BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Türk askeri sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Türk askeri sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

1 Mart 2018 Perşembe

Amerika'nın stratejik hatası



Tamer Ashraf
Türkiye'nin ABD'nin niyetlerine yönelik duyduğu güvensizlik derinleşirken, onların tek yaptığı, 'kızgın'
İki hafta önce ABD'li yetkililerden oluşan küçük bir kafile, Türk siyasetçilerle görüşmelerde bulunmak üzere Ankara'ya geldi. Tarafların toplantılara yüksek bir hararetle odaklanmasına rağmen ortadaki tek somut netice, önümüzdeki ay için kararlaştırılan, iki taraf arasındaki iletişim güçlüğünü hafifletmek amacıyla doğrudan bir diyalog mekanizmasının oluşturulması gibi görünüyor.
Bu tek gelişmenin haricinde, diğer meseleler son dört yılda nasıl seyrediyorsa aynı şekilde devam ediyor gibi. Türk yetkililer, ABD'nin PYD/PKK ile işbirliği içinde olmasını her Allah'ın günü eleştiriyor, ABD'li yetkililer ise buna mukabil aynı sıklıkta ülkelerinin kendi kurumları tarafından bile "terörist" olarak kategorize edilen bir örgütle ilişkisini farklı göstermeye, karartmaya veya kaçamak cevaplarla konuyu değiştirmeye çalışıyor.
Diğer ABD'li yetkililer, ve hatta CIA, PYD'nin PKK'nın bir kolu olduğu gerçeğini ikrar etmiş durumdalar. Fakat ABD'li sözcüler veya diğer bazı ABD'li yetkililer, Türk yetkililer ABD'nin PYD/PKK ittifakını eleştirdiği zaman şok olmuş hatta kızmış numarası yapıyorlar. Türk kamuoyunun ABD'ye yönelik öfkesi artarken ve Türkiye'nin ABD'nin niyetlerine yönelik duyduğu güvensizlik derinleşirken, onların tek yaptığı, 'kızgın' ve 'bezgin' tonlarda ses efekti üretmek. Başka ihtimallere kapı aralanmayacak derecede net bir şekilde kendi yanlış yönlendirilmiş politikalarından kaynaklanan sonuçlar için Türk basınını veya 'çöp adamları' suçluyorlar.
PYD/PKK, Türk toprak bütünlüğüne tehdit oluşturuyor
ABD'nin PYD/PKK ile işbirliği yapma ve ardında da bir çalışma ilişkisi ve askeri ilişki kurma kararı, 2014 yılının sonlarına uzanıyor. Bu kararın alınması, DEAŞ'ın, Türkiye sınırında bir kuzey Suriye bölgesi olan Rojava'ya gerçekleştirdiği saldırı sırasında oldu; Türk hükümeti, Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) silahlı milislerinin Rojava'ya girebilmesi için Türkiye'den geçmesine dahi izin vermişti.
Obama yönetimi yetkililerinin anlamadığı şey, PYD/PKK'yla ilişki kurmanın, Türk-Amerikan ittifakının temel taşlarından birinin altını oyacak olmasıydı ki gerçekçi bir açıdan bakılacak olursa, 30 küsur yaşında ve gözü romancılıkta olan biri (Ben Rhodes), Başkan Obama'nın dış politikadaki başdanışmanı olursa, olacak olan da buydu.
Bu ittifakın en önemli temel taşı ise, Türkiye'nin -bazı siyaset bilimcilerin tanımladığı gibi- bir "sınır ötesi dengeleyici"ye duyduğu geleneksel ihtiyaçtır. On dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren, evvela Osmanlı, sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin yetkilileri için temel bir endişe kaynağı, Osmanlı veya Türk egemenliğine yönelik doğrudan tehditlere karşı bir 'dalgakıran' oluştururken, kendisi bir taraftan ayrı bir tehdit oluşturmayacak bir Süper Güç müttefik bulabilmekti.
Türkiye en sonunda böyle bir müttefiki, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD'nin şahsında buldu. ABD'li yetkililer ise, Sovyetlere bel bağlanamayacağına ve onlarla uzun sürecek bir siyasi mücadelenin eli kulağında olduğuna karar verdikleri 1946 yılına kadar, Türkiye'yle bir ittifaka ikna olmadılar. SSCB ile sınır komşusu olan Türkiye, ABD için bir ‘öncephe müttefiki’ olacaktı; bu meyanda da ABD, Türkiye'nin harap durumdaki ordusunu ayakta tutup modernize edecekti. Soğuk Savaş süresince Türkiye'de çok sayıda ABD askeri ve yetkilisi bulunsa da SSCB'nin teşkil ettiği çok daha büyük tehdit ve ABD ile aralarındaki karşılıklı çıkarların son derece ortada olması Türkiye'nin endişelerini yatıştırdı.
Bu durum Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra da değişmedi. Kısa bir süreliğine zayıflatılmış olsa da Rusya, önceki üç asrın çok net bir şekilde ortaya koyduğu gibi, Türk egemenliğine karşı uzun vadeli bir tehdit olmayı sürdürecekti. Ve ABD bölgesel çatışmalara daha da derinlemesine dâhil oldukça Türkiye'deki tesisleri ve askeri imkânları hayati bir unsur olmaya devam etti.
2014 bir dönüm noktasıydı
Ancak, 2014 yılının sonundan bu yana durum değişti. Özellikle de Moskova'nın (Obama yönetiminin eylemsizliği yüzünden) savaşın tahrip ettiği Suriye'de artık tesis etmiş bulunduğu varlık açısından bakılacak olursa, Rusya tehdidinin sürdüğüne şüphe yok. Fakat Obama yönetiminin ABD'yi PYD/PKK ile bir ittifaka sokma tercihi, temel varlık sebebini Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit etmeye istinat eden bir güçle ittifaka girmek anlamına geliyordu. Yani, Obama yönetimi, Türk egemenliğine yönelik bir tehdide destek vermeyi seçti.
Türkiye'nin durduğu noktadan bakılacak olursa, ABD'nin PYD/PKK'yla yaptığı ortaklık, Washington'la stratejik bir ilişkiyi sürdürmenin gerekçesini de eş zamanlı bir şekilde zaafa uğratıyor, zira ABD, haddizatında, stratejik bir tehdit haline gelmeyi tercih etmiş durumda. ABD'nin böylesine bir gafa nasıl olup da düşebildiğine dair tahminlerde bulunmak tarihçilere kalsın; bizler şimdilik şöyle bir tahmin yürütelim: ABD'yi yürüdüğü yoldan saptıran temel unsurlar politikaların bilgiden yoksun, yanlış bilgilere dayanan ve basiretsiz (hatta miyop) bir şekilde oluşturulması ve ABD'nin bölgedeki kendi müttefiklerine (baş harfi Türkiye) güvenme konusunda azimle sergilediği isteksizlik olmuştur.
Gülen, Türk egemenliğine de bir tehdit
Ne yazık ki ABD'nin basiretsiz ittifak tercihleri, sadece PKK meselesi ile sınırlı değil. 2013 yılının Aralık'ından sonra Türk iç siyasetine rasyonel ve tarafsız bir gözle yaklaşma derdinde olanlar, Fethullah Gülen kültünün Türk demokrasisine bir tehdit haline gelmiş olduğunu anladılar. Temmuz 2016'da gerçekleşen başarısız darbe girişimi, -Gülen'in yardakçılarının Türk ordusunun belli birimlerini darbe teşebbüsünde kullanmasıyla- zaten ortada olan tehdit unsuruna bir de şiddet ve cinayet eklemiş oldu. Diğer bir tabirle Gülen örgütü, Türk toplumuna ve Türkiye'nin demokratik yollardan seçilmiş siyasi liderliğine yönelik doğrudan, şiddet içeren bir tehdit olarak anlaşılmalıdır.


Herkesin farkında olduğu gibi, Gülen 1999 yılından bu yana ABD'de ikamet ediyor. Bu da ABD'nin, Türk egemenliğine tehdit oluşturan PYD/PKK'yla işbirliği yapmaya ek olarak ona yönelik diğer bir tehdidi de (Gülen) barındırdığı anlamına geliyor. Ve bu gerçeğe rağmen ABD, Gülen'i Türkiye'ye iade etmek için hiçbir somut adım atmış değil.
Bu konunun mantık açısından değerlendirilecek bir boyutu daha var. Eğer ABD, Türk egemenliğine yönelik bir tehditle işbirliği, diğerine de ev sahipliği yapıyorsa, o zaman Türkiye'deki askeri varlığı da potansiyel bir tehdit olarak görülmeye başlanmaz mı? Kişisel olarak bunun böyle olmadığını söyleyebilmek isterdim, ama ben seçim bölgesinden ve seçmenlerinin hayatlarından ve refahından sorumlu bir Türk siyasetçi değilim. Hem sivil hem de askeri kanattan Türk yetkililer için son beş senenin olayları, ABD'nin ülkedeki askeri varlığını nasıl gördükleri konusunu ciddi şekilde karmaşık bir hale getirdi.
Bu son olaylar ve muhtemel gelecek senaryoları, insanı, bir anlığına Türk yetkililerin açısından bakılacak olursa, mantıken, Türkiye'de konuşlu ABD kuvvetlerinin Türk egemenliğine bir tehdit oluşturduğu sonucuna çıkartacaktır. Bu da bundan önceki 70 sene boyunca geçerli olan durumun, yani ABD kuvvetlerinin Türk egemenliğinin garantörü olarak algılandığı senaryonun artık temelden değişmiş olduğu anlamına geliyor. İnsan bu sonuca varınca ve kendisini böyle bir sonuca götüren olayları ve mantığı gerçekten kavradığında, o zaman Türk siyasetçilerin (ve vatandaşların) neden ABD'ye daha derinlemesine bir güvensizlik duymaya ve yakın tarihteki ABD eylemlerine hararetli ve hatta öfkeli tepkiler vermeye başladığını anlamaya da iyice hazır hale gelecektir.
Değişen stratejik perspektif
ABD eğer PYD/PKK ve Fethullah Gülen kültünün her ikisiyle birden Türk egemenliğine doğrudan bir tehdit oluşturuyorsa, o zaman artık Türkiye'nin 75 yıl önce bulduğu "sınır ötesi dengeleyici" değil demektir. Bunun yerine ABD, 19.yy.da İngiltere ve Fransa'nın uhdesinde bulunan ve Rusya'nın üç asırdır dâhil olduğu "doğrudan tehdit" kategorisine adım atmış görünüyor. Bu aktörler [o zamanlar] Osmanlı'dan parçalar koparmakla meşguldüler.
ABD şayet Türkiye Cumhuriyeti'nden de parçalar koparmaya çalışan silahlı militan bir gruba destek oluyor ve halihazırda Türk devlet kurumları üzerinde şiddet kullanarak nüfuz kurma teşebbüsünde bulunmuş dini bir örgütü barındırıyorsa, ABD'li yetkililer artık Türklerin gözünde 19.yy.ın İngiltere'si, Fransa'sı ve Rusya'sından farksız olduklarını anlamalılar. Bu yüzden de vatandaşlarına karşı, demokratik yollardan seçilmiş temsilcileri olarak mesul bulunan Türk siyaset yapıcıları, ya başka bir "sınır ötesi dengeleyici" arayacak ya da meseleleri kendi ellerine alacaktır.
Bunun bir örneği, Türk devletinin modern silah gelişimi konusunda kendi kendine yetebilmek için son on senedir gösterdiği çok ciddi gayretlerdir. Daha geçtiğimiz hafta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) silahlı, sürücüsüz kara araçlarının PYD/PKK'yı Afrin'den sürme operasyonunda kullanıma girmek üzere olduğunu duyurdu.
On dokuzuncu yüzyıldan beri Osmanlı Devleti ve Türkiye sadece silah açısından değil, zabitlerinin taktik eğitimi açısından dahi büyük ölçüde yabancı güçlere bağımlı olageldi. Ancak, son harekâtlarda, yani hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı'nda, silahlı dronlar gibi, neredeyse tamamen Türk AR-GEsinin ürünü gelişmiş silahlar kullanıldı.
Fakat bundan daha da önemlisi, bu harekâtlar çok dikkatli planlanıp icraya konulan ofansif hamleler olduklarından sadece yüksek derecede etkili olmakla kalmayıp çok az sivil kaybına sebep oluyorlar. Yani, Türk askeri planlamacıları ve subayları, kontrgerilla savaşı ve hatta kent savaşı konusunda ABD'nin henüz sergileyemediği yetenekler geliştirmiş bulunuyorlar. Ve savaş bittikten sonra Türk yardım görevlileri yerel halkın yaşamlarını ve topluluklarını yeniden inşa etmeye başlayabilmesi için çabucak devreye giriyorlar. Genel olarak, Türklerin yabancı silahlara, teknolojiye ve taktiklere bağımlılığı hızla azalıyor.
Burada vurgulamak istediğim şu ki, hem mevcut hem de eski ABD yönetimi bu yolu seçerek Türk sivil ve askeri yetkililerini bu yönde hareket etmeye iten kararlar vermiştir. ABD'li yetkililer Türk vatandaşlarını ve siyasetçilerini, ABD'nin hâlâ güvenilebilir olduğuna ve Türk egemenliğine doğrudan bir tehdit teşkil etmediğine ikna etmek istiyorlarsa, farklı karar ve eylemleri benimsemeliler.
Mütercim: Ömer Çolakoğlu
* “Görüş” başlığıyla yayımlanan makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansı’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.


