BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
HDP/PKK sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
HDP/PKK sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

30 Mayıs 2018 Çarşamba

CHP-HDP kardeşliği ve Sonuçları;

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

CHP-HDP ilişikisi yeni bir boyut arz ediyor. Malum, bu ilişki 7 Haziran 2015 seçimlerine giderken iyice ayyuka çıkmıştı. Bir CHP'li vekilin 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra bir HDP yöneticisine söylediği "birlikte iyi salladık" lafı bu ilişkiyi en iyi sembolize eden ifadeydi. O seçimde CHP HDP'ye alan açmış, HDP'nin barajı geçmesi için yoğun bir gayret göstermişti. Öyle ki bugün CHP'de milletvekili adayı olan, yöneticilik yapan birçok kişi oyunu HDP'ye vereceklerini açıklamıştı.
7 Haziran seçimlerinden sonra PKK, bir yandan HDP'nin aldığı 6 milyon oydan, diğer yandan Suriye'de işgal ettiği topraklardan güç alarak yeni bir terör dalgası başlatmıştı. PKK bir yandan büyükşehirlerde bomba patlatmaya, öte yandan Güneydoğu şehirlerini sözüm ona özyönetim adı altında çukurlar kazarak izole etmeye ve o şehirlerde devlet otoritesine başkaldırmaya başladı.

Tam da bekleneceği üzere HDP PKK'nın bu eylemlerine destek verdi. HDP'li yöneticiler, vekiller, belediye başkanları devleti, milleti tehdit eden konuşmalar yaptılar. Kâh "PKK sizi tükürüğüyle boğar, tükürüğüyle..." dediler, kâh "biz sırtımızı YPG'ye, YPJ'ye dayamışız" diye meydan okudular.
Bu süreçte HDP'nin PKK ile olan yakınlığı HDP'ye destek veren CHP'lileri ürküttü. Ne var ki bu durum CHP yönetiminin PKK'nın terör eylemlerini ve güneydoğudaki zorbalıklarını Erdoğan'ı yıpratmak için bir fırsat olarak görmesini engellemedi. Bütün bu süreç CHP'nin HDP'lileşmesine hizmet etti. Evet, CHP bu süreçte HDP'lileşti. CHP'nin HDP'lileşmesinde elbette her şeyden önce 7 Haziran seçimleri öncesi CHP'nin HDP'ye verdiği desteğin büyük bir payı vardı.
CHP'nin HDP'lileşmesine hizmet eden ikinci unsur 7 Haziran seçimleri sonrasında CHP'nin PKK'nın terör eylemlerini bir fırsat olarak değerlendirme çabasıydı. Bir diğer unsur ise CHP'nin HDP'nin yıpranmasıyla birlikte kendisinden kaçan emanet oyları geri alma, HDP'nin boşluğunu doldurma çabası oldu.


O günden bugüne CHP'nin HDP'lileşme süreci devam etti. CHP ideolojik olarak HDP'nin vermesi beklenen bütün refleksleri verdi. HDP'yi hiçbir surette aratmadı. Öte yandan HDP ile bir rekabet süreci içinde olduğunu da hiçbir zaman unutmadı. Fırsatını bulduğunda HDP'ye karşı kendi alanını genişletmeye dönük adım atmaktan çekinmedi.
24 Haziran seçimlerine giderken her ne kadar CHP ve HDP resmi olarak aynı ittifakın parçası değillerse de fiili bir ortaklık içindeler. CHP'nin HDP'lileşmesi süreci bu birlikteliği mümkün kılan en önemli unsur. Nasılsa devletin etkin terörle mücadele politikası PKK'ya büyük bir hezimet yaşattı ve bu durum kamuoyunun dikkatini HDP-PKK bağlantısından uzaklaştırıyor.
Bu ortamda CHP yönetimi bir kez daha HDP'ye destek verme çabası içinde görünüyor.
CHP'den aday olması beklenen birçok ismin HDP'den aday gösterilmesi bu projeyle alakalı. CHP'lilerin bir kez daha HDP'ye barajı aşması için destek vermesi isteniyor. Fakat bu kez bir çelişki var. Eğer CHP'lilerin bir kısmı HDP'ye oy verirse o takdirde CHP'nin oyu azalacak ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin oyu CHP'den fazla olacak. Bu da CHP yönetimine 24 Haziran akşamı büyük sıkıntı yaratacak. Böylesi bir sonuç İnce'ye yarayacak. Bu nedenle İnce, alttan alta Meclis seçiminde HDP'ye, Cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy verin mesajını dolaşıma sokuyor. Bunlar muhalefetteyken böyle alavere dalavere siyaseti uyguluyorlar. Allah muhafaza bir de iktidarda olsalar!
Son olarak... 7 Haziran seçimleri öncesinde söylemiştim. Bir kez daha söyleyeyim. HDP'nin barajı aşıp Meclis'e girmesi teröre hizmet etmekten başka bir işe yaramayacak. Bu süreçte rol alan bütün aktörler yarın ortaya çıkacak faturadan sorumlu olacaklar. Yeter ki Erdoğan gitsin, gidemiyorsa kolu kanadı kırık bir şekilde koltuğunda otursun diye ülkeyi ateşe atanlar bunun bedelini öderler. Bu da böyle biline!

26 Ekim 2017 Perşembe

ABD'NİN SON TÜRKİYE PLANI




İşte PKK'nın yeni planı! HDP de işin içinde
PKK terör örgütü yeni plan peşinde. Bu kez işin içinde PYD terör örgütü ile HDP de var.
Artık maskeleri düşürdüler, hepsi kol kola son kozlarını oynamaya çalışıyorlar.

ÖCALANLI YENİ PLAN BİZZAT ABD GÖZETiMİNDE YAPILDI

Plan, PKK elebaşı üzerine kurulu.
Rakka’da sözde DAİŞ ile mücadelesinde, şehir meydanına asılan Öcalan posteri bu yeni stratejinin bir parçasıydı.
PYD teröristleri, DAİŞ teröristleriyle anlaşıp, Rakka’yı işgale başladıkları gün Öcalan posteriyle “PYD eşittir PKK” itirafı yaptı. Bu bir mesajdı.
ABD’nin inkarına rağmen ABD temsilcisi Brett Mcgurk’un de katıldığı o kutlamalardaki Öcalan posteri, Washington’un bilgisi ve hatta talimatıyla şehir meydanına asıldı.
PYD terör örgütünün içerisinde Kürt’ten çok batılı terörist var. Onların başında da Amerikalılar geliyor.
Poster olayından bir gün sonra Amerikalı ve Kanadalı iki PYD teröristi, kamera karşısına geçip, PKK elebaşı için “o bizim liderimiz, bir an önce serbest bırakılmalı” dedi.
Amerikan yönetimi inkar etse de PYD’nin Amerikalı teröristi, bas bas bağırarak, “PYD ile PKK aynı örgüttür” mesajı verdi.
Bu iki skandal ABD Dışişleri Bakanlığının sözcüsüne sorulduğunda sözcü cevap veremedi, soruyu soran Türk muhabiri “sen yandaş medyasın” şeklinde sözlerle susturmaya çalıştı.

AVRUPA’DA DA PKK ELEBAŞI POSTERİ ÜZERİNDEN MESAJ

PYD’nin, Rakka’da “PKK ile aynıyız” deyip, PKK elebaşına özgürlük çağrıları yaptığı günlerde Almanya’da peş peşe PKK’lıların terör propagandaları vardı.
Hamburg’da, Frankfurt’ta ve Stuttgart’ta üç gün üst üste PKK’lı teröristler, Öcalan’a serbest bırakılsın diye gösteri yaptı.
Frankfurt Emniyeti, AB üyesi bir ülkede yasak olmasına rağmen PKK’lıların terör propagandasına “sizin için görevdeyiz” mesajıyla destek verdi.

HDP’DEN DE PKK İTİRAFI GİBİ ÖCALAN PAYLAŞIMI GELDİ

Ve dün.
PYD-PKK terör örgütü yanlarına HDP’yi de alıp yeni stratejilerinde üçüncü safhanın startını verdiler.
Bu kez sosyal medya üzerinden PKK elebaşı için “tecrit ediliyor, hasta, ölebilir, işkence altında, serbest bırakılmalı” şeklinde mesajlar paylaşmaya başladılar.
PYD-PKK dayanışmasına HDP de destek verdi. HDP’nin Kadıköy gençlik kollarının resmi twitter hesabında, PKK’lılarla PYD’li teröristlerin PKK elebaşı için yolladıkları mesaj paylaşıldı.
HDP, PKK elebaşını sahiplendiğini artık gizlemiyor. Aksine PYD gibi onlar da PKK’yla aynı örgüt olduklarını vurguluyor.

TÜRKİYE, IRAK VE SURİYE’DE SONA GELDİLER

Bu durum yani maskeleri düşürme politikasının bir anlamı var. PKK Türkiye içerisinde bitik durumda.
İdlib operasyonuyla PYD teröristlerine de büyük darbe geliyor. Afrin’e sıkışmış durumdalar. Afrin’in güneyinde Türk askeri var hatta Mehmetçik Afrin sınırına kadar dayandı. Kanton birleştirme, terör koridoru kurma, Akdeniz’e açılma gibi planlar artık yok hükmünde.
Benzer durum Irak’taki PKK teröristleri için de geçerli.
PKK-PYD hem Türkiye de hem de Suriye ve Irak’ta  büyük erozyona uğradı.
Bu nedenle yeni stratejiye geçtiler.
Burada desteği her zaman olduğu gibi ABD ve Avrupa’dan alıyorlar.
Batı kamuoyunda PKK elebaşının tecritte olduğunu, ölebileceğini bu nedenle salıverilmesi gerektiği yönünde sesler çıkararak, yeni bir kaos planı oluşturmaya çalışıyorlar.

