BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Ruhani sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Ruhani sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

2 Ocak 2018 Salı

İRAN'DA HALK AYAKLANMASI

İran'da ayaklanma! Göstericiler valilik binasını ele geçirdi!

İran'da ekonomik kriz gösterilerinin hükümet karşıtı gösterilere dönüşmesinin ardından Arak Valiliği göstericiler tarafından ele geçirildi. İran'da ekonomik kriz için devam eden protesto gösterileri hükümet karşıtı gösterilere dönüştü. Göstericiler Arak Valiliğini ele geçirdi. Ayrıca göstericiler Hüramabad şehrinde belediye binasını yaktı. Ülke genelinde internet bağlantısının rejim güçlerince kesildiği belirtiliyor.

İran'da ekonomik kriz için devam eden protesto gösterileri hükümet karşıtı gösterilere dönüştü. İran’ın Meşhed kentinde hayat pahalılığı, kötü yaşam şartları ve yolsuzluğa karşı geçen perşembe günü başlayan eylemler ülkenin diğer kentlerine de yayılmaya başladı.

BİNLERCE KİŞİ SOKAKLARDA
Meşhed, Kirmanşah, Kum, Reşt, Nişabur ve Tebriz kentlerinde binlerce kişi sokaklara çıtı. Göstericiler, "Suriye'yi bırak, halkına çare bul", "Korkmayın, hepimiz birlikteyiz" ve "Mollalar ülkeyi bıraksın" sloganları attı. Gösterilerde ülke savaş alanına döndü.
VALİLİK BİNASINI ELE GEÇİRDİLER
İran'da ekonomik kriz gösterilerinin hükümet karşıtı gösterilere dönüşmesinin ardından Arak Valiliği göstericiler tarafından ele geçirildi.

İNTERNET BAĞLANTISI KESİLDİ
Ülke genelinde internet bağlantısının rejim güçlerince kesildiği belirtiliyor.

BELEDİYE BİNASI YIKILDI
Göstericiler Hüramabad şehrinde belediye binasını yaktı.

AJANLAR ÖLDÜRÜLDÜ
İranlı yetkililer, devam eden eylemlerde hayatını kaybeden 2 kişinin yabancı ajanlar tarafından öldürüldüğünü iddia etti.

İran’ın Meşhed kentinde perşembe günü işsizlik, yüksek enflasyon ve yolsuzluğa karşı başlayan eylemlerde tansiyon yükseliyor. Ülkenin Dorud kentindeki protestolarda 2 kişi hayatını kaybederken, Meşhed kentinde başlayan olaylar Kirmanşah, Reşt, İsfahan ve Kum'un ardından başkent Tahran’a sıçradı. İranlı yetkililer, protestolarda hayatını kaybeden 2 kişinin yabancı ajanlar tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Luristan eyaleti Vali Yardımcısı Habibollah Khojastehpour, Dorud’da yasa dışı gerçekleştirilen eylemlerde 2 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederek, “Polis ve güvenlik görevlileri tarafından ateş edilmedi. Çatışmalarda devrim düşmanları, tekfiri grupların ve yabancı ajanların kanıtlarına rastladık” dedi.


İran'da Gerilim Gittikçe Artıyor! Protestolar 29 Kente Sıçradı: Ölü Sayısı 18'e Yükseldi

İran'da protestoların beşinci gününde gerilim 29 kente sıçrarken, hayatını kaybedenlerin sayısı 18'e çıktı.

İran'da protestolar gittikçe artıyor. 2018'e girdiğimiz bu günde ülkenin birçok şehrinde göstericilerle güvenlik görevlileri arasındaki gerilim gittikçe artıyor. Devlet televizyonu beşinci gününe giren protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının 19'a çıktığını duyurdu. Devlet televizyonu silahlı göstericilerin polis karakolları ve askeri üsleri ele geçirmeye çalıştığını savundu.
6 KİŞİ VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ
İran devlet televizyonu, Tuyserkan kentinde 6 kişinin vurularak öldürüldüğünü duyurdu. Bir milletvekilinin aktardığına göre; İzeh kentinde de 2 kişi vurularak öldürüldü.
BİR POLİS HAYATINI KAYBETTİ
Devlet medyası, Dorud kentinde eylemcilerin çaldığı bir itfaiye aracının altında kalan iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Necefabad kentinde ise bir gösterici, polislerin üzerine ateş açtı. İran televizyonu, bir polisin öldüğünü aktardı.
PROTESTOLAR 29 KENTE SIÇRADI
Anadolu Ajansı da İsfahan vilayetinde 5 göstericinin öldüğünü duyurdu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise önceki gün kabine toplantısında, şiddete başvurmadan protesto hakkı bulunduğunu dile getirirken, dün tutumunu sertleştirdi. Ruhani, "İnsanlar eleştirilerini ifade etmekte ve protesto yapmakta tamamen özgürdür. Ancak eleştiri, şiddete başvurmaktan ve kamu malına zarar vermekten farklıdır" demişti.

GÖZALTI SAYISI 400'ÜN ÜZERİNE ÇIKTI
Perşembe gününden beri süren olaylarda gözaltı sayısı 400'ün üzerine çıktı.
RUHANİ: HALK CEVAP VERECEK
İran lideri, dün ise resmi internet sitesinden protestocularla güvenlik güçlerinin muhatap olması yerine doğrudan sivil halkın devreye girmesi çağrısında bulundu. Ruhani, "Eleştiri ve protesto tehdit değil fırsattır. Halk, yağmacılara ve kanunları ihlal edenlere kendisi cevap verecek. Ulusumuz, kanuna ve insanların isteklerine aykırı sloganlar atan ve devrimin kutsallarını ve değerlerini aşağılayan bu azınlıkla ilgilenecektir" ifadelerini kullandı.
SOSYAL MEDYA HESAPLARI KAPATILDI
İran yönetimi, eylemcilerin organize olmasını engellemek için Telegram ve Instagram dahil çeşitli sosyal medya hesaplarını kapattı. Telegram'ın kurucusu ve CEO'su Pavel Durov, geçen cumartesi günü Twitter'dan yaptığı açıklamada "Bir Telegram kanalı (amadnews) takipçilerine polise karşı molotofkokteyli kullanmaları çağrısı yapmaya başladı ve bizim 'şiddet çağrısına hayır' kuralımıza bağlı olarak askıya alındı. Dikkatli olun. Geçmemeniz gereken çizgiler vardır" dedi. Ancak Durov, Tahran hükümetinin daha sonra Telegram uygulamasına erişimi tamamen kapatması üzerine, önceki gün "İranlı yetkililer, barışçıl protesto yapan kanalları kapatmayı reddettiğimiz için Telegram'a erişimi bloke ediyor" diye bir başka tweet attı.
ŞAH'A DESTEK SLOGANLARI
İranlı İşçiler Ajansı (ILNA), göstericilerin ülkenin kuzeybatısındaki Takistan kentinde bir din adamları okulunu ve hükümet binalarını ateşe verdiğini bildirdi. Bazı eylemciler, ülkeyi 1925'ten 1941'e kadar yöneten Şah Rıza Pehlevi lehine sloganlar attı. 1979'da İslam Devrimi ile devrilen Muhammed Rıza Pehlevi'nin ABD'de yaşayan oğlu Rıza'nın ülkeye gelmesi ve monarşiye dönülmesi yönünde de sloganlar vardı. Pehlevi hanedanı devam etse, İran'ın başında olacak olan Rıza Pehlevi, gösterilere destek veren keskin açıklamalar yapmıştı.

Trump'ın Sözlerinin Ardından İran'da Gösterilerin Seyri Değişti

Trump'ın destek tweet'lerinin ardından İran'da gösterilerin seyri tersine döndü. Protestolara katılım azalırken rejim karşıtı sloganların yerini ABD karşıtı sloganlar aldı.

İran'da hükümet karşıtı gösteriler Trump'ın destek tweet'lerinin ardından yeni bir seyir almaya başladı.
EYLEMLERE KATILIM DÜŞTÜ
Tahran'dan CNN Türk canlı yayına bağlanan İHA muhabiri Celalettin Erdus, Trump'ın açıklamalarının ardından, göstericilerin ABD ve Trump karşıtı sloganlar attığını söyledi. Bununla birlikte Tahran'da son 3 gündür yaşanan hareketlilik ve yoğunluk bugün yaşanmadı.
"DEĞİŞİM ZAMANI"
Hatırlanacağı gibi Trump, İran'da başlayan eylemlerin ardından attığı tweet'lerle destek vermişti.
İşte Trump'ın söz konusu tweet'i:
İran Obama yönetiminin kendileriyle yaptığı berbat anlaşmaya rağmen her seviyede başarısız oluyor. Mükemmel İran halkı yıllardır baskı altında bulunuyor. (Onlar) yiyecek ve özgürlüğe açlar. İnsan haklarıyla birlikte, İran'ın varlığı yağmalanıyor. Değişimin zamanı.

