BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Akşener sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Akşener sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

5 Ekim 2018 Cuma

MHP Üsküdar ilçe teşkilatını görevden aldı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Akşener'in Evinin Önünde Toplanan MHP'liler, "Hareketin Lideri Devlet Bahçeli" Sloganları Attı.

 MHP Lideri Bahçeli'nin, İYİ Parti Lideri Akşener hakkındaki açıklamaları sonrası bir grup MHP'li, Akşener'in evinin önünde toplanıp, "Hareketin lideri Devlet Bahçeli" sloganları attı. 

Gruba sert tepki gösteren Akşener, sosyal medyadan Bahçeli'ye, "Başka anaların çocukları üzerinden yiğitlik olmaz. 

Yüreğin yetiyorsa kendin gel, bekleriz." dedi.




İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sosyal medyadan yaptığı açıklamalara, "Demirden korksak trene binmezdik" şeklinde yanıt verdi. 

Gecenin ilerleyen saatlerinde MHP'li bir grup, Akşener'in evinin önünde toplanarak "Hareketin lideri Devlet Bahçeli" sloganları attı.





"BU HANIMEFENDİYE SON İHTARIM"



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sosyal medyadan, "Bu hanımefendiye son ihtarım, bölmek ve yok etmek istediğin MHP'ye karşı sinir ve sınırları ihlal eden vandal tutumuna devam edersen sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsın. 

Demedi deme, büyük lafı dinle!" açıklamaları sonrası bir grup MHP'li, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in evinin önüne gelerek, "Hareketin lideri Devlet Bahçeli" sloganları attı.



"YÜREĞİN YETİYORSA GEL, BEKLERİZ"



Olayın ardından sosyal medya hesabından paylaşım yapan Akşener, "Başka anaların çocukları üzerinden yiğitlik olmaz. Yüreğin yetiyorsa kendin gel, bekleriz Devlet Bahçeli" dedi.

İYİ Partililer, Meral Akşener'e Destek Vermek İçin Evinin Önünde Toplandı

MHP'liler dün gece İYİ Parti lideri Meral Akşener'in evinin önünde toplanarak sloganlar atmıştı. İYİ Partililer Genel Başkan'a destek vermek için gece saatlerinde Akşener'in evinin önünde topladı.

MHP'liler dün gece İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in evinin önünde toplanarak sloganlar atmıştı. Partililer, Genel Başkan'a destek vermek amacıyla evinin önünde toplandı. Akşener, gece saatlerinde evinin önünde toplanan partililere bir konuşma yaptı. Akşener konuşmasında "Ben buraya gelen elli kişiden şikayetçi olmadım. Çünkü onlar gariban çocuklar" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in evinin önünde akşam saatlerinde toplanan bir grup ile Akşener arasında gerginlik yaşandı. Akşener'in Beylerbeyi'ndeki evinin önünde toplanan bir grup, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli lehine slogan atmaya başladı. 

Evinin penceresine çıkan Akşener ise gruba tepki gösterdi. Akşener, Twitter hesabından yaşanan olaya ilişkin görüntüyü paylaştı. Gece saatlerinde ise Meral Akşener'in evinin önünde protesto olduğunu öğrenen İyi Partililer Akşener'in Beylerbeyi'nde ki evinin önüne geldi.


"GELENLERDEN ŞİKAYETÇİ OLMADIM"



Burada sloganlar atan partililere Akşener bir açıklama yaptı. Akşener, "Türkiye'nin daha iyiye gitmesi, gençlerimizin umudunun yeniden yeşermesi için bu yola çıktık. Biz bir aileyiz, Vakur olacaksınız, sakin olacaksınız, sağduyulu olacaksınız. Bizi özellikle bir kavganın içine çekmeye çalışıyorlar. Ben buraya gelen elli kişiden şikayetçi olmadım. Çünkü onlar gariban çocuklar, Talimat verildiler, geldiler." dedi.
Akşener'in açıklamasının ardından toplanan partililer dağıldı.

Meral Akşener'in Evine Baskına Giden 11 Şüpheli Gözaltına Alındı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in evinin önüne giderek MHP lehine sloganlar atan gruptan 11 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in evinin önüne giderek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli lehine sloganlar atarak tehditler savuran gruptan 11 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan 11 kişinin Üsküdar Asayiş Büro Amirliği'ndeki işlemleri devam ediyor.


DİĞERLERİNİN YAKALANMASI İÇİN ÇALIŞMA YÜRÜTÜLÜYOR



İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Üsküdar Beyberbeyi'nde bulunan evinin önüne dün akşam gelen grup gerginliği neden olmuştu. Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri yaptığı çalışmalar sonrası MHP Üsküdar İlçe Başkanı Hakan Aslan beraberindeki 11 kişiyi gözaltına aldı. Polis ekipleri diğer şüphelileri yakalamak için olayla ilgili güvenlik kamera görüntülerini incelemeye devam ediyor. Gözaltına alınan 11 kişinin Üsküdar Asayiş Büro Amirliği'ndeki işlemleri devam ediyor.


MHP Üsküdar ilçe teşkilatını görevden aldı



MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın: Üsküdar İlçe Teşkilatı, İl Başkanlığı ve Genel Merkez'in bilgisi dışında hareket ettiği için görevden alınmıştır.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki sert atışmalardan sonra bir grup MHP'li Akşener'in evinin önünde protesto düzenlemişti.

Meral Akşener evinden çektiği görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşarak tepki göstermişti.

MHP'den bugün flaş bir hamle geldi. Parti yönetimi Üsküdar İlçe Teşkilatını feshettiğini duyurdu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın yaptığı açıklamada, "Üsküdar İlçe Teşkilatı, İl Başkanlığı ve Genel Merkez'in bilgisi dışında hareket ettiği için görevden alınmıştır." ifadelerini kullandı.

30 Ekim 2017 Pazartesi

SANKİ YENİ PARTİYİ AYDIN DOĞAN KURDU!