İSTANBUL - Dr. Adam McConnel
[1999 yılından bu yana İstanbul'da yaşayan Adam McConnel, Sabancı Üniversitesi'nde Türk tarihi dersleri vermektedir. Tarih alanındaki yüksek lisans ve doktora derecelerini de aynı üniversiteden almıştır.]

7 Ağustos 2018 Salı

TSK'nın eğittiği Somalili astsubaylar mezun oldu

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Somali'deki Türk Görev Kuvveti Komutanlığı'ndan ilk astsubaylar İzmir Marşı, Mehter Marşı ve Kur'an tilavetleriyle mezun oldu.


Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışındaki en büyük askeri eğitim merkezi Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı'ndaki (STGK) eğitimlerini başarıyla tamamlayan 47 astsubay mezun oldu.
Başkent Mogadişu'daki STGK'de düzenlenen mezuniyet töreninde 37'si kara, 5'i deniz, 5'i de hava kuvvetlerinden 47 astsubay diplomalarını aldı.
Törende STGK Komutanı Kurmay Albay Mehmet Yasin Kalın'ın yanı sıra, Türkiye'den Genelkurmay İstihbarat Başkanı ve Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral İrfan Özsert, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Olgan Bekar, Somali'den Parlamento Başkanı Muhammed Mursel Şeyh, Savunma Bakanı Hasan Ali Muhammed ve Somali Genelkurmay Başkanı Abdulveli Cami Gurd hazır bulundu.

TÜRKİYE, SOMALİ ORDUSUNUN EĞİTİMİ İÇİN ÇABALIYOR 

Törende konuşma yapan Kurmay Albay Kalın, Somali'deki Türk Görev Kuvveti'nin Somali ordusunu güçlendirmek amacıyla eğitim ve mezunlar vermek üzere çalışmalarına devam ettiğini söyledi.
Mezun astsubayların bir yıldır aldıkları eğitimi tamamladıklarını belirten Kalın, Somali bayrağı altında halklarının onuru ve ülkelerini savunmada görevlerini yerine getireceklerini vurguladı.
Tümgeneral Özsert, Türkiye'nin 30 yıl boyunca çeşitli krizlerden büyük sıkıntılar çeken Somali ordusunun eğitimi için çaba gösteren ülkelerin başında geldiğine dikkati çekti.

TÜRKİYE'NİN DESTEĞİNDEN MEMNUNLAR

Somali'deki Türk Görev Kuvveti'nin ülkedeki tüm askeri kurumlarda sistemin ve gücünün artırılmasını hedeflediğini belirten Özsert, bunun Türkiye ve Somali arasındaki ilişkilerin gücünü yansıttığını dile getirdi.
Öte yandan törende konuşma yapan Somali Savunma Bakanı Muhammed, Türkiye'nin ülkesinin ordusuna verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

"TÜRK ASKERİ SAYESİNDE DAHA TERÖRİSTLERLE GÜÇLÜ MÜCADELE EDECEĞİZ"

Somali Parlamento Başkanı Şeyh ise birçok alanda Somali'nin yanında olan Türkiye'ye teşekkür etti.
Şeyh, "Türk askeri sayesinde silahlı kuvvetlerimiz teröristlerle daha sert ve güçlü bir şekilde mücadele edecektir." dedi.
Törende mezun astsubaylar ve piyade birlikleri askeri geçit yaptı. Mezuniyet töreninde ayrıca dönem birincilerine ödüller verildi.
Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı, Eylül 2017'de dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından açılmıştı.

7 Haziran 2018 Perşembe

Savunma sistemlerinde millileşme hamlesi ve Deniz Kuvvetleri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Türkiye, yürütülen milli gemi inşa faaliyetleri sayesinde dünya üzerinde harp gemisi inşa edebilen on devletten biri oldu.
Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayinin gurur kaynaklarından biri olan, Türk mühendislerin büyük oranda milli imkânlarla gerçekleştirdikleri Milli Gemi (MİLGEM) projesi çerçevesinde inşa edilmekte olan harp gemilerinden dört adedinin ihraç edileceğini söyledi. Muhtemel satıştan elde edilecek gelirin Türkiye’nin tarım ürünleri ihracından karşıladığı miktarın yaklaşık yüzde 25’ine tekabül edeceğini ifade eden Canikli, teknoloji ihracının önemini de ortaya koydu.

MİLGEM ile tekne inşası ve sistem entegrasyonu konusunda dışa bağımlılık azaltılmış durumda. Fikri hazırlığı 1996’ya uzanan bu projede hedef, savunma teknolojilerinin bilgi birikimini sağlamak ve yerli savunma sanayi katkı payının yüksek tutulmasıydı. Burada önemli olan noktalardan biri de Türk askeri tersanelerinin, özel sektör tersanelerinin ve tersaneler dışında 50’den fazla Türk firmasının bu projede yer almak suretiyle savunma sanayimizin gelişimine katkı sağlamasıydı. Türk özel sektör tersanelerinin askeri gemi inşasında rol almaları Türk savunma sanayine yeni bir kapı da açmıştır. Proje yüzde 65 oranında yerli sanayi katkısıyla sürdürülüyor.
İnşa aşamasına 2004’te geçilen MİLGEM projesinde bugüne kadar ADA sınıfı dört korvetin inşası gerçekleştirildi. Bunların ilk ikisi olan F511 TCG Heybeliada ve F512 TCG Büyükada aktif görevde. Son ikisi olan F513 TCG Burgazada ve F514 TCG Kınalıada ise denize indirildi ve hazırlıkları sürüyor.
Milli korvetlerimiz, milli 3 boyutlu arama radarı, milli sensörler, milli lazer ikaz sistemi, milli sonar, milli torpido tespit ve karıştırma sistemleriyle milli top, milli savaş yönetim sistemi, milli kızılötesi iz yönetimi sistemi ve milli muharebe uydu sistemi gibi tamamen yerli imkanlarla donatıldı.
ADA sınıfı korvetler hizmete girdikten sonra birçok görevde yer aldılar. TCG Heybeliada 2014’de icra edilen Barbaros Türk Deniz Görev Grubu aktivasyonu kapsamında Afrika kıtasını çepeçevre dolaşarak 17 bin deniz mili mesafe kat etti, 16 ülkede 17 liman ziyareti icra etti. Güney Afrika açıklarında, okyanus şartlarında kapsamlı atış eğitimleri yaptı.
TCG Büyükada 2015’de Pakistan’a kadar uzanan coğrafyada 10 bin 500 deniz mili mesafe kat ederek 9 ülkede 13 liman ziyaret etti.
Her iki gemi de Aden körfezi ve Somali sularında deniz haydutluğuyla mücadele görevlerine, gerek milli gerekse NATO ve BM çerçevesindeki tatbikat ve görevlere katıldılar. Bu görev ve ziyaretler çerçevesinde, milli gemilerimiz onlarca yabancı heyet ve basın kuruluşu temsilcisi tarafından ziyaret edildi.
Projede bundan sonra firkateyn inşa edilecek. Gemilerin borda numaraları ve isimleri şöyle: TCG İstanbul (F-515), TCG İzmir (F-516), TCG İzmit (F-517), TCG İçel (F-518). Firkateynlerin ilki İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda, geri kalan üç firkateyn ise Türk özel sektör tersanelerinde inşa edilecek.
Korvetlere nazaran nispeten büyük, menzili daha uzun planlanan firkateynler bölgesel hava savunma kabiliyetine sahip olacak. Firkateynler daha etkin silahlarla donatılacak, daha etkin komuta kontrol ve savaş sistemlerine sahip olacak. 113 boyundaki gemi 14 metre genişlikte olacak. Sensörleri, silahları ve elektronik sistemleri milli imkanlarla hayata geçirilecek. Bu sistemler arasında satıhtan satıha güdümlü mermi dikey atım sistemi, 25 mm milli top, milli nokta hava savunma silah sistemi ve milli dekoy atım sistemi (sualtı yanıltma sistemi) bulunuyor.
Milli gemilerimizin inşasında, milli savunma sanayi şirketlerimiz olan ve elektronik sistemlerde teknoloji üreten ASELSAN ve HAVELSAN da yer alıyor.
Türkiye bu milli gemi inşa faaliyetleri sayesinde, dünya üzerinde harp gemisi inşa edebilen on devletten birisi oldu. Bu sayede, her bir gemisinin direğinin en tepesinde Kur’an-ı Kerim bulunan, demir almaktan, halat fora etmeye kadar her işini besmele ile gerçekleştiren Türk donanması personeli, kendi mühendisinin ve sanayicisinin ürettiği milli gemiler ve daha önemlisi milli atış kontrol ve silah sistemleriyle kendini daha güvenli hissedecek, çevre denizler başta olmak üzere bütün denizlerde, her türlü tehdide karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaatlerini koruyacaktır.


Türk Deniz Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliğinin sadece karasularımız içinde sağlanamayacağı bilinciyle başta Karadeniz, Ege ve Akdeniz olmak üzere dünya denizlerinde varlık gösteriyor. Uluslararası faaliyetlere, operasyonlara, tatbikatlara katılıyor. Bu gayretler milli imkanlarla daha iyi seviyelere geliyor. Bu çerçevede, sadece korvet ve firkateyn inşasının yeterli olmayacağı bilinciyle denizaltı, karakol gemisi, lojistik gemileri ve çok maksatlı amfibi hücum gemisi projeleri de sürdürülüyor.
İlk milli çok maksatlı amfibi hücum gemimiz TCG Anadolu’nun inşası sürüyor. Türk donanmasının uçak gemisinden önceki son durağı olarak inşa edilen amfibi hücum gemisinin Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekât alanlarında ve gerektiğinde Hint okyanusu ile Atlantik okyanusunda görev yapması planlanıyor.
Çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, bir amfibi tabur ile gerekli muharebe ve destek araçlarını, ana üs desteği olmadan kriz ve harekat bölgelerine taşıyabilecek, havuzunda taşıyacağı çıkarma araçlarıyla çıkarma operasyonlarına katılabilecek ve uygun evsaftaki helikopter ve uçakların gece ve gündüz operasyon yapmasına imkan sağlayacak bir uçuş güvertesine sahip olacak. TCG Anadolu ile Türk Silahlı Kuvvetleri orta ölçekli küresel güç aktarımını gerçekleştirebilecek ve gerektiğinde onu hastane gemisi olarak da kullanılabilecek. Yaklaşık 27 bin ton ağırlığında ve 231 metre boyunda inşa edilmesi planlanan çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, silahlı kuvvetlerimizin envanterinde yer alan en büyük deniz platformu olacak.
Şurası muhakkak ki, kendisine dünyanın ilk on devleti arasına girmeyi bir hedef olarak belirleyen Türkiye Cumhuriyeti devletinin deniz kuvvetlerinin de bu iddiayı destekleyecek unsurlarla teşkil edilmesi gerekir. Yurt dışında, başka devletlerle yapılacak deniz askeri üsleri anlaşmaları da bu hedeflere ulaşmakta Türk Deniz Kuvvetleri’nin hareket serbestisine katkı sağlayacaktır. Arnavutluk Paşa Limanı’ndaki askeri üssümüz bu gayretlerin işaret fişeğidir. Afrika’nın kuzeyinde, doğusunda, batısında ve Hint okyanusunda tesis edilebilecek deniz üsleri, Türk devletinin deniz hak ve menfaatlerinin korunmasına ve ülke güvenliğinin ileriden tesis edilmesine katkı sağlayacaktır.

15 Ağustos 2020 Cumartesi

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki politik amaçları ile askeri araçları arasındaki dengesizlik

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Yunanistan’ın üst düzey yetkilileri Türkiye’nin bölgedeki aktif politikasına yönelik tehdit düzeyinde açıklamalar yapıyorlar. Ancak ülkenin askeri gücü iddia edilen askeri kapasite ve kabiliyetlerin uzağında.




