firkateyn inşasının yeterli olmayacağı bilinciyle denizaltı, karakol gemisi, lojistik gemileri ve çok maksatlı amfibi hücum gemisi projeleri de sürdürülüyor.
İlk milli çok maksatlı amfibi hücum gemimiz TCG Anadolu’nun inşası sürüyor. Türk donanmasının uçak gemisinden önceki son durağı olarak inşa edilen amfibi hücum gemisinin Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekât alanlarında ve gerektiğinde Hint okyanusu ile Atlantik okyanusunda görev yapması planlanıyor.
Çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, bir amfibi tabur ile gerekli muharebe ve destek araçlarını, ana üs desteği olmadan kriz ve harekat bölgelerine taşıyabilecek, havuzunda taşıyacağı çıkarma araçlarıyla çıkarma operasyonlarına katılabilecek ve uygun evsaftaki helikopter ve uçakların gece ve gündüz operasyon yapmasına imkan sağlayacak bir uçuş güvertesine sahip olacak. TCG Anadolu ile Türk Silahlı Kuvvetleri orta ölçekli küresel güç aktarımını gerçekleştirebilecek ve gerektiğinde onu hastane gemisi olarak da kullanılabilecek. Yaklaşık 27 bin ton ağırlığında ve 231 metre boyunda inşa edilmesi planlanan çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, silahlı kuvvetlerimizin envanterinde yer alan en büyük deniz platformu olacak.
Şurası muhakkak ki, kendisine dünyanın ilk on devleti arasına girmeyi bir hedef olarak belirleyen Türkiye Cumhuriyeti devletinin deniz kuvvetlerinin de bu iddiayı destekleyecek unsurlarla teşkil edilmesi gerekir. Yurt dışında, başka devletlerle yapılacak deniz askeri üsleri anlaşmaları da bu hedeflere ulaşmakta Türk Deniz Kuvvetleri’nin hareket serbestisine katkı sağlayacaktır. Arnavutluk Paşa Limanı’ndaki askeri üssümüz bu gayretlerin işaret fişeğidir. Afrika’nın kuzeyinde, doğusunda, batısında ve Hint okyanusunda tesis edilebilecek deniz üsleri, Türk devletinin deniz hak ve menfaatlerinin korunmasına ve ülke güvenliğinin ileriden tesis edilmesine katkı sağlayacaktır.