ABD'nin istediği oluyor! İran'da ölü sayısı arttı

İran devlet televizyonu ülkede devam eden protestolarda ölenlerin sayısının 10'a yükseldiğini açıkladı.

İran devlet televizyonu ülke genelinde geçen perşembe günü başlayan protesto gösterilerinde 10 kişinin öldüğünü duyurdu.
ÖLÜ SAYISI 12 OLDU
Ardından yarı resmi ILNA haber ajansı ülkeni batısındaki İzeh'te 2 kişinin daha öldüğünü açıkladı.
'KARAKOLLAR VE ASKERİ ÜSLERİ ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞAN SİLAHLI EYLEMCİLER PÜSKÜRTÜLDÜ'
Devlet televizyonundan yapılan açıklamada ise 'karakolları ve askeri üsleri ele geçirmeye çalışan silahlı eylemciler püskürtüldü' dendi.
28 Aralık'ta ülkenin kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde yüksek enflasyonu protesto etmek için sokağa çıkan göstericilerle başlayan eylemler ülkenin önemli bölümüne yayılmış durumda.
GÖZALTILAR 200'Ü AŞTI
Aralarında hükümete yakın Fars haber ajansının da bulunduğu haber kaynakları, ülke genelindeki gözaltı sayısının 200'ü aştığını aktarıyor. Tahran Vali yardımcısı Ali Aşgar Naserbakht, gözaltına alınanların 40'a yakınının eylemcilerin liderleri olduğunu ifade ediyor.
Fars haber ajansı, Pazar günü protestolara katılımın azaldığını ifade ederek polisin toplanan gruplara tazyikli suyla müdahale ettiğini aktardı.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, protestoların başlamasının ardından yaptığı ilk açıklamada halkın gösteri hakkı olduğunu ancak bunu yaparken 'ülkenin düşmanlarına' karşı uyanık olmaları gerektiğini söylemişti.
ABD'DEN TAM DESTEK
ABD yönetimi, İran'da devam eden protestolarla ilgili, "İran halkının kendini barışçıl bir şekilde ifade etme hakkını destekliyoruz." açıklamasını yaptı.
Beyaz Saray Basın Sözcülüğünden İran'daki protestolarla ilgili yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, "İran halkının kendini barışçıl bir şekilde ifade etme hakkını destekliyoruz. Onların sesi duyulmayı hak ediyor. İlgili tüm tarafları, barışçıl yollarla temel ifade hakkını korumaya ve sansüre katkı sağlayacak herhangi bir eylemden kaçınmaya çağırıyoruz." ifadelerine yer verildi.
ABD Başkanı Trump da önceki gün Twitter hesabından İran'la ilgili bir açıklama yapmış ve açıklamasında, "Rejimin yolsuzluklarından ve ülkenin varlığını yurt dışında terörizme harcamasından bıkmış olan İran vatandaşlarının barışçıl protestolarıyla ilgili bilgiler geliyor. İran yönetimi, kendini ifade hakkı da dahil kendi halkının haklarına saygı göstermelidir. Dünya bu süreci izliyor." ifadelerini kullanmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert de İran'daki yönetim karşıtı gösterileri yakından takip ettiklerini açıklayarak, olaylar sırasındaki tutuklamaları kınadıklarını bildirmişti.
Nauert, "İran'ın liderleri, zengin tarihi, kültürü olan varlıklı bir ülkeyi, şiddet, kan ve kaos ihraç eden ekonomisi bitmiş dolandırıcı bir ülkeye çevirdi. Başkan Trump'ın da söylediği gibi İran liderlerinden en çok zarar görenler İran halkıdır. ABD barışçıl göstericilerin tutuklanmasını sert bir şekilde kınıyor. Bütün ülkelere İran halkını ve onların temel haklarını alma ve yolsuzluğa son verme çabalarını açık bir şekilde desteklemeleri çağrısında bulunuyoruz." değerlendirmesini yapmıştı.
YAYILIYOR
İran'ın Meşhed ve Kaşmer kentlerinin ardından rejim ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimi karşıtı gösteriler Kirmanşah'ta devam ediyor. Sosyal medyada yer alan görüntülerde, Kirmanşah kentindeki gösterilere çok sayıda kişinin katıldığı görülmüştü. Hayat pahalılığı gerekçesiyle düzenlenen gösterilerin, İran'ın başka şehirlerine de yayıldığı belirtiliyor.

Ve o iki ülke anlaştı! 'Öldürülecek'

Üç yıl önceki suikasti Tahran'ı uyararak engelleyen Washington, bu kez Tel Aviv yönetimiyle İranlı general Kasım Süleymani'nin öldürülmesi için anlaştı!

İsrail'in Haaretz gazetesi, İran'ın Ortadoğu operasyonlarını yürüten General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi için ABD'nin İsrail'e yeşil ışık yaktığını bildiriyor.
Kuveyt gazetesi El Ceride'nin haberini sayfalarına taşıyan Haaretz, Washington ve Tel Aviv'in Süleymani'ye suikast için anlaşmaya vardığını yazdı. El Ceride, haberini İsrail'den güvenilir bir sözcüye dayandırıyor.
DAHA ÖNCE ABD ENGEL OLMUŞTU
İsrail, üç yıl önce Süleymani'yi öldürmenin eşiğine gelmiş ancak ABD'nin Tahran'ı uyarması üzerine plan başarısız olmuştu. Söz konusu girişim, Suriye'nin başkenti Şam yakınlarında planlanmıştı. Bu olay, Washington ve ABD arasında özellikle istihbarat anlamında büyük bir kırılmaya yol açmıştı.
El Ceride, ayrıca İran'ın Suriye'deki iki numaralı ismi Muhammed Reza Felahzade'nin de İsrail hedefleri arasında yer aldığını aktarıyor.
Kuveyt gazetesinin haberi, zamanlama olarak da dikkat çekiyor. Haber, İran rejiminin günlerdir protestolara hedef olduğu bir dönemde yayınlandı.
Kudüs Kuvvetleri Komutanı Süleymani'nin yardımcısı, Kasım 2017'de Suriye-Irak sınırında öldürülmüştü. Terör örgütü DAEŞ'in Suriye'de tuttuğu son ilçe olan Ebu Kemal'deki operasyona katılan Hayrullah Samadi'nin çıkan çatışmada öldüğü açıklanmıştı.
İran, Suriye'de Şam rejiminin yanında iç savaşa dahil oldu ve gelinen noktada özellikle Suudi Arabistan'la girdiği bilek güreşini kazanmış görünüyor. Irak'ta da binlerce Şii milis Kasım Süleymani'nin kontrolünde.

İran'da flaş gelişme! Ruhani 3. ülkeyi açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, devam eden hükümet karşıtı gösterilerinde Suudi Arabistan’ın da etkisinin olduğunu açıkladı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, parlamentoda yaptığı konuşmada günlerdir ülkede protesto gösterilerine neden olan işsizlik, enflasyon sorunlarının çözümüne yönelik çabaları yoğunlaştırma sözü verdi.

SUUDİ ARABİSTAN DA ETKİLİ

Ruhani, devam eden hükümet karşıtı protesto gösterilerinde Suudi Arabistan’ın da etkisinin olduğunu belirtti.

Ruhani, "İran İslam Cumhuriyeti’nin düşmanları, İran ulusunun şerefine, başarısına ve gelişimine kızıyor. Bölgesel sorunlarının içine İran’ı çekmeye çalışıyorlar ama İran İslam Cumhuriyeti’nin halkı ve yetkilileri onlara gereken cevabı verecek" dedi.

İran'da iş çığırından çıktı! Yeni ölüm haberleri!

İran'ın İsfahan eyaletine bağlı Kehderican ilçesinde rejim karşıtı gösterilerde 5 protestocu ölürken, Necef Abad'ta da 2 devrim muhafızı hayatını kaybetti.

İran'daki rejim karşıtı gösterilerde İsfahan eyaletine bağlı Kehderican ilçe kaymakamlığına saldıran göstericilerden 5'inin öldürüldüğü bildirildi.
İran'dan yayın yapan haber sitesi Asriran, İran'daki rejim karşıtı gösterilerde İsfahan eyaletine bağlı Kehderican ilçesi kaymakamlığına saldıran göstericilerden 5'inin öldürüldüğü duyurdu.
NECEF ABAD'TA DA 2 DEVRİM MUHAFIZI VE 2 GÖSTERİCİ ÖLDÜ
Öte yandan, muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen Reca News haber sitesine göre, İsfahan eyaletine bağlı Necef Abad ilçesindeki gösterilerde ise 2 devrim muhafızı ve 2 gösterici olmak üzere, 4 kişi hayatını kaybetti.

