BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Millet İttifakı sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Millet İttifakı sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

13 Kasım 2019 Çarşamba

MHP ve Atatürk

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ





Vatan-millet düşmanlarının son iftiraları, Sayın Bahçeli’nin 10 Kasım dolayısı ile bir mesaj yayınlamadığı ve Anıtkabir’e gitmediği şeklinde oldu. 

MHP ile Atatürk arasına fitne sokmak gibi, şeytanın bile aklına gelmeyecek bir işe yeltendiler. 

Utanmazlığın, şerefsizliğin, alçaklığın, kepazeliğin ancak bu kadarı olabilir.



          İletişim çağındayız ve haber ve bilgiye hem kolay ulaşılıyor hem de kolay yayılıyor. Bu durum, beraberinde bir olumsuzluğu da getiriyor. 

Yalan, iftira, algı operasyonları kolay ve çok hızlı biçimde alıcı buluyor. 

Sosyal medya her ne kadar ilgi alanımız dışında olsa da, olup bitene ilgisiz değiliz ve her şeyden haberimiz oluyor.

NELER YAPMADILAR!

         MHP’nin, bu ülkenin varlığı ve birliği açısından ne kadar hayati bir görev üstlendiğini akıl ve izan sahibi herkes bilir ve kabul eder. 

Bu durum aynı zamanda MHP’yi vatan-millet düşmanlarının, bölücü hainlerin hedefi haline de getiriyor. 

Neler yapmadılar, hangi alçaklığı denemediler! 7 Haziran 2015 milletvekilliği seçimlerinden sonra yaşananlar, 1 Kasım milletvekilliği seçimlerini takip eden süreçte kurulan tezgâhlar hafızalardadır. 

Her tertipten, her çirkeflikten, her çirkinlikten medet ve menfaat umdular ve MHP üzerinde korkunç ve asla hatıralardan çıkmayacak oyunlar tezgâhladılar. MHP’yi PKK uzantıları ile bir araya getirmeye uğraştı, ortak hükümet kurmaya çabaladılar. 

Bunda başarılı olamayınca MHP’yi içten içe çürütmek için harekete geçtiler. İmza toplayıp tarlalarda bir araya geldiler. Sayın Bahçeli’nin yüksek devlet adamlığı ve liderliği sayesinde hepsi püskürtüldü, hevesleri kursaklarında kaldı.  


İYİCE KUDURDULAR


         15 Temmuz, bu ülkenin nasıl belalarla karşı karşıya kaldığını, ihanetin nerelere ulaştığını ve MHP ile neden bu kadar çok uğraşıldığını net şekilde ortaya koymuştur. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin varlığı ve birliğinin teminatı olarak ortaya çıktı. 

Bu kararlı ve onurlu duruş karşısında iyice kudurdular. Tamamı belli merkezlerden kaynaklı olarak neler yazmadı, neler söylemediler. 

Özellikle FETÖ’nün itleri zıvanadan çıktı. Son iftiraları da Sayın Bahçeli’nin 10 Kasım dolayısı ile bir mesaj yayınlamadığı ve Anıtkabir’e gitmediği şeklinde oldu. 

MHP ile Atatürk arasına fitne sokmak gibi, şeytanın bile aklına gelmeyecek bir işe yeltendiler. Utanmazlığın, şerefsizliğin, alçaklığın, kepazeliğin ancak bu kadarı olabilir.

TÜRKGÜN’DE MANŞET OLDU

         Sayın Bahçeli’nin 10 Kasım mesajı gazetemiz TÜRKGÜN’de manşet oldu. 

O açıklamada, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarihe yön veren, talihe yol açan, yaşadığı zamanın dışına çıkıp ülkesinin ve milletinin yol başçısı olan büyük bir kumandan, imrenilecek bir devlet adamı, eşsiz bir siyaset ve dava insanıdır. 

Vefatının ardından geçen 81 yıllık zaman diliminde, Türk milletinin ona duyduğu hürmet ve bağlılık hiç azalmamış, eserlerine ve mücadele ahlakına yönelik muhabbet ve sadakat hiç aşınmamıştır. 

Çünkü aziz Atatürk, Türkiye’nin ortak kıvancı, Türk milletinin ortak değeri olarak sivrilmiştir. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunu idrak ve ifade edip Türkiye Cumhuriyeti’nin payidar kalacağına vurgu yapmış, ömrünü Türk milletinin istiklal ve istikbaline inançla adamıştır. 

Onun mizacında korku, meşrebinde taviz ve teslimiyet yoktur. Aziz Atatürk, şerefli yaşamanın ve tam bağımsızlık onurunun somutlaşmış, ete kemiğe bürünmüş halidir” deniliyor. 

Açıklamanın tamamı TÜRKGÜN gazetesinin 11 Kasım tarihli sayısında mevcuttur. 

Diğer basın-yayın organlarında da yer almıştır. Ayrıca Sayın Bahçeli’nin her konuşmasına veya açıklamasına, mhp.org.tr adresinden çok kolayca ulaşmak herkes için mümkündür.

HEPSİ KAYITLI

           Anıtkabir’e Sayın Bahçeli’nin neden gitmediğini dünya alem biliyor. Kaldı ki, MHP en yüksek şekilde orada temsil edildiği gibi, Atatürk’e her şartta sahip çıkmak ve saygı göstermek her ülkücü ve milliyetçi için bir şeref meselesidir. 

Daha önceki yıllardaki katılımlarla ilgili çok sayıda görsel mevcuttur ve bunlara da ulaşmak son derece kolaydır. 

Hepsi kayıtlı, hepsi açık, hepsi bu milletin gözleri önünde gerçekleşmiş gerçekleri bile bu kadar çarpıtıp sapıtanların, arka planda neler yapabileceklerini varın siz hesap edin.

İŞİMİZE BAKACAĞIZ

         Sayın Bahçeli bir konuşmasında, “Eleştirenler çokmuş, varsın olsun, karalar mı bağlayalım? 

İftiralar, haksız isnatlar, hak ihlalleri fazlaymış, ne yapalım, başımızı kuma mı gömelim, Haktan, hakikatten ödün mü verelim?

Söyleyiniz bana; ardından yüz itin havlamadığı bozkurta, bozkurt demek mümkün müdür? 

Mümkün değilse, o zaman işimize bakacağız, yolumuza devam edeceğiz, milletimize samimiyet ve safiyetle hizmetin çarelerini arayacağız. Çünkü biz Türk milletinin umut ufku, Türkiye’nin ve Türklüğün cesur ve sevdalı yüreğiyiz” demişti.

GÜLÜP GEÇİYORUZ

         Bu kalleşliklere, bu alçaklıklara, iftiralara artık gülüp geçiyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’nin Atatürk’e olan saygısını, sevgisini, bağlılığını sorgulamak hiç kimsenin haddi değildir. 

Biz işimize bakıyoruz, yolumuza devam ediyoruz. 

Arkamızdan havlayan itlere aldırmıyoruz. Herkes varlık sebebinin gereğini yapıyor. 

Her zaman söylediğimiz gibi, onların varlık sebebi bozmak, iftira etmek, yıkmak ve yok etmek, bizim varlık sebebimiz de yapmak, yüceltmek ve yükseltmek. 

Her şey Türk milletinin gözleri önünde yaşanıyor.













