BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
CHP-HDP sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
CHP-HDP sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

30 Mayıs 2018 Çarşamba

CHP-HDP kardeşliği ve Sonuçları;

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

CHP-HDP ilişikisi yeni bir boyut arz ediyor. Malum, bu ilişki 7 Haziran 2015 seçimlerine giderken iyice ayyuka çıkmıştı. Bir CHP'li vekilin 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra bir HDP yöneticisine söylediği "birlikte iyi salladık" lafı bu ilişkiyi en iyi sembolize eden ifadeydi. O seçimde CHP HDP'ye alan açmış, HDP'nin barajı geçmesi için yoğun bir gayret göstermişti. Öyle ki bugün CHP'de milletvekili adayı olan, yöneticilik yapan birçok kişi oyunu HDP'ye vereceklerini açıklamıştı.
7 Haziran seçimlerinden sonra PKK, bir yandan HDP'nin aldığı 6 milyon oydan, diğer yandan Suriye'de işgal ettiği topraklardan güç alarak yeni bir terör dalgası başlatmıştı. PKK bir yandan büyükşehirlerde bomba patlatmaya, öte yandan Güneydoğu şehirlerini sözüm ona özyönetim adı altında çukurlar kazarak izole etmeye ve o şehirlerde devlet otoritesine başkaldırmaya başladı.

Tam da bekleneceği üzere HDP PKK'nın bu eylemlerine destek verdi. HDP'li yöneticiler, vekiller, belediye başkanları devleti, milleti tehdit eden konuşmalar yaptılar. Kâh "PKK sizi tükürüğüyle boğar, tükürüğüyle..." dediler, kâh "biz sırtımızı YPG'ye, YPJ'ye dayamışız" diye meydan okudular.
Bu süreçte HDP'nin PKK ile olan yakınlığı HDP'ye destek veren CHP'lileri ürküttü. Ne var ki bu durum CHP yönetiminin PKK'nın terör eylemlerini ve güneydoğudaki zorbalıklarını Erdoğan'ı yıpratmak için bir fırsat olarak görmesini engellemedi. Bütün bu süreç CHP'nin HDP'lileşmesine hizmet etti. Evet, CHP bu süreçte HDP'lileşti. CHP'nin HDP'lileşmesinde elbette her şeyden önce 7 Haziran seçimleri öncesi CHP'nin HDP'ye verdiği desteğin büyük bir payı vardı.
CHP'nin HDP'lileşmesine hizmet eden ikinci unsur 7 Haziran seçimleri sonrasında CHP'nin PKK'nın terör eylemlerini bir fırsat olarak değerlendirme çabasıydı. Bir diğer unsur ise CHP'nin HDP'nin yıpranmasıyla birlikte kendisinden kaçan emanet oyları geri alma, HDP'nin boşluğunu doldurma çabası oldu.


O günden bugüne CHP'nin HDP'lileşme süreci devam etti. CHP ideolojik olarak HDP'nin vermesi beklenen bütün refleksleri verdi. HDP'yi hiçbir surette aratmadı. Öte yandan HDP ile bir rekabet süreci içinde olduğunu da hiçbir zaman unutmadı. Fırsatını bulduğunda HDP'ye karşı kendi alanını genişletmeye dönük adım atmaktan çekinmedi.
24 Haziran seçimlerine giderken her ne kadar CHP ve HDP resmi olarak aynı ittifakın parçası değillerse de fiili bir ortaklık içindeler. CHP'nin HDP'lileşmesi süreci bu birlikteliği mümkün kılan en önemli unsur. Nasılsa devletin etkin terörle mücadele politikası PKK'ya büyük bir hezimet yaşattı ve bu durum kamuoyunun dikkatini HDP-PKK bağlantısından uzaklaştırıyor.
Bu ortamda CHP yönetimi bir kez daha HDP'ye destek verme çabası içinde görünüyor.
CHP'den aday olması beklenen birçok ismin HDP'den aday gösterilmesi bu projeyle alakalı. CHP'lilerin bir kez daha HDP'ye barajı aşması için destek vermesi isteniyor. Fakat bu kez bir çelişki var. Eğer CHP'lilerin bir kısmı HDP'ye oy verirse o takdirde CHP'nin oyu azalacak ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin oyu CHP'den fazla olacak. Bu da CHP yönetimine 24 Haziran akşamı büyük sıkıntı yaratacak. Böylesi bir sonuç İnce'ye yarayacak. Bu nedenle İnce, alttan alta Meclis seçiminde HDP'ye, Cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy verin mesajını dolaşıma sokuyor. Bunlar muhalefetteyken böyle alavere dalavere siyaseti uyguluyorlar. Allah muhafaza bir de iktidarda olsalar!
Son olarak... 7 Haziran seçimleri öncesinde söylemiştim. Bir kez daha söyleyeyim. HDP'nin barajı aşıp Meclis'e girmesi teröre hizmet etmekten başka bir işe yaramayacak. Bu süreçte rol alan bütün aktörler yarın ortaya çıkacak faturadan sorumlu olacaklar. Yeter ki Erdoğan gitsin, gidemiyorsa kolu kanadı kırık bir şekilde koltuğunda otursun diye ülkeyi ateşe atanlar bunun bedelini öderler. Bu da böyle biline!

27 Ekim 2017 Cuma

CHP, HDP, PKK, FETÖ ve İYİ Parti bir cephede 2019 hayalleri



Tamer Ashraf
16 Nisan referandum sonucuna göre %51,21 Evet,  %48,79 Hayır oy oranı çıkmıştı. "Evet" cephesinin büyük partileri AKP-MHP olmuşken, "Hayır" cephesinin büyük partileri ise CHP-HDP olmuştu. AKP-MHP yöneticiler düzeyinde hiçbir referandum propaganda çalışması yapmamıştı. Ama CHP-HDP beraber yapmıştı. Deniz Baykal ve Ahmet Türk'ün Mardin'de el ele yaptıkları referandum toplantısı bunun bir örneği olmuştu. CHP-HDP sımsıkı birbirine yapışmışken, CHP'ye de MHP'den ihraç edilenler yapışmıştı. Meral Akşener, Ümit Özdağ, Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan, İsmail Ok CHP'ye kendini teslim eden isimlerdi.
CHP-HDP(pkk) Anayasa Değişikliğine çok sert bir şekilde karşı çıkmış gerçekten de canlarını dişlerine takarak çalışmışlardı. Ama CHP, HDP ve Kandil çetesi ısrarla "ABD tipi başkanlığı getirin destekleyelim" açıklamaları yaparak karşı çıkıyordu. Çünkü MHP oyunu bozmuştu.
Hal bu iken MHP'den ihraç edilen bu ismini saydığım yancılar, sırf MHP'den intikam almak için CHP-HDP yanında konumlandılar.
Kendileri MHP'nin AKP ile yanyana gelişini iftiralarla sorgularken, kendilerinin CHP-HDP-PKK çizgisinde ne yaptıklarının cevabını henüz veremediler.
PKK'nın büyük partisi haline dönüşmüş CHP bunların sığınağı olmuştu. Meral Akşener'in tüm programlarını CHP organize ediyor, Ümit Özdağ CHP Genel Merkezi'nden çıkmıyordu.
CHP ve HDP'nin birlikteliği %48,79 aldı ya, nasıl olduysa Meral Akşener kendini bu oy oranına bakarak Cumhurbaşkanı ilan ediyor o günden beri…
Partisini kurduğu gün yaptığı konuşmada "Başbakan değil Cumhurbaşkanı... Benim illa Cumhurbaşkanı olmamı istiyorlar. Sonuç itibariyle şimdi yeni şeyler söyleme zamanıdır." Demiş… Referandumdan sonra sürekli de "Cumhurbaşkanı olma" vurgusu yaptı.
Güvendiği nedir?
Elbette CHP-HDP birlikteliğinin sağladığı %48,79 olan Hayır oyları…
O yüzden CHP ve HDP'yi incitecek hiçbir açıklama yapmıyorlar. 'Kemal Kılıçdaroğlu'na dua ettiğini' söyleyen Meral Akşener, MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye de her türlü saygısızlığı yapmıştı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi eleştirdiklerinin yüzde birini ne Kemal Kılıçdaroğlu'na, ne de Selahattin Demirtaş'a yapabilmişlerdir. Çünkü artık onları Hayır cephesinde bir aile olarak görüyorlar.
2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri içinde bu aileyi asla dağıtmak istemiyorlar.
Zaten CHP bunların ana kucağı olmuştu.
HDP ile olan yakınlıklarını da HDP'ye oy isteyen ve veren birçok yazarın Meral Akşener'e çok açıktan destek olması çok net göstermektedir. Bu da aile bağlarının kolay kolay kopmayacağını gösteriyor.
Nazlı Ilıcak'ın, Aslı Aydıntaşbaş'ın, Ataol Behramoğlu'nun bu manada örnek olması yeterlidir.
Partinin kurulmasından 2-3 gün önce haberlere düşen "Meral Akşener ekibi yeni partinin kuruluş hazırlıklarını yaparken HDP ile de temasa geçti. Yeni partinin kurucuları arasında bulunan etkin bir isim, HDP'de siyaset yapan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriyle görüştü." Şeklindeki bilginin kimse tarafından yalanlanmaması ve partinin programı hazırlanırken "Kürtlersiz bir Türkiye asla düşünülmemelidir. Böyle bir durumda, Fırat'ın ötesinin Kürdistan, batısının da Türkiye olarak kalmayacağını asla akıldan çıkarılmamalıdır." şeklinde parti taslağı diye kamuoyuna sunulan cümlelerin nereye hazırlık ve yatırım olduğu çok net anlaşılmaktadır.
Ve şimdi parti programında yeralan "eşit vatandaşlık" ifadesi HDP'yi elde tutma ve etkileme çabasıdır.
"Ülkücü ve milliyetçi olmayacağız" ifadeleri de HDP'ye sempatik görünme gayretidir.
%48,79 olan Hayır oylarına sarılıp, buradan Cumhurbaşkanı hayali beslemek bunların tüm gayesi olmuş durumdadır.
CHP ve HDP'ye sımsıkı sarılmalarının tek amacı 2019 seçimleridir. CHP ve HDP'nin kendilerini aday çıkarıp, destekleyeceklerine inanıyorlar sanırım. Meral Akşener'in kurduğu dünyasında en azından böyle bir hayal var. Onu bu manada en çok gaza getireninde Koray Aydın ve Ümit Özdağ olması da ayrı bir trajedidir. Daha parti kurulmadan aylar önce Meral Akşener'i Cumhurbaşkanı adayı yapanlarda bunlardı. Partinin adı, logosu, binası, tüzüğü, kurulları, yöneticileri olmadan bu aceleniz neydi? Elinden hançer düşmeyen bu ikilinin herhalde kendine ait bir planı da vardır.
CHP, HDP, PKK, FETÖ ve İYİ Parti bir cephede 2019 hayalleri kuruyor.
Meral Akşener'in hepsine yakınlık stratejisinden bakalım "Ortak Cumhurbaşkanı adayımız Meral Akşener" anlaşması çıkacak mı?
Ama parti programından mesajlar vererek, HDP'lilerle kapalı kapılar ardında görüşerek olmaz bu…

Bir İmralı, bir Kandil yapın daha etkili olur. Zaten Pensilvanya cebinizde…

4 Ağustos 2017 Cuma

CHP, HDP VE YANCILAR BLOĞU "BİZ AYRILAMAYIZ" DİYOR!

