BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Süleyman Soylu sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Süleyman Soylu sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

10 Mart 2019 Pazar

31 Mart Yerel Seçimlerine Giderken Partilerden Haber Var

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

DSP'li adaydan Süleyman Soylu'ya çağrı: Bu işe el atın!

DSP'nin Ankara Adayı Haydar Yılmaz, CHP'nin kendilerine saldırmaya başladığını söyleyerek, 'kimlerin yaptığını biliyorum, Sayın Süleyman Soylu'ya seslenmek istiyorum, bunun tedbirinin Sayın Bakanımızın emriyle alınacağına inanıyorum' dedi.
CHP'den birçok önemli ismin DSP'ye geçmesiyle birlikte iki parti arasında tansiyon yükseldi. Özellikle CHP'nin daha da hırçınlaşmasıyla aradaki gerginlik fiziksel saldırılara dönüşüyor.

"PANKARTLARIMIZI YIRTIYORLAR, SEÇİM OTOBÜSÜMÜZE SALDIRIYORLAR"

NTV canlı yayınında Funda Görey'in sorularını yanıtlayan DSP'nin Ankara Adayı Haydar Yılmaz CHP'nin kendilerine yönelik saldırılarının arttığını ifade ederek "her taraftaki pankartlarımızı kesiyorlar. Dün gece de seçim otobüsümüze saldırdılar. Yakalandı bu çocuklar. Dördü de Çankaya Belediyesi'nde çalışan işçi. Bu çocukları tanıyorum, böyle bir şey yapacak insan değiller. Bunları yaptıran kim?

"SAYIN SÜLEYMAN SOYLU'YA SESLENİYORUM"

Bundan sonra afiş yırtmayı, otobüse saldırmayı kabul etmiyoruz, ben buradan İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu'ya da seslenmek istiyorum. Çünkü 3-5 gün oldu biz sahaya çıkalı, bir tedirginlik başladı bunlarda ve hem pankart yırtmalar hem otobüse saldırmalar başladı. Bunun tedbirinin Sayın Bakanımızın emriyle alınacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.




CHP'li adaydan büyük skandal!

CHP Balıkesir Edremit Belediye Başkan Adayı Selman Hasan Arslan ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin çok büyük bir skandala imza attı.
Her defasında terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP ile yaptıkları kirli ittifakı inkar eden CHP, bu kez fena yakalandı. CHP Balıkesir Edremit Belediye Başkan Adayı Selman Hasan Arslan ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin çok büyük bir skandala imza attı.

SELADAN RAHATSIZ OLDU

Cuma günü yaptıkları miting esnasında Cuma selası okunmasıyla konuşmasını sonlandıran Ensar Aytekin, mikrofonu açık unuttu. Seladan rahatsız olan partili imama ağza alınmayacak laflar etti. Bir süre sonra mikrofonun açık olduğunu fark eden bir partili kapatmayı denese de başarılı olamadı.

"BİZİM OY KÜRDİSTAN'A"

Bir diğer skandalın sahibi ise, Selman Hasan Arslan... CHP'li aday, yanına gelen bir iş adamıyla sohbet etmeye başladı. Skandal diyalogda ele alınanlar ise 'Kürdistan'dı. Sözde iş adamı, "Bizim oy Kürdistan'a" ifadesini kullandı. Selman Hasan Arslan ise, "Bize verecek demektir." diyerek HDPKK ile yaptıkları ittifakı bir kez daha kanıtladı..




Erdoğan'dan Akşener'e sert sözler: Kaçacak yeri yok, hesaplaşacağız...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Elazığ mitinginde halka hitap etti. Erdoğan, Denizli'deki sözleri sebebiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e sert tepki göstererek, ''Hanımefendinin kaçacak deliği de yok. Çünkü o milletvekili de değil. İftiraları nedeniyle onunla hemen hesaplaşacağız. Hesabı ağır olacak. Şaka bahanesiyle önlerine çıkan herkese terörist damgası vurmaya devam edecekler'' dedi.
Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;
31 Mart'ta iftiracı müptezellere ahlak dersi, edep dersi vermeye hazırlanan bir Elazığ var. Dörtlü yalan çetesine dürüstlük dersi vermeye can atan Gakkoşlar var. 31 Mart'ta Kandil'in mızıkacılarına sandıkta milli şamarı indirmeyi iple çeken bir El Aziz var. Bu meydanda yalan yok. Bu meydanda zillet yok, sadece beka var. Bu meydanda, bölücüleri demir yumruk olup ezen yiğitler var.

''CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR''

Dün malum dünya kadınlar günüydü. Ama bizim için dünya kadınlar günü bunların, batının bir anlayışıdır. Bizim için kadınlar günü her gündür. Niye? Ana her gün var mı? Var. Ana yoksa insan yok. Ana varsa insan var. Sevgililer sevgilisi Peygamberimiz ne buyuruyor? "Cennet annelerin ayakları altındadır" diyor.

''AÇIK SÖYLÜYORUM ONLAR BU MİLLETE İHANET İÇİNDEDİR''

Siyaset özünde bir yarıştır, rekabettir. İnsanları ortak idealler etrafında bir araya getirme sanatıdır. Siyaset kutuplaştırmak için değil gönülleri buluşturmak için yapılır. Her kim siyaseti insanımızı birbirimizi kırdırmanın aracı haline getiriyorsa; PKK'nın desteklediği HDP gibi. Açık söylüyorum onlar bu millete ihanet içindedir.

''BU MİLLET YALANCIYA DERSİ VERİR''

Her kim miting meydanlarını iftira kürsüsüne çeviriyorsa, o sadece kendi itibarını değil siyasetin itibarını da yok ediyor demektir. Geçmişte Türkiye bu tarz çok siyasetçi görmüştür. Bu millet siyaseti kirleten, lekeleyen bir çok kifayetsiz görmüştür. Bu ülke CHP'nin milletvekili pazarlığı yaptığı Güneş Motel rezaletini, parti değiştiren fırıldaklarını görmüş, yaşamıştır. Günlük hayatta yalancının mumu yatsıya kadar yanar, siyasette ise en fazla seçime kadar yanar. Seçim sandığı önüne gelince bu millet yalancıya dersi verir.
Darbecilere direneni de, tankların arasından sıvışanları da gördük; Bay Kemal gibi. Biliyorsunuz o gece 15 Temmuz 23.15'te beyefendi Atatürk Havalimanı'na geliyor İstanbul'da. Tanklar orada, millet orada. Ve o tankların arasından FETÖ'cülerin müsaadesiyle çıkıyor gidiyor, Bakırköy Belediyesi'ne. Kim bu adam? Darbecilerin karşısına tankların önüne ben çıkarım diyen Bay Kemal; yalancı, yalancı.

''14 KEZ SANDIĞA GÖMDÜK''

İşte bana da attığı iftiraları biliyorsunuz. Ve açtım davaları baya kazanıyorum. Şimdi en son Man Adası diye bir şey tutturdu. Çıkardı grubunda kağıtları salladı. Oradan da bir 2.5 milyon kazandık. Şimdi itirazlarını yapıyor. Ve 2.5 milyonu aldığımda onu Mehmetçik Vakfı'na hibe edeceğim. Hiç olmazsa Kılıçdaroğlu'nun da bir hayrı olur.
3-5 oy için terör örgütlerine taşeron yapanları da gördük. Yasaklar sürsün diye AYM kapılarında nöbet tutanları da gördük. Bu tiplerin hepsini son 17 senede, 14 kez sandığa gömdük. Ne dediler? Muhtar bile olamaz. Bize ömür biçenleri de Allah'ın lütfuyla hezimete uğrattık.

''DAĞDAN EMİR GELİYOR HEMEN ERTESİ GÜN...''

Biliyorsunuz biz CHP'nin başındaki zatın yalanlarıyla uğraşıyoruz. Akşam başka, sabah başka yalanlarıyla uğraşmaktan bıktık. Atalarımız ne diyor? Üzüm üzüme baka baka kararır diyor. Bay Kemal'in yalan furyasına son günlerde ittifak ortakları da katıldı. Hanımefendi de katıldı, bir diğeri de katıldı. HDP'li eş başkanlar bir taraftan, hanımefendi bir taraftan sürekli iftira. Dağdan emir geliyor, hemen ertesi gün Kandil'in mızıkacıları bize saldırıyorlar.

''ŞAKADAN DA OLSA TERÖRİST DENMEZ''

Denizli'de ortak miting düzenliyorlar. Millete yaptıklarını, yapacaklarını anlatmak yerine bize ve halkımıza bühtan ediyorlar. ''Cumhurbaşkanı'nın teröristler dediği Denizlililer'' diyor. Anlaşılan bu mızıkacılar 21 gün boyunca gittikleri her şehri, vatandaşımızı teröristler diye selamlayacaklar. Şaka bahanesiyle önlerine çıkan herkese terörist damgası vurmaya devam edecekler. İnşallah Elazığ'a gelirler mi bilmiyorum. Geldiklerinde aynı hataya burada da düşmezler. Denizli'deki Aydın'daki rezaleti inşallah tekrarlamaz. Yiğitler otağı Elazığ'da inşallah sizleri teröristler diye selamlamazlar. Tıpkı Denizlili, Aydınlı kardeşlerim gibi Gakkoşlar da hassastır. Şakalaşacak, gülecek eğlenecek diye terörist yaftasına benim Gakkoşlarım tahammül etmez. Şakadan da olsa terörist denmez.

''ONUNLA HEMEN HESAPLAŞACAĞIZ''



Bunun adı şaka değil, komiklik değil, olsa olsa hadsizliktir, edepsizliktir. İftiralarla, bühtanla mahkemeye verdim. Oradan da hesaplaşacağız. Fakat hanımefendinin kaçacak deliği de yok. O milletvekili de değil. Onunla hemen hesaplaşacağız. Onun hesabı ağır olacak. 31 Mart günü millet bunlara şaka nasıl olurmuş sandıkta gösterecek.
Hatay'da saldırıyor. Ne diyor? Oy yoksa hizmet yok. Kim diyor? CHP'li belediye başkanı. Böyle bir belediye başkanından hanımefendi niye bahsetmiyorsun? Böyle siyaset olur mu?

