BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Dolar sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Dolar sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

26 Aralık 2017 Salı

İŞTE TÜRKİYE'NİN EN ZENGİNLERİNİN MEMLEKETLERİ

Forbes Türkiye'nin, 12'nci kez açıkladığı 'En Zengin 100 Türk' listesinde yer alan zenginlerin nereli olduğunu biliyor muydunuz? İşte Türk zenginlerin memleketleri...
1:MURAT ÜLKER - Serveti: 3.7 milyar dolar - Servet kaynağı: Yıldız Holding - Doğum Yeri: İstanbul
2:HÜSNÜ ÖZYEĞİN - Serveti: 3 milyar dolar - Servet kaynağı: Fiba Holding - Doğum Yeri: İzmir
3:SEMAHAT SEVİM ARSEL - Serveti: 2.4 milyar dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
4:MUSTAFA RAHMİ KOÇ - Serveti: 2.2 milyar dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
5:FERİT ŞAHENK - Serveti: 2.1 milyar dolar - Servet kaynağı: Doğuş Holding - Doğum Yeri: Ankara
6:SUNA KIRAÇ - Serveti: 2 milyar dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
7:OSMAN KİBAR - Serveti: 2 milyar dolar - Servet kaynağı: Samumed - Doğum Yeri: İzmir
8:FİLİZ ŞAHENK - Serveti: 1.9 milyar dolar - Servet kaynağı: Doğuş Holding - Doğum Yeri: Ankara
9:HAMDİ ULUKAYA - Serveti: 1.7 milyar dolar - Servet kaynağı: Chobani Yoghurt - Doğum Yeri: Erzincan
10:BÜLENT ECZACIBAŞI - Serveti: 1.5 milyar dolar - Servet kaynağı: Eczacıbaşı Holding - Doğum Yeri: İstanbul
11:FARUK ECZACIBAŞI - Serveti: 1.5 milyar dolar - Servet kaynağı: Eczacıbaşı Holding - Doğum Yeri: İstanbul
12:SİNAN TARA - Serveti: 1.2 milyar dolar - Servet kaynağı: Enka İnşaat - Doğum Yeri: İstanbul
13:FATMA TUBA YAZICI - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Diler Holding - Doğum Yeri: İstanbul
14:MUSTAFA LATİF TOPBAŞ - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: BİM - Doğum Yeri: İstanbul
15:DENİZ ŞAHENK - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Doğuş Holding - Doğum Yeri: Ankara
16:ALİ AĞAOĞLU - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Ağaoğlu İnşaat - Doğum Yeri: Trabzon
17:HAMDİ AKIN - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Akfen Holding - Doğum Yeri: İstanbul
18:ÜNAL AYSAL - Serveti: 900 milyon dolar - Servet kaynağı: Unit Investment - Doğum Yeri: İstanbul
19:CLAIRE ARCAS - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Arkas Holding - Doğum Yeri: İzmir
20:BERNARD ARCAS - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Arkas Holding - Doğum Yeri: İzmir
21:DIANE ARCAS - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Arkas Holding - Doğum Yeri: İzmir
22:ÖMER KOÇ - Serveti: 750 milyon dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
23:AYDIN DOĞAN - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Doğan Holding - Doğum Yeri: Gümüşhane
24:HASAN ÇOLAKOĞLU - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Çolakoğlu Metalurji - Doğum Yeri: İstanbul
25:SERRA SABANCI - Serveti: 775 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
26:SUZAN SABANCI DİNÇER - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
27:NEZİH BARUT - Serveti: 750 milyon dolar - Servet kaynağı: Abdi İbrahim İlaç - Doğum Yeri: İstanbul
28:DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN - Serveti: 750 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
29:ÇİĞDEM SABANCI BİLEN Serveti: 700 milyon dolar Servet kaynağı: Sabancı Holding Doğum Yeri: Adana
30:ALİ ÜLKER - Serveti: 700 milyon dolar - Servet kaynağı: Yıldız Holding - Doğum Yeri: İstanbul
31:ALİ KOÇ Serveti: 700 milyon dolar Servet kaynağı: Koç Holding Doğum Yeri: İstanbul
32:DEMİR SABANCI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
33:ALİ İSMAİL SABANCI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Esas Holding - Doğum Yeri: Adana
34:İZAK ŞENBAHAR - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Alexico Group - Doğum Yeri: İstanbul
35:EMİNE SABANCI KAMIŞLI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Esas Holding - Doğum Yeri: Adana
36:ÖMER SABANCI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
37:İPEK KIRAÇ - Serveti: 625 milyon dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: İstanbul
38:AHMET ÖZOKUR - Serveti: 600 milyon dolar - Servet kaynağı: Yıldız Holding - Doğum Yeri: İstanbul
39:SEVİL SABANCI - Serveti: 600 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
40:DİLEK SABANCI - Serveti: 600 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
41:CEMİL KAZANCI - Serveti: 550 milyon dolar - Servet kaynağı: Kazancı Holding - Doğum Yeri: İstanbul
42:KORHAN KURDOĞLU Serveti: 500 milyon dolar Servet kaynağı: Ata Holding Doğum Yeri: Ankara
43:KAĞAN GÜRSEL - Serveti: 475 milyon dolar - Servet kaynağı: Kiska İnşaat - Doğum Yeri: Ankara
44:ERDEN TİMUR - Serveti: 450 milyon dolar - Servet kaynağı: Timur Gayrimenkul - Doğum Yeri: Mersin
45:MURAT DEDEMAN - Serveti: 450 milyon dolar - Servet kaynağı: Dedeman Holding - Doğum Yeri: Ankara
46:TUNCAY ÖZİLHAN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: Anadolu Endüstri Holding -Doğum Yeri: Kayseri
47:NECATİ ASLAN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: İçdaş - Doğum Yeri: İstanbul
48:ALİ AHMET KOCABIYIK - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: Borusan Holding - Doğum Yeri: İstanbul
49:NESRİN ESİRTGEN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: Abdi İbrahim İlaç - Doğum Yeri: İstanbul
50:BAYRAM YUSUF ASLAN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: İçdaş - Doğum Yeri: İstanbul

13 Şubat 2018 Salı

Pentagon'dan YPG kararı!

Pentagon, 2019 bütçesinde, SDG adını kullanan PYD/PKK'ya eğit-donat için 300, örgüte kurdurulan sınır güvenlik gücü için de 250 milyon dolar olmak üzere toplam 550 milyon dolar ayırdı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2019 yılı için hazırlanan bütçe tasarısında DEAŞ ile mücadele kapsamında, SDG ismini kullanan PYD/PKK'ya eğit-donat için 300 milyon, “DEAŞ karşıtı misyona ilişkin sınır güvenlik ihtiyaçları” için de 250 milyon dolar olmak üzere toplam 550 milyon dolar ayırdı.
Pentagon, 2019 mali yılı savunma bütçesi tasarısını açıkladı.
PYD/PKK'YA 550 MİLYON DOLAR
AA muhabirinin Pentagon’dan edindiği genel bütçe tasarı belgesinde ABD, 2018 mali yılında toplam 1,8 milyar dolar ayırdığı "DEAŞ karşıtı operasyonlar kapsamında Irak ve Suriye’de eğit-donat programına" 2019 mali yılı için 1.4 milyar talep etti.
Pentagon, 2018 mali yılı bütçesinde SDG ismini kullanan terör örgütü PYD/PKK’nın da aralarında bulunduğu ABD’nin Suriye’deki ortaklarına 500 milyon dolar ayırmışken, bu rakam 2019 mali yılı için 550 milyon dolara çıkarıldı. Irak’ta peşmerge ve Irak ordusunun eğitimi ve teçhizat yardımı için ise 850 milyon dolar ayrıldı.
PKK ORDUSUNA FON AYRILIYOR
ABD öncülüğündeki koalisyonun önce 30 bin kişiden oluşacak sınır güvenlik gücü olarak açıkladığı, ancak daha sonra "iç güvenlik ve istikrar gücü" olarak nitelendirdiği SDG kamuflajı altındaki PYD/PKK ordusu için de fon ayrılmış olması dikkat çekti.
Belgede Suriye için 300 milyon doların yanı sıra “DEAŞ karşıtı misyona ilişkin sınır güvenlik ihtiyaçları” için de 250 milyon dolar ayrıldığı ifade edildi.
TOPLAM BÜTÇEDE 80 MİLYAR DOLAR ARTIŞ
2018 mali yılı için Pentagon tarafından hazırlanan ilk tasarıda toplam bütçe 606 milyar dolar talep edilmişkenken, 2019 mali yılı için talep edilen rakam 80 milyar dolar artırılarak 686 milyar dolara çıkarıldı.
Kongre’nin Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası başlığı ile nihai tashihatlar yaptığı 2018 mali yılı savunma bütçesinin toplamda 692 milyar dolara çıkarıldığı göz önüne alındığında 2019 savunma bütçesinin 800 milyar dolara yaklaşacağı ifade ediliyor.
SAVAŞ FONUNDA 23 MİLYAR DOLAR ARTIŞ
ABD’de savaş fonu olarak da bilinen Savunma Bütçesinde Muhtemel Dış Operasyonlar Fonu için 2018 mali yılı için 65,8 milyar dolar ayrılmışken, 2019 mali yılı için talep edilen rakam 23.2 milyar dolar artırılarak 89 milyar dolara çıkarıldı.

11 Aralık 2017 Pazartesi

AMERİKA'DAN TERÖR ÖRGÜTÜNE TAM GAZ DESDEK

DEAŞ’ın bittiği açıklandı ama ABD, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG’ye yardıma devam edecek.
ABD Savunma Bakanlığı Irak ve Suriye’de bitirildiği ilan edilen DEAŞ’la ‘savaşması’ için 2018 yılında YPG’ye 500 milyon dolarlık silah, araç, mühimmat ve teçhizat verecek. DEAŞ’a karşı en büyük operasyonların düzenlediği 2017 yılında bile ek bütçelerle 430 milyon dolara çıkan ABD askeri yardımının DEAŞ’ın zayıfladığı dönemde giderek artması dikkat çekiyor.

