BİZLER TÜRKİYE İÇİN VARIZ

Amacımız Bu ülkenin hepimiz için huzurlu ve yaşanabilir olması için yürütülen çabalara katkı sunmak.

Alevisiyle, Kürdüyle; gelenekselcisi, Atatürkçüsüyle; milliyetçisi, solcusuyla… Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Bence, hepimiz daha iyi koşullarda yaşamayı hak ediyoruz.Daha onurlu, daha saygın, daha estetik, daha barışçı koşullarda birlikte yaşamak için bilgilendirme paylaşım yapıyoruz…

Günlük Haber Siyasi-Politik Yorum Platformu


Whatsapp ile paylaş
İstanbul sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
İstanbul sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

3 Temmuz 2020 Cuma

İstanbul Sözleşmesi’yle İstanbul’un fethinin intikamını almak istiyorlar!

SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıyor...
Nihayet!
Açıklama, Numan Kurtulmuş Hoca’dan geldi. Tayyip Bey, Sözleşme’den çıkış süreci üzerinde çalışılmasına dâir talimat vermişti.
Bu konuda bir avuç insanla yılmadan mücadele ettik. Halkımızın güçlü desteğiyle iğrenç saldırılara göğüs gerdik. Ankara gerek bizim gayretlerimize gerekse halkımızın isyanına kayıtsız kalmadı ve düğmeye bastı.
Bu pespaye sözleşmeyi topluma dayatanların gerekçesi, bu sözleşmenin kadın cinayetlerini, tecavüzleri koruduğu iddiası!
Bu iddia, iki açıdan tutarsız ve saçma: Her şeyden önce, bu sözleşmeden sonra kadın cinayetleri azalmadı; aksine katlanarak tırmandı! Yazıda birazdan açıklayacağım rakamlar ürpertici!
İkincisi de, biz bu ülkede tecavüzlerle, kadın cinayetleriyle, kadına karşı şiddetle ilgili yasa çıkaramayacak kadar âciz miyiz Allah aşkına!
Türk hukukçularına hakaret bu, bence.
Kimseyi kandırmasınlar! Baronik, masonik şebekelerin bu Sözleşme’yi ölümüne savunmaları boşuna değil: Türk toplumunun en güçlü yanı olan aileyi çökertmek! Aile çökünce bu toplumun güdülmesi kolaylaşacaktır!
İstanbul Sözleşmesi’yle hedeflenen şeyin ne olduğunu ve bu noktaya nasıl geldiğimizi gösteren bir yazımı yeniden paylaşmak istiyorum sizlerle.

SAPKIN GREK TOPLUMU TUZLA BUZ OLDU!
Yeni bir toplum tipi icat etmeye çalışıyorlar!
Eşcinsel sapkınlık biçimlerini eksene alan, ailenin karikatürü sapkın bir “aile” tipi uydurmak, bunu yaygınlaştırmak ve bütün dünyaya dayatmak istiyorlar!
Böyle bir sapkınlığa tarih pek tanık olmadı.
Sapkın eşcinsel ilişki biçimleri yalnızca pagan Grek toplumunda yaygın biraz tarihte.
Bu toplum tipi, dünyaya toplum açısından aslâ model olamaz. Düşünsenize, felsefe tavan yapmış, sanat tavan yapmış; sanat da, spor da bir tür ibadet biçimi olarak işlev görmüş, o yüzden kutsanmış... Adına Büyük İskender denen Makedon kökenli eşcinsel kralın hükümranlığı döneminde Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılmış bu imparatorluk!
Ama İskender’den sonra paldır kültür çökmüş, yerle bir olmuş!
Felsefe de bitmiş, sanat da. Sokrat’lar, Eflatun’lar, Aristo’lar çıkmamış bir daha!
Antik Yunan toplumunun ve kurumlarının bir anda tuzla buz olmasını, sapkın cinsel ilişkilere bağlıyor önemli düşünürler. Lewis Mumford, bu konu üzerinde çokça kafa yoran, çağımızın cins kafalarından biri meselâ!
Greklerin topyekûn tarihten çekilişi Lût kavminin kaderini andırıyor!
Koskoca uygarlık, düşünce ve sanat geleneği bitiyor; devlet de, toplum da tarihten siliniyor!

SAPKIN BİR EŞCİNSEL TOPLUM TİPİ İCAT ETMEYE ÇALIŞIYORLAR!
Günümüzde sapkın eşcinsel ilişki biçimlerine dayalı bir toplum icat edilmeye çalışılıyor!
Bunun en önemli enstrümanlarından ya da hazırlayıcılarından biri lanet olası İstanbul Sözleşmesi.
Sapkın bir toplum modeli inşa etmeye çalışıyorlar ve bu konuda kilometre taşlarından biri olacak anlaşmanın adını İstanbul Sözleşmesi koyuyorlar!
Bu adamlar bizden İstanbul’un intikamını almak istiyorlar! Gelecekte kurmak istedikleri sapkın toplum modelini hayata geçirecek sürecin taşıyıcı aktörlerinden biri olan böyle bir sözleşmeye İstanbul Sözleşmesi diyerek, hem İstanbul’un savaşmadan ele geçirilmesi için hem de inşa edilecek sapkın toplum tipinin İstanbul üzerinden inşa edilmesini sağlamak için çırpınıp duruyor, bize inanılmaz bir şekilde meydan okuyor ve hakaret ediyorlar!

İSTANBUL‘UN FETHİNİN İNTİKAMINI ALMAK İSTİYORLAR!
Abartıyor muyum? Aslâ!
Halil İnalcık’ın İstanbul’un fethiyle ilgili bir sözünü hatırlıyorum: “Batılılar, İstanbul’un fethini aslâ unutamıyorlar!”
İstanbul Sözleşmesi’nin anlamına ilişkin yaptığım bu okumaları ve çıkardığım sonuçları hafife almamanızı öneririm.
Adamlar, hiçbir şeyi “laf olsun” diye yapmıyorlar! İstanbul’un fethini unutamayanların, bizden nasıl intikam alacaklarını ve bize nasıl meydan okuyacaklarını biz de unutmayalım.
Bu sözleşme’yle bu toplumun en güçlü yanı ve ruhu olan aileyi çökertmeyi hedefliyorlar.
Aile çökünce toplumun çökeceğini çok iyi biliyorlar! Böylelikle Türkiye’yi savaşmadan içerden teslim alacaklarını düşünüyorlar! İstanbul’un intikamını bu şekilde almak istiyorlar!

