BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Ekonomi Programı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Ekonomi Programı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

20 Eylül 2018 Perşembe

Bakan Albayrak Yeni Ekonomi Programı'nı açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Yeni Ekonomi Programı açıkladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tüm küresel ve bölgesel ekonomik zorluklara karşın Türkiye'nin tüm hedeflerine güçlü bir şekilde yürümesini sağlayacak bir ekonomik program hazırladıklarını belirterek, "Bu amaçla programın adını Yeni Ekonomi Programı olarak belirledik." dedi.

YENİ EKONOMİ PROGRAMI'NI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, "Dengelenme, Değişim ve Disiplin" sloganıyla hazırlanan Yeni Ekonomi Programı'nı (2019-2021) açıkladı.
Tüm küresel ve bölgesel ekonomik zorluklara karşın Türkiye'nin tüm hedeflerine güçlü bir şekilde yürümesini sağlayacak bir ekonomik program hazırladıklarını vurgulayan Albayrak, "Bu amaçla programın adını Yeni Ekonomi Programı olarak belirledik." dedi.
Albayrak, Yeni Ekonomi Programı'nı açıklarken, iş dünyasından sermaye piyasalarına, reel sektörden akademik camiaya kadar birçok paydaşın bir araya geldiğini, ilk defa bu kapsamda bir program açıklandığını söyledi.
Türkiye ekonomisinin 2002'den 2013'e kadar birçok alanda önemli atılımlar gerçekleştirdiğine işaret eden Albayrak, "2002'de 3 bin 600 dolar olan kişi başı gelir, 2013'te 3 kat artarak 12 bin 500 dolar oldu. Yaklaşık 7 milyon yeni istihdam oluşturduk. İhracatımız 4 kat arttı, kamu maliyesi merkezi yönetim bütçe açığı 2002'de yüzde 11,4 iken, yüzde 1'lere geriledi. AK Parti hükümetlerinin bu başarısı, hem halkımız hem de uluslararası camia tarafından takdir edildi." ifadelerini kullandı.
Albayrak, söz konusu büyümenin aynı zamanda özel sektör kanalıyla yakalandığını, kamu mali disiplininin sürekli hale geldiğini ve kamu finansmanının artık sorun olmaktan çıktığını kaydetti.
Bu süreç sonrasında Türkiye'nin, çok büyük iç ve dış sınamalara maruz kaldığına dikkati çeken Albayrak, şunları ifade etti:
"2013 yılı mayıs ayı sonunda Gezi Olayları ile başlayan süreç, 17-25 Aralık darbe girişimi, ülkemize karşı artan terör saldırıları, bölgemizde yaşanan bizi doğrudan etkileyen savaşlar ve jeopolitik gelişmelerle birlikte 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Tüm bu süreçler, ülkemizde siyasi istikrarı ve demokrasinin yanında ekonomimizi de hedef aldı. Tüm süreçlerde, siyasi istikrar ve demokrasiyi korumak için her zaman millete gittik ve art arda birçok seçimle karşı karşıya kaldık. Başkanlık ve 24 Haziran seçimleri ile bu ekonomik değişiklikler için halkımızdan çok güçlü bir destek aldık. Bu dönem, dünyanın belli bir ekonomik ve siyasi kırılmalardan geçtiği bir dönem... Ekonomik yaptırımların adeta bir silah gibi kullanıldığı bir dönemden geçiyoruz. 10 Ağustos'ta doğrudan ekonomi ve para birimimizin hedef alınmasıyla Türkiye olarak biz de bu sürecin çok net bir parçası olduk."
"Kademeli bir GSYH artışını çok net bir şekilde göreceğiz" Berat Albayrak, şimdi tüm bu zorluklardan Türkiye'yi güçlenerek çıkarmak için milletten de aldıkları 5 yıllık yetkiyi çok iyi değerlendirerek bu güçlü programı hayata geçireceklerini söyledi.
Ekonominin bu zorlukları sağ salim aşmasını sağlamak üzere gerekli politika ve tedbirleri hayata geçireceklerini vurgulayan Albayrak, "Ekonomimizin güçlü yanlarını da zayıf yanlarını da gayet iyi biliyoruz. Sadece kendi yaptığımızla değil, toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla hep birlikte oluşturduk. Biz kendi ekonomimizi güçlü kıldığımız, tedbirleri aldığımız sürece küresel ve siyasi gelişmelere karşı direncimiz de en üst düzeyde olacaktır. Yeni ekonomi programının bu tedbirleri de kapsayan bir program olmasını sağladık." diye konuştu.
Albayrak, yeni ekonomi programını 3 ana temel üzerine oturttuklarını aktararak, şöyle devam etti:
"Bunlardan birincisi dengelenme, sonra disiplin ve nihayetinde değişim olarak uyguladığımız bu süreç, tüm bu çerçeve, ekonomimizin bazı temel alanlarında daha sürdürülebilir bir modele geçmeden önce, bu yıldan başlayarak, 2019-2021 döneminde ekonomik bir dengelenme yaşayacağımız yol haritasını ortaya koyduk. Bu nedenle 2019 gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesi beklenti noktasında yüzde 2,3 düzeyinde gerçekleşecek.
Disiplinden temel kastımız, dengelenme sürecinin kamu maliyesindeki disiplinle desteklenmesidir. Son prensibimiz ise değişim... Değişimde temel hedefimiz ise bundan sonra yapacağımız her politika değişikliğinde ülkemizin uzun vadeli üretim kapasitesinin ve ihracatının da artmasını sağlayacak katma değerli alanlara yoğunlaşmaktır. Bunun en son örneğini bundan sonra destekleyeceğimiz yatırım projelerinde çok net göreceğiz. Bütün bunların sonucunda kademeli bir GSYH artışını çok net bir şekilde göreceğiz."
Program ile büyümeyi sürdürülebilir ve sağlıklı bir çizgiye oturtacaklarını belirten Albayrak, "2021'den itibaren yüzde 5 büyümeyi sağlayarak, büyümeyi bu şekilde sürdürülebilir kılmak ve sağlam temeller üzerine inşa etmek temel amacımız olacak." dedi.
"Enflasyonla topyekün mücadele programını hayata geçireceğiz" Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Yeni Ekonomi Programı'nı enflasyon, kamu maliyesi, istihdam, cari açık ile bankacılık ve reel sektör alanlarındaki tedbirler üzerine kurguladıklarını bildirdi.
Enflasyon noktasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB), fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları, kararlı ve bağımsız bir şekilde kullanmaya devam edeceğini vurgulayan Albayrak, "Ancak hepinizin malumu ki enflasyonla mücadelede başarılı olmak için bu yeterli değil." dedi.
Albayrak, finansal güvenlik ve istikrarın sürdürülebilmesi için yeniden yapılandırılmış Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi'nin hayata geçirileceğini belirterek, "Çok yakında da kamu ile paylaşacağımız ve bu süreci destekleyecek enflasyonla topyekün mücadele programını hayata geçireceğiz." dedi.
Program hedefleri
Bu arada, Bakan Albayrak'ın açıkladığı Yeni Ekonomi Programı'nda büyüme hedefleri; 2018 yılı için yüzde 3,8, 2019 yılı için yüzde 2,3, 2020 yılı için yüzde 3,5 ve 2021 yılı için yüzde 5 olarak belirlendi.
Yeni Ekonomi Programı'nda enflasyon hedefleri ise 2018 yılı için yüzde 20,8, 2019 yılı için yüzde 15,9, 2020 yılı için yüzde 9,8, 2021 yılı için yüzde 6,0 olarak yer aldı.
Bütçe açığının GSYH'ye oranı hedeflerinin 2018 yılı için yüzde 1,9, 2019 yılı için yüzde 1,8, 2020 yılı için yüzde 1,9, 2021 yılı için yüzde 1,7 olduğu Yeni Ekonomi Programı'nda, işsizlik oranı hedefleri de 2018 yılı için yüzde 11,3, 2019 yılı için yüzde 12,1, 2020 yılı için yüzde 11,9 ve 2021 yılı için yüzde 10,8 şeklinde sıralandı.
"Cari açıkta bu yıldan itibaren önemli bir düşüş görmeye başladık ve bu devam edecek" Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Cari açıkta bu yıldan itibaren artan turizm gelirleri ve ihracatı önceliklendiren yeni uygulamalarımızın devreye alınması ile birlikte önemli bir düşüş görmeye başladık ve bu devam edecek." dedi.
Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, "Dengelenme, Değişim ve Disiplin" sloganıyla hazırlanan Yeni Ekonomi Programı'nı (YEP) açıkladı.
Albayrak, "Ürün Gözetim Mekanizması" ve “Tarımda Milli Birlik Projesi” ile gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların yakından izlenerek gıda enflasyonu ile etkin mücadele edileceğini belirterek, “Kira artışına yönelik TÜFE bazlı düzenleme, tarımda tedarik zincirinin iyileştirilmesi, bu kapsamda Ürün İzleme Mekanizması gibi birçok aksiyonla enflasyonla mücadele edecek ve 2020 yılı sonunda tek haneye inen enflasyonu 2021’de yıllık bazda yüzde 6’ya indireceğiz.” dedi.
Enflasyonla mücadelenin yanı sıra Türkiye’nin ekonomi alanında 2002’den bu yana gösterdiği başarıdaki en önemli alanlardan birinin kamu maliyesinde sağlanan sıkı disiplin olduğunu vurgulayan Albayrak, şunları kaydetti:
"Kamu maliyesindeki güçlü durumumuzu sürdürmek için bugünden başlayarak kamuda kaynakların doğru ve verimli kullanılmasını sağlayacak bazı tedbirler almaya başladık. Bunlar sayesinde sadece 2019 yılında 76 milyar lira kamu kaynağı oluşturulmuştur. Bu alanda alacağımız tedbirlere örnek olarak, ihalesi yapılmamış ve ihalesi yapılmış ancak henüz başlamamış projeler askıya alınacaktır. Mega projeler doğrudan yabancı yatırım yoluyla uluslararası finansman ile hayata geçirilecek. Kamu özel iş birliği uygulamalarının daha etkin ve finansal açıdan verimli olmasına yönelik düzenleme yapılacaktır."
Albayrak, kamu maliyesinde disiplini sağlamak üzere kamu gelirlerinin artırılmasına yönelik tedbirler de aldıklarını aktararak, vergide etkin tahsilat ve kayıt dışılığı azaltmak için vergi süreçlerinde önemli iyileştirmeler yapacaklarını, etkinliği kalmamış olan istisna, muafiyet ve indirimleri kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi.

30 Eylül 2019 Pazartesi

Berat Albayrak Yeni Ekonomi Programını açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Yeni Ekonomi Programı'nın bu yılki ana temasına "Değişim başlıyor" dedik." ifadelerini kullandı.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Değişim Başlıyor" ana temasıyla hazırlanan Yeni Ekonomi Programı'nı (2020-2022) (YEP) bakanlıkta düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
Yeni Ekonomi Programı'nın ilk yılını tamamladıklarını ve bir yıllık performansın sonunda programı revize ederek, ikinci yılın başlangıç vuruşunu yaptıklarını belirten Albayrak, 2019-2020 yıllarını "dengelenme dönemi" olarak adlandırdıklarını anımsattı. 