YA KAOS ORTAMI YA DA MEŞRU BİR PKK HEDEFLERİ VAR

Burada iki hedefleri var.
PKK elebaşı üzerinden Batı desteğiyle algı operasyonu yapıp, sokak olayları ve kaos niyetindeler.
Bunu daha önce denediler, başaramadılar.
Bu hedef yine gerçekleşmezse planın ikinci amacında PKK’yı ABD ve AB’nin terör örgütü listesinden çıkarmayı deneyecekler.
Aslında bunun sinyallerini bizzat Öcalan posterleriyle terör şovu yaptıran ABD ve AB vermiş oldu.
Amerikalıların DAİŞ’le mücadele vurgusunu bu kadar ballandıra ballandıra anlatmaları, hem Amerikalıların hem de Avrupalıların PKK elebaşının posterleriyle şov yaptırmalarının nihai hedefinde PKK’yı aklamak var.
Çünkü başka alternatifleri kalmadı.
Batı’nın Türkiye operasyonlarında yıllardır kullandığı iki silahı vardı, biri FETÖ diğeri PKK, ikisi de ellerinde patladı.
Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye eksenli yeni gelişmeler yaşanıyor.

Bu durum karşısında Batı, Türkiye’ye yönelik hamlelerinde, meşrulaştırılmış PKK’yı kullanma peşinde.

17 Nisan 2018 Salı

CHP'Mİ HDP'LEŞTİ YOKSA HDP'Mİ CHP'LEŞTİ?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Terör örgütü PKK'nın yan kuruluşu haline getirilen CHP'de HDP aşkı gün geçtikte daha çok büyüyor. İttifak yapmayı meşrulaştırmak için HDP'ye her gün yapılan güzellemeler, PKK'lı Demirtaş'ı cezaevinde ziyaretler ve ona yapılan övgüler, çeşitli bahanelerle HDP yöneticilerini ziyaretler, beraber konferanslar düzenlemeler şu an CHP'nin en büyük siyasi faaliyeti olarak göze çarpmaktadır.
Kemal Kılıçdaroğlu sanki "HDP ile yakınlaşma faaliyetleri hızlandırın" diyerek düğmeye basmış gibidir.

CHP'de son güncellenmiş HDP manzarası şunlardan oluşuyor.

Kemal Kılıçdaroğlu iki hafta önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz'ı "Öztürk bey gitmeden önce bana sordu gitmek istediğini ifade etti 'tabii gidebilirsiniz' dedim, 'benim selamlarımı da söyleyin' dedim. " diyerek PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı ziyarete gönderdi.

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar geçtiğimiz günlerde "AKP-MHP şer ittifakıdır. Onun haricindeki bütün partilerin bir araya gelmesi gerekiyor. HDP ülkedeki mevcut sorunları ortaya koyan, demokrasiden yana olan bir partidir. Biz CHP olarak her siyasi partiyle yan yana geliriz, yüzde 51'i sağlamak istiyoruz çünkü." Açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ise televizyon ekranlarından "Demirtaş'ın terörü bitirme çabasını ve samimiyetini ben kendi adıma gördüğümü ve hissettiğimi düşünüyorum. O şiddet bitsin diye bir çaba gösterdiğini ve samimi bir adam olduğunu düşünüyorum. Samimi çabası yüzünden, terörü bitirme çabası yüzünden içeride olabilir." açıklamasını yapabilecek kadar pervasız olabildi.

CHP'nin akli dengesini kaybetmiş yöneticilerine göre "AKP-MHP ittifakı şer" ama PKK'nın siyasi taşeronu "HDP demokratik parti" ,teröristlerin öldürülmesini vahşet gören ve bebek katili için "Biz başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz", "Kürdistan kurulacak" diyen, "Çözüm süreci olmazsa suikastlar olur, bombalar patlar" diye tehdit eden Demirtaş ise "terörle mücadele eden samimi adam" profilindedir.
Niçin direkt "HDP ittifak yapacağız" demiyorlar da, böyle saçmalayıp duruyorlar anlaşılır gibi değildir.
CHP'nin zaten HDP ile ittifak yapma dışında şansı yoktur. AKP-MHP ittifakı karşısında kendilerinin de belirtiği gibi %51'i bulmak için bu hem siyasi mecburiyet hem de gönüllü birlikteliktir.
Atatürk'ün kurduğu CHP'yi bugün HDP zihniyeti ele geçirmiş durumdadır. CHP'nin İstanbul İl Başkanlığına seçilen kişi bile buna tek başına örnektir. PKK'nın çizgisine getirilmiş CHP'de, Kemal Kılıçdaroğlu'na hala "Atatürkçüyüz" diye destek vermek ise en az akli dengesini kaybetmiş yöneticilerin seviyesine düşme halidir.


Asker, polis ve masum insanlarımızın katillerini, mayın döşeyenleri, hendek kazanları, kurşun sıkanları, bomba patlatanları kendine rehber ve önder edinmiş HDP'ye, CHP'nin duyduğu bu sıcak ilişki ülkeye ihanettir, hainliktir ve siyasette şerefsizlikle anılacak bir manzaradır. HDP bir siyasi parti değil, İmralı'da kurulmuş, Kandil'de hayat bulmuş terör örgütünün uzantısıdır. CHP ise böyle bir partinin bakıcısı ve destekleyicisidir. HDP'nin kanlı sicili ortada iken CHP'nin yaptığı hiçbir güzellemenin hükmü yoktur.
PKK'lı Demirtaş'a, terör örgütünün siyasi uzantısı HDP'ye her gün övgüler dizen CHP'nin akli dengesini yitirmiş yöneticileri MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye saldırmayı da kendilerine ayrı bir misyon olarak görmektedir.
Bunlar için PKK'lı, FETÖ'cü, DHKP-C'li can dost ama MHP Lideri Devlet Bahçeli can düşmanıdır. Bu ittifakın her oyunu bozan MHP Lideri Devlet Bahçeli adeta bunları çıldırtmaktadır.
Bu yüzden hem saldırganlaşıyor, hem de akli dengelerinin çapını ortaya koyan açıklamalar yapıyorlar. Bunlardan birisi de HDP'nin mitinglerinde uzun boyunu gösteren, PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret eden, Suriye'de öldürülen PKK'lı kırmızı fularlı terörist için HDP ile birlikte yürüyen, yurt dışında HDP ile birlikte referandum için "Hayır" toplantıları düzenleyen, HDP'ye yönelik operasyonlara ilk tepkisini koyan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'dir.
CHP'nin HDP'yi savunan Daltonları içinde Avarel'i andıran Ali Şeker bir televizyon programında demiş ki:
"Bahçeli'nin Ak Parti'nin yanında yer almasının mantıklı bir açıklaması yok. Devlet Bahçeli'nin devlet yönetme fobisi var. Biz 7 Haziran'dan sonra Başbakan siz olun dedik. Devlet yönetme fobisiyle siyaset yapılabilir mi? Bahçeli o dönemde daha kalp ameliyatı olmamıştı. Kalp ameliyatlarından sonra böyle davranış değişikliklerine çok sık rastlıyoruz ama bütün seçmenler de kalp ameliyatı olmadı. Onun için onlar böyle davranmamalı"
Ali Şeker'in bu cümleleri şu fıkranın hali gibidir : Adamın biri "kurban" mevzuunu anlatıyormuş: "Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah'a dua etmiş, 'Ya Rabbim bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' demiş. Dua tutmuş, Davut, kızının adını Ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, Hazreti Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, Azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, 'Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş"!

Derken dinleyenlerden biri dayanamamış:

"Yahu ben şimdi bunun neresini düzelteyim; Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, keçi değil, koç"
Ali Şeker'in "Başbakanlık verdik, kabul etmedi" dediği CHP-HDP desteğiyle oluşabilecek bir durumdu. Zaten PKK'nın siyasi taşeronu HDP asla yanaşmadı. Bu CHP'nin laf olsun diye sunduğu hayaliydi. CHP, MHP'ye böyle ahlaksız bir teklif yapmakla övünüyor.
"Devlet yönetme fobisi var" diyor, oysa bugün MHP Lideri Devlet Bahçeli, CHP'nin yoldaşları olan PKK'lı teröristlerin imhasında Bozkurt mührünü vuran partinin lideridir. PKK'lı terörist temizliği yapan asker ve polislerimizin yaptığı Bozkurt işareti Ali Şeker'in şekerini yükseltiyordur herhalde… Milli olan her konuda MHP'nin etkisini zaten muhatapları bildiği için direkt MHP'ye saldırmaktadır. Ali Şeker'in uyum içinde olduğu Kandil'deki teröristlerin açıklamalarına bakması bile yeterli olacaktır.
Ali Şeker "Devlet Bahçeli kalp ameliyatından sonra değişti" diyor. Oysa 15 Temmuz sonrası kimin nasıl değiştiğini görmek için ortalama bir zekâ sahibi olmak bile yeter. Şimdi Ali Şeker'in bu mantığına göre  geçmişte idrar yolları rahatsızlığı nedeniyle ameliyat olmuş Kemal Kılıçdaroğlu için "bu ameliyatından sonra PKK-HDP aşkına tutuldu" demek mi gerekiyor?


