BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Dağlık Karabağ sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Dağlık Karabağ sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

22 Ekim 2020 Perşembe

Azerbaycan Karabağ ve Ermenistan

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Azerbaycan'ın Kanayan Yarası: Dağlık Karabağ

Azerbaycan'da 4 bin 400 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Dağlık Karabağ (Yukarı Karabağ) meselesi, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yıllardır çözüm bekliyor. 

Karabağ ve çevresindeki yedi bölgede Ermenistan işgali 1992'den beri devam etmekte ve bu bölgede sadece Ermeni nüfusu yaşamaktadır. İşgalden sonra bu bölgede hiçbir ülke tarafından tanınmayan sözde Dağlık Cumhuriyeti kuruldu.

Azerbaycan


Dağlık Karabağ Sorunu Nasıl Başladı?


Azerbaycan'da 18 Mart 1918 tarihinde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin (AHC) kurulması ile Ermenistan, Azerbaycan’a karşı toprak iddialarını ortaya koymaya başladı. Bu eylemler, 18 ay yaşayan AHC’nin düşmesinin ardından Azerbaycan'ın 28 Nisan 1920'de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ASSC) olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine (SSCB) katılmasından sonra da devam etti. 

Ermenilerin "Büyük Ermenistan" Hayali


Aslında Ermenilerin Karabağ, Erivan ve Nahçıvan topraklarına ilişkin iddialarının başlangıcı 18. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Onların tek hayali denizden denize (Hazar Denizi'nden Ege Denizi’ne kadar) büyük Ermenistan'ı kurmaktı. 


Azerbaycan


Dağlık Karabağ Özerk Vilayetinin kuruluşu


5 Temmuz 1921'de Rusya Komünist Partisi Merkezi Komisyonu, Kafkasya Bürosu Müslümanlarla (Azerbaycanlılar) Ermeniler arasında barış için ASSC sınırları içinde Şuşa şehri merkez olan Dağlık Karabağ’a geniş özerklik verilmesini kabul etti. Bu karardan memnun olmayan Ermeniler 1923’te Dağlık Karabağ’ın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne (ESSC) katılma meselesini gündeme getirdiler. 


Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin Ermenistan’a sınırı olmadığı için Azerbaycan Merkezi İcra Komisyonu'nun 7 Temmuz 1923 tarihli kararıyla merkezi Hankendi olarak Azerbaycan’ın terkibinde Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti (DKÖV) oluşturuldu. Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin iş birliği ile gerçekleştirilen bu hamle ile, SSCB ülkelerinde Karabağ’da yaşayan Ermenilerden çok daha fazla sayıda Ermeni yaşamasına rağmen, sadece Azerbaycan’da özerk vilayet kurulmuş oldu.


ESCC'den Azerbaycanlıların göç ettirilmesi 


ESSC’de yaşayan Azerbaycanlıların sayısı Azerbaycan’da yaşayan Ermenilerin sayısından çok daha fazla olmasına rağmen Azerbaycanlılar, Ermenistan’dan özerk vilayet isteğinde bulunmadılar. Ermenistan’da 200 binden fazla Azerbaycanlı yaşadığı halde, SSCB ve ESSC hükümeti onlara kültürel özerklik vermediği gibi, 1948-1953 ve 1988 yıllarında Azerbaycanlılar Ermenistan’dan göç ettirilmiştir.


Azerbaycan



Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesine, 19. yüzyılda İran’dan ve Türkiye’den (o dönemde Osmanlı İmparatorluğu) göç eden Ermeni nüfusunun teklifi esas alınarak 6 Ekim 1923’de özerk vilayetin başkenti Hankendi'nin ismi, Ermeni Bolşevik Stepan Şaumyan’ın şerefine Stepanakert olarak değiştirildi.


Özerk vilayetin Ermeni nüfusu zaman zaman ayrımcı sloganlar atarak Ermenistan’la birleşmeleri için protestolar yaptılar. Bu protestoların en büyüğü 1988 yılının Şubat ayında oldu.


1987’de Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ çatışmasının başlamasının ardından bu sorun 1991’in sonunda savaşa dönüştü.


1989 Kasım ayında SSCB Yüksek Sovyeti, DKÖV’in özerkliğinin kaldırılıp doğrudan ASSC’ye bağlanmasına dair kararı kabul etti. Daha sonra 1989 Aralık ayında ESSC Yüksek Sovyeti Moskova’nın kararını geçersiz saydı ve DKÖV’in Ermenistan’a birleştirildiğini açıkladı.


Azerbaycan, Kazakistan ve Rusya’dan 20 üst düzey devlet görevlisini taşıyan uçak, 20 Kasım 1991'de Ermeniler tarafından düşürüldü ve içerisinden kimse sağ çıkamadı. Heyet, Ermenilerle görüşme yapmaya gidiyordu. Bu olay Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünün kaldırılmasını hızlandırdı.


Azerbaycan


Dağlık Karabağ'ın özerklik statüsünün kaldırılması


26 Kasım 1991'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Yüksek Kurulunun kararıyla SSCB, DKÖV’in özerklik statüsünü kaldırdı. Aynı gün bağımsız Azerbaycan parlamentosunun kararıyla 7 Temmuz 1923 ve 16 Haziran 1986 tarihli kararlar hükümden düşürülerek Dağlık Karabağ’ın toprakları Hocavend, Terter, Goranboy, Şuşa ve Kelbecer idari bölgeleri arasında bölüştürüldü. Sovyet Birliği'nin çökmesinin ardından Birleşmiş Milletler (BM), Dağlık Karabağ’ı bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin toprağı olarak tanıdı.










23 Ekim 2020 Cuma

Batı medyasında Azerbaycan karşıtlığı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Uluslararası ölçekte yayın yapan büyük medya kuruluşlarının Ermenistan'ın Gence saldırısı ve genelde sivil katliamlar karşısındaki yaklaşım biçimi başlangıcından bu yana problemli.




Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır Ermenistan işgalindeki Dağlık Karabağ bölgesinin bazı kısımlarını yeniden ele geçirmesiyle Kafkasya’daki statüko sarsılmış oldu. Yaygın ifadeyle, cin şişeden çıkmış durumda. Türk ve dünya medyasının bölgeye dair bilgi ihtiyacının karşılanmasında öne çıkan isimlerden biri olan gazeteci Ceyhun Aşirov’un ifadesiyle söylersek, Ermenistan’ın Kafkasya’da yaptığı “mağlup halk” propagandası çöpe atıldı. Azerbaycan Türkleri “muzaffer millet” olduğunu Dağlık Karabağ’daki ilerleyişiyle teyit etmiş durumda. “Hani nerede Ermenistan ordusu? Karşımızda duramadılar, kaçıyorlar” sözleriyle cephedeki ilerleyişe atıfta bulunan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yıllardır küresel medyanın omuz vermesiyle şişirilen Ermenistan algısının kâğıttan kaplan olduğunu dünya kamuoyuna tekrar duyurmuş oldu. Ermenistan’dan gelen açıklamalarda ise tüm bu kayıplar ve yenilgiler bir “gerçi çekilme” olarak sunulmaya çalışılıyor. Fakat görünen tablo gerçek durumun çok farklı olduğunu ve Ermenilerin çatışmaların yaşandığı cephelerde mağlup olduğunu bariz şekilde gösteriyor.

Cephede yenilen Ermenistan ordusunun başvurduğu yöntemlerden biri ise sivil katliamlarına devam etmek. 1990’lı yılların başında, başta Hocalı bölgesinde olmak üzere sivil katliamlar yapan Ermenistan, şimdi de cephedeki yenilgilerini örtmek için Azerbaycan’ın Gence şehrine füze saldırıları yapıyor. Şu ana kadar onlarca sivil bu saldırılarda hayatını kaybetti; onlarca ev enkaza dönüştü.

Çatışma bölgesinin dışında yer alan bu bölgelere yapılan saldırılar aslında uluslararası sözleşmelere göre savaş suçu kapsamında. Fakat daha önce de benzer suçları işlemesine rağmen, Ermenistan devleti, bir yaptırımla yüzleşmeyeceğini bildiği için, benzer suçları tekrar işlemekten kaçınmıyor. Küresel örgütlerin sessizliğini bir onay şeklinde değerlendiren Ermenistan’ın sivil yerleşim bölgelerine saldırılarını sürdürme ihtimali yüksek. Oysa uluslararası toplumun kendi ilke ve kurumlarının prestiji için bile olsa bu saldırılar karşısında sessiz kalmaması gerekirdi.

Batı medyası üç maymunu oynuyor

Öte taraftan uluslararası ölçekte yayın yapan büyük medya kuruluşlarının Gence saldırısı ve genelde sivil katliamlar karşısındaki yaklaşım biçimi başlangıcından bu yana problemli. Küresel örgütlerin ve politik güç merkezlerinin taraflı olduğu bir düzlemde, aynı ülkelerin uzantısı konumundaki medyadan tarafsızlık beklemek rasyonel olmasa da, gazetecilik ilkeleri konusunda evrensel vaazlar vermekte tereddüt göstermeyen medya kuruluşlarının tutumları Ermenistan taraftarlığı konusunda bir adım öne çıkıyor. Haber ve yorumlarda “Türk saldırganlığı” ifadesine yoğun şekilde rastlanabiliyor.

Bu bağlamda Rusya’nın Sputnik, Fransa’nın Agence France Presse (AFP) ve France 24, İngiltere’nin BBC ve Reuters ile ABD’nin Associated Press (AP) haber ajansları tarafından sürdürülen genel yayın politikası sorunlu içeriklere sahip. Gence saldırısından sonra New York Times, Wall Street Journal ve CNN gibi kuruluşlar saldırıya yer vermediler. Örneğin AP tarafından geçilen haberde önce Ermenistan Savunma Bakanlığı’nın saldırıyı inkâr haberi verildi; sonrasında ise AP konuya ilişkin haberinin giriş cümlesinde "Azerbaycan Ermenistan'ı ikinci büyük kentini balistik füzeyle vurmakla suçladı" ifadesi kullanılarak saldırganın, katliamı yapan tarafın açıklaması öne çıkarıldı. Genel olarak yayınlarda Ermenistan Başbakanı Paşinyan’a mikrofon uzatılarak Ermeni tezlerinin dolaşıma sokulması yönünde yaygın bir çaba var.

Öte taraftan İran devlet televizyonu Press TV de bu halkanın içinde. Press TV yayınlarında net ifadelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik karalama kampanyasına girişmiş durumda ve bu söylemini tipik yeni oryantalist yaklaşımın örtülerinden “sultan”, “imparatorluk” türünden ifadelerle donatmış durumda. Yayınlarda genelde Ermenistan’ın tezleri savunuluyor. Katar’a bağlı İngilizce yayın yapan El-Cezire’deki bazı haberlerde de Ermenistan yanlısı içerikleri görmek mümkün. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan tarafından fonlanan medya kuruluşlarında ise tümüyle Ermenistan tezleri yer alıyor.

Büyük medya kuruluşları aslında gerçeği bilmelerine rağmen “görmedim, duymadım, bilmiyorum” şeklinde üç maymunu oynamaya devam ediyorlar. Bu tavırlarını yedi maddede özetlemek mümkün.

Batı medyasının yedi günahı

Birincisi, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Azerbaycan toprağı olarak defalarca tanımlanan Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenistan işgali açık şekilde vurgulanmıyor. Ermenistan’ın oradaki varlığı BM tarafından “işgal” olarak tanımlanmış olmasına rağmen, Ermenistan’ın bu toprakları sahiplerine bırakarak barışçıl bir şekilde neden geri çekilmediği (muhtemelen Ermenistan’ı üzmemek için) yeterince sorgulanmıyor. Yayınlarda bu bölge için genelde “ihtilaflı bölge” ifadesine yer veriliyor veya “Azerbaycan’ın iddiasına göre” ifadesi öne ekleniyor.

