BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Emperyalizm sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Emperyalizm sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

10 Ağustos 2018 Cuma

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Dövizin yükselişi siyasi, boyun eğmeyeceğiz

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Son Dakika! Bahçeli'den Dövizdeki Hareketlilik İle İlgili Açıklama: Papaz Bahanesiyle Terör Estiriliyor

Son dakika! Bahçeli, dövizdeki hareketlilik ile ilgili açıklama yaparak "Papaz bahanesiyle terör estiriliyor." dedi.

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MHP Lideri Devlet Bahçeli, dövizdeki hareketlilik ile ilgili sosyal medya üzerinden açıklama yaparak, "Papaz bahanesiyle terör estiriliyor." dedi.
Bahçeli sosyal medya hesabından şunları paylaştı:
"Vicdan sahibi her insanımız, vatan ve milliyet hislerine haiz her kardeşimiz şu anda karanlık ve kahredici bir kumpasla temellendirilmiş ekonomik operasyona maruz kaldığımızı itiraf ve ifade edecektir. Türkiye'yi sanal ve sahte oyunlarla savurmak, hatta sindirmek çabasındalar.
Dövizdeki tırmanış tehlike sınırını geçmiş durumda! Gelişmeler doğrultusunda ekonomi alarm veren bir eşiğe dayanmış halde! Makroekonomik parametreler bozulma işareti veriyor. Türkiye istikrarsızlığın batağına gömülmek isteniyor. Ekonomide dış kaynaklı bir komplo devreye alınıyor!
Dövizi zalim tahakkümlerle, zorba yaptırım tehditleriyle yükselterek Türkiye'nin düşmesi hedefleniyor. Ekonomik suikastçılar tembihlenip kışkırtılıyor. Bir papazı bahane ederek ekonomide terör estiriliyor, 15 Temmuz'da yarım kalan ihanetin tamamlanması kurgulanıyor."

"BAŞARAMAYACAKLAR, YAPAMAYACAKLAR"

"ABD Başkanı Trump her yaptığı açıklamayla yangına benzin döküyor. ABD yönetimi Evanjelist ve Siyonist emellerin yörüngesine sabitlenip Türkiye ekonomisini felç etmeyi, peşinden menfi sosyal ve siyasal sonuçların yeşermesini amaçlıyor.
Başaramayacaklar, yapamayacaklar, Türkiye'nin ekonomik çöküşünü sağlayamayacaklar!
Tam 1,5 asırdır küresel emperyalizm Türk milletinden farklı gaye ve gerekçelerle intikam alma arayışındadır. Terör, darbe, ekonomik krizler yıllarca kanımızı emen keneler gibi kurgulanmış ve kullanılmıştır. Ancak düşmana ganimet, kuzgunlara yem, kuduzlara av olmayacağız.
Türkiye ekonomisinde dövizi açıktan ve alçakça yükselterek taviz ve teslimiyet çemberine hapsolmamızı planlayanlara karşı bilinsin ki, bağımlı değiliz, bunlara karşı bağışıklığımız ve başarı şansımız da tahminlerin ötesinde devasadır.
Ederi bir dolar olan hainlerin dolarla gider yapmaya kalkmaları asla tutmayacak, bu millet yedirilmek istenen zehri yutmayacaktır."

"KAOS VE KARMAŞA HAYALİ KURANLAR..."

"Ülkemize güveniyoruz. Türk milletine yürekten inanıyoruz. Döviz, faiz ve rant lobisinin sırtımızı yere getiremeyeceğinden inancımız kadar emin olduğumuzu dosta, düşmana haykırıyoruz. Bakınız ne demişti Namık Kemal: "Kimsenin lütfuna olma talip, bedeli cevher-i hürriyettir."
Türkiye karşısına çıkarılan badireleri aşacak kırattadır. Aziz milletimiz dikilen ekonomik korkulukları inanç, sabır, akıl, birlik ve dayanışma azmiyle yıkacak kudrette, kuvvettedir. Bugün açıklanan Yeni Ekonomik Yaklaşım 2023'e ülkemizi istikrar ve güven içinde taşıyacaktır.
Dövizin çıkışından memnuniyet duyup siyasi çıkar ve nihai olarak müsebbip kollayanlar, bunun üzerinden kaos ve karmaşa hayali kuranlar emperyalizm canavarının günahkar hizmetkarlarıdır. Bunlar harama çanak tutan, haine selam çakan vatansızlardır, milliyetsizlerdir.
Dolara mahkum değiliz. Dolarla doğmadık, olmayınca da ölmeyiz. Zalimlerin dövizi tetikleyen mekanizmaları, finans ve ekonomik enstrümanları varsa, bizim de kırılmayacak mukavemetimiz, kopmayacak ve kapanmayacak milli ruh ve şuurumuz vardır."

"BİR GÖZÜMÜZ DÖVİZDE, DEĞERİ BORSADA NEREYE KADAR YAŞAYACAĞIZ?"

"Milletçe kenetlenmeliyiz. Dövizdeki yapay sıçramanın bu ülkeyi dün olduğu gibi bugün de rehin almayacağını net ve kategorik şekilde göstermeliyiz. Türk lirası itibarımızdır, iffetimizdir, ihtiramımızdır, istikbal ve istiklal haklarımızın izharıdır. Milli paramıza sahip çıkalım.
Türk devlet felsefesinde para bir devlet olma alametidir.Türk lirasındaki erime,kontrol dışı oynaklık ve oynamalar devlet olma vasfımıza zarar verecektir.Olan bitenler Türkiye düşmanlığıdır.Tertip melun, karşımızdaki tablo mezmumdur. Fakat bunun da üstesinden hep birlikte geleceğiz.
Bilinsin ki, düşünülmeyeni düşünmek, geçilmeyen yolları denemek, bağımsız duruş göstermek; tarih, kültür ve maneviyatımızla ilişkilendirilmiş milli bir ekonomik sistemi projelendirmek, üzerinde kafa yormak zorundayız.
Bir gözümüz dövizde, diğeri borsada nereye kadar yaşayacağız?"

"PAPAZI VE TUTUKLULARI VERİRSEK ASIL O ZAMAN PAPAZI BULURUZ"

"Üniversitelerde sosyal bilimler alanında çalışmalar yapan, özellikle iktisat disiplini içinde öğretim görevi üstlenen bilim insanları ne bekliyor, niye duruyor? Bugün sorumluluk üstlenilmeyecekse, eller taşın altına koyulmayacaksa ne zaman olacaktır?
Hükümetin yapacakları vardır ve süreç devam etmektedir. Merkez Bankası'nın etkili araçları vardır ve bilinmektedir. Unutmayalım ki, döviz insin diye papazı ve diğer tutukluları verirsek asıl o zaman papazı buluruz.
ABD Başkanı Trump, Türkiye ile ilişkilerimiz şu anda iyi değil diyor, ne zaman iyi oldu ki?"

"BUNA BOYUN EĞEMEYİZ"

"Küresel angajman ve ittifakları sorgulamanın, yeni ekonomik yaklaşımda da ifade bulduğu gibi, kararlı durmanın, güçlü refleks ve güçlü stratejilerle ekonomik cephemizi tahkim etmenin tam zamanıdır.
Dövizin yükseliş temeli ekonomik değil, siyasi ve diplomatik şantajlardır. Buna da boyun eğemeyiz, eğmeyeceğiz.
ABD; İran'a yaptırım kararı alır, Türkiye'ye parmak sallar. Suriye'de mevzi kaybeder, Türkiye'yi suçlar. S-400 füzelerinin alınmasını hazmedemez, Türkiye'yi sıkıştırır."