Bu nasıl mantık, bu nasıl zekâ böyle?

Bu CHP'liler insanların hastalığı üzerinden nasıl siyasi saçmalıklar üretebilme terbiyesizliğinde bulunuyorlar?
Hem safın PKK'nın siyasi taşeronu HDP safı olacak, hem MHP'ye saldıracaksın. Sonra adın Atatürkçü olacak… Yok böyle bir saçmalık…
Kemal Kılıçdaroğlu artık kıvranmayı bırakmalı ve HDP ile samimi birlikteliğini dünyaya duyurmalıdır. Mesela Kandil'de buluşarak bunu açıklaması daha etkili olacaktır. Yanına da diğer yancısı olan ve parti programına iki ayrı ülkenin insanından bahseden ve teröristbaşı Öcalan'ın "Eşit Vatandaşlık" kavramını koyan Meral Akşener'i de alarak "Hayır" ittifakını sağlamlaştırmalıdır. Nasıl olsa "Dualarım Kemal Kılıçdaroğlu'na. Allah güç, kuvvet versin" diyecek kadar yancılığını tescillemiştir.
HDP mi CHP'nin içine kaçtı, CHP mi HDP'nin içine kaçtı bilmiyoruz ama artık birbirlerinden bir farkları kalmamıştır. Ama bildiğimiz tek şey CHP'de PKK hâkimiyeti iyice yerleşmiştir.

KÖŞE YAZILARI / 2018-04-17 09:41:27-ORTADOĞU GAZETESİ / YILDIRAY ÇİÇEK

6 Haziran 2018 Çarşamba

TERÖRİSTBAŞI APO'NUN PROJESİNE SAHİP ÇIKANLAR

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

"Ailenizden bir kişinin mutlaka HDP'ye oy vermesini sağlayın. HDP'nin barajı geçmemesi durumunda Millet İttifakı'na verdiğiniz oylar seçilenlerin vekil maaşı alması dışında bir işe yaramaz. Bu gerçeği bilin, adımınızı ona göre atın."


Bu cümleler, CHP Strateji Geliştirme Komisyon Başkanı Fidel Okan'a ait. 

Zaten CHP'nin yaptığı en büyük stratejik hamle 7 Haziran seçimlerinden bu yana HDP'ye bakıcılık yapmak ve Fidel Okan isimli fikir dansözünü böyle bir komisyona başkan yapmaktır.

CHP, Fidel Okan'ı bu göreve getirmeden öncede HDP ile yatıp, HDP ile kalkıyordu. Fidel Okan'ın ürettiği yeni bir strateji değil yani…

7 Haziran 2015 seçimlerinde, MHP'yi ikna etse HDP ile koalisyon bile kuracaktı. MHP kendine yakışanı yaparak, bu şerefsiz teklifi CHP'ye haddini bildirerek ret etmişti.

O seçimlerde, CHP Genel Başkan yardımcıları bile "barajı aşsın" diye ailece HDP'ye bile oy vermişti. Bunu utanmadan, yüzleri kızarmadan açık açık itiraf etmişlerdi.

O günden bu güne CHP'yi HDP ruhuyla yönetiyorlar. CHP içinde HDP'ye, PKK'ya sahip çıkmayan neredeyse yok gibidir.
HDP ve terör örgütü PKK nerde sıkışırsa ilk yardım çantası CHP anında yetişmektedir.

PKK'lı Selahattin Demirtaş "HDP Öcalan'ın Projesidir" diyerek, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık "HDP projesinin mimarı Önder Apo'dur" diyerek HDP'nin hangi kanlı el tarafından kurulduğu açıkça ifade etmişlerdi. 

İşte bu yüzden, HDP'yi ve yöneticilerini siyaset projesi olarak kullanan kim varsa teröristbaşı Öcalan'ın ve terör örgütü PKK'nın yoldaşıdır.

CHP işte bu yoldaşlığın başaktörü durumundadır. İttifak yaptığı İP ve SP ise bu konuda CHP yancılığı yaparak HDP'ye ve yöneticilerine sahip çıkmaktadır.

CHP öyle bir bulaşıcı hastalık taşıyor ki, düşünsenize MHP'de iken PKK'lı Selahattin Demirtaş'a "Apo'nun heykellerini dikeceğiz" dediği için "Ey gafiller Abdullah Öcalan'ın heykelini yapacakmışsınız. 

Yapın da görelim. Heykeli yapan o elleri kırarız. Bu irade o elleri kırar" diyen CHP yancısı Meral Akşener bile şimdi "Sayın Demirtaş'lı" başlayan cümlelerle CHP ve HDP'ye yaranmak için açık açık PKK'lı Demirtaş'ın serbest bırakılmasını istemektedir.

FETÖ'nün MHP üzerinde operasyon yaptığı dönem, Fidel Okan'ın desteklediği kişinin Meral Akşener olması da bugün zihniyet ortaklıklarını göstermektedir. 

Her iki isim, bugün CHP ortak noktasında ve HDP projesinde birleşmiştir.

CHP'nin zihniyeti ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, HDP-Demirtaş diyor başka bir şey demiyor.

İP'in zihniyeti ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, HDP-Demirtaş diyor başka bir şey demiyor.



SP zihniyeti ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, HDP-Demirtaş diyor başka bir şey demiyor.

Onbinlerce masumun, askerin, polisin katili terör örgütü PKK'yı HDP ve Demirtaş üzerinden aklamaya çalışıyorlar.

Mitinglerinde garip garip sesler çıkaran Meral Akşener, utanmadan sıkılmadan "Sayın Demirtaş sanık, sayın Demirtaş hükümlü değil. 

Sayın Demirtaş'ın adaylığını YSK kabul etti. Dolayısıyla eşit şartlarda cumhurbaşkanlığı adaylığı kampanyasını yapmalıdır. Diyelim ki bu kampanya bitti, sayın Demirtaş beraat etti. Türkiye bunu nasıl anlatabilir. Bunun yanlışlığını en başından itibaren söyledim. Aynı fikrim de devam ediyor" diyerek PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı kurtarmaya çalışıyor.

Utanmaz kadın, "HDP terör eylemlerine bu kadar destek veren birini Cumhurbaşkanı adayı göstereceğine en azından sicili daha temiz birini aday gösterseydi" diyeceği yerde Sayın Demirtaş papağanlığı yapıyor. 

Demirtaş'ın beraat etmesinden bahsediyor. Eli kanlı PKK'lı Demirtaş'ı serbest bırakacak yargı düzeninin de, onu serbest bırakma çağrısı yapanın da Allah belasını versin.

Kobani olaylarındaki kışkırtıcı rolü, Hendek olaylarında terör örgütü PKK'ya destek verip, TSK'yı aşağılama rolü, İmralı ve Kandil hattında terör meşrulaştırma rolü, terör örgütü PKK'ya yardım ve yataklık rolü ortada iken böyle birine nasıl sahip çıkabiliyorlar akıl alacak gibi değil…

Atatürk'ün kurduğu CHP'nin hali, MHP'den ayrılıp parti kuranların hali, nasıl projelerin kucaklarına düştüklerini gösteriyor.
Türkiye'yi bölmek isteyenlere, asker, polis katillerine sahip çıkmak için birbiriyle yarışıyorlar.

CHP'li, İP'li, SP'li yöneticiler tüm oylarınızı götürüp HDP'ye vermezseniz sizden ala karaktersiz de yoktur. 

Oyunuzu HDP'ye verin ki, genel başkanlarınız rahatlasın, böylece HDP kurtulsun…
Size ne desek az da. Biz yine de ölçüyü koruyup susalım…
Nihat Genç ölçüyü kaçırıp, hepinizi tatmin etmiş zaten… Doymadıysanız o zaman söyleyin, bizde takviye yapalım…

Kaynak:Yıldıray Çiçek Ortadoğu Gazetesi

18 Ocak 2018 Perşembe

KANDİL'İN SİYASET KAMPI CHP !

