BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Millet İttifakı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Millet İttifakı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

4 Ocak 2019 Cuma

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den kritik 'mesaj'

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti teşkilatına seçim genelgesi gönderdi. Genelgede Bahçeli, "Cumhur ittifakı'nın siyasi birlikten ziyade ülke, millet, güvenlik ve tarihi çıkarlarımız gözeten bir bir beka beraberliği olduğu unutulmamalı. Cumhur İttifakı Bu ittifak sıradan bir birliktelik, çıkar merkezli bir oluşum, siyasi dürtülere teslim olmuş bir yapı, küçük hesaplara tamah ve tevessül eden kaygan ve kaypak bir ortaklık değildir." ifadelerine yer verildi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti teşkilatına seçim genelgesi gönderdi. Genelgede Bahçeli, "Cumhur ittifakının siyasi birlikten ziyade ülke, millet, güvenlik ve tarihi çıkarlarımız gözeten bir bir beka beraberliği olduğu unutulmamalı." ifadelerine yer verildi.
İşte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin parti teşkilatına gönderdiği genelgenin tam metni;
"Aziz Dava Arkadaşlarım,
Tarihin gelişmelerin yaşandığı, sistemsel yenilenmenin sağlandığı, stratejik silkinmenin başarıldığı, milli talihin müspet yönde değişmeye başladığı 2018 yılı tamamlanmış, yepyeni bir yıla geçilmiştir.
Elbette geride kalan yıl içinde pek çok sorun da varlığını hissettirmiştir.
Ekonomik saldırılar, kur operasyonları, terör saldırıları, iç ve dış komplolar, mütecavir ülke ve bölgelerdeki kaos ortamı 2018'e adeta damgasını vurmuştur.
Bununla birlikte milli bekamız üzerindeki tehditlerin cesamet ve cüretinde herhangi bir azalma görülmemiş, bilakis mütecaviz ve mütehakkim senaryoların ağırlığında bir yoğunlaşma, bir yaygınlaşma gözlemlenmiştir.
Türk milletiyle kimin hesabı varsa, kimlerin intikam duyguları kaparmışsa kirli odakların yanında soluğu almıştır.
Hıyanet yine fazla mesai yapmıştır.
Türk ve Türkiye düşmanlığı yine boş durmamıştır.
İstiklalimizin aydınlığını ihanetin karanlığıyla boğmak isteyen meşum ve melun çevreler devamlı faal halde bulunmuşlardır.
Ancak dirilen milli dayanışma ruhu bütün kumpasları boşa çıkarmıştır.
Türkiye yeni bir hükümet sistemine Cumhur İttifakı'nın milli ahlakıyla, meşru adımlarıyla, müftehir çalışmalarıyla kavuşmuştur.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk milletinin eşsiz karar ve kutlu iradesi olarak tecelli etmiştir.
Bu yeni hükümet sisteminin harcını 7 Ağustos Yenikapı ruhu karmıştır.
Bu yeni hükümet sisteminin muhtevasını 16 Nisan Halkoylaması kaydetmiştir.
Bu yeni sistemin müstakbelini 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri tayin ve tespit etmiştir.
Türkiye büyük bir dönüşümü başarmıştır.
Bu itibarla 2018 yılı milli hafızalardan asla çıkmayacaktır.
Cumhur İttifakı, Türkiye'yi gelecek bin yıllara taşıma hedefiyle temellenmiş, bekamızı muhafaza ve müdafaa azmiyle ahlaki ve hukuki varlığını temin ve tescil ettirmiştir.
Bu ittifak sıradan bir birliktelik, çıkar merkezli bir oluşum, siyasi dürtülere teslim olmuş bir yapı, küçük hesaplara tamah ve tevessül eden kaygan ve kaypak bir ortaklık değildir.
Özünde vatan sevgisi, Türk milletine mensubiyet şuuru bulunmaktadır.
Cumhurun haysiyeti, Cumhuriyet'in hedefleri, milli ülkülerin hasret ve hevesleri Cumhur İttifakı'nın dokusuna ve doğasına tam manasıyla nüfuz etmiştir.
Yolu zilletle kesişenler, yönü hezimete çevrilenler pek tabiidir ki Cumhur İttifakı'nı anlayamayacaklar, anlasalar bile itiraf ve ifade edemeyeceklerdir.
24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde Türkiye'nin haklı umudu, havi ufku olarak sivrilen Cumhur İttifakı'nın 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerinden yüz akıyla çıkması en öncelikli arzumuzdur.
8-9 Şubat 2019 tarihinde 50.yılını kutlayacak olan Milliyetçi Hareket Partisi 31 Mart 2019'da Türk milletinin yeni bir demokrasi zaferine imza atacağına, yeni hükümet sistemini tam bir güvence altına alacağına yürekten inanmakta, buna ümit bağlamaktadır.
Bu seferki Mahalli İdareler Seçimleri, bugüne kadar yapılmış olanlardan her bakımdan farklıdır, kaldı ki derin anlamları ihata ve ihtiva etmektedir.
Parti olarak 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine kaç belediye kazanırız, kaçını kaybederiz zaviyesinden bakmadığımız bellidir, bilinmektedir.
Siyasi çetele tutmadığımız her türlü izahtan varestedir.
Özellikle ve önemle söylemek isterim ki, 31 Mart 2019'da milli bekamızın sağlam ve sarsılmaz demokratik esaslara bağlanmasını, Türkiye'nin önünü kesebilecek sinsi kurgu ve kuşatmaların berhava edilmesini amaçlıyoruz.
Daha da önemlisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bir yol kazasına uğrayıp, bir badireye muhatap kalıp meşruiyetinin tartışmaya açılma riskinin milli irade vasıtasıyla bertarafını arıyor ve arzuluyoruz.
Çünkü zillet ittifakına kan ve can veren siyasi partilerin 31 Mart'ı yeni hükümet sistemiyle hesaplaşmak için bir vesile, bu kapsamda Türkiye'nin sistem ve rejim krizine düşmesi için bir vetire olarak değerlendirdiği çok açıktır.
Böylesi bir durumun, yani zillet ittifakını şımartacak ve şuursuzca harekete geçirecek bir siyasi neticenin Türkiye'nin iflas ve izmihlali demek olduğunu şimdiden bilmek ve görmek lazımdır.
31 Mart 2019'da Cumhur İttifakı'nın başarısı Türkiye Cumhuriyeti'nin 100.yıldönümünün müstahkem müjdesi, gelecekteki milli huzur ve yükselişin muvaffakiyet ve muharrik gücü olacaktır.
Ümidimiz budur, inancımız budur, irade ve isteğimiz buna yöneliktir.
Cumhur İttifakı'nın surlarında gedik açmaya kim yelteniyorsa, bu ittifakın varlığı kim ya da kimlerin keyfini kaçırıyorsa onlar milli birlik ve kenetlenmenin muarızı; büyüyen, gelişen, kronik açmazlarından ve prangalarından kurtulan Türkiye'nin muhasımıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayış ve kavrayışla 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine hazırlanmaktadır.
Mutlu millet ve kutlu hizmet gayesinin vatanın her yöresinde yeşerip yükselmesi, milli bekanın ve yeni hükümet sisteminin kökleşip hiçbir iç ve dış tazyikle hasar görmemesi emelimizdir, siyasi mücadelemizin mihenk taşıdır.
Ortadoğu'nun kaynadığı, küresel ve bölgesel senaryoların her gün revize edildiği, emperyalist gerilimin tırmandığı, haritalarla oynanıp sınır aşan göçlerin ve terörle öç almaların tetiklendiği bir dönemde, Türkiye muhakkak surette milli huzur ve sistemsel istikrara ulaşmalıdır.
Suriye'deki iç savaş ortamının mecburen uzayıp genişlemesi, buradaki kaosun sınırlarımızdan içeri girememesi sonucunda nispeten durulma ve durgunluk evresine geçmesi Türkiye'nin temkin, tedbir ve direnişiyle mümkün olmuştur.
Türk milleti sınırlarının hemen dibinde kurulan zalim tuzağı zamanlama yanlışına düşmeden fark etmiş, öngörüyle göğüslemiş, milli bekanın gücüyle püskürtmeyi bilmiştir.
Beşeriyetin bunalım kapanına sıkıştığı, bölgesel ve küresel hercümercin taban tuttuğu, siyasi ve ekonomik sorunların içinden çıkılmaz aşamalara geldiği bir dönemde Türkiye'nin iç bütünlüğünü koruyarak geliştirmesi, milli ve tarihi uzlaşmayla tek yürek olması hem nimet öte yandan mihnetleri def edecek mukavemettir.
Cumhur İttifakı bu mukavemetin tezahürü, tahkim edilmiş mecmudur.
Milliyetçi Hareket Partisi 4 Mayıs 2018 tarihinde imza altına alınan Cumhur İttifakı Protokolüne sadık ve bağlıdır.
31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerinde 30 büyükşehir belediyesi ile bunların ilçe belediyelerinde Cumhur İttifakı'nın aday ve iradesi mührünü vuracak, diğer 51 il ve ilçe belediyelerde ise ittifakın paydaşı olan partiler demokratik yarış halinde olacaklardır.
Bilindiği üzere, 2972 Sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 8.maddesinin birinci fıkrasına göre; "Mahalli İdareler Seçimlerinin beş yıl da bir yapılacağı, her seçim döneminin ise beşinci yılındaki 1 Ocak günü seçimin başlangıç tarihi olacağı" ifade edilmiştir.
Gerek mezkûr kanun, gerekse de Yüksek Seçim Kurulu'nun yaptığı açıklama mucibince de 1 Ocak 2019 tarihi itibarıyla seçim süreci başlamıştır.
1 Kasım 2018'de ise Yüksek Seçim Kurulu'nun Mahalli İdareler Seçimleriyle ilgili takvim ve kararının açıklanması üzerine parti teşkilatlarımıza 9 maddeden müteşekkil bir Genelge gönderilmişti.
Bu Genelgemizin 6.maddesinde, partimizin Mahalli İdareler Seçimlerine adıyla, amblemiyle ve ülkemizin her seçim çevresinde tek başına katılacağı belirtilmiş ve talimatlandırılmıştı.
Ancak Cumhur İttifakı'nın 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri için 30 büyükşehir belediyesi ve bunların alt belediyelerinde seçime girmek gayesiyle mutabakata varması söz konusu Genelgemizin yeniden düzenlenip tashihini gerekli kılmıştır.
Bu kapsamda bütün teşkilatlarımız aşağıda belirtilen işbu Genelge hükümlerine aynen refakat ve riayet edeceklerdir.
1- Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi 30 büyükşehir belediyesi ile büyükşehir ilçe belediyelerinde Cumhur İttifakı'nın yapısına muvafık şekilde uzlaşmışlardır.
51 il belediyesi ile bunların ilçe belediyelerinde her parti kendi adayıyla seçime katılacaktır.
Cumhur İttifakı doğrultusunda aday çıkarılmayan her seçim bölgesinde Milliyetçi Hareket Partisi'nin belediye meclis üyesi aday listesi hazırlanacak ve seçime girecektir.
Konuyla ilgili gerekli hazırlık ve çalışmalar seri ve süratli şekilde yapılacaktır.
2- Cumhur İttifakı'nın mehabetini ve meşruiyetini gölgeleyecek açıklama, değerlendirme, yorum, yayın ve beyanatlardan kesinkes uzak durulacaktır.
Cumhur İttifakı'nın siyasi birlikten ziyade ülke, millet, güvenlik ve tarihi çıkarlarımızı gözeten bir beka beraberliği olduğu unutulmayacaktır.
Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı lazım gelen takibatı yapacak, gerekli tedbirleri gecikmeksizin alacaktır.
3- Cumhur İttifakı adaylarının seçime katıldığı her seçim bölgesinde Adalet ve Kalkınma Partisi'yle eşgüdüm halinde ilişki ve irtibatlar kurulacak, siyasi ilkelerimiz dâhilinde ortak çalışmalar icra ve ifa edilecektir.
4- 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerinin kampanya döneminde her türlü fitne-fesat akımına derhal karşı koyulacak, bilhassa sosyal medya vasıtasıyla tezvirat yaymaya, akıl bulandırmaya, karamsarlık aşılamaya çalışan hiç kimseye ne değer verilecek ne de itibar edilecektir.
Partimizi karalamaya, siyasi tutumunu sulandırmaya, adaylarımızı yıpratmaya kasten teşebbüs edenler hakkında adli ve hukuki müracaatlar hızlı şekilde gerçekleştirilecektir.
Bunun temininden de Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı sorumlu olacaktır.
5- Hem partimizin hem de Cumhur İttifakı'nın başarısı için canla, başla, heyecanla çalışılacak, birlik ve beraberlik ruhu sahaya aynen yansıtılacaktır.
31 Mart 2019'da, partimizi temsilen demokratik yarışa katılacak 51 il ve ilçe belediye başkan adayımız başta olmak üzere, belediye meclis adaylarımız, il genel meclis adaylarımız Cumhur İttifakı'nın saygınlığını zedeleyecek her türlü söz ve davranıştan kaçınacaklardır.
6- 1 Kasım 2018 tarihli Genelgemizin 6.maddesi dışındaki tüm maddeleri aynen geçerliliğini muhafaza edecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhur İttifakı'nın değerli adaylarına ve partimizi temsilen seçime katılacak aziz dava arkadaşlarıma üstün başarılar diliyor, Cenab-ı Allah bizleri mahcup etmesin diyorum.
Yolununuz, bahtınız ve alınınız açık olsun.
Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun."