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FATURASI ÇOK AĞIR!
Şiddete, tecavüze maruz kalan, hunharca katledilen kadınların haklarını, İstanbul Sözleşmesi’nden başka bir sözleşmeyle garanti altına almak imkânsız mı? Böyle şey olur mu?
Oysa bu sözleşmenin faturası çok ağır oldu.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu son iki buçuk yılda tam 746 bin erkeğin evden atıldığını açıkladı. Kanun kapmasında 2017’de 295 bin, 2018’de 358 bin, 2019’da Nisan ayına kadar ise 92 bin erkek evinden atıldı.
Bu rakamlar şaka değil, gerçek! Ailenin nasıl çökmekte olduğunun ürpertici işaret fişekleri!
Ailenin çöktüğü bir toplum ayakta duramaz. Ailenin çöktüğü bir ülke, sağlam adımlarla geleceğe yürüyemez!
Toplum yapısı, dokusu, manevî değerleri güçlü olan toplumları hiç bir güç yıkamaz, hiç bir güç dize getiremez.
İstanbul Sözleşmesi hem toplumun altını oyan bir belâ hem de dünyada ailenin en güçlü olduğu bir toplumun dünyaya aile konusunda öncülük yapmasını imkânsızlaştıracak bir takoz işlevi görüyor!
Artık bu takozdan kurtulmanın zamanı çoktan geldi de, geçiyor bile!

Bunları yazmışım.
Artık bu beladan kurtulacağız.
Rabbime şükrediyorum.
Yusuf Kaplan / Yeni Şafak Gazetesi

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesi'nin maddeleri neler? soruları sık sık gündeme gelen sözleşme ile ilgili detayları merak eden vatandaşlar tarafından soruluyor. Uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi'nin Mart 2019 itibari ile 46 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalandığı biliniyor. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tüm detaylar ve sözleşmenin maddeleri haberimizde.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?
Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan sözleşmedir.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN TÜM MADDELERİ İÇİN TIKLAYIN

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN AMACI
- Avrupa Konseyi’nin, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin bu yeni sözleşmesi, ciddi bir insan hakları ihlali oluşturan bu sorunu en kapsamlı şekilde ele alan bir uluslararası anlaşmadır. Bu tür şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedeflemektedir ve Avrupa ile onun sınırlarını da aşan geniş bir alanda daha güvenli yaşanabilmesini sağlama yolunda önemli bir adımdır.
- Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, bu sözleşmenin temel taşlarını oluşturmaktadır. Ayrıca, toplumun her ferdini, özellikle de erkekleri ve erkek çocuklarını, tutumlarını değiştirmeye davet ederek, bireylerin vicdanlarını ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Esas itibariyle, erkeklerle kadınlar arasında daha fazla eşitlik sağlamaya yönelik çağrının yeniden yapılmasıdır; zira, kadınlara yönelik şiddetin kökleri, toplumda erkek ve kadın arasındaki eşitsizliğe dayanmakta ve bir hoşgörü ve inkar kültürünün sonucu olarak sürdürülmektedir.



İSTANBUL SÖZLEŞMENİN DEVLET DÜZEYİNDE TALEPLERİ
Önleme
- Kadınlara yönelik şiddetin kabullenilmesine neden olan tutumların, toplumsal cinsiyet rollerinin ve klişelerin değiştirilmesi;
- Mağdurlar üzerinde çalışan profesyonel kadroların eğitilmesi;
- Farklı şiddet türleri ve bunların travma yaratıcı özellikleri hakkında farkındalık yaratılması;
- Eğitimin her kademesinde, eşitliği ele alan konuların ders müfredatına dahil edilmesi;
- Halka ulaşabilmek için STK’larla, medyayla ve özel sektörle işbirliği yapılması.

Koruma
-Tüm tedbirler içinde, mağdurların ihtiyaçlarına ve güven içinde olmalarına en büyük önemin verilmesinin sağlanması;
- Mağdurlara ve çocuklarına psikolojik ve hukuki danışmanlığın yanı sıra tıbbi yardım da sağlayan özelleşmiş destek hizmetlerinin düzenlenmesi;
- Yeterli sayıda sığınma evinin tahsis edilmesi ve günün her saati kullanılabilecek ücretsiz telefon yardım hatları sağlanması.



Yargılama
- Kadınlara yönelik şiddetin suç sayılmasının ve gerekli cezaların verilmesinin sağlanması;
- Gelenek, töre, din, yada “namus” gerekçelerinin, herhangi bir şiddet eyleminin bahanesi olarak kabul edilmemesinin sağlanması;
- Soruşturma ve yargılama sürecinde mağdurların özel koruma tedbirlerinden yararlanmalarının sağlanması;
- Kolluk kuvvetlerinin yardım isteyenlere anında yardıma gidebilmelerinin ve tehlikeli durumlara yetkinlikle müdahale etmelerinin sağlanması.

Bütüncül politikalar
- Yukarιda belirtilen tüm tedbirlerin kapsamlı ve koordineli politikaların bir parçası olmasının sağlanması ve kadına karşı şiddete karşı bütüncül bir mukabelede bulunulmasının temin edilmesi.


SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ SUÇLAR
Sözleşme taraf devletlere, aşağıda belirtilen davranışlara yönelik cezai veya başka bir hukuki yaptırım öngörmeyi zorunlu kιlmaktadιr:
- ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik)
- taciz amaçlı takip;
- tecavüz dahil, cinsel şiddet;
- cinsel taciz;
- zorla evlendirme;
- kadınların sünnet edilmesi;
- kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.

Burada açıkça verilmek istenen mesaj, kadınlara yönelik şiddetin ve ev içi şiddetin özel hayatta saklı kalacak konular olmadığıdır. Aksine, mağdur olan kimse failin eşi, hayat arkadaşı yada ailenin bir ferdi ise, aile içinde işlenen suçların özellikle travma yaratıcı etkisini vurgulamak üzere bu kişinin cezası daha da ağırlaştırılabilir.