''BEĞENDİN Mİ HANIMEFENDİ? BAK KÜRDİSTAN DİYOR''

Şimdi hanımefendi nasıl beğendin mi? Bak Kürdistan diyor. Onunla omuz omuza yürüyorsun hanımefendi. Sen Erdoğan'ın ağzından kalkıp da halkına terörist ifadesini kullandığını asla ispat edemezsin. Bunun bedelini ödeyeceksin. Senin ortağın ödüyor işte, sen de ödeyeceksin. HDP ödüyor ödüyor zaten bitmiyor. Birileri cezaevinde süre dolduruyor, FETÖ'cüler dolduruyor, aynı yolda sen de düşebilirsin.
Niye? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na iftira atamazsın. Yalan söyleyemezsin. Türkiye yol geçen hanı değildir. Bir hukuk devletidir. Ne diyor? Biz arkamızı YPG'ye PKK'ya dayadık. Ben de buradan sesleniyorum, biz de arkamızı Gakkoşlara dayadık.

''BU ÇAPSIZLAR HANGİ İFTİRAYI ATARSA ATSIN...''

Bay Kemal'in söyleyecek hiçbir şeyi yok, diğerlerinin de yok. Bunlara tavır almak yerine her defasında hakaret, hakaret, hakaret. Benim CHP'ye, sözde İyi Parti'ye, Saadet'e gönül vermiş kardeşlerime bu gerçekleri hiç anlatamıyorlar. Kandil'e laf edemiyorlar, Pensilvanya'ya tek kelime söylemiyorlar, YPG'ye tek bir eleştiri getiremiyorlar. Bu çapsızlar hangi iftirayı atarsa atsın bizim tek bir gündemimiz var, bizim derdimiz millet, hedefimiz hizmet.

'' 'MARDİN'İN HIZLI TRENE İHTİYACI MI VARMIŞ...' DİYOR''


Bu Kürdistan'dan bahseden terbiyesiz var ya ne diyor biliyor musunuz? Buraya geldi cumhurbaşkanı, buraya hızlı tren gelecekmiş diyor. Mardin'in hızlı trene ihtiyacı mı varmış diyor... Benim milletim bu adamlara niçin oy veriyor diye şaşırıyorum. Biz hizmet götürüyoruz. Hızlı tren, benim Kürt kardeşime çok mu ya? Niçin hızlı trene binmesin?


6 Ekim 2017 Cuma

PKK EGE VE KARADENİZ'DE NE ARIYOR

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde güvenlik güçlerince düzenlenen 'Fırtına' operasyonunda 5 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi. 2 teröristin yakalanması için operasyon sürüyor. Bu gelişmeyi köşesine taşıyan Fatih Altaylı, "Ege Bölgesi’nde, Muğla’da denizden gelmişler. Bunun tek bir nedeni olabilir. hassasiyetin yüksek olduğu bölgelerden bir iç çatışma başlatmaya ve Türkiye’yi bir iç kargaşa, adını bile anmak istemediğim bir iç savaşa yöneltmeye çalışıyor" dedi.
Alınan bilgiye göre, elde edilen istihbarat üzerine harekete geçen polis ve jandarma ekipleri, Köyceğiz ilçesi Toparlar bölgesindeki ormanlık alanda oldukları tespit edilen 7 kişilik PKK'lı terörist grubuna yönelik ortaklaşa operasyon başlattı. Çıkan çatışmada 5 terörist ölü ele geçirilirken, 2'sinin daha yakalanması için çalışma yürütülüyor. Bölgeyi çembere alan Muğla Zıpkınlar Komando Taburu ile Bornava Komando Tugayı ve Polis Özel Harekat ekiplerinin operasyonunun  sürdüğü kaydedildi.

'KARADENİZ VE EGE’Yİ HEDEF SEÇMESİNİN TEK ANLAMI BU'

Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, 'PKK niye Muğla’da?' başlıklı bugünkü yazısında "PKK , giderek eylem alanlarını genişletmeye, daha önce olmadığı yerlerde olmaya, zayıf olduğu yerlerde ise gücünü artırmaya çalışıyor" dedi ve şöyle devam etti:
Son olarak Ege Bölgesi’nde, Muğla’da denizden gelmişler. Bunun tek bir nedeni olabilir. Arkasına ABD’nin lojistik desteğini de alan terör örgütü, Türkiye’de geniş çaplı bir terör ortamı yaratmaya ve hassasiyetin yüksek olduğu bölgelerden bir “iç çatışma” başlatmaya ve Türkiye’yi bir iç kargaşa, adını bile anmak istemediğim bir iç savaşa yöneltmeye çalışıyor. Karadeniz ve Ege’yi hedef seçmesinin tek anlamı bu.


PKK'lılar öldürüldü! Bakan hainlerin planını açıkladı

Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde güvenlik güçlerince düzenlenen operasyonda 5 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi. Çatışmanın Toparlar Şelalesi yakınında çıktığı belirtiliyor. Bölgedeki 2 teröristin yakalanması için operasyon sürüyor. Çatışmada 1 binbaşının bacağından yaralandığı öğrenildi. Öte yandan CNNTürk'ün haberine göre İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, örgütün Suriye'nin Akdeniz kıyısındaki liman şehri olan Lazkiye kentinden Ege ve Akdeniz'e sızdığını söyledi.
Alınan bilgiye göre, elde edilen istihbarat üzerine harekete geçen polis ve jandarma ekipleri, Köyceğiz ilçesi Toparlar bölgesindeki ormanlık alanda oldukları tespit edilen 7 kişilik PKK'lı terörist grubuna yönelik ortaklaşa operasyon başlattı.
Çıkan çatışmada 5 terörist ölü ele geçirilirken, 2'sinin daha yakalanması için çalışma yürütülüyor.
Bölgeyi çembere alan Muğla Zıpkınlar Komando Taburu ile Bornava Komando Tugayı ve Polis Özel Harekat ekiplerinin operasyonunun sürdüğü kaydedildi.
Dün de Seydikemer İlçesi yakınlarında yol kontrolünde 4 terörist ve 3 işbirlikçisi yakalanmıştı. Yetkililer, bu iki terörist grubunun birbirinden bağımsız hareket ettiğinin belirlendiği bilgisini verdi.

BİNBAŞI BACAĞINDAN YARALANDI

Çatışmanın Toparlar Şelalesi yakınında çıktığı belirtiliyor.
PKK’lı teröristlerle çıkan çatışmada 1 binbaşı bacağından yaralandığı öğrenildi. Yaralı binbaşının tedavi altına alınabilmesi için askeri helikopter sevk edildi. Bölgedeki operasyonun gece başladığı, İzmir’in Bornova İlçesindeki 2. Jandarma Komando Tugayından ve polis özel harekat biriminden destek kuvvet gönderildiği belirtildi.

BAKAN SOYLU PLANLARINI AÇIKLADI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "İlk kez açıklıyorum, terör örgütü Lazkiye üzerinden Ege ve Akdeniz'e sızıyor. Açık denizlere bir gemiyle gelip, oradan filikalarla, kayıklarla, botlarla sahile geliyorlar" dedi.
Muğla'nın Seydikemer ilçesi yakınlarında yol kontrolünde 4 terörist ve 3 işbirlikçisi yakalanmıştı. bu beröristlerin verdikleri bilgiler dahilinde bugün yeni operasyon başlatıldı. Köyceğiz yakınlarında 5 terörist öldürüldü, iki terörsit isi aranıyor. Olayla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Terör örgütü Lazkiye üzerinden Ege ve Akdeniz'e sızıyor"dedi.
Bakan Soylu şunları söyledi: "Terör örgütü, son yöntem olarak da Irak'ın kuzeyinden, İran'dan ve Afrin'den sızmalardan sonra başka bir yöntem arayışına girdi. Arayışı şu; Lazkiye üzerinden, deniz üzerinden, Muğla, Köyceğiz, Fethiye, İzmir civarına sızma konusunda terör örgütü liderleri talimat verdiler. Açık denizlere bir gemiyle gelip, oradan filikalarla, kayıklarla, botlarla sahile gelmek konusunda..."

Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde güvenlik güçlerince düzenlenen 'Fırtına' operasyonunda 5 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi. 2 teröristin yakalanması için operasyon sürüyor. Bu gelişmeyi köşesine taşıyan Fatih Altaylı, "Ege Bölgesi’nde, Muğla’da denizden gelmişler. Bunun tek bir nedeni olabilir. hassasiyetin yüksek olduğu bölgelerden bir iç çatışma başlatmaya ve Türkiye’yi bir iç kargaşa, adını bile anmak istemediğim bir iç savaşa yöneltmeye çalışıyor" dedi.
Alınan bilgiye göre, elde edilen istihbarat üzerine harekete geçen polis ve jandarma ekipleri, Köyceğiz ilçesi Toparlar bölgesindeki ormanlık alanda oldukları tespit edilen 7 kişilik PKK'lı terörist grubuna yönelik ortaklaşa operasyon başlattı. Çıkan çatışmada 5 terörist ölü ele geçirilirken, 2'sinin daha yakalanması için çalışma yürütülüyor. Bölgeyi çembere alan Muğla Zıpkınlar Komando Taburu ile Bornava Komando Tugayı ve Polis Özel Harekat ekiplerinin operasyonunun  sürdüğü kaydedildi.