"ZAMAN TÜRK'ÜNDÜR, ZEMİN TÜRK MİLLETİNİNDİR"

"Astana'ya şaşı bakar, bölgesel uyum ve işbirliği mekanizmalarını kaldıramaz, yetmez FETÖ'ye, PKK'ya kucak açar. Mesele çıkan döviz değil, mesele tökezletilmek istenen bekamızdır.
Döviz mermisi millet bedenine işlemez, işlese de derine geçmez. Türkiye dövizden kat be kat büyüktür. Bunu heyecan ve cesaretle ispatlamanın zamanı gelmiştir. Zaman Türk'ündür, zemin Türk milletinindir.
Milli bekamıza saldırı ekonomi üzerinden yürütülürken; ne vatandan,ne milletten, ne bayraktan, ne devletten, mukaddesattan, ne mukadderattan, ne de bin yıllık kardeşlik hukukundan taviz verirsek aldığımız nefes bile haram olsun. Ant olsun zalimler zafer naraları atamayacaklardır."
"HODRİ MEYDAN!"
"Milli bekamıza saldırı ekonomi üzerinden yürütülürken; ne vatandan,ne milletten,ne bayraktan,ne devletten,ne mukaddesattan,ne mukadderattan, ne de bin yıllık kardeşlik hukukundan taviz verirsek aldığımız nefes bile haram olsun. Ant olsun zalimler zafer naraları atamayacaklardır.
Dövizdeki çığa karşı herkes milli seferberlik ruhuyla harekete geçmelidir. Fiyat; arz ve talebin kesiştiği noktada oluştuğuna göre, döviz arzının artması fiyat artışını en azından durduracaktır. Görev 81 milyonun tamamında, görev iş âleminin ve finans kesiminin sırtındadır.
Konvansiyonel olmayan finansal silahlarla ülkemizi yaylım ateşine tutanlar, unutmasınlar ki, karşılarında fedakârlık nişanesi bir iman, fenalıkları ve feci akıbetleri göğüsleyecek kutlu bir irade bulacaklardır. Hodri meydan!"

2 Ekim 2017 Pazartesi

Ebediyen Hükümran Olacaksın Türk Budunu!

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER

İdeolojiler öldü mü?Görünüşte öldü! 
Emperyalizm, kapitalizm eskisi gibi popüler kelimeler değil artık…
Çağımızın güncel kelimeleri; bilgi, teknoloji ve küreselleşme…
Steril, yapay ve şiddeti yumuşatıcı bu terimler çağımızı anlatmaya yetmiyor.Görünüşte öldürülen ideolojiler farklı kimliklerde yaşamaya devam ediyor.Emperyalizm, ırkçılık ve kapitalizm dünyayı kasıp kavuruyor.Peki biz bunun neresindeyiz? 
Türkiye bu süreçten nasıl etkileniyor?
Düşünce kalelerimiz içten çökertilirken, son kalan aydınlarımız nefes alacak, geçimlerini sürdürebilecek alanlar arıyor. 
Yayınlarımız, eserlerimiz niceliksel yönden gelişseler de niteliksel yönden gelişemiyor.
Böyle bir tabloda aktörlerin ve maşaların yer değiştirdiği, gerçek kimliklerini saklayarak saldırganlaştıkları bir sürecin ortasındayız. 
Şiddet sarmalı her yanımızı kuşatıyor.Kimliğimiz, dilimiz, coğrafyamız sömürülüyor.
Batılı emperyalist ideolojilerin maşası Arapçı ve Kürtçü zihniyetin en büyük düşmanı Türk kimliğidir. Bu kimliğin yok edilmesi için her şey yapılıyor.Yasaklamayı, ötekileştirmeyi ve saldırgan bir üslupla dışlamayı yöntem olarak belirlemişler.Türk yurdu Kerkük'e sahip çıkılması bile medyada tartışma konusu olabiliyor. Türkiye'deki "Kürt"lerin incindiğini ileri sürerek, "ileride daha büyük kopuşlara zemin hazırlar" diyerek aba altından sopa göstermeyi ihmal etmiyorlar.O yüzden talana, asimilasyona, yok oluşa sessiz kalıp, "Türk" demeden cümle kurmamızı, Türk'e ait olan her şeyden imtina etmemizi istiyorlar.Bu sayede emperyalizmin maşalığını daha rahat yapabileceklerini düşünüyorlar.
Dolgun maaşları, sınırsız imkanları, milletin parasıyla Saraylarda "Türk"ü "zaptu rapt" altına almaya çalışıyorlar.Günü geldiğinde de "Dört yanımız kalleşlerle dolu, Batı ihanet içinde" diyerek Mehmetçik'i savaşa sürmekten de çekinmiyorlar.Kısacası Türklük bu coğrafyada, bu devlette vebalı olarak tanımlanırken, sistematik bir şekilde ortadan kaldırılmak isteniyor.Şimdi de cepheden cepheye koşan, şehit olan, gazi olan çocuklarımızın apoletlerine takmışlar kafayı… 
Operasyon sırasında kollarına iliştirdikleri Göktürkçe harfleriyle yazılı "Türk" kelimesini ve diğer detayları yasaklamak istiyorlar.Unutulan şu ki; ruhundan millet aşkını aldığınız, emperyalistlerin istediği şekilde biçimlendirdiğiniz silahlı güçler hiçbir zaman en önde koşmaz, koşamaz…
Ankara'da, İstanbul'da hastanelere Arapça tabelalar asan,Arapça tabela kullanılmasının önündeki yasal engelleri kaldırmak için yönetmelik hazırlayan,PKK'nın talepleri doğrultusunda asırlık Türk şehirlerin isimlerini Kürtçeleştiren,"Ne Mutlu Türküm diyene" yazılarını dağlardan, şehir girişlerinden silen,Türk yurtlarını peşmergeye terk eden,Sözde bayrakları havalimanlarında sallandıranlar…Mehmetçik'in kolundaki Göktürkçe'den rahatsız olmuşlar. "Yazıklar olsun" demeyeceğim. Çünkü bu bir üzüntü ve şaşırma ifadesidir. Türk'e düşman olanlara "yazıklar olsun, neden böyle yaptın" denilmez, çünkü görevlerini ifa ediyorlar!

Atatürk, dönemin Türk dili uzmanlarına "Göktürk alfabesini mutlaka öğrenin, yazıtlarımızı ve tarihimizi okutun" talimatı verir. Bu talimattan sonra harekete geçen uzmanlar birçok yazıtı günümüz Türkçesi'ne aktarırlar. 
Binlerce yıl sonra ortaya çıkan o cümlelerden biri de "Ebediyen Hükümran Olacaksın Türk Budunu" şeklindedir.
Yabancı ideolojilerin yerli işbirlikçileri; duyun, görün, dinleyin!Binlerce yıl evvelden gelen Türk, hiç susar mı!Karanlıkları yırtan, coğrafyaları değiştirip çağlar atlatan Türk silinir mi!İşte o yüzden ne yaparsanız yapın ne yasaklar koyarsanız koyun; Türk Budunu, Ebediyen Hükümran Olacaktır!
Kaynak: Ebediyen Hükümran Olacaksın Türk Budunu!  Batuhan ÇOLAK


6 Ekim 2017 Cuma

Barzani Kimlere Hizmet Ediyor?

