BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Meral Akşener sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
Meral Akşener sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

19 Ağustos 2019 Pazartesi

İhanette yarışıyorlar

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Tamer Ashraf
Türkiye yeni sisteme geçeli neredeyse 2,5 yıl oldu. Bu süre içinde genel seçimler yapıldı, cumhurbaşkanı hükümetini kurdu, Meclis çalışmaya başladı, yeni sistem bütün unsurları ile devreye girdi. Bu da yetmedi bir de özellikle genel seçim havasına sokulan yerel seçimler yapıldı. Bütün bu süreçte Cumhur İttifakı’nın oy oranı hiçbir zaman, yeni sisteme geçmek için yapılan anayasa değişikliği reformundaki oranın altına inmedi. Ancak, CHP ve yancıları hâlâ yeni sistemi hazmetmekte ve kabullenmekte büyük sıkıntı çekiyorlar. Öyle şeyler söylüyor, öyle tavırlar takınıyorlar ki, “bunlar nerede yaşıyor, ne yiyor ve ne içiyorlar da bu hale geliyorlar?” diye düşünmeden edemiyoruz. Eski sisteme takılıp kalmışlar ve aynı ezberleri her fırsatta tekrarlayıp duruyorlar.

ARTIK ANLAYIN

CHP ve yancıları artık şunu anlamalıdırlar: Siz isteseniz de istemeseniz de, Türk milleti kararını verdi ve yeni sistem hayata geçti. Daha sonraki seçimlerde de kesin ve net bir tavırla bu kararının arkasında durdu ve onayladı. Artık bu gerçeği kabullenin ve buna göre kendinize çeki düzen verin. Bir defa daha ve altını çizerek söylüyorum ki, bu her şeyden önce sizin menfaatinize olacaktır. Aksi halde bir dolgu malzemesi olmanın, PKK ve FETÖ’nün verdiği ayarlarla oradan oraya sürüklenmenin dışına çıkamayacaksınız. Dönüp dolaşıp ağzınıza sakız ettiğiniz içi boş laflarla MHP’yi meşgul etmeyin. Cumhur İttifakı’na fitne sokmak ve buradan bir siyasi belirsizlik oluşturmak gibi beyhude işlerle vakit geçirmeyin. Bütün söyledikleriniz ve yakıştırmalarınız, kendinizi kandırmaktan ve güdük zihniyetinizi daha da kısırlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.

ÜLKENİN BİRLİĞİ, HER ŞEYİN ÜZERİNDE

Cumhur İttifakı’nın ne olduğunu, bu ülkenin geleceği için nasıl bir misyon yüklendiğini hâlâ anlayamadınız. Bu ittifak, sizin hayallerinizin çok ötesindedir. Bir seçim iş birliği değildir. Daha ilk günden itibaren ülkenin varlığı ve birliği, her şeyin önünde ve üstünde tutulmuş ve çerçeve çok net şekilde çizilerek bir protokole bağlanmıştır. Bu protokolün gereği daha sonraki seçimlerin öncesinde ve seçimler sırasında yapıldığı gibi, bundan sonra da aynen devam edecektir. Her iki taraf da buna bağlı kaldıkça, bu durum değişmeyecektir. MHP, bir siyasi hesap peşinde olmadığını defalarca ispatlamıştır. Türk milleti de bunu görmüş ve onaylamıştır. Bu sebeple hükümetin oluşumunda bakanlık istenmemiştir. Meclis başkanı seçimlerinde Meclisin yapısı dikkate alınmış ve ittifaka uygun hareket edilmiştir. Hükümet icraatları ve Meclis çalışmaları sırasında da yine aynı ölçülere riayet edilmiş ve ülkemiz bundan çok büyük fayda görmüştür. Önümüzdeki seçimsiz 4 yıl içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi için tam bir anlayış birliği ve uyum olduğu, liderlerin görüşmelerinden ve yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır.

MİLLÎ DURUŞ

CHP sözcülerinin hâlâ eski sistem türküleri söylemeleri, fitne çıkarmak için müflis tüccar misali eski defterleri karıştırmaları beyhude bir çabadır. Protokolde de belirtildiği gibi, Cumhur İttifakı esasen, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün teşebbüs ettiği hain darbe ve işgal hareketi sonrasında, Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılara karşı yerli ve milli bir duruşun doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin istiklâlini ve istikbâlini her şeyin üstünde tutan bir anlayışla hazırlanan Cumhur İttifakı Protokolü bugün de geçerlidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesinde tam bir mutabakat sağlanmıştır ve bunun için gerekenler bundan sonra da kararlılıkla yapılacaktır.

LİDER ÜLKE

Cumhur İttifakı’nın Türkiye için ne kadar önemli olduğu sadece içerideki gelişmelerle değil, dışarıda yaşananlarla da net olarak görülmektedir. Türkiye’ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında, millî ve ahlakî bir duruş sergilenmekte, tarihî bir birliktelik yürütmektedir. Cumhur İttifakı, Türkiye’yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmadan ortak hareket ediyor, Türkiye’yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hale getirmeye yönelik her türlü faaliyetin de karşısına dikiliyor. Bu kararlılık ve iş birliği ile Türkiye’yi bölgesel güç ve lider ülke yapmayı hedefliyor.

SÖZÜN BİTTİĞİ YER

Diğer tarafta ise PKK uzantısı HDP ile seçim ittifakı kuran, ülkemizin varlığına ve birliğine yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye ortaklık etmekte sakınca görmeyen, kirli siyasi hesaplarla bir kriz ve kaos ortamı oluşmasını isteyen ve bunun için çabalayan, bazı belediyelerin el değiştirmesinin verdiği cesaretle bu hazin durumu çok daha ileri götürmeye çabalayan bir zillet ittifakı var. CHP ve İP, PKK uzantıları ile kurdukları yıkım ortaklığını artık gizleme gereği dahi duymuyor, hatta ihanette HDP ile yarışıyorlar. İP’in ‘insan haklarından sorumlu’ sıfatıyla başkanlık divanına aldığı şahsın, Türk milletinin bir parçası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin herkes gibi eşit vatandaşları olan Çerkez kardeşlerimizle ilgili sözleri, tam bir PKK ağzıdır. Türkiye’nin birliğine kasteden yabancıların fonladığı PKK yanlısı bir televizyon kanalında bu bölücü beyanlarda bulunmuştur. Bu beyanlar, İP’in nereden gelip nereye gittiğini ve içinde bulunduğu kirli ittifaka nasıl uyum sağladığını gösteren son örnektir ve sözün bittiği yerdir.

Terörist yetiştiren HDP ile ittifak yapan, FETÖ haydutları!


1 Kasım 2015 seçimleri sonrası FETÖ’nün ana kumandada oturduğu, solun her türlü destek verdiği bir “MHP’yi ele geçirme operasyonuna” şahit olmuştuk. Bu operasyonda baş figüran, MHP’de tekrar milletvekili adayı yapılmayan Meral Akşener’di. Yardımcı oyuncular da aynı ona benzer durumda olan, tekrar MHP’de milletvekili yapılmayan ya da yapılıp tekrar seçilemeyen kişilerden oluşuyordu. Cihan Paçacı, Müsavat Dervişoğlu, Metin Ergün, Koray Aydın, Lütfü Türkkan vb. gibi isimlere bakın bakalım MHP’de bulamadığını Meral Akşener’in hangi siyasi omurgasında, ideolojisinde bulmuşlardır?
Bunlar şimdi Meral Akşener’in ana kadrosunu oluşturuyor, MHP’ye de en çok şimdi bunlar hakaret ediyor.
Oysa MHP, bunlara iyilikten başka hiçbir şey yapmamıştı.
Bunlara benzer makam, mevki, koltuk kaygısı taşıyan birçok kişi de 1 Kasım sonrası MHP üzerinde yaratılan rüzgâra kapılıp bunların peşine takılıp gitti. Kimi de son anda oynanan oyunları gördü ve gitmekten vazgeçti, kimi ise gidip yaşananları bizzat içlerinde gördükten sonra MHP’ye geri döndü.
CHP, HDP ve FETÖ tarafından kullanılan bunlar ya dağılma sürecini yaşayacaklar ya da üst aklın bunlara vereceği göreve göre ömürlerini biraz daha uzatacaklar. Zaten ihanet ilişkilerini görenler de bunları teker teker terk ediyor.
MHP’yi sözde idealist kavramlar üzerinden eleştirip, CHP’nin, PKK’nın, FETÖ’nün yancısı olmak da bunların kabiliyeti oldu. 16 Nisan referandumunda, 31 Mart ve 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçimlerinde PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile ittifak yaptıkları halde utanmadan, yüzleri kızarmadan hâlâ MHP’ye laf yetiştirmeye çalışıyorlar. HDP ile ittifak yapma alçaklığı kadar başka bir alçaklık olmayacağına göre, bunlardaki yüzsüzlük boyutunu siz hesap edin…
Eşkıyalarla, haydutlarla, teröristlerle iş birliği yapıp, bir de utanmadan dün ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri ve geçmişte konakladıkları MHP’ye “Bir kişiye, beş kişi saldıran haydutlardan, ne milliyetçi olur ne de adam olur. Siyasetçi yetiştireceğine, haydut yetiştiren zihniyetten, ne milliyetçi olur ne de adam olur. “ diyebiliyorlar.
İttifak yaptıkları terörist yetiştiren HDP’yi “Kürtlerin siyasal temsilcisi gören” Meral Akşener, MHP’yi haydut görüyor. Siyasi ahlaka ve vefaya bakar mısınız?
Konya’da Doğanhisar Belediye Başkanı MHP'li İhsan Öztoklu'yu senin partinin mensubu alçaklar öldürmedi mi?
Geride gözü yaşlı bir eş, iki tane yavruyu yetim bırakan, İP’li haydutlar değil miydi?
MHP camiasında sizin tarafınızdan öldürülen bir belediye başkanı varken, namussuz paylaşımlar, ahlaksız konuşmalar yüzünden kendi safınızda dayak yiyenlerin yediği yumruğu sayacak kadar mı küçüldünüz?
MHP’ye ahlaksızca sıfat takmayı bırakın!
Yahu siz kendi istişare toplantınızda Gençlik Kolları Genel Başkanı'nızın “burnunu kıran” haydutlar değil misiniz?
MHP’yi ele geçirmeye çalıştığınız tarla kongrelerinde size desteğe gelenlere yumruk atan haydutlar siz değil misiniz?
Kandırılıp, o tarla kurultaylarına getirilen ülkücülere “Bir sürü gerizekalı” diye hakaretler eden sen değil miydin Meral Akşener?
PKK-HDP karşısında süt dökmüş kedi gibisiniz… Hatta onlarla ittifak yaptığınız yerlerde kazandık diye zafer naraları atıyorsunuz. Söz konusu MHP olunca da ne edebiniz kalıyor, ne ahlakınız…
HDP’li Fatma Kurtulan “İYİ Partililer, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK'ya içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP'nin oylarıyla oturuyorsunuz.” dediğinde ağzını açıp cevap dahi veremeyip, hatta o konuyu bile nasıl olduysa MHP lideri Devlet Bahçeli’ye “Bahçeli'nin yeni kurbanı Fatma Hanım.” cümlesiyle bağlayıp, PKK’lı Fatma’ya “Fatma Hanım” yumuşaklığı gösteren Meral Akşener, sen PKK’nın elinde mi yoksa FETÖ’nün elinde mi esirsin?
Söyle de muamelemiz ona göre olsun…
Gerçi FETÖ’cü deniliyorsun, PKK ile her türlü iş birliğini yapabildiğini de gösterdin… Bunun sebebi her iki terör örgütünü de ABD’nin yönlendirmesi olmasın?
Terörist yetiştiren HDP ile ittifak yapıp, şehit ve gazileri olan milliyetçi-ülkücü harekete “Haydut” demek, şerefsizliği de aşan bir söylemdir.
Meral Akşener, 7 Haziran 2015 seçimlerinde milletvekili adayı gösterilirken, seçimlerden önce MHP lideri Devlet Bahçeli'yi "Devlet Bey tam bir Adanalıdır. Adanalıların sohbetleri muhteşemdir. Devlet Bey de çok hoşsohbettir. Fevkalade mizahi bir tarafı vardır. Gençleri çok sever. Samimi ve inanmış bir demokrattır. Son derece yardımseverdir ama yardımlarını gizli yapar. Çok iyi de bir stratejik akla sahiptir. Satranç oyuncusudur, hep 5 hamle sonrasını görür. Bazı şeyleri göze alır, ama demokrasinin yanında durur. Partiye zarar getirecek bir şey Türkiye'ye faydalıysa, onu yapar. Rastgele konuşmaz. Çok edeplidir. Çocuğu yaşında birini de ceketini ilikleyerek karşılar. Devlet Bey'i kamuoyuna doğru düzgün anlatamamamız bizim eksikliğimizdir. Devlet Bey ile daha rahat ve sükûnet içinde çalışılıyor. Fikirlerimizi çok rahat ifade edebildiğimiz biri. " (3 May 2015/Haber Türk) şeklinde övüyordun. Ama 1 Kasım 2015 seçimlerinde seni aday yapmadı diye nasıl bir nefret dolduysan ya da seni nasıl bir projede figüran yaptılarsa PKK ile iş birliğine kadar sürüklendin…
MHP’de milletvekili, TBMM Başkanvekili iken PKK’lı Demirtaş’a “Ey gafiller, Abdullah Öcalan'ın heykelini yapacakmışsınız. Yapın da görelim. Heykeli yapan o elleri kırarız. Bu irade o elleri kırar " diye bağırırken, CHP ve HDP yancısı olarak kurduğun partinde de defalarca PKK’lı Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istedin. Aranızda o kadar sevgi bağı oluşmuş ki, terörist Demirtaş 31 Mart seçimleri öncesi cezaevinden yaptığı açıklama ile HDP seçmenine “CHP ve İYİ Partiye oyunuzu verin” çağrısında bulunmuştu.
Bu ilişkilere bakarak tekrar tekrar söylüyorum Meral Akşener; ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin MHP’ye “Haydut” deme edepsizliğini bırak da, teröristlerle bu derece sıcak ilişkiyi nasıl kurdun, onu Türk milletine anlat…
Sana ve genel başkan yardımcılarına, bölücülükte HDP ile yarışma görevini kim verdi?