Tamer ASHRAF

Geçtiğimiz hafta bu köşeden "ADALET NÖBETİNİ HDP DEVRALIYOR!" başlıklı yazı içinde "HDP, CHP'nin yürüyüşüne Eşbaşkan düzeyinde katıldı. Kemal Kılıçdaroğlu'na yakışanda HDP'nin "Adalet Nöbetine" ve mitinglerine katılmak olacaktır. HDP, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın dahil olduğu 11 HDP'li tutuklu sözde milletvekili için "Adalet Nöbeti" başlatıp, mitingler düzenleyecekken Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve CHP milletvekillerinin katılmaması çok ayıp olacaktır." cümlelerini yazmıştım.
Biz CHP'nin HDP'ye ayıp yapacağını hiç düşünmedik. Ama yine de yapması yahut yapmaması gerekenleri hatırlattık. CHP'de kendinden bekleneni yaptı ve PKK'nın siyasi taşeronu olan HDP'nin PKK'lıların serbest bırakılması için başlattığı sözde "Adalet Nöbeti" eylemine katıldı.
CHP'nin HDP'nin eylemine destek verdiğine dair çıkan bazı haberler şu şekildedir:
CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, HDP'nin başlattığı "Vicdan ve Adalet Nöbeti"ne izin verilmesi gerektiğini belirterek "Adalet istemini yükselten her türlü barışçıl, demokratik eylem saygı ile karşılanması ve yükseltilmesi gereken yöntemlerdir" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger ile beraberindeki partili heyet, HDP'nin İstanbul Kadıköy'de devam ettiği 'Vicdan ve Adalet Nöbeti'ne destek ziyaretinde bulundu.
HDP'nin geçtiğimiz hafta Diyarbakır'da başlattığı nöbete CHP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın ve partili heyet de destek ziyaretinde bulunmuştu.
CHP İstanbul il ve ilçe başkanları ile İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP'nin 'Vicdan ve Adalet Nöbeti'ni ziyaret etti.
Evet, CHP-HDP bloğu 7 Haziran seçimlerinden bu yana tek vücut bir şekilde yürümeye, düşünmeye devam ediyor. Adeta yapışık ikiz gibiler, biri nerde diğeri orada…
HDP CHP'nin "Adalet Yürüyüşünde", CHP ise HDP'nin "Adalet Nöbetinde"
Atatürk'ün kurduğu ve emanet ettiği parti, bugün şehitlerimizin katillerine hizmet eden HDP'nin kuyruğu olmuş durumdadır. Artık bunu pervasızca yapmaktadır.
CHP'nin adeta PKK'dan sorumlu milletvekili gibi davranan Sezgin Tanrıkulu'nun "Hep şunu ifade ediyorum, zor bir süreçten geçiyoruz. Ama öyle bir süreçten geçiyoruz ki şimdi eski söylediklerimizin hepsi çürüdü. Türkiye tarihinin en zor sürecinden geçiyor. Bugün dayanışmayı burada göstermek için buradayız. Bu zemin bizi birleştirebilir. Bugün buraya gelince gördük ki yurttaşlarımıza yapılan bu eziyet kabul edilemez. Bu toplantıya dayanışma gösteren sivil toplum örgütleriyle partilerin buraya gelmesi mümkün değil. Ama biz bunu büyüteceğiz ve birlikte yürümeye devam edeceğiz." şeklindeki sözleri bu birlikteliğin her daim devam edeceğinin işareti olmuştur.
Zaten PKK'lı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinden verdiği "CHP ve HDP'nin karşılıklı olarak birbirlerine eleştirileri vardır. Ancak bu dönem için bu eleştiriler ertelenebilir." mesajı da CHP-HDP ittifakının önümüzdeki dönem daha da güçlendirileceği anlaşılmaktadır.
Tüm terör örgütleriyle yol yürüyen CHP, MHP'nin siyaset tarzını eleştiriyor. MHP'nin attığı her adımı eleştiriyor. Yanına da MHP'den ihraç edilmiş Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Yusuf Halaçoğlu gibi CHP yancılarını bulmuş, habire MHP üzerinde kara propaganda yapıyorlar.
CHP-HDP bloğunda yer alanlar MHP'ye saldırıyor, sözde bazı Ülkücü ve milliyetçilerde bunlara şakşakçılık yapıyor.
AKP üzerinden MHP'yi eleştirenler, PKK üzerinden ittifak kuruyor.
MHP'nin AKP ile bazı konularda yaptığı işbirliği içinde bir tane vatana ihanet olabilecek adımını gösteremeyecekken, CHP PKK ile birlikte her türlü vatana ihanet adımını atmaktadır.
Terör örgütü PKK, sürekli MHP-AKP ilişkisini terörle mücadele üzerinden eleştirirken, niçin CHP'ye sürekli destek vermektedir? Bu sorunun cevabı bile herşeyi izah etmeye yetmiyor mu?
CHP milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları üzerine düşeni yaptı. Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu yanına Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Yusuf Halaçoğlu'nu alarak nerde HDP'nin "Adalet Nöbeti" varsa oraya destek ziyaretine gitmelidir.

2019 hedefi için CHP, HDP ve MHP'den ihraç edilenler bloğunu diri tutmaya çalışıyorlar. Tüm hesapları bunun üzerinedir. Yakında sırf bu bloğu korumak ve diri tutmak adına Kemal Kılıçdaroğlu'nu bir PKK'lı teröristin tabutunu taşırken görürsek asla şaşırmayacağız…


CHP'den Tüm ulusalcı,Atatürkçü'leri kovdular.CHP'yi işgal ettiler.Ne kadar Türkiye Düşmanı,Avrupa ve Amerika sevici varsa Teröristlere kucak açanlar CHP'de.


15 Kasım 2018 Perşembe

İyi Parti ümidini PKK uzantısı HDP’ye bağladı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Tamer Ashraf
Mahalli seçimler yaklaştıkça, yıkım cephesindeki hazırlıklar hız kazanıyor ve milletin aklıyla alay edenlerin gerçek yüzleri ortaya çıkıyor. Bütün ümitlerini PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye bağlamış durumdalar ve hesaplarını buna göre yapıyorlar. Bir taraftan milletin gazabından korktukları için bu kirli ortaklığı mümkün olduğu kadar gizlemeye uğraşıyorlar. Diğer taraftan aralarındaki pazarlığı sürdürüp, paylaşım yapmaya çabalıyorlar.



HDP İLE ORTAKLIK

Hiç arkadan dolanmaya gerek yok. İP müdiresinin CHP’nin genel başkanıyla yaptığı görüşme, tamamen HDP’yle kurdukları ortaklığı, bu millete nasıl hazmettirecekleriyle ilgilidir. Bu bir iddia değildir ve HDP’den gelen net açıklamaların ortaya koyduğu bir tespittir. HDP Eş Başkanı Pervin Buldan grup konuşmasında, “AKP-MHP dışında hemen hemen bütün partilerle görüşmeler il başkanları düzeyinde oluyor. Onlardan gelenler oluyor, bizden ziyaretler gerçekleşiyor. Şimdilik bu aşamada. İstişareler, ziyaretler diyaloglar devam ediyor.” Demiştir. CHP ile mahalli seçimlerde işbirliği yapabileceklerini açıklamıştır. Aynı şekilde CHP sözcüleri çeşitli defalar HDP’ye selam göndermişler, kapı aralamışlar, hatta açıkça ittifak daveti yapmışlardır. Çeşitli seviyelerde yapılan görüşmelerle yetinilmemiş, Kemal Kılçdaroğlu, HDP’li Ahmet Türk’le mahalli ittifakın detaylarını görüşmek ve bir formül oluşturmak için bir araya gelmiştir. CHP ile HDP birbirlerine bu kadar sıcak ve yakındır ve resmi olmasa da mahalli seçimlerde işbirliği yapacakları kesindir.


SİCİLLERİ MÜSAİT

İP, doğrudan HDP ile biraraya gelecek cesareti bulamadığı için, CHP üzerinden bu ortaklığa dahil oluyor. Kemal Kılıçdaroğlu, büyük ihtimalle Ahmet Türk’le yaptığı görüşme ve düşündükleri formülü, bir araya geldiği İP müdiresine sundu. Başka hiçbir şey bilmesek dahi, sadece bu kadarı CHP, HDP ve İP’in bir yıkım işbirliği hayata geçirmek için uğraştıklarını anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. İP’in sicili HDP ile ortaklık için son derece uygundur. 24 Haziran seçimleri öncesinde birbirlerini korumak ve kollamak için yapılan karşılıklı açıklamalar, kayıtlarda mevcuttur. HDP’nin hapisteki Eşbaşkanı için ortak ağıtlar yakılmış, serbest bırakılması çağırıları yapılmıştır. Seçim sonrasında duyduğumuz, “yanlış yaptık” gibi sözlerin, gerçek yüzlerinin ifşa olmasından korktukları için rol icabı söylendiği, şimdi daha iyi anlaşılıyor.