YARDIM 15 KASIM’DA ONAYLANDI
ABD Savunma Bakanlığı bütçesi 15 Kasım’da Temsilciler Meclisi Genel Kurulun’da onaylandı. Detaylandırılan bütçe tahmini ise geçtiğimiz günlerde Savunma Bakanlığı’nın sitesine yüklendi. Onaylanan bütçeye göre Pentagon’un 2018 Mali Yılı Bütçesi geçtiğimiz yılın bütçesinden 74 milyar dolar artışla 692,1 milyar dolar oldu. Bütçede Suriye’de DEAŞ’a karşı savaşan muhalefete yani PKK’nın Suriye kolu YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu SDG’ye (Suriye Demokratik Güçleri) 500 milyon dolarlık yardım öngörülüyor.
30 BİN SİLAHLI ADAM
Pentagon’un bütçe detayında şu anda bölgede 25 bin silahlı adam olduğu belirtiliyor. Bu yıl 5 bin kişinin daha eğitilerek bu gruba katılacağı ve 2018 sonunda ABD yardımıyla sahada savaşan 30 bin silahlı terörist olacağı ifade ediliyor.
12 BİN AK-47 KALAŞNİKOF...
Yapılacak silah yardımının bütçesi 104 milyon dolar olarak hesaplandı. Bütçe detayında 12 bin adet AK-47 Kalaşnikof otomatik tüfek, 6 bin PKM makineli tüfek, 3 bin 500 DShK ağır makineli tüfek, 3 bin adet RPG-7 roketatar, bin adet Türkiye’de PKK’lıların üzerinde yakalanan AT-4 veya SPS-9 sofistike anti-tank füzesi, 80 adet 60 mm, 80 adet 82 mm ve 75 adet 120 mm havan topu bulunuyor. Bu silahlarda kullanılacak mühimmatlara ise 157.6 milyon dolar ayrıldı.
ZIRH DELİYOR
84 mm’lik güdümsüz, taşınabilir, tek-shot, geri tepmesiz ve yivsiz olan AT-4 füzesi, zırhlı araçların dışında piyade birliklerini de devre dışı bırakmak için kullanılabiliyor. Uzmanlar AT-4 anti tank füzelerinin Milan tanksavar füzeleri kadar etkili olduğunu belirtiyor. ABD ve İsveç ortak yapımı olarak da üretilen 6.7 kg ağırlığında, 102 cm uzunluğunda zırh delici özelliğe sahip AT-4 anti tank füzesi, 2 bin 100 metre menzile sahip. Attığı füzelerin birinin fiyatı ise yaklaşık 1.500 dolar. YPG’ye verilen AT-4’lerin şimdiye kadar 21 tanesi operasyonlarda PKK’lı teröristlerde ele geçirildi.
SİLAH YARDIMI 8 KAT ARTTI
Emekli albay ve 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı Erol Başaran Bural, YPG’ye yardımın artmasını şöyle değerlendirdi: 2017’de Suriye eğit-donat programına 250 milyon dolar tahsis edilmişti. Silahlı gruplar için 13 milyon 200 bin dolarlık hafif ve ağır silahların alınmasını öngörülmüştü. Yapılan yardımlar yeterli gelmediğinden talep edilen 180 milyon dolarlık ek bütçeyle birlikte PKK/PYD’ye 2017 yılında yapılan yardım toplam 430 milyon dolara ulaştı.”
Bural, DEAŞ’ın bittiği söylenen 2018’de YPG’ye yapılan silah yardımının 8 kat arttığına dikkat çekiyor: 2017’de 13 milyon 200 bin dolar olarak planlanan silah alımı, 2018’de 104 milyon 202 bin dolara çıkmış. ABD yardımları içerisinde silah alımına ayrılan pay, 2018’de yaklaşık 8 kat arttı. ABD 2018 Mali Yılı Savunma Bakanlığı bütçesi Suriye eğit-donat programı bölümünün iptali ya da programda bir değişiklik yapıldığına dair resmi yazılı açıklama bulunmadığına göre en iyimser düşünce ile ‘şimdilik’ PKK/PYD’ye bu yardımların devam edeceği görülüyor.
GECE GÖRÜŞ DÜRBÜNÜNDEN UYDU TELEFONUNA KADAR...
Silah, mühimmat ve araçlar dışında YPG’lilere 104.5 milyon dolarlık savaş ekipmanı verilecek. Bu ekipmanların arasında 25 bin üniforma ve kişisel teçhizat, 500 metal dedektörü, 450 mini insansız hava aracı, 500 iridyum uydu telefonu, 150 kızıl ötesi hedef noktalayıcı, 150 gece görüş dürbünü, 580 ışıklı kol saati ve bin kafa lambası da yeni yılda YPG’lilere götürülecek.
DEV C-17 UÇAKLARIYLA TAŞINACAK
Operasyonun en önemli kısmı olarak görülen silah, mühimmat, araç ve ekipmanların nakliyesine 40 milyon dolar ayrıldı. Bu silahlar 77 ton yük taşıyabilen Boeing üretimi C-17 askeri kargo ve yük uçağı tarafından 50 seferde taşınacak. C-17’nin bir sortisi 500 bin dolar olarak hesaplandı. 50 sorti için 25 milyon dolar bütçe ayrıldı. Ancak bu uçaklar Suriye’ye inemediği için silah, mühimmat, araç ve teçhizatlar önce Ürdün ve Kuveyt’e indirilecek. Oradan ise kara yoluyla Suriye’ye götürülecek. Karayolundan nakliyenin maliyeti ise 15 milyon dolar olarak hesaplandı.
DUŞ VE TUVALET BİLE DÜŞÜNÜLDÜ
Bütçenin temel yaşam desteği kısmında 6.1 milyon dolarlık yardım yapılacağı belirtiliyor. Bu kalemin içinde çevre ve gıda temizliği, enerji üreten jeneratörler, su, atık su giderimi, duş ve tuvaletler ile tehlike/hastalık kontrol merkezleri için para verilecek.
HER BİRİNE 400 DOLAR MAAŞ
ABD, Suriye’de eğitip, donattığı YPG’lilere eğitim sürecinden itibaren 200 ile 400 dolar arasında maaş veriyor. Bütçenin bu kaleminde YPG’lilerin hayatta kalabilmesi için destek ödemeleri yapılacağı belirtiliyor. Ayrıca şimdiye kadar gönderilen araç ve silahların bakımı ile operasyonel desteğin de buradaki parayla karşılanacağı belirtiliyor. Maaş ve operasyon desteği için 2018’de 60.6 milyon dolar bütçe ayrıldı.
415 ARAÇ 30 DOZER

Bütçenin araç bölümünde 2018’de YPG’ye 415 araç verileceği belirtiliyor. Bu araçların dışında 30 tane de dozer ve iş makinesi verilecek. Araçlar için yaklaşık 30 milyon dolar harcanacağı bildirildi.

23 Ağustos 2018 Perşembe

Trump'a Türkiye uyarısı! Siyasi, askeri ve ekonomik...

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Washington’da bulunan, Bahçeşehir Üniversitesi'nin uluslararası kuruluşu Küresel Politikalar Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde, konunun uzmanları Türkiye ve ABD arasındaki gerginliği ele aldı.



Türkiye'nin ABD'deki önemli düşünce örgütlerinden Bahçeşehir Uluslararası Üniversitesi ve Küresel Politikalar Enstitüsü'nde Türkiye ile ABD arasında yaşanan siyasal ve ekonomik gerilim ele alındı.
"ABD - Türkiye ilişkilerinde Sorunlar ve Fırsatlar" adını taşıyan panelde konuşan Amerikalı ve Türk uzmanlar, son dönemde ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları ve Türkiye’ye uygulanan yaptırımlarla tırmanan gerginliğin bir an önce sona ermesi gerektiğinin altını çizdi

TÜRKİYE'NİN KRİTİK ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Bahçeşehir Uluslararası Üniversitesi ve Küresel Politikalar Enstitüsü tarafından ortaklaşa düzenlenen toplantıda ilk sözü alan ABD Ticaret Odası Orta Doğu ve Türkiye’den sorumlu Başkan Yardımcısı Khush Choksy, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere vurgu yaptı ve Türkiye’de Amerikan sermayesiyle kurulan yaklaşık bin sekiz yüz şirket olduğuna dikkat çekti.
Choksy, ABD Başkanı Trump tarafından empoze edilen ekonomik yaptırımları da yorumladı ve bu tip ekonomik yaptırımların uzun vadede ülkelerin kendi ekonomik çıkarlarına zarar verdiğini söyledi. ABD Ticaret Odası olarak yaptırımların karşısında olduklarını yineleyen Khush Choksy, küresel müttefikleri uzaklaştıracak politikaların ABD ulusal çıkarları için olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin altını çizdi. “Siyasi sorunlar ekonomik boyuta taşındığında bambaşka siyasi sorunlara yol açabiliyor” diye konuşan Choksy, ABD’nin uluslararası alanda yalnızlaşmaması için diyalogdan ödün verilmemesini tavsiye etti.

''YIKICI ETKİLERE YOL AÇABİLİR"

Türkiye Cumhuriyeti Vaşington Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarı Selman Kurt da konuşmasında, ABD ve Türkiye arasındaki ticaretin ABD lehine bir dengede olduğunu hatırlatarak, “Serbest piyasa ekonomisinin merkezi konumundaki ABD’nin Türkiye gibi önemli bir müttefike yaptırım uygulaması ticari ilişkilerde yıkıcı etkiler yapabilir” uyarısında bulundu. İki ülke hükümetinin sorunlarını yapıcı ve diyaloğa dayalı diplomasi kanalları üzerinden tartışması gerektiğini söyleyen Kurt, ABD yönetiminin Türkiye’yi alternatif pazarlara iten anlayıştan bir an önce uzaklaşmasını umduklarını anlattı.

