BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Mersin sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Mersin sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

22 Şubat 2019 Cuma

Cumhur gider Mersin’e, Zillet gider Kandil’e

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



HDP, Mersin’de aday çıkarmadı, ama zilletin çıkardığı aday veya adayları kontrolüne aldı. HDP’de bütün emirleri Kandillilerden aldığına göre, zilletin ucunun nereye çıktığını varın siz hesap edin.

Aday belirleme sürecinin sona ermesinden sonra, zillet tarafındaki gelişmeler ve ortalığa saçılanlar, yerel seçimlerin belediye başkanlarını belirlemekle sınırlı kalmadığını, bir huzur ve gelecek tayini olduğunu bir defa daha ispatlamıştır. Bizim aylardır söylediklerimizi, tespitlerimizi, CHP’nin sözcüleri kabul etmekte, İP’in savrulmaları tasdiklemektedir.

HDP, İP VE CHP’Yİ PARMAĞINDA OYNATIYOR


Neresinden başlayıp, hangi birini anlatalım. Mersin’de yaşananlar başlı başına bir ibret vesikasıdır. Hiç kimse, aklımızla alay etmesin. Mersin, zilletin üzerinde en çok pazarlık yaptığı şehirdir. Hesaplar ne CHP’nin potansiyeli, ne de İP’in varlığı üzerinden yapılıyor. Bu iki partinin bir araya gelseler dahi, burada bir sonuç alabilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, biraraya gelememişlerdir. Birbirlerine güvenmiyorlar, güvenseler de ikisinin toplamı bir işe yaramıyor. Burhanettin Kocamaz’ın kişisel potansiyelinin de sonucu değiştirmeyeceğini net olarak gördüler. CHP ve İP’in gözlerini diktikleri, desteğini istedikleri asıl yer HDP’dir. HDP’nin geçmiş seçimlerde burada aldığı oy üzerinden planlar yapılıyor. HDP’de bunun farkında ve İP ve CHP’yi parmağında oynatıyor. Bütün mesele Burhanettin Kocamaz’ın nasıl devre dışı bırakılacağındaydı. Bunun formülünü buldular. Dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi, HDP istedi, İP yaptı, CHP onayladı. HDP, Mersin’de aday çıkarmadı, ama zilletin çıkardığı aday veya adayları kontrolüne aldı. Belediye Meclis üyelikleri başta olmak üzere, HDP’nin zilletten ne istediği, ne aldığı mutlaka cevap bulması gereken ayrı bir sorudur ve bu soru sadece Mersin için değil, bütün seçim çevreleri için geçerlidir. Kesin olan tek şey, zilletin HDP’ye teslim olduğudur. HDP’de bütün emirleri Kandillilerden aldığına göre, zilletin ucunun nereye çıktığını varın siz hesap edin.

DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?


Her şey bu kadar açık ve net olmasına rağmen, Burhanettin Kocamaz’ın hala kıvranmasını, aday olabilme yolu armasını gerçekten anlamakta güçlük çekiyoruz. Her şey gayet açık. Bir oyunla karşı karşıya kaldığını anlayabilmesi için daha ne olması gerekiyor? Tekrar aday gösterebilmek için sözde bir formül bulabilme çabaları, milletin gazabından korktukları için tribünlere oynamaktan ibarettir. Bu saatten sonra bir formül bulunsa ve Kocamaz aday olsa bile, bunu Mersinliye, özellikle de milli duruşu olan vatandaşlarımıza nasıl anlatacaklar, nasıl kabul ettirecekler? Kocamaz için bu saatten sonra yapacağı tek şey, sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısına uymaktır. 50 yıllık siyaset geçmişi, bunca yıllık Belediye Başkanlığı bunu gerektiriyor.  MHP gururla, onurla ve büyük bir vicdan rahatlığı ile gelebileceği tek partidir.

HELALLEŞME FIRSATI


Sayın Bahçeli kendisine özel olarak davette bulunmuş ve “Bana göre siyasi hayatımızda Mersin açısından bir kayıp olmuştur. Burhanettin Kocamaz beye destek veren insanların artık bu gerçeği görerek, bizim Adana’da 50’nci yıldönümümüzde yaptığımız büyük bir davetimiz oldu biliyorsunuz, yarından itibaren o davete icabet etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Tekraren de söylüyorum: Gelin hep beraber olalım bir daha helalleşelim. Bu defa Mersin’i daha güçlü bir şekliyle alalım derim” demiştir. Sayın Bahçeli, bu davetin herkese açık olduğunu söylemiştir, ama “hali hazırda ülkede nefes alan her insanımıza açıktır, ama nefes alan insanlar da virüs taşıyorsa, ona da dikkat edeceğiz” diyerek, bir de rezerv koymuştur. Kocamaz, virüs olmayı tercih ederse kendi bileceği iştir.

NEDEN SON DAKİKAYA KALDI?


Bütün bu gelişmeler yaşanırken, İP’in yetersizliklerini, teslimiyetlerini görmeyip MHP’ye akıl, izan ve vicdanla izahı imkansız suçlamalar yöneltmek, aday gösterilememesinin sorumluluğunu Cumhur İttifakı Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamit Tuna’ya yüklemeye çabalamak bir akıl tutulmasıdır. İP’in Mersin’de kimi il başkanı yaptığı kendi sorunudur. Kaldı ki, sadece il başkanı değil, partinin Teşkilat Başkanı da hedeftedir. Her kafadan bir ses çıkmakta, herkes bir kenara çekmektedir. HDP ile ortaklıktan duyulan rahatsızlık artık gizlenememekte, bizzat parti yöneticileri tarafından ifşa edilmektedir. Maltepe İlçe Başkanının açıklamaları çok çarpıcıdır ve HDP ile kurulan kirli ilişkinin içyüzünü belgelemektedir. Kocamaz’ın aday yapıldığı olduğu günler, haftalar öncesinden ilan edilmesine rağmen, müracaat neden son güne, son saate, son dakikaya bırakıldı ve sonra da geç kalındı? Bu soruyu önce kendisine, sonra partisine sorması gerekirken, sayın Hamit Tuna’ya karşı bir karalama kampanyası başlatması, akıllara başka sorular getirmektedir. Hem, “içimizden vurulduk” diyeceksiniz, hem sorumluyu dışarda arayacaksınız? Bu ne yaman bir çelişkidir?

MHP REZİLLİKLERİ GÖRDÜ



Bu oyunlar, bu tezgahlar boşunadır. Millet her şeyin farkındadır. Zillet Kandillilere teslim olmuştur. Buradan bir hayır, bir fayda çıkmaz. MHP bütün bu rezillikleri çok önceden görmüş, uyarmış ve tedbir almıştır. Ülkenin selameti, vatanın bölünmez bütünlüğü, Türk milletinin parlak geleceği için Cumhur’a sahip çıkmak, bütün vatanseverler için bir görev haline gelmiştir.


Burhanettin Kocamaz’ın Demokrat Parti’den adaylığı sadece CHP-HDP ittifakını güçlendirecektir. MHP’nin kazanmaması için bir çaba olacaktır. Bu yüzden MHP’ye küskün, dargın yahut kandırılarak uzaklaştırılan kim varsa bu oyunu görmelidir.

GELDİĞİ YER DYP İDİ ANILARDA BULUŞTULAR!


Proje partisi İP, her gün bir bombasıyla gündemde kalmaya devam ediyor. İstifalar en büyük gündemleri… İstifa üstüne istifa. Bakalım seçimlere kadar kaç kişi kalacaklar.

Son gündemleri ise Burhanettin Kocamaz’ın adaylık başvuru listesini YSK’ya yetiştirememesi sonucu İP’ten Mersin Büyükşehir Adayı olamaması olmuştur. Burhanettin Kocamaz hem “parti içinden vurulduk. Biz vurulduk. Biz ne ihanetler gördük!” diyerek kendi partisini suçlamış, hem de “Maalesef Sayın Hamit Tuna’nın ‘Göreceksiniz Kocamaz İYİ Parti’den de aday olamayacak’ değerlendirmesi doğru çıktı”  diyerek MHP’nin adayını suçlamıştır.

Şaşkınlıktan ne diyeceğini, kimi suçlayacağını bilemedi. Bu manzara şunu gösterdi ki, İP denen partiye nereden bakarsanız bakın kendi içinde bile birbirine proje çeviren bir partidir. Bir listeyi YSK’ya vaktinde, zamanında götüremeyen bir parti Mersin’i yönetmeye talip oluyorsa bunu ilk önce Mersin halkı düşünmelidir.

Burhanettin Kocamaz İP’ten iştahla aday oluyor ve bu partinin içindekiler onun aday olmasını engelleyecek programı devreye sokuyorsa buradaki kumpasçı anlayışın Mersin’e fayda getirmeyeceğini herkes görmüş ve öğrenmiş olmalıdır.

Gözünü hırs bürüyen Burhanettin Kocamaz, İP’ten aday olamayınca Demokrat Parti’nin adayını çektirerek DP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmuştur.
Aldatılarak, kandırılarak MHP’den uzaklaştırılan insanlarımızın da bu projeyi, bu hırsı görmesi gerekmektedir.

O insanlara da MHP Lideri Devlet Bahçeli “Bizim Adana’da 50’nci yıldönümümüzde yaptığımız büyük bir davetimiz oldu biliyorsunuz- yarından itibaren o davete icabet etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Tekraren de söylüyorum: Gelin hep beraber olalım bir daha helalleşelim. Bu defa Mersin’i daha güçlü bir şekliyle alalım derim.” çağrısında bulunmuştur.

Burhanettin Kocamaz’ın Demokrat Parti’den adaylığı sadece CHP-HDP ittifakını güçlendirecektir. MHP’nin kazanmaması için bir çaba olacaktır. Bu yüzden MHP’ye küskün, dargın yahut kandırılarak uzaklaştırılan kim varsa bu oyunu görmelidir.