Son dönemde Doğu Akdeniz’de meydana gelen önemli gelişmeler Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni bir gerginlik döneminin yaşanmasına sebep oldu. İki ülke arasında başta Kıbrıs ve Ege Denizi’ndeki anlaşmazlıklar olmak üzere var olan birçok sorun Türk-Yunan ilişkilerinin işbirliğinden ziyade çatışma eğilimli olmasını beraberinde getiriyor. 

Bu eğilim son dönemde Atina’nın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını savunmasına verdiği tepkilerde de kendisini gösteriyor. Yunanistan’ın üst düzey askeri ve sivil yetkilileri Türkiye’nin bölgedeki aktif politikasına yönelik tehdit düzeyinde açıklamalar yapıyorlar. Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ve Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floros’un açıklamaları bu duruma örnek olarak gösterilebilir. [1]

Askeri güç, devletlerin dış politikalarını uygularken kullandıkları en etkili araçlardan biridir ve Yunanistan’ın, ilişkilerinde çok sayıda sorun yaşadığı bir ülkeye yönelik politikalarını desteklemek amacıyla askeri güç kullanma tehdidinde bulunması şaşılacak bir şey değil. 

Ne var ki, ülkelerin uyguladıkları politikaların başarıya ulaşması için bir araç olarak kullandıkları askeri kapasitelerini çok iyi hesap etmeleri gerekiyor. Bu noktada ise şu sorular öne çıkıyor: Yunanistan’ın askeri gücü üst düzey yetkililerinin iddia ettikleri kapasite ve kabiliyetlere gerçekten sahip mi? Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’e yönelik dış politikası ve söylemleri askeri gücü ile uyumlu mu?
Yunanistan’ın sınırlı bütçesi ile Türkiye’nin geliştirdiği silah sistemlerine cevap vermek bir yana, envanterindeki sistemleri harbe hazır halde tutması bile büyük bir zorluk arz ediyor.

Yunanistan’ın askeri gücü radikal söylemiyle uyumsuz

Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan sorunların köklerini Yunanistan’ın Birinci Dünya Savaşı’nın akabindeki Anadolu işgaline, 1820’lerdeki Yunan isyanına ya da daha gerilere götürmek mümkün. 

Uzun bir geçmişi bulunan bu sorunlar iki ülke arasındaki ilişkilerin temel özelliğinin karşılıklı güvensizlik olmasını beraberinde getirdi. Yunanistan’ın Türkiye’den yoğun bir şekilde tehdit algılaması ise bu ülkeyi askeri gücünü sürekli bir şekilde artırmaya itti. İki ülke arasındaki sorunların önemli bir kısmının Kıbrıs ve Ege konusunda yaşanması ise deniz gücünün önemini artırdı.

İki ülkenin deniz güçleri karşılaştırıldığında, büyük su üstü muharip platformlarda (fırkateyn ve korvet) Yunanistan’ın, Türkiye’nin yaklaşık üçte ikisi kadar kuvveti bulunuyor. Denizaltı konusunda ise Yunanistan’ın neredeyse Türkiye’ye denk bir kuvvetinin bulunduğu söylenebilir. 

Yunanistan’ın büyüklüğü ve kapasitesi düşünüldüğünde önemli bir deniz gücüne sahip olduğu düşünülebilir. Durum kâğıt üzerinde böyle olmakla birlikte ayrıntılı bir analiz iki ülke deniz güçleri arasındaki kapasite farkının çok daha büyük olduğunu ortaya koyuyor.


 Türkiye ve Yunanistan’ın Deniz Güçleri[2]
FırkateynKorvetHücumbotDenizaltıHelikopter
Türkiye1610191229
Yunanistan135201118

Kaynak: IISS verilerinden derlenmiştir.

Bu farkın en önemli sebeplerinden biri ise Türkiye’nin son dönemde savunma sanayi alanında göstermiş olduğu gelişmedir. 2019 yılında dünyanın en büyük yüz savunma sanayi şirketi arasında beş Türk şirketi yer almıştır. [3] 

Bu şirketler ve başka Türk şirketleri tarafından yapılan çalışmalar Türkiye’nin nitelik ve nicelik olarak üstünlüğünü korumasını ve artırmasını sağlarken aynı zamanda askeri gücünün dışa bağımlılığını da azaltarak Türkiye’ye büyük bir stratejik avantaj da sağlamaktadır. 

Türkiye, deniz gücü kapasitesini artırma çalışmalarını iki boyutta sürdürüyor: Yeni muharip platformlar geliştirilmesi ve mevcut platformların yerli sistemlerle modernize edilmesi.

Modern Ada sınıfı korvetleri büyük oranda kendi imkânları ile üreten Türkiye’nin daha büyük savaş gemileri geliştirme ve üretme çalışmaları da hızla devam ediyor. 

Bununla birlikte mevcut muharip platformların kabiliyetlerinin artırılması amacıyla modernizasyon projeleri de hızla devam ediyor. Bu durumun son dönemdeki önemli örneklerinden biri olarak donanmanın önemli gemilerinden olan Barbaros sınıfı firkateynlerin modernizasyonu projesi gösterilebilir. [4] 

Bunların yanı sıra Türkiye geliştirdiği ATMACA gibi füzeler ve daha birçok sistemle bölgedeki deniz gücü üstünlüğünü koruyor. Ayrıca İ sınıfı firkateyn, TF-2000, TCG Anadolu ve REİS sınıfı denizaltı projeleri yakın gelecekte iki ülke deniz güçleri arasındaki kapasite farkını çok daha belirgin hale getirecek.

Hava gücünün deniz muharebeleri üzerindeki etkisi İkinci Dünya Savaşı’nda oldukça net bir şekilde belli olmuş ve bu dönemden itibaren de bu etki devam etmiştir. Türkiye ile Yunanistan’ın hava güçleri arasında da deniz güçlerindekine benzer bir durum söz konusu. 

Yunanistan kâğıt üzerinde Türkiye’nin yaklaşık dörtte üçü kadar savaş uçağına sahip görünüyor. Her iki hava gücünün de büyük kısmını F-16’ların gelişmiş Block 50 ve 50+ modelleri oluşturuyor. Her iki hava gücü de AIM-120 AMRAAM’lar gibi modern hava-hava füzeleri kullanıyor. Fakat ayrıntılı bir analiz, Türkiye’nin, tıpkı deniz gücünde olduğu gibi çok daha etkili bir hava gücüne sahip olduğunu ortaya koyuyor. 

Bunun en önemli sebebi de tıpkı deniz gücündeki gibi yerli savunma sanayiinin oynadığı roldür. Türkiye hem savaş uçaklarının kabiliyetlerini artırmak hem de bu uçaklar için modern mühimmatlar geliştirmek amacıyla birçok proje ve ürün geliştirmiş ve geliştirmeye devam ediyor. Türkiye seyir füzesi (SOM füzesi) üretmekte, hava-hava füzesi geliştirme çalışmaları hızla devam etmektedir. 

Bunların yanında Türkiye’nin İHA/SİHA alanında göstermiş olduğu gelişme ve bu silahları Suriye örneğinde olduğu gibi oldukça etkili kullanabilme kabiliyeti Türkiye’nin üstünlüğünü gösteren bir başka unsur. Ayrıca TF-X projesi de hava gücünü yerli imkânlarla geliştirme ve hava üstünlüğünü gelecekte de koruma kararlılığının en önemli adımlarından birini oluşturmakta. 

Atina’nın Türkiye’nin bu üstünlüğünü dengelemeye yönelik verebildiği en önemli cevap ise F-16’larının bir kısmını yabancı bir şirkete (Lockheed Martin) modernize ettirme kararı alması oldu. [5] Bu noktada ise şu soru önem kazanıyor: Yunanistan mevcut askeri gücünü destekleyebilecek ekonomik kapasiteye sahip mi?
Türkiye'nin savunma sektöründeki atılım, nitelik ve nicelik olarak üstünlüğünü korumasını ve artırmasını sağlarken, askeri gücünün dışa bağımlılığını da azaltarak Türkiye’ye büyük bir stratejik avantaj sağlıyor.

Yunanistan’ın askeri gücü ile ekonomik kapasitesi ile uyumsuz

Yunanistan’ın ekonomik, coğrafi ve nüfus göstergelerinin küçük olmasına rağmen önemli bir askeri kapasiteye sahip olduğu ve Türkiye karşısında en azından kâğıt üzerinde çok geride olmadığı düşünülebilir. 

Bu durumu değiştiren ve iki ülke arasındaki farkı açığa çıkaran ise Türkiye’nin hızlı ekonomik büyümesi ve savunma sanayinde gerçekleştirdiği önemli hamleler olmuştur. 2001 yılında kendisinden 1,5 kat büyüklükte bir ekonomiye sahip ve ordusunun ihtiyaçlarını kendisi gibi dışardan temin etmek zorunda olan Türkiye’ye karşı askeri gücünü belirli bir düzeyde tutmak Yunanistan için çok zor değildi. 

Ancak 2019’a gelindiğinde kendi ekonomisinin 3,5 katı büyüklükte (bu oran 2013’te yaklaşık 4’tü) bir ekonomiye ve ciddi bir savunma sanayi altyapısına sahip olan ve bunu hızla geliştiren bir Türkiye ile askeri alanda bir rekabete girmek özellikle de 2008 krizinden beri zor durumda olan ekonomisi düşünüldüğünde Yunanistan için epey zor. [6] 

Bu durum kendisini askeri harcamalarda da gösteriyor. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’nin askeri harcaması 20,4 milyar doları bulurken Yunanistan’ın askeri harcaması 5,5 milyar dolarda kalmış durumda.[7] 

Yunanistan’ın bu sınırlı bütçe ile Türkiye’nin geliştirdiği silah sistemlerine cevap vermek bir yana, envanterindeki sistemleri harbe hazır halde tutması bile büyük bir zorluk arz ediyor. Bu da iki ülke askeri güçleri arasındaki makasın önümüzdeki dönemde giderek daha da açılacağı anlamına geliyor.

Bu durum ise Yunanistan’ın aşırı tehditkâr açıklamalarına rağmen Doğu Akdeniz’de attığı adımlarda ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) desteğini alma çabalarını daha iyi açıklıyor. 

Ancak yakın gelecekte ABD’nin Çin’in gücünün büyümesi karşısında dikkatini ve askeri gücünü Uzakdoğu’ya daha çok odaklama zorunluluğu ve AB’nin Yunanistan’ı desteklemekten daha önemli konularla uğraşması durumunda Atina yönetiminin askeri gücü ile dış politikasını makul bir çizgide birleştirmek zorunda kalması muhtemel.

[1] “Yunanistan’dan küstah tehdit”, Hürriyet, 6 Haziran 2020, https://www.hurriyet.com.tr/dunya/yunanistandan..., (erişim tarihi: 10 Ağustos 2020); “Yunanistan Genelkurmay Başkanı’ndan Türkiye’ye açık tehdit: önce yakacağız, sonra…”, Haber 7, https://www.haber7.com/dunya/haber/2987052-yunanistan-genelkurmay-baskanindan..., (erişim tarihi: 10 Ağustos 2020).
[2] “The Military Balance: The Annual Assessment Of Global Military Capabilities And Defence Economics 2018”, IISS, s. 112, 113, 158.
[3] “Top 100 for 2019”, Defense News, https://people.defensenews.com/top-100/, (erişim tarihi: 10 Ağustos 2020).
[4] “BARBAROS SINIFI FIRKATEYN YARI ÖMÜR MODERNİZASYONU PROJESİ”, T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI, https://www.ssb.gov.tr/Website/contentList..., (erişim tarihi: 10 Ağustos 2020).
[5] “Lockheed Martin to upgrade Greek F-16 fighter jets”, GREEK CITY TIMES, 13 Aralık 2018, https://greekcitytimes.com/2018/09/13/lockheed-martin-to-upgrade-greek-f-16-fighter-jets/, (erişim tarihi: 11 Ağustos 2020).
[6] “GDP (current US$) – Greece, Turkey”, THE WORLD BANK, https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.MKTP.CD?locations=GR-TR, (erişim tarihi: 11 Ağustos 2020).
[7] Nan Tian, Alexandra Kuimova, Diego Lopes Da Silva, Pieter D. Wezeman ve Siemon T. Wezeman, “Trends in World Military Expenditure, 2019, SIPRI Fact Sheet, Nisan 2020, s. 2.