'KARADENİZ VE EGE’Yİ HEDEF SEÇMESİNİN TEK ANLAMI BU'

Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, 'PKK niye Muğla’da?' başlıklı bugünkü yazısında "PKK , giderek eylem alanlarını genişletmeye, daha önce olmadığı yerlerde olmaya, zayıf olduğu yerlerde ise gücünü artırmaya çalışıyor" dedi ve şöyle devam etti:
Son olarak Ege Bölgesi’nde, Muğla’da denizden gelmişler. Bunun tek bir nedeni olabilir. Arkasına ABD’nin lojistik desteğini de alan terör örgütü, Türkiye’de geniş çaplı bir terör ortamı yaratmaya ve hassasiyetin yüksek olduğu bölgelerden bir “iç çatışma” başlatmaya ve Türkiye’yi bir iç kargaşa, adını bile anmak istemediğim bir iç savaşa yöneltmeye çalışıyor. Karadeniz ve Ege’yi hedef seçmesinin tek anlamı bu.
PKK'lı teröristler denizden geldi! Hedefleri belli oldu
Muğla’nın Seydikemer İlçesi’nde, İstihbarat Dairesi Başkanlığı koordinesinde yapılan operasyonda, terör örgütü PKK’nın sözde “özel kuvvetler” yapılanması içinde yer alan ve Suriye’den Muğla’ya gelen 4 terörist ile onlara yardım-yataklık yapan 3 kişi yakalandı. Operasyon düzenleyen ekipler, 4 şüpheli ile onları almaya gelen 3 kişinin araçlarını Gölbent Köyü yakınlarında havaya ateş açıp durdurdu. 2 otomobildeki 7 kişi indirilip yere yatırıldı.
Gazete Habertürk'ten Neşet Dişkaya'nın haberine göre İstihbarat Dairesi Başkanlığı koordinesinde çalışma yapan Mersin, Muğla ve Antalya istihbarat şube müdürlükleri, 4 teröristin eylem yapmak ve terör örgütünün Ege-Akdeniz açılımı grubu içerisinde faaliyet göstermek üzere Suriye’den deniz yoluyla Muğla’nın Fethiye İlçesi’ne geldiklerini belirledi.
2 gün takibini sürdüren Terörle Mücadele ve Özel Harekât şube müdürlükleri ile Jandarma Komutanlığı ekipleri, şüphelilerin Seydikemer- Kaş Karayolu’nun Kumluova-Karadere Kavşağı’nda 
bir araca binmesi üzerine harekete geçti. Operasyon sırasında karayolu bir süre trafiğe kapandı. Operasyon düzenleyen ekipler, 4 şüpheli ile onları almaya gelen 3 kişinin araçlarını Gölbent Köyü yakınlarında havaya ateş açıp durdurdu. 2 otomobildeki 7 kişi indirilip yere yatırıldı. Patlayıcı ve silah olup olmadığının belirlenmesi için yerdeki şüphelilerden üzerlerindeki kıyafetleri çıkarmaları istendi, ardından arama yapıldı. Üzerlerinden 3 tabanca, 1 dürbün ve Suriye pasaportu ile bir miktar para çıkan 7 kişi, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.
ORMANDA CANLI BOMBA DÜZENEĞİ
Şüphelilerden bir grubun, Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’a darbe girişimi gecesi suikast girişiminde bulunan sanıkların yargılandığı, duruşma salonuna dönüştürülen Muğla Ticaret Odası Konferans Salonu’na canlı bomba saldırısı düzenlemeyi planladıkları iddia edildi. Şüphelilerden 3’ünün de polis ve askere ait çeşitli yerlere saldırı hazırlığı yaptıkları öne sürüldü. DHA'nın haberine göre şüphelilerin ifadelerinden yola çıkılarak Kınık Mahallesi’ndeki ormanlık alanda yapılan aramada ise toprağa gömülü canlı bomba düzeneği ile silah ve mühimmat ele geçirildiği belirtildi.
SIKIŞINCA ÖRGÜTTEN DESTEK İSTEMİŞLER
Bir süredir Muğla Seydikemer bölgesinde oldukları belirlenen 4 teröristin yakalanacaklarını anlayınca örgütten yardım istedikleri öğrenildi. Sıkıştırılan teröristleri kurtarması için bölgeye araçlı 3 terörist gönderildi. Ormanlık alanda gizlendikleri yerden sıkışmış durumdaki 4 teröristi alan PKK’lıları takibe alan ekipler, 2 aracı durdurup içindeki teröristleri gözaltına aldı. İHA'nın haberine göre PKK’lı grubun kırsalda olduğunu öğrenen ve tedirginlik yaşayan bölge halkı, 7 kişinin gözaltına alınmasıyla rahat nefes aldı. Vatandaşlar, operasyonun düzenlendiği kavşakta selfie 

çekip sosyal medya hesaplarında jandarma ve polise teşekkür mesajları yayınladı

5 Ekim 2017 Perşembe

PKK'nın Yeni Taktiğini, Bakan Soylu Deşifre Etti: Lazkiye'den Ege ve Akdeniz'e Sızıyorlar

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER

5 PKK'lı teröristin öldürüldüğü Muğla'daki operasyonla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Soylu, "Örgüt, Suriye'nin Akdeniz kıyısındaki Lazkiye kentinden Ege ve Akdeniz'e sızıyor." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Muğla Köyceğiz'deki 5 teröristin öldürüldüğü operasyon sonrası açıklama yaptı. Soylu, örgütün Suriye'nin liman şehri Lazkiye üzerinden Ege ve Akdeniz'e sızdığını açıkladı.
"ÖRGÜT LAZKİYE ÜZERİNDEN EGE VE AKDENİZ'E SIZIYOR"
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Terör örgütü, son yöntem olarak da Irak'ın kuzeyinden, İran'dan ve Afrin'den sızmalardan sonra başka bir yöntem arayışına girdi. Arayışı şu; Lazkiye üzerinden, deniz üzerinden, Muğla, Köyceğiz, Fethiye, İzmir civarına sızma konusunda terör örgütü liderleri talimat verdiler. Açık denizlere bir gemiyle gelip, oradan filikalarla, kayıklarla, botlarla sahile gelmek konusunda..." dedi.
5 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ, 1 BİNBAŞI YARALANDI
Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde elde edilen istihbarat üzerine harekete geçen polis ve jandarma ekipleri, Köyceğiz ilçesi Toparlar bölgesindeki ormanlık alanda oldukları tespit edilen 7 kişilik PKK'lı terörist grubuna yönelik ortaklaşa operasyon başlattı.
Çıkan çatışmada 5 terörist ölü ele geçirilirken, 2'sinin daha yakalanması için çalışma yürütülüyor. Çatışmada 1 binbaşının da ayağından hafif şekilde yaralandığı belirtildi.
OPERASYON SÜRÜYOR
Bölgeyi çembere alan Muğla Zıpkınlar Komando Taburu ile Bornava Komando Tugayı ve Polis Özel Harekat ekiplerinin operasyonunun sürdüğü kaydedildi.
DÜN DE 4 TERÖRİST YAKALANMIŞTI
Dün de Seydikemer ilçesi yakınlarında yol kontrolünde 4 terörist ve 3 işbirlikçisi yakalanmıştı.
Yetkililer, bu iki terörist grubunun birbirinden bağımsız hareket ettiğinin belirlendiği bilgisini verdi.

1 Haziran 2018 Cuma

Akşener teröre kapı araladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Kobani bahanesiyle katliam çağrısı yapan ve 50 kişinin ölmesine sebep olan, Türkiye’ye karşı açık savaş yürüten PKK’nın sözcüsü durumundaki Demirtaş’ı masum gösterme çabasına giren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, oy hesapları yaparak açıktan teröre cesaret veren söylemlere başladı.


Kobani bahanesiyle katliam çağrısı yapan ve tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a özgürlük isteyen İYİ Parti (İP) Genel Başkanı Meral Akşener oy uğruna teröre kapı aralıyor. 6-8 Ekim 2014’te ‘Kobani’ bahanesiyle çıkarılan olayların fitilini ateşleyen ve Güneydoğu başta olmak üzere Türkiye genelinde patlak veren terör olaylarında çok sayıda 50 kişinin ölümüne neden olan Demirtaş Edirne Cezaevi’nde bulunuyor.

TAHLİYE İSTEDİLER


Demirtaş’ın aday olması ile birlikte CHP, İP ve Saadet Partisi’nin kurduğu Millet İttifakı’nı oluşturan siyasiler, seçim nedeniyle tahliyeyi gündeme taşıdı. Bu konuda ısrar eden isimlerden biri de cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalmak üzere yapan Meral Akşener oldu. Akşener, son olarak bu konuda “Sayın Demirtaş hükümlü değil, tutuklu. YSK cumhurbaşkanlığı adaylığını onayladı. Eşit şartlarda cumhurbaşkanlığı adaylığı kampanyası yapılmalıdır” dedi.


2. TUR HESABI!


Akşener’in bu tavrı Kürt oylarına göz kırpma olarak değerlendiriliyor. Akşener ikinci tur hesabını şu sözlerle ortaya koydu: “Güneydoğu’da şöyle bir şey var: İki yumruk var orada. Biri AK Parti, biriyse HDP’nin üzerindeki PKK. Seçmenin üçüncü bir yola ihtiyacı var. Bu üçüncü yol da İYİ Parti. İkinci tura Erdoğan’la ben kalırsam Kürt vatandaşlarının oylarını alacağıma da inanıyorum.”

EVLATLARIMIZA NE DİYECEĞİZ?




PKK’nın siyasi uzantısı HDP’li Demirtaş’a özgürlük isteyen Millet İttifakı’nın liderlerine en anlamlı soru İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan geldi. Soylu, “O teröristlerin kurşun sıktığı evlatlarımıza ne diyeceğiz” dedi.”

Bu açıklamaları unuttun mu?

Demirtaş’ın tahliyesini seçimin ‘meşruiyeti’ ile bağdaştırmaya çalışan Akşener, oy uğruna Demirtaş’ın Kobani, hendek terörü, KCK operasyonları sırasında yaptığı açıklamaları unutmuş gözüküyor. İşte Akşener’in 24 Haziran sürecinde görmezden geldiği Demirtaş’ın kurşundan ağır sözlerinden bazıları:
* Selahattin Demirtaş 13 Kasım 2012 günü açlık grevi yapanları ziyaret için gittiği Mardin’de “Biz daha önder Apo’nun heykelini dikeceğiz heykelini” diye konuştu.