23 Nisan 2018 Pazartesi

İttifak kuramadılar ama kumpas kurdular

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Cumhur ittifakı karşısında çaresiz kalan ve kelimenin tam anlamıyla krize girip çıldıran CHP'nin başını çektiği Curcuna ittifakı, yüksek ihtimalle Okyanus ötesinden gelen bir talimatla akıllara durgunluk verecek bir formüle yöneldi.İttifaka karşı çıktılar, ama kendileri hülle yapıp millet iradesine açık şekilde kumpas kurdular. CHP'den 15 milletvekili istifa edip İp'e tutundu. Bunun arkasının nasıl geleceği aşağı yukarı bellidir.

KİNCİ CHP

         CHP'nin daha en başından itibaren bu İp'cilere niye bu kadar ilgi gösterdiği, desteklediği, her imkanını seferber ettiği, şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Bütün dertleri, aldıkları talimatın gereği olarak MHP'yi yok etmek, bu olmuyorsa yormak ve etkisizleştirmekti.

 Çok uğraştılar, her yolu denediler ama sonuç alamadılar. Sonra parti kurmaya yöneldiler. 

Şu tuhaflığa bakınız ki, İp'in kurulmasına da, en çok sevinen, destekleyen, savunan ve şimdi de hülle yoluyla milletvekili vererek grup kurmasını sağlayan parti CHP oldu. MHP'yi bölemeye uğraşırken, ortaya ikinci bir CHP çıkardıklarının ya farkında değiller veya bu milletin aklıyla alay ediyorlar.

BÜTÜN PLANLAR SONUÇSUZ KALDI

          Şimdi bir an için bu İP'cilerin başarılı olduklarını ve MHP'yi ele geçirdiklerini düşünün, neler olacağını anlayabiliyor musunuz? MHP'nin nerelere sürükleneceğini, içinin nasıl boşaltılıp ülkücü ve milliyetçilerin nasıl darmadağın edileceğini anlamak için daha ne olması gerekiyor?

Bunu daha ilk kuruluşları sırasında açıkladıkları parti programında ve kurucu isimlerde gördük ve bu soruyu o zaman da sorduk. Bu açık tablo aynı zamanda MHP üzerinde nasıl bir oyun oynandığını da belgeliyor. 

MHP'yi yok etmeden, hiçbir planın başarılı olamayacağını çok iyi biliyorlar. 

MHP, bütün Okyonusötesi projelerin hedefi durumundadır. Ancak, o projelerin hepsini boşa çıkardı, tersine çevirdi ve Cumhur ittifakı ile de çaresiz bıraktı. 

Şimdi bu çırpınış o çaresizliğin tezahürüdür ve ortaya böyle ibret veren tablolar çıkmaktadır.

MİLLETE NASIL ANLATACAKLAR?

         Sayın Devlet Bahçeli'nin, yüksek öngörüsüyle bunları "curcuna ittifakı" olarak tanımlamasının ne kadar isabetli olduğunu bir defa daha net şekilde gördük. 

Bir taraftan PKK uzantısı HDP'yi temize çıkarıp yanlarına almaya uğraşıyor, diğer taraftan kaçkınların kurduğu İp'e sarılıyorlar. 

Siyasette ittifak oluşturmak anlaşılabilir, ama anamuhalefet özelliği taşıyan, yani iktidar alternatifi olan, üstelik Mustafa Kemal'ın kurduğu parti olmakla övünen CHP'nin kendini bu kadar inkar etmesi, yok sayması ve bütün iddialarından vazgeçmesi ne duyulmuş, ne görülmüş şeydir.

Ülke yönetimine talip olmayan, olamayan bir Anamuhalefet partisini sadece Türk tarihi değil, dünya tarihi görmemiştir. Bu hazin durumu önce kendi tabanlarına, sonra Türk milletine nasıl anlatacaklar?                               

TEMELLERİ ÖNCEDEN ATILDI

         Bu hülle ittifakının ilk işaretlerini geçen hafta görmüş ve hem katıldığımız televizyon programlarında, hem de yazdığımız yazılarda ifşa etmiştik. 

Ancak, temellerin çok daha önceden atıldığı ortaya çıkıyor. İp'in başı, boşuna daha ortada hiçbir şey yokken, "Cumhurbaşkanlığına adayım" demiyormuş. 

Meğer bir bildiği varmış. Çok geçmeden foyaları meydana çıktı. İp'ciler trajikomik bir şekilde mağdur görünmeye çabalarken, bunun milletin aklıyla alay etmeye yönelik bir oyun olduğunu ve CHP ile ortak yürütüldüğünü söyledik. 

İP'in milletvekili adaylarını CHP listelerinden göstereceğini iddia ettik. 

Ancak, CHP'nin kendisini bu kadar İp'e teslim edeceğine doğrusu biz bile ihtimal vermemiştik. Belli ki, üst akıl emretmiş, onlara da yapabilecek bir şey kalmamış.                             

MİLLET İRADESİ NEREDE?



         Bu gidişin nereye varacağı bellidir. Ülkenin anamuhefet partisi, Türkiye'yi yönetmeye talip olamamıştır. Hülle gibi, siyasetin bütün ahlak sınırlarını zorlayan bir yola başvurmuştur. İstifa eden 15 milletvekili millete gidip, "Siz bizi CHP'ye milletvekili yaptınız, ama birileri bizi İp'e layık gördü" mü diyecekler? 

Hadi SP'yi anladık da, HDP bu işin neresindedir? HDP'siz hiçbir şansınız olamayacağına göre, buna nasıl bir formül bulup, bu curcunayı millete nasıl anlatacaksınız? 

İttifak yapmak elbette hakkınızdır. Ancak, bunu böyle hülleyle, hileyle, arkadan dolanarak değil, Cumhur ittifakı gibi net, kesin, açık, dürüst ve iddalı şekilde yapmak, hem siyasetin, hem ahlakın, hem de ülke menfaatlerinin gereğidir.                             

CUMHUR İTTİFAKI

          Hala bütün hesaplarını ikinci tur üzerine yapıyorlar. Bu hazin tabloyu gördükten sonra, ikinci turunun olmayacağına ve milletin bu işi ilk turda açık ara ile bitirip Cumhur ittifakına evet diyeceğine olan inancımız iyice pekişti. 

Sayın Devlet Bahçeli, partisinin yetkili kurullarını hafta sonu Kızılcahamam'da topladı ve durum değerlendirmesinde bulundu. Sonrasında da bir yazılı açıklama yaptı. 

O açıklamada, "Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti'nin beka ve birliğini yüksek bir sadakat ve yürekli bir mücadele ruhuyla savunacak, inanıyorum ki, ülkemizin geleceğini millet iradesinden aldığı güçle güvenceye kavuşturacaktır. 

Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı'nın başarıya ulaşması amacıyla imkanları nispetinde çalışacak, Türkiye'nin her seçim çevresinde demokratik tutumunu ve milli duruşunu azimle gösterecektir." Deniliyor.                     

NE YAPSALAR BOŞ

         MHP'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin beka ve birliğini yüksek bir sadakat ve yürekli bir mücadele ruhuyla savunması, birilerini çılgına çeviriyor. 

Cumhur ittifakı, Türk milletinin ortak adresidir. Cumhur İttifakı milli istiklalin namusudur. Cumhur İttifakı milli istikbalin müdafaa ruhudur. 

Ne yaparlarsa yapsınlar beyhudedir. Yine sayın Bahçeli'nin işaret ettiği gibi, Türklüğü eritmek, Türkiye'yi emmek için seferber olmuş iç ve dış mihraklara karşı Cumhur İttifakı milli iradeyle birleşip mukaddes ve muazzez bir mücadele şuuruyla hesapları alt üst edecek, muhasım ve müstevli odakları bir kez daha yenilgiye uğratacaktır.


17 Mayıs 2018 Perşembe

Devlet Bahçeli: 5 benzemezler FETÖ projesi

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MHP lideri Devlet Bahçeli muhalefetin kurduğu ittifakı “beş benzemezler” diye tanımladı. Bahçeli “Beş benzemezler F projesinin enstrümanları. Bunlar milleti aldatma projesi. Beş benzemez 5K’yi doğurur. Yani kriz, kaos, kavga, kargaşa, kutuplaşma
Türkiye 40 günden az bir süre kala artık yeni bir seçime gidiyor. Ama bu sefer bu seçim bundan öncekilerden çok farklı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne resmen geçilecek 24 Haziran seçimleri ile Türkiye artık enerjisini alan pek çok vesayet tuzağından da kurtulacak. Hem dış güçler hem içeride türlü oyunlarla sürece zarar vermenin yolunu ararken, AK Parti, MHP ve BBP'den oluşan Cumhur İttifakı, millete verdiği sözleri tutmak için hazırlıklarını tamamladı. 15 Temmuz sonrasında siyasette oynadığı rol ile tarihi bir görev yapan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli seçim sürecine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhur İttifakı karşısında 4 ayrı parti Millet İttifakı kurdu. Cumhur İttifakı'ndaki tutarlılığın tam tersi bir süreç bu tarafta görülüyor. Birbirine benzemeyen partilerin oluşturduğu bir ittifak. Siz ne dersiniz?
Zoraki bir arayışın sonucu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini, tüm kurum ve kurallarıyla en etkin ve verimli şekilde uygulanmasını düşünmeden AK Parti'nin 16 yıllık iktidarına karşı kökleşmiş öfkelerle dolu bir eyleminin sonucu. Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerine kurulmuş ve anlamı olmayan bir çatışmadır bu. Anadolu'daki tabiriyle 5 benzemezin birbirlerine karşı suni iltifatlarla oluşturduğu Milleti Aldatma Projesi'dir.
 Millet İttifakı'nın Meclis'te çoğunluğu ele geçirme söylemleri var. Sizin görüşünüz nedir?
5 benzemez Türkiye'yi geri vitese takmak istiyor. Parlamenter sisteme dönmek için parlamentoda anayasa değişikliğini yapabilecek bir sayıya kavuşacaksınız. O sayı karşılığında talep, halk oylaması zorunluğu da doğurursa milleti tekrar geriye doğru dönüştürecek bir gafletin içine sürüklenirsiniz. Bu da Türkiye'de kriz, kaos, kutuplaşma, kargaşa, kavga yani 5 K'yi doğurur. K olarak aklına ne geliyorsa Kemalizm'in dışında hepsi var yani anlayacağınız.