CHP’NİN SIRTINDA MECLİSE GİRDİLER

İP’i siyaset sahnesine sürenler, bütün gayretlerine rağmen umduklarını bulamamışlardır. Türk milleti oyunu bozmuştur ve hesaplarını alt-üst etmiştir. Barajı dahi aşamamış, CHP’nin sırtında meclise girebilmişlerdir. Cumhurbaşkanı olacaklarını iddia etmiş, HDP’nin bile gerisine düşmüşlerdir. Ne yaparlarsa yapsınlar, tek seçimlik parti olmaktan ileri gidemeyeceklerdir. İçeriden çözülme giderek hızlanmaktadır ve artık önlenemez boyutlara ulaşmıştır. Partiden ayrılanlar, çok çarpıcı ifşaatlarda bulunuyor, partinin idaresinden programlarına kadar çok vahim şeyler söylüyorlar.


VEBAL OMUZLARINDA

Mahalli seçimlerin İP’in sonunu getireceği bellidir ve kendileri de bunun farkındalar. Şimdi son bir hamleyle, denize düşenin yılana sarılması misali, siyasi ömürlerini uzatmak için PKK uzantısı HDP’ye tutunuyor, CHP’ye sarılıyorlar. Siyaseten ömrünü tamamlamış, ama hala son bir şans arayan Mansur Yavaş gibi isimler üzerinden hesaplar yapıyorlar. 24 Haziran seçimlerindeki oy oranı üzerinden bazı illerle ilgili planlar olduğunu hayretle izliyoruz. O oy konjonktürel olarak alındı ve bir daha oraya ulaşmaları imkansızdır. Nitekim, akıl ve izan sahibi herkes aynı şeyi söylüyor. Bütün çabaların boşuna olduğunu görmeleri çok zaman almayacaktır. Milliyetçilik nutukları atarak, Kandil’den talimat alan HDP’ye teslim olmanın vebali omuzlarındadır. Bu vebale ortak olmak istemeyenlerin seslerini yükseltmeleri ve yeni kopmaların yaşanması bizim için sürpriz olmayacaktır. Çözülmenin önümüzdeki dönemde hızlanması kuvvetle muhtemeldir. Cumhur ittifakının mahalli seçimlerde devam etmeyecek olması, bütün siyasi dengeleri bozmuştur. Ancak, kimse hesabını yanlış yapmasın. Bütün siyasi partiler bir samimiyet sınavından geçeceklerdir. Millet her şeyi görüyor ve biliyor. Gereğini yapmak için gününü ve sırasını bekliyor.


HDP Seni Niye Destekleme Kararı Almıştı Akşener?

1.yılını dolduran partisinin her gün istifalarla haber olmasından dolayı bunalan Meral Akşener aklınca gündem değiştirme taktikleri deniyor. Yoksa bu gidişle partisindeki istifalardan dolayı kurucu üye kalmadığını herkes öğrenecek.
En son gündem değiştirme taktiği olarak ”AK Parti ile HDP arasında el altından, masanın altından ve yarın Dolmabahçe Sarayı’na ulaşabilecek görüşmelerin yapıldığını biliyorum ve bunu kamuoyuyla paylaştım.” cümlesini kullandı.
AKP, HDP ile öyle gizli bir görüşme yapıyor mu, yapmıyor mu bilemeyiz. Ama dört yıl önce çokça eleştirdiğimiz bir HDP birliktelikleri vardı. 15 Temmuz sonrasında ise HDP’den hesap soran bir hükümet oldular. Teröre hizmet eden HDP eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklandı. Terör örgütüne hizmet eden HDP’nin elindeki belediyelere kayyum atandı. Zaten AKP bu çizgisini terk eder ve eski günlerine dönerse bu toplum nazarında tamamen bitişleri olur.
Benim anlamadığım, 16 Nisan referandumundan bu yana HDP ile açıktan yahut kapalı kapılar ardında sürekli beraber olan Meral Akşener’in, AKP-HDP ilişkisine dair sözleri kıskançlığın bir ürünü mü yoksa kendi parti gündemini değiştirmek adına bir iftira mı?
16 Nisan referandumunda CHP-HDP ve Meral Akşener tayfası beraber olup “Hayır cephesi” oluşturmadı mı?
24 Haziran seçim sonuçlarından hemen sonra pkk’nın siyasi taşeronu HDP’yi “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi” olarak yüceltmeye çalışan Meral Akşener’in kendisi iken şimdi “el altından görüşmeler” hikâyesini niçin anlatıyor?
“HDP onurumuzdur” yazılarına beğeni atanları ve terörist kampında çekilmiş, pkk propagandası yapan filmin sansürlenmesine tepki gösterenleri, HDP ve Demirtaş’a seçim müziği yapan Kardeş Türküler isimli müzik grubunda çalgıcılık yapmış adamları partisinde kurucu, genel başkan yardımcısı, danışman yapan Meral Akşener HDP’yi AKP’den mi kıskanıyor?
Bu Meral Akşener, düzenlediği bir basın toplantısında MHP’nin oy oranını “Yaptığımız anketlerde 6 puan bizde, 3 puan Tayyip Bey’in şahsına kaymış 3 puan askıda.” diye tarif ederken, KRT isimli televizyonda da terör yardım ve yaltakçısı HDP’yi “HDP barajı aşıyorrr aşıyorrr” diye savunuyor ve HDP propagandası yapıyordu. Yani MHP’yi %0 gösterirken, HDP’nin barajı aşacağını heyecanla müjdeliyordu.
İP’nin milletvekili adayları, parti yöneticileri HDP’lilerin seçim bürolarını ziyaret edip, “İnşallah beraber çalışacağız” , “Ülkeyi beraber kurtaracağız” diye HDP’ye sevgilerini gösterirken bu Meral Akşener niçin hiçbirini görevden almamıştı?
İP Isparta Milletvekili Nuri Okutan’ı, HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen’in de katıldığı CHP’li Şişli Belediyesi tarafından düzenlenen “Bir Arada Yaşamanın ve Barışın İmkânlarını Aramak Ortadoğu Konferansına” gönderen, Hak ve Adalet Platformunca düzenlenen panelde İP Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz’ı HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen ile yanyana oturtan sanki bu Meral Akşener değildi?
4600 teröristin öldürüldüğü Afrin operasyonu için İP parti sözcüsü Aytun Çıray’a “Afrin savaş senaryolarına tamamen karşıyız” açıklaması yaptırıp, milli bir konuda HDP’yle aynı çizgiye gelen sanki bu Meral Akşener değildi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’a “O bir terörist” diye hitap ederken, bu Meral Akşener tüm seçim propagandasını pkk’lı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılıp, rahatlıkla Cumhurbaşkanı adayı olmasını istemedi mi?

HDP sözcüsü Ayhan Bilgen, Meral Akşener’in hangi siyasi duruşuna aşık oldu ki, “2. Tura kalması halinde HDP’nin oyunu Meral Akşener’e vereceğini” söylemişti? HDP’nin bu açık desteğine karşılık Meral Akşener “Benim asla terör yaltakçısı, bölücü zihniyete hizmet veren bir partinin desteğine ihtiyacım yok” tepkisi verdi de biz mi duymadık?
Meral Akşener HDP ile bu derece açıktan samimiyet kurarken, AKP’nin HDP ile gizli görüştüğüne dair iddiası hem güldürücü, hem acıklı oluyor.
CHP, HDP, İP aynı vücudun organı olmuştur. CHP son dört yıldır, Meral Akşener son iki yıldır HDP’nin çizgisinde siyaset yapmakta ve aynı adımları atmaktadır.
İP’ten her istifa edenin Meral Akşener’in “HDP, Demirtaş aşkına” tepki göstererek istifa etmesi bile bunu anlamak için yeterli bir sebeptir.

Bugüne kadar “Balkan kızı” diye anılan, bilinen Meral Akşener’in kendini “Biz aslen Diyarbakırlıyız” diye bir kimliğe oturtması, kendini ziyaret eden Alman Büyükelçiye “Halk, Kürt sorununu bizim çözeceğimize samimiyetle inanıyor.” demesi, HDP’yi Kürtlerin temsilcisi olarak görmesi, teröristbaşı Öcalan’ın “Eşit vatandaşlık” kavramını parti programına alması, parti program taslağında “kürdistan” ifadesine yer vermesi, Anadolu’nun mozaik olduğunu iddia etmesi zaten şimdi nasıl bir çizgide olduğunu anlatmaya yetiyor.
Meral Akşener, sana tavsiyemiz AKP HDP ile görüşecek diye kıskançlık krizine girme. Bak yol arkadaşınız HDP’nin eş başkanı Pervin Buldan “Ne gizli, ne de açık hiçbir şekilde AKP ile görüşmemiz söz konusu değildir. Milletvekillerimizi rehin tutan bir anlayışla asla görüşmeyeceğimizi ilan etmek isteriz. Belediyelerimize kayyum atayan anlayışla, ‘Kürtleri yok edeceğiz’ diyen anlayışla asla görüşmeyiz” dedi.
AKP HDP ile bir görüşme arayışı içinde olursa, sadece CHP, HDP, İP ekibine dâhil olur. Bu durumda da sizin cepheniz güçlenir. Sizin bu durumdan rahatsız olmanız için bir sebep yok ki!

17 Nisan 2018 Salı

CHP'Mİ HDP'LEŞTİ YOKSA HDP'Mİ CHP'LEŞTİ?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Terör örgütü PKK'nın yan kuruluşu haline getirilen CHP'de HDP aşkı gün geçtikte daha çok büyüyor. İttifak yapmayı meşrulaştırmak için HDP'ye her gün yapılan güzellemeler, PKK'lı Demirtaş'ı cezaevinde ziyaretler ve ona yapılan övgüler, çeşitli bahanelerle HDP yöneticilerini ziyaretler, beraber konferanslar düzenlemeler şu an CHP'nin en büyük siyasi faaliyeti olarak göze çarpmaktadır.
Kemal Kılıçdaroğlu sanki "HDP ile yakınlaşma faaliyetleri hızlandırın" diyerek düğmeye basmış gibidir.

CHP'de son güncellenmiş HDP manzarası şunlardan oluşuyor.

Kemal Kılıçdaroğlu iki hafta önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz'ı "Öztürk bey gitmeden önce bana sordu gitmek istediğini ifade etti 'tabii gidebilirsiniz' dedim, 'benim selamlarımı da söyleyin' dedim. " diyerek PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı ziyarete gönderdi.

