BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Adalet Bakanı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Adalet Bakanı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Türkiye'den Haftanın Önemli Haberler

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Bu Hafta Türkiye ve Dünyada Neler oldu? 

 Globalleşen Dünyada artık gündem dakikalar içinde Değişiyor.


Başkan Erdoğan: ABD'nin Adalet ve İçişleri Bakanlarının Türkiye'deki Mal Varlıklarını Donduracağız

AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuşan Başkan Erdoğan, ABD'nin Adalet ve İçişleri Bakanlarımıza uyguladığı yaptırım kararına tepki gösterdi ve "Artık biz de ABD'nin Adalet ve İçişleri Bakanlarının Türkiye'deki mal varlıklarını donduracağız" dedi.

Türkiye'nin Yaptırım Kararı Aldığı, ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions Kimdir?


AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuşan Başkan Erdoğan, ABD'nin Adalet ve İçişleri Bakanlarımıza uyguladığı yaptırım kararına tepki gösterdi ve "Artık biz de ABD'nin Adalet ve İçişleri Bakanlarının Türkiye'deki mal varlıklarını donduracağız" dedi. Peki, Türkiye'nin yaptırım kararı aldığı ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions kimdir?

Gökçek'ten Bomba İddia: CHP'liler Kılıçdaroğlu'nu Devirmek İçin Seçimleri Boykot Edecek


Ankara Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Melih Gökçek sosyal medya hesabından bomba bir iddia paylaştı. Gökçek'e göre Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanılğını bırakmasını isteyen partililer Mart ayındaki yerel seçimlerde sandığı boykot edecek.





8 Eylül 2018 Cumartesi

ABD Eski Başkanı Obama'dan, Donald Trump'a Ağır Sözler: Kabadayı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


ABD Başkanı Trump'ın kabadayı gibi davrandığını söyleyen ABD eski Başkanı Obama, "Biz Amerikalılar kabadayılara karşı dururuz. Onları izlemeyiz." dedi.



ABD Başkanı Donald Trump'ın bir kabadayı gibi davrandığını söyleyerek Amerikalıları karşı çıkmaya çağıran ABD eski Başkanı Barack Obama, Trump'ın FBI ve Adalet Bakanlığına sürekli saldırdığına değinerek, "Biz Amerikalılar kabadayılara karşı dururuz. Onları izlemeyiz" dedi


"EVLİLİĞİMİN DEVAMI İÇİN MİCHELLE'E ZAMAN AYIRMALIYDIM"


Illinois Üniversitesinde yaptığı "Demokrasimizin Durumu" programında konuşan eski ABD başkanı Barack Obama, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra geçirdiği sessiz dönem için "8 yıllık Beyaz Saray dönemden sonra eğer evliliğimizin devam etmesini istiyorsam biraz Michelle'e zaman ayırmalıydım" demesi gülüşmelere neden oldu.


"KENARDA DURANLAR İÇİN SONUÇLAR ÇOK KÖTÜ OLACAKTIR"


Obama ayrıca bir ABD geleneği olarak eski başkanların sessizce politik sahneden çekildiğini ve kendisinin de bunu yapmak istediğini söyledi. 
Ancak geri dönmek zorunda kaldığını belirten Obama, "Bugün buradayım çünkü bu dönem tarihimizdeki en önemli dönemlerden biri. 
Her ABD vatandaşı kim olduğumuzu ve ne için durduğumuzu belirlemeli" dedi. Risklerin çok yüksek olduğunu ifade eden Obama, "Kenarda duranlar için sonuçlar çok kötü olacaktır" dedi.


"DEMOKRASİYE KARŞI KORKU TRUMP İLE BAŞLAMADI"


ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarına temelden karşı olduğunu bilinen Obama, ABD'de demokrasine karşı olan korkunun Trump ile başlamadığını ifade ederek, "O bir semptom, sebep değil. 
Politikacıların yıllardır oluşturdukları küskünlüğün, geçmişte kalan öfkenin ve korkunun bir göstergesi" dedi. 
Obama ayrıca Amerika'nın ideallere her yaklaştığında değişimden korkan veya ülkenin ayrışmasından fayda sağlayan kişiler tarafından sekteye uğratılmaya çalıştığını anlatarak "Gelecek dönemde bunlardan biri" diye konuştu.


"TRUMP'IN YAPTIKLARI NORMAL DEĞİL"


Trump'ın yönetimi sırasında yaşananları anormal olarak nitelendiren Obama, en son ABD'de ismi açıklamayan bir beyaz Saray çalışanın Trump'ı durdurmaya çalıştıklarını ifade eden yazıya da değinerek, "Bu normal değil. Bu olması gereken kontrol mekanizması değil" diyerek sıra dışı zamanların yaşandığını belirtti.
"Ama iyi haberlerim var" diyen Obama, iki ay içerisinde seçimlerin olduğunu hatırlattı. 
Kötü politikaları durdurmanın tek bir yolu olduğunu söylen Obama, "O da sizsiniz. Siz ve oylarınız" dedi. İnsanların farklı görüşleri olduğunu bunun normal olduğunu söyleyerek kendisinin bir Demokrat olduğunu söyledi. 
Obama seçimlere yaklaşırken Cumhuriyetçilerin ekonomik başarı olarak sunduğu işsizlik rakamlarının, 2015 ve 2016 yılında aynı olduğunu ve kendisinin döneminde yapılanların Trump'a rağmen bu sonuçları ortaya koyduğunu belirtti.


"BİZ AMERİKALILAR KABADAYILARA KARŞI DURURUZ"


Trump'ın bir kabadayı gibi davrandığını söyleyerek Amerikalıları karşı çıkmaya çağıran Obama, Trump'ın FBI ve Adalet Bakanlığına sürekli saldırdığına değinerek, "Biz Amerikalılar kabadayılara karşı dururuz. Onları izlemeyiz" dedi. 
Tüm Amerikalıları "Amerika için en iyi olanı düşünerek" oy kullan
maya çağıran eski Başkan Obama "oturup bir kurtarıcı bekleyemezsiniz. Mükemmel bir adayınız yok diye kenarda duramazsınız. Bu bir rock konseri değil. 
Bir peygambere ihtiyacımız yok. Tüm ihtiyacımız dürüst, çok çalışan, Amerika'yı düşünen kişiler. Demokrasimiz için en büyük tehdit Umursamazlık" dedi. 
Her yeni nesil Amerikalının Amerika'yı bir adım ileri taşıdığını söyleyen Obama, bunu oturup bir şeyler olmasını bekleyerek yapmadıklarını dile getirdi. 
Obama konuşmasını "Değişim gerçekleşir, ümit gerçekleşir. Adillik, adalet, eşitlik ve fırsatlar bizim neslimizin mirası olabilir" diyerek tamamladı. 


Trump, hakkında yazılan isimsiz makale hakkında konuştu


Donald Trump, New York Times'ın isimsiz makalesinde "Trump'a karşı içeriden bir direniş sergilediklerini" yazan kişinin kimliğinin Adalet Bakanlığı tarafından soruşturulması gerektiği söyledi
ABD'nin Montana eyaletinde düzenleyeceği mitinge giderken uçaktan basın mensuplarına açıklamalar yapan ABD Başkanı Trump, gündemdeki yerini koruyan NYT'deki isimsiz makaleyle ilgili eleştirilerini sürdürdü.
Trump, NYT'nin söz konusu makaleyi basmasını "utanç verici" olarak nitelendirdi ve ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions'ın makalenin isimsiz yazarı hakkında soruşturma başlatması gerektiğini ifade etti.


ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ 


Makaleyi "ulusal güvenlik meselesi" olarak tanımlayan Trump, makaleyi yayımlayan NYT gazetesine karşı nasıl bir adım atacağını ise hala değerlendirdiğini belirtti.
Söz konusu kişinin kimliğini, hangi görevde ne yaptığını ve gazeteye neler verdiğini araştıracaklarını aktaran Trump, üst düzey bir yetkili çıkması halinde bu kişiyi kendisinin katıldığı herhangi bir toplantıda görmek istemediğini söyledi.
Eleştirileri çok önemsemediğine işaret eden Trump, "Ben bunlarla başa çıkarım. Onlara karşı savaşırım, bunu yıllar içinde görmüş olmalısınız." dedi.
Trump ayrıca, gazeteci Bob Woodward'un kendisi hakkında yazdığı kitapla ilgili eleştirilerini de sürdürdü. Trump, kitapta öne sürülen üslubun kendisiyle örtüşmediğini savunarak "Ben öyle konuşmam, beni tanıyorsunuz, o şekilde konuşmam. Kitap tam bir sahtekarlık." dedi.
NYT'de önceki gün "isimsiz" olarak yayımlanan "Trump yönetimi içindeki direnişin bir parçasıyım" başlıklı makaleyi kaleme alan kişinin Trump yönetimindeki üst düzey bir görevli olduğu ileri sürülmüştü.


