BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
Barzani sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
Barzani sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

6 Ekim 2017 Cuma

BARZANİ AİLESİ VE YAHUDİLİK

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
İsrail kurulduktan sonra, Kuzey Irak ve Suriye'de yaşayan 200 bin Kürt Yahudisi, büyük bir operasyon ile İsrail'e getirilmişler ve İsrail parlamentosunda önemli mevkilerde bulunmuşlardı. Bugün de İsrail'de 250 binden fazla Kürt Yahudisi yaşamaktadır. İsrail'in Molla Mustafa Barzani ile kurduğu ilişkiler, bugün de oğul Mesud Barzani ile devam etmektedir.
Peki Barzanileri tarih sahnesinde İsrail'e yakınlaştıran nokta neydi ?
7 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Uğur Mumcu, Mossad-Barzani bağlantısını şöyle anlatmaktadır:
"Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki, Mossad-Barzani ilişkisidir. Mossad, İsrail Devleti'nin gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt Lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı? Barzani'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, 'Hayır olmadı' diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da Mossad-Barzani ilişkileri bilinmiyordu."
Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail'e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a, hediye olarak bir 'Kürt hançeri' ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyordu. Mart 1969'da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.

Molla Mustafa Barzani'nin Mossad Şefi Zwi Zamir ile Görüşmeleri


İsrail Savunma Kuvvetleri'nin Dördüncü Genel Kurmayı Moshe Dayan ve Molla Mustafa Barzani, 1967 - İsrail Ziyaretinden
Barzani Aşireti, Beroji, Mizorî, Şarvanî ve Dolemari olmak üzere dört aşiretten müteşekkil bir aşiret konfederasyonudur. Barzan bölgesi Irak'ın Erbil iline bağlı olup ülkenin en kuzey ucunda yer almaktadır. Encyclopeadia of Iranica´ya göre Barzan adı, Kürtçenin de mensup olduğu kuzeybatı İrani dilerde Mahalle anlamını taşımaktadır. (Encylopedia İranica, Barzan, Vol.II. Bibliography : Ch. Adle, "Contribution à la géographie historique de Damghan," Le monde iranien et l'Islam 1, 1971, pp. 69-104)
Nitekim Kürdistan olarak tabir edilen Kuzey Irak'taki Musul ve Erbil şehrinde, Hahamlar yetiştiren Barzani ailesi hakkında en önemli detaylı bilgileri Yahudi Ansiklopedisi – Judaica vermekte ve şöyle açıklamaktadır :
Musul şehrinde yaşamış olan Haham Ben Nethanel Barzani Halevi hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Nethanel Barzani Musul'a yerleşmiş ve bu bölgedeki Talmud eserlerini ve İbrani diline ait eserleri geniş bir kütüphanede toplamıştır. Bu eserler ve yazma kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani'ye miras bırakmıştır. 1560 - 1630 yılları arasında yaşayan oğul, Kürdistanlı Kabalist Haham Samuel Barzani Ben Nathanel döneminin ünlü Kabalistlerindendir. Bu aile Barzani ismini ise yaşadığı bölgenin adından almıştır. Barzani ailesi Barazan bölgesinde ve Musulda yeşiva okulunu kurdu. Barazani ailesinin diğer Kabalist hahamları Musulda ve diğer Kürt şehirlerinde yaşamışlardı. Kürdistan bölgesinin en seçkin ve hahamlar yetiştiren ailelerindendi. Samuel Barzani Kabalistti, ve Kabala ya dair pek çok kitap yazmıştı. Bu kitapların bilinenleri ise ise Avnei Zikkaron, Sefer Ha-Iyyun, Sefer Derashot, ve Sefer Haruzot isimli eserleriydi. (Encyclopedia Judaica, Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografi bkz.)
Samuel Barzaninin kızı olan Asenath Barzani ise Tora, Talmud ve Kabala bilgisi sayesinde ün kazandı ve Yeşiva'da öğretmenlik yapan kocasının ölümüyle Tora konusunda başöğretmen ilan edildi. Asenath, kadınlar için söylenen "Talmud bilgini" anlamına gelen ( tanna'it ) ilk kadın haham ünvanını aldı. Tanna'it Asenath Barzani ayrıca yazdığı şiirleri ve İbrani dili üzerine yaptığı yorumlarıyla da bilinmektedir. Asenath'ın şiirleri kadın eliyle yazılmış ilk modern İbranice eserlerin ender örneklerindendir. (Encyclopedia Judaica, Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografia : M. Benayahu, "R. Samuel Barzani: Leader of Kurdistan Jewry,"in: Sefunot 9 (1965), 23–125 (Heb.); J. Mann, Texts and Studies in Jewish History and Literature, Vol. I (1972); A. Ben-Ya'akov, "Kurdistan Jewish Communities" (Heb., 1981); E. Brauer, he Jews of Kurdistan (R. Patai, ed.) (1993); U. Melammed Uri and R. Levine. "Rabbi Asenath: A Female Yeshiva Director in Kurdistan," in: Peamim, 82 (2000), 163–78 (Heb.); Y.Y. Rivlin, "Poetry of the Aramaic-Speaking Jews" (Heb., 1959))
Nitekim Barazani ile Barzani İbrani literatüründe aynı isimlerdir. Aynı anlamdadır. (Guggenheimer,Eva H. Guggenheimer, Jewish family names and their origins, Publishing House, Inc., 1992, op. 67)
Kürt Yahudileri ilerleyen dönemlerde Siyonizmi de benimsemişlerdi. 1920'lerde Irak Kürdistanı'ndan Kudüs'e yerleşen Barzani aşiretinden Moşe Barzani "Barazani" (1926-1947) Lehi Yahudi örgütü'nün ünlü liderlerindendi. Encyclopedia Judaica' Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografia : Y. Nedava, Olei-ha-Gardom (1966); Y. Gurion, Ha-Niẓẓah ̣on Olei Gardom (1971).