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar geçtiğimiz günlerde "AKP-MHP şer ittifakıdır. Onun haricindeki bütün partilerin bir araya gelmesi gerekiyor. HDP ülkedeki mevcut sorunları ortaya koyan, demokrasiden yana olan bir partidir. Biz CHP olarak her siyasi partiyle yan yana geliriz, yüzde 51'i sağlamak istiyoruz çünkü." Açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ise televizyon ekranlarından "Demirtaş'ın terörü bitirme çabasını ve samimiyetini ben kendi adıma gördüğümü ve hissettiğimi düşünüyorum. O şiddet bitsin diye bir çaba gösterdiğini ve samimi bir adam olduğunu düşünüyorum. Samimi çabası yüzünden, terörü bitirme çabası yüzünden içeride olabilir." açıklamasını yapabilecek kadar pervasız olabildi.

CHP'nin akli dengesini kaybetmiş yöneticilerine göre "AKP-MHP ittifakı şer" ama PKK'nın siyasi taşeronu "HDP demokratik parti" ,teröristlerin öldürülmesini vahşet gören ve bebek katili için "Biz başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz", "Kürdistan kurulacak" diyen, "Çözüm süreci olmazsa suikastlar olur, bombalar patlar" diye tehdit eden Demirtaş ise "terörle mücadele eden samimi adam" profilindedir.
Niçin direkt "HDP ittifak yapacağız" demiyorlar da, böyle saçmalayıp duruyorlar anlaşılır gibi değildir.
CHP'nin zaten HDP ile ittifak yapma dışında şansı yoktur. AKP-MHP ittifakı karşısında kendilerinin de belirtiği gibi %51'i bulmak için bu hem siyasi mecburiyet hem de gönüllü birlikteliktir.
Atatürk'ün kurduğu CHP'yi bugün HDP zihniyeti ele geçirmiş durumdadır. CHP'nin İstanbul İl Başkanlığına seçilen kişi bile buna tek başına örnektir. PKK'nın çizgisine getirilmiş CHP'de, Kemal Kılıçdaroğlu'na hala "Atatürkçüyüz" diye destek vermek ise en az akli dengesini kaybetmiş yöneticilerin seviyesine düşme halidir.


Asker, polis ve masum insanlarımızın katillerini, mayın döşeyenleri, hendek kazanları, kurşun sıkanları, bomba patlatanları kendine rehber ve önder edinmiş HDP'ye, CHP'nin duyduğu bu sıcak ilişki ülkeye ihanettir, hainliktir ve siyasette şerefsizlikle anılacak bir manzaradır. HDP bir siyasi parti değil, İmralı'da kurulmuş, Kandil'de hayat bulmuş terör örgütünün uzantısıdır. CHP ise böyle bir partinin bakıcısı ve destekleyicisidir. HDP'nin kanlı sicili ortada iken CHP'nin yaptığı hiçbir güzellemenin hükmü yoktur.
PKK'lı Demirtaş'a, terör örgütünün siyasi uzantısı HDP'ye her gün övgüler dizen CHP'nin akli dengesini yitirmiş yöneticileri MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye saldırmayı da kendilerine ayrı bir misyon olarak görmektedir.
Bunlar için PKK'lı, FETÖ'cü, DHKP-C'li can dost ama MHP Lideri Devlet Bahçeli can düşmanıdır. Bu ittifakın her oyunu bozan MHP Lideri Devlet Bahçeli adeta bunları çıldırtmaktadır.
Bu yüzden hem saldırganlaşıyor, hem de akli dengelerinin çapını ortaya koyan açıklamalar yapıyorlar. Bunlardan birisi de HDP'nin mitinglerinde uzun boyunu gösteren, PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret eden, Suriye'de öldürülen PKK'lı kırmızı fularlı terörist için HDP ile birlikte yürüyen, yurt dışında HDP ile birlikte referandum için "Hayır" toplantıları düzenleyen, HDP'ye yönelik operasyonlara ilk tepkisini koyan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'dir.
CHP'nin HDP'yi savunan Daltonları içinde Avarel'i andıran Ali Şeker bir televizyon programında demiş ki:
"Bahçeli'nin Ak Parti'nin yanında yer almasının mantıklı bir açıklaması yok. Devlet Bahçeli'nin devlet yönetme fobisi var. Biz 7 Haziran'dan sonra Başbakan siz olun dedik. Devlet yönetme fobisiyle siyaset yapılabilir mi? Bahçeli o dönemde daha kalp ameliyatı olmamıştı. Kalp ameliyatlarından sonra böyle davranış değişikliklerine çok sık rastlıyoruz ama bütün seçmenler de kalp ameliyatı olmadı. Onun için onlar böyle davranmamalı"
Ali Şeker'in bu cümleleri şu fıkranın hali gibidir : Adamın biri "kurban" mevzuunu anlatıyormuş: "Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah'a dua etmiş, 'Ya Rabbim bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' demiş. Dua tutmuş, Davut, kızının adını Ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, Hazreti Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, Azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, 'Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş"!

Derken dinleyenlerden biri dayanamamış:

"Yahu ben şimdi bunun neresini düzelteyim; Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, keçi değil, koç"
Ali Şeker'in "Başbakanlık verdik, kabul etmedi" dediği CHP-HDP desteğiyle oluşabilecek bir durumdu. Zaten PKK'nın siyasi taşeronu HDP asla yanaşmadı. Bu CHP'nin laf olsun diye sunduğu hayaliydi. CHP, MHP'ye böyle ahlaksız bir teklif yapmakla övünüyor.
"Devlet yönetme fobisi var" diyor, oysa bugün MHP Lideri Devlet Bahçeli, CHP'nin yoldaşları olan PKK'lı teröristlerin imhasında Bozkurt mührünü vuran partinin lideridir. PKK'lı terörist temizliği yapan asker ve polislerimizin yaptığı Bozkurt işareti Ali Şeker'in şekerini yükseltiyordur herhalde… Milli olan her konuda MHP'nin etkisini zaten muhatapları bildiği için direkt MHP'ye saldırmaktadır. Ali Şeker'in uyum içinde olduğu Kandil'deki teröristlerin açıklamalarına bakması bile yeterli olacaktır.
Ali Şeker "Devlet Bahçeli kalp ameliyatından sonra değişti" diyor. Oysa 15 Temmuz sonrası kimin nasıl değiştiğini görmek için ortalama bir zekâ sahibi olmak bile yeter. Şimdi Ali Şeker'in bu mantığına göre  geçmişte idrar yolları rahatsızlığı nedeniyle ameliyat olmuş Kemal Kılıçdaroğlu için "bu ameliyatından sonra PKK-HDP aşkına tutuldu" demek mi gerekiyor?


Bu nasıl mantık, bu nasıl zekâ böyle?

Bu CHP'liler insanların hastalığı üzerinden nasıl siyasi saçmalıklar üretebilme terbiyesizliğinde bulunuyorlar?
Hem safın PKK'nın siyasi taşeronu HDP safı olacak, hem MHP'ye saldıracaksın. Sonra adın Atatürkçü olacak… Yok böyle bir saçmalık…
Kemal Kılıçdaroğlu artık kıvranmayı bırakmalı ve HDP ile samimi birlikteliğini dünyaya duyurmalıdır. Mesela Kandil'de buluşarak bunu açıklaması daha etkili olacaktır. Yanına da diğer yancısı olan ve parti programına iki ayrı ülkenin insanından bahseden ve teröristbaşı Öcalan'ın "Eşit Vatandaşlık" kavramını koyan Meral Akşener'i de alarak "Hayır" ittifakını sağlamlaştırmalıdır. Nasıl olsa "Dualarım Kemal Kılıçdaroğlu'na. Allah güç, kuvvet versin" diyecek kadar yancılığını tescillemiştir.
HDP mi CHP'nin içine kaçtı, CHP mi HDP'nin içine kaçtı bilmiyoruz ama artık birbirlerinden bir farkları kalmamıştır. Ama bildiğimiz tek şey CHP'de PKK hâkimiyeti iyice yerleşmiştir.

KÖŞE YAZILARI / 2018-04-17 09:41:27-ORTADOĞU GAZETESİ / YILDIRAY ÇİÇEK

6 Haziran 2018 Çarşamba

TERÖRİSTBAŞI APO'NUN PROJESİNE SAHİP ÇIKANLAR

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

"Ailenizden bir kişinin mutlaka HDP'ye oy vermesini sağlayın. HDP'nin barajı geçmemesi durumunda Millet İttifakı'na verdiğiniz oylar seçilenlerin vekil maaşı alması dışında bir işe yaramaz. Bu gerçeği bilin, adımınızı ona göre atın."


Bu cümleler, CHP Strateji Geliştirme Komisyon Başkanı Fidel Okan'a ait. 

Zaten CHP'nin yaptığı en büyük stratejik hamle 7 Haziran seçimlerinden bu yana HDP'ye bakıcılık yapmak ve Fidel Okan isimli fikir dansözünü böyle bir komisyona başkan yapmaktır.

CHP, Fidel Okan'ı bu göreve getirmeden öncede HDP ile yatıp, HDP ile kalkıyordu. Fidel Okan'ın ürettiği yeni bir strateji değil yani…

7 Haziran 2015 seçimlerinde, MHP'yi ikna etse HDP ile koalisyon bile kuracaktı. MHP kendine yakışanı yaparak, bu şerefsiz teklifi CHP'ye haddini bildirerek ret etmişti.

O seçimlerde, CHP Genel Başkan yardımcıları bile "barajı aşsın" diye ailece HDP'ye bile oy vermişti. Bunu utanmadan, yüzleri kızarmadan açık açık itiraf etmişlerdi.

O günden bu güne CHP'yi HDP ruhuyla yönetiyorlar. CHP içinde HDP'ye, PKK'ya sahip çıkmayan neredeyse yok gibidir.
HDP ve terör örgütü PKK nerde sıkışırsa ilk yardım çantası CHP anında yetişmektedir.

PKK'lı Selahattin Demirtaş "HDP Öcalan'ın Projesidir" diyerek, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık "HDP projesinin mimarı Önder Apo'dur" diyerek HDP'nin hangi kanlı el tarafından kurulduğu açıkça ifade etmişlerdi. 

İşte bu yüzden, HDP'yi ve yöneticilerini siyaset projesi olarak kullanan kim varsa teröristbaşı Öcalan'ın ve terör örgütü PKK'nın yoldaşıdır.