Tamer Ashraf
CHP'nin meddahı Özgür Özel "CHP Atatürk'ün partisidir ve öyle kalacaktır" diyerek geçtiğimiz gün kameraların önünde yine milleti güldürdü. Oysa CHP artık Kandil'in siyaset kampı gibi…
CHP, artık PKK ve HDP için en sıcak yuva ve gönülden uzanan eldir.
Bırakın artık Atatürk'ün kurduğu parti olmayı, Türkiye'de Atatürk'ün mirasına ihanet eden en büyük parti durumundadır.
CHP'nin Kemal Kılıçdaroğlu gibi öyle bir genel başkanı var ki;
Yeri gelir, PKK'nın kapatılan televizyonu IMC ekranlarından "Anayasanın 2. Ve 3. Maddesini değiştirelim" çağrısını yapar.
Yeri gelir, şuan ABD'nin silahlandırıp ordu haline getirmeye çalıştığı PKK'nın Suriye kolu için "YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum" açıklamasını yapar.
Yeri gelir, PKK'nın siyasi taşeronu HDP ile koalisyon yapmaya kalkar.
Yeri gelir, PKK'nın siyasi taşeronu HDP ile miting yapar, yürüyüş yapar.
Yeri gelir, PKK'nın kapatılan gazete ve televizyonuna, tutuklanan milletvekili ve belediye başkanlarına sahip çıkar. 
Yeri gelir, terör PKK'nın talebi olan konuyu "Yerel Yönetim Özerklik Şartını Mutlaka Getireceğiz" diyerek vaatte bulunur.
Yeri gelir, terör örgütü PKK'ya avukatlık yapanları parti milletvekili, genel başkan yardımcısı yapar.
CHP'nin öyle genel başkan yardımcıları vardır ki;
Yeri gelir,  "Ailece oyumuzu HDP'ye verdik" itirafında bulunur.
Yeri gelir, Selahattin Demirtaş'ın kaldığı cezaevini ziyaret etmekten türbeye dönüştürür.
Yeri gelir, "Öcalan'ın heykelini dikeceğiz, Kürdistan'ı kuracağız" diyen PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan daha çok över ve sahip çıkar.
CHP'nin öyle milletvekilleri vardır ki;
Yeri gelir, Suriye'de öldürülen PKK'lı teröristlerin cenazesini törenle karşılamaya gider.
Yeri gelir, Suriye'de öldürülen teröristler için HDP ile birlikte yürüyüş yapar.
Yeri gelir, HDP ile beraber miting yapar.
Yeri gelir, HDP ile birlikte aynı salonlarda el ele referandum çalışmaları yapar.
CHP'nin öyle belediye başkanları vardır ki;
Yeri gelir, "HDP'nin barajı geçmesini istiyordum" diyerek, hedefine ulaştığını görünce pilav ve ayran dağıtır.
Yeri gelir, kendi belediyesinin araçlarını HDP'li belediyelere yardım olarak gönderir, HDP'li belediyelerde onları Kandil'e gönderir.
CHP'nin Özgür Özel gibi öyle Grup Başkanvekilleri vardır ki; 
Yeri gelir, PKK'lı Osman Baydemir "Ben Kürdistan milletvekiliyim" diye TBMM kürsüsünden çemkirdiğinde bunu   "kürsü dokunulmazlığı" kapsamında gördüklerini söyleyerek "Bir parlamentoda en aykırı, en şoke edici fikirlerin dahi dinlenilebilmesi ve tahammül edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu bir demokratik olgunluk meselesidir" destek verir.
CHP'nin İstanbul'da olduğu gibi öyle il başkanları vardır ki;
Yeri gelir, HDP-PKK aşkını yansıtır.
Yeri gelir, ateistçe açıklamalar yapar.
Yeri gelir, sözde Ermeni Soykırımına sahip çıkar.
Yeri gelir, devlete "katil" der.
Yeri gelir, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganından rahatsız olur.
Yeri gelir, PKK'lı Demirtaş'la kadeh arkadaşlığı yapar.
*** 
Bu bahsettiğim özet eylem ve söylemler CHP'nin artık Kandil'in siyaset kampı olduğunu göstermeye yetecektir. PKK-HDP dendiği vakit artık bende ilk çağrışım CHP olmaktadır. O kadar iç içe geçmiş bir yapı olmuşlardır.
Bu saatten sonra her kim "CHP Atatürk'ün partisidir ve öyle kalacaktır" diyorsa, onu görünce yüzüne tükürün…
CHP, artık PKK'nın en büyük partisidir. PKK'nın küçük partisi HDP,  CHP'nin içine girmiş ve içinde büyümüştür. CHP bu konuda iyiden iyiye obez olmuştur. Kandil'in son açıklamalarına baktığımızda terör örgütü PKK'nın son umudu CHP'dir.
KÖŞE YAZILARI / 2018-01-17 08:58:17  YILDIRAY ÇİÇEK - ORTADOĞU GAZETESİ

11 Ekim 2017 Çarşamba

PKK'yı NATO kurdu, yeni patronu Amerika olacak


Abdullah Öcalan yakalanıp Türkiye'ye getirildiğinde kendisinin avukatlığını üstlenen Ahmet Zeki Okçuoğlu, PKK ve Öcalan hakkında ezber bozacak iddialarda bulundu. PKK'nın NATO tarafından kurulan bir Kürt Gladyosu olduğunu söyleyen Okçuoğlu, Karar.com'a konuştu. Okçuoğlu, "PKK YPG’leştirilecek, yeni patron Amerika olacak" dedi.
PKK taşerondur diyorsunuz. Hatta bunu Öcalan'ın kendisi söylüyor diyorsunuz? Neyin kimin taşeronu?
Abdullah Öcalan'ın 
Almanya'da yaşayan 
eski Avukatı 
Ahmet Zeki Okçuoğlu,
Açıklamaları 
01 Eylül 2015 Salı