MAKALEDE ÖNE ÇIKAN KISIMLAR


İmzasız makalede, "Trump'ın tam olarak anlayamadığı şey şu: Kendi yönetimindeki birçok üst düzey görevli, Başkanın gündeminin bazı kısımlarını ve kötü heveslerini bozmak için özenle çalışıyor. Bunu biliyorum çünkü ben de onlardan biriyim." ifadesine yer verilmişti.
Makaleye tepki gösteren Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, yazıyı "korkak bir makale" olarak nitelemişti. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders da makalenin yazarının derhal istifa etmesi gerektiğini belirtmişti.
Makalenin ardından ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Savunma Bakanı James Mattis ve Trump'ın Özel Kalem Müdürü John Kelly gibi Trump'a yakın birçok isim, makaleyi sert şekilde eleştiren ve metnin kendileri tarafından yazılmadığını savunan açıklamalar yapmıştı.

18 Ocak 2018 Perşembe

"Türkiye'ye Açıklama Borcumuz Var" Diyen ABD'ye Hükümetten İlk Yanıt: YPG'ye Verilen Silahları Alın

ABD'nin "Türkiye açıklama borcumuz var" açıklamasını değerlendiren Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, "Önce YPG'ye verilen silahların iadesi gerekir." dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, NTV canlı yayınında Funda Görey'in sorularını yanıtladı.

Ülkesinin Suriye'de 'Sınır Güvenlik Gücü' kurma çabalarıyla ilgili yeni açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, "Türkiye'ye bir açıklama borcumuz var. Sınır gücü kurma niyetimiz yok." demişti. Konuşmalarına bu sözlere cevap vererek başlayan Gül'e yöneltilen sorular ve verdiği cevaplar şöyle:
"SİLAHLARIN İADESİ GEREKİR"
- ABD'nin "Sınır birliği kurmayı düşünmüyoruz ama yerel güçleri eğitmeye devam edeceğiz" açıklaması tatmin edici mi?
- Türkiye sınır güvenliğini sağlamada muktedir ülkedir. Böyle bir açıklamanın yapılması önemli bir beyan. Önce ABD'nin göndermiş olduğu silahların tekrar iade edilmesi lazım.
-Bugün ittifak komisyonu ilk toplantısını yapacak. Siz de üyelerden birisiniz. Dün de Cumhurbaşkanı ile görüştünüz. Nasıl bir yol haritası ile gidiliyor bu görüşmeye?Yasal zemin nasıl olacak? Parti kimlikleri muhafaza edilecek mi?



"İTTİFAK İÇİN BİR ARAYA GELECEĞİZ"
- Türkiye resmi olarak partiler ittifak yapamıyorlar. Bugün ilk defa bir araya geliyoruz. Tüm bu çalışmaların nihai hedefi milli mutabakatın sağlanması. Yasal olarak neler yapılması gerekiyor?
- İttifak oylarının YSK tarafından hesaplanması ortak aday listesiyle girilmesi gibi alternatifler masada mı?
- Bütün alternatifler masada konuşulacaktır.
- Seçim barajı tartışmaları...
- Bütün partiler baraj sorunumuz yok diyor bu konuda elbette bir araya geldiğimizde tüm bunların değerlendirmesini yapacağız.
" AK PARTİ KÜRTLERDEN EN ÇOK OY ALAN PARTİDİR"
- İttifakın siyasi etkileri de konuşuluyor. Bu ittifakın içinde yer almayanların gayrimilli olduğu şeklinde bir yorum ileri bir yorum mu olur? Kürt seçmenini nasıl etkiler?
AK Parti Kürt seçmenden en fazla oy alan partidir. AK Parti Türkiye partisidir temelimizde demokrasi ortak tarih ortak gelecek duygusu var.

15 Temmuz 2018 Pazar

7 yeni Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı Çok Önemli Değişiklikler var

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

7 yeni Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı. YAŞ'ın yapısı yeniden şekillendirildi. Devlet denetleme kurulu, MGK Genel Sekreterliği, Adli Tıp ile ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Kararnameyle, Hazine ve Maliye Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı YAŞ üyesi oldu.

KARARNAMENİN TÜM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ 
Resmi Gazete'de 7 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) yapısı yeniden düzenlendi.

Resmi Gazete'de yayımlanan kararnameye göre, YAŞ üyeleri Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarından oluştu.
Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde Yüksek Askeri Şura toplantılarına katılıp başkanlık edecek. Cumhurbaşkanının katılmadığında durumlarda toplantıya görevlendireceği yardımcısı başkanlık yapacak.
YAŞ'ın görevleri, "Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan askeri stratejik ana fikrin (konseptin) tespiti ve gerektiğinde yeniden gözden geçirilmesi hususları ve Silahlı Kuvvetlerin ana program ve hedefleri ile ilgili konularda görüş bildirmek, Silahlı Kuvvetlerle ilgili olup önemli görülen mevzuat taslaklarını inceleyip görüş bildirmek, Cumhurbaşkanının lüzum gördüğü hallerde Silahlı Kuvvetlerle ilgili diğer konular hakkında görüş bildirmek ve mevzuatla verilen görevleri yapmak" olarak belirlendi.
YAŞ, Cumhurbaşkanının başkan olarak belirleyeceği Cumhurbaşkanı Yardımcısının çağrısı ile yılda en az bir kez toplanacak. Cumhurbaşkanı gerektiğinde Şura'yı toplayabilecek.

KARARLAR, SALT ÇOĞUNLUKLA ALINACAK

Şura, bütün üyelerin katılması ile toplanacak. Ancak özürü olanlar "toplantıya katılamayacaklarını" toplantı gününden önce Şura sekreteryasına bildirecek.
Kararlar, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile alınacak. Oylarda eşitlik olması halinde Başkanın katıldığı tarafın oyları geçerli sayılacak. Oylama işlemi aksine bir karar alınmadıkça açık olarak yapılacak.
Toplantıya katılamayan üyeler, gündemdeki konular hakkında görüşlerini yazılı olarak bildirebilecek. YAŞ kararları, Cumhurbaşkanının onayı ile tekemmül edecek.

TOPLANTILAR GİZLİ YAPILACAK

Şura'nın sekretarya hizmetlerini, Cumhurbaşkanınca belirlenecek merci yürütecek.
YAŞ üyeleri, kendileri, kendilerinden kıdemli veya eşiti olan general ve amirallerin yükselme veya emeklilikleri ile ilgili konularda toplantılara katılamayacak.
Gizli olarak yapılacak YAŞ toplantılarında görüşmelerin ve alınan kararların açıklanması veya yayımlanması yasak olacak. Açıklanmasına Şura'nın kararıyla müsaade edilen konular, Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanacak.

GİZLİLİĞİN KALDIRILMASI YÖNETMELİKTE GÖSTERİLECEK

Şura'da görüşülen mevzuat taslakları ile alınan kararların gizliliğinin ne şekilde ve ne zaman kaldırılacağı yönetmelikte gösterilecek.
Yüksek Askeri Şura'nın yönetimi ve çalışma usulleri ile sekretarya hizmetlerine ilişkin iş ve işlemler, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek.
Yayımı itibarıyla yürürlüğe giren kararnamenin hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.

YÖK ÜYELİĞİNE VE ALTI ÜNİVERSİTEYE ATAMA

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliğine ve altı üniversiteye atamalar yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yer aldı.
Buna göre, YÖK üyeliğine ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik getirildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Fatma Seniha Nükhet Hotar, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Akın Levent, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Nuri Aydın, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Erol Özvar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Hüseyin Çiçek, Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Fatih Savaşan atandı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA BAĞLI AFAD KURULDU



Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle İçişleri Bakanlığı'na bağlı Afet ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı kuruldu.
"Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, İçişleri Bakanlığı'na bağlı AFAD Yönetimi Başkanlığı kuruldu.
Kararnamede, merkez ve taşra teşkilatlarından oluşan Başkanlık hizmet birimlerine yer verildi.
Başkanlık, afet ve acil durumlarla sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve risk azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması, yurt içinde ve yurt dışında insani yardım operasyonlarının yapılması ve koordine edilmesi ile bu konularda politika önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanması hususlarını yürütecek.
Başkanlık bünyesindeki Afet ve Acil Durum Danışma Kurulu, başkan veya başkan yardımcısı başkanlığında, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Kızılay Derneğinden daire başkanı düzeyinde birer temsilci ve alanla ilgili çalışmaları bulunan ve Yükseköğretim Kurulu tarafından bildirilecek en az on üniversite öğretim üyesi arasından Başkanın belirleyeceği üç üyeden oluşacak.
Kurul, yılda en az iki kez toplanacak. Ayrıca başkanın çağrısı üzerine olağanüstü de toplanabilecek. Kurulun görevleri arasında afet ve acil durumlardan korunmak, afet ve acil durum risklerini azaltmak, afet ve acil durum sonrası yapılacak faaliyetler hakkında öneriler sunmak, politikaları ve öncelikleri belirlemek bulunuyor.
İllerde de valilere bağlı il afet ve acil durum müdürlükleri kuruldu.