Kim ne derse desin Aydın Doğan bir Türkiye gerçeğidir. Yaşı 81'e ulaşmasına rağmen, anlaşılan o da medya-siyaset-ticaret ilişkilerinde bu konumunu kaybetmek istemiyor. Aydın Doğan ticaret ve medyada yükselişini aynı zamanda siyaseti dizayn etmekte kullanmış biri olarak anılmaktadır. Hakkındaki tüm yorumlar ve yazılar bu şekildedir ve tarihe de şimdiden böyle geçmiştir. Ya da başka bir sonuç olarak, 1980 sonrası onun yükselişini sağlayanlar, onun üzerinden kendi konumlarını belirliyor. Bizim gördüğümüz önde Aydın Doğan silueti iken belki de arkada ona yön tayin eden farklı yüzler vardır.
Bugün Aydın Doğan'ı niye mi yazıyorum?
Aslında her şey yukarıda özetlediğim cümlelerin içinde çok belirgindir. Aydın Doğan bu yaşa gelmesine rağmen medya-siyaset-ticaret noktasında hala doyuma ulaşmış gözükmemektedir. Ya da onu kullanan hangi güçlerse, onu gözünü bu dünyaya kapatana kadar kullanmaya karar vermiştir.
Aydın Doğan, medya-siyaset-ticaret alanında güçlendiği günden itibaren kendisini hep siyasi iktidarların terbiyecisi olarak görmüştür. Bu sebepten dolayı önünde engel gördüğü diğer medya patronlarıyla bile kavga etmiştir.
Bu kavgaların temelinde elbette siyaseti dizayn etme ve iktidarlara yön vermede tek odak olma düşüncesi vardı. Aydın Doğan bu konularda hep on adım önde olmuştur. Olamadığı vakitler iktidarlara medyası aracılığıyla kafa tutma yolunu tercih etmiştir. Tansu Çiller ile olan kavgası, merhum Ecevit'e karşı DSP'yi bölme girişiminde aktif rol almaları ve bölme figüranlarına medya desteği vermeleri, AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte yakınlaşması ve sonradan AKP ile kavgaya tutuşması arşivlere girmiş kavgalardır. Özellikle 7 Haziran seçimlerinde Selahattin Demirtaş'ı ve HDP'yi parlatan Aydın Doğan medyasının, 1 Kasım seçimleri sonrası MHP'yi hedef alması hep bu siyaseti dizayn etme çabası yüzünden olmuştur.
1 Kasım seçimleri sonrası MHP'ye yönelik oluşturulmaya çalışan algıda Aydın Doğan medyasının büyük katkısı olmuştur. İşte bu noktada Tansu Çiller'le olan kavgalarının çok büyük önemi vardır.
"MHP'ye yönelik 1 Kasım seçimleri sonrası algı çalışmalarında, Tansu Çiller'in DYP Genel Başkanı ve Başbakan olduğu döneme ait Aydın Doğan kavgasının ne alakası var?" diyebilirsiniz!
Konu Meral Akşener olunca bağlantıyı kuracağız. Ama bu tuhaflığı biz çözemedik, çözebilecek varsa buyursun…
Aydın Doğan medyası, Meral Akşener DYP Genel Başkan yardımcısı ve İçişleri Bakanı iken yaptığı haberlerle, manşetlerle siyasette en çok kavga ettiği kişi iken, özellikle 1 Kasım seçimleri sonrası FETÖ'nün MHP'yi ele geçirme operasyonlarında adeta ona omuz vermişlerdir. Hürriyet gazetesi, CNN Türk, Kanal D adeta seferberlik başlatmıştı. Her programa MHP'de operasyon yapmak isteyenler çıkarılıyor, onları parlatmak Aydın Doğan'ın özel kalemi olan Ahmet Hakan'a düşüyordu. 15 Temmuz darbe girişimine kadar bu böyle sürdü. 15 Temmuz sonrası korktular ve bu parlatma işine ara verdiler. Şimdi ise yeni bir parti kurulmasıyla yine coştular, ayağa kalktılar, atağa geçtiler. Yeni kurulan partiyi(İP), sanki Meral Akşener değil, adeta kuran Aydın Doğan gibi…
Yine seferberlik halindeler… Meral Akşener'in yeni partisi kurulunca Aydın Doğan'a en yakın yazarlar Ahmet Hakan ve Taha Akyol adeta kendinden geçmiş ve ağızları kulaklarına varmıştır. Aydın Doğan'ın televizyonları ve gazeteleri Meral Akşener'i ve onun partisini parlatmak için olağanüstü bir çaba veriyorlar.
Merakımız şudur; Meral Akşener'le ölümüne kavgalı olan Aydın Doğan'ın bugün bu noktaya gelmesini sağlayan güç nedir?
Aydın Doğan'a yön tayin edenler kimlerdir?
Mesela bu haber Hürriyet gazetesinde bu başlık ve içerikle çıkmıştı.
"12 Eylül 1996 (Hürriyet) BASINA TEHDİDE MECLİS'TE BÜYÜK TEPKİ
Meral Akşener'in Hürriyet ve Milliyet gazeteleri ile Aydın Doğan'ı ölümle tehdit etmesi Meclis'te infial yarattı. "
Meral Akşener Aydın Doğan'ı ölümle tehdit ettiyse, Aydın Doğan'ın ona siyasi yaşam başarısı sunma çabası neyin ifadesidir?
Elbette Aydın Doğan medyasında Meral Akşener'le ilgili sadece bu haberler çıkmamıştı. Neler çıkmıştı neler… İsterseniz bir hatırlayalım.
20 Eylül 1996 (Hürriyet) AKŞENER'E YARGI TOKADI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Meral Akşener'in milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla fezleke hazırladı.
9 Kasım 1996 (Hürriyet) "TEHDİTÇİ" BAKAN OLDU
Mehmet Ağar'ı İçişleri Bakanlığından istifa ettiren Tansu Çiller, yerine gazetecilere ölüm tehditleri yağdıran Meral Akşener'i getirdi. Haberin alt başlıklarında Meral Akşener'den "Çillerlerin Sesi" ve Tehditçiliğin Ödülü" şeklinde bahsedildi.
Haberin 24. Sayfada ise aslında Meral Akşener'e Çiller ailesine yakınlığı sebebiyle "Hazır Kıtalar Komutanı" ve "Tansu Hanım'ın İkinci Suna Ablası" dendiği bildirildi.
10 Kasım 1996 (Hürriyet) YENİ BAKANA MÜTHİŞ ÖFKE
Akşener'in İçişleri Bakanlığı'na getirilmesini basın organları toplu şekilde protesto etti. Haber alt başlıklarda "Tehditçiliğin Ödülü" "Hazır Kıta Komutanı" ve "Çiller'in Akbulut'u" başlıklarıyla sunuldu.
Haberin 22.sayfasında köşe yazarlarının Meral Akşener'le dalga geçtiği bildiriliyor.
Oktay Ekşi (Hürriyet): Çiller'in Sosyal Sekreteri
Bekir Coşkun (Hürriyet): İkinci Suna Abla
Cengiz Çandar (Sabah): Getir götür görevlisi
Umur Talu (Milliyet): Joystick Akşener
Mehmet Türker (Gözcü): Özer Çiller'in kuklası
Ahmet Pertev (Gözcü) Bir bu eksikti…
2 Temmuz 1997 (Hürriyet) TÜRK WATERGATE'İ
İçişleri eski Bakanı Meral Akşener'in ordunun içine casus sokarak bilgi topladığı ortaya çıktı.
3 Temmuz 1997 (Hürriyet) GARNİZONLAR GÖZETLENMİŞ
Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'in göreve getirdiği Bülent Orakoğlu bazı askeri birlikleri polisin istihbarat elemanlarıyla gözetletti. Bu ajanlar birliklerdeki hareketleri, giriş ve çıkışları rapor etmeye başladı.
9 Temmuz 1997 (Hürriyet) TEHLİKELİ TAHRİK
İçişleri eski Bakanı Meral Akşener ordu içinde bir cunta kurularak darbe hazırlandığını söyleyip polisle askeri karşı karşıya getirmeye çalıştı. Bu da tepkilere neden oldu. Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin: Bunları söyleyenin cezai ehliyeti yoktur. Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez: Allah akıl versin. Eğer orduda hiyerarşi dışı örgütlenme varsa ispat etmesi gerekir.
5 Eylül 1997 (Hürriyet) AKŞENER'E ADALET TOKADI
Ankara Başsavcılığı basın kurum ve yetkililerine hakaret ve tehdit ettiği için İçişleri eski Bakanı Meral Akşener'in dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle fezleke hazırladı. Dokunulmazlığı kaldırılırsa Akşener 5 yıla kadar hapisle yargılanacak.
18 Aralık 1998 (Hürriyet) ERTUĞRUL ÖZKÖK: AKŞENER ÇETESİ'NİN KEPÇE KULAKLARI
Ertuğrul Özkök yazısı içerisinde Meral Akşener'in İçişleri Bakanlığı görevi esnasında kurduğu bir çeteyle kendisinin Devlet Bakanı Güneş Taner ve Hürriyet Ankara Temsilcisi Sedat Ergin'le yaptığı konuşmaları dinlettirip teybe aldığını iddia ediyor.
Ertuğrul Özkök devamında Akşener'in emriyle Hürriyet gazetesinin iki defa kurşunlandığını iddia ediyor. Ertuğrul Özkök bunları devletin istihbarat yetkililerinden öğrendiğini söylüyor.
25 Aralık 1998 (Hürriyet) AKŞENER: EVET ANAYASAL SUÇ
Hürriyet yöneticilerinin yasadışı dinlenen telefon konuşmalarının kasetlerini açıklayan DYP Genel Başkan Yardımcısı Meral Akşener "Telefon dinlemek anayasal bir suç. Savunmak mümkün mü" dedi. Meral Akşener telefonları kendisinin dinletmediğini kasetlerin postayla geldiğini ileri sürdü.
19 Aralık 1998 (Hürriyet) AKŞENER: SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDECEĞİM
DYP Genel Başkan Yardımcısı Meral Akşener 1 yıl boyunca Hürriyet'in telefonlarını dinleterek suç işlediği ortaya çıkınca panikledi. "Kasetler bana yollanan bir paketten çıktı" diyen Meral Akşener işlediği anayasal suçu vatanseverlik olarak tanımladı. Meral Akşener "Bunları hangi vatansever yolladıysa ondan devam etmesini rica ediyorum. Hepsini kamuoyuna duyurmaya söz veriyorum. Bu anayasal suçsa bunu işlemeye devam edeceğim" dedi.
26 Aralık 1998 (Hürriyet) AKŞENER YOZLAŞMAYA ÖRNEK
İzmir'de ESAV ile Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'nce düzenlenen "Dünyada ve Türkiye'de siyaset ahlakı" konulu toplantıda Meral Akşener siyasi yozlaşmaya örnek olarak verildi.
29 Ağustos 1999 (Hürriyet) AKŞENER'E DİNLEME AFFI
Telefon dinleme skandalına imza atan Meral Akşener hakkında TCK'nın 195/2 maddesinden hazırlanan fezleke af kapsamına alındı.
3 Ekim 1999 (Hürriyet) AKŞENER GENELEVDEN RÜŞVET ALDI
DYP'de Tansu Çiller muhaliflerinin iddialarına cevap vermek için hazırlanan kitapçıkta Meral Akşener'in bir genelev patroniçesinden milletvekili olmak için 2 Milyon 600 bin Dolar rüşvet aldığı iddia edildi.
22 Ekim 1999 (Hürriyet) TELEKULAK'A REKOR TAZMİNAT CEZASI
DYP'li Meral Akşener telefonunu dinlettiği Hürriyet Yazarı Sedat Ergin'e 15 milyar tazminat ödemeye mahkûm edildi.
Aydın Doğan medyasında geçmişte Meral Akşener ile ilgili çıkan bazı haberler bu şekildedir. Buna benzer daha yüzlerce haber vardır.
Meral Akşener'e "tehditçi" diyeceksin, "siyasi yozlaşmaya" örnek diyeceksin, "Yasadışı yollarla Doğan medyasının telefonunu dinletti" diyeceksin, "Ajanlar aracılığıyla TSK'ya kumpas kurmaya çalıştı" diyeceksin, "Genelevden rüşvet aldı" diyeceksin ama şimdi onu kurtarıcı gibi parlatmaya çalışacaksın…
Aydın Doğan üzerinde acaba nasıl bir baskı var ki, o noktadan bu noktaya nasıl geldi?
Acaba Meral Akşener'le ilgili İnan Kıraç mı yoksa Fethullah Gülen mi etkili olmuştur?
Ünlü mason olarak bilinen İnan Kıraç'ı biliyorsunuz Meral Akşener'in oğlunun düğününde nikâh şahidi olacak kadar ona yakın birisidir.
Aydın Doğan'ın Milliyet ve Hürriyet'i İnan Kıraç sayesinde aldığını da zaten Aydın Doğan'ın "İnan Kıraç'ın Milliyet'i almamda çok büyük manevi katkıları oldu. Hürriyet'i aldığım dönemde de bankalarından kredi aldım." sözlerinden biliyoruz.
Meral Akşener'le ilgili "Onu koruyun, ona sahip çıkın" diyen Fethullah Gülen için Aydın Doğan'ın ortaya çıkan bir telefon kayıtında "Şu anda gerçek olarak demokratlığı Hocaefendi temsil ediyor" dediğini de yanyana getirdiğimizde belki de üzerindeki baskıyı daha net anlarız.
Yaşı 81'e gelmiş Aydın Doğan'ın, bu yaştan sonra korkusu ne olabilir?
Aydın Doğan'a verilen misyon nedir ki, bu yaşına rağmen direnç göstermekte ve siyasi dizayn peşinde koşmaktadır?
Aydın Doğan, PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı parlattın da ne oldu?
Şimdi cezaevinde bağlama çalıyor, resim çiziyor, şiir yazıyor…
Meral Akşener'i parlatınca ne kazanacaksın?
Meral Akşener "Beni ölümle tehdit etti" diyordun, yoksa hala onun tesiri altında mısın?
MHP'den intikam almak isteyenlerin kurduğu yeni parti sonrası masken bir kez daha düştü.
"Pijama ile Başbakan karşılayan Aydın Doğan" imajın ne MHP'ye, ne Ülkücülere sökmez bilesin…
Aydın Doğan yanına Ahmet Hakan'ı ve Taha Akyol'u al, Hürriyet'in arşivini bir gözden geçir…
Bak bakalım ne haldesin…
İP'siz sapsız peşinde koşmanın gerekçesini belki bizlere izah edersin…