8 Ağustos 2017 Salı

Yunanistan’ın Ege’de İşgal Ettiği 18’inci Ada


Ege Denizi’nde Yunanistan tarafından işgal edilen 18’inci ada olan Marathi Adası’nın, 1933’te TBMM. tarafından Milletler Cemiyeti’ne Türk adası olarak ve ismen tescil ettirildiği ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın ulaştığı belgede kayıt numaraları ile genel sekreterin imzası da var.
Uluslararası hukuka göre, Türkiye’ye bağlı olan Marathi Adası’nın 2004’ten beri Yunan işgali altında olduğu, adaya Yunan vatandaşlarının yerleştirildiği ve Yunan bayrakları asıldığı belirlenmişti. Adanın işgalini Ege’de Türkiye’ye ait 17 ada ve 1 kayalığın işgal edildiğini de gündeme getiren Ümit Yalım kamuoyuna açıkladı. Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi ile temasa geçen Yalım, işgal altındaki 18’inci adanın tescil belgesini istedi. Ofis yetkilileri Marathi Adası’nın tescil belgesini Yalım’a iletti.
MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇERİSİNDE
Marathi Adası’nın, 30 Ekim 1918 tarihinde işgal altında olmadığını, bu sebeple Misâk-ı Milli sınırları içinde bulunduğuna dikkat çeken Ümit Yalım, şunları kaydetti:
“4 Ocak 1932’de Türk-İtalyan Sözleşmesi imzalandı. Sözleşmenin onay süreci devam ederken Türkiye, 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. Türk-İtalyan Sözleşmesi, 14 Ocak 1933’de TBMM tarafından kabul edildi ve 25 Ocak 1933 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanan Türk-İtalyan Sözleşmesi’nin 1. maddesinde, Marathi Adası’nın Türkiye’nin egemenliği altında olduğu belirtilmiştir. Sözleşme, 24 Mayıs 1933’te Milletler Cemiyeti Sekreterliği’ne tescil ettirilmiştir. Bu belge arşivlerde…”
AB uğruna Ege’de adaları verdiler şimdi ‘AB olmasa da olur’ diyorlar
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ege’deki 18 adanın Yunanistan tarafından işgal edildiği eleştirilerine verdiği “Adaların hukuki ve fiili durumunda hiçbir değişiklik olmamıştır” yanıtına Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım sert tepki gösterdi.
alım, hükümetin “adacık ve kayalık” diyerek bu konuyu geçiştirmeye çalıştığını kaydetti.Yalım şunları söyledi:
“Adacık ve kayalık diyorlar. Adacık değil ada. Uluslararası dokümanlarda da ada olarak kabul ediliyor. Amerikan ve İngiliz haritalarında da açıkça ada olarak geçiyor. Lozan Antlaşması’nın 15 maddesinde yer alan ‘adacık’ ifadesine bağlayarak, verilen 18 adayı bu adacıkların arasına sokmaya çalışıyorlar. Hükümet 2004 yılında AB’den müzakere tarihi alabilmek için bu adaları alenen Yunanistan’a verdi. Şimdi de AB olmasa da olur diyorlar. İşlenen günah çok büyük.’ Emekli Albay Ümit Yalım, Ege’deki 18 adamızın 13 yıldır Yunan işgali altında olduğunu hatırlattı. Bu dönemin başbakanlarıyla dışişleri, içişleri ve ulaştırma bakanlarının yargılanmasını istedi.
Ege Denizi’nde bulunan 18 Türk adası ve bir Türk kayalığı konusunda TBMM’ye çarpıcı bir başvuru yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, 2004 yılından itibaren AKP hükümetleri döneminde işgalin gerçekleştiğini savundu ve sorumlu tüm siyasiler hakkında ‘vatana ihanetten’ işlem yapılmasını istedi. Yalım, TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu’na gönderdiği yazılı başvuruda şöyle dedi:
13 YILDIR İŞGAL ALTINDA
“Misâk-ı Milli ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığı 2004 yılından beri Yunan işgali altındadır. İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içinde bulunan vatan topraklarında, 13 yıldır Yunan bayrağı dalgalanıyor ve Yunan askerleri elini kolunu sallayıp dolaşıyor. Türk adaları Yunan ordusunun ileri karakolu haline dönüştürülmüş ve Türkiye Cumhuriyeti, Erdoğan ve AKP iktidarı eliyle Ege Denizi’nde soyutlanarak Anadolu’ya hapsedilmiştir.
Binali Yıldırım bile 2015’te, kendi seçim bölgesindeki İzmir Koyun Adası’na, yani Türk toprağına, Türk Bayrağı’nı sallayıp ve teknesine Yunan bayrağı çekerek pasaportla girebilmiştir. Başbakan’ın Yunan bayrağı ve pasaportla girdiği İzmir Koyun Adası’na, Yunan Savunma Bakanı ve komuta kademesi pasaportsuz girmektedir. İşgal edilen adalarımıza, çok sayıda kilise inşa edilmiş. Kilisenin papazlarını İstanbul Fener Rum Patrikhanesi atamıştır. Adalarda bir tek cami yoktur.

MECLİS SEYİRCİ KALDI
TBMM, İstiklâl Savaşı’nı yönetmiş ve Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusunu İzmir’de denize dökmüştür. Hâlihazırdaki TBMM ise Anadolu Yarımadası’nın doğal uzantısı olan Ege ve Akdeniz’deki adalarımızın işgaline seyirci kalmıştır. Konu ile ilgili olarak CHP ve MHP milletvekilleri tarafından AKP’ye çok sayıda yazılı soru önergesi verilmiştir. Dışişleri ve Savunma bakanlarının verdiği cevaplarda, hayal ürünü ve baştan savma açıklamalar yapılmakla birlikte işgali kabul etmiştir. Eski Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 26 Mart 2015’te TBMM’de, adaların fiili olarak Yunan işgali altında olduğunu itiraf etmişti. 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığını yani vatan topraklarını Yunan askerine alenen teslim ettiğini, vatana ihanet ve terör suçu işlediğini zımnen ve hukuken kabul eden, Ege Denizi’nde Sevr Antlaşması’nı uygulayan Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve dışişleri, içişleri ve ulaştırma bakanlığı yapanlar hakkında, 19 Ağustos 1920 tarihli TBMM kararı emsal alınarak karar verilmesini arz ve teklif ederim.

Yunan, işgal ettiği adamızda turizm sezonunu açtı!..