Albayrak, tarihin en büyük iki kur saldırısı, küresel piyasalardaki türbülanslar, Avrupa ekonomisinde küçülme gibi gelişmelerin yaşandığı zor bir dönemde dengelenme hedeflerinin başarıyla uygulandığını ve felaket senaryolarıyla toplumda hakim kılınmaya çalışılan saldırı döneminin yaşandığını söyledi. 
Ülkenin potansiyeline ve sahip olduğu altyapıya her zaman güvendiklerine dikkati çeken Albayrak, doğru hamleler sonucu kötümserliğin yerini günün ilk ışıklarıyla iyimserliğe bırakacağına hep inandıklarını dile getirdi.
Albayrak, bu yılki programın ana temasını "Değişim Başlıyor" olarak belirlediklerini aktararak, şöyle devam etti:
"Artık ülkemizin bir üst lige çıkması için zaruret haline gelmiş bu değişimi hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Önümüzde yapacak çok ama çok işimiz var. Yaşanan kur ataklarının ardından büyük bir resesyon beklentisine rağmen, eksi 2'ler, 3'ler, 5'ler, 'Türkiye küçülecek' beklentilerine rağmen, kuvvetle muhtemel yıl sonunu pozitif büyümeyle kapatmaya hazırlanıyoruz. 2019'da ekonomide daralma beklentileri genel kabuldü. Ekonominin raydan çıkacağına ilişkin tezvirata, kredi daralmasına şahit olduk, büyüme hedeflerinin bu durumdan etkilendiğini gözlemledik. Ekonominin en büyük kırılganlığı olan cari açıkta önemli başarı elde ettik. Yıllık bazda cari fazlada Cumhuriyet tarihi rekoru kırdık. 'Ekonomi daralırken cari fazla verilmesi normal' diyenlerin de buradan bazı şeylerin payını alacaklarını düşünüyorum. '2009 yılında neden bu kadar küçülürken cari fazla vermedik?' diye her ortamda soruyorum. Bunun için sürecin adına 'Dengelenme' dedik, daha fazla büyümeyi hedeflemedik. Sağlıklı ve sürdürülebilir büyüyerek orta gelir tuzağından kurtulmayı hedefledik. Ekonominin her alanında, her parametrede ideali yakalamaya çalıştık."

"Özel tüketimde ivmelenme bekliyoruz"

Enflasyonda hem TÜFE hem de ÜFE'de beklentilerin çok ötesinde performans ortaya koyduklarına işaret eden Albayrak, tüketimde dipten dönüşü oldukça kısa sürede gerçekleştirdiklerini ve yılın ikinci yarısında ertelenen özel tüketimde de ivmelenme beklediklerini vurguladı. 
Albayrak, swap piyasasının ülkeye taşınmaya başlaması, Merkez Bankasının piyasalarda finansal istikrar politikasını önceliklendirmesi, faizin öngörülebilir olması, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi ile finansal güvenliğin kalıcı hale gelmesi için çok önemli adımlar atıldığını aktararak, makroekonomik göstergelerin hemen hemen hepsinde kur ataklarının yaşandığı ağustos ayı öncesine gelindiğini bildirdi. 
Türkiye'nin bu dönemde kurda, faizlerde, borçlanma oranlarında ve Hazine tahvillerine olan ilgide en iyi ülke performansını gösterdiğine işaret eden Albayrak, tüketim talebinde daralma ve yatırımlarda erteleme gibi gelişmelere rağmen ihtiyatlı para ve maliye politikalarından taviz vermediklerini söyledi. 
Bakan Albayrak, alınan önlemlerle ekonomide yumuşak iniş sağladıklarına dikkati çekerek, "Şimdi önümüzde yeni bir dönem başlıyor. Dengelenme dönemi kazanımlarını koruyacağız ve bunun ötesinde bir süre daha bu süreci sürdürdükten sonra değişim sürecine başlayarak programımızı 2020 içinde ikinci faza taşıyacağız. YEP çerçevesi içinde 112 maddeden oluşan eylem planı hazırlamıştık. 112 maddenin 53'ünün 2019, 26'sının 2020 ve 33'ünün 2021'de hayata geçirileceğini takvime bağlamıştık. Şu anki durumda Eylül 2019 itibarıyla 53 eylemin yüzde 40'ını yani yaklaşık yüzde 75,3'ünü hayata geçirdik, diğer 13 eylemde de önemli ölçüde ilerleme kaydettik. 3 yıl boyunca hayata geçirilmesi planlanan 112 eylemin 44'ü yapılırken, 68'inde ilerleme kaydetme süreci devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
Albayrak, bu dönemde ekonomide temel mücadele alanlarının başında yine enflasyonun geleceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Eğer ekonomide güçlü Türkiye idealini ortaya koyuyorsak, eğer büyük sıçramayı ve bir üst lige çıkmayı hedefliyorsak enflasyonu yüzde 5'in altına çekmeden bunların gerçekleşmesi çok zor. Enflasyonu yüzde 5'in altına indirmek bizim temel hedefimiz olmayı sürdürüyor. Geçen yıl, 2019 yılı için yüzde 15,9'luk enflasyon hedefi koymuştuk. Enflasyonla mücadelede sağlanan başarıyla 2019'u yüzde 12'lik enflasyon tahminiyle geride bırakmayı hedefliyoruz. 2020 için 9,8 olarak konulan hedefi yüzde 8,5 olarak revize ettik. 2021 yılında yüzde 6, 2022 yılında da yüzde 4,9'luk enflasyon hedefliyoruz. Bu hedefler doğrultusunda para ve maliye politikaları eş güdümlü olmaya devam edecek. Merkez Bankasına enflasyonla mücadelede bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hükümetimiz ve bakanlık olarak güçlü destek vermeyi sürdüreceğiz. Mal ve hizmet piyasalarında rekabeti ve derinliği artıracak yapısal dönüşüm adımlarını sürdüreceğiz." 

"2020 yılına yüzde 5 büyümeyle başlayıp yıllık yüzde 5'lik büyümeyi devam ettirmeyi hedefliyoruz"

Albayrak, Enflasyonla Mücadele Programı ile "enflasyon yapışkanlığına karşı tarihte eşine ender rastlanan çok önemli bir başarı elde edildiğini" söyledi.
Belli bir süre enerji fiyatları ve ÖTV oranları gibi kamu tarafından yönetilen fiyat ve vergi ayarlamalarıyla fiyatlama davranışlarında olabilecek aşırı bozulmalara karşı çok sağlam bir duruş sergilendiğini belirten Albayrak, enflasyonun başarıyla düşmesi ve para politikasının etkinliğini kazanmasıyla fiyat ve vergi desteklerinin sona erdiğini hatırlattı. Albayrak, ÜFE ve TÜFE arasındaki makası beklentilerin çok ötesinde bir performansla kapatarak süreci tamamladıklarını bildirdi.
Buradaki kazanımları çok daha ileriye taşımak durumunda olduklarını vurgulayan Albayrak, mal ve hizmet fiyatlarındaki kur geçişgenliğini azaltmak için bazı ithal ürünlerin yerlileştirilmesi, alım garantili enerji kontratlarının yerlilik oranı da dikkate alınarak Türk lirası bazlı olmasını sağlayacaklarını dile getirdi. Albayrak, ayrıca bu alanda fiyatlarda düşüşü getirecek, rekabet ve verimliliği artıracak politika setini devreye alacaklarını kaydetti.
Gıda enflasyonuyla mücadele kapsamında gıda üretimini artırmak için sulama yatırımları yapılacağını, sebze-meyve fiyatlarında dönemsel dalgalanmaların önlenmesi amacıyla sera yatırımlarının teşvik edileceğini ifade eden Albayrak, Hal Yasası ve Perakende Yasası'nı en kısa sürede hayata geçirmeye çalışacaklarını anlattı.
Albayrak, "Kamunun yönlendirdiği bazı fiyat ve ücretlerde geçmiş enflasyon yerine YEP enflasyon hedeflerine göre ayarlamalar yaparak enflasyondaki atalet etkisini sınırlandıracağız." dedi.

"Yılı cari fazla vererek kapatacağız"

Dengelenme döneminin en başarılı alanlarının başında cari denge konusunun geldiğine işaret eden Albayrak, şöyle konuştu:
"Bu alan önümüzdeki dönem politikalarımızın en öncelikli meselesi olmaya devam edecek. 2019 yılı için cari açığın milli gelire oranında yüzde 3,3'lük hedef koymuştuk. Az rastlanır bir başarı ortaya koyarak yılı cari açık değil, inşallah cari fazla vererek kapatacağız. Büyüme hedefimiz ve ekonomideki toparlanmanın sonucu olarak talepteki değişimle birlikte cari dengede açık vereceğimizi önümüzdeki süreçte biliyoruz ama bu açığı dış finansman ihtiyacını makul düzeyde kalmasını sağlayacak bir seviyede tutacağız. Bu çerçevede 2020 yılı için cari açıkta milli gelire oranla yüzde 1,2'lik bir seviye hedefliyoruz. Bunu 2021'de 0,8'e ve 2022'de bu yapısal yapısal dönüşümlerle sıfıra indirmek için çalışacağız."
Albayrak, dış ticarette sağlanan değişim ve dönüşümün, cari açıkta sağlanan ve sürdürülecek kazanımların temelini oluşturduğunu söyledi.
Lüks tüketim mallarının ithalatına yönelik tedbirlerin 2020'de devam edeceğini, ithal ara malların üretimine yönelik çalışmaların yoğun şekilde süreceğini anlatan Albayrak, İVME Paketi ile başlatılan ihracatı ve yerlileştirmeyi destekleyen ölçülü ve sektör odaklı kredi politikasının 2020'de çok daha genişleyerek ve artarak devam edeceğini bildirdi.
Albayrak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan Sanayi Strateji Belgesi'nin bu alanda önemli bir görev ifa edeceğini aktardı. 
Bakan Albayrak, Türkiye Varlık Fonu'nun cari dengeyi güçlendiren, ülkenin stratejik hedeflerini destekleyen ve özel sektör iş birliklerine dayanan sabit sermaye yatırımlarıyla bu sürece katkıda bulunacağını, Turizm Strateji Belgesi'nin de önemli desteğini göreceklerini vurguladı.
Tüm yatırım ve teşvik uygulamalarında cari denge öncelikli uygulamaları artırarak devam ettireceklerini belirten Albayrak, Lojistik Master Plan ile ihracat ve sanayi alanındaki hedeflere büyük destek sağlayacaklarını aktardı. Albayrak, bu alanda oldukça kapsamlı bir politika ve tedbir setini detaylı şekilde çalıştıklarını kaydetti.