İkincisi, Ermenistan’ın Gence’ye yaptığı balistik füze saldırısında hayatını kaybeden onlarca sivile dair haberler hem vaktinde verilmedi hem de katliamın boyutlarını göstermeye yetecek kadar görüntü haberlere eklenmedi. Ermenistan ile “katliam” kavramını yan yana getirmekten itinayla uzak durulan bir tavır egemen durumda. Halbuki sivil katliamlar yapıldı ve devamının geleceğine dair bir karamsarlığı hem bu sessizlik hem de Ermeni tarafının açıklamaları maalesef düşündürüyor.

Üçüncüsü, sivillerin hayatını kaybettiği saldırıya dair haberde gerçek bilgi açıkça ortada olmasına rağmen, bunun yerine sivil ölümler “Azerbaycan’ın suçlaması ve iddiası” şeklinde sunuldu. Böylesi sivil katliamlar karşısında, savaşan iki taraftan birinin söylemini besleyecek bir dil kullanılması ve olguyu zayıflatmak için “iddia” kelimesinin araya sıkıştırılması planlı bir tutuma işaret ediyor. Yani “Ey okuyucu! İnanmasanız da olur; bu zaten savaşan taraflardan birinin iddiası ve bunu rakibini karalamak için yapıyor” denilmiş oluyor.

Dördüncüsü, Ermenistan devleti Dağlık Karabağ bölgesine (başta Latin Amerika, Suriye ve Lübnan olmak üzere) çeşitli bölgelerden yabancı teröristler taşımasına rağmen, Batı medyası buna hak ettiği şekilde yer vermedi. Halbuki terör örgütü PKK unsurlarının da içinde yer aldığı grupların İran üzerinden bölgeye taşındığı konusunda çokça görüntü ve ses kaydı mevcuttu. Bunun aksine, gerçek olmamasına rağmen, Azerbaycan’ın bölgeye yabancı savaşçı getirdiği yönündeki Ermeni propagandasını tekrarladı.

Beşincisi, uluslararası medyaya bağlı gazeteciler çatışmayı takip edebilmek için büyük ölçüde Ermenistan tarafına seyahat etti ve etmeye devam ediyor. Halbuki olması gereken, bölgedeki durumun her iki taraftan da takip edilmesiydi. Fakat tek taraflı bir takip süreci, doğal olarak önyargıyı da beraberinde getiriyor. Bunun yansımalarını haberlerde görmek mümkün.

Altıncısı, küresel medyadaki Ermenistanlı veya Ermeni diasporasına yakın gazetecilerin çabası ideolojik gazeteciliğin yansımalarına sahip. Bu tür haberlerden biri The Washington Post tarafından Isabelle Khurshudyan (üç yazardan biri) imzasıyla yayımlandı [1] ve haberin başlığında bile Suriyeli paralı askerlerin Dağlık Karabağ’daki çatışmalarda öldüğü yalanı, Türkiye bağlantısı kurularak verildi. Benzer şekilde Sputnik ve Russia Today’in Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan’ın Ermeni kökenli olması, bu yayın organlarında taraflı bir dil kullanılmasında Rusya’nın devlet politikasından daha fazla rol oynuyor.

Sputnik Türkçe’de dengeli bir dil kullanılırken bu etki özellikle Sputnik’in İngilizce yayınlarında daha belirgin. Putin’in Dağlık Karabağ’a yabancı teröristlerin getirilmesi konusundaki yaklaşımını, gerçek dışı olmasına rağmen, Suriye ve Libya’dan buraya Azerbaycan tarafından getirildiği iddia edilen savaşçılar bağlamında ele almışlar. Gerçekte bölgeye Ermenistan tarafından (başta PKK’lı teröristler olmak üzere) çeşitli bölgelerden getirilen yabancı teröristlere ise hiç değinilmiyor. Sputnik İngilizce yayınlarının sosyal medya hesabından sürece dair yapılan paylaşımlarda bir kilise görselinin sürekli kullanılması ise ilginç. Konuyla hiç ilgisi olmamasına rağmen, herhangi bir haber için bile kilise görseli tercih edilmiş. Bir diğer detay ise Minsk grubu olarak ABD, Fransa ve Rusya’nın Karabağ’daki sorunun çözümü konusunda barışçıl müzakerelere çağrıda bulunması konusu aktarıldıktan sonra, sürekli Türkiye’nin Azerbaycan’ı saldırganlığa teşvik ettiği ve bu yönde desteklediği bağlamında cümlelere yer verilmesinde öne çıkıyor. Bu doğrudan Türkiye’yi ötekileştiren bir yaklaşım olarak okunabilir.

Yedincisi, Batı medyası uzun süredir kapıldığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığını yeniden tedavüle sokmuş durumda. Azerbaycan devletinin işgal edilmiş topraklarını geri alma sürecinde Batı medyasında çıkan analizlerde bu karşıtlığın izlerini görmek mümkün. Hatta hikâyeyi İlham Aliyev’den daha çok Erdoğan karşıtlığı üzerinden kurgulama çabasındalar.

Dolayısıyla küresel ağa sahip, etki kapasitesi yüksek medya kuruluşlarının böylesine taraflı bir yaklaşıma mahkûm olmaları, gazeteciliğin temel kriterleri bakımından büyük bir hayal kırıklığını ve çoğu yerde ideolojik gazeteciliğin izlerini barındırıyor. Türkiye’nin son 200 yıllık serüveninde yakından tanıdığı ve artık kanıksadığı bu önyargı mekanizması, bugün Azerbaycan’ın haklı davasını örtmek ve sesinin duyulmasını engellemek için çalıştırılmış durumda. Fakat eskisi kadar etkili olamıyor.

[İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi olan Doç. Dr. Yusuf Özkır aynı zamanda Kriter dergisinin yayın koordinatörüdür]

[1] https://www.washingtonpost.com/world/middle_east/azerbaijan-armenia-turkey-nagorno-karabakh/2020/10/13/2cdca1e6-08bf-11eb-8719-0df159d14794_story.html



28 Eylül 2020 Pazartesi

Ermenistan güçlerinin Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine başlayan çatışmalar sürüyor

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında sabah saatlerinde Ermenistan güçlerinin Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine başlayan çatışmalar sürüyor.



Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında sabah saatlerinde Ermenistan güçlerinin Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine başlayan çatışmalar sürüyor.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, Ermenistan ordusunun, saat 06.00 sıralarında cephe hattı boyunca geniş kapsamlı provokasyonda bulunarak Azerbaycan ordusunun mevzilerine ve sivil yerleşim birimlerine büyük çaplı silahlar, top ve havanlarla ateş açtığını belirtti.

                    

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, saldırının ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, "Ermenistan'ın başlattığı saldırı neticesinde şehit ve yaralılarımız var. Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak. Ermenistan ordusuna ait askeri araçları imha ettik." diye konuştu.

Söz konusu saldırıların sürekli hale geldiğine işaret eden Aliyev, "Temmuzda Ermenistan-Azerbaycan devlet sınırında, Tovuz istikametinde, yeniden top ateşleri neticesinde sivillerimiz ve bir hane zarar görmüştür. Bu Ermeni faşizminin gelecekteki göstergesidir." dedi.

Azerbaycan, cephe hattında karşı saldırı başlattı

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Azerbaycan ordusu komutanlığının sivil halkın güvenliğini sağlamak için tüm cephe boyunca bir karşı saldırı başlatmaya karar verdiği ifade edildi.

"Kara birliklerinin, tank birimlerinin, füze ve topçu birliklerinin, insansız hava araçlarının desteğiyle cephede ve savunmanın derinliklerinde bulunan çok sayıda Ermeni askerini, tesis ve askeri araçlarını tespit ederek imha ettiği" aktarılan açıklamada, cephe hattının farklı yönlerinde Ermenistan'a ait 12 adet OSA uçaksavar füze sisteminin de imha edildiği belirtildi.

Azerbaycan'dan Ağdere'deki Ermeni askeri birliğinin komutasına "teslim olun" çağrısı

Azerbaycan Askeri Komutanlığı, işgal altındaki Ağdere bölgesindeki Ermeni silahlı kuvvetlerinin garnizon komutanına, can kayıplarının artmaması için "direnmemeleri ve teslim olmaları" çağrısında bulundu.

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Ermeni garnizonun teslim olduğu takdirde, savaş esirleri ve sivil rehinelere yönelik muamelenin, Cenevre Sözleşmesi ve diğer uluslararası hukuk normlarına uygun yürütüleceği kaydedildi.

Azerbaycan ordusu, 6 köyü Ermeni işgalinden kurtardı

Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Yarbay Anar Eyvazov, düzenlediği basın toplantısında, Ermeni güçlerinin Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine başlatılan karşı saldırıda, uzun yıllardır işgal altında olan Fuzuli bölgesinin Karahanbeyli, Gervend, Köy Gerediz, Yukarı Abdurrahmanlı köyleri ile Cebrayıl bölgesinin Büyük Mercanlı ve Nüzgar köylerinin Azerbaycan ordusunun kontrolüne geçtiğini bildirdi.

Azerbaycan ordusu, Murovdağ zirvesinde de kontrolü ele geçirdi.

Ermenistan'da "savaş durumu" ilan edildi

Ermenistan hükümeti, Dağlık Karabağ’daki vaziyet nedeniyle ülkede "savaş durumu" ve "genel mobilizasyon" ilan etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan hükümetinin Dağlık Karabağ’daki vaziyet nedeniyle ülkede "savaş durumu" ve "genel mobilizasyon" ilan ettiğini bildirdi.

Azerbaycan'da "savaş hali" ilan edildi

Azerbaycan Milli Meclisi, ülkenin bazı şehir ve bölgelerinde "savaş hali" ilan edilmesi kararı aldı.

Milli Meclis, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında yaşanan çatışmalar nedeniyle ülkenin bazı bölgelerinde "savaş hali" ilan edilmesi yönündeki kararını onayladı.

Olağanüstü toplantıda kabul edilen karar gereği, "savaş hali" devam ettiği sürece Azerbaycan vatandaşlarının ve ülkedeki yabancıların anayasal hak ve özgürlükleri ile mülkiyet hakları kısmen ve geçici olarak kısıtlanacak.

Türkiye'den tepkiler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Azerbaycan'a yönelik saldırılarına bir yenisini ekleyen Ermenistan, bölgede barışın ve huzurun önündeki en büyük tehdit olduğunu bir kere daha göstermiştir. Türk milleti her zaman olduğu gibi bugün de tüm imkanlarıyla Azerbaycanlı kardeşlerinin yanındadır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ermenistan'ın tahrikkar saldırganlığı karşısında gerekli ve yeterli bir tepki ortaya koyamayan uluslararası toplum, çifte standardını bir kez daha göstermektedir. Yaklaşık 30 yıldır ihmalkar tutumunu sürdüren Minsk üçlüsü de çözüm odaklı davranmaktan maalesef çok uzaktadır. Ermeni halkını, kendilerini felakete sürükleyen yönetimlerine ve onları bir kukla gibi kullananlara karşı geleceklerine sahip çıkmaya davet ederken tüm dünyaya işgale ve zulme karşı verdikleri mücadelede Azerbaycan'ın yanında yer alma çağrısı yapıyoruz.

Bugün yaptığımız telefon görüşmesinde dirayetli ve kararlı duruşuna bir kez daha şahit olduğum Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim İlham Aliyev'e ifade ettiğim gibi Türkiye 'tek millet, iki devlet' anlayışıyla, Azerbaycanlı kardeşleriyle dayanışmasını güçlendirerek sürdürecektir."