Yunanistan, işgal ettiği Bodrum’un hemen karşısındaki Keçi Adası’nda turizm başlattı. Ada turist kaynıyor. Yunanlar, Türkiye’nin sırtından para kazanıyor!
Ülkemizde turizm sektörü can çekişirken Yunanistan işgal ettiği Türk adalarında turizm sezonunu açtı. Turizmin merkezi sayılan Bodrum’un hemen karşısında bulunan ve Yunanlar tarafından işgal edilen Muğla’ya bağlı Keçi Adası’nda (Pserimos) ilk turist kafilesi için tören düzenlendi. Yunanlar, Türk Adası’nda Türkiye’nin sırtından para kazanıyor. Ayrıca Ege’de işgal altındaki Muğla Koçbaba ve Ardıççık adalarına da güneş ve enerj santralleri kuruldu. Yunan polisi yaz sezonunda işgal edilen adalarda görev yapacak, pasaport işlemlerini yürütecek, plaj bölgesinde turistlerin güvenliğini sağlayacak.
‘BAKAN TURİST GİBİ İZLİYOR’
Adalarımızın işgaliyle ilgili gelişmeleri belgeleriyle ortaya koyan Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım şöyle dedi: “Yunanistan işgal edilen bütün Türk adalarında turizm yapıyor. Yunanistan, Türkiye’nin sırtından para kazanıp kasasını doldururken, Turizm Bakanı Nabi Avcı olanı biteni turist gibi izliyor.”Yunanistan, başta Keçi Adası olmak üzere işgal ettiği adalarımıza tekneyle turist taşıyor. Keçi Adası, 2004’den beri tam 13 yıldır her yaz sezonunda turist kaynıyor.
Yunanistan, Ege’de işgal ettiği adalarımıza milislerini yerleştirdi Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altında olan 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığının Yunanistan tarafından işgaline ses çıkarılmazken, düzenli askeri birliklere ilave olarak Yunanlılar adalarımıza yerleştirdiği sivilleri de silahlandırdı. Silah, mühimmat ve üniforma ile donatılan sivil halk, Milis Askeri olarak eğitiliyor. Aydın- Hurşit Adası’nda egemenlik ve bayrak gösterisi yapan Yunan Milis Askerleri, Türkiye’ye meydan okudu.
İleri karakola dönüştürüldü.

Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Alkiviadis Stefanis, 30 Mart 2017’de Aydın Hurşit Adası’nı ziyaret etti. Korgeneral Stefanis’in Hurşit Adası’na yaptığı ziyaret Yunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı. Korgeneral Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan Aydın Hurşit Adası’na geldi. Yunan bayrağının altında işgalci Yunan askerleri ile birlikte poz verdi. Aydın Hurşit Adası, Yunan Ahikerya Adası’na bağlanarak ileri karakol haline dönüştürüldü. Aydın Hurşit Adası’nda, Yunan 79. Milli Muhafız Taburuna bağlı 4.Piyade Bölüğü görev yapıyor.
Milisler de harekata hazırlanıyor
Adalarımızın işgalini sıkça gündeme getiren eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli kurmay Albay Ümit Yalım, “Hurşit Adası’ndaki işgalci Yunan askerlerini denetleyen Stefanis, Milis Askeri olarak eğitilen silahlı ve üniformalı Yunan vatandaşları ile birlikte poz vermeyi de ihmal etmedi. Milis Askerlerinin eğitimlerini de izleyen Stefanis, adadaki bütün askerlerin harekâta hazır olduklarını ve morallerinin yüksek seviyede olduğunu söyledi. Biz de devlet olarak bu durumu seyrediyoruz.”
Büyükada’dan iki kat büyük
Aydın İl sınırları içinde bulunan Hurşit Adası, işgal altında olan 18 ada arasında bulunuyor. Kuşadası ve Didim bölgesinde bulunan Hurşit Adası, 1923 Lozan Antlaşması ile Yunanistan’a verilmedi. Türkiye’nin egemenliğinde kalan Hurşit Adası, Sisam Adası’na 3,7 mil, Ahikerya Adası’na 7,8 mil ve Batnoz Adası’na 8 mil mesafede olup anılan adalara bağlı ya da bitişik adacık değil. İstanbul’daki Büyükada’nın iki misli büyüklükte ve 9 Km. uzunluğunda olan Aydın Hurşit Adası, 2004 Yılından beri tam 13 yıldır Yunan işgali altında. Hurşit Adası, Türkiye’ye yapılacak askeri harekât için ileri karakol haline dönüştürüldü.

13 Eylül 2017 Çarşamba

ABD S-400'lü Türkiye'den neden korkuyor?

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Ankara ve Moskova'nın imza aşamasına geldiği S-400 anlaşmasına ABD'nin gösterdiği tavrı değerlendirdi. Türkiye'nin tüm tehditlere açık olmasına rağmen NATO'dan destek görmediğine işaret eden Caşın'a göre ABD'nin itirazları ile Türkiye'nin savunma konusunda öncelikleri çakışır vaziyette.

Başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkelerinin tepkilerine rağmen Türkiye ve Rusya'dan imza aşamasında olan S-400 anlaşmasına ilişkin peş peşe olumlu açıklamalar geliyor. 

Rusya'nın askeri ihracat şirketi Rosoboronexport'un CEO'su Aleksandr Miheyev, Türkiye'yle S-400 füzesi anlaşması üzerinde uzlaşı sağlandığını söylerken Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da füze anlaşmasında imza aşamasına gelindiğine vurgu yaptı.

Moskova ve Ankara'nın açıklamaları, ABD Savunma Bakanı James Mattis'in Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri satın alımının Türkiye-NATO arasındaki askeri iş birliğini olumsuz etkileyeceği yönündeki açıklamasını takip etti. 

Ancak Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Almanya başta olmak üzere çeşitli NATO üyesi ülkelerin S-200 ve s-300 gibi füze savunma sistemlerini elinde bulundurmasına karşın ABD'nin Türkiye'nin Rusya'dan yapacağı bu satın almadan neden bu kadar endişe duyduğu halen bir soru işareti.

Üstelik Mattis, S-400'lerin "her türlü hedefe karşı kullanılabileceği" yönünde açıklama yapsa da; Sputnik'e konuşan Özyeğin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın'a göre bu bilgi teyide muhtaç.

‘TÜRKİYE, BALTIK ÜLKELERİNDEN DAHA MI AZ ÖNEMLİ?'


Bu tür silahların dost-düşman hedef tanıma sistemi olması itibarıyla Mattis'in açıklamalarına mesafeli yaklaştığına işaret eden Caşın, ABD'nin Ankara ve Moskova arasındaki anlaşmaya yönelik tavrını şu sözlerle değerlendirdi:

"Türkiye, NATO'dan hava savunma sistemleri göndermeleri konusunda ricada bulunmuştu. Almanya, Patriot füzelerini siyasi nedenlerden dolayı geri çekerek bu füze sistemlerini siyasal baskı yöntemi olarak kullandı. 

Üstelik yerleştirilen Patriot sistemleri zaten Türkiye'nin tehdit alanlarını kapsamıyordu. Halbuki S-400 maliyet ve operatif harekat yeteneği yönünden bakılırsa S-400 son derece modern bir hava savunma füzesi, 400 kilometre menzilli ve 30 kilometre irtifası var. 

Aynı anda 36 ve gerektiğinde de çift batarya ile 72 hedefe bağlanabiliyor. Bu Türkiye için önemli bir parametre. Amerikan Savunma Bakanı çok iyi tanıdığımız deneyimli bir asker, orgeneral rütbesine sahip. O da bunların eminim farkındadır."

Casın "Amerika, Polonya ve Baltık ülkelerine Patriot füzeleri yerleştiriyor. Bu noktada sorulması gereken tek soru var, o da şu: Acaba, Türkiye NATO içerisinde Polonya'dan ya da diğer ülkelerden daha mı az önemli?" dedi.

‘TÜRKİYE YAKLAŞIK 30 YILDIR CİDDİ TEHDİT ALTINDA'


Türkiye'nin hava savunma sistemleri konusu 1990'lardan bu yana karara bağlayamadığını ve savunma sisteminin yenilenmesinin öncelikli ihtiyaç olduğunu savunan Caşın "Türkiye'nin çok acil şekilde en modern teknoloji ürünü hava savunma füzelerine ihtiyacı olduğu aşikar. 1980-88'deki İran-Irak savaşı esnasında, Irak'ın İran'a füze attığını biliyoruz. Burada kimyasal silah kullanımı da oldu. 

1991 Körfez Savaşı esnasında ve 2003'teki Irak işgalinde Bağdat'ın elindeki füzeleri müessiriyetini gördük; 2003'te Irak işgalinde bunu gördük. Ve 2015 Suriye kriziyle beraber oradaki DEAŞ terör örgütünün attıkları füzeler Türkiye'de vatandaşlarımızı öldürdü. 

Yani Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve milli güvenliğine aykırı bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Üçüncüsü İran ve komşu ülkelerdeki balistik füze tehdidi çok çok önemli. Yani hali hazırda İran'daki Şahab füzeleri ve Suriye'nin füzeleri Türkiye'yi tehdit eder durumda. 

Dördüncü husus ise kimyasal silah saldırı tehdidi." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin savunma sistemi anlaşması kapsamında AR-GE ortak üretimini yapmak istediğine işaret eden Caşın "İki önemli nokta var: Birincisi savunma sisteminin aciliyeti; ikincisiyse teknoloji transferinin Türkiye için önemi.