8 Ağustos 2017 Salı

Yunanistan’ın Ege’de İşgal Ettiği 18’inci Ada


Ege Denizi’nde Yunanistan tarafından işgal edilen 18’inci ada olan Marathi Adası’nın, 1933’te TBMM. tarafından Milletler Cemiyeti’ne Türk adası olarak ve ismen tescil ettirildiği ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın ulaştığı belgede kayıt numaraları ile genel sekreterin imzası da var.
Uluslararası hukuka göre, Türkiye’ye bağlı olan Marathi Adası’nın 2004’ten beri Yunan işgali altında olduğu, adaya Yunan vatandaşlarının yerleştirildiği ve Yunan bayrakları asıldığı belirlenmişti. Adanın işgalini Ege’de Türkiye’ye ait 17 ada ve 1 kayalığın işgal edildiğini de gündeme getiren Ümit Yalım kamuoyuna açıkladı. Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi ile temasa geçen Yalım, işgal altındaki 18’inci adanın tescil belgesini istedi. Ofis yetkilileri Marathi Adası’nın tescil belgesini Yalım’a iletti.
MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇERİSİNDE
Marathi Adası’nın, 30 Ekim 1918 tarihinde işgal altında olmadığını, bu sebeple Misâk-ı Milli sınırları içinde bulunduğuna dikkat çeken Ümit Yalım, şunları kaydetti:
“4 Ocak 1932’de Türk-İtalyan Sözleşmesi imzalandı. Sözleşmenin onay süreci devam ederken Türkiye, 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. Türk-İtalyan Sözleşmesi, 14 Ocak 1933’de TBMM tarafından kabul edildi ve 25 Ocak 1933 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanan Türk-İtalyan Sözleşmesi’nin 1. maddesinde, Marathi Adası’nın Türkiye’nin egemenliği altında olduğu belirtilmiştir. Sözleşme, 24 Mayıs 1933’te Milletler Cemiyeti Sekreterliği’ne tescil ettirilmiştir. Bu belge arşivlerde…”
AB uğruna Ege’de adaları verdiler şimdi ‘AB olmasa da olur’ diyorlar
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ege’deki 18 adanın Yunanistan tarafından işgal edildiği eleştirilerine verdiği “Adaların hukuki ve fiili durumunda hiçbir değişiklik olmamıştır” yanıtına Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım sert tepki gösterdi.
alım, hükümetin “adacık ve kayalık” diyerek bu konuyu geçiştirmeye çalıştığını kaydetti.Yalım şunları söyledi:
“Adacık ve kayalık diyorlar. Adacık değil ada. Uluslararası dokümanlarda da ada olarak kabul ediliyor. Amerikan ve İngiliz haritalarında da açıkça ada olarak geçiyor. Lozan Antlaşması’nın 15 maddesinde yer alan ‘adacık’ ifadesine bağlayarak, verilen 18 adayı bu adacıkların arasına sokmaya çalışıyorlar. Hükümet 2004 yılında AB’den müzakere tarihi alabilmek için bu adaları alenen Yunanistan’a verdi. Şimdi de AB olmasa da olur diyorlar. İşlenen günah çok büyük.’ Emekli Albay Ümit Yalım, Ege’deki 18 adamızın 13 yıldır Yunan işgali altında olduğunu hatırlattı. Bu dönemin başbakanlarıyla dışişleri, içişleri ve ulaştırma bakanlarının yargılanmasını istedi.
Ege Denizi’nde bulunan 18 Türk adası ve bir Türk kayalığı konusunda TBMM’ye çarpıcı bir başvuru yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, 2004 yılından itibaren AKP hükümetleri döneminde işgalin gerçekleştiğini savundu ve sorumlu tüm siyasiler hakkında ‘vatana ihanetten’ işlem yapılmasını istedi. Yalım, TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu’na gönderdiği yazılı başvuruda şöyle dedi:
13 YILDIR İŞGAL ALTINDA
“Misâk-ı Milli ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığı 2004 yılından beri Yunan işgali altındadır. İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içinde bulunan vatan topraklarında, 13 yıldır Yunan bayrağı dalgalanıyor ve Yunan askerleri elini kolunu sallayıp dolaşıyor. Türk adaları Yunan ordusunun ileri karakolu haline dönüştürülmüş ve Türkiye Cumhuriyeti, Erdoğan ve AKP iktidarı eliyle Ege Denizi’nde soyutlanarak Anadolu’ya hapsedilmiştir.
Binali Yıldırım bile 2015’te, kendi seçim bölgesindeki İzmir Koyun Adası’na, yani Türk toprağına, Türk Bayrağı’nı sallayıp ve teknesine Yunan bayrağı çekerek pasaportla girebilmiştir. Başbakan’ın Yunan bayrağı ve pasaportla girdiği İzmir Koyun Adası’na, Yunan Savunma Bakanı ve komuta kademesi pasaportsuz girmektedir. İşgal edilen adalarımıza, çok sayıda kilise inşa edilmiş. Kilisenin papazlarını İstanbul Fener Rum Patrikhanesi atamıştır. Adalarda bir tek cami yoktur.

MECLİS SEYİRCİ KALDI
TBMM, İstiklâl Savaşı’nı yönetmiş ve Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusunu İzmir’de denize dökmüştür. Hâlihazırdaki TBMM ise Anadolu Yarımadası’nın doğal uzantısı olan Ege ve Akdeniz’deki adalarımızın işgaline seyirci kalmıştır. Konu ile ilgili olarak CHP ve MHP milletvekilleri tarafından AKP’ye çok sayıda yazılı soru önergesi verilmiştir. Dışişleri ve Savunma bakanlarının verdiği cevaplarda, hayal ürünü ve baştan savma açıklamalar yapılmakla birlikte işgali kabul etmiştir. Eski Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 26 Mart 2015’te TBMM’de, adaların fiili olarak Yunan işgali altında olduğunu itiraf etmişti. 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığını yani vatan topraklarını Yunan askerine alenen teslim ettiğini, vatana ihanet ve terör suçu işlediğini zımnen ve hukuken kabul eden, Ege Denizi’nde Sevr Antlaşması’nı uygulayan Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve dışişleri, içişleri ve ulaştırma bakanlığı yapanlar hakkında, 19 Ağustos 1920 tarihli TBMM kararı emsal alınarak karar verilmesini arz ve teklif ederim.

Yunan, işgal ettiği adamızda turizm sezonunu açtı!..

Yunanistan, işgal ettiği Bodrum’un hemen karşısındaki Keçi Adası’nda turizm başlattı. Ada turist kaynıyor. Yunanlar, Türkiye’nin sırtından para kazanıyor!
Ülkemizde turizm sektörü can çekişirken Yunanistan işgal ettiği Türk adalarında turizm sezonunu açtı. Turizmin merkezi sayılan Bodrum’un hemen karşısında bulunan ve Yunanlar tarafından işgal edilen Muğla’ya bağlı Keçi Adası’nda (Pserimos) ilk turist kafilesi için tören düzenlendi. Yunanlar, Türk Adası’nda Türkiye’nin sırtından para kazanıyor. Ayrıca Ege’de işgal altındaki Muğla Koçbaba ve Ardıççık adalarına da güneş ve enerj santralleri kuruldu. Yunan polisi yaz sezonunda işgal edilen adalarda görev yapacak, pasaport işlemlerini yürütecek, plaj bölgesinde turistlerin güvenliğini sağlayacak.
‘BAKAN TURİST GİBİ İZLİYOR’
Adalarımızın işgaliyle ilgili gelişmeleri belgeleriyle ortaya koyan Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım şöyle dedi: “Yunanistan işgal edilen bütün Türk adalarında turizm yapıyor. Yunanistan, Türkiye’nin sırtından para kazanıp kasasını doldururken, Turizm Bakanı Nabi Avcı olanı biteni turist gibi izliyor.”Yunanistan, başta Keçi Adası olmak üzere işgal ettiği adalarımıza tekneyle turist taşıyor. Keçi Adası, 2004’den beri tam 13 yıldır her yaz sezonunda turist kaynıyor.
Yunanistan, Ege’de işgal ettiği adalarımıza milislerini yerleştirdi Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altında olan 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığının Yunanistan tarafından işgaline ses çıkarılmazken, düzenli askeri birliklere ilave olarak Yunanlılar adalarımıza yerleştirdiği sivilleri de silahlandırdı. Silah, mühimmat ve üniforma ile donatılan sivil halk, Milis Askeri olarak eğitiliyor. Aydın- Hurşit Adası’nda egemenlik ve bayrak gösterisi yapan Yunan Milis Askerleri, Türkiye’ye meydan okudu.
İleri karakola dönüştürüldü.

Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Alkiviadis Stefanis, 30 Mart 2017’de Aydın Hurşit Adası’nı ziyaret etti. Korgeneral Stefanis’in Hurşit Adası’na yaptığı ziyaret Yunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı. Korgeneral Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan Aydın Hurşit Adası’na geldi. Yunan bayrağının altında işgalci Yunan askerleri ile birlikte poz verdi. Aydın Hurşit Adası, Yunan Ahikerya Adası’na bağlanarak ileri karakol haline dönüştürüldü. Aydın Hurşit Adası’nda, Yunan 79. Milli Muhafız Taburuna bağlı 4.Piyade Bölüğü görev yapıyor.
Milisler de harekata hazırlanıyor
Adalarımızın işgalini sıkça gündeme getiren eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli kurmay Albay Ümit Yalım, “Hurşit Adası’ndaki işgalci Yunan askerlerini denetleyen Stefanis, Milis Askeri olarak eğitilen silahlı ve üniformalı Yunan vatandaşları ile birlikte poz vermeyi de ihmal etmedi. Milis Askerlerinin eğitimlerini de izleyen Stefanis, adadaki bütün askerlerin harekâta hazır olduklarını ve morallerinin yüksek seviyede olduğunu söyledi. Biz de devlet olarak bu durumu seyrediyoruz.”
Büyükada’dan iki kat büyük
Aydın İl sınırları içinde bulunan Hurşit Adası, işgal altında olan 18 ada arasında bulunuyor. Kuşadası ve Didim bölgesinde bulunan Hurşit Adası, 1923 Lozan Antlaşması ile Yunanistan’a verilmedi. Türkiye’nin egemenliğinde kalan Hurşit Adası, Sisam Adası’na 3,7 mil, Ahikerya Adası’na 7,8 mil ve Batnoz Adası’na 8 mil mesafede olup anılan adalara bağlı ya da bitişik adacık değil. İstanbul’daki Büyükada’nın iki misli büyüklükte ve 9 Km. uzunluğunda olan Aydın Hurşit Adası, 2004 Yılından beri tam 13 yıldır Yunan işgali altında. Hurşit Adası, Türkiye’ye yapılacak askeri harekât için ileri karakol haline dönüştürüldü.

10 Kasım 2020 Salı

Büyük Önder Atatürk'ün ebediyete intikalinin 82'nci yılı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Askeri ve siyasi dehasıyla Türk ve dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda saat 9'u 5 geçe hayata gözlerini yumdu.


Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk
, 57 yıllık yaşamında milletinin ve vatanının bağımsızlığı için girdiği her mücadeleyi askeri ve siyasi dehasıyla zaferle taçlandırdı.

Büyük Önder Atatürk, 1881'de Selanik'te dünyaya geldi. Annesi Zübeyde Hanım'ın arzusu doğrultusunda ilköğrenimine Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde başlayan Atatürk, daha sonra babası Ali Rıza Efendi'nin isteği ile geçtiği Şemsi Efendi Mektebinde ilkokulu bitirdi.

Ortaokul eğitimi için gittiği Selanik Mülkiye Rüştiyesinden kendi isteğiyle ayrılan Atatürk, öğrenimini Selanik Askeri Rüştiyesinde sürdürdü. Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, Atatürk'ü sınıftaki diğer Mustafalar'dan ayırmak için üstün yetenekli öğrencisine ikinci ad olarak "Kemal" ismini koydu.

Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisinden ikincilikle mezun oldu. Askeri öğreniminin yanında yabancı dil eğitimi de alan Atatürk, yazları izinli döndüğü Selanik'te Fransızca dersleri gördü.

Daha sonra İstanbul'a gelerek 1899'da girdiği Harp Okulu'nu 1902'de teğmen rütbesiyle bitiren Atatürk, Harp Akademisinden de 1905'te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.



Atatürk, kurmaylık stajı için, 1905'te Şam'da 5. Ordu emrine atandı. Suriye bölgesindeki üstün hizmetleri nedeniyle Beşinci Rütbe'den Mecidi Nişanı verilen Atatürk, 1907'de merkezi Makedonya'nın Manastır şehrinde bulunan 3. Ordu Karargahı'na atandı. Atatürk, 3. Ordu Karargahı'nın Selanik'teki kurmay şubesinde görevlendirildi.

Mustafa Kemal Atatürk, Manastır ve Selanik'te görevliyken 1909'da İstanbul'daki 31 Mart Vakası'nı bastıran Hareket Ordusu'nda görev yaptı.  