* 30 Kasım 2013 BDP kongresinde, “Müzakere süreçlerinin en önemli başlıklarından biri de Sayın Öcalan’a Başkan Apo’ya özgürlük olacaktır” dedi.
* Hendek olayları sırasında Demirtaş, “Büyük temizlik operasyonuymuş, Bilmem silip süpürme operasyonuymuş! Siz kimsiniz! Siz kimi nereden süpürüyorsunuz! Siz ancak bu toprakların kanalizasyonunu temizlersiniz, başka da bir şey temizleyemezsiniz” ifadelerini kullandı.
* Demirdaş, KCK operasyonlarını eleştirirken ise “Eğik bir baş olmaktansa yalın iki ayak olmayı tercih eden gençler onurumuzdur. Bu vahşete sessiz kalmak onursuzluktur” dedi.
* Demirtaş, diğer HDP’liler gibi PKK’ya terör örgütü demeyerek, PKK’yı “silahlı halk hareketi” olarak tanımladı.

Kaynak:Haber7

10 Mart 2019 Pazar

Dünya Gündemi Haber - Analiz

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


                                           

İstifa restinde ilk raund Zarif'in


Dini lider Hamaney’in de istifa kararına olumsuz bakması sonucu yaşanan geri dönüş, Dışişleri Bakanı Zarif’i, adeta “seçilmiş” bakandan “atanmış” bakan statüsüne yükseltti.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Şubat ayının sonlarına doğru görevinden istifa ettiğini açıkladı. Üstelik bu kararını, ülkede kullanımı yasak olan Instagram’daki hesabından duyurdu. İstifa haberinden iki gün sonra Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Zarif’in istifasını kabul etmedi ve Zarif, ülkeye gelen Ermenistan heyetini karşılamak suretiyle görevine devam etti. İranlı bakan daha önce de istifa etmiş ancak Ruhani tarafından vazgeçirilmişti. Ancak bu seferki istifa açıklaması, zamanlaması ve içeriği bakımından diğerlerinden çok daha fazla anlam ve önem arz ediyor.


İran'ın Kafkaslarda nüfuz arayışı

İran, Kafkas ülkeleri üzerindeki etkisini artırmak, bölgedeki güç dengesini kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarını maksimize edecek şekilde yeniden dizayn etmek için bölgede daimi ve yakın ilişkiler kurma mücadelesini diri tutmakta.

“Halkımız çok iyi biliyor ki, İran’ın kuzey bölgeleri ve Kafkaslar 205 yıl önce sadakatsiz Kaçar Hanedanı döneminde İran’dan koparıldı. Hatta 47 yıl önce, İslam Devrimi gerçekleşmeden yedi yıl evvel, Pehlevi rejimi döneminde coğrafya kitaplarında İran’ın 14. vilayeti olarak nitelendirilen önemli bir güney parçamız (Bahreyn) bizden koparıldı...” Bu sözler, 11 Şubat’ta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından İran İslam Devrimi’nin 40. yıldönümü kutlamaları kapsamında toplanan kalabalığa seslenirken kullanıldı. Kullanılan ifadeler coşku verici bulunabilir ancak İran’ın günümüzde Kafkas devletlerine yönelik izlediği dış politika ve hak iddialarına ilişkin önemli mesajlar vermektedir.


Orta Asya: Avrasya'daki fay hatlarının birleştiği nokta

ABD'nin askeri, ekonomik ve siyasal anlamda en az görünür olduğu bölge olarak ön plana çıkan Orta Asya, aynı zamanda bu ülkenin bölgedeki enerji rezervlerini Batılı müttefiklerine yönlendirmeye yönelik çabalarına da sahne oluyor.

Jeopolitik teorileri içinde en bilinen teori olan “kara hakimiyeti” teorisine göre dünyanın merkezi olarak görülen Avrasya anakarasının en önemli bileşenlerinden biri de Orta Asya’dır. Avrasya’nın dünyanın jeopolitik merkezi olduğuna dair anlayış, Avrasyacılık düşüncesi tarafından da kabul görmektedir. Türkiye’nin de bir parçasını oluşturduğu, güney sınırı Ortadoğu ve Hint alt kıtasında, batı sınırı Doğu Avrupa’da ve doğu sınırı ise Çin’de biten bu alan, dünyanın en büyük coğrafi bileşenlerinden biri olmanın yanı sıra, içerdiği toplumsal, sosyokültürel ve siyasal çeşitlilik açısından da sorunlar ekseninde algılanmaya oldukça açık bir bölgeyi ifade ediyor. Bir dönem büyük bir bölümü SSCB kontrolü altında kalan Avrasya’nın temel bir bileşeni olan ve Türk kökenli halkların yoğunlukla yaşadığı bir bölge olması hasebiyle “Türkistan” olarak da adlandırılan Orta Asya, Hazar denizi kıyılarından Çin’e kadar olan bölgeyi içerir. Hatta Çin’in en batı eyaleti olarak bilinen, bu ülkenin topraklarına en son katılmış toprak parçası olan ve Doğu Türkistan olarak adlandırılan Sincan Uygur Özerk Bölgesi de Türkistan coğrafyasının ve genel itibarıyla Orta Asya’nın önemli bir parçasıdır.

Ortadoğu: Yeni dünya düzeninin adının konulduğu, oyun bozucucoğrafya

Yeni uluslararası sistemin adı, büyük ölçüde Ortadoğu merkezli yaşanan güç mücadelesiyle birlikte şekillenmiş görünüyor. Bu bağlamda ABD’nin tek kutuplu bir dünya inşa edemeyeceği anlaşılmıştır.
Aralık 2018’in son günlerinde Bağdat’ın batısındaki el-Esed hava üssünde görevli Amerikan askerlerine Noel dolayısıyla sürpriz bir ziyaret gerçekleştiren Donald Trump’a uçuşu sorulduğunda, “Endişelerim mi vardı; evet endişelerim vardı” cevabını vermişti. Oysa söz konusu ziyaretin sadece 3,5 saat sürmesi, Bağdat’a gidilmemesi ve Irak başbakanıyla yapacağı görüşmeyi iptal etmesi, endişeden öte bir şeye, korkuya işaret ediyordu. Ortadoğu tüm gerçekliğiyle Trump’a soğuk bir “hoş geldin” demişti.

Somali'de yeni yönetim beklentileri karşılayamadı

Somali Cumhurbaşkanı Farmajo’nun iktidardaki iki yılı hiç de kolay geçmedi. Terör, Farmajo’nun cumhurbaşkanı seçilmesi halinde kısa sürede Eş-Şebab'ı bitireceğini taahhüt etmesine rağmen ülkenin en önemli sorunu olmaya devam ediyor.

Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Muhammed Farmajo, 8 Şubat 2019 itibarıyla Somali cumhurbaşkanlığı yerleşkesi Villa Somali'deki görev süresinin 2’nci yılını geride bıraktı. Ülkede son dönemde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında bu iki yılın hem Somali hem de Farmajo için hiç de kolay geçmediği söylenebilir. Somali’de birlik ve beraberliği sağlama, yoksulluğa çare bulma ve kısa sürede terörü bitirme vaadiyle iktidara gelen ve ABD vatandaşlığı da bulunan Farmajo, dengelerin hızla değiştiği Afrika Boynuzundaki ülkede bu iki yıllık süre zarfında neler yaptı?


Esed'in Tahran ziyareti ne anlama geliyor?

Esed’in Tahran ziyareti ve İran makamlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeler, şu aşamada İran’a ait kuvvetlerin Suriye’den çıkma niyetinde olmadığını ve bilakis Esed’in ülkesindeki İran varlığını desteklediğini gösteriyor.
Basına haber verilmeksizin 25 Şubat Pazartesi günü Tahran’ı ziyaret eden Beşşar Esed, İran devrim rehberi ve cumhurbaşkanıyla ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi. İran ve müttefiklerinin, Esed’in bu ziyaretini “direniş ekseninin bir zaferi” olarak kutlamalarına rağmen Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in beklenmedik istifası soğuk duş etkisi yaparak söz konusu ziyareti tartışmaya açmış bulunuyor.


2011 yılında Suriye’de protesto ve çatışmaların başlamasından bu yana Esed iki defa Rusya’yı ziyaret etmiş olsa da bu İran’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretti. Her ne kadar Tahran’ı çok daha önce ziyaret etmesi ve kendisinden askerî ve iktisadi olarak hiçbir şey esirgemeyen İran makamlarına şükranlarını arz etmesi beklense de Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin daveti üzerine gerçekleştiği söylenen bu ziyaretin birçok hedefi bulunuyor.

Tunus siyasetinde Körfez gölgesi

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere hazırlanan Tunus'ta siyaset, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın seçimlere eski rejim ve Nida Tunus lehine müdahale etmeye çalıştığı iddiaları ile daha da karmaşık bir hal alıyor.

Tunus siyasetinde yıl içerisinde gerçekleşmesi beklenen cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle 2019 yılı şimdiden önemli bir dönüm noktası olacağa benziyor. Ülke siyaseti, 2011 sonrası dönemde siyasette kutuplaşmanın en üst seviyelere taşındığı nadir dönemlerden birine tanıklık etmekte. Her ne kadar taraflar henüz devlet başkanı adaylarını resmi olarak açıklamamış olsa da, karşılıklı suçlamaların arttığı Tunus’ta tüm siyasi aktörler seçim hattına girmiş bulunuyor. Ancak seçim yarışı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ın seçimlere eski rejim ve Nida Tunus lehine müdahale etmeye çalıştığı iddiaları ile daha da karmaşık bir hal alıyor.


Gündem

Türkiye ve dünya gündemi, lider programları ve uluslararası etkinlikler.


1- TBMM Başkanı Mustafa Şentop, hukukçularla kahvaltılı toplantıda bir araya gelecek, Çorlu Bakkallar Odası'nın onuruna vereceği akşam yemeğine iştirak edecek.

2- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Çekmeköy’de halkla buluşacak, Eyüp’te Yozgatlılar Konfederasyonu Buluşması'na katılacak.

3- Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Çerkezköy Mimarlar Mühendisler Yapı Denetimler ile kahvaltılı toplantıya katılacak, Roman vatandaşlarla bir araya gelecek, Süleymanpaşa 100. Yıl Mahallesi Seçim Ofisi'nin açılışını gerçekleştirecek, AK Parti Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Mestan Özcan'ın tanıtım toplantısı ile Çorlu aday tanıtım toplantısına katılacak.

4- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şehit aileleri, muhtarlar ve STK temsilcileriyle öğle yemeğinde bir araya gelecek, Kongre Müzesi bahçesinde halka hitap edecek. Kahramankazan Kent Meydanı'nda vatandaşlara seslenecek Soylu, "Ankara'daki Karadenizliler Buluşması"na iştirak edecek.

5- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Bayburt Yazyurdu Köyü Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği ile İstanbul Bilecikliler Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneğini ziyaret edecek.

6- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Söğüt'te Ertuğrul Gazi Türbesi'ni ziyaret edecek, açık hava toplantısında partililere seslenecek, Eskişehir'de Cumhur İttifakı toplantısına katılacak.

7- Suriye iç savaşındaki gelişmeler ile bölgedeki durum izleniyor.

8- Spor Toto Süper Lig'de 25. haftaya Aytemiz Alanyaspor-Büyükşehir Belediye Erzurumspor, Göztepe-Kasımpaşa, Çaykur Rizespor-İstikbal Mobilya Kayserispor, Beşiktaş-Atiker Konyaspor maçlarıyla devam edilecek.





14 Ağustos 2018 Salı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak'ın güvenliği, Türkiye'nin güvenliğidir

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye ile Irak'ın kaderleri aynıdır. Irak'ın güvenliği, refahı ve istikrarı, Türkiye'nin güvenliği, refahı ve istikrarıdır." dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.




Irak Başbakanı İbadi'yi 10 aylık bir aranın ardından Türkiye'de tekrar ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Erdoğan, İbadi'yle faydalı ve kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görüşmelerde siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel pek çok konuyu ele alma fırsatı bulduklarını anlattı.

Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğüne, siyasi bütünlüğüne ve siyasi birliğine, egemenliğine atfettiği önemi yineleyen Erdoğan, Irak'ta 12 Mayıs'ta gerçekleştirilen seçimin tüm Irak halkı için hayırlara vesile olmasını diledi.

Erdoğan, seçimin ardından Irak'taki tüm kesimleri kucaklayan ve Irak halkının ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek bir hükümet kurulması temennisinde bulunarak Türkiye'nin bu süreçte hiçbir ayrım yapmadan tüm Iraklıların yanında olduğunu vurguladı.

"Türkiye olarak şiddet olaylarını asla tasvip etmiyoruz" İkili ilişkileri daha da derinleştirmek, başta güvenlik ve ekonomi olmak üzere kritik alanlarda işbirliğini geliştirmek üzere kurulacak yeni hükümetle çalışmaya hazır olduklarını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Temmuz ayında Irak'ta başlayan protesto gösterilerinin bazı çevrelerce suistimal edildiğini görüyoruz. Şiddet, asla bir hak arama yöntemi değildir. Türkiye olarak şiddet olaylarını asla tasvip etmiyoruz. Bu noktada kaygılarımızı ve Irak'ın huzuruna verdiğimiz desteği tekrar kardeşim İbadi'ye özellikle ifade etmek isterim. Irak'ın sorunları üzerinde, gerek ikili gerekse heyetlerarası görüşmelerde bilgiler aldık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak hükümetinin önce DEAŞ belasına, ardından gayrimeşru referanduma karşı başarılı bir imtihan verdiğine işaret etti.
Irak halkının acil ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasına yönelik adımların atılmasının önem arz ettiğini belirten Erdoğan, bu konuda Türkiye'nin her türlü desteği sağlamaya hazır olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, Türkiye'nin en zor zamanlarında dil, din, mezhep ayrımı gözetmeksizin Irak halkının yanında olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

"Irak'ın sıkıntısı bizim de sıkıntımızdır. Ülkenin yeniden imarı konusunda da üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bu tavrımızı da aziz kardeşime ifade ettim. Sayın İbadi ile ülkelerimiz arasında ikinci sınır kapısının önemine değindik. Açılacak sınır kapısı hem Irak'ın hem de ülkemizin faydasına olacaktır. İnşallah bu konuda gereken adımları atacağımıza inanıyorum. Ayrıca gerek Musul gerekse Basra'da başkonsolosluklarımızı da yeniden faaliyete geçirme konusunu kendileriyle görüştük."

"Türkmenlerin meseleleri de aktarıldı" Recep Tayyip Erdoğan, görüşmelerde ayrıca terörle mücadele konusunu da etraflıca ele alma fırsatı bulduklarını dile getirerek, "Bu alanda tam iş birliği içinde olma konusunda mutabık kaldık. Türkiye olarak terör örgütleri arasında ayrım yapmadık, yapmıyoruz. DEAŞ'lı canilerle, PKK'lı katiller arasında bizim nazarımızda bir fark yoktur. Her ikisi de kundaktaki bebekleri, sivilleri, yaşlıları katletmekten çekinmeyen vahşi yapılardır. Bu örgütleri ve uzantılarını, bölgemizden kazımakta kararlıyız." dedi.

Başta DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelede Irak ile dayanışma içinde olmayı sürdüreceklerini vurgulayan Erdoğan, görüşmede Türkiye'nin, PKK terör örgütüyle mücadelede Irak tarafından beklentilerini aktardığını söyledi.

Erdoğan, PKK'nın Irak'tan tamamen temizlenmesi istikametinde çabaları artırma hususunda görüş birliğine varıldığını, ayrıca Türkmenlerin meselelerini de İbadi'ye ifade ettiğini aktardı.
Türkmenlerin özellikle Kerkük'te maruz kaldıkları saldırılara değinerek onların güvenliğinin sağlanmasının önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Kerkük'te vilayetin yapısına uygun bir yönetim ve güvenlik mimarisi tesis edilmesinin, Kerkük'te barışa katkı sağlayacağına inanıyorum." değerlendirmesini yaptı.
"İtalyan halkına başsağlığı" Erdoğan, görüşmede ikili ekonomik ilişkilerin de çıkan konu başlıklarından olduğunu bildirerek şöyle konuştu:

"Şu anda 2017 itibarıyla aramızda yaklaşık 11 milyar dolarlık bir ticaret hacmi söz konusu. Tabii biz bunu Türkiye-Irak arasında yeterli bulmuyoruz. Bunu daha da artırmak suretiyle Türkiye ve Irak'ın kendine yakışan bir ticaret hacmine sahip olması beklentimizdir. Türkiye ile Irak'ın kaderleri aynıdır. Irak'ın güvenlik, refah ve istikrarı, Türkiye'nin güvenlik, refah ve istikrarıdır. Bu anlayışla dost ve kardeş ülke Irak ile ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi için temaslarımızı her konuda, her düzeyde sürdüreceğiz."

En önemli sorunlardan bir tanesinin de özellikle Irak'taki su ve enerji sorunu olduğunu anlatan Erdoğan, bu konuyu detaylandırdıklarını, ilgili bakanları bu noktada görevlendirdiklerini söyledi.
İtalya'nın Cenova şehrinde bir köprünün çökmesi nedeniyle 11 kişinin hayatını kaybettiğini kaydeden Erdoğan, ölenlere Allah'tan rahmet dileyerek İtalya yönetimine ve tüm İtalya halkına başsağlığı diledi.

Heyetlerarası görüşmeye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli katıldı.

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Oruç Reis ve donanma faaliyetlerinden geri adım atmayacak

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye ne Oruç Reis gemimizin ne ona refakat eden donanma unsurlarımızın faaliyetlerinden en küçük bir geri adım atmayacaktır." dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Oruç Reis ve donanma faaliyetlerinden geri adım atmayacak

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.


Erdoğan, konuşmasına, başta Giresun olmak üzere Karadeniz'in bazı illerini etkileyen afette hayatlarını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek başladı.
Millete, bölge halkına ve vefat edenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Erdoğan, halen arama çalışmaları süren vatandaşlardan bir an önce mutlu haberler almayı temenni etti.
Erdoğan, afetin duyulduğu andan itibaren devletin tüm kurumları ve imkanlarıyla halkın yanında yer aldığını belirterek, bugünkü Kabine Toplantısında da bölgede yürütülen çalışmaları ve durumu etraflıca değerlendirdiklerini aktardı. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Vatandaşlarımızın yükünü daha da hafifletmek amacıyla, Giresun'daki vergi mükelleflerimizi, 22 Ağustos 2020'den 30 Kasım 2020 tarihine kadar mücbir sebep hali kapsamına alıyoruz. Bu tarihler arasında verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin süresini 15 Aralık 2020'ye, yine bu bildirimlere istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme süresini de 31 Aralık 2020'ye kadar uzatıyoruz. 22 Ağustos tarihi öncesinde tahakkuk etmiş olup vadesi bu tarihten sonrasına rastlayan ya da resen veya idarece tarh edilen her türlü vergi, ceza, geçici veya gecikme faizinin ödeme sürelerini de 31 Aralık 2020'ye erteliyoruz. Sigortalıların mücbir sebep dönemine ilişkin prime esas kazanç ve hizmet bilgilerinin muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile bildirilmesinin zorunlu olması durumunda, bu beyannamelerin vergi kesintilerine ilişkin kısmının beyan ve sürelerini de uzatıyoruz. 2020 yılı 3'üncü geçici vergi dönemine ilişkin geçici vergi beyannamelerinin de alınmamasını kararlaştırdık. Yine mücbir sebep hali kapsamındaki amme borçlularından 29 Ocak 2021 tarihine kadar başvuruda bulunanların, her türlü amme alacaklarını faizsiz bir şekilde 24 ay süreyle erteliyoruz."
Giresun'daki faal mükelleflerin vergi daireleri ile mal müdürlüklerine olan borçlarına da tecil ve taksit imkanı getirdiklerini ifade eden Erdoğan, "Hasar tespit çalışmalarının ardından hemen temizleme ve yeniden inşa faaliyetlerine başlayacağız. Gerek altyapıda gerek ev ve iş yeri gibi yerlerde gerekse üretim alanlarında ortaya çıkan kayıpları en kısa sürede telafi edeceğiz. Rabb'im ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin." dedi.