Burhanettin Kocamaz İP adayı iken toplantılarını bir avuç insanla yapıyordu. Demokrat partide bu daha da azalacaktır. O yüzden Demokrat Parti serüvenini MHP’den intikam almak için organize edenlerin oyunlarına hiçbir Mersinli düşmemeli, Mersin’i CHP-HDP ittifakına teslim etmemelidir.

Burhanettin Kocamaz’ın egosu, hırsı yüzünden kimse yanlışa sürüklenmemelidir. Burhanettin Kocamaz “iyi ya da kötü bir dönem Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı oldum, yerime MHP’den bir başkası olsun” deme olgunluğunu gösterememiştir. Zaten MHP’de iken flört ettiği Meral Akşener’in partisine gitmiş, orada kendi partisi tarafından kumpasa uğrayınca soluğu Demokrat Parti’de almıştır. Öyle bir hırs ve ego hali var ki dur durak bilmiyor.

Zaten Burhanettin Kocamaz’ın siyasete DYP’de başladığı ortaya çıkmıştı, Demokrat Parti’de finalini yapacak gözükmektedir. Ata binip gidiyor ama tek derdi Bozkurtlara zarar vermek…
Burhanettin Kocamaz’ın peşine takılıp sürüklendiği Meral Akşener de bunun gibi hırs ve egoları için parti parti gezmişti. Oysa biliyorsunuz DYP’de iken “Uzun süredir DYP’yi bırakıp başka bir partiye geçeceğim yolunda spekülasyonlar yapılıyor. Ben 1993 yılı Kasım’ında DYP’ye üye olup nikâh kıydım. Benim nikâhım “Katolik Nikahı” gibi boşanması olmayan bir nikahtır. DYP üyesi olmayı şeref sayıyorum. Benim evladıma bırakacağım tek miras DYP’dir” demişti. Ama şimdi beşinci partisinde…
Demokrat Parti’ye geçen Burhanettin Kocamaz Meral Akşener’le beraber DYP’nin Kırat’ı üzerinden anılarını tazeler artık…

Onlar Kırat üzerine anılarını tazelemeye devam etsin,  Bozkurtlar da Mersin’de hiçbir tezgâha gelmeden partisine, davasına sahip çıkmanın gayretini versin…

Mersin’de Üç Hilal tekrar dalgalanmalıdır. Pkk ortak noktasında buluşmuş CHP ve HDP’ye Mersin teslim edilmemelidir. Burhanettin Kocamaz’ın bu manadaki CHP-HDP ittifakına çalışan rolü ezilmelidir.
Burhanettin Kocamaz’a sorun “MHP mi kazansın, yoksa CHP-HDP mi kazansın?” diye. Emin olun bu hırs ve egoyla CHP-HDP ittifakını isteyecektir.

Mesele aslında bu kadar net bir şekilde ortadadır. MHP’den şu yahut bu sebeple ayrılmış olan kişiler bu tercihte vicdanlarıyla hareket edecektir. İhanet ve sadakat işte şimdi daha çok belli olacaktır.


Mersin pkk’ya teslim edilecek bir memleket değil, yörük çocukları, Türkmenler bu yüzden sağduyulu davranmalıdır.


2 Ekim 2017 Pazartesi

MHP BİTTİ DİYENLERE "BİNLERLE" CEVAP



Milliyetçi Hareket Partisi Mersin İl Başkanlığı 12'nci Olağan Kongresi, eski-yeni binlerce partiliyi bir araya getirdi. MHP Genel Başkan'ı Devlet Bahçeli'ye bağlılığını bildiren il teşkilatındaki birliktelik, MHP'nin kan kaybı yaşadığını söyleyenlere net bir mesaj niteliği taşırken, tek liste ile seçime girdiği seçimde 11'i geçersiz sayılan 521 oydan 510'unu alan mevcut İl Başkan'ı Zeynel Uğur Gölgeli ise yaptığı konuşmada çarpıcı mesajlara imza attı.

7'DEN 70'E TÜM MHP'LİLER KONGREDE
Bir süre önce MHP Genel Merkezi tarafından atanan Mersin İl Başkanlığı, 12'nci Olağan Kongresini Edip Buran Spor Salonu'nda gerçekleştirdi. Genel Kurula tek liste ile giren mevcut İl Başkan'ı Zeynel Uğur Gölgeli, delegelerin oyları ile güven tazelerken, binlerce partilinin katılımıyla şölen havasında geçen kongre, Milliyetçi Hareket Partisi'nin parçalandığını söyleyenlere net bir mesaj verdi. Salona sığmayarak sokağa taşan partililer, genel merkezin Başkan Gölgeli tercihinin doğruluğunu tescilledi.
Kongrenin yapılacağı alana konvoylarla gelen partililerin yanısıra, partinin geçmiş dönemlerinde görev almış isimlerin de kongrede bir arada olması dikkat çeken ayrıntılardan olurken, MHP'nin kalesi olarak adlandırılan Mersin'deki kongreye; Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, MHP Genel Merkez MYK üyeleri Kürşat Türker Ercan ile Tamer Ağaosmanoğlu, MHP Adana İl Başkanı Sertan Duran, MHP Hatay İl Başkanı Lütfi Kaşıkçı, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Taş Medreseli Ülkücüler Genel Başkan'ı Naim Yanık ve yönetimi, Ülkü Ocakları İl Başkanı Gökhan Demir, MHP İlçe Başkanları, İlçe belediye başkanları, Ülkü Ocakları İlçe Başkanları, Ülkücü İşçiler il ve ilçe başkanları, TÜRKAV ve Kamu-Sen yöneticileri, MHP eski il başkanları ve binlerce partili katıldı.

GÖLGELİ'DEN ÇARPICI MESAJLAR

Şölen havasında geçen kongrede konuşma yapan MHP Mersin İl Başkan'ı Zeynel Uğur Gölgeli, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sözlerine genel kurulun hayırlı olmasını dileyerek başlayan İl Başkan'ı Gölgeli, "Karşılıksız sevdanın, hedefe saplanmak için ok gibi bekleyen yiğit neferleri olarak, bizleri böylesine kutsal bir maneviyatta buluşturan Allah'a şükürler olsun. Kongremizin, ülkemize, milletimize, Mersinimize Milliyetçi-Ülkücü Harekete hayırlara vesile olmasını cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. Öncelikle ve özellikle, Partimizin Banisi, Ülkücü-Milliyetçi Hareketin kurucusu, hiçbir zulüm karşısında boyun eğmeyen, izinde ve yolunda yürümekten şeref duyduğumuz Cennet Mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş'i, ebediyete intikal eden dava arkadaşlarını, Ruhi Kılıçkıran'dan, Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na kadar bütün ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyor ve aziz hatıraları önünde bu kutlu davayı haykırmanın gururunu yaşıyorum" dedi.

MHP'NİN TANIMI ALKIŞ TUFANI KOPARDI

Başkan Gölgeli'nin "Milliyetçi Hareket Partisi, kurulduğu günden  bu güne Müslüman Türk Milletinin  umudu, son kalesi olmuştur. Bu kalenin temelinde iman, Harcında Şüheda kanı, Türk Milletinin azmi, iradesi ve baş eğmeyen kararlılığı vardır. Bedir Ordusu'ndaki iman, Çanakkale savaşlarındaki azim, güç ve kararlılık bizimledir. Sultan Alparslan'ın cesareti, Fatih Sultan Mehmed Han'ın, kararlılığı ve inanmışlığı, Başbuğ Atatürk'ün  kırılamayan iradesi adımlarımıza yön tayin etmiştir. Tabutluklarda, işkencelerde Allah davasının sancaktarlığını elinden, dilinden ve yüreğinden düşürmeyen cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in emaneti bizimledir. Bu emanet namusumuzdur. Ülkücü-Türk Milliyetçiliğini siyasi arenada temsil  eden Milliyetçi Hareket Partisi, Türk Milletinin geleceğidir, övünç kaynağıdır. Türk Milletinin, maddi manevi değerler ve kutsalları üzerine bina edilen, Ülkücü Hareket, bu değerler uğruna mücadele etmekten asla geri durmamıştır. Ruhi Kılıçkıran ile başlayan Ülkücü Şehitler kervanı her  hal ve şart altında, namusumuz, şerefimiz ve vazgeçilmezimiz olmuştur. Ülkücü Şehitlerimiz, Süleyman Özmen'in kanlı gömleği, Ciğerleri parçalanan Dursun Önkuzu'nun hatıraları birlik ve beraberliğimizin mihenk taşlarıdır. İdam sehpasına tebessümle yürüyen şehidimiz, Mustafa Pehlivanoğlu'nun son mektubu çağlar ötesine seslenişimizdir. Allah davası  yolunda idam sehpalarına korkusuzca yürüyen Halil Esendağ, Selçuk Duracık kardeşlik bağlarımızın nişaneleridir. Ege Üniversitesinde, vatan hainlerine karşı Bozkurtça, Yiğitçe dik durduğu için bölücü  teröristlerce, kahpece şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu asla dinmeyecek olan yürek sızımızdır. Onun Şehadeti "Fıtrat Değişir sanma, bu kan yine o kandır" sözünün emsalidir ve ölene kadar parolamızdır. Bütün ömrünü, Allah Davasına adamış, bu vatana "Amasız, Fakatsız, Lakinsiz" sevdalanmış, nefsi ve şahsi bütün ikballeri elinin tersiyle itmiş Genel Başkanımız, Bilge Liderimiz sayın Devlet Bahçeli yolbaşçımızdır. "Önce Ülkem ve Milletim, sonra Partim ve ben" cümlesi ile özetlenen, Türk Milletine hizmeti en kutsal görev bilmiş bu uğurda kendi istikbalini, Milletinin ve devletinin istiklaline feda etmiştir. Genel Başkanımız sayın Devlet Bahçeli 21.yüzyılın Bilge Kağan'ıdır.
O'nun devlet adamlığı, ileri görüşlülüğü ve  eksiksiz liderlik vasıfları Ülkücü-Türk Milliyetçilerinin gururudur. Özellikle 1 Kasım seçimleri sonrası başlatılan, iftira, dedikodu ve eyyamcılıkla yıpratılmaya çalışılan Genel Başkanımız;  bütün saldırıları göğüslemiş davaya olan adanmışlığı ile bütün kirli oyunları bozmuştur. O'nun emperyalist oyunlar karşısındaki dik duruşu, zafere olan inancı, cesaretimizin membasıdır" şeklindeki Milliyetçi Hareket Partisi tanımı, salonu dolduran binlerce partilinin alkış tufanı koparmasına sahne oldu.