İran'da asıl hedef ne?

İran’da sokaklar karışık. İran’da neler oluyor sorusunun cevabı da tıpkı sokaklar gibi karışık.

Taha Dağlı - Haber7
Önce hedeftekilerle bu işlerin arkasındakiler kimler, ona bakmak lazım.
AYAKLANMANIN İLK SEBEBİ RUHANİ’NİN KEMER SIKMA POLİTİKASI
19 Aralık’ta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yeni bir ekonomik tedbir paketi açıkladı.
Benzine yüzde 50 zam yapıldı. 34 milyon kişiye yapılan yardımda kesintiye gidildi.
Buna karşın Ruhani 2018 bütçesinde silahlı güçlere ayrılan payı arttırdı.

HALKTAN KESİP ORDUYA PAY VERİNCE UYARILDI AMA DİNLEMEDİ
Cumhurbaşkanı ekonomi danışmanları, pakete karşı çıktı.
Bunun sosyal bir patlamaya yol açabileceği uyarısını yaptı.
Ancak Ruhani paketi çekmedi, ekonomik tedbirden geri adım atmadı.
Sonrasında da Meşhet kentinde olaylar patlak verdi ve birkaç gün içerisinde ülke geneline yayıldı.

2009’DA DA OLMUŞTU
2009 Haziran ayındaki seçimi Ahmedinecat kazandığında reformcular seçime hile karıştırıldığı iddiasıyla ayaklanmıştı.
O ayaklanma sert şekilde bastırılmış, Musavi ve Kerrubi gibi reformcu liderlere ev hapsi cezası verilmiş, dini otorite Hamaney’in “seçimi Ahmedinecat kazandı” açıklamasıyla olaylar son bulmuştu.

AMERİKA 2009’DAKİ OLAYLARI DESTEKLEMİŞTİ
Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 2009’daki İran muhaliflerinin ayaklanmasına destek vermişti. Hatta ABD Dışişleri Bakanlığı Farsça twitter hesabı açmıştı.
2009 İLE BUGÜN ARASINDAKİ FARK, LİDERLER
2009’da ABD’nin hedefi Ahmedinecat’tı. ABD’nin başında da Obama vardı. 2013’te Ahmedinecat gidip yerine Hasan Ruhani geldiğinde Obama İran’a yönelik ambargoyu kaldırdı.
Ruhani ile Obama yönetiminin arası, ABD-İran ilişkilerinde ezber bozan cinstendi.

TRUMP-OBAMA VE AHMEDİNECAT-RUHANİ
Obama’nın istemediği Ahmedinecat’tı. Desteklediği ise Hasan Ruhani.
Bugün Obama yerine ABD’nin başında Trump var. Trump ise geldiğinden beri İran’ı hedef alıyor. Ve bugünkü ayaklanma sürecini ABD resmi ağızdan destekliyor.

HASAN RUHANİ ABD İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Hasan Ruhani 2013’te seçildiğinde Batı’daki İran algısı değişmeye başlamıştı. Türkiye’nin Ahmedinecat döneminde başlattığı ancak batının reddettiği nükleer müzakere, 2013’te Ruhani ile birlikte Türkiye’nin saf dışı bırakılması suretiyle hayata geçirilmişti.
RUHANİ’NİN ABD İLE YAKIN TEMASI
Hasan Ruhani 1986’daki İrangate olayının önemli bir figürüdür. ABD’nin ambargoya rağmen İran-Irak savaşı sırasında İran’a silah satarken, Tahran yönetimi adına pazarlık masasında dönemin İran Cumhurbaşkanı Rafsancani’nin danışmanı olan Hasan Ruhani oturuyordu.
RUHANİ’NİN MOSSAD İLİŞKİSİ VE MOLLALARI ŞİKAYETİ
30 Ağustos 1986’da Paris’te bir otelde Hasan Ruhani ile İsrail ajanı Amiram Nir arasında bir görüşme kayda geçmişti. O görüşmede Ruhani, Batı’ya Humeyni’yi şikayet ediyor, “Humeyni’ye karşı çok yumuşaksınız, üstüne gitseniz o 100 adım geri kaçar” diye taktik veriyordu.
BUGÜN HEDEF RUHANİ Mİ YOKSA HAMANEY Mİ?
Şu açık ki Batı’nın İran’da dini otorite olan problemi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile olandan çok daha fazla. Ruhani ile 30 yıl öncesine dayanan bir diyalogları var, İran’daki dini otoriteye karşı ortak paydada buluşuyorlar.
Bugün İran’daki ayaklanmada göstericiler hem Ruhani’yi hem de Hamaney’i hedef alıyor. Burada net cevap aradığımız sorular, Ruhani ile Hamaney aynı yerde mi duruyorlar, Batı ikisini de aynı mı görüyor, yoksa arada bir tercih söz konusu mu?
İRAN’IN YAYILMACI POLİTİKASININ SÜRECE ETKİLERİ
ABD 2001’de Afganistan’ı işgal etti, meydanı İran’a bıraktı. 2003’te Irak’ı işgal etti meydan yine İran’a kaldı. 2011’de Arap Baharı çıktı, İran Suriye’yi, Yemen’i ele geçirdi. Lübnan’la birlikte toplam 5 başkent İran etki alanına girdi. Tüm bunlar başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinin tepkisine yol açtı. Arada bir çok kriz yaşandı. Yemen’de hali hazırda 3 yıldır Suudi Arabistan ile İran arasında devam eden bir vekalet savaşı var.
İRAN GÖSTERİCİLERİNİN 5 BAŞKENTLİ POLİTİKAYA BAKIŞI OLUMSUZ
İran’da bugün sokağa dökülen kalabalık ise Suriye politikasına da Lübnan veya Yemen politikasına da tepki gösteriyor. Çünkü 2011’den bu yana ciddi bir ekonomik kriz var. İran halkı “ben burada para bulamıyorken, devlet Suriye’ye para harcıyor, bana ne Suriye’den” diyerek tepki gösteriyor.
ABD İRAN’IN YAYILMACI POLİTİKASINDAN RAHATSIZ MI ACABA?
ABD İran’da ekonomik krizle başlayan ve en önemli argümanı “bize ne Suriye’den, Yemen’den” olan ayaklanmayı destekliyor. Ancak aynı ABD’nin İran’ın Suriye, Lübnan, Yemen ve Irak’a yayılmasından çok rahatsız olduğunu söyleyemeyiz. ABD’nin 2001’den bu yana Ortadoğu’da attığı her adım, İran’a yayılacak alan açtı. Eğer ABD baştan buna karşı olsaydı, İran’a bu olanağı tanımazdı. Bugün gerçekten karşı çıkıyorsa İran’a verilen süre ve limit doldu denilebilir.

İran'daki protestolar şiddetlenerek devam ediyor?