Ünlü Siyonist Moshe Barzani adına bastırılmış bir posta pulu
Barzani Soyisimli bir Kürt Yahudisine ait Mezarlık – Kudüs / İsrail Barzani Ailesi'nin Kudüs'de bulunan akrabalarından.
Viyana - ZentralFrieed Eşkenazi Yahudi Mezarlığı
Aşkenazi ve Doğu Yahudilerinde Barzani İsmi sıkça kullanılmaktadır.
Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Yona Sabar'ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan 'The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology' (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabında Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler vermektedir.
Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olması bölgeye ve tarihe bakışımız için önemlidir. Çünkü bugünkü Mezopotampa sınırları içerisindeki bölge Yahudiler için çok kutsal bir bölgedir.
Yahudilerin kutsal kitabı Tora bu bölgenin İsrailoğulları için önemini şöyle vurgulamaktadır: "O gün Tanrı Avraam (İbrahim) ile bir anlaşma yaptı ve Mısırdaki Nehir'den, büyük nehre- Fırat Nehri'ne kadar olan bu bölgeyi senin soyuna verdim dedi." (Tora-Bereşit (Yaratılış) 15/19, Leh Leha)
Nitekim Hahamların Toradaki bu ayeti açıklaması da çok çarpıcıdır.
Bene İsrael bu topraklara, Maşiah (Mesih) Dönemine kadar sahip olamayacaktır. (Tora-Bereşit (Yaratılış)15/19, Açıklaması.)
Bu topraklar Tevratta, Avraam (İbrahim) ile Tanrının anlaşması sonucu, Tanrı tarafından İbrahimin nesline İsrailoğullarına ebediyyen verilmiştir.
Torada, Tanrı bu topraklar için İsrailoğullarına zafer sözü vermektedir.
Tanrı tüm bu ulusları önünüzden sürecek ve sizden büyük ve güçlü ulusların toprağını mülk alacaksınız. Ayağınızın bastığı her yer sizin olacak : sınırlarınız çölden ve Levanondan, nehirden-Fırat nehrinden Akdenize kadar olacak sınırınız. Önünüzde kimse duramayacak. (Tora-Devarim (Sözler) 11/23-24)
Yedi Kenan ulusuna karşı çıktığınız savaşlarda ayağınızı bastığınız her yer sizin olacak. ( Raşbam ) Ancak o sınırlar Erets-israil'e ilk girildiği zamanki temel sınırlardır. Fıratın Erets İsrael'in sınırını işaretlemesi, ancak Maşiah (Mesih)'in gelişinden sonra gerçekleşecektir. (Tora-Devarim (Sözler) 11/23-24. Raşi Açıklaması)
Yani Tora burada şunu vurgulamaktadır. Bu topraklara sahip olacak dönem mesihin gelişiyle gerçekleşecektir. Yahudilikte inanılan mesih inancı doğrultusunda bu planı gerçekleştirecek liderlerinde Yahudi olması, Kabalistik planın bir parçasıdır. Bu süreçte hiçbir şey tesadüfe bırakılmamıştır. Tevratta işaret edilen bu bölgenin liderleri, Barzanilerin ve Bedirhanların Judaik oluşu Toradaki kehanetin de bir parçasıdır.
En nihayetinde bu toprakları sahiplenen Barzanilerin de, Judaik olması tesadüf değildir. Baba Mustafa Molla Barzani ve Mesud Barzani'nin İsrail ile sıkı ilişki kurması, İsraille ittifak etmesinin nedenlerinden birinin aynı kökenden gelmeleridir.
Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, ''Kudüs'e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.'' Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ''Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay (Hürriyet, Barzani Ailesi Yahudi çıktı, (18.02.2003))