Vergi reformu

Bu yıl bütçe dengesinde program hedefinin biraz üzerinde kalındığına işaret eden Albayrak, şu değerlendirmede bulundu:
"Ekonomideki yavaşlama nedeniyle gelirlerimizin hedeflerimizin altında kalması bu sonuçtaki önemli faktörlerden birisi oldu. Böylesi zor bir dönemde ekonomiyi desteklemek, cari açığı azaltmak, enflasyonla mücadelede hedeflerimize ulaşmak için özellikle ithalatı frenlemeye yönelik adımlar atmamız da kaçınılmazdı. Önümüzdeki dönemde de gerek duyulduğunda üretime dayalı ekonomik dönüşümü finanse etmek için bütçe imkanlarını yine gerekirse kullanacağız ancak bunları yaparken her halükarda bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3'ün altında tutacağız. Bütçe açığının milli gelire oranında 2019'u yüzde 2,9 ile kapatmayı hedefliyoruz. 2020 ve 2021'de aynı oranı sürdürmeyi, 2022'de ise yüzde 2,6'ya düşürmeyi amaçlıyoruz. Bu kapsamda vergi adaleti sağlayacak, çok kazanandan çok, az kazanandan daha az vergi alınmasının önünü açacak ve gelirleri artıracak, uluslararası uygulamaları örnek alan bir vergi reformuyla ilgi adımları atmaya başlıyoruz. Ayrıca kamuda giderleri azaltmaya yönelik güçlü bir politika setini uygulayacağız. KİT'leri verimlilikleri artacak, kamu maliyesine yükleri azalacak şekilde yapılandırıyoruz."
Albayrak, kamu kaynaklarının kullanımının etkinliğini takip etmeyi kolaylaştıracak şeffaflığı ve hesap verebilirliği artıracak program bazlı, performans esaslı bütçelemeyi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile birlikte hayata geçireceklerini söyledi.
Berat Albayrak, mali açıdan sürdürülebilirliği sağlamak ve kamu maliyesine olan yükü azaltmak amacıyla Sosyal Güvenlik Sistemi'nin aktüeryal dengesini güçlendirici politikaları sosyal adaleti gözeterek hayata geçireceklerini ifade etti.
Vergi tahsilat performansını artırmak amacıyla çok önemli değişiklikler yaptıklarını anlatan Albayrak, denetçilere sektör bazlı eğitimler verdiklerini, vergi tahsilat performansının haftalık olarak takip edilmesine imkan veren bir sistem kurduklarını, kamu yatırım harcamalarının ve teşvik programlarının etkinliğini artırıcı bir değişim programı başlattıklarını bildirdi. 

Büyüme hedefleri

Tüm alanlardaki hedeflerle uyumlu, kazanımları riske atmayacak büyüme planlamasını da tamamladıklarını vurgulayan Albayrak, şunları kaydetti: 
"Büyümede geçtiğimiz sene YEP çerçevesinde koyduğumuz yüzde 2,3'lük hedefin biraz uzağında kalacağız. Özellikle ikinci çeyrekle birlikte yaşanan, tekrar seçimle ötelenen ekonomideki bir çeyreklik kaymanın büyümeye etkisini bu yıl görmüş olduk. Yüzde 2,3'lük hedefin altında kalmanın baz etkisini de dikkate alarak 2020 yılını bir önceki yıldaki yüzde 3,5'lik rakamı güncelleyerek yüzde 5 büyümeyle başlayıp program boyunca, ülkemiz için sürdürülebilir ve doğal oran olan yıllık yüzde 5'lik büyümeyi devam ettirmeyi hedefliyoruz. Nitekim öncü veriler özellikle üçüncü çeyrekle birlikte ekonomik aktivitedeki toparlanmayla iş gücüne katılım ve istihdam oranlarında iyileşme sinyallerini vermeye başladı. 2020 yılında bunu daha da ileriye taşıyacağız. Başta enflasyon olmak üzere hedeflerimizde yakaladığımız başarı, faizlerde ve risk primimizde düşüşü beraberinde getirdi ve 2020 yılında bu düşüş güçlenerek devam edecek."
Yılın ikinci yarısından itibaren kapasite artırıcı yatırımların başlamasının, düşen faizlerle birlikte görülmeye başladığını belirten Albayrak, yapılan çalışmaların sadece bu sürecin başlı başına yüzde 4'lük bir büyümeyi doğal seyrinde sağlayacağını gösterdiğini söyledi.
Albayrak, proje bazlı yatırım teşvik sistemi başta olmak üzere Ar-Ge, yenilikçilik ve teknolojik dönüşümle yüksek katma değerli ürünlerin üretimine ekstra destek vereceklerinin altını çizerek, "11. Kalkınma Planı'nda yer alan kimya, ilaç, tıbbi cihaz, makine, elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları olarak belirlenen imalat sanayi sektörleri, yeni ekonomik programın ruhunda da öncelikli alanımız olacak." ifadesini kullandı.
İvme finansman paketi ve benzeri araçlarla cari açığın düşürülmesine katkı veren katma değerli ve teknolojik üretim yapan firmaları ve projeleri öncelikli teşvik edeceklerine değinen Albayrak, "Varlık Fonu, petrokimya, madencilik ve yerli kaynağa dönük enerji üretimi alanları başta olmak üzere özel sektör iş birliklerinde sabit sermaye yatırımlarında daha etkin rol oynayacak. Sanayide kapasiteyi artıracak, maliyetleri düşürecek, rekabet potansiyeli kazandıracak Ulusal Verimlilik Planı'nı devreye alacağız. Ayrıca kapsamlı olarak bir mevzuat taramasını başlattık. Şirketleri, büyümeme yönünde teşvik eden, büyümeden kaçındıran düzenlemeleri de gözden geçirecek, yenileyeceğiz." diye konuştu.
Albayrak, büyümeyle ilgili çok kapsamlı çalışma yaptıklarına dikkati çekerek, "Yüzde 5’lik bu büyümeyle bütçeye baskı oluşturmayacak, biriken reel durgun alanı da hesaba katarak, fiyat artışına da neden olmayacağız." dedi.

"İşsizlikte iyileşme görülecek"

Büyüme hedefleri ve politikalarının hızlıca tesis edilmesinin istihdamdaki artışı da beraberinde getireceğini vurgulayan Albayrak, şunları kaydetti:
"2019'u yüzde 12,9'luk bir işsizlik oranıyla kapattıktan sonra, işsizlik oranını 2020'de yüzde 11,8'e, 2021'de yüzde 10,6'ya ve 2022'de 9,8'e düşürmeyi hedefliyoruz. Ekonomik aktivitedeki toparlanma ile iş gücüne katılım ve istihdam oranlarında iyileşmeyi göreceğiz. Program dönemi boyunca istihdamdaki kişi sayısının yıllık ortalama 1 milyon 66 bin kişi artarak işsizlik oranının kademeli gerilemesi sağlanacak. İstihdam teşviklerinin etki analizleri yapılarak, teşviklerin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanmasını sağlayacağız. İstihdamda, kredi şartlarının uygun hale gelmesi, inşaatta da talebin canlanmasını ve arz fazlasının azalmasını göreceğiz. Nitekim son bir yıldaki istihdam kaybının yaklaşık üçte ikisi inşaat sektöründen kaynaklandı. Tamamlanmaya yakın yapıların bitirilmesinin desteklenmesiyle kısa dönemde bu alandaki istihdama olumlu katkı sunacağını göreceğiz."
Albayrak, sulama ve sera yatırımlarının desteklenmesiyle tarımda arzı artırmaya yönelik zamanında verilen uygun fiyat ve yapılan alımlarla tarım sektöründe de işsizliğin azalmasının sağlanacağını belirterek, bireysel tüketimin artmasının, uygun kredi şartlarının, stok ve revizyon yatırımlarının, sanayi ve hizmet sektöründe ve turizm alanında istihdamı artıracağını dile getirdi.
"Gençlerde işsizlik, istihdam piyasasında talep edilen mesleklere yönelik, özellikle yoğun anlamda talebi olan, kodlama, bilgi işlemci, satış elemanı gibi benzeri alanlardaki hedef odaklı sertifika ve meslek edindirme programlarıyla maksimum genç istihdam edilerek bu rakamları da azaltacağız." diyen Albayrak, orta yaş gruplar, kadınlar ve gençlere yönelik girişimcilik ve meslek kazandırma programlarıyla orta vadede de işsizlikle mücadele edileceklerini söyledi.

Dolarizasyona karşı tedbir seti

Albayrak, programın son alanını, finansal istikrar için devreye alınacak politika setleri ve aksiyonların oluşturduğuna işaret ederek, program dönemi boyunca, finansal istikrarın güçlendirilmesi, dolarizasyonun azaltılması ve tasarrufların artırılması öncelikli hedeflerin başında olacağını kaydetti.
Finansal sistemin sermaye piyasası bacağını güçlendirilmek için çalışacaklarına da dikkati çeken Albayrak, uygulanacak olan vergi, teşvik ve kamu finansman politikaları yoluyla ülke kaynaklarının cari dengeyi güçlendirecek, yerli ve katma değeri yüksek üretime yöneleceğini ifade etti.
Albayrak, belirlenen hedefler doğrultusunda kredi kanallarının açılmasını sağlayacaklarına değinerek, şöyle devam etti:
"Dolarizasyona karşı bir tedbir setini devreye alacağız. BIST'de yeni oluşturulacak alternatif ürünler, Omnibus ile Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) piyasasının uluslararası teminat özelliği getirilmesi başta olmak üzere, hisse senedi piyasasında hisselerin gruplandırılarak yatırımcının kolay seçiminin sağlanması, halka açılmanın vergi indirimleriyle derinleştirilmesi, döviz piyasasının kurulmasıyla birlikte ilave tedbirler getirilmesi önümüzdeki süreçteki önemli planlarımız arasında yer alıyor.
Bankacılık sektörü için sık sık gündeme getirilen NPL'lerle ilgili reform niteliğinde bir adım atıldı. Bankalarımız için artık temiz bir sayfa başlangıcı önümüzdeki dönemde göreceğiz. Artık bankaların, gerçek meseleleri olan, finansman sağlama işine döneceklerini düşünüyoruz. Birçok defa vurguladığım hedeflerle uyumlu finansman modellerini tıpkı kamu bankalarının yaptığı gibi özel enstrümanları yeni ürünleri devreye alarak sektörde daha etkin rol oynayacaklarını bekliyoruz."

Sermaye piyasaları için reform paketi

Albayrak, yılda 60 ila 100 milyar lira büyüklük sağlayacak Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) sosyal tarafların mutabakatıyla kurulacağını ve sermaye piyasalarını derinleştirecek kapsamlı bir reform paketinin devreye sokulacağını söyledi. 
Berat Albayrak, İstanbul Finans Merkezi'nin de 2021'in sonuna doğru devreye alınacağını kaydetti.

"Bu sene çok daha etkin şekilde sahada olacağız"

Geçen sene YEP'i açıkladıklarında, ekonomideki sorunları doğru tespit eden bir program olduğuna dair geri dönüşler aldıklarını belirten Albayrak, "Bugün bir kez daha sağlam adımlar ve aksiyonlarla yeni bir program ortaya koyduğumuzu tüm kalbimle söylüyorum. Çok zor bir süreci milletimizin ve paydaşlarımızın desteğiyle geride bıraktık." diye konuştu.
Albayrak, oluşturulmak istenen tüm panik ve korku havasını dağıttıktan sonra artık kolları yeniden sıvadıklarına işaret ederek, uluslararası piyasalara güven ve kredibilite açısından her türlü şeffaf iletişim noktasında bu süreci yönetmeye devam edeceklerini vurguladı.
Bu sene farklı olarak, çok daha etkin şekilde sahada olacaklarını aktaran Albayrak, şöyle devam etti: 
"Değişim tüm Türkiye olarak hepimizden başlıyor. Türkiye yeni bir ekonomik modele geçiyor bu programın ruhunda. Bir üst lige çıkmak istiyorsak tüm paydaşlar olarak değişmek zorundayız. Reel sektörümüz ve bütün paydaşlarımız ülkemizin her yerinde artık sahada. Bu bilinçle bu süreci gerek bizler gerek paydaşlarımız hep birlikte yaşayacağız. Bu programın yürütülmesi, gerekirse değişiklerle ilgili istişareler yapacağız, görüşlerimizi paylaşacağız. KOBİ'lerimize ayrı bir önem vereceğiz. Etkili olabilmeleri için beklentilerini, sorunları dinleyeceğiz. Ülkemizin yeni bir başarı hikayesini milletimizin desteği, reel sektörümüzün, yani sanayicimizin, tarımın, hizmet sektörünün ve finans sektörünün tam kapasiteyle çalışması, bunlarla birlikte, yeni YEP'le birlikte gerçekleştireceğiz."
Albayrak, programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. 