GENELKURMAY MİLLİ SAVUNMA BAKANI'NA BAĞLANDI

Genelkurmay Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Milli Savunma Bakanına bağlandı.
"Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kararnameyle 10 Temmuz'da yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Kuvvet komutanlıklarının bağlılığı" başlıklı 338'inci maddesi, "Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları" başlığıyla yeniden düzenlendi.
Buna göre, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarının görev ve sorumluluklarında birtakım düzenlemeler yapıldı.
Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanına bağlılığını düzenleyen maddede değişikliğe gidilerek maddeye Genelkurmay Başkanlığı da eklendi.
Buna göre, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanına bağlandı. Söz konusu düzenleme sonrası ilgili madde, "Genelkurmay Başkanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları Milli Savunma Bakanına bağlıdır. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğünde genelkurmay başkanı ile kuvvet komutanları ve bağlılarından doğrudan bilgi alabilir, bunlara doğrudan emir verebilir. Verilen emir herhangi bir makamdan onay alınmaksızın derhal yerine getirilir" olarak düzenlendi.
Bu kapsamda, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları Milli Savunma Bakanına ayrı ayrı bağlı ve sorumlu olacak. Genelkurmay Başkanlığı ile kuvvet komutanlıklarının teşkilatı Milli Savunma Bakanlığı kadro ve kuruluşunda gösterilecek.

GENELKURMAY BAŞKANININ GÖREVLERİ

Cumhurbaşkanı namına silahlı kuvvetlerin komutanı olan genelkurmay başkanı savaşta başkomutanlık görevlerini cumhurbaşkanı namına yerine getirecek. Genelkurmay başkanı, silahlı kuvvetlerin savaşa hazırlanmasında personel, istihbarat, harekat, teşkilat ve eğitim hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ile ana programları hazırlayarak Milli Savunma Bakanının onayına sunacak; bunlardan istihbarat, harekat, teşkilat ve eğitim hizmetlerinin Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığına bağlı kuruluşlar vasıtasıyla uygulanmasını sağlayacak. Personel hizmetleri ise özel kanunlarına ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre yürütülecek.
Genelkurmay başkanı, lojistik ve tedarik hizmetleri için tespit etmiş olduğu ilke, öncelik ve ana programlar ile askeri okullardaki eğitim ve öğretim hizmetlerine ilişkin önerilerini, bu hizmetleri yürütecek olan Milli Savunma Bakanlığına bildirecek. Uluslararası yapılacak anlaşma ve antlaşmaların askeri yönlerinin tayininde ve uygulama esaslarının tespitinde Genelkurmay başkanının mütalaası alınacak. Genelkurmay başkanı gerektiğinde bu toplantılara katılabilecek veya temsilci gönderebilecek.
Genelkurmay başkanı şahsen veya yetkili kılacağı kişi ve kuruluşlarla, görev ve yetkilerine ait konularda ilgili bakanlıklar, daireler ve kurumlarla doğrudan yazışma yapabilecek, temaslarda bulunabilecek.
Milli Savunma Bakanlığının görevlerini yürütmesine ilişkin maddede yapılan değişiklikle de kuvvet komutanlıklarının yanına Genelkurmay Başkanlığı ifadesi eklendi. Madde, "Milli Savunma Bakanı görevlerini, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşları vasıtasıyla yerine getirir" olarak düzenlendi.
Kararnameyle, Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki Harita Genel Müdürlüğünün kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslara ilişkin de düzenleme yapıldı. Savunma, güvenlik, istihbarat ve kalkınma maksatlı çalışan kurum ve kuruluşların temel coğrafi veri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Harita Genel Müdürlüğüne bağlı olarak Coğrafi Veri Merkezi kuruldu.

TİKA VE YTB, KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NA BAĞLANDI



TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlandı.

MGK'NIN YAPISI YENİDEN DÜZENLENDİ

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle, Cumhurbaşkanına bağlı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği'nin yapısı yeniden düzenlendi.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Cumhurbaşkanına bağlı Genel Sekreterliğin teşkilat, görev, yetki, çalışma usul ve esasları yeniden düzenlendi.
İki ayda bir toplanacak MGK'nın üyeleri, gerektiğinde doğrudan Cumhurbaşkanının çağrısıyla da bir araya gelebilecek.
Kurul toplantıları Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılırken, Kurula Cumhurbaşkanının katılmadığı zamanlarda Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek.
Kurul toplantılarına üyeler dışında, gündemin özelliğine göre ilgili bakan ve kişiler de çağrılarak bilgi ve görüş alınabilecek.
MGK kararları çoğunlukla alınacak, eşitlik halinde Kurul Başkanının bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılacak. Kurul kararları, Genel Sekreterlik tarafından Cumhurbaşkanlığına gönderilecek.
Kurulun gündemi Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenecek. Cumhurbaşkanı yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının gündeme girmesini istedikleri konular, Genel Sekreter vasıtasıyla Cumhurbaşkanına iletilecek.

MGK GENEL SEKRETERLİĞİ'NİN GÖREVLERİ

MGK Genel Sekreterliği görevleri kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının, gündeme girmesini istedikleri konular Cumhurbaşkanına sunulacak. MGK Genel Sekreterliği'nin görevleri şöyle belirlendi:
"Cumhurbaşkanınca düzenlenen gündemi Kurul üyelerine dağıtmak. Kurul toplantıları için toplantı yerinin hazırlanmasını sağlamak, toplantı tutanaklarını Cumhurbaşkanının belirleyeceği usule göre tutmak. Toplantı sonucunda alınacak karar ve basın bildirisi taslağını hazırlayarak Kurula sunmak ve Kurul tarafından onaylanmasının ardından Kurul kararlarını imzalatarak bir nüshasını Cumhurbaşkanına sunmak. Kurul kararlarının bir nüshası ile görüşme tutanaklarını Genel Sekreterlik arşivinde muhafaza etmek, basın bildirisini basın ve yayın kuruluşlarına dağıtmak.
Kurulun her türlü yazı işlerini yürütmek. Kurul tarafından verilen görevleri yerine getirmek, bu çerçevede söz konusu görevlere ilişkin araştırma ve değerlendirme yapmak ve yaptırmak. Bu araştırma ve değerlendirme sonuçlarını Kurul üyelerine ulaştırmak ve bu konuları kapsayan bir dokümantasyon merkezi oluşturmak. Milli güvenliğin sağlanması ve milli hedeflere ulaşılması amacıyla Kurulun belirlediği görüşler dahilinde iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları kapsayan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek. Diğer mevzuatla Genel Sekreterliğe verilen görevleri yerine getirmek. Cumhurbaşkanı tarafından verilen diğer görevleri yapmak."

AVRUPA BİRLİĞİ (AB) BAŞKANLIĞI, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN BAĞLI KURULUŞU OLDU

Resmi Gazete'de yayımlanan "Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"ne göre AB Başkanlığı'nın görevi, "5 Mayıs 1969 tarihli 1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla Türkiye'nin AB üyeliğine hazırlanmasına yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, izlenmesi ve koordinasyonu ile üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmek" olarak tanımlandı.
Kararnamede, merkez ve yurt dışı teşkilattan oluşan AB Başkanlığının, Dışişleri Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olduğu belirtildi.
Buna göre, başkanlığın üst amiri AB Başkanı olacak. "AB Başkanlık görevi" de bakan tarafından görevlendirilen bakan yardımcısınca yürütülecek ve başkan, AB'den sağlanan katılım öncesi mali yardımlara ilişkin "Ulusal Yardım Koordinatörü" de olacak.
Kararnamede, AB Başkanlığı'nın hizmet birimleri ise şöyle sıralandı:
"AB ile İlişkiler Genel Müdürlüğü, Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürlüğü, Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği."

AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMLARI MERKEZİ BAŞKANLIĞI

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle ayrıca, AB Başkanlığı ile ilgili AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı da kuruldu.
Kararnamede, söz konusu başkanlığın görev ve yetkileri, AB'nin eğitim ve gençlik programlarını Türkiye'de duyurmak, bu programlara katılım çalışmalarını yürütmek, koordine etmek, izlemek ve Avrupa Komisyonu'na rapor halinde sunmak, bu programlar hakkında Avrupa Komisyonu ile gerekli görüşmeleri yapmak ve uygulama sözleşmelerini imzalamak olarak yer aldı.
Başkanlığın, başkan, genel koordinatörler, program koordinatörleri, destek hizmetleri koordinatörleri ile yeterli sayıda uzman, uzman yardımcısı, mütercim, rehber, denetçi, danışman ve destek hizmetleri personelinden oluştuğu belirtildi.