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Çözümsüzlükten fayda sağlayacağını düşünen Ermenistan yine haddini aşmıştır, bu defa yanıtını sahada almaktadır. Sahada ve masada can Azerbaycan’ın yanındayız." ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Ermenistan’ın bu sabah Azerbaycan’a karşı başlattığı saldırı hakkındaki soruya verdiği yazılı cevapta şu ifadeleri kullandı:

''Uluslararası hukukun açık ihlali olan ve sivil kayıplara da yol açan Ermeni saldırısını şiddetle kınıyoruz. Azerbaycan, halkını ve toprak bütünlüğünü korumak için meşru müdafaa hakkını elbette kullanacaktır. Bu süreçte, tek yürek olarak Türkiye’nin Azerbaycan’a desteği tamdır. Azerbaycan nasıl isterse, o şekilde yanında olacağız. ''

Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı gerçekleştirdiği saldırılara siyasi partilerden tepkiler

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Ermenistan'ın saldırılarını kınayarak Türkiye'nin bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da Azerbaycan'ın yanında olacağını vurguladı.

Ermenistan'ın bölge barışını tehdit ettiğini belirten Çelik, ''Bu saldırılar Ermenistan'ın uluslararası hukuku tanımadığını bir kere daha gösterdi. Uluslararası toplum Ermenistan'ı mahkum etmelidir." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz, yaptığı yazılı açıklamada, Ermenistan tarafından uluslararası hukuka aykırı gerçekleştirilen ateşkes ihlalini, sivillerin ölümüne ve yaralanmasına neden olan Azerbaycan'a yönelik saldırısını kınadıklarını bildirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırısını kınayarak "Yegane gayesi Türk düşmanlığı olan Ermenistan'ın ve kiralık silahlı unsurlarının Türk milleti karşısında tutunma ihtimali yoktur." ifadesini kullandı.

Bölgede artan gerilimlerin sıcak çatışmaya dönüştüğünü, zulüm ve terör yöntemlerinin kimin tarafından kullanıldığının iyice netleştiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

''Ermenistan'ın alçak saldırısını Akdeniz ve Ege'de oynanan şirret oyunlardan, Libya, Suriye ve Irak'ta sahnelenen emperyalist projelerden ayrı düşünmek, ayrı değerlendirmek, geldiğimiz bu aşamada imkansızdır. Türk düşmanlarının farklı coğrafyalarda husumet nöbetine girdiği ortadadır."

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Azerbaycanlı ve Rus mevkidaşlarıyla telefonda görüştü

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile telefon görüşmeleri yaptı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Çavuşoğlu ile mevkidaşları arasındaki görüşmede "Ermenistan'ın saldırganlığı" konusu ele alındı.

Uluslararası toplumdan tepkiler

Rusya Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan çatışmaların durdurularak taraflara müzakerelere başlama çağrısında bulundu.

Açıklamada, Dağlık Karabağ’da durumun ani şekilde kötüleştiğine dikkat çekilerek "Durumu istikrara kavuşturmak için tarafları derhal ateşkese ve müzakerelere başlamaya çağırıyoruz." ifadesi yer aldı.

AB, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginlikten endişeli

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmaların ciddi endişe kaynağı olduğunu belirterek taraflara askeri hareketliliğin durdurulması çağrısında bulundu.

Gerginliğin daha fazla tırmanmasını önlemek için öncelikle askeri hareketliliğin acilen durması gerektiğini söyleyen Michel, tek çözüm yolunun ön şartsız müzakerelere dönmek olduğunu aktardı.

AB'den, "Azerbaycan-Ermenistan cephe hattında çatışmaların durdurulması" çağrısı

AB, Azerbaycan-Ermenistan cephe hattında çatışmaların acilen durdurulması için çağrıda bulundu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptığı yazılı açıklamada, Dağlık Karabağ'daki cephe hattında çıkan çatışmalarda asker ve sivil can kayıpları olmasından üzüntü duyduklarını belirtti.

"AB, çatışmaların acilen durdurulması, gerginliğin düşürülmesi ve ateşkesin sıkı şekilde gözlenmesi çağrısında bulunmaktadır." ifadesini kullanan Borrell, tarafların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu himayesinde ön şartsız olarak müzakerelere dönmesinin acil önem taşıdığını kaydetti.

Gürcistan'dan Azerbaycan ve Ermenistan'a "barış" çağrısı

Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, Twitter'dan yaptığı paylaşımda, "Ermenistan ile Azerbaycan arasında çatışmaların yeniden başlamasından büyük endişe duyuyoruz. Biz (taraflara) barış çağrısında bulunuyoruz. Bölgemizde istikrar ve barış ortak işimiz olmalı." dedi.

Gürcistan Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, "Umuyoruz ki ateşkes anlaşmasına varılacak, taraflar arasında müzakere moduna geçilecek ve tüm bölgenin güvenliğini ciddi şekilde olumsuz etkileyecek büyük çaplı düşmanlıklardan kaçınılacaktır." ifadelerine yer verdi.

Ukrayna'dan Dağlık Karabağ'daki çatışmalara ilişkin diyalog çağrısı

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan çatışmaların durdurulması ve diyalog çağrısı yaptı.

Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, yaşanan çatışmalar sebebiyle derin endişe duyulduğu belirtilerek "Çatışmaya yol açan nedenleri inceliyoruz, tarafları diyaloğa dönmeye ve anlaşmazlığı barışçıl yollarla çözmeye çağırıyoruz." denildi.

KKTC Başbakanı Tatar: "Azerbaycan asla yalnız değildir"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar, Ermenistan'ın bu sabah Azerbaycan'a karşı başlattığı saldırıya ilişkin, "Azerbaycan asla yalnız değildir ve Ermenistan'la onu saldırıya teşvik edenler hayallerine ulaşamayacaktır." ifadesini kullandı.

Tatar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Ermenistan'ın, kardeş Azerbaycan'a yönelik saldırılarını şiddetle kınıyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Belli ki birileri bölgeyle ilgili emellerini gerçekleştirme hayaliyle Ermenistan'ı da piyon olarak kullanmaktadır. Ancak şu bilinsin ki; Azerbaycan asla yalnız değildir ve Ermenistan’la onu saldırıya teşvik edenler hayallerine ulaşamayacaktır." dedi.