CHP işte bu yoldaşlığın başaktörü durumundadır. İttifak yaptığı İP ve SP ise bu konuda CHP yancılığı yaparak HDP'ye ve yöneticilerine sahip çıkmaktadır.

CHP öyle bir bulaşıcı hastalık taşıyor ki, düşünsenize MHP'de iken PKK'lı Selahattin Demirtaş'a "Apo'nun heykellerini dikeceğiz" dediği için "Ey gafiller Abdullah Öcalan'ın heykelini yapacakmışsınız. 

Yapın da görelim. Heykeli yapan o elleri kırarız. Bu irade o elleri kırar" diyen CHP yancısı Meral Akşener bile şimdi "Sayın Demirtaş'lı" başlayan cümlelerle CHP ve HDP'ye yaranmak için açık açık PKK'lı Demirtaş'ın serbest bırakılmasını istemektedir.

FETÖ'nün MHP üzerinde operasyon yaptığı dönem, Fidel Okan'ın desteklediği kişinin Meral Akşener olması da bugün zihniyet ortaklıklarını göstermektedir. 

Her iki isim, bugün CHP ortak noktasında ve HDP projesinde birleşmiştir.

CHP'nin zihniyeti ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, HDP-Demirtaş diyor başka bir şey demiyor.

İP'in zihniyeti ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, HDP-Demirtaş diyor başka bir şey demiyor.



SP zihniyeti ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, HDP-Demirtaş diyor başka bir şey demiyor.

Onbinlerce masumun, askerin, polisin katili terör örgütü PKK'yı HDP ve Demirtaş üzerinden aklamaya çalışıyorlar.

Mitinglerinde garip garip sesler çıkaran Meral Akşener, utanmadan sıkılmadan "Sayın Demirtaş sanık, sayın Demirtaş hükümlü değil. 

Sayın Demirtaş'ın adaylığını YSK kabul etti. Dolayısıyla eşit şartlarda cumhurbaşkanlığı adaylığı kampanyasını yapmalıdır. Diyelim ki bu kampanya bitti, sayın Demirtaş beraat etti. Türkiye bunu nasıl anlatabilir. Bunun yanlışlığını en başından itibaren söyledim. Aynı fikrim de devam ediyor" diyerek PKK'lı Selahattin Demirtaş'ı kurtarmaya çalışıyor.

Utanmaz kadın, "HDP terör eylemlerine bu kadar destek veren birini Cumhurbaşkanı adayı göstereceğine en azından sicili daha temiz birini aday gösterseydi" diyeceği yerde Sayın Demirtaş papağanlığı yapıyor. 

Demirtaş'ın beraat etmesinden bahsediyor. Eli kanlı PKK'lı Demirtaş'ı serbest bırakacak yargı düzeninin de, onu serbest bırakma çağrısı yapanın da Allah belasını versin.

Kobani olaylarındaki kışkırtıcı rolü, Hendek olaylarında terör örgütü PKK'ya destek verip, TSK'yı aşağılama rolü, İmralı ve Kandil hattında terör meşrulaştırma rolü, terör örgütü PKK'ya yardım ve yataklık rolü ortada iken böyle birine nasıl sahip çıkabiliyorlar akıl alacak gibi değil…

Atatürk'ün kurduğu CHP'nin hali, MHP'den ayrılıp parti kuranların hali, nasıl projelerin kucaklarına düştüklerini gösteriyor.
Türkiye'yi bölmek isteyenlere, asker, polis katillerine sahip çıkmak için birbiriyle yarışıyorlar.

CHP'li, İP'li, SP'li yöneticiler tüm oylarınızı götürüp HDP'ye vermezseniz sizden ala karaktersiz de yoktur. 

Oyunuzu HDP'ye verin ki, genel başkanlarınız rahatlasın, böylece HDP kurtulsun…
Size ne desek az da. Biz yine de ölçüyü koruyup susalım…
Nihat Genç ölçüyü kaçırıp, hepinizi tatmin etmiş zaten… Doymadıysanız o zaman söyleyin, bizde takviye yapalım…

Kaynak:Yıldıray Çiçek Ortadoğu Gazetesi

15 Nisan 2019 Pazartesi

Bu hayalet milliyetçiler hangi fabrikada üretiliyor?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ









Bu isimlerin tamamı bu seçimlerde oyunu CHP’ye vermiş ve
CHP’nin başarısı için çalışmış kişiler… Hepsinin ortak özelliği MHP’de siyasete başlaması ve daha sonra parti parti gezmeleridir. Bu öyle sıradan bir gezme değil, pervaneyi bunlarla yarıştırsan pervane bunların hızına erişemez. Bu isimler içinde biri televizyonda konuşsa, gazete ve dergide yazı yazsa yahut bir röportaj verse direkt diğer dördü gözümün önüne gelir. Hep de kendi kendime sorarım. ‘Acaba bunlar bir fabrikada tek tip özel mi üretildiler?’ diye… Önce MHP’ye sızdırılmışlar, sonra hepsi Türkeş düşmanı olmuş ve ömürlerinin büyük bölümünü MHP düşmanı olarak geçirmişlerdir. Bunları tek yahut toplu gördüğümde aklımdaki oluşan kanaat budur. “Yanlış düşünüyorsun” diyen de varsa buyursun bu konuda atomu parçalamaktan daha zor bir işe girişsin…

Hepsinin ortada “kutsanmış ağabey” gibi dolaşmasını sağlayan da MHP’de kazandıkları eski kimliklerdir. Aslında bunların ideolojisi, siyasi kimlikleri bir hayaletten ibarettir. Parti parti gezen adamın bir ideolojisi, kimliği mi olur? Sadi Somuncuoğlu: MHP, ANAP, MHP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Namık Kemal Zeybek: MHP, ANAP, DYP, MHP, DP, BBP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Yaşar Okuyan: MHP, Anavatan, DYP, MHP, Hürriyet ve Değişim Partisi, Halkın Yükselişi Partisi, Vatan Partisi, CHP Agâh Oktay Güner: MHP, ANAP, DYP, Doğu Perinçek yanaşması, #İP, CHP Yılma Durak: MHP, ANAP, DYP, İP, CHP Hayatımızın son demlerinde “edebimizle, adabımızla oturalım” da demiyorlar. “Ne yaparız, ne ederiz de son nefesimizi MHP düşmanlığı yaparak veririz” diye çırpınıyorlar. Geçmişte “MHP ve Alparslan Türkeş düşmanlığı” bunları motive ediyordu, günümüzde de “MHP-Devlet Bahçeli düşmanlığı” motivasyonlarını sağlıyor. MHP’ye zarar verecek hangi oluşum varsa anında zehirli ot gibi orada yeşeriyorlar, Devlet Bahçeli düşmanlığı için de, o ne yaparsa tersini yaparak misyonlarını yerine getiriyorlar.
Bir zamanlar gördüğü düşmanlıklar yüzünden Başbuğ Türkeş’in bile “Sadi Somuncuoğlu’nu genel başkan yardımcısı yapan benim. Sadi Somuncuoğlu yanlış yoldadır” diye tarif ettiği Sadi Somuncuoğlu’nun düşünme sağlığı nasıl bir perişan haldeyse Yeniçağ gazetesinde “CHP-İP güzellemesi, MHP düşmanlığı yapacağım” diye “Ancak MHP’yi, Türkiye sıralamasında İYİ Partinin gerisine, 4. Sıraya düşmekten kurtaramadı.” gibi cümleler kurarak yine malum misyonunu sürdürmüştür. Oysa yağlama ve güzelleme yaparak şişirdiği İP isimli parti, Türkiye genelinde hiçbir Büyükşehir ve il belediyesi kazanamamış, toplamda 21 ilçe ve belde belediyesi kazanmış partidir. MHP ise 1 Büyükşehir, 10 il, 125 ilçe, 89 belde belediyesi kazanmış bir partidir. MHP İl Genel Meclisinde 1.976. 353 oyla % 18.81 oy oranıyla AKP’den sonra Türkiye’nin en yüksek oyu alan ikinci partisi iken, Sadi Somuncuoğlu’nun şişirmeye çalıştığı İP isimli parti 852.630 bin oyla % 8.12 oy oranıyla CHP’den sonra dördüncü partidir. Sadi Somuncuoğlu bu bilgileri vermeden aklınca kurnazlık yapıyor. MHP’nin başarısını gösteren asıl bu bilgidir.
“MHP 4. Sıraya düştü” diyen Sadi Somuncuoğlu’nun karakteri MHP düşmanlığı uğruna 80 yaşında yerlere düştükçe düşüyor. Sadi Somuncuoğlu’nun Başbuğ Türkeş’ten bugüne MHP düşmanlığı yapması huyudur. Sadi Somuncuoğlu’nun 6 Ekim 1992 tarihinde Tercüman’a verdiği demeçte; “Türkiye’nin en güçlü kadrolarına sahipken, bunların küçük bir kısmını çatısı altında bulundurabilmek. Sayıca üstün, vasıfça yüksek değerde olan milliyetçi kadroların bir araya gelemeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroların bir araya gelmeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroları, sırf kendileriyle beraber değil diye hain, satılmış, ajan gibi haksız, yakışıksız ve ağır sözlerle itham etmek. Suçlamadan, asılsız ithamda bulunmadan konuşamaz bir ruh halinde bulunmak. Yüzde 2.9’luk oy oranıyla #Türkiye’nin en küçük partisi olmak” cümleleriyle nasıl Başbuğ Türkeş düşmanlığı yaptığını hafızalarımız unutmadı. O günlerde Başbuğ Türkeş’e düşmanlık zemini hazırlamaya çalışan Sadi Somuncuoğlu’na cevabı MÇP Genel Sekreteri olan Sayın Devlet Bahçeli “MÇP’nin oyları 1989 yerel seçimlerinde 4.1’e çıkmıştır. Hali hazırda yüzde 7 ile 8 arasındadır. Somuncuoğlu ve arkadaşları mücadele azim ve kararlılığından yoksun kişilerdir.” cümlesiyle vermişti.
Yıl 2019 Sadi Somuncuoğlu yine aynı… Son nefesine kadar da öyle olacaktır. Sadi Somuncuoğlu ve diğerlerini üreten fabrikanın bir ürünü de Namık Kemal Zeybek isimli şahıstır. Onun ismini ne zaman duysam kusasım gelir. Böyle basit adamlar nasıl olur da ortada “kutsanmış ağabey” olarak dolaşır aklım almaz. O da Sadi Somuncuoğlu’ndan geri kalır mı? Seçim değerlendirmesinde “MHP diye bir parti kalmadı” demiş… %18.81 oy oranıyla il genel meclisinde Türkiye’nin ikinci partisi olmuş, toplamda 235 belediye kazanmış MHP’ye bunu diyen bir adamın sizce çalışan beyin hücresi kalmış mıdır?
Gerçi Namık Kemal Zeybek’in özelliği budur. 3 Temmuz 1988 günü “Pazar Sohbeti” adı altında Emin Çölaşan’la yapmış olduğu bir söyleşide de “MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı diye bakıyorum. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum.
MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir.” cümlesini de kuran aynı Namık Kemal Zeybek idi. 31 yıl önce bu cümleyi kurmuş, bugün o cümlesini tekrarlıyor. Dün Başbuğ #Türkeş zamanı MHP düşmanlığı yapıyordu, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli zamanı bu düşmanlığı sürdürüyor. Beynine ne yükledilerse 31 yıl geçse de değişen bir şey yok… Kamuoyuna bu tür açıklamalar yapıyor ama yüz yüze geldiğin vakitte çok değişik bir kimliğe bürünüyor. 2014 yılında Ankara kalesinde tesadüfen karşılaşıp, tanıştığım ve 15 dakikalık sohbetimizde bana “Devlet Bey milli her konuda haklı çıktı.
Biz onu anlayamadık. Bol bol selamlarımı götür” diyen de bu Namık Kemal Zeybek’ti. Bu sözlerinden sonra televizyon ve gazetelerde #MHP ve Sayın Devlet Bahçeli hakkında yine abuk sabuk açıklamalar yapmaya devam etti. Bakın tek tornadan çıkmış, aynı fabrika ürünü bu isimlere bir tanesi bile #CHP-PKK ittifakı hakkında bir kelime eleştiri yapamadılar. Yapamadıkları gibi hepsi oyunu CHP’ye verdi, CHP’ye çalıştı. Yaşar Okuyan ise bizzat CHP’ye katıldı.
Agâh Oktay Güner 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce “MHP’li akrabalarım HDP’ye oy verdi” diye MHP’nin niye HDP ile beraber hükümet kurmadığını sorguluyor ve saldırıyordu. Şimdi böyle bir adamdan CHP-PKK ittifakına yönelik tepki beklemek de elbette gereksizdir. Bunlar asla “kutsanmış ağabey” değil, ömürleri MHP, Başbuğ Türkeş ve Devlet Bahçeli düşmanlığıyla geçmiş elma kurtlarıdır. Sürekli kin, nefret, takıntı ve saplantıları sadece bu düşmanlıkları için diridir. Bunların milliyetçiliği hayalettir. Dün Başbuğ Türkeş’i beğenmiyorlardı, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin milliyetçiliğini, Ülkücülüğünü beğenmiyorlar. Ama PKK ile ittifak yapan, YPG avukatı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si başarılı olsun diye birbiriyle yarışıyorlar.
Bunları tek tip üreten fabrika bulunmalı ve imha edilmelidir. Aksi halde yine Sadi Somuncuoğlu, Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Agâh Oktay Güner, Yılma Durak gibi benzerlerinin üretilmesi demek Türk milliyetçileri içinde fitne, Ülkücü Hareket içinde fesat olacaktır. Biz bunların fitnesi, fesatı ve düşmanlıklarıyla uğraştık bizden sonraki Ülkücü nesilleri koruyalım bari… Hayalet milliyetçiler, hayalet avcılarından kaçamazsınız siciliniz ve arşiviniz ortadadır.