15 TEMMUZ'UN SİYASİ UZANTISI


 Güneş Motel örneğinin benzeri yaşandı. CHP'li 15 milletvekili Akşener'in Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için kiralık gibi İP'ye geçti. YSK aynı gün seçim vizesini vermişti. Ama Akşener ayrıca 100 bin imzayı toplamak için girişimlere başladı...
Anlaşılır bir tarafı yok. Demokrasiyi tüketme projesinin, 15 Temmuz'un siyasi ve sivil uzantısıdır. 15 Temmuz'da eğer başarmış olsalardı bu dediklerimizin hiçbirini konuşmazdık. Ama şimdi, bunu konuşmak istiyorsanız, 15 Temmuz'u bir başka yönüyle tekrar canlandırmak istiyorsunuz demektir. Yoksa bir partide bir Genel Başkan grup iken, 100 bin imzaya açılmakla bir iddia taşıyor ise, bunun arkasında bir proje var demektir. O zaman dedik ki; FETÖ'de bir siyasi ayak aranıyor ise seçmende de bir sivil ayak aranmalı. FETÖ'nün seçmendeki ayağını harekete geçirmişlerdir. Bunların 7 Haziran'da bağımsız adaylarının 3 şehirde aldığı oylar Cumhurbaşkanı adayı olmak için toplanan imzalarla aynı. Yaklaşık 220 bin rakamı birebir aynıdır. Elimizde dosyalarımız var. Nereden hangi mahalleden geldi, onlara da baktığımız vakit bağımsız adaylara verilen oylar anlamında birebir örtüşüyor.
 Ne Meral Akşener ne de Muharrem İnce, FETÖ'yü hiç konuşmuyor. CHP'nin genel başkanı 15Temmuz'u "tiyatro ve kontrollü darbe" diye tanımlayıp, OHAL'in 20 Temmuz'un asıl darbe olduğunu söylüyor...
Bunlar da F Projesi'nin enstrümanlarıdır. Kimisi flüt çalıyor, kimisi piyano, kimisi bateri ama hepsini bir arada dinlediğiniz vakit F projesini görüyor, duyuyorsunuz zaten. Senfoni orkestrası bunlar. Ama bu enstrümanlarının adı siyasetteki isimleri belli, orkestradaki görevleri itibarıyla belli değil. Yani kim piyano, kim bateri kim flüt onu bilemiyoruz. Ana yavaş yavaş netleşiyor. Herkes siyasi tercihlerini ortaya koyarken rengini de belli eder hale geldi.
 Muharrem İnce, Akşener'in yardımcısı olmayı kabul eder bir açıklama yaptı ve kendisini yardımcısı yapacak ise onun lehine çalışacağını söyledi. Bu açıklamanın anlamı nedir?
Cumhurbaşkanı yardımcısı olma ihtimali olduğunda adaylıktan çekilecek mi? Bu laflar boş. Pazarlığa çok müsait. Peki; Tayyip Erdoğan "Gel bakalım Sayın İnce sen benim Cumhurbaşkanı yardımcım olacaksın" dese ne yapacak, çekilecek mi adaylıktan?
 MHP'yi anketlerde baraj altı gösterme çabalarına ne diyorsunuz?
Söylenecek söz yok. Bunu yapanlar açıkça MHP düşmanı. Partiye günlük gelen gideni görsünler, anket yaptıkları denek sayısının 3 katı her gün burada.

KUDÜS'TEKİ ALEV BÜTÜN İSLAM'I YAKAR

 ABD temsilciliğinin açılışında Filistinli onlarca insan hunharca katledildi. Ne diyorsunuz?
ABD'nin Ortadoğu'daki projelerinin bir uzantısı. Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de diğer yerlerde yapılanların bir uzantısı. Oralarda zamanla istikrar sağlayıcı gelişmeler dikkat çektikçe, Irak gibi, Kudüs gibi yerlerde tekrar alevlendiriyorlar. Ama Kudüs'teki alev, bür Müslüman ülkeyi değil bütün İslam'ı yakar. İktidarın Kudüs üzerindeki her türlü politikasını canı destekliyoruz. İsrail de aklını başına alsın. 2 milyon nüfusla dünyaya meydan okuyacak kadar hataya düşmesin. ABD'deki İsrailli para babaları buradaki gerçekle mücadele edemez.

FETÖ VE PKK SUÇLULAR ÜZERİNDEN KAOS PLANLIYOR

 Terör ve FETÖ suçluları hariç kader kurbanları olarak belirttiğiniz tutuklularla ilgili af öneriniz oldu. Neden gündeme getirdiniz?
Terörden tutuklular için gayret göstereceğiniz yerde 235 bin gariban var cezaevinde bunlarla uğraşın dedik. Cezaevlerindekilerin belli bir oranı PKK ve FETÖ'den. Kalanları adi suçlu ve kader kurbanı. Canileri, istismarcıları ayıkladıktan sonra kalanları gözümüzün önüne getirin. Bunların büyük bir kısmı çocuk, genç. Cezaevindeki hayat, insan onuruyla pek bağdaşmayan bir hayattır. Bu zemini işledikleri takdirde Türkiye, büyük bir felakete sürüklenebilir. Gezi olaylarından çok daha korkunç ve çok daha gaddar olur. Cezaevindekiler kader kurbanı olmaktan çıkıp FETÖ'nün, PKK'nın kurbanı haline gelir, seçime 1 hafta 10 gün kala bir talimat ile isyan başlatırlar ise ne olur? Kader kurbanı olan insanları ayıklayıp dışarı çıkartın, Türkiye biraz rahatlasın, rehabilite olsun. Bu teröristleri 2 kişilik 3 kişilik yerlerde tutuluyor, kader kurbanı olan suçluların koğuşuna birer ajanlarını gönderiyor bu teröristler ve onlar orada fitne yayıyor. Cezaevleri, Afrin'de atılan bombalardan daha tehlikeli bir bombadır.

CUMHURBAŞKANI İLK TURDA KAZANIR


 Cumhur İttifakı olarak gidilen sürecin nasıl hayat bulduğunu ve sandığa nasıl yansıyacağıyla ilgili görüşleriniz nedir?
2014'te Cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi. AK Parti, tek başına iktidar, Cumhurbaşkanı da Genel Başkan oldu. Hem Cumhurbaşkanısınız hem de anayasal yetkinizi kullanmak suretiyle Bakanlar Kurulu'nda etkin bir konumdasınız. Bu bir çelişki olabilirdi. Çelişkiyi de dikkate alarak Cumhurbaşkanı'nın anayasal yetki ve sorumluluğu kapsamı içinde kalması gerekir. O zaman parlamenter sistem de zedelenmez. Ama bu mümkün olmuyor ise; bir sistem değişikliği gerekiyor. Sistemin Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi'ne dönüşmesini 11 Ekim 2016'daki grup toplantısında kamuoyu ile paylaştık. AK Parti ve MHP arasında bir birliktelik oluştu. Anayasa değişikliğinde birlikteliği sağlamışsınız, halkoylamasında evet iradesi etrafında bütünleşmişsiniz, o zaman yapacağınız tek şey seçimde de beraber olmak.
 MHP Büyük Kurultayı'nda adayınızın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açıklamanız ilgi çekti..
Türk siyasi tarihinde bana göre "siyasi aydınlanmanın" gerçek adıdır bu süreç. Bir parti düşünün; partiyi bölmek isteyenler, olağanüstü kongre talebinde bulunanlar var, kırgınlık, küskünlükler var. Bu ortamda çıkıyorsunuz Türkiye'nin geleceği açısından bir risk alıyor ve kendi kurultayınızda bir başka partinin Genel Başkanı'nı Cumhurbaşkanı adayınız olarak ilan ediyorsunuz. Ve kitleniz buna itiraz etmiyor. Şimdi de 24 Haziran'da hayırlı bir sonuç almayı düşünüyoruz.
 Seçimlerin ilk turda sonuçlanmasıyla ilgili görüşünüz nedir?
İlk veya ikinci turda tamamlanması tamamen yasal bir süreç. Ama ilk turda bitecektir. İkinci tur demek, birçok alma-verme-satma-pazarlama gibi kavramlarla siyaseti yozlaştırır. Millet iradesi 1. turda halledecektir.

AY-YILDIZ SİSTEMİ


 24 Haziran'dan beklediğiniz sonuç ve sonrasında çıkacağını düşündüğünüz tablo nedir?
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 2 sütunun üzerinde gelişir. Birinci sütun yasama (Denge ve Denetim), diğer sütun da Cumhurbaşkanı ve hükümet. Yani yürütme. Türk bayrağının 'al'ı bağımsız yargı. Ay, yasama, yıldız Cumhurbaşkanı ve hükümet. Türkiye'nin bugünü ve geleceğini şekillendirecek bir sistem olarak Ay-Yıldız Sistemi düşünüldü. Burada kuvvetler ayrımı var. BBP'nin de kapsama girmesiyle,çok daha güçlü bir hale gelmiştir Cumhur İttifakı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de de AK Parti ve MHP'nin güçlü bulunuşu ile denge ve denetimindeki büyük bir yasama sonuç bu olur 24 Haziran'da.

DEMİRTAŞ'I ÖNE ÇIKARTMAK BÜYÜK YANLIŞ

 Selahattin Demirtaş üzerinden bir Kürt sorunu mesajı mı verilmek isteniyor?
Kendisi terör suçlusu olduğu için tutuklu, siyasi suçtan dolayı değil. Ama hem Muharrem İnce hem Temel Karamollaoğlu, Demirtaş'ın siyasi suçlu gibi Cumhurbaşkanı adayı olarak salıverilmesi ve kampanyası için dışarı çıkması gerektiğini işliyorlar sürekli. Ne dersiniz? Bu çok yanlış siyaseten, kendileri açısından felakete götürebilecek çok büyük bir hata. Türk siyasetinde böyle bir davranışı örnek alarak Cumhurbaşkanlığı sistemini ve seçimini istismar etmek ve PKK'nın siyaseten güçlenmesine katkı sağlayan HDP'yi ve yanında Selahattin Demirtaş'ı öne çıkartan, bu öncülük yapanlar büyük bir yanlışın içindedirler. Allah ıslah etsin bunları.