Lavrov, Azerbaycanlı mevkidaşı Bayramov ile Dağlık Karabağ'daki durumu görüştü

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Dağlık Karabağ'daki durumu ele aldı.

Görüşmede, Lavrov, sivil halk arasında da can kaybına yol açan temas hattındaki çatışmalarla ilgili endişelerini dile getirerek ateşkesin acilen sağlanması gerektiğini ve Rusya’nın, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nun diğer eş başkanlarıyla birlikte durumu istikrara kavuşturma yönünde ara buluculuk girişimlerini sürdüreceğini dile getirdi.

İran'dan Azerbaycan ve Ermenistan'a çatışmaları durdurma çağrısı

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade de Azerbaycan ve Ermenistan'a, çatışmaları durdurmaları ve müzakerelere başlamaları çağrısında bulundu.

İran olarak Azerbeycan ve Ermenistan'ı sağduyuya davet ettiklerini belirten Hatibzade, "İran, çatışmaların bir an önce durdurulmasını ve iki ülke arasında müzakerelerin başlamasını talep ediyor. İran, ateşkesin sağlanması ve taraflar arasında diyaloğun başlaması için tüm imkanlarını kullanmaya hazırdır." ifadelerini kullandı.



15 Eylül 2018 Cumartesi

Erdoğan, Bakü'de Ermenistan'a resti çekti!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan'da Bakü'nün Kurtuluş yıldönümünde açıklamalarda bulundu.


Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;

Onlar fedakarlıkları ve cesaretleriyle geride nesilden nesile gururla anlatılacak şanlı bir destan bırakarak Türkiye ve Azerbaycan’ın ebedi kardeşliğinin nişanesi oldular. 

1132 şehit mezarıyla Azerbaycan Türkiye’den sonra en fazla şehitliğimizin ve şehit mezarımızın bulunduğu ülkedir. 
Burada koyun koyuna yatan şehitlerimiz aynı zamanda ülkelerimiz arasındaki kader ortaklığının da timsalidir. Türkiye ve Azerbaycan geçmişi bir, kültürü bir, dili bir, dini bir, iki kardeş ülkedir.

Bizler Bahtiyar Vahapzade’nin o güzel ifadesiyle, ''Bir ananın iki oğlu, bir amalın iki kolu, o da ulu, bu da ulu. Azerbaycan-Türkiye.''


''SIRADAN BİR HADİSE DEĞİLDİR''


Biz bugün burada sadece Kafkas İslam ordusu ve Azerbaycanlı kardeşlerimizin destansı mücadelesiyle 100’üncü yıl dönümünü kutlamıyoruz. 
Bizler aziz şehitlerimizin bize emanet olarak, kemik kardeşliğimizi de idrak ediyoruz. 

Burada bir gerçeğin altını hemen çizmekte fayda görüyorum.

15 Eylül 1918 yılında şu an üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşanan asla sıradan bir hadise değildir. 
Bir asır önce burada verilen mücadele bizim kardeşliğimizin, dostluğumuzun birlik ve beraberliğimizin de sembolüdür. 

Geçmişi bilmeden bir asır önce Nuri Paşa ve Askerlerinin ta binlerce kilometre öteden Bakü’ye koşmalarının sebebini anlamadan, şu dayanışma tablosunun manasını da kavrayamayız.
Bundan bir asır önce zulüm öyle boyutlara ulaşmıştır ki, Nuri Paşa Azerbaycanlı çocuklar hep bir ağızdan mutluluklarını şöyle dile getirmişlerdir. ''Genceli’nin civanları Bakü diye can verir.''


''BU BÜYÜK ZAFERİ ÖNEMSİZ GÖSTERMEYE ÇALIŞANLAR VAR''


Bugün 15 Eylül 1918 tarihinde kazanılan bu büyük zaferi küçük, önemsiz göstermeye çalışan bazı çevreler olduğunu biliyoruz. Buna teşebbüs edenler o dönemde aldıkları ağır yenilginin utancını hala unutamayanlardır. 

Osmanlı’nın imzalının imzaladığı Mondros Ateşkes anlaşması maalesef bu çevrelere fırsat vermiş ve Kafkas İslam Ordusu’nun bu topraklardan çekilmesine yol açmıştır. 

Bundan daha acısı, aynı çevreler Azerbaycan halk cumhuriyetinin yok olması için her türlü gayreti sarf etmişlerdir.
Bağımsızlığının ilanından 22 ay sonra bunda başarılı da olmuşlardır. 

Kafkas İslam Ordusu’nun ve Azerbaycan Ordusu’nun burada gerçekleştirdikleri harekatlar, o dönemde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü sağlayarak bugünkü bağımsızlığının temelini atmıştır. 

Azerbaycan’ı ilk tanıyan devletin Türkiye Cumhuriyeti’nin tanıması asla tesadüf değil, kemik kardeşliğimizin tabii sonucudur.


''HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ PROJELER TÜM BÖLGEYE DAMGASINI VURUYOR''


Bugün Türkiye Azerbaycan’ın sadece siyasi ve askeri değil, ticari, ekonomik ve kültürel her alanda en önemli ortağı konumundadır. 
Türkiye’de eğitim almış Azerbaycanlıların sayısı 125 binin üzerindedir. Halen 15 binden fazla Azerbaycanlı öğrenci eğitim görüyor.

Müştereken hayata geçirdiğimiz projeler tüm bölgeye damgasını vuruyor. 
Türkiye Azerbaycan’daki en büyük yatırımcılardan biridir. 
İnşallah Azerbaycan da çok yakında Türkiye’de aynı konuma gelecektir. Yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli görmedik, görmeyeceğiz.

Bize düşen binlerce şehidimizin kanıyla yoğrulan bu dostluğu, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir. 
Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, gururu bizim gururumuz. Derdi sıkıntısı da bizim problemimizdir. Azerbaycan ağlarsa biz ağlarız. Azerbaycan sevinirse biz seviniriz.