Tamer Ashraf
İran'daki protestolar şiddetlenerek devam ediyor.İran’da hayat pahalılığını protesto için başlayan gösterilerin 5’inci gününde, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin barışçıl eylem çağrısı sonuç vermedi. Bir polis merkezi ve askeri üsse silahlı saldırı düzenlendi. Olaylarda toplam 17 protestocu ve 2 Devrim Muhafızı öldü.
İRAN’ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde, 28 Aralık’ta yumurta fiyatlarının iki katına çıkmasını protesto amacıyla başlayan ve ülkeye yayılan eylemlerin 5’inci gününde yine kan döküldü.
İran devlet televizyonu tarafından yapılan açıklamada, protestolara katılan bazı silahlı göstericilerin, polis karakolları ve askeri üsleri ele geçirmeye çalıştığı ancak “güvenlik güçleri tarafından püskürtüldüğü” belirtildi. Bu karakol ve askeri üslerin hangileri olduğuna ve saldırganların kimliğine dair ayrıntı verilmedi. Ayrıca bir bankanın yağmalandığı, binaların camlarının kırıldığı, arabaların ters çevrildiği ve bir itfaiye aracının ateşe verildiği duyuruldu.
2 DEVRİM MUHAFIZI ÖLDÜ
Gösterilerde; Tahran merkezinde ve çevresinde 10 gösterici yaşamını yitirdi. Najafabad’da, 2 Devrim Muhafızı ile 2 gösterici öldü. İsfahan’da da, 5 protestocu hayatını kaybetti. İran devlet televizyonu 1 Ocak'ı 2 Ocak'a bağlayan gece yaşanan gösterilerde 9 kişinin öldüğünü duyurdu. Böylece olaylarda ölenlerin sayısı 28’e yükseldi. Gösterilere katıldığı için gözaltına alınanların sayısı ise 377 olarak açıklandı. En fazla gözaltı başkent Tahran’da yapıldı. Başkentte 200, Erak kentinde 100, İsfahan’da 60, Batı Azerbaycan Eyaleti’nde 10 ve Rebatkerim İlçesi’nde 7 kişi gözaltına alındı. Ülkede, Instagram ve göstericilerin organize olmak için kullandığı popüler mesajlaşma aplikasyonu Telegram’a erişim engellendi.
GENEL GREV ÇAĞRISI
Gösterilerin 5’inci gününde eylemciler, ülke çapında genel grev çağrısı yapıyor. Sosyal medya aracılığıyla yayılan ve işçileri bugün genel greve çağıran afişte, #IranWideStrike etiketi kullanıldı.
İSTİFALAR BAŞLADI
Ekonomik şikâyetlerle başlayıp rejim karşıtı protestolara dönüşen eylemlere yönelik orantısız şiddete tepkiler büyüyor. Sosyal medyada yayılan bir paylaşımda, bir polisin mektup yazarak eylemcilerin yanında olduğunu ifade ettiği ve istifasını sunduğu görüldü. Önümüzdeki günlerde Devrim Muhafızları’ndan daha fazla istifa haberi gelmesi bekleniyor.
‘2009’DAN DAHA BÜYÜK OLABİLİR’
Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı avukat Şirin Ebadi, İran’daki eylemlerin kısa sürede sona ermesini beklemediğini, 2009’daki Yeşil Dalga’dan daha büyük bir hareketlenme olabileceğini söyledi. İtalya’nın La Repubblica Gazetesi’ne konuşan Ebadi, “İran’da çok ciddi bir ekonomik kriz yaşandığı sır değil. Yolsuzluk tüm ülkede afallatıcı seviyelerde.
Pek çok kişinin beklentisinin aksine Avrupa ve ABD ile 2015’te yapılan nükleer anlaşma halka gerçek faydalar sağlamadı. Ayrıca İran’ın çok fazla askeri harcaması var. Halk artık silaha daha fazla para harcanmasını istemiyor. Yüksek işsizlik, yolsuzluk ve sansür ortamında gençler çok büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Ekonomik durum ve zenginlerle yoksullar arasındaki büyük uçurum protesto gösterilerinin ardındaki ana neden” dedi.
AZERİLER DE SOKAĞA İNDİ
İran’da hükümet karşıtı gösterilere, Azeri Türkleri de katıldı. Doğu Azerbaycan Eyaleti’nde bulunan Maragheh kasabasında bir grup Azeri Türkü, Türkçe sloganlar ve bozkurt işaretleriyle hükümeti protesto etti.
RUHANİ’DEN UYARI
Olayların büyümesi üzerine İran Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani başkanlığında önceki gece acil bir toplantı yaptı. Toplantı sonrası bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Ruhani, “İranlılar, İran hükümetini protesto etmek ve eleştirmekte özgürdürler. Protestolar, İslam Cumhuriyeti’ndeki durumun iyileşmesine yol açacak bir şekilde yapılmalı. Şiddet ve kamusal alanlara zarar vermek eleştiri değildir. Ama eleştiri ve protestoların ülkenin ve halkın durumunu iyileştirmesi için çaba harcamalıyız. Hükümet vandallık yapan ve çevreye zarar veren gruplara tolerans göstermeyecektir” dedi. İran Meclisi de olayları görüşmek üzere dün acil toplandı.
TRUMP: İRAN’DA DEĞİŞİM ZAMANI
Ruhani’nin açıklamasından kısa süre sonra ABD ve İsrail’den protestoları destekleyen açıklamalar geldi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Sarah Huckabee Sanders, “İran halkının kendilerini barışçıl şekilde ifade etme hakkını destekliyoruz. Sesleri duyulmayı hak ediyor” dedi. ABD Başkanı DonaldTrump ise gelişmelere ilişkin dün ikinci Twitter mesajını paylaştı. Trump, “İran Obama yönetiminin kendileriyle yaptığı berbat anlaşmaya rağmen her seviyede başarısız oluyor. Büyük İran halkı yıllardır baskı altında yaşıyor. Yiyecek ve özgürlüğe açlar. İnsan haklarıyla birlikte İran’ın varlığı yağmalanıyor. Değişim zamanı” ifadelerini kullandı. Trump olayların ilk günlerinde “Rejimin yolsuzluğundan ve yurtdışında terörizmi beslemesinden bıkan İran vatandaşlarının barışçıl gösterilerine ilişkin haberler geliyor. İran hükümeti, vatandaşlarının ifade hakkı da dahil her türlü hakkına saygı duymalı” diye mesaj yayınlamıştı.
Donald J. Trump
✔
What a year it’s been, and we're just getting started. Together, we are MAKING AMERICA GREAT AGAIN! Happy New Year!!
Donald J. Trump
Iran is failing at every level despite the terrible deal made with them by the Obama Administration. The great Iranian people have been repressed for many years. They are hungry for food & for freedom. Along with human rights, the wealth of Iran is being looted. TIME FOR CHANGE!
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da, Twitter’dan yayınladığı videoda, “İran rejimi, İranlılar ve İsrailliler arasında nefret uyandırmaya çalışıyor. Başaramayacaklar. Bu rejim nihayet düştüğünde -ve bir gün olacakİranlılar ve İsrailliler bir kez daha harika arkadaşlar olacak. İran halkına özgürlük arayışında başarılar dilerim” dedi. İsrail İstihbarat Bakanı Israel Katz ise protestoları desteklediklerini ancak başlamasına müdahalelerinin olmadığını söyledi. Katz, “İran halkı özgürlük ve demokrasiye geçişi sağlarsa, İsrail ve bölge üzerindeki çok sayıda tehlike yok olur” ifadesini kullandı.
‘DIŞ MIHRAK İŞİ’
Bu açıklamaların ardından Tahran yönetiminden olayların dış mihrakların müdahalesi sonucu başladığı iddiası geldi. İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatemi, “İran’ın düşmanları, siyasi karışıkları ve protestoları provoke ederek İslam Cumhuriyeti’nde güvensizlik yaratmak için ellerinden geleni ardına koymuyor” diye konuştu.
‘İRAN’IN MESELESİ, DIŞ MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ’
Rusya, İran’da yaşanan gelişmelerin ülkenin iç meselesi olduğunu vurgulayarak, “İran’daki durumu istikrarsızlaştırabilecek dış müdahaleler kabul edilemez” açıklamasında bulundu. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İran’da yaşanan gelişmelerin kan dökülerek veya şiddet yoluyla tırmanmamasının umulduğu kaydedildi.
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel de, İran’daki gelişmelerden endişe duyduğunu belirtti. Şiddet içeren eylemlerden kaçınılmasını isteyen Gabriel, “İran hükümetine, göstericilerin haklarına saygı gösterme, toplanmalarına müsaade etme, özgürce ve barışçıl bir şekilde seslerini duyurmalarına izin verme” çağrısında bulundu.