TAEK'İN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI BELİRLENDİ



Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, nükleer enerji, iyonlaştırıcı radyasyon ve hızlandırıcı teknolojilerinin barışçıl amaçlarla ülke yararına kullanılması için teknik çalışmaları yapmak, yaptırmak ve koordine etmek üzere çalışan TAEK, bu kapsamda izlenecek ulusal politika ve strateji önerilerini hazırlayarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sunacak.
TAEK, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ile özel sektörün nükleer enerji, radyasyon ve hızlandırıcı teknolojileriyle ilgili bakanlığın uygun gördüğü öncelikli alanlarda; ekipman, malzeme ve yazılım dahil olmak üzere araştırma, geliştirme, teknoloji edinme, yenilik, tasarım, üretim, test ve yerlileştirme faaliyetlerine katılım sağlayacak teşvik ve destek sistemleri oluşturacak.
Ayrıca, görev alanıyla ilgili insan kaynağı oluşturmak amacıyla burs vermekle yükümlü olan TAEK'in yürütme kurulu Cumhurbaşkanınca atanacak başkan ve dört üyeden oluşacak.
Kurum başkanına çalışmalarında yardımcı olmak üzere üç başkan yardımcısı atanacak ve başkan yokluğunda başkan yardımcılarından birini yerine vekil olarak bırakacak.
TAEK, Teknoloji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Radyoaktif Atık Yönetimi Dairesi Başkanlığı, Radyasyon ve Hızlandırıcı Teknolojileri Dairesi Başkanlığı, Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Denetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği olmak üzere dokuz hizmet biriminden oluşacak.
TAEK tarafından her yıl sonunda çalışma raporu hazırlanarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sunulacak.

SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI'NIN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI BELİRLENDİ

Kararname ile Savunma Sanayii Başkanlığı'nın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları belirlendi. Kararnameyle Cumhurbaşkanına bağlı ve tüzel kişiliği haiz kurulan Savunma Sanayii Başkanlığı, başkan, başkan yardımcıları ve hizmet birimlerinden oluşacak. Yurt dışı ve taşra teşkilatı kurmaya yetkili olacak. Başkanlığın en üst amiri olan başkan, kararnamede belirtilen hizmetlerin yürütülmesinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacak.
Savunma Sanayii İcra Komitesi cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanının görevlendireceği Cumhurbaşkanı Yardımcısı, İçişleri ve Milli Savunma bakanları, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanından oluşacak. Cumhurbaşbanının katılmadığı toplantılarda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı vekaleten Komiteye başkanlık edecek.
Komite Cumhurbaşkanının daveti üzerine toplanacak. Komitenin sekreterya hizmetlerini Başkanlık yürütecek. Komite toplantılarının gündemi Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.

KARARNAMENİN TÜM METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ


30 Mayıs 2019 Perşembe

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yargı Reformu Stratejisi Belgesini açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Yargı Reformu Stratejisi Programı'nda konuştu.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Yargı Reformu Stratejisi Programı'nda konuştu.
Erdoğan, konuşmasına, toplantının ülkeye, millete, adalet teşkilatına ve yargının tüm taraflarına hayırlı olması temennisiyle başladı. 
Uzun ve emek isteyen bir hazırlık döneminin ardından strateji belgesini kamuoyunun huzuruna getiren Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve ekibi ile hazırlık sürecinde strateji belgesine katkı sağlayan herkese teşekkürlerini ileten Erdoğan, "Adalet mülkün temelidir' diyerek, devleti adalet üzerinde inşa eden ve yaşatan bir medeniyetin temsilcileri olarak, bu mesele bizim önceliklerimiz arasında hep ilk sıralarda yer almıştır. Milletimiz 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu bize tevdi ettiğinde Türkiye'yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik." diye konuştu. 
Geçen 17 yılda en büyük yatırımları ve en büyük reformları yine bu alanlarda yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, "Hayatın bizatihi kendisinin kesintisiz bir değişim süreci olduğu gerçeği bize bu alanlardaki reformları da sürekli devam ettirmemiz gerektiğine işaret ediyor. Bu sebeple şimdi milletimizle paylaşacağımız Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni aynı zamanda sonraki reform hazırlıklarının da başlangıcı olarak görebiliriz. " ifadesini kullandı.
Adalet Bakanı Gül'ün reform belgesinin hazırlık sürecine ilişkin bilgi verdiğini aktaran Erdoğan, "Reform belgesinde yer alan kimi uygulamaları, açıklamayı beklemeden hayata geçirmeye başladık. Türkiye Adalet Akademisi'nin kuruluşu, nöbetçi noterlik uygulaması, hakim ve savcıların uyacakları etik kuralların belirlemesi gibi hususlar bunlardan bir kısmıdır. Reform belgesinde yer alan diğer başlıkların uygulamaya geçebilmesi sürecini de bizzat yakından takip edeceğiz." diye konuştu. 

"Güçlülerin de adaletli olduğu toplumlar hızla büyür, kalkınır, zenginleşir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği sürecindeki en büyük kazanımlarından birinin reform çalışmalarını özellikle sistematik bir şekilde hazırlama, tartışma ve hayata geçirme kabiliyetini geliştirmiş olmasına işaret ederek, şöyle devam etti: 
"Bunun için birliğe tam üyeliğimiz haksız bir şekilde engellendiğinde reformlar konusundaki kararlılığımızı 'Kopenhag kriterlerinin adını Ankara kriterleri yapar yolumuza devam ederiz' diye ifade etmiştik. Çünkü biz bu reformlara Avrupa Birliği istediği, dayattığı, takip ettiği için değil, milletimizin ihtiyacı olduğu için sahip çıkıyor ve hayata geçiriyoruz. Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin hazırlığında da Avrupa Birliği kriterlerinin elbette gözetilmiş olmakla beraber asıl milletimizin demokrasi, insan hakları ve adalet talepleri göz önüne alınmıştır. Tarih bize gösteriyor ki adaletin güçlü, güçlülerin de adaletli olduğu toplumlar hızla büyür, kalkınır, zenginleşir. Buna karşı adalet temeli çürük olan hiçbir toplumun ve devletin uzun süre ayakta kalma şansı yoktur. Ecdadımız yüreğinin ve bileğinin gücüyle ele geçirdiği coğrafyaları adaleti sayesinde asırlar boyunca yönetmeyi başarabilmiştir."

"Adaletin küçüldüğü yerde zulüm büyüyor demektir"

Kanuni Sultan Süleyman'ın, "Kılıcın yapamadığını adalet yapar" sözünü hatırlatan Erdoğan, "Adaletin küçüldüğü yerde zulüm büyüyor demektir. Bunun için adaleti, insan haklarını, özgürlükleri geliştirmek için atılan her adım bizim için değerlidir, kıymetlidir, önemlidir. Yeni nesillere bırakacağımız en büyük miras da işte bu anlayış olacaktır." dedi.
Erdoğan, Aliya İzzetbegoviç'in "Biz savaşı öldüğümüzde değil, düşmanlarımıza benzediğimizde kaybederiz." sözünü asla unutmayacaklarını belirterek, "İster ekonomik zenginlik ister askeri güç ister toplumsal düzen olsun her alanda kendi medeniyetimizin kodlarına, özellikle adalet anlayışına göre hareket etmeyi bıraktığımız gün, kaybettiğimiz gün olacaktır. Bugün Türkiye, maruz kaldığı onca saldırıya, önüne konulan onca tuzağa rağmen dimdik ayakta ise bunu değerlerine, özellikle de ekonomik ve sosyal adaleti sağlama konusundaki hassasiyetine borçludur. Elbette eksikliklerimiz var, elbette bozulmalar yaşadığımız alanlar var, elbette sıkıntıya düştüğümüz konular var ama her şeye rağmen kendi medeniyetimize, kültürümüze, tarihimize olan bağlarımızı muhafaza ediyoruz." diye konuştu. 
"Yitik kaybedildiği yerde aranır." sözünü anımsatan Erdoğan, "Biz de kaybettiğimiz değerlerimizi yine kendi coğrafyamızda, kendi içimizde bulacağız." değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün tanıtım toplantısını yaptıkları reformların bu arayışta kendilerine ışık tutacağını ve yol göstereceğini ifade etti. 
Yargı Reformu Stratejisi Belgesi'nin eskiden beri devam eden reformların güncellenmesiyle ortaya çıktığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu belge güven veren ve erişilebilir bir adalet vizyonuyla hazırlanmıştır. Amacımız tüm kurumlarımızın mülkiyet hakkına, salahiyet hürriyetine, hukuki güvenliğe, ifade özgürlüğüne ve özgürlükleri kısıtlayan diğer tüm uygulamalara karşı duyarlı olmalarını sağlamaktır. Özellikle mevzuattan kaynaklanan sıkıntıları ve uygulamadaki aksaklıkları süratle çözmekte kararlıyız. Bunun için her alanda ayrı ayrı çalışmalar yürütüyoruz. Yargı reformu belgesi, içerdiği birçok amaç ve hedefle hem vatandaşlarımızın sisteme duydukları güveni artıracak hem de daha öngörülebilir bir yatırım ortamının oluşmasına yardımcı olacaktır.
Bu reform belgesiyle, her ne kadar bize verilen sözler tutulmuyorsa da Avrupa Birliği tam üyelik sürecine bağlılığımızı da ifade etmiş oluyoruz. Her şeye rağmen 2005 yılından bu yana süren müzakere sürecinin bir an önce tamamlanmasının en az bizim kadar Avrupa içinde önem taşıdığına inanıyoruz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz reformlar ve uyum çalışmaları daha özgürlükçü ve katılımcı demokrasiye ulaşma konusundaki irademizin eseridir. Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni de insan odaklı hizmet, hak ve özgürlüklerin daha etkin korunması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi, hukuki güvenliğin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ve yargıya güvenin artırılması ilkeleri çerçevesinde hazırladık. Yargı reformu stratejisinde 2 temel perspektif, 9 amaç, 63 hedef ve 256 faaliyet bulunuyor. Her bir başlık uzun çalışmaların, emeklerin ve hazırlıkların ürünüdür." 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, belgenin tam metninin hem kitap olarak hem de internet mecrasında ilgilenenlerin erişimine açıldığını bildirdi.