''BUNU BEKLEMELERİ BOŞUNADIR, BEYHUDEDİR!''


Yıllardır vatan hasretiyle hayatlarını sürdüren bir milyondan fazla kardeşimizin artık gözyaşları dinsin istiyoruz. 

Kardeşimizin topraklarının yüzde 20’sini işgal altında tutanların, öz yurduna dönmekten alı koyanların bizden sınırlarımızı açmamızı beklemeleri boşunadır, beyhudedir.
Bu meselede öncelikle adım atması gereken işgalcilerdir. Bir milyon kardeşimizin yüreğini memleket özlemiyle yakanlardır. Elbette biz bütün komşularımızla iyi ilişkiler kurmayı istiyoruz.
Ancak Yukarı Karabağ sorununun çözümesi, Ermenistan ile ilişkilerimizin düzelmesinin olmazsa olmaz şartıdır. Bu böyle bilinmelidir.
Bundan sadece 25 sene önce Hocalı’da yaşananların hesabını vermeyenlerin, katilleri kahraman ilan edenlerin bize verebilecekleri hiçbir tarih dersi yoktur.


Karabağ sorunu nedir?


Hukuken Azerbaycan'a ait olan topraklar fiilen Ermenistan işgali altında. Rusya'nın desteğini arkasına alan Erivan, tüm uluslararası kararları yok sayarak işgali sonlandırmıyor. İki taraf arasında ateşkes ilan edilse de sorunun çözümü uzak... 
Azerbaycan ve Ermenistan sırında yaşanan çatışmalarda 12 Azeri askeri şehit oldu. Bakü yönetimi 100'den fazla Ermenistan askerinin öldürüldüğünü ve stratejik nokların ele geçirildiğini duyurdu. Çatışmalar, Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ sorununu bir kez daha gündeme getirdi. Hukuken Azerbaycan'a ait olun Dağlık Karabağ bölgesi, uluslararası kararlara rağmen fiilen Ermenistan işgali altında... Sorunun neden olduğu insanlık trajedisi ise hala canlı...


28 YILDIR SÜREN TRAJEDİ


Dağlık Karabağ, hukuken Azerbaycan sınırları içinde bulunan, ancak fiilen Ermenistan tarafından işgal edilmiş olan bir bölge. Burada yaşayan Azerbaycanlıların tamamı ya öldürülerek, ya da göçe zorlandı. Bu insanlık trajedisine 20 yıldır çare bulunamıyor.
Sovyetler Birliği'nin dağılma süreci devam ederken Ermenistan ile Azerbaycan arasında patlak veren Dağlık Karabağ sorunu, 28 yıldır bir çözüme kavuşamamış bulunuyor. Bu yüzden de, evlerini, köylerini terk etmek zorunda kalmış olan binlerce insan, 28 yıldır çok zor koşullar içinde mülteci hayatı yaşıyor.

26 Şubat 2018 Pazartesi

BU ACI UNUTULMAZ

ERMENİ kuvvetleri 1992 yılının 25 Şubat'ını 26 Şubat'a bağlayan gecesinde Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613  masum Azerbaycan vatandaşını hunharca katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi.


Bundan 26 yıl önce  Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri  yüzlerce Türkü katletti. 336. Sovyet Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasına giren Ermeniler, kadın, çocuk, erkek ayrımı yapmadan işkenceye varan yöntemlerle eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirdiler. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB'nin dağılma sürecine girmesi Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerilimli bir süreci başlattı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti, Azerbaycan'a ait olan Karabağ bölgesinin dağlık kısmında Ermeni nüfusunun fazla olduğunu belirterek bölgenin kendisine ait olması gerektiğini iddia etti.

Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan bu gelişmeler, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşı başlatan sebep oldu. 1991 yılında Rus desteğini alan Ermeniler, Dağlık Karabağ bölgesine girerek bölgeyi işgal ettiler. Hocalı kasabasında yaşananlarsa bu savaşın henüz başlarında yaşanan bir katliamdı. 

Dağlık Karabağ, aylarca top ateşine tutuldu ve Ermeni kuvvetlerince abluka altına alındı. Etrafıyla bağlantısı kesildi. Ermeni kuvvetleri 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gecede ise bölgedeki Sovyetler'in 366. Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi. 


HOCALI KATLİAMI KURBANLARI HOLLANDA VE İSVEÇ'TE ANILDI 

Azerbaycan'da 26 Şubat 1992'de 613 kişinin Ermenilerce öldürüldüğü Hocalı Katliamı'nda hayatını kaybedenler, Hollanda ve İsveç'te anıldı.

Hollanda'nın Lahey kentindeki "Hocalı Soykırım Anıtı" önünde, Hollanda Azerbaycan Türk Kültür Derneğince düzenlenen anma programına, Türkiye'nin Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Alper Yüksel ve Azerbaycan'ın Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Celal Mirzayev'in de bulunduğu Türk ve Azerbaycanlılar oluşan kalabalık bir grup katıldı.  Saygı duruşu ve Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başlayan programda anıta çelenk ve karanfiller bırakıldı.

Anma programında yapılan konuşmalarda, Hocalı'da hayatını kaybedenler rahmetle anılırken, katliamı yapanlar lanetlendi.

Türkiye'nin Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Yüksel de Türkiye olarak Azerbaycan'ın acısını aynen paylaştıklarını belirterek, "Bundan 26 yıl önce Hocalı'da meydana gelen katliamın acısını yüreğimizin ve kalbimizin en derininde hissediyoruz. O insanlık suçunu gerçekleştirenlerin kalbimizde en ağır ceza ile mahkum edildiğini bildirmek isterim. Hocalı şehitleri bizim de şehitlerimiz. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum." dedi.  Hollanda Azerbaycan Türk Kültür Derneği Başkanı İlhan Aşkın, birçok ülkenin Hocalı'yı soykırım olarak tanıdığını, bu sayının daha da artması için çalıştıklarını kaydetti.