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
Tamer Ashraf
Yıllardır Barzani ailesinin Yahudi kökenli olduğu yazılır, konuşulur. Kürdistan kurma hayalleri de sürekli İsrail'in vadedilmiş topraklar hedefiyle ilgili kılınır. Barzani'nin kökeni, soyu-sopu ne olursa olsun emperyalizmin köpekliğini yaptığı ortadadır.
Geçen gün gazetelerde, gençliğinde MOSSAD ajanı olarak Irak'ın kuzeyinde kürt ayaklanmasına komutanlık eden İsrailli General Sagi Chori'nin "Barzani'nin savaşçılarını eğitmek için uçakla İsrail'e bizzat ben götürdüm. Kürtlere savaşmayı ben öğrettim" şeklinde açıklaması vardı. Bu açıklamanın yanında, Barzani'nin yaptığı referandumun İsrail'de coşku ile karşılanması ve peşmergelerin İsrail bayraklarıyla poz verm
esi de Barzani'nin kimlere hizmet ettiğinin göstergesi olmuştur. Bağımsız bir kürdistan'ın kurulmasını bölgede en çok isteyen İsrail… Yarın bir gün Barzani "Ben bağımsızlık ilan ediyor ve kürdistan'ı kuruyorum" dediğinde ilk tanıyacak olanda İsrail'dir.
Barzani ve ilişkilerinin özeti işte bu şekildedir.
Barzani, İsrail'in hedeflerine bir adım daha yaklaşmak için bölgede İsrail hariç tüm ülkelerin karşı çıkmasına rağmen referandum yapınca tepkileri üzerine çekti. Türkiye'de doğal olarak bu tepkileri gösterenlerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bir gece ansızın gelebiliriz" sözünü spotta tutarak ve yaptırımlar uygulanacağını belirterek tepkisini gösteriyor. AKP'li bakanların Barzani konusunda söylem karmaşası sürerken, Barzani'ye nasıl yaptırımlar uygulanacak onu da merakla bekliyoruz.
Bu atmosferde bir de Türkiye'de AKP'nin iyiliğini düşünüyormuş gibi piyasa koklayan Barzani'ciler türedi.  "AKP, Barzani'ye böyle sert davranırsa muhafazakâr kürt seçmenlerin oyunu kaybeder. 2019 tehlikeye girer" gibi AKP'ye bir nevi sopa gösteriyorlar.
Geçen gün Anar Araştırma Şirketi Başkanı İbrahim Uslu'da televizyon ekranlarında aynen bu açıklamayı yaptı.
Barzani Türkiye'yi tehdit etmiş, "Türkiye'den de toprak parçası alıp büyük kürdistan'ı kuracağım" demiş, Kerkük'te Türkmenler saldırıya uğramış hiç umurunda mı ki bunların?
'Türkiye Barzani'ye hiçbir yaptırım uygulamasın' diye AKP'yi "Muhafazakâr kürt kökenli seçmen oyu" üzerinden vuruyorlar.
Bu ahmak mantığa göre, orada soydaşlarımızın hakkı, hukuku, toprağı, malı, canı elinden alındığında Türkler alkış mı tutacak?
"Türkmenleri sattınız, Türkmenleri yalnız bıraktınız" diye oy mu yağdıracak?
ABD, İngiltere ve İsrail ile iş tutan Barzani hangi dinin muhafazakârı oluyor?
Barzani, İsrail'in hedefleri için kürdistan peşinde koşacak ve bu alçağa tepki gösterince muhafazakâr kürtler tepki gösterecek öyle mi?
MHP düşmanlığında da başkalarıyla rekabet eden Anar Araştırma Şirketi Başkanı İbrahim Uslu madem herşeyi çok iyi biliyorsun "Muhafazakâr kürt kökenli seçmen oyu" üzerinden ahkam kesiyorsun, niçin Barzani'nin emperyalistlere köpeklik yaptığını, İslam dünyasına zulüm yağdıran devletlerle iş tuttuğunu ekranlardan milleti uyandırmak için anlatmıyorsun?
Niçin "Ey kürt kökenli kardeşlerim, Barzani referandum yapıyor, kutlamasını İsrail bayraklarıyla Yahudiler yapıyor, bu nasıl iştir?" diye olayların gerçek yüzünü anlatmıyorsun?
Barzani kimin muhafazakârı ve muhafızı İbrahim Uslu?
Barzani denilen emperyalizm taşeronuna bugüne kadar verilen tavizler yetmiş ve hançer olarak sırtımıza saplanmışken, daha bu saatten sonra taviz istemenin mantığı nedir?
Hayırdır İbrahim Uslu, Anar Araştırma Şirketi'ne Barzani Irak'ın kuzeyinde iş mi verdi?
Ya da İsrail'de sana iş mi bağladı?
Anlat bakalım ateist PKK'yı koruyan, besleyen Barzani denen soysuz neyin muhafazakârı?
AKP bu oyuna bir daha düşmemelidir. Hiçbir şey Türkiye'nin namusu, şerefi ve varlığından önemli değildir.
Türkiye önce kendi topraklarındaki Barzanicileri susturmalıdır ki, Barzani'ye yaptırım yapabileceği daha inandırıcı olsun…
AKP mesela Galip Ensarioğlu gibi, Barzani aşkıyla ne konuştuğunu bilmeyen ve Cumhurbaşkanı ve Başbakanın açıklamalarının tam zıddı konuşmalar yapan milletvekilini susturmakla işe başlamalıdır.

Yoksa inandırıcılık tümden ortadan kalkıyor…

9 Ocak 2018 Salı

Bahçeli'den Bir Çıkış Daha

"Erdoğan'ı Destekleyeceğiz" Diyen Bahçeli'den Bir Çıkış Daha: 2019 ile Sınırlı Kalmayacak

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, "AK Parti ile işbirliğimiz 2019 ile sınırlı kalmayacaktır. Sonrasında da yeni sistemle ilgili süreçte devam edecektir." dedi.




MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Cumhur ittifakıyla ilgili konuşan Bahçeli, AK Parti ile işbirliğimiz 2019 ile sınırlı kalmayacaktır. Sonrasında da yeni sistemle ilgili süreçte devam edecektir." diye konuştu.
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar:
2017 yılı kolay geçmemiştir. Bölge ve dünyayı doğrudan etkileyen pek çok gelişme yaşanmıştır. Ülkeler arası hizip ve husumetler kamçılanmıştır. Tüm dünya kendi içinde, kendine özgü derin bir istikrarsızlık sarmalına hapsolmuştur. Biz bu durumdan elbette memnuniyet duymuyoruz. Gelecek adına karamsarız. İlker dürtülerin öne çıkmasın demokrasiye zarar vermektedir. Güçlünün haklı, haklının güçsüz olduğu bir insanlık tablosu karşımızdadır. Bu ağır tablonun kabarık faturası ise masumların önüne konulmaktadır.
"VAR OLAN DÜNYA GERÇEĞİ BİR NEVİ ORTAÇAĞ KARANLIĞIDIR"
Küresel emperyalizmin siyasi ve ekonomik operasyonları silah gibi kullanılmaktadır. Nükleer silahlanmadaki korku verici tırmanış insani endişeyi haklı olarak tırmandırmaktadır. Her düzeyde akıl tutulması, kafa karışıklı belirginleşmiştir. Var olan dünya gerçeği bir nevi ortaçağ karanlığıdır. Çıkış yolu bulunamazsa dünyanın hiçbir ülke ve coğrafyası güvenli olamayacaktır. 20. yüzyılın fahiş yanlışlarını tekrar etmek olsa olsa akılsızlık, körlük ve su katılmamış cahillik olacaktır.