27 Şubat 2019 Çarşamba

CHP-HDP-İP-SAADET Siz Nasıl Bir Araya Geldiniz?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Devlet Bahçeli: 31 Mart tarihi bir eşiktir

Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, 31 Mart seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Yoğun bir kampanya sürecinin öncesinde partimiz tek ses, tek nefes ve tek yürektir, kaldı ki Cumhur İttifakı'nın başarısına tamamıyla inanmıştır. 

Bu kapsamda gereği neyse yapılacak, hiçbir fedakarlıktan kaçınılmayacaktır. 3 Mart 2019 tarihinde aday listelerinin kesinleşmesiyle birlikte çalışmalarımız daha da yaygınlaşacaktır" dedi.

MİLLET İTTİFAKI'NA


Millet ittifakına yönelik tepkilerini dile getiren Devlet Bahçeli, farklı ideolojilerin millet bekası karşısında bir araya geldiğine dikkat çekti.

"CHP-HDP-İP-SP-ÖDP aynı çizgide, aynı emel ve hedefin izindedir." diyen Bahçeli, "FETÖ ise bunlarla aynı hizadadır. Zilletİttifakı aynı zamanda bir milli güvenlik sorunu haline dönüşmüş, bir beka meselesi hüviyetine bürünmüştür. 

Cumhur İttifakı milli özlemleri taşımaktadır. Cumhur İttifakı, gelecek nesilleri düşünmektedir. Cumhur İttifakı, bekamızın muhafaza ve müdafaasına bütünüyle odaklanmıştır. 

Aklı Türkiye düşmanlarında olanlarla aklında sadece Türklük ve Türkiye olanlar arasındaki seçimi, hüküm ve karar sahibi büyük Türk milleti 31 Mart 2019’da gerçekleştirecektir. 

Doğrunun yardımcısı Allah’tır. Aziz milletimizin basireti hayranlık vericidir. Türk milleti 31 Mart’ta; hikmet, hidayet ve hakikat diyenleri; beka, birlik ve beraberlikle yanıp kavrulan tertemiz yürekleri inanıyorum ki, ödüllendirecek, mahcup etmeyecektir.

 Akılları kiralanmış, iradeleri haciz edilmiş, siyasetleri hüsranla karılmış kim varsa 31 Mart 2019’da kesif bir demokratik yenilgiye uğrayacaktır. 

Bugün gerçekleştirilen MYK-MDK ve İl Başkanları Ortak Toplantımızda önümüzdeki siyasal süreçler bütün yönleriyle analiz edilip görüşülmüştü.r" değerlendirmesinde bulundu.

"CUMHURİYET TARİHİNİN EN KİLİT SEÇİMİ"


Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin MYK-MDK-İl Başkanları toplantısı sonrası yazılı açıklama yaptı.

Cumhuriyet tarihinin en kilit, en kritik, milli beka açısından en stratejik seçimlerden birisi olan '31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri'nin 33 gün sonra yapılacağını hatırlatan Bahçeli, "Aziz milletimiz bir kez daha tarihi iradesini sandığa yansıtacak, beş yıllık süre için emaneti ehline teslim edecektir. 

Allah’ın izniyle 31 Mart’ta “Sağduyunun Birlikteliği” galip gelecektir. 

31 Mart’ta Türkiye sevdası ön alacak, cumhurun istiklal ve istikbal hedefleri mutlaka öne çıkacak, demokratik yarışta ipi göğüsleyecektir.

 “Beka İçin Milli Karar Cumhur İçin İstikrar” anlayış ve kavrayışı gücünü geçmişimizden alıp geleceği aydınlatacak, parlak ufukları sayfa sayfa aralayacaktır. 

31 Mart 2019’da Türk milleti seçimini kardeşlikten yana kullanacak; büyümenin, gelişmenin, birlik ve beraberliğin devamı hususunda takdir ve tercih hakkını yüreklice gösterecektir. 

Türkiye’nin aczini ve ataletini bekleyenler, yıkımını ve çözülmesini dileyenler, bununla yetinmeyip zillet ve rezalete kucak açanlar tarihin yanlış yerinde durduklarını elbette anlamak zorunda kalacaklardır.

Türk milleti bekasına sandıkta ve demokratik şekilde bir kez daha sahip çıkacaktır. Bekayı hafife alıp sulandırmaya ve savsaklamaya gayret eden çürümüş siyaset akımları ve zillete bulanmış siyasi aktörler milli iradenin hükmüyle hezimete uğrayacaklardır. 

15 Temmuz FETÖ darbe ve işgal teşebbüsü bekamızın nasıl da kuşatmaya alındığını, Türkiye’nin ne denli bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıldığını çok net bir şekilde göstermiştir" ifadelerini kullandı.

BEKA SORUNU


Terörün bir beka sorunu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Aksini iddia edenler terör sevicileri, terörist işbirlikçileri, vatana kast eden ihanet lobisidir. 

Güney sınırlarımız boyunca sahneye sürülen karanlık oyun bekamızın mahvına hizmet eden zalim ve zulmet nitelikli bir emperyalist kurgu ve kumpastır. 

Akdeniz ve Ege’de aleyhimize olacak şekilde gittikçe derinleşen husumet ve hukuksuzluk sarmalından kaynaklanan ilave tehditler ise vicdan sahibi her vatan evladını rahatsız etmektedir. 

Ekonomik saldırılar, etnik ve mezhebi provokasyonlar, milli güvenliğimize yönelik her türlü tertip ve komplo milli bekamız için risk ve tehlikedir. 

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin bekayla ne ilgisi var diyenlerin niyetleri bozuk olduğu gibi, milli mensubiyetleri de sorunludur. 

İlhamını Türkiye muhaliflerinden almış, günü birlik heveslerin peşine takılmış, çıkar birlikteliklerin yörüngesine tutunmuş siyasi defoların bekayı özümseyip lazım gelen fedakarlıkları yapması doğal olarak imkansızdır. 

Çünkü fıtratları, mizaçları ve siyasi mazileri buna müsaade etmeyecektir. Bunlar her fırsatta ülkemize engel çıkaran, yapılan her güzel işe kulp bulan, asılsız isnat ve iftiraları meslek edinmiş samimiyet ve dürüstlük fukaralarıdır" dedi.

"31 MART CUMHUR İTTİFAKI'YLA BAŞARIYA ULAŞMALIDIR"


Bahçeli, 31 Mart 2019 tarihinin bir eşik olduğunu belirterek, "Bir dönümdür, bir milattır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun mahalli idareler yönetimlerinin teşkili ve tezahürü geleceğimiz için paha biçilemez değer ve önemdedir. 

Yönetim sisteminden kaynaklanan aksaklık ve çarpıklıklar yeni hükümet sistemiyle tamir ve telafi edilmiştir. 

Bunun kalıcı olabilmesi, yerleşip kökleşebilmesi için mahalli idarelerin buna müzahir tesisi elzem ve ehemmiyet arz eden bir gayedir. Milli huzurun istikrarı buna bağlıdır. Milli bekanın gücüne güç katması bununla mümkün olacaktır. 

Türk milleti büyük bir badireyi atlatarak, son iki asrın en vahim türbülans ve sarsıntısını bertaraf ederek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni inşa etmiştir. 

Yeniden sistem tartışmalarının sökün etmemesi için 31 Mart’ta Cumhur İttifakı başarıya ulaşmalıdır. Yeni bir rejim bunalımı, yeni bir toplumsal ve siyasal buhranın yeşermemesi için 31 Mart’tan Cumhur İttifakı zaferle çıkmalıdır. 

Bugün ülkemizde, bir yanda Türk milletinin kutlu iradesinden doğmuş, ifade kudretiyle doğrulmuş Cumhur İttifakı varken, diğer yanda feyzini Türkiye düşmanlarından alıp ikbal hesabı yapan Zillet İttifakı bulunmaktadır. Zilletin bir numaralı destekçisi PKK’dır" ifadelerini kullandı.

Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:


"Yoğun bir kampanya sürecinin öncesinde partimiz tek ses, tek nefes ve tek yürektir, kaldı ki Cumhur İttifakı'nın başarısına tamamıyla inanmıştır. Bu kapsamda gereği neyse yapılacak, hiçbir fedakarlıktan kaçınılmayacaktır. 

3 Mart 2019 tarihinde aday listelerinin kesinleşmesiyle birlikte çalışmalarımız daha da yaygınlaşacaktır. 

Cumhur İttifakı Türkiye’nin yegane umudu, yegane çaresidir. Hiçbir çıkar ilişkisi olmadan yalnızca Türkiye ve Türk milleti için yapacağımız halis çalışmalarda Cenab-ı Allah bizi ümit ve niyazım odur ki, yalnız bırakmayacaktır. 

Son olarak, 27 yıl önce Yukarı Karabağ’ın Hocalı Kasabası’nda Ermeni çeteleri tarafından düzenlenen vahşi saldırılarda hayatlarını kaybeden 613 masum soydaşımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. 

Halen işgal altında bulunan Azerbaycan topraklarının bir bölümünün bir an önce asıl sahiplerine iadesini temenni ediyor, bunu da sonuna kadar takip edeceğimizi, dua ve desteğimizin her zaman soydaşlarımızla olacağını bir kez daha ilan ediyorum."











26 Ekim 2018 Cuma

Cumhur İttifakının bitmesini isteyenlere İnat

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Yangına körükle gidenlere inat İbrahim’in ateşine bir damla su ile yürüyenlerdeniz.


Tamer Ashraf
“Ak Parti Ak Parti’dir, MHP MHP…” dedim diye azar da işittim, eleştiri de aldım. Olsun!

Cumhur İttifakı’na bambaşka anlamlar yükleyenlere, günlük politik manevralarda partilerin farklılık göstereceğini anlatmaya çalıştım, anlamazlıktan geldiler. Olsun!
Nihayet, “Danıştay’ın kararı Cumhur İttifakı’nın ortasına bırakılmış pimi çekilmiş el bombasıdır” dedim, “Sen de çok ileri gittin. Bu kadar keskin olma” dediler. Olsun!

“Danıştay’ın kararından sonra Cumhur İttifakı’nın ‘politik’ manevralarla ayrışması için düğmeye basılmış görünüyor” dedim, “Niyetin bu ittifakı bitirmek mi” dediler. Olsun!

Oysa tam tersi, Ak Parti Ak Parti olarak, MHP de MHP olarak var olsun, ama “büyük davada” birlikte hareket etsin diye titizlenendim, o kadar.

''İTTİFAK ÇÖKERSE KİMLERİN İŞİNE GELİR'' SORUSUNA CEVAP GECİKMEDİ

Bir önceki yazıyı bir soru ile bitirmiştim. O soru, “İttifak çökerse bu kimlerin işine gelir” şeklindeydi. Yazının yayınlandığı salı günü, “Yerelde ittifak” bitti. Hem Sayın Bahçeli, hem Sayın Erdoğan partilerinin grup toplantılarında bunu ilan etti.

İtidalle daha ne olduğunu anlamaya çalışken, birileri eteklerindeki taşları dökmeye başladı. Ne Ak Parti’nin yapmadığı “hatalar” kaldı, ne MHP’nin..!

Zil takıp oynamaya kalkanların kimi MHP’ye, kimi Ak Parti’ye vurmaya başladı, ulu orta.

Yakın geçmiş bir çırpıda unutuluverdi. Yakın gelecek hiç hesaba katılmayıverdi. Meğerse partilerin içindeki bir takım çevreler “ittifakın bitmesini” dört gözle bekliyorlarmış, görüverdik.