"OYUNLAR BOZULDU, PLANLAR ALT ÜST OLDU"

Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin ileri görüşlülüğü ile uyarılarında ve attığı adımlarda hep haklı çıktığını anımsatarak genel Başkan üzerinden Milliyetçi camiayı bölmek ve ayrıştırmak isteyenlere seslenen Gölgeli, "Çözüm süreci günlerinde; hendekler kazılıp, teröre prim verildiği günlerde, Garnizonlarda gönderdeki bayraklar indirildiği günlerde, Valilerin operasyon izni vermediği, veremediği günlerde, BOP eşbaşkanlığı günlerinde, askere sınır ötesi operasyon yetki tezkerelerinin verilmediği zamanlarda, FETÖ cinayet örgütünün henüz hiç kimse tarafından konuşulmadığı, hatta övgülere mazhar kılındığı günlerde, Bilge liderimizin yaptığı uyarılar, tavsiyeler hala hafızalarımızda olduğu gibi tarihe de not olarak düşülmüştür. "Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" diyecek kadar devletine ve milletine karasevdalı, sığ siyasetten uzak bir lider olduğunu defalarca ortaya koymuştur. Nihayetinde 15 Temmuz 2016 akşamı 21. yüzyılın Bilge Kağanı'nın ne kadar haklı olduğu, yıllardır yaptığı uyarıların ne kadar yerinde olduğu dost düşman her kesim tarafından anlaşılmıştır. 15 Temmuz Gecesi, siyasilerin bir çoğu ortada yokken, Genel merkezini "Karargaha" çeviren ve gerekirse "çarpışmayı" dahi göze alıp Türk Milletine cesaret ve direnme gücü aşılayan, kararlı duruşu ile "Size Öyle bir vatan bırakıyorum ki, ebediyen sizin olacak" diyen Sultan Alparslan'ın sözünü Büyük Türk milletine hatırlatan, bilge liderimiz hepimizin gurur vesilesi, övünç kaynağıdır. İkbal günlerinde, el öpmek, göze girmek için sıra bekleyenler, parti içerisinde veya dışında makam mevki sahibi olabilmek için kapı aralayanlar ise 1 Kasım seçimlerinden sonra başlattıkları işgal ve değişim hareketinde hezimete uğramışlar, bu gün partilileşmek için toplanarak gerçek yüzlerini göstermişlerdir. Parti parti gezenler, ABD'nin, AB'nin, FETÖ'nün figüranlığına soyunanlar Milliyetçi Hareket Partisine genel  başkan olma hayali kurmuşlardır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin, Siyasi Partiler Kanunu ile kurulduğunu, ancak özünde Türk Töresinin hakim olduğunu her ne hikmetse unutmuşlar ya da asla öğrenememişlerdir. "Genel Başkan" değişmezse, partinin "baraj altında" kalacağını ve bu gidişatın "Ülkücü Hareketi Bitireceğini" iddia eden bu soysuzlar; emperyalist güçlere biat etme konusunda adeta yarışmış, üst düzey rol üstlenmişlerdir. Bölücü terör örgütü ile aynı saflarda yer almaktan ar etmemişler,"Ülkücüyü Ülkücüye Kırdırmak" için ellerinden geleni yapmışlardır.
Devletin yok etmek için üzerine yürüdüğü FETÖ'nün açık veya kripto bütün unsurları tarafından maddi manevi desteklenen, düzenbaz, "Topuklu Takunyalı" ve yandaşları MHP'de fitne rüzgarları estirmiş, Türkeş'siz, Bahçeli'siz "Türk Milliyetçiliği" hayali ile ellerinden geleni arkalarına koymamışlardır. Hayatı zikzaklarla dolu bu düzenbazlık ve hile çetesi ömürlerinde dik durmak nedir bilmemiş, yamuk haline bakmadan parti içerisine nifak tohumları ekmeye çalışmıştır. Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin; tavizsiz, vakarlı ve cesaretli duruşu sayesinde, bu karaktersizler ve yandaşlarının bütün planları alt-üst olmuş bozulmuştur" diye konuştu.

"KAPILAR SONSUZA KADAR KAPANDI"

Bir takım oyunlarla Milliyetçi Hareket Partisi'ne yönelik operasyon başlatanların bir daha ebediyete kadar MHP çatısı altında yer bulamayacaklarını ifade eden Gölgeli, "Ellerinde Ülkücü kanı olanlarla omuz omuza yürüyenlerin, Ulusal Kanal'da boy gösterip Perinçek ağzı ile liderimize dil uzatanların ve netice de Ülkücü Hareket'in başarısı için harcamadıkları gayretin on katını parçalanması için gösterenlerin, her iki cihanda da elimiz yakalarında olacaktır. Bu karakter yoksunları, il ve ilçe teşkilatlarımız hakkında dedikodulara, fitne ve fesada yeniden başlamışlardır. Böylesi hainlerin affı mümkün değildir. Milliyetçi Hareket Partisi'nin çatısı altında bundan sonra hiçbir haine yer yoktur. Partiyi bölme hevesi güdenler, bunun için fırsat kollayanlar emperyalizmin maşalığına gönüllü  soyunanlar, hassas olduğumuz konularda alay edercesine iftira atanlar için bu partinin kapıları sonsuza kadar kapanmıştır. Bilinsin ki, "Ülkücü, ülkücünün öz kardeşidir". Üç  beş "kurt görünümlü" çakal, karaktersizliği tescilli "Topuklu Takunyalının" yakınındaki alçaklar bu kardeşliği asla bozamayacaktır. Tavsiyemiz sabrımızın taşırılmamasıdır. Eğer  bir gün sabrımız taşarsa "akan kan, Ülkücü Kanı, Yanan Can Ülkücü Canı olmayacaktır." Şeref bildiğimiz, namusumuz olarak savunduğumuz ve onurumuz olarak haykırdığımız Ülkücü Hareketin kendini bilmez alçakların ağızlarına meze olmasına asla izin vermeyeceğiz. Genel Başkanımız, Bilge Liderimiz sayın Devlet Bahçeli'ye söylenmiş her söz, yapılan her hakaret bize söylenmiş, bize yapılmış demektir. Kelimesi kelimesine, harfi harfine hesap sormak da boynumuzun borcudur. "Nush ile uslanmayana etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın Hakkı kötektir"  cümlesini,  fitne, fesat ve nifak ehline hatırlatıyor, "Kadife eldiven içinde Çelik yumruk" olabileceğimizin de bilinmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
Sözlerini "Devlet hiçbir zaman yaşlanmaz" ifadeleriyle sürdüren Gölgeli, "Ülkücü Türk Milliyetçileri var oldukça Türk Devleti daima genç ve dinamik olarak ebediyete kadar yaşayacaktır. Nitekim, "Sırtımda Hançerlenmedik yer kalmamıştı. Saplanan her hançeri Ülkücü Gençlik olarak siz çıkardınız" diyen hareketimizin liderine samimiyet ve sadakat konusunda asla taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Devlet geleneğini asırlar ötesine miras bırakmak için yılmadan, yıkılmadan mücadele edeceğiz. Biz Üç Hilalli sancağı ebediyete kadar Mersin burçlarında dalgalandırmanın kaygısını taşıyacağız. Ülkücü şehitlerimizin, ebedi aleme göçmüş büyüklerimizin emeklerini, kanlarını, canlarını hiçbir nefse heba ettirmedik, ettirmeyeceğiz. Bu sebeple siyaset kulvarında yapılan yarışmaların "kırmadan, dökmeden, bir birini öteleyip itelemeden" yapılması için cana başla çalışacak bu tür davranışlara asla müsaade etmeyeceğiz. Kazanılan zaferlerin kolay kazanılmadığını, uğruna ömürlerden vazgeçildiğini, kanlar döküldüğünü ve canlar feda edildiğini asla unutmayacak, bu şuuru akıllara mıh gibi çakacağız. Bütün bu fedakarlıkların bir kısım insanlar "nefislerini tatmin etsinler" diye yaşanmadığının bilincinde olacağız. Herkes bilmelidir ki; hiç bir ikbal, makam, koltuk beklentisi olmadan şehadet şerbetini seve seve içen Ülkücü şehitlerimizin daha fazla kemiklerini sızlatmak, onların sırtımızda olan veballerinin sorumluluğunu yok saymak kimselerin hakkı ve haddi değildir" dedi.