BAHREYN UYARDI
Bahreyn’in ise vatandaşlarından “güvenlik koşulları” gerekçesiyle İran’dan ayrılmalarını istediği bildirildi. Bahreyn Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ve ülkenin resmi haber ajansı BENA’da yayımlanan açıklamada, “Bahreyn, istikrarsız güvenlik koşulları ve ülkedeki bazı kentlerde yaşanan şiddet olaylarını dikkate alarak bütün vatandaşlarını hiçbir şekilde İran’a seyahat etmemeye çağırıyor” denildi.
MUHARREM SARIKAYA: YUMURTADAN ÇIKACAKLAR
İRAN’daki eylemler; başlangıç yerleri, tarafları ve karşı eylemcileri açısından tam çelişkiler yumağı...
Aykırılıkların içeriğine girmeden belirteyim, Ankara gelişmeleri “kaygı ve dikkatle” izliyor.
PKK’nın İran’daki kolu PEJAK’ın ve Suudi Arabistan desteğindeki grupların katkı vermesi, ABD ve İsrail’in destek mesajları izleniyor.
Ankara, İran yönetiminin eylemleri bastırma gücüne dikkat çekmekle birlikte, toplumsal hareketten çıkıp kitle eylemine dönüşmesinden kaygı duyuyor.
Tahran yönetiminin daha ileri gitmeden eylemleri bastırma gücü olduğuna vurgu yapılıyor.
Bu ihtimal yüksek olsa da 2009’daki eylemlerden sonraki en geniş protesto hareketine tanıklık ediliyor.
Ayrıca muhafazakâr ağırlığıyla bilinen Meşhed’de başlayıp aynı nitelikteki Kum gibi taşra illerinde yayılan gösterilerin omurgasını da yakın zamana kadar rejime destek verenler oluşturuyor.
Orta gelirli kentli kesimin politik dürtmesini de içermiyor.
Ancak, “yumurta fiyatlarının iki katına çıkması”, “işsizliğin artması” ve bunların “Suriye, Irak, Lübnan’daki askeri giderlere bağlanması”nı içeren ekonomik taleplerin ötesine geçip, politik kitle hareketine dönüşmesi ihtimalini içinde barındırıyor.
KİTLE HAREKETİ Mİ?
Eylem kırdan kente doğru yayıldığı için gücünü daha da artırıyor
Çünkü daha önceki kentsel protestolara duyarsız kalan kesim bu hareketi başlatanlar.
Daha önemlisi, hükümetin ekonomik uygulaması için Cumhurbaşkanı Ruhani protesto edilirken, dini lider Hamaney de aynı oranda nasibini aldı; Şah Pehlevi’ye övgüler düzüldü.
Bu da İran devletini, eylemleri farklı yöntemle bastırma yoluna itti.
Motosikletleri ve çivili sopalarıyla tanınan paramiliter grup Besiclerin saldırıp ölümüne neden oldukları kişiler aslında yakın geçmişe kadar onlara destek olanlar.
Eyleme yardımcı olanlar ise onların bugüne kadar kendilerinden saymadığı, ülkesi açısından “şeytan” gördüğü ABD, İsrail, Suudi Arabistan...
Bu çelişkili durumdan nasıl sonuç çıkar bilinmez, ancak kırsalda başlayan toplumsal hareketlerin hükümetler açısından en tehlikeli yönü kitle hareketine dönmesidir; çünkü kitlenin aklı yoktur, yıkıcıdır.
İRAN’I FRENLER
Prof. Dr. Mitat Çelikpala ile dün sohbet ederken Suriye’de DAEŞ’ın temizlenmesiyle birlikte bölgede ikinci raunda geçildiğinin belirtti, “Amaç İran’ı içişleriyle meşgul edip dıştaki yayılmasını kırmak” dedi.
Prof. Dr. M. Akif Okur çelişkili yapısının eylemlerin yayılmasının önündeki engel olduğunu vurguladı.
“PEJAK, ABD, İsrail gibi ekonomik argümandan çıkıp rejime karşı muhalif ittifakın girişimi diye bakılırsa ayaklanan kitlede düşme olur...”
İran üzerine çalışmalarıyla tanınan TOBB ETÜ’den Dr. Gülriz Şen ise eylemlerde Şah dönemine atıf yapılmasına dikkat çekip ekledi:
“Kum’daki İslam’a aykırı sloganlar önemli. Orta sınıf Ruhani ile rahatlamıştı, yoksul muhafazakâr kesim ekonomik nedenle ayaklandı. Askeri harcamaların eleştirilmesi de önemli. Nereye varacağını kestirmek zor.”
İran’da başlayan eylemlerin nasıl sonuç doğuracağı, iktidarın tutumuyla da paralellik gösterir.
Ancak İran yönetimini bölgedeki rahatlığından alıkoyar, içe kapar...
Batı ve İran muhalifi bölge ülkeleri açısından da beklenen sonucu doğurur...
ÖZCAN TİKİT: İRAN'DA NELER OLUYOR?
OTORİTER bir medya rejiminin olması nedeniyle olayların manası ve nereye gidebileceği açısından anlaşılması hayli zor bir ülkedir İran. Ülkeden haber alma imkânlarının kısıtlı olması, en çok da İran’da kaos eşliğinde bir rejim değişikliği hayal edenlerin işine gelir. Yıllarca İran’ı dünyaya ucube, zırcahil, sefaletin zirvede yaşandığı bir ülke olarak gösteren malum kesimler, Tahran’ın yol açtığı bu bilgi kirliliğini bugün de kendi amaçları doğrultusunda kullanıyorlar ne yazık ki.
Ülke, yönetimde bulunanların hatalı politik tercihleri ve bunun sonucunda hızla yükselmeye başlayan hayat pahalılığına tepkinin sokağa taşması nedeniyle çalkantılı bir süreçten geçiyor. Şaşırtıcı bir şekilde tepkiler önceki olayların aksine dini otoritenin merkezi sayılan Meşhed ve taşradan yükseliyor.
Normal şartlar altında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, bu süreçte tepkileri yatıştırabilecek bir rol oynaması beklenirdi. Ancak vaziyet Ruhani’nin de tepkilerin hedefinde olduğuna işaret ediyor.
Oysa Ruhani birkaç yıl öncesine kadar, bugün protesto gösterisi yapan kesimin en büyük umuduydu. Rejim 2009’da Mahmud Ahmedinejad’ın, refomcu aday Mir Hüseyin Musavi karşısında galip geldiği şaibeli seçimi iptal etmeyi reddetmişti. O vakit başlayan gösteriler de gayet kanlı bir şekilde bastırılmıştı. Ancak şaşırtıcı bir şekilde 2013’teki seçimde aynı İran rejimi, aklını başına aldığına dair tutum takınarak Hasan Ruhani’nin 16 milyon değişim yanlısının oylarıyla iktidara gelmesine izin vermişti. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in bu süreçte Ruhani’ye verdiği destek 2009’da ezilen küskünlere yönelik bir açılım olarak okunmuştu.
Hayal kırıklığı yaşayan halka “umudun” simgesi olarak pazarlanan Ruhani’nin en büyük zaferiyse ABD ve diğer 5 büyük devletle imzalanan nükleer anlaşma olmuştu. 2015’te anlaşmanın imzalandığı gün İran’da bayram havası esmiş, özellikle Ruhani’ye destek vermiş reformcu kesimde geleceğe dair umutlar zirveye çıkmıştı. O gün için beklenen şey, bu anlaşmanın etkisiyle İran’ın bankalarda dondurulmuş yüz milyarlarca dolarının kullanıma açılması ve uluslararası yaptırımların kalkmasıyla birlikte ülkede ekonominin canlanıp işsizlik ve enflasyon gibi sorunların çözüm yoluna girmesiydi.
Aslında benzeri bir beklenti İran yönetimi tarafından da satın alınmıştı. Tahran, satın aldığı bu senaryoya göre planlar hazırlayıp cesur hamleler yaptı. Bunun en açık göstergesi, rejimin bölgesel dış politika konularında attığı adımlara yansıdı. Gayet savurgan bir yol izlenerek henüz gelmeyen paranın hayaliyle hesapsız harcamalar yapıldı.
İran’ın Suriye’deki Esad rejimine verdiği askeri ve ekonomik yardımlar, 2015’te Batı’yla yapılan bu anlaşmadan sonra zirveye çıktı. Aynı dönemde Yemen’e, Lübnan’a ve Irak’a el atıldı. Bu ülkelerdeki rejim ve milis güçlere verilen askeri ve ekonomik destekler içeride zaten büyük bir sıkıntıda olan ekonomiye ağır darbeler indirdi.
ABD’de Başkan Donald Trump’ın 2017’de iktidara geldikten sonra nükleer anlaşmayı onaylamayı reddetmesiyse önceden harcanan paranın İran hazinesine girme ihtimalini iyice düşürdü. Pozitif senaryoların suya düşmesi, halkta hayal kırıklığını artırdı. Günün sonunda ayağını yorganına göre uzatmayı bilmemiş her devlet gibi İran da faturayı kendi halkına kesti. İçerideki kaos ve karmaşa hali de zaten böyle başladı.