18 Temmuz 2019 Perşembe

TÜRKGÜN YAZARLARI

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

FETÖ’nün kripto damarları

Dünya tarihin gördüğü en büyük ihanet olan FETÖ kalkışmasının üzerinden 3 yıl geçti. Bu zaman içinde çok şey söylendi, çok şey yapıldı. Siyasiler, siviller, darbeyi yaşayanlar, mağdur olanlar, tanıklık edenler konuştu. Televizyonlarda uzun uzun programlar yapıldı. Gazetelerde çok çeşitli haber ve yorumlar yer aldı. Hala yeni görüntüler, yeni belgeler ortaya çıkıyor. Hergün yeni tutuklamalar yapılıyor, yeni soruşturmalar açılıyor. Devam eden davalarda en üst sınırdan cezalar veriliyor. Bütün bunlara rağmen kamuoyunun ortak kanaati, FETÖ ile mücadelede sona gelinmediği, tehdit ve tehlikenin henüz sona ermediği yönündedir.
HER FIRSATI KULLANIYORLAR
Tarihimiz coğrafyamıza dar geliyor. Bağımsız ve hür bir devlet olarak bu coğrafyada yaşamanın yüksek bedelini her zaman seve seve ödedik. Hiç kuşku yok ki, ebediyete kadar da bu böyle devam edecektir. Bütün dünyanın gözü bu kadim topraklardadır ve her fırsatta şanslarını deniyorlar. Hiçbir zaman da vazgeçmeyeceklerdir. Dikkatli olmak zorundayız. Yol ve yöntemler değişmiştir. Artık topla, tüfekle saldırmıyorlar. Kalleş planlar yapıyorlar, teknolojiyi kullanıyorlar, hainleri donatıp içimizi sızdırıyorlar. FETÖ ihanetini böyle yaşadık ve bu dünyada bir ilktir.
FETÖ’YÜ ÖNEMSİZLEŞTİRME GAYRETİ
Bu açık ve kesin gerçeği rağmen, bazılarının işi sulandırmaya, ihaneti hafifletmeye ve sıradanlaştırmaya çabaladığını ibretle izliyoruz. Özellikle son dönemlerde sosyal medyada ve bazı basın organlarında 15 Temmuz’un tarihimizin şeref sayfası olan Çanakkale, Sarıkamış, Sakarya ve Büyük Taarruzla karşılaştırıldığını, şehit ve yaralı sayısı kıyaslaması yapıldığını ve buradan FETÖ ihanetin sıradanlaştıran ve önemsizleştiren bazı sonuçlara varıldığını hayretle görüyoruz.
Bunu yapanlar ya akıl ve izan sorunu yaşayan ruh hastalarıdır veya FETÖ’nün kripto damarlarıdır. 15 Temmuz bir işgal planıdır ve doğrudan varlığımıza, bağımsızlığımıza ve birliğimize saldırıdır. 15 Temmuz 2016’da dini kisveye bürünen, hizmet ve himmet örtüsüne saklanan, cemaat olgusundan cürüm ve cinayet çıkaran hain bir terör örgütü, Türkiye’yi işgale kalkışmıştır. FETÖ ihaneti sadece bununla yetinmemiş, milli ve manevi değerlere telafisi uzun zaman alacak zarar ve ziyanlar vermiştir. Eğer başarılı olsaydı, çok daha ağır, çok daha acı, çok daha uzun bir bedeller ödeyecektik. Türk milleti bunu fark etmiş, canını ortaya koymuş ve bu kahpeliği önlemiştir. Dolayısı ile bu gerçeği sulandırmak, başka yerlere çekmek, hafife almak bu kalleşliğe ortak olmaktır.
STRATEJİK BAKIŞ OLUŞMALI
FETÖ çok sinsi bir terör örgütüdür. TSK başta olmak üzere, devlet ve toplum hayatının sekiz alanına çöreklenmiş, yıllar yılı en hassas mevki ve mertebelere çökerek palazlanmıştır. FETÖ’nün ürediği ortam, teşvik gördüğü iklim, güçlendiği yapı, tutunduğu çatı mutlaka enine boyuna analiz edilmelidir. Siyasi beklentiler uğruna devleti içten içe kemiren hiçbir kanun dışı grup veya oluşuma müsamaha gösterilmemeli, müsaade edilmemelidir. FETÖ’yle mücadele sadece adli, idari süreçlerin tahkimi ya da güvenliğin dönemsel icrasıyla sağlanamayacaktır. Devlette stratejik bir bakışın oluşması, ufuk ötesini görebilen bir şuurun olgunlaşması şarttır, acildir, en temel zorunluluktur.
ŞEHİTLERİMİZE VEFA
Aklımızı başımıza almazsak, şarlatanların, maskaraların oyuncağı olursak daha pek çok FETÖ ve türevleri gelecekte peydahlanacak, 15 Temmuz’da yapamadıklarını punduna getirdiklerinde hayata geçireceklerdir. 15 Temmuz bir milattır ve Türk milleti istiklaline kanıyla, canıyla, imanıyla sahip çıkmıştır. O kanlı gecede yaşananların tekerrür etmemesi hem bizim hem de bizden sonraki nesillerin boynunun borcu, ecdada ve şehitlerimize vefanın gereğidir. FETÖ’nün kökünün kazınması için suçluların hesap vermesi kadar; fikir, kanaat ve eylem liderlerinin yakalanıp mahkemeye çıkarılması, bunların moral ve motivasyon atmosferinin kurutulması çok önemli, çok elzemdir. FETÖ’yle mücadelede stratejik Türk devlet aklı bir konsept dahilinde tam ve eksiksiz uygulanmalı, uyarılmalıdır. Mağdurların hakkı korunmakla birlikte, suç ve suçlulara hoşgörü kesinlikle gösterilmemelidir. Önüne gelene FETÖ’cü denilerek, asıl FETÖ’cülerin unutturulması, kripto damarın muhtemel tuzak ve tahrikleri engellenmelidir. ABD’yle ilişkilerin normalleşmesi arzulanan derecede sağlanacaksa, NATO gerçekten de Türkiye’nin terörle mücadelesine samimi destek veriyorsa, ABD ve Avrupa’da ne kadar hain FETÖ’cü varsa Türkiye’ye iadeleri yapılmalıdır.
SİYASİ AYAK
Türkiye 15 Temmuzla henüz tam bir hesaplaşma yapamamış, tedirginliği atamamış, riskleri aşamamıştır. Darbe ve vesayet tehlikesi tam manasıyla geçmemiştir. Hala siyasi ayak gizemini korumaktadır. Dürüst ve yürekli bir mücadele sürse de, hala mevzi düzeyde sonuçlar alınmaktadır. Türkiye hem FETÖ belasını hem de PKK tehdidini tamamen bitirerek gündeminden çıkarmalı, geleceğimiz emniyete alınmalıdır. Nitekim süreç uzadıkça ilk günkü kararlı duruş tavını kaybederek tavsayabilecek, hainler farklı kılık ve maskelere bürünebileceklerdir. Endişemiz budur. Yakın tehlike de budur.

Orhan Karataş

Uşak zihniyetine TOKAT! Gibi S-400

Ne diyordu Akif bağımsızlığımızın timsali Al Bayrağa itafen; “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”


Ne diyordu Akif bağımsızlığımızın timsali Al Bayrağa itafen; “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”
S-400 ‘ler Türkiye’nin hür ve bağımsız bir ülke olduğunu bir kez daha akıllara kazıyarak alındı. Uzun ve tartışmalı, bol yaptırım tehditli bir dönem ardından rüştümüzü ispatladığımız bir adım attık.
ABD savunma sanayide tek güç olma egosu içinde. Bağımlı kıldığı savunma araçlarını süregelen bir ticaret alışverişi ile döngüde tutuyor, yazılım ve eğitimin tam verilmemesi sebebi ile alınan savunma mekanizmasının üretilme şansı olmuyor, dolayısıyla hep bir ticari ilişkinin sürdürülmesi, bağlı kalınması planlanıyor.
NATO’nun savunma sanayide bağımlı olduğu ABD, NATO’ya üye olan herhangi bir devletin böyle alışılmadık bir adım atmasına haliyle şaşkın. NATO’ya üye bazı devletleri söz konusu eder isek; Türkiye’nin attığı bu adımın arzulanan bir adım olduğunu görebiliriz tabi… ABD’nin yaptırım dolu bağımlılık zincirinden kurtulmak isteyen, s-400’leri almak için uygun ortam kollayan birçok devlet var aslında..
Türkiye’nin attığı adım kendi bağımlılık zincirini kırmasından ziyade, ön ayak olma ihtimali üzerine de tehlikeli bir adım olarak yorumlanıyor NATO tarafından… Dengelerin değişeceği iddia edildi, bunun üzerinden risk analizleri ile Türkiye korkutulmaya çalışıldı vesaire vesaire, birçok aksi yönlü tepki… Bunların dış etkenler tarafınca yapılması uluslararası sistemi göz önüne aldığımızda, gayet normal, Türkiye’nin göz dağı veren bir savunma atağı yapması, emperyalist güçlerin işlerine taş koyan bir tehdit olabilir, yani tehditlere maruz kalmamak için tehdit ediyorlar.
Peki ülkemizin içindeki çatlak seslerin niyeti neydi..? Bugün resmen aldığımız ve noktayı koyduğumuz bir ticaret hala niye olumsuz yorumlanıyor, ABD’den savunma ticareti yaparken barışçıldık da Rusya’dan alınca mı savaşçıl olduk? Sınırlarımız tehlikede, her gün şehit haberi almadan ana haber bültenini noktalayamıyoruz, ama sanki güllük gülistanlık bir halimiz varmışcasına savunma üzerine yeni bir adım atmamız yanlış görülüyor…
Son teknoloji ile donatılmış, yazılım ve eğitimini alıp ilerine kendi üretimimizi gerçekleştirebileceğimiz bir savunma mekanizmasını almamız, gelişmemiz, uluslararası sistemde dengeleri değiştiren güç rolüne bürünmemiz kendi vatandaşımızı ne için rahatsız ediyor… Atatürk’ün evlatları olduklarını iddia eden ama döküldükleri denizden hortlayan yunanları anımsatan siyasilerin, yönetimine talip oldukları şu memleketle ne zorları var..?
Biraz geriye gidelim, belki bu gün alışageldikleri tavırlar olmadığı için şaşkınlık yaşıyorlardır. Atatürk’ün CHP’si Atatürk’ten sonra duruş ile tavır ile yönetim ile tam bir hezeyan resmidir. Bu ülke bunlar sayesinde, neler gördü… Başbakanımız değil Avrupa’da Amerika’da başkan yerine koyulması, muhatap kabul edilemiyordu. En fazla elçi veya bakanlarla iletişim sağlayabiliyordu, o da el pençe divan… Bunları unuttuk mu..? Bu Türkiye’nin ayıbı değil, bu darbelerle siyasi olaylarla güneş otellerle makamlara kurulmayı huy edinmiş, Atatürk’ü kullanan batı uşaklarının ayıbı ve hala o ayıpta ısrar ediyorlar. Şunun altını çizmek istiyorum, CHP Atatürk’ün partisi olarak Cumhuriyetin kuruluş zekasını-iradesini-basiretini sahiplendiğini iddia ediyor, ancak CHP Atatürk’ten sonra bitmiştir ve akıllarda kalan CHP’nin o bitmiş dönemlerde Türkiye’yi hiç etme çabasıdır. Cumhuriyet’in ilk yılları yani Atatürk Dönemi hepimizin sahiplendiği, Türk Milletinin varlık ispatı olarak tarihe geçmiştir ve o dönem şu an Milliyetçi tavrın izini sürdüğü, vatan–millet çıkarları gözeten bir dönemdir. Ardını takip eden Türk Milletini değersizleştiren sönük dönem ise bu günün çığırtkan cumhuriyetçi(!) Atatürkçü(!)’lerinin utanç karnesidir.
Biz kendi yaptığımız arabaya kumpas kurulduğunu gördük, sırf ABD’de kağıt fabrikaları zarar görmesin diye kenevir üretiminin yasaklanmasına şahit olduk, bu zihniyet memleketin gelişim tekerleğine çomak sokan, uşak zihniyettir. Nidaları farklı, safları farklı, tavırları farklı kimin koordinesinde oldukları gören gözler için apaçık. Ancak bu ülkenin tekerine sokulan çomaklarla uğraşacak vakti yok, o çomağı sokanlara ve o zihniyeti yöneten yaptırımcılara da tamahı yok. Sınırlarımızı tehdit eden durumlarla yüz yüzeyiz; Barış nidaları ile farklı niyetleri desteklercesine konuşmak yerine safları kontrol edip, teröre ve tehditlere karşı Türkiye olmalıyız!
Gücün yönettiği küresel sistem üzerinde, dengeleri değişen bir güç konumuna geçmek Türk Milletinin ancak gururu olur.
* S-400’ler Vatana Millete Memlekete hayırlı olsun!