 Bunların Türkiye açısından önemi, 1974 Kıbrıs Harekatı sonrasında Türkiye'ye uygulanan silah ambargosu ve 90lı yıllardan sonra PKK'yla yapılan mücadelede bazı NATO ülkelerinin Türkiye'ye ambargo uygulaması gibi önemli etmenlerle ilişkili" dedi.

‘S-400 NATO'YA ENTEGRE OLAMAZ DİYE BİR ŞEY YOK'

ABD Savunma Bakanı'nın S-400 anlaşması karşıtı sözlerine sert tepki gösteren Caşın " Türkiye egemen ve bağımsız bir devlettir. Eğer NATO müttefiki istediği silah envanterini elde edebilir. Ayrıca Türkiye' sahip olduğu sistemi NATO'ya tahsis eder; sistemden faydalanıp faydalanmamak NATO'nun işidir" diye konuştu.

ABD'nin Türkiye'ye destek vermediği halde karşıt tavır göstermesini eleştiren Caşın "Amerika Patriot'lar için Türkiye'nin koşullarını kabul etmemişti. 

Pekin ile silah anlaşmasına da karşı çıkmıştı. Türkiye bundan sonra yeniden ihaleye çıkmıştı aynı şartları koymuştu ve yine Patriot istediğimiz teknoloji transferini vermemişti" dedi.

S-400'lerin istenildiği takdirde NATO envanterine entegre olabileceğine işaret eden Caşın "Türkiye'nin hava savunması güçlü olursa Amerika'ya zararı değil faydası olur. Bunu Doğu Akdeniz'de gördük. Ama ben şunu soruyorum. 

Neden diğer NATO ülkeleri silahları uyumlu da s-400 uyumsuz olsun? Bu bir kere teknik olarak bana göre doğru değil. Yani her türlü silah sistemi NATO'ya entegre olabilir" diye ekledi.

31 Ekim 2018 Çarşamba

Cummhurbaşkanı Erdoğan Açıkladı: Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi Üretimine Başlıyoruz

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

TÜRKGÜN  HABER PORTALI




Son Dakika! Erdoğan Açıkladı: Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi Üretimine Başlıyoruz ve İsmi Siper Olacak 

Son dakika! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Teknoloji Geliştirme Töreni'nde müjdeyi verdi. 

Buna göre Türkiye, uzun menzilli hava savunma sistemi üretimi yapacak ve projenin adı 'Siper' olacak.




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Teknoloji Geliştirme Töreni'nde müjdeyi verdi. 

Erdoğan, "Milli uzun menzilli bölgesel hava savunma sisteminin oluşturulması Savunma Sanayi Başkanlığımız öncülüğünde başlatıldı. 
İlk teslimat 2021 yılında. Projenin ismi Siper olacak." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:


"HEDEFLERDEN BİRİ, UYDU AYNALARININ ÜLKEMİZDE ÜRETİLMESİYDİ"


Bugün burada birbirinden önemli milli teknoloji geliştirme teknolojileri altyapı çalışmaları için bir araya geldik. 

TSK'ya teslim edilen yeni nesil silahların ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Ortaya koyduğumuz hedeflerden biri de uydu aynalarının ülkemizde üretilmesiydi.


"TÜRKİYE, SAVUNMA TEKNOLOJİLERİNİN HER ALANINDA HIZLA İLERLİYOR"


Kritik teknoloji olarak kabul edilen maliyeti yüksek parçaların maliyeti yüksekti. 

Bu proje sayesinden milli kabiliyet sayesinde geliştirme imkanı bulduk. Ödenen yüksek tutarların yurt içinde kalmasını sağlıyoruz. 
Türkiye; savunma, havacılık ve uzayteknolojilerinin her alanında söz sahibi olma yolunda hızla ilerliyor. 
Tesiste uydu kameralarının yanında yurt dışı tedarikinde sorun yaşanan hassas optik ve teleskop aynalarının üretimi gerçekleştirilecektir.


"İŞ DÖNÜP DOLAŞIP SAVUNMA SANAYİMİZE GELİYOR"


Dünyada sayılı laboratuarlardan biri oldu. 
Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye'ye yapılan saldırılardan biri de uyguladığımız bağımsız politikalara tepki olduğunu biliyorum. İş dönüp dolaşıp savunma sanayimize geliyor. Savunma sanayinde yüzde 65 olan yerlilik millilik oranını daha da yukarı taşıyacağız.


"ELEKTROMANYETİK FIRLATMA SİSTEMİNİ ÜLKEMİZDE ÜRETTİK"


Savunma sanayi sektörümüz bugün binden fazla şirket yanında kobilerin araştırma kuruluşlarının yanında milli bir yapıya ulaşmıştır. 