Elbette ki bu durum İran’ın mevcut krizin altında kalıp boğulacağı anlamına gelmiyor. Geçmişte büyük güçlükleri aşmasıyla bilinen İran, bu sorunu da aşacaktır muhtemelen. Ancak öncelikle ülkedeki ateşe benzin dökmeye çalışan diğer devletlere duyulan öfkenin, içeride meşru taleplerle gösteri yapan halka yönelmesinin engellenmesi gerekiyor. Zira bölgede son dönemde tanığı olduğumuz tüm krizler, rejimler bu yolu tercih edince sorunların aşılmasının daha da zorlaştığını gösteriyor.

10 Mayıs 2018 Perşembe

Trump’ın nükleer anlaşmadan çıkma kararı nelere gebe?

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ

Nükleer anlaşma konusundaki olumsuz tavrı bilinen ve her fırsatta İran’ı oldukça ağır ifadelerle itham ve tehdit eden Trump’ın bu kararı şaşırtıcı olmasa da beraberinde önemli belirsizlikler getirdi.


14 Temmuz 2015’te Viyana’da P5+1 (ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya) ile İran arasında imzalanan ve 16 Ocak 2016’da yürürlüğe giren nükleer anlaşma, ya da resmi adıyla Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), 8 Mayıs 2018’de ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmadan çekilme kararıyla fiilen çökmüş bulunuyor.
Her ne kadar anlaşma konusundaki olumsuz tavrı bilinen ve her fırsatta İran’ı oldukça ağır ifadelerle itham ve tehdit eden Trump’ın bu kararı şaşırtıcı olmasa da beraberinde önemli belirsizlikler getirdi. Bu belirsizlikler, İran’ın milli güvenliğinden, Ortadoğu’daki bölgesel konumuna ve ülkenin kritik ekonomik gidişatına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Buna, dış politika ve hatta ekonomi vizyonunu önemli oranda bu anlaşmaya odaklayan Cumhurbaşkanı Ruhani’nin pozisyonunu da eklenebilir. Bu nedenle, konuyu İran’ın iç ve dış politikası açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor.

Ülke içinde saflar sıklaşır mı?

Nükleer anlaşma müzakerelerinin sürdüğü dönemlerde, İran lideri Ayetullah Hamaney eksenindeki müesses nizamla sık sık karşı karşıya gelen ve ABD’ye fazla taviz vermekle suçlanan Ruhani, bir süredir Hamaney’inkine benzer sertlikte açıklamalar yapmaktaydı. Her iki lider de düne kadar ABD’nin çekilmesi halinde anlaşmanın anlamını yitireceğini ve nükleer programlarına kaldıkları yerden devam edeceklerini söylemişlerdi. Trump’ın çekilme kararının ardından hatta birkaç gün öncesinden itibaren bu söylem değişti. Karar sonrası Ruhani, ülkesinin menfaatlerine hizmet ettiği sürece anlaşmaya, kalan 5 ülkeyle devam edeceklerini ve mevcut durumda İran halkının her zamankinden daha fazla bütünleşeceğini belirtti. Hamaney de, Trump’ın İran halkını aşağıladığını söyledi ve aslında ABD’nin derdinin hiçbir zaman nükleer mesele olmadığını savunarak Trump’ın yanlış yolda olduğunu belirtmekle yetindi. Ruhani gibi Hameney’in de bu karar karşısında İran halkının yekvücut olacağını vurgulaması önemli. İran Meclisi'nden gelen tepkilerse daha sert oldu. Bazı muhafazakar milletvekillerinin 9 Mayıs sabahı güne ABD bayrağını yakarak başlamasının yanı sıra Meclis Başkanı Ali Laricani de Amerika’yı 'pişman edecek' bir cevap vereceklerini söyledi.
Askeri kanattan gelen tepkilerin dozuysa daha da yüksekti. Trump’ın kararı sonrası Avrupa ülkelerinin takınacağı tavra değinen Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi, Avrupalıların kendi başlarına hareket edemeyeceğini ve ABD'ye bağlı olduklarını savundu. Ülkedeki diğer silahlı kuvvet olan ordunun komutanı Abdurrahim Musevi de “Allah’a şükür ABD anlaşmadan çekilmiş bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu. Benzer bir açıklama da Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’den geldi. Suudi Arabistan’ın ABD’yi İran’a saldırmak konusunda ikna etmeye çalıştığını iddia eden Bakıri, aslında kendilerinin nükleer anlaşmayı baştan beri çok arzu etmediklerini buna rağmen anlaşmaya saygı duyduklarını da ifade etti.
Ne var ki, ABD’nin uygulayacağı sert yaptırımların, kırılgan İran ekonomisi için barındırdığı riskler ortada. Nükleer anlaşma öncesi günlük 4.3 milyon varil petrol üretiminin yaklaşık yarısını ihraç etme kapasitesinde olmasına rağmen ancak yaklaşık dörtte birini ihraç edebilen İran, benzer bir duruma tekrar düşmesi halinde ciddi ekonomik kayıplar yaşayacak. Nitekim, yakın gelecekte devreye sokulması planlanan ve İran’ın dolarla ticaret yapmasının, petrokimya ürünleri ihracatının ve riyalin İran dışında kullanımının engellenmesi ve İran gemi ve limanlarına ambargo uygulanması gibi kapsamlı adımlardan İran ekonomisinin büyük zararlar göreceği aşikar. Dahası, İranlı liderler uluslararası baskı karşısında İran halkının direnç göstereceğini savunsalar da ülkedeki yüksek işsizlik ve enflasyon oranlarının üzerine gelecek yeni ekonomik baskılar düşük gelirli kesimlerde büyük rahatsızlığa neden olacak. Yeni istihdam alanları oluşturmak için petrokimya sanayi dahil birçok sektöre yıllık 50-60 milyar dolar dolaylarında yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Ruhani hükümetinin ekonomi vizyonunda, radikal revizyonlara gitmesi gerekiyor. Ayrıca, Ruhani gelinen noktanın başlıca siyasi sorumlusu olarak lanse edilecektir. Ruhani’nin ülkedeki muhafazakar çevrelerin hedefi haline gelmesi kaçınılmazdır. Ayrıca, yalnızca ekonomi alanında değil bireysel özgürlükler bağlamında da beklentilerin gerisinde kalan Ruhani’nin bir süredir yaptığı gibi geri adım atması reformist-ılımlı kanadın toplumsal tabanında hoşnutsuzluğa neden olacaktır. Bu nedenle, bir süre devam etmesi beklenen birlik beraberlik mesajlarının ardından İran’da siyasi havanın sertleşeceğini öngörmek yanlış olmayacak.

İran yeni bir izolasyonu kırabilir mi?

Oluşan yeni durumun merak uyandıran diğer önemli bir boyutu da İran’ın dış politikasına olası etkileridir. Bölgesel faaliyetleri ve menzili 2 bin km’yi bulduğu açıklanan balistik füzeleri bir süredir tartışma konusu olan İran’ın bu konularda da baskı göreceği kesin. Nitekim nükleer anlaşmanın devamından yana olan Avrupa devletleri de İran’ın balistik füze programını kısıtlama konusunda Trump’la hemfikir. Ayrıca, Fransa ve İngiltere’nin 14 Nisan’da ABD ile beraber Esed rejimine ait bazı tesisleri bombalaması, bu ülkelerin İran’ın bölgedeki nüfuzunu kırma konusundaki kararlılığının belirtisi olarak değerlendirilebilir. İsrail’in son dönemlerde artan sıklıkta İran’a ait bazı üslere düzenlediği saldırılar da bu durumu güçlendiriyor. 9 Mayıs akşamı Golan Tepeleri’nde Suriye ve İsrail güçlerinin karşılıklı roket atışları havayı daha da kızıştırmış bulunuyor. Roketlerin, Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Ordusu güçlerince atıldığını düşünen İsrail, Esed’e Suriye’nin güneyinde İsrail-İran çatışmasının dışında kalma uyarısında dahi bulunmuştur. İsrail’in yanı sıra Suudi Arabistan ve BAE’nin Trump’ın kararından büyük memnuniyet duyması İran’ın bölgede de güçlü şekilde izole edileceğini gösteriyor. Bu durumda İran, Çin, Rusya, AB ve özellikle Türkiye ile olan ilişkileri üzerinden bir açılım yapmaya çalışacaktır.
Rusya ve Çin nükleer anlaşmaya bağlı kalacaklarını açıklamış olsalar da her iki ülke de İran nedeniyle ABD ile ilişkilerini daha fazla zora sokmayı tercih etmeyebilir. Özellikle Çin açısından en önemli konu İran’la enerji alışverişinin zarar görmemesi olacaktır. Çin bir süredir enerji kaynaklarını çeşitlendirerek İran kanalındaki olası tıkanmaya karşı vaziyet almaya çalışmışsa da İran kaynağını yitirmek istemeyecek ve yeni yaptırımların devreye sokulması sürecinde, bunu ABD ile müzakere etmeyi tercih edecektir. Rusya açısından ise konu biraz daha karmaşık görünüyor. Suriye konusunda İran’la önemli görüş ayrılıkları yaşayan Rusya, çifte ajan Sergey Skripal cinayetinin ardından Batı ülkeleriyle yaşadığı krizi tırmandırmak istemeyecektir. Bütün bunlara rağmen, Çin ve Rusya sonuna dek anlaşmada kalacaktır.
Ancak nükleer anlaşmanın bir “Asya paktına” dönüşmesi İran için yeterli olmayacak. Anlaşmanın Avrupalı taraflarıysa daha ikircikli bir tavır takınmaktalar. Avrupalı muhataplarının İran’ı yakın bir gelecekte nükleer anlaşmayı balistik füze programını da içerecek surette revize etmek üzere masaya davet etmesi şaşırtıcı olmayacak. Türkiye ile ilişkileri ise İran açısından ayrı bir önem arz ediyor. Trump’ın kararı sonrası CNN’ye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan yapılan bir anlaşmaya sadık kalmamanın doğru olmadığını ifade etmiştir. Suriye krizinin çözümü konusunda Astana sürecine büyük önem veren ve İran’la ticaret hacmini 30 milyar dolar düzeyine yükseltmeyi hedefleyen Türkiye’nin, İran’ın istikrarsızlaşma riskinden rahatsızlık duyması son derece tabii. Nitekim Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de Türkiye’nin “mümkün oldukça” İran’la ticaret yapmaya devam edeceğini ve bu konuda kimseye hesap verme durumunda olmadığını vurgulamıştır. Zeybekçi’nin sözlerindeki ihtiyat payı ufuktaki yaptırımlardan hangi kalemlerin istisna tutulacağının müzakereye açık olması nedeniyle bırakılmıştır.