Mine Güler

''HDP, Kürtlerin temsilcisi'' diyordun ya, heval Meral?


MERAL Akşener’in konuşmalarının metin yazarı bu hafta ne yumurtlayacak diye merakla bekledim. Bu hafta da “PKK’nın sözcüsü olan sözde siyasi parti, HDP’ye sesleniyorum. “ cümlesini Meral Akşener’e söyletti.
Ama siyasi ve proje ortaklarına “PKK’nın sözcüsü, sözde siyasi parti” deme noktasına gelmeleri de hem patronlarına, hem ortaklarına büyük ayıp olmuştur. 24 Haziran seçimlerinin hemen ardından “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi HDP” diyen Meral Akşener, şimdi mi PKK sözcüsü olduğunu anlamış?
Hadi onu geçtik. Daha 4 ay önceki 31 Mart seçimlerinde, daha üzerinden bir ay geçmeden 23 Haziran seçimlerinde CHP’nin adaylarına kazandırma ittifakı yaptığınız HDP’ye şimdi niçin böyle davranıyorsunuz? HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan “İYİ Parti, size söylüyorum: Size rağmen, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK’ya içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP’nin oylarıyla oturuyorsunuz. Bu ittifakta, CHP’yle yaptığınız ittifakta HDP’nin oylarının etkisi vardır.” sözleriyle ilişkilerini, ittifaklarını açık etti ki, şimdi böyle sözlerle “HDP ile bir bağımız yok” mesajı vermeye çalışıyorlar.
Böyle aldatmaya beyinsizler dışında inanacak zekâ sahibi bir kişi var mı sizce? Olması mümkün değildir.

“Kürtlerin temsilcisi HDP” dediğiniz parti, o gün terör yardım ve yaltakçısı değildi de bugün mü PKK sözcüsü oldu? 23 Haziran, 31 Mart, 24 Haziran seçimleri öncesi Meral Akşener’den bir tane HDP eleştirisi duyan olmuş mudur?
“Ey yancısı olduğum CHP, sen PKK’nın sözcüsü HDP ile İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de, Ankara’da, Hatay’da ve daha birçok yerde nasıl ittifak yaparsın?” dediği bir cümlesine şahit olan var mı? Aslında ne HDP Meral Akşener’den rahatsızdı, ne de Meral Akşener HDP’den rahatsız…
Meral Akşener’in PKK sözcüsü dediği HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “2. tura kalması halinde oyumuzu Meral Akşener’e veririz” demedi mi? Azılı siyasal terörist Selahattin Demirtaş, 31 Mart seçimleri öncesi “Oyunuzu CHP ve İYİ Partiye verin” demedi mi? HDP Samsun İl Eş başkanı Cevdet Bakın, “İYİ Parti ve CHP’yi destekleyeceğiz” demedi mi?
HDP Iğdır Belediye Başkan Adayı Yaşar Akkuş “Meral Akşener kardeş geldi, sağ olsun geldiler. Hepsi barış için, birlik için, demokrasi için… Gün özgürlük günüdür.” demedi mi?
CHP’li Barış Yarkadaş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya başta olmak üzere birçok CHP’li yönetici-yazar, HDP ve Demirtaş sayesinde CHP’nin seçimleri kazandığını söyleyip teşekkür ediyorsa, Meral Akşener de CHP’ye “Biz kazandırdık” diye yancılık yapıyorsa, aslında Meral Akşener’in “PKK’nın sözcüsü” dediği HDP ile yaptıkları ittifak alenen ortada olmuyor mu?
Meral Akşener’in konuşmalarının metin yazarı ya İP’i ya da HDP’yi tanımıyor. Ya da milletin aklıyla alay etmek için Meral Akşener’e böyle konuşmalar yaptırıyor. Gerçi Meral Akşener’in aklı yok mu? Meral Akşener ile konuşmalarının metin yazarının bu çelişkilerini görünce o meşhur ağa-maraba hikâyesi aklıma geldi.
“Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa, marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Üle Memo! Şu b.ku yersen, arabayı sana verecem” diyor. Bizimki bir an düşünüyor, kararını veriyor, koşumları ağaya uzatıp arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. “Tamam”, diyor ağa “araba senin” Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor. Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; “Üle Memo! Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.” Memo’nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “Olur Ağam” diyor, “olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim.” Ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor. Çiftliğe yaklaşırlarken, Memo düşünceli, kederli soruyor: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?”
Yola çıkarken “HDP, Kürtlerin siyasal temsilcisi idi”, şimdi “PKK sözcüsü, sözde parti oldu” derseniz herkesin aklına bu meşhur hikâye gelir. Yarın seçim olsa yine HDP ile bir olup CHP’ye oy taşıyacak olan sizlersiniz. O yüzden “PKK sözcüsü, sözde parti” diye HDP’ye muhatap olmayın, yarın yine size lazım olur.
Tartışmasız bir şekilde Meral Akşener, Kandil ve PKK’nın siyasi sözcüsü HDP ile ittifak yapmış, PKK’ya büyükşehirlerde alan açmıştır. Şu an HDP’liler kadrolaşmaktadır. Adana ve Mersin Belediyesinde daire başkanları kim oldu araştırın bakın… HDP ile yapılan ittifak, Meral Akşener’in siyasi karakterindeki kapkara lekedir. Ona destek veren herkes bu lekeye ortaktır.
Şimdi HDP’yi eleştirir gözükerek Meral Akşener ve avanesi bu lekeden kurtulamaz. Bize de o halde “HDP’lilerin başımın üstünde yeri var. HDP’lilere layık olmaya çalışıyorum” diyen Ekrem İmamoğlu’na ve “HDP’nin gücüne güç katacağım” diyen Tunç Soyer’e oy veren elleriniz kırılsın demek düşüyor.

Yıldıray Çiçek


23 Mayıs 2019 Perşembe

Devlet Bahçeli'den önemli açıklamalar

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açıklamasında "Milliyetçi Hareket Partisi, YSK'nın gerekçeli kararını tartışmasız şekilde doğru ve isabetli bulmaktır. YSK, şaibeleri teyit etmiş, sandık yolsuzluğunu ortaya çıkarmıştır" dedi. 

Bahçeli ayrıca Tunceli Belediye Başkanı TKP'li Fatih Mehmet Maçoğlu'nun 'Dersim' hamlesine tepki gösterdi.



Devlet Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde;
Ülkemiz günbegün ağırlaşan iç ve dış sorun alanlarının çok yönlü baskı ve dayatması altındadır. 

Türkiye’ye şantaj oklarını yönelten küresel odaklar bir yanda egemenlik haklarımızı diğer yanda da milli ve tarihi kazanımlarımızı tehdit etmektedir. Milli bekamız çok cepheli risk ve tehlikelere maruzdur. 

Türk milletinin varlığını, birliğini ve refahını hedef alan karanlık çevreler, bunların yerli işbirlikçileri ve siyasi uzantıları son zamanlarda tahrik kampanyalarına hız vermişlerdir. 

Türkiye S-400 Füze Savunma Sistemi bahanesiyle siyasi ve ekonomik kuşatmaya alınmış, boyun eğmesi amaçlanmıştır.

'BEDELİ ÇOK YÜKSEK OLACAK SKANDALIN FAİLİ OLACAKLARDIR'

Bu kapsamda, 22 Mayıs 2019’da ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen; “ABD-Türkiye ittifakına yönelik endişelerin ifade edilmesi” başlıklı karar çifte standart olmasının ötesinde, tamamıyla art niyetin ve müttefiklik hukukunu hiçe sayan bir zihniyetin ürünüdür. 


Türkiye Cumhuriyeti tam bağımsız bir devlettir. NATO üyeliği, dostluk hukuku ve stratejik ortaklık gibi iki taraflı işlemesi gereken sorumluluk mekanizması, devamlı bir tarafın geri adım atması, taviz vermesi, adeta tutsak alınması şeklinde okunamayacak, asla bu şekilde yorumlanamayacaktır. 

Türkiye’nin iradesine kilit vurmaya teşebbüs eden, bağımsızlık azmini kırmak için tevessüle yeltenen kim olursa olsun tarihi bir hatanın, vahim bir yanlışın, bedeli çok yüksek olacak bir skandalın faili olacaklardır.

KOMÜNİST BAŞKAN'A SERT 'TUNCELİ' TEPKİSİ: GEREĞİ YAPILMALIDIR!

Türk milleti zalimce sahnelenen, sinsice sürdürülen, sinir bozucu şekilde ilerletilen kalleş oyunları, kirli tertipleri açıkça bilmektedir, alenen görmektedir. 


Bilhassa Türkiye ekonomisinin içine çekilmek istendiği anafor ve anarşik yapının hangi mahfillerce projelendirildiği, hangi mihraklarca servis edilip günden güne dozunun arttırıldığı gizlenemez ölçüde meydandadır. 

Nitekim Türkiye düşmanlığı tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. 

Bu esnada Tunceli Belediye Meclisi’nin Dersim kararı tam anlamıyla yangına körükle gitmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne meydan okumaktır. 

Söz konusu Belediyenin hizmet binasında bulunan tabelalarda yazılı bulunan ''Tunceli'' ifadesinin yerine Dersim yazılmasıyla ilgili karar yok hükmündedir, ayaklarımızın altındadır, gereği de mutlaka yapılmalıdır.

Türkiye’de resmi olarak Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, olamayacaktır. 


Komünist ve bölücü komploya göz yummak, alttan almak, sessiz kalmak feci akıbetlere davetiye çıkaracak, beka düzeyinde tehlikelere kapı aralayacaktır. 

Hiç kimse aldığı oy ve desteğe güvenmemelidir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamaya kalkışmamalıdır. 

Yanlış hesap mutlaka dönecek, namlu ters tepecek, muhatapları elbette mahcup ve millet nezdinde mahkum olacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.

'MHP YSK KARARI TARTIŞMASIZ ŞEKİLDE DOĞRU VE İSABETLİ BULMAKTADIR'

İhmal ve inkarı imkansız olan bu ilke ve kurala aykırı hareket eden çürümüşler elbette hukuki ve idari sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaklardır. 


Adalet insan haysiyetine bağlılık ve sadakat, hakka ve haklıya maşeri vicdan nezaretinde hürmet ve riayettir. 