"BİR OLACAĞIZ… DİRİ OLACAĞIZ… İRİ OLACAĞIZ"

Konuşmasını Mersin'de birlik içinde olmak, üç hilalli sancağı Mersin burçlarında dalgalandırmak için yılmadan, yorulmadan çalışacaklarının sözünü vererek sonlandıran İl Başkanı Gölgeli şunları söyledi;
"Bu kutlu yolda Mersin bizimle midir? Torosların başı dik evlatları fitne ve fesada karşı birliğin ve dirliğin yanında mıdır? Helalden gayrısında gözü olmayan yörükler Türkmenbeyimiz Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey ile aynı safta mıdır? Ülkücülüğün çilesine takip olup Allah'ın rızasından başka beklentisi olmayan yiğit Bozkurtlar, hanım Asena'lar, dualarıyla ve yürekleriyle bizimle beraber midir? Bu "Evetler" Mersin'in teslim alınamayacağının teminatı, hainlerin ve çıkarcıların korkusudur. Sizlerden aldığımız güç ve milletimize olan hizmet aşkıyla, böylesine zor ve çetin bir dönemde, bizlerde Mersin'e yakışan bir duruş sergileyeceğiz. Genel Başkanımızın emrinde, Üç Hilal Sancağını bu şehrin burçlarında dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bir olacağız… Diri olacağız… İri olacağız. Mersin'de el ele vereceğiz, kırgınlıklara son vererek, Yenice den, Kaladran köprüsüne kadar Ülkücü rüzgarı estireceğiz. Belediyelerimiz, Ülkü Ocaklarımız ve Teşkilatlarımızla bir olacağız, gönüllere dolacağız. Türk Milletini yok etmek isteyen, gelenek ve göreneklerimize zarar vermek isteyenlere karşı; Ali Bülent Orkan'ın duruşu olacağız. Uyuşturucu tüccarları, fuhuş şebekeleri, kumarcılar, tetikçiler, tefeciler ve hain odakları hariç partimizin kapılarını her kese sonuna kadar açık tutacağız. Bu çatı cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in emanetidir.
Bu emaneti namus bilip koruyacak sonsuza kadar yaşatacağız. Türk-İslam Mührünü, ne pahasına olursa olsun Mersin'e vuracağız. Her ilçemizde, her mahallemizde Ülkücü Milliyetçi Hareketi anlatacağız. Lidere sadakat konusunda zerre taviz vermeyeceğiz. Teşkilatçılık anlayışımızı bir an olsun aklımızdan çıkarmadan, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan çalışacağız. Benimle birlikte bu zor ve çetin yolda yürüyecek olan, menfaat gözetmeksizin, mücadelemize omuz vermek için saflarımıza katılan her bir ülküdaşıma şimdiden teşekkür ediyorum.

Dünyevi ikballeri bir yana bırakıp, Türk Milletinin istiklali ve istikbali için gecesini gündüzüne katacak olan her bir ülküdaşımdan Allah şimdiden razı olsun. Cenab-ı Hak, hiçbir Ülkücünün emeğini boşa çıkarmasın. Ülkücü hareketi daim kılsın, dünya durdukça yaşatsın. "Türklüğün düşmanı çok, ancak Türklüğü savunanların düşmanlarının daha da çok"  olduğunu biliyor ve tüm hainlere "Dün az değildik, bugün çoğuz, yarın daha çok olacağız" diye haykırıyoruz. Yastığımız Mezar Taşı, Yorganımız Kar olsun. Biz bu yoldan dönersek, namus bize ar olsun. Ne mutlu Türk'üm diyene!"

25 Şubat 2018 Pazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hala 'Esed ile bir araya gelelim' diyen zavallılar var


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tosyalı Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin 6. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, vatanı, ezanı, bağımsızlığı için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürüyen tüm Osmaniyeli yiğitlere Allah'tan rahmet diledi. Erdoğan, şehitlerin ruhları için Fatiha okudu.

"Afrin'de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 1951'e ulaştı"

Her bir şehidin şanlı tarihi adına şeref ve onurla yazdırdığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rabbim onlardan razı olsun. Yüce Mevlam şehitlerimizi sevgili Peygamberimize komşu eylesin. Şu an itibariyle Afrin'de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı devamlı artıyor. Şimdi son rakamı aldım, 1951. Mehmedimiz dağ taş demiyor, evelallah. Bir taraftan F-16'lar, bir taraftan SİHA ve İHA ile tanklarla, toplarla, kar kış, bora fırtına, yürüyor.
Gençliğimizde öyle derdik. O zaman değişikti, ben şimdi değiştiriyorum. 'Kar bora fırtına sükun bulacak, sana bu teröristler selam duracak. Durduruyor muyuz? Durduruyoruz. O ne tüneller açmışlar öyle. Bu tünellerin paraları nereden geldi? Bu tünellerin beton mikserleri, çimentolar nerelerden geldi? Biliyoruz, biliyoruz. O bilmiyoruz zannedenler, vakti, saati geldiğinde bütün bu video kayıtlarıyla bunları onlara gösteriyoruz ve göstereceğiz. Bizler, onların (şehitlerin) emanetlerine gözümüz gibi bakacak, bu vatanı ite kopuğa kesinlikle teslim etmeyeceğiz. Şehitlerimizin kanlarını döken alçaklardan, işledikleri cinayetlerin hesabını tek tek soracağız."

"Malum çevreler, bu ittifakın ne olduğunu iyi görsünler"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bir ittifakın temellerini attıklarını ve ilgili teklifin Meclise gönderildiğini söyledi. Bununla birlikte 2019'un kendileri için bir ittifak yılı olacağına işaret eden Erdoğan, "Temennim şudur; ya Rab, bu birlikteliğimizi daim eyle. Bu birlikteliğimizi inşallah güçlenerek ülkemizin geleceğine taşımaya vesile eyle. O malum çevreler, bu ittifakın ne olduğunu da iyi görsünler, iyi anlasınlar. İnşallah bu ittifakla birlikte Türkiye yeni bir dönemin tohumlarını atıyor." diye konuştu.

"Çok daha büyük bir sinerjiyi elde edeceğiz"

Erdoğan, kapı kapı dolaşarak bu ülke ve millete yaptıkları hizmetleri ve projeleri anlatacaklarını ifade ederek şöyle devam etti:
"Ülke genelinde, başta Sayın Bahçeli olmak üzere, bu ittifakla birlikte güçlenerek çıktığımız bu yolda, hamdolsun çok daha büyük bir sinerjiyi elde edeceğiz. Bu sinerji, siyasette inşallah ülkemizde bir örnek olacaktır. İlk olacağı gibi de ülkemizin geleceğine yönelik yeni temellerin atılmasına vesile olacaktır.

Demiryolu yatırımları

Erdoğan, on yıllardır el değmeyen Osmaniye demiryollarını sıfırdan yapılmışçasına yenilediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Osmaniye'yi de hızlı tren konforu ve süratiyle inşallah tanıştırıyoruz. Toplam maliyeti yaklaşık 4 milyar lira olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren projemizin çalışmaları süratle ilerliyor. Mevcut durumda Gaziantep-Osmaniye-Adana-Mersin koridorunda yolcu trenlerinin hızı saatte 120 kilometre, yük trenlerinin ise 65 kilometredir. Peki proje bittiğinde ne olacak? Osmaniye-Adana arası 35 dakikaya, Osmaniye-Gaziantep arası ise 1 saate inmiş olacak. Böylece Osmaniye, ülke genelindeki hızlı tren ağlarına bağlanmış olacak. Kayseri-Niğde-Mersin-Osmaniye arasındaki mevcut demiryolu hattını 945 milyon liralık maliyetle elektrikli sinyalli hale getirerek modernize ediyoruz. İnşallah projeyi bu sene içerisinde tamamlıyoruz."

"Bölgemiz son derece meşakkatli günlerden geçiyor"

Bölgenin son derece meşakkatli günlerden geçtiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
"Suriye'den Irak'a, Yemen'den Libya'ya, Filistin'e kadar tarihi kardeşlik bağlarımızın olduğu birçok ülke istikrarsızlık içinde kıvranıyor. Coğrafyamızda minarelerden yükselen o davudi ezan seslerinin yerini anaların yüreklerimizi dağlayan feryatları aldı. Bilinçli, kasıtlı bir şekilde bizi köklerimize bağlayan ne varsa teker teker silmeye çalışıyorlar. Her biri medeniyetimizin asırlık şaheserleriyle ilmek ilmek dokunmuş olan İslam şehirleninin çoğu, enkaz yığınlarına döndü. İşte Halep bunlardan bir tanesi, işte Musul bunlardan bir tanesi, Şam bunlardan bir tanesi. Bunlar nasıl yeniden ayağa kalkacak? Bunlar nasıl abad edilecek? İşte Afrin bunlardan bir tanesi. Kütüphanelerimiz yağmalandı, camilerimiz bombalandı, kadim mirasımız vahşice talan edildi. Sadece komşumuz Suriye'de tüm dünyanın gözü önünde bir milyon kardeşimiz devlet terörünün kurbanı oldu. Hala 'Esed ile bir araya gelelim' diyen zavallılar var. 'Esed ile bu işi toparlayalım' diyen zavallılar var. Yahu bir milyon vatandaşını katleden böyle bir katille siz neyi düzelteceksiniz, neyi ayağa kaldıracaksınız?"

"Kardeşim Doğu Guta'da öldürülenler ney, asker mi?"

Erdoğan, bir milyon vatandaşını katleden Esed'le hiçbir konunun görüşülemeyeceğini belirterek, her fırsatta Türkiye'ye demokrasi, insan hakları, hukuk dersi veren devletlerin ve kuruluşların ise olanlara kayıtsız kaldığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tutturmuşlar bir şey, 'Kimyasal silah kullananlara gereğini yapalım.' Arkadaş, kimyasal silah kullanırken bin kişi, bin 500 kişi ölüyor. Peki, konvansiyonel silah kullanmayı bir kenara niye atıyorsun? Bu bir milyon, bu konvansiyonel silahlarla öldürüldü, varil bombalarıyla öldürüldü, tanklarla, toplarla öldürüldü. Bir milyon. Önemli olan sebep midir, yoksa netice midir? Sen neticeye bak. Konvansiyonel silahla öldürüldüğü zaman meşru, kimyasal silahlarla öldürüldüğü zaman gayrimeşru. Böyle sapıklık olur mu?" diye konuştu.
Erdoğan, "Günlerdir Doğu Guta'da devam eden vahşete şöyle ciddi tepki gösteren bir ülke gördünüz mü, duydunuz mu? 'Sivil sivil sivil' diyorlar. Peki, kardeşim Doğu Guta'da öldürülenler ney, asker mi?" ifadesini kullandı.