"Belge iki temel anlayış, iki temel perspektif üzerine oturuyor"

Belgedeki perspektif, amaç, hedef ve faaliyetleri ana hatlarıyla aktarmak istediğini belirten Erdoğan, belgenin iki temel anlayış, iki temel perspektif üzerine oturduğunu söyledi.
Bunlardan birincisinin hak ve özgürlükler olduğunu ifade eden Erdoğan, bu perspektifin özünde demokrasinin güçlendirilmesi, hak ve özgürlüklerin daha da geliştirilmesi hedefi bulunduğunu dile getirdi.
Hükümete geldikleri 2002'den itibaren Türkiye'nin önceliklerini bu başlıklar etrafında şekillendirmeye gayret ettiklerini anlatan Erdoğan, her alanda özgürlüklerin genişletilmesi için yaptıkları mevzuat değişiklikleri ve yapısal reformların burada tek tek sayılamayacak kadar çok olduğunu vurguladı.
İfade özgürlüğünü demokrasinin en önemli şartı olarak gördüklerinin altını çizen Erdoğan, bilhassa son 6 yıllık süreçte ifade ve medya özgürlüğünün geliştirilmesine yönelik önemli adımlar atıklarını kaydetti. 
Erdoğan, Anayasa başta olmak üzere mevzuatta köklü değişiklikler yaptıklarını, bu belgeyle ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi ve daha ileriye taşınması konsunda yeni yaklaşımlar ortaya koyduklarını ifade etti.
Türkiye'nin, işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans anlayışını belirlemiş bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, geçmişte hep tartışılan sistematik işkence ya da kötü muamele iddialarının artık geride kaldığını, bu alandaki kazanımları korumakta kararlı olduklarını anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca, "Tutuklama tedbirinin ölçülü kullanılmasına yönelik yeni adımlar atıyoruz." ifadesini kullandı.
İnternet üzerinden ifade özgürlüğü konusunun günün önemli tartışma alanlarından biri haline geldiğine işaret eden Erdoğan, bu konuda da yeni yaklaşımlar geliştirdiklerine değindi.
Erdoğan, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkının güvence altına alınması, adil yargılanma hakkının temini gibi bir çok konuda önemli yenilikler getirdiklerini dile getirdi.

"Daha etkin şekilde korunmasını hedefliyoruz"

Belgede ikinci temel perspektifin adalet sisteminin işleyişi olduğunu aktaran Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde adil yargılanma hakkının daha etkin şekilde korunmasını hedefliyoruz." diye konuştu.
Aynı şekilde vatandaşların adalet hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılmasının öncelikler arasında olacağına dikkati çeken Erdoğan, bu kapsamda adliyelerde vatandaşların işlerinin kolaylaştırılmasına yönelik birtakım hedefler ve faaliyetler belirlediklerine değindi.
Ayrıca mevzuatın sadeleştirilmesi, adli yardım sistemi ve savunma hakkının güçlendirilmesi hususlarında da atacakları adımlar bulunduğunu bildiren Erdoğan, "Yargıda sadeleştirilmiş süreçlerin oluşturulması, uyuşmazlıkların mümkün olduğunca ve öncelikle alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözülmesi önleyici ve koruyucu hukuk uygulamalarının sisteme kazandırılması da önceliklerimiz arasındadır." şeklinde konuştu.
Strateji belgesinde bulunan 9 amaçtan ilkinin "hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi" başlığını taşıdığına vurgu yapan Erdoğan, hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek üzere mevzuatı gözden geçirmeye devam ettiklerini aktardı.
Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi, Venedik Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bu konuda çeşitli değerlendirmeleri bulunduğunu aktaran Erdoğan, bunları da gözetmek suretiyle hak ve özgürlüklere ilişkin standartların yükseltilmesine yönelik mevzuat paketleri hazırladıklarını kaydetti.
Erdoğan, "İfade özgürlüğüne ilişkin mevzuatta yapılacak düzenlemelerle bu konudaki davalarda kanun yolu güvencesinin artırılmasını sağlayacağız. Daha önce ifade özgürlüğünün en önemli kriterlerinden biri olan 'eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz' düzenlemesini zaten mevzuatımıza dercetmiştik. Şimdi de ifade özgürlüğüne ilişkin kararların istinaf aşamasından sonra bir de Yargıtay tarafından incelenmesini sağlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"Tutuksuz yargılamayı asıl yöntem olarak görüyoruz"

Tutuklamayı istisnai tedbir, tutuksuz yargılamayı asıl yöntem olarak gördüklerini belirten Erdoğan, ancak zorunlu hallerde başvurulmasını sağlayacak değişiklikler yapacaklarını anlattı.
Mevzuatta tutukluluğun azami süresi belirlenmiş olmakla birlikte bu sürenin tüm safahatı kapsadığının altını çizen Erdoğan, "Bu kapsamda tutukluluk sürelerinin soruşturma ve kovuşturma aşamaları için ayrı ayrı düzenlenmesini planlıyoruz." şeklinde konuştu.
İnternet erişim engelleme usüllerini gözden geçirdiklerine işaret eden Erdoğan, "Bu çerçevede bir internet sitesinin tamamına değil sadece engellenmesine karar verilen kısmına erişimin sınırlanmasına imkan verecek bir düzenleme yapılacaktır. Böylece uluslararası standartlara uygun bir mevzuat altyapısına da kavuşmuş olacağız." dedi.
İnsan hakları eylem planının ilkinin 2014'te hazırlandığını anımsatan Erdoğan, içerisinde ayrıntılı düzenlemelerin yer alacağı yeni insan hakları eylem planı hazırlıklarının kısa süre içinde tamamlanacağını bildirdi.
Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin ikinci amaç başlığının "Yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığının geliştirilmesi" olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hakim ve savcılar için coğrafi teminat getiriyoruz. Mevcut tayin sistemi mesleki verimliliği olumsuz etkiliyor. Coğrafi teminat hakim ve savcıların isteği olmaksızın çalıştığı yerden başka bir yere tayin edilememesi anlamına geliyor. Bu düzenlemeyle hakim ve savcıların mesleki teminatlarının daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Hakim ve savcılığa girişteki mülakat heyetini genişletiyoruz. Halihazırda mülakat kurulu Adalet Bakanının görevlendireceği bakan yardımcısı başkanlığında, teftiş kurulu başkanı, ceza işleri, hukuk işleri ve personel genel müdürlerinden oluşuyordu. Mülakat kurulunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ile yüksek mahkemelerden de temsilciler bulundurulmasını planlıyoruz.
Belirli görevler için mesleki liyakati ve tecrübeyi artırmak gayesiyle mesleki kıdem şartlarını yeniden belirliyoruz. Özellikle Yargıtay ve Danıştay üyelikleri, İstinaf Mahkemesi Başkanlığı ve üyelikleri, Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Komisyonu Başkanlığı, Mahkeme Başkanlığı atamalarında bu çok çok önemlidir. Aynı şekilde Adalet Bakanlığı Hakimler ve Savcılar Kurulu tetkik hakimliğiyle müfettişlikleri, yüksek mahkemelerin savcılık ve tetkik hakimliklerine atanma kriterlerini de yeniden belirliyoruz. Hakimler ve savcılar hakkındaki disiplin prosedürlerini yeniden yapılandırıyor kurulun disiplin kararlarına karşı yargı yolunu genişletiyoruz. Böylece Hakimler ve Savcılar Kanununun uyarma, aylıktan kesme, kınama ve kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme, meslekten çıkarma cezalarıyla ilgili tartışmaları ortadan kaldırıyoruz. Ayrıca disiplin işlemlerinin etkinliğinin artırılması için disiplin cezalarını da yeniden belirliyor, disiplin prosedüründeki güvenceleri artırıyoruz. 2010'da gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle meslekten ihraç kararlarına karşı yargı yolu zaten açılmıştı. Bu düzenlemeyle diğer disiplin kararlarına karşı da itiraz ve yeniden değerlendirme yollarına başvurmak mümkün hale gelecektir."
Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde üçüncü amaç başlığının "İnsan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılması" olduğunu açıklayan Erdoğan, hukuk fakültelerinin eğitim süresi ve kontenjanlarıyla fakülteye girişte aranan başarı sıralaması ölçütünü yeniden belirlediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Eğitim süresinin 5 yıla çıkartılması, kontenjanların azaltılması, başarı sıralamasının 190 binden 100 bine yükseltilmesi gibi düzenlemeler planlıyoruz. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı önümüzdeki dönemin en önemli yeniliklerinden biri olacaktır. ÖSYM tarafından yapılacak bu sınavda belli puan alanlar avukatlık stajına başlayabilecek. Hakim, savcı ve noter olabilmek için ise bunun yanında ayrıca özel meslek sınavlarına girilmesi gerekecek. Bu sınavla devlet ve vakıf üniversitelerini kalite ekseninde bir rekabete ve oto kontrole sevke etmeyi hedefliyoruz."