  • 26 Aralık 2017 Salı

    İŞTE TÜRKİYE'NİN EN ZENGİNLERİNİN MEMLEKETLERİ

    Forbes Türkiye'nin, 12'nci kez açıkladığı 'En Zengin 100 Türk' listesinde yer alan zenginlerin nereli olduğunu biliyor muydunuz? İşte Türk zenginlerin memleketleri...
    1:MURAT ÜLKER - Serveti: 3.7 milyar dolar - Servet kaynağı: Yıldız Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    2:HÜSNÜ ÖZYEĞİN - Serveti: 3 milyar dolar - Servet kaynağı: Fiba Holding - Doğum Yeri: İzmir
    3:SEMAHAT SEVİM ARSEL - Serveti: 2.4 milyar dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
    4:MUSTAFA RAHMİ KOÇ - Serveti: 2.2 milyar dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
    5:FERİT ŞAHENK - Serveti: 2.1 milyar dolar - Servet kaynağı: Doğuş Holding - Doğum Yeri: Ankara
    6:SUNA KIRAÇ - Serveti: 2 milyar dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
    7:OSMAN KİBAR - Serveti: 2 milyar dolar - Servet kaynağı: Samumed - Doğum Yeri: İzmir
    8:FİLİZ ŞAHENK - Serveti: 1.9 milyar dolar - Servet kaynağı: Doğuş Holding - Doğum Yeri: Ankara
    9:HAMDİ ULUKAYA - Serveti: 1.7 milyar dolar - Servet kaynağı: Chobani Yoghurt - Doğum Yeri: Erzincan
    10:BÜLENT ECZACIBAŞI - Serveti: 1.5 milyar dolar - Servet kaynağı: Eczacıbaşı Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    11:FARUK ECZACIBAŞI - Serveti: 1.5 milyar dolar - Servet kaynağı: Eczacıbaşı Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    12:SİNAN TARA - Serveti: 1.2 milyar dolar - Servet kaynağı: Enka İnşaat - Doğum Yeri: İstanbul
    13:FATMA TUBA YAZICI - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Diler Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    14:MUSTAFA LATİF TOPBAŞ - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: BİM - Doğum Yeri: İstanbul
    15:DENİZ ŞAHENK - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Doğuş Holding - Doğum Yeri: Ankara
    16:ALİ AĞAOĞLU - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Ağaoğlu İnşaat - Doğum Yeri: Trabzon
    17:HAMDİ AKIN - Serveti: 1 milyar dolar - Servet kaynağı: Akfen Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    18:ÜNAL AYSAL - Serveti: 900 milyon dolar - Servet kaynağı: Unit Investment - Doğum Yeri: İstanbul
    19:CLAIRE ARCAS - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Arkas Holding - Doğum Yeri: İzmir
    20:BERNARD ARCAS - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Arkas Holding - Doğum Yeri: İzmir
    21:DIANE ARCAS - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Arkas Holding - Doğum Yeri: İzmir
    22:ÖMER KOÇ - Serveti: 750 milyon dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: Ankara
    23:AYDIN DOĞAN - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Doğan Holding - Doğum Yeri: Gümüşhane
    24:HASAN ÇOLAKOĞLU - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Çolakoğlu Metalurji - Doğum Yeri: İstanbul
    25:SERRA SABANCI - Serveti: 775 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    26:SUZAN SABANCI DİNÇER - Serveti: 800 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    27:NEZİH BARUT - Serveti: 750 milyon dolar - Servet kaynağı: Abdi İbrahim İlaç - Doğum Yeri: İstanbul
    28:DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN - Serveti: 750 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    29:ÇİĞDEM SABANCI BİLEN Serveti: 700 milyon dolar Servet kaynağı: Sabancı Holding Doğum Yeri: Adana
    30:ALİ ÜLKER - Serveti: 700 milyon dolar - Servet kaynağı: Yıldız Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    31:ALİ KOÇ Serveti: 700 milyon dolar Servet kaynağı: Koç Holding Doğum Yeri: İstanbul
    32:DEMİR SABANCI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    33:ALİ İSMAİL SABANCI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Esas Holding - Doğum Yeri: Adana
    34:İZAK ŞENBAHAR - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Alexico Group - Doğum Yeri: İstanbul
    35:EMİNE SABANCI KAMIŞLI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Esas Holding - Doğum Yeri: Adana
    36:ÖMER SABANCI - Serveti: 650 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    37:İPEK KIRAÇ - Serveti: 625 milyon dolar - Servet kaynağı: Koç Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    38:AHMET ÖZOKUR - Serveti: 600 milyon dolar - Servet kaynağı: Yıldız Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    39:SEVİL SABANCI - Serveti: 600 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    40:DİLEK SABANCI - Serveti: 600 milyon dolar - Servet kaynağı: Sabancı Holding - Doğum Yeri: Adana
    41:CEMİL KAZANCI - Serveti: 550 milyon dolar - Servet kaynağı: Kazancı Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    42:KORHAN KURDOĞLU Serveti: 500 milyon dolar Servet kaynağı: Ata Holding Doğum Yeri: Ankara
    43:KAĞAN GÜRSEL - Serveti: 475 milyon dolar - Servet kaynağı: Kiska İnşaat - Doğum Yeri: Ankara
    44:ERDEN TİMUR - Serveti: 450 milyon dolar - Servet kaynağı: Timur Gayrimenkul - Doğum Yeri: Mersin
    45:MURAT DEDEMAN - Serveti: 450 milyon dolar - Servet kaynağı: Dedeman Holding - Doğum Yeri: Ankara
    46:TUNCAY ÖZİLHAN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: Anadolu Endüstri Holding -Doğum Yeri: Kayseri
    47:NECATİ ASLAN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: İçdaş - Doğum Yeri: İstanbul
    48:ALİ AHMET KOCABIYIK - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: Borusan Holding - Doğum Yeri: İstanbul
    49:NESRİN ESİRTGEN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: Abdi İbrahim İlaç - Doğum Yeri: İstanbul
    50:BAYRAM YUSUF ASLAN - Serveti: 400 milyon dolar - Servet kaynağı: İçdaş - Doğum Yeri: İstanbul

    23 Mayıs 2019 Perşembe

    Devlet Bahçeli'den önemli açıklamalar

    SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açıklamasında "Milliyetçi Hareket Partisi, YSK'nın gerekçeli kararını tartışmasız şekilde doğru ve isabetli bulmaktır. YSK, şaibeleri teyit etmiş, sandık yolsuzluğunu ortaya çıkarmıştır" dedi. 