1910'da Arnavutluk'taki isyanı bastırmak için düzenlenen harekatta da görevlendirilen Atatürk, İtalya'nın 1911'de Trablusgarp'a asker çıkarması üzerine Tobruk'a gönderildi.

Tobruk ve Derne'de Türk kuvvetlerini başarıyla yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı'na katılan Atatürk, Edirne'yi Bulgaristan'dan geri alan kolorduda görev yaptı.

Çanakkale'de üstün başarı

Atatürk, 1913'te Sofya'da ataşeliğe atandı. Ataşe olarak görev yaptığı sırada, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Atatürk, Başkomutanlık Vekaleti'ne müracaat ederek cephede görev almak istedi.

Kendisine "Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ataşemiliterliği'ni daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz." cevabının verilmesi üzerine Büyük Önder, Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya şu mektubu yazdı:

"Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya'da ataşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise, lütfen açık söyleyiniz."

Bunun üzerine Atatürk, 1915'te Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu'ya bağlı Tekirdağ'da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığına atandı.

Gelibolu Yarımadası'na asker çıkaran ve Conkbayırı'na ilerleyen düşman birlikleri Atatürk'ün komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzuyla geri çekildi. Atatürk, "Anafartalar kahramanı" olarak ün kazandı.

Atatürk, Conkbayırı taarruzu sırasında göğsüne isabet eden şarapnel parçasının göğüs cebindeki saati parçalayarak dönmesi sonucu mutlak bir ölümden kurtuldu.

Doğu Cephesi'nde 16. Kolordu Komutanlığına atanan Atatürk, 1916'da Rus saldırılarını durdurarak Bitlis ve Muş'u düşmandan geri aldı ve bu cephede generalliğe terfi etti.

1917'de Filistin ve Suriye'de görevli 7'nci Ordu Komutanlığı'na atanan Atatürk, aynı yıl Veliaht Vahdettin ile Almanya'ya giderek Alman Genel Karargahı ve Alman savaş cephelerinde incelemelerde bulundu.

1918'de yeniden görevlendirildiği Suriye cephesinde 7'nci Ordu Komutanıyken, Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra İstanbul'a döndü. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul'dan ayrıldı. 

Tam bağımsızlığa giden ilk adım

Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni yayımladı. Türk milletine, "Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas'ta bir kongre toplanacağını" bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükümeti'nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da, 4 Eylül 1919'da Sivas'ta toplanan kongrelerin başkanlığını yaptı.

Bu kongrelerde, "Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükümetin kurulacağı ve bir milli meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği" kararları alındı ve açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), onun çabalarıyla 23 Nisan 1920'de Ankara'da tarihi görevine başladı. Mustafa Kemal Atatürk, Meclis ve Hükümet Başkanı seçildi.

TBMM açılmadan 17 gün önce, 6 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Anadolu Ajansı (AA) kuruldu. "Türkiye'nin sesini dünyaya duyurmak" amacıyla kurulan AA, TBMM'nin çıkardığı ilk yasaları duyurdu, Milli Mücadele'nin ve Kurtuluş Savaşı'nın her aşamasına tanıklık etti.

TBMM açılarak milli bir hükümet kurulmasına rağmen Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı.

Büyük Önder Atatürk, United Telegraph gazetesi muhabirine yaptığı açıklamada, Sevr Antlaşması'nı tanımadıklarını vurgulayarak, "Siyasi, adli, iktisadi ve mali bağımsızlığımızı imhaya ve neticede yaşama hakkımızı inkara ve kaldırmaya yöneltilmiş Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir." ifadelerini kullandı.

TBMM tarafından Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nın kabul edilmediği dünyaya duyuruldu. 

Yunan Ordusu bozguna uğratıldı

İtilaf Devletleri'nin yardımıyla İzmir'i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi, 1921'de Birinci ve İkinci İnönü savaşlarıyla durduruldu.

Yunan ordusunun 23 Ağustos 1921'de yeniden taarruz etmesiyle Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Atatürk, birliklere, "Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.

Yunan ordusu bozguna uğratılarak, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği Türk ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi'ni zaferle sonuçlandırdı. 22 gün süren bu savaşta Yunan ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk'e, TBMM tarafından "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" unvanı verildi.

Sakarya Zaferi'nin ardından 13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921'de Fransızlarla Hatay haricinde bugünkü Türkiye sınırının çizildiği Ankara Antlaşması imzalandı.

Atatürk'ün komutanlığında Türk ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922'de karşı saldırıya geçerek Büyük Taarruz'u başlattı.

Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği 30 Ağustos 1922'deki Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk ordusu, 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi.

Anadolu'yu düşman istilasından kurtaran büyük askeri zaferlerin ardından 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi. 

Lozan Antlaşması

İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalandı.

Büyük Önder, Lozan Antlaşması'na ilişkin, "Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı

Kurtuluş Savaşı'nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal Atatürk de cumhurbaşkanı seçildi. 1938'deki ölümüne dek arka arkaya 4 kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten Cumhurbaşkanı oldu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e 14 Haziran 1926'da İzmir'de yapılması planlanan suikast girişimi engellendi. Suikast girişiminin elebaşları İzmir'de tutuklandı.

Büyük Önder, suikast girişimine ilişkin Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Alçak girişimin benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Gazi Mustafa Kemal'e, 24 Kasım 1934'te 2587 sayılı Kanunla "Atatürk" soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.

Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu

Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacıyla 1933'te Beş Yıllık Sanayi Planı'nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı; Milletler Cemiyeti'ne girilmesi, Balkan Antantı'nın imzalanması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı gibi girişimler, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu.

Atatürk, Hatay'ın anavatana katılması için yoğun diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı, vefatının ardından 1939'da gerçekleşti. 

Yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yöneten bir komutan olarak değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimlerle de dahi bir devlet adamı olarak tarihe geçen Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıl süren yaşamında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.

Askeri ve siyasi dehasıyla Türk ve dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938'de 57 yaşındayken Dolmabahçe Sarayı'nda saat 9'u 5 geçe hayata gözlerini yumdu.

Atatürk'ün vefatı sadece Türkiye'de değil bütün dünyada büyük üzüntüyle karşılanırken, yabancı devlet adamları birçok açıklama yaptı ve mesaj yayımladı.

Atatürk'ün naaşı 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledildi

Atatürk'ün Türk bayrağına sarılı tabutu, Dolmabahçe Sarayı büyük tören salonunda bir katafalk üzerine yerleştirilerek 3 gün süreyle milletin ziyaretine bırakıldı.

Cenaze, daha sonra 20 Kasım 1938'de Ankara'ya getirildi ve 21 Kasım 1938'de büyük törenle Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Törende, Çanakkale'de ve diğer muharebelerde Atatürk'e karşı savaşmış yabancı generaller de yer aldı.

Atatürk'ün naaşı, ölümünün 15'inci yılı olan 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledildi. 



23 Ocak 2018 Salı

İşte Zeytin Dalı operasyonunda son dakika yaşananlar....

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı harekatının dördüncü günü.. Zeytin Dalı Harekatı'nda Azez'den ilerleyen birlikler, Afrin'in stratejik önemdeki Burseya Dağı'nı ele geçirdi. İşte Afrin'e huzur koridorunu açacak Zeytin Dalı operasyonunda saat saat yaşananlar...

09.17: Adıyaman'da yaşayan Afrinli sığınmacılar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı'na tam destek veriyor. Suriye'nin Afrin kentinde yaşarken zulümden kaçan Suriyeliler, son günlerde haberleri yakından takip ediyor. Bir kısmı Esed zulmünden bir kısmı terör örgütlerinin baskısından kaçarak 'ye sığınan Afrinliler, Zeytin Dalı Harekatı'nın sonucunu herkesten çok merak ediyor. Arap ve Türk medyasından gelişmeleri yakından takip eden Afrinliler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, kentlerinin teröristlerden en kısa sürede temizlenmesini ümit ediyor. Sığınmacılar, bölgenin terör unsurlarından arındırılmasından ardından memleketlerine dönecekleri günü iple çekiyor. Ana vatanlarını terk etmek zorunda kalan sığınmacılar, terk ettikleri topraklarına geri dönmek istiyor.
08.12: Afrin'deki terör hedeflerine yönelik operasyonu sürdüren Türk Silahlı Kuvvetleri Irak'ın kuzeyindeki Zap bölgesindeki hedeflerini de vurdu. TSK'dan yapılan açıklamaya göre dün gerçekleştirilen hava operasyonunda, hudut hattındaki karakol ve üs bölgelerine saldırı hazırlığındaki teröristlere ait sığınak, barınak ve silah mevzileri imha edildi.
KATAR'DAN "ZEYTİN DALI HAREKATI"NA DESTEK
06:21: Terör saldırılarına maruz kalan Türkiye'nin, ulusal güvenliğini koruması konusundaki çalışmalarını desteklediklerini belirten Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lulva el-Hatır, bu konunun uluslararası sözleşmeler ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesiyle (üye ülkelerden birine silahlı saldırı olması durumunda meşru savunma hakkını kullanabileceği) garanti edildiğini dile getirdi.
NATO üyesi Türkiye'nin bölgede her zaman bir denge ve istikrar unsuru olduğuna dikkati çeken Hatır, Katar olarak Türkiye'nin, sivillerin ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması konusundaki hassasiyetine güvendiklerini kaydetti.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN KOMUTANLARDAN BİLGİ ALDI
00.06:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı'nı yöneten komutanlardan bilgi aldı

BİR ASKERİMİZ ŞEHİT OLDU
23.02:
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Kilis'in Gülbaba köyü güneydoğusunda PKK/KCK/-YPG ve DEAŞ terör örgütü unsurları ile girilen çatışmada bir askerin şehit olduğunu açıkladı.

BEYAZ SARAY'DA TÜRKİYE AÇIKLAMASI
22.42:
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini biliyor ve ciddiye alıyoruz. NATO müttefiki olarak Türkiye ile birlikte çalışmaya devam ediyoruz" denildi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN KARARLILIK MESAJI
22.13:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi Twitter hesabından Afrin operasyonu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'ye yönelik birkaç yıldır devam eden tacizler karşılıksız kalmıyor, kalmayacak. Bu konudaki kararlılığımız ortadadır. Geri adım atmak yok." dedi.

MUHALİFLER TÜRKMEN DAĞI'NDA OPERASYON BAŞLATTI
22.50: Suriyeli muhalifler, Lazkiye'nin kuzeyindeki Türkmen Dağı'nda Esed rejiminin kontrolündeki bölgelere yönelik operasyon başlattı
Cebel el İslam Taburu Komutanı Zahir Ebu Usame, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İdlib'de son zamanlarda rejim ve Rusya yoğun saldırı düzenliyor. Bu saldırıları hafifletmek için Türkmen Dağı'ndaki rejimin kontrolünde bulunan Sarraf beldesi ve etrafına operasyon başlattık." dedi.