2017'de taşlar yerinden oynatılmıştır. Terör örgütleri ülkemizle birlikte komşu coğrafyalarda at koşturmuşlardır. Güney sınırlarımız boyunca uzanacak bir terör koridoru açılmak istenmiştir. Terör devletinin inşası için yoğun gayret sergilenmiştir. PYD-YPG bu maksatla silanlandırılmıştır. Şiddet övülmüş özendirilmiştir. Terörizm desteklenmiş, korumaya alınmıştır. IŞİD'i kimlerin kurduğu, kimlerin sevk ve idare ettiği bellidir. Bir terör örgütünün bir başka terör örgütü ile denetlenmesi hesaplanmış, sahada icra edilmiştir. Haçlı hevesleri ülkemizin çevresinde dolaşmış tarihi miraslara kastetmiştir. Suriye'de oynanan oyunlar kıyıya vurmuş, karanlık senaryolar netleşmiştir. Terör örgütlerini kışkırtanlar İslam'a hasımdır.
"ABD'NİN KUDÜS DAYATMASI YENİ BİR HAÇLI SEFERİDİR"
ABD'nin Kudüs komplosu Türk ve İslam dünyasına meydana okumakla eş anlamlı bir provokasyondur. 6 Aralık 2017 tarihli açıklamamda Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma arayışının zaman ayarlı bomba olduğunu söylemiştim. Sakat karar kuşku yok ki skandal ötesi hezeyandır. Kudüs'ün tarihi statüsüne göz dikilmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) olağanüstü İstanbul zirvesinde, BM Genel Kurulu'nda 128 ülke iradesi ile reddedilen ABD'nin Kudüs dayatması yeni bir haçlı seferidir.
Kudüs önemlidir, çünkü gerilim düşmezse, dayatmalar sürerse bir kıvılcım bölgemizi mahvedecek, yankı ve yansımaları tüm dünyaya yayılacaktır. Kudüs önemlidir, çünkü İstanbul'un öz kardeşi, ecdad yadigarı, manevi hazinedir. ABD'nin Ortadoğu'yu çekmek istediği çukur, itmek istediği uçurum malumdur.
BAE DIŞİŞLERİ BAKANI'NA TEPKİ: "ALÇAKLIK VE AHLAKSIZLIKTIR"
Geçtiğimiz aralık ayı içinde BAE Dışişleri Bakanı hepimizi infiale sürükleyen bir paylaşım yapmıştır. Nimetbilmezlerin söz konusu torunu haddini aşarak kahramanlarımıza dil uzatmıştır. Utanmadan, sıkılmadan efendilerine şirin görünmek adına Türk düşmanlığına soyunmuştur. Fahreddin Paşa'yı hırsızlıkla suçlayarak iğrenç bir bühtanda bulunmuştur. En nazik ifade ile alçaklık ve ahlaksızlıktır. Bu sömürge artığının Fahreddin Paşa'ya ve ecdadımıza dil uzatma densizliği nankörlüktür. Bir hırsız varsa, hain aranıyorsa, Osmanlı'ya ihanet eden bir avuç Haçlı kalıntısından başkası olamayacaktır. Hırsız, Türk ve İslam'ın onurunu savunan ecdadımıza pusu kuranların ta kendisidir. Bugünkü torunları hırsız bulmak istiyorlarsa yanını yöresini yoklasınlar. Korkaklara kahramanlarımızı ezdirmeyiz. Herkes yerini yurdunu bilmelidir. Türk düşmanlarının gözüne girmek için cambazlık yapanları biliyoruz, ayaklarını denk almaları hususunda da uyarıyoruz.
"2017'DE ÖNEMLİ GÜNDEM BAŞLIKLARINDAN BİRİ DE KERKÜK OLMUŞTUR"
2017'nin en önemli gündem başlıklarından birisi de Kerkük olmuştur. Barzani 25 Eylül referandumu ile hayatının hatasını yapmış, çocukluk hayallerinde boğulmuş gitmiştir. Türkmeneli'nin ve Kerkük'ün milli haysiyeti şimdilik güvenlik altına alınmıştır. Bir hafta önce Irak Türkmen Cephesi Bölge Sorumlusu Salihi suikast sonucu şehit edilmiştir. Tüm soydaşlarımıza ve aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Ötüken onuru yere düşmeyecektir. Gün ola harman ola, o gün hele bir gele. Gözyaşları dinecek feryatlar bıçak gibi kesilecektir. Varsın başkaları geçmişi konuşsun. Biz işimize bakacağız, ülkücü olmanın şerefini taşıyacağız.
"2017'DE TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE ÜZERİMİZE GELDİLER"
2017'de terör örgütleri ile üzerimize geldiler. Tarihi hesaplarını görmek istediler. Satılık kalemleri, kiralık köşe yazarlarını, yarım aydınları, sahtekar televizyoncuları kullandılar. İftira attılar, itham silahını çektiler. Kah özgürlük ve insan hakları maskesi ile, potansiyel Türk düşmanı vasıfları ile kalemizi çökertmeye kalkıştılar. Başardılar mı? Elbette hayır.
Türk düşmanlığının federasyon çatısında kaynaşanlar huzursuzdur. Namertlerin yüzü asıktır. Mütemadiyen MHP'yi eleştirip Türklük alerjisinden nemalananlar denetimli kavga, icazetli provokatörlük yöntemleri ile sonuca gitmeyi hedeflediler. FETÖ ile diğer çeteleri yanlarına alarak geldiler direndik. Hain akınlara direnç gösterdik. Devlet yetim değildir. Vatan kimsesiz değildir. MHP tüm heybet, haşmeti ile buradadır, milli birlik ve dayanışmanın yaşaması konusunda yeminlidir.
"İSTİLA DENEMESİ YAPTILAR"
28 Aralık'ta İran'da başlayan olaylar dikkatleri bu ülkeye çevirmiştir. Ekonomik sorun ve şikayetlerle başlayan protestolar birden bire rejim eleştirilerine kıvrılmıştır. ABD ve İsrail açıktan bazı bölge ülkeleri de kapalı devre toplumsal infiali desteklemiştir. İran'da her ne yaşandı ve yaşanıyorsa öncelikle bu ülkenin iç sorunudur. Türkiye'ye düşen İran'ın toprak bütünlüğünü tartışmasız desteklemesidir. Demokratik iyi niyetli beklentilere şüphesiz kulak verilmelidir. Ancak İran'ı karıştırmak isteyen eller, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'yu kana bulayan Arap Baharı'nın devamını kurgulamışlardır. Dönem dönem Türkiye'yi de yoklayan zalimler, Gezi Parkı'ndan Kobani olaylarına, hendek teşebbüsünden 15 Temmuz'a kadar son 5 yıldır her türlü ihaneti denemişlerdir. Adalet yürüyüşleri de boşuna icra edilmemiştir. Enjekte edilen zehir Irak ve Suriye'de tuttu ancak Türk milleti kahramanca bir mücadele göstererek her oyunu bozdu. İstila denemesi yaptılar.
ABD'DEKİ HAKAN ATİLA DAVASI
Arap Baharı aşama aşama Anadolu'ya gelecek Türk milletini yıkacaktı. Bunu başaramayan Türkiye düşmanları bu kez de ABD'de siyasi bir mahkeme kurarak İranlı şarlatanı tanık mertebesine çıkartarak şanslarını denemek istediler. Önyargılı jüri geçen hafta kararını açıkladı, son söz güdümlü hakime kaldı. ABD kumpası Türkiye'ye sökmez. Mahkemenin hükmü bu aziz millete geçmez, geçmeyecektir. Karşımızda Türkiye'nin siyasi, ekonomik cendereye alınmak istenmesi görünmektedir. Alayınız gelseniz de bir milim geri adım atan sizler gibi, sizlerin maşarı gibi namert kere namert olsun.
"PARTİMİZ 2019'DA CUMHURBAŞKANI ADAYI ÇIKARMAYACAK"
2017'nin en mühim gelişmesi hükümeti sisteminde yapılan değişikliktir. Türk milleti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni onaylamıştır. 2018 yılı yeni sisteminin istikrarlı bir şekilde gelişmesi için önemli bir dönemeçtir. AK Parti ve MHP Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi'nin hazırlığından oylanmasına kadar başarılı bir süreci işletmiştir. 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ortaya çıkardığı yeni şartları kavramış, beka üzerinden siyasetimizi yeni baştan anlamlandırmış, 11 Ekim 2016'daki grup toplantımızda da görüşlerimizi açıklamıştım. Bu destek ve katkımız 2019'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinde de mutlaka devam edecektir. 2019'dan sonraki 5 yıl boyunca da yeni sistemin kalıcı hale gelmesi için süreç birliğinin, ahlaki ittifakın gereğini gönül huzuru ile yapacağız. Bu şartlar altında dün de belirttiğim üzere partimiz 2019'da Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaktır.
"HZ. NUH'UN CEP TELEFONU KULLANMASI KADAR HAYAL MAHSULÜDÜR"
2018'deki yasal düzenlemelerin süratle hayata geçirilmesi ise bir başka gündem maddesidir. Biz Türk'üz doğruyuz, verdiğimiz sözü sonuna kadar tutarız. Hükümet sisteminde geriye dönüş yoktur. Çalıyı tepesinden sürümek ahmaklıktır. Hz. Nuh'un cep telefonu kullanması kadar hayal mahsulüdür. Yaptıkları baraj tutmaz, söyledikleri sözü kimse yutmaz.