    Bahçeli ayrıca Tunceli Belediye Başkanı TKP'li Fatih Mehmet Maçoğlu'nun 'Dersim' hamlesine tepki gösterdi.



    Devlet Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde;
    Ülkemiz günbegün ağırlaşan iç ve dış sorun alanlarının çok yönlü baskı ve dayatması altındadır. 

    Türkiye’ye şantaj oklarını yönelten küresel odaklar bir yanda egemenlik haklarımızı diğer yanda da milli ve tarihi kazanımlarımızı tehdit etmektedir. Milli bekamız çok cepheli risk ve tehlikelere maruzdur. 

    Türk milletinin varlığını, birliğini ve refahını hedef alan karanlık çevreler, bunların yerli işbirlikçileri ve siyasi uzantıları son zamanlarda tahrik kampanyalarına hız vermişlerdir. 

    Türkiye S-400 Füze Savunma Sistemi bahanesiyle siyasi ve ekonomik kuşatmaya alınmış, boyun eğmesi amaçlanmıştır.

    'BEDELİ ÇOK YÜKSEK OLACAK SKANDALIN FAİLİ OLACAKLARDIR'

    Bu kapsamda, 22 Mayıs 2019’da ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen; “ABD-Türkiye ittifakına yönelik endişelerin ifade edilmesi” başlıklı karar çifte standart olmasının ötesinde, tamamıyla art niyetin ve müttefiklik hukukunu hiçe sayan bir zihniyetin ürünüdür. 


    Türkiye Cumhuriyeti tam bağımsız bir devlettir. NATO üyeliği, dostluk hukuku ve stratejik ortaklık gibi iki taraflı işlemesi gereken sorumluluk mekanizması, devamlı bir tarafın geri adım atması, taviz vermesi, adeta tutsak alınması şeklinde okunamayacak, asla bu şekilde yorumlanamayacaktır. 

    Türkiye’nin iradesine kilit vurmaya teşebbüs eden, bağımsızlık azmini kırmak için tevessüle yeltenen kim olursa olsun tarihi bir hatanın, vahim bir yanlışın, bedeli çok yüksek olacak bir skandalın faili olacaklardır.

    KOMÜNİST BAŞKAN'A SERT 'TUNCELİ' TEPKİSİ: GEREĞİ YAPILMALIDIR!

    Türk milleti zalimce sahnelenen, sinsice sürdürülen, sinir bozucu şekilde ilerletilen kalleş oyunları, kirli tertipleri açıkça bilmektedir, alenen görmektedir. 


    Bilhassa Türkiye ekonomisinin içine çekilmek istendiği anafor ve anarşik yapının hangi mahfillerce projelendirildiği, hangi mihraklarca servis edilip günden güne dozunun arttırıldığı gizlenemez ölçüde meydandadır. 

    Nitekim Türkiye düşmanlığı tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. 

    Bu esnada Tunceli Belediye Meclisi’nin Dersim kararı tam anlamıyla yangına körükle gitmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne meydan okumaktır. 

    Söz konusu Belediyenin hizmet binasında bulunan tabelalarda yazılı bulunan ''Tunceli'' ifadesinin yerine Dersim yazılmasıyla ilgili karar yok hükmündedir, ayaklarımızın altındadır, gereği de mutlaka yapılmalıdır.

    Türkiye’de resmi olarak Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, olamayacaktır. 


    Komünist ve bölücü komploya göz yummak, alttan almak, sessiz kalmak feci akıbetlere davetiye çıkaracak, beka düzeyinde tehlikelere kapı aralayacaktır. 

    Hiç kimse aldığı oy ve desteğe güvenmemelidir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamaya kalkışmamalıdır. 

    Yanlış hesap mutlaka dönecek, namlu ters tepecek, muhatapları elbette mahcup ve millet nezdinde mahkum olacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.

    'MHP YSK KARARI TARTIŞMASIZ ŞEKİLDE DOĞRU VE İSABETLİ BULMAKTADIR'

    İhmal ve inkarı imkansız olan bu ilke ve kurala aykırı hareket eden çürümüşler elbette hukuki ve idari sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaklardır. 


    Adalet insan haysiyetine bağlılık ve sadakat, hakka ve haklıya maşeri vicdan nezaretinde hürmet ve riayettir. 

    Türkiye kapanın elinde kalan sahipsiz bir ülke değildir, önüne gelenin keyfi olarak milli ve manevi değerlerimize hakaret ettiği yeni yetme bir devlet hiç değildir. 

    Birlikte yaşamanın altın kuralı hukuka saygı duymak, ortak akıl ve iradede buluşmak, buna da muvafık hareket etmektir. 

    Yüksek Seçim Kurulu, 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimini iptal eden ve arkasından da 23 Haziran’da yenilenmesine hükmeden kararının gerekçelerini açıklamıştır. 

    Milliyetçi Hareket Partisi Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararını tartışmasız şekilde doğru ve isabetli bulmaktır.

    Bilinmelidir ki, seçim hukuku özü itibariyle bir şekil hukukudur. Bu nedenle kanun hükümlerine uygun davranmak esastır, herkes için bağlayıcıdır. 


    Seçimle ilgili kurulların teşkilinde kanunun amir hükümlerine bağlılık seçim hukukunun temeli ve vazgeçilmez ilkelerindendir. 

    Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararında özet olarak; 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçiminde 108 sandığın sayım-döküm cetvellerinin düzenlenmediği, bu durumun seçim sonucunun güvenirliğini önemli oranda zedelediği, ayrıca sandık kurulu başkanlarının ilgili kanuna aykırı biçimde tesis edildiği tespit edilmiştir. 