İran'ın muhtemel adımları

Ekonomik sorunların getireceği risklerden endişe duyan Ruhani’nin Batı ile yeni bir müzakere sürecine girmek istemesi muhtemelse de ABD-İsrail-Suudi Arabistan ekseninin tavrı ve müesses nizamın tutumu nedeniyle bu çetin bir süre olacak. Hamaney’in ABD’den gelen karar karşısında verdiği görece yumuşak tepki, İranlıların Trump’ın “nihai” amacını anlamaya çalıştığını gösteriyor. İç politikada selefi Obama üzerinden ısrarla bir devr-i sabık vurgusu yapan Trump, Kuzey Kore’dekine benzer bir dış politika “zaferi” peşinde mi, yoksa İran aleyhindeki bu adımlar kapsamlı ve son kertede rejimi yıkmaya yönelik bir planın parçası mı? Eğer İranlılar ikinci şıkka kani olurlarsa, ülkenin hızla militarize olması kaçınılmazdır. Şayet ABD’den aldıkları mesajlar, birinci olasılığı güçlendirirse, özellikle Ruhani Avrupalı ülkeler üzerinden yeni bir müzakereye yeşil ışık yakmayı düşünecektir. Kritik soru ABD ya da bölgedeki paydaşlarının yahut İran’ın mevcut gergin atmosfer yatışmadan geri dönülmez bir çatışmanın fitilini ateşlememek konusunda ihtiyatlı davranıp davranmayacağıdır.
Türkiye ve Avrupalı devletler bölgede yeni bir çatışma riskini bertaraf etmek için diplomasiye öncelik verecektir. Belirleyici olan ise krizin taraflarının bu girişimler karşısındaki tutumu olacak.

2 Ocak 2018 Salı

Son dakika! Hamaney'den gösterilerin ardından ilk açıklama

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran'da bir süredir devam eden ve çok sayıda kişinin öldüğü eylemlerin ardından ilk kez konuştu. Hameney, İran'ın yabancı düşmanlarının ülkede karışıklık çıkardığını ve bunun silah, para ve istihbarat ile desteklendiğini söyledi."
İran'da dün gece gösterilerde 9 kişi daha öldü. Ülkede düzenlenen gösterilerde toplamda ölü sayısı 27'ye çıktı.
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, gösterilere ilişkin ilk açıklamasını yaptı. İran lideri, İran'ın düşmanlarının ülkede karışıklık çıkardığını söyledi. Hamaney'in resmi internet sitesinde paylaşılan açıklamada, "İran ulusunun ilerlemesi, güvenliği ve onuru şehitlerin kendilerini kurban etmesine borçludur. Düşmanların katliamlarını bu ülkede yapmalarını engelleyen şey ülke içindeki iman, cesaret ve fedakarlık ruhudur" dedi.
Hamaney, son olaylar hakkında 'doğru zamanda' ulusa sesleneceğini ifade etti.
Hamaney'den sonra ülkedeki en yetkili isim İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gösterilere ilişkin yaptığı açıklamada, İran'da her eylemcinin yurt dışından emir almadığını belirtti ve "Bir grup insan da fikirlerini ve sorunlarını aktarmak için sokağa çıktı" diye konuştu. Ancak Hamaney, açıklamasında Ruhani'nin kullandığı ılımlı dilin dışına çıktı. Hamaney'in açıklamasının ülke çapında yaratacağı etki merak ediliyor.
İRAN'DA NELER OLUYOR?

İran'da dün gece gösterilerde 9 kişi daha öldü. Ülkede düzenlenen gösterilerde toplamda ölü sayısı 27'ye çıktı. Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan da İran'daki protestolarla ilgili açıklama geldi. Ankara'nın açıklamasında, İran'da "Huzur ve istikrarın korunmasına önem atfediyoruz" denilirken, İran'daki haberlerden dolayı endişe duyulduğu belirtildi. İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani İran'daki protestolarla ilgili yapılan sosyal medya paylaşımlarının ABD, Suudi Arabistan ve İngiltere tarafından yönetildiğini öne sürdü.
İran’da geçen perşembe patlayan eylemler büyüyerek devam ederken, protestoculara başta ılımlı bir yaklaşım sergileyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani dün sertleşti. Ruhani, ‘azınlık’ diye nitelediği eylemcilere karşı cevabı bizzat “İran halkının vereceğini” söyledi. ,
İran’da Meşhed’de başlayan gösteriler ülke geneline büyüyerek yayıldı. İran devlet televizyonu dün geceki gösterilerde 9 kişinin daha hayatını kaybettiğini aktardı.

Haritada kırmızı ile işaretlenen yerler ölüm olaylarının yaşandığı bölgeler, diğer noktalar ise gösterilerin düzenli olarak devam ettiği bölgeler olarak ifade ediliyor.
Necafabat kentinde ise bir polisin öldürüldüğü aktarıldı. Bu bir polisin yaşamını yitirdiğine dair ilk resmi açıklama oldu. Aralarında hükümete yakın Fars haber ajansının da bulunduğu haber kaynakları, ülke genelindeki gözaltı sayısının 200'ü aştığını aktarıyor.
ANKARA'DAN İLK AÇIKLAMA
İran'da devam eden olaylarla ilgili Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi. Açıklamada, “Huzur ve istikrarın korunmasına önem atfediyoruz” denildi. Açıklamanın tamamı şöyle:
"İran’da 28 Aralık tarihinde başlayan gösterilerin yayılarak sürdüğü ve çıkan olaylarda ölenlerin olduğu, ayrıca kamu binalarının zarar gördüğü yönündeki haberlerden endişe duyulmaktadır."
RUHANİ'NİN AÇIKLAMASI DİKKATE ALINMALI'
Türkiye, dost ve kardeş İran’ın toplumsal huzur ve istikrarının korunmasına büyük önem atfetmektedir. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin halkın barışçıl gösteri yapmaya hakkı olduğu, ancak kanunların çiğnenmemesi ve kamu malına zarar verilmemesi gerektiği yolundaki açıklaması dikkate alınarak şiddetten kaçınılması ve provokasyonlara kapılınmaması lazım geldiğine inanıyoruz.

'DIŞ MÜDAHALELERDEN KAÇINILMALI'
Biran önce ülkede sükunetin sağlanmasını ve sağduyunun hakim kılınarak olayların tırmanmasının önüne geçilmesini, gelişmeleri kışkırtıcı söylem ve dış müdahalelerden kaçınılmasını temenni ediyoruz.
Devlet medyası, Dorud kentinde eylemcilerin çaldığı bir itfaiye aracının altında kalan iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Necefabad kentinde ise bir gösterici, polislerin üzerine ateş açtı. İran televizyonu, bir polisin öldüğünü aktardı.

İRAN, 3 ÜLKEYİ SORUMLU TUTTU
İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani İran'daki protestolarla ilgili yapılan sosyal medya paylaşımlarının ABD, Suudi Arabistan ve İngiltere tarafından yönetildiğini öne sürdü.
Lübnan medyasına konuşan Şamhani, "İran'daki durumla ilgili etiketler ve mesajlar ABD, İngiltere ve Suudi Arabistan'dan geliyor. Durumla ilgili sosyal medya ağlarında yaşanan şey, İran halkına karşı bir vekalet savaşıdır" dedi.
AB, İRAN SESSİZLİĞİNİ BOZDU
İRAN’da geçen haftadan bu yana yaşanan eylemler karşısında dikkat çekici bir tepkisizlik sergileyen Avrupa Birliği sonunda sessizliğini bozdu. AB adına sosyal medya aracılığıyla yapılan bir açıklamada İran’ın barışçıl gösteri ve ifade özgürlüğünü garanti etmesinin umduğu belirtildi.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin sözcüsü Catherine Ray tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, AB’nin İran’daki gelişmeleri izlediği ve İran makamlarıyla temas halinde olduğu belirtildi. Gelişmeleri gözlemlemeyi sürdüreceklerini ifade eden Ray, “İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin açıklamalarının ardından barışçıl gösteri ve ifade özgürlüğünün garanti edilmesini umuyoruz” ifadelerini kullandı.
2009’da yaşanan gösterilerin ardından İran rejimi açısından en büyük testlerden biri haline dönüşen eylemlere katılanlara yönelik olarak başlangıçta ‘ılımlı’ bir yaklaşım sergilemesiyle dikkat çeken Ruhani, son açıklamasında azınlık olarak nitelediği eylemcilere cevabı bizzat İran halkının vereceğini belirtmişti.