7 Şubat 2018 Çarşamba

TIMARHANELİK ABD'NİN IŞİD ÜZERİNDEN PKK'YI MEŞRULAŞTIRMASI

Tamer Ashraf
ABD'nin tarihi hep kalleşliklerle doludur. Menfaatleri ve dünya üzerinde hâkimiyet kurma hedefi adına her türlü alçaklığı yönetim tarzı haline getirmiş durumdadır. ABD'nin dünya üzerindeki ilişkilerinde onur, şeref, haysiyet, vicdan gibi değerlere rastlamak mümkün değildir. Bu özelliklerin hiçbiri olmadığı gibi şimdi Trump'la beraber tam bir deliler topluluğuna dönüşmüşlerdir. ABD Trump'un başkan olmasıyla beraber, her konuda daha çok dengesizleşti. İyice çamura battılar, şimdi  o çamurda debelenip duruyorlar.
Trump'un dengesizliği şu an tüm ABD yönetimini sarmış durumdadır.  Bir konuda elli kafadan ayrı ses çıkmaktadır. Söyledikleriyle yaptıkları geçmişte de çok çelişkili idi. Şimdi ise bu çelişkileri daha çok deliler topluluğunu andırmaktadır.
Bu hallerini şimdi en çok Türkiye'ye yansıtıyorlar. Sözde bunlarla stratejik ortağız, müttefikiz ama senin can düşmanlarına dünyanın gözü önünde silah yardımı yapıyorlar ve o yardım ettikleri silahlarla askerlerimiz, sivil vatandaşlarımız şehit ediliyor.
Şu an Suriye sınırları içinde aslında terör örgütü PKK'yı taşeron olarak kullanan ABD ile savaşmaktayız. Zaten YPG içinde yabancı milletlerden vatandaşlar olduğu gibi, ABD vatandaşları da vardır. Yani terör örgütü PKK sadece önde görünen yüzdür. Arka bahçesi emperyalizm sırtlanlarıyla doludur.
Deliler topluluğu içindeki Pentagon'un Ortadoğu Masası Sözcüsü Eric Pahon Hürriyet'e açıklamalar yapmış ve resmin deliliğini bir kez daha tescillemiştir.
Bu akıl hastası diyor ki: "Türklerin Afrin'den Menbiç'e geçmeyeceğini umuyoruz. Bu konuda gerçekten kaygılıyız. Bunun DEAŞ ile mücadeleyi raydan çıkarma potansiyeli var. Bu, bugüne kadar ortaya koyduğumuz çalışmanın büyük ölçüde dikkatini dağıtacak bir şey. Türkiye'nin terörizm ve sınırlarındaki terör grupları konusunda ciddi kaygıları olduğunu anlıyoruz. Bunun tamamen farkındayız. Türkiye ile elimizden geldiği ölçüde birlikte çalışıyoruz ancak bu operasyon (Zeytin Dalı) DEAŞ'a karşı kazanımlarımızın bir kısmını kaybetmemize neden olacak bir potansiyel taşıyor.
Sürekli temastayız. Suriye gibi karmaşık savaş bölgelerinde diplomasi her zaman anahtardır. İki tarafa da gerilimi daha fazla tırmandırmamaları ve dikkati DEAŞ'tan dağıtmamaları için çağrı yaptık. Bildiğiniz gibi biz Afrin'de yokuz. Oradakiler bizim desteklediğimiz güçler arasında değil. Suriye ölçeğinde bugüne kadar nispeten güvenli bir alan olan Menbiç'te bugüne kadarki kazanımlarımızı korumak kritik önemde."
***  
Bakar mısınız, hala alçaklıklarını DEAŞ üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyorlar. "DEAŞ var, o halde PKK'yı görmezden gel" mantığı ile kurdukları emperyalist sistemi devam ettireceklerini sanıyorlar.
Oysa Trump başkan seçilmeden önce DEAŞ'ı(IŞİD) ABD'nin kurduğunu ifade eden şu cümleleri kuruyordu: "IŞİD'in kurucusu o. Obama IŞİD'i kurdu. Ve şunu da söylemeliyim, yardımcılığını da ezik Hillary Clinton yaptı"
***
Pentagon'a göre Türkiye Menbiç'e girerse "DEAŞ ile mücadeleyi raydan çıkarma" hali olurmuş… Bak sen…
Zaten terör örgütü IŞİD'e ve PKK'ya vurunca ABD'ye vurmuş sayılıyoruz. 
Her ikisi de kol kanat geren, yönlendiren ABD değil mi?
Hem ABD askerleri, hem PKK'nın teröristleri IŞİD'li teröristlere yol verirken videolarını izlemedik mi, IŞİD'in elindeki silahlarda ABD'nin silahları değil mi?
ABD, PKK, IŞİD aynı vücudun kanser hücreli organlarıdır.
ABD ve PKK'nın "IŞİD'le mücadele ediyoruz" yalanını IŞİD üzerinden hangi kazanımları yaptıklarına bakarak şahit olabilirsiniz. 
IŞİD saldırdı, işgal etti, hep PKK gelip yerleşti. ABD bölgedeki hâkimiyetini bu sistemle devam ettirmek istiyor. Şimdi bu sistemini Türkiye bozduğu için ne yapacağını şaşırmış durumdadır.
Bir taraftan  "Türkiye ile Sürekli temastayız." Açıklamaları yapıyorlar, diğer taraftan terör örgütü PKK'ya ağır silahlar vermeye devam ediyorlar. İşte böyle bir alçaklıkla Türkiye muhataptır.
ABD'nin bu alçaklıktan vazgeçmeyeceği anlaşılıyor. Türkiye'nin de artık Suriye'deki bu temizlik operasyonundan vazgeçmemesi gerekiyor. Çünkü ABD'nin alçaklığı, ikiyüzlülüğü artık tescillenmiştir. Bugün ABD'nin PKK'yı yan ordusu haline getirme projesi engellenmezse, yarınlarda Türkiye büyük sıkıntılarla muhatap edilecektir. ABD'nin kürdistan projesinde Türkiye'nin toprakları da vardır. Bugün Suriye'de bu parçayı ele geçirmeye çalışmaktadır. Suriye yönetimi de hala ahmaklıkta ısrar ederek PKK'ya şirinlik peşindedir. Kendi topraklarında devlet kurmaya kalkan ABD-PKK ittifakına karşı mücadele vermiyorlar Türkiye'yi tehdit etmektedirler. Türkiye olarak buna benzer tuhaflıklarda yaşamaktayız. 
Türkiye attığı her adımda çok dikkatli olmalı, karşısında mert düşman bulunmadığını artık çok iyi anlamalıdır. Sözde dost ülke ABD bize bu kalleşliği yaptıktan sonra Türkiye'nin dostuna-düşmanına karşı dimdik durması gerekmektedir. Bunu yaparken de Rusya-İran-Irak-Suriye arasında güncellenmiş ve akılcı bir ittifakla ABD'ye ders vermelidir. Rusya-İran-Irak'la geçmişte kavgalar yaşandıktan sonra gelinen nokta komşu ilişkileri açısından önemlidir. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye'nin içindeki terör örgütü PKK-IŞİD'i temizleme konusunda da Suriye rejimiyle ortak bir yol ve akıl noktası oluşturulmalıdır. 
"Bir yemin ettim ki dönemem" havası bu zamana uygun tarz değildir.
ABD ve uzantısı terör örgütleri Ortadoğu bölgesinden söküp atılmalıdır. Bölgedeki tüm ülkeler böylelikle rahat nefes alacaktır.
Terör örgütü PKK'yı topluca mezara, ABD yönetimini de akıl hastanesine göndermek için bu şart olmuştur.