Usame, düzenledikleri operasyonla rejimin elindeki Sarraf beldesine bağlı Villa ve Kapıkaya köylerini ele geçirdiklerini belirtti.
Muhaliflerin düzenledikleri ani saldırılarda çok sayıda rejim askerinin öldüğü bildirildi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, operasyonun ardından Rus ve rejim uçaklarının Türkmen Dağı'na saldırı başlattığı öğrenildi.
REUTERS abonelerine, Türk askerlerinin Afrin'in Kuzeybatı'sında Burseya Dağı bölgesindeki bekleyiş anlarını bu karelerle servis etti.
BURSEYA DAĞI ETEKLERİNDE ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR
20.15: TSK ve ÖSO, Afrin'in doğusundaki Azez'den öğle saatlerinde Burseya Dağı'na yönelik operasyonla, bölgeyi PYD/PKK'dan temizledi. ÖSO çatışmaların ardından Burseya Dağı'ndan çekildi. Çekilmenin ardından çatışmaların dağın eteklerinde devam ettiği öğrenildi.
Terör örgütü, Burseya Dağı'nın hem Kilis il merkezi hem de muhaliflerin kontrolündeki Azez'e bakan konumu sayesinde bu bölgelerdeki sivilleri havan, top ve füze saldırılarıyla hedef alıyordu. Diğer taraftan Afrin'in kuzeyinden giren TSK ve ÖSO unsurları, gündüz saatlerinde Bülbül beldesine bağlı Şeyh Badi, Marso ve Haftar köylerini de teröristlerden arındırmıştı.
3. GÜNDE TOPLAM 14 NOKTA ÖRGÜTTEN KURTARILDI
TSK ve harekata destek veren Özgür Suriye Ordusu güçleri, dün de Afrin'in kuzey, kuzeybatı ve batı yönlerinden ilerleyerek Raco ve Bülbül beldelerine bağlı Şenkal, Kurni, Bali, Edamanlı köyü ile Kita, Kordo ve Bibno çiftlikleri, Suriye Tel Tepesi ile 240. Tepe isimli noktaları ve iki tepeyi daha ele geçirmişti.
KİLİS'E ROKETLERİN ATILDIĞI; DARMIK DAĞIABLUKA ALTINA ALINDI
18.50: Terör örgütü YPG'nin Kilis'e roket attığı, Darmık Dağı'nın Suriye kesimi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından abluka altına alındı. Bölgede yoğun top atışları ve çatışmalar sürüyor.
Gülbaba (Martavan) Hudut Tabur Komutanlığına bağlı birlikler tarafından fırtına obüs topları, tanklar, Çok Namlulu Roketatarlar (ÇNRA) ile karadan PYD mevzileri vurulurken, zaman zaman savaş uçakları da dağlık ve ormanlık alanı bombalıyor. Top atışları ve çatışmaların sürdüğü bölgeye vatandaşlar yaklaştırılmıyor.
AB'DEN SKANDAL AFRİN AÇIKLAMASI
18.30: AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Zeytin Dalı Harekatı'ndan son derece endişe duyduğunu bildirdi.
Mogherini, AB Dış İlişkiler Konseyi toplantısı ardından düzenlediği basın toplantısında, Afrin yönelik operasyondan son derece endişe duyduğunu belirterek, bugünkü toplantıda konuyu AB ülkesi dışişleri bakanlarıyla ele aldıklarını ifade etti.
Türk yetkililerle de konuya ilişkin irtibata geçeceğini aktaran Mogherini, AB Bakanı Ömer Çelik'in hafta içerisindeki Brüksel ziyaretinde de kendisiyle konuyu görüşeceğini söyledi.
Mogherini iki nedenden dolayı operasyondan endişe duyduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Birincisi insani nedenler. İnsani yardımların ulaştığından ve sivil halkın operasyondan etkilenmediğinden emin olmalıyız. Alandaki herhangi bir askeri operasyonun DEAŞ karşıtı olduğundan da emin olmalıyız. Beni endişeye sevk eden diğer husus ise askeri operasyonlar Cenevre'deki görüşmelerin sürmesini olumsuz etkileyebilir."
AFRİN SINIRINDA ELLER TETİKTE
18.25 Zeytin Dalı Harekâtı sonrası gözlerin çevrildiği Azez kentinde, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleri, cephede elleri tetikte görev yapıyor. Geceleri yoğun çatışmaların yaşandığı bölgelerde konuşlu ÖSO güçleri, ileri harekât için TSK'dan gelecek talimatı bekliyor.

Kilis, Gaziantep ve Hatay ile sınırı bulunan Afrin'deki terör örgütleri PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ hedeflerine yönelik TSK'nın Zeytin Dalı Harekâtı sürerken, gözler Afrin'e 15 kilometre uzaklıkta olan ÖSO denetimindeki Azez'e çevrildi. Operasyonun gündeme gelmesinin ardından Azez'deki ÖSO güçleri, Afrin ile sınır hattında bulunan kritik noktalarda önlem aldı.
Afrin'de terör örgütü PYD denetimindeki Maranez, Minnag, Ayn Dakka ve Cabel Bursiya bölgelerine yer yer birkaç yüz metre uzaklıkta cepheler oluşturan ÖSO güçleri, ağır silahlarla nöbet tutarak olası saldırıları engelliyor. ÖSO güçleri özellikle geceleri PYD'li teröristlerin saldırılarını da anında karşılık vererek püskürtüyor.

BURSEYA DAĞI VE ÜÇ KÖY ELE GEÇİRİLDİ
16.54: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Zeytin Dalı Harekatı'nda Afrin'in doğusundaki Azez'den ilerleyerek stratejik önemdeki Burseya Dağı'nı ve üç köyü ele geçirdi. TSK ve ÖSO, Afrin'in doğusundaki Azez'den öğle saatlerinde Burseya Dağı'na yönelik operasyon başlatmıştı. Sahadaki AA muhabirlerinin bildirdiğine göre, stratejik önemdeki Burseya Dağı ele geçirildi. Terör örgütü, Burseya Dağı'nın hem Kilis il merkezi hem de muhaliflerin kontrolündeki Azez'e bakan konumu sayesinde bu bölgelerdeki sivilleri havan, top ve füze saldırılarıyla hedef alıyordu. Diğer taraftan Afrin'in kuzeyinden giren TSK ve ÖSO unsurları, Bülbül beldesine bağlı Şeyh Badi, Marso ve Haftar köylerini de teröristlerden arındırdı. ÖSO'nun operasyon sırasında 2 PYD/PKK'lıyı esir aldığı öğrenildi. Öte yandan terör örgütü, Azez ilçesi yakınlarındaki bölgelere roket saldırısı düzenledi. Böylece hava saldırılarıyla başlayan harekatın 3. gününde toplam 15 nokta örgütten kurtarılmış oldu. TSK ve harekata destek veren Özgür Suriye Ordusu güçleri, dün de Afrin'in kuzey, kuzeybatı ve batı yönlerinden ilerleyerek Raco ve Bülbül beldelerine bağlı Şenkal, Kurni, Bali, Edamanlı köyü ile Kita, Kordo ve Bibno çiftlikleri, Suriye Tel Tepesi ile 240. Tepe isimli noktaları ve iki tepeyi daha ele geçirmişti.
(Suriye'nin Afrin kentine yönelik başlatılan Zeytin Dalı operasyonunun en önemli noktalarından olan Azez'de, ÖSO güçleri cephede nöbet tutuyor ve PYD/PKK'lı teröristlerin saldırılarını engelleyip ileri harekat için TSK'nın işaretini bekliyor)
16.33: 'Zeytin Dalı Harekatı' kapsamında Azez'deki Burseya Dağı'nda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile PKK/KCK/PYD-YPG'li arasında dün akşam saatlerinden itibaren çatışmaların yaşandığı belirtildi. Azez'deki Burseya Dağı'nda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile PKK/KCK/PYD-YPG'li dün akşam saatlerinde başlayan çatışmaların devam ediyor. ÖSO mensupları tarafından Burseya Dağı'nda terör örgütü PKK/KCK/PYD-YPG'ye çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi. Görüntülerde ayrıca Burseya Dağında bulunan PKK/KCK/PYD-YPG'li teröristin etkisiz hale getirilme anları da yer alıyor.
CEYLANPINAR'A ATEŞ AÇAN TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ
16.29: Ceylanpınar'a ateş açan terörist öldürüldü! Suriye'nin Rasulayn kentinde, sınır hattına yakın noktada bulunan ve çatısında terör örgütünü temsil eden bez parçası dalgalanan binadaki keskin nişancı teröristin açtığı ateşle, görevli Türk askerinin yaralanmasının ardından sınır hattına çok sayıda güvenlik görevlisi sevk edildi. Özel harekat ekiplerinin de aralarında bulunduğu güvenlik güçleri, zırhlı aracın üzerindeki uçaksavarla binayı ateş altına aldı. Ekiplerin ateş altına aldığı binadaki terörist öldürülerek etkisiz hale getirildi.
ÇATIŞMANIN SESLERİ KİLİS'TEN DUYULUYOR
16.36: Afrin harekatında Gülbaba bölgesindeki Dırmık dağı eteklerinde çatışmalar yoğunlaştı. Bölgedeki ait Bali ve Üçevler Köyü çevresinde yoğunlaşan çatışmanın sesleri, Kilis'in sınır köylerinde de duyuluyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ÖSO askerleri ile birlikte Afrin'e yönelik başlattığı Zeytin Dalı operasyonun üçüncü gününde ise Gülbaba mevkisindeki Dırmık Dağı eteğindeki Bali ve Üçevler Köyü çatışmalar şiddetlendi. Havan ve uzun namlulu silahlarla yapılan ve saatlerce süren çatışma yoğun bir şekilde sürüyor. Bölgedeki çatışma sesleri ve yükselen dumanlar, Kilis'in sınır köylerinde de duyulup, izleniyor. Öte yandan, Türkiye tarafından örülen beton duvar, çatışma bölgesine yakın bir yerden kapı açılarak, sınırda bekleyen ÖSO askerleri çatışma bölgesine sevk edildi.
16.06: Dışişleri Bakanlığı kaynakları, terör örgütlerine yönelik harekatın Afrin ile sınırlı kalacağına dair Rusya'ya taahhüt verildiği iddiasını yalanladı.
16.05: ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, "Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini gidermeyi hedefliyoruz" dedi.
15.32: Sahadaki AA muhabirleri, Harekat'ın 3. gününde TSK'nın Afrin'in doğusundaki Azez'den de operasyon başlattığını, kara unsurlarının hedef topraklara girdiğini bildirdi. AA, Azez'den giren kara birliklerinin fotoğraflarını yayınladı.
15.27: Suriye'nin PYD terör örgütünün kontrolündeki Resulayn kentinden Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine taciz ateşi açıldı. Açılan ateşe sınır birlikleri anında karşılık verdi.
PYD/PKK MEVZİLERİ TOPÇU ATIŞLARI İLE VURULUYOR
15.22: Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Hatay'da konuşlandırılan çok sayıda tank ve zırhlı araç, Suriye sınırına gönderildi. Hudut güvenliği ve bölgede istikrarı sağlamak amacıyla Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Afrin bölgesinde, PYD/PKK ve DEAŞ'a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek, dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak üzere başlatılan harekat kapsamında çeşitli birliklerden sınıra askeri sevkiyat sürüyor. Takviye olarak gönderilen çok sayıda zırhlı personel taşıyıcılar ve tanklar, Hatay'ın Hassa ilçesindeki sınır birliklerine hareket etti. Vatandaşlar sevkiyat sırasında askerlere sevgi gösterisinde bulundu. Bu arada, TSK'ya bağlı sınır birlikleri de sabahın erken saatlerinden itibaren Afrin'deki PYD/PKK mevzilerini topçu atışlarıyla vurmayı sürdürdü.
15.07: DHA'nın haberine göre, Kilis'te Ekrem Çetin Mahallesinde bulunan İl Sağlık Müdürlüğü yakınına 1 roket düştü.
15.03: İngiltere Başbakanlığı: Türkiye'nin kendi sınırlarının güvenliği konusundaki meşru çıkarını tanıyoruz"
14.56: Terör örgütü PYD/PKK, Afrin'deki DEAŞ'lı esirleri TSK ve ÖSO'ya karşı savaşmaları şartıyla serbest bıraktı.
TSK YENİ CEPHE AÇTI... AFRİN ADIM ADIM TEMİZLENİYOR
14.04: Sahadaki AA muhabirleri, Harekat'ın 3. gününde TSK'nın Afrin'in doğusundaki Azez'den de operasyon başlattığını, kara unsurlarının hedef topraklara girdiğini bildirdi. Operasyonda çok sayıda ÖSO unsuru da yer alıyor. Bu arada TSK'ya ait savaş uçakları, Afrin için fiziki korunma sağlayan stratejik önemdeki Burseya Dağı'nda yuvalanan terör hedeflerini vurdu. Terör örgütü, Burseya Dağı'nın hem Kilis il merkezi hem de muhaliflerin kontrolündeki Azez'e bakan konumu sayesinde bu bölgelerdeki sivilleri havan, top ve füze saldırılarıyla hedef alıyor. Burseya'nın teröristlerden temizlenmesiyle Türkiye sınır hattı ile birlikte Azez ve çevresindeki Suriyeli sivillerin güvenliğine yönelik tehditler azalmış olacak. Bu arada, sınır hattındaki TSK birlikleri de Cinderis beledesinde Celeme, Hemidiyye, Haclar, Freriye ve Tel sellür köylerindeki PYD/PKK mevzilerini topçu atışına tutuyor.
YPG'NİN ÇAĞRISI AFRİN HALKINDA KARŞILIK BULMUYOR
13.54: Zeytin Dalı Harekatı devam ederken Afrin'de terör örgütü YPG, halkı hopörlerle kendilerine destek olmaları çağrısında bulunuyor. Terör örgütünün çağrısına halkın destek olmadığı görüldü. Milli İstihbarat Teşkilatı, Zeytin Dalı Harekatında, Afrin merkez ve çevresinden anlık bilgi ve görüntü akışının sağlanması çalışmalarında TSK ile eşgüdüm halinde hareket ediyor. TSK'ya vurulacak hedeflerin belirlenmesi, güncellenmesi ve takibi konusunda destek sağlayan MİT, terör örgütünün haberleşme ağını da dinleyerek hedefleri tespit etmekte. Öte yandan, terör örgütü YPG, Afrin'de hoparlörle halka direniş çağrısında buluyor. Belediyelerin düzenlediği protesto etkinliklerine halkın katılımı çağrısında bulunan terör örgütü YPG'nin çağrısı halktan karşılık bulmuyor.
13.50: Hatay'ın Hassa ilçesinin sınıra sıfır noktasına tank ve ağır zırhlı araçlarla yığınak yapan TSK'nın kara birlikleri, saat 13.00 sıralarında son hazırlıklarını tamamladı. Askerler araçlarına binerken, tanklar da çalıştırıldı. Eller tetikte bekleyen askerlerin büyük bir bölümü saat 13.40'da Türkiye ile Suriye sınırına çekilen duvardan açılan bölümünden Suriye'ye geçiş yaptı. ÖSO birlikleri de kollarındaki sarı bantlarla yaya olarak tanklarla birlikte Suriye'ye geçti.
"TÜRKİYE İLE TEMAS HALİNDEYİZ"
13.40: Kremlin Sözcüsü Dimitry Peskov, Zeytin Dalı operasyonuna ilişkin "Rusya'nın operasyonu çok yakından takip ettiği belirtildi. Ayrıca sözcü Fransa'nın BMGK çağrısına da yanıt vererek, "Tek taraflı ve çifte standarttır. Suriye'deki diğer olayları görmezden gelip, Afrin'i ön plana çıkarıyorlar. Türkiye ile temas halindeyiz" ifadelerine yer verdi.
12.50: Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yaptığı açıklamada, "ABD, Suriye'deki farklı dinamikleri ya kavrayamıyor, ya da kasıtlı olarak durumu kışkırtıcı adımlar atıyor" dedi.
12.45: İstanbul'da yaşayan sivil toplum kuruluşu üyesi bir grup Doğu Türkistanlı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Afrin'e düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı'na destek amacıyla gönüllü askerlik müracaatında bulundu. Ellerinde Doğu Türkistan ve Türk bayrakları ile Zeytin Dalı Harekatı'na destek amaçlı pankartlar taşıyan grup, Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı'na geldi. Mehter marşları çalan ve sık sık "Her şey vatan için" ve "Vatan sana canım feda" sloganları atan gruba Doğu Türkistanlı kadın ve çocuklar da destek verdi. Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Hidayet Oğuzhan, burada yaptığı açıklamada, Doğu Türkistan halkının vatansızlığın ne olduğunu bildiğini ifade ederek, vatan bildikleri Türkiye'ye destek vermek istediklerini söyledi. Oğuzhan, bu amaçla askerlik şubesine giderek TSK'nın Afrin'e düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı'na gönüllü asker olarak katılmak için dilekçe vereceklerini söyledi. Askerlik şubesine giderek dilekçelerini veren grup daha sonra dağıldı.
12.15: Havalanan Türk savaş uçakları, Raco bölgesine hava harekâtı düzenliyor.
12.03: Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Zeytin Dalı Harekatı'nda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) hedef belirleme ve Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) yönlendirilmesi konularında destek sağlıyor. Zeytin Dalı Harekatı'nın ilk gününde Afrin'in Raco ve Bülbül beldelerine bağlı Şenkal, Kurni, Bali, Edamanlı köyü ile Kita, Kordo ve Bibno çiftlikleri, Suriye Tel Tepesi ile 240. Tepe isimli noktaları ve iki tepeyi daha ele geçirmişti. Böylece harekatın ilk gününde Afrin'in kuzey, kuzeybatı ve batı yönlerinden girilmiş oldu. Zeytin Dalı Harekatı'nın kara unsurlarının Afrin'e yeni saldırılarla farklı yönlerden de girerek gelişmesi bekleniyor.
ZEYTİN DALI HAREKATININ İLK 48 SAATİNDE 7,5 KİLOMETRE
11.57: Dün bazı köyleri ele geçirdiğini duyuran Özgür Suriye Ordusu bölgede ilerleyişini sürdürüyor. İhlas Haber Ajansı, Türk ordusunun Afrin'e yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekatı'nda ilk 48 saatinde 7.5 kilometre içeri girildiğini duyurdu. Kırıkhan-Hassa hattının karşısındaki Afrin'e bağlı Raco, Şedia ve Surki bölgelerinde teröristlerle çatışmalar yaşandı. Terör örgütünün kontrolünde bulunan 21 nokta kullanılamaz hale getirildi. Terör örgütü tarafından yollara döşenen 17 bombalı tuzak etkisiz hale getirildi. TSK ve ÖSO, ilk iki gününde 3 koldan girdiği Afrin'in PYD-YPG'nin elinde bulunan 11 köyünü fazla bir direniş görmeden kontrol altına aldı. Bu köylerde bulunan bazı teröristleri sağ olarak ele geçirildi. Afrin'in içine doğru 7.5 kilometre girildi. Tük Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu, Azez-Gülbaba hattında yer alan Afrin'in Raco, Bülbül kasabalarına bağlı Şenkal, Kurni, Bali, Edamanlı köyü, Kita, Kordo ve Bibno mezralarını ve bölgedeki dört tepeyi ele geçirdi. Kurni köyüne giren bir ÖSO askeri köyü ele geçirdiğini ve ilerlemeye devam ettiklerini söyledi. Köylülerle görüşme yapan ÖSO askeri "Bizim düşmanımız Kürtler değil PKK. Düşmanımız bir. Biz sizi kurtarmaya geldik" diye konuştu. Köylüler ÖSO askerlerine teşekkür ederek, durumlarından memnun olduklarını söyledi.
11.45: YPG'den Rusya'ya sert eleştiri... YPG Komutanı Sipan Hemo, Rusya'yı "Kürtleri ihanet etmekle" suçladı. Rudaw'a göre, Londra merkezli Şark el Awsat gazetesine konuşan Sipan Hemo, "Rusya, Türkiye'nin Afrin'e girmesine izin vererek, Rojava Kürtlerine ihanet etti" ifadelerini kullandı. Hemo, "Şam hükümeti ile görüşmelerde Rusya'nın aracılığına ihtiyacımız yok. Direkt iletişimimiz var. Şam hükümeti bize her türlü destek sözü verdi ancak Rusların buna izin vermediğini söylüyorlar" dedi.
SAKIZ KARAKOLU'NDAN TANK ATIŞI
11.33: Türk Silahlı Kuvvetlerince, Suriye'nin Afrin bölgesinde PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ'a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek üzere başlattığı "Zeytin Dalı Harekatı"nın 3. gününde Hatay'ın Hassa ilçesi Yarım Aktepe mevkisinde sınırın sıfır noktasında bulunan Sakız Karakolundan bazı tankların atış yaptığı duyuldu. Öte yandan, Yarım Aktepe mevkiinde ise Türk askerleri ve Özgür Suriye Ordusu'na bağlı askerler olası bir takviye için hazır bekletiliyor.