Hollanda meclisinin 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına yönelik kararına değinen Aşkın, Hocalı'da katliam yapanların şimdilerde Türk milletini suçlu duruma düşürmeye çalıştıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar, Hollanda'da kendi dindaşlarını kandırarak bizim de gözümüzün içine bakarak bizi suçlu duruma düşürmeye çalışıyorlar. Bu hafta Hollanda parlamentosunda milletvekillerinin Ermenilere nasıl alet olduklarına şahit oldum ama onların içinde üç tane kahraman çıktı. Denk Partisi milletvekilleri onların orada sırtlarında bu sorumluluğu taşıyarak hepimizin hakkını savunduğunu da gördüm." Türk milletinin tarihinde hiçbir halka zulüm etmediğini ve hiçbir halkın hakkını gasp etmediğini vurgulayan Aşkın, "Bunlar 1915 olayları ile ilgili Ermeni iddialarını tanısa ne olur tanımasa ne olur? Biz kendimizden eminiz. Türk milleti her zaman başka topluluklara karşı saygıda kusur etmemiştir." ifadelerini kullandı. 

Hollandalı milletvekillerin de anıtın önüne gelerek gerçekleri görmesi gerektiğine işaret eden Aşkın, "Hocalı katliamı bizim elimizde en büyük delildir. Bunu Hollanda ve Avrupa'da anlatabilsek Türkiye'yi de güçlendirmiş oluruz." diye konuştu


İSVEÇ'TE ANMA VE PROTESTO
Hocalı katliamı, İsveç'in başkenti Stockholm'de, parlamento önünde protesto edildi. İsveç Azerbaycan Komitesince düzenlenen gösteriye katılanlar, Hocalı kasabasında katledilen 613 kadın, çocuk ve yaşlı Azerbaycanlının fotoğraflarını taşıyarak kurbanları andı.

Gruptakiler, bölgeden geçenlere katliam hakkında bilgiler içeren broşürler dağıttı. İsveç Azerbaycan Federasyon Başkanı Settar Sevigin, yaptığı konuşmada, 26 yıl önce yapılan katliamı unutmayacaklarını belirterek, "Biz Hocalı katliamını İsveçlilere anlatmak için buradayız. Her yıl olduğu gibi bu sene de katliamı protesto ederek 26 sene önce yaşanan caniliği hafızalarda canlı tutmaya çalışıyoruz." dedi.

28 Temmuz 2017 Cuma

Büyük tehdit! Rusya ile Ermenistan'ın ortak ordusu...


Azerbaycanlı uzmanlar, Rusya ve Ermenistan "ortak ordu grubu" oluşturmasının bölge için tehdit oluşturduğunu düşünüyor.

Avrasya Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (ATSAM) Başkanı Dr.  Hatem Cabbarlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rusya ile Ermenistan arasında  30 Kasım 2016'da imzalanan, son alarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in  onayladığı ortak "ordu grubu" oluşturma anlaşmasının, içerik olarak, iki bağımsız  devlet arasında imzalanan anlaşmalardan uzak olduğunu savundu.

Anlaşma şartlarına göre "ortak ordu grubu"nun komutanlığının barış  dönemlerinde Ermenistan, savaş zamanında ise Rusya tarafından üstleneceğini  belirten Cabbarlı, "Anlaşma şartlarında eş komutanlık mekanizması yok. 

Yani net  ifadelerle Rusya'nın üstünlüğü teyit edilmiştir. Bu demektir ki Rusya, son  zamanlarda ilişkileri gerginleşen Gürcistan ile savaşa başlarsa Ermenistan  ordusunun silahlı operasyonlara katılmasını talep edebilir. 

Anlaşmanın amacı  Ermenistan'ın güvenliğini korumaktan ziyade Rusya'nın Güney Kafkasya'daki  çıkarlarının korunmasına yöneliktir."

Cabbarlı, anlaşmanın Ermenistan ile çatışma halinde olan Azerbaycan  açısından doğuracağı sonuçları şöyle sıraladı:
"İşgal altıdaki Dağlık Karabağ'da askeri operasyonlar başlarsa  Ermenistan, Azerbaycan sınırlarında da ateşkesi ihlal ederek ve Azerbaycan ile  savaş halinde olduğunu öne sürerek ortak ordu grubunun olaylara müdahale etmesini  isteyebilir. 

Bu duruma Moskova'nın nasıl tepki vereceği belirsiz, çünkü savaş  durumunda komutanlığı Rusya üstlenecek. Bütün durumlarda bu anlaşmanın  onaylanması Rusya tarafından Azerbaycan'a baskı aracı olarak kullanılabilir."

"Bölge için tehdit niteliğinde girişim"

Azeri Defence dergisi Genel Yayın Yönetmeni Reşat Süleymanov,  Rusya-Ermenistan ortak ordu grubunun aslında 2 yıl önce fiilen kurulduğunu ve  ortak tatbikatlar gerçekleştirdiğini ifade etti.

İki ülkenin Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü kapsamında da müttefik  olduğunu vurgulayan Süleymanov, ortak ordu grubunun savunma amacıyla kurulmasının  belirtilmesine rağmen saldırı tatbikatları gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Rusya-Ermenistan ortak ordu grubunun komutanı General Andranik  Markaryan'ın "Ordu grubu Rusya'nın talimatı olmadan da savaşa girebilir" şeklinde  açıklamaları olduğuna dikkati çeken Süleymanov, "Bu ordu grubunun Karabağ'daki  çatışmalarda da kullanılma ihtimali yüksektir. 

Aynı şekilde son zamanlarda,  Ermeni ordusunun Ermenistan-Azerbaycan sınırında yaptığı provokasyonlar, ortak  ordu grubunun Azerbaycan'a karşı kullanma amacı için atılmış adımlardır." dedi.

Anlaşmanın, Rusya ve Ermenistan'ın ortak operasyon yapmasına olanak  sağladığını belirten Süleymanov, "Rusya ile Ermenistan'ın ortak ordusu, bölge  için tehdit oluşturacak" değerlendirmesinde bulundu.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html