"VAZGEÇİLMEZ MÜTTEFİK TÜRKİYE"

Amerikan Türk Konseyi Başkanı Howard Beasey, ABD ve Türkiye arasındaki sorunların ekonomik olmaktan ziyade siyasi sorunlar olduğunu söyledi. Ekonominin siyasi sorunları çözmek için sadece bir sopa olarak kullanıldığını söyleyen Beasey, siyasetin aradan çıkması durumunda ekonomik anlamda atılabilecek çok olumlu adımlar olduğunu anlattı.
Yaptırım krizi yüzünden yüz milyonlarca doların ABD’ye gelmediğini vurgulayan Beasey, tarafların masaya dönerek bu sorunu daha fazla derinleşmeden aşmaları gerektiğini söyledi. Özellikle iki ülke liderine sorumluluk düştüğüne dikkat çeken Beasey, Türkiye’nin başta siyasi, askeri ve ekonomik olmak üzere her açıdan vazgeçilmez bir ABD müttefiki olduğunu hatırlattı.
Moderatörlüğünü Bahçeşehir Uluslararası Üniversitesi Rektörü Sinem Vatanartıran’ın üstlendiği panel, Bahçeşehir Uluslararası Üniversitesinin Vaşington’daki merkez kampüsünde gerçekleşti. Panele Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın yanı sıra çeşitli ülke büyükelçilik temsilcileri, düşünce kuruluşları, üniversiteler ve basın mensupları katıldı.
Trump'a Çin darbesi! Yürürlüğe girdi
Çin Ticaret Bakanlığı, toplamda 16 milyar dolar tutarındaki ABD menşeli ürünlere yüzde 25 ilave vergilerin yürürlüğe girdiğini duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, ABD'nin bugün yürürlüğe soktuğu 16 milyar dolar tutarındaki Çin mallarına yüzde 25 ilave vergi hamlesine misilleme olarak Pekin yönetiminin daha önce duyurduğu toplamda 16 milyar dolarlık ABD menşeli ürünlere yüzde 25 ilave vergi getirme kararının yürürlüğe girdiği bildirildi. Açıklamada, Washington yönetiminin Çin mallarına ilave vergi hamlesine kesinlikle karşı çıkıldığı belirtilirken, ABD'nin söz konusu ilave vergi hamleleriyle Çin'e karşı önlem almaktan başka bir seçenek bırakmadığı kaydedildi.
Çin'in serbest ticareti ve çoklu ticaret sistemini koruyacağının altı çizilerek, ABD'nin ilave vergi hamlesine yönelik Dünya Ticaret Örgütünün anlaşmazlıkların halli mekanizmasına başvurulacağı bildirildi. Pekin yönetimi 8 Ağustos'ta ABD'nin 16 milyar dolarındaki Çin mallarına yüzde 25 gümrük tarifesi kararına misilleme olarak 16 milyar dolar tutarındaki ABD mallarına yüzde 25 ilave gümrük vergisi uygulanacağını açıklamış ve kararın 23 Ağustos'ta yürürlüğe gireceğini duyurmuştu.
ABD-Çin ticaret savaşının gelişimi
ABD ile Çin arasında bir ticaret savaşının başlangıcı olarak görülen gelişmeler, Donald Trump yönetiminin 23 Mart'ta ithal çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 ek gümrük vergisi getirmesiyle başladı. Çin, Washington'ın çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik ek gümrük vergilerine cevaben nisan başında ABD menşeli 128 ürüne yüzde 15 ila yüzde 25 gümrük vergisi getirdi. ABD yönetimi ayrıca 22 Mart'ta Çin'in, Amerikalı şirketlerin teknolojilerini ve fikri mülkiyetlerini ele geçirmeye yönelik usulsüz faaliyetleri gerekçesiyle 50 milyar dolar değerindeki bini aşkın Çin menşeli ürüne iki aşamalı yüzde 25 ek gümrük vergisi getireceğini açıkladı.
Pekin yönetiminin, ABD'nin sadece Çin'i hedef alan bu hamlesine tepkisi gecikmedi. Çin Ticaret Bakanlığı, bu karara cevaben ABD'den ithal edilen 50 milyar dolar tutarındaki 659 ürüne yüzde 25 gümrük vergisi getirileceğini bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump, 18 Haziran'da Çin'in daha önce açıkladığı tarifelere misillemeyle karşılık vermesi halinde 200 milyar dolar değerinde ürüne daha yüzde 10 gümrük vergisi uygulanması talimatını verdi. Takvimler 6 Temmuz'u gösterdiğinde ABD yönetimi, Çin'den ithal edilen 34 milyar dolar değerindeki 800'den fazla ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulamaya resmen başladı. Çin yönetimi, Trump'ın tüm tehditlerine rağmen ABD'nin ithal ürünlere yönelik mütekabil tarife artışlarının "anında yürürlüğe girdiğini" duyurdu. ABD'nin şimdiye kadar attığı korumacı ticaret adımlarına "kısasa kısas" yanıtlar veren Pekin yönetimi, Washington yönetimi ile birkaç defa ikili ziyaretler çerçevesinde ticaret savaşına çözüm bulmaya çalışmış ancak sonuç alınamamıştı.
Bununla birlikte dün Çin Ticaret Bakanı Yardımcısı Vang Şouvın başkanlığında bir heyet iki ülke arasındaki ticaret savaşına ilişkin müzakereleri yürütmek için ABD'ye gitmişti.

26 Aralık 2017 Salı

Rusya ve Türkiye'den kritik S-400 hamlesi.

Rusya ve Türkiye'den kritik S-400 hamlesi

’dan alınacak füze sistemlerinin ödemesi dolar ya da euro yerine yerel parayla yapılacak.

füze sistemleri için kaparoyu ruble üzerinden ödeyen 'nin ana ödemeleri de dolar ve euro yerine yerel parayla yapması bekleniyor. Burada da öne çıkan para birimi ruble olurken, dolarla ödeme konusunda en önemli sakınca, 'nin dolar lerini sistemi üzerinden izlemesi ve isterse engellemesi olarak öne çıkıyor.
Devlet Başkanı 'in Askeri Teknik İşbirliği'nden sorumlu danışmanı Vladimir Kojin, S-400 hava savunma sistemlerinin teslimatı konusunda Türkiye ile tüm konuların çözüldüğünü belirterek, "Teslimatların 2019 sonu veya 2020 başında yapılacağını öngörüyoruz" dedi.
ÖDEMEDE ORTAK PLAN
Rus basınına konuşan Kojin ayrıca, anlaşmasının bir kısmının, Rusya tarafından sağlanacak krediyle karşılanacağını belirtti. Kojin, kontratın Türkiye ile Rusya arasında önümüzdeki günlerde imzalanabileceğini söyledi. Sistemlerin teslimatı konusunda Türkiye ile tüm konuların çözüme kavuşturulduğunu vurgulayan Kojin, "Türkiye ile Rusya sistemlerin ödemesi konusunda ortak bir plan geliştirdi" diye konuştu.
Edinilen bilgiye göre S-400 görüşmeleri Rusya'dan gelen yetkililerle tamamlanacak. Rusya ve Türkiye'nin, füze sistemlerinin ödemesi konusunda TL, ruble ya da bölgeden üçüncü bir ülkenin para birimi üzerinde durduğu, burada da öne çıkan tercihin ruble olduğu öğrenildi. Ödemelerin dolar veya euro üzerinden yapılmasının sebebinin ise dolar üzerinden para transferlerinin ABD'li, euro üzerinden para transferlerinin AB'li makamlarca izlenebilmesi olduğu kaydedildi.
RUBLE İLE YAPILMIŞTI
ABD'nin soğuk baktığı projenin ödemelerinde herhangi bir aksaklık yaşanmaması ve ABD'nin ödemeleri geciktirmesi ya da dordurması gibi ihtimallere karşı yerel para üzerinden ödemenin öne çıktığı kaydedildi. S-400'lerin kaparo ödemesi de ruble üzerinden yapılmıştı.
Dolarla yapılan transferler, taraflardan birisi ABD olmasa bile SWIFT sistemi üzerinden ABD kontrolüne giriyor. Dolar cinsinden SWIFT transferlerin bilgilerine ABD tarafından erişilebiliyor ve istenirse engellenebiliyor. ABD'nin ambargosuyla karşılaşan 'ın da daha önce para transferleri konusunda sıkıntı yaşadıkları biliniyor.
Nihai görüşmelerden sonra açıklanacak
Putin ile 'ın son buluşmasında açıklanabileceği iddia edilen S-400 anlaşmasının da yetkililerce yapılacak nihai görüşmelerin ardından müstakil bir toplantıyla duyurulmasının planlandığı ifade edildi. (Milliyet)

2 Kasım 2018 Cuma

Küresel askeri ve siyasi dengelerde S-400 faktörü

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

TÜRKGÜN  HABER PORTALI




Rusya'nın ürettiği ileri teknoloji ürünü S-400 savunma sistemleri, özellikle Suriye krizinin ardından artan güvenlik endişeleri nedeniyle birçok ülkenin ilgisini çekiyor.

Son dönemde uluslararası siyasette Suriye iç savaşı, Trump’ın öngörülmez politikaları ve yaptırım terimlerinin yanı sıra en çok zikredilen kelimelerin başında şüphesiz Rusların S-400 füzeleri gelmekte. Hatta S-400’ler belki de “perestroyka ve glasnost”tan sonra Rusların uluslararası terminolojiye kazandırdıkları en önemli terimlerden biridir.

Bilindiği gibi Rusya Federasyonu, aynen mirasçısı olduğu SSCB gibi en çok askerî teknoloji üreten ve ihraç eden ülkelerin başında gelmekte. Örneğin 2017’de Rusya, 15 milyar dolar değerinde askerî teknoloji satmış, 45 milyar dolar değerinde de teslimatını önümüzdeki yıllarda yapacağı siparişler almıştır. 

Bu rakam, dünya silah pazarının yaklaşık yüzde 17’sine denk gelmektedir. Silah ihracatında Rusya, ABD’den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Yine Moskova, askerî teknolojilerin geliştirilmesi için en fazla para harcayan ülkeler arasında üçüncü sırada bulunmaktadır. Rusya 2016’da savunma sanayisine 69.2 milyar dolar harcarken, ABD 611 milyar dolar, Çin 215 milyar dolar ayırmıştır. 

Rakamları Rusya açısından değerlendirecek olursak, askerî teknolojiler, enerji kaynaklarından sonra Rusya’nın ikinci önemli gelir kaynağını teşkil etse de oran açısından bakıldığında bu rakam çok büyük değildir. Diğer taraftan askerî teknolojilerin geliştirilmesi için Rusya bütçesinden aktarılan pay (yüzde 55) ise çok büyüktür.