Türkiye kapanın elinde kalan sahipsiz bir ülke değildir, önüne gelenin keyfi olarak milli ve manevi değerlerimize hakaret ettiği yeni yetme bir devlet hiç değildir. 

Birlikte yaşamanın altın kuralı hukuka saygı duymak, ortak akıl ve iradede buluşmak, buna da muvafık hareket etmektir. 

Yüksek Seçim Kurulu, 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimini iptal eden ve arkasından da 23 Haziran’da yenilenmesine hükmeden kararının gerekçelerini açıklamıştır. 

Milliyetçi Hareket Partisi Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararını tartışmasız şekilde doğru ve isabetli bulmaktır.

Bilinmelidir ki, seçim hukuku özü itibariyle bir şekil hukukudur. Bu nedenle kanun hükümlerine uygun davranmak esastır, herkes için bağlayıcıdır. 


Seçimle ilgili kurulların teşkilinde kanunun amir hükümlerine bağlılık seçim hukukunun temeli ve vazgeçilmez ilkelerindendir. 

Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararında özet olarak; 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçiminde 108 sandığın sayım-döküm cetvellerinin düzenlenmediği, bu durumun seçim sonucunun güvenirliğini önemli oranda zedelediği, ayrıca sandık kurulu başkanlarının ilgili kanuna aykırı biçimde tesis edildiği tespit edilmiştir. 

754 sandığın sandık kurul başkanları kanuna aykırı olarak belirlenmiş, bu çerçevede oy kullanan İstanbullu kardeşlerimizin sayısı da 212.276 olmuştur. Oy kullanma hakkı olmayan 706 kişi yerine haksız ve hukuksuz olarak oy kullanıldığı belgelenmiştir.

YSK, şaibeleri teyit etmiş, sandık yolsuzluğunu ortaya çıkarmıştır. 31 Mart seçimlerinin sonuçlarına müessir ölçüde etki edecek hukuksuzluk ve sandık usulsüzlüklerinden dolayı YSK’nın 6 Mayıs 2019 tarihli seçim iptal kararının ne kadar gerçekçi ve vicdanları rahatlatan bir karar olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir.


CHP sözcülerinin gerekçeli karara yönelik kaba ve saygısız ifadeleri ise bir defa millet iradesine ve hukukun temel ilkelerine tahammülsüzlüktür. 

250 sayfalık gerekçeli kararda işlerine gelen kısımları kullanan ve siyaseten istismar eden müflis CHP zihniyeti hak ettiği cevabı 23 Haziran’da İstanbullu kardeşlerimizden alacaktır. 

Milliyetçi Hareket Partisi, 23 Haziran günü İstanbul’da bekanın, umudun, huzurun, kardeşliğin, sağduyunun kazanacağına inanmaktadır. İstanbul ehline emanet edilecektir.

Kaldı ki gayemiz, gayretimiz kesinlikle budur. Alınan işaretler, İstanbullu kardeşlerimizin eğilimleri bunu göstermektir. Partimiz 23 Haziran seçimi için sahadadır. 


Cumhur İttifakı’nın başarısı için ihtiyaç duyulan ve lazım gelen yoğun çalışmalar beş ayaklı stratejimize uygun şekilde durmaksızın icra edilmektedir. 

Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul’un her yerinde, her köşesindedir. Kalplere girmek, gönülleri kazanmak, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Binali Yıldırım’a destek vermek maksadıyla üzerimize düşen ahlaki ve siyasi görev harfiyen yerine getirilmektedir. İstanbul’da başlattığımız “Hemşeri Harekâtı” kapsamında, en çok hemşerisi bulunan illerimizin il başkanlarıyla ikinci etap toplantımız bugün yapılacaktır.

Siirt, Bitlis, Van, Diyarbakır, Adıyaman, Ağrı, Amasya, Çorum, Muş, Kayseri, Konya, Çankırı, Elazığ, Yozgat, Bingöl, Batman il başkanlarımızla 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi değerlendirilecek, İstanbul’daki hemşerileriyle temas kurmaları konusunda son çalışma ve hazırlıklar gözden geçirilecektir. 


İstanbul Türkiye’nin buluşma ve kaynaşma potası; tarih, kültür, kardeşlik ve medeniyet beşiğidir. Milli Mücadele İstanbul’dan Anadolu’ya ilk adımla ve cesur intikal sonucunda başarılmıştır. 

Bugün de Anadolu’dan İstanbul’a geçilerek yeni bir Milli Mücadele ruhuyla bu aziz kentimizin üzerindeki kabus bulutları dağıtılacak, milli irade eksiksiz tezahür edecek, istikbal ve istiklal haklarımız tescillenecektir. 

CHP’nin asabi, acemi, hazırlıksız, hırçın, denetimsiz, frensiz, maskeli, gizli gündemli adayının eriyişi ve irtifa kaybı sürerken Cumhur İttifakı yükseldikçe yükselecek, Allah’ın izniyle, İstanbullu kardeşlerimizin takdiriyle Sayın Binali Yıldırım Büyükşehir Belediye Başkanı olacaktır.

Mücadelemiz ve kararlı duruşumuz sonuna kadar vakarını ve varlığını muhafaza edecektir. 


İstanbul’un geleceği yabancı başkentlerde, terör örgütlerinin yuvalandıkları ihanet merkezlerinde belirlenemeyecek, buna bizatihi İstanbullular izin vermeyeceklerdir. 

İstanbul Türkiye’dir, Türk milletinin cevheri, mukaddes emanetidir. Bu emanete gölge düşürülmeyecek, tertemiz ve milli bir irade İstanbul’u inşallah ayağa kaldıracaktır. 

Türk milleti müsterih olsun ki, Cumhur İttifakı bunu başarmaya muktedirdir.








29 Nisan 2019 Pazartesi

Kızgın demiri soğutalım da kızgın ihaneti ne yapacağız?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Tamer Ashraf
Kızgın demiri soğutalım soğutmasına da, aklı kiralık, vicdanı karanlık, değerleri bulanık olan çevrelerle sırf arıza çıkarmasınlar bahanesiyle Türkiye ortak paydasında nasıl buluşacağız?

Sayın Cumhurbaşkanının, “Türkiye ittifakı” ve “Kızgın demiri soğutma zamanı” sözleri siyaset bezirganlarının gündemine oturdu. Sayın Cumhurbaşkanı açıklık getirmiş olmasına rağmen, malum mihrakların bu iki cümleyi çekmedikleri alan, yüklemedikleri anlam kalmadı. CHP ile ittifaktan tutun da, yeni bir çözülme süreci işareti sayanlara kadar her şeyi duyduk. Sanki seçim analizi yapıyormuş havası ile bu cümleler üzerinden Cumhur ittifakını hedefe koyuyor, özellikle MHP’ye hücum ediyorlar.

SEÇİLMİŞ OLMAK YETMEZ

         Milletimizin verdiği karara kuşkusuz her şeyin üzerindedir. Hiç kimse buradan bir yere varamaz. Demokrasi elbette olmazsa olmazdır. Ancak, seçilmiş olmak, sicillerdeki karanlığı ortadan kaldırmadığı, yapılan ve yapılacak yanlışlara da meşruiyet kazandırmaz. Mesela, Edirne’ye belediye seçilmiş olması, bu şansın 15 Temmuz gecesi hainlerin lehine kadeh kaldırdığı gerçeğini değiştirmez. Aynı şekilde Tunceli Belediye Başkanı olan TKP’linin bozuk sicilini düzeltmez. HDP’den seçilenlerin Kandil bağlantılarını ortadan kaldırmaz.  

Sayın Bahçeli’de Antalya toplantısında bu duruma dikkat çekmiş ve “Biz bu aziz vatanı sandıkta değil savaş meydanlarında kurtardık. Bilfarz, Damat Ferit, Gazi Mustafa Kemal ile seçime girseydi ve oyların kahir ekseriyetini almış olsaydı, ne yapacaktık, ne diyecektik, ihanet ödüllendirilip ibra edildi diye suskun mu kalacaktık?”  diyerek, seçilmiş olmanın kiri ve ihaneti ortadan kaldırmayacağını net olarak ilan etmiştir.

BÖLÜCÜLÜR SEVİNİYOR

         Cumhur ittifakı milletten kesin bir onay almıştır. Buna rağmen, kimlerin bazı belediyelerin el değiştirmesini fırsat bilerek harekete geçtiğini ibretle izliyoruz. 

FETÖ’sünden, PKK’sına bütün bölücü ve hainler sevinç naraları atıyorlar. Diğer taraftan malum siyaset eskileri hemen sahne almış, manifesto yayınlamış ve CHP’yi siper olarak kullanmaya başlamışlardır. Alayının ortak noktası, Türkiye’yi kötülemek, Cumhur ittifakına fitne sokmak ve bir kriz ve kaos ortamı oluşturmaktır.

BU YANLIŞLARI GÖRMEYELİM Mİ?

         Bütün bu gerçekler orta yerde durmaktadır ve muhataplardan birisi de elbette AK Parti’dir. Kızgın demiri soğuturken, bunları görmeyelim mi, bunları söyleyelim mi? 

Nitekim, sayın Bahçeli de aynı şeye dikkat çekmektedir: “Kızgın demiri soğutalım soğutmasına, ama demlenen ihanetin, demir alan melanetin ısınan tuzak ve tertiplerini de ağırdan almayalım. Kimseyi dışlamayalım, kimseyi öteki görmeyelim, buna varız, bugüne kadar söylediklerimiz ise bunlardır. 

Ortak akıl, ortak vicdan, ortak vizyon, ortak değerler vazgeçemeyeceğimiz milli ilke ve inançlarımızdır. Bunlara diyecek bir şey olmayacaktır. Fakat aklı kiralık, vicdanı karanlık, değerleri bulanık olan çevrelerle sırf arıza çıkarmasınlar bahanesiyle Türkiye ortak paydasında nasıl buluşacağız? Bunu nasıl başaracağız?”

HESAP KARANLIK

         Dikkatli olmak, gelişmeleri doğru okumak, oynanan oyunu fark etmek ve ona göre hareket etmek gerekiyor. Yine sayın Bahçeli’nin işaret ettiği gibi, karşımızdaki operasyon küreseldir, mazisi iki asra dayanmaktadır. 