Evet, “PKK taşerondur" sözü onun kurucusu ve halen lideri olan Abdullah Öcalan'a ait. Öcalan bunu, İmralı’ya getirildikten sonra, sorgulama adı altında çekilen ve Aydınlık Gazetesi tarafından deşifre edilen video kayıtlarından birinde söylüyor. Ancak ben bu sözü, Türk yönetim çevrelerinin yıllardır tekrarladığı, PKK'nin TC'ye karşı bazı dış mihrakların taşeronluğunu yaptığı anlamında ifade etmedim. Tam tersine PKK kurulduğu günden beri TC devletinin güdümünde. PKK kurulduğu günden beri Kürdistan'ı kolonileştirerek paylaşan bölgesel ve milletlerarası güçlerin taşeronluğunu yapıyor.
PKK'yı NATO kurdurdu
PKK'nın kuruluşu nasıl oldu bu durumda? Öcalan kimdir?
PKK’nin kuruluşuyla ilgili iki resmi, bir de gayrı resmi üç hikaye var... Resmi hikayelerden biri TC'ye ait. Bu hikayede PKK, bölücü ve terörist bir organizasyon olarak tarif ediliyor. Bu organizasyonun amacı son Türk devletini bölerek yok etmek. İkinci resmi hikaye PKK’ye ait… Bu hikayede PKK, klasik bir milli kurtuluş organizasyonu olarak tarif ediliyor. Hikayeye göre, parçalanan ve milletlerarası koloni statüsüne mahkum edilen Kürdistan'ı kurtarmak ve bağımsız-birleşik Kürdistanı kurmak amacıyla kurulan PKK, bu amacı gerçekleştirmek için TC devletine karşı silahlı mücadele başlatıyor. Karşıt gibi görünse de bu iki resmi hikaye aşağı yukarı aynı.
Gerçek hikaye nedir sizce?
PKK’nin gayrı resmi hikayesi ise tamamen farklı. Bu hikayenin de müellifi yine Abdullah Öcalan. Öcalan, kitaplaştırılan konuşmalarında (Erkeği Öldürmek, Devrimin Dili ve Eylemi) ve Türk gazetecileriyle yaptığı muhtelif röportajlarda PKK’yi MİT’in talimatı ve onun verdiği paralarla kurduğunu açıklıyor. PKK'nin ikinci adamı Cemil Bayık, gazeteci İsmet İmset'in "PKK" adlı kitabında yer verdiği beyanında, PKK’yi kurmak için MİT’in kendilerine verdiği süreyi geçirdiklerini ve bu yüzden MİT mensubu Ağrılı Abdurrahman’ın yanlarına gelerek kendilerini azarladığını ve kendilerine altı aylık ek bir süre verdiğini ve kendilerine, "Bu süre zarfında da kurmazsanız öldürülülürsünüz!” dediğini söylüyor. 12 Mart askeri darbesinin ünlü savcısı Baki Tuğ, 12 Mart’ta bir bildiri nedeniyle tutuklanan Öcalan’ı, MİT’ten gelen “Elemanımızdır!” yazısı üzerine serbest bıraktıklarını müteaddit defa açıkladı. Bu derin ilişkinin derin bir arka boyutu daha var: NATO… Abdullah Öcalan MİT’le ilişkisinden söz ederken NATO’dan da söz eder.
Bu konuyu biraz açar mısınız?
Bu gibi durumlarda NATO deyince akla GLADIO gelir. Geçmişte Gladio, Kontr Gerilla adıyla anılıyordu. Öcalan’ın verdiği bilgilerden yola çıkarak PKK için, NATO’nun Kürdistan planı çerçevesinde evrensel Gladio sistemi içinde Türk Gladio’suna bağlı olarak oluşturulan bir birim (Kürt Gladiosu) olduğunu söyleyebiliriz. PKK’nin Batı dünyasında gördüğü büyük hoşgörü, Öcalan'ın bu beyanını desteklemektedir. PKK, NATO’ya bağlı Türk Gladiosu tarafından kurulduktan sonra Kürdistan’ı bölüşen diğer bölge devletleri ve Barzaniler (PDK) ve daha sonra da Talabani (YNK) bu projeye dahil edildi. PKK lideri bu büyük mutabakata bağlı olarak Suriye'ye, ondan sonra da Güney Kürdistan’a yerleştirildi. Daha sonra yine aynı mutabakatla Suriye’den çıkarılarak TC’ye getirildi. Şu günlerde ise PKK için, tarihinin yeni bir döneminin hazırlıkları yapılıyor.
Taşeronun amacı olmaz
PKK'nın amacı nedir peki?
PKK'nin bir amacı yok, onu kuranların amacı var. Taşeronun amacı olmaz. Patronu önüne ne koyarsa o, onu yapmakla mükelleftir. Yap der yapar, yık der yıkar. Bu yüzden de PKK zaman zaman farklı (hatta tamen zıt) şeyler savunuyor. Bu organizasyon, Kürt milliyetçisi ve Marksist bir kimlikle sahneye çıkarıldı ve Kuzey Kürdistan’da 15 yıl bu kimlikle silahlı faaliyet yürüttü. Abdullah Öcalan TC’ye getirildikten bir süre sonra, sözde Kürt milliyetçisi ve Marksist PKK’nin siyasi çizgisi Türk milliyetçiliğine, Ergenekon’un tasfiyesinden ve AKP iktidara hakim olmasından sonra da İslamcılığa evrildi.
Hedef düşük yoğunlukta çatışmaydı
Öyleyse şöyle sorayım, PKK’yi kuranların amacı nedir?
ABD Kürt milliyetçiliğini 1960 ve 1970'li yıllarda Mustafa Barzani vasıtasıyla kontrol ediyordu. 1975’te Güney Kürdistan’da Mustafa Barzani liderliğinde silahlı direniş hareketi tasfiye edilince ABD'nin kontrol mekanizması çöktü ve Kürt milliyetçiliği hızla Sovyetler Birliği'ne yönelmeye başladı. Jeopolitik bakımdan Ortadoğu'nun en önemli ve en dinamik bölgesi olan Kürdistan’daki bu gelişme bölgede güç dengesini ABD aleyhine çevirecek bir nitelikteydi. Bunun önüne geçmek için bir dizi tedbirin yanında PKK projesi devreye kondu. PKK vasıtasıyla Kuzey Kürdistan’da (gerektiğinde Kürdistan’ın diğer parçalarında da) “düşük yoğunlukta çatışma” ortamı yaratılacak ve bu sayede bu coğrafya kontrol altına alınacaktı. O dönemde ABD ve NATO’nun “düşük yoğunlukta çatışma” stratejisiyle Kürdistan'da ulaşmak istediği bir başka hedef de, bu çatışmaya bağlı olarak bu coğrafyada nüfus göçü, ekonomik ve sosyal çöküntü yaratarak Kürdistan meselesinin çapını küçültmekti. Proje NATO gözetimi altında TC tarafından uygulamaya kondu. Bu, TC'nin arayıp da bulamadığı bir şeydi. 12 Eylül askeri darbesiyle start verildi. Askeri darbeden kısa bir süre sonra Kuzey Kürdistan’da “düşük yoğunluklu çatışma” ortamının psikolojik şartları yaratıldı. Geriye PKK'nin "ilk kurşun"u patlatması kalıyordu. O zaman henüz çok zayıf olduğu için PKK, Barzani peşmergesinin de yardımıyla, 14-15 Ağustos 1984'te "ilk kurşun"u patlattı. PKK'nin ilk kurşunu patlattığı gün PDK'nin kuruluşu ve Mesut Barzani'nin doğum gününe denk geliyordu.
Soğuk Savaş'tan sonra Batı çözüme odaklandı
Peki ya Soğuk Savaş'tan sonra?
PKK'nin kurulması ve Kürdistan'da "düşük yoğunlukta çatışma" stratejisinin uygulanması Soğuk Savaş politikasıydı. Soğuk Savaş bitince, bu politikaya da ihtiyaç kalmadı. Başka bir deyişle Amerika ve AB, Körfez Savaşı’ndan sonra, Kürdistan için güvenlikçi politika yerini çözüm yanlısı bir politika izlemeye başladı. Ancak bunu TC’ye kabul ettirmek kolay değildi. Daha doğrusu TC onların her dediğine tamam diyordu, ama uyulamaya gelice ipe un seriyor ve verdiği sözlerden hiçbirini yerine getirmiyordu. PKK, TC'nin geleneksel politikasını sürdürmesi için ele geçmez bir enstrümandı ve bu mesele var oldukça onu yitirmek istiyordu. Kürdistan konusunda ABD ve AB'nin TC’den istediği bir şey de, Körfez Savaşı’ndan sonra yarı bağımsız bir statü kazanan Güney Kürdistan’ın federal bir statüyle TC’ye bağlanmasıydı. TC buna da yok demiyordu, ama bu konuda da bugüne kadar kayda değer bir adım atmadı. Türk yönetiminin ipe un serme politikasını uygulamasında Abdullah Öcalan ve PKK bugüne kadar ona paha biçilmez yardımlarda bulundu. TC devleti, Abdullah Öcalan ve PKK’nin kendisine sunduğu bu fırsatlar sayesinde “çözüm süreci”ni yirmiyedi yıl sürüncemede bırakma imkanına sahip oldu.
PKK'nın dış mihraklarca Türkiye'yi zayıflatmak için kullanıldığına katılıyor musunuz?
PKK'nin sahneye çıkarıldığı günden beri söylenen bu sözün gerçekle bir alakası yok. TC devleti Lozan statükosunun aynen devam etmesini istiyor. Bu yüzden de Kürdistan meselesi konusunda herhangi bir çözüm önerisini, varlığına yönelik bir komplo olarak görüyor. PKK’nin yukarda gerçek öyküsünü anlattım. PKK NATO’nun icazetiyle Türk Gladio’su tarafından kuruldu ve halen de ipleri Türk yönetiminin elinde. “Düşük yoğunlukta çatışma” tamamen Kürdistan’la sınırlı bir proje. Kürdistan’ın ötesi PKK’nin askeri faaliyetlerine yasaklıydı. Otuz yıl süren bu savaş süresince PKK Kürdistan dışında Türklere yönelik infial uyandıracak kanlı bir eylem gerçekleştirmedi.
HDP kirli kimliğini demokrasi ile gizliyor
HDP'yi denklemin neresinde tutuyorsunuz?
HDP, adında "demokrasi" olan bir parti. Parti programının neredeyse her satırında "demokrasi" sözcüğü var. Üstelik diğer partilerden farklı olarak demokrasiyi, tavandan değil, tabandan inşa etmekte söz ediyor. HDP'de demokrasi aşkı, ultra demokratik “öz yönetim”i savunacak kadar ileri bir boyuta. Şüphesiz bu tamamen sahte bir görüntü. HDP’nin gerçek zihniyetinde demokrasinin "d"si bile yer yok. Terörizm yardakçısı, hileli ve gizli servis güdümlü olan HDP, demokrasi kavramıyla bu kirli kimliğini gizlemeye çalışmaktadır.
Öcalan'ın avukatı oldum, çünkü...
Sizin Öcalan'ın avukatlığını üstlenmeniz nasıl oldu? O zamanlar kendisine inanıyor muydunuz?
Öcalan'ın devlet görevlisi olduğunu silah patlattığı ilk günden beri söylüyorum. Bu nedenle ona karşı hep sert bir muhalefet yürüttüm. Öcalan beni açıkça ölümle tehdit etti. Bunlara rağmen rağmen Öcalan TC'ye getirildiğinde iki nedenle onun avukatlığını üstlendim… Birincisi, o günlerde herkes gibi bende de TC'nin Öcalan'ı artık gözden çıkardığı kanaati hakimdi. Onun bu durumundan yararlanarak mahkemede en azından Kürt karşıtı bir tutum izlemekten onu alıkoymayı umuyordum. Çünkü getirilirken uçakta sözler ve video kayıtları çok ürkütücüydü. Gerçek kimliği ne olursa olsun Öcalan mahkemede Kürtleri temsil edecekti. Onun göstereceği olumsuz bir tutum hem Kürtler arasında büyük bir moral çöküntüsü yaratacaktı, hem de onların dünya alem nezdinde Küçük düşmesine neden olacaktı. Beni onun avukatlığını üstlenmeye sevk eden ikinci ve asıl neden, PKK'nin onun ve Türk gizli servislerinin güdümünden kurtulmasına katkıda bulunmaktı. Şüphesiz benimkisi ham bir hayaldi. Mahkeme tiyatroydu ve senaryosu çok önceden hazırlanmıştı. Beni de oyuna dahil etmek istiyorlardı. Bunu farkettiğim an Öcalan'ın avukatlığını bıraktım.
Bağımsız Kürdistan'ı destekliyorsunuz. Bunun Kürtlere ve bölgeye ne katkısı olabilir sizce?
Bağımsızlık her milletin hakkıdır. Kürtler de bir millet olduğu için doğal olarak onların da hakkı. Üstelik Kürtler Ortadoğunun en kadim halkı. Çağımız millet-devlet çağı. Bağımsızlık mücadelesinde hukukun sınırları içinde kalınmalı. Kürtler büyük bir millet. Barışçıl yöntemlerle bu hakkı elde etmesi çok daha rahat olacaktır.
PKK YPG’leştirilecek, yeni patron Amerika olacak
Peki PKK'nın bundan sonrası ne olacak? Tahmininiz var mı?
PKK ile ilgili gelişmeleri sadece bu organizasyonla TC arasında ilişkilerle sınırlı ele alırsanız doğru sonuçlara ulaşamazsınız. Gelişmeler daha çok kapalı kapılar arkasında cereyan ediyor. Bize yansıyan devede kulak. Ayrıca bu ilişkinin bir de milletlerarası boyutu var. Gelişmeleri değerlendirirken Amerika’yı ve Avrupa Birliğini mutlaka hesaba katmanız gerekiyor. Son yıllarda TC'nin PKK siyasetinde çok önemli bir değişim oldu ve hiç kimse bunun üzerinde durmadı. Türk yönetimi eskiden, PKK’nin silah bırakması, kendisini feshetmesi ve üyelerinin teslim olmasını istiyordu. Son yıllarda Türk yönetimi bu şartlarından vazgeçti ve yerine, PKK'nin TC’ye karşı silahlı faaliyetlerini sona erdirmesi ile sınırlı bir talepte bulunmakla yetindi. Başka bir ifadeyle Türk yönetimi PKK'ye, "Bana dokunma, nereye gidersen git beni ilgilendirmez” diyordu. PKK öyle nereye gidersen gitsin denecek bir organizasyon değil. Ayrıca TC de bunu kolay kolay söyleyecek bir devlet değildi. Rolü gereği PKK, "Türkün karşı durulmaz gücü" karşısında bir kez daha diz çökecek ve sonra da silahlı güçlerini Kuzey Kürdistan’dan (muhtemelen Güney Kürdistan’dan da) Batı Kürdistan'a kaydırılacak. Bu PKK için hem bir son, hem de yeni bir başlangıç. Rojava’da PKK tarihinin yeni bir dönemi başlıyor. PKK, YPG’leştirilecek. Yeni oluşumun patronu ise NATO adına Amerika olacak.
HDP’ye ne olacak sizce?
PKK’nin silahlı gücünün Kuzey Kürdistan’dan çıkarıldıktan sonra TC’nin elinde ondan geriye, lideri Abdullah Öcalan ve onun legal boyutu olan HDP kalacak. Abdullah Öcalan liderliğinde devletin Kürt partisi olarak Türk siyaset sahnesine katılacak. Bunun için de Öcalan “ev hapsi”ne alınacak ve oradan partisini ve Kürtleri yönetmeye devam edecek.