Rusya’nın en büyük silah şirketi olan Rosoboroneksport (Rusya Savunma Sanayi İhracatı), Hindistan (yüzde 39), Çin (yüzde 11), Cezayir (yüzde 8) gibi onlarca ülkeye silah ihraç etmektedir. 

2012’de Rusya’dan askerî teknoloji satın alan ülke sayısı 66 iken, özellikle Arap Devrimi ve benzeri devrimler neticesinde bu sayı azalmaktadır. Rusya’nın ihraç ettiği askerî teknolojilerin yüzde 50’si hava kuvvetleri, yüzde 25’i kara kuvvetleri, yüzde 11’i deniz kuvvetlerinde kullanılırken yüzde 10’u hava savunma sistemleridir. 

S-400'lerle ilgilenen ülkeler

Rusya’nın silah ihracatındağı ağırlığı gittikçe artan teknolojilerin başında S-400’ler gelmektedir. 600 kilometre uzaklıktan tehdidi belirleyebilen S-400’ler, 60 kilometre uzaklıktaki balistik hedefleri, 400 kilometre uzaklıktaki aerodinamik hedefleri ve 5 metre kadar alçak yükseklikteki hedefleri vurabilmektedir (Amerika’nın Patriot füzeleri ancak minimum 100 metre yükseklikteki hedefi vurabilmektedir). 

4.8 kilometre saniyede uçan hedefleri vurma kapasitesine sahip bu teknoloji, günümüzde Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin bütün askerî bölgelerindeki 40 taburunda ve Rusya’nın Suriye’deki Hmeymim Hava Üssü’nde konuşlandırılmış bulunmaktadır.

Diğer taraftan Rusya, S-400 benzeri sistemlerini geliştirmeye devam etmektedir. Nitekim S-400’lerin bir ileri teknolojisi kabul edilen S-500’lerin seri üretimine en yakın zamanda geçileceği bilinmektedir. 

Rusya S-400’lerden daha ileri teknoloji üretimine başladığından dolayı S-300’lerden sonra S-400’leri de ihraç etmeye başlamış bulunmaktadır. S-300’ler Bulgaristan, Yunanistan, Hırvatistan, Slovenya gibi NATO üyesi ülkeler de dâhil olmak üzere yaklaşık 20 ülkeye satılırken S-400’lerin ilk müşterileri ise Belarus (2016) ile Çin (2018) oldu. 

Her iki ülkenin de ortak özelliği, en azından şimdilik Rusya’nın en önemli müttefiki ve doğal olarak ABD’nin kara listesinin en ön sırasında yer alan ülkeler olmasıdır. Rusya’nın S-400’leri satmak istediği ve bir kısmıyla mutabakata vardığı diğer ülkeler ise Türkiye, Hindistan ve Suudi Arabistan’dır.

Hindistan, dünyada satılan silahların yüzde 14’ünü, S. Arabistan ise yüzde 7’sini almaktadır. Dolayısıyla bu ikisi, önemli bir pazar olup, bu pazara S-400’lerin sokulması, Rusya açısından büyük önem arz etmektedir. Aynı şeyi Türkiye için de söyleyebiliriz. 

Ayrıca Moskova şüphesiz, NATO içerisindeki “müşterilerini” de arttırmak istemektedir. Bütün bu süreçleri yavaşlatan, hatta engelleyen faktör ise ABD’nin konuyla ilgili tutumudur. ABD, Türkiye ile S. Arabistan gibi önemli silah pazarını kaybetmek ve bunları Rusya’ya kaptırmak istememektedir. Ayrıca özellikle Türkiye’nin S-400’leri alımı, NATO içerisinde bir çatlağa yol açması, hatta “bulaşıcı kötü bir örnek” teşkil etmesi açısından olumsuz bir gelişmedir. 

Bundan dolayı ABD, adı geçen ülkelere, Rusya’dan S-400 almamaları konusunda baskı uygulamaya çalışmaktadır. Çin ile Belarus, zaten ABD’nin yaptırımı ile karşı karşıya kaldıklarından dolayı bu ülkelerin Rusya füzelerini almalarını engellemek mümkün değildir. Diğer ülkelere uygulanan ABD baskısı ve yaptırım tehdidi ise ciddi bir sorun teşkil etmektedir. 

Hindistan, söz konusu “tehdidi” ve uygulanacak yaptırımlardan göreceği zararı ileri sürerek, Rusya’dan indirim koparmaya çalışmakta ve görüşmeler bir türlü sonlandırılamamaktadır. Ancak yine de önümüzdeki aylarda Vladimir Putin’in gerçekleştireceği Hindistan ziyareti sırasında imzaların atılacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. 5 milyar dolarlık kontratın imzalanmasından iki yıl sonra da (2020) füzelerin teslim edilmesi planlanmaktadır.

Kaşıkçı cinayetinin Rusya'ya etkileri

2018’de Suudi Arabistan da Rusya ile S-400’lerin alımı konusunda görüşmelere başlamış, hatta taraflar mutabakata varmıştı. Ancak ABD’nin S. Arabistan’a baskısı, Trump’ın ziyareti sırasında Riyad'ın ABD ile 100 milyar dolar değerindeki kontratı imzalamasını sağladı. Kaşıkçı cinayetinden sonra S. Arabistan yönetiminin iyice köşeye sıkışması ve ABD Başkanı Trump’ın ABD ile Arabistan arasında yapılan 100 milyar dolarlık silah anlaşması sayesinde adeta bu cinayeti görmezlikten geleceğini açıkça belirtmesi, S. Arabistan’ın Rus füzelerini alma planlarından tamamen vazgeçmesine neden olmaktadır. 

S. Arabistan’ın S-400’lere ilgisi ise kısmen de komşusu Katar’ın da bu teknolojilere olan ilgisine bağlıdır. Ancak S. Arabistan, günümüzde kendisinin alamadığı S-400’lerden vazgeçtiği gibi Katar’ın bu teknolojileri almasına da karşı çıkmakta, bu gerçekleştiği takdirde bunun aralarında savaş sebebi olacağını ileri sürmektedir. İlk bakışta hiçbir şekilde Rusya ile ilgisi olmadığı görülen Kaşıkçı cinayetinin, Rusya’nın iki S-400 müşterisini (S. Arabistan ve Katar) kaybetmesinde önemli rol oynaması da ilginçtir.

Türkiye ise ABD’nin rahatsızlığına rağmen Çin ile Belarus’tan sonra Rusya’dan S-400’ler ithal eden üçüncü ülke olma yolunda hızla ilerlemektedir. Nitekim Türk yetkililerine göre S-400’lerin avansı ödenmiştir. 

Rosoboroneksport şirketi ise Türkiye’ye teslim edilecek füzelerin üretimine başlandığını ve 2019 yılının ortasında teslimatın gerçekleşeceğini ileri sürmektedir. Belirlenen tarih yaklaştıkça da anlaşmanın hayata geçme ihtimali artmaktadır. Ancak yine de şüphesiz önümüzdeki dönemde Türkiye’nin Rusya ve ABD ile ilişkileri de bu sürecin tamamlanmasında etkili olacaktır.

Şimdiye kadar yaşanan bütün sıkıntılara ve Moskova-Washington hattındaki gerginliğe rağmen Ankara’nın her iki ülkeyi “iyi idare ettiğini” de söylemek mümkündür. Türkiye’nin Suriye krizinde şu ana kadar istediği amaçlarına (Afrin, ardından da İdlib) adım adım ulaşması da bunun en büyük göstergesidir. 

Bu husus, bir taraftan Türkiye’nin Rusya açısından Suriye’de arz ettiği önemi göstermekte, Rusya’nın Suriye’deki güçlü konumuna rağmen ABD’nin burada askerî varlığını artırdığı takdirde tek başına ona karşı koyamayacağına ve Türkiye’ye ihtiyaç duyduğuna işaret etmektedir. Diğer taraftan ise bütün sorunlara ve Trump’ın dengesiz siyasetine rağmen Türkiye’nin ABD açısından arz ettiği önemi de ortaya koymaktadır.

Siyasi ve askeri dengeler değişiyor

Eskisine kıyasla varılan anlaşmanın hayata geçme şansını artıran hususlardan biri de dört adet S-400 sisteminden ikisinin Türkiye’de toplanacak (monte edilecek) olmasıdır. Bundan birkaç ay öncesinde Rusya’nın buna yanaşmadığı biliniyordu. Ancak bu husus, Rusya’nın teknolojilerin iç sistemlerine ulaşımını sağlayacak elektronik kodları Türkiye’ye vereceği anlamına gelmemektedir. Ayrıca bakım ve tamir işleri de Rus uzmanlar tarafından gerçekleştirilecektir. 

Rus uzmanların bir kısmı, Türkiye’nin NATO ülkesi olması dolaysıyla kodlamaların ABD’nin eline geçeceğinden tedirgin olsa da bunun bir sorun teşkil etmediğini söylemek gerekmektedir. Zira öyle görülmektedir ki önümüzdeki yıllarda S-400’lere sahip ülkelerin sayısı artacak ve aynen Çin’in S-300’ler örneğinde yaptığı gibi S-400’leri “kopyalamak” isteyenler de zaten çıkacaktır (Çin’in S-300 taklidi, ilgi görmedi).

Netice itibarıyla S-400’ler günümüzde önemli askerî teknolojilerin başında gelmektedir. Özellikle Suriye’de iç savaş (çoktan iç savaş olmaktan çıkmıştır) başlamasından sonra birçok ülke, güvenliğini ve savunma gücünü arttırmak için S-400’ler ile ilgilenmeye başlamıştır. 

Öyle görülmektedir ki, önümüzdeki yıllarda S-400 sahibi ülke sayısı, S-300 sahibi ülke sayısına ulaşacaktır. Bu husus ise ABD ve NATO’yu rahatsız etmektedir. Zira bu teknolojilere sahip olan ülkeler, bir taraftan kendilerinden uzaklaşırken, diğer taraftan da bu ülkelere müdahalede bulunmak Suriye’de olduğu kadar kolay olmayacaktır. 