TIMARHANELİK ABD'NİN IŞİD ÜZERİNDEN PKK'YI MEŞRULAŞTIRMASI

KÖŞE YAZILARI / 2018-02-07 09:07:39  YILDIRAY ÇİÇEK-ORTADOĞU GAZETESİ

14 Şubat 2018 Çarşamba

Siyonizm'in Leylaları!

Tamer Ashraf
Adı, Leyla Halid…
Mavi Marmara olayından sonra "'Erdoğan bizim de liderimiz" diyen Filistinli eski hava korsanı…
Ben onun, elinde mahcup bir gelin gibi tuttuğu bayramlık tüfeğiyle kameralara sırıttığını hayal meyal hatırlarım.
Aynı Leyla, 2013'te Gezi olaylarına katılanlara: 'Talepleriniz kabul edilene kadar meydanlardan ayrılmayın." demeyi de ihmal etmemişti.
Leyla Halid, Pazar günkü HDP Kongresindeydi. Afrin'i kastederek:

"Türkiye'nin yaptığı İsrail'in yaptığıyla aynı!" diye ünledi!
Bahse girerim ki tarihte hiçbir Filistinli, İsrail'i bu kadar şereflendiren ve Filistin halkını bu kadar zillete düşüren bir cümle kurmamıştır.

İsrail'in böyle düşmanları varken ayrıca ajan beslemesine gerek yoktur.

Kızıl Şaşkınlar


Soğuk savaş dönemini yaşamış olanlar, dünyanın her yerinde Amerikan müttefiki ülkelerin iç sorunlarına, SSCB destekli rejimlerin ve Marksist örgütlerin müdahil olduklarını unutmamışlardır.

Mesela "Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - C" Mihraç Ural vasıtasıyla Suriye istihbaratının kontrolündeydi.
PKK da aynı formatta kuruldu.

George Habaş adlı Ortodoks tarafından kurulan, "Filistin Halk Kurtuluş Cephesi" de…

Leyla Halid, bu Marksist örgütün üyesidir.

Bunların bugünlerde devam eden "ezber dayanışma"ları, oradan gelmektedir.

1967'den sonra İsrail'e karşı mücadele eden El Fetih ve FKÖ gibi örgütler, gerek İsrail'le savaşan Arap devletlerinden gerekse Sovyet yanlısı Sosyalist BAAS rejimlerinden destek almışlardır.

Ancak bu desteğin Filistin'in mi yoksa İsrail'in mi yararına olduğunu anlamak için bugünkü sonuca bakmak gerekir.
Kapitalizmin, hür dünyanın ve çok partili demokrasinin zaferi için programlanmış bir soğuk savaş sistematiği içinde Slovenler, Slovaklar, Hırvatlar, Estonyalılar, Letonyalılar, Barzaniler, Leh Walesalar, Salva Kiriler, limana, gemiye, demire, çeliğe, petrole, paraya, bankamatiğe doğru koşarken acaba neden Filistinliler sonu karanlık kızıl ufuklara doğru yelken açmışlardır?..

Yıllardır İsrail'e karşı bir mantıklı adım bile atamayan bu keleşli soytarılar, yoksa takımlarını mı satmışlardır?
Sonunda ABD'nin kucağına oturup da bizim başımıza bela olmalarının başka bir izahı var mıdır?

Kolejliler - Keleşliler!.. 


Elimdeki listede 1972'den bugüne kadar MOSSAD tarafından suikastla öldürülmüş 14 Filistinli dava adamının adı var.

Bu listede, son derecede popüler oldukları halde George Habaş'ın veya Leyla Halid'in ismini göremiyorum.

Çünkü rehine kurtarmak için ülke basan MOSSAD'ın, bu macera karikatürleri ile bir işi olmaz!

FKÖ'nün bugün hala PKK'nın toplantılarında boy gösteren Sol kanadı, Filistinlilerin İsrail'in tuzağına düşen kesimidir.

Herkes Mersin'e giderken tersine giden enayileri yani…
Marksist George Habaş gibi Leyla Halid de Beyrut Amerikan Üniversitesinde eğitim görmüşlerdir.

Beyrut Amerikan Koleji, Robert Kolej'in, Boğaziçi Üniversitesi'nin kardeşidir.

1850'lerde bu okulları kuran papazlar, Türk Devletini yıkmaya, Anadolu'yu Türklere mezar yapmaya yemin etmişlerdi.

1972'de Robert Kolej'in İngiliz Hocası Sumner Hillary Boyd'un lojmanında yakalanan Ferit İlsever'li Aydınlık ekibi de Deniz Gezmiş gibi Ürdün'deki El Fetih kamplarında eğitim görmüştü.

Hatta bunların bir kısmı, mücadeleyi kızıştırmak adına, bir İsrail baskınıyla öldürülmüştü.

Sosyalist Suriye'nin kontrolündeki Bekaa vadisinde kurulan ilk PKK eğitim merkezi de eski bir Filistin kampıydı.
Leyla Halid'in Apo ile tanışıklığı, 1970'lerde, Sosyalizmin moda, sol yumruğun havada olduğu o kızıl macera günlerinden gelir.


Siyonizm'in İkinci El Ajanları!


Çoluğuna çocuğuna, sevdiklerine doğru giden masum insanların hayatını tehlikeye atmak, dünyanın hiçbir yerinde ezilen halklara bağımsızlık getiren bir eylem biçimi olmamıştır.

1968'lerin sorumsuz hippilerine bir dönem cazip gelen bu eylem tarzı üzerine akademik çalışmalar yapılmış; uçak kaçırma eylemi, insanlığı tehdit eden bir sosyal hastalık olarak uygarlık arşivindeki yerini almıştır.

Bugün eski bir hava korsanını, ayı oynatır gibi kapı kapı dolaştırıp da desteğinden medet ummak, bir iletişim çabası gibi görülebilir.

Ancak böyle bir medya yüzü, medeniyet mecmuasına değil, ancak eli kanlı katillerin ihanet bültenine kapak olabilir!