SANKİ YAKIN GEÇMİŞTE HİÇBİR ŞEY YAŞANMAMIŞ GİBİ


Sanki 15 Temmuz darbe ve içi işgal girişimi yaşanmamıştı. Sanki o gece sokağa Ak Partilisi, MHP’lisi vatan, millet sevdalıları çıkmamıştı. 251 şehit verilmemişti. Binlerce insanımız gazi olmamıştı. Onlarca insanımız kolunu bacağını bıraktığı tankların altından kalkıp bayrağımızı dalgalandırırken “Allahu ekber” nidaları atmamıştı.

Sanki o gece Meclis bombalanmamıştı. O bombalama esnasında “Genel Kurul’u terk etmeyeceğiz. Öleceksek burada öleceğiz” diye dik durulmamıştı.

Sanki 7 Ağustos’ta 5 milyon insan Yenikapı’da buluşmamıştı. Eş zamanlı olarak Anadolu’nun şehirlerinde milyonlar meydanlara akın etmemişti.

Sanki 16 Nisan referandumuna giden yolun kapısını MHP lideri Devlet Bahçeli açmamıştı. 24 Haziran seçim kampanyalarında, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı”na oy istememişti.

İki partinin tabanlarındaki geçişkenliği en iyi bilen bir lider olduğu halde Erdoğan, sanki MHP’ye ihtimam göstermemişti. Ak Parti oylarının bir kısmının MHP’ye gideceğini bile bile bunu yapmamıştı. Sanki yakın geçmişte bunların hiç olmamıştı.

Yine sanki DAEŞ terör örgütüne yönelik, Fırat Kalkanı Harekatı, PYD/YPG-PKK terör örgütüne yönelik Afrin Zeytin Dalı Harekatı yapılmamıştı.

Sanki, “Beklenen vefalı Türk geldi” denilmemişti.

Sanki, büyük badireler ittifak çatısı altında bir araya gelenlerin direnci ve özenci ile atlatılmamıştı.

YAKIN GEÇMİŞİ UNUTANLAR, YAKIN GELECEĞİ DE GÖRMÜYOR

Yakın geçmişte hiçbir şey olmamış gibi yapanlar, yakın gelecekte olabilecekleri de unutmuşa benziyor.

Sanki yıl başına kadar Meclis’ten Bütçe Yasası çıkmayacak. Sanki, yapısal reformlar için Meclis’te bekleyen yasalar “ittifak” ile çıkmayacak.

Sanki, Fırat’ın doğusunda Amerika eliyle bir terör koridoru inşa edilmiyor. Sanki Ortadoğu’da devletlerin sınırları tehdit edilmiyor. Sanki Türkiye üzerinde de birçok hesap yapılmıyor.

Sanki, 4 Kasım’da Amerika’nın İran’a uygulayacağı ambargo kapsamında Türkiye köşeye sıkıştırılmıyor.

Sanki, İran’dan sonra Türkiye ve Suudi Arabistan da hedefe konmuyor.

Böyle bir ortamda, birileri de çıkmış “Cumhur İttifakı”nın yerelde sona ermesinden sonra genelde de sona ermesi için çırpınıyor.

Kimileriyse zaten şimdiden zil takıp oynuyor!

Sahi, 2023, 2053, 2071 hedefleri sadece Ak Parti’nin hedefleri midir? Sahi “Büyük Türkiye” ideali sadece MHP’nin ideali midir?

Geçmişin tecrübesiyle, gelecekteki tuzakları da atlatabilmenin yolu ittifaktan geçiyor.

Yerelde ittifak olmadı ama her parti kendi pozisyonunu korumakla birlikte milli meselelerde ittifakın devamı memleketin hayrınadır.

Sahi, “milli ve yerli” kavramının bir kez daha düşünülme zamanı değil midir?

Yangına körükle gidenlere inat, bir damla su ile İbrahim’in ateşine yürüyenlerdeniz; vesselam..!

MHP: Cumhur İttifakı'nın kıymetini bilmeyenlerin pişmanlıkları fayda vermeyecek


MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Cumhur İttifakı'nın yerel seçimde devre dışı kalmasından 'beşinci kol faaliyetleri'ni sorumlu tutarak, "MHP ile AK Parti arasında milletimizin bekası için devamı kararında olduğumuz Cumhur İttifakı'nın kıymetini bilmeyenlerin pişmanlıkları, iş işten geçtikten sonra bir fayda vermeyecektir" dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, "Cumhur İttifakı'nın devletin bekası ve toplumsal barışın muhafazası açısından taşıdığı değeri siyasi çıkarlarına, ideolojik öngörüsüzlükleri ve etnik reflekslerine kurban edenler, ittifaksız yerel seçimlerin bölücülere ve şer ittifakına yaradığını göreceklerdir." dedi.

Yalçın, yaptığı yazılı açıklamada, öteden beri Türkiye'nin geleceği açısından MHP'nin siyasette oynadığı dominant ama bir o kadar da yapıcı ve pozitif rolden rahatsız olanların, Cumhur İttifakı'nın yerel seçimlerde devre dışı kalmasından sonra "derin bir oh çektiklerini" ifade etti. MHP'nin 15 Temmuz'dan bu yana fedakar, diğerkam ve milli mutabakat ruhuna yaraşır politikalar sergilediğini, bu sayede kazasız belasız bugünlere gelindiğini belirten Yalçın, "Bu sayededir ki Sayın Cumhurbaşkanı önemli bir oy oranıyla seçilmiş, ittifak halindeki iki parti de parlamento aritmetiği bakımından seçimlerden istediğini almıştır. Böylece bütün karanlık senaryolar tarihin çöp kutusuna atılmıştır" görüşünü savundu.


'BEŞİNCİ KOL FAALİYETİ YÜRÜTÜLMEYE BAŞLANMIŞTIR'


Yalçın, MHP'nin fedakarlıklarına, yapıcı ve pozitif tutumuna rağmen kimi çevrelerin zaman içinde siyasete egemen olup Cumhur İttifakı'nı zayıflatmak için her yolu denediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"MHP yapıcı hareket etse de bu çevrelerin ön yargıları kırılmak şöyle dursun, üstü örtülü bir kin, buğz ve çekememezlik bir ur gibi giderek büyümüştür. Af ve andımız gibi hassasiyet gerektiren konularla rahip Brunson meselesi etrafındaki tartışmalar fırsat bilinerek harekete geçilmiş, Cumhur İttifakı'nın etkisiz hale getirilmesi, dolayısıyla MHP'nin siyasetteki özgül ağırlığının baltalanması için bir tür siyasi beşinci kol faaliyeti yürütülmeye başlanmıştır." Bazı medya mensuplarının, Cumhur İttifakı'nın sadece yerel seçimler için değil kalıcı olarak bozulmasını temin için harekete geçtiğini belirten Yalçın, "İttifakın kıymet ve akıbeti aklıselimle, ihtiyatla değerlendirilmek yerine, doğrudan MHP'yi suçlayan fikirler, partimizin politik etkinliğinin ortadan kaldırılmasını hedef alan komplo teorileri, yorum ve görüşler ortaya atılmaya başlanmıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhur İttifakı'nın ruhunun öldüğü, büyüsünün bozulduğu yönündeki iddiaların, aslında milli mutabakat ruhunu bozmayı amaçladığına vurgu yapan Yalçın, ittifakın tartışma konusu olmasının, MHP'nin üslubu ve tutumundan değil, medyada ve siyasi çevrelerde MHP aleyhinde beşinci kol faaliyeti yürütenlerden kaynaklandığını anlattı.


'YANLIŞ HESAP KAZMA KÜREK YAKTIRAN MART SOĞUĞUNDAN DÖNECEK'


Yalçın, gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı'nın yerel seçimler dışında süreceğinin altını çizdiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
"Mesele üslup değil, MHP'nin dominant rolünden rahatsızlık duyanların 'MHP siyasi vesayet oluşturmaya çalışıyor' iddiasını dillendirerek güya AK Parti'yi partimizin tesir ve tasallutundan kurtarma çabasıdır. Bu, yanlış bir hesaptır ve eldeki sınırlı yakıtı tükettirip kazma kürek yaktıran mart soğuğundan dönecektir. Evdeki bulgurdan vazgeçip Dimyat'a pirince gitme hırsının mevcut kazanımların da elden gitmesine yol açması kaçınılmazdır. Cumhur İttifakı'nın devletin bekası ve toplumsal barışın muhafazası açısından taşıdığı değeri siyasi çıkarlarına, ideolojik öngörüsüzlükleri ve etnik reflekslerine kurban edenler; ittifaksız yerel seçimlerin bölücülere ve şer ittifakına yaradığını göreceklerdir. MHP ile AK Parti arasında milli vicdanın tezahürü olarak akdedilen ve milletimizin bekası için devamı kararında olduğumuz Cumhur İttifakı'nın kıymetini bilmeyenlerin pişmanlıkları, iş işten geçtikten sonra bir fayda vermeyecektir."

19 Mayıs 2018 Cumartesi

TÜRK MİLLETİNE UYARIMIZDIR !!!!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MİLLET DEDİLER HDP'YE TESLİM OLDULAR


Trump denilen akıl ve ruh hastasının Kudüs'ü kan gölüne çeviren kalleşliğinin tozu-dumanı çekilmeden, hızla yeniden iç siyasetin girdabında kendimizi bulduk. Adına "millet ittifakı" dedikleri 5 benzemezin, neyin peşinde olduğunu ve sonuç alabilmek için neler yapabileceklerini ibretle izliyoruz. Artık açık ve net şekilde ortaya çıktı ki, bu curcuna ittifakının merkezinde HDP, üzerinde de FETÖ vardır.

BU TELAŞ NEDEN?

         Bunu bir siyasi değerlendirme olsun veya karşımızdakileri karalamak için yazmıyoruz. Bir ayna tutuyor ve kendi söyledikleri ve yaptıklarının ortaya çıkardığı gerçeği millete gösteriyoruz. FETÖ ile ilgi ve alakalarını daha önce birbirleri hakkında söyledikleri net olarak ortaya koyuyor ve hepsi televizyon ve gazete arşivlerinde mevcuttur. İmza toplama sırasında sayın Bahçeli'nin FETÖ'nin seçmen ayağı ile ilgili uyarısı karşısında nasıl telaşlandıkları ve saldırıya geçtiklerini, Türk milleti ibretle takip etmiştir. Sonra da gazetelere beyanatlar verdiler. Adil Öksüz seçim öncesinde yakalanıp yargı önüne çıkarılacakmış ve bazı itiraflarda bulunacakmış. Bu itiraflar sırasında kendilerine yönelik bazı iftiralar olabilirmiş ve bu konuda şimdiden uyarı yapıyorlarmış. Adil Öksüz'ün yakalanıp yargı önünde hesap vermesi FETÖ'nün bütün unsurları ile ortaya çıkarılması için şarttır. Hiç kimsenin de bu konuda bir itirazı olamaz. Böyle bir ihtimal karşısında neden panikliyor ve hemen savunmaya geçiyorsunuz? Sizi bu kadar endişelendiren nedir?                                 