Erdoğan, bu yöntemin yargıdaki hizmetlerin nitelikli verilmesine ve mesleki yetkinliklerini artırılmasına katkı sağlayacağına inandıklarını ifade etti.

Hakim ve savcılar, eğitimin ardından doğrudan kürsüye çıkmayacak

Hakim ve savcı yardımcılığı müessesinin getirildiğini bildiren Erdoğan, hakim ve savcıların eğitimin ardından doğrudan kürsüye çıkmayacağını söyledi.

Erdoğan, hakim ve savcıların önce yardımcı olarak görev başlayacaklarını, bu sürenin sonunda ikinci bir sınavla hakimlik ve savcılık mesleğine geçeceklerini dile getirdi.

Mesleğe kabullerin sadece yardımcı kadrolar arasından yapılacağını açıklayan Erdoğan, "Bu uygulamanın gayesi bir yandan mesleğe hazırlık döneminin daha etkin geçirilmesini temin etmek diğer yandan da hakim ve savcılara çalışmalarında daha fazla destek sağlayabilmektir." ifadesini kullandı.

Erdoğan, Türkiye Adalet Akademisini, reform belgesiyle ilgili hazırlık süreçlerinin tamamlanmasını beklemeden bu ayın başı itibariyle yeniden kurduklarını hatırlattı.

Yargıda Performans Ölçüm ve Takip Merkezi kurulacak

Dördüncü amaç başlığının "performans ve verimliliğin artırılması" olduğunu bildiren Erdoğan, bunun için Hakimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde Yargıda Performans Ölçüm ve Takip Merkezi kuracaklarını söyledi.

Uzun süren soruşturma ve davaların bu merkezde oluşturulacak bir sistem vasıtasıyla takip edileceğini belirten Erdoğan, gerekiyorsa yargı bağımsızlığı ilkesine halel getirilmeden davaların uzamasına sebebiyet veren sorunların çözümünün sağlanacağını vurguladı.

Yargıda hedef süre uygulamasını daha da geliştireceklerini ifade eden Erdoğan, "Uzun süren soruşturma ve davaları takip etmek için 2019 yılı başı itibarıyla zaten başlamıştık. Bunun dışında makul sürede yargılanma hakkının sağlanması gayesiyle mahkemeler ve savcılıklar için farklı performans kriterleri oluşturmayı planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. 

"Çevre, imar ve enerji gibi alanlarda özel mahkemeler kuruyoruz"

"Hakimleri, ceza ve hukuk hakimi olarak ihtisaslaştırıyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Halihazırda 6 bin 52 faal mahkemenin 3 bin 67'si hukuk, 2 bin 985'i ise ceza mahkemeleridir. Reform düzenlemesiyle birlikte mesleğin başında hakimleri ceza ve hukuk hakimleri olarak ayıracak ve alanlarında uzmanlaşmalarını sağlayacağız. Çevre, imar ve enerji gibi alanlarda davaların daha hızlı ve etkin yürütülmesini sağlamak için özel mahkemeler kuruyoruz. Bu tür davaların uzaması hem vatandaşlarımızın hem de devletin çok büyük zararlara uğramasına yol açıyor.

İstinaf mahkemelerini güçlendiriyoruz. Halen ülkemizde Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Samsun, Sakarya ve Konya illerimizde olmak üzere, 11 istinaf mahkemesi bulunuyor. Önümüzdeki dönemde Diyarbakır, Kayseri, Trabzon ve Van illerinde dört bölge adliye mahkemesi daha faaliyete geçirilecektir. Adalet teşkilatımızın bilişim sisteminin yurt dışı temsilciliklerimizle entegrasyonunu sağlıyoruz. Böylece yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın hukuk davalarında bilişim sistemi üzerinden beyanlarının alınabilmesini ve dilekçe sunabilmelerini temin edeceğiz. Adliye bulunmayan ilçelerde ve büyük havalimanlarında uzaktan görüntülü olarak ifade alınabilmesine imkan sağlayan SEGBİS kuruyoruz. Mahkeme nöbet sistemini geliştirerek, ceza mahkemelerinin 24 saat esasıyla hizmet vermesini planlıyoruz."

"Sınavla girebilecekleri bir kariyer mesleği haline dönüştürüyoruz"

Mahkeme yazı işleri müdürlüklerini güçlendirerek, yazı işleri müdürlüğünü kariyer meslek olarak yeniden yapılandıracaklarını bildiren Erdoğan, "Yazı işleri müdürlüğünü görevde yükselme usulüyle gelinen değil, hukuk eğitimi almış olanların en başta sınavla girebilecekleri bir kariyer mesleği haline dönüştürüyoruz. Bu uygulama, yargılamaların daha etkili ve eksiksiz yürütülmesine katkıda bulunacaktır." dedi.

Vasilik kararları başta olmak üzere yabancı mahkemelerce verilen kararların karar ve tenfizinin basitleştirilmesini sağlayacaklarının altını çizen Erdoğan, "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, özellikle yabancı ülke makamları tarafından verilen vasilik kararlarının tanınmasıyla ilgili önemli sorunlar yaşayabiliyor. Bu reform belgesiyle yurt dışındaki vatandaşlarımızın bu sıkıntılarını da çözüyoruz." diye konuştu.

"Vekalet ücretinin KDV oranını indirmeyi planlıyoruz"

Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin beşinci amaç başlığının "savunma hakkının etkin kullanımının sağlanması" olduğunu bildiren Erdoğan şunları kaydetti:

"Bu strateji belgesiyle savunma hakkı ilk defa ayrı bir amaç başlığı altında düzenlenmiş bulunmaktadır. Ülkemizde, 2002 yılı itibarıyla 46 bin 552 olan avukat sayısı bugün itibarıyla 135 bine yaklaşmıştır. Bunun için avukatlık stajına başlamak için hukuk mesleklerine giriş sınavında başarılı olma şartı getireceğimizi daha önce ifade etmiştik. Ayrıca savunmanın yargılamalara etkin katılımını sağlayacak düzenlemeler yapıyoruz. Bu çerçevede avukatların bilgi ve belge temin etmelerine ilişkin yasal yetkilerini de genişletiyoruz. Koruyucu hukuk anlayışı kapsamında vatandaşlarımızın mağduriyetlerini önlemek için bazı iş ve işlemlerin avukat aracılığıyla yapılmasını sağlıyoruz. Kira ve eser başta olmak üzere belirli değerin üzerindeki bazı sözleşmelerin bağış ve ölüme bağlı işlem gibi tek taraflı tasarrufların avukat yardımıyla hazırlanması zorunlu olacaktır. Avukatlık hizmetlerinin vergilenmesi konusunda da iyileştirici düzenlemeler yapıyoruz. Çocuk mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda olduğu gibi aile hukuku ve tüketici uyuşmazlıklarında da vekalet ücretinin KDV oranını indirmeyi planlıyoruz."

"Avukatlara da yeşil pasaport hakkı"

Kamuda görev yapan avukatların farklı statülerde çalışmaları, denetimleri, mali ve özlük hakları ile ilgili konuların yeniden düzenlenmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, maaş ve özlük haklarının yetersiz olması nedeniyle kamuda nitelikli avukat çalıştırabilmenin güç olduğunu söyledi.