    754 sandığın sandık kurul başkanları kanuna aykırı olarak belirlenmiş, bu çerçevede oy kullanan İstanbullu kardeşlerimizin sayısı da 212.276 olmuştur. Oy kullanma hakkı olmayan 706 kişi yerine haksız ve hukuksuz olarak oy kullanıldığı belgelenmiştir.

    YSK, şaibeleri teyit etmiş, sandık yolsuzluğunu ortaya çıkarmıştır. 31 Mart seçimlerinin sonuçlarına müessir ölçüde etki edecek hukuksuzluk ve sandık usulsüzlüklerinden dolayı YSK’nın 6 Mayıs 2019 tarihli seçim iptal kararının ne kadar gerçekçi ve vicdanları rahatlatan bir karar olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir.


    CHP sözcülerinin gerekçeli karara yönelik kaba ve saygısız ifadeleri ise bir defa millet iradesine ve hukukun temel ilkelerine tahammülsüzlüktür. 

    250 sayfalık gerekçeli kararda işlerine gelen kısımları kullanan ve siyaseten istismar eden müflis CHP zihniyeti hak ettiği cevabı 23 Haziran’da İstanbullu kardeşlerimizden alacaktır. 

    Milliyetçi Hareket Partisi, 23 Haziran günü İstanbul’da bekanın, umudun, huzurun, kardeşliğin, sağduyunun kazanacağına inanmaktadır. İstanbul ehline emanet edilecektir.

    Kaldı ki gayemiz, gayretimiz kesinlikle budur. Alınan işaretler, İstanbullu kardeşlerimizin eğilimleri bunu göstermektir. Partimiz 23 Haziran seçimi için sahadadır. 


    Cumhur İttifakı’nın başarısı için ihtiyaç duyulan ve lazım gelen yoğun çalışmalar beş ayaklı stratejimize uygun şekilde durmaksızın icra edilmektedir. 

    Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul’un her yerinde, her köşesindedir. Kalplere girmek, gönülleri kazanmak, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Binali Yıldırım’a destek vermek maksadıyla üzerimize düşen ahlaki ve siyasi görev harfiyen yerine getirilmektedir. İstanbul’da başlattığımız “Hemşeri Harekâtı” kapsamında, en çok hemşerisi bulunan illerimizin il başkanlarıyla ikinci etap toplantımız bugün yapılacaktır.

    Siirt, Bitlis, Van, Diyarbakır, Adıyaman, Ağrı, Amasya, Çorum, Muş, Kayseri, Konya, Çankırı, Elazığ, Yozgat, Bingöl, Batman il başkanlarımızla 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi değerlendirilecek, İstanbul’daki hemşerileriyle temas kurmaları konusunda son çalışma ve hazırlıklar gözden geçirilecektir. 


    İstanbul Türkiye’nin buluşma ve kaynaşma potası; tarih, kültür, kardeşlik ve medeniyet beşiğidir. Milli Mücadele İstanbul’dan Anadolu’ya ilk adımla ve cesur intikal sonucunda başarılmıştır. 

    Bugün de Anadolu’dan İstanbul’a geçilerek yeni bir Milli Mücadele ruhuyla bu aziz kentimizin üzerindeki kabus bulutları dağıtılacak, milli irade eksiksiz tezahür edecek, istikbal ve istiklal haklarımız tescillenecektir. 

    CHP’nin asabi, acemi, hazırlıksız, hırçın, denetimsiz, frensiz, maskeli, gizli gündemli adayının eriyişi ve irtifa kaybı sürerken Cumhur İttifakı yükseldikçe yükselecek, Allah’ın izniyle, İstanbullu kardeşlerimizin takdiriyle Sayın Binali Yıldırım Büyükşehir Belediye Başkanı olacaktır.

    Mücadelemiz ve kararlı duruşumuz sonuna kadar vakarını ve varlığını muhafaza edecektir. 


    İstanbul’un geleceği yabancı başkentlerde, terör örgütlerinin yuvalandıkları ihanet merkezlerinde belirlenemeyecek, buna bizatihi İstanbullular izin vermeyeceklerdir. 

    İstanbul Türkiye’dir, Türk milletinin cevheri, mukaddes emanetidir. Bu emanete gölge düşürülmeyecek, tertemiz ve milli bir irade İstanbul’u inşallah ayağa kaldıracaktır. 

    Türk milleti müsterih olsun ki, Cumhur İttifakı bunu başarmaya muktedirdir.








    4 Ağustos 2020 Salı

    Biz kadına karşı şiddeti önlesin diye imza attık, LGBT lobisi kalkan yaptı

    SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ


    Biz Kurban Bayramı’nı idrak ederken bazılarının çift taraflı istismar üzerinden hükümete, dindar muhafazakâr çevrelere yüklendiğini gördünüz mü?


    Bizler kanı ve eti hiçbir şekilde Allah’a (cc) ulaşmayacağını bildiğimiz ancak “samimiyetimiz”in ve takvamızın O’na ulaşacağını umarak kurban keserken bazılarının İstanbul Sözleşmesi üzerinden kadına yönelik şiddet meselesini istismar ettiğini gördünüz mü?

    Ekranlarda, klavye başında İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılma ihtimalini istismar edenlerin aynı zamanda KADEM’i de istismar torbasının içine atıp çift taraflı ve yüksek düzeyli infial için çaba sarf ettiğini fark ettiniz mi?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir yıldan fazla bir zaman önce İstanbul Sözleşmesi için “Nas değil” demesiyle başlayan süreçte AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş “Gerekli düzenlemeler yapılarak kaldırılabilir” açıklaması yaptı. Böylece tartışmada yeni bir aşamaya geçildiği muhakkak.

    İstanbul Sözleşmesi üzerinden “muhafazakâr kesimin bazı unsurları”nın hükümete yüklendiği malum. Burada iki eleştiri konusu var.

    Birincisi eşcinselliği normalleştirme olarak algılanan sözleşmenin 4’üncü maddesi üzerinden eleştiriler.