"Yaşanabilir bir Türkiye bırakacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin pek çok yeri gibi Karadeniz'de de geçmişte şartların zorlamasıyla yaşanılan, coğrafyanın gerçeklerini yeteri kadar dikkate almayan bir yapılaşma ortaya çıktığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"İrademizi ve gücümüzü aşan deprem, sel, heyelan gibi afetler bizi önceliklerimizi değiştirmeye mecbur bırakmıştır. Bir süredir bu konudaki hassasiyetimizi hem kentsel dönüşüm çalışmaları hem yeni imar planları hem estetik önceliği ile zaten hayata geçiriyorduk. Yaşadığımız her afet, bizi bu konuda daha kararlı hareket etmeye yöneltmektedir. İnşallah hep birlikte bizden sonraki nesillere her bakımdan daha güvenli ve yaşanabilir bir Türkiye bırakacağız. Ülkemizdeki 83 milyon vatandaşımızın her birinin de aynı anlayış ve kararlılıkla hareket edeceğine inanıyorum. Özellikle ekranlarda izlediğimiz Giresun Dereli tamamıyla.... Dereli'nin merkezinin nasıl kayalarla dolup taştığını, bütün mağazaların, dükkanların ne durumda olduğunu gördük. Aynı şekilde Espiye, aynı şekilde merkez..."
Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un olay olur olmaz afet bölgesine geçtiğini, burada Giresun milletvekilleri ile çalışmaları yerinde izlediklerini, atılması gereken adımları attıklarını söyledi.

"Giresun'a iki bakan daha gidecek"

Jandarmalardan şehit olanların, sivil vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin bulunduğunu, yaralılar olduğunu belirten Erdoğan, bunların takibinin yapıldığını ifade etti.
Bakan Pakdemirli'nin çıkan yangın nedeniyle Giresun'dan Adana'ya geçtiğini dile getiren Erdoğan, şimdi de Giresun'a Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'i de göndereceklerini anlattı.
Erdoğan, bakanların, kara yollarında, enerjide bir sıkıntı olup olmadığını yerinde takip edeceğini, Karayolları Genel Müdürü orada olmasına rağmen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu'nun da orada bulunmasını istediğini aktardı.
Altyapı ile ilgili sıkıntıların bir an önce giderileceğini belirten Erdoğan, "Çöken köprüler var. Bu köprülerin yeniden inşası ve bununla birlikte atılacak başka ne gibi adımlar varsa bu adımların atılması Bakanlarımızın nezaretinde olsun istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Karadeniz'deki doğal gaz rezervi

Erdoğan, Türkiye'nin kalkınma mücadelesindeki en büyük sıkıntılarından birinin enerjideki yüksek oranlı dışa bağımlık olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye her ne kadar ufak tefek petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olsa da bunların, ihtiyacın yanında adeta devede kulak misali kaldığına işaret ederek, "Büyüyen bir ülke olarak enerji ihtiyacımızın sürekli yükselmesi, dışarıya ödediğimiz kaynağın da hep artması anlamına geliyordu. İhracatımızı fevkalade artırmamıza rağmen enerjideki bu yapısal sıkıntı sebebiyle cari açığımızı bir türlü kapatamıyorduk." diye konuştu.
Önce yerli ve milli imkanları seferber ederek enerjideki bu dev açığa kısmi de olsa bir çözüm getirmeye çalıştıklarını, elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynak oranını üçte ikinin üzerine çıkardıklarını ancak petrol ve doğal gazda dışa bağımlılığın bulunduğunu belirten Erdoğan, milli enerji ve maden politika belgesini 2017'de kamuoyu ile paylaşarak bu çerçevede yeni bir dönemi başlattıklarını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, derin deniz aramaları için ilk sondaj gemisini alarak "Bismillah" dediklerini, ardından ikinci sondaj gemisini, bu yılın başlarında da üçüncü sondaj gemisini aldıklarını anlattı.
"Fatih, Yavuz, Kanuni adını verdiğimiz bu derin deniz sondaj gemileriyle dünyanın en büyük filolarından birine sahip olduk." diyen Erdoğan, bunlarla birlikte de Oruç Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemilerini hizmete soktuklarını anlattı.
Doğu Akdeniz'de yürüttükleri çalışmaları engellemek isteyenlere karşı gerektiğinde zor kullanma pahasına Türkiye'nin haklarına sahip çıkacaklarını gösterdiklerine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yetki alanları yanında Libya ile yaptığımız anlaşmanın ülkemize tanıdığı imkanları sonuna kadar kullanmak üzere harekete geçtik. Akdeniz'in en uzun kıyısına sahip devleti olarak ülkemizin hakkının, hukukunun, çıkarlarının gereğini tereddütsüz bir şekilde yerine getirdik. Bunlarla yetinmedik. Karadeniz'i de arama alanımıza dahil ettik. Azim ve kararlılıkla bu çalışmaları hayata geçiren eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Berat Albayrak ile halihazırdaki bakanımız Fatih Dönmez beylere buradan bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum."

"Tek kuyu değil, bu kuyuların sayısı 2, 3, 4 devam edecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nihayet 9. sondajda ülkenin bugüne kadar tespit ettiği en büyük rezervi bularak emeklerinin karşılığını aldıklarını belirtti.
Karadeniz'de Sakarya Gaz Sahası adını verdikleri bölgede 320 milyar metreküp rezerve sahip doğal gaz kaynağı keşfettiklerini dile getiren Erdoğan, ülkenin geleceği açısından hayati öneme haiz bu müjdeyi geçen cuma günü milleti ile paylaştıklarını hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
"Tespit edilen rezervin çok daha büyük bir kaynağın ilk habercisi olduğu yönünde kuvvetli bulgular var, inşallah bu müjdenin devamı gelecek. Tek kuyu değil, bu kuyuların sayısı 2, 3, 4 devam edecek. Bu kuyuların sayısının tabi fazla oluşu, oradaki ümitlerimizi çok daha artırıyor. Gazın fiilen milletimizin hizmetine sunulması 2023 yılını bulacak. Önümüzdeki süreçte, Akdeniz'de de benzer müjdeli haberler alacağımızı ümit ediyoruz. Ülkemiz, artık enerji liginde en üst basamağa çıkmış bulunmaktadır. Elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynaklarla bağımsızlığını ilan eden Türkiye, doğal gaz ve petrolde de benzer bir seviyeye ulaştığında Allah'ın izniyle önünde yepyeni bir dönem başlayacaktır.
Bu vesileyle güneş enerjisi konusunda büyük bir hamle başlatıp hem yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelimizi yükselteceğimizi hem de atıl kaynakları ekonomiye kazandıracağımızı belirtmek istiyorum. Yıllardır dışarıya oluk oluk akıttığımız kaynaklarımızı artık kendi ülkemizin kalkınması, milletimizin zenginleşmesi, hedeflerimizin gerçekleşmesi için kullanacağız."

"İnsanımızın önünde yepyeni ufuklar açıyoruz"

Erdoğan, Türkiye'nin geleceğin yüksek teknolojiye dayalı dünyasında yer alınmasını sağlayacak çalışmaları da ihmal etmediklerini belirterek, savunma sanayinden ticari kullanımlara kadar her alanda Türkiye'yi hak ettiği seviyeye çıkartacak çalışmaları desteklediklerini, teşvik ettiklerini anlattı.
Kazandıkları her başarının milletin özgüvenini yükselttiğini, daha büyük projelere yönelmesini sağladığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Yıllarca bu milletin önünü kesenlerin kullandığı araçların tümünü yerle yeksan ediyor, insanımızın önünde yepyeni ufuklar açıyoruz. 'Yapılamaz' denilen ne varsa yaptık, 'cesaret edilemez' denilen ne varsa cesaret ettik. 'İzin vermezler' denilen ne varsa izin istemeden yapılabileceğini gösterdik. 'Bedel ödetirler' dedikleri ne varsa gerektiğinde bedelini ödeyerek başardık. Bize 'yıkılmaz kaleler' olarak gösterilen sırça köşkleri harekatlarımızla tuzla buz ettik. Bize 'aşılmaz bentler' olarak gösterilen kilden duvarları cesaretimiz ve atılganlığımızla yıktık geçtik. Bize önünde ayakta kalınamaz seller gibi gösterilen yaptırım tehditlerini sağlam duruşumuzla birer birer boşa çıkardık. Maruz kaldığımız çifte standartlara, çiğnenen teamüllere, ihanet edilen değerlere, ayaklar altına alınan ilkelere rağmen girdiğimiz yoldan geri dönmedik. Siyasette, ekonomide, askeri alanda kendi kararlarını kendi alan, kendi hedeflerini kendi belirleyen, kendi projelerini kendi uygulayan bir Türkiye inşa ettik. İnşallah en zorlu dönemi geride bıraktık. Artık ektiğimiz tohumların hasadını toplamanın, verdiğimiz emeklerin karşılığını görmenin, yaptığımız fedakarlıkların bedelini almanın vaktidir. Bu zorlu mücadelede ülkemizin ve milletimizin yanında yer alan herkesten Allah razı olsun diyorum. Yine bu süreçte kendi halkının safında yer almak yerine gavurun kılıcını çalmayı, Amerika'da, Avrupa'da, Körfez'de hazırlanan senaryoların figüranlığına soyunmayı tercih edenleri de milletimize havale ediyoruz. Rabbim kimseyi teröriste terörist diyemeyen, darbeye darbe diyemeyen, düşmana düşman diyemeyen, milletinin sevinci ile sevinemeyen, üzüntüsüyle üzülemeyen mankurtlardan eylemesin diyorum. Siyasi rekabetle ülkesinin ve milletinin çıkarları arasındaki farkı göremediği için kin, nefret, husumet çukurunda boğulanları kendi akıbetleri ile baş başa bırakıyoruz. Biz 83 milyon milletimizle birlikte daha güçlü, daha büyük, daha huzurlu, daha müreffeh, daha güvenli bir geleceğe doğru başlattığımız bu kutlu yürüyüşü sürdüreceğiz. Bu kutlu yolda bize destek olan, bizimle yürüyen herkesten Allah razı olsun."