30 Temmuz 2019 Salı

Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak: Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, "Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek. Yıl sonu hedefine yakınsayacak bir büyüme bekliyorum." dedi.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, haber ajansları, gazete ve televizyonların ekonomi haber müdürleriyle bir araya geldiği toplantıda ekonomide son bir yıldaki gelişmeleri değerlendirdi, gelecek döneme ilişkin beklentileri aktardı, soruları yanıtladı.

Albayrak, Türkiye'nin son bir yılda çok güçlü bir politika başarısı ortaya koyduğunu, reform niteliğinde bir yılı geride bıraktığını söyledi.
Bağışıklık sistemini, altyapısını çok daha güçlü inşa etmiş bir Türkiye olduğunu aktaran Albayrak, spekülatif adım atanların 100 kere düşünmesi gereken bir sürece girildiğini bildirdi.

"Faizlerde düşüş olacak"

Türkiye'de önümüzdeki dönemde faizlerde düşüş trendi olacağını belirten Albayrak, "Kamu bankalarında bunu daha kısa sürede izleyeceğiz." diye konuştu.
"Enflasyonu yıl sonunda Yeni Ekonomi Programı'ndaki (YEP) hedefin altında kapatacağımızı ifade edebilirim." diyen Albayrak, özetle şu mesajları verdi:
"Mayıstan bu yana 10 milyar dolardan fazla yabancı yatırımcı girişi var. Türkiye'ye güvenen yatırımcı kazandı. Türkiye ekonomisi bu yıl pozitif büyüyecek. Yıl sonu hedefine yakınsayacak bir büyüme bekliyorum. Konut sektörünü yakından takip ediyoruz. Bugün itibarıyla sıkıntı oluşturan bir resim olduğunu düşünmüyorum. (Petrol ve gaz aramaları) Türkiye, Doğu Akdeniz'de çok önemli adımlar atıyor. İnşallah olumlu haberleri de yakında duyarız. İşsizlikle ilgili en kötüyü yüzde 14,7 ile geride bıraktık. Yaz aylarıyla birlikte yüzde 11-12'lere geldik."

"Faizlerdeki her türlü iyileşme ve gevşemeye olumlu bakacağım"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz konusundaki adımları benzer örneklere, iktisadi faaliyete, enflasyondaki iyileşmelere dayalı değerlendirmelerine göre attığını anlatan Albayrak, kendisinin de reel sektörün maliyetlerinin düşmesi açısından faizlerdeki her türlü iyileşme ve gevşemeye olumlu bakacağını söyledi.
Albayrak, faizlerde aşağı yönlü sürecin daha net şekilde devam edeceğini gördüklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: 
"Bizler de politika yapıcılar ve işin teknik ayağı olarak uyum noktasında, gerek bütçe ve vergi politikalarıyla eş güdümü yürütüyoruz. 2019 için ortaya koyduğumuz Yeni Ekonomi Programı'ndaki yüzde 15,9 enflasyon hedefini göz önünde bulundurarak, bu hedefin altında enflasyonla bu yılı kapatacağımızı çok net ifade edebilirim. Temmuz ayında baz etkisine dayalı hafif yükselme görsek de tahmin ediyorum, ağustos, eylül ve ekimdeki baz etkisinin güçlü cereyan edeceğinden kaynaklı, önümüzdeki süreç bu trendin daha da aşağı olduğunu gösteriyor. Burada kendisini rahat hissettiği marj nedir? Reel faiz noktasındaki benzer örneklere dayalı Merkez Bankası nasıl bir para politikası uygular? Bunu süreç içinde göreceğiz." 

"Önümüzdeki süreç ekonominin genelinde çok daha pozitif cereyan edecek"

Türkiye'nin 1 yıllık dengelenme sürecinde artık enflasyon ve faizlerde aşağı yönlü trendin içine girdiğini vurgulayan Albayrak, "Özellikle büyüme, iktisadi faaliyet, her türlü politik belirsizliğin geride kalmasından da kaynaklı, bundan sonra artık talepten, iç tüketim dinamiklerinden başlayarak, yılın ikinci yarısında bunların da etkisiyle, ekonomideki dengelenmenin de başlamasıyla önümüzdeki yılın ikinci yarısının daha pozitif bir döneme gireceğini ifade edebiliriz. Önümüzdeki süreç beklenti ve gelecek açısından, istikrarlı sürecin sadece kur ve faizler üzerinde değil ekonominin genelinde çok daha pozitif cereyan edeceğinin delili." diye konuştu. 
Albayrak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulan yedek akçenin Hazineye aktarılmasına yönelik soruya, "Biraz bu konudan anlayan herkes, sadece Merkez Bankası bilançosuna bakıp, bilançodaki bir kalemin yer değiştirmesinde kaynaklı bu sürecin para basmayla yakından uzaktan alakası olmadığını, bunun tamamen normal iktisadi faaliyet içindeki bir adım olduğunu çok net görür. Bu işlem tamamen normal ekosistem içindeki işlem. Para basmayla yakından uzaktan alakası yok." yanıtını verdi. 

"Vergi reformuyla ilgili çalışmalar çok yoğun şekilde devam ediyor"

Albayrak, Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, ilgili paydaşlarla iletişim halinde "Hal Yasası" konusunda çalışmaların sürdüğünü anımsatarak, "Takip ediyoruz, yetişirse bu yıl, olmazsa önümüzdeki yıl bununla ilgili önemli adımlar atacağız." dedi. 
Vergi hususuna yönelik sürecin de devam ettiğine işaret eden Albayrak, "Yapılandırma başka, af başka bir şey. Af dönemini artık geride bıraktık. Farklı dönemlerde farklı ihtiyaçlara dayalı adımlar atılabilir. Talepler geliyor değerlendiriyoruz. Burada olumsuz bir süreç yok. Vergi reformuyla ilgili çalışmalar çok yoğun şekilde devam ediyor. Sonbahara bununla ilgili bir paketi hazırlamaya çalışıyoruz. Türkiye'deki vergi sisteminin küresel örneklere, gelişmekte olan ülkelere göre daha rekabetçi bir mimariye kavuşması için çok detaylı ve titiz bir çalışma yürütüyoruz. Koordineli toplantılarla güncelleyerek süreci yürütüyoruz ve ciddi mesafe kat ettik." diye konuştu.
Albayrak, otomotiv sektörüne yönelik yapılan ÖTV indirimlerine değinerek, "Büyüme noktasında olumsuz etkilendiğimiz bu dönemde ekonomide attığımız adımların faydasını gördük. Yılın ikinci yarısının çok daha olumlu olmasını bekliyoruz. Sektör ve temsilcileriyle iletişimimiz devam ediyor. Süreci yakından takip ediyoruz, bu noktada atılması gereken bir adım olursa atarız." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin son bir yılda çok güçlü bir politika başarısı ortaya koyduğunu vurgulayan Albayrak, yatırım ortamının iyileşmesiyle ilgili belirsizliklerin ortadan kaldırıldığını, ekonomik istikrarın ortaya çıktığını, faizlerde ve enflasyonda dengelenmeye dayalı iktisadi faaliyetlerin ciddi şekilde iyileştiğini aktardı.

"10 milyar dolardan fazla yabancı yatırımcı girişi oldu"

Albayrak, mayıs ayından bu yana Türkiye'ye 10 milyar dolardan fazla yabancı yatırımcı girişi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Özellikle mevcut potansiyeli açısından baktığımızda rekabetçi sektörler başta olmak üzere Türkiye'nin yeni bir büyüme modeline geçeceğinden bahsetmiştik. İhracat ve üretim odaklı bir süreçten bahsediyoruz. Türkiye'nin yurt dışındaki cari açık kaynaklı oluşacak finansman ihtiyacını minimize edecek stratejik bir dönüşümden bahsetmiştik. Bir yıl önce bu kadar hızlı bir iyileşmeyi ben bile beklemiyordum. Beklediğimizden iyi gerçekleşti. Bu dengelenme süreci 2009, 2001 gibi süreçlere benzemiyor. Özellikle üretim ve ihracat açısından pozitif yöndeki seyrin güçlenerek devam ettiği, özellikle 'köpük ithalatın' ciddi anlamda düşmeye başladığı, ihracatın ithalatı karşılama oranının cari dengeye pozitif katkı açısından başka bir dönem."
Albayrak, son bir yılın hem Türkiye hem de kendisi açısından tarihi bir yıl olduğunu söyledi.

Berat Albayrak, "Bir önceki bakanlık dönemimde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevine başladığım gün, resmi anonsun yapılmasından 30 dakika önce başlayan Rusya jet krizi ile 'hoş geldin kriz' algısıyla hakikaten çok değişik bir tecrübe olmuştu." diye konuştu.

Ekonomi tarafında daha farklı bir tecrübe olduğunu aktaran Albayrak, küresel süreçteki gelişmeler ve Türkiye ekonomisine yönelik saldırı veya spekülatif ataklarla son bir yıllık sürecin "tarihi bir yıl" olduğunu belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, "İlginç bir yıl geçirdik ama geriye dönüp baktığımızda tüm bu yaşananlar üzerinde Türkiye açısından, Türkiye'nin ekosistemi açısından, Türkiye'yi çok güçlü bir noktaya taşıyan engin tecrübeleri edindiğimiz bir yıl oldu. Tüm paydaşlar ile çok kıymetli başarılara imza attığımız bir süreç oldu." şeklinde konuştu.

Türkiye ekonomisinin yapısal anlamda reform niteliğinde bir yılı geride bıraktığını anlatan Albayrak, "Bölgesel olsun, kendi ekonomisine has olsun, küresel anlamda olsun, oluşabilecek mevcut ve potansiyel ataklara karşın çok güçlü bir direnç altyapısı geliştirdiği bir yıl oldu. Geçmiş bir yılın muhasebesini bir cümle ile özetleyip, gelecek bir yıl nasıl gerçekleşecek diye baktığımızda, Türkiye açısından önümüzdeki bir yıl, yaşananların meyvelerini topladığımız, sürecin çok daha iyi ve başarılı bir yıl beklendiğini ortaya koyuyor." ifadesini kullandı.

Yeni Ekonomi Programı'nın (YEP) ilk fazı ekonomide dengelenme sürecinin çok güçlü bir şekilde, beklentilerinin, hedeflerinin de ötesinde neticelendiğini aktaran Berat Albayrak, "Burada dengelenmeden kastettiğimiz nedir? Dönem dönem farklı yorumlarla karşı karşıya kalıyoruz ama bunun da altını açmak lazım. Sadece cari dengelenme değil, bugün itibarıyla Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bütün bu risklerin bertaraf edilerek dengelenmeyi vurguluyoruz. Bu sadece cari anlamda değil, aynı zamanda enflasyon, faizler, büyüme anlamında dengelenmenin de altını çizdiğimiz bir süreç." değerlendirmesinde bulundu.