    İkincisi, sözleşme ile ilintili olan 6284 sayılı yasanın bazı uygulamalarında “erkeklerin mağdur olduğu” yönündeki eleştiriler.
    Bu eleştirilerin haklılık payı olabilir. Ancak hem sözleşme hem yasa “Kadına karşı şiddeti önlemeye yönelik çabanın” ürünü. Sadece kadına karşı değil, çocuğa, dezavantajlı kesimlere karşı şiddete karşı da düzenlemeler içeriyor. 

    Ne var ki İstanbul Sözleşmesi bazı kesimler tarafından da adeta bir cephe unsuru olarak kullanılıyor. Yani LGBT lobisi başta olmak üzere birtakım marjinal gruplar sözleşmenin bazı maddelerini sonuna kadar istismar ediyor, lobi faaliyetlerine dayanak yapıyorlar.
    Bu arada “ailenin tehlikeye girdiği”ni savunan çevreler hem sözleşmeye hem yasaya karşılar.

    Bunu da anlamak mümkün.
    Ne var ki anlayamadığımız husus, hem sözleşme hem KADEM hem de yasa üzerinden farklı çevrelerin hükümete yönelik eleştirileri.

    LGBT çevreleri, sözleşmeyi lobi faaliyetlerine dayanak yapıyordu. Sözleşmeden çıkılması ihtimali üzerine ortalığı birbirine katmaya başladılar.

    Sözleşmenin bir “nas olmadığı”nı söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan. Kadına karşı şiddeti önlemeye yönelik toplumsal farkındalık için çabalayan bir KADEM.
    Dahası 6284 sayılı yasanın bazı maddelerinin “yanlış uygulandığı” yönündeki hukuki yorumlar.

    Tartışılabilir, konuşulabilir. Ancak istismar edildiği muhakkak.
    İstanbul Sözleşmesi’nden Polonya çekildi. Yakın gelecekte Türkiye’nin de çekilmesi söz konusu. Ancak dev sermaye çevrelerinin bile bir anda sözleşmenin tartışmaya açılması üzerinden muhalefetine şahitlik ediyoruz.

    Peki, soru şu: Aslolan sözleşme mi ya da yasa mı yoksa kadına karşı şiddetin önlenmesi mi?

    Geçtiğimiz gün AK Parti Kadın Kolları Başkanı Selva Çam seri tivitler attı. Özetin özeti şu: “Kaldıralım sözleşmeyi. Kaldırdığımızda göreceğiz ki kadına karşı şiddet bitmeyecek.”
    KADEM Başkanı Saliha Okur da, “Biz sadece hukuki metinlerle şiddet sarmalından kurtulamayız. 

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılabilir. Bu, dünyanın sonu değil. 6284 sayılı yasada düzenlemeler yapılabilir” diyor. KADEM’in tek endişesi, “Algı olarak yasanın uygulanmasında bir ihmal olma ihtimali.”
    İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddetin önlenmesi meselesini uluslararası bağlayıcı bir düzenleme olmakla birlikte Türk aile hayatını tehlikeye düşürme ihtimali olan bir sözleşme olarak da eleştiri konusu.

    Peki, sözleşmeden çıkılırsa ne olur?
    Bence hiçbir şey olmaz. Tek bir şart ile. O da mevcut yasanın açıklarının tadilatı. Yani burada erkeğin de mağduriyetini giderici düzenleme şart. Ve özellikle aile, aile bireylerinin hakları konusu da...

    TÜRGEV Başkanı Fatmanur Altun ise seri tivitler atarak tartışmaya katıldı. Özetin özeti şu: “Esas olan, kadına karşı şiddeti bitirmektir. 

    İstanbul Sözleşmesi bu noktada yetersiz kalmıştır.”
    Biz kadına karşı şiddeti bitirmek için var gücümüzle çalışmalıyız ki sözleşmenin de ötesine geçelim. İstanbul Sözleşmesi her ne kadar kadına karşı şiddeti önlemeyle ilgili olarak kaleme alınmış olsa da zamanla LGBT lobisi tarafından istismar edilmiştir.

    İstanbul Sözleşmesi’ni kalkan yaparak LGBT ideolojisinin dayatılması ise asla kabul edilemez.

    Son iki yıldır özellikle bazı CHP’li belediyelerin LGBT lobiciliğine soyunması da dikkate değer doğrusu.

    Kadına karşı şiddeti önlemenin birinci yolu sanırım insan olmaktır.

    Tartışmaya devam edeceğiz.

    LGBT'li sapkınlar için üstü kapalı teklif! CHP istedi, AK Parti ve MHP reddetti


    CHP’lilerin İBB’de 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü' kurulmasına ilişkin teklifi, AK Parti ve MHP’li meclis üyeleri tarafından reddedildi. AK Partililer, “Burada LGBT savunulmaktadır. CHP yönetiminin aile yapımızı parçalamasına izin vermeyiz” diyerek tepki gösterdi

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) CHP grubunun geçtiğimiz aylarda meclis gündemine taşıdığı 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü'nün kurulmasına ilişkin karar, Hukuk-Sosyal Hizmetler, Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon, Kadın Aile ve Çocuk Komisyonu’na havale edilmişti. Komisyon İBB Mart Ayı 2. Bileşeninde kurulması istenen müdürlükle ilgili kararını açıkladı. Hazırlanan raporda, yeni kurulmak istenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü’nün yönetmeliğinde sayılan görevlerin Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü görev alanında olduğu belirtilerek yeni müdürlük kurulması talebi reddedildi.

    Komisyon raporunda müdürlük kurulmasının reddedilmesi üzerine CHP’li meclis üyeleri kadının toplumdan ayrıştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Bunun üzerine açıklama yapan AK Partili meclis üyeleri, “Toplumsal cinsiyet eşitliği kadınla ilgili bir kavram değildir. Burada bir şey saklanarak kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar. Bu müdürlüğün kurulması LGBT’nin savunulmasıdır. İstanbul’da birkaç defa teşebbüs edilip de LGBT’liler tarafından yapılamayan eylemler oldu. Gökkuşağı renklerine bürünülerek birtakım şeyler yapılmak istendi. Şimdi de belediye eliyle bu işler yapılmaya çalışılıyor” diye tepki gösterdi.