Gel bir İYİ'lik yap ve seni tehdit eden, seni kullanan kişileri kamuoyuna açıkla… Belki de bu kendin için bir iyilik olur, baskılardan, tehditlerden kurtulursun… 

24 Ekim 2017 Salı

AKŞENER'İN PARTİSİNDE ÜLKÜCÜLERE YER YOK

Yeni partide ülkücüler OUT, solcular, Sorosçular, siyasi atıklar İN: "Değişim dedik, nerelere geldik?"Ülkücü bir parti kurmayacaklarını açıklayan Akşener’in yeni partisi, taşıyıcı kolon olacakları söylenen ve çantada keklik gibi gördükleri ülkücülerden de ilişkisini kesiyor. Akşener’i destekleyen ülkücüler soruyor: “Değişim dedik, nerelere geldik?”

Meral Akşener’in yeni partisi 25 Ekim’de Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde kuruluşunu ilan edecek. MHP’den ihraç edilenlerin başlattığı “hareket”, Akşener’in başkanlığında siyasi hayatına ilk adımını atacak.MHP Genel Başkanlığı’na adaylığını koyan ancak, MHP’den ihraç veya istifa ederek yeni bir parti kurma girişimini başlatan Meral Akşener “yeni oluşumu” yarın kuruluşunu ilan edecek.

ÜLKÜCÜLERE YER YOK
Akşener’in partisine kurucu olacağı açıklanan isimlere bakıldığında Ümit Özdağ’ın “ülkücü bir parti kurmuyoruz” sözünün gerçekten anlamını bulduğu görülüyor.Akşener’in yeni partisinde siyaset yapacağını ilan edilenlerinden bazıları şöyle:Aytun Çıray, CHP İzmir Milletvekili, DYP Kökenli, 15 Temmuz’dan sonra kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu Üyesi.Taylan Yıldız, Google’ın reklam pazarlama müdürü, Kardeş Türkülerin darbukacısı “dahi” Türk. Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığında Obama gibi tanıtım hazırlamaya çalışmış.Onur Aydın, solcu gömleğini çıkarmayan yönetmen. Akşener’in partisinin kurucularından.Ömer Kayır, ANAP döneminde Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, 28 Şubat sürecinde Başbakanlık Takip Kurulu'nda önemli görevler üstlenmiş. Halen Başbakanlık Müşavirliği gibi kızak bir kadroda görev yapan Kayır, bugün Meral Akşener’in yeni partisinin programını hazırlayan ekibin başında.Yaşar Yazıcıoğlu, ANAP döneminde Başbakanlık Müsteşarı, Hurşit Tolon’un Ankara koordinatörü, Abdurrahim Karslı’nın Genel Başkanlığını yaptığı Merkez Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı.Suat Çağlayan, Siyasi ömrünü tamamlamış DSP’nin eski Bakanı.Aydın Tümen, DSP’nin bakanı, Abdurrahim Karslı’nın Genel Başkanlığını yaptığı Merkez Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı.Murat İde, eski tüfek solcu, MHP’nin kanalı olan Bengü Türk’ün eski genel yayın yönetmeni. Şimdi ise Meral Akşener’in basın danışmanı.Ayfer Yılmaz, İktisatçı 21. Dönem'de DYP'den İçel Milletvekili seçildi. Yılmaz, 53 ve 54. hükümette devlet bakanı olarak görev yaptı.Ahad Andican, tıp doktoru, 20 ve 21. dönemde ANAP'tan İstanbul Milletvekili 1997-1999 yılları arasında da devlet bakanı olarak görev yaptı.
MÜCADELEYE DEĞİL CV’YE BAKIYORLAR
Meral Akşener’in yeni partisine katılmak için Türkiye’nin pek çok yerinde çok sayıda kişi MHP’den istifa etti. Ancak, partinin kurucular kurulunda ve yönetiminde istifa eden ve destek veren ülkücülere pek yer bırakılmadığı hemen göze çarpıyor. Siyaseten tasfiye olmuş, ismi namı unutulmuş pek çok isim Akşener’in yeni partisinde “merkeze” geliyoruz söylemiyle yer buluyor.MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin CV düşkünlüğünün yeni partiye de sirayet ettiği görülüyor. Ülkücüler, sokakta, üniversitede hayatın her alanında verdikleri mücadele ile “sicili bozulurken”, etliye sütlüye karışmayan baba parasıyla yurt dışında okuyan, sicili temiz olanların CV’leri baba kontenjanından yeni partinin kadrolarını dolduruyor.
ÜLKÜCÜLERDEN “PARLAK ÇOCUK” ÇIKMIYOR
MHP’de ve ocaklarda mücadele vermiş bugün Akşener’i “değişim” sloganıyla destekleyen pek çok ülkücü şu soruyu soruyor:“Bizler okullarda, sokaklarda, hayatın içinde Türk Milliyetçiliği için mücadele verdik. Sicilimizi inandığımız, ömrümüzü verdiğimiz davamız için bozduk. Mesela, Dün Dil Tarih Fakültesinde 150 tane PKK’lıya 8 ülkücü ile okulu dar ettik. Bu 8 ülkücünün hakkını, hukukunu bugün kim savunacak? Gençler yeni partiye dolacak diyorlar ama partiye doldurdukları etliye sütlüye karışmamış, CV’leri dolu ‘parlak’ çocuklar. Ne yapalım, biz ülkücülerden ‘parlak’ çocuk çıkmıyor işte.
”“DEĞİŞİM DEDİK NEREYE GELDİK?”
MHP’de değişim adıyla yola çıkan, Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyenler bugün kuracakları yeni partiyi “merkeze” konumlandırırken, Türk Milliyetçiliğini de “vatanseverlik” sloganına indirmiş durumdalar. Vatanseverlik, Türkiye’nin siyaset üstü kavramı ve ortak bileşkesi iken, siyasi bir kimliğe büründürmenin vereceği tahribatı görmezden gelmek mümkün değil. Bugün merkeze gelmek için Türk Milliyetçiliğinden vazgeçenlerin yarın hedeflerine ulaşmak için vatanseverlik kavramını da gündemlerinden çıkartmayacaklarının garantisi var mı?Hayatında hiçbir bedel ödememiş, altlarında arabaları, sırtlarında evleri, ceplerinde paralarından başka yükü olmayanların; Türk Milliyetçilerini ve ülkücüleri, bostanında karpuz gibi görmelerine oluşan tepki giderek büyüyor. Akşener’in “değişim” sloganıyla peşine düşen birçok ülkücü, tepkilerini ortaya koymaya başladı. Facebook ve Twitter gibi sanalda yapılan paylaşımlara bakıldığında artan rahatsızlık çok net şekilde görülüyor. Akşener’i destekleyen ülkücüler artık açıkça soruyor: “Değişim dedik nereye geldik?”Ancak, bu çıkışlar şimdilik bir ortak tepkiye de dönüşmemiş durumda. Bunun en önemli nedeni ise, "ülkücü kimliklerine" güvendikleri kişilerin Akşener’in yeni partisinin kuruluşunun öncesinde ortalarda gözükmemesi. Akşener’e ümit bağlayan ülkücü tabanda, yaşanan bu sahipsizliğin sonuçlarının yeni partinin kuruluşunun ardından büyük bir tepkiye dönüşeceği çok kesin.
SİYASİ ATIKLARLA “UMUT” OLMAK
Görülen o ki, Türk Milliyetçilerinin ve ülkücülerin büyük umutlarla başlattığı “değişim” hareketi bugün Meral Akşener’in liderliğinde çok farklı bir kulvara savrulmuş durumda.Siyasi atıklarla ülkenin geleceğinde söz sahibi olması da oldukça zor gözüküyor. Türkiye’nin gerçeklerinden uzak, "hazırlanmış" veya "servis" edilmiş "paket" programlarla siyaset yapmak, Türk Milletine yeni bir ufuk açmak mümkün değil.Sonuç olarak, Akşener’in yeni partisi de girdiği yeni kulvarda "vazifesini" tamamlayıp, siyasi partiler mezarlığında yerini şimdiden garantilemiş.Bugün eleştirilere, değerlendirmelere kızan, köpürenler yarın ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaklar.

Meral Akşener'den HDP bombası!

Meral Akşener ve yeni partisi gündemden düşmüyor. Akşener'le ilgili bugün ilginç bir iddia ortaya atıldı. CHP'den bir milletvekili transfer eden Akşener'in bu kez HDP için hamle yapmaya hazırlandığı konuşuluyor. Meral Akşener ise yarın partisinin kuruluşunu ve adını duyuracak. Peki Akşener'in görüştüğü sürpriz isim kim?
Meral Akşener'in ekibinden etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştüğü iddia edildi.
Meral Akşener ekibi yeni partinin kuruluş hazırlıklarını yaparken HDP ile de temasa geçti. Yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü.

HDP'DE SİYASET YAPAN KÜRT SİYASETÇİYLE GÖRÜŞÜYOR

Akşener ekibinin görüş alışverişi yaptığı isimlerin içinde içinde Kürt 
siyasetinde yer almış öne çıkan bazı isimler de yer aldı. Kulislere göre yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü.