"Hiçbir 'en kötü senaryo' gerçekleşmedi"

Albayrak, 2019 hedefleri açısından bakıldığında, temmuz ayı itibarıyla birçoğunun çok daha ötesinde bir netice ile yılı kapatacaklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

"İnşallah beklentinin de ötesinde başarılı bir yıl olarak ortaya koyacağız ve 2020 ve 2021 özelinde 3 yıllık güncellenmiş Yeni Ekonomi Programı'nı da eylülde inşallah açıklayacağız. Özellikle değişim sürecinin önümüzdeki yılın dengelenmesinin daha güçlü oturması ile birlikte 2020 ve 2021'de hem enflasyon, hem faizler, hem büyümede çok daha güçlü bir şekilde hayata geçeceğini göreceğiz. Dolayısıyla çok şeyler yaşandı, çok engin tecrübeler edindik, çok zor bir yıl oldu, kolay bir yıl olmadı. Ama tüm bu resme geriye dönüp baktığımda, çok hayatiyet addedeceğimiz birçok gelişme ışığında Türkiye açısından başarılı bir yıl olduğunu ifade edebiliriz tüm yaşananlara rağmen. Gerçekten tüm yaşananlara kıyasla çok daha etkin bir şekilde bu süreci başarılı bir şekilde yönettiğini, çok daha hızlı bir şekilde bu süreci bertaraf ettiğini görebiliriz. Gerek büyümede, gerek istihdamda, gerek ekonomik iktisadi faaliyette birçok negatif tahminleri bir kenara olacak şekilde, beklenen hiçbir 'en kötü senaryo'nun gerçekleşmediğini de şükürler olsun çok daha iyi bir neticeyle bu bir yılı kapatacağımızı ifade edebilirim."

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, değerlendirmesinin ardından soruları da yanıtladı.

"Merkez Bankasının faiz indirimi kararı sonrası bankalardan faiz indirme konusunda bir beklentiniz var mıdır?" şeklinde soru üzerine Albayrak, referans olacak datalara bakıldığında faiz indiriminin olduğu gün öncesinde bile bir faiz indirimi sürecinin, enflasyona dayalı reel faizlerin aşırı yüksek olmasından kaynaklı bir trende girdiğini gözlemlediklerini söyledi.

Albayrak, "En yakın dönemde zannediyorum bu hafta bu çerçevede kamu bankaları başta olmak üzere bu indirimleri çok net göreceğiz. Tabii ki özel bankalar özellikle son bir kaç gündür kredi kullandırım miktarlarına ve cinslerine baktığımızda onlarda da ciddi bir hareketlenme başladığını görüyoruz. Sanki bu hafta değil, önümüzdeki haftada faizlerdeki düşüş trendinin daha da iyileşme yönünde olacağını çok daha somut göreceğiz. Kamu bankalarından zannediyorum ağustos ayı itibarıyla çok daha somut, net adımları daha kısa sürede göreceğimizi ifade etmek istiyorum." şeklinde konuştu.

"Merkez Bankasının 425 baz puanlık indirimini nasıl değerlendiriyorsunuz, totalde ne kadarlık daha bir indirim beklentisi içerisindesiniz?" şeklindeki soru üzerine Berat Albayrak, Merkez Bankasının bu çerçevede ciddi anlamda data setine dayanarak faiz kararını verdiğini söyledi.

"Türkiye'de özellikle son dönemde faizlerin ciddi anlamda gevşemesiyle önümüzdeki süreçte faiz trendinin daha da net ve sert bir şekilde aşağıya geleceği gerçeğinden hareketle bir faiz indirimi sürecine girdik." diyen Albayrak, şöyle devam etti:

"Ama zaten bu süreçte de resme baktığımızda, uluslararası birçok çalışmaya baktığımızda, gelişmekte olan ülkelerin reel faiz marjına baktığımızda, Türkiye açık ara çok büyük bir reel faiz marjıyla önde görünüyor. Dolayısıyla Türkiye'nin bu süreçte özellikle ciddi bir faiz indirimine gideceğini de enflasyonda yaşanacak iyileşmelere dayalı bu çerçevede bir trende girdiğini çok net görüyoruz. Bunun makası, marjı nedir, ne değildir bunları bizim belirlememiz, bilmemiz, karar vermemiz mümkün değil. Merkez Bankası bu çerçevede gerek benzer örneklere bakarak, gerek Türkiye'deki iktisadi faaliyet, enflasyondaki kalıcı iyileşme, enflasyondan çıkış süreci ile ilgili değerlendirmelerine dayalı olarak bu adımları atıyor. Ben işin icra tarafında, siyaset tarafında olan biri olarak reel sektörün bu resme baktığında maliyetlerinin düşmesi açısından ortaya çıkacak olan her türlü iyileşme, gevşemeye olumlu bakarım. Buna Türkiye'de zannetmiyorum ki bir kişi olumsuz baksın. Ama bunun doğru bir dengelenme içerisinde cereyan etmesi önemli."

Albayrak, farklı medya, sosyal medya mecraları üzerinden, "Dolar 10 lira olacak, 20 lira olacak" diyenler, negatif algı yaratmaya çalışanlar bulunduğunu belirterek, bunları yakından takip ettiklerini söyledi. Albayrak, farklı ülkelerin istihbarat altyapısına hizmet eden kişilerce de bu sürecin yürütüldüğünü aktardı.

Kurda olduğu gibi büyüme konusunda da negatif algı yürütmeye çalışanların bulunduğunu anlatan Albayrak, "Türkiye bu yıl pozitif büyüyecek. Büyüme 2019 yılı hedefine yakınsayacak çerçevede olacak." diye konuştu. Albayrak, yılın 3 ve 4. çeyreğinde çok daha olumlu döneme girilmesini beklediklerini dile getirdi. 

"ÖTV artışı gündemde değil"

ÖTV artışıyla ilgili şu anda spesifik bir artışın gündemlerinde olmadığını ifade eden Albayrak, bütçe ile büyüme dengelerinin hassas bir şekilde yürütülmesinin zorunluğuna dikkati çekti.

Albayrak, istihdam ve üretimin bir tarafta, Türkiye'nin uyguladığı bütçe disiplini politikalarının diğer tarafta olduğunu ama bunlardan birini tercih etme lükslerinin bulunmadığını kaydetti.

İkinci yarıyıldaki iyileşmeyle bütçe performansındaki beklentinin, çok daha dengeli cereyan edeceğini belirten Albayrak, bu konuda bir endişe taşımadığının altını çizdi.

Albayrak, 2019'un, bütçedeki faiz rakamının altında bir faiz ödemesiyle kapatılacağını ifade ederek, bu konuda borçlanma stratejisinin katkısının görüldüğünü dile getirdi.

"Türkiye çok iyi bir şekilde süreci püskürttü"

Albayrak, algı ve iletişim açısından negatif hava yaratılmaya çalışılmasına rağmen Türkiye'nin çok iyi bir şekilde süreci püskürttüğünü söyledi.

Bütçe performansı açısından bakıldığında, dengelenme sürecinin neticelerinin çok daha somut bir şekilde görülmeye başladığını anlatan Albayrak, söz konusu sürecin 2020'de çok daha güçlü bir şekilde görüleceğini bildirdi.

Bu yılın yüzde 3'ün altında bir büyüme rakamıyla bitirileceğini dile getiren Albayrak, büyüme, istihdam ve üretim dengesini eş güdümle yürütecek hassas terazide 2019'u nihayete erdirmeye çalışacaklarını söyledi.

"Yapılandırma bankacılık sektörüne ciddi bir alan açtı"

Albayrak, yapılandırmayla ilgili çıkan yasal düzenlemenin, bankacılık sektörüne ciddi bir alan açtığına işaret ederek, sektörün düzenlemeyi çok olumlu karşıladığını söyledi.

Albayrak, her sektörün talebine, reel gerçeklik içinde, dengeli şekilde destek vereceklerini dile getirerek, "Kimse bu noktada kolaycılığa kaçmasın. Bankacılık sektörü de kolaycılığa kaçmasın. Bankacılık sektörü de yeni dönemde zaten bu manada hakiki bankacılık yapma noktasında çok daha meydan okuyucu, çok daha rekabetçi döneme girecek." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, bankacılık sektörünün hem küresel hem de iç piyasadaki rekabet açısından çok daha etkin olacağını, bankacılık sektörünü daha ileriye taşıyacak yeni bir döneme girileceğini bildirdi. 

Olası yaptırım kararı

Rusya'dan S400 hava savunma sistemi almıyla ilgili ABD'den gelecek olası yaptırımların ekonomiye etkisinin sorulması üzerine Albayrak, "Yapılan açıklamalarda, görüşmelerde artık sürecin daha pozitif cereyan ettiğini, olası etkilerin artık minimize olduğunu ve bu etkilerin ekonomimize de çok daha düşük düzeyde olacağı yönünde genel oluşmuş bir beklenti var. Sayın Trump ile Cumhurbaşkanımızın ilişkileri açısından daha pozitif bir sürece girdiğimizi söyleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, işçi ve memur sendikalarıyla yürütülen toplu iş sözleşmesiyle ilgil soruyu yanıtlarken de süreci Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürüttüğünü söyledi.

Tüm toplu sözleşmelerde adaletli bir süreç yürüttüklerini vurgulayan Albayrak, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye enflasyon noktasında bakıldığında bugüne kadar ne işçisini ne memurunu hiç ezdirmedi. Bu görüşmelerde mümkün olduğunca nasıl iyileştirme yapılabilir noktasında görüşmeler devam ediyor, edecek. Adaletli bir şekilde yani Türkiye'nin içinden geçtiği durumu da göz önünde bulundurarak, Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor, mümkün olduğu kadar, elimizden geldiği kadar yapabileceğimiz kadar, Bakanımız zaten bu görüşmeleri yürütüyor. Enflasyondaki iyileşmenin de göz önünde bulundurulduğu çerçevede orta yolda buluşulacağını temenni ediyorum." 

Albayrak, ekonomik verilerdeki iyileşmeye dikkati çekerek, "Bugünkü datalarla Türkiye'ye yatırım yapan bir yıl sonra yine kazanacak. Faiz trendinin daha da aşağı indiği böyle bir ortamda Türkiye bu anlamda çok büyük bir potansiyel ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.

AB tarafından Türkiye'ye verilmesi beklenen finansal yardımlara ilişkin bir soru üzerine Albayrak, "Suriyelilerle ilgili verilen sözler, ekonomik sözler, rakamlar maalesef ortada. Gönül istiyor ki daha samimi siyaset güdülsün ve Türkiye'ye verilen vaatler yerine getirilsin, finansal yardımlar yapılsın. Bu süreci yakından takip ediyoruz." ifadesini kullandı.

Albayrak, Merkez Bankasının rezerv artış politikasına kendilerinin de olumlu bakacağına işaret ederek, "Keşke çok eski dönemlerde Merkez Bankalarımız, başkanlarımız daha fazla rezerv biriktirselermiş." diye konuştu.

Kur politikalarına yönelik soru üzerine Albayrak, "Ne yüksek ne düşük, şahsi kanaatim rekabetçi kur politikası olmalı." dedi.

Albayrak, Kurban Bayramı tatilinin uzatılıp uzatılmayacağına ilişkin ise "Açıkçası şahsi kanaatim sorulursa, ben bayram tatilinin uzatılmasına çok olumlu bakmıyorum. Benim tasarrufum değil, hükümetin genel tasarrufu olur. Zaten tatil döneminden geçiyoruz. Tam tersine üretim odaklı süreç oluşturursak şahsi kanaatim daha uygun olur." ifadesini kullandı.

Eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'ya bir görev verilip verilmeyeceği konusunda ise Albayrak, Atilla'nın şu anda dinlendiğini ve dönüşünün ardından bu konunun oturulup konuşulabileceğini söyledi. Albayrak, "Bugüne kadar kamuda çok farklı pozisyonlarda çalıştı, performansı malum. Bununla ilgili en güzel şekilde değerlendirilir." dedi.