"Doğu Guta'dakileri Türkiye'de tedavi ettirelim"

"Doğu Guta'dakileri bize verin" dediklerini, Türkiye'deki hastanelerde tedavi ettirmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, Doğu Gutalıları Şam'a götürüldüklerini, Şam'da da akıbetlerinin meçhul olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Şu gerçeğe her gün yeniden şahit oluyoruz, tıpkı bir asır önce olduğu gibi bölgemiz yeniden belli güçlerin rant ve çıkar kavgasına kurban edilmek isteniyor. Petrol kokusu almış emperyalistler, bunlar tarafından coğrafyamızın sınırları kan ve yeniden gözyaşlarıyla çizilmeye çalışılıyor ancak bu kanlı planlarının önündeki en büyük engel yüz yıl öncesinde olduğu gibi yine Türkiye. Bugün bölgede emperyalistlerin en büyük korkusu, unutmayın, Türk milletidir. Çünkü Türkiye demek, bölgede barış, huzur ve istikrarın devam etmesi demektir. Türkiye demek sadece kendi vatandaşlarına değil tüm mazlum ve mağdurlara umut olan ülke demektir. Türkiye 780 bin kilometrekareye sığdırılamayacak kadar büyük bir ülkedir."

"Türkiye'nin menfaatini gözetmeyen hiçbir projenin uygulama şansı yok"

Birilerinin hala Türkiye'nin anlamını idrak edemediğini belirten Erdoğan, "Birileri hala Türkiye'ye kendi dar ideolojilerinin kalıplarından bakıyor. Ufukları kendi mahallelerinden, kendi parti binalarından, akşam takıldıkları izbe mekanlardan öte gitmeyenler bu ülkenin ne demek olduğunu, mazlumların gözünde ne mana ifade ettiğini bir türlü kavrayamıyor. Deve kuşu kendini toprağa gömünce görünmez zannedermiş. Bunlar da her yeri kendi kısır dünyalarından ibaret sanıyorlar. Şunu açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim. Bugün Türkiye'nin rızasını, menfaatini, endişesini ve taleplerini gözetmeyen hiçbir projenin, bölgemizde uygulama şansı yoktur. Ölümüne ölümüne gideceğiz. Hiç bunun çaresi yok. Hele hele çevremizde, ülkemizin bekasına halel getirecek, vatandaşlarımızın can güvenliğini hiçe sayacak bir adımın atılmasına kesinlikle izin vermeyiz, vermeyeceğiz." değerlendirmesini yaptı. 
Terör örgütü üzerinden Türkiye'yi çevreleme teşebbüslerine ilk darbeyi Fırat Kalkanı Harekatı ile vurduklarını anlatan Erdoğan, 2 bin kilometrekarelik bölgeyi kontrol altına aldıklarını ve şu anda 140 bin insanın oradaki topraklarına geri döndüğünü bildirdi.

"Afrin'e Afrinliler dönsün" 

Afrin'de de aynı uygulamayı yapmak istediklerini belirten Erdoğan, "Tekrar Afrin'e Afrinliler dönsün, onları da biz koruyalım." dedi.
Erdoğan, Türkiye'deki 3,5 milyon Suriyelinin topraklarına dönmesini ve orada yaşamasını istediklerini vurguladı.
Erdoğan, arasında birçok yabancı teröristin de olduğu 1951 teröristi, insanlık düşmanını etkisiz hale getirdiklerini vurgulayarak, "Dün, yayınladıkları videolarla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ders vermek için geldiklerini söyleyenler, bugün ülkelerine paçavralara sarılı tabutlarla dönüyorlar. Daha bir ay öncesine kadar bize ve devletimize meydan okuyanlar, bakıyorsunuz bugün Batılı efendilerine ağlamaya, 'Bizi kurtarın' diye yalvarmaya başladılar. Hiç beyhude uğraşmasınlar, kime ağlarlarsa ağlasınlar, kime yalvarırlarsa yalvarsınlar, onlara hak ettikleri dersi vereceğiz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Adı sanı, kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin teröristlere kalkan olmasına göz yummayacak, rıza göstermeyeceğiz. Güya teröristlere yardım için yola çıkan konvoylara yönelik operasyonlarımız, bu konudaki tavrımızı açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bundan sonraki benzer teşebbüslere verecek cevabımız da yine bu minvalde olacaktır." değerlendirmesini yaptı.

"Sayın Bahçeli'ye teşekkür ediyorum"

Ülke menfaatlerini, parti menfaatinin önüne koyan, milletin bekasını her şeyin üstünde tutan, "mesele vatansa gerisi teferruattır" diyen partilerin ortak noktalarda bir araya gelme erdemi gösterdiklerini ve göstereceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: 
"MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli'ye bu süreçte sergilediği milli duruş için bir kez de kendi memleketi Osmaniye'den teşekkür ediyorum. 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere terörle mücadeleden yurt dışı operasyonlara kadar milletimizin ve devletimizin bekasını ilgilendiren her konuda kendisi gerçekten ismiyle müsemma şekilde bir devlet adamı gibi hareket etmiştir. Bu yeni sürecin ülkemizde birlik, beraberlik ve kenetlenmeye vesile olmasını diliyorum."

Bahçeli'den Erdoğan'a forslu çelenk

Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gönderilen, üzerinde “Sayın Cumhurbaşkanım Osmaniyemize hoş geldiniz" yazılı, Cumhurbaşkanlığı forsu şeklinde hazırlanan çelengi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim etti.
Kongreye, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Mahir Ünal, Mustafa Ataş ve Erol Kaya da katıldı.
Muhabir: Mümin Altaş-İlkay Güder-Esin Işık-Zehra Aydın-Ferdi Türkten

1 Şubat 2018 Perşembe

Mersin'e Sahip Çıkıyoruz, 1923 Proje ile Mersin'i Geleceğe Taşıyoruz



Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin teşrifleriyle Mersin'de 4 Şubat 2018 Pazar günü saat 15.00'de Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Toplu Açılış ve Temel Atma Törenimize tüm halkımız davetlidir.



15 Temmuz 2018 Pazar

15 Temmuz’un bilinmeyenleri

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Akıncı’nın yanı sıra Çankaya Köşkü’ndeki Muhafız Alayı’nı üs olarak kullanan darbeci hainlerin, o gece darbe girişiminde kullanmak üzere 8 bin mermiyi kaçırdıkları belirlendi.



15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sırasında Ankara'da bulunun iki yer darbeci hainlerin karargâhı haline gelmişti. Ankara dışında Akıncı Hava Üssü'nü kullanan hainler, Ankara içinde ise Çankaya Köşkü'nde bulunan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nı harekete geçirdi. Muhafız Alayı da 15 Temmuz'da yapılacak darbenin hazırlıklarına yaklaşık 10 gün önceden hız verdikleri 8 bin adet mermiyi de kullanmak için götürdükleri tespit edildi. İşte 15 Temmuz öncesi FETÖ'cülerin Çankaya Köşkü'ndeki hazırlıklarına ilişkin bilinmeyenler:

BAHANE LAHMACUN

O dönem Muhafız Alayı Komutanı olan Albay Muhsin Kutsi Barış, EDOK Komutanı Org. Kamil Başoğlu gibi alınacak üst düzey isimler için sık sık Köşk'ün yan tarafındaki lojmanlara gitti. Darbeciler, burada kantinde çay içme ve oradaki restoranda lahmacun yeme bahanesiyle bölgede sık sık inceleme yaptı.
 Muhafız Alayı Komutanı Kutsi Barış ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yaveri olan Albay Ali Yazıcı darbe girişimi yaklaşınca spor yapma bahanesiyle sık sık Çankaya'daki lojmanlarda bir araya geldi. İkilinin darbe hazırlıkları kapsamında yoğun şekilde görüştükleri belirlendi.

FETÖ'NÜN AŞAĞILIK ASKERLERİ

Hainler ayrıca Çankaya Köşkü'nde giriş çıkışları rahat yapabilmek için bazı kapılara kendi adamlarını yerleştirdi. TRT'ye baskına gidecek araçlar bile önceden ayarlandı.
 Muhafız Alayı Komutanı Kutsi Barış, darbe girişimi başlamadan saat 16.00 sıralarında emrindeki askeri döviz bürosuna gönderdi. Elindeki bir miktar parayı postasına veren Barış, bunu 4 bin dolara çevirttirdi. Barış darbe girişiminin başlamasıyla dövizin sert şekilde yükselmesiyle para kazanma hesabı da yaptığı öğrenildi.

ÇANKAYA'DA 8 BİN MERMİ

 Muhafız Alayı Komutanı Albay Kutsi Barış, çarşamba günü emrindeki askerlere talimat vererek cephanelikten 8 bin G-3 silah mermisi çıkartılmasını istedi. Mermileri kendi odasına koydurtan Barış, 15 Temmuz günü Çankaya Köşkü'ne gelen siyah Renault marka araca 8 bin mermiyi yükletti.

DRONE İLE TANKLARI YÖNLENDİRDİLER

DARBE girişiminin en sıcak anlarında Çankaya Köşkü'nde kalan Muhafız Alayı'ndaki bazı askerler, mini insansız hava aracı Drone'lar uçurarak, Köşk'ün etrafını izlemeye çalıştı. Drone'lar ile izleme yapan darbeci askerler, Kızılay yönünden gelen tanklara bilgi aktararak hangi kapıdan gelmeleri gerektiği, etrafta polislerin nasıl tedbirler aldığını söyleyerek yönlendirme yaptı. O gece Çankaya Köşkü'nde darbecilere karşı direnişe geçen polisler, havada Drone olduğunu fark edince silahla vurup düşürdü.

DARBECİLER 35 UÇAK 74 TANK KULLANDI

İHANET girişimine yönelik İstanbul'daki davada gerekçeli karar açıklandı. 15 Temmuz darbe girişimine yönelik İstanbul'daki ana darbe davasının karara bağlandığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi davayla ilgili gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda FETÖ'nün darbe girişimindeki parmak izlerine yönelik önemli ayrıntılar yer aldı. FETÖ'nün 1 Kasım 2015'teki sonuçlarının açıklanmasının ardından 2016 yılı içerisinde dış güçlerin de desteğini arkasına alarak darbe girişimine karar verdiği vurgulandı. Kararda darbeci hainlerin 35 uçak, 3 gemi, 37 helikopter, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı araç ve 4000'e yakın silah kullanıldığı generaller ve amirallerin de bulunduğu 8 binin üzerinde askeri personelin girişime katıldığı vurgulandı.