Statülerini ve özlük haklarını yeniden düzenleyerek, kamuda görev yapan avukatlarla ilgili sorunları çözeceklerini açıklayan Erdoğan, "Türk avukatlık camiası, uluslararası alanda da mesleki faaliyet gösterecek şekilde hızlı bir gelişim içindedir. Avukatlarımızın uluslararası davalarla ilgili mesleki kapasiteleri hızla gelişiyor. Bunun bir gereği olarak, avukatlara da belli kriterler dahilinde, bunu Barolar Birliği Başkanımızla da arkadaşlarımız görüştüler, görüşüyorlar. Biz de kabinede bunları görüştük. Avukatlara da yeşil pasaport hakkı vererek, uluslararası faaliyetlerini kolaylaştırmayı planlıyoruz." diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan'ın "Tüm avukatlara değil di mi?" diye sorması, salonda gülüşmelere neden oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı reformu strateji belgesinin altıncı amaç başlığının "adalete erişimin kolaylaştırılması ve adalet hizmetlerinden memnuniyetin artırılması" olduğunu söyledi.
Usül kanunlarında dava açma ve kanun yoluna başvuruda bir hafta, iki hafta bazen 7, 10, 15, 30 ve 60 gün gibi farklı sürelerin bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, sürelerin farklı olmasının sadece karışıklara neden olmakla kalmadığını, mağduriyetlere de yol açtığını vurguladı.

Bu sorunu sürelerin yeknesak hale getirilmesi suretiyle çözeceklerini bildiren Erdoğan, 2018 yılı istatistiki verilerine göre Cumhuriyet savcılıklarında yüzde 13,5, ceza mahkemelerinde yüzde 7 ve hukuk mahkemelerinde ise yüzde 4,2 oranında görevsizlik ve yetkisizlik kararı verildiği bilgisini paylaşarak, ayrıca görevsizlik ve yetkisizlik sebebiyle bozma kararı verilme oranının da oldukça yüksek olduğuna işaret etti.

Bu durumun yargılama sürecini uzattığının altını çizen Erdoğan, yeni bir sistem kurarak bu tür olumsuzların önüne geçmeyi planladıklarına değindi.

Tanıklık uygulamasının, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına ve adaletin tecellisine doğrudan etki eden bir yöntem olduğunu vurgulayan Erdoğan, yargı süreçlerinde tanığa özgü uygulamaların geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Erdoğan, bunun için tanıklığı zorlaştıran uygulama ve yaklaşımların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılacağına dikkati çekerek şöyle devam etti:

"Mesela bazı ülkelerde tanıklar için özel bekleme odaları oluşturularak davaların taraflarıyla yüz yüze gelmeleri ve psikolojik olarak yıpranmaları engelleniyor. Benzer uygulamaların yapılmasına olanak sağlayacak önemli değişiklikler bizde de yapılacaktır. Ayrıca mevzuatta yer alan tanıklık ücretinin yeniden belirlenmesi gerekiyor. Reform çalışmaları kapsamında tanıklara yaklaşımla ilgili standartların yükseltilmesi için gereken adımlar atılacaktır."

"Cumhuriyet savcılarının takdir yetkileri genişletilecek"

Recep Tayyip Erdoğan, strateji belgesinin yedinci amaç başlığının "ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması" olduğuna değinerek, bu kapsamda Cumhuriyet savcılarının takdir yetkisinin genişletileceğini kaydetti.

Mevzuata göre, yeterli şüphenin varlığı halinde kamu davası açılmasının zorunlu olduğuna işaret eden Erdoğan şöyle devam etti:

"Buradaki 'yeterli şüphe' kavramı, uygulamada basit şüphe olarak tatbik edilmektedir. Bu durum da açılan dava sayısını ne yazık ki artırmaktadır. Şüpheli hakkında mahkumiyet kararı verilmesi ihtimali çok düşük olan soruşturmalarda dahi Cumhuriyet savcılarınca dava açılmaktadır.

Neticeye baktığımızda 2018 yılında şüphelilerin yüzde 52,6'sı hakkında 'kovuşturmaya yer olmadığına' dair karar verilmiştir. Açılan davalardaki mahkumiyet oranı ise yüzde 48,1'dir. Sistemi mahkumiyet ihtimali az olan davaların açılmaması yönünde geliştirmemiz gerekiyor. Bunun yolu da Cumhuriyet savcılarına takdir hakkını genişletmekten geçiyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde adalet sistemlerinin, uyuşmazlıkların öncelikle soruşturma aşamasında çözülmesi ve önemli konularda dava açılması yönünde reformlara yöneldiğini bildirdi.

Ülkede de ön ödeme ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulamalarının genişletilmesine ihtiyaç bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Savcılık aşamasında ne kadar çok sorun çözebilirsek mahkemelerdeki yargılamaları o derece sağlıklı hale getiririz." diye konuştu.

"Mağdurun rızası ve mahkemenin onayı mutlaka aranacak"

Erdoğan, halen ön ödeme müessesesinin sadece adli para cezasını gerektiren veya üst sınırı 6 ayı aşmayan suçlar için uygulandığını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ancak şikayete bağlı ve üst sınırı bir yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda devreye giriyor. Uzlaşma ise şikayete bağlı suçlar ve kanunda öngörülen diğer bazı suçlar için düzenlenmiştir. Her 3 konuda da bu sınırlı uygulamayı genişletmeyi hedefliyoruz.

Bazı fiillere yönelik soruşturmaların fail ile savcı arasında anlaşmayla sonlandırılabileceğini özellikle sağlayacağımıza inanıyorum. Bu hususun uygulama örnekleri yurt dışında zaten var. Önceden belirlenecek belli suçlarda, suçunu ikrar eden şüphelinin hemen mahkemeye sevk edilmesi ve kanunda yer alan indirimden faydalanarak cezalandırılması sistemi rahatlatacaktır. Bu uygulama cezada pazarlık yönteminin aslında bir modelidir. Türkiye'de bu yöntemi kanunda yüksek ceza öngörülmeyen suçlar için getirmeyi planlıyoruz. Ayrıca bu süreçte mağdurun rızası ve mahkemenin onayı da mutlaka aranacaktır."

"İade edilen iddianamelerin oranı yüzde 2,6"

Nitelikli yargılamanın ancak yeterli bir soruşturmayla mümkün olacağına dikkati çeken Erdoğan, bunun sağlanması için mevzuatta iddianamenin iadesi usulünün düzenlendiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Soruşturması eksik yürütülmüş bir iddianameyse savcılığa iade ediliyor. Aksi takdirde mahkemelerin soruşturma sırasında tamamlanması gereken işlemleri yapması ya da yapılmış işlemleri tekrar etmesi gerekiyor. Sonuçta ortaya hem önemli bir verimlilik sorunu çıkıyor hem de taraflar örseleniyor. Cumhuriyet savcılıklarının ve adli kolluğun güçlendirilmesine, aynı zamanda iddianamenin iadesi müessesesine de işlerlik kazandırılmasına ihtiyaç vardır. Halihazırda iade edilen iddianamelerin oranı yüzde 2,6'dır. Bunun için iade kapsamı yeniden belirlenecektir. Soruşturmaların kalitesinin artırılması için hukuk fakültesi mezunlarının adli kollukta istihdam edilmesi sağlanacaktır."

Emniyet hizmetleri sınıfında görev yapacak hukukçuların çoğalmasının ceza mevzuatı ile kolluk kuvvetlerine verilen görev ve yetkilere katkı sağlayacağını vurgulayan Erdoğan, birçok ülkede de bu doğrultuda uygulamalar olduğunu söyledi.

Erdoğan, Kabahatler Kanunu'nda yer alması ve "kabahat" olarak tanımlanması gereken bazı fiillerin halen suç olarak ceza mevzuatında yer aldığına işaret ederek, "Mevzuatın bu açıdan taranarak bazı fiillerin idari yaptırıma dönüştürülmesi mahkemelerin iş yükünü de azaltacaktır. Şahsa karşı işlenen özellikle basit yaralama ve tehdit gibi suçların nitelikli hallerinin şikayete bağlı hale getirilmesi planlanıyor." diye konuştu.

Konusu suç teşkil eden bazı basit fiillere ilişkin süreçlerin kısaltılması için yeni usuller getireceklerini anlatan Erdoğan, "Basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulünün birçok ülkede farklı uygulamaları bulunmaktadır. Suç teşkil eden bazı fiillerde daha hızlı ve basit bir usulle sanıkların doğrudan mahkeme önüne getirilmesi bir an önce yargılamaların başlamasını sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Türkiye'de 12-15 yaşındaki çocuklar hakkında geçen sene itibarıyla yaklaşık 40 bin dava açıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Bazı ağır suçlar hariç olmak üzere 15 yaşından küçük çocukların ilk defa işledikleri fiiller soruşturmaya ve kovuşturmaya konu edilmeden çocuklara özgü koruma mekanizmaları içerisinde değerlendirilecektir. Bu tür çocukların durumlarının sosyal tedbirlerle takip edilmesi kendilerine daha iyi bir gelecek kurma şanslarını da güçlendirecektir. Mevcut uygulamada kamu davasının açılmasının ertelenmesi, yetişkinler ve çocukları için aynı hükümlere tabiidir. Bu uygulamanın çocuklara yönelik kısmı genişletilecektir. Ayrıca çocuklar hakkındaki davaların ilk derece yargılamalarıyla istinaf ve temyiz incelemeleri öncelikli olarak yapılacaktır. Şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde infazına imkan tanınacaktır. Bu durum bir yandan sosyal fayda sağlarken diğer yandan ceza infaz kurumlarının maliyetlerinde tasarruf yapılmasını temin edecektir."