Türkiye'ye güvenip gelen yatırımcıların son bir yıl içinde gerek Türk lirası gerek döviz bazında yüzde 20 ila yüzde 60 arasında kazandıklarını anlatan Albayrak, "Ama birileri de Türkiye'nin çok daha kötü gideceği yönünde bir senaryo çizerek farklı yatırım tavsiyelerinde bulundu, Türkiye’ye güvenmeme yönünde bir oyun oynadı. Peki bunlar ne kaybetti? Yüzde 10 ila 15 arasında." ifadesini kullandı.

Albayrak, yeni dönemde özellikle küresel süreçte yaşananları da dikkate alarak çok daha farklı etkin dengelenme sürecine girileceğini dile getirdi.

Faizlerin yüzde 20-25 civarında olduğu bir ortamda yatırım ve tüketim yapılamayacağını vurgulayan Albayrak, faiz trendinin yönü aşağı kırılarak yatırım ortamıyla küresel, politik ve bölgesel belirsizlik sürecinin geride bırakılacağını kaydetti.

Albayrak, Türkiye'de dövize ve piyasalara yönelik farklı manipülasyonlar yapılamayacağının altını çizerek, "Amacımız, istikametimiz ve niyetimiz istikrarlı bir Türkiye ekonomisinin oluşmasıyla birlikte makro, mikro politikalarla ekonomide dengeli bir sürecin yaşanması." diye konuştu.

Kurumların finansman ve borçluluk düzeyi itibarıyla Türkiye’nin birçok rakibine göre daha iyi durumda olduğunu söyleyen Albayrak, iç ve dış piyasada borçccedil;lanma konusunda bir sorun yaşanmadığını ifade etti.

Albayrak, cari açık konusunda da haziran ayında Türkiye’nin yıllık bazda cari fazla vereceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye cari dengeden kaynaklı finansman ihtiyacını da minimize edecek bir dengelenme süreci yaşıyor. Türkiye, dengelenme sürecinin finansman ihtiyacı, likidite ihtiyacı, iç piyasadaki üretim destekleri, teşvik politikası, üretim dönüşümüne dayalı uygulanan vergi, gümrük, hukuk süreçleri tüm bunların hepsinde bütünleşik bir yaklaşımla bu sürecin dönüşümünü çok daha güçlü yürüteceği bir sürece giriyor. En kötüsü geride kaldı."

"Bütçe performansı yüzde 3'ün altında gerçekleşecek"

Yılın ilk yarısında bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında, 2019 bütçesinde planlanan şekilde ilerlediklerini kaydeden Albayrak, "İlk 6 ayda bütçede planlanana göre giderlerde yüzde 50, gelirlerde yaklaşık yüzde 46 gerçekleşme var. Dengelenme sürecinin üzerine koyacağımız 3 ve 4. çeyrekteki iyileşmeyi somut bir şekilde görmeye başladığımızda gelir artışlarına dayalı olarak bütçe performansının her koşulda yüzde 3'ün altında gerçekleşeceğini söyleyebilirim." dedi.
Albayrak, ilk 6 ayda Türkiye'de iki seçim yapıldığına ve uluslararası gündemde kötü kriz senaryoların dillendirildiği bir sürecin yaşandığına dikkati çekerek, esas iyileşmenin yılın ikinci yarısında görüleceğini vurguladı.

Bütçede ortaya koyulan tablonun, kamunun ve reel sektörün yeni yatırımları fonlanması açısından, bankacılık ve finans sektöründe atılan adımların neticesi olduğuna işaret eden Albayrak, şöyle devam etti:

"Son bir yılda birçok yapısal dönüşümü ortaya koyduk. Türkiye bu yüzden bugün oluşan türbülanslara karşı çok daha farklı ve güçlü refleks veriyor. Birileri bundan rahatsız olabilir, yapacak bir şey yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 3. dünya ülkesi değil. Dünyada örnek aldığı ve benzerlik gösterdiği birçok ülkeye ve pazara göre en doğru metotları gözlemleyip ülkemizin menfaati için en iyisini bulmak durumunda olan bir ülke. Burada her geçen gün daha net karar alıp somut ve cesur bir şekilde adım atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz."

Türkiye ekonomisinin gelecek yıllarda daha da güçleneceğinin altını çizen Albayrak, toplumun bu güçlenmeyi gördüğünü söyledi.

Albayrak, küresel süreçte ekonomilerin zor bir döneme girdiğini belirterek, "Bu süreçte, Türkiye gibi hızlı hareket edebilen güçlü ve rekabetçi bir reel sektör üretim portföyüne sahip ve benzeri gelişmekte olan ülkeler açısından tehdit olduğu kadar fırsat olan resmi de daha iyi okuyoruz." dedi.

Doğu Akdeniz'de yaşanan sürecin önemine değinen Albayrak, "3 sene önce bu sürecin ilk temellerinin atılmasıyla birlikte atılan adımların ne kadar önemli olduğunu bugün ortaya çıkan resimde görmüş oluyoruz." diye konuştu.

Albayrak, Türkiye'nin bölgesinde en fazla enerji tüketen ülke olduğuna dikkati çekerek, ülkenin kendi kara suları başta olmak üzere enerji alanında etkin bir süreç yürüttüğünü anlattı.

Türkiye'nin gelecek dönemde gerek deniz gerek kara aramacılığı ve sondaj konusunda 2020'li yıllarda olumlu haberlere gebe bir sürece ilerlediğini altını çizen Albayrak, "Türkiye'nin son 10 yıllarda farklı anlamda oyun değiştirici bir konuma gelmesine de katkı sağlayacak bir süreci yürütüyoruz. Toplumumuz, paydaşlarımız ve ticaret ilişkisinde olduğumuz bütün kesim bunun farkında. Cesur ve uluslararası hukuk içinde hareket edeceksek, bu adımı atmalı. Doğu Akdeniz hususunda Türkiye çok önemli adımlar atıyor ve hakkını sonuna kadar kullanıyor ve kullanmak zorunda." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, Türkiye'de üretilen elektriğin yerlilik oranının yüzde 40'lardan yüzde 65'lerin üzerine çıktığına işaret ederek, "Bu müthiş bir rakam. Ne kadar yerli payı artarsa ithal payı düşer. Yerliliğe pozitif katkı yapar. Türkiye enerjide önemli gelişmeleri beraberinde yaşıyor. Bunun için Doğu Akdeniz konusu çok önemli." şeklinde konuştu.

"Türkiye'nin belki 100 yılını etkileyecek bir konu"

Kıdem tazminatına yönelik bir soruyu da yanıtlayan Albayrak, şöyle konuştu:

"Türkiye'deki emeklilik sistemi reformu uzun yıllardır süre gelen bir konu. Türkiye'nin belki 100 yılını etkileyecek bir konu. Bunu öyle bir sonuçla sona erdirmemiz lazım ki bütün paydaşların mutlu olacağı ve kazanacağı bir adım atılması gerekiyor. Yeni dönemde bununla ilgili somut adımlar atacağımız bir süreç var. Bu adımı attığımızda tüm paydaşların samimi olarak kazanacağı süreç olmalı."

Albayrak, konut sektörünün faizlerin düşmesiyle normalleşmesi sürecine gireceğini belirterek, "Yakından takip ediyoruz. Bu alanda bugün itibarıyla çok sıkıntı olan bir resim olduğunu düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.

"İstanbul finans piyasalarının merkezi"

Albayrak, İFM ile ilgili süreci özellikle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve sektör paydaşlarının yürüttüğünü ifade ederek, "Hedefimiz 2021'de projeyi bitirmek, bu süreci fiziki olarak tamamlamak. Hem fiziki hem de yasal düzenlemeler anlamında İstanbul Finans Merkezinin daha kapsayıcı olması için çalışıyoruz." diye konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanlığının bazı birimlerinin bölgesel ve küresel ihtiyaçlar kapsamında İstanbul'a taşınmasına olumlu baktıklarını dile getiren Albayrak, Bakanlığın İstanbul'a taşınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti. Albayrak, "Ankara'da olması gereken birimler var, İstanbul'da olması gereken birimler var. İstanbul finans piyasalarının merkezi. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de taşınmalar olabilir." dedi.
İşsizlikle ilgili en kötü dönemin geride bırakıldığını vurgulayan Albayrak, "İşsizlikle ilgili en kötüyü yüzde 14,7 ile geride bıraktık. Yaz aylarıyla birlikte yüzde 11-12'lere geldiğimiz gözüküyor." değerlendirmesinde bulundu. Albayrak, yılın ikinci yarısındaki pozitif gelişmelerin istihdama yansıyacağını tahmin ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile üstün performans

"Türkiye, son bir yılda yaşadığı olayları parlamenter sistemin olduğu dönemde yaşasaydı, bu kadar güçlü bir yönetim ortaya koyamazdı." diyen Albayrak, özellikle hızlı karar alma konusunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde daha iyi refleks gösterildiğini vurguladı. Albayrak, yeni sistemin etkisiyle ekonomide tüm paydaşların üstün performans sergilediğinin altını çizerek, son 1 yılda reform niteliğinde çok büyük adımlar atıldığını kaydetti.
Geçen yıl açıklanan Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) dengelenme sürecinin 2020'ye kadar süreceğini belirttiklerini anımsatan Albayrak, "2020 enflasyonun daha stabilize olduğu bir yıl olacak. Büyüme ve enflasyon tarafında dengelenmenin oturacağı bir dönem olacak. 2020 dengelenmenin daha güçlü oturacağını tecrübe edeceğimiz bir dönem olacak." diye konuştu.
Kabine değişikliğiyle ilgili soruyu da Albayrak, "Kabinenin üyelerinden biriyim. Dolayısıyla bu soruyu bana değil kabineyi kuran iradeye, yani Cumhurbaşkanı'na sormak lazım." diye yanıtladı.
Bankacılık sektöründe güçlü adımlar attığının altını çizen Albayrak, gelinen noktada, bugüne kadar yapılan sermaye enjeksiyonlarının ötesinde son dönemdeki adımlarla birlikte bankaların sermayelerini daha da güçlendirdiğini söyledi. Albayrak, bankacılık sektörünün son bir yıllık süreci, geçmiş dönemlerin hiçbirine benzemeyecek şekilde çok başarı şekilde geçirdiğini anlatarak, sektörün artık yeni ekonomik dönüşüme çok daha etkin katkıda bulunması gereken bir sürece girildiğini kaydetti.

10 Kasım 2019 Pazar

Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Barış Pınarı harekâtında görüldüğü üzere, savunma sanayisinde kendi teknolojisini üreten ve kendi yazılımını yapan bir ülke olmak, Türkiye’ye hem güven veriyor hem de Türkiye bu sayede adımlarını daha sağlam atıyor.







Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı açıkladığı yeni sanayi strateji belgesiyle Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği kazanımları diğer sektörlere yaymayı planlıyor. Bilindiği gibi, savunma sanayisinde kritik teknolojilerin yerli üretimi ve yerli ürün kullanım oranı yüzde 20’lerden yüzde 68’lere yükseldi. 


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bir yandan üniversitelerin yetkinliklerini ölçer ve planlarken, bir yandan da sanayinin bu yetkinliklerin farkına varması için çaba gösteriyor.

Barış Pınarı harekâtında görüldüğü üzere, savunma sanayisinde kendi teknolojisini üreten ve kendi yazılımını yapan bir ülke olmak, Türkiye’ye hem güven veriyor hem de Türkiye bu sayede adımlarını daha sağlam atıyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının en önemli ayağı sanayide atılım gerçekleştirmesi olacaktır. Milli Teknoloji Hamlesi planlanırken, şimdiye dek çokça yapıldığı gibi hedefler sadece sözlü olarak açıklanmadı. Bilakis bu hedefler ölçülebilir bir şekilde ortaya konuldu ve süreçlerin her aşamada veriye dayalı olarak analiz edilmesi planlandı. Böylece yürütülen faaliyetlerin etki ve sonuçları düzenli olarak ölçülerek sonuçlar ilgili paydaşlar tarafından izlenebilecek; bu da süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesini ve izlenmesini sağlayacak.