GÜZELLEMELER

          PKK'nın siyasi ayağı olan HDP'nin curcuna ittifakının içinde olduğunu ve bütün hesapların birlikte yapıldığını daha önce de yazmıştım. Şimdi artık kendileri itiraf ediyorlar. Muharrem İnce'sinden Kemal Kılıçdaroğlu'na, TemelKaramollaoğlu'ndan İP'in başına kadar, Curcuna ittifakı içinde yer alıp da Selahattin Demirtaş güzellemesi yapmayan, bu şahsın salıverilip seçim meydanlarına çıkmasını istemeyen hiç kimse kalmadı. Arkalarına aldıkları malum çevreler ve basındaki uzantılarıyla birlikte neredeyse bir kampanya başlattılar. Demokrasi bütün adayların eşit şartlarda yarışmasın gerektiriyormuş, bu yüzden de Demirtaş salıverilmeliymiş.                                

İHANET DEMOKRASİNİN NERESİNDE?



         Bu muhteremlere buradan soruyoruz: Selahattin Demirtaş niye hapiste? Kader kurbanı olduğu için mi? Hayır, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne kast eden terör örgütünün siyasi ayağı olduğu ve PKK denilen bu kanlı örgüte sırtını dayadığı için. "PKK sizi tükürüğüyle boğar", "PKK/PYK özgürlük savaşçısı", "Biz PKK'yı terör örgütü olarak tanımlamıyoruz", ''TSK kaybedecek, PKK kazanacak'',  "PKK'lıların cenazesine gitmeyen HDP'li milletvekilleri hakkında soruşturma açacağım", "Kürdistan'ın yönetim modelini tartışacağız. Artık gelecek yüzyılda Kürdistan kurulacak",  "Başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz" dediği için. Burası muz Cumhuriyeti değil. Hukuk var, yargı var. Ve bu devlete meydan okumanın, ihanet etmenin, terör örgütü sözcülüğü ve savunuculuğu yapmanın Anayasa ve kanunlarda bir karşılığı bulunuyor. İhanet etmek, devlete meydan okuyup terör örgütlerin sözcülüğünü yapmak dünyanın neresinde demokrasi kapsamına giriyor?                         

DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?

          Özgürlük istedikleri Selahattin Demirtaş işte bu sözlerin sahibi ve bu yüzden hakkında dava açıldı ve tutuklandı. HDP'nin Kandil'le ilişkisinin olmadığını, şimdiye kadar milletvekili aday listelerini hazırlamadığı ve 24 Haziran öncesinde de yine kimin listeye gireceğini Kandilli katillerin karar vermeyeceğini söyleyebilecek bir tek kişi var mı? Bir taraftan milliyetçilik nutukları atacaksınız, MHP'ye alternatif olduğunuzu söyleyeceksiniz, diğer taraftan da böyle bir şahsın salıverilip Cumhurbaşkanı olabilmesi için rahatça propaganda yapmasını isteyeceksiniz. Sadece bu kadarı, İP'in ne olduğunu, neye ve kime hizmet ettiğini, nereden gelip nereye gittiğini anlamaya da anlatmaya da fazlasıyla yetmez mi? Daha ne olması gerekiyor? Parti programlarında boşuna PKK söylemlerine yer verip, eşit vatandaşlık vaat etmemişlerdi.                        

HDP'YE SEÇMEN DE KAYDIRIRLAR

         Bir defa daha ve altını çizerek buradan hatırlatıyoruz. Adına "millet ittifakı" dedikleri şey, üst aklın bir araya getirdiği bir programdır. Bu programın merkezinde de HDP vardır. HDP olmadan ne Cumhurbaşkanı seçtirme, ne de mecliste çoğunluğu ele geçirme iddiaları olabilir. Siyasi hesaplarının tutma ihtimali bize göre yüzde bir bile değildir ve o da ancak HDP ile kurdukları ortaklıkla mümkündür. HDP'nin baraj altında kalması bütün araştırmacıların hemfikir oldukları bir durumdur. Ama göreceksiniz, bunun için de tedbir alacaklar ve CHP tıpkı 15 milletvekili olayında olduğu gibi, HDP'nin barajı aşabilmesi için bazı seçmenlerine özel görev verecektir. Buna ittifak içindeki diğer partilerin de katkı yapmaları ihtimal dahilindedir. Demirtaş'a güzelleme yapıp serbest bırakılmasını isteyenler HDP'ye seçmen kaydırmakta da sakınca görmeyeceklerdir.                    

HDP'Lİ CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI!



         Geldik işin en eğlenceli tarafına. Bir an için hesaplarının tuttuğunu, bu milletin bu zokayı yuttuğunu ve bunlara Cumhurbaşkanlığı ve mecliste de çoğunluk verdiğini düşünelim. Nasıl bir hükümet kurulacağını, nasıl bir meclis yapısının ortaya çıkacağını ve seçilen Cumhurbaşkanını bu şartlarda kime ve neye hizmet edeceğini düşünebiliyor musunuz? Bir HDP'linin, daha doğrusu Kandil'den işaret edilen birinin Cumhurbaşkanı yardımcısı olduğu ve birkaç bakan aldığı bir hükümet.  Yine HDP ile sağlayabilen bir meclis çoğunluğu. Aynı havayı teneffüs etmeye dahi tahammülü olmayanlar hükümet kuracak, meclisi çalıştıracak ve buradan da Türkiye'ye hayırlı ve faydalı bir sonuç çıkacak ve sorunlarımız çözülecek. Ve bu millet de buna onay verip yol açacak, öyle mi?

12 Mayıs 2018 Cumartesi

MHP'DE 89 ADAY ADAYI LİSTEYE ALINMADI

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

MHP, seçim hazırlıklarını titiz bir şekilde sürdürüyor. Çalışmalarını tamamlayan aday komisyonu, 1815 aday adayından 89'unu FETÖ, kadına şiddet, dolandırıcılık gibi nedenlerle listeye almadı. Öte yandan MHP'de, seçim çalışmaları kapsamında sosyal medyada, "Cumhur İttifakı Millet Aklı" adıyla hesaplar açıldı.

MHP'NİN KAMPANYA KILAVUZU YAYINLANDI

MHP'nin seçim çalışmalarında kullanılacak müzik, video, afiş ve sloganlar, "Cumhur İttifakı" adına açılan internet sitesinden yayınladı. Kılavuzda, seçim beyannamesinin, MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından 26 Mayıs'ta Ankara Spor Salonu'nda düzenlenecek tanıtım toplantısında açıklanacağı belirtiliyor.
27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için aday belirlemesürecinin devam ettiği MHP'de, adli sicil kaydı ve sosyal medya hesaplarının incelenmesinin ardından, aday adaylarının sayısı 1815'ten 1726'ya düşürüldü.
Alınan bilgiye göre, MHP'de Genel Başkan Yardımcıları Edip Semih Yalçın ve Feti Yıldız ile Genel Sekreter İsmet Büyükataman'dan oluşan Milletvekili Aday Adayı Değerlendirme Komisyonu, çalışmaları sırasında, aday adaylarının adli sicil kayıtlarını ve sosyal medya hesaplarını da inceledi.
Komisyonun çalışmalarının ardından 1815 olan aday adayı sayısı, 195'i kadın ve 20'si engelli olmak üzere 1726'ya düştü. 89 aday adayının FETÖ irtibatı, eşe yönelik şiddet ve dolandırıcılık gibi gerekçelerle elendiği öğrenildi.
Komisyon, adli sicil incelemesi sonucu, eşine el kaldırdığı ancak daha sonra barıştığı anlaşılan bir aday adayının başvurusunu da geri çevirdi.
Tüm aday adaylarının sosyal medya hesaplarını da tek tek inceleten parti yetkilileri, sakıncalı paylaşımları tespit edilenlerin başvurularını kabul etmedi.
Komisyonun, bu elemenin ardından aday adaylarının yeni listesini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sunması bekleniyor.

'CUMHUR İTTİFAKI' İÇİN SOSYAL MEDYA ATAĞI

Seçim tarihinin 24 Haziran olarak belirlenmesinin ardından teşkilatlar bazında seçim startı verilirken, MHP Genel Merkezi'nde de seçime hazırlık çalışmaları hızlandı. Bu kapsamda sosyal medya ekibi tarafından seçim çalışmalarının ana sloganı "Cumhur İttifakı Millet Aklı" kullanıcı adıyla sosyal medya hesapları oluşturuldu. Facebook, Twitter ve Instagram'da açılan hesaplardan, Cumhur İttifakı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile seçim çalışmalarına ilişkin paylaşımlarda bulunulacak.

MHP'NİN KAMPANYA KILAVUZU YAYINLANDI

MHP'nin, seçim kampanya kılavuzu yayınlandı.
"Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimi kampanya kılavuzu", Cumhur İttifakı adına açılan "www.cumhurittifakimilletakli.com" internet sitesinde yer aldı.
Kılavuzda, seçim beyannamesinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından 26 Mayıs'ta Ankara Spor Salonu'nda düzenlenecek tanıtım toplantısında açıklanacağı belirtiliyor.
Partinin seçim çalışmalarında kullanacağı müzik, video, afiş ve sloganların da bulunduğu kılavuzda, afiş, sloganlar ve seçim müziklerinde "Cumhur İttifakı Millet Aklı" ifadesi kullanılıyor.

"MİLLİ GELECEĞİN ROTASINI CUMHUR İTTİFAKI ÇİZECEK"



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Milli geleceğin rotasını çizen Cumhur İttifakı'dır. Gelecek özlemlerini gerçekleştirerek hayat gerçeği yapacak, huzur, refah, istikrar ve istikbal arayışlarına mihmandarlık ve rehberlik edecek yönetim yapısı da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir." ifadesini kullandı.
Bahçeli, sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı paylaşımda, Çanakkale'den Yemen'e, Kanije'den Plevne'ye, yazılmamış destanlardan yaşanmış nice zaferlere kalemiyle dokunan, duyuş, duruş ve şuur ölçüleriyle roman satırlarına döken tarihçi, yazar ve fikir insanı Mehmet Niyazi Özdemir'in vefatından üzüntü duyduğunu belirtti.
Eserleriyle mütevazı hayatıyla öne çıkan merhum Özdemir'e Allah'tan rahmet niyaz eden Bahçeli, Özdemir'in ailesine, sevenlerine, Türk fikir hayatının mümtaz camiasına sabır ve başsağlığı diledi.

17 Temmuz 2018 Salı

SEÇİMLER BİTTİ YENİ SİSTEM GELDİ KABULLENMEK LAZIM

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Sistem değişti artık kabullenin 

Tamer Ashraf
Seçimler yapıldı, hükümet kuruldu, meclis başkanını seçti ve çalışmaya başladı, yeni sistem bütün unsurları ile devreye girdi. Ancak, CHP'nin hala yeni sistemi hazmetmekte ve kabullenmekte büyük sıkıntı çektiğini ibretle izliyoruz. Öyle şeyler söylüyor, öyle tavırlar takınıyorlar ki, şaşırıp kalıyoruz. Eski sisteme takılıp kalmışlar ve aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar.