HDP'Lİ SİYASETÇİNİN CEVABI NE OLDU?

Görüşmenin yeni partiye bir davet olmadığının altı çizilirken bölgedeki gelişmeler ve kurulacak partiyle ilgili görüş alışverişi yapıldığı kaydedildi. HDP'li siyasetçinin detaylı bir değerlendirme için partinin programının ortaya çıkması gerektiği görüşünü ilettiği öğrenildi.

15 Kasım 2018 Perşembe

İyi Parti ümidini PKK uzantısı HDP’ye bağladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Tamer Ashraf
Mahalli seçimler yaklaştıkça, yıkım cephesindeki hazırlıklar hız kazanıyor ve milletin aklıyla alay edenlerin gerçek yüzleri ortaya çıkıyor. Bütün ümitlerini PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye bağlamış durumdalar ve hesaplarını buna göre yapıyorlar. Bir taraftan milletin gazabından korktukları için bu kirli ortaklığı mümkün olduğu kadar gizlemeye uğraşıyorlar. Diğer taraftan aralarındaki pazarlığı sürdürüp, paylaşım yapmaya çabalıyorlar.



HDP İLE ORTAKLIK

Hiç arkadan dolanmaya gerek yok. İP müdiresinin CHP’nin genel başkanıyla yaptığı görüşme, tamamen HDP’yle kurdukları ortaklığı, bu millete nasıl hazmettirecekleriyle ilgilidir. Bu bir iddia değildir ve HDP’den gelen net açıklamaların ortaya koyduğu bir tespittir. HDP Eş Başkanı Pervin Buldan grup konuşmasında, “AKP-MHP dışında hemen hemen bütün partilerle görüşmeler il başkanları düzeyinde oluyor. Onlardan gelenler oluyor, bizden ziyaretler gerçekleşiyor. Şimdilik bu aşamada. İstişareler, ziyaretler diyaloglar devam ediyor.” Demiştir. CHP ile mahalli seçimlerde işbirliği yapabileceklerini açıklamıştır. Aynı şekilde CHP sözcüleri çeşitli defalar HDP’ye selam göndermişler, kapı aralamışlar, hatta açıkça ittifak daveti yapmışlardır. Çeşitli seviyelerde yapılan görüşmelerle yetinilmemiş, Kemal Kılçdaroğlu, HDP’li Ahmet Türk’le mahalli ittifakın detaylarını görüşmek ve bir formül oluşturmak için bir araya gelmiştir. CHP ile HDP birbirlerine bu kadar sıcak ve yakındır ve resmi olmasa da mahalli seçimlerde işbirliği yapacakları kesindir.


SİCİLLERİ MÜSAİT

İP, doğrudan HDP ile biraraya gelecek cesareti bulamadığı için, CHP üzerinden bu ortaklığa dahil oluyor. Kemal Kılıçdaroğlu, büyük ihtimalle Ahmet Türk’le yaptığı görüşme ve düşündükleri formülü, bir araya geldiği İP müdiresine sundu. Başka hiçbir şey bilmesek dahi, sadece bu kadarı CHP, HDP ve İP’in bir yıkım işbirliği hayata geçirmek için uğraştıklarını anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. İP’in sicili HDP ile ortaklık için son derece uygundur. 24 Haziran seçimleri öncesinde birbirlerini korumak ve kollamak için yapılan karşılıklı açıklamalar, kayıtlarda mevcuttur. HDP’nin hapisteki Eşbaşkanı için ortak ağıtlar yakılmış, serbest bırakılması çağırıları yapılmıştır. Seçim sonrasında duyduğumuz, “yanlış yaptık” gibi sözlerin, gerçek yüzlerinin ifşa olmasından korktukları için rol icabı söylendiği, şimdi daha iyi anlaşılıyor.


CHP’NİN SIRTINDA MECLİSE GİRDİLER

İP’i siyaset sahnesine sürenler, bütün gayretlerine rağmen umduklarını bulamamışlardır. Türk milleti oyunu bozmuştur ve hesaplarını alt-üst etmiştir. Barajı dahi aşamamış, CHP’nin sırtında meclise girebilmişlerdir. Cumhurbaşkanı olacaklarını iddia etmiş, HDP’nin bile gerisine düşmüşlerdir. Ne yaparlarsa yapsınlar, tek seçimlik parti olmaktan ileri gidemeyeceklerdir. İçeriden çözülme giderek hızlanmaktadır ve artık önlenemez boyutlara ulaşmıştır. Partiden ayrılanlar, çok çarpıcı ifşaatlarda bulunuyor, partinin idaresinden programlarına kadar çok vahim şeyler söylüyorlar.


VEBAL OMUZLARINDA

Mahalli seçimlerin İP’in sonunu getireceği bellidir ve kendileri de bunun farkındalar. Şimdi son bir hamleyle, denize düşenin yılana sarılması misali, siyasi ömürlerini uzatmak için PKK uzantısı HDP’ye tutunuyor, CHP’ye sarılıyorlar. Siyaseten ömrünü tamamlamış, ama hala son bir şans arayan Mansur Yavaş gibi isimler üzerinden hesaplar yapıyorlar. 24 Haziran seçimlerindeki oy oranı üzerinden bazı illerle ilgili planlar olduğunu hayretle izliyoruz. O oy konjonktürel olarak alındı ve bir daha oraya ulaşmaları imkansızdır. Nitekim, akıl ve izan sahibi herkes aynı şeyi söylüyor. Bütün çabaların boşuna olduğunu görmeleri çok zaman almayacaktır. Milliyetçilik nutukları atarak, Kandil’den talimat alan HDP’ye teslim olmanın vebali omuzlarındadır. Bu vebale ortak olmak istemeyenlerin seslerini yükseltmeleri ve yeni kopmaların yaşanması bizim için sürpriz olmayacaktır. Çözülmenin önümüzdeki dönemde hızlanması kuvvetle muhtemeldir. Cumhur ittifakının mahalli seçimlerde devam etmeyecek olması, bütün siyasi dengeleri bozmuştur. Ancak, kimse hesabını yanlış yapmasın. Bütün siyasi partiler bir samimiyet sınavından geçeceklerdir. Millet her şeyi görüyor ve biliyor. Gereğini yapmak için gününü ve sırasını bekliyor.


HDP Seni Niye Destekleme Kararı Almıştı Akşener?

1.yılını dolduran partisinin her gün istifalarla haber olmasından dolayı bunalan Meral Akşener aklınca gündem değiştirme taktikleri deniyor. Yoksa bu gidişle partisindeki istifalardan dolayı kurucu üye kalmadığını herkes öğrenecek.
En son gündem değiştirme taktiği olarak ”AK Parti ile HDP arasında el altından, masanın altından ve yarın Dolmabahçe Sarayı’na ulaşabilecek görüşmelerin yapıldığını biliyorum ve bunu kamuoyuyla paylaştım.” cümlesini kullandı.
AKP, HDP ile öyle gizli bir görüşme yapıyor mu, yapmıyor mu bilemeyiz. Ama dört yıl önce çokça eleştirdiğimiz bir HDP birliktelikleri vardı. 15 Temmuz sonrasında ise HDP’den hesap soran bir hükümet oldular. Teröre hizmet eden HDP eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklandı. Terör örgütüne hizmet eden HDP’nin elindeki belediyelere kayyum atandı. Zaten AKP bu çizgisini terk eder ve eski günlerine dönerse bu toplum nazarında tamamen bitişleri olur.
Benim anlamadığım, 16 Nisan referandumundan bu yana HDP ile açıktan yahut kapalı kapılar ardında sürekli beraber olan Meral Akşener’in, AKP-HDP ilişkisine dair sözleri kıskançlığın bir ürünü mü yoksa kendi parti gündemini değiştirmek adına bir iftira mı?
16 Nisan referandumunda CHP-HDP ve Meral Akşener tayfası beraber olup “Hayır cephesi” oluşturmadı mı?
24 Haziran seçim sonuçlarından hemen sonra pkk’nın siyasi taşeronu HDP’yi “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi” olarak yüceltmeye çalışan Meral Akşener’in kendisi iken şimdi “el altından görüşmeler” hikâyesini niçin anlatıyor?
“HDP onurumuzdur” yazılarına beğeni atanları ve terörist kampında çekilmiş, pkk propagandası yapan filmin sansürlenmesine tepki gösterenleri, HDP ve Demirtaş’a seçim müziği yapan Kardeş Türküler isimli müzik grubunda çalgıcılık yapmış adamları partisinde kurucu, genel başkan yardımcısı, danışman yapan Meral Akşener HDP’yi AKP’den mi kıskanıyor?
Bu Meral Akşener, düzenlediği bir basın toplantısında MHP’nin oy oranını “Yaptığımız anketlerde 6 puan bizde, 3 puan Tayyip Bey’in şahsına kaymış 3 puan askıda.” diye tarif ederken, KRT isimli televizyonda da terör yardım ve yaltakçısı HDP’yi “HDP barajı aşıyorrr aşıyorrr” diye savunuyor ve HDP propagandası yapıyordu. Yani MHP’yi %0 gösterirken, HDP’nin barajı aşacağını heyecanla müjdeliyordu.
İP’nin milletvekili adayları, parti yöneticileri HDP’lilerin seçim bürolarını ziyaret edip, “İnşallah beraber çalışacağız” , “Ülkeyi beraber kurtaracağız” diye HDP’ye sevgilerini gösterirken bu Meral Akşener niçin hiçbirini görevden almamıştı?
İP Isparta Milletvekili Nuri Okutan’ı, HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen’in de katıldığı CHP’li Şişli Belediyesi tarafından düzenlenen “Bir Arada Yaşamanın ve Barışın İmkânlarını Aramak Ortadoğu Konferansına” gönderen, Hak ve Adalet Platformunca düzenlenen panelde İP Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz’ı HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen ile yanyana oturtan sanki bu Meral Akşener değildi?
4600 teröristin öldürüldüğü Afrin operasyonu için İP parti sözcüsü Aytun Çıray’a “Afrin savaş senaryolarına tamamen karşıyız” açıklaması yaptırıp, milli bir konuda HDP’yle aynı çizgiye gelen sanki bu Meral Akşener değildi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’a “O bir terörist” diye hitap ederken, bu Meral Akşener tüm seçim propagandasını pkk’lı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılıp, rahatlıkla Cumhurbaşkanı adayı olmasını istemedi mi?