Mesut Barzani ve Barzan aşiretinin İsrail ile olan sıkı bağları!

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
Irak'ta yaşanan son olaylar ve Mesut Barzani'nin tutumu, Barzani ailesi ve İsrail'le olan ilişkileri tekrar gündeme getirdi.
Barzani Ailesi’nin Yahudi olduğu ortaya çıktı!
Muhtemel bir savaşta Türk askerinin Kuzey Irak’ta yer almasını istemeyen Barzani Ailesi’nin, Kürt Yahudisi olduğu ve ailenin pek çok haham yetiştirdiği ortaya çıktı.
Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan UCLA öğretim üyesi Prof. Yona Sabar, yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı. Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik’e, arkasından da Kudüs’e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail’le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri’nin bağımsızlığını destekliyor.
1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles’teki Californiya Üniversitesi’nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt Yahudileri’nin hayatına ışık tutuyordu.
Ancak, Prof. Yona Sabar‘ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar‘ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu’nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani‘ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani‘nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani‘ydi.
BİR TEK AİLE VAR
İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.
Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri’nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar‘ın, Barzaniler’in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.
Ahmet Uçar‘ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul’dan Selanik’e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs’e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar‘ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs’e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti’nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856’da Hahambaşı’nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan’da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861’de bir irade ile Kudüs’e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi’nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani’nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950’den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail’de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.’’
Ailede pek çok ünlü haham var
Siz Yahudi Kürtler konusu ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?
– Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler’den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi’nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ‘‘Kürt Yahudiler’’ isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut‘un ‘‘Filistin Rüyası’’ isimli kitabında da İsrail’de Kürtçe konuşan Yahudiler’in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak’tan İsrail’e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail’de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.
Peki ya Barzani ailesi?
– Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika’da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar‘ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.
Ne buldunuz?
– Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak”taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi’nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul’a, arkasından Selanik’e sürgün edildiği belirtiliyor.
Başka bir belge veya delil var mı elinizde?
– Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail’e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan’a, hediye olarak bir ‘Kürt hançeri’ ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyor. Mart 1969’da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.
Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olduğunun anlaşılması, bölgeye ve tarihe bakışımızda değişikliklere sebep olabilir mi?

– Olmaz mı? Tevrat’ta ‘‘Vaadedilmiş Ülke’’ olarak Nil’le Fırat arasının işaret edildiğine dair yorumlar vardır. Ayrıca, Barzani ailesi sürekli Mehdi çıkartmaktadır. Yahudilik’te de Mehdilik çok önemlidir. Ama bir yanlış anlaşılma olmasın. Ben bütün Kürtler Yahudi’dir filan demiyorum.