MHP NE SÖYLEDİYSE ONU YAPIYOR
          CHP zihniyeti için söyleyeceğimiz şudur: Siz isteseniz de istemeseniz de, millet kararını verdi ve yeni sistem hayata geçti. Artık kabullenin ve buna göre siyaset üretin. Bu her şeyden önce sizin menfaatinize olacaktır. Aksi halde zaten birbirinizle uğraşarak tükettiğiniz enerjinizden geriye kalan çok az kısım da beyhude işlerle heba olup gidecek. Hele hele MHP ile uğraşmayı hiç aklınızdan dahi geçirmeyin, zira bütün söyledikleriniz ve yakıştırmalarınız kendinizi kandırmaktan ve savrulmalarınıza yeni versiyon eklemekten başka bir işe yaramıyor. MHP ne söylediyse onu yapıyor, ne yapıyorsa onu söylüyor. Bu dün böyleydi, bugün böyle, yarın da değişmeyecektir.
İTTİFAK BİR SEÇİM İŞBİRLİĞİ DEĞİL
           CHP'nin sözcüleri MHP için bir şey söylerken şunu unutmasınlar: Cumhur ittifakı bir seçim işbirliği değildir. En başından itibaren bunun böyle olduğu açıklanmıştır ve bir protokole bağlanmıştır. Bu protokolün gereği seçim öncesinde ve seçimler sırasında yapıldığı gibi, bundan sonra da aynen devam edecektir. Ve her iki tarafta buna bağlı kaldıkça, bu durum değişmeyecektir. Hükümetin oluşumunda MHP'nin bakan talep etmemesi de bu çerçevededir, Meclis başkanı seçimi de sayın Binalı Yıldırım'a destek verilmesi de bunun sonucudur. Hükümet icraatları ve meclis çalışmaları sırasında da yine esas alınacak şey bu protokoldür. Özel hesaplar, siyasi beklentiler bir kenara bırakılmıştır ve gelecek beş yıl  içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesini temin etmek hedeflemiştir.
PROTOKOL
          CHP sözcülerine,  hala fitne peşinde olanlara Cumhur İttifakı Protokolün özellikle bundan sonrasını ilgilendiren kısımlarını bir defa daha hatırlatalım: Bundan sonra MHP'in tavrı ve siyasetiyle ilgili bir şey söylemeden önce bu protokole bakmalarını özellikle tavsiye ederiz.
         Cumhurİttifakı, Türkiye'nin istiklâlini ve istikbâlini her şeyin üstünde tutan bir anlayışla, güçlü ve istikrarlı bir parlamento yapısının oluşturulması ve gelecek beş yıl  içinde Cumhurbaşkanlığı  Hükümet Sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesini temin etmeyi hedeflemektedir. 
              Cumhur İttifakı'nın 24 Haziran yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki  ortak adayı, Sayın Recep Tayyip  Erdoğan'dır. Cumhur İttifakı, Sayın RecepTayyip Erdoğan'ın yeni  hükûmet sistemine göre büyük bir seçmen desteği ile Cumhurbaşkanı  seçilmesi için birlikte çalışacak, gayret gösterecektir.
Cumhur İttifakı esasen, 15 Temmuz 2016'da FETÖ'nün teşebbüs ettiği hain darbe ve işgal hareketi sonrasında, Türkiye'nin maruz kaldığı saldırılara karşı yerli ve milli bir duruşun doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Zira 15 Temmuz 2016, ülkemiz için her bakımdan dönüm noktası ve yeni bir başlangıç olmuştur. 7 Ağustos 2016'da Yenikapı'da ortaya çıkan "millî mutabakat", 16 Nisan 2017 Halkoylamasında milletimizin iradesiyle kabul edilen hükümet  değişikliğiyle perçinlenerek "millî şuur'a dönüşmüş, 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde kurulan Cumhur İttifakı'yla da millî bekayı esas alan "ahlâkî ve siyasî uzlaşma" ile somutlaşmıştır.
MİLLİ VE AHLAKI DURUŞ
"Cumhur İttifakı" sadece bir seçim ittifakı olmayıp, Türkiye'ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında,  millî ve ahlâkî bir duruş ve bu çerçevede sürdürülecek tarihi bir birlikteliktir.
              Cumhur İttifakı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma" hedefini yakalama azmi ile milli ve üniter devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini ilelebet yaşatma iradesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ) ile MilliyetçiHareket Partisi (MHP), Yenikapı'daki  mili diriliş ruhu ile harekete geçmiş,  devleti ve millet iradesini tahkim eden bir Anayasa değişikliği neticesinde güçlü bir yönetim sistemi getirmiştir.Böylelikle Türkiye yeni bir siyasi sürece girmiştir ve bundan geriye dönüş olmayacaktır.
              Cumhur İttifakı, Türkiye'yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye'yi zayıflatarak uluslar arası operasyonlara açık hale getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlıdır. Bu kararlılık ve işbirliği ile ittifakımız Türkiye'yi bölgesel güç ve lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra, İ'la-yı  Kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam aleminin ve bütün mazlum milletlerin yegane ümidi olan Türkiye'yi küresel bir güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonun alt yapısını adım adım inşa edecektir.
         24 Haziran seçimleri, bir taraftan Türkiye'yi hedef alan sistematik saldırılara karşı güçlü bir cevabın verileceği, diğer taraftan da ülkemizin ayağındaki prangaları söküp atarak, bu saldırıları kalıcı olarak bertaraf edecek ve Türkiye'yi parlak bir istikbale taşıyacak yeni hükümet sisteminin tam olarak yürürlüğe girecek seçimlerdir. Cumhur İttifakı'nın yolu açık, Türkiye'nin ufku aydınlıktır.

MHP ne yaptığını bilir



     Yeni sisteme geçilmiş ve yeni bir hükümetle birlikte farklı ve iddialı bir döneme girilmiştir. Milletin beklentileri son derece yüksektir. Sorunların ivedilikle çözümünün önünde artık hiçbir engel kalmamıştır. Yeni sistem ümitleri arttırmıştır, ama ülke ve milletle meselesi olanları da zıvanadan çıkarmıştır. Vazgeçmeyecek ve yeni yollar deneyeceklerdir.
KURTULUŞ SAVAŞI VERİYORUZ
          Hükümetin açıklandığı saatten itibaren dövizin yükselişe geçmesinin makul bir izahı yoktur. Belli ki birileri bizimle oyun oynuyor. İşin kolay olmadığı açıktır. Türkiye bir kurtuluş savaşı veriyor. Ağır ve derin sorunlarız var. Ne baş ağrılarımızdan, ne ayak bağlarımızdan henüz kurtulabilmiş değiliz.  Çok çetin, yoğun, yorucu ve sarsıcı bir dönemden geçiyoruz. 16 yıldır tek başına bir iktidar olmasına rağmen, ülkemiz belini doğrultamamış, huzura kavuşamamış, etrafındaki kuşatmayı yaramamıştır. Tam tersine üzerimizdeki baskı artmış, sis perdesi inmiş, sorunlar büyümüş ve ülkeyi yönetenlerin kendi itiraflarıyla bir beka sorunuyla karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bir eleştiri değil tespit yapıyoruz. Neyin doğru olduğunu anlamak için neyin yanlış olduğunu görmek ve kabul etmek gerekiyor.
FİTNE ÇABALARI
          Bu şartlar altında günlük siyasetin labirentlerinde zaman kaybetmek, kısır çekişmelerle oyalanmak yerine, ülkenin biran önce selamete çıkması için çare ve çözüm üretmek, her Türk vatandaşının görevidir. Milliyetçi Hareket Partisi bunu yapmış, sayın Devlet Bahçeli, muhalefet etmek için çok uygun bir zemin olmasına rağmen, "önce ülkem" diyerek, hükümete her konuda yol göstermiş ve yardımcı olmuştur. Bütün sorunların kaynağı olarak gösterilen Parlamenter sistemin değişmesinin yolunu açmış, çok istenen yeni döneme geçişi kolaylaştırmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı hükümetini kurmuş ve yeni sistemin işlemesi için harekete geçmiştir. Buna rağmen bazı çevrelerin hala MHP üzerinden, hükümet üyeliği bahanesiyle bir fitne ve fesat çıkarmaya uğraşması, eğer bir cehalet değilse bu ülkeye ihanettir. MHP ne yaptığını, ne istediğini, nerede duracağını, nerede harekete geçeceğini çok iyi bilir ve bunun için ne kimsenin aklına, ne tavsiyesine ihtiyacı yoktur.
BU ÜLKEYİ KARŞILIKSIZ SEVDİK
             MHP yönetimi adına ahkam kesmek haddimiz değildir. Ancak, aynı düşünceleri, aynı hassasiyetleri taşıyan kalem sahibi insanlar olarak, özellikle kabine üyeliği üzerinden koparılmak istenen fırtına karşısında sessiz kalmamız düşünülemez. MHP'nin siyasi menfaatler üzerinden hesap yaptığını düşünmek dahi büyük bir yanılgıdır. Sayın Bahçeli net biçimde pazarlık içinde olunmadığını söylemiştir. MHP'nin hiç kimseden bir beklentisi, bir çıkar arayışı yoktur ve olmayacaktır. MHP'yi bir türlü anlamayanlar ve anlamak isteyenler şunu unutuyorlar: Ülkücüler ve milliyetçiler bu ülkeyi ve bu milleti karşılıksız severler ve bu uğurda canlarını ortaya koymaktan çekinmezler. Ödenmiş olan bedeller, göze alabileceklerin bir işareti, küçük bir ölçüsüdür. Her kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin, hiç kimse aklımızla alay etmeye, iyi niyetimizi suiistimale, vatan ve millet sevgimizi ölçmeye ve özel hesaplarına alet etmeye kalkışmasın. Hele hele düzeltmek ve ayar vermek gibi haddi aşan şeylere, hiç tevessül dahi etmesin. Bu ülke MHP'siz yönetilemeyeceği gibi, MHP'de ülkeyi yönetme iddiasından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.Kimse bu ulvi görevi, menfaat hesaplarına alet etmesin.
BAHANE KALMADI
            Muhatap bellidir, beklenti açıktır. Bu ülkeyi tek başına 16 sene idare etmek kimseye nasip olmamıştır. Bu kadar zamanı, bu kadar imkanı kullanıp da, olumsuzlukları, yetersizlikleri, yanlışları, ağırlaşan sorunları başka yerlere, başka dönemlere yıkmak ve bahane üretmek artık inandırıcı olmadığı gibi, kamuoyunda bir karşılığı da yoktur. Hiçbir bahane kalmamıştır. Terörü kökünden çözmek, içerisi ve dışarısı fark etmeden dağdaki hainleri indirip yok etmek, Kandil'e Türk bayrağı dikmek fazla uzun sürmemelidir. İçi boş övünmeler bir kenara bırakılmalı ayağı yere basan, dünya ve bölge gerçeklerine uyan, ülke menfaatlerini öne alan, milli bir bir dış politika geliştirmek şart olmuştur.
MİLLİ
            Ekonomimiz her türlü etkiye açık olmaktan mutlaka kurtarılmalıdır. Vazgeçmeyeceklerdir ve ekonomi üzerinden saldırılarını arttırarak sürdüreceklerdir. Ekonominin bozulması ve bir kriz ortamına girilmesi için özel bir çaba gösterildiği açıktır. Çok ama çok dikkatli olmak, isabetli ve hızlı kararlar almak gerekiyor. Neredeyse her 4 dükkandan birisi ya kapalı, ya kiralık veya satılıktır. Başka hiçbir göstergeye gerek kalmadan, sadece bu kadarı, işlerin iyi gitmediğini anlamaya da anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. Borçla, rahtla gidebileceğimiz bir yer kalmamıştır. Topyekün bir seferberlik başlatmak ve milli bir ekonomiye geçmek zorundayız.
BEKA OYUNCAK DEĞİL
           Uzun bir süredir var olan ve seçim öncesinde daha da amansız hale gelen kuşatma devam etmektedir. Milli bekamız içten ve dıştan olmak üzere iki ateş arasındadır. Bu ateşin söndürülmesi, bu ateşi yakanların tamamen silinmesi Türkiye'nin yegane hedefidir. Bu itibarla bekamızın kökünü kurutmak isteyenlerin azı dişini söküp nefeslerini kesmek Milliyetçi Hareket Partisi'nin her şartta destek olacağı milli diriliş ve silkiniş hamlesidir. Beka oyuncak değildir, oyun değildir, şaka değildir, şarlatanların lütfuna, tesadüflerin akıntısına asla bırakılamayacaktır. Nitekim beka Türkiye'dir, Türklüğün yüzyıllar içinde millet varlığı şemsiyesi altındaki maddi ve manevi kazanımlarıdır. İşte bu yüzden, işte bu sebeple, işte bundan dolayı Türklüğün bekası için yapılanlara evet denilmektedir.