"Hukuk yargılaması ile idari yargılamanın sadeleştirilmesi"

Yargı Reformu Stratejisi Belgesi'nde sekizinci amaç başlığının "Hukuk yargılaması ile idari yargılamanın sadeleştirilmesi ve etkinliğinin artırılması" olduğuna değinen Erdoğan, özellikle küçük miktarlı talep ve davalarda basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usülü ile çözüm yoluna gidileceğini anlattı.

Erdoğan, bu konuyla ilgili AB Konseyi'nin de tavsiye kararının bulunduğunu hatırlatarak, "Diğer ülkelerdeki uygulamalarda incelenerek yeni bir usul ihdas edilecektir. Mal varlığı haklarına ilişkin küçük miktarlı talep ve davalarda yazılı ya da sözlü yargılama usullerine benzer yöntemler kullanılacaktır. Bunun için uyuşmazlığın basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulü içerisinde çözümlenebilmesine yönelik bir yargılama usulü ihdas edilecektir." diye konuştu.

Yargı harçlarının hesaplanmasında karışıklıklar olduğunu ve mahkemelerin iş yükününün ciddi bir şekilde arttığını vurgulayan Erdoğan, verimliliğin artırılması ve yargılamaların hızlandırılması için yargı harçlarında da basit ve sadelik sağlayacak düzenlemeler yapılacağını aktardı.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Çocukla kişisel ilişki kurulması yönündeki mahkeme kararlarının icra müdürlükleri vasıtasıyla infaz edilmesi ciddi sorunlara yol açıyor. Bu yöntem çocuğun sosyal ve psikolojik yapısını bozmanın yanında mahşeri vicdanı sızlatan görüntülere de sebebiyet verebiliyor. Çocukla şahsi münasebet kurulmasına yönelik kararların infazında daha insani ve çocuğa uygun yöntemler geliştirilecektir. Bu kapsamda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı ortak bir birim kuracaktır. Bu birim vasıtasıyla çocukla ilgili kararların icra edilmesi hem masrafları azaltacak hem de çocuğun menfaatlerini gözetecek bir yöntem olacaktır."

Noterliğin bir kariyer mesleği haline dönüşeceğini, sayılarının artacağının bilgisini veren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ülkemizde 1931 noterlik bulunmaktadır. Geçtiğimiz 17 yılda noterliklerin sayısı yüzde 56 oranında artmıştır. Sayının artması vatandaşların işlerini kolaylaştırmıştır. Yeni noterlikler Türkiye Noterler Birliği'nin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından açılıyor. Her asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinde bir noterlik kurulması zorunlu hale geliyor. Bazı çekişmesiz yargı işlerinin noterlikler tarafından da yapılabilmesine imkan sağlanarak bu kurumun daha işlevsel hale gelmesi temin edilecektir. Yargının iş yükünü azaltacak şekilde tevdi mahalli tayini, iddet müddetinin kaldırılması, vasiyetnamenin açılması, mirasçı atama belgesinin verilmesi, mirasın reddi beyanının tespit edilmesi ve delil tespiti talepleri gibi işlerin noterlikler tarafından yürütülmesini hedefliyoruz."

"Uyuşmazlıkların derinleşmeden çözülmesine imkan sağlayacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yargı Reformu Stratejisi'nin 9'uncu ve son amaç başlığının "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinin Yaygınlaştırılması" olduğu ve bunun için cezada uzlaştırmanın kapsamının genişletileceğini aktardı.

Uzlaşmanın, şikayete bağlı suçların ve kanunda öngörülen diğer bazı suçlar için düzenlediğini bildiren Erdoğan, geçen yıl uzlaşma bürolarına gönderilen dosya sayısının 380 bin, uzlaşmayla sonuçlanan dosya sayısının ise 150 bin olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mahkeme temelli aile arabuluculuğu uygulaması getirilecek. Şiddet içermeyen uyuşmazlıklarda aile arabuluculuğu getirilmesi, uyuşmazlıkların derinleşmeden çözülmesine imkan sağlayacaktır. Uygulama, mahkeme temelli olarak yapılandırılacaktır. Yani açılan dava hakim tarafından arabuluculara havale edilecektir. Halihazırda zorunlu arabuluculuk iş uyuşmazlıklarında ve ticari uyuşmazlıklarda uygulanıyor. Tüketici uyuşmazlıkları gibi alanlarda da arabuluculuğa başvuran dava şartı haline getirilmesi planlanıyor. Kamunun taraf olduğu davalarda ihtiyari sulh yönteminin kapsamı genişletilecektir."

Dokuz amaç başlığı altında 63 hedef ve 256 faaliyeti kapsayan Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni özetlediklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu belge, Bakanlığımızın barolardan hukuk fakültelerine, akademisyenlerden medya mensuplarına kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirdiği istişareler sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın yasal düzenleme gerektiren konularının muhatabı Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. İdari tasarruf gerektiren konularının muhatabı da Cumhurbaşkanlığı, Adalet Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlardır. Amacımız milletimizin adalet duygusunu güçlendirecek, beklentilerine cevap verecek, vicdanları mutmain ve hukuka güveni tahkim edecek bir yargı uygulamasını hayata geçirmektir. Bunu da hem kendi medeniyetimize olan bağlılığımızı koruyacak hem de günümüz dünyasının uygulamalarıyla uyumlu olacak bir yaklaşımla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Sizlerle paylaştığımız Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin bu doğrultuda atılmış önemli bir adım olduğuna inanıyorum. Bu belgede yer alan hususların kanun veya diğer düzenlemeler vasıtasıyla hayata geçirilmesi aşamalarında da sizlerin özellikle katkılarını almayı sürdüreceğiz."


11 Aralık 2017 Pazartesi

İsrail protestosuna Alman polisi müdahale etti

Terör örgütü PKK'nın tüm eylemlerine seyirci kalan Almanya, konu İsrail olunca gerçek yüzünü gösterdi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı Berlin'de protesto edildi.

SLOGANLARA ENGEL OLDULAR
Protesto esnasında İsrail ve ABD aleyhine atılan sloganlara Berlin polisi engel olmaya çalıştı. Berlin polisi tarafından yapılan açıklamada, İsrail bayrağı yakan 10 kişinin de tutuklandığı açıklandı.
"YAHUDİLERE ÖZEL BAĞLILIKLARI VARMIŞ"
İçişleri bakanı Thomas de Maiziere, "Almanya ile İsrail devleti ve Yahudiler arasında özel bağlılık olduğunu ve Yahudilerle İsrail devletinin bu şekilde hakarete uğratılmasının kabul edilemeyeceğini" söyledi.
Almanya'da İsrail bayrağını yakan 10 kişi tutuklandı
Berlin’de, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasına karşı yapılan gösterilerde İsrail bayrağı yakılması Almanları rahatsız etti.
Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas göstericilere Yahudi karşıtlığının Almanya’da yeri olmadığını söyledi.
Alman Bild gazetesine konuşan Maas “Her türlü anti-semitist eylem herkese yapılmış bir saldırıdır. Yahudi karşıtlığının toplumda bir daha asla herhangi bir yere sahip olmasına izin verilmemelidir.” dedi.
ABD’nin Berlin’deki Büyükelçilik binası dışında toplanan yüzlerce gösterici, cuma günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs açıklamasını öfkeli bir şekilde protesto ederken, bazı göstericiler İsrail bayraklarını ateşe verdi.
10 KİŞİ TUTUKLANDI
Güvenlik güçlerinin yaptığı açıklamaya göre gösterilerde 10 kişi tutuklanırken, bu kişilere aralarında İsrail bayrağını yakmanın da olduğu 12 suçtan işlem başlatıldı.
Yahudi karşıtlığı ya da anti-semitizm, Nazi döneminde gerçekleşen ve altı milyon Yahudinin hayatını kaybettiği Yahudi soykırımının üzerinden 70 yıl geçmesine rağmen halen çok hassas bir konu. Ayrıca Almanya, kendisini İsrail’in en yakın müttefiklerinden biri olarak görüyor.
KİMSENİN SORGULAMAYA HAKKI YOK
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise Bild’e verdiği demeçte, Trump’ın kararının eleştirilmesinin anlaşılabilecek bir durum olduğunu, fakat göstericilerin İsrail bayrağını yakarak Yahudilere karşı nefreti körüklemeye veya İsrail Devleti'nin varoluşunu sorgulamaya hakkı olmadığını söyledi.

Gabriel “Bunu kim yaptıysa sadece İsrail’e değil Almanya Anayasası’na da karşı çıkmış anlamına gelir ve Almanya bunu hoş görmeyecektir.” dedi. Dışişleri Bakanı Almanya’da sadece barışçıl gösterilere izin verildiğinin de altını çizdi.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html