İktidar düşürmek için, vatan düşürmeye razı olanlar


31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrası bazı il ve ilçeler dışında neredeyse belediye başkanlarının büyük çoğunluğu mazbatasını alarak görevine başladı. İstanbul’da, bazı il ve ilçelerde ise itiraz odaklı yargı süreci devam ediyor. İlk defa bir yerel seçim, bu derece de terör örgütü pkk odaklı ve onun siyasi taşeronu HDP’nin gölgesinin düştüğü bir seçim olmuştur. Türk milletini bu konuda çok uyardık. Özellikle İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin, Antalya özelinde uyarı yazılarımızla tehlikelere dikkat çekmeye çalıştık. Ama sonuç itibarıyla bu illerde HDP ile ittifak yaparak sonuç elde eden CHP olmuştur. Bu illere yönelik “Biz yöneteceğiz” mesajını seçimlerden önce veren HDP, bu illerin belediyelerinde nasıl konumlandırılacak onu da zamanla göreceğiz.
Aslında bu seçimin özetini, merhum Necip Fazıl Kısakürek’in “Bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme pahasına, vatanı düşürmeye razıdır” sözü özetlemiştir. Şu an terör örgütü PKK’nın, teröristbaşı Öcalan’dan sonraki sözde önderi durumunda olan teröristbaşı Murat Karayılan seçimlerden önce “Türkiye’deki ‘demokrasi güçleri’ (CHP-SP-HDP-İP) demokratik kimseler, çevreler, sanatçılar, yazarlar Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı durmaları gerekiyor” açıklamasını yaparak; Cezaevindeki HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş “Sizi tarihin çöp sepetine göndermek için batıda CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz” açıklamasını yaparak; HDP Eş başkanı Sezai Temelli “Kürdistan’da kazanacağız. Batıda da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” ve “Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu seçilmişse bilecek ki HDP oylarıyla seçilmiştir. HDP’lileri yok sayarak, Kürtleri yok sayarak siyaset yapamaz” açıklamasını yaparak; PKK ve HDP’nin alacağı konumu göstermişti.
Kemal Kılıçdaroğlu da seçimlerden 3 ay önce Ahmet Türk ile gizlice buluşarak bu konumda kendi rolünü üstlenmişti. Sonradan deşifre olan görüşme için Ahmet Türk, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu biliyorsunuz, çok açık konuşmaz ama söylediklerimi onayladı. Karşı çıkışı olmadı. Yerel seçimlerde doğru adaylarla daha başarılı olunacağının kaçınılmaz olduğunu herkesin görmesi gerekir. Ortak bazı çözümler olması gerekir” açıklamasını yapmıştı. Bu kirli ittifakı ortaya seren daha o kadar örnek var ki, yaz yaz gazetenin sayfaları yetmez. Bu kirli iş birliği her yönüyle deşifre olduğu halde CHP, İP, SP hala inkâr etmeye çalışıyor. Bu ittifakı gizlemeden, saklamadan PKK’lılar, HDP’liler ve CHP’den Barış Yarkadaş çok net bir şekilde itiraf etmektedir.
Seçimlerden sonra CHP’li Barış Yarkadaş “Sağolsunlar CHP’ye Küçükçekmece’de 65 bin oy, Esenyurt’ta 106 bin oy vererek iki belediyeyi de kazanmamızı sağladılar. Adana’da, Mersin’de, İstanbul’da ve Ankara’da bütün siyasi ayrımları bir kenara bırakarak iktidara da bir uyarıda bulundular. (...) Bu seçimlerin en etkili aktörlerinden birisi Selahattin Demirtaş’tır” açıklamasıyla; HDP Eş Başkanı Sezai Temelli “Batı’daki hedeflerimizde başarılı olduk” diyerek; kayyum atanarak görevden alınan HDP’li Batman Belediye Başkanı Sabri Özdemir “HDP olarak beş büyükşehire kayyum atadık. Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya, Adana” sosyal medya paylaşımıyla; HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de “Kobani düşmedi. İstanbul düştü düşecek” mesajıyla, HDP eski Eş Başkanı terörist Selahattin Demirtaş “Muhalefet bloğu bu seçimlerle birlikte demokratik bir seçeneği ete kemiğe büründürmeyi başardı” açıklamasıyla tavırlarını netleştirdiler ve CHP, İP, SP gibi siyasi dansözlük yapmadılar.
İlginçtir 16 Nisan referandumunda kendileri yanında “Hayır cephesinde” yer aldığı için “üst düzey yöneticileri hapiste olmasına rağmen HDP’ye” şeklinde teşekkür eden Kemal Kılıçdaroğlu seçimlerden bu yana yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen, CHP’ye İstanbul( belli değil) Ankara, Antalya, Adana, Mersin, Hatay gibi illeri kazandırmasına rağmen hala HDP’ye teşekkür etmedi. Biliyorsunuz sinsi bir siyasetçi olan Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ile ittifak kurma tezgâhını 2014 tarihinde de denemişti. Bunu da şu an cezaevinde bulunan HDP’li Sırrı Süreyya Önder, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bizi destekleyin ama kimse görmesin kamuya açık olmasın, bu bize zarar verir” dediğini söyleyerek zaten yıllar önce deşifre etmişti. Velhasıl “Mustafa Kemal’in askerleri” olarak yanlış bildikleriniz yıllar önce “Öcalan’ın siyasi militanları” haline dönüşmüştür. Bu konu gerçekten çok uzun değerlendirilecek bir konudur. Yaz yaz bitiremeyiz. Ama çok açık ve net olarak 2014 yılından bugüne CHP’nin terör örgütü PKK güdümüne girdiği, içine HDP’nin kaçtığı tartışılmaz bir gerçektir. Gelelim asıl konumuza… Kendisine Türk milliyetçisi, ülkücü, eski MHP’li diyen, MHP’nin milliyetçiliğini, ülkücülüğünü beğenmeyerek ayrılanlar böyle bir CHP’nin güdümüne nasıl girmiştir? HDP, Kandil’den ve cezaevinden aldıkları talimatla oylarını CHP’ye akıtarak tavizsiz bir duruş sergilerken, Meral Akşener’in adı İYİ olan ama kötü projelerin taşeronu partisinin Genel Sekreteri Cihan Paçacı seçim sonuçlarını değerlendirirken diyor ki: “CHP’ye ilk kez sağdan oy akışı sağladık.”
Yani PKK’nın siyasi taşeronu HDP ile ittifak yapan CHP’ye oy akışı sağladığını söyleyerek bununla övünen ve HDP’li Sezai Temelli’nin “Kürdistan’da kazanacağız. Batı’da da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” sözüne omuz veren eski bir DYP’li, eski MHP’li yeni İP’li... Utanmıyorlar, yüzleri kızarmıyor… Bir tane il belediyesi kazanamadılar ama AKP ve MHP’ye kaybettirmekle övünüyorlar. Gerçi kazanmalarının önündeki engeli “Partimizin sarı güneş amblemi siyah göründü. Vatandaş gitmiş, siyah güneşin altına değil de üstüne mühür basmış” açıklamasıyla komedyen üretkenlikle izah yapıyorlar. Terör örgütünün güdümündeki HDP ile aynı hedefte, aynı partiye oy toplamakla görevlendirilmiş bu İP’in gerçek yüzü budur. Bu yüzü tanıyan herkes, tanımayanlara anlatsın…
HDP’lilerin, PKK’lıların bayram havası estirdiği bazı büyükşehir belediyelerinin CHP’ye geçmesi demek, HDP’nin buralarda hücre evi oluşturacağının ön sinyalidir. Zaten seçimlerden önce bunu da çok açık herkese duyurdular. Bu İP’çilerde işte buna garsonluk yapmıştır. Ölmek ve öldürmek için kurulmuş bir terör örgütünün kurduğu bir parti olan HDP neyin karşılığında CHP’ye kendini adak etti? Önümüzdeki günlerde bunun kokusu her boyutuyla ortaya çıkacaktır. HDP’nin gücünü arttırmak için elimden gelen desteği vereceğim” diyen Tunç Soyer İzmir’de ne yapacak? “İttifakımızda HDP de var” diyen Ekrem İmamoğlu (eğer kazanırsa) İstanbul’da ne yapacak?