Rakamlarla 15 Temmuz kanlı darbe girişimi

15 Temmuz 2016’daki kanlı darbe girişimi, halkın ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı duruşuyla bertaraf edildi. Türk halkı hep birlikte bir kere daha istikbalini kurtardı.
Darbecilerin “Yurtta Sulh Harekatı” adını verdikleri kalkışma, 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde kendilerine “Yurtta Sulh Konseyi” veren kökü dışarıda bir grup asker tarafından gerçekleştirildi. Türk halkının tanklar ve silahlar önünde kendilerini siper etmesi neticesinde akim olan bu girişim, bu yönüyle sadece Türkiye Tarihi’nde değil, Demokrasi Tarihi’nde de yerini almıştır.
15 Temmuz-16 Temmuz tarihleri arasında Ankara, İstanbul, Malatya ve Marmaris’te ciddi çatışmalar yaşanmış, diğer pek çok ilde de halkın sivil araçlarla yolları, pistleri kapatarak tankların ve uçakların hareketini engellemesi, tarihin ölümsüz karelerini teşkil etmiştir.

KANLI DARBE GİRİŞİMİNİN PANAROMASI

65. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve Türkiye Cumhurbaşkanı’nı hedef alan, Fethullahçı Terör Örgütü’yle bağlantılı olduğu defalarca belgelerle açıklanan bir oluşumun ülkeyi ele geçirme, bu da olmazsa kaosa sürükleme çabalarının önü kesildi. Türk halkının, emniyet güçlerinin, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ve darbecilere geçit vermeyen idarecilerin kararlı tutumu, karanlık planların boşa çıkmasında en önemli etken oldu.

15 - 16 TEMMUZ'DA NELER OLDU



Özellikle Ankara, İstanbul, Malatya ve Marmaris’te sıcak çatışmalar yaşandı, sivil halka ateş açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Darbe teşebbüsünde bulunan 1. Ordu, 2. Ordu, Türk Hava Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı içerisinden bazı grupların çağrısına, kahraman Türk ordusunun şerefli neferleri karşı koyması da önemli bir etkendir.
Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevliyken, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın vur emriyle, komutanlığı ele geçirmeye çalışan darbe yanlısı Tuğgeneral Semih Terzi’yi alnından vurarak öldüren, ardından darbecilerce şehit edilen Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir, demokrasi mücadelesinin sembol ismi olarak hafızalara silinmez şekilde kazındı.
İstanbul’da Boğaziçi (şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü jandarma tarafından kapatıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve yaklaşık 50 kadar milletvekili mecliste bulunduğu sırada F-16 savaş uçakları meclis üzerinde uçuş yaparak meclisi dört defa bombaladı.
Ankara'nın Beştepe semtindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yönelik bombalama girişiminde bulunuldu. Darbe girişimi esnasında Muğla'nın Marmaris ilçesinde bir otelde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı suikast girişiminde bulunuldu. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi darbeciler tarafından rehin alındı. Darbeciler eliyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmî internet sitesi ve TRT'de yayınlanan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek ülkede sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

TÜRKİYE'NİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN ANLAR!

Daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CNN Türk'te FaceTime aracılığı ile gerçekleştirdiği bağlantı ile darbecilere hiçbir şekilde imkan tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için meydanlara ve havalimanlarına çıkmaya davet etti. Çağrının ardından Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlenmeye başladı. Halk sokağa inerek askeri araçların önünü kesti.
16 Temmuz sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda darbe girişimi bastırıldı, askerler silahları ile birlikte teslim oldu. Pek çok ülkeden Türkiye ve Türk demokrasisine destek mesajı yağdı, destek amaçlı protesto gösterileri düzenlendi.

RAKAMLARLA 15 TEMMUZ KANLI DARBE GİRİŞİMİ

Resmi kaynaklardan alınan verilere göre darbe girişimine 8651 asker, 3992 hafif silah, 246 zırhlı araç, 74 tank, 37 helikopter, 24 F-16, 11 uçak, ve 3 savaş gemisi katıldı. Ayrıca Türk Donanması’nın yüzde 70’ini oluşturan, fırkateyn, korvet, hücumbot ve 29 ana muharip gemisinin de darbe faaliyetlerine katılmak üzere hazır hale getirildiği ifade edildi. 16 Temmuz’da Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün başarılı operasyonları neticesinde darbe girişimi bastırıldı.
Darbeciler 15-16 Temmuz’da, pek çok insanın hayatına ve demokrasiye kast etmek başta olmak üzere bir dizi suça ve yasa dışı eyleme imza attı. Bunları hatırlamak gerekirse;
-Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bir grup Jandarma Genel Komutanlığı mensubu tarafından araç trafiğine kapatıldı.
-Orgeneral Akın Öztürk'ün emriyle 4. Ana Jet Üs Komutanlığındaki 141. Filo'dan kalkan F-16 tipi savaş uçakları ile destek kuvvet olarak jandarma ve kara havacılığa bağlı AH-1 Super Cobra tipi helikopterler Ankara üzerinde alçak uçuş yaptı.
-Savaş uçaklarının uzun süre havada kalmasını sağlamak için İncirlik Hava Üssü’nden havada yakıt ikmali yapılmasını sağlayan KC135R tanker uçaklar kullanıldı
-4. Ana Jet Üs Komutanlığında bulunan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar rehin alındı. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal ile bazı üst düzey Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları da alıkonularak bilinmeyen bir yere nakledildi.
-Millî İstihbarat Teşkilatı binasına askeri helikopterden ateş açıldı.
-İstanbul’da Atatürk Havalimanı, hava trafik kontrol kulesini işgal eden 1. Ordu Komutanlığına bağlı darbeci askerlerce sadece iniş yapacak uçaklara izin verilmesi kaydıyla hava trafiğine kapatıldı.
-Türk Silahlı Kuvvetlerinin e-posta adresinden akredite basın mensuplarına “ülke yönetimine bütünüyle el konulmuştur” şeklinde mesaj gönderildi. Darbecilerce zapt edilen TRT’de silah zoruyla Yurtta Sulh Konseyi adına darbe bildirisi okundu.
-Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesinden darbecilerce sıkıyönetim ilanı edilerek sokağa çıkma yasağı duyuruldu.
-Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü binası zırhlı askerî araçlar ile kuşatıldı.


-İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bulunan polislerin silahlarının alınmasına teşebbüs edildi.
-Ankara'da da olaylara müdahale etmek üzere hazırlanan Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Özel Harekat Daire Başkanlığının binası iki F-16 savaş uçağı tarafından bombalandı. Emniyet Müdürlüğü de bombalı saldırıya uğradı, aynı saldırı bir saat sonra tekrar vuku buldu.
- Adalet ve Kalkınma Partisinin genel merkezi önünde toplanan gruba darbecilerin kontrolündeki helikopterden açılan ateş sonucu ölü ve yaralılar oldu
- Türkiye Büyük Millet Meclisine havadan bomba atıldı ardından bu saldırı dört kez tekrarlandı. Saldırı sırasında Şeref Kapısı, Dikmen Kapısı ve ziyaretçi girişlerinin yapıldığı bölgeler hasar gördü. O esnada mecliste dört partiden yaklaşık yüz milletvekili bulunuyordu. Bombalama sonucu ikisi ağır olmak üzere on iki polis yaralandı.
-İstanbul'da da savaş uçakları alçaktan uçuş gerçekleştirdi. Darbeciler Harbiye Orduevi'ni ele geçirdi, Doğan Medya Merkezini basarak CNN Türk'ün yayınını ve Hürriyet'in basımını durdurdu, Digiturk'ü basarak platformun yayınını durdurdular.
-Darbeciler Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı ele geçirmeye çalıştılar.
-TÜRKSAT'ın Gölbaşı tesislerini havadan helikopter ile ateşe tutup karadan da tesisi ele geçirmeye çalıştılar. Bu esnada iki TÜRKSAT çalışanı şehit edildi.
-15 Temmuz gecesi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik darbecilerce suikast girişiminde bulunuldu. Yurtta Sulh Konseyi’nin kontrolünde Çiğli 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timi üyelerince, Marmaris’te Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele bombalı ve silahlı saldırıda bulunuldu. Yaralanan kişileri hastaneye kaldırmak üzere bölgeye gönderilen sağlık ekiplerine de ateş açıldı, 1 polis memuru ve 1 cumhurbaşkanlığı koruma polisi bu esnada şehit oldu.
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Vezneciler'deki hizmet binasını ele geçiren darbeciler sabaha kadar silahla kolluk güçlerine mukavemet gösterdi.
-Darbeci askerler Çengelköy Karakolu'nu ele geçirmeye çalıştı.
-Boğaziçi Köprüsü üzerinde darbe güçlerinin kontrolündeki bir tank emniyete ait TOMA'yı hedef alarak atış yaptı.
-Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Jandarma Genel Komutanlığının yakınlarına bir savaş uçağı tarafından bombalı saldırı düzenlendi.
-Kadıköy'deki Türk Telekom binası ve Kuleli Askeri Lisesi de darbecilerce zapt edildi.
-Genelkurmay Başkanlığı yerleşkesini kontrol altında tutan darbeciler barikat olarak kullanılan kamyonlara tanklarla ateş açtı.
-Jandarma Genel Komutanlığı, Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, Akıncı Üssü ve Kara Havacılık mıntıkaları yine darbecilerce zapt edildi.
-Adana’da 10. Hava Tanker Üs Komutanlığında otuz askerin bölge ve il jandarma komutanlıklarının bulunduğu yerleşkeye hareket etme girişiminde bulundu.
-Bitlis, Tatvan’da Tugay Komutanı Arif Seddar Afşar'ın emriyle Tatvan semalarında helikopterler dolaştırıldı ve şehre fişekler atıldı.
-Kocaeli’nde Turkcell'in Gebze'de bulunan veri merkezi darbe girişimine katılan askerler tarafından basıldı. Operatör tarafından sağlanan internet hizmetini kesmeye çalıştılar.
-Malatya’da 2. Ordu üssünde bir tank altı araca hasar verip etrafa ateş açtı.
-Mersin’de Mersin Garnizon ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan, Mersin İl Emniyet Müdür Vekili Yakup Usta ve Jandarma Albay Mustafa Bakçepınar'ı arayarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğunu söyleyerek kendisini sıkıyönetim garnizon komutanı sıfatıyla tanıttı. Mersin Valisi Özdemir Çakacak ile kaymakamların gözaltına alınmasını talimatını verdi. Mersin Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Eski Müdürü Hasan Basri Dağdelen'den edindiği polis telsizi ile aynı anonsu geçtiler.
-Sakarya’da Kocaeli'ye bağlı Kandıra ilçesindeki askerî birlikten gelen zırhlı personel taşıyıcı, askerî kamyon ve çok sayıda askeri jeep Sakarya Valiliği’ni zapt etti. Onlara takviye olarak Sakarya merkez tümen komutanlığından iki askerî jeep dolusu asker geldi. Olaylar esnasında darbecilerin açtığı ateş sonucu sekiz sivil vatandaş yaralandı.
-Şırnak’ta Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan ile ikisi binbaşı üçü yüzbaşı üç yüz dokuz asker darbeye katıldı.
-Denizli’de de bir grup darbeci asker darbe teşebbüsüne iştirak etti.