Bakanlar ve beklentiler

Türk milletinin tarihi kararıyla değişen hükümet sistemi, görkemli törenlerden sonra yapılan bakan atamalarıyla birlikte tam olarak hayata geçmiş oldu. Atanan bakanların kimlikleri, kişilikleri, birikimleri, kariyerleri elbette önemlidir. Hiç birisi hakkında bir önyargımız yoktur. İsabetli seçimler yapılmış olduğunu umuyoruz. Meclisten 4 bakan alınması dikkat çekicidir. Biz sayın Berat Albayrak'ın bakan yapılamasını bekliyorduk ve bunu zaten okuyucularımızla paylaşmıştık. Maliye ve Hazine'nin başına getirilmiş olması, sorumluluğunu çok daha arttırmıştır. Zira, ekonominin çok ciddi bir revizyona ihtiyacı olduğu ve ivedi tedbirler alınması gereği ortadadır. Kabinenin açıklandığı saatte dövizin hareketlenmesi, ne kadar dikkatli olunması gerektiğini de net olarak ortaya koyuyor.
DEVAM EDEN BAKANLAR
          Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanları değişmemiştir. Bu anlaşılabilir bir durumdur. Hem devlette devamlılık açısından, hem de üstlendikleri görevlerdeki başarıları bakımından, böyle bir yola gidildiği görülüyor. Adalet'in mülkün temeli olduğu dikkate alınırsa, yeni dönemde bu konuda çok mesafe alınması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkar. Abdülhamit Gül geçtiğimiz dönemde genel anlamda olumlu intibalar bıraktı. Bakanlığa devam etmesinde bu durumun etkili olduğu anlaşılıyor. İçişleri Bakanlığı çok kritik bir görevdir. Terörle mücadelede artık kesin sonuç almak şart olmuştur. İçeride ve dışarıda yapılması gereken çok şey var. Kandil operasyonunun biran önce ve başarıyla tamamlanması ve terörün kaynağında kurtulması milletin yüksek beklentisidir. Terörün kökünün kurutulması için hayli mesafe alınmıştır, ama aynı kararlılıkla devam edilmesi ve bu katil güruhuna hiçbir şart altında hayat hakkı tanınmayacağının bütün dünyaya gösterilmesinin artık zamanı gelmiştir.
MİLLİ DIŞ POLİTİKA
          Dış ilişkilerimiz bakımından sıkıntılı bir dönem geçirdiğimizi kabul etmek zorundayız. ABD'den AB ülkelerine, yakın komşularımızdan Türk Cumhuriyetlerine kadar her yerde birikmiş ciddi sorunlarımız var. Bunları aşmanın zamanı çoktan gelmiştir. Milli bir duruş şarttır ve meselenin özünü oluşturmaktadır. Özellikle son dönemlerde milli ve yerli olma önemsenmiştir, ciddi mesafe alınmıştır. Bunun devam etmesinin çok isabetli olacağı, meselelere Ankara'dan bakmanın sorunların çözümünü kolaylaştıracağını ve hızlandıracağını düşünüyoruz. Genelkurmay Başkanı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na getirilmesi dikkat çekici bir durumdur. Bu seçimi, terörle mücadele kadar, dış destek başta olmak üzere, terörün diğer unsurlarıyla mücadelede de yeni bir döneme girilmesi olarak yorumlamak yanlış olmayacaktı                             
KURULLAR VE OFİSLER
          Meclisten 4 bakan alınması aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin meclisteki sandalye sayısının 4 eksilmesi anlamına da geliyor. Bu durum MHP'nin meclisteki sorumluluğunu daha da arttırıyor.  Sonuçta sorumluluk sayın Cumhurbaşkanındadır. Arka arkaya Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yayınlanmıştır. Tamamı teşkilatlanmaya yöneliktir.  Oluşturulan kurullar da bakanlıklar kadar önemlidir. Hatta bazı kurulların veya ofislerin çok daha üst görevler yapacağı anlaşılmaktadır. Kimin hangi göreve getirileceği, nasıl bir çalışma sistemi kurulacağı sayın Cumhurbaşkanının bileceği iştir. Asıl önemli olan ve bizi ilgilendiren kısmı, atanan isimlerin üstlendikleri görevdeki başarılarıdır. Ülkemiz çok ciddi sorunlarla karşı karşıyadır ve ivedi olarak bu girdaptan çıkmamız gerekiyor. Sabırla ve olgunlukla sürecin işlemesini bekleyeceğiz. Ümidimiz, beklentimiz ve dileğimiz sistemin doğru kurgulanması, başarılı bir dönem yaşanması, bir an önce düze çıkabileceğimiz bir performans sergilenmesidir. Bu ülkenin menfaatleri bakımından hayati öneme sahip olduğu gibi, yapılan sistem değişikliğinin isabeti açısından da bir ölçü olacaktır.
ANAYASA TARTIŞMASI YOK
          Yeni sistemle birlikte sonu gelmeyen Anayasa tartışmalarının da artık bir sonuca bağlanacağını düşünüyoruz. Anayasa değişikliği istisnasız her dönem gündeme gelmiş, ancak hiçbir zaman gereği yapılamamıştır. 24 Haziran seçimlerinin öncesinde ve sonrasında, ne yeni Anayasa ne de bir değişiklik fikri hiçbir siyasi parti tarafından dillendirilmemiştir. Sadece bu kadarı, yeni sistemin isabetini anlamaya yeterlidir. Artık hükümeti doğrudan millet belirlemektedir. Bu çok önemli ve çok köklü bir değişimdir. Milletin devletine net olarak sahip çıkması, devletin milletinin emrine aracısız girmesidir. Tek adamlık eleştirilerinin ne kadar boş ve temelsiz olduğu uygulamada çok daha net görülecektir.
GÜÇLÜ MECLİS
          Yeni sistemin yürütme erkini elinde bulunduranların bahane üretmek yerine iş yapmasını mecburi hale getirmekle kalmayacağı, aynı zamanda ciddi bir denetim de sağlayacağı kanaatindeyiz. Güçlü bir meclis yapısı ortaya çıkmıştır. İhtiyaç duyulan kanun düzenlemelerinin meclisten geçmesinde bir sorun yaşanmayacaktır. Yeter ki, ülke ve millet menfaatine olsun. MHP denge ve denetleme görevini eksiksiz biçimde yerin getireceğini daha seçim akşamından ilan etmiştir. Her şeyin yolunda gitmesi durumunda 5 yıl sonrasında yine milletin önüne gidilecektir ve yapılanların isabeti işte o zaman çok daha net anlaşılacaktır.

CHP’de Güneş Gözükmemektedir



"-Sende CHP'ye amma taktın beyim" diyenler olabilir. Ancak siz HDP'yle bir ilişkiye kalkışsanız bu ortaklığın ne uğruna nereye kadar olduğunu siz sorgulamazsanız sizin yerinize sorgulayanlar bulunur. Siz HDP'lilerlle birlikte yürümeyi göze alan Y-CHP'liler PKK'ya hayat öpücüğü vermiştir. Verdiği nefes ile birlikte beraber nefes alıp verenler çok kötü bir şekilde yakalanmışlardır.
Bu seçimde yaşanılan Millet ittifakının HDP-Y-CHP görünmez ittifakının altyapısını oluşturan dolgu malzemesidir. Teşne olmuşlardır. Adlarıyla büyük milliyetçi olanlar milletvekili seçilmek uğruna yemedikleri herze kalmamıştır. Ve istedikleri olmuş Y-CHP'nin oylarıyla HDP'yi Meclise taşımışlardır. Bu vesile ile yaptıkları hile ile ortalığı fena karıştırmışlardır. Bu karışıklık onları Meclise taşıyan Y-CHP'yi çok kötü bir şekilde sarsmış, adeta eşekten düşmüş karpuza benzetmiştir.
Bu kongre istekleri, muhabbetleri, Meclise HDP'lileri taşımakla övünen Y-CHP yönetiminin sonrasında oluşan muhalefetin kongre isteklerine maruz kalmıştır. İstenilen kongre çığlıkları kesilmeye çalışılmaktadır. İyi de bu tablo daha ne kadar süre ile bu şekilde cereyan edecek HDP'ye dayanak olacak şekilde davranan Y-CHP nereye doğru koşturmaktadır?
Kendisine CHP'ye diye atılan oylarla Y-CHP'ye oy toplayan bu zındıklar Başbuğ Alpaslan Türkeş'in söylediği sözlerden "Milliyetçiliği reddeden bir dincilik anlayışı ve İslamiyete  düşman bir Milliyetçilik anlayışı bize yabancıdır, dışımızdadır" diyerek hareket eden, bu tarz milliyetçileri milliyetçi ve İslam uğruna çalışanlar diyemeyiz.
İnsanların bu tarz bir yapıdan acilen kurtulması gerekmektedir. Ama onlar Eren Erdem'in belirttiği gibi "2bin 920 gündür Genel Başkan olan 9 seçim kaybeden birinin 50 günlük çalışmayla çalışmasıyla CHP'nin mahkum edildiği yüzde 25 barajını aşıp yüzde 30'ları geçen bir siyasal hareketlilik karşısında yapması en erdemli davranış istifa olacaktır. Bu saygın, erdemli bir davranış olarak mutlaka tarihe geçer" diye eleştiri yüklü beyanda bulunmuştur.
Böyle bir Liderin Liderliği tartışılmaktadır. 9 seçimdir kaybeden birinden daha farklı olarak ne beklenmektedir? 10.-11. Seçimlerde mağlubiyetle sonuçlanacak ve böylece bir daha mağlubiyet alınacaktır. Satır arasında özüne düşmanlık taşıyan yapı içinde bulunanların ulaşacakları son nokta asla kabul edemeyeceğimiz bir düşmanlık içinde yeşeren sonuç doğuracaktır.
Tam bu noktada ihanete tenezzül edenler "özerkliği" mal bulmuş mağribi gibi sahiplenir hatta savunurlar. Bu elbette cezasız kalamazdı. Ve kalmadı da Y-CHP alışık olduğu yerde mağlubiyetler kulübünde en baş yerini almıştır.
Buna alışamayıp Y-CHP de hayat arayanlar hayat öpücüğünü HDP'lilerden almıştır. Bu duruma Y-CHP Kılıçdaroğlu'nu korumak için zaten geride olan oy potansiyeli ile Muharrem'in aday olmasına izin vermiş, Türkiye'yi karıştırmak için HDP'yi desteklemiştir. Bu ihanet oyununun sonunda kurultay gözükmektedir ya da parçalı bir Y-CHP gözükmektedir. Onlar için ufukta güneş gözükmemektedir.
Sağlıcakla kalın!

google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html