"Ülkemiz, toplamda 90 milyar dolara yaklaşan rezerviyle gayet iyi durumdadır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer alanlarda ülkeye diş geçiremeyenlerin hep yaptıkları gibi yine ekonomiye saldırdıklarını vurgulayarak, "Klasik hale gelen döviz kuru, faiz, enflasyon şer üçgenini bir kez daha başımıza musallat etmek için tüm güçleriyle yükleniyorlar. Halbuki ülkemiz, toplamda 90 milyar dolara yaklaşan rezerviyle gayet iyi durumdadır. Merkez Bankamızın mevcut rezervinin 45,4 milyar doları döviz ve 42,8 milyar doları da altın cinsindedir." bilgisini verdi. 2016 yılında altın rezervinin sadece 14 milyar dolar seviyesinde olduğuna işaret eden Erdoğan, "Hem yurt dışındaki altını ülkemize getirerek hem ülkemizde çıkan tüm altını Türk Lirası üzerinden alarak altın rezervimizi yaklaşık üç kat artırdık." dedi.
Türkiye'nin, döviz ve altın kıymetleri bakımından gerçekten önemli bir güce sahip olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"En büyük rezervi de Karadeniz'in altında bulduğumuzu tekrar hatırlatmak isterim. İnşallah bu müjdenin de devamı gelecek. Diğer alanlardaki çalışmalarımızla Türkiye çok yakında doğal gazda dünyanın en büyük rezervlerinden birine inşallah sahip olacaktır. Buradan elde edilen her kuruş kazanç, doğrudan milletimizin hayat kalitesinin yükselmesini sağlayacak çalışmalara gidecektir. Doğal gazın ucuzlamasıyla konuttan sanayiye kadar her alanda milletimizin cebine ilave kaynak girişi sağlayacağız. Yani burada afaki bir buluştan değil, ülkemizi ve milletimizi gerçek anlamda zenginleştirecek somut bir kaynaktan bahsediyoruz. Bu hakikate rağmen ülkemizle ilgili olumsuz hava pompalayanların bir kısmı bunu zaten doğrusuna yanlışına bakmaksızın taammüden yapıyor. Amaçları aslında siyasi sonuç almaktır. Ekonomiyi bir araç olarak kullanıyorlar. Türkiye aleyhinde pozisyon alanların bir kısmı ülkemizde yanlış mecralardan beslendikleri için yanıltılmak suretiyle böyle bir konuma sürükleniyorlar."

Koronavirüs salgınıyla mücadele

Erdoğan, Türkiye'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı en başarılı mücadele yürüten ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Buna rağmen Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlarının Türkiye'yi en kötüler arasına sokma çabasında olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"Aynı şekilde tüm dünyanın takdirini kazanan bir doğal gaz rezervi keşfinin ardından ekonomi notumuzu olumsuza çevirenlerin de bu aklı nereden aldığını, ülkemizdeki kimi manşetlerden ve beyanatlardan görebiliyoruz. Tüm dünyanın borç batağına sürüklendiği, sürekli para basarak ayakta kalmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye kendi değerleri üzerinde kararlılıkla yoluna devam ediyor. Özellikle gelişmiş ülkeler milli gelirlerine göre yüzde 90,7 ortalamayı bulan borçluluk oranlarıyla ekonomilerini çevirmeye çalışıyor. Türkiye bu bakımdan kamu borcunun milli gelire oranında yüzde 35,6 ile gerçekten çok iyi bir yerde duruyor. Faiz ödemelerimizin toplam harcamalara oranı da yüzde 10'u aşmıyor. Bunlar gerçekten çok önemli ve ülkemizin güçlü duruşunu gösteren rakamlardır."
Erdoğan, Türkiye'nin maruz kaldığı onca saldırıya rağmen dimdik ayakta kalmasını hazmedemeyenlerin yeni oyun, tuzak ve senaryolar peşinde koşmalarının şaşırtıcı olmayacağını dile getirerek, "Dışarıda yazılan senaryolara içeride figüranlık yaparak sürekli ülkesi aleyhine malzeme üretenler, gerçekleri ters yüz edip anlatarak önümüze engeller dizenler istedikleri kadar uğrasınlar başaramayacaklar. Herkesin bir hesabı vardır ama hiç şüphesiz en büyük hesap sahibi Allah'tır. Biz Rabbimizin hesabına ram olmuşuz. Onun dışındaki her şeyin üstesinden Allah'ın izni ve milletimizin desteğiyle geliriz. Ülkemizin son 7 yılı bunun sayısız örneğiyle doludur." dedi.

"Oruç Reis çok daha kararlı hareket edecektir" 

Oruç Reis gemisiyle yürütülen sismik araştırmalarla ilgili Navtex adı verilen duyurunun süresinin 27 Ağustos'a kadar uzatıldığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Nokta mı, virgül mü? Buraya ben şimdi bir virgül koyayım. Çünkü bundan sonrası da bunun var. Türkiye'nin Uluslararası Denizcilik Örgütü kurallarına uygun şekilde yürüttüğü bu faaliyetlere karşılık Yunanistan yetkisiz şekilde ve şımarıkça bir edayla kendi Navtex mesajını yayınlamıştır. Her şeyden önce Yunanistan'ın bölgede böyle bir Navtex ilanına hakkı yoktur. Yapılan bu açıklama bölgede bulunan tüm gemilerin kıyı ve seyir emniyetini tehlikeye atan bir şımarıklıktır. Uluslararası hukukta, iyi niyete, komşuluk ilişkilerine aykırı bu tutumuyla Yunanistan kendi kendini içinden çıkamayacağı bir kaosun içine atmıştır. Bundan sonra bölgede yaşanabilecek her olumsuzluğun tek müsebbibi Yunanistan, tek zarar gören de yine bu ülkenin kendisi olacaktır. Yunanistan'ı Türk donanmasının önüne atanların, yarın yaşanacak bir sıkıntıda asla ortada gözükmeyeceklerini bizim kadar Yunanlı komşularımızın da bilmesinde fayda mülahaza ediyorum. Türkiye, ne Oruç Reis gemimizin ne ona refakat eden donanma unsurlarımızın faaliyetlerinden en küçük bir geri adım atmayacaktır. Tam tersine bu bölgede hakkını ve hukukunu koruma konusunda çok daha kararlı hareket edecektir. Bundan sonrasını düşünecek ve ortaya çıkacak sonuçlara katlanacaklar, Navtex ilan ettiğimiz bölgede karşımıza çıkacak olanlardır."

"AB'nin bizi tam üye yapmaya en başından beri niyeti yokmuş" 

Türkiye'nin yaklaşık 200 yıldır demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi Batı merkezli doğup gelişen ve fakat evrensel değerler haline dönüşen bir çizginin takipçisi olduğunu ifade eden Erdoğan, bu değerlerin önemli bir kısmının ve çok daha ilerisinin milletin medeniyet ve kültür tarihinde mevcut olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin, yaşanılan kayıplara ve acılara rağmen bu değerleri sonuna kadar korumayı yaşatmayı başardığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
"Öyle ki Batı toplumlarının tamamının sömürge peşinde koştuğu bir dönemde biz dost ve kardeş olarak gördüğümüz halkların güvenliği ve esenliği için kendi canımızı vermeye devam ediyorduk. Petrol kaynakları için insan canının hiçe sayıldığı dönemlerde, biz önceliğimizi daima yaşamaya ve yaşatmaya vermiş bir milletiz. Bu erdemli duruş Batı'nın kurduğu demokratik ve ekonomik sistemin dünya çapında egemen olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Nitekim biz de Osmanlı'dan itibaren aşama aşama bu sistem içinde yerimizi almanın gayreti içinde olduk. Cumhuriyetin ilanıyla bu doğrultuda çok daha keskin ve geri dönüşü olmayan bir tercihte bulunduk. Gerçi biz bu tercihi yaptık ama Batı'nın bize hiçbir zaman aynı niyetle yaklaşmadığını da kabul etmek durumundayız."
"Hangi reformu yaparsak yapalım, hangi adımı atarsak atalım, hangi değerlerimizden taviz verirsek verelim Batı bizi hiçbir zaman kendisi gibi görmedi." diyen Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu gerçeği Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde bizzat yaşamış bir kişiyim. Avrupa Birliği ile olan görüşmelerin hep içindeydim. Ama Avrupa Birliği liderlerinin hep tutarsızlıklarıyla karşı karşıya olduk. Hiçbir zaman dürüst olmadılar. Hiçbir zaman sözlerinin arkasında durmadılar. Ülkemizin tam üyeliği için hangi şartları önümüze getirdilerse 'tamam' dedik, ne dedilerse yaptık, ne istedilerse taahhüt ettik. Fakat sonuçta ortaya çıktı ki Avrupa Birliği'nin bizi tam üye yapmaya en başından beri niyeti yokmuş. O güne kadar önümüze getirilen her şey oyalama taktiğinden ibaretmiş."