Elektromanyetik fırlatma sistemini ülkemizde üretmeyi başardık. Işın projesi kapsamında yerli imkanlarla üretilen lazer sistemlerimiz yüksek isabet oranına sahip.


"PROJENİN İSMİ 'SİPER' OLACAK"



Lazer silahlarımız kendi mühendislerimiz tarafından üretildi. Proje kapsamında millileştirildi. Günümüzde güvenlik kavramının anlamı değişti. 

Fiziki güvenlik siber güvenlikle tahkim edilmesi gerekiyor. Sınırlarımız içinde ve dışında operasyonlarda yerli savunma sanayi araçlarını aktif olarak kullanıyoruz. 
Uzun menzilli bölgesel hava füze savunma sistemi ihtiyacımız gündeme geliyor. 
Bu sistemin önemi ortada. Milli uzun menzilli bölgesel hava savunma sisteminin oluşturulması Savunma Sanayi Başkanlığımız öncülüğünde başlatıldı.
İlk teslimat 2021 yılında. Projenin ismi Siper olacak. 

Bakan Albayrak: 6 Başlık Altında KDV ve ÖTV İndirimlerini Devreye Sokuyoruz


Son dakika! Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, yeni vergi indirimlerini açıkladı. Otomotiv, beyaz eşya, mobilya ve konutta KDV ve ÖTV indirimleri yapılacak. İndirimler yarından itibaren geçerli olacak.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, vergi denetim kurulu toplantısı sonrası yeni vergi indirim paketini açıkladı. Bakan Albayrak, "6 başlık altında KDV ve ÖTV indirimlerini devreye alıyoruz" dedi. Buna göre;
  • Beyaz eşyada ÖTV sıfırlanacak
  • Motor hacmi 1600 cc altındaki araçlarda ÖTV 15 puan düşecek
  • Ticari araçlarda KDV yüzde 18'den 1'e düşecek
  • Mobilyada KDV yüzde 18'den 8'e inecek
  • Tapu harçlarının yüzde 4'den 3'e indirilmesi yıl sonuna kadar devam edecek.
  • Konut satışında KDV oranlarında yüzde 18'den 8'e indirim uygulamasını devam ettiriyoruz.

"ENFLASYONLA MÜCADELEYE DESTEK VEREN FİRMA SAYISI 2 BİN 500'Ü AŞTI"


"Yeni dönemde maliye alanında özellikle ortaya koyduğumuz hedeflere ulaşmak, reformları hayata geçirmek için Vergi Denetim Kurulunu yeniden kurgulayacağız.
Ekonomide tüm göstergelerde oldukça pozitif gelişmeler sağladık. Kurdaki köpük denilen seviyenin de Ekim ayı enflasyonu ile kırılmaya başladığını görüyoruz.
Fiyatlamalardaki negatif dalgalanmayı kırmak için enflasyonla mücadele programı başlatmıştık. Destek veren STK ve kurum sayısı 2 bin 500'ü aştı. Kurda ve faizdeki trend aşağı yönlü oldukça buradaki indirim oranlarının yüzde 10'un üzernie çıkmaya başladığını görmekten memnuniyet duyuyorum.
Kredi faizlerinde son bir ayda çok ciddi pozitif gelişmeler yakalandı. Yüzde 40-50'ler konuşulurken bugün itibariyle geldiği nokta ortalama yüzde 30'ların altına inmeye başladı. Mevduat faizleri yüzde 20'nin altına inmeye başladı. Bu trendin aşağı inmeye başladığını gösteren gelişmelerden biri."

20 Aralık 2018 Perşembe

Akar'dan son dakika operasyon açıklaması!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Türkiye'den Fırat'ın doğusuna yapılması planlanan operasyonla ilgili son dakika açıklaması geldi. Milli Savunma Bakanı Akar, "Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat'ın doğusu var. Bu konuda yoğun bir şeklide çalışmaktayız. İsterse yerin dibine girsinler, yeri ve zamanı geldiğinde kazdıkları çukurlara gömülecekler." dedi.


Milli Savunma Bakanı Akar, Fırat'ın doğusuna yapılaacak operasyon için son dakika mesajları verdi. Akar, "Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat'ın doğusu var. Bu konuda yoğun bir şeklide çalışmaktayız. İsterse yerin dibine girsinler, yeri ve zamanı geldiğinde kazdıkları çukurlara gömülecekler." ifadelerini kullandı. Akar, Katar Milli Günü törenlerine katılmak üzere geldiği başkent Doha'daki Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı'nda inceleme ve denetlemelerde bulundu. Kışlada törenle karşılanan Akar, tören kıtasını selamlamasının ardından personele hitap etti.