Türkiye 15 Temmuz şehitlerini anıyor


15 Nisan 2019 Pazartesi

Bu hayalet milliyetçiler hangi fabrikada üretiliyor?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ









Bu isimlerin tamamı bu seçimlerde oyunu CHP’ye vermiş ve
CHP’nin başarısı için çalışmış kişiler… Hepsinin ortak özelliği MHP’de siyasete başlaması ve daha sonra parti parti gezmeleridir. Bu öyle sıradan bir gezme değil, pervaneyi bunlarla yarıştırsan pervane bunların hızına erişemez. Bu isimler içinde biri televizyonda konuşsa, gazete ve dergide yazı yazsa yahut bir röportaj verse direkt diğer dördü gözümün önüne gelir. Hep de kendi kendime sorarım. ‘Acaba bunlar bir fabrikada tek tip özel mi üretildiler?’ diye… Önce MHP’ye sızdırılmışlar, sonra hepsi Türkeş düşmanı olmuş ve ömürlerinin büyük bölümünü MHP düşmanı olarak geçirmişlerdir. Bunları tek yahut toplu gördüğümde aklımdaki oluşan kanaat budur. “Yanlış düşünüyorsun” diyen de varsa buyursun bu konuda atomu parçalamaktan daha zor bir işe girişsin…

Hepsinin ortada “kutsanmış ağabey” gibi dolaşmasını sağlayan da MHP’de kazandıkları eski kimliklerdir. Aslında bunların ideolojisi, siyasi kimlikleri bir hayaletten ibarettir. Parti parti gezen adamın bir ideolojisi, kimliği mi olur? Sadi Somuncuoğlu: MHP, ANAP, MHP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Namık Kemal Zeybek: MHP, ANAP, DYP, MHP, DP, BBP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Yaşar Okuyan: MHP, Anavatan, DYP, MHP, Hürriyet ve Değişim Partisi, Halkın Yükselişi Partisi, Vatan Partisi, CHP Agâh Oktay Güner: MHP, ANAP, DYP, Doğu Perinçek yanaşması, #İP, CHP Yılma Durak: MHP, ANAP, DYP, İP, CHP Hayatımızın son demlerinde “edebimizle, adabımızla oturalım” da demiyorlar. “Ne yaparız, ne ederiz de son nefesimizi MHP düşmanlığı yaparak veririz” diye çırpınıyorlar. Geçmişte “MHP ve Alparslan Türkeş düşmanlığı” bunları motive ediyordu, günümüzde de “MHP-Devlet Bahçeli düşmanlığı” motivasyonlarını sağlıyor. MHP’ye zarar verecek hangi oluşum varsa anında zehirli ot gibi orada yeşeriyorlar, Devlet Bahçeli düşmanlığı için de, o ne yaparsa tersini yaparak misyonlarını yerine getiriyorlar.
Bir zamanlar gördüğü düşmanlıklar yüzünden Başbuğ Türkeş’in bile “Sadi Somuncuoğlu’nu genel başkan yardımcısı yapan benim. Sadi Somuncuoğlu yanlış yoldadır” diye tarif ettiği Sadi Somuncuoğlu’nun düşünme sağlığı nasıl bir perişan haldeyse Yeniçağ gazetesinde “CHP-İP güzellemesi, MHP düşmanlığı yapacağım” diye “Ancak MHP’yi, Türkiye sıralamasında İYİ Partinin gerisine, 4. Sıraya düşmekten kurtaramadı.” gibi cümleler kurarak yine malum misyonunu sürdürmüştür. Oysa yağlama ve güzelleme yaparak şişirdiği İP isimli parti, Türkiye genelinde hiçbir Büyükşehir ve il belediyesi kazanamamış, toplamda 21 ilçe ve belde belediyesi kazanmış partidir. MHP ise 1 Büyükşehir, 10 il, 125 ilçe, 89 belde belediyesi kazanmış bir partidir. MHP İl Genel Meclisinde 1.976. 353 oyla % 18.81 oy oranıyla AKP’den sonra Türkiye’nin en yüksek oyu alan ikinci partisi iken, Sadi Somuncuoğlu’nun şişirmeye çalıştığı İP isimli parti 852.630 bin oyla % 8.12 oy oranıyla CHP’den sonra dördüncü partidir. Sadi Somuncuoğlu bu bilgileri vermeden aklınca kurnazlık yapıyor. MHP’nin başarısını gösteren asıl bu bilgidir.
“MHP 4. Sıraya düştü” diyen Sadi Somuncuoğlu’nun karakteri MHP düşmanlığı uğruna 80 yaşında yerlere düştükçe düşüyor. Sadi Somuncuoğlu’nun Başbuğ Türkeş’ten bugüne MHP düşmanlığı yapması huyudur. Sadi Somuncuoğlu’nun 6 Ekim 1992 tarihinde Tercüman’a verdiği demeçte; “Türkiye’nin en güçlü kadrolarına sahipken, bunların küçük bir kısmını çatısı altında bulundurabilmek. Sayıca üstün, vasıfça yüksek değerde olan milliyetçi kadroların bir araya gelemeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroların bir araya gelmeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroları, sırf kendileriyle beraber değil diye hain, satılmış, ajan gibi haksız, yakışıksız ve ağır sözlerle itham etmek. Suçlamadan, asılsız ithamda bulunmadan konuşamaz bir ruh halinde bulunmak. Yüzde 2.9’luk oy oranıyla #Türkiye’nin en küçük partisi olmak” cümleleriyle nasıl Başbuğ Türkeş düşmanlığı yaptığını hafızalarımız unutmadı. O günlerde Başbuğ Türkeş’e düşmanlık zemini hazırlamaya çalışan Sadi Somuncuoğlu’na cevabı MÇP Genel Sekreteri olan Sayın Devlet Bahçeli “MÇP’nin oyları 1989 yerel seçimlerinde 4.1’e çıkmıştır. Hali hazırda yüzde 7 ile 8 arasındadır. Somuncuoğlu ve arkadaşları mücadele azim ve kararlılığından yoksun kişilerdir.” cümlesiyle vermişti.
Yıl 2019 Sadi Somuncuoğlu yine aynı… Son nefesine kadar da öyle olacaktır. Sadi Somuncuoğlu ve diğerlerini üreten fabrikanın bir ürünü de Namık Kemal Zeybek isimli şahıstır. Onun ismini ne zaman duysam kusasım gelir. Böyle basit adamlar nasıl olur da ortada “kutsanmış ağabey” olarak dolaşır aklım almaz. O da Sadi Somuncuoğlu’ndan geri kalır mı? Seçim değerlendirmesinde “MHP diye bir parti kalmadı” demiş… %18.81 oy oranıyla il genel meclisinde Türkiye’nin ikinci partisi olmuş, toplamda 235 belediye kazanmış MHP’ye bunu diyen bir adamın sizce çalışan beyin hücresi kalmış mıdır?
Gerçi Namık Kemal Zeybek’in özelliği budur. 3 Temmuz 1988 günü “Pazar Sohbeti” adı altında Emin Çölaşan’la yapmış olduğu bir söyleşide de “MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı diye bakıyorum. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum.
MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir.” cümlesini de kuran aynı Namık Kemal Zeybek idi. 31 yıl önce bu cümleyi kurmuş, bugün o cümlesini tekrarlıyor. Dün Başbuğ #Türkeş zamanı MHP düşmanlığı yapıyordu, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli zamanı bu düşmanlığı sürdürüyor. Beynine ne yükledilerse 31 yıl geçse de değişen bir şey yok… Kamuoyuna bu tür açıklamalar yapıyor ama yüz yüze geldiğin vakitte çok değişik bir kimliğe bürünüyor. 2014 yılında Ankara kalesinde tesadüfen karşılaşıp, tanıştığım ve 15 dakikalık sohbetimizde bana “Devlet Bey milli her konuda haklı çıktı.
Biz onu anlayamadık. Bol bol selamlarımı götür” diyen de bu Namık Kemal Zeybek’ti. Bu sözlerinden sonra televizyon ve gazetelerde #MHP ve Sayın Devlet Bahçeli hakkında yine abuk sabuk açıklamalar yapmaya devam etti. Bakın tek tornadan çıkmış, aynı fabrika ürünü bu isimlere bir tanesi bile #CHP-PKK ittifakı hakkında bir kelime eleştiri yapamadılar. Yapamadıkları gibi hepsi oyunu CHP’ye verdi, CHP’ye çalıştı. Yaşar Okuyan ise bizzat CHP’ye katıldı.
Agâh Oktay Güner 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce “MHP’li akrabalarım HDP’ye oy verdi” diye MHP’nin niye HDP ile beraber hükümet kurmadığını sorguluyor ve saldırıyordu. Şimdi böyle bir adamdan CHP-PKK ittifakına yönelik tepki beklemek de elbette gereksizdir. Bunlar asla “kutsanmış ağabey” değil, ömürleri MHP, Başbuğ Türkeş ve Devlet Bahçeli düşmanlığıyla geçmiş elma kurtlarıdır. Sürekli kin, nefret, takıntı ve saplantıları sadece bu düşmanlıkları için diridir. Bunların milliyetçiliği hayalettir. Dün Başbuğ Türkeş’i beğenmiyorlardı, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin milliyetçiliğini, Ülkücülüğünü beğenmiyorlar. Ama PKK ile ittifak yapan, YPG avukatı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si başarılı olsun diye birbiriyle yarışıyorlar.
Bunları tek tip üreten fabrika bulunmalı ve imha edilmelidir. Aksi halde yine Sadi Somuncuoğlu, Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Agâh Oktay Güner, Yılma Durak gibi benzerlerinin üretilmesi demek Türk milliyetçileri içinde fitne, Ülkücü Hareket içinde fesat olacaktır. Biz bunların fitnesi, fesatı ve düşmanlıklarıyla uğraştık bizden sonraki Ülkücü nesilleri koruyalım bari… Hayalet milliyetçiler, hayalet avcılarından kaçamazsınız siciliniz ve arşiviniz ortadadır.