Aslına bakarsanız 2016 tarihli bir röportajda söylenen "Emperyalizm Kürtleri Kullanıyor" sözü de aynı Leyla'ya ait…
Emperyalizmin kimi kullandığı, kimin Leyla'ya ve onun saplantılarına ne kadar yakın olduğuna bağlı!
İsrail ABD'yle el ele, Ortadoğu'da Kürtleri kullanarak ilerliyor…

Müslüman kanı döküyor. Irak'ı bölmüş; Suriye'yi de bölüyor.
Batı Şeria düşmüş, Türkiye bıraksa Kudüs başkent oluyor.
Gazze'de Filistinli açlıktan ölüyor.

Leyla gelmiş, bizim paramızla oturduğu koltuktan bize sövüyor!

İkinci el MOSSAD ajanlığı işte böyle oluyor!..

Siyonizm'in Leylaları!

KÖŞE YAZILARI / 2018-02-14 08:56:09 ŞÜKRÜ ALNI AÇIK ORTADOĞU GAZETESİ

25 Eylül 2017 Pazartesi

TARİHİ MİSYON

Tamer Ashraf
1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesini hatırlamamak mümkün değil! CHP- MSP koalisyon hükümeti iş başındaydı. Ayşe tatile çıkmadan önce bütün partilerin, dernek ve teşekküllerin nabzı aynı atıyordu. Birkaç zavallı marjinal küçük gruplar hariç, Türk milleti tek vücut olmuştu. Gençlik, askerlik şubelerinin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor, gönüllü yazılmak için olağanüstü gayret sarf ediyordu.
O zaman CHP'nin genel başkanı rahmetli Bülent Ecevit Başbakan idi…
25 Eylül'e bir gün kaldı.
Barzani'nin sözde bağımsızlık referandumu son anda bir değişiklik olmazsa yarın yapılacak.
Türkiye, İran ve Irak'ın en yüksek perdeden "Yapma" demesine rağmen!
ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin, BM'nin "Vazgeç, iptal et" demesine rağmen!
Sadece İsrail ve biraz da Suudi Arabistan'ın desteği ile!..
CHP şu an ana muhalefet partisi.
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu..
Barzani, Irak'ın kuzeyinde ENOSİS benzeri bir planın uygulayıcısı olmak üzere. EOKA-B rolünde olanlar ise peşmergeler!
Dün, gözlerini Kıbrıs'a dikmişlerdi. Şimdi KERKÜK'ü zapt etmek istiyorlar..Yüz yılların Türkmen şehri KERKÜK'ü gasp etmek; Arkasından da bölücü illeti Türkiye'ye bulaştırmak istiyorlar.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ısrarla "Kısık sesle", konuşuyor gibi yapmaya devam ediyor.
Tıpkı 15 Temmuz gecesi gibi sadece bir şeyler söylemiş olmak için söylüyor gibi yapıyor. Bazı yardımcıları da referandumun iptali için mecburcu gibi konuşuyor. Ama bu konuda da CHP ne yazık ki gürül gürül akamıyor!
Bırakınız Atatürk CHP'sini; bu CHP 1974 deki Ecevit CHP'si bile olamıyor! Neden acaba? Demek ki CHP, Kılıçdaroğlu ile gerçekten YCHP olmuş!..
Bir partiyi ele geçirmek için genel başkanı ele geçirmek kafiymiş!
MHP'ye kurulan kumpasların, genel başkanlık sevdalarının, tarla kurultayı provalarının sebebi sanıyorum biraz daha anlaşılmıştır!
Bu kumpasları hazırlayan perde arkası güçlerin bütün hırsı, kızgınlığı, MHP liderine güçlerinin yetmemesi ve MHP'yi YMHP yapamamaları değil mi?
Gelelim referandum meselesine..
Öncelikle Barzani'nin, bu oyunun sadece ve basit bir kuklası olduğunu göz ardı etmemek gerekir!
Türkiye bütün dikkatini kukla oynatıcısına vermelidir. Çünkü bu çirkin oyunun ikinci veya üçüncü perdesi Türkiye'de sahnelenmek istenmektedir.
Replikleri ağırlıklı olarak etnik ve mezhebik farklılıklara dayandırılmış bu çirkin oyunun, kuklası ve kukla oynatıcısı ile birlikte artık sahnede sonlandırılma zamanı gelmiştir…
Irak, Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Keldanilerin, Yezidilerin birlikte yaşadığı bir ülkedir.
Suriye'de de durum benzer özelliklerdedir.
İran, Farsların ve Azeri Türkmenlerin çoğunluklu, Kürtlerin de az da olsa var olduğu bir ülkedir.
Türkiye ise bin yıllık kardeşliğin, etle tırnak olmuşluğun şahitliğini, son haçlı seferlerinin, Malazgirt'in, Çanakkale'nin, yani tarihin yaptığı bir milletin kurduğu devlete adını vermiştir.
Bu topraklar, İstiklal savaşında emperyalizme haddini bildirmiş, dersini vermiş şanlı şerefli bir milletin vatan topraklarıdır.
Dikkat edilirse daha ziyade İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde etnik ve mezhep üzerinden farklılaştırma öne çıkarılmıştır.
Son zamanlarda ülkemizde de, iktidarların yanlış politikaları ve sandık (oy) kaygıları nedeniyle etnik ve mezhebik kimlikler okşanmıştır.
Bu durum elbette bizim için zafiyet, emperyalizm için avantaj oluşturmuştur.
Böl, parçala, yönet metodunun tam istediği budur. Ne yazık ki emperyalizme istediği, özellikle son yıllarda altın tepsilerle adeta ikram edilmiştir.
Türklük yerine Türkiye vatandaşlığı dillendirilmiş, Müslümanlar mezhepler ve cemaatler ile ayrı ayrı tasnif edilmiştir.
Açılım, Çözüm, Demokratikleşme Paketi gibi adlarla PKK terör örgütüne sevimli maske takılmış, PKK sanki Kürtlerin temsilcisi gibi nitelendirilmiş, terörle aynı çuvala girmek bile denenmiştir.
Ama içerde Diyarbakır ve civarındaki hendek savaşları, 15 Temmuz kalkışma ve darbe teşebbüsü; dışarıda ise ABD'nin PKK/PYD/YPG/SDG sevdası, DEAŞ gerçeği ve son tahlilde Barzani'nin Irak'ın kuzeyinde bağımsızlık referandumu ısrarı maskeleri düşürmüş, vekaletleri sona erdirmiş, asalet savaşlarının maksadını, taraflarını ve taraftarlarını ortaya çıkarmıştır.
Yani artık hakikat gün gibi ortadadır.
ABD'de ikiz kulelere yapılan saldırı sonrası, oğul BUSH'un dediği son haçlı seferleri 2003 den beri devam etmektedir.
Bu seferlerde haçlı silahları vardır ama haçlı orduları yoktur. Bu görev, etnik ve mezhebik usullerle bölünüp, birbirine düşürülerek oluşturulan aynı dine mensup "Düşman kardeşlere" verilmiştir.
Küresel emperyalizmin haçlı seferlerinde, haçlı güçler adına savaşanlar ne yazık ki Müslümanlardır.
Türkiye büyük bir devlettir. Türk- İslam varlığı ve bekası bu gün Türkiye'nin liderliği ve kararlılığına bağlıdır. Bu nedenle tarihi tecrübesini de değerlendirerek emperyalizmin "Bölme" oyununu boşa çıkarmalıdır.
İran, Suriye ve Irak'ta ve Kafkasya dahil Asya'daki bütün Müslüman unsurları mezhep çekişmelerinden kurtulup, Müslümanlıkta bir olmaya ve son haçlı teşebbüsünü de hezimete uğratmaya davet etmelidir.
Kürt'e de, Türkmen'e de, Arap'a da aynı kıbleye yöneldikleri unutturulmamalıdır.
Bu son haçlı seferini hezimete uğratmak, Türk- İslam birliği ve bölünmeye karşı tek vücut olmayı başarabilmekle mümkün olabilir.
Bu birliğe giden yolun cesaretli ilk adımı elbette KERKÜK'ü sarı öküz yaptırmamaktır.