Dost ve kardeş olarak nitelendirdiği Katar'ın birlik, beraberlik, barış ve istikrarına önemli katkılar sağlandığını belirten Akar, "Bundan sonra bu çalışmalarımızı, Katarlı kardeşlerimizle birlikte geliştirerek devam ettireceğiz." diye konuştu.
Türkiye'nin etrafında çok ciddi sorunların olduğunu, bunları yakından takip ettiklerini vurgulayan Bakan Akar, "Ülkemizin birliği, bütünlüğü, egemenliği, bağımsızlığı, huzuru, barışı, istikrarı için yapılması gereken ne varsa onları dün yaptık bugün de aynı şekilde yapmaya devam ediyoruz, gelecekte de bunu sürdüreceğiz." ifadesini kullandı.

Milli Savunma Bakanlığının yeni yapısı altında TSK'nın bir bütün olarak bundan önce olduğu gibi anayasa çerçevesinde, yasalar doğrultusunda milletinin emrinde, görevinin başında olduğunu ifade eden Akar, uzun yıllardır beri ülkenin başına musallat olan terör belasını bitirmek için her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini belirtti. Bakan Akar, "İnşallah yakın bir zamanda ülkemizi, milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Bu konuda azimli, kararlıyız, elimizden gelen gayret neyse bunu yapacağız." dedi.


FIRAT'IN DOĞUSU


Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlatan Akar, "İdlib'te barış ve huzurun sağlanması için TSK, teşkil edilen 12 gözlem noktasında barış ve huzurun gözlemcisi oldu ve şu anda da bu görevini sürdürmekte." diye konuştu.
Akar, tüm bu faaliyetlerin insan haklarına, uluslararası hukuka, milli, manevi ve mesleki değerlere saygılı olarak masum insanlar ve çevreye zarar vermeden yerine getirildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Silahlı Kuvvetlerin mensupları, bu konuda hiçbir ülkenin göstermediği dikkati, hem faaliyetlerin planlanmasında hem de icrasında göstermiştir. Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat'ın doğusu var. Bu konuda da yoğun bir şekilde çalışmaktayız. Olayları yakinen takip etmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin harekatla istihbaratla görevli birimleri, kuruluşları elinden gelen her türlü gayreti gösteriyorlar, vazifelerini en iyi şekilde yerine getirmek için çalışmalarını gece-gündüz sürdürüyorlar. Şu anda Münbiç'te, Fırat'ın doğusunda bazı çukurların, tünellerin kazıldığı söyleniyor. İster çukur ister tünel kazsınlar, isterse yerin dibine girsinler, yeri ve zamanı geldiğinde bunlar kazdıkları çukurlara gömülecekler. Bundan kimsenin şüphesi olmasın."


SİNCAR ASLA İKİNCİ BİR KANDİL OLMAYACAK


Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü PKK varlığına da dikkati çeken Bakan Akar, "Bununla ilgili olarak hem Sincar hem Karacak Dağı bölgelerine hava harekatı icra edildi. Orada hiçbir şekilde sivillere zarar verilmemesi konusu yine gündemdeydi ve bununla ilgili her türlü tedbir alındı ve çok şükür herhangi bir sivile, masum insana zarar vermeden orada teröristlerin etkisiz hale getirilmesi sağlandı." ifadelerini kullandı.

Akar, Irak'ın kuzeyindeki teröristlerin varlığını her zaman takip ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:
"Bunların sona ermesi için elimizden gelen gayreti gösterdiğimizi ve göstereceğimizi, bu konuda Irak Devleti'nin, Irak Silahlı Kuvvetleri'nin de bizlerle iş birliği yapmasının önemli olduğunu her fırsatta muhataplarımıza aktardık, aktarmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan da herkesin bilmesi gereken diğer bir husus, Sincar, asla ikinci bir Kandil olmayacak. Bu konuda elimizden gelen neyse bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz, buna asla müsaade etmeyeceğiz."


"GERİ ADIM SÖZ KONUSU DEĞİL"


Sadece yurt içinde ve sınırlarda değil, Ege, Akdeniz ve Kıbrıs'ta da uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan hakların korunması ve kollanması için çalışmaların devam ettiğini söyleyen Akar, mavi vatandaki hakların da korunması için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini ve buna devam edeceklerini belirtti.
"Burada ülkemizin ve milletimizin haklarından taviz vermemiz asla söz konusu değildir, olamaz." diyen Akar, iyi komşuluk ilişkilerinden, barıştan, dostluktan, iş birliğinden yana olduklarını ifade etti.