(Hatay'ın Hassa ilçesinde Türk askerinin hazırlıkları devam ediyor. Kolunda sarı bant olan ÖSO askerleri bölgede bulunuyor.)
11.24: 'Zeytin Dalı Harekatı'nda 3'üncü gün... Kara operasyonu sürüyor! Gece boyunca, Hatay ve Kilis sınırından Afrin'e doğru top atışları yapılırken, Azez bölgesinde ise Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile teröristler arasında çatışma çıktığı bildirildi. El Bab'da şehit düşen 72 askeri temsil eden, Türk Hava Kuvvetleri'ne ait 72 savaş uçağının 20 Ocak Cumartesi günü saat 17.00'de, Afrin'deki mevzileri bombalamasıyla başlayan 'Zeytin Dalı Harekatı'nda 3'üncü güne girildi. İlk gün hava operasyonuyla belirlenen mevziler imha edilirken, TSK birlikleri, dün saat 11.05'te, Kilis'in Gülbaba mevkisinden kara birlikleriyle Suriye'ye girdi. Hem havadan hem de karadan ÖSO güçleriyle birlikte Afrin'in 5 kilometre içine kadar giren birlikler, 11 köyü PYD-YPG/PKK'dan aldı.
DHA, Türk jetlerinin 45 hedefi vurduğu Afrin operasyonunun 3'üncü günününde, Azez bölgesinde de teröristlerle ÖSO güçleri arasında sert çatışmaların yaşandığını bildirdi. Gece boyunca, Kilis ve Hatay sınırlarından topçu atışıyla destek verilen operasyona katılacak Türk askerleri ile ÖSO güçlerinin Hassa ilçesinin sınırına sıfır noktasındaki hareketliliği de sabah saatlerinde devam etti. Tankların bakımını ve ikmalini yapan özel tankçı birlikleri, sabah hazırlıklarını sürdürdü. Çok sayıda 'M60T' tankı, art arda sıralandı. Bölgede, ayrıca kollarında sarı bant olan ÖSO'ya bağlı birlikler de bulunuyor.
11.20: Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) başlatılan Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Suriye'deki terör hedeflerine yönelik operasyonların sürdüğü bölgeye Kilis'ten top atışları yapılıyor. Özgür Suriye Ordusu'nun da katıldığı harekatın üçüncü gününde Afrin'deki hedeflere ilerleyen birliklere top atışlarıyla destek veriliyor. Sınırda konuşlu TSK'ya bağlı birliklerce terör örgütü PYD/PKK'nın işgal ettiği alanlara yönelik zaman zaman yoğunlaşan atışlar, Kilis kent merkezinin yanı sıra Hatay hudut hattındaki bazı köylerden de duyuluyor. Bu arada, sınırdaki birliklere de ara ara askeri araç takviyesi yapılıyor.
11.10: Afrin Harekatı'nda üçüncü gününde NATO Genel Sekreter Yardımcısı Rose Gottemoeller Ankara'ya geldi.
11.05: İçişleri Bakanlığından, Zeytin Dalı Harekatı'na yönelik sosyal medyadan terör propagandası yapan 24 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi.
10.39: YPG'liler tarafından düzenlenen saldırıda doçka mermisi bazı evlerin kapılarına isabet etti. Kilis'in Cilolar köyüne YPG'liler tarafından düzenlenen saldırıda doçka mermisi bazı evlerin kapılarına isabet etti.
10.20: Rusya: Siviller, Afrin'den ayrılıyor… Sputnik'in haberine göre, Rusya'nın Suriye'deki ateşkesi izleme merkezinden yapılan açıklamada, sivillerin Zeytin Dalı Harekatı'nın başladığı Afrin'den ayrıldığı belirtildi. Açıklamaya göre, son 24 saatte binden fazla kadın ve çocuk bölgeden ayrılırken görüldü. Rusya'nın Suriye'deki ateşkesi izleme merkezinden Russia Today'e (RT) ulaşan açıklamada "Siviller Afrin'deki askeri harekat bölgelerinden ayrılıp Tel Acar'a doğru gidiyor. Bir kısmı orada kalıyor bir kısmı da Halep'e ilerliyor. Son 24 saatte Tel Rifat gerilimi azaltma bölgesindeki askeri polis kontrol noktasından binden fazla kadın ve çocuk geçti" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada Halep'ten Tel Rifat'a en yakın zamanda 20 ton insani yardımın götürülmesinin planlandığı da aktarıldı.
10.10: Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından terör örgütü PKK/PYD ve DEAŞ unsurlarına yönelik Suriye'nin Afrin bölgesinde yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin sosyal medyada terör propagandası içeren paylaşımlar yaptığı tespit edilen 57 kişi hakkında resen soruşturma başlatıldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye sınırları ve bölgede güvenliği sağlamak amacıyla PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ mensubu teröristleri etkisiz hale getirmek üzere Türk Silahlı Kuvvetleri'nce Zeytin Dalı Harekatı'nın başlatıldığı hatırlatıldı. Açıklamada, harekatın başlatıldığı 20 Ocak'tan itibaren Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-a, 216/1, 299 ve 301. maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesinde tanımlanan "kamu görevlisine hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik, "Cumhurbaşkanına hakaret", "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarının unsurlarını oluşturan yazılar yayınladıkları belirlenen 57 ayrı kişi tespit edildiği belirtildi. Bu kişiler hakkında Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca yasal gereği yapılmak üzere resen soruşturma başlatıldığı aktarılan açıklamada, suç teşkil eden eylemlere ilişkin araştırmaların devam ettiği kaydedildi.