18 Temmuz 2019 Perşembe

TÜRKGÜN YAZARLARI

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

FETÖ’nün kripto damarları

Dünya tarihin gördüğü en büyük ihanet olan FETÖ kalkışmasının üzerinden 3 yıl geçti. Bu zaman içinde çok şey söylendi, çok şey yapıldı. Siyasiler, siviller, darbeyi yaşayanlar, mağdur olanlar, tanıklık edenler konuştu. Televizyonlarda uzun uzun programlar yapıldı. Gazetelerde çok çeşitli haber ve yorumlar yer aldı. Hala yeni görüntüler, yeni belgeler ortaya çıkıyor. Hergün yeni tutuklamalar yapılıyor, yeni soruşturmalar açılıyor. Devam eden davalarda en üst sınırdan cezalar veriliyor. Bütün bunlara rağmen kamuoyunun ortak kanaati, FETÖ ile mücadelede sona gelinmediği, tehdit ve tehlikenin henüz sona ermediği yönündedir.
HER FIRSATI KULLANIYORLAR
Tarihimiz coğrafyamıza dar geliyor. Bağımsız ve hür bir devlet olarak bu coğrafyada yaşamanın yüksek bedelini her zaman seve seve ödedik. Hiç kuşku yok ki, ebediyete kadar da bu böyle devam edecektir. Bütün dünyanın gözü bu kadim topraklardadır ve her fırsatta şanslarını deniyorlar. Hiçbir zaman da vazgeçmeyeceklerdir. Dikkatli olmak zorundayız. Yol ve yöntemler değişmiştir. Artık topla, tüfekle saldırmıyorlar. Kalleş planlar yapıyorlar, teknolojiyi kullanıyorlar, hainleri donatıp içimizi sızdırıyorlar. FETÖ ihanetini böyle yaşadık ve bu dünyada bir ilktir.
FETÖ’YÜ ÖNEMSİZLEŞTİRME GAYRETİ
Bu açık ve kesin gerçeği rağmen, bazılarının işi sulandırmaya, ihaneti hafifletmeye ve sıradanlaştırmaya çabaladığını ibretle izliyoruz. Özellikle son dönemlerde sosyal medyada ve bazı basın organlarında 15 Temmuz’un tarihimizin şeref sayfası olan Çanakkale, Sarıkamış, Sakarya ve Büyük Taarruzla karşılaştırıldığını, şehit ve yaralı sayısı kıyaslaması yapıldığını ve buradan FETÖ ihanetin sıradanlaştıran ve önemsizleştiren bazı sonuçlara varıldığını hayretle görüyoruz.
Bunu yapanlar ya akıl ve izan sorunu yaşayan ruh hastalarıdır veya FETÖ’nün kripto damarlarıdır. 15 Temmuz bir işgal planıdır ve doğrudan varlığımıza, bağımsızlığımıza ve birliğimize saldırıdır. 15 Temmuz 2016’da dini kisveye bürünen, hizmet ve himmet örtüsüne saklanan, cemaat olgusundan cürüm ve cinayet çıkaran hain bir terör örgütü, Türkiye’yi işgale kalkışmıştır. FETÖ ihaneti sadece bununla yetinmemiş, milli ve manevi değerlere telafisi uzun zaman alacak zarar ve ziyanlar vermiştir. Eğer başarılı olsaydı, çok daha ağır, çok daha acı, çok daha uzun bir bedeller ödeyecektik. Türk milleti bunu fark etmiş, canını ortaya koymuş ve bu kahpeliği önlemiştir. Dolayısı ile bu gerçeği sulandırmak, başka yerlere çekmek, hafife almak bu kalleşliğe ortak olmaktır.
STRATEJİK BAKIŞ OLUŞMALI
FETÖ çok sinsi bir terör örgütüdür. TSK başta olmak üzere, devlet ve toplum hayatının sekiz alanına çöreklenmiş, yıllar yılı en hassas mevki ve mertebelere çökerek palazlanmıştır. FETÖ’nün ürediği ortam, teşvik gördüğü iklim, güçlendiği yapı, tutunduğu çatı mutlaka enine boyuna analiz edilmelidir. Siyasi beklentiler uğruna devleti içten içe kemiren hiçbir kanun dışı grup veya oluşuma müsamaha gösterilmemeli, müsaade edilmemelidir. FETÖ’yle mücadele sadece adli, idari süreçlerin tahkimi ya da güvenliğin dönemsel icrasıyla sağlanamayacaktır. Devlette stratejik bir bakışın oluşması, ufuk ötesini görebilen bir şuurun olgunlaşması şarttır, acildir, en temel zorunluluktur.
ŞEHİTLERİMİZE VEFA
Aklımızı başımıza almazsak, şarlatanların, maskaraların oyuncağı olursak daha pek çok FETÖ ve türevleri gelecekte peydahlanacak, 15 Temmuz’da yapamadıklarını punduna getirdiklerinde hayata geçireceklerdir. 15 Temmuz bir milattır ve Türk milleti istiklaline kanıyla, canıyla, imanıyla sahip çıkmıştır. O kanlı gecede yaşananların tekerrür etmemesi hem bizim hem de bizden sonraki nesillerin boynunun borcu, ecdada ve şehitlerimize vefanın gereğidir. FETÖ’nün kökünün kazınması için suçluların hesap vermesi kadar; fikir, kanaat ve eylem liderlerinin yakalanıp mahkemeye çıkarılması, bunların moral ve motivasyon atmosferinin kurutulması çok önemli, çok elzemdir. FETÖ’yle mücadelede stratejik Türk devlet aklı bir konsept dahilinde tam ve eksiksiz uygulanmalı, uyarılmalıdır. Mağdurların hakkı korunmakla birlikte, suç ve suçlulara hoşgörü kesinlikle gösterilmemelidir. Önüne gelene FETÖ’cü denilerek, asıl FETÖ’cülerin unutturulması, kripto damarın muhtemel tuzak ve tahrikleri engellenmelidir. ABD’yle ilişkilerin normalleşmesi arzulanan derecede sağlanacaksa, NATO gerçekten de Türkiye’nin terörle mücadelesine samimi destek veriyorsa, ABD ve Avrupa’da ne kadar hain FETÖ’cü varsa Türkiye’ye iadeleri yapılmalıdır.
SİYASİ AYAK
Türkiye 15 Temmuzla henüz tam bir hesaplaşma yapamamış, tedirginliği atamamış, riskleri aşamamıştır. Darbe ve vesayet tehlikesi tam manasıyla geçmemiştir. Hala siyasi ayak gizemini korumaktadır. Dürüst ve yürekli bir mücadele sürse de, hala mevzi düzeyde sonuçlar alınmaktadır. Türkiye hem FETÖ belasını hem de PKK tehdidini tamamen bitirerek gündeminden çıkarmalı, geleceğimiz emniyete alınmalıdır. Nitekim süreç uzadıkça ilk günkü kararlı duruş tavını kaybederek tavsayabilecek, hainler farklı kılık ve maskelere bürünebileceklerdir. Endişemiz budur. Yakın tehlike de budur.

Orhan Karataş

Uşak zihniyetine TOKAT! Gibi S-400

Ne diyordu Akif bağımsızlığımızın timsali Al Bayrağa itafen; “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”


Ne diyordu Akif bağımsızlığımızın timsali Al Bayrağa itafen; “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”
S-400 ‘ler Türkiye’nin hür ve bağımsız bir ülke olduğunu bir kez daha akıllara kazıyarak alındı. Uzun ve tartışmalı, bol yaptırım tehditli bir dönem ardından rüştümüzü ispatladığımız bir adım attık.
ABD savunma sanayide tek güç olma egosu içinde. Bağımlı kıldığı savunma araçlarını süregelen bir ticaret alışverişi ile döngüde tutuyor, yazılım ve eğitimin tam verilmemesi sebebi ile alınan savunma mekanizmasının üretilme şansı olmuyor, dolayısıyla hep bir ticari ilişkinin sürdürülmesi, bağlı kalınması planlanıyor.
NATO’nun savunma sanayide bağımlı olduğu ABD, NATO’ya üye olan herhangi bir devletin böyle alışılmadık bir adım atmasına haliyle şaşkın. NATO’ya üye bazı devletleri söz konusu eder isek; Türkiye’nin attığı bu adımın arzulanan bir adım olduğunu görebiliriz tabi… ABD’nin yaptırım dolu bağımlılık zincirinden kurtulmak isteyen, s-400’leri almak için uygun ortam kollayan birçok devlet var aslında..
Türkiye’nin attığı adım kendi bağımlılık zincirini kırmasından ziyade, ön ayak olma ihtimali üzerine de tehlikeli bir adım olarak yorumlanıyor NATO tarafından… Dengelerin değişeceği iddia edildi, bunun üzerinden risk analizleri ile Türkiye korkutulmaya çalışıldı vesaire vesaire, birçok aksi yönlü tepki… Bunların dış etkenler tarafınca yapılması uluslararası sistemi göz önüne aldığımızda, gayet normal, Türkiye’nin göz dağı veren bir savunma atağı yapması, emperyalist güçlerin işlerine taş koyan bir tehdit olabilir, yani tehditlere maruz kalmamak için tehdit ediyorlar.
Peki ülkemizin içindeki çatlak seslerin niyeti neydi..? Bugün resmen aldığımız ve noktayı koyduğumuz bir ticaret hala niye olumsuz yorumlanıyor, ABD’den savunma ticareti yaparken barışçıldık da Rusya’dan alınca mı savaşçıl olduk? Sınırlarımız tehlikede, her gün şehit haberi almadan ana haber bültenini noktalayamıyoruz, ama sanki güllük gülistanlık bir halimiz varmışcasına savunma üzerine yeni bir adım atmamız yanlış görülüyor…
Son teknoloji ile donatılmış, yazılım ve eğitimini alıp ilerine kendi üretimimizi gerçekleştirebileceğimiz bir savunma mekanizmasını almamız, gelişmemiz, uluslararası sistemde dengeleri değiştiren güç rolüne bürünmemiz kendi vatandaşımızı ne için rahatsız ediyor… Atatürk’ün evlatları olduklarını iddia eden ama döküldükleri denizden hortlayan yunanları anımsatan siyasilerin, yönetimine talip oldukları şu memleketle ne zorları var..?
Biraz geriye gidelim, belki bu gün alışageldikleri tavırlar olmadığı için şaşkınlık yaşıyorlardır. Atatürk’ün CHP’si Atatürk’ten sonra duruş ile tavır ile yönetim ile tam bir hezeyan resmidir. Bu ülke bunlar sayesinde, neler gördü… Başbakanımız değil Avrupa’da Amerika’da başkan yerine koyulması, muhatap kabul edilemiyordu. En fazla elçi veya bakanlarla iletişim sağlayabiliyordu, o da el pençe divan… Bunları unuttuk mu..? Bu Türkiye’nin ayıbı değil, bu darbelerle siyasi olaylarla güneş otellerle makamlara kurulmayı huy edinmiş, Atatürk’ü kullanan batı uşaklarının ayıbı ve hala o ayıpta ısrar ediyorlar. Şunun altını çizmek istiyorum, CHP Atatürk’ün partisi olarak Cumhuriyetin kuruluş zekasını-iradesini-basiretini sahiplendiğini iddia ediyor, ancak CHP Atatürk’ten sonra bitmiştir ve akıllarda kalan CHP’nin o bitmiş dönemlerde Türkiye’yi hiç etme çabasıdır. Cumhuriyet’in ilk yılları yani Atatürk Dönemi hepimizin sahiplendiği, Türk Milletinin varlık ispatı olarak tarihe geçmiştir ve o dönem şu an Milliyetçi tavrın izini sürdüğü, vatan–millet çıkarları gözeten bir dönemdir. Ardını takip eden Türk Milletini değersizleştiren sönük dönem ise bu günün çığırtkan cumhuriyetçi(!) Atatürkçü(!)’lerinin utanç karnesidir.
Biz kendi yaptığımız arabaya kumpas kurulduğunu gördük, sırf ABD’de kağıt fabrikaları zarar görmesin diye kenevir üretiminin yasaklanmasına şahit olduk, bu zihniyet memleketin gelişim tekerleğine çomak sokan, uşak zihniyettir. Nidaları farklı, safları farklı, tavırları farklı kimin koordinesinde oldukları gören gözler için apaçık. Ancak bu ülkenin tekerine sokulan çomaklarla uğraşacak vakti yok, o çomağı sokanlara ve o zihniyeti yöneten yaptırımcılara da tamahı yok. Sınırlarımızı tehdit eden durumlarla yüz yüzeyiz; Barış nidaları ile farklı niyetleri desteklercesine konuşmak yerine safları kontrol edip, teröre ve tehditlere karşı Türkiye olmalıyız!
Gücün yönettiği küresel sistem üzerinde, dengeleri değişen bir güç konumuna geçmek Türk Milletinin ancak gururu olur.
* S-400’ler Vatana Millete Memlekete hayırlı olsun!