"Fırat Kalkanı Harekatımıza bile bu ülke destek vermedi" 

Söz konusu süreçte Avrupa Birliği'nin bir değerler ve ilkeler bütünü değil, bir grup ülkenin saplantılarının esiri bir yapı olduğunu gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hala da aynı saplantıyla bize yaklaşıyorlar. Ülkemize karşı teröristleri destekliyorlar. İşte Yunanistan'dan teröristler giriyor, FETÖ'sü giriyor, PKK'sı giriyor. Gittiği yer neresi Almanya. Almanya'da bunlara oturum da veriyorlar. Bir diğer kısmı da bakıyorsunuz Fransa'ya gidiyor. Bir diğer kısmı bakıyorsun bir başka yere gidiyor ve onlara buralarda ev sahipliği yapıyorlar. Dostluk bu mu? Bunlarla baş başa oturup konuştuğumuz zaman maalesef bunları inkar da ediyorlar. Her türlü marjinal grubu destekliyorlar, her türlü sapkınlığı destekliyorlar. Bir tek bu ülkenin istiklali ve istikbali uğrunda gerektiğinde hayatını feda etmeyi göze alan milletine saygı duymuyor, onun yanında yer almıyorlar. Türkiye'ye karşı sergilediği iki yüzlü tavır Avrupa Birliği'nin sonunda ilanı olmuştur. Artık dünyada hiç kimse bu birliğe bir değerler ve ilkeler manzumesi olarak bakmıyor."
Erdoğan, Amerika'daki kimi çevrelerden de benzer bir yaklaşıma maruz kaldıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bu ülke yıllarca NATO ittifakının doğu kanadının en önemli üyesi olan Türkiye'yi terör örgütleri ile mücadelesinde yalnız bırakmıştır. DEAŞ'a karşı Suriye'de başlattığımız ve bugün dördüncü yıl dönümü olan Fırat Kalkanı Harekatımıza bile bu ülke destek vermedi. Ne yazık ki bir terör devleti kurulmasını da önünü açtılar. Bu terör devletinin kurulması ile ilgili olarak da her türlü silah desteğini binlerce kamyonlarla, evet Fırat'ın doğusuna yığdılar. Bunları konuştuğumuz zaman kendileriyle 'yok böyle bir şey' dediler. Hepsi var. Kayıtlarımızda var, istihbari bilgilerimiz de var, var oğlu var. Hatta bununla kalmamış PKK/YPG terör örgütüyle bir olup ülkemize karşı pozisyon almışlardır. Demokratik hukuk devleti yerine terör örgütleriyle hareket etmeyi tercih eden bu hastalıkta zihniyet Amerikan siyasetini esir almıştır. Ülkemiz, terör örgütlerinin saldırılarına uğradığında kafasını çeviren, darbeye maruz kaldığında heyecanla neticeyi bekleyen, darbeciler yenilince hepsine kucak açan bu zihniyet demokrasinin yüz karasıdır. Daha acısı, Amerika'daki politikacıların Türkiye'yle ilgili faşist planlarını, niyetlerini, hesaplarını gizleme gereği dahi duymadan ifşa edebilmesidir."

ABD Başkan Adayı Biden'ın açıklamaları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkan Adayı Joe Biden'ın açıklamalarına tepki gösterdi.
"Türkiye'de darbeyle yapamadıklarını muhalefeti destekleyerek gerçekleştirmeyi düşündüklerini' kameralar önünde söylemekten çekinmiyorlar. Ya dostluğumuz var, oturup konuşmuşluğumuz var, en azından bir oturup çay içmişliğimiz var. Böyle bir ifadeyi bizim için nasıl kullanırsın ama kullandılar." değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, bu hezeyana cevap vermesi gerekenin kendilerinden önce muhatap olarak gösterilen muhalefet olduğunu vurguladı.
Kendisinin bu açıklamalara cevap vermediğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ülkemiz muhalefeti, bu ağır ithama tepkisini tüm şiddetiyle ortaya koymak yerine konunun niye aylar sonra gündeme geldiği gibi bir zırvanın arkasına sığınmayı tercih etmiştir. Çünkü bunların kafasında askeri darbeden hukuk ve emniyet darbesine, siyasi darbeden toplumsal kaosa ve teröre kadar her türlü faşist yol ve yönteme yer vardır. Hayatlarının hiçbir döneminde umutlarını millete bağlamamış, gözleri hep dışarıya dönük olan bu siyasi anlayış Türkiye'nin en büyük ayıbı ve kayıbıdır. Seçimlerde delikanlıca milletin karşısına çıkıp yarışmaya bile cesaret edemiyorlar. Bunun yerine şeytana pabucunu ters giydirmeyi hedefleyen binbir alavere dalavere ile siyaset mühendisliği oyunu oynuyorlar. Türkiye ve Türk milleti için kalplerinde hiçbir hayali, kafalarında hiçbir projesi olmayanların tek yapabildikleri onun külahını buna, bunun külahını ona giydirmek suretiyle illüzyon peşinde koşmaktır. Biz, 'harbi olun, hasbi olun, mert olun, delikanlı olun, yenileneceksiniz, öyleyse şerefinizle yenilin', bunu söylüyoruz. Onlar Amerika'dan Avrupa'ya, terör örgütlerinden marjinal gruplara kadar gördükleri her melanete sarılıyorlar. Kin, husumet ve bağnazlıkla kararan gönüller gözleri de kör ediyor. Hem de öyle bir kör ediyor ki kimlerle yürüdüklerine, kimlerden destek aldıklarına, kimlere hizmet ettiklerine dahi bakmıyorlar."
Erdoğan, Türkiye siyasetinin tek mottosunun "Tayyip Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin" haline dönüşmesinin yüreklerini acıttığına işaret etti.
"Biz milletimizin desteğiyle sandıkla geldik, gideceksek de öyle gideriz." diyen Erdoğan, bunun kararını, terör örgütlerinin, marjinal sapkın grupların, ABD'nin, Avrupa'daki husumet odaklarının veremeyeceğini, tek karar merciinin millet olduğunu vurguladı.
Milletin iradesi dışında yol ve yöntem arayanların Türkiye'ye tek verebildiklerinin, vesayet, cunta, darbe, terör, kaos, fakirlik ve huzursuzluk olduğunu belirten Erdoğan, AK Parti'nin bu çarkı milli iradenin üstünlüğüyle kırdığı için 18 yıldır iktidarda bulunduğunu, çareyi millette değil de dışarıda arayanlar için bundan daha büyük örnek ve ibretin olmayacağını söyledi.

"Karşımızdaki zihniyetin çapsızlığını da hesaba katıyoruz"

Allah'ın izni ve milletin desteğiyle 2023'te de Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceklerini bildiren Erdoğan, muhalefetin ısrarla sarıldığı faşist kafayı değiştirmediğinde de 2028 seçimlerinde aynı şeylerin konuşulacağını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni nesillere 2053 ve 2071 vizyonlarını emanet ediyoruz derken karşımızdaki zihniyetin çapsızlığını da hesaba katıyoruz. Bu tarihlerin afaki, hayal değil, her geçen gün yaklaşan menzil olduğunu da hatırlatmak istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Dünyayla birlikte Türkiye'yi de etkisi altına Kovid-19'la mücadelenin sürdüğünü anlatan Erdoğan, son dönemde bu konuda olumsuz bir görünümle karşı karşıya kalındığına değindi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Düğün, cenaze, taziye ve tatil gibi toplu etkinlikler, virüsün yayılma alanları haline dönüştü. Hele hele plajlar, buralar ayrı bir felaket. Buralarda yayılma alanı çok çok fazla. Can kaybında küçük de olsa bir artış yaşanıyor. Bundan dolayı üzüntülüyüz. Milletimizden bir kez daha, 'TMM' diye ifade ettiğimiz, temizlik, maske ve mesafe kurallarına sıkı şekilde riayet etmesini istiyoruz. Bunlar rastgele ifade edilen, laf olsun diye tekrarlanan kurallar değildir. Her bir kuralın gerisinde çok büyük tecrübe, emek, bedel ve acı vardır."
Temizliğe dikkat etmeyen, maskesini takmayan, fiziki mesafeye uymayan her kişinin kendisiyle birlikte temas ettiği herkes için sonu ölüme kadar varan bir tehdit kaynağı haline dönüştüğünü unutmamasını isteyen Erdoğan, bazılarının taşıyıcı oldukları için hastalığın ağır etkilerini hissetmeyebileceğini vurguladı.
Bu kişilerin, virüs bulaştırdıkları insanların büyük acılar çekmesine, hayatını kaybetmesine yol açtıklarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmaması gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, kendi ailesine, sevdiklerine veya hiç tanımadıklarına böylesine bir kötülük yapmanın, akıl ve vicdan sahibi hiçkimsenin altına giremeyeceği vebal olduğunu dile getirdi.

"Sigaralarınızı çöpe atın"

"Milletimden bir kez daha rica ediyorum, Türkiye şu illeti yenene kadar lütfen kurallara uyalım, uymayanları ikaz edelim." ifadesini kullanan Erdoğan, "Lütfen, şu sigaralarınızı artık çöpe atın. Biliniz ki en büyük tehdit unsurlarından biri de o sigaradır. Kendi kendinize adeta ölüm fermanını imzalıyorsunuz, o sigaranın dumanıyla. Bunu da bir kenara koymanız lazım. Her türlü toplu etkinliğe bu sürede ara verelim. Düğünlerimizi az sayıda katılımla ve kısa sürede yapmanın bize hiçbir maliyeti olmaz." şeklinde konuştu.
Erdoğan, bu süreçte sevdiklerinin düğünlerine gitmediğini, kendilerini makamında ağırlayarak hediyelerini takdim ettiğini belirtti.
"Taziyelerimizi telefonla bildirmek, Fatiha'mızı uzaktan okumak aynı sonucu verir. Tatilimizi kısa tutmak ve izole şekilde yapmak bizi aynı şekilde dinlendirir." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ülkemizin normalleşme adımlarını daha ileriye taşımak için bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak mecburiyetindeyiz. Hasta, yoğun bakım ve vefat sayılarını belirli bir çizginin altına düşürmeden hiçbirimiz rahata, huzura ve güvene kavuşamayız. Türkiye'nin, üretimde, istihdamda, ihracatta hedeflerine ulaşabilmesinin yolu da salgının seyrinin düşüşünden geçiyor. Libya'dan Suriye'ye, Doğu Akdeniz'den Karadeniz'e kadar geniş bir alanda tarihi mücadele yürüten bir ülke olarak gücümüze, dikkatimize, enerjimize sahada ihtiyacımız var. Bu büyük potansiyeli salgına kurban vermeyelim. Denizi geçtiğimiz bir yerde derede boğulmamak için hep birlikte çok daha dikkatli, dirayetli, kararlı hareket edelim."


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html