Barzani Kimlere Hizmet Ediyor?

SADECE HAKİKAT VE GERÇEKLER
Tamer Ashraf
Yıllardır Barzani ailesinin Yahudi kökenli olduğu yazılır, konuşulur. Kürdistan kurma hayalleri de sürekli İsrail'in vadedilmiş topraklar hedefiyle ilgili kılınır. Barzani'nin kökeni, soyu-sopu ne olursa olsun emperyalizmin köpekliğini yaptığı ortadadır.
Geçen gün gazetelerde, gençliğinde MOSSAD ajanı olarak Irak'ın kuzeyinde kürt ayaklanmasına komutanlık eden İsrailli General Sagi Chori'nin "Barzani'nin savaşçılarını eğitmek için uçakla İsrail'e bizzat ben götürdüm. Kürtlere savaşmayı ben öğrettim" şeklinde açıklaması vardı. Bu açıklamanın yanında, Barzani'nin yaptığı referandumun İsrail'de coşku ile karşılanması ve peşmergelerin İsrail bayraklarıyla poz verm
esi de Barzani'nin kimlere hizmet ettiğinin göstergesi olmuştur. Bağımsız bir kürdistan'ın kurulmasını bölgede en çok isteyen İsrail… Yarın bir gün Barzani "Ben bağımsızlık ilan ediyor ve kürdistan'ı kuruyorum" dediğinde ilk tanıyacak olanda İsrail'dir.
Barzani ve ilişkilerinin özeti işte bu şekildedir.
Barzani, İsrail'in hedeflerine bir adım daha yaklaşmak için bölgede İsrail hariç tüm ülkelerin karşı çıkmasına rağmen referandum yapınca tepkileri üzerine çekti. Türkiye'de doğal olarak bu tepkileri gösterenlerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bir gece ansızın gelebiliriz" sözünü spotta tutarak ve yaptırımlar uygulanacağını belirterek tepkisini gösteriyor. AKP'li bakanların Barzani konusunda söylem karmaşası sürerken, Barzani'ye nasıl yaptırımlar uygulanacak onu da merakla bekliyoruz.
Bu atmosferde bir de Türkiye'de AKP'nin iyiliğini düşünüyormuş gibi piyasa koklayan Barzani'ciler türedi.  "AKP, Barzani'ye böyle sert davranırsa muhafazakâr kürt seçmenlerin oyunu kaybeder. 2019 tehlikeye girer" gibi AKP'ye bir nevi sopa gösteriyorlar.
Geçen gün Anar Araştırma Şirketi Başkanı İbrahim Uslu'da televizyon ekranlarında aynen bu açıklamayı yaptı.
Barzani Türkiye'yi tehdit etmiş, "Türkiye'den de toprak parçası alıp büyük kürdistan'ı kuracağım" demiş, Kerkük'te Türkmenler saldırıya uğramış hiç umurunda mı ki bunların?
'Türkiye Barzani'ye hiçbir yaptırım uygulamasın' diye AKP'yi "Muhafazakâr kürt kökenli seçmen oyu" üzerinden vuruyorlar.
Bu ahmak mantığa göre, orada soydaşlarımızın hakkı, hukuku, toprağı, malı, canı elinden alındığında Türkler alkış mı tutacak?
"Türkmenleri sattınız, Türkmenleri yalnız bıraktınız" diye oy mu yağdıracak?
ABD, İngiltere ve İsrail ile iş tutan Barzani hangi dinin muhafazakârı oluyor?
Barzani, İsrail'in hedefleri için kürdistan peşinde koşacak ve bu alçağa tepki gösterince muhafazakâr kürtler tepki gösterecek öyle mi?
MHP düşmanlığında da başkalarıyla rekabet eden Anar Araştırma Şirketi Başkanı İbrahim Uslu madem herşeyi çok iyi biliyorsun "Muhafazakâr kürt kökenli seçmen oyu" üzerinden ahkam kesiyorsun, niçin Barzani'nin emperyalistlere köpeklik yaptığını, İslam dünyasına zulüm yağdıran devletlerle iş tuttuğunu ekranlardan milleti uyandırmak için anlatmıyorsun?
Niçin "Ey kürt kökenli kardeşlerim, Barzani referandum yapıyor, kutlamasını İsrail bayraklarıyla Yahudiler yapıyor, bu nasıl iştir?" diye olayların gerçek yüzünü anlatmıyorsun?
Barzani kimin muhafazakârı ve muhafızı İbrahim Uslu?
Barzani denilen emperyalizm taşeronuna bugüne kadar verilen tavizler yetmiş ve hançer olarak sırtımıza saplanmışken, daha bu saatten sonra taviz istemenin mantığı nedir?
Hayırdır İbrahim Uslu, Anar Araştırma Şirketi'ne Barzani Irak'ın kuzeyinde iş mi verdi?
Ya da İsrail'de sana iş mi bağladı?
Anlat bakalım ateist PKK'yı koruyan, besleyen Barzani denen soysuz neyin muhafazakârı?
AKP bu oyuna bir daha düşmemelidir. Hiçbir şey Türkiye'nin namusu, şerefi ve varlığından önemli değildir.
Türkiye önce kendi topraklarındaki Barzanicileri susturmalıdır ki, Barzani'ye yaptırım yapabileceği daha inandırıcı olsun…
AKP mesela Galip Ensarioğlu gibi, Barzani aşkıyla ne konuştuğunu bilmeyen ve Cumhurbaşkanı ve Başbakanın açıklamalarının tam zıddı konuşmalar yapan milletvekilini susturmakla işe başlamalıdır.