Mine Güler

''HDP, Kürtlerin temsilcisi'' diyordun ya, heval Meral?


MERAL Akşener’in konuşmalarının metin yazarı bu hafta ne yumurtlayacak diye merakla bekledim. Bu hafta da “PKK’nın sözcüsü olan sözde siyasi parti, HDP’ye sesleniyorum. “ cümlesini Meral Akşener’e söyletti.
Ama siyasi ve proje ortaklarına “PKK’nın sözcüsü, sözde siyasi parti” deme noktasına gelmeleri de hem patronlarına, hem ortaklarına büyük ayıp olmuştur. 24 Haziran seçimlerinin hemen ardından “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi HDP” diyen Meral Akşener, şimdi mi PKK sözcüsü olduğunu anlamış?
Hadi onu geçtik. Daha 4 ay önceki 31 Mart seçimlerinde, daha üzerinden bir ay geçmeden 23 Haziran seçimlerinde CHP’nin adaylarına kazandırma ittifakı yaptığınız HDP’ye şimdi niçin böyle davranıyorsunuz? HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan “İYİ Parti, size söylüyorum: Size rağmen, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK’ya içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP’nin oylarıyla oturuyorsunuz. Bu ittifakta, CHP’yle yaptığınız ittifakta HDP’nin oylarının etkisi vardır.” sözleriyle ilişkilerini, ittifaklarını açık etti ki, şimdi böyle sözlerle “HDP ile bir bağımız yok” mesajı vermeye çalışıyorlar.
Böyle aldatmaya beyinsizler dışında inanacak zekâ sahibi bir kişi var mı sizce? Olması mümkün değildir.

“Kürtlerin temsilcisi HDP” dediğiniz parti, o gün terör yardım ve yaltakçısı değildi de bugün mü PKK sözcüsü oldu? 23 Haziran, 31 Mart, 24 Haziran seçimleri öncesi Meral Akşener’den bir tane HDP eleştirisi duyan olmuş mudur?
“Ey yancısı olduğum CHP, sen PKK’nın sözcüsü HDP ile İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de, Ankara’da, Hatay’da ve daha birçok yerde nasıl ittifak yaparsın?” dediği bir cümlesine şahit olan var mı? Aslında ne HDP Meral Akşener’den rahatsızdı, ne de Meral Akşener HDP’den rahatsız…
Meral Akşener’in PKK sözcüsü dediği HDP’nin sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “2. tura kalması halinde oyumuzu Meral Akşener’e veririz” demedi mi? Azılı siyasal terörist Selahattin Demirtaş, 31 Mart seçimleri öncesi “Oyunuzu CHP ve İYİ Partiye verin” demedi mi? HDP Samsun İl Eş başkanı Cevdet Bakın, “İYİ Parti ve CHP’yi destekleyeceğiz” demedi mi?
HDP Iğdır Belediye Başkan Adayı Yaşar Akkuş “Meral Akşener kardeş geldi, sağ olsun geldiler. Hepsi barış için, birlik için, demokrasi için… Gün özgürlük günüdür.” demedi mi?
CHP’li Barış Yarkadaş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya başta olmak üzere birçok CHP’li yönetici-yazar, HDP ve Demirtaş sayesinde CHP’nin seçimleri kazandığını söyleyip teşekkür ediyorsa, Meral Akşener de CHP’ye “Biz kazandırdık” diye yancılık yapıyorsa, aslında Meral Akşener’in “PKK’nın sözcüsü” dediği HDP ile yaptıkları ittifak alenen ortada olmuyor mu?
Meral Akşener’in konuşmalarının metin yazarı ya İP’i ya da HDP’yi tanımıyor. Ya da milletin aklıyla alay etmek için Meral Akşener’e böyle konuşmalar yaptırıyor. Gerçi Meral Akşener’in aklı yok mu? Meral Akşener ile konuşmalarının metin yazarının bu çelişkilerini görünce o meşhur ağa-maraba hikâyesi aklıma geldi.
“Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa, marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Üle Memo! Şu b.ku yersen, arabayı sana verecem” diyor. Bizimki bir an düşünüyor, kararını veriyor, koşumları ağaya uzatıp arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. “Tamam”, diyor ağa “araba senin” Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor. Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; “Üle Memo! Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.” Memo’nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “Olur Ağam” diyor, “olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim.” Ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor. Çiftliğe yaklaşırlarken, Memo düşünceli, kederli soruyor: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?”
Yola çıkarken “HDP, Kürtlerin siyasal temsilcisi idi”, şimdi “PKK sözcüsü, sözde parti oldu” derseniz herkesin aklına bu meşhur hikâye gelir. Yarın seçim olsa yine HDP ile bir olup CHP’ye oy taşıyacak olan sizlersiniz. O yüzden “PKK sözcüsü, sözde parti” diye HDP’ye muhatap olmayın, yarın yine size lazım olur.
Tartışmasız bir şekilde Meral Akşener, Kandil ve PKK’nın siyasi sözcüsü HDP ile ittifak yapmış, PKK’ya büyükşehirlerde alan açmıştır. Şu an HDP’liler kadrolaşmaktadır. Adana ve Mersin Belediyesinde daire başkanları kim oldu araştırın bakın… HDP ile yapılan ittifak, Meral Akşener’in siyasi karakterindeki kapkara lekedir. Ona destek veren herkes bu lekeye ortaktır.
Şimdi HDP’yi eleştirir gözükerek Meral Akşener ve avanesi bu lekeden kurtulamaz. Bize de o halde “HDP’lilerin başımın üstünde yeri var. HDP’lilere layık olmaya çalışıyorum” diyen Ekrem İmamoğlu’na ve “HDP’nin gücüne güç katacağım” diyen Tunç Soyer’e oy veren elleriniz kırılsın demek düşüyor.

Yıldıray Çiçek


23 Mayıs 2019 Perşembe

HDP, Kürt partisi değildir!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

19 Mayıs’ta HDP Şişli örgütünün yayınladığı mesaj:
“19 Mayıs Pontus Rum Soykırımı Anma Günü. 353 bin Rum öldürüldü, 1 milyon 250 bin Rum mübadeleyle sürgün edildi. #BuAcıHepimizin”
TBMM’de yer alan bir partinin örgütü yayınlıyor bunu…
Y-CHP’nin PKK sevicisi İstanbul İl Başkanı'nın şu mesajından farkı yok:
“23 Nisan’dan bir sonraki gün neydi? Bilmek istemeyenler için ipucu: 1915”.
El ele, kol kola bir ihanet ve utanç!
19 Mayıs’ta Samsun’da Atatürkçülük gösterisi yapan İmamoğlu’nun müttefiki…
HDP, Kürt olmayan ve Kürtçe bile bilmeyen Marksist-Leninistlerin, DHKP-C’lilerin yönettiği bir parti…
PKK uzantısı HEP’ten ÖZDEP’e, ÖZDEP’ten HADEP’e, HADEP’ten DEHAP’a, DEHAP’tan DTP’ye, DTP’den BDP’ye ve BDP’den HDP’ye uzanan bölücü bir siyasî hareket…
Bu militan hareketi Meclise taşıyan da Y-CHP… 1991’de SHP listelerinden seçilip sonra istifa ettiler… DEP, Meclise giriverdi…
Y-CHP, o tarihî hatasını şimdi de PKK’yı belediyelere taşıyarak tekrarlıyor ve aldıkları sonucu da halkın iradesi olarak ilan ediyor…
Bu PKK uzantısı hareketin ilk başkanı Yaşar Kaya idi. Bir süre Almanya’da kaldı, Erbil’de öldü, Özgür Gündem’in sahibi idi…
HADEP kongresinde PKK paçavraları ve bebek katilinin posterlerini astıran Murat Bozlak tutuklandı, sonra vekil oldu, sonra da kanserden öldü.
Ahmet Turan Demir, defalarca tutuklandı, hapis cezası aldı.
DTP’nin eş başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’tu.
Sonra piyasaya Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ve Sabahat Tuncel çıktı.
ÖDP’li fırıldak Ufuk Uras, Mehmet Metiner, Altan Tan, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder, Osman Baydemir ve Figen Yüksekdağ yeni figüranlardı…
Kürtçe konuşamayan ve belediye başkanlığı yapan Kışanak ve Tuncel yargılanıp hapse gönderildi. Şimdi açlık grevi yapan Tuncel, bir ara şu nutukları atıyordu:
“Türkiye halklarına da çağrımız 'Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz.' Bu sadece bir slogan değil, bir gerçekliktir. Eğer bugün Kürtler özgür değilse Türkler de özgür değildir.”
Figen Yüksekdağ, Kürtçe bilmeyen bir Marksist-Leninist… Şimdi hapiste… HDP eş başkanı idi ve şu küstahlığı unutulmayacak:
“Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz!”
Ne Ertuğrul Kürkçü ne de Sırrı Süreyya Önder, Kürt… Kürkçü Dev-Genç’li… Çayan’ın öldürüldüğü olayda samanlıkta saklanmış biri. Kürt olmayan Kürtçü solcu Önder ise şimdi hapiste…
HDP, hiç Kürt halkının derdi ile dertlenmedi. Ne aş, ne iş, ne huzur…
Çözüm sürecinde kirli emelleri için Güneydoğu’yu köstebek yuvası yapıp kan gölüne çevirdiler… Bölge esnafını tehdit ederek sürekli kepenk kapattırdılar.
Yasa dışı eylemlerinde sürekli polisle çatıştılar…
Halkın kendilerine teslim ettiği belediyelerin imkânlarını PKK’ya taşıdılar, yataklık yaptılar…
Mesela eş başkan kızıl Sezai Temelli Kürt değil ve KHK ile İstanbul Üniversitesinden atılanlardan… ÖDP’den ayrılıp HDP’nin kuruluşunda yer aldı. HDP’nin eş başkanı…
“23 Haziran’da CHP’ye oy verirseniz Kandil’in yolu açılır” itirafı ile “Bugün Türkiye’nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Geldiler bu toprakları da kuruttular” küstahlığı ona ait…
Bu kızıl Temelli, 31 Mart sonrası “İstanbul ve Ankara’yı İmamoğlu ve Yavaş değil HDP yönetecek” diyen adam…
Şimdi de “Kayyımları nasıl süpürdüysek İstanbul’u da süpüreceğiz” diyor…
Kürtçü Buldan, Hakkari’de memur iken daha sonra öldürülen, teyzeoğlu eski bir uyuşturucu kaçakçısı PKK’lı ile evlendi…  İstanbul’da “cumartesi anneleri”nin elebaşılarındandı. HDP eş başkanı…
Kürtçü Buldan demokrasi ittifakı dediği “zillet ittifakı”nın adayı İmamoğlu’nun aldığı oy için şöyle diyor: “İmamoğlu'nun başkanlığında 'Kürdistani partiler’in payı var.”
Kürdistani partiler kim? Müttefikleri Y-CHP/İP/SP…
HDP, asla bir Türkiye partisi olmadığı gibi asla Kürt kardeşlerimizi de temsil edemez…
Bunlar, TBMM araçları ile terörist ve silah taşıma ihanetini gösteren taşeronlar…
Birçok Ermeni'yi barındıran PKK’nın siyasî uzantısı ve maşası…
19 Mayıslarda  “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” çığlığı atan Y-CHP’liler nasıl bir kirli iş birliğinin içindeler?
Kürtçü Sakık’ın kendilerine yaptığı “İt sürüleri” hakaretine razılar mı?
Ve Y-CHP’ye bir uyarı daha:
Zırt pırt başvurduğunuz meşhur “367 mucidi” Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, 2002’de DEHAP'ın seçimlere girmesini engellemek için başvurmuş ancak YSK, DEHAP'ın seçimlere katılmasına karar vermişti…

Haberiniz ola!