Bakan Akar, şunları kaydetti:

"Ancak bunun yanı sıra Ege'de, Akdeniz'de, KKTC'nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve milletimizin zerre kadar hakkından dahi geri adım atmamız söz konusu değildir. Ülkemizin ve milletimizin haklarının korunması için elimizden gelen her türlü tedbiri aldık, almaya devam edeceğiz. Burada geri adım söz konusu değildir. Hiçbir oldubittiye müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, KKTC'nin 'evet' demediği, içinde olmadığı hiçbir çözümün de yaşama şansının olmadığını herkese ilan ettik, söylemeye devam ediyoruz."

Konuşmasının ardından birlikte görevli personelle sohbet eden Akar, daha sonra birlik komutanından yapılan faaliyetlere ilişkin brifing aldı. Bakan Akar'a ziyareti sırasında Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer de eşlik etti.
Haritada işaretlendi! TSK, Fırat'ın doğusunda 150 stratejik hedefe kilitlendi.


Trump: 'Askerlerimizin eve dönme zamanı geldi'.

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'de DEAŞ'ı yenilgiye uğrattıklarını belirterek, "Askerlerimizin eve dönme zamanı geldi." ifadesini kullandı.
Trump, sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı paylaşımda, DEAŞ'la mücadeleye ilişkin açıklamalar yaptı.
"Uzun zamandan beri Suriye'de savaşıyoruz. Yaklaşık 2 senedir ABD Başkanıyım, gerçekten aşama kaydettik ve DEAŞ'ı yendik." değerlendirmesinde bulunan Trump, paylaşımında, "DEAŞ'ı kötü bir şekilde yenilgiye uğrattık ve toprakları geri aldık." ifadesine yer verdi.

"Askerlerimizin eve dönme zamanı geldi." açıklamasını yaparak, ABD askerlerinin ülkelerine geri döneceğini duyuran Trump, Twitter üzerinden yaptığı diğer bir açıklamada ise, "Başkanlığım döneminde Suriye'de bulunmamızın tek nedeni olan DEAŞ'ı yendik." ifadesini kullanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders da "DEAŞ ile mücadelenin yeni evresine girmekle beraber, ABD askerlerini ülkeye geri çekmeye başladık." şeklinde açıklama yapmıştı.
Amerikan medyasının Dışişleri yetkililerine dayandırdığı haberlerde de Dışişleri Bakanlığının, Suriye'deki tüm personelini 24 saat içinde çekeceği ve ABD'nin Suriye'deki askerlerinin de 60 ila 100 gün içinde ülkeden çekileceği iddia edilmişti.

Trump'ın kararı sonrası PKK/YPG'den ilk açıklama!


ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararını açıklamasının ardından terör örgütü PKK/YPG adeta çıldırmış durumda. Konu ile alakalı açıklama yapan örgüt, "Eğer ABD güçlerini çekerse bu sırtımıza saplanmış bir hançer ve terör örgütü DAEŞ'e karşı ölenlere büyük bir ihanettir" ifadelerini kullandı.
Dün ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararı alması dünyada büyük sürprizle karşılandı. Trump'ın bu kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından aldığı belirtilmiş, Dışişleri personelinin 24 saat, Amerikan askerlerinin ise 60 ila 100 gün içinde ülkeden çekilmesinin planlandığı aktarılmıştı.
Trump'ın bu kararını Pentagon'da onaylamış ve "çekiliyoruz" açıklamasını yapmıştı. İsrail ise kararın açıklanmadan önce kendilerine söylendiğini belirtirken, ABD medyası çekilme kararının terör örgütü PKK/YPG'ye çoktan bildirildiğini duyurmuştu.

YPG ÇILGINA DÖNDÜ: ABD SIRTIMIZA HANÇER SAPLADI, BU BÜYÜR BİR İHANET


ABD'nin bu kararının ardından gözlerin çevrildiği terör örgütü PKK/YPG'den ilk açıklama geldi. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) bir PKK/YPG'li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, terör örgütü, ABD'nin Suriye'den çekilme kararının "PKK/YPG'nin sırtına saplanmış bir hançer" olduğunu belirtti.

"Terör örgütü DAEŞ ile mücadele ediyorum" bahanesiyle kendisini dünyaya şirin göstermeye çalışan örgüt adeta çılgına dönmüş durumda. SOHR'un aktardığına göre PKK'lı yetkili, "Eğer ABD güçlerini çekerse bu sırtımıza saplanmış bir hançer ve DAEŞ'e karşı ölenlere büyük bir ihanettir" ifadesini kullandı.


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html