Lider ülke olmak, gerekli entegrasyonu sağlayarak, büyük bir güç oluşturup bu son haçlı seferini de hezimete uğratmakla mümkün olabilir. Türklüğün, İslam aleminin ve dünya insanlığının uzun vadeli barışa ve huzura erişmesinin başka yolu yoktur.

5 Kasım 2018 Pazartesi

FETÖ’yü PKK’dan ayıran en önemli özellik

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




Sayın Başkan ‘akışkan’ örgütler ve karakterlere dikkat!


Tamer Ashraf
Amerikan emperyalizmi, içimize son 40 yılda başarıyla yerleştirdiği bir casusluk ve terör örgütü üzerinden planladığı 15 Temmuz kanlı saldırısının “taktik” olarak başarılı olmasa bile “stratejik” açıdan başarılı olacağını düşünüyordu.

“Taktik başarısızlık”, milletin, Amerikan emperyalizminin 1 Dolar’lık askerlerini derdest etmesidir. “Stratejik başarı arayışı” ise Türk devletinin yok olma sürecine girecek ölçüde ağır darbe almasıdır.

Bunu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki hızlı toparlanma, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bünyesindeki hainlerin temizlemesi, milli-yerli savunma sanayindeki kararlı üretim anlayışı yıktı.

Emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin panik halleri bundandır.

CHP kontenjanında seçilmiş SP’li Cihangir İslam’ın “gazi” Meclis’in kürsüsünden sergilediği ve 15 Temmuz’da emperyalist saldırıyı göğüslemiş milleti “batıl” ilan eden konuşma bunun sonucudur.

Çünkü FETÖ’yü 40 yılda içimizde güçlendiren emperyalizm, 21’inci yüzyıla dönük planlamasında, yine bu örgüt üzerinden ve yine Türkiye’yi bir laboratuvar olarak kullanarak “akışkan terör yapılanması” çalışmalarını sürdürüyor.

Hiçbiri tesadüf kabul edilemez…

Türk siyasetinin muhafazakar kesiminden CHP’ye transfer olmuş Konya Milletvekili Abdüllatif Şener ile aynı partinin İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun “silahlı insansız hava araçları” SİHA’lara karşı tavır sergilemeleri tesadüf olarak kabul edilebilir mi, hayır.

Tanrıkulu’nun meşrebi bellidir, Amerikan-İngiliz ittifakı bayrağı altına sığınmış PKK’nın darbe almasından memnun değil. Tanıyoruz onu, neyi, neden yaptığını biliyoruz.

Ama Şener’in Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a, “Sayın Bakan, Cumhurbaşkanının akrabasının, damadının orduya silah satması Anayasa’ya, kanunlara uygun mu” sorusu işin farklı boyutudur.

Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar, Sümeyye Erdoğan ile evlenmeden önce, Türkiye’nin İHA ve SİHA’larının üretimi, bunların terörle mücadelede etkin kullanımında aldığı rol nedeniyle zaten tanınan bir portreydi. 

Damat oldu diye o silahları satmadı. 

O, 2012 yılındaki Amerikan-İsrail ambargosu nedeniyle elinde kullanılacak bir tane Heron kalmış bir devletin stratejik ihtiyacını karşılamış genç bir adam, niye uğraşıyorsun?


Terörizmin akışkan yapısı…




FETÖ’yü PKK’dan ayıran en önemli özellik, algoritmasının sürekli değişime uğramasıdır.

PKK, tipik 20’nci yüzyıl terör örgütüdür, katıdır, kim kimdir ne yapar, hedefleri ne olabilir, tespit edebilirsiniz. 

FETÖ, sürekli değişen, deşifre olmuş kesimini kaderine bırakıp, başka bir zeminde ve hiç tahmin edilemeyecek isimlerle yeniden yapılanan kimliğe sahiptir.

PKK, kağıt üzerine çizilmiş iki boyutlu bir plandır, FETÖ, bilgisayar ekranında sürekli değişebilen bir 3D grafiktir.

Cihangir İslam, belli ki, eline tutuşturulmuş o bedduaları kürsüden dile getirirken, benim gözümün önünde sürekli şekil değiştiren o 3 boyutlu grafik vardı.

Emperyalizmin “akışkan” örgütleri ve “akışkan” karakterleriyle karşı karşıyayız…

Cihangir İslam-Sezgin Tanrıkulu-Abdüllatif Şener’i aynı hizaya getiren, bunların başına da neo-con/Siyonist lobi doğrultusunda Cemal Kaşıkçı cinayetini ne yapıp edip Erdoğan’a yıkmaya çalışan Kemal Kılıçdaroğlu’nu yerleştiren özel bir yapıdan söz ediyoruz.

(Bu nedenle, Ömer Çelik’in, ‘Kılıçdaroğlu Kaşıkçı cinayetini ört-bas etmeye çalışıyor’ sözünü bir siyasi fantezi olarak görmeyin.)

FETÖ yarın yine karşımıza çıkacak, ama asla o adı taşımayacak.

Yüksek ihtimal, emperyalizmin bugün Pensilvanya’daki elebaşı tarafından, “ölümle tehdit ettiği vatanseverler” giderek kendilerini yalnız hissedecekler…

Dün FETÖ üzerinden Amerikan emperyalizmiyle iltisaklanmışlar, yarın “Sorosgiller”üzerinden aynı ilişkiyi sürdürecek, bunun da işaret fişeği, “Osman Kavala’ya özgürlük hareketi” olacak…

Bırakın CHP, HDP ve İP’i, MHP ve AK Parti’den ne beklenmedik “dökülmeler”yaşayacağız…

Bakın, Türk milletinin beka mücadelesi için ana zemin olan Cumhur İttifakı’na ne kadar “gıcık” adam varmış, “madem sallandı, bir tekme de ben atayım” gayretini gösteren ne çok isim gördük…

Bu mudur… Budur…


CHP teröre destek mi veriyor?.


CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun Milli İnsansız Hava Araçlarını hedef alan iddiası tartışılıyor.. Tepkiler sürerken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tanrıkulu'na destek verdi. İddiaların araştırılmasını istedi. Oysa ki aynı Kılıçdaroğlu 2012 yılında insansız hava araçlarının terörle mücadelede etkin kullanılmadığını söylüyor ve hükümeti eleştiriyordu..

Peki ama beş yıl sonra CHP neden tavır değiştirdi?

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan PYD'yi, "PYD, Suriye'de kendi yaşamlarını korumaya çalışan kendi topraklarını küresel bir vahşet örgütüne karşı korumaya çalışan bir örgüt, yapılanma... Dolayısıyla bir örgütün de hangi kıstaslarla terör örgütü olabileceği hem Türkiye'deki mevzuatlarla tanımlanmış. Hem de uluslararası mevzuat... Uluslararası kurumlar var..." sözleriyle aklamıştı.

CHP'Lİ VEKİL PYD'Yİ NEDEN AKLADI?

​PYD'nin terör örgütü olmadığını söylemişti. Tanrıkulu'nun bu sözleriyle adeta kamuoyunun nabzı ölçüldü. Ardından o açıklamalara CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da destek verdi.

Kılıçdaroğlu, "Teröre başvurmadığı sürece YPG'yi terör örgütü olarak görmeyiz. Teröre başvurmadığı sürece... Teröre başvurursa terör örgütü olarak tanımlarız" diyerek bir skandala daha imza attı...

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ....
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html