Türk milleti bu tuzağa düşmez


Türk milleti üzerinde oyun oynayanların, sonu hep hezimet, hep bozgun, hep de acı olmuştur. Bir seçim kazanmanın telaşında değiliz. Ülkemize, milletimize, bekamıza, geleceğimize sahip çıkmanın derdindeyiz.

Birkaç belediye ele geçirdiler ya, gerisini getirip ülkeyi kaosa sürükleyeceklerine olan inançları iyice arttı. Şimdi çok daha hevesli saldırıyor, akla hayale gelmeyecek yalanlara başvuruyor, gafletten ihanete her yolu deniyorlar. 23 Haziran İstanbul seçimlerinde istedikleri sonucu elde etmeleri durumunda daha da azacak ve ülkeyi kilitleyeceklerdir.

SİZİ BİRARAYA GETİREN ŞEY NEDİR?

  Bütün bunları yapıyorlar, sonra da dönüp büyük bir pişkinlikle, erdemden, ahlaktan, davadan, dürüstlükten, samimiyetten dem vuruyorlar. Kendilerine, “bırakın işbirliği yapmayı, bir araya gelmeyi aynı havayı bile teneffüs etmeye tahammül gösteremediğiniz halde, sizi bir araya getiren şey nedir?” diye soruyoruz, duymazdan geliyorlar. Sicillerinin büyük bölümünü oluşturan belgeli yalanlar, hukuk kararları ile kesinleşmiş hırsızlıklar sanki kendilerinin değilmiş gibi, üste çıkıyorlar. Yaptıklarını gizlemek ve ihanetlerini milletten kaçırmak için de, arkadan dolanıyor, “MHP geçmişte şunları söylemişti, AK Parti şöyle yapmıştı” gibi ezberleri tekrarlayıp zihin bulandırmaya uğraşıyorlar.

BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜK

  Bin defa anlattık, aslında çok da iyi anladılar, ama işlerine gelmediği için aynı sakızı çiğneyip duruyorlar. Be hey gafiller, MHP hangi söylediğini inkar etti, hangi yaptığından vazgeçti? MHP’nin tarihi şan ve şerefle yazılmıştır. Geçmişte söylediklerinin hepsi kendi sitesinde duruyor. Ülkemizin ve milletimizin menfaatleri o zaman onu gerektiriyordu. Söylenenlerin doğruluğu ve haklılığı ispatlandı.Sonra 15 Temmuz gibi dünya tarihinde görülmemiş bir ihanet yaşandı. Türkiye ile meselesi olan içeride ve dışarıda her kim varsa, saldırıya geçti. MHP gibi bu ülkenin teminatı olan bir parti, AK Parti’nin gitmesi uğruna memleketimizin felakete sürüklenmesini göze alacak mı zannettiniz?Bunu siz yapabilirsiniz, zaten yapıyorsunuz, ancak MHP için ülkenin bölünmez bütünlüğü her şeyin önünde ve üstündedir. Anlamadığınız, anlasanız da işinize gelmeyen şey tam olarak budur. MHP siyasi menfaatlerinin, küçük oy hesaplarının peşinde koşmuyor, bekamıza sahip çıkıyor.

BİRBİRİNİZE YAKIŞIYORSUNUZ

  Hadi sizde çıkın, ne dünya görüşü, ne siyaset gerçekleri, ne geçmişte, ne gelecekte hiçbir şekilde aynı hedefte olmadığınız halde, sizi bir araya getiren şeyin ne olduğunu bu millete bir anlatın. İhanet derseniz, alası sizin aranızda yaşandı. PKK’dan başlayıp FETÖ’ye uzanan terör örgütlerini temize çıkarma gayretini büyük bir fedakârlıkla yapanlar sizler değil miydiniz? Selahattin Demirtaş’a güzellemeler için aranızda yarışa girmediniz mi? Hakaret derseniz, su katılmamışını birbirinize karşı kullandınız. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu PKK ve uzantılarına kol kanat germekte bir sakınca görmüyor, ama ortaklık kurdukları İP’in Genel Başkanı için, “Kişisel olarak ben, Meral Akşener’in geçmişte namussuz ve aktif siyaset yaptığı, devlet yöneticiliği yaptığı dönemlerdeki duruşunu unutmayanlardanım. Meral Akşener gibi geçmişin kirli siyasetçilerinden Türkiye’nin merkez sağını dolduracak gibi çok umut vadeden cümleler kurmayı da siyasetçi olarak her şeyden önce kendime yakıştıramıyorum.” diyebiliyor. Kim kime ne yakıştırır onu bilemem, ama birbirinize çok yakıştığınız muhakkak.

İSTANBUL’UN KAYBA TAHAMMÜLÜ YOK

  Erdemden uzaklaşmış, utanma duygusundan mahrum kalmış, doğruluğu kaybolmuş siyasi ihtiras sahiplerinden dürüstlük ve samimiyet beklemek beyhudedir. İstanbul gibi, fethi Peygamber Efendimiz tarafından müjdelenmiş bir mübarek şehir böyle bir zihniyete, böyle bir kirli ortaklığa teslim edilemez. Bir defa daha altını çizerek söylüyorum, İstanbul’un zilletin eline geçmesi kaybın ötesinde, çok büyük bir yıkım olur. Zaten büyük sorunları olan bu müstesna şehrimizin 5 yıl gibi bir zamanı kaybetme lüksü yoktur. İddia edilenin tersine, İstanbul’un zillete teslimi halinde çok, ama çok kötü şeyler olacak.

HUKUK GEREĞİNİ YAPTI

  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleri, bir ilin alanıyla sınırlı değildir. Bu seçimler aynı zamanda geleceğimizin seçimidir. Sayın Bahçeli’nin belirttiği gibi, İstanbul iftiharımızın mihveri, istiklal haklarımızın mektebidir. Bu aziz kenti hukuksuzluklara rehin bırakamayız. Bu aziz kenti ihanet senaryolarına, sandık yolsuzluklarına kurban veremeyiz. Unutmayalım ki, 31 Mart’ta İstanbul’un önü kesilmek için hesap üstüne hesap yapıldı. İstanbullu kardeşlerimizin iradeleri gasp edilmek için tezgah kuruldu. Sahada kazanamayanlar, sandık oyunlarına teşebbüs ettiler. Sonuç itibariyle İstanbul seçimlerine şaibe karıştığı netleşti, teyit edildi ve hukuk gereğini yaptı.

YİNE ÖYLE OLACAK  


  Zilletin hesapları, bu kirli oyunun içinde olanların beklentileri kendilerini bağlar. Türk milleti bu tuzağa düşmeyecektir. Türk milleti üzerinde oyun oynayanların, sonu hep hezimet, hep bozgun, hep de acı olmuştur. Yine öyle olacaktır. Bir seçim kazanmanın veya kaybetmenin telaşında değiliz.Ülkemize, milletimize, bekamıza, geleceğimize sahip çıkmanın derdindeyiz. Ve bu yoldan hiçbir şekilde, hiçbir şartta dönmemiz mümkün değildir.

Üç soruda dağıldı gitti

Ekrem İmamoğlu’nun gerçek yüzü Ahmet Hakan’ın sunduğu programda tamamen ortaya çıktı. Yani maskesi düştü. 31 Mart seçimleri öncesi “herkesi kucaklayan, sevgi pıtırcığı, hoşgörülü” diye pazarlanan Ekrem İmamoğlu’na dikkat ederseniz mazbatası elinden alındığı günden bu yana çok gergin, çok stresli, sesini gereğinden çok yükseltiyor, kızıyor, bağırıyor, sinirlerine hâkim olamıyor.
Belli ki bir kaygısı var. Rahat değil…
Ahmet Hakan’ın programı Ekrem İmamoğlu’nun bugüne kadar nasıl rol yaptığının ispatı olmuştur. Ben kendisini tanıdığım ilk günden itibaren “yapmacık, sinsi, kurnaz” diyordum ama tam tanıyamamış olanlar için bu program bir ölçü olacaktır.
Şişirilen bir balon ve hormonlu kahramanlık yüklenilen biri olduğu çok net görülmüştür.
Programda olmayanları “oldu” diye, olanları “olmadı” diye sunması ve bugüne kadar inkâr ettiklerini kabul etmesi en çok göze batanlar olmuştur.
Esenler Belediye Başkanı ve İBB Meclisi AKP Grup Başkanvekili Tevfik Göksu Yunan medyasında çıkan haberleri hatırlatarak aynen şunları demişti:  “Yunan medyası İstanbul’u Yunan kazandı diyor! Bir dakika ya bu arkadaş nereli? CHP’nin adayı nereli? Trabzonlu! Ee nasıl olur, Yunan medyası İstanbul’u Yunan kazandı dedi. Bunlardan bir ses çıkmadı?”
Ahmet Hakan da Ekrem İmamoğlu’na programda bu konuyu sordu.
Bu konuyla ilgili Ahmet Hakan ve Ekrem İmamoğlu arasında geçen diyalog aynen şöyle:
Ekrem İmamoğlu :‘’Uydurma bir yerel gazete, bana diyorlar ki niye cevap vermiyorsun? niye cevap vereceğim? Yunansa yunandır, Rumsa Rumdur, bu ülkede Rum var mı? Var, Yunanlı var mı? Var, işte ne biliyim Ermeni vatandaşımız var mı? Var, herkes var benim de secerem belli yani. İmamoğlu ailesini kime sorsan Trabzon’da tanırlar. Seceresinin nereden geldiğini, ben şimdi oturup da seceremi mi anlatacağım? Kime? Aklı kıt bir belediye başkanına, “aklı kıt”, “cahil”, iftira atıyor ya. Kim derse ona “aklı kıt” derim, kim derse bakın.
Ahmet Hakan: Diyor ki “Bir Yunan medyasında bir haber çıkmış, Ekrem İmamoğlu İstanbul’u fetheden Yunanlı diye, Ekrem İmamoğlu nereli? Trabzonlu, e niye cevap vermiyor bu habere? Ben Trabzonluyum kardeşim bana nasıl böyle bir şey dersin” diye.
Ekrem İmamoğlu: Siz anladınız ne demek istediğimi diyor böyle göz işareti yapıyor, iyi izleyin o zaman.
Ahmet Hakan: Ben izledim, 80 defa izledim.
Ekrem İmamoğlu: Yani “Yunanistan’daki bir yerel gazeteye Ekrem İmamoğlu ne için cevap vermedi? Anladınız onu.”
Ahmet Hakan: Anladınız onu demiyor.
Ekrem İmamoğlu: İzleyin, izleyin.
Ahmet Hakan: Peki beraber izleyelim programdan sonra.
 Ekrem İmamoğlu hem hakaret ediyor, hem de söylenenler ortada iken resmen yalan söylüyor. Buyurun o videoyu tekrar tekrar herkes izlesin. Bakın bakalım Ekrem İmamoğlu’nun dediği gibi mi?
 Ahmet Hakan, “maddi hataların neden büyük bir çoğunluğu Binali Yıldırım’ın aleyhine?” diye sorduğunda Ekrem İmamoğlu itiraf gibi  “O bilgisayar başındaki insanların hatası.” açıklamasını da yaparak aslında oyların çalınma sistemini de göstermiştir.
CHP geçersiz oyların yeniden sayılması için AKP'nin yaptığı başvurunun kabulünün hukuka aykırı olduğu ve durdurulmasını talep ettiği halde bunu inkâr eden şu diyaloğu yaşattı.
Ahmet Hakan: Neden "oylar yeniden sayılsın" demediniz, neden itiraz ettiniz oyların tümünün sayılmasına?
Ekrem İmamoğlu: İtiraz etmedik biz.
Ahmet Hakan: Siz dilekçe vermediniz mi tümü sayılmasın diye?
Ekrem İmamoğlu: Tabii ki.
Ekrem İmamoğlu’na niye güvenilmez gözüyle baktığımı bu programda bir kez daha anladım.
Ekrem İmamoğlu “kazanan” olmak için her yola başvuracak, her türlü karanlık odaklarla işbirliği yapacak karakterde birisidir. Mazbatasını alır almaz “Demirtaş’ın çizgisini çok beğeniyorum” demesi aslında onun çakma bir Trabzonlu ve Karadenizli olduğunun ispatı olmuştu. Trabzon’a HDP giremezken “HDP aday çıkarmıyor beni destekliyorsa, HDP seçmeninin başımın üstünde yeri var” diyen Ekrem İmamoğlu üzerinden Trabzon ve Karadenizlilik tartışması bile zaman kaybıdır.
Ekrem İmamoğlu bir projedir. Ama kendinin dediği gibi “Ben bir projeyim. Tümüyle bir proje aslında, bu proje Atatürk Cumhuriyeti’nin projesi.” şeklinde değil…
Ekrem İmamoğlu Atatürk’ün miras bıraktığı Türkiye Cumhuriyetini bölmek ve parçalamak isteyenleri başının üstünde taşıyan, onların çizgisini çok beğenen bir projedir.
Öyle bir proje ki Ahmet Hakan gibi 2-3 gazeteci daha soru sorarsa dağılıp gidecek…
Ne diyordu o meşhur şarkının sözlerinde…
Of bu ne sinir bu öfke
Aman bir telaş bir acele
Herkes birbirini boğacak
Bu gidişle sonumuz ne olacak
Şişt şişt sakin ol sinirlerine hâkim ol
Şişşt Şiişt sakin ol sinirlerine hâkim ol