    'İzin vermeyiz'

    CHP’nin kadın haklarının korunmasında samimi olmadığını ifade eden AK Partili üyeler, “Toplumumuz bunu asla kabul etmez. Gelenek ve örfümüzle bağdaşmamaktadır. Toplumumuzdan bunu saklamaya çalışıyorsunuz ancak biz buna müsaade etmeyiz. Taksim’de açılan pankartları biliyoruz. Aileyi yok etme çabalarınızı da çok iyi biliyoruz. Türk aile toplumunu bölme ve parçalamanıza izin vermeyeceğiz” dedi.

    Tecavüzcüsüne ‘tecavüzcüsün” diyemeyen “lâl” olmuş diller


    Senin takımın, benim takımım oluyor. Olsun da. Senin partin, benim partim oluyor. Tabii olan da bu.

    Senin görüşün, benim görüşüm oluyor. Tabii ki olsun da. Ama insanız. İnsani değerler, asgari müşterekler diye bir şey de var. Yoksa yok mu?

    Ahlak diye bir şey var insana ait. Şu dinden, bu dinden olmasına gerek yok bir insanın ahlaklı olması için. Ya da şu milletten, bu milletten olmasına da.

    Ahlakî değerler üç aşağı beş yukarı kadim bütün dinlerde, bütün toplumlarda, milletlerde benzerlik gösterir.

    Ama örselenmiş dünyanın, kuralsızlaşmış yaşamlarında ahlakın bir karşılığı yok artık.

    Daha da kötüsü, ahlaksızlığı kimin yaptığı üzerinden tartışma biçimi…

    Senin ahlaksızın, benim ahlaksızım, senin terbiyesizin benim terbiyesizim ayrımı da yapılmışsa artık…

    Evet burada “tuz kokmuş”tur. Asgari müşterekler tükenmiştir.

    Toplumsal mutabakat, uzlaşma, birlikte yaşama kültürü uçurumun kenarındadır.

    TECAVÜZCÜSÜNÜ KORUYAN AHLAKSIZLAR

    Benim tecavüzcüm, senin tecavüzcün olur mu Allah aşkına?

    Ama oluyor..!

    Son vakayı biliyorsunuz. HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in Mardin Midyat’ta bir kadına tecavüz ettiği iddiası, haberi ne derseniz deyin, rezillik, ahlaksızlık.

    Peki bu rezilliğe ilk tepkiyi vermesi gereken kadın dernekleri, sivil toplum örgütleri nerede?

    Biliyorsunuz olay patlak verdiği andan itibaren HDP çevreleri, CHP çevreleri, sol sivil toplum çevreleri “lâl” olmuş durumda. Sus puslar.

    Geçmişte “Şucu, bucu” ya da “Şu vakıf, bu vakıf” diyerek ve orada yaşanan rezillikleri dillerine dolayıp da bugün lâl olduklarını görünce iki yüzlülükleri ortaya çıktı, yine.

    Bir vakıftaki (ENSAR) bir rezil adamın işlediği cürüm üzerinden tüm vakfı, hatta vakıf üzerinden bütün dindarları “tecavüzcü” ilan edenlerden söz ediyorum.

    O vakıfın mütevellisi o rezil herifin en ağır ceza alması için mahkemede müdahil olmuştu. En ağır cezaya çarptırılması için de sürecin takipçisiydi.

    O haldeyken bile, sosyal medyada her fırsatta o hadise hatırlatılıp tüm inananları “tecavüzcü” ilan eden müptezeller vardı, hala var. CHP’si, HDP’si, sol sivil toplum kuruluşları, koca koca unvanları koca koca isimleri olanlar da o müptezeller gibi davrandı, hala davranıyor.

    Tuma Çelik’in “tecavüz” iddiaları üzerine HDP’den istifa etmesi bile o çevreleri harekete geçiremedi.

    Tecavüzcüye, “Tecavüzcü” diyemediler. Her şeyi ama her şeyi “kötücül” muhalefet için istismar eden, araçsallaştıran bu sorunlu kafa, “benim tecavüzcüme laf söyletmem” edasında.

    Sahi “perdeleme” işinde uzman olan bazı dijital medya merkezleri Tuma Çelik meselesini ört bas etmek için bakalım hangi asparagası patlatacak? Merakla bekliyoruz.


    2 Nisan 2019 Salı

    31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Bitti İşte Sonuçlar

    SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ & UNUTMAYIN TEK GELİR KAYNAĞIMIZ REKLAMLAR & SİTEMİZİ GEZERKEN REKLAMLARA TIKLAYINIZ




    Seçim sonuçları 2019 açıklanıyor - İstanbul'u kim kazandı?31 Mart Yerel Seçim sonuçları 

     

    Türkiye, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için sandıklara giderek tercihlerini yaptı. 

    YSK'nın seçim yasaklarını kaldırması ile beraber gerek televizyon gerekse internet üzerinden 31 Mart 2019 yerel seçim sonucu son dakika ve canlı olarak vatandaşlar tarafından takip edildi. 

    Bu doğrultuda, YSK'nın kesin verileri açıklanana kadar yerel seçim partilerin oy oranları da büyük ölçüde belli oldu. 

    Her yerel seçimde olduğu gibi bunda da Bursa, Ankara, İzmir, Antalya ve İstanbul seçim sonuçları en çok merak edilenler arasında öne çıktı. 

    Peki, İstanbul'u kim, hangi parti kazandı? Haberimizin detaylarından, olarak Ankara, İzmir ve İstanbul seçim sonuçları bilgilerine ulaşabilir anbean son dakika yerel seçim oy oranları takibini gerçekleştirebilirsiniz.

    31 Mart 2019 yerel seçim sonuçları için heyecan dorukta! 

    Pazar sabahı sandıklara giderek oylarını kullanan vatandaşlar, akşam saatlerinden itibaren seçim sonucu ve oy oranları hakkında sorgulamalarına başladı. 