HDP sözcüsü Ayhan Bilgen, Meral Akşener’in hangi siyasi duruşuna aşık oldu ki, “2. Tura kalması halinde HDP’nin oyunu Meral Akşener’e vereceğini” söylemişti? HDP’nin bu açık desteğine karşılık Meral Akşener “Benim asla terör yaltakçısı, bölücü zihniyete hizmet veren bir partinin desteğine ihtiyacım yok” tepkisi verdi de biz mi duymadık?
Meral Akşener HDP ile bu derece açıktan samimiyet kurarken, AKP’nin HDP ile gizli görüştüğüne dair iddiası hem güldürücü, hem acıklı oluyor.
CHP, HDP, İP aynı vücudun organı olmuştur. CHP son dört yıldır, Meral Akşener son iki yıldır HDP’nin çizgisinde siyaset yapmakta ve aynı adımları atmaktadır.
İP’ten her istifa edenin Meral Akşener’in “HDP, Demirtaş aşkına” tepki göstererek istifa etmesi bile bunu anlamak için yeterli bir sebeptir.

Bugüne kadar “Balkan kızı” diye anılan, bilinen Meral Akşener’in kendini “Biz aslen Diyarbakırlıyız” diye bir kimliğe oturtması, kendini ziyaret eden Alman Büyükelçiye “Halk, Kürt sorununu bizim çözeceğimize samimiyetle inanıyor.” demesi, HDP’yi Kürtlerin temsilcisi olarak görmesi, teröristbaşı Öcalan’ın “Eşit vatandaşlık” kavramını parti programına alması, parti program taslağında “kürdistan” ifadesine yer vermesi, Anadolu’nun mozaik olduğunu iddia etmesi zaten şimdi nasıl bir çizgide olduğunu anlatmaya yetiyor.
Meral Akşener, sana tavsiyemiz AKP HDP ile görüşecek diye kıskançlık krizine girme. Bak yol arkadaşınız HDP’nin eş başkanı Pervin Buldan “Ne gizli, ne de açık hiçbir şekilde AKP ile görüşmemiz söz konusu değildir. Milletvekillerimizi rehin tutan bir anlayışla asla görüşmeyeceğimizi ilan etmek isteriz. Belediyelerimize kayyum atayan anlayışla, ‘Kürtleri yok edeceğiz’ diyen anlayışla asla görüşmeyiz” dedi.
AKP HDP ile bir görüşme arayışı içinde olursa, sadece CHP, HDP, İP ekibine dâhil olur. Bu durumda da sizin cepheniz güçlenir. Sizin bu durumdan rahatsız olmanız için bir sebep yok ki!

3 Kasım 2017 Cuma

Akşener'in maskesi düştü




Akşener' NED bağlantılı birini başdanışman tayin etmesinin kendisini hedef haline getireceğini düşünememiş kadar saf olabilir mi? Sanmam. O zaman kıramayacağı bir rica karşısında bunu yapmış olmalıdır.
Bugün depresifim.Türkiye'nin tarih, antropoloji, sosyoloji, hukuk, sanat vesaire vesaire bilgisi ve birikimi oldukça sınırlı bir fani'nin her konuda nihai karar verici olacağı bir rejimde seçmen desteğini alarak iktidar olmasının önlenebilmesi hakkındaki ümidim, Meral Akşener'in külahı düştükten sonra çok ama çok azaldı.Anketlerdeki asla kime oy vermezsiniz sorusunda HDP'nin adayının arkasından % 70 asla ile Kemal Kılıçdaroğlu geliyor.
CHP'nin genel başkanı duruken bir başka aday çıkarması zor. Çıkaracaksa da bunun için zaman geçti bile.Akşener, CHP seçmeninin bir kısmının da oyunu alabilecek bir çağdaş merkez parti kurmak iddiası ile yola çıktı. MHP'deki olağan üstü kongre girişiminde Ümit Özdağ, Koray Aydın gibi kendisi ile siyasi müktesabap bakımından üç aşağı beş yukarı eşit arkadaşlarıyla hareket etti.
Ben MHP geleneğinden gelmiyorum. MHP geleneğinden gelen arkadaşlarım oldu. Mustafa Çalık gibi. Bunlardan Nevzat Bor ise 1982'de Harvard'dan döndükten sonrasında öğrencim olarak benimle çok yakın ilişki kurdu. Şimdi kendisi ve sevgili eşi en yakın arkadaşlarım arasındalar.
Nevzat Ümit Özdağ'la yakındı. Ümit beyle de üçlü bir yemekte samimi konuşmalarımız olmuştu. Ümit beyin siyaset anlayışının dışında olduğumu, onun dünya tasarımında bir kısıtlama eksenini etnik Türkçülüğün, bir başka kısıtlama eksenini ise ben mümin bir Müslümanım İslama kayıtsız bir siyaset yapamam anlayışının oluşturduğu not etmiştim. Buna rağmen Nevzat benimle gelişmeleri lütfedip paylaştı. Arada bir ülke siyasetinin akışında kafama takılan soruları sordum hep. Birlikte analiz yapmaya çalıştık.
Diyeceğim o ki, Meral hanımın girişiminin Tayyip Erdoğan'ın seçilmesini engellemek şöyle dursun seçilmesini sağlamak sonucunu vereceğine dair tahminim, olan bitenle ilgili Nevzattan aldığım ve paylaşabileceğim bilgilere dayanmaktadır.Akşener, 25 Ekim'de ilan edilecek kurucular kurulu listesini olağanüstü kongre girişiminden sonra birlikte hareket ettikleri yakın arkadaşlarıyla ortaklaşa hazırlamışlardı. 85 kişi vardı açıklama tarihinden dört beş gün önceye kadar. Akşener, açıklama tarihinden birkaç gün önce 100 küsür kişilik bir liste getirdi. Bu listenin içinde CHP'den transfer edilecek Aytun Çıray gibi insanlar vardı.
Çıray'ın siyasi seyahatleri onu DYP'den Anavatan Partisi'ne, oradan Demokrat Parti'ye, oradan da CHP'ye taşımıştı. En son CHP'den İzmir Milletvekili idi. Akşener yola çıktığı arkadaşlarıyla birlikte bir parti kurmaktan vaz geçti. Kendi partisini kurmak üzere karmaşık bir listeyi kurucu yaptı.
Aytun Çıray'ı Partinin Genel Sekreteri tayin etti.Çok çarpıcı bir gelişme de, Akşener'in "National Endowment for Democracy (NED) adlı kuruluşun desteklediği Denge ve Denetleme Ağı'nın temsilcisi Selda Tandoğan'ı baş danışmanı yaptı.NED "CİA’nin yasal penceresi" denilen bir Vakıftı.
Türkiye ile çok uzun bir dönemden beri ilgileniyordu. 1980'ler sonrasında Nilüfer Yalçın ve Aydın Yalçın'ın çıkardığı Yeni Forum dergisine de finansman sağlamıştı.Akşener' NED bağlantılı birini başdanışman tayin etmesinin kendisini hedef haline getireceğini düşünememiş kadar saf olabilir mi? Sanmam. O zaman kıramayacağı bir rica karşısında bunu yapmış olmalıdır.
Akşener, Koray Aydın ve Ümit Özdağ'ı ve olan bitenleri bilen eski ülkücüleri dışlamıştır. Şu vitrinle birinci turda Erdoğan'ı yüzde 50'inin altına çekeceğini ve ikinci turda Başkan seçileceğini sanmaktadır. Vitrin, Dindar Müslüman ve 1071'in dişi kurdu Türkçü milliyetçi vitrinidir.
Kuruluşta önce Anıtkabir'e sonra arkasından Hacıbayram'a gitmiştir. Hacı Bayram-ı Veli'nin "huzurunda" karalar bağlamış örtük dua eden bir hanımefendi fotoğrafı vermiştir. Siyasi kampanyasını Ahlat'ta Selçuklu anıt mezar taşları arasında açması da onun bakışı açısından kurnazcadır.
Meral Akşener'in ABD derin devleti ile ilişkileri olanlarla ilişkilerinin açığa çıkması onu CHP'nin antiemperyalist unsurları ve müttefiklerinin hedef tahtası haline gelecektir.
Bahçeli'nin MHP'si ise Akşener'i tefe koyup oynatmak için çok malzeme bulmuştur.Akşener kazanamayacak bir oyuna, sonuç olarak Başkanlık seçimini Erdoğan'a armağan edecek bir oyuncu olarak başlamıştır.
Mansur Yavaş gibi bir adayın birinci turda çağdaşlığa yönelik MHP'liler ve dindarlardan oy alma ihtimali, ikinci turda Erdoğan'ı yenmesi ihtimali vardı.
Bugünle 2019 seçimi arasında üçüncü bir orta saha oyuncusunun oyuna sokulması ihtimali neredeyse kalmamıştır.Meral Hanım ne der bilemiyorum. Ama eğer arka planda Akşener ile bu oyunda Erdoğan'ı tasfiye edeceklerini sanan sivri zekalı Amerikalılar var ise, avuçlarını yalayacaklarını şimdiden onlara söylemek isterdim.
Türkiye'de Amerikan emperyalizmi ile mücadele eden bir siyasi ittifak var. Erdoğan+Bahçeli+TSK ittifakı. Bunun için bu ittifakı desteklememiz gerekiyor.ABD ye karşı dik durdukları için.