Sana armağan ediyoruz bu şarkıyı Ekrem İmamoğlu…





21 Mayıs 2019 Salı

Rahat ol Ümit Özdağ, HDP-PKK ilişkiniz bitmez!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ



Yıldıray Çiçek
YILDIRAY ÇİÇEK

Ümit Özdağ MHP’de siyaset yaptığı günlerde, bir gün bana “Türkiye’nin en iyi polemik yazarısın. Senin Türkiye genelinde daha çok okunman gerek” diyerek Ortadoğu gazetesinden başka bir gazetede yazmam için transfer teklifinde bulunmuştu.

Ümit Özdağ MHP’de siyaset yaptığı günlerde, bir gün bana “Türkiye’nin en iyi polemik yazarısın. Senin Türkiye genelinde daha çok okunman gerek” diyerek Ortadoğu gazetesinden başka bir gazetede yazmam için transfer teklifinde bulunmuştu. Buna dayanarak Ümit Özdağ’ın “Öcalan- avukat görüşmesi, yeni Oslo sürecidir” açıklamaları üzerinden biraz onunla polemik yapmak istiyorum. Ümit Özdağ yıllarca MHP üzerinde karanlık oyunlar oynayan, MHP’yi ele geçirmek için tezgâh, kumpas temelinde her türlü kara propagandayı yapan biriydi. “Belki biraz adam olur” diye MHP’de MYK üyesi, milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı gibi görevlere dahi getirilmişti. Olmadı, olamazdı. Çünkü ipi her daim başkasının elindeydi.

TÜRKİYE’DE, FARKLI GELİŞMELER OLACAK DEMİŞTİ

Kendisiyle adeta kanlı bıçaklı olduğum halde bir gün ona geçirdiği ameliyat üzerine “geçmiş olsun” ziyaretine gitmiştim. Onunla, o ziyarette sohbet ederken konu 2005 yılında birden ortaya çıkıp MHP’de muhaliflik yapmaya başladığı günlere gelmişti. O günlere dair şahitlerin huzurunda bana “2005 yılında Sayın Genel Başkanım bana bir oda, bir makam verse, gel Ümit şurada çalış dese muhalif olmazdım, hatta beni bitirirdi” demişti. Bende bu sözünün karşısında “Hocam şimdi hepsini verdi, o zaman sizi şimdi tümden bitirdi” diye espri yaptığımda koltuğunda gülmekten ölüyordu. Bu muhabbet onun makam odasında geçmişti, kendisi MHP Genel Başkan Yardımcısı idi. Aynı sohbet içinde de “Türkiye’de farklı gelişmeler oluyor, olacak” diyen de Ümit Özdağ idi. Çok ilginçtir bu muhabbetten 2 hafta sonra MHP’deki görevlerinden istifa etti. Aylar sonra da 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Kendisi de bugün tüm FETÖ unsurlarının canla başla desteklediği Meral Akşener’in partisinde milletvekili… Acaba o bahsettiği “Farklı gelişmeler” neydi?
“Bir oda ve makam verilse muhalif olmazdım” diyen adam bu sözünden iki hafta sonra MHP’de makamı ve yüksek görevi olduğu halde niçin istifa etmişti? Bu konuyu defalarca yazdım, defalarca soru sordum. Ama bir türlü cevabını bulamadım. Bu konunun her daim takipçisi olacağım elbette. Gelelim “Öcalan- avukat görüşmesi, yeni Oslo sürecidir” başlığı altında söylediklerine…
Terör örgütü PKK ve onun siyasi uzantısı HDP hakkında bir hassasiyeti var mı desek, olsa zaten dört yıldır PKK ve HDP ile kol kola olan CHP gibi bir partinin kucağına oturarak milletvekili seçilemezdi. Biliyorsunuz Ümit Özdağ’ın partisi İP, CHP ile ittifak yapmasaydı %9.96 oy oranıyla baraj altında kalıyor ve böylelikle kendisi de milletvekili olamıyordu.
31 Mart seçimlerinde de kendi partisi İP, HDP ile ittifak yaparak Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de, Hatay’da, Bursa’da ve birçok yerde CHP’nin adayına oy vermiştir. Ümit Özdağ’ın nerede oy kullandığını bilmiyorum.
İstanbul’da oy kullandıysa “İttifakınızda HDP var mı?” sorusuna “İttifakımız içinde HDP de var” diyen, “HDP seçmeni bana oy veriyor, ben de onları mutlu edebiliyorsam ne mutlu bana” diyen Ekrem İmamoğlu’na oy vermiştir.
Ankara’da oy kullandıysa “HDP ile görüşecek misiniz?” sorusuna “Ona ajans karar verecek” diyen Mansur Yavaş’a oy vermiştir.
İzmir’de oy kullandıysa “HDP’nin gücüne güç katacağım” diyen Tunç Soyer’e oy vermiştir.
HDP’NİN OY VERMEMESİNDEN KORKUYORLAR
CHP son dört yıldır AKP’den devraldığı HDP bakıcılığı ve PKK açılımını yapmaktadır. Ümit Özdağ da buna siyasi destek verdiği gibi, oy vererek katkı sağlamıştır. Milletvekili olduğu partisi son dört yıldır PKK açılımı yapan CHP ve PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP ile ittifak yapacak ve Ümit Özdağ çıkacak “Öcalan ve Avukat görüşmesi” üzerinden senaryolar yazacak. Buna rahatlıkla “vay be” denilebilir.
Ümit Özdağ’ın “Öcalan- avukat görüşmesi, yeni Oslo sürecidir” cümlesi olsa olsa “31 Mart’ta PKK bizi destekledi, HDP bize oy verdi, şimdi vermeyecek” korkusudur. Ümit Özdağ’ın korkmasına gerek yok “Öcalan- avukat görüşmesi” gerçekleştikten iki hafta sonra terör örgütü KCK(pkk) Eşbaşkanı Besa Hozat “23 Haziran’da İstanbul’da Kürtler AKP-MHP faşist blokuna karşı kim çıkacaksa, bu CHP’nin adayı İmamoğluysa İmamoğlu’na, destek verecektir. Biz inanıyoruz ki 23 Haziran’da da bu strateji başarı kazanacaktır. İstanbul seçimlerine HDP bu stratejiyle katılacaktır.” açıklamasını yaparak, KCK üst düzey yöneticisi Duran Kalkan da hem Ekrem İmamoğlu’na desteklerinin devam edeceği, hem de çeşitli uyarılarda bulunarak “CHP’liler, CHP’den seçilmiş insanlar doğru durmalı, dikkatli durmalı. Ekrem İmamoğlu ‘Herkesi kucaklayacağım, oy vereni de vermeyeni de’ dedi. İyi... Ama oy verenleri unutmamalı. Ters şeylere girmemeli. Girerse toplum kendisine nasıl güven duydu, onu tekrar geri almasını da bilir. Öyle olmamalı. Seçimin ortaya çıkardığı bir siyasi tablo var. AKP-MHP iktidarı kaybetmiştir. Yeni bir yönetim gerekiyor. O halde yeni bir yönetim istenmeli.” açıklamasını yaparak Ümit Özdağ’ın korkusunun, kaygısının gereksiz olduğunu göstermiştir.

PERVİN BULDAN’IN AÇIKLAMASI, ÖZDAĞ’I RAHATLATTI

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan da Kandil’deki teröristbaşlarının ardından “Şimdi İstanbul için ‘Her şey çok güzel olacak’, ‘İstanbul başka güzel olacak’ diyorlar. Biz de diyoruz ki; inanın anneler inanın Türkiye halkları, sonuç muhteşem olacak! İstanbul’da 23 Haziran’da yapılacak seçim tam anlamıyla bir referandumdur. Halk iradesini hiçe sayan faşizmle demokrasi arasındaki bir referandumdur. HDP, 31 Mart’ta demokrasiye aralanan kapının açılması ve Türkiye halklarının aydınlık bir geleceği kavuşması için 23 Haziran’da aynı kararlı tutumunu sürdürecektir. “ açıklamalarını yaparak Ümit Özdağ’ı herhalde gevşetmiş ve rahatlatmıştır.
Rahat ol ve stres yapma Ümit Özdağ, ittifak ortağınız HDP 31 Mart’ta nasıl sizinle beraber CHP’ye oy verdiyse, 23 Haziran’da da aynı tavrını sürdürecektir. Bizim dememize inanmıyorsan, işte terör örgütü PKK’nın ve HDP’nin açıklamaları ortadadır. Geçmişte Oslo’yu, Habur’u, Dolmabahçe’yi, çözüm sürecini yapan AKP’nin şimdi gizli bir ajandası var mı bilemeyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çözüm süreci diye bir şey söz konusu değil” sözü şimdilik herkese ölçü olmalıdır. Biz, 15 Temmuz sonrası başlayan kararlı terörle mücadele tutumunu destekliyoruz. Bu mücadele de tavizsiz devam ediyor. Son 3 yılda öldürülen yaklaşık 9 bin terörist, son iki haftada öldürülen 20-30 terörist bunun delilidir. O 9 bin teröristin, 4600’ü Afrin operasyonunda öldürülürken, Ümit Özdağ’ın partisi “Biz Afrin operasyonuna baştan sona karşıyız” diyordu. Ümit Özdağ’ın kendisi de “Afrin’i almak için ne veriyorsunuz?” diyerek bu operasyonu sulandırmaya ve Türk Ordusu’nun motivasyonunu bozmaya çalışıyordu. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kurduğu cümlelerin önünü ve arkasını keserek, tüm gazetecilerin şahit olduğu ortamda ironiyle söylediği “Bana sorarsanız avukatıyla görüşsün. Yani görüşmese dahi bunlar Kandil’den haberleşiyorlar zaten.” sözü üzerinden “Avukat ile görüşmesinde sakınca yok dediğiniz zaman Oslo sürecinde sakınca yok demektir. Fikrim yok dediğiniz zaman, yeni Oslo sürecine karşı çıkmıyorsunuz demektir. “ eleştirisi yaparak, bir zamanlar “Devlet Bahçeli’yi savunmak, Anayasa’nın ilk 3 maddesini savunmaktır” (12 Nisan 2011/Konya) dediğin bir Lidere iftira atmaya utanmıyor musun Ümit Özdağ?