Yoksa inandırıcılık tümden ortadan kalkıyor…

28 Temmuz 2017 Cuma

TÜRKMEN MERKEZLİ BÖLGESEL SİYASET ZARURİYETTİR



Son birkaç aydır Irak'ın kuzeyindeki Barzani yapılanmasının Irak'tan ayrılmaya yönelik olarak "bağımsızlık referandumu" kararını alması üzerine oldukça fazla yorum ve değerlendirme yapılır oldu.
Geride bıraktığımız ay bölgesel yönetimde bulunan (İran destekli GORAN hariç) siyasi partiler (Barzani KDP'si ve Talabani KYB'si) 25 Eylül 2017 tarihinde bağımsızlık referandumu yapma kararı aldılar.
Musul'un IŞİD'ten kurtarılmasına yönelik operasyonların son aşamasına gelindiğinin duyurulması ile beraber alınan bu karar, kuşkusuz bölgede yaşananlarla paralellik arz eden bir gündemin takip edildiğini her yönü ile ortaya koyuyor.
Böylesi bir dönemde öncelikle Barzani'nin daha evvelden birkaç kez bağımsızlık referandumu yapma girişiminde bulunduğunu ancak bunu farklı gerekçelerle ve özellikle de ABD'nin baskı ve girişimleriyle ertelediğini belirtmek gerekir.
Fakat aynı ABD, Barzani'nin rüyalarını süsleyen bağımsızlık meselesinde sürekli umut vaat eden tutumundan hiçbir zaman geri kalmadığını belirtmek gerekir.
Barzani'nin en büyük destekçilerinden olan ABD'nin sürekli olarak öne sürdüğü ana gerekçe ise "zamanlamanın müsait olmadığı" yönündeydi.
Aslına bakılırsa şimdi de aynı gerekçe Washington tarafından görünürde sürekli Barzani'ye yeniden ifade ediliyor.
ABD'nin bu çerçevede sunduğu genel gerekçe ise "IŞİD'le mücadeleye odaklanılması" gerektiği yönünde.
Ancak diğer taraftan kapalı kapılar ardında Barzani'ye ne sözler verildiği şu aşamada açığa çıkmış değil.
Trump'ın göreve başlamasından bu yana Jared Kushner ve CENTCOM Komutanı Joseph Votel başta olmak üzere çok sayıda ABD'li üst düzey isim Barzani'yi ziyaret ettiler.
Bir önceki Obama dönemi zamanında ise başkan yardımcısı Joe Biden ise Washington'da Barzani'ye "Merak etme senin de benim de ömrüm bağımsız kürdistanın kurulmasını görmeye yetecektir" mealinde bir mesaj vermişti.
Dolayısıyla böylesine kritik ve hassas bir dönem içerisinde söylemlerden ziyade olan bitenler üzerinden bir okuma ve değerlendirme yapmak çok daha doğru olacaktır.
Öncelikle Barzani'nin aklında olan ve Irak'a dair hedeflediği sınırların, IŞİD'in Suriye'nin ardından Irak'ta varlık göstermesiyle ve özellikle Musul'u alması sonrasında büyük ölçüde elde ettiğini ifade etmek gerekir.
Ayrıca olarak Barzani, IŞİD'le mücadele gerekçesiyle meselenin özündeki sınır genişletme hamlesi için başta ABD olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesinden de önemli sayıda ve seviyede silah desteği gördü.