“Ajans izin verirse HDP ile görüşürüm” diyerek yola koyulan, HDP’nin tehdidi karşısında anında “Dilim sürçtü” duruşuna geçen Mansur Yavaş Ankara’da ne yapacaktır? Ne yapacaklar, hepsi HDP’ye diyet ödeyecektir… PKK’nın en büyük şansı ve umudu Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kemal Kılıçdaroğlu diyetini ödeyecek kadar gönlü geniştir, HDP de CHP’den diyetini alacak kadar CHP’nin içine girmiştir.

26 Ocak 2019 Cumartesi

Türkiye'nin Beka Sorunu Yok Diyenlere

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

İP Genel Başkanı Meral Akşener: “Ülkenin beka sorunu varmış. Hadi oradan be. Beka sorunu yaratan sensin. Senin kendinin beka sorunu var. Yanındaki arkadaşlarının da zeka sorunu var” (Sivas-13 Haziran 2018)
CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı aday eskisi Muharrem İnce : “Eğer belediye başkanlığı seçimlerini beka sorunu olarak gören varsa, buna inanan varsa, işte gerçek beka sorunu odur. O memleket için beka sorunu olur o. Sadece bir yerel seçimi beka sorunu olarak millete anlatmak olsa olsa zekâ sorunudur. Bu yaklaşımdan uzak durmamız lazım” (Adana- 18 Ocak 2019)
Meral Akşener, 24 Haziran seçimlerinden 11 gün önce, Muharrem İnce de daha 1 hafta önce ortak noktada birleşmiş ve “Beka sorunu var diyenin zeka sorunu var” cümlesini kurmuşlar. Aynı güç odaklarından beslendikleri için aynı cümleleri kurmaları oldukça doğaldır.
Zaten bunların nasıl bir “beka sorunu” olduğunu terör örgütü pkk’nın yardım ve yaltakçısı olan HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir hafta önce “2. Tura kalmaları halinde HDP olarak oyumuzu Muharrem İnce’ye, yahut Meral Akşener’e vereceğiz” demesinden anlamanız gerekiyordu. Askerlerimizi, polislerimizi ve masum vatandaşlarımızı şehit eden terör örgütünün bir uzantısı bunlara niye oy ve destek verir ki?
Çünkü bunlar da HDP’ye bol bol kuyruk salladılar.
Düşünsenize, Atatürk’ün kurduğu ve miras bıraktığı CHP’deki “Gel bakalım buraya Muharrem” komutuyla hareket eden Muharrem İnce, cumhurbaşkanı adaylığı için ismi açıklanır açıklanmaz ilk cümlesi “Selahattin Demirtaş’ı hapiste tutma” olmuş ve koştura koştura, PKK’lı Demirtaş’ın kaldığı cezaevine gidip başarılar dilemişti. Hakkari’ye gitti “Selo başkan” sloganlarıyla inleyen miting alanında “Dün hapishanede Sayın Demirtaş’a gittim. Dedim ki, ‘Selahattin Başkan, sana da başarılar diliyorum’ dedim” şirinliği yaptı. CHP ve Muharrem İnce, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmaları halinde pkk’lı Demirtaş’ı “Başkan yardımcısı” yapacaklarına dair sürekli sıcak mesaj verdiler.
Diğer (Beka-Zeka) dengesini kaybetmiş Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener de tüm seçim propagandasını pkk’lı Demirtaş’ın özgürlüğü ve serbest bırakılması için harcadı. Çıktığı bir televizyon programında “HDP barajı aşıyorrr aşıyorrr” şeklinde HDP propagandası yaptı. Kendisi ve partisi sürekli HDP’ye göz kırptı, sempatik ve sevecen mesajlar verdi.
Yani Muharrem İnce ve Meral Akşener gibi HDP ile kol kola olanlar, pkk’ya şirinlik yapanlar sürekli “Beka sorunu var diyenin zekâ sorunu var” demektedir.
ABD, Ortadoğu bölgesinde sözde kürdistan’ı kurmak için kime tonlarca silah yardımı yaptı? Elbette bunların beraber yol yürüdüğü HDP’nin yardım ve yataklık ettiği terör örgütü pkk’ya…
ABD’nin silah yardımı yaptığı terör örgütü pkk’nın Suriye kolu ypg’yi, “YPG, terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” şeklinde tarif eden Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’nin Genel Başkanı, Meral Akşener’in “Allah güç kuvvet versin. Dualarım onunla” dediği ittifak ortağı değil mi?
Afrin’de 4600 teröristin öldürüldüğü Zeytin DalıOperasyonu’na ilk karşı çıkan Meral Akşener’in, Muharrem İnce’nin partisi ve HDP olmadı mı?
Terörist hizmetkârı HDP’ye tutuklama, kayyum, gözaltı gibi darbeler vurulduğunda ilk nasırına basılan Muharrem İnce’nin partisi CHP olmadı mı?
Vatanımızı bölmeye çalışan, askerimizi, polisimizi şehit eden pkk’lı alçaklara “Gazetelerine bir bakın. Büyük temizlik operasyonuymuş. Silip süpürme operasyonuymuş. Siz kimsiniz ya? Kimi nereden süpürüyorsunuz? Bu toprakların ancak kanalizasyonunu temizlersiniz. Başka da bir şeyi temizleyemezsiniz. Haklıyız, kazanacağız” şeklinde destek veren Demirtaş gibi bir teröristin özgürlüğü için çırpınan Muharrem İnce ve Meral Akşener “Beka” denildiğinde niçin “Zeka” kıtlığı yaşamaktadır?
Beka’nın kelime anlamı “ölümsüzlük, ölmezlik, kalıcılıktır” ve ülke adına kullanıldığında ise “bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatiyetini devam ettirmesi” olarak tanımlanır.
Tüm bu özetlere baktığımızda CHP, HDP, İP birlikteliği ülkemiz için bir “BEKA” sorunu olmuyor mu?
15 Temmuz darbe girişimini atlatan Türkiye’de, FETÖ’nün desteklediği cephe CHP, HDP, İP iken “Beka” sorunu devam etmez mi?
MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli, Muharrem İnce ve benzerlerine şu tepkiyi vermekte haksız mı? :
Malum zillet korosu hep bir ağızdan soruyor, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin bekayla ne ilgisi varmış?
Hezeyan çukuruna düşen zillet neferlerine göre, yerel seçimler ülke bekası için önemli değilmiş.
İnce ince nifak taşları döşeyen, kıyıda köşede, orada burada partisinin genel başkanını hedef alan bir zat da, cumhurbaşkanı adaylığında yaşadığı şok ve hezimeti atlamadığından, ağzından çıkanı kulağı duymayacak bir noktaya savrulmuştur.
Aklı epey incelmiş bu zavallıya göre, sadece bir yerel seçimi beka sorunu olarak millete anlatmak olsa olsa zeka sorunuymuş. Bu yaklaşımdan da uzak durulması lazımmış.
Gerçi gafile kelam, nafile kelamdır, ama yine de biz hak edene hak ettiği gibi söyleyeceğiz.
Bu ucube zihniyete layık olduğu muameleyi yapacağız.
Vay densiz vay, bekayı zekâ sorunu olarak görmek ancak senin gibi mankurtların işidir, ancak senin gibi sabah başka akşam başka konuşan çarkı feleklerin üslubudur.
Zillet beğenmedi, zillet sevinmedi, zillet takdir ve tebrik etmedi diye bekamızı yok mu sayacağız?
Kaldı ki, CHP-İP-HDP-PKK-FETÖ’den oluşan, arkalarında Türk düşmanlarının bulunduğu zillet koalisyonu 31 Mart’ı beka görseydi biz kendimizden şüphe eder, acaba doğru mu yapıyoruz diye kendimizi sorgulardık.
“Zeka ve Beka” denklemini bir türlü kuramayan Muharrem İnce MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye cevap verirken bile hala  “Sayın Bahçeli, hakaret, söylenene haklılık kazandırmaz. Ben size bir yerel seçimin olası sonuçlarının ülke için beka sorunu olarak görülmesinin yanlış olduğunu bir kez daha anlatayım. Seçimin olası sonuçları üzerinden ülke için beka tehlikesi var demek, seçimi yerel seçim olma gerçekliğinden uzaklaştırır” demektedir.
CHP’nin, HDP ve dolaylı olarak pkk ilişkisi ortada mı? Ortada…
Doğu ve Güneydoğu’daki HDP’nin elindeki birçok belediyeye terör örgütüne hizmet taşıdığı için kayyum atandı mı? Atandı.
Şimdi İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Adana gibi büyükşehirlerde HDP’nin CHP ve İP ittifakı yanında yer alacağı düşünüldüğünde Türkiye’nin “Beka” sorunu ortaya çıkmıyor mu? CHP, bu illerde kazandığında HDP kazanmış olmayacak mı?
İstanbul’da CHP kazandığında, HDP ve pkk’ya çok yakın bir CHP il başkanıyla o belediyede hangi çevreler kadrolaşacaktır?
Muharrem İnce’nin, Meral Akşener’in “Beka’yı” anlamaları için önce “Zekâ” sahibi olmaları gerekmektedir. Kendi partileri HDP ve onun sahibi olan terör örgütü pkk ile yol yürüyorsa bizim zekâmızla oynamaya kalkmasınlar…
Zekâsı olan “Beka meselesini” gördüğü gibi, CHP, HDP, İP, FETÖ, PKK birlikteliğinin ne anlama geldiğini de çok iyi bilmektedir.
2M ( Muharrem& Meral) biraz durduğunuz noktanın farkına varın…
En kısa zamanda da IQ testi yaptırın!