Yine kaybedilen silah pazarı faktörünü de unutmamak gerekmektedir. Tüm bunlar bölgede yoğun diplomatik trafiğe ve çeşitli “Bizans oyunlarına” neden olmaktadır. Bundan dolayıdır ki, konuyla ilgili öngörülerde bulunmak da mümkün değildir. Kesin olarak bilinen şey ise, ülkelerin elindeki güçlü kartların tüm bu oyunları bozma gücüne sahip olmasıdır. S. Arabistan, böyle bir kartını kaybederken, Hindistan ile Türkiye oyun içerisinde kalmaya devam etmektedirler.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na çok sert cevap!

Cumhurbaşkanı Erdoğan' CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarına sert cevap vererek "O kağıtlarda ne olduğunu bir kendisi bir de onları eline tutuşturanlar biliyor. " dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Orman Bakanlığı Toplu Açılış Töreni'nde konuştu. Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun yurtdışındaki bir şirkete para gönderildiği iddialarına yanıt verdi. Erdoğan, "İddia edildiği gibi yurtdışına giden tek kuruş yok. Bu zatın söylediği yalan mı? Yalan. Bir kez daha müfteri durumuna düştü mü? Düştü. Yüzü kızaracak mı? Hiç sanmıyorum" dedi. Kürsüden Kılıçdaroğlu'na tekrar tekrar 'Savcılığa git' çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilere yapılan yardımları ise kalem kalem açıkladı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları

"Açılışını yaptığımız 7,7 milyar yatırım bedeli olan 375 eserin milletimize şehirlerimize ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Tüm bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen, bakanlığımızdan müteahhitlerimize, mühendislerimizden işçilere kadar herkese gönülden teşekkür ediyorum. geçtiğimiz 15 yılda bakanlığımız tarafından ülkemize kazandırılan tam 7 bin 200 eseri milletimize sunduk. ‘Su hayattır’ anlayışıyla hareket ettik. Büyükşehir belediye başkanlığım döneminde İstanbul susuzluktan kıvranıyordu. Su getirmekle görevli olan İSKİ tam manasıyla iflas etmiş, her tarafı dökülen adı sadece yolsuzluklarla anılan bir kurum haline gelmişti. Ve tabi o zaman bu kardeşiniz de belediyeyi CHP’den almıştı. İSKİ’nin başında da tabi ki CHP’li belediye başkanının atamış olduğu bir genel müdür vardı, tabi görevden aldık yerine de Veysel hocamızı genel müdür yaptık. Ve İSKİ’yi Veysel hocamızla birlikte ayağa kaldırdık.

BİZE O GÜNLERİ CHP ZİHNİYETİ YAŞATTI
O dönemde kendi imkanlarımızla yaptığımız 7 barajla, kurduğumuz 600 su kanalizasyon arıtma tesisiyle meseleyi kökten hallettik. Hatırlayın o günleri, herkes elinde bidonlarla giderler su istasyonlarından… O dönemde su istasyonları kuruldu, istasyonda kuyrukta elinde bidon, anneler babalar çocuklar o günleri yaşadık. Ne yaparlardı peki? Evlerindeki küvetleri istasyondan aldıkları suyla doldururlardı. Artık banyo yapmak bile zora girmişti. Bugünleri bize kim yaşattı? O CHP zihniyeti yaşattı. Bizler 2,5 milyar dolar borçla İBB’yi devraldık. Ve bir taraftan borç ödedik, bir taraftan da İSKİ’yi ayağa kaldırdık. Bir taraftan İstanbul’u o çöp dağlarından temizledik. Hatırlayın Ümraniye’de patlayan çöplüğü orada 40’a yakın vatandaşımız oldu. Bunlar hep CHP zihniyetinin bedeliydi.
ANLADIN MI KEMAL?
İktidara geldik, gördük ki 76 şehrimizde içme suyu sıkıntısı yaşıyor. Bu sefer Veysel hocamızı DSİ’nin ardından da bakanlığın başına getirdik. Hamdolsun 81 vilayetin tamamında içme suyu meselesini büyük oranda çözdük. Sadece içme suyu değil her alanda tarihi projeleri hayata geçiren bir ülke haline geldik. Yollar, köprüler, trenler, barajlar, konut, işyerleri, havaalanları, artık evinden yarım saat mesafede havaalanına gidiyorsun. Ondan sonra da ülkemin ücra köşesinde 1 saat 20 – 40 dakikada ulaşma imkanına kavuştuk. Batıda ne varsa doğuda o var, güneyde ne varsa kuzeyde o var. eskiden baraj gibi işleri yabancı firmalar yapardı. Çünkü ülkemizin birikimi çok sınırlıydı. Biz altyapı yatırımlarında da yerli ve milli bir anlayışı öne çıkardık. Anladın mı Kemal?
Artık en iddialı projeleri dahi, kendi müteahhitlerimizle mühendislerimizle yapabiliyoruz. İstanbul’daki yeni havalimanı bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Dünyada müteahhit hizmetlerinde Çin’in ardından ikinci sıraya yerleştik. Müteahhitlerimizin projeleriyle karşılaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. AK Parti iktidarları döneminde hizmete alınan baraj sayısı 508’dir. Ki sayın Eroğlu teferruatıyla verdi. Çok ciddi yatırımlar yapıldı. Bu barajlarla hem içme suyu hem de tarımsal sulama konularında çok önemli mesafeler kat ettik. Yeni yatırımlar yanında, örneğin içme suyunda kayıp kaçak oranını yüzde 25’e indirmeyi hedefliyoruz. Sadece ülkemizle sınırlı kalmadık, KKTC’ye de su götürdük. 250 metre derinlikte, aslında bu dünyada uygulanabilir bir şey değildi, bu adımı attık. Ve Kuzey Kıbrıs’ta da bunun bütün dağıtımını bizler yüklendik. Afrika’da da 2 milyona yakın insanın temiz içme suyuna kavuşmasını temin ettik. Eskiden baraj inşaatları öylesine uzun sürerdi ki, yıllarca hayvanların otladığını görürdük. Şimdi her eserin temeli atılırken açılış tarihini, pazarlıkla biraz da öne çıkararak ilan ediyoruz.
ÇEVRECİLİKTE BİZİMLE KİMSE YARIŞAMAZ
Bir başka başarılı olduğumuz alan ağaç dikimidir. Camilerden okullara yol kenarlarından hastanelere kadar ağaçlandırma çalışmalarını sürdürüyoruz. 2023 yılına kadar inşallah 7 milyar fidanı toprakla buluşturmuş olacağız. Dedim ya çevrecilik de bizimle kimse yarışamaz, boşuna konuşmasınlar. Yok Greenpeace’ciymiş, yok şucuymuş yok bucuymuş bunların hepsi hikaye, onlara sormak lazım. Kaç ağaç diktiniz onu söyleyin. Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz.Biz tabiatı, Allah’ın bizlere bir emaneti tabiat ürünleri de Allah’ın bizlere bahşettiği nimetler olarak görüyoruz. Bu anlayışla hareket ettiğimiz sürece aç gözlülükle tahribata meydan vermeyeceğimiz gibi elimizdeki imkanlarla değerlendiririz. Tam tersine bizim için tabiatın imkanları, rabbimize hamdımızın vesileleridir, öyle olmayı da sürdürecektir.
ÖĞRETMENLERE BİZİM VERDİĞİMİZ PARAYI KİM VERDİ
Geçtiğimiz 15 yılda sadece orman ve su işleri alanında değil, her konuda ülkemize adeta çağ atlattık. Eğitimde 270 bin yeni derslik inşa ederek, öğretmen sayımızı 906 bine çıkartarak… Şimdi konuşuyorlar ya, “öğretmenlere şu kadar para verseniz bu kadar para verseniz…” Bizim verdiğimiz parayı kim verdi? Biz ilk geldiğimizde bir öğretmenin aldığı maaş 560-570 liraydı. Şimdiyse yeni başlayan öğretmenin aldığı maaş 3 bin lira civarında. Ben yatırımlara girmiyorum, oraya girdiğimiz zaman çok farklı. Annelere eğer hakikaten yoksulsa onlara eğitimde verilen destekler. Sadece üniversiteli öğrencilere biz burs vermedik. Aynı zamanda ilköğretimde olanlara da mali noktada destek verdik.
AKŞAM BAŞKA SABAH BAŞKA HAYATI YALAN
Ama bu Kılıçdaroğlu bunları bilmiyor ki, takip etmiyor ki. Akşam başka sabah başka, hayatı yalan. Üniversite sayımızı 75’ten 185’e ulaştırdık. Acaba bundan haberi var mı?Biraz sonra geleceğim. SSK başında görev yaptın, o görev yaptığın zamandaki yolsuzlukları anlatacağım. Nasıl batırdın o kurumu onu anlatacağım. Acaba bir dikili ağacın var mı? “onu o zamanın başbakanı yapmalıydı” der. Bürokrat hiçbir işe yaramaz onun nazarında. Ama bizim zamanımızda bürokratımız da üretiyor. Çünkü biz o tür bürokratları iş başına getiririz.
HABERİN VAR MI KILIÇDAROĞLU?
Bölünmüş yol uzunluğunu 6 bin 100 kilometreden, biz ise geldik, 15 senede buna tuttuk 19 bin 500 kilometre ilave bölünmüş yol yaptık. Mevcut olan 83 karayolu tünelinin üzerine 229 yeni tünel ilave ettik. Haberin var mı Kılıçdaroğlu? Mevcut 26 havaalanımızın üzerine 29 havaalanı daha ilave ettik. Marmaray gibi, Avrasya gibi, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi köprüleri gibi projelere imza attık ve hayata geçirdik. Haberin var mı Kılıçdaroğlu? Pek çok önemli proje şu anda devam ediyor. Türkiye'nin IMF'ye borcu yok. Kılıçdaroğlu bundan haberin var mı? Biz bir daha IMF'den borç almadık.
EY KILIÇDAROĞLU DUY DUY!
Ey Kılıçdaroğlu duy duy. Kulağın var duymazsın, gözün var görmezsin, dilin var, hakkı, hakikatı konuşamazsın. Milli geliri 863 milyar dolar seviyesine, kişi başına milli geliri 11 bin dolar seviyesine ulaştırdık. Sadece 2005'ten bu yana 9.2 milyon kişiye ilave istihdam oluşturduk. Tilki yetişemediği üzüme koruk dermiş. Bunun örneği Kılıçdaroğlu'dur. Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi büyütmek, zenginleştirmek için gerçekten çok çalıştık. Çok mücadele ettik. Bugün ise Türkiye her alanda kritik bir dönemden geçiyor.
KAĞIDI KILIÇDAROĞLU'NUN ELİNE TUTUŞTURANLAR...
Tüm kurumları ile bu tarihi süreçten ülkemizi en güçlü şekilde çıkarmanın mücadelesini veriyoruz. Bir de ana muhalefet partisinin başındaki zatın hezayanlarına cevap vermekle uğraşıyoruz. Mecburen bu konulara girmek zorunda kalıyoruz. Bu zat çıktı Cumhurbaşkanı ve ailesi yurt dışındaki bir takım hesaplara milyonlarca dolar para gönderdi diye iddia ortaya attı. Dün çıktı yurt dışındak bir şirkete şu kişi şu kadar milyon dolar para gönderdi diye sözler söyledi. Bir tomar kağıdı sallayarak dekontları da bunlar dedi. Ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi. Avukatlar anında kendisine bunu ilgili savcılığı, medyaya veriniz dedi. Kağıtların ne olduğunu bir kendisi bir de onları eline tutuşturanlar biliyor.
BU İLK İFTİRASI DEĞİL