Bağdat ile ekonomik anlaşmazlık yaşarken ABD'den ciddi anlamda ekonomik yardım almasına ilave olarak, yine Bağdat'tan bağımsız şekilde imzaladığı çok sayıdaki petrol anlaşmasıyla da çok zor durumda olsa da ekonomisini idare etmeye devam etti.
Böylesi bir süreç içerisinde sadece ABD'li ya da Avrupalı enerji devleriyle petrole dayalı anlaşmalar yapmasının yanı sıra son olarak Rus enerji devi Rosneft ile de 20 yıllık bir anlaşma imzaladı.
Anlaşmaya göre Irak'ın kuzeyinden Ruslar tarafından alınacak petrol, Resneft'in Almanya'daki rafinerisine götürülerek burada işletilecek.
Burada meseleyi daha gizemli hale getiren ana konu, Barzani yönetiminin Rosneft ile anlaşma yaptığı gün resmi olarak 25 Eylül'de bağımsızlık referandumu yapılacağını ilan etmesi oldu.
Diğer yandan Barzani'nin ABD ve Rusya haricinde Avrupa'dan da son dönemlerde önemli ziyaretçileri oluyor.
İngiltere Dışişleri Sekreterliği'nin Ortadoğu ve Afrika'dan Sorumlu Bakanı Tobias Martin Ellwood'un Nisan ayında Erbil'e gerçekleştirdiği ziyarette Mesud Barzani ile beraber bir harita üzerinde beraberce değerlendirme yapmaları ise bu ziyareti gizemli olduğu kadar önemli kılan bir mesele haline gelmesini sağlıyor.
Masada bulunan haritaya bakıldığında bazı petrol boru hatlarının harita üzerine işlendiği ve bu harita üzerinde Mesud Barzani'nin, yanında bulunan konuklarına eliyle Irak'ın kuzey batı yakasına doğu bir şeyler anlattığı görülüyor.
Dolayısıyla bağımsızlık meselesini gündemine alan Barzani için iki meselenin esas çerçevede değerlendirildiği anlaşılıyor.
Bunlardan ilki kontrol ettiği topraklarda bulunan petrolün çıkarılması ve taşınması, ikincisi ise IŞİD vesilesiyle Irak anayasasında kendisine tanınan Erbil, Duhok ve Süleymaniye eyaletleri haricindeki Musul'a ve Kerkük'e doğru uzanan yeni sahaları da bundan sonrası için kontrol altında tutma ve burayı terk etmeme çabası.
Özellikle ikinci husus zaten Barzani yönetimi tarafından daha önceden duyurulmuş ve peşmergenin IŞİD'ten aldıkları topraklardan çıkmayacakları ilan edilmişti.
Ancak Bağdat yönetiminin bu konudaki tavrı ise Barzani'nin görüşünün tersidir.
İlave olarak Kerkük konusunda da Barzani'nin yoğun bir isteğinin bulunduğu malumdur.
Irak Anayasası'na göre 2007 yılına kadar statüsünün belirlenmesi gereken Kerkük konusunda şuana kadar herhangi bir yasal adımın atılmayışını, şimdiki kaotik dönemin koşullarından yararlanarak, şehrin kontrolünü elinde tutan Talabani'nin KYB'si ile beraber hareket ederek Barzani kendi kontrolü ve sınırlarını altına almaya uğraş vermektedir.
Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki daha önce Kerkük İl Meclisi'nin aldığı bir kararla, şehrin resmi dairelerine Barzani yönetiminin kullandığı bayrağın asılması kararı alınması da bu çabaların bir ürünüydü.