Ama bilin ki, Akşener Erdoğan'ı engellemeyecek. Engellenmesini engelleyecek.CHP'nin Kılıçdaroğlu'ndan başta bir adayı behamahal ortaya çıkarması lazım.Sakın İYİ Parti'yi kurtarıcı gibi görmeyin. Cumhuriyet geleneğine ihanet etmiş olursunuz.Saygılarımla. 

30 Ekim 2017 Pazartesi

Akşener nereye koşuyor: Türk Milleti diyemedi!



MHP’den ihraç edildikten sonra İYİ Parti’yi kuran Meral Akşener’in yayınladığı Cumhuriyet Bayramı mesajı büyük şaşkınlığa neden oldu.

SUYA TİRİT CUMHURİYET MESAJI

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tüm liderlerin ardından geç saatlerde kişisel twitter sayfasından yayınladığı Cumhuriyet Bayramını kutlama mesajı okuyanları şaşırttı ve hayretler içerisinde bıraktı.

Meral Akşener, Cumhuriyet Bayramını kutlama mesajına “Türkiye Cumhuriyeti’nin saygın mensuplarına” diye başladı ve mesaj içerisinde Türk Milletinden hiç bahsetmedi.

Akşener Cumhuriyet Bayramını kutlama mesajında devamla “29 Ekim 1923 yeniden kuruluşumuzun tarihidir. 

Medeniyet yürüyüşümüzde yeniden başlangıcımızın tarihidir. 

Çağdaş medeniyet yolunun yorulmaz sahipleri olarak, 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ve yol arkadaşlarına daimi şükranlarımızı bir defa daha ifade ediyoruz” dedi.

BU MESAJLARI KİM YAZIYOR?

Aynı zamanda İnkılap Tarihi Doçenti olan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yayınladığı Cumhuriyet Bayramı mesajında kullandığı ifadeler oldukça yadırgandı. 

Cumhuriyetimizi var eden kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kadrosunu “yol arkadaşları” olarak betimlemesi de oldukça manidar bulundu. 

Meral Akşener’in öğretim kariyeri ve üslubunda bugüne kadar böyle bir yaklaşıma rastlanmazken, twitter hesabından yaptığı bu paylaşımı kimin veya kimlerin yazdığı ve daha önce Türkiye’de yaşayıp yaşamadığı da merak ediliyor?

GOOGLE, “DAHİ”SİNDEN ÖNCE KUTLADI

İYİ Parti’nin Bilişimden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirilen “dahi” çocuk Taylan Yıldız da, Cumhuriyet Bayramı kutlamasını sabah saatlerinde ancak yapabildi.

Google, Türkiye’de Cumhuriyet Bayramı’nı “dahi” çocuğu Yıldız’dan çok önce kutladı.

TÜRK MİLLETİ NİYE YOK?

Akşener’in yayınladığı Cumhuriyeti kutlama mesajında Türk Milleti ibaresinin olmaması, kendisine Türk Milliyetçisi ve ülkücü kimliğiyle destek verenlerde nasıl bir etki yapacağı bilinmiyor.

İYİ Parti’den medya ve basından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ parti kurulmadan önce yaptığı açıklamada “Ülkücü bir parti kurmuyoruz” demişti. 

Ancak düne kadar MHP’li ve Türk Milliyetçiliği kimliğiyle bilinen ve İYİ Parti yönetiminde yer alan Koray Aydın, Müsavat Dervişoğlu, Şenol Bal, Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan, İsmail Ok ve pek çok kişinin bu açıklamayı nasıl sindireceği MHP ve ülkücü tabanda sorgulanıyor ve “Siz nasıl Türk Milliyetçisi ve ülkücüsünüz. 

Her şeyi peşinen kabullendiniz ve geçmişinizi bir yerlerde rehin bırakıp öyle mi yola çıktınız?” deniliyor.

MERKEZ’DE TÜRK’E YER YOK MU?

Akşener’in skandal Cumhuriyet Bayramı mesajının ardından, Türk Milliyetçileri ve ülkücülerin yanı sıra İYİ Parti’ye sempati ile bakan solcu ve Atatürkçü kesimlerde tedirginlik var. 

Akşener’in yeni oluşumunda Türk Milleti bile denilemedikten sonra yarın nasıl bir tablo ile karşılaşılacağı bilinmiyor.

Akşener’in Cumhuriyet Bayramı kutlama mesajına gelen ortak tepki ise şu şekilde:“Merkeze” gelmek için Türk Milleti diyemeyenlerin yarın o “merkez” hatırına “megri megri” demeyeceklerinin garantisi var mı?Sizin hedeflediğiniz o “merkez” de Türk’e yer yok mu?Cumhuriyetin mi kuruluş değerlerini savunuyorsunuz, yoksa AK Parti’nin kuruluş değerlerini mi?

 İşte Meral Akşener’in içinde Türk Milleti’den tek satır bile olmayan Cumhuriyet Bayramı Kutlama mesajı:

11 Ekim 2017 Çarşamba

Meral Akşener ve yeni kurulacak Parti taslağı

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER

Eğer becerebilirlerse Türk siyasetinde yeni bir parti daha yer alacak. Ama daha kurulmadan siyasi eğlence olmaya başladılar. İsmi, logosu, kurucuları, destekçileri, tüzüğü herşeyi tartışmalı başladı.
Onlar malzeme verdikçe bizde bu köşeden değerlendirmeye çalışıyoruz.
En son bombaları da kuracakları partinin program taslağı üzerinden olmuştur. Bursa'da bir çalıştay yaptılar ve o günlerde parti tüzüğü ve programı adı altında bir taslak haber sitelerine sızdırıldı. İlk yayınlayan haber sayfası da Oda Tv olmuştur. Oda Tv'yi biliyorsunuz Soner Yalçın gibi Doğu Perinçek yetiştirmelerinin kurduğu bir haber sayfasıdır. PKK'lı kimliğiyle bilinen Mahmut Alınak'ta Oda Tv'nin yazarları arasındadır. Oda Tv yazarları arasında yeralan bir başka isim DSP'nin eski bakanlarından Suat Çağlayan'da Meral Akşener'in kuracağı yeni partinin kurucular kurulunda yer aldı.
Yani Meral Akşener'e bu kadar yakın olan bir haber sayfası o taslağı yayınlamıştır. "Parti programımızda bu taslak olmayacak" diye inkâr etselerde, nihayetinde kendi bünyelerinde bulunan bazıları o düşüncelerini taslağa yansıttı. Aranızda bulunup, o taslağı hazırlayan kimdir?
En çok desteği CHP'lilerden, komünistlerden, devrimcilerden alıyorsunuz. Böyle bir bünyeden elbette öyle taslak çıkar.
O taslağa dışarıdan gelen tepkileri bırakın, ilk tepki "FETÖ'nün medya karargâhı" diye adı çıkan ve Meral Akşener'e sonsuz destek veren Yeniçağ gazetesinden gelmiştir. Yeniçağ yazarı Arslan Bulut "Yeni partiye yönelik yeni bir provokasyon mu?" başlıklı bir yazı yazmak zorunda kalmıştır. Sızdırılan taslaktaki ifadelerin sözde Kürdistan'a giden yolun yürüyüş taşları olduğunu örnekleriyle yazmış ve temennisini de "Meral Hanım'ın bu tür bir çalışmaya onay vermesi mümkün değildir. Herhalde bu işte bir yanlışlık olmalı, değil mi?" şeklinde ifade etmiştir.
Arslan Bulut gibi bir başka Meral Akşener destekçisi Nihat Genç'te Ulusal Kanal'daki Veryansın programında Meral Akşener'in yeni kuracağı partinin tüzük/program taslağı ile ilgili Türk milliyetçilerin kandırıldığını ve her Türk milliyetçisinin bu taslağa karşı çıkacağını ifade etti. Nihat Genç, taslağın Amerikancı bir taslak olduğunu ve ayrıca taslakta teröristbaşı Öcalan'ın fikirlerinin yer aldığını söyledi. Nihat Genç, "Akşener bu taslağı reddetmesi lazımdı ama sessiz kaldı" diye de tepkisini gösterdi.
Bugün, bu şekilde tepkisini gösteren Nihat Genç aylar önce "Ben de yeni kurulacak milli merkez partiyle flört aşamasındayım, fena bakışıyoruz. Hatta pastanede limonata kuru pasta oturup 'niyetin ciddi mi' diye birbirimize sormaya başladık. Şüphesiz bir aşk evliliği değil Türk milletinin arayışı gibi benim de şimdilik niyetim bir 'mantık evliliği'. Türkiye'nin kilitlenmiş siyasetini açacak tek anahtar milli merkez partidir ve akıl sağlığı ve gücü kuvveti yerinde her memleket evladı bu 'cici partinin' bir ucundan tutmalı, düşüncesindeyim. " cümleleriyle Meral Akşener'e ilk destek verenler kervanına katılmıştı.
Nihat Genç daha parti kurulmadan, kısa sürede gerçek yüzlerini gördüğünü ifade etmiştir. Elbette yarın ne yapacağı yine belli olmaz. Ama şu an geldiği nokta budur.
Bazıları taslakta "Kürtlersiz bir Türkiye asla düşünülmemelidir. Böyle bir durumda, Fırat'ın ötesinin Kürdistan, batısının da Türkiye olarak kalmayacağını asla akıldan çıkarılmamalıdır." İfadeleri için "nasıl olur" diye hayretlerini yansıtıyor.
Niye hayret ediyorsunuz ki?
Ben, geçen sene Meral Akşener'in akıl hocası, danışmanı olan, Taraf gazetesinde "kürt açılımını" öven yazılar yazan ve  "Kürd Daily" adı verilen ve hizmet felsefesini "Kürdistan'dan en güvenilir haberler için... " olarak belirleyen bir haber sitesinde yazarlık yapan Ali Serim'i yazdığımda Meral Akşener o ismi "Sayın Ortadoğu yazarları, öyle yazıp duruyor. Ali Serim benim bir öğrencimdir. Sevilen bir gençtir. ANAP çizgisinden geliyor. İyi bir ailenin oğludur. Yazık olan benim talebe oldu. Bu işlerle alakası olmayan kişidir." diye savunup, övmemiş miydi?
Meral Akşener, bu kişiyi dönemin ABD Dışişleri Bakanı olan Hillary Clinton ile yaptığı görüşmeye götürüp, yanında oturtmamış mıydı?
Kürdistan haber sitesi yazarından akıl hocası, danışman yaptığını görüyorsun da, buram buram kürdistan kokan taslağa mı hayret ediyorsun?