Bekayı, PKK’ya teslim ediyorlar

Milliyetçi Hareket Partisi görkemli bir toplantı ile 31 Mart yerel seçimlerinde Belediye Başkan adayı olan isimleri açıkladı ve yola koyuldu. Artık, geri sayım başlamıştır. Türk milletinin en doğru kararı vereceğinden hiçbir endişemiz yoktur. Bunun için de bilgilendirmenin doğru yapılması, zihin bulandırma, yalan ve iftira kampanyalarının boşa çıkarılması ve zilletin gerçek yüzünün ifşa edilmesi şarttır.

SÖZ BİRLİĞİ GÜÇBİRLİĞİ

Şu ana kadar yaşananlar, söylenenler ve yapılanlar dahi, bir fikir edinmek ve doğru karara ulaşmak için yeterlidir. Cumhur ittifakını oluşturan Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi, son derece seviyeli, açık, net, ülke ve millet menfaatlerini öne alan bir işbirliği yapmışlardır. Millet iradesine saygı göstermiş, adaylarını belirlerken bir pazarlığa girmemiş, ülkenin bekasını esas almışlardır. İşbirliği bir şekilden ibaret değildir. Söz birliği, güç birliği ve gönül birliği ile derinlik kazanmıştır. Parti liderleri son derece samimi ve içten açıklamalarda bulunmuş, kişisel sürtüşmelere izin vermemiş ve işbirliğine en yüksek seviyede sahip çıkmışlardır. Bu sahiplenme doğal olarak teşkilatlara ve parti tabanlarına da yansımıştır. Gelişmeler ve yapılan ölçümler, bu dayanışmanın millette de büyük bir karşılık bulduğunu ve sandığa beklenenin çok üzerinde bir olumlu etkiyle yansıyacağını göstermektedir.

ZİLLETTE ÖLÇÜ YOK

Cumhur ittifakının bu onurlu, kararlı ve samimi duruşu karşısında çaresiz kalan zillet, kelimenin tam anlamıyla yapılan tanıma uygun bir davranış sergilektedir. CHP-HDP ve İP birlikteliği hiçbir ahlaki ölçüyü içinde barındırmıyor. Bir at pazarlığı mantığı ile millet iradesi yok sayılarak en küçük beldeye kadar paylaşım yapılmıştır. Hatta bu pazarlıklar parti teşkilatlarını ve tabanlarını dahi büyük ölçüde rahatsız etmiş, özellikle sosyal medyadan çok çarpıcı değerlendirmeler yer almıştır. CHP’nin HDP’ye teslim olması, İP’e bağlı kalması teşkilatlarında büyük tepki toplamış, televizyonlara çıkan bazı sözcüler bu duruma isyan ederken, parti yönetimini de topa tutmuşlardır. CHP tam bir curcuna içindedir. Şimdiden 1 Nisan için hazırlıklar yapılmakta, parti içi isyanın örgütlenmesi için toplantılar düzenlenmektedir. Genel Başkanlıktan yönetim kademelerine kadar her yer karmakarışıktır ve yarın ne olacağını kimse bilmemektedir.

İZMİR TİYATROSU

CHP’nin İzmir için aday belirleme seansları tam bir tiyatroya dönüşmüştür. İzmir’e gösterilecek adayda, hizmet, samimiyet, gayret, dürüstlük, çalışkanlık ve proje gibi değerler yerine, kime yakın olacağı, kime bağlı kalacağı, şehrin rantını kiminle paylaşacağı gibi özellikler aranmaktadır. Bu garantileri en çok kim verirse, onun aday gösterileceği anlaşılmaktadır. Hizmet ve şehircilik bakımından emsallerinden çok geride kaldığı için CHP zihniyetinden zaten çok rahatsız olan İzmir seçmeninin, bu gelişmeleri ibretle izlediği ve zamanı gelince mutlaka hesabını soracağı kanaatindeyiz. Benzer durumun CHP’nin kendisi için kale olarak gördüğü başka yerlerde de yaşandığını görüyoruz. Milletin aklıyla bu kadar alay edilmesinin, milli iradenin yok sayılmasının elbette bir karşılığı olacaktır ve CHP bu seçimlerde de bir hezimet yaşamaya çok ama çok yakındır.

BEKAYI, PKK’YA TESLİM ETTİLER

Gizli ortak HDP’ye ne verildiği, ne vaatlerde bulunulduğu belli değildir. Kesin olan, HDP’nin zilletin kazanacağı belediyelere yerleşeceği, PKK uzantılarının yeni imkanlar bulacağıdır. Sayın Bahçeli’nin beka sorununa dikkat çekmesinden bu kadar rahatsız olmalarının sebebi budur.Bekayı daha şimdiden PKK uzantılarına teslim etmişlerdir. Diğer taraftan siyasi olarak son seçimini yaşayacak olan İP, belediyeleri giderayak bir ganimet kapısı olarak görmektedir. Birkaç yeri ele geçirip, hem rantını paylaşmak, hem de siyasi kalıntılarını hiç olmazsa buralarda devam ettirmek için çırpınmaktadır. İlkesi olmayanların ülkesine bakışı da son derece sakat ve sıkıntılı oluyor.

MACERAYA İZİN VERİLEMEZ

Türk milleti her şeyin farkındadır. Ülkemiz kritik bir süreçten geçmekte, bekasına yönelik tehdidi bertaraf etmek için olağanüstü bir gayret göstermektedir. Böyle bir süreçte belirsizliğe, maceraya ve özellikle de zillete hiçbir şekilde izin verilemez. Biz milletimize inanıyor ve güveniyoruz. Sağduyunun galip geleceğinden, işin ehline verileceğinden “Beka İçin Milli Karar, Cumhur İçin İstikrar” denileceğinden eminiz.


29 Haziran 2018 Cuma

HDP CHP seçmeninin oylarıyla barajı aştı

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Çoğu anket şirketi tarafından 24 Haziran seçimlerinde baraj altında kalacağı belirtilen HDP'nin aldığı yüzde 11,7'lik oy oranın büyük bölümü CHP seçmeninden geldi.

Anket şirketleri tarafından 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi'nde baraj altında kalacağı belirtilen HDP'nin aldığı yüzde 11,7'lik oy oranının büyük bölümü CHP seçmeninden geldi.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, henüz kesin sonuçları açıklanmayan 24 Haziran seçimlerine göre HDP, 11,7'lik oy oranı ile 67 milletvekili çıkardı.
Seçimin ardından HDP'nin baraj altında kalacağı kaygısıyla büyük kısmı CHP’den geldiği görülen oylar çok konuşuldu.
CHP'nin 24 Haziran milletvekili seçiminde aldığı oy yüzde 22,64 olurken, parti 1 Kasım 2015 seçimlerinde 11 milyon 900 bin 875 seçmenin oyunu alarak yüzde 25,56 oya ulaşmıştı. CHP'nin bu seçimlerdeki oy kaybı yaklaşık 3 puan gerçekleşti.
HDP, kendi seçmeninin yoğun olduğu illerde oy verenler arasında çok büyük değişiklik olmasa da özellikle büyük kentlerde başta CHP olmak üzere muhalefetten ciddi oranda oy aldı.
Bazı analistler tarafından, verilen bu oylar "emanet oy" olarak adlandırılsa da HDP, CHP seçmeninin oylarıyla barajı aştı.
İstanbul'dan 12 vekil çıkardı
İstanbul’dan yaklaşık yüzde 12,7 oy alan HDP, 12 milletvekili çıkardı. Buna karşılık HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, İstanbul'dan yüzde 7,23 oy aldı.
CHP'nin kalesi olarak adlandırılan İzmir'de de HDP oyları kayda değer biçimde artış gösterdi. 7 Haziran seçimlerinde İzmir'de yüzde 10, 1 Kasım'da yüzde 8 oy alan HDP, bu seçimlerde yüzde 11,5 ile 2 milletvekili çıkardı. HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Demirtaş'ın bu ilde aldığı oy ise yüzde 6'da kalırken Muharrem İnce ise yüzde 54 oy aldı.


HDP, 1 Kasım seçimlerinde yüzde 4 oy aldığı başkentte, oy oranını 2 puan artırarak yüzde 6'ya çıkardı. Selahattin Demirtaş Ankara'da yüzde 2,6 oy alırken, İnce'nin bu kentteki oyu ise yüzde 36,23 oldu.
Hatay'da HDP yüzde 5 arttı, CHP düştü
Yine uzun yıllardır CHP için önemli oy potansiyeli bulunan Hatay'da 1 Kasım seçimlerinde yüzde 6 oy alan HDP bu kez oylarını yüzde 11'e çıkardı. Demirtaş burada yüzde 2,31 oy alırken, İnce'nin oyu ise yüzde 42 oldu.
1 Kasım'da bu kentte yüzde 36 oy oranına ulaşan CHP'nin bu seçimde Hatay'dan aldığı oy yüzde 30,58'de kaldı.
HDP yine CHP'nin güçlü olduğu Adana, Manisa ve Aydın'da oylarını yüzde 2, Mersin ve Ardahan'da yüzde 1 artırdı.
Bu oranlara göre, CHP seçmeni ve muhalefetin önemli bir kısmı, HDP'nin baraj altında kalıp AK Parti'nin Meclis’te çoğunluğu sağlamaması için HDP’ye oy verdi ancak cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Muharrem İnce'yi tercih etti.
Selahattin Demirtaş'ın seçimlerde aldığı yüzde 8,4 oy göz önüne alındığında, yüzde 3,3'lük ciddi bir oran Demirtaş'ı seçmediği halde HDP'ye barajı geçsin diye oy verdi.

google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html