Şimdiki dönemde bağımsızlık referandumuna Kerkük ilinin de dahil edileceğinin açıklanması ise bu çabaların nihai noktada varmak istediği genel çerçeveyi gösteriyor.
Sonuç olarak Barzani'nin mevcut koşullarda bağımsızlık referandumunu hayata geçirmesi ihtimal dahilinde olsa da, şuan ki aşamada esas amacı bağımsızlık referandumu yoluyla, IŞİD'ten elde ettiği topraklarla beraber Kerkük'ü kendi sınırları içerisine katmak, bunu Irak başta olmak üzere komşu ülkeler ve dünyanın geri kalanına kabullendirebilmektir.
Çünkü BM bu sözde referanduma gözlemci göndermeyeceğini duyurmuş, öne çıkan çok sayıda ülke ile beraber Türkiye ve İran da bu referandumun kabul edilemez olduğunu resmi ağızlardan ilan etmiştir.
Barzani ile imzalanan petrol anlaşmaları gereğince başta Rusya ve ABD olmak üzere, önde gelen kimi ülkelerin Barzani'nin ifade edilen alanlardaki hakimiyetini genişletmesine yönelik tutumuna dair belirsiz bir tutum takınıyor olmaları bu ihtimali güçlendiren bir etki oluşturmaktadır.
Kadim bir Türk şehri olan Kerkük'ün Barzani yönetiminin kontrolüne girmesi, sonraki aşamalarda Barzani'nin mutlaka elde etmek istediği bağımsızlık için kolaylaştırıcı bir etki yaratacaktır.
Üstelik o zamana kadar ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde arzuladığı bir başka yapılanmanın da hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.
Nihai aşamada Irak ve Suriye'nin kuzeyinin birleştirilerek bu sahaların birleşiminden bir devlet yaratılmak istendiği açıktır.
Şimdilerde kimi düşünce kuruluşlarının, hali hazırda aktif olmayan Kerkük-Hayfa Petrol Boru Hattı'nı bazı güzergah değişiklikleri yaparak yeniden hayata geçirme çabalarıyla, bu husus beraber düşünüldüğünde zaten esas gaye ortaya çıkmaktadır.
Bu şartlar altında Türkiye mutlak suretle Irak ve Suriye'de aktif bir varlık göstererek, Türkmen merkezli bir yaklaşımı kararlı şekilde ortaya koymalıdır.
Türkiye, Türkmenlerin kendi yaşam alanlarındaki milli varlıklarını koruma konusundaki en büyük destekçileri olduğunu, ülkemizin milli güvenliğinin de aynı konunun üzerinde çakıştığını her çevreye göstermeli, özellikle de ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanlar bunu iyi anlamalı ve adımlarını buna göre atmalıdır.
Ayrıca komşu ülkeler ile karşılıklı anlayışa dayalı makul bir işbirliği mekanizmasının kurulması gerektiği ortadadır.
Aksi halde bir sonraki adımın hedefinde Türkiye olacaktır.
İsrail bölgede bir Kürt devletinin kurulmasını arzuladığı gibi Suudi Arabistan'ın da son zamanlarda aynı amaç üzerine bazı çalışmalar yürüttüğü gerçeği ise akıllardan çıkarılması gereken ve bölgesel hesaplarda mutlaka dikkate alınması gereken bir durumdur.
google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html