15 Kasım 2018 Perşembe

İyi Parti ümidini PKK uzantısı HDP’ye bağladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Tamer Ashraf
Mahalli seçimler yaklaştıkça, yıkım cephesindeki hazırlıklar hız kazanıyor ve milletin aklıyla alay edenlerin gerçek yüzleri ortaya çıkıyor. Bütün ümitlerini PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye bağlamış durumdalar ve hesaplarını buna göre yapıyorlar. Bir taraftan milletin gazabından korktukları için bu kirli ortaklığı mümkün olduğu kadar gizlemeye uğraşıyorlar. Diğer taraftan aralarındaki pazarlığı sürdürüp, paylaşım yapmaya çabalıyorlar.



HDP İLE ORTAKLIK

Hiç arkadan dolanmaya gerek yok. İP müdiresinin CHP’nin genel başkanıyla yaptığı görüşme, tamamen HDP’yle kurdukları ortaklığı, bu millete nasıl hazmettirecekleriyle ilgilidir. Bu bir iddia değildir ve HDP’den gelen net açıklamaların ortaya koyduğu bir tespittir. HDP Eş Başkanı Pervin Buldan grup konuşmasında, “AKP-MHP dışında hemen hemen bütün partilerle görüşmeler il başkanları düzeyinde oluyor. Onlardan gelenler oluyor, bizden ziyaretler gerçekleşiyor. Şimdilik bu aşamada. İstişareler, ziyaretler diyaloglar devam ediyor.” Demiştir. CHP ile mahalli seçimlerde işbirliği yapabileceklerini açıklamıştır. Aynı şekilde CHP sözcüleri çeşitli defalar HDP’ye selam göndermişler, kapı aralamışlar, hatta açıkça ittifak daveti yapmışlardır. Çeşitli seviyelerde yapılan görüşmelerle yetinilmemiş, Kemal Kılçdaroğlu, HDP’li Ahmet Türk’le mahalli ittifakın detaylarını görüşmek ve bir formül oluşturmak için bir araya gelmiştir. CHP ile HDP birbirlerine bu kadar sıcak ve yakındır ve resmi olmasa da mahalli seçimlerde işbirliği yapacakları kesindir.


SİCİLLERİ MÜSAİT

İP, doğrudan HDP ile biraraya gelecek cesareti bulamadığı için, CHP üzerinden bu ortaklığa dahil oluyor. Kemal Kılıçdaroğlu, büyük ihtimalle Ahmet Türk’le yaptığı görüşme ve düşündükleri formülü, bir araya geldiği İP müdiresine sundu. Başka hiçbir şey bilmesek dahi, sadece bu kadarı CHP, HDP ve İP’in bir yıkım işbirliği hayata geçirmek için uğraştıklarını anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. İP’in sicili HDP ile ortaklık için son derece uygundur. 24 Haziran seçimleri öncesinde birbirlerini korumak ve kollamak için yapılan karşılıklı açıklamalar, kayıtlarda mevcuttur. HDP’nin hapisteki Eşbaşkanı için ortak ağıtlar yakılmış, serbest bırakılması çağırıları yapılmıştır. Seçim sonrasında duyduğumuz, “yanlış yaptık” gibi sözlerin, gerçek yüzlerinin ifşa olmasından korktukları için rol icabı söylendiği, şimdi daha iyi anlaşılıyor.


CHP’NİN SIRTINDA MECLİSE GİRDİLER

İP’i siyaset sahnesine sürenler, bütün gayretlerine rağmen umduklarını bulamamışlardır. Türk milleti oyunu bozmuştur ve hesaplarını alt-üst etmiştir. Barajı dahi aşamamış, CHP’nin sırtında meclise girebilmişlerdir. Cumhurbaşkanı olacaklarını iddia etmiş, HDP’nin bile gerisine düşmüşlerdir. Ne yaparlarsa yapsınlar, tek seçimlik parti olmaktan ileri gidemeyeceklerdir. İçeriden çözülme giderek hızlanmaktadır ve artık önlenemez boyutlara ulaşmıştır. Partiden ayrılanlar, çok çarpıcı ifşaatlarda bulunuyor, partinin idaresinden programlarına kadar çok vahim şeyler söylüyorlar.


VEBAL OMUZLARINDA

Mahalli seçimlerin İP’in sonunu getireceği bellidir ve kendileri de bunun farkındalar. Şimdi son bir hamleyle, denize düşenin yılana sarılması misali, siyasi ömürlerini uzatmak için PKK uzantısı HDP’ye tutunuyor, CHP’ye sarılıyorlar. Siyaseten ömrünü tamamlamış, ama hala son bir şans arayan Mansur Yavaş gibi isimler üzerinden hesaplar yapıyorlar. 24 Haziran seçimlerindeki oy oranı üzerinden bazı illerle ilgili planlar olduğunu hayretle izliyoruz. O oy konjonktürel olarak alındı ve bir daha oraya ulaşmaları imkansızdır. Nitekim, akıl ve izan sahibi herkes aynı şeyi söylüyor. Bütün çabaların boşuna olduğunu görmeleri çok zaman almayacaktır. Milliyetçilik nutukları atarak, Kandil’den talimat alan HDP’ye teslim olmanın vebali omuzlarındadır. Bu vebale ortak olmak istemeyenlerin seslerini yükseltmeleri ve yeni kopmaların yaşanması bizim için sürpriz olmayacaktır. Çözülmenin önümüzdeki dönemde hızlanması kuvvetle muhtemeldir. Cumhur ittifakının mahalli seçimlerde devam etmeyecek olması, bütün siyasi dengeleri bozmuştur. Ancak, kimse hesabını yanlış yapmasın. Bütün siyasi partiler bir samimiyet sınavından geçeceklerdir. Millet her şeyi görüyor ve biliyor. Gereğini yapmak için gününü ve sırasını bekliyor.


HDP Seni Niye Destekleme Kararı Almıştı Akşener?

1.yılını dolduran partisinin her gün istifalarla haber olmasından dolayı bunalan Meral Akşener aklınca gündem değiştirme taktikleri deniyor. Yoksa bu gidişle partisindeki istifalardan dolayı kurucu üye kalmadığını herkes öğrenecek.
En son gündem değiştirme taktiği olarak ”AK Parti ile HDP arasında el altından, masanın altından ve yarın Dolmabahçe Sarayı’na ulaşabilecek görüşmelerin yapıldığını biliyorum ve bunu kamuoyuyla paylaştım.” cümlesini kullandı.
AKP, HDP ile öyle gizli bir görüşme yapıyor mu, yapmıyor mu bilemeyiz. Ama dört yıl önce çokça eleştirdiğimiz bir HDP birliktelikleri vardı. 15 Temmuz sonrasında ise HDP’den hesap soran bir hükümet oldular. Teröre hizmet eden HDP eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklandı. Terör örgütüne hizmet eden HDP’nin elindeki belediyelere kayyum atandı. Zaten AKP bu çizgisini terk eder ve eski günlerine dönerse bu toplum nazarında tamamen bitişleri olur.
Benim anlamadığım, 16 Nisan referandumundan bu yana HDP ile açıktan yahut kapalı kapılar ardında sürekli beraber olan Meral Akşener’in, AKP-HDP ilişkisine dair sözleri kıskançlığın bir ürünü mü yoksa kendi parti gündemini değiştirmek adına bir iftira mı?
16 Nisan referandumunda CHP-HDP ve Meral Akşener tayfası beraber olup “Hayır cephesi” oluşturmadı mı?
24 Haziran seçim sonuçlarından hemen sonra pkk’nın siyasi taşeronu HDP’yi “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi” olarak yüceltmeye çalışan Meral Akşener’in kendisi iken şimdi “el altından görüşmeler” hikâyesini niçin anlatıyor?
“HDP onurumuzdur” yazılarına beğeni atanları ve terörist kampında çekilmiş, pkk propagandası yapan filmin sansürlenmesine tepki gösterenleri, HDP ve Demirtaş’a seçim müziği yapan Kardeş Türküler isimli müzik grubunda çalgıcılık yapmış adamları partisinde kurucu, genel başkan yardımcısı, danışman yapan Meral Akşener HDP’yi AKP’den mi kıskanıyor?
Bu Meral Akşener, düzenlediği bir basın toplantısında MHP’nin oy oranını “Yaptığımız anketlerde 6 puan bizde, 3 puan Tayyip Bey’in şahsına kaymış 3 puan askıda.” diye tarif ederken, KRT isimli televizyonda da terör yardım ve yaltakçısı HDP’yi “HDP barajı aşıyorrr aşıyorrr” diye savunuyor ve HDP propagandası yapıyordu. Yani MHP’yi %0 gösterirken, HDP’nin barajı aşacağını heyecanla müjdeliyordu.
İP’nin milletvekili adayları, parti yöneticileri HDP’lilerin seçim bürolarını ziyaret edip, “İnşallah beraber çalışacağız” , “Ülkeyi beraber kurtaracağız” diye HDP’ye sevgilerini gösterirken bu Meral Akşener niçin hiçbirini görevden almamıştı?
İP Isparta Milletvekili Nuri Okutan’ı, HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen’in de katıldığı CHP’li Şişli Belediyesi tarafından düzenlenen “Bir Arada Yaşamanın ve Barışın İmkânlarını Aramak Ortadoğu Konferansına” gönderen, Hak ve Adalet Platformunca düzenlenen panelde İP Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz’ı HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen ile yanyana oturtan sanki bu Meral Akşener değildi?
4600 teröristin öldürüldüğü Afrin operasyonu için İP parti sözcüsü Aytun Çıray’a “Afrin savaş senaryolarına tamamen karşıyız” açıklaması yaptırıp, milli bir konuda HDP’yle aynı çizgiye gelen sanki bu Meral Akşener değildi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’a “O bir terörist” diye hitap ederken, bu Meral Akşener tüm seçim propagandasını pkk’lı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılıp, rahatlıkla Cumhurbaşkanı adayı olmasını istemedi mi?