Bu hadise ilk yalan söyleyişi ilk iftirası da değil. Bir ara İsviçre'de hesaplarım olduğunu söyleyip durdu, belge gösteremedi. Yine, ispat et ben Cumhurbaşkanlığı'ndan çekileceğim, siyaseti de bırakacağım dedim. Ben siyasete girmeyeceğim dedi ertesi gün siyasete girdi. Bizim yolumuzdan gidenler bile şunu soruyor. Bunları açıklayacağız ki sizler de bunu anlatmanız lazım ki bu tür insanlar bu ülkenin siyasetinden çekilsinler. Millet buna çarkçı Kemal diyor. Bir ara Güney Asya'daki tsunami felaketinde toplanan paraların gönderilmediğini öne sürdü. Yine işi pişkinliğe vurup kulağının üzerine yattı. Hayati Yazıcı arkadaşımızın ÖSYM Başkanı'na mail gönderip şu kişiyi üniversiteye yerleştirin dediğini öne sürdü. Bu zat da çıkıp bir özür dahi dilemedi. Şu anki Çevre ve Şehircilik Bakanımızla ilgili iddialar ortaya attı ispat edemediği için sürekli tazminatlar ödemek zorunda kaldı. Bakanımız da bol bol sucuk ekmek dağıttı.
ANA MUHALEFET DEĞİL, ANA HIYANET...
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi için, eseri karalamak için altın klozet iddialarına kadar pek çok yalanı aylarca diline pelesenk etmişti. Özür dilemeyi aklından bile geçirmedi. Böyle vicdansızlık olur mu ya? Sıkıyorsa gel bak bakalım nasıl bir altından klozet var. Bir ara bilmem kaç tane FETÖ'cü vekilin ismini açıklayacağını iddia etmiş bu sözünü de yutmuştu. Amerika'da FETÖ'cü vekillerin kimler olduğu ortaya çıkıyor. 2 CHP'li milletvekili Amerika'da kurulan kumpasın içinde yer almışlar. Ortaya çıkıyor. Ana muhalefet bunun yükünü daha fazla çekemez. Çünkü bunun adı ana muhalefet değil ana hıyanettir.
İNSAN KARŞISINDA DENGİ BİR RAKİP ARIYOR AMA...
Bu zatın başında olduğu CHP kayıptır. Bazı milletvekillerinin de yurt dışında ülkemiz aleyhindeki davalara belge bilgi taşıdığını gayet iyi biliyoruz. Kimi zaman kendileri kullanan kimi zaman yurtdışına götüren bu kişilerin ihanetlerinin hesabı mutlaka sorulacaktır. Bu sefil durum bizim işimize geliyor ama ülkemiz adına üzülüyoruz. İnsan mindere çıktığı zaman az buçuk eline gelebilecek, dengi sayılabilecek bir rakip görmek istiyor. Karşınızda bir karikatür tipli birini buluyorsunuz.
AÇIK ÇAĞRI: KÜRSÜDEN SALLAMAYI BIRAK SAVCILIĞA GİT
Dün, şahsımın ve iddialarla ismi geçen arkadaşlarımızın avukatı bir açıklama yaptı. Bu açıklamada iddialar yalanlanarak belge olduğu öne sürülen kağıtların derhal savcılığa verilmesi, medya ile paylaşılması çağrısında bulunuldu. 1 saat öncesine kadar, henüz bu yönde gelişme olduğunu duymadık dediler. Aynı çağrıyı tekrarlıyorum. Madem belgelşerin elinde olduğunu söylüyorsun, kürsüden sallamayı bırak. Milletimizle ve ilgili mercilerle paylaş. Git savcılığa teslim et. Bugüne kadar o kürsüden salladığın her kağıt ya yalan ya yanlış çıktı. Bizim için önemli olan şahsımıza ve ailemize yapılan saldırının cevapsız kalmamasıdır. İsimlerin çoğu 30-40 yıldır önemli işler yapmış iş adamlarıdır. Tayyip Erdoğan belediye başkanı değilkin de bu insanlar işlerle uğraşıyordu.
HİÇBİR ZAMAN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜM OLMADI
Bu zat önce şahsımın, çocuklarımın, eniştemin, dünürümün, eski özel kalem müdürüm diye iddia ettiği o şahıs benim hiçbir zaman özel kalem müdürüm olmadı. Zerre kadar sende şahsiyet varsa, Mustafa Gündoğan bana ne zaman özel kalem müdürlüğü yapmış ispat et. Edemezsen de durma artık çekil git. Bu zat bir iş adamıdır. Bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiğini iddia ediyor. Yurt dışında şirket ismi verip rakamlar zikretti. Ticaretle uğraşan birisi yurt dışında da şirket kurar, alır satar, Para havale eder, havale alır. Bunları anlatmanın zorluğunu elbette biliyorum. Bu 5 isim asla o şirkete ve yere para göndermiş de değil. Mevcut şirketlerini satmaları sebebiyle onlara para geldi. Oraya da para gitmedi. Bu yapılan işlemlerde hiçbir sorun yoktur.
YURTDIŞINA GİDEN TEK BİR KURUŞ YOK
Belki anlamamış diye bir kez daha tekrarlıyorum. Yurtdışına giden tek kuruş yok. Dolayısıyla bu zatın söylediği yalan mı? yalan. Bu zat bir kez daha müfteri durumuna düştü mü? Düştü. Peki yüzü kızaracak mı? hiç sanmıyorum. Maşallah kendisinde manda derisi gibi yüz var. özür dileyecek mi? gereğini yerine getirecek mi? bugüne kadar yapmadı, yapacağını da sanmıyorum.
SURİYELİLERE HARCANAN PARA: KALEM KALEM SIRALADI
Bu zat hızla siyaset çöplüğüne doğru yol alıyor. Dün bir de Suriyelilere harcanan 30 milyar doları soruyordu. Bu zatın gezi olaylarında 100 milyarlarca zarara uğrayan Türkiye'nin kayıplarının hesabını sorduğunu duymadım. 15 Temmuz darbe girişiminin zararlarının peşine düştüğünü görmedim. 15 Temmuz'la alakalı da bu zatın en ufak bir derdi yoktur. Bunu da biliniz. Son günlerde aleni ekonomik saldırılar karşısında milletimizin hakkını savunan 2 çift laf ettiğine de şahit olmadık. Kafayı Suriyelilere harcanan paraya takmış. Türkiye Suriyeliler için AFAD eli ile yaklaşık 2.3 milyar dolar. Belediye olarak, 6 milyar dolar, sivil toplum vasıtaları ile 1.2 milyar dolar harcama yapmıştır. Eğitim ve sağlık hizmetleri sınırsız olmuştur. Görevlendirilen personellerin maliyeti vardır. Diğer maliyetler vardır. Suriyelilere sadece kamu kuruluşları yardım etmiyor. Asıl büyük yardımı milletimiz yapıyor. Tüm bunları topladığımızda karşımızda yaklaşık 30 milyar dolarlık bir meblağ çıkıyor.
YENİDEN DAVA AÇACAĞIM
En insani konulara bile böyle yaklaştığına göre, diğer hususlarda da kafayı bozmuş olmasına şaşırmamak lazım. 1 yaşına girmemiş torununu utanmadan nasıl SSK'lı yaptığını, devleti nasıl zarara uğrattığını unutmadık. Şu anda 5 kişilik ismi geçen kardeşlerim, dünürüm, diğer ismi geçen arkadaşlarımız davalarını açacaklar. Yakasından bu adamın düşmeyecekler. Yargıda bu hak aranacaktır. Ben de ayrıca tekrar buna yeniden bir dava açacağım. Hukukta hakkımızı yeniden aramanın peşinde olacağım."

29 Aralık 2017 Cuma

S-400 anlaşması imzalandı



Türkiye ile Rusya arasında S-400 için imzalar Ankara'da atıldı. Türkiye 2,5 milyar dolar karşılığında 2 S-400 sistemi ve 4 adet batarya satın alındı.
S-400 anlaşması imzalandı
Türkiye, resmen Rusya'dan S-400 aldı. Türkiye ile Rusya arasında imzalar Ankara'da atıldı. Anlaşma kapsamında Türkiye 2,5 milyar dolar karşılığında 2 S-400 sistemi ve 4 adet batarya satın alındı.
Savunma Bakanı Nurettin Canikli bu hafta içinde, Rusya'dan alınacak olan S-400 füzeleri için iki sistem, dört batarya olarak anlaşma sağlandığını belirterek, ödemenin bir kısmının kredi ile sağlanacağını belirtmişti.
S-400 anlaşması imzalandı
"BİR BÖLÜMÜ KREDİLİ OLACAK"
Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Rusya imalatı hava savunma sistemi S-400 hakkında iki gün önce yaptığı açıklamada "İki sistem, 4 adet batarya. Anlaşmanın hepsi sağlandı." derken Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemini 2,5 milyar dolar karşılığında satın aldığı haberleri hakkında da "Aslında orada imzalanacak olan krediyle alakalı bir konuydu. Daha doğrusu 'Kredi mi kullanalım, yoksa kendimiz mi finanse edelim'in sonunda, 'Bir bölümünü kredili olarak kullanalım' şeklinde görüş ortaya çıktı. Yoksa anlaşma tamamlandı." diye konuşmuştu.
S-400 füze savunma sistemi GALERİ

"KREDİYİ RUBLE ÜZERİNDEN BORÇLANACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Tunus gezisi dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Savunma sanayinde S-400'lerle ilgili adımı attık. Kredi anlaşması ile ilgili olarak bu cuma Ankara'ya gelecekler ve kredi ile ilgili imzalar atılacak. İlk defa şöyle bir adım atılacak. Biz krediyi dolar üzerinden borçlanmayacağız, ruble üzerinden borçlanacağız. Hazine'nin borçlanmasından daha ucuza bir borçlanma olacak. Bu dolar bazında yüzde 3'e tekabül ediyor. Bize çok ciddi imkânlar sağlayan bir adım olacak. Temenni ederim ki diğer ülkelerle de yerli ve milli paralarla borçlanmalar yapılsın" ifadelerini kullanmıştı.