İktidar düşürmek için, vatan düşürmeye razı olanlar


31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrası bazı il ve ilçeler dışında neredeyse belediye başkanlarının büyük çoğunluğu mazbatasını alarak görevine başladı. İstanbul’da, bazı il ve ilçelerde ise itiraz odaklı yargı süreci devam ediyor. İlk defa bir yerel seçim, bu derece de terör örgütü pkk odaklı ve onun siyasi taşeronu HDP’nin gölgesinin düştüğü bir seçim olmuştur. Türk milletini bu konuda çok uyardık. Özellikle İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin, Antalya özelinde uyarı yazılarımızla tehlikelere dikkat çekmeye çalıştık. Ama sonuç itibarıyla bu illerde HDP ile ittifak yaparak sonuç elde eden CHP olmuştur. Bu illere yönelik “Biz yöneteceğiz” mesajını seçimlerden önce veren HDP, bu illerin belediyelerinde nasıl konumlandırılacak onu da zamanla göreceğiz.
Aslında bu seçimin özetini, merhum Necip Fazıl Kısakürek’in “Bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme pahasına, vatanı düşürmeye razıdır” sözü özetlemiştir. Şu an terör örgütü PKK’nın, teröristbaşı Öcalan’dan sonraki sözde önderi durumunda olan teröristbaşı Murat Karayılan seçimlerden önce “Türkiye’deki ‘demokrasi güçleri’ (CHP-SP-HDP-İP) demokratik kimseler, çevreler, sanatçılar, yazarlar Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı durmaları gerekiyor” açıklamasını yaparak; Cezaevindeki HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş “Sizi tarihin çöp sepetine göndermek için batıda CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz” açıklamasını yaparak; HDP Eş başkanı Sezai Temelli “Kürdistan’da kazanacağız. Batıda da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” ve “Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu seçilmişse bilecek ki HDP oylarıyla seçilmiştir. HDP’lileri yok sayarak, Kürtleri yok sayarak siyaset yapamaz” açıklamasını yaparak; PKK ve HDP’nin alacağı konumu göstermişti.
Kemal Kılıçdaroğlu da seçimlerden 3 ay önce Ahmet Türk ile gizlice buluşarak bu konumda kendi rolünü üstlenmişti. Sonradan deşifre olan görüşme için Ahmet Türk, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu biliyorsunuz, çok açık konuşmaz ama söylediklerimi onayladı. Karşı çıkışı olmadı. Yerel seçimlerde doğru adaylarla daha başarılı olunacağının kaçınılmaz olduğunu herkesin görmesi gerekir. Ortak bazı çözümler olması gerekir” açıklamasını yapmıştı. Bu kirli ittifakı ortaya seren daha o kadar örnek var ki, yaz yaz gazetenin sayfaları yetmez. Bu kirli iş birliği her yönüyle deşifre olduğu halde CHP, İP, SP hala inkâr etmeye çalışıyor. Bu ittifakı gizlemeden, saklamadan PKK’lılar, HDP’liler ve CHP’den Barış Yarkadaş çok net bir şekilde itiraf etmektedir.
Seçimlerden sonra CHP’li Barış Yarkadaş “Sağolsunlar CHP’ye Küçükçekmece’de 65 bin oy, Esenyurt’ta 106 bin oy vererek iki belediyeyi de kazanmamızı sağladılar. Adana’da, Mersin’de, İstanbul’da ve Ankara’da bütün siyasi ayrımları bir kenara bırakarak iktidara da bir uyarıda bulundular. (...) Bu seçimlerin en etkili aktörlerinden birisi Selahattin Demirtaş’tır” açıklamasıyla; HDP Eş Başkanı Sezai Temelli “Batı’daki hedeflerimizde başarılı olduk” diyerek; kayyum atanarak görevden alınan HDP’li Batman Belediye Başkanı Sabri Özdemir “HDP olarak beş büyükşehire kayyum atadık. Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya, Adana” sosyal medya paylaşımıyla; HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de “Kobani düşmedi. İstanbul düştü düşecek” mesajıyla, HDP eski Eş Başkanı terörist Selahattin Demirtaş “Muhalefet bloğu bu seçimlerle birlikte demokratik bir seçeneği ete kemiğe büründürmeyi başardı” açıklamasıyla tavırlarını netleştirdiler ve CHP, İP, SP gibi siyasi dansözlük yapmadılar.
İlginçtir 16 Nisan referandumunda kendileri yanında “Hayır cephesinde” yer aldığı için “üst düzey yöneticileri hapiste olmasına rağmen HDP’ye” şeklinde teşekkür eden Kemal Kılıçdaroğlu seçimlerden bu yana yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen, CHP’ye İstanbul( belli değil) Ankara, Antalya, Adana, Mersin, Hatay gibi illeri kazandırmasına rağmen hala HDP’ye teşekkür etmedi. Biliyorsunuz sinsi bir siyasetçi olan Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ile ittifak kurma tezgâhını 2014 tarihinde de denemişti. Bunu da şu an cezaevinde bulunan HDP’li Sırrı Süreyya Önder, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bizi destekleyin ama kimse görmesin kamuya açık olmasın, bu bize zarar verir” dediğini söyleyerek zaten yıllar önce deşifre etmişti. Velhasıl “Mustafa Kemal’in askerleri” olarak yanlış bildikleriniz yıllar önce “Öcalan’ın siyasi militanları” haline dönüşmüştür. Bu konu gerçekten çok uzun değerlendirilecek bir konudur. Yaz yaz bitiremeyiz. Ama çok açık ve net olarak 2014 yılından bugüne CHP’nin terör örgütü PKK güdümüne girdiği, içine HDP’nin kaçtığı tartışılmaz bir gerçektir. Gelelim asıl konumuza… Kendisine Türk milliyetçisi, ülkücü, eski MHP’li diyen, MHP’nin milliyetçiliğini, ülkücülüğünü beğenmeyerek ayrılanlar böyle bir CHP’nin güdümüne nasıl girmiştir? HDP, Kandil’den ve cezaevinden aldıkları talimatla oylarını CHP’ye akıtarak tavizsiz bir duruş sergilerken, Meral Akşener’in adı İYİ olan ama kötü projelerin taşeronu partisinin Genel Sekreteri Cihan Paçacı seçim sonuçlarını değerlendirirken diyor ki: “CHP’ye ilk kez sağdan oy akışı sağladık.”
Yani PKK’nın siyasi taşeronu HDP ile ittifak yapan CHP’ye oy akışı sağladığını söyleyerek bununla övünen ve HDP’li Sezai Temelli’nin “Kürdistan’da kazanacağız. Batı’da da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” sözüne omuz veren eski bir DYP’li, eski MHP’li yeni İP’li... Utanmıyorlar, yüzleri kızarmıyor… Bir tane il belediyesi kazanamadılar ama AKP ve MHP’ye kaybettirmekle övünüyorlar. Gerçi kazanmalarının önündeki engeli “Partimizin sarı güneş amblemi siyah göründü. Vatandaş gitmiş, siyah güneşin altına değil de üstüne mühür basmış” açıklamasıyla komedyen üretkenlikle izah yapıyorlar. Terör örgütünün güdümündeki HDP ile aynı hedefte, aynı partiye oy toplamakla görevlendirilmiş bu İP’in gerçek yüzü budur. Bu yüzü tanıyan herkes, tanımayanlara anlatsın…
HDP’lilerin, PKK’lıların bayram havası estirdiği bazı büyükşehir belediyelerinin CHP’ye geçmesi demek, HDP’nin buralarda hücre evi oluşturacağının ön sinyalidir. Zaten seçimlerden önce bunu da çok açık herkese duyurdular. Bu İP’çilerde işte buna garsonluk yapmıştır. Ölmek ve öldürmek için kurulmuş bir terör örgütünün kurduğu bir parti olan HDP neyin karşılığında CHP’ye kendini adak etti? Önümüzdeki günlerde bunun kokusu her boyutuyla ortaya çıkacaktır. HDP’nin gücünü arttırmak için elimden gelen desteği vereceğim” diyen Tunç Soyer İzmir’de ne yapacak? “İttifakımızda HDP de var” diyen Ekrem İmamoğlu (eğer kazanırsa) İstanbul’da ne yapacak?

“Ajans izin verirse HDP ile görüşürüm” diyerek yola koyulan, HDP’nin tehdidi karşısında anında “Dilim sürçtü” duruşuna geçen Mansur Yavaş Ankara’da ne yapacaktır? Ne yapacaklar, hepsi HDP’ye diyet ödeyecektir… PKK’nın en büyük şansı ve umudu Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kemal Kılıçdaroğlu diyetini ödeyecek kadar gönlü geniştir, HDP de CHP’den diyetini alacak kadar CHP’nin içine girmiştir.

google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html