Bunları neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacaktır. Bizde elde kalan parçaları deşifre etmeye devam edeceğiz

Yıldıray Çiçek / 2017-10-11 09:Ortadoğu Gazatesi

18 Temmuz 2019 Perşembe

TÜRKGÜN YAZARLARI

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

FETÖ’nün kripto damarları

Dünya tarihin gördüğü en büyük ihanet olan FETÖ kalkışmasının üzerinden 3 yıl geçti. Bu zaman içinde çok şey söylendi, çok şey yapıldı. Siyasiler, siviller, darbeyi yaşayanlar, mağdur olanlar, tanıklık edenler konuştu. Televizyonlarda uzun uzun programlar yapıldı. Gazetelerde çok çeşitli haber ve yorumlar yer aldı. Hala yeni görüntüler, yeni belgeler ortaya çıkıyor. Hergün yeni tutuklamalar yapılıyor, yeni soruşturmalar açılıyor. Devam eden davalarda en üst sınırdan cezalar veriliyor. Bütün bunlara rağmen kamuoyunun ortak kanaati, FETÖ ile mücadelede sona gelinmediği, tehdit ve tehlikenin henüz sona ermediği yönündedir.
HER FIRSATI KULLANIYORLAR
Tarihimiz coğrafyamıza dar geliyor. Bağımsız ve hür bir devlet olarak bu coğrafyada yaşamanın yüksek bedelini her zaman seve seve ödedik. Hiç kuşku yok ki, ebediyete kadar da bu böyle devam edecektir. Bütün dünyanın gözü bu kadim topraklardadır ve her fırsatta şanslarını deniyorlar. Hiçbir zaman da vazgeçmeyeceklerdir. Dikkatli olmak zorundayız. Yol ve yöntemler değişmiştir. Artık topla, tüfekle saldırmıyorlar. Kalleş planlar yapıyorlar, teknolojiyi kullanıyorlar, hainleri donatıp içimizi sızdırıyorlar. FETÖ ihanetini böyle yaşadık ve bu dünyada bir ilktir.
FETÖ’YÜ ÖNEMSİZLEŞTİRME GAYRETİ
Bu açık ve kesin gerçeği rağmen, bazılarının işi sulandırmaya, ihaneti hafifletmeye ve sıradanlaştırmaya çabaladığını ibretle izliyoruz. Özellikle son dönemlerde sosyal medyada ve bazı basın organlarında 15 Temmuz’un tarihimizin şeref sayfası olan Çanakkale, Sarıkamış, Sakarya ve Büyük Taarruzla karşılaştırıldığını, şehit ve yaralı sayısı kıyaslaması yapıldığını ve buradan FETÖ ihanetin sıradanlaştıran ve önemsizleştiren bazı sonuçlara varıldığını hayretle görüyoruz.
Bunu yapanlar ya akıl ve izan sorunu yaşayan ruh hastalarıdır veya FETÖ’nün kripto damarlarıdır. 15 Temmuz bir işgal planıdır ve doğrudan varlığımıza, bağımsızlığımıza ve birliğimize saldırıdır. 15 Temmuz 2016’da dini kisveye bürünen, hizmet ve himmet örtüsüne saklanan, cemaat olgusundan cürüm ve cinayet çıkaran hain bir terör örgütü, Türkiye’yi işgale kalkışmıştır. FETÖ ihaneti sadece bununla yetinmemiş, milli ve manevi değerlere telafisi uzun zaman alacak zarar ve ziyanlar vermiştir. Eğer başarılı olsaydı, çok daha ağır, çok daha acı, çok daha uzun bir bedeller ödeyecektik. Türk milleti bunu fark etmiş, canını ortaya koymuş ve bu kahpeliği önlemiştir. Dolayısı ile bu gerçeği sulandırmak, başka yerlere çekmek, hafife almak bu kalleşliğe ortak olmaktır.
STRATEJİK BAKIŞ OLUŞMALI
FETÖ çok sinsi bir terör örgütüdür. TSK başta olmak üzere, devlet ve toplum hayatının sekiz alanına çöreklenmiş, yıllar yılı en hassas mevki ve mertebelere çökerek palazlanmıştır. FETÖ’nün ürediği ortam, teşvik gördüğü iklim, güçlendiği yapı, tutunduğu çatı mutlaka enine boyuna analiz edilmelidir. Siyasi beklentiler uğruna devleti içten içe kemiren hiçbir kanun dışı grup veya oluşuma müsamaha gösterilmemeli, müsaade edilmemelidir. FETÖ’yle mücadele sadece adli, idari süreçlerin tahkimi ya da güvenliğin dönemsel icrasıyla sağlanamayacaktır. Devlette stratejik bir bakışın oluşması, ufuk ötesini görebilen bir şuurun olgunlaşması şarttır, acildir, en temel zorunluluktur.
ŞEHİTLERİMİZE VEFA
Aklımızı başımıza almazsak, şarlatanların, maskaraların oyuncağı olursak daha pek çok FETÖ ve türevleri gelecekte peydahlanacak, 15 Temmuz’da yapamadıklarını punduna getirdiklerinde hayata geçireceklerdir. 15 Temmuz bir milattır ve Türk milleti istiklaline kanıyla, canıyla, imanıyla sahip çıkmıştır. O kanlı gecede yaşananların tekerrür etmemesi hem bizim hem de bizden sonraki nesillerin boynunun borcu, ecdada ve şehitlerimize vefanın gereğidir. FETÖ’nün kökünün kazınması için suçluların hesap vermesi kadar; fikir, kanaat ve eylem liderlerinin yakalanıp mahkemeye çıkarılması, bunların moral ve motivasyon atmosferinin kurutulması çok önemli, çok elzemdir. FETÖ’yle mücadelede stratejik Türk devlet aklı bir konsept dahilinde tam ve eksiksiz uygulanmalı, uyarılmalıdır. Mağdurların hakkı korunmakla birlikte, suç ve suçlulara hoşgörü kesinlikle gösterilmemelidir. Önüne gelene FETÖ’cü denilerek, asıl FETÖ’cülerin unutturulması, kripto damarın muhtemel tuzak ve tahrikleri engellenmelidir. ABD’yle ilişkilerin normalleşmesi arzulanan derecede sağlanacaksa, NATO gerçekten de Türkiye’nin terörle mücadelesine samimi destek veriyorsa, ABD ve Avrupa’da ne kadar hain FETÖ’cü varsa Türkiye’ye iadeleri yapılmalıdır.
SİYASİ AYAK
Türkiye 15 Temmuzla henüz tam bir hesaplaşma yapamamış, tedirginliği atamamış, riskleri aşamamıştır. Darbe ve vesayet tehlikesi tam manasıyla geçmemiştir. Hala siyasi ayak gizemini korumaktadır. Dürüst ve yürekli bir mücadele sürse de, hala mevzi düzeyde sonuçlar alınmaktadır. Türkiye hem FETÖ belasını hem de PKK tehdidini tamamen bitirerek gündeminden çıkarmalı, geleceğimiz emniyete alınmalıdır. Nitekim süreç uzadıkça ilk günkü kararlı duruş tavını kaybederek tavsayabilecek, hainler farklı kılık ve maskelere bürünebileceklerdir. Endişemiz budur. Yakın tehlike de budur.

Orhan Karataş

Uşak zihniyetine TOKAT! Gibi S-400

Ne diyordu Akif bağımsızlığımızın timsali Al Bayrağa itafen; “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”