2 Mart 2018 Cuma

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 400 milyon dolar hedefini ortaya koyduk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yeni hedefler ışığında ve ortak gayretle bu rakamın çok daha ötesine geçebiliriz. Bugünkü görüşmelerimizde de 400 milyon dolar hedefini ortaya koyduk. Ticaretimizin büyümesi kadar dengeli gelişmesi de önemlidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyarette bulunduğu Senegal'de düzenlenen Türkiye-Senegal İş Forumu'na katıldı. Senegal’e 2013 yılında başbakanlığı döneminde gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iki ülke arasındaki ticaret için bir hedef belirlendiğini hatırlatan Erdoğan, "2017 yılında ülkelerimiz arasındaki ikili ticaret hacminin 250 milyon dolara ulaşmasıyla belirlediğimiz hedefi yakalamış olduk. Ancak bu rakamın ülkelerimiz arasındaki gerçek potansiyeli yansıtmaktan uzak olduğuna inanıyorum. Yeni hedefler ışığında ve ortak gayretle bu rakamın çok daha ötesine geçebiliriz. Bugünkü görüşmelerimizde de 400 milyon dolar hedefini ortaya koyduk. Ticaretimizin büyümesi kadar dengeli gelişmesi de önemlidir. Türkiye dünyanın en büyük ekonomilerinin yer aldığı G-20’nin üyesidir. Satın alım paritesine göre ise dünyanın en büyük 13. ekonomisidir. 2017 yılında OECD ülkeleri arasında en yüksek kalkınma hızına sahip ülke olduk. Bu veriler Türkiye’nin büyük bir pazar olduğunu ve Senegalli üreticilere önemli fırsatlar sunabileceğini ortaya koyuyor. Senegal'de üretilen ürünler için Türkiye'nin büyük bir pazar olabileceği gibi bunların başka pazarlara ülkemiz üzerinden ihraç edilmesi de mümkündür" diye konuştu.

"Bizim önerdiğimiz serbest ticaret anlaşması asimetrik bir anlaşmadır"


Geçen hafta İstanbul’da Türkiye-ECOWAS Ekonomi ve İş Forumu’nun ilk kez düzenlendiğini belirten Erdoğan, "Bu toplantıda bölge ile ticari ilişkilerimizi nasıl geliştireceğimiz konusu enine boyuna tartışıldı. Forum sırasında Ekonomi Bakanımız Sayın Zeybekci, Türkiye ile Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu arasında serbest ticaret anlaşması akdedilmesini teklif etti. Bizim önerdiğimiz serbest ticaret anlaşması asimetrik bir anlaşmadır. Bu anlaşmanın şartlarını ve sınırlarını Afrikalı kardeşlerimiz belirleyecektir. Türkiye'de bu bölgede üretilen ürünler birbirini tamamlayan mahiyete sahiptir. Dolayısıyla teklif ettiğimiz serbest ticaret anlaşması her iki tarafın da yararına olacaktır" şeklinde konuştu.

"Ekonomimiz yaşadığımız pek çok sınamadan etkilenmeyerek yoluna devam ediyor"


Türkiye'nin ekonomik alt yapısının istikrarsızlıklara dayanabilecek güce sahip olduğunun defalarca ispat edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hala yaşadığımız pek çok sorundan ve sınamadan da ekonomimiz etkilenmeyerek yoluna devam ediyor. 15 Temmuz 2016'da FETÖ terör örgütünün gerçekleştirdiği darbe teşebbüsünün dahi ekonomimize etkisi sınırlı olmuştur. Hala ülkemiz 3,5 milyon Suriyeli mülteciyi barındırıyor. Sınırlarımızı terör örgütlerinden korumak için çeşitli bölgelerde askeri harekatlar yürütüyoruz. Bütün bunlara rağmen ekonomik göstergelerimizin hepsi de olumludur. Türkiye'nin kendine özgü kalkınma modeli vardır. Tecrübelerimizi Afrikalı kardeşlerimizle paylaşmaya hazırız" diye konuştu.


"Biz insanı diğer insanın kurdu olarak değil şifası, ilacı olarak görüyoruz"


Afrika ile ilişkilerde uzun vadeli işbirliği planlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Afrika'nın kaynaklarını tüketmek ve modern sömürü modellerini benimsemek bizim için asla söz konusu değildir. Bizim kültürümüz ve ahlaki yapımız da, sizlerle paylaştığımız değerler de buna izin vermez. Biz insanı diğer insanın kurdu olarak değil, tıpkı Senegal atasözünde denildiği gibi şifası, ilacı olarak görüyoruz. Senegal’in Gore adasında yaşanan insanlık dışı ticaretin farklı yol ve yöntemlerle içinde yer aldığımız bölgelerde yeniden tedavüle sokulmasına asla rıza gösteremeyiz" dedi.

"196 dünya ülkesinin kaderini 5 tane ülke belirleyemez”


Dünyanın yeni bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Erdoğan, "Üstelik bu sancılı bir değişimdir. 196 dünya ülkesinin kaderini 5 tane ülke belirleyemez. Beş ülkenin her birinin dudakları arasına sıkışmış böyle bir kaderi artık dünya taşıyamaz. Şuanda İkinci Dünya Savaşı'nın şartlarında yaşamıyoruz. Dünya çok değişti. Bu şartların güncellenmesi gerekiyor. Oradaki beş ülke nasıl daimi üye ise, Senegal de, Türkiye de, Moritanya da orada daimi üye olabilmeli. Bunu seslendirmekten neden korkuyoruz. Dünya bu beş ülke midir? Niçin bizler orada olmayalım? Belli aralıklarla BM Güvenlik Konseyi niye değişmesin? Maalesef kimse konuşmuyor. Kudüs meselesinde ne oldu, dünya konuştu. Konuşunca 128 ülke Kudüs'te tavrını ortaya koydu ve Amerika yanında sadece 7 ülke buldu. 8 ülke ile onlar bir tarafta oldu, 128 ülke bir tarafta oldu. Demek ki kararlı olunca, iyi bir duruş sergileyince hak güçlüdür, bunu bilmemiz lazım. Yani güç hiçbir zaman haklı değildir. Nitekim bunu o oylamada gördük" şeklinde konuştu.
"Amacımız Türk iş adamlarını Senegal’le iş yapmaya teşvik etmektir" diyen Erdoğan, "Senegal’de Türk iş adamlarının yapabileceği çok şey var. Aynı ölçüde önem verdiğimiz diğer husus ise Senegalli iş adamlarının ülkemizi tanımasıdır. İş adamlarımızın birbirlerini daha iyi tanımaları iş birliklerinin kurulmasına imkan sağlayacaktır" diye konuştu.
Son dönemde iki ülke arasında bakan düzeyinde çok sayıda karşılıklı ziyaret gerçekleştirildiğinin altını çizen Erdoğan, "Ekonomi Bakanımız son 3 ayda Senegal’e üç kez ziyaret yaptı. Bunu ne kadar arttırırsak inanıyorum ki altta bu zemin çok daha hareketlenecektir. Ülkelerimiz arasındaki ikili ekonomik iş birliğinin farklı yönleriyle ele alındığı bu ziyaretler ilişkilerimizi geliştirmemiz önündeki ortak irademizi yansıtıyor" dedi.

"Türk firmaları tarafından şuana kadar Senegal'de 775 milyon dolar değerinde 29 proje üstlenilmiştir"


Senegal'in başkenti Dakar'da Türk firmalarınca yapımı tamamlanan Uluslararası Blaise Diagne Havalimanı'nı yarın ziyaret edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bölgesinde ve dünyada hava taşımacılığında önemli bir merkez olmanın değerini çok iyi biliyoruz. Bunun için yıllık 150 milyon yolcu kapasiteli dünyanın en büyük havalimanını şuanda İstanbul'a inşa ediyoruz. Dakar'daki uluslararası havalimanı yolcu kapasitesini arttırarak Afrika'daki en büyük havalimanlarından biri haline gelecektir. Senegal'in hava ulaştırması konusunda önemli bir merkez haline gelmesi ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağlayacaktır. Türk firmaları tarafından Senegal'de şuana kadar bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı devam etmekte olan 775 milyon dolar değerinde 29 proje üstlenilmiştir. Kazan-kazan temelli politikanın birer simgesi olarak gördüğümüz bu projelerin hacminin artması Türk iş çevrelerini de kesinlikle teşvik edecektir" ifadelerini kullandı. 

13 Eylül 2017 Çarşamba

S-400 füze savunma sistemi hakkında bilinmesi gerekenler


BBC Türkçe'de yer alan habere göre, çeşitli kaynaklarda, anlaşmanın toplam maliyetinin 2,5 milyar dolar olarak hesaplandığı belirtiliyor. Sistemin teslim edilmesi halinde, Türkiye, S-400 kullanan ilk NATO üyesi olacak.
ABD, daha önce bu anlaşmadan endişe duyduğunu açıklamıştı.