Bize göre tüm hesaplar 2023’e göre yapılmıştır. Eğer Cumhur İttifakı ayakta kalamazsa, bundan sonra yerel yönetimler kanalıyla palazlanan PKK’lılar, FETÖ’cüler, geziciler, çukurcular, Sorosçular, teslimiyetçiler daha da güçlenerek Türkiye’nin boğazına sarılacaklardır. Hesap kirlidir. Hesap karanlıktır. Hesap vandaldır.

Bunu görmek, bunu bilmek lazımdır.

ÜLKE BAZLI İTTİFAK OLMAZ

         MHP’nin duruşu bellidir ve sözü senettir. Duruma göre vaziyet almaz, küçük hesaplar yapmaz. Doğal olarak muhataplarından da aynı ciddiyeti, aynı samimiyeti, aynı kararlılığı bekler. “Türkiye ittifakı” sözü ile anlatılmak isteneni, biz milletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğünün sağlanması olarak anlıyoruz. 

82 milyon Türk vatandaşının inancı birdir, irfanı birdir, acısı birdir, ahlakı birdir, adı birdir. Bu sözden başka türlü anlamlar çıkarmak, başka türlü değerlendirmeler yapmak zaten siyasetin tabiatına aykırıdır. İşi milli ittifaka kadar götürenler oldu. 

Ülke bazlı, coğrafya tabanlı siyasi bir ittifak siyasi partilerin kendi varlıklarını inkar olur. Milli ittifak ancak, Allah muhafaza savaş gibi, çok olağanüstü şartlarda düşünülebilecek bir durumdur. Türkiye’nin seçilmiş meclisi iş başındadır. 

Seçilmiş Cumhurbaşkanı görevini sürdürmektedir ve 4,5 yıl seçimsiz ve sorunsuz bir zaman dönem vardır.

AMACIMIZ BEKAYI YAŞATMAK

         Sayın Bahçeli’nin söylediği nettir ve her türlü spekülasyonu bitirmektedir. Bir defa daha hatırlatalım: “Bizim ittifakımız cumhurladır. Bizim ittifakımız vatan ve millet sevgisinde erimiş AK Partili kardeşlerimledir. Milli beka mücadelesinde siyasi görüş ayrılıklarımızı elbette kenara itmeliyiz. Biteviye söylediğimiz de budur. 

Cumhur İttifakı siyasi kaygı ve gayelerle kurulmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye ittifakıyla neyi kastettiğini elbette bilemeyiz. Ancak konunun başta gazeteler ve televizyonlar olmak üzere, her zeminde, özellikle zillet ittifakı tarafından istismar edildiğini de görüyor ve çok yakından takip ediyoruz. Bizim bildiğimiz Cumhur İttifakı’dır. Bizim inandığımız milli birlik ve beraberliktir. Bizim amacımız milli bekayı sonsuza kadar yaşatmaktır. Öncelikli gündemimiz Cumhur İttifakı’na yönelik sabotajlara asla fırsat vermemektir.”








Şehit cenazesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yediği yumruk ve linçten zor kurtulmasının tartışmaları yanında, bir başka tartışılan konu da olay yerinden kaçıp giden CHP’lilerin varlığıdır. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şehidimizin cenaze töreninin yapıldığı alana geldiği andan itibaren büyük öfke ve tepki gördü. Alana adım attıkça yuhalamalar, hakaretler arttı. Olayların büyüyeceği ilk andan itibaren belliydi. Böyle bir atmosferde CHP’lilerin ne yapması beklenir. Kendi genel başkanları etrafında etten duvar olması beklenir değil mi?


Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında koskoca alanda 2-3 yönetici kalmış, geri kalan CHP’liler topuklamış kaçmıştır. Bu kaçanların başında da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş gelmektedir.

Kendi de kalabalıktan çok büyük tepki alan Mansur Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında durmak yerine arkasına bile bakmadan kaçmıştır. Hatta kaçarken sivil araç bile aradığı iddialar yanındadır. Yanında da CHP’nin devşirdiği eskiden Ülkücülük sıfatını taşımış kişiler varmış…

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli olaylara yönelik açıklamasında “Gizli kapaklı hiçbir şey kalmamalıdır. Provokasyon varsa, oyun varsa, tuzak varsa, organize bir tertip ve tezgâh kurulmuşsa mutlaka deşifre edilip sonuçlar milletimizle paylaşılmalıdır. 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın olay mahallinden Genel Başkanı’nı bırakıp kaçması titizlikle araştırılmalı, olayların içinde parmağının olup olmadığı analiz edilmelidir.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

Şehidimizin cenaze töreninde olan, olaylar başladığında Kemal Kılıçdaroğlu’nun eve sığınması anında, evden çıkarılma anında hep sağduyulu yönlendirmeler yapan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanından hiç ayrılmayan, olayların büyümemesi için elinden geleni yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya da “Sayın Kılıçdaroğlu’yla Mansur Yavaş cenaze namazında yan yanaydı ardından resmi geçit töreni için Kılıçdaroğlu yalnız geldi yanında Sayın Yavaş yoktu. 

Mansur Yavaş orada hiç görüntülerde yok nereye kaçtı?" açıklamasını yaparak MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin dikkat çektiği konuya canlı şahit olarak katkılarda bulunmuştur.

Daha sonra da ANAP Genel Başkanı İbrahim Çelebi de olaylar esnasında şahit olduklarını “O esnada sivil bir arkadaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın yanına gelerek "Başkanım seni buradan çıkarmamız lazım" dedi. Biz buna bizzat şahidiz. 

Mansur Yavaş genel başkanını bıraktı, onu uyaran kişiyle beraber kalabalığın içerisinden tabiri caizse sıvıştı" sözleriyle ifade etmiştir.
“Kaçma ve sıvışma” haline olay yerinde olanların hepsi şahit…
Mansur Yavaş’ın kendi kaçması ve sıvışması hakkında "Kemal Bey ile o anda ayrılmamızın sebebi, onu arabanın arkasına koydular. Cenazeyle beraber oraya götürdüler. 

Benim etrafımda da Çubuklular vardı. Biz geçemedik. Daha sonra beni fark ettiklerinde biz geçtik ama aramızda 40-50 metre mesafe oldu. 

Toz toprak kalktı. Sol taraf boştu. Yani sağ taraftan götüreceklerine soldan götürse vatandaşa daha uzak olurdu diye düşünüyorum.” Şeklinde tuhaf ve tekrardan izaha muhtaç açıklama yapması da herkesi hayrete düşürmüştür.

“Genel Başkanını niye bırakıp kaçıp gittin?” sorusunun cevabı bu mudur?

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin kendisiyle ilgili tespitleri sorulduğunda ise “Bahçeli'ye cevap vermeyeceğim, polemiğe girmeyeceğim” diyebilmiştir. 

Nasıl bir cevap vereceksin ki?
Seni Beypazarı Belediye Başkanlığından alıp, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmış, daha sonra MHP MYK üyesi yapmış MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi bir yıl içinde hançerlemiş birisinin Kemal Kılıçdaroğlu için ne yapmasını bekleyebiliriz ki?

 O Kılıçdaroğlu ki, “Maneviyatsız CHP” diye hakaret ettiğin halde seni önce 2014, sonra da bu seçimlerde aday yaparak belediye başkanı olmanı sağlamıştır. Senin vefan linç ortamında genel başkanın olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu olay yerinde bırakıp kaçmak mıdır?

Bir insan öleceğini bilse bile, genel başkanını böyle bir ortamda bırakıp kaçar mı? Bırakıp kaçmak delikanlılığın kitabında yazar mı?

Gerçi biz Mansur Yavaş’ın korkaklığını, HDP’li Hasip Kaplan’ın "Mansur Yavaş, Seni öyle bir rehabilite ederiz ki feleğin şaşar. Aklın tavana vurur, Edepsiz..!" tehditleri sorulduğunda “HDP’liler rehabilite edilmeli” derken dilim sürçmüş olabilir.” Şeklinde attığı geri adımda bir kez daha görmüştük. Böyle biri kaçmış, sıvışmış onu konuşuyoruz…

Onun huyudur yavaş yavaş kaçar ve sıvışır…
Gün gelecek mahkemelerde köşeye sıkıştığında da “CHP, İP, HDP yükünü kaldıramıyorum” diye CHP’den de nasıl kaçtığına ve sıvıştığına şahit olacağız. Zübük serisi devam ediyor.
  

22 Nisan 2019 Pazartesi

Devlet Bahçeli'den Kılıçdaroğlu açıklaması!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Bahçeli: Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı kabul edilemez

Saldırıya uğrayan Kılıçdaroğlu ile ilgili bir açıklama daha yapan Bahçeli, "HDP ile aynı kareye girenlerin, tedbir almadan şehit cenazesine gitmesi gaflet değilse, gizli gündemdir" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Ankara'nın Çubuk ilçesinde yapılan saldırının ardından siyasi parti liderlerinden de açıklamalar gelmeye devam ediyor.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırının kabul edilemez nitelikte olduğunu belirterek CHP için "HDP ile aynı kareye girenlerin, tedbir almadan şehit cenazesine gitmesi gaflet değilse, gizli gündemdir" açıklamasında bulundu.

Bahçeli'nin açıklamasında öne çıkan satır başları:

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinden hemen sonra düşmesi ve yatışması beklenen siyasi tansiyon bilakis günden güne artış göstermiş, kışkırtılan ve kutuplaşmayla birlikte yaygınlık kazanan gerginlik süreci tehlikeli bir noktaya gelmiştir. 

Gelişmeler esef ve endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İç barış ortamımız ve toplumsal huzurumuz açıktan hedef alınmıştır. Türkiye kontrollü şekilde tırmandırılan, sistematik biçimde genişletilen siyasi anlaşmazlıkların ve sertleşen görüş ayrılıklarının yörüngesine çekilmiştir.