HDP sözcüsü Ayhan Bilgen, Meral Akşener’in hangi siyasi duruşuna aşık oldu ki, “2. Tura kalması halinde HDP’nin oyunu Meral Akşener’e vereceğini” söylemişti? HDP’nin bu açık desteğine karşılık Meral Akşener “Benim asla terör yaltakçısı, bölücü zihniyete hizmet veren bir partinin desteğine ihtiyacım yok” tepkisi verdi de biz mi duymadık?
Meral Akşener HDP ile bu derece açıktan samimiyet kurarken, AKP’nin HDP ile gizli görüştüğüne dair iddiası hem güldürücü, hem acıklı oluyor.
CHP, HDP, İP aynı vücudun organı olmuştur. CHP son dört yıldır, Meral Akşener son iki yıldır HDP’nin çizgisinde siyaset yapmakta ve aynı adımları atmaktadır.
İP’ten her istifa edenin Meral Akşener’in “HDP, Demirtaş aşkına” tepki göstererek istifa etmesi bile bunu anlamak için yeterli bir sebeptir.

Bugüne kadar “Balkan kızı” diye anılan, bilinen Meral Akşener’in kendini “Biz aslen Diyarbakırlıyız” diye bir kimliğe oturtması, kendini ziyaret eden Alman Büyükelçiye “Halk, Kürt sorununu bizim çözeceğimize samimiyetle inanıyor.” demesi, HDP’yi Kürtlerin temsilcisi olarak görmesi, teröristbaşı Öcalan’ın “Eşit vatandaşlık” kavramını parti programına alması, parti program taslağında “kürdistan” ifadesine yer vermesi, Anadolu’nun mozaik olduğunu iddia etmesi zaten şimdi nasıl bir çizgide olduğunu anlatmaya yetiyor.
Meral Akşener, sana tavsiyemiz AKP HDP ile görüşecek diye kıskançlık krizine girme. Bak yol arkadaşınız HDP’nin eş başkanı Pervin Buldan “Ne gizli, ne de açık hiçbir şekilde AKP ile görüşmemiz söz konusu değildir. Milletvekillerimizi rehin tutan bir anlayışla asla görüşmeyeceğimizi ilan etmek isteriz. Belediyelerimize kayyum atayan anlayışla, ‘Kürtleri yok edeceğiz’ diyen anlayışla asla görüşmeyiz” dedi.
AKP HDP ile bir görüşme arayışı içinde olursa, sadece CHP, HDP, İP ekibine dâhil olur. Bu durumda da sizin cepheniz güçlenir. Sizin bu durumdan rahatsız olmanız için bir sebep yok ki!

26 Ocak 2019 Cumartesi

Türkiye'nin Beka Sorunu Yok Diyenlere

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

İP Genel Başkanı Meral Akşener: “Ülkenin beka sorunu varmış. Hadi oradan be. Beka sorunu yaratan sensin. Senin kendinin beka sorunu var. Yanındaki arkadaşlarının da zeka sorunu var” (Sivas-13 Haziran 2018)
CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı aday eskisi Muharrem İnce : “Eğer belediye başkanlığı seçimlerini beka sorunu olarak gören varsa, buna inanan varsa, işte gerçek beka sorunu odur. O memleket için beka sorunu olur o. Sadece bir yerel seçimi beka sorunu olarak millete anlatmak olsa olsa zekâ sorunudur. Bu yaklaşımdan uzak durmamız lazım” (Adana- 18 Ocak 2019)
Meral Akşener, 24 Haziran seçimlerinden 11 gün önce, Muharrem İnce de daha 1 hafta önce ortak noktada birleşmiş ve “Beka sorunu var diyenin zeka sorunu var” cümlesini kurmuşlar. Aynı güç odaklarından beslendikleri için aynı cümleleri kurmaları oldukça doğaldır.
Zaten bunların nasıl bir “beka sorunu” olduğunu terör örgütü pkk’nın yardım ve yaltakçısı olan HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir hafta önce “2. Tura kalmaları halinde HDP olarak oyumuzu Muharrem İnce’ye, yahut Meral Akşener’e vereceğiz” demesinden anlamanız gerekiyordu. Askerlerimizi, polislerimizi ve masum vatandaşlarımızı şehit eden terör örgütünün bir uzantısı bunlara niye oy ve destek verir ki?
Çünkü bunlar da HDP’ye bol bol kuyruk salladılar.
Düşünsenize, Atatürk’ün kurduğu ve miras bıraktığı CHP’deki “Gel bakalım buraya Muharrem” komutuyla hareket eden Muharrem İnce, cumhurbaşkanı adaylığı için ismi açıklanır açıklanmaz ilk cümlesi “Selahattin Demirtaş’ı hapiste tutma” olmuş ve koştura koştura, PKK’lı Demirtaş’ın kaldığı cezaevine gidip başarılar dilemişti. Hakkari’ye gitti “Selo başkan” sloganlarıyla inleyen miting alanında “Dün hapishanede Sayın Demirtaş’a gittim. Dedim ki, ‘Selahattin Başkan, sana da başarılar diliyorum’ dedim” şirinliği yaptı. CHP ve Muharrem İnce, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmaları halinde pkk’lı Demirtaş’ı “Başkan yardımcısı” yapacaklarına dair sürekli sıcak mesaj verdiler.
Diğer (Beka-Zeka) dengesini kaybetmiş Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener de tüm seçim propagandasını pkk’lı Demirtaş’ın özgürlüğü ve serbest bırakılması için harcadı. Çıktığı bir televizyon programında “HDP barajı aşıyorrr aşıyorrr” şeklinde HDP propagandası yaptı. Kendisi ve partisi sürekli HDP’ye göz kırptı, sempatik ve sevecen mesajlar verdi.
Yani Muharrem İnce ve Meral Akşener gibi HDP ile kol kola olanlar, pkk’ya şirinlik yapanlar sürekli “Beka sorunu var diyenin zekâ sorunu var” demektedir.
ABD, Ortadoğu bölgesinde sözde kürdistan’ı kurmak için kime tonlarca silah yardımı yaptı? Elbette bunların beraber yol yürüdüğü HDP’nin yardım ve yataklık ettiği terör örgütü pkk’ya…
ABD’nin silah yardımı yaptığı terör örgütü pkk’nın Suriye kolu ypg’yi, “YPG, terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” şeklinde tarif eden Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’nin Genel Başkanı, Meral Akşener’in “Allah güç kuvvet versin. Dualarım onunla” dediği ittifak ortağı değil mi?
Afrin’de 4600 teröristin öldürüldüğü Zeytin DalıOperasyonu’na ilk karşı çıkan Meral Akşener’in, Muharrem İnce’nin partisi ve HDP olmadı mı?
Terörist hizmetkârı HDP’ye tutuklama, kayyum, gözaltı gibi darbeler vurulduğunda ilk nasırına basılan Muharrem İnce’nin partisi CHP olmadı mı?
Vatanımızı bölmeye çalışan, askerimizi, polisimizi şehit eden pkk’lı alçaklara “Gazetelerine bir bakın. Büyük temizlik operasyonuymuş. Silip süpürme operasyonuymuş. Siz kimsiniz ya? Kimi nereden süpürüyorsunuz? Bu toprakların ancak kanalizasyonunu temizlersiniz. Başka da bir şeyi temizleyemezsiniz. Haklıyız, kazanacağız” şeklinde destek veren Demirtaş gibi bir teröristin özgürlüğü için çırpınan Muharrem İnce ve Meral Akşener “Beka” denildiğinde niçin “Zeka” kıtlığı yaşamaktadır?
Beka’nın kelime anlamı “ölümsüzlük, ölmezlik, kalıcılıktır” ve ülke adına kullanıldığında ise “bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatiyetini devam ettirmesi” olarak tanımlanır.
Tüm bu özetlere baktığımızda CHP, HDP, İP birlikteliği ülkemiz için bir “BEKA” sorunu olmuyor mu?
15 Temmuz darbe girişimini atlatan Türkiye’de, FETÖ’nün desteklediği cephe CHP, HDP, İP iken “Beka” sorunu devam etmez mi?
MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli, Muharrem İnce ve benzerlerine şu tepkiyi vermekte haksız mı? :
Malum zillet korosu hep bir ağızdan soruyor, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin bekayla ne ilgisi varmış?
Hezeyan çukuruna düşen zillet neferlerine göre, yerel seçimler ülke bekası için önemli değilmiş.
İnce ince nifak taşları döşeyen, kıyıda köşede, orada burada partisinin genel başkanını hedef alan bir zat da, cumhurbaşkanı adaylığında yaşadığı şok ve hezimeti atlamadığından, ağzından çıkanı kulağı duymayacak bir noktaya savrulmuştur.
Aklı epey incelmiş bu zavallıya göre, sadece bir yerel seçimi beka sorunu olarak millete anlatmak olsa olsa zeka sorunuymuş. Bu yaklaşımdan da uzak durulması lazımmış.
Gerçi gafile kelam, nafile kelamdır, ama yine de biz hak edene hak ettiği gibi söyleyeceğiz.
Bu ucube zihniyete layık olduğu muameleyi yapacağız.
Vay densiz vay, bekayı zekâ sorunu olarak görmek ancak senin gibi mankurtların işidir, ancak senin gibi sabah başka akşam başka konuşan çarkı feleklerin üslubudur.
Zillet beğenmedi, zillet sevinmedi, zillet takdir ve tebrik etmedi diye bekamızı yok mu sayacağız?
Kaldı ki, CHP-İP-HDP-PKK-FETÖ’den oluşan, arkalarında Türk düşmanlarının bulunduğu zillet koalisyonu 31 Mart’ı beka görseydi biz kendimizden şüphe eder, acaba doğru mu yapıyoruz diye kendimizi sorgulardık.
“Zeka ve Beka” denklemini bir türlü kuramayan Muharrem İnce MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye cevap verirken bile hala  “Sayın Bahçeli, hakaret, söylenene haklılık kazandırmaz. Ben size bir yerel seçimin olası sonuçlarının ülke için beka sorunu olarak görülmesinin yanlış olduğunu bir kez daha anlatayım. Seçimin olası sonuçları üzerinden ülke için beka tehlikesi var demek, seçimi yerel seçim olma gerçekliğinden uzaklaştırır” demektedir.
CHP’nin, HDP ve dolaylı olarak pkk ilişkisi ortada mı? Ortada…
Doğu ve Güneydoğu’daki HDP’nin elindeki birçok belediyeye terör örgütüne hizmet taşıdığı için kayyum atandı mı? Atandı.
Şimdi İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Adana gibi büyükşehirlerde HDP’nin CHP ve İP ittifakı yanında yer alacağı düşünüldüğünde Türkiye’nin “Beka” sorunu ortaya çıkmıyor mu? CHP, bu illerde kazandığında HDP kazanmış olmayacak mı?
İstanbul’da CHP kazandığında, HDP ve pkk’ya çok yakın bir CHP il başkanıyla o belediyede hangi çevreler kadrolaşacaktır?
Muharrem İnce’nin, Meral Akşener’in “Beka’yı” anlamaları için önce “Zekâ” sahibi olmaları gerekmektedir. Kendi partileri HDP ve onun sahibi olan terör örgütü pkk ile yol yürüyorsa bizim zekâmızla oynamaya kalkmasınlar…
Zekâsı olan “Beka meselesini” gördüğü gibi, CHP, HDP, İP, FETÖ, PKK birlikteliğinin ne anlama geldiğini de çok iyi bilmektedir.
2M ( Muharrem& Meral) biraz durduğunuz noktanın farkına varın…
En kısa zamanda da IQ testi yaptırın!