    Dün, YSK yasaklarının 19.15'te son bulması ve yerel seçim sonuçları televizyon ve internette halka duyurulmaya başlaması ile birçok ildeki son durum canlı takip edildi.

    31 MART 2019 YEREL SEÇİM SONUÇLARI


    Bu doğrultuda, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Balıkesir, Trabzon, Muğla, Kayseri ve Diyarbakır gibi Büyükşehirler ile tüm illerin son dakika yerel seçim sonuçları için en doğru adres TDP

    İSTANBUL'U KİM, HANGİ PARTİ KAZANDI?


    Bu seçimde en çok merak edilen il ise hiç şüphesiz İstanbul oldu. Peki, İstanbul'u kim, hangi parti kazandı? 

    Haberimizin detaylarından son dakika yerel seçim sonuçları bilgilerine ulaşabilir, Ankara, İzmir ve İstanbul seçim sonucu canlı takibini yapabilirsiniz.


    İSTANBUL SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA


    ANKARA SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA


     İZMİR SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA


    YEREL SEÇİM SONUÇLARI İÇİN TIKLA (GENEL)


    31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için 32 ilde seçmenler, saat 07.00'den itibaren sandık başına giderken, diğer illerde de oy verme saat 08.00'de başladı. 17:00 itibariyle oy verme işlemi sona erdi.

     KAÇ SEÇMEN OY KULLANDI


    Seçimde, yaklaşık 57 milyon 58 bin 636 seçmen, 194 bin 390 sandıkta oy kullandı

    GÖZLER YSK'DA



    17:00'da sandıkların kapanması ile birlikte gözler seçim sonuçlarına çevrilecek. 

    Daha önceki seçimlerde 19:00 olarak belirlenen seçim yasakları kaldırılma saati YSK kararı ile öne çekilebilir. 

    Bugün konu ile ilgili henüz resmi bir açıklama gelmedi. 

    Yüksek Seçim Kurulu'nun seçim yasağını kaldırdığı saatten itibaren sonuçları Türkiye Diriliş Postası'ndan anbean takip edebilirsiniz.



    *Türkiye geneli belediye seçim sonuçlarına göre



                                                   
    AK Parti:44.31 %     MHP :7.31 %            CHP:30.11 %           İyi Parti: 7.45 %       HDP :4.24 %         Diğer:6.58 %  
                                  


    Haber ve İstatistikler



    01.04.2019 19:30
    Anadolu Ajansı İstanbul'daki Sandıkların Yüzde Yüzünü açıkladı: Ekrem İmamoğlu 23 Bin 945 Oyla Önde

    01.04.2019 13:11
    Anadolu Ajansı verileri güncelledi. Buna göre İstanbul'da Ekrem İmamoğlu yüzde 48,79, Binali Yıldırım ise yüzde 48,51 oranında oy alıyor!

    01.04.2019 11:54
    CHP'den açıklama: Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimini 4 milyon 165 bin oyla kazanmıştır, Binali Yıldırım ise 4 milyon 138 bin oy almıştır!

    01.04.2019 09:16
    Resmi olmayan rakamlara göre Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni AK Parti'nin Adayı Alinur Aktaş kazandı.


    Sandıkların Yüzde Yüzü Açıldı, 30 İl El Değiştirdi! İşte O iller


    Anadolu Ajansı akşam saatlerinde sandıkların yüzde yüzünün açıldığını duyurdu. Kesin olmayan sonuçlara göre 30 il el değiştirdi
    31 Mart yerel seçimlerinde kesinleşen sonuçlara göre birçok ilde belediye başkanlıkları el değiştirdi. Resmi olmayan sonuçlara göreAK Parti en az 14 ilde seçimi kaybetti. Bu illerin büyük çoğunluğu CHP'ye geçerken, bazıları ise MHP'ye geçti.

    AK PARTİ 3 YENİ İL KAZANDI

    AK Parti Kürt seçmenin en yoğun olduğu iller Şırnak, Ağrı, Bitlis'i HDP'den aldı. Bu illere İçişlerş Bakanlığı tarafından kayyum atanmış ve halkın kayyumun hizmetlerinden memnun olduğu belirtiliyordu.

    AK PARTİ 14 ŞEHRİ KAYBETTİ

    AK Parti 14 ilde ise kaybetti. Ak Parti'nin elinde bulunan illerin büyük çoğunluğu CHP'nin eline geçerken, bazıları ise MHP'ye geçti.

    MHP 6 YENİ İL KAZANDI

    Bu seçimin karlı çıkan partilerinden biri şüphesiz MHP oldu. MHP 6 yeni il kazanmış oldu.

    İŞTE EL DEĞİŞTİREN İLLERİN LİSTESİ

    1-İstanbul: AK Parti'den CHP'ye
    2- Antalya: AKP'den CHP'ye
    3- Ankara: AKP'den CHP'ye
    4- Tunceli: BDP'den (HDP) TKP'ye
    5- Ardahan: AK Parti'den CHP'ye
    6- Ağrı: BDP'den (HDP) AK Parti'ye
    7- Bitlis: BDP'den (HDP) AK Parti'ye
    8- Artvin: AK Parti'den CHP'ye
    9- Kars: MHP'den HDP'ye
    10- Bilecik: AK Parti'den CHP'ye
    11- Sinop: AK Parti'den CHP'ye
    12- Bolu: AK Parti'den CHP'ye
    13- Kırşehir: AK Parti'den CHP'ye
    14- Amasya: AK Parti'den MHP'ye
    15- Kastamonu: AK Parti'den MHP'ye
    16- Erzincan: AK Parti'den MHP'ye
    17- Karaman: AK Parti'den MHP'ye
    18- Çankırı: AK Parti'den MHP'ye
    19- Bayburt: AKP'den MHP'ye
    20- Kırklareli: CHP'den bağımsız adaya
    22- Mardin: Bağımsız'dan HDP'ye
    22- Adana: MHP'den CHP'ye
    23- Mersin: MHP'den CHP'ye
    24- Şırnak: BDP'den (HDP) AK Parti'ye
    25- Kayyum atanan Batman, Hakkari, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Van HDP tarafından kazanıldı.



    google-site-verification: google2afd6f3c8ec4d6d7.html