HER ŞEYE KONUŞAN SEN, ALÇAKLIKLARA SUSMUŞTUN

Geçen gün senin gibi büyük stratejik uzman(!) olan Sinan Oğan’a da, kurduğu partiyi CHP-HDP yancısı yapan Genel Başkanın Meral Akşener’e de hatırlattım ve aynı cümlenin devamındaki “Bunu büyüterek, farklı noktalara getirerek hele hele PKK, onun YPG’siyle, onun HDP’siyle iş birliği yapıp seçim kazanma sevdasına kapılanların ağızlarına böyle bir görüşmeyi almamaları lazım.” cümlesini kime söyledi MHP Lideri Devlet Bahçeli?
Size söyledi size!

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türk devletini yöneten iradeyi Oslo’nun, Habur’un, Dolmabahçe’nin kapısından çekip alan, çözüm süreci ihanetini parçalayan bir lider iken onu “Oslo sürecini başlatmakla” suçlamak gafillik ve ileri derecede siyasi ahmaklıktır.
Ümit Özdağ “Özetlersek ‘Al Suriye’nin kuzeyini ver İstanbul’u oyunu’ oynanıyor.” diyorsun…
İşte burada mayına bastın… Ayağını çekme havaya uçacaksın…
Cumhur ittifakı “İstanbul’u almak için Suriye’yi vermek istiyorsa” siz 31 Mart seçimlerinde HDP’ye “Ver İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, Hatay’ı, İzmir’i ve diğer illeri” diyerek neyi vermiştiniz?

HDP’li Barış Yarkadaş ve senin seçim çalışmalarında yanyana oturarak poz verdiğin terörist sevdalısı Canan Kaftancıoğlu “Demirtaş çağrısı ve HDP’nin oylarıyla kazandık” diyorsa, kazanırken verdiğiniz bir şeyler olmalıdır değil mi Ümit Özdağ?
Mesela HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli “Kürdistan’da biz kazanacağız, Batı’da da AK Parti ve MHP’ye kaybettireceğiz” dediğinde senin genel başkanların Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu susmuştu.

Car car herşeye konuşan sen bu alçaklık karşısında susmuştun!

Ne diyelim şimdi?

Mesela “CHP ve İP, HDP sayesinde kazandığı yerler adına Kürdistan’ı verdi?” mi diyelim?

“Terörist Demirtaş’ı cezaevinden çıkarma sözünü verdi” mi diyelim?

Gerçi HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli geçtiğimiz hafta çıtayı yükseltti ve “23 Haziran’da CHP’ye oy verirseniz, İmralı’nın yolu açılır.” dedi. Siz de yine CHP’nin adayını destekleyeceğinize göre İmralı’daki alçağın yolunu açacak olan da yine sizsiniz. Ya da siyasi önderin Kemal Kılıçdaroğlu dört yıl önce “YPG terör örgütü değil, vatanını koruyan oluşum” dediğinde ve 2 ay önce “Türkiye’nin beka sorunu yok. YPG bize saldırmaz.” derken Suriye’yi YPG’ye mi bırakmıştı?
“Bana göre Öcalan’a daha ılımlı işte bir ev hapsi gibi imkân tanınarak, ister televizyonla, ister telefonla, görüntülü, görüntüsüz, gibi bir ortam sağlanması gerekir. Sekreter verilmesi ve ortamının iyileştirilmesi gerekir” diyen adamı partinize Genel Başkan yardımcısı yaparak HDP’ye verdiğiniz mesaj yerine ulaştı sanırım?

Biz yaşananlardan, siz ise şizofren siyaset tarzıyla olayları değerlendiriyorsunuz Ümit Özdağ…
Siz Allah’tan korkmadan, Türk milletinden utanmadan sırf kazanmak uğruna HDP ile ittifak yaptınız. Şimdi görüyorsunuz Kandil sizi “CHP kendine oy verenleri unutmamalı. Ters şeylere girmemeli. Yoksa desteğimizi geri alırız” diye uyarıyor ve tehdit ediyor. CHP ve İP’ten bu alçaklığa karşı zerre ses çıkmıyor.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin sözlerinin önünü arkasını keserek, kendi ihanetlerinizin üzerini örtmeye çalışırsanız böyle rezil olursunuz. Ümit Özdağ İP isimli partinizi kurduğunuzda zaten “Bu parti Ülkücü bir parti olmayacak” demiştin. Ama tam bir “CHP-HDP yandaşı” oldu… Terörist Demirtaş’a “Oyunuzu Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Meral Akşener’in partisine verin” dedirtecek kadar PKK’ya şirin görüntü çizdiniz. Büyük strateji uzmanı Ümit Özdağ, bir gün de bu konuyu değerlendirsen!

Kandil ve HDP sizin partiyi aile içinden görürken, PKK ve HDP’ye nefes alamadığı süreci başlatan MHP ve Devlet Bahçeli’ye iftira atmaya utanmayacak kadar nankör ve projesiniz…
Ümit Özdağ bu ara bir ABD ve İngiltere gezin olacak mı?
Olacaksa polemiklere dönünce devam ederiz.



MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kurduğu cümlelerin önünü ve arkasını keserek, tüm gazetecilerin şahit olduğu ortamda ironiyle söylediği “Bana sorarsanız avukatıyla görüşsün. Yani görüşmese dahi bunlar Kandil’den haberleşiyorlar zaten.” sözü üzerinden “Avukat ile görüşmesinde sakınca yok dediğiniz zaman Oslo sürecinde sakınca yok demektir. Fikrim yok dediğiniz zaman, yeni Oslo sürecine karşı çıkmıyorsunuz demektir. “Eleştirisi yaparak, bir zamanlar “Devlet Bahçeli’yi savunmak, Anayasa’nın ilk 3 maddesini savunmaktır” (12 Nisan 2011/Konya) dediğin bir Lidere iftira atmaya utanmıyor musun Ümit Özdağ?


15 Nisan 2019 Pazartesi

Bu hayalet milliyetçiler hangi fabrikada üretiliyor?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ









Bu isimlerin tamamı bu seçimlerde oyunu CHP’ye vermiş ve
CHP’nin başarısı için çalışmış kişiler… Hepsinin ortak özelliği MHP’de siyasete başlaması ve daha sonra parti parti gezmeleridir. Bu öyle sıradan bir gezme değil, pervaneyi bunlarla yarıştırsan pervane bunların hızına erişemez. Bu isimler içinde biri televizyonda konuşsa, gazete ve dergide yazı yazsa yahut bir röportaj verse direkt diğer dördü gözümün önüne gelir. Hep de kendi kendime sorarım. ‘Acaba bunlar bir fabrikada tek tip özel mi üretildiler?’ diye… Önce MHP’ye sızdırılmışlar, sonra hepsi Türkeş düşmanı olmuş ve ömürlerinin büyük bölümünü MHP düşmanı olarak geçirmişlerdir. Bunları tek yahut toplu gördüğümde aklımdaki oluşan kanaat budur. “Yanlış düşünüyorsun” diyen de varsa buyursun bu konuda atomu parçalamaktan daha zor bir işe girişsin…

Hepsinin ortada “kutsanmış ağabey” gibi dolaşmasını sağlayan da MHP’de kazandıkları eski kimliklerdir. Aslında bunların ideolojisi, siyasi kimlikleri bir hayaletten ibarettir. Parti parti gezen adamın bir ideolojisi, kimliği mi olur? Sadi Somuncuoğlu: MHP, ANAP, MHP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Namık Kemal Zeybek: MHP, ANAP, DYP, MHP, DP, BBP, Doğu Perinçek yanaşması, İP, CHP Yaşar Okuyan: MHP, Anavatan, DYP, MHP, Hürriyet ve Değişim Partisi, Halkın Yükselişi Partisi, Vatan Partisi, CHP Agâh Oktay Güner: MHP, ANAP, DYP, Doğu Perinçek yanaşması, #İP, CHP Yılma Durak: MHP, ANAP, DYP, İP, CHP Hayatımızın son demlerinde “edebimizle, adabımızla oturalım” da demiyorlar. “Ne yaparız, ne ederiz de son nefesimizi MHP düşmanlığı yaparak veririz” diye çırpınıyorlar. Geçmişte “MHP ve Alparslan Türkeş düşmanlığı” bunları motive ediyordu, günümüzde de “MHP-Devlet Bahçeli düşmanlığı” motivasyonlarını sağlıyor. MHP’ye zarar verecek hangi oluşum varsa anında zehirli ot gibi orada yeşeriyorlar, Devlet Bahçeli düşmanlığı için de, o ne yaparsa tersini yaparak misyonlarını yerine getiriyorlar.
Bir zamanlar gördüğü düşmanlıklar yüzünden Başbuğ Türkeş’in bile “Sadi Somuncuoğlu’nu genel başkan yardımcısı yapan benim. Sadi Somuncuoğlu yanlış yoldadır” diye tarif ettiği Sadi Somuncuoğlu’nun düşünme sağlığı nasıl bir perişan haldeyse Yeniçağ gazetesinde “CHP-İP güzellemesi, MHP düşmanlığı yapacağım” diye “Ancak MHP’yi, Türkiye sıralamasında İYİ Partinin gerisine, 4. Sıraya düşmekten kurtaramadı.” gibi cümleler kurarak yine malum misyonunu sürdürmüştür. Oysa yağlama ve güzelleme yaparak şişirdiği İP isimli parti, Türkiye genelinde hiçbir Büyükşehir ve il belediyesi kazanamamış, toplamda 21 ilçe ve belde belediyesi kazanmış partidir. MHP ise 1 Büyükşehir, 10 il, 125 ilçe, 89 belde belediyesi kazanmış bir partidir. MHP İl Genel Meclisinde 1.976. 353 oyla % 18.81 oy oranıyla AKP’den sonra Türkiye’nin en yüksek oyu alan ikinci partisi iken, Sadi Somuncuoğlu’nun şişirmeye çalıştığı İP isimli parti 852.630 bin oyla % 8.12 oy oranıyla CHP’den sonra dördüncü partidir. Sadi Somuncuoğlu bu bilgileri vermeden aklınca kurnazlık yapıyor. MHP’nin başarısını gösteren asıl bu bilgidir.
“MHP 4. Sıraya düştü” diyen Sadi Somuncuoğlu’nun karakteri MHP düşmanlığı uğruna 80 yaşında yerlere düştükçe düşüyor. Sadi Somuncuoğlu’nun Başbuğ Türkeş’ten bugüne MHP düşmanlığı yapması huyudur. Sadi Somuncuoğlu’nun 6 Ekim 1992 tarihinde Tercüman’a verdiği demeçte; “Türkiye’nin en güçlü kadrolarına sahipken, bunların küçük bir kısmını çatısı altında bulundurabilmek. Sayıca üstün, vasıfça yüksek değerde olan milliyetçi kadroların bir araya gelemeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroların bir araya gelmeyeceği bir ortam yaratmak. Büyük kısmı siyasetin dışında kalmış olan milliyetçi kadroları, sırf kendileriyle beraber değil diye hain, satılmış, ajan gibi haksız, yakışıksız ve ağır sözlerle itham etmek. Suçlamadan, asılsız ithamda bulunmadan konuşamaz bir ruh halinde bulunmak. Yüzde 2.9’luk oy oranıyla #Türkiye’nin en küçük partisi olmak” cümleleriyle nasıl Başbuğ Türkeş düşmanlığı yaptığını hafızalarımız unutmadı. O günlerde Başbuğ Türkeş’e düşmanlık zemini hazırlamaya çalışan Sadi Somuncuoğlu’na cevabı MÇP Genel Sekreteri olan Sayın Devlet Bahçeli “MÇP’nin oyları 1989 yerel seçimlerinde 4.1’e çıkmıştır. Hali hazırda yüzde 7 ile 8 arasındadır. Somuncuoğlu ve arkadaşları mücadele azim ve kararlılığından yoksun kişilerdir.” cümlesiyle vermişti.
Yıl 2019 Sadi Somuncuoğlu yine aynı… Son nefesine kadar da öyle olacaktır. Sadi Somuncuoğlu ve diğerlerini üreten fabrikanın bir ürünü de Namık Kemal Zeybek isimli şahıstır. Onun ismini ne zaman duysam kusasım gelir. Böyle basit adamlar nasıl olur da ortada “kutsanmış ağabey” olarak dolaşır aklım almaz. O da Sadi Somuncuoğlu’ndan geri kalır mı? Seçim değerlendirmesinde “MHP diye bir parti kalmadı” demiş… %18.81 oy oranıyla il genel meclisinde Türkiye’nin ikinci partisi olmuş, toplamda 235 belediye kazanmış MHP’ye bunu diyen bir adamın sizce çalışan beyin hücresi kalmış mıdır?
Gerçi Namık Kemal Zeybek’in özelliği budur. 3 Temmuz 1988 günü “Pazar Sohbeti” adı altında Emin Çölaşan’la yapmış olduğu bir söyleşide de “MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı diye bakıyorum. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum.
MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir.” cümlesini de kuran aynı Namık Kemal Zeybek idi. 31 yıl önce bu cümleyi kurmuş, bugün o cümlesini tekrarlıyor. Dün Başbuğ #Türkeş zamanı MHP düşmanlığı yapıyordu, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli zamanı bu düşmanlığı sürdürüyor. Beynine ne yükledilerse 31 yıl geçse de değişen bir şey yok… Kamuoyuna bu tür açıklamalar yapıyor ama yüz yüze geldiğin vakitte çok değişik bir kimliğe bürünüyor. 2014 yılında Ankara kalesinde tesadüfen karşılaşıp, tanıştığım ve 15 dakikalık sohbetimizde bana “Devlet Bey milli her konuda haklı çıktı.
Biz onu anlayamadık. Bol bol selamlarımı götür” diyen de bu Namık Kemal Zeybek’ti. Bu sözlerinden sonra televizyon ve gazetelerde #MHP ve Sayın Devlet Bahçeli hakkında yine abuk sabuk açıklamalar yapmaya devam etti. Bakın tek tornadan çıkmış, aynı fabrika ürünü bu isimlere bir tanesi bile #CHP-PKK ittifakı hakkında bir kelime eleştiri yapamadılar. Yapamadıkları gibi hepsi oyunu CHP’ye verdi, CHP’ye çalıştı. Yaşar Okuyan ise bizzat CHP’ye katıldı.
Agâh Oktay Güner 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce “MHP’li akrabalarım HDP’ye oy verdi” diye MHP’nin niye HDP ile beraber hükümet kurmadığını sorguluyor ve saldırıyordu. Şimdi böyle bir adamdan CHP-PKK ittifakına yönelik tepki beklemek de elbette gereksizdir. Bunlar asla “kutsanmış ağabey” değil, ömürleri MHP, Başbuğ Türkeş ve Devlet Bahçeli düşmanlığıyla geçmiş elma kurtlarıdır. Sürekli kin, nefret, takıntı ve saplantıları sadece bu düşmanlıkları için diridir. Bunların milliyetçiliği hayalettir. Dün Başbuğ Türkeş’i beğenmiyorlardı, bugün Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin milliyetçiliğini, Ülkücülüğünü beğenmiyorlar. Ama PKK ile ittifak yapan, YPG avukatı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si başarılı olsun diye birbiriyle yarışıyorlar.
Bunları tek tip üreten fabrika bulunmalı ve imha edilmelidir. Aksi halde yine Sadi Somuncuoğlu, Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Agâh Oktay Güner, Yılma Durak gibi benzerlerinin üretilmesi demek Türk milliyetçileri içinde fitne, Ülkücü Hareket içinde fesat olacaktır. Biz bunların fitnesi, fesatı ve düşmanlıklarıyla uğraştık bizden sonraki Ülkücü nesilleri koruyalım bari… Hayalet milliyetçiler, hayalet avcılarından kaçamazsınız siciliniz ve arşiviniz ortadadır.