23 Kasım 2017 Perşembe

Suriye’de barış için Soçi mutabakatı.

Suriye’de 7 yıldır süren iç savaşın sona ermesi için 3 liderden önemli adım... Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Soçi’de masaya oturdu. Zirveden Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin başlaması kararı çıktı.
Suriye krizinin siyasi çözüm süreciyle ilgili oluşturulan Astana sürecinin garantör ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran'ın devlet başkanları dün Rusya'nın Soçi kentinde bir araya geldi. Sanatoryum Rus'ta dün yapılan zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye konusunu masaya yatırdı.

TRAJEDİNİN SON BULMASI İÇİN ÖNEMLİ ADIM
3 lider Suriye konulu zirve öncesi ve sonrası ortak basın açıklaması yaptı. 2 saat süren zirvede Türkiye, İran ve Rusya, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin yapılması konusunda mutabık kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında Türkiye'nin kırmızı çizgilerini bir kez daha hatırlatıp şu mesajları verdi:
Bu üçlü zirve Suriye'de akan kanın artık tamamen durması, yıllardır yaşanan trajedinin son bulması bakımından son derece önemli. Suriye halkının kabul edebileceği, kalıcı ve muteber bir siyasi çözümün tesisi edilmesi için ilgili tüm çevrelerin katkıyı sağlaması elzemdir.
2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararında tanımlandığı üzere, Suriye halkının öncülüğünde ve sahipliğinde yürütülecek kapsayıcı, özgür, adil ve şeffaf bir siyasi sürecin hayata geçirilmesine yardımcı olmak hususunda görüş birliğine varmış bulunuyoruz. Ülkelerimiz arasındaki bu verimli işbirliğinin tüm bölgeye olumlu etki yapmasını, bölgedeki gerginlikleri ve mezhebi ayrışma riskini azaltmasını ümit ediyoruz.
Bugünkü ortak açıklamamız, işbirliğimizin esaslarını yansıtan ilk adımdır. Ancak bu çabanın başarısı başta rejim ve muhalefet olmak üzere tarafların tutumuna bağlıdır. Uluslararası toplumun tüm sorumlu üyelerini çabalarımızı desteklemeye davet ediyorum.
-Zirve öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, MİT Müsteşarı Hakan Fidan da katıldı.
ERDOĞAN: TERÖRİST UNSURLAR DIŞLANMALI
Erdoğan, Türkiye'nin hassasiyetlerine dikkat çekip şöyle konuştu: Milli güvenliğimize kasteden bir terör örgütü ile aynı çatı altında olmamızı, aynı platformda yer almamızı bizden kimse beklememelidir. Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile ülkemizin milli güvenliğine kasteden terörist unsurların süreçten dışlanması, Türkiye olarak önceliklerimiz arasında yer almaya devam edecektir. Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine bağlılığımızı ifade ediyorsak, bu ülkeyi bölmeye çalışan eli kanlı bir çeteyi meşru bir aktör olarak göremeyiz.
PUTİN: SURİYE'NİN PARÇALANMASINI ÖNLEDİK
Rusya Devlet Başkanı Putin, zirve öncesi Erdoğan ve Ruhani'nin Astana sürecindeki rolüne dikkat çekerek, "Sizlerin kişisel çabalarıyla çok önemli bir başarı elde ettik. Siz olmadan biz bu başarıyı elde edemezdik" diye konuştu. Putin, Rusya, İran ve Türkiye'nin gösterdiği çabaların Suriye'nin parçalanmasını önlediğini vurguladı. Putin, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin başlaması için dışişleri bakanlıklarına talimat verdiklerini açıkladı. Putin, "Suriye'de artık siyasi çözüme yönelik yeni bir aşamaya geçildi. Yıllardır süren iç savaşın sonlandırılması mümkün olabilecek durumdadır. Suriye halkı, kendilerinin ve ülkelerinin kaderini kendileri belirleyecekler. Söz konusu reform sürecinin kolay olmayacağı aşikârdır. Bu süreçte, Suriye hükümeti de dahil olmak üzere, tüm tarafların fedakârlık göstermeleri gerekiyor. Türk ve İranlı liderlerle bugün Soçi'de gerçekleştireceğimiz görüşmelerin, Suriye'nin toprak bütünlüğünü güçlendirecek sonuçlar yaratacağını düşünüyorum" dedi. Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye krizinin çözümüne yönelik ortak bir metnin imzalandığını aktaran Putin, "Söz konusu metinle, üç garantör ülke arasında Suriye'de atılacak adımlar belirleniyor" diye konuştu.
RUHANİ: YENİ BAKIŞ AÇISINI YAKALADIK
İran Cumhurbaşkanı Ruhani zirve öncesi "Çok mutluyum ki 1 yıldan kısa sürede Astana müzakerelerinin başlamasından kısa bir süre sonra İran, Türkiye ve Rusya'nın geniş çabaları sayesinde terörizmle ve aşırıcılıkla mücadele konusunda ve Suriye krizinin siyasi süreç aracılığıyla çözüme ulaşması konusunda bir sonuca ulaştık. Suriye krizini sonlandırmak için bugün yeni bir bakış açısını yakaladık" dedi. Üç ülkenin de Suriye'nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve birliği konusunda aynı fikirde olduğunu, görmekten memnuniyet duyuyoruz"dedi. Ruhani zirve sonrası ise şu açıklamayı yaptı: Suriye Ulusal Diyalog Kongresi yeni anayasa düzenlenmesi adına yararlı olacak. Yeni anayasa üzerinde de Suriye'de özgür ve adil bir seçim gerçekleşmesi öngörülüyor. Bu bütün bölge için barış ve istikrar mesajı olabilir.
SAVAŞIN KAYBEDENİ SİVİLLER
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözelemevi'nin son raporlarına göre Mart 2011'den beri süregelen Suriye iç savaşında yaşamını yitirenlerin ve kayıplara karışanların sayısı 465 bini geçmiş durumda. Savaş dolayısıyla 5.1 milyon kişinin ülkeden kaçtığı, 6.6 milyon kişinin ise ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldığı söyleniyor. Kayıtların dışında kalan ölümler ve göçler de hesaba katıldığında, Suriye savaşının bilançosunun açıklanan rakamlardan çok daha ağır olduğu tahmin ediliyor.
ORTAK BİLDİRİDE YPG TERÖR ÖRGÜTÜ VURGUSU
Üçlü zirvesinin ardından yayımlanan ortak bildiride, Suriye'nin toprak bütünlüğüne kast eden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle altını çizdiği YPG terör örgütü üstü kapalı bir şekilde yer aldı. Bildiride, "Devlet Başkanları, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan kuvvetli taahhütlerini teyit etmiş; bahsi geçen gerginliği azaltma bölgelerinin tesis edilmesinin ve Suriye ihtilafının çözümüne yönelik hiçbir siyasi girişimin Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne hiçbir suretle halel getiremeyeceğini vurgulamışlardır" denildi.
ESAS YÜK TÜRKİYE'NİN OMUZUNDA
Putin, milyonlarca sığınmacıya kapısını açan Türkiye'nin rolüne şu sözlerle değindi: "Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, sığınmacılarla ilgili esas yük Türkiye'nin omuzlarında. Milyonlarca Suriyeli Türkiye'de bulunuyor ve bu eşi benzeri olmayan bir durum" ifadesini kullandı.
HEDEFLERİ MÜSLÜMANLARI FELÇ ETMEK
Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Soçi'ye gitmeden önce İstanbul Kongre Merkezi'nde, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi'nin (İSEDAK) 33. Toplantısı'nda konuştu:
 İslam dünyasının birliğini, beraberliğini, zenginliklerini ve istikbalini yok etmeye yönelik kirli bir senaryo oynanıyor. İslam toplumları içeriden çökertilmeye çalışılıyor. Hedef yalnızca petrolümüz, doğal kaynaklarımız, insan gücümüz değildir. Burada asıl hedef İslam medeniyetinin hayat pınarlarını kurutmaktır. Amaç, Müslümanların omurgasını çürütmek, hepimizi felç etmektir.
 Batılı kurum, kuruluş ve değerlerin itibarı giderek daha fazla örseleniyor. Suriye'de 7 yıldır vahşete karşı sergilenen kayıtsızlık, mültecilere sınır kapılarında insanlık dışı muameleler, Batı'nın gerçek yüzünü gösterdi.


google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html