Milli beka, milli kimlik, milli varlık ve kardeşlik için duyduğumuz kaygı verici gelişmelerin tamamı ve öngörülerimiz maalesef gerçekleşme yolunda hız kazanmıştır. Bugünkü ülke tablosunda milletimizin sinir uçlarıyla oynanması şöyle dursun, milli sabır ve tahammül sınırları vahim derecede tahrip edilmiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri üzerindeki sis perdesi, şirazesinden çıkan şaibe iddiaları, devamlı kamçılanan ihtilaflar, devamlı körüklenen husumet ve cepheleşmeler Türkiye’yi bir yol ayrımına kadar getirmiştir.

"CHP'NİN SORUMSUZ POLİTİKALARI GÜVENLİK SORUNUNA DAVETİYE ÇIKARMIŞTIR"


31 Mart seçimlerinden önce HDP ve PKK’yla siyasi emel ve hedef birlikteliği içine girerek tarihi istikametinden sapan, kuruluş ilkelerinden savrulan CHP’nin, doğrudan kargaşa ve kriz anlayışına saplanması, ülkemizin demokratik imajını karalama hevesi tevili olmayan bir akıl tutulması olarak karşımıza çıkmıştır. 

Türkiye’nin suhulete, uhulete ve sükûnete ihtiyacı varken, milli birlik ve kardeşliğimizin kuvvetlenip temel meselelerin ortak akıl ile kavranması gerekiyorken CHP’nin sancılı ve sorumsuz politikalara meyletmesi bir güvenlik sorununa davetiye çıkarmıştır.

31 Mart öncesi yaptığımız uyarıların hemen hepsi ne hazin ve ibretlik bir vakıadır ki, yaşanmaya, birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. CHP’nin sırf daha fazla belediye kazanmak için PKK’ya umut bağlaması, HDP’yle aynı hizaya girmesi milletimizde beklendiği gibi büyük bir tepki ve itiraza neden olmuştur. 

Açıktır ki, kaleme alınan karanlık bir senaryo adım adım icra edilmektedir. Meydana gelen zincirleme olaylar CHP’nin öz eleştiri yapmasını zorunlu hale getirmiştir. İstanbul merkezli derinleşen tahrik kampanyasının, bardağı taşıran sandık yolsuzluklarının, izahı olmayan hak gasplarının, hukuka giydirilmek istenen deli gömleklerinin ülkemizin meflûç hale gelmesi için planlandığı bir vehim değil, bir vakadır.

Türkiye ekonomisine yönelik organize saldırıların, 31 Mart’ı kaosa havale etmek isteyen iç ve dış odakların, bunlara çanak tutan maksatlı ve marazi siyasetçilerin yanan ateşe benzin döktükleri, bunu da pervasızca yaptıkları geldiğimiz bu aşamada barizdir, belgelidir. 

Milliyetçi HareketPartisi Türkiye üzerinde oynanan oyunları dikkatle takip etmektedir. Özellikle partimizi provokasyonlarına alet etmek isteyen ahlaksızlara karşı uyanık ve soğukkanlı vasfımızı da sonuna kadar koruyacağız.

"PARTİMİZİ HEDEF ALAN SALDIRILARIN KOMPLO OLDUĞU KESİNDİR"


Kaynağı ne olursa olsun, nereden gelirse gelsin, hangi bahaneyle yapılırsa yapılsın şiddeti tasvip etmek, şiddete göz yummak akıl ve vicdan ölçülerini inkar etmektir. 

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nde katıldığı şehit cenazesinden hemen sonra maiyetiyle birlikte karşı karşıya kaldığı saldırı ve kötü muameleler kabul edilemez niteliktedir. Milli kültürümüzün, inançlarımızın ve geleneklerimizin tamamen hilafına vasat bulan dünkü manzaraları Milliyetçi Hareket Partisi reddetmektedir.

Hiç kimse olayların gizli faili ve azmettiricisi olarak partimizi ve dava arkadaşlarımızı göstermeye kalkışmamalıdır. Partimizi hedef alan iğrenç iftiraların, sosyal medya aracılığıyla yapılan hayasız saldırıların, ilkesiz medya karalamalarının, ilkel isnatların alçak bir komplo olduğu katidir, kesindir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset ve üslubu kavga ve karışıklığa değil, kardeşlik ve kucaklaşmaya hizmet etmektedir. Sağduyu, sabır, sakinlik ve akıl davamızın harcıdır.

"GÜVENLİK GÜÇLERİNE BİLDİRMEDEN GELMELERİNİN SONUCUDUR"


Berat Kandili gecesi Türkiye-Irak sınırında 4 kahramanımız PKK’lı teröristlerin saldırılarıyla şehit olmuş, 6 kahramanımız da yaralanmıştır. 31 Mart seçimlerine kadar hiçbir eylemi görülmeyen katillerin, bugünkü nazik ve hassas dönemde hunhar saldırılarla tekrar gündem olmaları muhataralı bir tezgâhın tezahürüne işarettir.

Bir yanda YSK’nın İstanbul seçimleriyle ilgili olağanüstü itiraz sürecinin işlediği, diğer yanda 1 Mayıs gösterileriyle ilgili bugünden zorlama ve dayatmaların tedavülde olduğu bir zaman aralığında Çubuk hadisesi gerçekleşmiştir. 

Mehmetçik katilleriyle örtülü ittifak yapanların, HDP’yle aynı kareye girenlerin, YPG’ye terör örgütü demekten acziyet yaşayanların protesto edilmeleri neredeyse kaçınılmaz iken, adeta meydan okur gibi, hiçbir tedbir almadan, güvenlik güçlerini bilgilendirmeden, şehit ailesine bilgi vermeden şehit cenazesine katılmaları eğer gaflet değilse, kesinlikle bir gizli gündemin sonucudur.

Ne üzücüdür ki, şehidimiz Yener Kırıkcı’yı ne anan ne de hatırlayan olmuştur. Aziz vatan evlatlarına Berat Gecesi’nde saldıran hainler ikinci plana düşerken Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırılar ön plana geçmiştir. 

Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nün yüksek duyarlılığı, şehidimizin geride bıraktığı acı ve yası dikkate alınmamış, muhtemel provokasyonlar gözardı edilmiştir. Bize göre bunun izahı yoktur. CHP’nin, HDP ve PKK ittifakı sıcaklığını hala korurken yöre halkının infialini ve galeyana gelme ihtimalini hesaba katmamak hem ufuksuzluk hem de siyasi mağduriyet tesis etme hazırlığıdır.

"GİZLİ KAPAKLI HİÇBİR ŞEY KALMAMALIDIR"


Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırının failleri gözaltına alınmıştır. Her şey hukuk içinde yürütülmektedir. Kuşkusuz menfur saldırı bütün yönleriyle, bütün unsurlarıyla incelenmeli, adli ve idari soruşturma ve kovuşturma süreçleri derinleştirilerek temin ve takviye edilmelidir. Gizli kapaklı hiçbir şey kalmamalıdır. Provokasyon varsa, oyun varsa, tuzak varsa, organize bir tertip ve tezgah kurulmuşsa mutlaka deşifre edilip sonuçlar milletimizle paylaşılmalıdır.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın olay mahallinden Genel Başkanı’nı bırakıp kaçması titizlikle araştırılmalı, olayların içinde parmağının olup olmadığı analiz edilmelidir.

Siyasette farklı ittifak modellerinin konuşulup yeni hükümet sistemine siyasi sicilleri karanlık ve şaibeli isimlerden sosyal medya vasıtasıyla itirazların dillendirilmesi önümüzde ağır bir gündemin varlığına işarettir. 

Puslu ortamları siyasi çıkarları için devşirmeye kalkışan müflis siyaset eskilerinin; hem Cumhur İttifakı’na hem de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne kurnaz akınları Türkiye’nin uçuruma çekilme amacının en bariz delilidir. Türk milleti Cumhur İttifakı’na ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, inanıyorum ki, adanmışlıkla, inanmışlıkla sahip çıkacaktır. Mazileri yıkım ve çözülme olanların yeniden başlarını kaldırmaları beyhude bir çırpınmadır.

"TÜRK MİLLERİNİN CHP İLE PKK'NIN KURDUĞU TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİNE İNANIYORUM


Gazi Meclisimizin 99’uncu kuruluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, İlk Meclis’in aziz anıları, muhterem emanetleri, Milli Mücadele’nin eşsiz hatıraları milli vicdanda mahfuz tutulup, milli birlik ve kardeşliğimizin daha da güçlenmesine katkı verecektir. Beklentimiz budur, mücadelemiz buna yöneliktir. 

Bu vesileyle bütün çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten tebrik ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bize emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İlk Meclis’in tüm mebuslarını, kurucu kahramanları ve vatanımızın bekası için canlarını seve seve veren muhterem şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Vatan ve millet uğruna evlatlarını şehit veren, bu yolda gazi olan, yıllarını bu mücadeleye adayan bütün kardeşlerimden, ailelerinden, arkadaşlarından ve vatandaşlarımdan metanetlerini korumalarını temenni ediyorum. Türk milletinin, CHP ile PKK’nın kurduğu tuzağa düşmeyeceğine, birliğini ve beraberliğini bozmayacağına yürekten inanıyorum.


Partimiz ve kadrolarımız, milletimiz üzerindeki oyunu okumuş, görmüş ve bozmak için bir kez daha harekete geçmiştir. Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi karanlık şirret oyunun içinde asla yer almayacaktır. 

Aziz milletimizi de bu oyuna düşmemesi konusunda uyarmaya sonuna kadar devam edecektir. Kirli oyundaki aktörlerin partimize yönelik saldırıları ve yükselen öfkeleri ters tepecek, nihai olarak sağduyu kazanacak, Türk milleti emin adımlarla 2023 Lider Ülke Türkiye hedefine ulaşacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda yeminlidir, hiçbir tahrike prim vermeyecek, doğru bildiklerini haykırmaktan da vazgeçmeyecektir.








10 Mart 2019 Pazar

31 Mart Yerel Seçimlerine Giderken Partilerden Haber Var

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

DSP'li adaydan Süleyman Soylu'ya çağrı: Bu işe el atın!