Üniversite-sanayi işbirliği


Sanayide atılım yapmak isteyen ülkeler Ar-Ge harcamalarını daha çok stratejik addettikleri sektörlere yönlendirirler. Aynı zamanda araştırma ve geliştirmenin yuvası olan üniversitelerden de bu konuda maksimum seviyede faydalanırlar. Üniversite-sanayi işbirliğinin etkin bir şekilde gerçekleşmesi konusunu gündemine alan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bir yandan üniversitelerin yetkinliklerini ölçer ve planlarken, bir yandan da sanayinin bu yetkinliklerin farkına varması için çaba gösteriyor. Bu konuda, 2016 yılında TÜBİTAK’ın 42 odak alanda üniversitelerin yetkinlik düzeylerini uluslararası kriterlere göre değerlendirdiği bir harita hazırlandı.

Sanayi doktora programı


Üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirecek bir diğer adım ise Sanayi Doktora Programı. Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunu sanayide atılım gerçekleştirmek için belirlenen odak sektörlerde ve tam olarak sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda yetiştirmeyi, akabinde hiç vakit kaybetmeden istihdam etmeyi planlayan bu program kapsamında, doktora öğrencileri eğitimleri boyunca teorik bilgiyi pratik alanda uygulayarak yetişecekler. Programın istihdam garantisi vermesi, bu programa müracaat eden adayların doktora sonrasında iş bulma kaygısını ortadan kaldırıyor. Bu programın öğrencileri, üniversite ve sanayi ile birlikte seçilecek ve üniversite ile sanayinin birlikte karar vereceği projelerde araştırma yapacak. Geçtiğimiz yıl 517 öğrenci kabul eden bu programın 2019 başvuruları halen devam ediyor.

Beşerî sermayenin gelişimi


Türk toplumunu üretken, yenilikleri takip etmenin ötesine geçerek yenilik üreten, çalışkan, meraklı ve araştırmacı bir hale getirmek de Milli Teknoloji Hamlesi’nin önceliklerinden biri olarak belirlendi. Dijitalleşen dünyada gerekli olan insan-makine etkileşimi, analitik düşünme kabiliyeti, takım çalışmasına yatkınlık ve yapay zekâ konularında söz sahibi bir beşerî sermaye oluşturulması, veri okur-yazarlığı konusunda Türkiye’nin mevcut yetenek havuzunun dönüştürülmesi konusu da yeni sanayi strateji belgesinde dikkat çeken hususlar.


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı açıkladığı yeni sanayi strateji belgesiyle Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği kazanımları diğer sektörlere yaymayı planlıyor.

Türkiye’nin meslek yüksekokulları ve meslek liselerinin potansiyelinden yeterince faydalanamadığı çokça ifade edilen bir gerçek. Bu noktada sanayi işgücü planlaması yapılarak bu okullara olan ihtiyaç alanları detaylandırılacak. Öğrencilerin test sistemi yerine ilişkilendiren, sorgulayan, gözlemleyen, deneyen ve paylaşan bir sisteme geçmesi sağlanacak. Meslek ve teknik eğitim liselerinin temel alanlarının Milli Teknoloji Hamlesi konularından esinlenerek değiştirilmesi ve sayılarının artırılması da planlar dahilinde. Bu okulların müfredatının insanla çalışabilen otonom robotlar, çok katmanlı üretim, siber fiziksel sistemler ve sensörler gibi, sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda eğitim verecek şekilde gözden geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca Türkiye’de meslek liselerinin ve meslek yüksekokullarının öğrenci kalitesinin artırılması ve bu liselerden edinilen mesleklerin toplum gözünde değer ve saygınlığının artırılması önemli. Zira günümüzde diğer liselere giriş hakkı kazanamadığı için bu liselere giden öğrenci sayısı çok fazla. Bu durum ise bu liselerdeki eğitim kalitesini düşürüyor ve bu liselerin asıl yapması gereken işleri gereğince yapamaması sonucunu doğuruyor.
Yeni Ekonomi Programı, büyüme ve istihdam başlığı altında, sanayinin ihtiyaçları ve dijital dönüşüm hedefleri doğrultusunda okul-sektör işbirliği modellerinin kurulması, özel sektörle işbirliği yapılarak eğitim ve öğretim müfredatının çalışma hayatının beklentilerini karşılayacak duruma getirilmesi konularına vurgu yapmıştır. Bu noktada Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın çalışmaları, yeni ekonomi programının başarıya ulaşmasında da önemli bir rol üstlenecektir.

Deneyap atölyeleri, “yıkıcı teknolojiler” ve Turcorn


81 ilde 9-17 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin temel teknoloji eğitimi almaları ve proje üretmelerini amaçlayan Deneyap inisiyatifi, 100 Deneyap teknoloji atölyesinde beş yılda yaklaşık 50 bin özel yetenekli öğrencinin üç yıl süreli teknoloji eğitimi almasını planlıyor. Deneyap atölyelerinde özel yetenekli öğrenciler robotik, kodlama, nesnelerin interneti, siber güvenlik, yapay zekâ, enerji teknolojileri, nanoteknoloji, üretim ve tasarım alanlarında eğitim görmeye başladılar.
Teknolojideki yeni gelişmeler, halihazırda kullanılan pek çok araç ve yöntemin kullanım alanını daraltarak veya tamamen yok ederek onun yerine geçmiş, bu da “yıkıcı teknoloji” kavramını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde hızla yükselen yıkıcı teknolojiler sensörler, nesnelerin interneti, yapay zekâ, robotik ve bulut bilişim olarak sayılabilir. Türkiye’nin dijital dönüşümde, yıkıcı teknoloji alanlarından en az birinde, dünya lideri pazar payına veya marka değerine sahip en az 23 akıllı ürün çıkarması, Sanayi Strateji Belgesi’ndeki 12 hedeften biri.
Girişim seviyesinden 1 milyar ABD doları ve üzeri değerlemeye ulaşan şirketler “Unicorn” olarak tanımlanıyor. Dünyada bu büyüklüğü aşan girişimlerin yüzde 40’ı Çin, yüzde 40’ı ise ABD merkezli. Sanayi Strateji Belgesi 1 milyar ABD doları değerlemesini aşan şirketlerin “Turcorn” olarak adlandırılmasını öneriyor ve bu ölçekteki Türk teknoloji girişimi sayısının 2023’e kadar en az 10 olmasını hedefliyor.

Programdan beklentiler


Sanayi Strateji Belgesi’nin birçok bakımdan yenilikçi olduğu, eski hataları tekrarlamayan bir nitelikte olduğu görülüyor. Kalkınma planları ve strateji belgelerinde karşılaşılan önemli bir sorun, planlamanın dört-beş yıllık süre için yapılması ve bu zaman zarfında planda hiçbir değişikliğe gidilmemesi oluyordu. Yeni Sanayi Strateji Belgesi’nde bu hata tekrar edilmeyerek piyasadaki gelişmelere ayak uydurabilecek esneklikte bir program tasarlandı. Türkiye’nin ticaret, sanayi ve ekonomisini ilgilendirecek küresel ve bölgesel gelişmeler yakından izlenerek gerektiğinde programın bu gelişmelere uygun şekilde revize edilmesi düşünülüyor.
Ayrıca geçmişte sanayi politikaları daha genel ve makro ölçekte belirlenir, realist olmaktan uzak, Türkiye’nin gerçekleri ile örtüşmeyen planlamalar yapılırdı. Herhangi bir odak sektör veya ürün grubu belirlenmez, tüm sektör, şirket ve ürün grupları teşvik kapsamına girebilirdi. Teşvik konusunda nokta atışı yapmadan başarıya ulaşılamayacağı artık görüldüğü için, bu kez mikro ölçekli bir planlamayla karşı karşıyayız.
Teşvik verilecek firma ve girişimciler ve ayrıca sanayide doktora programına alınacak öğrenciler seçilirken yetkinlik ve beceri seviyesi uygun olanlara destek verildiği ve seçimlerde hakkaniyetli davranıldığı takdirde, bu programın Türkiye’yi sanayide daha iyi noktalara taşıması beklenebilir. Kısa vadede revizyon ve adaptasyonu da mümkün kılan bu program uygulanırken, önemli olan bir diğer nokta da uzun vadeli planın ve vizyonun her daim uygulayıcıların önünde olması, bu hedeflerden şaşmadan, kısa vadede gerekli değişikliklere gidilebilmesi olacaktır.










9 Ekim 2018 Salı

Hazine Bakanı Berat Albayrak, Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı'nı Açıkladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı açıklandı Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'nı açıkladı.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen toplantıda Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'nı açıkladı.

"Spekülatif ataklar püskürtüldü"

Albayrak, açıklayacakları programla yatırımcı güvenini çok daha ileriye taşıyacaklarını belirterek, "Girdi maliyetlerini düşürecek, fiyatlarda oluşan hareketliliğin firmalarımızı zarara sokmayacak ve işsizliği artırmayacak bir program üzerinde çalıştık." dedi.

Ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendiren Albayrak, "Spekülatif ataklar ağustos ve eylül ayı ile birlikte püskürtülmüştür." diye konuştu.

Albayrak, "Bugün kar artırma amacıyla yapılacak her girişim, yakın gelecekte daha büyük zararlara neden olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"Asgari yüzde 10 indirim uygulanacak"

Enflasyon mücadelesini firmaların da destekleyeceğine işaret eden Albayrak, şöyle devam etti:

"Bu mücadeleye katılacak tüm firmalarımız, belirlenen logo ile birlikte asgari yüzde 10 indirim uygulayacaklarını beyan etti.


VATANDAŞIMIZ İNDİRİM LOGOLU ÜRÜNLER TERCİH ETMELİ


Vatandaşlarımız indirim logosu taşıyan ürünler tercih etmeli. Bir yandan Türkiye'nin en güçlü yaygın ürünleri, bir yandan bankalarımız, sadece birkaç günlük görüşme ile binlerce firmamız kuruluşumuz bu topyekün mücadeleye bende varım dedi. 

81 milyon Türkiye olarak bu suni süreci de geride bırakacağız. Türkiye 'Büyük Güçlü Türkiye' yolculuğunda oku yaydan çıkmıştır. Tüm firma, marka, kamu kurum, şirketlerimizi ve bakanlarımızı hepinizi tebrik ederim.




Elektrik ve doğal gaza zam yok

Mücadeleye ilişkin detayları paylaşan Albayrak, "Yıl sonuna kadar elektrik ve doğal gaza zam yapılmayacak." dedi.

İşletmelere destek

Çalışmalar kapsamında işletmelerin de destekleneceğini bildiren Albayrak, "İşçi çıkarmalarının önüne geçilmesi aşamasında işletmelerimize destek vereceğiz" ifadesini kullandı.

Banka kredi faizlerinde indirim

Kredilerini de değerlendiren Albayrak, şöyle konuştu:

"1 Ağustostan itibaren geçerli olmak üzere bankalarımız yüksek faizle kullandırdığı kredilerde yüzde 10 indirim yapacağını söyledi."

"Fırsatçılıkla etkin mücadele sürecek" Albayrak, "Fırsatçılık ve stokçulukla etkin mücadeleye devam edeceğiz." diye konuştu.