İktidar düşürmek için, vatan düşürmeye razı olanlar


31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrası bazı il ve ilçeler dışında neredeyse belediye başkanlarının büyük çoğunluğu mazbatasını alarak görevine başladı. İstanbul’da, bazı il ve ilçelerde ise itiraz odaklı yargı süreci devam ediyor. İlk defa bir yerel seçim, bu derece de terör örgütü pkk odaklı ve onun siyasi taşeronu HDP’nin gölgesinin düştüğü bir seçim olmuştur. Türk milletini bu konuda çok uyardık. Özellikle İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin, Antalya özelinde uyarı yazılarımızla tehlikelere dikkat çekmeye çalıştık. Ama sonuç itibarıyla bu illerde HDP ile ittifak yaparak sonuç elde eden CHP olmuştur. Bu illere yönelik “Biz yöneteceğiz” mesajını seçimlerden önce veren HDP, bu illerin belediyelerinde nasıl konumlandırılacak onu da zamanla göreceğiz.
Aslında bu seçimin özetini, merhum Necip Fazıl Kısakürek’in “Bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme pahasına, vatanı düşürmeye razıdır” sözü özetlemiştir. Şu an terör örgütü PKK’nın, teröristbaşı Öcalan’dan sonraki sözde önderi durumunda olan teröristbaşı Murat Karayılan seçimlerden önce “Türkiye’deki ‘demokrasi güçleri’ (CHP-SP-HDP-İP) demokratik kimseler, çevreler, sanatçılar, yazarlar Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı durmaları gerekiyor” açıklamasını yaparak; Cezaevindeki HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş “Sizi tarihin çöp sepetine göndermek için batıda CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz” açıklamasını yaparak; HDP Eş başkanı Sezai Temelli “Kürdistan’da kazanacağız. Batıda da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” ve “Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu seçilmişse bilecek ki HDP oylarıyla seçilmiştir. HDP’lileri yok sayarak, Kürtleri yok sayarak siyaset yapamaz” açıklamasını yaparak; PKK ve HDP’nin alacağı konumu göstermişti.
Kemal Kılıçdaroğlu da seçimlerden 3 ay önce Ahmet Türk ile gizlice buluşarak bu konumda kendi rolünü üstlenmişti. Sonradan deşifre olan görüşme için Ahmet Türk, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu biliyorsunuz, çok açık konuşmaz ama söylediklerimi onayladı. Karşı çıkışı olmadı. Yerel seçimlerde doğru adaylarla daha başarılı olunacağının kaçınılmaz olduğunu herkesin görmesi gerekir. Ortak bazı çözümler olması gerekir” açıklamasını yapmıştı. Bu kirli ittifakı ortaya seren daha o kadar örnek var ki, yaz yaz gazetenin sayfaları yetmez. Bu kirli iş birliği her yönüyle deşifre olduğu halde CHP, İP, SP hala inkâr etmeye çalışıyor. Bu ittifakı gizlemeden, saklamadan PKK’lılar, HDP’liler ve CHP’den Barış Yarkadaş çok net bir şekilde itiraf etmektedir.
Seçimlerden sonra CHP’li Barış Yarkadaş “Sağolsunlar CHP’ye Küçükçekmece’de 65 bin oy, Esenyurt’ta 106 bin oy vererek iki belediyeyi de kazanmamızı sağladılar. Adana’da, Mersin’de, İstanbul’da ve Ankara’da bütün siyasi ayrımları bir kenara bırakarak iktidara da bir uyarıda bulundular. (...) Bu seçimlerin en etkili aktörlerinden birisi Selahattin Demirtaş’tır” açıklamasıyla; HDP Eş Başkanı Sezai Temelli “Batı’daki hedeflerimizde başarılı olduk” diyerek; kayyum atanarak görevden alınan HDP’li Batman Belediye Başkanı Sabri Özdemir “HDP olarak beş büyükşehire kayyum atadık. Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya, Adana” sosyal medya paylaşımıyla; HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de “Kobani düşmedi. İstanbul düştü düşecek” mesajıyla, HDP eski Eş Başkanı terörist Selahattin Demirtaş “Muhalefet bloğu bu seçimlerle birlikte demokratik bir seçeneği ete kemiğe büründürmeyi başardı” açıklamasıyla tavırlarını netleştirdiler ve CHP, İP, SP gibi siyasi dansözlük yapmadılar.
İlginçtir 16 Nisan referandumunda kendileri yanında “Hayır cephesinde” yer aldığı için “üst düzey yöneticileri hapiste olmasına rağmen HDP’ye” şeklinde teşekkür eden Kemal Kılıçdaroğlu seçimlerden bu yana yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen, CHP’ye İstanbul( belli değil) Ankara, Antalya, Adana, Mersin, Hatay gibi illeri kazandırmasına rağmen hala HDP’ye teşekkür etmedi. Biliyorsunuz sinsi bir siyasetçi olan Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ile ittifak kurma tezgâhını 2014 tarihinde de denemişti. Bunu da şu an cezaevinde bulunan HDP’li Sırrı Süreyya Önder, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bizi destekleyin ama kimse görmesin kamuya açık olmasın, bu bize zarar verir” dediğini söyleyerek zaten yıllar önce deşifre etmişti. Velhasıl “Mustafa Kemal’in askerleri” olarak yanlış bildikleriniz yıllar önce “Öcalan’ın siyasi militanları” haline dönüşmüştür. Bu konu gerçekten çok uzun değerlendirilecek bir konudur. Yaz yaz bitiremeyiz. Ama çok açık ve net olarak 2014 yılından bugüne CHP’nin terör örgütü PKK güdümüne girdiği, içine HDP’nin kaçtığı tartışılmaz bir gerçektir. Gelelim asıl konumuza… Kendisine Türk milliyetçisi, ülkücü, eski MHP’li diyen, MHP’nin milliyetçiliğini, ülkücülüğünü beğenmeyerek ayrılanlar böyle bir CHP’nin güdümüne nasıl girmiştir? HDP, Kandil’den ve cezaevinden aldıkları talimatla oylarını CHP’ye akıtarak tavizsiz bir duruş sergilerken, Meral Akşener’in adı İYİ olan ama kötü projelerin taşeronu partisinin Genel Sekreteri Cihan Paçacı seçim sonuçlarını değerlendirirken diyor ki: “CHP’ye ilk kez sağdan oy akışı sağladık.”
Yani PKK’nın siyasi taşeronu HDP ile ittifak yapan CHP’ye oy akışı sağladığını söyleyerek bununla övünen ve HDP’li Sezai Temelli’nin “Kürdistan’da kazanacağız. Batı’da da AKP ve MHP’ye kaybettireceğiz” sözüne omuz veren eski bir DYP’li, eski MHP’li yeni İP’li... Utanmıyorlar, yüzleri kızarmıyor… Bir tane il belediyesi kazanamadılar ama AKP ve MHP’ye kaybettirmekle övünüyorlar. Gerçi kazanmalarının önündeki engeli “Partimizin sarı güneş amblemi siyah göründü. Vatandaş gitmiş, siyah güneşin altına değil de üstüne mühür basmış” açıklamasıyla komedyen üretkenlikle izah yapıyorlar. Terör örgütünün güdümündeki HDP ile aynı hedefte, aynı partiye oy toplamakla görevlendirilmiş bu İP’in gerçek yüzü budur. Bu yüzü tanıyan herkes, tanımayanlara anlatsın…
HDP’lilerin, PKK’lıların bayram havası estirdiği bazı büyükşehir belediyelerinin CHP’ye geçmesi demek, HDP’nin buralarda hücre evi oluşturacağının ön sinyalidir. Zaten seçimlerden önce bunu da çok açık herkese duyurdular. Bu İP’çilerde işte buna garsonluk yapmıştır. Ölmek ve öldürmek için kurulmuş bir terör örgütünün kurduğu bir parti olan HDP neyin karşılığında CHP’ye kendini adak etti? Önümüzdeki günlerde bunun kokusu her boyutuyla ortaya çıkacaktır. HDP’nin gücünü arttırmak için elimden gelen desteği vereceğim” diyen Tunç Soyer İzmir’de ne yapacak? “İttifakımızda HDP de var” diyen Ekrem İmamoğlu (eğer kazanırsa) İstanbul’da ne yapacak?

“Ajans izin verirse HDP ile görüşürüm” diyerek yola koyulan, HDP’nin tehdidi karşısında anında “Dilim sürçtü” duruşuna geçen Mansur Yavaş Ankara’da ne yapacaktır? Ne yapacaklar, hepsi HDP’ye diyet ödeyecektir… PKK’nın en büyük şansı ve umudu Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kemal Kılıçdaroğlu diyetini ödeyecek kadar gönlü geniştir, HDP de CHP’den diyetini alacak kadar CHP’nin içine girmiştir.