Bekayı, PKK’ya teslim ediyorlar

Milliyetçi Hareket Partisi görkemli bir toplantı ile 31 Mart yerel seçimlerinde Belediye Başkan adayı olan isimleri açıkladı ve yola koyuldu. Artık, geri sayım başlamıştır. Türk milletinin en doğru kararı vereceğinden hiçbir endişemiz yoktur. Bunun için de bilgilendirmenin doğru yapılması, zihin bulandırma, yalan ve iftira kampanyalarının boşa çıkarılması ve zilletin gerçek yüzünün ifşa edilmesi şarttır.

SÖZ BİRLİĞİ GÜÇBİRLİĞİ

Şu ana kadar yaşananlar, söylenenler ve yapılanlar dahi, bir fikir edinmek ve doğru karara ulaşmak için yeterlidir. Cumhur ittifakını oluşturan Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi, son derece seviyeli, açık, net, ülke ve millet menfaatlerini öne alan bir işbirliği yapmışlardır. Millet iradesine saygı göstermiş, adaylarını belirlerken bir pazarlığa girmemiş, ülkenin bekasını esas almışlardır. İşbirliği bir şekilden ibaret değildir. Söz birliği, güç birliği ve gönül birliği ile derinlik kazanmıştır. Parti liderleri son derece samimi ve içten açıklamalarda bulunmuş, kişisel sürtüşmelere izin vermemiş ve işbirliğine en yüksek seviyede sahip çıkmışlardır. Bu sahiplenme doğal olarak teşkilatlara ve parti tabanlarına da yansımıştır. Gelişmeler ve yapılan ölçümler, bu dayanışmanın millette de büyük bir karşılık bulduğunu ve sandığa beklenenin çok üzerinde bir olumlu etkiyle yansıyacağını göstermektedir.

ZİLLETTE ÖLÇÜ YOK

Cumhur ittifakının bu onurlu, kararlı ve samimi duruşu karşısında çaresiz kalan zillet, kelimenin tam anlamıyla yapılan tanıma uygun bir davranış sergilektedir. CHP-HDP ve İP birlikteliği hiçbir ahlaki ölçüyü içinde barındırmıyor. Bir at pazarlığı mantığı ile millet iradesi yok sayılarak en küçük beldeye kadar paylaşım yapılmıştır. Hatta bu pazarlıklar parti teşkilatlarını ve tabanlarını dahi büyük ölçüde rahatsız etmiş, özellikle sosyal medyadan çok çarpıcı değerlendirmeler yer almıştır. CHP’nin HDP’ye teslim olması, İP’e bağlı kalması teşkilatlarında büyük tepki toplamış, televizyonlara çıkan bazı sözcüler bu duruma isyan ederken, parti yönetimini de topa tutmuşlardır. CHP tam bir curcuna içindedir. Şimdiden 1 Nisan için hazırlıklar yapılmakta, parti içi isyanın örgütlenmesi için toplantılar düzenlenmektedir. Genel Başkanlıktan yönetim kademelerine kadar her yer karmakarışıktır ve yarın ne olacağını kimse bilmemektedir.

İZMİR TİYATROSU

CHP’nin İzmir için aday belirleme seansları tam bir tiyatroya dönüşmüştür. İzmir’e gösterilecek adayda, hizmet, samimiyet, gayret, dürüstlük, çalışkanlık ve proje gibi değerler yerine, kime yakın olacağı, kime bağlı kalacağı, şehrin rantını kiminle paylaşacağı gibi özellikler aranmaktadır. Bu garantileri en çok kim verirse, onun aday gösterileceği anlaşılmaktadır. Hizmet ve şehircilik bakımından emsallerinden çok geride kaldığı için CHP zihniyetinden zaten çok rahatsız olan İzmir seçmeninin, bu gelişmeleri ibretle izlediği ve zamanı gelince mutlaka hesabını soracağı kanaatindeyiz. Benzer durumun CHP’nin kendisi için kale olarak gördüğü başka yerlerde de yaşandığını görüyoruz. Milletin aklıyla bu kadar alay edilmesinin, milli iradenin yok sayılmasının elbette bir karşılığı olacaktır ve CHP bu seçimlerde de bir hezimet yaşamaya çok ama çok yakındır.

BEKAYI, PKK’YA TESLİM ETTİLER

Gizli ortak HDP’ye ne verildiği, ne vaatlerde bulunulduğu belli değildir. Kesin olan, HDP’nin zilletin kazanacağı belediyelere yerleşeceği, PKK uzantılarının yeni imkanlar bulacağıdır. Sayın Bahçeli’nin beka sorununa dikkat çekmesinden bu kadar rahatsız olmalarının sebebi budur.Bekayı daha şimdiden PKK uzantılarına teslim etmişlerdir. Diğer taraftan siyasi olarak son seçimini yaşayacak olan İP, belediyeleri giderayak bir ganimet kapısı olarak görmektedir. Birkaç yeri ele geçirip, hem rantını paylaşmak, hem de siyasi kalıntılarını hiç olmazsa buralarda devam ettirmek için çırpınmaktadır. İlkesi olmayanların ülkesine bakışı da son derece sakat ve sıkıntılı oluyor.

MACERAYA İZİN VERİLEMEZ

Türk milleti her şeyin farkındadır. Ülkemiz kritik bir süreçten geçmekte, bekasına yönelik tehdidi bertaraf etmek için olağanüstü bir gayret göstermektedir. Böyle bir süreçte belirsizliğe, maceraya ve özellikle de zillete hiçbir şekilde izin verilemez. Biz milletimize inanıyor ve güveniyoruz. Sağduyunun galip geleceğinden, işin ehline verileceğinden “Beka İçin Milli Karar, Cumhur İçin İstikrar” denileceğinden eminiz.


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html