DSP'nin Ankara Adayı Haydar Yılmaz, CHP'nin kendilerine saldırmaya başladığını söyleyerek, 'kimlerin yaptığını biliyorum, Sayın Süleyman Soylu'ya seslenmek istiyorum, bunun tedbirinin Sayın Bakanımızın emriyle alınacağına inanıyorum' dedi.
CHP'den birçok önemli ismin DSP'ye geçmesiyle birlikte iki parti arasında tansiyon yükseldi. Özellikle CHP'nin daha da hırçınlaşmasıyla aradaki gerginlik fiziksel saldırılara dönüşüyor.

"PANKARTLARIMIZI YIRTIYORLAR, SEÇİM OTOBÜSÜMÜZE SALDIRIYORLAR"

NTV canlı yayınında Funda Görey'in sorularını yanıtlayan DSP'nin Ankara Adayı Haydar Yılmaz CHP'nin kendilerine yönelik saldırılarının arttığını ifade ederek "her taraftaki pankartlarımızı kesiyorlar. Dün gece de seçim otobüsümüze saldırdılar. Yakalandı bu çocuklar. Dördü de Çankaya Belediyesi'nde çalışan işçi. Bu çocukları tanıyorum, böyle bir şey yapacak insan değiller. Bunları yaptıran kim?

"SAYIN SÜLEYMAN SOYLU'YA SESLENİYORUM"

Bundan sonra afiş yırtmayı, otobüse saldırmayı kabul etmiyoruz, ben buradan İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu'ya da seslenmek istiyorum. Çünkü 3-5 gün oldu biz sahaya çıkalı, bir tedirginlik başladı bunlarda ve hem pankart yırtmalar hem otobüse saldırmalar başladı. Bunun tedbirinin Sayın Bakanımızın emriyle alınacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.




CHP'li adaydan büyük skandal!

CHP Balıkesir Edremit Belediye Başkan Adayı Selman Hasan Arslan ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin çok büyük bir skandala imza attı.
Her defasında terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP ile yaptıkları kirli ittifakı inkar eden CHP, bu kez fena yakalandı. CHP Balıkesir Edremit Belediye Başkan Adayı Selman Hasan Arslan ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin çok büyük bir skandala imza attı.

SELADAN RAHATSIZ OLDU

Cuma günü yaptıkları miting esnasında Cuma selası okunmasıyla konuşmasını sonlandıran Ensar Aytekin, mikrofonu açık unuttu. Seladan rahatsız olan partili imama ağza alınmayacak laflar etti. Bir süre sonra mikrofonun açık olduğunu fark eden bir partili kapatmayı denese de başarılı olamadı.

"BİZİM OY KÜRDİSTAN'A"

Bir diğer skandalın sahibi ise, Selman Hasan Arslan... CHP'li aday, yanına gelen bir iş adamıyla sohbet etmeye başladı. Skandal diyalogda ele alınanlar ise 'Kürdistan'dı. Sözde iş adamı, "Bizim oy Kürdistan'a" ifadesini kullandı. Selman Hasan Arslan ise, "Bize verecek demektir." diyerek HDPKK ile yaptıkları ittifakı bir kez daha kanıtladı..




Erdoğan'dan Akşener'e sert sözler: Kaçacak yeri yok, hesaplaşacağız...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Elazığ mitinginde halka hitap etti. Erdoğan, Denizli'deki sözleri sebebiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e sert tepki göstererek, ''Hanımefendinin kaçacak deliği de yok. Çünkü o milletvekili de değil. İftiraları nedeniyle onunla hemen hesaplaşacağız. Hesabı ağır olacak. Şaka bahanesiyle önlerine çıkan herkese terörist damgası vurmaya devam edecekler'' dedi.
Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;
31 Mart'ta iftiracı müptezellere ahlak dersi, edep dersi vermeye hazırlanan bir Elazığ var. Dörtlü yalan çetesine dürüstlük dersi vermeye can atan Gakkoşlar var. 31 Mart'ta Kandil'in mızıkacılarına sandıkta milli şamarı indirmeyi iple çeken bir El Aziz var. Bu meydanda yalan yok. Bu meydanda zillet yok, sadece beka var. Bu meydanda, bölücüleri demir yumruk olup ezen yiğitler var.

''CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR''

Dün malum dünya kadınlar günüydü. Ama bizim için dünya kadınlar günü bunların, batının bir anlayışıdır. Bizim için kadınlar günü her gündür. Niye? Ana her gün var mı? Var. Ana yoksa insan yok. Ana varsa insan var. Sevgililer sevgilisi Peygamberimiz ne buyuruyor? "Cennet annelerin ayakları altındadır" diyor.

''AÇIK SÖYLÜYORUM ONLAR BU MİLLETE İHANET İÇİNDEDİR''

Siyaset özünde bir yarıştır, rekabettir. İnsanları ortak idealler etrafında bir araya getirme sanatıdır. Siyaset kutuplaştırmak için değil gönülleri buluşturmak için yapılır. Her kim siyaseti insanımızı birbirimizi kırdırmanın aracı haline getiriyorsa; PKK'nın desteklediği HDP gibi. Açık söylüyorum onlar bu millete ihanet içindedir.

''BU MİLLET YALANCIYA DERSİ VERİR''

Her kim miting meydanlarını iftira kürsüsüne çeviriyorsa, o sadece kendi itibarını değil siyasetin itibarını da yok ediyor demektir. Geçmişte Türkiye bu tarz çok siyasetçi görmüştür. Bu millet siyaseti kirleten, lekeleyen bir çok kifayetsiz görmüştür. Bu ülke CHP'nin milletvekili pazarlığı yaptığı Güneş Motel rezaletini, parti değiştiren fırıldaklarını görmüş, yaşamıştır. Günlük hayatta yalancının mumu yatsıya kadar yanar, siyasette ise en fazla seçime kadar yanar. Seçim sandığı önüne gelince bu millet yalancıya dersi verir.
Darbecilere direneni de, tankların arasından sıvışanları da gördük; Bay Kemal gibi. Biliyorsunuz o gece 15 Temmuz 23.15'te beyefendi Atatürk Havalimanı'na geliyor İstanbul'da. Tanklar orada, millet orada. Ve o tankların arasından FETÖ'cülerin müsaadesiyle çıkıyor gidiyor, Bakırköy Belediyesi'ne. Kim bu adam? Darbecilerin karşısına tankların önüne ben çıkarım diyen Bay Kemal; yalancı, yalancı.

''14 KEZ SANDIĞA GÖMDÜK''

İşte bana da attığı iftiraları biliyorsunuz. Ve açtım davaları baya kazanıyorum. Şimdi en son Man Adası diye bir şey tutturdu. Çıkardı grubunda kağıtları salladı. Oradan da bir 2.5 milyon kazandık. Şimdi itirazlarını yapıyor. Ve 2.5 milyonu aldığımda onu Mehmetçik Vakfı'na hibe edeceğim. Hiç olmazsa Kılıçdaroğlu'nun da bir hayrı olur.
3-5 oy için terör örgütlerine taşeron yapanları da gördük. Yasaklar sürsün diye AYM kapılarında nöbet tutanları da gördük. Bu tiplerin hepsini son 17 senede, 14 kez sandığa gömdük. Ne dediler? Muhtar bile olamaz. Bize ömür biçenleri de Allah'ın lütfuyla hezimete uğrattık.

''DAĞDAN EMİR GELİYOR HEMEN ERTESİ GÜN...''

Biliyorsunuz biz CHP'nin başındaki zatın yalanlarıyla uğraşıyoruz. Akşam başka, sabah başka yalanlarıyla uğraşmaktan bıktık. Atalarımız ne diyor? Üzüm üzüme baka baka kararır diyor. Bay Kemal'in yalan furyasına son günlerde ittifak ortakları da katıldı. Hanımefendi de katıldı, bir diğeri de katıldı. HDP'li eş başkanlar bir taraftan, hanımefendi bir taraftan sürekli iftira. Dağdan emir geliyor, hemen ertesi gün Kandil'in mızıkacıları bize saldırıyorlar.

''ŞAKADAN DA OLSA TERÖRİST DENMEZ''

Denizli'de ortak miting düzenliyorlar. Millete yaptıklarını, yapacaklarını anlatmak yerine bize ve halkımıza bühtan ediyorlar. ''Cumhurbaşkanı'nın teröristler dediği Denizlililer'' diyor. Anlaşılan bu mızıkacılar 21 gün boyunca gittikleri her şehri, vatandaşımızı teröristler diye selamlayacaklar. Şaka bahanesiyle önlerine çıkan herkese terörist damgası vurmaya devam edecekler. İnşallah Elazığ'a gelirler mi bilmiyorum. Geldiklerinde aynı hataya burada da düşmezler. Denizli'deki Aydın'daki rezaleti inşallah tekrarlamaz. Yiğitler otağı Elazığ'da inşallah sizleri teröristler diye selamlamazlar. Tıpkı Denizlili, Aydınlı kardeşlerim gibi Gakkoşlar da hassastır. Şakalaşacak, gülecek eğlenecek diye terörist yaftasına benim Gakkoşlarım tahammül etmez. Şakadan da olsa terörist denmez.

''ONUNLA HEMEN HESAPLAŞACAĞIZ''



Bunun adı şaka değil, komiklik değil, olsa olsa hadsizliktir, edepsizliktir. İftiralarla, bühtanla mahkemeye verdim. Oradan da hesaplaşacağız. Fakat hanımefendinin kaçacak deliği de yok. O milletvekili de değil. Onunla hemen hesaplaşacağız. Onun hesabı ağır olacak. 31 Mart günü millet bunlara şaka nasıl olurmuş sandıkta gösterecek.
Hatay'da saldırıyor. Ne diyor? Oy yoksa hizmet yok. Kim diyor? CHP'li belediye başkanı. Böyle bir belediye başkanından hanımefendi niye bahsetmiyorsun? Böyle siyaset olur mu?