Albayrak'ın konuşmalarından satır başları:


KURDAKİ HAREKETLİLİK GERİDE BIRAKILDI


Türkiye ağustos ayıyla birlikte spekülatif ataklarla karşı karşıya kaldı. Dengelenme süreci başlamıştır. Son dönemde kurdaki hareketlilik geride bırakıldı. Şimdiki amacımız kur dalgalanmalarının olumsuz etki yarattığı fiyatlanmalarda dengelenmeyi sağlamaktır. Bizim anlayışımızın temelinde insan var. Bizim ekonomi anlayışımızda topyekün kazanmak var. İlk günden beri Enflasyonla Topyekün Mücadele adını koymamızın sebebi bu. Sonunda Türkiye kazanacak.


TÜM FİRMALAR EN AZ YÜZDE 10 İNDİRİM UYGULAYACAK


Tüm firmalarımızdan asgari en az yüzde 10 indirim yapmalarını istedik. 

Topyekün mücadeleye katılanlar belirlenen logo ile asgari yüzde 10 indirim uygulayacaklarını açıkladılar. 

Vatandaşlarımızın yerli üretim logolarının bulunduğu mağazaları tercih etmelerini istiyoruz.


KULLANILAN KREDİLERİN FAİZLERİNDE BANKALAR YÜZDE 10 İNDİRİM YAPACAK


Bankacılık sektörüde enflasyonla mücadeleye destek vereceklerini açıkladı. Bankalar, 1 Ağustos'tan itibaren kullanılan kredilerde geçerli olmak üzere faizlerde yüzde 10 indirim yapacak.


ELEKTRİK VE DOĞALGAZA YIL SONUNA KADAR ZAM YOK


Elektrik ve doğalgaza yıl sonuna kadar zam yapmayacağız. Bekleyen KDV iadelerini hızlandıracağız, yıl sonuna kadar başvurular sonuçlanacak. Ekonomik olarak sıkıntı yaşayacak işletmelerimiz altyapısı ile düzenlemeyi anlayıp işverenimize destek vereceğiz. KDV iadesi başvurusunda ilk 10 günde yüzde 50 iade yapacağız.


KOMİSYONCULUK KALDIRILACAK


Komisyonculuk kaldırılacak. Yeni haller kurularak, satıcı ve alıcı korunacak. Fırsatçılık ve spotculukla doğrudan mücadele edilecek. Hal yasası da ekim ayı itibariyle Meclis'e gelecek. Vatandaşlarımızın bu konu hakkındaki şikayetleri daha yakından takip edilecek.

"TÜM FİRMALARIMIZ YÜZDE 10 İNDİRİM YAPACAK"


Tüm firmalarımızdan asgari yüzde 10 indirim yapmaları konusunda karara vardık. 

Katılanlara teşekkürler ancak katılmayanlara da bir şey diyemem. 

Gerek TOBB, gerek TÜSİAD tüm kurumlarımız olsun, firmalarla birlikte bu sürecin iletişimi içindeyiz. 

Topyekün mücadeleye katılanlar belirlenen logo ile asgari yüzde 10 indirim uygulayacaklarını açıkladılar.


"VATANDAŞLAR MÜCADELEYE DESTEK VEREN FİRMALARI TAKİP EDECEK"


Sene sonu yapılan indirimlere ek olarak yapılacak bir indirim olacak. Bu mücadeleye omuz verin, sahip çıkın. Bu logo ile dükkanlarımızı, AVM'lerimizi süsleyeceğiz.

Enflasyonlamucadele.org.tr internet sitesini kurduk. 

Bu süreçte BDDK, Merkez Bankası, Bankalar Birliği ile güçlü bir koordinasyon kurduk. 

Vatandaşlar sitemizden mücadeleye destek veren firmaları takip edecek.

24 Mayıs 2020 Pazar

“Ne işin var senin bu topraklarda?”

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Tamer Ashraf

Soruyorlar… 
Bizi kastederek kendilerine soruyorlar. “Sen kendini ne zannediyorsun da aslında olman gereken yerde, mesela Orta Asya’da değil de buralarda, Hıristiyan Batı’nın egemen olması gereken topraklardasın?”


“Nasıl bir aymazlık içindesin ki Türk ve Müslüman kimliğine bakmadan, bizimle bizim oyunumuzu oynamaya çalışıyorsun?!

 “Ekonomini ve siyasî yönetimi bize bağladığın sürece bir sıkıntı yok da, bir de kalkmış ‘millî bağımsızlık’ şiarıyla dökülüyorsun ortalığa! Haddini bildirmek lazım senin!”

Köpekleri sevmesek, doğaya saygımız olmasa “Hoşt!” demek işten bile değil!


Hâlâ bilmeyenlerimiz, anlamayanlarımız kaldıysa tam zamanıdır… Batı’nın bize bakışı budur… 

Kendinden olmayanlara, siyahlara, Müslümanlara, Orta Doğululara, Afrikalılara, Asyalılara karşı tavrı hep buydu… 

Bazen Haçlı Seferleri’nde olduğu gibi yedi düvel bir araya gelerek bizzat… 

Bazen “Bizim çocuklar başardı” diyerek, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde olduğu gibi aracılar vasıtasıyla… 

Bazen de son bir yıldır olduğu gibi finansal enstrümanları devreye sokarak daha sofistike yollarla…

Bunlar Batı’nın oyun kurucu, hükmedici ya da kısaca ‘sömürgeci’ pozisyonunu sağlam tutmak için dönemin koşullarına göre dönüştürerek uyguladığı yollardır… 

Kendi itibarlarına da çok düşkün oldukları için kullandıkları terminoloji kadar taktik ve stratejileri de özenle seçerler…

İnsanları yüzyıllarca köleleştirir… 

Gider ülkesine çöreklenir… Zanaatına kadar her şeyinin üstüne konar… 

Hindistan’ı işgal eder… 

Sonra da Hint kumaşlarının kendi ürünlerine rakip olmaması için el tezgâhlarında kumaş dokuyan Hintli ustaların ellerini keser…

Afyon kullanmıyor diye Çin’e savaş açar…

1600’lü yıllardaki vahşetini bugün tekrarlayabilmesi mümkün müdür? 
Hayır… 

Artık daha sofistike araçlara ihtiyaç duymaktadır Batı… 

Yoksa MS 500 ile 1500 yılları arasında karanlık çağında hayvandan beter bir yaşam ve vahşet sürse de bugün evrensel ‘insan haklarının mucidi ve yılmaz uygulayıcısı’ kimliğine halel gelir…

Peki ne yapar? Yeni yöntemler dener…

Böyle bir tabloda ekonomiden savunmaya pek çok alanda bağımsızlığını korumak için bütün tedbirleri alan, ihracatı, yerli üretimi destekleyen politikalar güden ülkemiz, elbette ki bu ‘vahşilerin’ ve onların ülkemiz içindeki iz düşümlerinin canını sıkacaktır… O zaman da finansal savaş baltalarını devreye alarak yolumuza taş koymak isterler…

13 Ağustos 2018’den beri yaşanan çeşitli finansal saldırıları hatırlayalım… Yeni taktikleri budur işte…

Hepsi dirayet ve disiplinle finansal savunma enstrümanlarını devreye sokan hükümetimiz tarafından defedilmişti. 

Son saldırı da geçen hafta, ‘13 Ağustos finansal darbe girişimi’nde olduğu gibi yine Londra kaynaklı yaşandı…

2019, tabir yerindeyse ‘yalanın bininin bir para’ olduğu bir yıldı… “Dolar 10 TL olacak, faizler artacak” diye yırtınanlara cevap, etkin ekonomi yönetimi tarafından verildi… 

Hem kur hem enflasyon hem de faizler düştü. Faizler 10 puandan fazla düştü ama kur yukarı yönelmedi… 

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) meyveleri toplandı…

Bu arada Koronavirüs salgını ise aniden tüm dünyayı etkisi altına aldı. Ticareti yavaşlattı… 

Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları yaşanmaya başladı... Türkiye ekonomisine saldırmak için fırsat kollayan Londra da bunu kullandı tabii… 

Hızla düşen faizin, yakalanan özgüvenin ve değişen küresel ticaret dengesinin en büyük potansiyel oluşturduğu Türkiye’yi sıkıştırıp iktidarı devirmek, yerine kendi adamlarını getirmek için hamlesini yaptı.
Piyasaları ve vatandaşı tedirgin etmek için “Rezervler eridi” spekülasyonu ortaya atıldı. 

Bakan Albayrak tarafından rezervlerle ilgili bir sıkıntı olmadığı dile getirilse de tezvirata ara vermediler.

SWAP kanalları kapanan Londra, olası döviz ihtiyacını fırsata çevirmek ve ülkemizde yeniden yüksek faiz ile enflasyona neden olmak için TL cephanesine ihtiyaç duyuyordu. Bunun için yüksek faizle Türkiye’de mevduatlarda duran ya da kredi kanallarında bekleyen TL’yi Londra’ya taşımaya çalıştı.

Vatandaş gelirini korusun, sanayici, esnaf, çalışan işini kaybetmesin diye en düşük maliyetlerle verilen destekleri baltalamak için piyasalara sunulan 200 milyar TL’yi Londra’ya çekmek amacıyla Türk Lirası’na Londra’da yüzde 25’lerde faiz verdiler. 

Yabancı firmalara kredi çektirerek Londra’da hesap açtırıp, içerdeki işbirlikçileri ile TL mevduatları Londra’ya taşımak için türlü kurnazlığı yaptılar.

Bu hikâye durup durup yeniden yazılmaya, tezgâhlar sürekli yeniden kurulmaya çalışılıyor… 

Ancak tüm melanet girişimleri gelip bir yere çarpıyor… 

Çarptığı yer, işte millet iradesi ve onu temsil edenlerin vazgeçmedikleri mücadele gücü, hani şairin “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dediği kırmızı çizgileri, kesin sınırlarıdır…

YORUMLAR


  • Ferhat Gündoğdu 1 hafta önce Şikayet Et
    Benim beynimi yakan hep şudur, içerideki iş birlikçi lerin ifşa olmaması. Yüreğinize sağlık.

  • MİSAFİR 1 hafta önce Şikayet Et
    BC Partners, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde satın alma ve satın alma finansmanı konusunda uzmanlaşmış bir özel sermaye şirketidir. Firma tüm sektörlere yatırım yapmaktadır. BC Partners 1986 yılında kuruldu ve New York, Paris, Milano ve Hamburg'da ek ofisleri bulunan Londra'da bulunuyor.

  • MİSAFİR 1 hafta önce Şikayet Et
    Bu işe karışan dünyanın en büyük bankaları açıklandı ama o büyük gıda şirketi hala açıklanmadı.

  • Altar 1 hafta önce Şikayet Et
    Batı’nın bakışı budur… Kendinden olmayanlara, siyahlara, Müslümanlara, Orta Doğululara, Afrikalılara, Asyalılara karşı tavrı hep buydu.İnsanları yüzyıllarca köleleştirir. 

  • Gider ülkesine çöreklenir. Zanaatına kadar her şeyinin üstüne konar. Hindistan’ı işgal eder… Sonra da Hint kumaşlarının kendi ürünlerine rakip olmaması için el tezgâhlarında kumaş dokuyan Hintli ustaların ellerini keser. Kısa ve öz ...Kalemine kuvvet aklına fikrine ve bedenine sağlık Ali Saydam hocam. Afyon kullanmıyor diye Çin’e savaş açar
  • yedük 1 hafta önce Şikayet Et
    ama biz hala kuyruk sevdasından vaz geçmedük demekki ecdat doğri demüş it dögüldügi yeri sever








google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html