(Hatay'da terör örgütü PYD/PKK işgali altındaki Afrin sınırına kurulan, modern elektronik algılayıcı cihazların yer aldığı "Kayı sınır güvenlik sisteminin" ilk bölümü faaliyete geçti. Suriye sınırında yasa dışı geçişlerin önlenmesi amacıyla yapılan modüler duvar çalışmalarında sona yaklaşılırken, güvenlik güçleri hudut bölgesinde 24 saat devriye görevi yürütüyor. Fotoğrafta İdlib kırsalındaki Atme kasabası görülüyor.)
10.06: Zeytin Dalı Harekatı kapsamında bombardımana katılan uçakların havalandığı İncirlik, güne sessiz başladı. Herhangi bir uçak hareketliliği olmayan üste F-16 uçaklarının bulunduğu hangara dev Türk bayrağı asıldı.Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı kapsamında İncirlik'ten kalkıp bombardımana katılacak uçakların ne zaman hareket edeceği belli değil. Ayrıca 2 F-16'nın hangardan çıktığı ve kalkış için kontrollerinin yapıldığı görüldü.
09.38: Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) başlatılan Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Suriye'deki terör hedeflerine yönelik operasyonların sürdüğü bölgeye Kilis'ten top atışları yapılıyor. Özgür Suriye Ordusu'nun da katıldığı harekatın üçüncü gününde Afrin'deki hedeflere ilerleyen birliklere top atışlarıyla destek veriliyor. Sınırda konuşlu TSK'ya bağlı birliklerce terör örgütü PYD/PKK'nın işgal ettiği alanlara yönelik zaman zaman yoğunlaşan atışlar, Kilis kent merkezinin yanı sıra Hatay hudut hattındaki bazı köylerden de duyuluyor. Bu arada, sınırdaki birliklere de ara ara askeri araç takviyesi yapılıyor.
MATTİS: TÜRKİYE BİZİ UYARDI
09.30: Hatay'ın Hassa ilçesinde köylüler, Afrin sınırının sıfır noktasında tanklar ve obüslerle nöbet tutan askerler için bu sabah kurban kesti. İhlas Haber Ajansı, köylülerin kesilen kurbanın kanını askerlerin alnına sürdüğünü, askerlerin de köylülerin ellerini öptüğünü aktarıyor. Zeytin Dalı harekatının üçüncü gününde ABD'den gelen son açıklama ise şöyle oldu. ABD Savunma Bakanı Mattis, "Türkiye hava saldırısı yapmadan önce bizi uyardı" dedi.
ABD medyasında yer alan haberlere göre Mattis, Güneydoğu Asya'ya giderken uçakta gazetecilere Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye'nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde YPG/PKK ve DEAŞ'a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek üzere başlattığı operasyona ilişkin açıklama yaptı. Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki olduğunu vurgulayan Mattis, "Türkiye'nin meşru güvenlik endişeleri var." diye konuştu. Saldırı öncesinde Türkiye'nin ABD'yi uyardığını kaydeden Mattis, "Türkiye açık sözlüydü. Hava saldırısını yapmadan önce bunu yapacaklarına dair bizi uyardılar." ifadesini kullandı. Ayrıca Mattis, TSK'nin Afrin'de düzenlediği operasyon nedeniyle bölgede bulunan ABD askerlerinin risk altında olmadığını belirtti.
ZIRHLI ARAÇLAR, ÖZEL KUVVETLER VE PİYADE GÜÇLERİ İLERLİYOR
Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, "Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde devam etmekte olup, kara harekatı başlamıştır." denildi. Açıklamada, "Zeytin Dalı Harekatı'nın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçler hedef alınmakta olup, sivil/masum kişilerin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir." ifadelerine yer verildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Mehmetçiğin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) terör örgütü PYD/PKK'nın işgalindeki Afrin'e 4 koldan ilerlemeye başladı. Batıda Hatay, doğuda Azez, kuzeyde Kilis ve güneyde İdlib'de bulunan Türk üsleri üzerinden tanklar desteğiyle Suriye topraklarına giren Mehmetçik ve ÖSO mensupları, şehirdeki teröristlerin Afrin'in kuzeyinde bulunan dağlara yaslanıp kendisine avantaj sağlamasına izin vermedi.
İşte operasyonla ilgili detaylar:
5 KM KAT İÇERİ GİRDİLER... Bordo bereliler ve ÖSO savaşçıları abluka altına alınan Afrin merkeze doğru ağır silahlarla birlikte yol aldı. TSK'ya ait zırhlı araçlar, özel kuvvetler, piyade güçleri ve ÖSO savaşçıları, Afrin topraklarında dün 14.00 itibariyle 5 kilometre kat etti.
JETLER DE VURUYOR... Afrin topraklarına giren savaşçılarla teröristler arasında sıcak çatışmalar yaşandı. Kara operasyonu sürerken Türk jetleri de terör hedeflerini vurdu. Dün bölgeden yoğun duman yükselirken şiddetli patlama sesleri duyuldu.
11 NOKTA ELE GEÇİRİLDİ... TSK ve ÖSO birlikleri Afrin'de PKK/PYD işgalindeki 9'u köy 11 noktayı ele geçirerek güvenli ilerleme alanları oluşturdu. İl kurtarılan köy olan Şengal'de ise ÖSO mensubu Süleyman El Hacı, PYD'li teröristlerin kurşunlarıyla şehit oldu.
153 HEDEF VURULDU... TSK, terör örgütleri PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ tarafından kullanılan sığınak, barınak, mühimmat deposu gibi 153 hedefin ateş altına alındığını açıkladı.
ÇÖZÜLME BAŞLADI... Türk jetlerinin Afrin'i vurmasının hemen ardından biri çocuk 3 PYD/YPG'lı Mare Meclisi'ne gelerek teslim oldu. Demokratik Suriye Güçleri içindeki büyük gruplardan Ceyş'ül Suvar'ın taraf değiştirerek Türkiye destekli güçlere dahil olduğu da öğrenildi.
KOMANDO VE TANK SEVKIYATI... Hatay'ın Hassa ilçesine çok sayıda tank, zırhlı personel taşıyıcı, sağlık ekibi ve otobüslerle komando sevk edildi. Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinden çekilen tank, Fırtına obüsü ve topçu bataryalarının da bulunduğu toplam 150 araçlık konvoy da önceki akşam Afrin'e gitti.
SİVİL HASSASİYETİ... TSK'nın Zeytin Dalı Harekatına destek veren ÖSO'nun Afrinli komutanı Ebu Meryem, sivilleri değil, terör örgütü PYD/ PKK'yı hedef aldıklarını söyledi. Meryem, "Halkımız sakin olsun. Sivil insanlar vatandaşlarımızdır" diye konuştu.
AKAR: İNANCIMIZ TAM... Genelkurmay Başkanı Orgenaral Hulisi Akar, Genelkurmay Harekat Merkezi'nde dün açıklamada bulundu. Akar, "Harekâtın planlama ve icrasında sadece ama sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, bina, silah, araç gereç vesaire hedef alınacak. Sivil ve masum kişilerin zarar görmemesi için de her türlü hassasiyet gösterilecektir. Bu görevden de alnınızın akıyla çıkacağınıza inancımız tamdır" dedi.
KOMUTANLAR SINIRDA... Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve kuvvet komutanları sınıra giderek harekâta katılan birliklerde denetleme ve incelemelerde bulundu. Akar, operasyonun Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak icra edildiğini söyledi.
'DÜNYADA ANCAK 5 ÜLKE YAPABİLİR'
Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, harekâtta kullanılan 72 uçağa dikkat çekerek "Yakın dönemde bu kadar çok uçağın katıldığı bir operasyon yok. 72 uçağı kaldıracaksınız, havada tutacaksınız, herhangi bir saldırı olabileceği ihtimaline karşı da uyanık olacaksınız. Sırada dahilinde bütün hedefleri tek tek vuracaksınız ve vurulan hedeflerin kıymetlendirmesini yapacaksınız. Havada 72 uçağı idare etmek bir maharet ister. Dünyada bu operasyonu yapabilecek ülke sayısı 5'i geçmez. 4 bin kilometrekarelik bir alan, havada bu kadar hızlı yer değiştirebilen uçaklar için bir futbol sahasında herkesin tıka basa durması gibidir" dedi.
TSK dün 32 uçakla 45 hedefin imha edildiğini açıkladı. Toplam 4 köy teröristlerden temizlendi. Sınırı geçen ÖSO güçleri de köylerde PKK/ YPG'ye ait fotoğraf ve flamaları ateşe verdi.
(Türkiye tarafından eğitilen 7 bin ÖSO savaşçısı, teröristlerin araya sızmasını önlemek için kollarına sarı bant taktı)
Uğur YILDIRIM-İbrahim GÜNEŞ-Yaser ÇAPAROĞLU-Hüseyin KAÇAR
AFRİN HAREKATINDA İKİNCİ GÜN...
HARİTA DEĞİŞMEYE BAŞLADI
Afrin'e Zeytin Dalı harekâtının üçüncü gününde Türkiye 11 köyü PYD-YPG'li teröristlerden geri aldı, sınırdaki harita değişmeye başladı. TSK destekli ÖSO kuvvetleri söz konusu köylerde teröristlerin döşediği mayınları temizliyor.
PYD- YPG-PKK HEDEFLERİ İMHA EDİLDİ
Zeytin Dali operasyonun ikinci gününde Afrin'e kuzeyden giren TSK öncülüğündeki ÖSO savscilari, geceyi teröristlerden temizlenen daglarda geçirdi. Zeytin dali operasyonunu 3. gününde bölgede çatışmalar devam ederken TSK, obüs ve topçuları terör hedeflerine bomba yağdırdı. Kilis'e roketlerin atıldığı Azez-Afrin sınırında bulunan Bursaya Dağı ve Reyhanli'ya roketlerin atıldığı Cinderes bölgesindeki PYD-YPG-PKK hedefleri imha edildi.
TSK'nın, hudut güvenliği ve bölgede istikrarı sağlamak amacıyla Afrin'de başlattığı Zeytin Dalı Harekatı'nın ikinci gününde Türk savaş uçakları hedefleri vururken, TSK kara kuvvetleri unsurları da ÖSO ile birlikte Afrin'deki noktalara ilerliyor. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, "Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde devam etmekte olup, kara harekatı başlamıştır." denildi. Açıklamada, "Zeytin Dalı Harekatı'nın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçler hedef alınmakta olup, sivil/masum kişilerin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir." ifadelerine yer verildi.
45 HEDEF DAHA İMHA EDİLDİ
Genelkurmay Başkanlığınca, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında terör örgütüne ait sığınak, barınak, mühimmat deposu ve silah mevzisinden oluşan 45 hedefin daha Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uçaklar tarafından imha edildiği bildirildi. Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hudutlarda, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak, Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ üyesi teröristleri etkisiz hale getirmek, dost ve kardeş bölge halkını terör örgütü üyelerinin baskı ve zulmünden kurtarmak için dün, saat 17.00'de "Zeytin Dalı Harekatı"nın başlatıldığı hatırlatıldı.
ÖSO AFRİN'DE KARADAN KAPSAMLI OPERASYONLARA BAŞLADI
Sahadaki AA muhabirlerinin bildirdiğine göre, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) destek veren Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birlikleri, Afrin topraklarına girerek içerde ilerlemeye başladı.
GECE BOYU ÇOK SAYIDA OBÜS VE TOP ATIŞI YAPILDI
Öte yandan, Hatay'daki sınır birliklerinden Afrin'deki PYD/PKK hedeflerine yönelik gece boyu çok sayıda obüs ve top atışı yapıldı. Bölgedeki patlama sesleri, sınır mahallelerinden de duyuldu.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, AFRİN OPERASYONUNU BÖYLE İLAN ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kütahya İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Suriye'de kendilerince bir oyun kurgulayanlar, terör örgütünün adını değiştirerek kurnazlık yaptıklarını sanıyorlar. Bizim gözümüzde adı ne olursa olsun teröristlerden müteşekkil her türlü organizasyonun adı terör örgütüdür. Yok Suriye Demokratik Güçleri'ymiş, yok sınır ordusuymuş, yok sınır muhafızlarıymış, yok iç güvenlik oluşumuymuş, siz kimi kandırıyorsunuz ya. Bu örgütün adı PKK'dır, bu örgütün adı PYD'dir, bu örgütün adı YPG'dir. Afrin operasyonuna ilişkin ise şunları kaydetti: Afrin operasyonu sahada fiilen başlamıştır. Bunu Münbiç takip edecek" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı bu açıklamanın ardından bölgeden son dakika haberleri art arda gelmeye başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri, "Afrin'deki terör örgütü PYD/PKK mensuplarına yönelik "Zeytin Dalı Harekatı" adıyla saat 17.00'den itibaren harekata başladı" açıklaması yaptı.
GÖZLEM NOKTALARI VURULDU
İdlib'deki AA muhabirlerinin bildirdiğine göre, Türk savaş uçakları, Afrin'in Türkiye sınırı hattındaki Cinderis beldesine bağlı Celeme, Himdiye, Haclar, Freriye ve Tel Sellür köylerindeki PYD/PKK'ya ait gözlem noktaları ve hedeflerini bombaladı.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html