10 Mart 2019 Pazar

31 Mart Yerel Seçimlerine Giderken Partilerden Haber Var

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

DSP'li adaydan Süleyman Soylu'ya çağrı: Bu işe el atın!

DSP'nin Ankara Adayı Haydar Yılmaz, CHP'nin kendilerine saldırmaya başladığını söyleyerek, 'kimlerin yaptığını biliyorum, Sayın Süleyman Soylu'ya seslenmek istiyorum, bunun tedbirinin Sayın Bakanımızın emriyle alınacağına inanıyorum' dedi.
CHP'den birçok önemli ismin DSP'ye geçmesiyle birlikte iki parti arasında tansiyon yükseldi. Özellikle CHP'nin daha da hırçınlaşmasıyla aradaki gerginlik fiziksel saldırılara dönüşüyor.

"PANKARTLARIMIZI YIRTIYORLAR, SEÇİM OTOBÜSÜMÜZE SALDIRIYORLAR"

NTV canlı yayınında Funda Görey'in sorularını yanıtlayan DSP'nin Ankara Adayı Haydar Yılmaz CHP'nin kendilerine yönelik saldırılarının arttığını ifade ederek "her taraftaki pankartlarımızı kesiyorlar. Dün gece de seçim otobüsümüze saldırdılar. Yakalandı bu çocuklar. Dördü de Çankaya Belediyesi'nde çalışan işçi. Bu çocukları tanıyorum, böyle bir şey yapacak insan değiller. Bunları yaptıran kim?

"SAYIN SÜLEYMAN SOYLU'YA SESLENİYORUM"

Bundan sonra afiş yırtmayı, otobüse saldırmayı kabul etmiyoruz, ben buradan İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu'ya da seslenmek istiyorum. Çünkü 3-5 gün oldu biz sahaya çıkalı, bir tedirginlik başladı bunlarda ve hem pankart yırtmalar hem otobüse saldırmalar başladı. Bunun tedbirinin Sayın Bakanımızın emriyle alınacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.




CHP'li adaydan büyük skandal!

CHP Balıkesir Edremit Belediye Başkan Adayı Selman Hasan Arslan ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin çok büyük bir skandala imza attı.
Her defasında terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP ile yaptıkları kirli ittifakı inkar eden CHP, bu kez fena yakalandı. CHP Balıkesir Edremit Belediye Başkan Adayı Selman Hasan Arslan ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin çok büyük bir skandala imza attı.

SELADAN RAHATSIZ OLDU

Cuma günü yaptıkları miting esnasında Cuma selası okunmasıyla konuşmasını sonlandıran Ensar Aytekin, mikrofonu açık unuttu. Seladan rahatsız olan partili imama ağza alınmayacak laflar etti. Bir süre sonra mikrofonun açık olduğunu fark eden bir partili kapatmayı denese de başarılı olamadı.

"BİZİM OY KÜRDİSTAN'A"

Bir diğer skandalın sahibi ise, Selman Hasan Arslan... CHP'li aday, yanına gelen bir iş adamıyla sohbet etmeye başladı. Skandal diyalogda ele alınanlar ise 'Kürdistan'dı. Sözde iş adamı, "Bizim oy Kürdistan'a" ifadesini kullandı. Selman Hasan Arslan ise, "Bize verecek demektir." diyerek HDPKK ile yaptıkları ittifakı bir kez daha kanıtladı..




Erdoğan'dan Akşener'e sert sözler: Kaçacak yeri yok, hesaplaşacağız...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Elazığ mitinginde halka hitap etti. Erdoğan, Denizli'deki sözleri sebebiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e sert tepki göstererek, ''Hanımefendinin kaçacak deliği de yok. Çünkü o milletvekili de değil. İftiraları nedeniyle onunla hemen hesaplaşacağız. Hesabı ağır olacak. Şaka bahanesiyle önlerine çıkan herkese terörist damgası vurmaya devam edecekler'' dedi.
Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;
31 Mart'ta iftiracı müptezellere ahlak dersi, edep dersi vermeye hazırlanan bir Elazığ var. Dörtlü yalan çetesine dürüstlük dersi vermeye can atan Gakkoşlar var. 31 Mart'ta Kandil'in mızıkacılarına sandıkta milli şamarı indirmeyi iple çeken bir El Aziz var. Bu meydanda yalan yok. Bu meydanda zillet yok, sadece beka var. Bu meydanda, bölücüleri demir yumruk olup ezen yiğitler var.

''CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR''

Dün malum dünya kadınlar günüydü. Ama bizim için dünya kadınlar günü bunların, batının bir anlayışıdır. Bizim için kadınlar günü her gündür. Niye? Ana her gün var mı? Var. Ana yoksa insan yok. Ana varsa insan var. Sevgililer sevgilisi Peygamberimiz ne buyuruyor? "Cennet annelerin ayakları altındadır" diyor.

''AÇIK SÖYLÜYORUM ONLAR BU MİLLETE İHANET İÇİNDEDİR''

Siyaset özünde bir yarıştır, rekabettir. İnsanları ortak idealler etrafında bir araya getirme sanatıdır. Siyaset kutuplaştırmak için değil gönülleri buluşturmak için yapılır. Her kim siyaseti insanımızı birbirimizi kırdırmanın aracı haline getiriyorsa; PKK'nın desteklediği HDP gibi. Açık söylüyorum onlar bu millete ihanet içindedir.

''BU MİLLET YALANCIYA DERSİ VERİR''

Her kim miting meydanlarını iftira kürsüsüne çeviriyorsa, o sadece kendi itibarını değil siyasetin itibarını da yok ediyor demektir. Geçmişte Türkiye bu tarz çok siyasetçi görmüştür. Bu millet siyaseti kirleten, lekeleyen bir çok kifayetsiz görmüştür. Bu ülke CHP'nin milletvekili pazarlığı yaptığı Güneş Motel rezaletini, parti değiştiren fırıldaklarını görmüş, yaşamıştır. Günlük hayatta yalancının mumu yatsıya kadar yanar, siyasette ise en fazla seçime kadar yanar. Seçim sandığı önüne gelince bu millet yalancıya dersi verir.
Darbecilere direneni de, tankların arasından sıvışanları da gördük; Bay Kemal gibi. Biliyorsunuz o gece 15 Temmuz 23.15'te beyefendi Atatürk Havalimanı'na geliyor İstanbul'da. Tanklar orada, millet orada. Ve o tankların arasından FETÖ'cülerin müsaadesiyle çıkıyor gidiyor, Bakırköy Belediyesi'ne. Kim bu adam? Darbecilerin karşısına tankların önüne ben çıkarım diyen Bay Kemal; yalancı, yalancı.

''14 KEZ SANDIĞA GÖMDÜK''

İşte bana da attığı iftiraları biliyorsunuz. Ve açtım davaları baya kazanıyorum. Şimdi en son Man Adası diye bir şey tutturdu. Çıkardı grubunda kağıtları salladı. Oradan da bir 2.5 milyon kazandık. Şimdi itirazlarını yapıyor. Ve 2.5 milyonu aldığımda onu Mehmetçik Vakfı'na hibe edeceğim. Hiç olmazsa Kılıçdaroğlu'nun da bir hayrı olur.
3-5 oy için terör örgütlerine taşeron yapanları da gördük. Yasaklar sürsün diye AYM kapılarında nöbet tutanları da gördük. Bu tiplerin hepsini son 17 senede, 14 kez sandığa gömdük. Ne dediler? Muhtar bile olamaz. Bize ömür biçenleri de Allah'ın lütfuyla hezimete uğrattık.

''DAĞDAN EMİR GELİYOR HEMEN ERTESİ GÜN...''

Biliyorsunuz biz CHP'nin başındaki zatın yalanlarıyla uğraşıyoruz. Akşam başka, sabah başka yalanlarıyla uğraşmaktan bıktık. Atalarımız ne diyor? Üzüm üzüme baka baka kararır diyor. Bay Kemal'in yalan furyasına son günlerde ittifak ortakları da katıldı. Hanımefendi de katıldı, bir diğeri de katıldı. HDP'li eş başkanlar bir taraftan, hanımefendi bir taraftan sürekli iftira. Dağdan emir geliyor, hemen ertesi gün Kandil'in mızıkacıları bize saldırıyorlar.

''ŞAKADAN DA OLSA TERÖRİST DENMEZ''

Denizli'de ortak miting düzenliyorlar. Millete yaptıklarını, yapacaklarını anlatmak yerine bize ve halkımıza bühtan ediyorlar. ''Cumhurbaşkanı'nın teröristler dediği Denizlililer'' diyor. Anlaşılan bu mızıkacılar 21 gün boyunca gittikleri her şehri, vatandaşımızı teröristler diye selamlayacaklar. Şaka bahanesiyle önlerine çıkan herkese terörist damgası vurmaya devam edecekler. İnşallah Elazığ'a gelirler mi bilmiyorum. Geldiklerinde aynı hataya burada da düşmezler. Denizli'deki Aydın'daki rezaleti inşallah tekrarlamaz. Yiğitler otağı Elazığ'da inşallah sizleri teröristler diye selamlamazlar. Tıpkı Denizlili, Aydınlı kardeşlerim gibi Gakkoşlar da hassastır. Şakalaşacak, gülecek eğlenecek diye terörist yaftasına benim Gakkoşlarım tahammül etmez. Şakadan da olsa terörist denmez.

''ONUNLA HEMEN HESAPLAŞACAĞIZ''



Bunun adı şaka değil, komiklik değil, olsa olsa hadsizliktir, edepsizliktir. İftiralarla, bühtanla mahkemeye verdim. Oradan da hesaplaşacağız. Fakat hanımefendinin kaçacak deliği de yok. O milletvekili de değil. Onunla hemen hesaplaşacağız. Onun hesabı ağır olacak. 31 Mart günü millet bunlara şaka nasıl olurmuş sandıkta gösterecek.
Hatay'da saldırıyor. Ne diyor? Oy yoksa hizmet yok. Kim diyor? CHP'li belediye başkanı. Böyle bir belediye başkanından hanımefendi niye bahsetmiyorsun? Böyle siyaset olur mu?

''BEĞENDİN Mİ HANIMEFENDİ? BAK KÜRDİSTAN DİYOR''

Şimdi hanımefendi nasıl beğendin mi? Bak Kürdistan diyor. Onunla omuz omuza yürüyorsun hanımefendi. Sen Erdoğan'ın ağzından kalkıp da halkına terörist ifadesini kullandığını asla ispat edemezsin. Bunun bedelini ödeyeceksin. Senin ortağın ödüyor işte, sen de ödeyeceksin. HDP ödüyor ödüyor zaten bitmiyor. Birileri cezaevinde süre dolduruyor, FETÖ'cüler dolduruyor, aynı yolda sen de düşebilirsin.
Niye? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na iftira atamazsın. Yalan söyleyemezsin. Türkiye yol geçen hanı değildir. Bir hukuk devletidir. Ne diyor? Biz arkamızı YPG'ye PKK'ya dayadık. Ben de buradan sesleniyorum, biz de arkamızı Gakkoşlara dayadık.

''BU ÇAPSIZLAR HANGİ İFTİRAYI ATARSA ATSIN...''

Bay Kemal'in söyleyecek hiçbir şeyi yok, diğerlerinin de yok. Bunlara tavır almak yerine her defasında hakaret, hakaret, hakaret. Benim CHP'ye, sözde İyi Parti'ye, Saadet'e gönül vermiş kardeşlerime bu gerçekleri hiç anlatamıyorlar. Kandil'e laf edemiyorlar, Pensilvanya'ya tek kelime söylemiyorlar, YPG'ye tek bir eleştiri getiremiyorlar. Bu çapsızlar hangi iftirayı atarsa atsın bizim tek bir gündemimiz var, bizim derdimiz millet, hedefimiz hizmet.

'' 'MARDİN'İN HIZLI TRENE İHTİYACI MI VARMIŞ...' DİYOR''


Bu Kürdistan'dan bahseden terbiyesiz var ya ne diyor biliyor musunuz? Buraya geldi cumhurbaşkanı, buraya hızlı tren gelecekmiş diyor. Mardin'in hızlı trene ihtiyacı mı varmış diyor... Benim milletim bu adamlara niçin oy veriyor diye şaşırıyorum. Biz hizmet götürüyoruz. Hızlı tren, benim Kürt kardeşime çok mu ya? Niçin hızlı trene binmesin?


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html