Ne diyordu Akif bağımsızlığımızın timsali Al Bayrağa itafen; “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”
S-400 ‘ler Türkiye’nin hür ve bağımsız bir ülke olduğunu bir kez daha akıllara kazıyarak alındı. Uzun ve tartışmalı, bol yaptırım tehditli bir dönem ardından rüştümüzü ispatladığımız bir adım attık.
ABD savunma sanayide tek güç olma egosu içinde. Bağımlı kıldığı savunma araçlarını süregelen bir ticaret alışverişi ile döngüde tutuyor, yazılım ve eğitimin tam verilmemesi sebebi ile alınan savunma mekanizmasının üretilme şansı olmuyor, dolayısıyla hep bir ticari ilişkinin sürdürülmesi, bağlı kalınması planlanıyor.
NATO’nun savunma sanayide bağımlı olduğu ABD, NATO’ya üye olan herhangi bir devletin böyle alışılmadık bir adım atmasına haliyle şaşkın. NATO’ya üye bazı devletleri söz konusu eder isek; Türkiye’nin attığı bu adımın arzulanan bir adım olduğunu görebiliriz tabi… ABD’nin yaptırım dolu bağımlılık zincirinden kurtulmak isteyen, s-400’leri almak için uygun ortam kollayan birçok devlet var aslında..
Türkiye’nin attığı adım kendi bağımlılık zincirini kırmasından ziyade, ön ayak olma ihtimali üzerine de tehlikeli bir adım olarak yorumlanıyor NATO tarafından… Dengelerin değişeceği iddia edildi, bunun üzerinden risk analizleri ile Türkiye korkutulmaya çalışıldı vesaire vesaire, birçok aksi yönlü tepki… Bunların dış etkenler tarafınca yapılması uluslararası sistemi göz önüne aldığımızda, gayet normal, Türkiye’nin göz dağı veren bir savunma atağı yapması, emperyalist güçlerin işlerine taş koyan bir tehdit olabilir, yani tehditlere maruz kalmamak için tehdit ediyorlar.
Peki ülkemizin içindeki çatlak seslerin niyeti neydi..? Bugün resmen aldığımız ve noktayı koyduğumuz bir ticaret hala niye olumsuz yorumlanıyor, ABD’den savunma ticareti yaparken barışçıldık da Rusya’dan alınca mı savaşçıl olduk? Sınırlarımız tehlikede, her gün şehit haberi almadan ana haber bültenini noktalayamıyoruz, ama sanki güllük gülistanlık bir halimiz varmışcasına savunma üzerine yeni bir adım atmamız yanlış görülüyor…
Son teknoloji ile donatılmış, yazılım ve eğitimini alıp ilerine kendi üretimimizi gerçekleştirebileceğimiz bir savunma mekanizmasını almamız, gelişmemiz, uluslararası sistemde dengeleri değiştiren güç rolüne bürünmemiz kendi vatandaşımızı ne için rahatsız ediyor… Atatürk’ün evlatları olduklarını iddia eden ama döküldükleri denizden hortlayan yunanları anımsatan siyasilerin, yönetimine talip oldukları şu memleketle ne zorları var..?
Biraz geriye gidelim, belki bu gün alışageldikleri tavırlar olmadığı için şaşkınlık yaşıyorlardır. Atatürk’ün CHP’si Atatürk’ten sonra duruş ile tavır ile yönetim ile tam bir hezeyan resmidir. Bu ülke bunlar sayesinde, neler gördü… Başbakanımız değil Avrupa’da Amerika’da başkan yerine koyulması, muhatap kabul edilemiyordu. En fazla elçi veya bakanlarla iletişim sağlayabiliyordu, o da el pençe divan… Bunları unuttuk mu..? Bu Türkiye’nin ayıbı değil, bu darbelerle siyasi olaylarla güneş otellerle makamlara kurulmayı huy edinmiş, Atatürk’ü kullanan batı uşaklarının ayıbı ve hala o ayıpta ısrar ediyorlar. Şunun altını çizmek istiyorum, CHP Atatürk’ün partisi olarak Cumhuriyetin kuruluş zekasını-iradesini-basiretini sahiplendiğini iddia ediyor, ancak CHP Atatürk’ten sonra bitmiştir ve akıllarda kalan CHP’nin o bitmiş dönemlerde Türkiye’yi hiç etme çabasıdır. Cumhuriyet’in ilk yılları yani Atatürk Dönemi hepimizin sahiplendiği, Türk Milletinin varlık ispatı olarak tarihe geçmiştir ve o dönem şu an Milliyetçi tavrın izini sürdüğü, vatan–millet çıkarları gözeten bir dönemdir. Ardını takip eden Türk Milletini değersizleştiren sönük dönem ise bu günün çığırtkan cumhuriyetçi(!) Atatürkçü(!)’lerinin utanç karnesidir.
Biz kendi yaptığımız arabaya kumpas kurulduğunu gördük, sırf ABD’de kağıt fabrikaları zarar görmesin diye kenevir üretiminin yasaklanmasına şahit olduk, bu zihniyet memleketin gelişim tekerleğine çomak sokan, uşak zihniyettir. Nidaları farklı, safları farklı, tavırları farklı kimin koordinesinde oldukları gören gözler için apaçık. Ancak bu ülkenin tekerine sokulan çomaklarla uğraşacak vakti yok, o çomağı sokanlara ve o zihniyeti yöneten yaptırımcılara da tamahı yok. Sınırlarımızı tehdit eden durumlarla yüz yüzeyiz; Barış nidaları ile farklı niyetleri desteklercesine konuşmak yerine safları kontrol edip, teröre ve tehditlere karşı Türkiye olmalıyız!
Gücün yönettiği küresel sistem üzerinde, dengeleri değişen bir güç konumuna geçmek Türk Milletinin ancak gururu olur.
* S-400’ler Vatana Millete Memlekete hayırlı olsun!

Mine Güler

''HDP, Kürtlerin temsilcisi'' diyordun ya, heval Meral?


MERAL Akşener’in konuşmalarının metin yazarı bu hafta ne yumurtlayacak diye merakla bekledim. Bu hafta da “PKK’nın sözcüsü olan sözde siyasi parti, HDP’ye sesleniyorum. “ cümlesini Meral Akşener’e söyletti.
Ama siyasi ve proje ortaklarına “PKK’nın sözcüsü, sözde siyasi parti” deme noktasına gelmeleri de hem patronlarına, hem ortaklarına büyük ayıp olmuştur. 24 Haziran seçimlerinin hemen ardından “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi HDP” diyen Meral Akşener, şimdi mi PKK sözcüsü olduğunu anlamış?
Hadi onu geçtik. Daha 4 ay önceki 31 Mart seçimlerinde, daha üzerinden bir ay geçmeden 23 Haziran seçimlerinde CHP’nin adaylarına kazandırma ittifakı yaptığınız HDP’ye şimdi niçin böyle davranıyorsunuz? HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan “İYİ Parti, size söylüyorum: Size rağmen, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK’ya içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP’nin oylarıyla oturuyorsunuz. Bu ittifakta, CHP’yle yaptığınız ittifakta HDP’nin oylarının etkisi vardır.” sözleriyle ilişkilerini, ittifaklarını açık etti ki, şimdi böyle sözlerle “HDP ile bir bağımız yok” mesajı vermeye çalışıyorlar.
Böyle aldatmaya beyinsizler dışında inanacak zekâ sahibi bir kişi var mı sizce? Olması mümkün değildir.

“Kürtlerin temsilcisi HDP” dediğiniz parti, o gün terör yardım ve yaltakçısı değildi de bugün mü PKK sözcüsü oldu? 23 Haziran, 31 Mart, 24 Haziran seçimleri öncesi Meral Akşener’den bir tane HDP eleştirisi duyan olmuş mudur?
“Ey yancısı olduğum CHP, sen PKK’nın sözcüsü HDP ile İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de, Ankara’da, Hatay’da ve daha birçok yerde nasıl ittifak yaparsın?” dediği bir cümlesine şahit olan var mı? Aslında ne HDP Meral Akşener’den rahatsızdı, ne de Meral Akşener HDP’den rahatsız…
Meral Akşener’in PKK sözcüsü dediği HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “2. tura kalması halinde oyumuzu Meral Akşener’e veririz” demedi mi? Azılı siyasal terörist Selahattin Demirtaş, 31 Mart seçimleri öncesi “Oyunuzu CHP ve İYİ Partiye verin” demedi mi? HDP Samsun İl Eş başkanı Cevdet Bakın, “İYİ Parti ve CHP’yi destekleyeceğiz” demedi mi?
HDP Iğdır Belediye Başkan Adayı Yaşar Akkuş “Meral Akşener kardeş geldi, sağ olsun geldiler. Hepsi barış için, birlik için, demokrasi için… Gün özgürlük günüdür.” demedi mi?
CHP’li Barış Yarkadaş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya başta olmak üzere birçok CHP’li yönetici-yazar, HDP ve Demirtaş sayesinde CHP’nin seçimleri kazandığını söyleyip teşekkür ediyorsa, Meral Akşener de CHP’ye “Biz kazandırdık” diye yancılık yapıyorsa, aslında Meral Akşener’in “PKK’nın sözcüsü” dediği HDP ile yaptıkları ittifak alenen ortada olmuyor mu?
Meral Akşener’in konuşmalarının metin yazarı ya İP’i ya da HDP’yi tanımıyor. Ya da milletin aklıyla alay etmek için Meral Akşener’e böyle konuşmalar yaptırıyor. Gerçi Meral Akşener’in aklı yok mu? Meral Akşener ile konuşmalarının metin yazarının bu çelişkilerini görünce o meşhur ağa-maraba hikâyesi aklıma geldi.
“Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa, marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Üle Memo! Şu b.ku yersen, arabayı sana verecem” diyor. Bizimki bir an düşünüyor, kararını veriyor, koşumları ağaya uzatıp arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. “Tamam”, diyor ağa “araba senin” Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor. Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; “Üle Memo! Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.” Memo’nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “Olur Ağam” diyor, “olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim.” Ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor. Çiftliğe yaklaşırlarken, Memo düşünceli, kederli soruyor: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?”
Yola çıkarken “HDP, Kürtlerin siyasal temsilcisi idi”, şimdi “PKK sözcüsü, sözde parti oldu” derseniz herkesin aklına bu meşhur hikâye gelir. Yarın seçim olsa yine HDP ile bir olup CHP’ye oy taşıyacak olan sizlersiniz. O yüzden “PKK sözcüsü, sözde parti” diye HDP’ye muhatap olmayın, yarın yine size lazım olur.
Tartışmasız bir şekilde Meral Akşener, Kandil ve PKK’nın siyasi sözcüsü HDP ile ittifak yapmış, PKK’ya büyükşehirlerde alan açmıştır. Şu an HDP’liler kadrolaşmaktadır. Adana ve Mersin Belediyesinde daire başkanları kim oldu araştırın bakın… HDP ile yapılan ittifak, Meral Akşener’in siyasi karakterindeki kapkara lekedir. Ona destek veren herkes bu lekeye ortaktır.
Şimdi HDP’yi eleştirir gözükerek Meral Akşener ve avanesi bu lekeden kurtulamaz. Bize de o halde “HDP’lilerin başımın üstünde yeri var. HDP’lilere layık olmaya çalışıyorum” diyen Ekrem İmamoğlu’na ve “HDP’nin gücüne güç katacağım” diyen Tunç Soyer’e oy veren elleriniz kırılsın demek düşüyor.

Yıldıray Çiçek


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html