''BEĞENDİN Mİ HANIMEFENDİ? BAK KÜRDİSTAN DİYOR''

Şimdi hanımefendi nasıl beğendin mi? Bak Kürdistan diyor. Onunla omuz omuza yürüyorsun hanımefendi. Sen Erdoğan'ın ağzından kalkıp da halkına terörist ifadesini kullandığını asla ispat edemezsin. Bunun bedelini ödeyeceksin. Senin ortağın ödüyor işte, sen de ödeyeceksin. HDP ödüyor ödüyor zaten bitmiyor. Birileri cezaevinde süre dolduruyor, FETÖ'cüler dolduruyor, aynı yolda sen de düşebilirsin.
Niye? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na iftira atamazsın. Yalan söyleyemezsin. Türkiye yol geçen hanı değildir. Bir hukuk devletidir. Ne diyor? Biz arkamızı YPG'ye PKK'ya dayadık. Ben de buradan sesleniyorum, biz de arkamızı Gakkoşlara dayadık.

''BU ÇAPSIZLAR HANGİ İFTİRAYI ATARSA ATSIN...''

Bay Kemal'in söyleyecek hiçbir şeyi yok, diğerlerinin de yok. Bunlara tavır almak yerine her defasında hakaret, hakaret, hakaret. Benim CHP'ye, sözde İyi Parti'ye, Saadet'e gönül vermiş kardeşlerime bu gerçekleri hiç anlatamıyorlar. Kandil'e laf edemiyorlar, Pensilvanya'ya tek kelime söylemiyorlar, YPG'ye tek bir eleştiri getiremiyorlar. Bu çapsızlar hangi iftirayı atarsa atsın bizim tek bir gündemimiz var, bizim derdimiz millet, hedefimiz hizmet.

'' 'MARDİN'İN HIZLI TRENE İHTİYACI MI VARMIŞ...' DİYOR''


Bu Kürdistan'dan bahseden terbiyesiz var ya ne diyor biliyor musunuz? Buraya geldi cumhurbaşkanı, buraya hızlı tren gelecekmiş diyor. Mardin'in hızlı trene ihtiyacı mı varmış diyor... Benim milletim bu adamlara niçin oy veriyor diye şaşırıyorum. Biz hizmet götürüyoruz. Hızlı tren, benim Kürt kardeşime çok mu ya? Niçin hızlı trene binmesin?


3 Mart 2019 Pazar

Haftanın Önemli Siyasi Gündem Haberleri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP'nin asli görevi bölücülerearacılık yapmaya dönüşmüştür.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şu anki yönetim altında CHP'nin asli görevi, maalesef bölücülere aracılık yapmak, koltuk değnekliği yapmak haline dönüşmüştür." dedi.



MHP Genel Başkanı Bahçeli: HDP ile ittifak kuranlar 31Mart'ta milli şamarı yiyecekler.



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ankara tam bağımsızlıktır. HDP ile ittifak kurup, PKK'nın tutsağı yapmaya heveslenenler 31 Mart'ta milli şamarı yiyeceklerdir." dedi.


Devlet Bahçeli'den 'yeni parti' açıklaması!


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sosyal medya hesabı üzerinden dikkat çeken açıklamalar yaptı. 

Bahçeli açıklamasında "Açık açık şimdiden diyorum ki, 31 Mart 2019’da sonuç ne olursa olsun harcı Yenikapı’da karılan, hedefleri 16 Nisan Halkoylamasıyla kategorik bir hal alan, milletimizin ruh kökünden doğan Cumhur İttifakı mutlaka yaşayacak, yeni hükümet sistemine sonuna kadar sahip çıkacaktır" ifadelerini kullandı.



CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Biz bir arada huzur içindeyaşamak istiyoruz.



CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bize ne derlerse desinler, bizim için önemli olan bayrağımız, vatanımız, milletimiz. Biz bir arada huzur içinde yaşamak istiyoruz." dedi.


CHP'de kriz büyüyor!

CHP belediye başkanlığı ya da meclis üyeliğine aday gösterilen akrabalar nedeniyle kriz yaşıyor. 

Sosyal medyadaki bazı kullanıcılar yaklaşık 1000 akraba ismi yayınladı.

CHP PM tarafından Buca Belediye Başkan adayı olarak açıklanan ancak ilçe seçim kuruluna verilen listede ismi Erhan Kılınç ile değiştirilen Suat Nezir, "Onuru olan hiç kimseye yakışmayacak şekilde başka bir kapıdan adaylığımın düşürüldüğü bir başka listenin YSK’ye gönderilmesini unutmam, bana bunu yaşatanları affetmem mümkün değildir" dedi.

Aday belirleme sürecinden önce ardı ardına gelen istifalarla boğuşan ana muhalefet partisi CHP, bu kez de “hısım-akraba, eş-dost” depremiyle sarsıldı. Yaklaşık 1.3 milyon kayıtlı üyesi olan CHP’nin belediye başkan adayları ve meclis listelerini azınlık bir grup parti yöneticisinin yakınları oluşturdu. Bine yakın ismin parti yöneticileriyle bağlantılı olduğu iddia edilirken, onlardan bazıları şöyle:



Erdoğan'ın "Kuzey Kürdistan'a Defol Git" SözlerineHDP'den Yanıt: Kovmaya Haddiniz Yok.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kuzey Irak'ta Kürdistan var. Defol oraya git" sözlerine yanıt veren HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, "Bu ülkenin vatandaşlarını bu kovmaya hakkınız da haddiniz de yok" dedi


Binali Yıldırım'dan bir müjde daha: Ücretsiz olacak!


AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, "İstanbul kartı olan ve İstanbul kartı kullanan, yaz kış adada oturanlara deniz ulaşımı bedava olacak. Hayırlı uğurlu olsun." dedi.


MHP’den ‘sağlam duruş’ açıklaması


MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Sayın Devlet Bahçeli, hem Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlerden sonra yaşayacağını hem de yeni hükümet sistemine sonuna kadar sahip çıkılacağını belirtmiştir. MHP’nin sağlam, istikrarlı ve tutarlı duruşu, Cumhur İttifakı’nın kaçınılmaz başarısını engelleyemeyen çevreleri bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştır.” ifadelerini kullandı.


KÖŞE YAZARLARI


Mustafa Önder

Bu iş pazara kadar değilse…

Bir yola çıkılmış…
İki Genel Başkan da Ankara’dan mesaj verip dururken…
“Cumhur İttifakı”nın “pazara kadar değil, mezara kadar” olduğunu vurgularken…
AKP’nin bazı yetkilileri “gereksiz” ve “yersiz açıklamalar”la kafa karıştırıyor…
Hâlâ bu ittifakın AKP ile ayakta kalabileceği sarhoşluğunda…
Anlata anlata dilimizde tüy bitti…
Anladık, AKP ve MHP iki ayrı partidir ve ayrı programları vardır…
Ama “Cumhur İttifakı”nda ortak noktalar bulunmuş, ortak hedefler tayin edilmiştir…
İl ve ilçeler paylaşılmış, “tepe”de ortak miting tarihleri belirlenmiş, salonlarda ortak aday tanıtım toplantıları yapılmıştır…
İki partinin de proje ve vaatleri vardır…
Dikkat çekicidir ki; “geçmişin bütün olumsuzluklarına rağmen”, MHP yetkilileri, AKP ve proje ve vaatleri aleyhine tek kelime etmemeye özen göstermektedir…
Lakin hâlâ 16 yıllık iktidar sarhoşluğunu atamayan AKP yetkili ve bakanları, MHP’nin dile getirdiği proje ve vaatleri üzerine olumsuz tavır sergilemeye devam ediyor…


Orhan Karataş

Özel şahsiyet, suratına geleni nisan yağmuru zannediyor.


Siyaset demokrasinin olmazsa olmazı, ülkeyi yönetmenin tek ve değişmez yoludur. 

Dolayısı ile siyaset yapanlar demokrasiye içtenlikle bağlı, ülkeyi yönetebilecek kadar birikimli olmalı. Bunların yanında cesaret, fedakârlık, seviye, ahlak ve erdem de mutlaka gereklidir.

YAŞI BÜYÜK ÇAPI KÜÇÜK

Türkiye’nin kağıt üzerinde en eski, en yaşlı, en birikimli partisi CHP görünür, ancak bu temel özellikler bakımından en fakir, en yetersiz, en çapsız olanıdır. Bu partinin son dönemlerdeki siyaset yapma şekli karalama, yalan, kumpas, iftira ve ihanetle sınırlıdır. 

Özellikle MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ülke ve millet menfaatlerini esas alan, çözüm ve çare üreten, ön alan, gündem belirleyen ve milletten büyük teveccüh gören siyasetini bir türlü sindiremiyor ve kelimenin tam anlamıyla çılgınlık gösteriyorlar. 

Bu hazin durum ne yazık ki, CHP’nin geneline sirayet etmiştir. Eline her mikrofonu alan hiçbir akıl, bilgi ve irfan ölçüsüne uymadan, “boş gevezelik” yarışına girmektedir. 

Konuşmalar yalanın, ciddiyetsizliğin, erdemsizliğin, küstahlığın ve iftiranın zirvesine ulaşmakta ve zaten yerlerde olan seviyeyi, çukurlaştırmaktadır. 

Bu haliyle üretilen siyaset, küfür ve hakaret ölçülerini aşamadığı gibi, bu rezil durumun müsebbipleri de adamlık vasıflarını dahi tartışmalı hale getiriyorlar. Gevşek ağızlar belki gündem oluyor, ama hiçbir zaman ciddiye alınmıyor.


Orhan Karataş
Eposta: orhankaratas@turkgun.com

HDP’ye susuyor MHP’ye saldırıyor


Koltuk bekası arayanları, biz daha önce FETÖ yargısına dayanarak tarlalarda kurultay toplamaya çalışırken görmüştük.

HDP sözcülerinin ihanet açıklamalarına sessiz kalıp, MHP’ye saldırmak nereden gelip nereye gittiğinizin ispatıdır.

Seçim tarihi yaklaştıkça zilletteki telaş, büyük bir paniğe dönüştü. Ne yaptıklarını, ne dediklerini kendileri de bilmiyorlar.

PKK’nın siyasi temsilcilerini belediyelere taşımayı bu millete kabul ettirmek ve karşı karşıya kaldığımız beka sorununu daha da büyütmek gibi bir rezillik yetmiyormuş gibi, yaptıkları açıklamalarla da pişkinliğin zirvelerinde dolaşıyorlar.



google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html