İşte S-400 füze savunma sistemi hakkında merak edilenler:

S-400 sisteminin teknik özellikleri neler?
Şu anda dünyada kullanımda olan en iyi hava savunma sistemlerinden biri olarak gösterilen S-400, Rusya'nın Soğuk Savaş döneminde geliştirmeye başladığı füze savunma sisteminin dördüncü neslini temsil ediyor.
S-400'ün geliştirilmesine 1993 yılında başlandı. Ancak, özellikle Soğuk Savaş sonrası savunma sanayine uygulanan bütçe kesintileri nedeniyle tamamlanması oldukça uzun zaman aldı ve ancak yeni bir teknoloji olarak değil, eski sistemin devamı olarak geliştirilebildi.
Bu nedenle mevcut sistemde kullanılan teknolojinin yüzde 70 ile 80'i bir önceki model olan S-300'den alındı. Bunlar arasında füze depolama sandıkları, fırlatma rampaları ve radarlar bulunuyor.
Sistemin testlerine 1999 sonunda başlandı ve 2007 yılında faaliyete alındı.
Bu sistem, insanlı ya da insansız her türlü hava aracının yanı sıra hem seyir (cruise) hem de balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip. Azami menzili 400 kilometre, ulaşabildiği en yüksek irtifa da 30 kilometre. Ayrıca, her hedefe iki füze kilitleyerek, eşzamanlı olarak 80 hedefi vurabiliyor.
En fazla 3 bin 500 kilometre uzaklıktan fırlatılan orta menzilli balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip. Sistemin içinde yer alan bir füzenin ağırlığı 1,8 ton, uzunluğu sekiz metre ve çapı da yaklaşık 50 santimetre. Ayrıca 145 kilograma kadar savaş başlığı taşıyabiliyor.

SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR?

Uzun menzilli izleme radarı, havadaki nesneleri takip ediyor ve gelen bilgiyi komuta aracına gönderiyor. Potansiyel hedefler, komuta arasında değerlendiriliyor.
Hedef tanımlandıktan sonra komuta aracı füzenin fırlatılmasına karar veriyor. Fırlatmayla ilgili veriler, hedefe göre en iyi konumda bulunan fırlatma aracına gönderiliyor ve buradan karadan havaya füzeler gönderiliyor. Angajman radarı, füenin hedefine ulaşmasına yardımcı oluyor.

S-400 SİSTEMİ NERELERDE KULLANILIYOR?

S-400 sistemi ilk olarak 2007 yılında başkent Moskova'nın savunulmasında kullanılmak üzere devreye alındı.
Ancak daha sonra, özellikle Rusya'nın uyguladığı dış politikaya paralel olarak, bazı kritik noktalarda da konuşlandırıldı.
Bunların başında Suriye'nin Tartus kentinde bulunan Rus hava üssü geliyor. Rusya, 2015 yılında hem kendi hem de Suriye hükümetine ait donanma ve hava unsurlarını korumak amacıyla S-400 savunma sistemi yerleştirdi.
Moskova yönetimi, Kasım 2016'da Baltık Denizi kıyısında Rusya'ya ait olan ancak anakarayla bağlantısı bulunmayan Kaliningrad'a füze savunma sistemi ve İskender füzeleri konuşlandırdı. O dönem, ABD bu kararı, "Avrupa'yı istikrarsızlaştırmaya dönük bir adım" olarak eleştirdi.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın alması mümkün mü?

Economist: Türkiye ve Rusya'nın dostluğu NATO'yu kaygılandırmalı
Rusya'nın ayrıca Ukrayna'dan ilhak ettiği Kırım'da da S-400 savunma sistemi bulunuyor.
Son dönemde Rusya, çeşitli ülkelerle bu füze savunma sistemini satmak üzere anlaşmalar da yapmaya başladı. Rusya, 2015 yılında Çin'e altı tabur, 2016'da da Hindistan'a 6 milyar dolar karşılığında beş tabur satılması konusunda anlaşma imzalandı. Bir tabur, sekiz fırlatıcıdan oluşuyor.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın alması mümkün mü?

Economist: Türkiye ve Rusya'nın dostluğu NATO'yu kaygılandırmalı
Rusya'nın ayrıca Ukrayna'dan ilhak ettiği Kırım'da da S-400 savunma sistemi bulunuyor.
Son dönemde Rusya, çeşitli ülkelerle bu füze savunma sistemini satmak üzere anlaşmalar da yapmaya başladı. Rusya, 2015 yılında Çin'e altı tabur, 2016'da da Hindistan'a 6 milyar dolar karşılığında beş tabur satılması konusunda anlaşma imzalandı. Bir tabur, sekiz fırlatıcıdan oluşuyor.
17-09/12/1026786696.jpg

S-400 'Zafer' Füze Sisteminin Künyesi:
Üreticisi: Almaz-Antey silah şirketi
Konuşlandığı Yerler: Moskova, Suriye, Kaliningrad, Kırım
Kullanılmaya BaşlanmaTarihi: 2007
Menzil: 400 kilometre
Hız: Saniyede 4,8 km
Azami Hedef İrtifası: 30 km
Eşzamanlı Takip: 80 hedef
Hedef Türü: Uçak, seyir füzesi, orta menzilli füzeler, İHA ve diğer havadan izleme sistemleri

17-09/12/1806856_7_1505221361vfi7v.jpg

TÜRKİYE NEDEN S-400 SİSTEMİNİ ALMAK İSTİYOR?

Türkiye, uzun bir zamandır kendisine ait bir hava savunma sistemi kurmak istiyor. Bunun için de daha önce çeşitli girişimlerde bulundu.
İlk olarak, 2015 yılında uzun menzilli füze savunma sistemi satın almak için bir ihale açtı. İhaleyi, 3,4 milyar dolar ile Çinli bir şirket kazandı ve şirket aynı zamanda Türkiye'ye teknoloji transfer etmeyi de kabul etti.

Ancak, o dönemde ABD ve NATO'nun tepki gösterdiği bu ihale daha sonra iptal edildi.
İhalenin iptal edilmesinin ardından Türkiye, farklı ülkelerle füze savunma sistemi için görüşmeler yapmaya başladı.
O dönemde ABD savunma şirketi Lockheed Martin ve Avrupa füze ortak girişim grubu MBDA tarafından geliştirilen Orta Menzilli Hava Savunma Sistemi (MEADS) satın alması gündeme geldi. Kasım 2016'da Rusya ile S-400 için görüşmeler yapıldığı açıklandı.
Eski Savunma Bakanı Fikri Işık, Nisan 2017'de yaptığı açıklamada, Türkiye'nin "acilen" hava savunma sistemine ihtiyacı olduğunu ve NATO üyesi olarak öncelikle ittifak içerisinde bu ihtiyacını gidermeye çalıştığını ancak bunun mümkün olmaması üzerine farklı arayışlara gidildiğini söyledi.

17-09/12/_97146316_s400_getty.jpg
Işık, NATO üyesi ülkelerin "mali açıdan etkili bir teklif sunmadıklarını" da ifade etti.
Türkiye'nin ayrıca kendi füze savunma sistemini geliştirme planı da bulunuyor.

Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşmanın ayrıntıları hakkında ne biliniyor?

Çeşitli kaynaklarda, söz konusu anlaşmanın toplam maliyetinin 2,5 milyar dolar olabileceği belirtiliyor. Yerli ve yabancı basın organlarında çıkan haberlerde, hava savunma sisteminin balistik ve seyir füzeleri de dahil hem kara hem de havadaki hedefleri yok etme kapasitesine sahip olacağı ifade ediliyor.
Türkiye'nin satın alacağı sistemin 24 batarya ve 96 uzun menzilli füzeden oluşması ve ilk teslimatın da 2019 yılında yapılması bekleniyor.
Türkiye'nin satın almayı planladığı sistem, NATO'nun savunma sistemleriyle uyumlu değil. Ayrıca, NATO, Türkiye'ye uyguladığı savunma alanında bazı kısıtlamalar da uyguluyor.

Bu kısıtlamalar arasında, Türkiye'nin bu tarz füze sistemlerini Ermenistan ve Yunanistan sınırlarına yakın bir noktaya konuşlandırmaması da yer alıyor. Rusya'nın Türkiye'ye bu tarz bir kısıtlama getirmesi ise beklenmiyor.

NATO ve ABD neden bu anlaşmaya tepki gösteriyor?

Şu anda elinde S-400 füze sistemi olan bir NATO üyesi bulunmuyor. Türkiye'ye bu sistemin konuşlandırılması halinde, bu açıdan bir ilk olacak.
Bununla birlikte, Yunanistan'ın elinde bir önceki versiyonu olan yine Rus yapımı S-300 füzeleri var. Yunanistan, bu füzeleri NATO üyesi olmayan Güney Kıbrıs'tan satın almıştı.
ABD ve diğer başka NATO üyeleri, bu anlaşmaya iki açıdan karşı çıkıyor. İlk olarak askeri açıdan, bu sistemin NATO sistemleriyle uyumlu olmayacağı ve bunun da pratikte bazı sıkıntıları beraberinde getirebileceği uyarıları yapıyor.
Uzmanlar, NATO'nun birbirine entegre hava savunma sisteminin bulunduğunu ve Türkiye'nin S-400'ü satın almasının maliyet, nitelik ve teknoloji transferi gibi birçok teknik sorunu beraberinde getirebileceğini ifade ediyor.
17-09/12/_97771648_3085d2f2-c9fc-4abe-9ab9-1f928f428bf5.jpg

NATO UYELERİ

Ayrıca, NATO sistemleriyle ilgili bazı teknik detayların Rusya'nın; Rusya'nın savunma sistemiyle ilgili bazı bilgilerin de NATO'nun eline geçmesinden endişe ediliyor.
Yapılan itirazın ikinci nedenini ise siyasi gerekçeler oluşturuyor. Bu alımın tamamlanması halinde bunun Türkiye'nin NATO ile ilişkilerini yeniden tanımlamak adına attığı bir adım olarak yorumlanabileceği de belirtiliyor.
ABD Savunma Bakanlığı'ndan Ağustos ayında yapılan açıklamada, bu anlaşmadan "endişe duyulduğu" ve NATO müttefiklerinin ittifakı daha ileriye götürecek şeylere yatırım yapmasının beklendiği ifade edilmişti.

google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html